Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Merdan, Mehmet(7)
- Akaryali, Enver(6)
- Gücer, Mehmet Ali(6)
- Komut, Osman(6)
- Akyol, Mehmet(5)
- Evren, Savaş(5)
- Hintistan, Sevilay(5)
- Ozden, Talat(5)
- Saydam Eker, Çiğdem(5)
- Acet, Tuba(4)
- Akinoglu, Bulent G.(4)
- Alemdag, Selcuk(4)
- Aydin, Metin Mutlu(4)
- Bahar, Bilge(4)
- Baltaci, Cemalettin(4)
- Beken, Hıkmet Gülçın(4)
- Kandemir, Raif(4)
- Keyifli, Nazlı(4)
- Kose, Oguz(4)
- Koç, Pinar(4)
- Oktay, Tugrul(4)
- Pasli, Sinan(4)
- Sirat, Abdulveli(4)
- Tatli, Ozgur(4)
- Taşdelen, Birgül(4)
- Ugur, Omer(4)
- Vural, Alaaddin(4)
- Yildiz, Salih(4)
- Yücel, Cem(4)
- Zeybek, Halil İbrahim(4)
- Çelik, Muhammet(4)
- Ürkek, Bayram(4)
- Şahin, Rıdvan(4)
- Akar, Zeynep(3)
- Akpinar, Muhammet Vefa(3)
- Ar, Ilker Murat(3)
- Araz, Onur(3)
- Arslan, Mehmet(3)
- Ashyralyyev, Charyyar(3)
- Aydin, Faruk(3)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Ayrık zamanlı duyarlı diyabet komplikasyon modelinin deterministik ve rastgele analizi
Şeyma Şişman
Bu çalışmada, diyabet hastalığının matematiksel modeli (DC) ele alınmaktadır. Bu modelde (D) insanları komplike olmayan, (C) ise karmaşık diyabetliler olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Bunun yanı sıra diyabet, genetik ve çevresel faktörlerin neden olduğu bilinen bir hastalıktır ve bu faktör doğumdaki genetik bozukluğun ana nedenlerden bir tanesidir. Bu her iki faktör göz önünde bulundurarak, diyabet komplikasyonu (DC) modelinden duyarlı diyabet komplikasyonu olan (SDC) modeli geliştirilmektedir. Bu modelde, doğrusal olmayan bir diferansiyel denklem sistemi duyarlı diyabet komplikasyonu (SDC) modeli ayrık zamanlı bir denklem sistemine dönüştürülmektedir. Model çözümlerinin pozitifliği ve sınırlılığı incelenmiştir. temel artış sayısı hesaplanmaktadır. Eğer R_0<1 ise doğumda genetik bozukluğun olmadığı durum için global asimptotik olarak kararlı bir dengeye sahiptir ve R_0>1 için ise sistem kararsız bir dengeye sahip olur. Buna ilaveten ayrık modelin rastgele davranışları için Düzgün, Binom, Geometrik, Hipergeometrik ve Poisson gibi kesikli zamanlı olasılık dağılımları kullanılarak incelendi. Ayrıca stokastik etki sonucunda elde edilen modelin sonuçları yorumlanmıştı. Anahtar Kelimeler: Denge noktaları, Duyarlı diyabet komplikasyon modeli, Global kararlılık, Kesikli zamanlı olasılık dağılımları
- Doktora TeziAçık Erişim2020Karadeniz bölgesinde yetişen mısırların (Zea mays L.) koçanından aktif karbon üretimi, karakterizasyonu ve atık sulardan çeşitli kirleticilerin uzaklaştırılmasında kullanımının incelenmesi
Pınar Bozbeyoğlu
Dünyada birçok gıda ve tarım işletmelerinde üretimden sonra bol miktarda atık yan ürün ortaya çıkmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu atıkların birçoğu geri dönüşüm prosesleriyle ekonomiye geri kazandırılırken Türkiye'de henüz bu çalışmalar endüstriyel boyuta ulaşamamıştır. Bu çalışmada, tarımsal faaliyetler sonucunda atık bir yan ürün olarak ortaya çıkan mısır (Zea mays L.) koçanlarından kimyasal aktivasyonla dört farklı aktif karbon üretilmiş, çeşitli analitik parametrelerle karakterize edildikten sonra sulu çözeltiden adsorpsiyon performansı bazı kirletici türler üzerinde test edilmiştir. Mısır koçanlarından aktif karbon üreterek bu tür tarımsal atıkların yeniden ekonomiye geri kazandırılmasını planlamak, alternatif bir biyoteknolojik atık değerlendirme prosesi olarak düşünülebilir. K2CO3 aktivasyonu ile mikro gözenek yapılı (AK-PK), H3BO3 aktivasyonu ile mikro-mezogözenek yapılı (AK-BA), H3PO4 aktivasyonu ile mezogözenek yapılı (AK-FA) ve H2SO4 aktivasyonu ile gelişmiş yüzey yapılı (AK-SA) dört farklı karakterde aktif karbon elde edildi. Karakterizasyon analizlerinden uçucu madde miktarı, sabit karbon miktarı, nem miktarı, kül miktarı tayini, pH–pHpzc ve yüzey asidik fonksiyonel grupların tayini (Boehm titrasyonu) elementel analiz (C, H, N, S ve O tayinleri), iyot ve metilen mavisi sayılarının tayini, BET yüzey alanı, SEM analizleri, mikro-mezogözenek alanları, gözenek hacim ve dağılımları, FT-IR analizleri gibi analizler gerçekleştirildi. 959.8 m2/g ile en yüksek BET yüzey alanına AK-FA'nın sahip olduğu belirlendi. AK-PK'nın BET yüzey alanı 671.7 m2/g ve AK-BA'nın ise 598.6 m2/g olduğu belirlenmiştir. Aktif karbonların sulu çözeltiden adsorpsiyon performansları için inorganik kirleticiler olarak Cu, Pb, Cd ve Cr metalleri, organik kirleticiler olarak metilen mavisi, Remazol Brillant Blue, Rhodamine 6G, Phenol Red ve Indigo Carmine boyar maddeleri ile fenol seçilmiştir. Sulu çözeltiden boyar madde adsorpsiyon sonuçlarına göre en yüksek kapasiteye AK-FA'nın ve metal iyonlarının adsorpsiyon sonuçlarına göre ise en yüksek kapasiteye AK-SA'nın sahip olduğu belirlendi. Fenol adsorpsiyon kapasitesi en yüksek aktif karbonun ise 205.2 mg/g ile AK-PK olduğu bulundu. Elde edilen adsorpsiyon testlerinden aktif karbonların sulu çözeltiden kirletici türleri yüksek performansla uzaklaştırdığı tespit edildi. Bu çalışma sayesinde, ekonomik değeri olmayan mısır koçanlarından aktif karbon üreterek onların ekonomik bir değer kazanması sağlanmış ve ilaveten atıkların çevre kirliliğine yol açma ihtimalleri de ortadan kaldırılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Doktor ve siyasetçi olarak Kemalettin Aydın
Oğuzhan Tunç
Türkiye'de hem siyaset hem de tıp alanında önemli bir yere sahip olan Prof. Dr. Kemalettin Aydın'ın yaşamı bu tez çalışmasında biyografik anlamda ele alınmıştır. Bu araştırmada Aydın'ın siyasi kariyeriyle birlikte ulusal ve yerel siyasetle olan ilişkisi de incelenmiştir. Yapılan çalışma süresince Kemalettin Aydın ile mülakatlar yapılmış ve Aydın'ın şahsi arşivinden de faydalanılmıştır. Bu tezde Kemalettin Aydın'ın yaşamı siyaset öncesi, siyaset dönemi ve siyaset sonrası olmak üzere üç kısıma ayrılarak örnek bir profil çıkarılmıştır. İlk önce kavramsal olarak siyaset kavramı ele alınmış sonrasında Kemalettin Aydın'ın doğumu, çocukluğu ve gençliğinden kısaca bahsedilmiş olup Aydın'ın bir doktor ve politikacı olarak Türk siyasetindeki yerine değinilerek çalışma tamamlanmıştır. 2020 yılı başında bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsü de Kemalettin Aydın'ın Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı olması hasebiyle ve virüsle ilgili sıklıkla açıklamalar yaparak topluma katkı sağladığı için ayrı bir başlık altında incelenmiştir. Bütün bu araştırmaların sonucunda siyasetçilerin toplumsal ilişkilerdeki başarısının oluşturduğu sosyo-ekonomik etkiler nelerdir? sorusuna Kemalettin Aydın'ın şahsında cevap verilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: AK Parti, Doktor, Gümüşhane, Kemalettin Aydın, Siyaset
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Medya ve tüketim ilişkisi
Melike Çelikkıran
Günümüzde medya iletişim araçları, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olmanın yanı sıra geniş topluluklara etkin bir şekilde ulaşmayı sağlayan birer vasıtadır. Medya platformları, varlıklarını sürdürebilmek adına bireylerin dikkatini daha çok kendilerine çekebilecek nitelikte içerikler sunarak izlenme ve takip oranını artırmak amacındadır. Bu doğrultuda çoğunlukla olumsuz duygulara hitaben içeriklerinin; insanlara ne yönde ve nasıl etki edeceği, kişilerin bu süreçte bilincinde olmadan tercih ettiği davranış mekanizmalarının ortaya çıkaracağı sonuçların neler olacağı araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmada, medyadaki olumsuz içeriklerin yol açtığı demoralizasyon ile bağlantılı olarak tüketicinin yüksek acıdan kaçınma ve reklama yönelik olumlu tutum davranışları göstereceği; bu bağlantı mekanizmasının sonucunda da dürtüsel tüketimde bulunacağı tespit edilmek istenmektedir. Çoğunlukla plansız ve belli bir uyarıcıya bağlı olarak gerçekleşen dürtüsel tüketim davranışının öncüllerini ortaya koymak amacıyla araştırma modeli geliştirilmiştir. Bu model demoralizasyon, acıdan kaçınma ve olumlu reklam tutumu değişkenlerinin; medyadaki olumsuz içerik ile dürtüsel tüketim arasındaki ilişkinin doğasını açıklayan, her birinin diğerine neden olduğu olgular zincirinden kaynaklı bir "dolaylı etki" varsayımına dayanmaktadır. Araştırmanın verileri Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yaşayan farklı demografik özelliklere sahip 279 katılımcıdan anket yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizlerinde IBM SPSS 21, PROCESS eklentisi ve AMOS 20 paket programları kullanılmıştır. Çalışmada yer alan ölçeklerin güvenilirlik analizleri yapılmış, yapısal geçerliliklerini ölçmek amacıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Değişkenlerin birbirleri arasında olan ilişkilerini görebilmek için korelasyon analizi yapılmıştır. Hipotezler, yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak test edilmiştir. Çalışmada yer alan hipotezlerin testi regresyon analizi uygulanarak desteklenmiştir. Araştırmanın bulguları, medyada yer alan olumsuz içeriklerin kişide kaygı ve strese yol açması nedeniyle demoralizasyona sebep olacağını, meydana gelen demoralizasyonun acıdan kaçınma davranışını artıracağını, acıdan kaçınma davranışının reklama yönelik olumlu tutumu artıracağını ve reklama yönelik olumlu tutumunda dürtüsel tüketimi ortaya çıkaracağı bir dolaylı (indirect) etki mekanizmasına kanıt sağlamaktadır. Yani dürtüsel tüketimin doğrudan medyadaki olumsuz içerikten daha ziyade, dolaylı olarak medyadaki olumsuz içeriklerin neden olduğu demoralizasyon, demoralizasyonun yol açtığı acıdan kaçınma davranışı ve acıdan kaçınma davranışının sebep olduğu olumlu reklam tutumundaki artıştan kaynaklandığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Et işleme tesisinde gıda güvenliği yönetim sisteminin(ISO 22000) uygulanması
Adem Bülbül
Bu tez çalışmasında, Trabzon ili Akçaabat ilçesi Şinik Organize Sanayi bölgesinde bulunan Akçasaray Et İşleme tesisinde gıda güvenliği yönetim sistemi (ISO 22000) planlanmış ve uygulanmıştır. Uygulanan bu sistemde (ISO 22000) fabrikadaki görev tanımları, prosedürleri, planları, talimatları oluşturulup gerekli departmanlar kurulmuştur. Tehlike Analizi (kimyasal, biyolojik ve fiziksel) önlemleri hem ürünlerde hem de fabrikanın içinde ve dışında belirlenmiştir. Risk analizi yapılmış ve HACCP planı oluşturulurken 7 ilkeye uyulmuştur. Şoklu ürün üretim aşamaları için, karar ağacı yöntemi yardımı ile 3 farklı Kritik Kontrol Noktası (KKN) ve bu KKN`nin Kritik Sınırları belirlenmiştir. Bu KKN noktalarından; Kargas et depolama aşamasının 0-4C olarak muhafazası, metal detektörle ürünlerde demir (Fe), demir olmayan (Non-Fe) ve paslanmaz çelik (Sus304) gibi kitlerle doğrulama yapılması, şoklamanın 12 saatte -40C olarak uygulanması ve şoklanmış ürünün -18C depolanması gerektiği belirlenmiştir. Kritik Kontrol Noktalarının İzleme Sistemi, Düzeltici Faaliyet Sistemi, Doğrulama Sistemi ile Kayıt ve Dokümantasyon Sistemi oluşturulmuştur. Et işleme tesisleri, aralarındaki rekabetin artmasıyla birlikte et üretiminin daha kaliteli ve güvenli yapılması için verdikleri hizmetleri bir sisteme ve standarda göre yapmaya çalışmaktadırlar. Fabrika sahiplerinin, günümüz tüketicilerinin bilinçli ve seçici olan isteklerini karşılamak için et alımı aşamasından işleme, paketleme ve satış noktalarına ulaşıncaya kadarki süreçte kalite ve gıda güvenliğini ön planda tuttukları görülmüştür. Bu çalışmada et işleme tesisinde gıda güvenliği konusunda bazı sorunların olduğu görülmüş, bunların çözümü için işletme yönetimi ISO 22000 sertifikası gerekliliklerini uygulamaya koymuştur. Araştırma sonucunda, çalışma yapılan fabrikanın ISO 22000 standartlarının uygulanması konusunda başarı sağlanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda gerekli kaynakları yaratarak (üretim alanı, depolar, mutfak alanı, eğitim, personel vb.) ihtiyaç duyulan yapının kurulduğu takdirde ISO sistemlerinin uygulanabilirliği ortaya koyulmuş, ürün kalitesine değer katılmış ve üretim miktarında artış sağlamıştır. Yapılan çalışma sonucunda Akçasaray Et İşleme Tesisi ISO 22000 sertifikasının gerekliliklerini yerine getirerek sertifika almaya hak kazanmıştır. Çalışmanın Türkiye'de kurulmuş ya da kurulacak olan et işleme tesislerine ISO 22000 sertifikasının uygulanabilirliği açısından yol göstereceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Et işleme tesisi, Güvenli Gıda, ISO 22000, Kalite
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Seydişehrî'nin Kitâb-ı Nikâh ve Talâk adlı eserinin Hukûk-ı Âile Kararnâmesi ile mukayesesi
Resul Demirtaş
Osmanlı Devleti, Tanzimat ile birlikte birtakım kanunlaştırma çalışmalarına girişmiştir. Bunlardan biri de 25 Ekim 1917 tarihli Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'dir. Kararnâme bir buçuk yıl gibi kısa bir süre yürürlükte kalmasına rağmen geniş yankı uyandırmıştır. Kararnâme bir komisyon tarafından hazırlanmış ve komisyon başkanlığını Mahmud Esad Seydişehrî yapmıştır. Bu çalışmada; medrese eğitimin yanında mektepli kuşağın ilk mensuplarından olan Seydişehrî'nin Kitâb-ı Nikâh ve Talâk isimli eseri ile bu eserden yaklaşık on yıl sonra hazırlanan Hukûk-ı Âile Kararnâmesi mukayese edilmiştir. Tez giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında ilk olarak Kitâb-ı Nikâh ve Talâk isimli eserden ve yazarı Mahmud Esad Seydişehrî'nin hayatından bahsedilmiştir. İkinci olarak Hukûk-ı Âile Kararnâmesi hakkında genel malumat verilmiş, Kararnâme'nin hazırlanması için oluşturulan komisyon üyeleri ve komisyon üyelerine yöneltilen eleştiriler belirtilmiş daha sonra Kararnâme'nin hazırlanmasında etkili olan düşünceler ifade edilmiştir. Birinci bölümde Kitâb-ı Nikâh ve Talâk ile Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'nin ele aldıkları konular ve bunları işleyiş tarzları hakkında bilgi verilmiştir. Kitâb-ı Nikâh ve Talâk, meseleleri klasik Hanefî füru kitaplarına göre ele almış, çoğunlukla Hanefî mezhebinin dışında görüş nakletmemiştir. Seydişehrî, bazı güncel konularda kısaca kendi görüşlerini bildirmiştir. İkinci bölümde bu iki eserin içerdiği hükümlerin karşılaştırması yapılmıştır. Mahmud Esad Seydişehrî, Kitâb-ı Nikâh ve Talâk'ta Hanefî mezhebine uymayan bir görüş belirtmediği için daha çok Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'nde geçen ve Hanefî mezhebine uymayan görüşler, Kararnâme'nin Esbâb-ı Mûcibe Lâyihası dikkate alınarak incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Tek değerli neutrosophic kümelerde bilgi ölçülerinin optimizasyonu tabanlı genişletilmiş TOPSIS metodu
Fuat Aslan
Neutrosophic kümeler bulanık kümelerin genel bir formu olup son zamanlarda karar verme problemlerinde sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada öncelikle neutrosophic kümeler arasında yeni bir izdüşüm ölçüsü, fark ölçüsü ve olasılık ölçüsü tanımlanarak bu ölçülerin bazı genel özellikleri incelenmiştir. Daha sonra klasik TOPSIS metodu neutrosophic evrene genişletilerek, tanımlanan bilgi ölçüleri tabanlı genişletilmiş bir TOPSIS metodu inşa edilmiştir ve geliştirilen TOPSIS metodu ile çok kriterli bir karar verme (ÇKKV) ile dünyamızı etkisi altına alan COVID-19 salgınından korunma yöntemi olarak kabul görmüş maskelerin en uygun olanı belirleme problemi çözülmüştür. Son olarak ise, tanımlanan yeni bilgi ölçülerinin ve geliştirilen TOPSIS metodunun sonuçları değerlendirilerek yorumlanmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Yağlı tohum saklama deposu yer seçimi model önerisi: Türkiye örneği
Ramazan Eyüp Gergin
Artan dünya nüfusuna paralel olarak ülkelerin beslenme ihtiyaçları her geçen gün daha da önem arz etmektedir. Günümüzde beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir yer tutan tarım sektörü, canlıların beslenme ihtiyacını karşılamanın yanı sıra birçok sanayi kolunun işlevlerini gerçekleştirmek için sağladığı hammaddenin de ana kaynağını oluşturmaktadır. Özellikle Türkiye'nin tarımsal ürünlerinde önemli bir yere sahip olan ve neredeyse ülkenin tamamında yetiştiriciliği yapılan, canlıların beslenmesinde ve birçok sektör için hayati öneme sahip olan yağlı tohumlarla ilgili çalışmaların arttırılması büyük önem arz etmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı, yağlı tohumların saklanabileceği potansiyel depo yerlerinin belirlenmesine yönelik bir model önerisi sunmaktır. Bu noktada çalışmada dört aşamalı bir model tasarlanmıştır. Birinci aşama bütünleşik AHP-TOPSIS yöntemi ile Türkiye'nin her bir bölgesinde Delphi tekniği ile belirlenen kriterler ekseninde yağlı tohum saklama potansiyeli en yüksek olan illerin belirlenmesidir. İkinci aşama mevcut durumda Türkiye için en doğru depo sayısı ve yerlerinin P-Medyan yöntemiyle tespit edilmesidir. Üçüncü aşama iseönerilen modelin belirlenen amaca ve problemin yapısına uygunluğunun testedilebilmesi adına Panel Veri Analiziyleyağlı tohum ürünleri üretim miktarlarının belirlenmesi için bir tahmin gerçekleştirilmesidir. Ayrıca, bu tahmini yapmak ve test etmek için 2030 yılı yağlı tohum saklama deposu yer ve sayısının belirlenmesine dair bir örnek vaka gerçekleştirilmiştir. Son aşamada ise gerçekleştirilen durum senaryolarının maliyet analizi yapılmıştır. Elde edilen genel sonuçlara göre Türkiye'de mevcut durumda en uygun yağlı tohum saklama deposu sayısı dört, bu depoların kurulacağı iller ise Adana,Samsun, Şanlıurfa ve Tekirdağ olarak belirlenmiş,2030 yılı durumunda belirlenen en uygun depo sayısı dört ve depoların kurulacağı iller ise Konya, Samsun, Şanlıurfa ve Tekirdağ olarak tespit edilmiştir. Mevcut durumda dört depo kurulması durumunda toplam maliyet 28.078.347,25 $, 2030 yılı durumunda dört depo kurulması durumunda ise toplam maliyet 32.577.991,29 $ olarak hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Manas Destanında kadın algısı
Sefa Nas
Destanlar, içerisinde barındırdığı yüzyıllardır süre gelen gelenek ve görenekleri aktarmasından dolayısı bir toplumun anlaşılmasında oldukça önemlidir. Uzun bir sözlü aktarım döneminden sonra yazıya geçirilen destanların oluşum sürecinde en önemli unsur, o destana konu olacak bir olayın meydana gelmiş olmasıdır. Türkler oluşturmuş olduğu yüksek medeniyet ve kültür nedeniyle destan açısından zengin bir millettir. Türk destanları genel olarak İslamiyet öncesi destanlar ve İslami dönem destanlar olarak sınıflandırılmıştır. Kırgız Türklerinin, Manas Destanı ile Türk kültürüne büyük katkıları olmuştur. Kırgızlar en eski Türk boylarından birini teşkil etmeleri nedeniyle Türk siyasi, sosyal ve kültürel hayatı hakkında bilgi sahibi olmamıza olanak sağlamışlardır. İslamiyet öncesi dönemde Türk kadınlarının sosyal ve siyasi hayatta oldukça aktif ve etkili olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu dönemde kadınların aile idaresinde ve devlet yönetiminde söz sahibi oldukları anlaşılmaktadır. İslamiyetin etkisiyle bu durum kültür açısından bazı değişikliklere uğramış olsa da devam etmiştir. Bu durumun en açıklayıcı örneği Kırgız Türkleridir. Manas Destanı incelendiğinde Kırgızların kadına vermiş olduğu önem ortaya çıkmaktadır. Manas Destanı içerisinde kadınlar sadece çocuk doğurmak ve onlarla ilgilenmekle sınırlandırılmamıştır. Onların toplum hayatının her alanında yer aldıkları görülmektedir. Kadınların sosyal hayatın dışında ata binip ok kullandıkları, gerektiğinde yurtlarını korumak için çarpışmaya girdikleri ve bunun için lazım olan silah kullanma becerisine sahip oldukları tespit edilmiştir. Manas Destanı'ndaki kadın tiplerinden Türk kültüründe kadına verilen değerin Kırgız Türklerinde de var olduğu anlaşılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20202. Meşrutiyet Döneminde İslamcılık ve Said Nursi
Muhsin İnal
2. Meşrutiyet dönemi, fikri ve ideolojik üretimin yoğun olduğu bir dönemdir. Günümüz siyasi düşünce birikiminin, ideolojik akımlarının temellerinin o dönemde atıldığı ileri sürülebilir. Devleti koruma, vatanı kurtarma, başka bir ifadeyle beka kaygısı, bu akımların temel ortak noktasıydı. Her bir akım, mevcut gidişatı tersyüz edecek bir çözüm arayışı içerisindeydi. İslamcılık, dönemin akımlarının içerisinde önemli bir yere sahipti. İslamcılar da, diğer düşünce akımlarında ( Batıcılık, Türkçülük, Osmanlıcılık, Liberalizm, Sosyalizm) olduğu gibi yayın organları etrafında toplanmışlardı. Sıratımüstakim, Sebilürreşad, İslam Mecmuası, Tasavvuf, Volkan Gazetesi gibi gazete ve dergilerde fikirlerini ortaya koymuşlardı. 2. Meşrutiyet dönemi İslamcılık ekolünün öncü isimlerinden biri, Said Nursi'ydi. Nursi tek yönlü bir İslamcı değildi. İslamcılığın her iki boyutunu (sivil İslamcılık-siyasal İslamcılık) barındıran bütüncül bir İslamcılık anlayışına sahipti. İslam dünyasının ve Osmanlının geri kalmışlığı, eğitim sorunu, Batılılaşma sorunsalı, otoriterleşme, İslami yenilenme, Nursi'nin üzerinde durduğu temel konulardı. Nursi, savunduğu fikirlerin kabul görmesi için sadece entelektüel/teorik bir çaba göstermedi. Gerektiğinde bu fikirlerin pratiğe aktarılması için siyasi ve sosyal faaliyetler içerisinde bulunmaktan geri durmamıştır. Bu çerçevede, 2. Meşrutiyetin ilanı sürecinde, 1. Dünya Savaşı'nda, Milli Mücadele döneminde aktif bir pozisyon üstlenen Nursi, İttihad-ı Muhammediye Cemiyeti, Yeşilay Cemiyeti, Dârü'l-Hikmeti'l İslamiye gibi kuruluşlarda da faaliyette bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Fikir Akımları, Said Nursi, Siyasal-Sivil İslam, İstibdad
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Yoğurt ve ayranda karboksimetil selülozun (CMC) kalitatif ve kantitatif tayini için analiz metotları geliştirilmesi ve metot validasyonu
Gülşen Ergüney
Karboksimetil selüloz (CMC), doğal selülozun kimyasal modifikasyonu ile elde edilen bir selüloz türevidir. CMC, genellikle organik bir ortam içinde monokloroasetat ya da bunun sodyum tuzu ile bir alkali selülozun reaksiyonu yoluyla hazırlanır. Karboksimetil selüloz ya da sodyum karboksimetil selüloz gıdalara genel olarak kıvam arttırıcı olarak ilave edilen, beyaz sarımsı renkte, lifli yapıda, bir katkı maddesidir. Gıda sanayiinde geniş kullanım yeri bulmasına karşın, CMC'nin yoğurt, ayran, v.b. bazı süt ürünlerde kullanımı yasaktır. Fakat bazı üreticiler tarafından kıvam artırmak amacıyla özellikle yoğurtta ve ayran da kullanılmaktadır. Yapılan bu çalışmada CMC içeren yoğurt ve ayran ürünleri üretildi. Bu ürünlerden önce CMC' nin izolasyon çalışmaları yapıldı. CMC ve kazein proteinleri arasında pH 6.70 civarında etkileşimin olması özelliğinden faydalanılarak CuSO4 ile çöktürme yapıldı. CMC'nin 𝐶𝑢++ ile çöktürülmesi burada spesifik olaydır. Fenol ve H2SO4 ile muamele edilerek spektrofotometrede 490 nm'de maksimum absorbans elde edildi. Ayrıca FI-TR cihazı ile kör ve CMC ilaveli numunelerin spektrumları da karşılaştırıldı. Kalitatif analiz için de LOQ seviyesinde pozitif ve negatif çalışmalar yapıldı. Saf olarak elde edilen CMC tespiti için spektrofotometrik yöntem ile FTIR spektrofotometre kullanılarak bu metotların kalitatif ve kantitatif validasyon ve ölçüm belirsizlikleri çalışmaları yapıldı. Kantitatif çalışmada spektrofotometre cihazı kullanıldı ve LOD, LOQ, tekarlanabilirlik, tekrarüretilebilirlik, geri alma, doğruluk çalışmaları yapıldı. Yoğurt numunesi için LOD değeri % 0.03 , LOQ değeri ise % 0.10 olarak ve ayran numunesi için LOD değeri % 0.03 , LOQ değeri % 0.11 olarak tespit edildi. Yoğurt numunesinde % 0.50 CMC içeren çalışmada geri alma oranı ortalama % 99.72 ±2.07 ve % 1.00 CMC içeren çalışmada geri alma oranı ortalama % 100.71 ± 1.88 olarak bulundu. Ayran numunesinde % 0.50 CMC içeren çalışmada geri alma oranı ortalama % 99.05±2.11 ve % 1.00 CMC içeren çalışmada geri alma oranı ortalama % 99.57 ±0.94 olarak bulundu. %95 güven aralığında (k=2) genişletilmiş belirsizlik ± Ux % 9.00 (0.09) olarak hesaplandı. Kalitatif çalışmalarda hem spektrofotometre hem de FTIR spektrofotometre cihazlarında analiz yapıldı. Hassasiyet, Doğruluk, Yanlış Negatif Oranı, Özgüllük, Yanlış Pozitif Oranı, LOD, Gözlenen ve Beklenen Sonuçların Uyumu ve Sağlamlık parametreleri çalışıldı. Ayran ve yoğurt numuneleri için; hassasiyet parametresi %100 , doğruluk parametresi % 100 , yanlış negatif oranları % 0 , özgüllük oranı % 100 ve yanlış pozitif oranı % 0 olarak bulunmuştur. Tüm bu çalışmalar sonucunda elde edilen veriler değerlendirilerek bilimsel bir metin haline getirilecektir.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Afetler için yaygın savunmasızlık ve yerel afet endeksleri hesaplanması: Türkiye illeri örneği
Ünal Yaprak
Çalışmanın amacı ülkemiz illerinin afetler kapsamında savunmasızlık ve afetsellik endekslerini elde ederek, bu illerin karşılaşabilecekleri afetlere karşı mevcut durumlarını ve eksiklerini ortaya koyarak karar vericilere yol göstermektir. YAE (Yeral Afet Endeksi) yönüyle, 1995-2016 dönemi genel ortalama endeks değerlerine göre, en yüksek ortalamalı ilk beş ilimiz Erzurum (0,38), Afyon (0,38), Ağrı (0,33), İstanbul (0,30) ve Van (0,25) şeklindedir. YAE için son dönem olan 2011-2016 dönemine bakıldığında ise ilk beş ilimizin Erzurum (0,75), Ankara (0,63), Trabzon (0,58), Van (0,54) ve Muş (0,51) olduğu görülmektedir. YSE (Yaygın Savunmasızlık Endeksi) yönüyle 2000-2017 dönemi genel ortalama endeks değerleri incelendiğinde ise en yüksek endeks değerli ilk beş ilimizin Şırnak (0,54), Hakkâri (0,53), Şanlıurfa (0,52), Ağrı (0,52) ve Muş (0,52) şeklinde olduğu dikkat çekmektedir. Yine YSE için son dönem olan 2015-2017 dönemleri YSE değerlerine bakıldığında, en yüksek endeks ortalamalı ilk beş ilin Şanlıurfa (0,55), Şırnak (0,54), Mardin (0,50), Diyarbakır (0,50) ve Batman (0,50) olduğu görülmektedir. Bunun yanında son dönem için illerimizin % 40,74'ü yüksek savunmasızlık kategorisinde bulunurken % 59,26'sı orta endeks kategorisinde yer almaktadır. Dolayısıyla düşük endeks kategorisinde hiçbir ilimizin bulunmaması dikkat çekmektedir. Çalışma sonuçlarına göre, uluslararası alanda ülkemizin savunmasızlık yönüyle istenilen düzeyde olmadığı görülürken, ulusal alanda ise bilhassa ekonomik ve sosyal yönden az gelişmiş bazı bölgelerin afetlere ve tehlikelere karşı daha savunmasız ve riskli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu bölgelerin, karşılaşılacak bir afette tekrar kalkınması daha zor ve uzun bir süreç olacaktır. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Risk, Risk Analizi, Savunmasızlık, Endeks
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Necmettin Erbakan ve George Armstrong'a göre Ortadoğu'daki çatışmalarda siyonizmin rolü
Faruk Kaynak
Ortadoğu çatışmaların temel nedeni irdelemeye çalıştığımız iş bu tezimizde; Necmettin Erbakan'ın davam isimli kitabı ve George Armstrong'un Rothschild ailesinin dünyadaki muazzam sermayelerini ve bu sermayelerini siyonizmin hizmetine ne şekilde sundukları izah edilmeye çalışılmıştır. Siyonizmin, ortadoğuda büyük İsrail devleti kurmak daha geniş amacı ise dünya'yı ele geçirmek, aslında fiziki olarak dünya'yı ele geçirmek amacı değil fikir olarak, beyin olarak tüm dünyadaki devletlere ve insanlara istediklerini yaptırmak ki içinde bulunduğumuz zaman itibari ile bunu büyük ölçüde başarmış durumdalar. Bu çalışmamızda dünyada gelişen olaylarda siyonizmin etkisi anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çatışma, George Armstrong, Necmettin Erbakan, Ortadoğu, Siyonizm
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Enfâl-Tevbe sûrelerindeki Kırâat-ı Aşere farklılıkları ve bunların anlama etkisi
Ahmet Bayraktar
Bu çalışma, Enfâl ve Tevbe sûrelerindeki kırâat-ı aşere farklılıklarını ve bunların anlama etkisini ele almıştır. Çalışma, iki bölümden oluşturulmuştur. Birinci bölümde önce kırâat ilmiyle ilgili temel bilgilere yer verilmiştir. Bu anlamda kırâat ilminin tarihsel gelişimi, kırâat imamları, kırâat çeşitleri ve yedi harf meselesinin kırâat farklılıkları ile bağlantısı gibi konular izah edilmiştir. Ardından Enfâl ve Tevbe sûreleri hakkında tanıtıcı bilgiler verilmiş ve bu sûrelerinin birbiriyle bağlantısına temas edilmiştir. Birinci bölümde çoğunlukla bu iki sûredeki kırâat farklılıkları incelenmiştir. Bu etütte kırâat farklılıkları sarf, nahiv ve fonetik farklılıklar gibi çeşitli başlıklar altında ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde kırâat farklılıklarının fıkıh ve tefsir ile olan münasebetine temas edilmiştir. Sonrasında Enfâl ve Tevbe sûrelerindeki kırâat ihtilaflarının anlama etki ve katkısı araştırılmıştır. Bu bağlamda kırâat farklılıklarının bir kısmının anlama etki etmediği, bir kısmının ise anlama etki ettiği ve katkı sunduğu tespit edilmiştir. Bu farklılıkların anlama etkisi ele alınırken ayetleri çeşitli yönlerden inceleyen kırâat, tefsir ve dil bilimi alanındaki eserlerden istifade edilmiştir. Yapılan tespitler ilgili başlıklarla sunulmuştur. Sonuç kısmında değerlendirmeler dile getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Enfâl, Tevbe, Kırâat, Kırâat Farklılıkları, Anlam
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Basitleştirilmiş neutrosophic kümeler ve zaman serileri
Esra Öztürk Dikici
Bu tezde neutrosophic zaman serilerine dayalı olarak bir neutrosophic tahmin yaklaşımı ortaya konulmuştur. Verilerin üyelik, belirsizlik ve non-üyelik değerleri bulunarak neutrosophic zaman serisi verilerine dönüştürülmüştür. Daha sonra neutrosophic mantıksal ilişkiler ve neutrosophic mantıksal ilişki grupları oluşturulmuştur ve durulaştırma işlemi ile tahmin değerleri belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Aralık değerli neutrosophic kümelerde benzerlik ölçüsü ve çok kriterli karar verme problemlerine uygulamaları
İbrahim Arslan
Son zamanlarda neutrosophic kümeler arasındaki benzerlik ölçüsü ile ilgili bazı yöntemler sunulmasına rağmen, aralık değerli neutrosophic kümelerin benzerlik ölçüsü hakkında çalışma sayısı oldukça azdır. Literatürde var olan benzerlik ölçüleri hala belirsiz olan çok kriterli karar verme problemlerinin çözümünde yeterli değildir. Dolayısıyla bu çalışmada, literatüre yeni bir benzerlik ölçüsü kazandırılarak bu ölçü tabanlı ve daha kullanışlı karar verme yöntemleri amaçlanmaktadır. Daha genel bir deyişle literatürde var olan benzerlik ölçülerinin eksik yanları tespit edilmiş olup, aralık değerli neutrosophic küme tabanlı yeni bir benzerlik ölçüsü tanımlanmıştır. Yeni tanımlanan benzerlik ölçüsü var olan benzerlik ölçüleri ile karşılaştırılarak yeni ölçünün üstün olduğu durumlar belirlenmiştir. Çalışmanın bir sonucu olarak, tanımlanan benzerlik ölçüsü öncelikle, benzerlik ölçüsü tabanlı bir karar verme yöntemine sonra ise çok kriterli karar verme yöntemlerinden MABAC yöntemine uygulanarak iki model inşa edilmiştir. Bir karar verme problemi çözülerek sonuçlar diğer benzerlik ölçüleri ile karşılaştırılmış ve yorumlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Kadın milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki faaliyetleri (1946-1960)
Ayşe Gümüştekin
Türk kadını, demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olan siyasal temsil hakkına, dünyada demokratik rejimle yönetilen pek çok devletten önce erişme fırsatına erişmiş, 1935 yılından itibaren kadın milletvekilleri TBMM'de görev almıştır. Demokrasinin vazgeçilmez diğer bir unsuru da çok sesliliktir. Türkiye'de çok partili hayata geçişin başlangıcı olarak kabul edilen 1946 yılından 1960 ihtilaline kadar geçen 14 yıllık dönem; Türk siyasal hayatı için oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu döneme ilişkin günümüze değin onlarca kitap, tez ve makale yazılmış ayrıca çok sayıda sempozyum ve kongre düzenlenmiştir. İşte bahse konu bu dönemde TBMM'de görev alan kadın milletvekillerinin meclis faaliyetleri çalışma konusu olarak yeterince açıklığa kavuşturulmamıştır. Yapmış olduğumuz bu tez çalışması ile şimdiye kadar yapılan çalışmalardan farklı olarak; kadın milletvekillerinin meclis kürsüsünden yapmış oldukları konuşmaları analiz etmek ve konuşmalarının dikkat çeken bölümlerine atıfta bulunmak suretiyle değerlendirme yapılmıştır. Kadın vekillerin en çok milli eğitim, aile-kadın-çocuk, adalet ve sağlık konularında söz aldıklarını, siyasi temsil arenasındaki etkinlikleri ile ülke sorunlarının çözümüne ve ülkenin nasıl gelişeceğine dair getirdikleri yaklaşımlarla toplumsal hayata yön verdiklerini görmekteyiz. Yüksek eğitim düzeyine sahip, çoğu yabancı dil bilen 1946-1960 dönemi kadın milletvekillerinin yapmış oldukları çalışmalar ile kendi dönemlerinde seslerini duyurmuş, bunu yaparken; milletvekili olmanın getirdiği sorumlulukları, aldıkları eğitim, meslekleri ve annelik-kadınlık kimliklerini yoğurarak, konulara getirmiş oldukları farklı yaklaşımlar sayesinde mecliste varlıklarını hissettirmişlerdir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Yeşil Yol Projesinin Trabzon yaylaları üzerine etkileri
Ömer Faruk Ekşioğlu
Türklerde yaylacılık faaliyeti Orta Asya'dan beri devam etmektedir. Bu faaliyet Anadolu'da genel olarak havaların ısınmaya başladığı nisan ayı sonu itibariyle başlamakta, sonbaharın sonlarına kadar devam etmektedir. Geleneksel anlamda yayla, coğrafi bir terim olarak; daimi yerleşme yerine göre genellikle daha yüksekte bulunan, hayvanlarla birlikte çıkılan, daha çok yaşlı ve çocuk nüfusun iştirak ettiği, oba, çadır gibi basit meskenlerin yer aldığı geçici yerleşme ünitesidir. Geleneksel yaylacılık faaliyetleri hayvan yetiştiriciliğine bağlı olarak çok eski zamanlardan günümüze kadar ekonomik bir faaliyet olarak devam etmektedir. Günümüzde yaylacılık geleneksel anlamı dışında, şekil değiştirerek aynı zamanda bir turizm faaliyetine dönüşmüştür. Kitle turizminin 1980'li yıllarda artmasıyla birlikte turizm faaliyetlerinin çevreye etkisi konusunda tartışmalar da artmış, gelecek nesillere doğal ve kültürel kaynakların bozulmadan aktarılabilmesi için sürdürebilirlik kavramı ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilir turizm anlayışının sonucunu olarak da alternatif turizm çeşitleri gündeme gelmiştir. Alternatif turizm türlerinden biri olan yayla turizmi son yıllarda gelişmeye başlamış ve artan talep sonucu yayla turizmini desteklemek için bazı projeler gündeme gelmiştir. Ülkemizde bu amaçla yaylaların turizm potansiyelinden faydalanmayı artırmak için hazırlanan projelerden biri de "Yeşil Yol Projesi" dir. Bu projenin ilk kez resmi bir yayında zikredilmesi "Yayla Turizmi Gelişim Koridoru" adı altında, 2007 tarihli Türkiye Turizm Stratejisi Eylem Planı (2007-2023) adlı rapora dayanmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenen 26 yayla turizm merkezinden 24'ü Karadeniz Bölgesi'nde yer almaktadır. Bu yayla turizm merkezlerinden 7 yayla merkeziyle Ordu ilk sırada yer alırken, çalışmaya konu olan Trabzon ili 6 merkez ile ikinci sıradadır. Yeşil Yol Projesi, 2012 yılında kurulan Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP) tarafından yürütülen bir projedir. Proje ile Samsun'dan başlayarak Artvin'e kadar uzanan bu iller arasındaki yayların birbiri ile bağlantılarını sağlayarak daha kolay ulaşılmasını amaçlanmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yayla Turizm Gelişim Koridorunun kavramsal bir koridor olduğu, bu kavramsal koridor ile Doğu Karadeniz'de yayla ve vadilerde yapılacak olan turistik faaliyetlerin belli bir turizm anlayışı (alternatif, agro, doğa vs.) ile geliştirileceği ifade edilmektedir. Konu ile ilgili kavramsal harita, koridorun Samsun-Hopa arasında geniş bir araziyi güneyden birbirine bağladığını göstermektedir. Yeşil yol güzergâhı; Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Bayburt ve Gümüşhane illerini kapsamaktadır. Bu çalışma, Yeşil Yol Projesinin Trabzon yaylaları üzerine etkilerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Konuya literatür taraması yapılarak başlanmış, arazi çalışmaları ve gözlemleri gerçekleştirilmiştir. Arazide veri derleme sırasında seçilmiş konularla ilgili yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Dağılış haritalarının hazırlanmasında Coğrafi Bilgi Sistemleri tekniklerinden yararlanılmıştır. Trabzon, yayla turizm potansiyeli yüksek olan bir ildir. Nitekim, doğal güzellikleri, kültürel değerleri doğru değerlendirilebilirse ve tespit edilen sorunlar olan işletilen tesis sayısının az olması, gerçekleştirilen faaliyetlerin sınırlı ölçülerde kalması, çirkin yapılaşma, hava, su ve toprak kirliliği, bilgi, personel ve tanıtım yetersizliği gibi problemlerin Yeşilyol projesi kapsamında yapılacak çalışma ve planlamalarla çözüldüğü takdirde İlin tanıtımına ve bölge ekonomisine olumlu katkılar sağlayacaktır. Ayrıca, doğal ve kültürel kaynaklar korunacak ve yerel halk için yeni istihdam alanlarının açılmasına zemin hazırlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Doğal Çevre, Sürdürülebilir Turizm, Trabzon, Yayla, Yeşil Yol
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Emniyet hizmetleri üzerinden devlet algısı: Erzincan ili örneği
Fatih Altınpınar
Emniyet Teşkilatı günümüzün önemli kamu kuruluşlarından bir tanesidir. Emniyet hizmetleri veren bu birimin vatandaşların gözünde devletin algısını değiştirip değiştirmediği yapılan bu çalışma ile ortaya konulmak istenmiştir. Nitekim Erzincan'ın heterojen yapısı ile barış ve kardeşlik değerleriyle yaşayan topluluğunun örnek olarak seçilmesinin nedeni, küçük ölçekte verilen cevapların Türkiye ile özdeşleştirilebileceğinin düşünülmesinden kaynaklanmaktadır. Servperf ve Servqual ölçeklerden faydalanılarak oluşturulan anket ile Erzincan'da yaşayan vatandaşların emniyet hizmetleri üzerinden devlet algısı ölçülmüştür. Emniyet hizmetlerinin devlet algısını olumlu yönde etkilediği yapılan çalışma neticesinde ortaya çıkmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Sosyal medya kullanımının bireylerin siyasal katılımı üzerindeki etkileri: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma
Murat Çetin
Çalışmanın temel amacı; sosyal medya kullanımının bireylerin siyasi görüş ve tercihlerine etkisi olup olmadığına açıklık getirmektir. Sosyal medya platformlarının kitleleri harekete geçirme özelliğini de ele alan bu çalışmada söz konusu problem ilk olarak medya ve siyaset bağlamında tartışılmaktadır. Çalışma; sosyal medya platformlarının siyasal yapıları yeniden oluşturma gücüne sahip olup olmadığı konusuna da değinmektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde siyaset kavramı üzerinde durularak bazı tanımlara yer verilmiş ve siyasi katılımı etkileyen faktörlere açıklık getirilmiştir. İkinci bölümde ise; sosyal medya konusu üzerinde durularak bu terim kavramsal olarak ele alınmış ve siyasetle olan yakın ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölüm ise çalışmanın araştırma bölümünü oluşturmaktadır. Araştırma yöntemi olarak anket uygulama yöntemi seçilmiştir. Anket çalışması; açık uçlu sorulardan oluşan dört farklı grup altında toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler yani araştırmanın örneklemi ise; Gazi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi gibi Türkiye'nin köklü üniversitelerinin de aralarında bulunduğu 130 farklı üniversitede öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktadır.
















