Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Doğru, Bülent(10)
- Duran, Celal(10)
- Memetoglu, Mehmet Erdem(8)
- Ozdes, Duygu(8)
- Yilmaz, Nihat(7)
- Akpinar, Salih(6)
- Kutlu, Rasim(6)
- Merdan, Mehmet(6)
- Serencam, Huseyin(5)
- Soylak, Mustafa(5)
- Akpinar, Adem(4)
- Bulut, Volkan Numan(4)
- Elvan, Hamide(4)
- Tufekci, Mehmet(4)
- Akaryali, Enver(3)
- Akrep, Mehmet Yunus(3)
- Arik, Osman Ziya(3)
- Aydin, Murat Demir(3)
- Coban, Omer(3)
- Das, Huseyin(3)
- Doğan, Kadir Caner(3)
- Gundogdu, Ali(3)
- Gökdoǧan, Ahmet(3)
- Güllüpunar, Hasan(3)
- Güran, Mehmet Salih(3)
- Lacin, Ekrem(3)
- Sahin, Durmus Yildiray(3)
- Turan, Ibrahim(3)
- Uysal, Mustafa(3)
- Yaşaroğlu, Hasan(3)
- Yilmaz, Ozgur(3)
- Çayli, Murat(3)
- Özel, Adnan(3)
- Akbas, Yusuf Ekrem(2)
- Aksu, Muhammet İrfan(2)
- Arslan, Mehmet(2)
- Artan, Seyfettin(2)
- Ashyralyyev, Charyyar(2)
- Aydin, Musa(2)
- Aydinçakir, Emre(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Mevcut perdeli betonarme yapıların doğrusal olmayan yöntemlerle deprem performansının belirlenmesi
Ender Bayraktar
Birçok ülkenin yapı mühendisliği ile ilgili yönetmeliklerinde yer alan deprem hareketi ve depreme dayanıklı yapı tasarımı ilkeleri Ülkemiz yönetmeliğinde de önemli bir yer teşkil etmektedir. Özellikle bir önceki deprem yönetmeliğine oranla çok ciddi bir disiplinle konuyu ele alan 2007 yılında yürürlüğe giren Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (DBYBHY 2007) ile ülkemizdeki yapı güvenliğinin artacağı umut edilmektedir. Deprem hareketi kısaca fay hareketlerinin zeminde ve yapı temelinde meydana getirdiği tahrik hareketi olarak ifade edilebilir. Bu tahrik hareketi ile tabanda meydana gelen periyodik olmayan titreşimler yapıda çözümlemesi çok zor şekil değiştirme (dönme ve yer değiştirme) ve kesit tesirleri meydana getirir. Titreşim halindeki yapılarda birikimli hasarların (dönmelerin) oluşması yönetmeliğimizin çözümlemeye çalıştığı bir detay olmakla beraber modern deprem hesap yöntemlerinin ortaya çıkışını sağlayan parametrelerden biridir. Deprem mühendisliğinde performansa dayalı tasarım yöntemi, deprem etkisi altında yapıdan beklenen performans düzeyinin belirlenmesi için kullanılır. Bu çalışmada mevcut perdeli betonarme binaların deprem yönetmeliğinde tanımlı doğrusal olmayan analiz yöntemleri ile performansı belirlenmiştir. Çalışmaya konu olan iki adet mevcut bina vardır. Bunlardan, Bingöl'deki bina Model-1, Gümüşhane'deki bina ise Model-2 isimleri ile çalışmada belirtilmişlerdir. Model-1 2003 Bingöl depreminde yıkılmıştır. Model-2 ise 2013 yılında kullanıma girmiş mevcut bir yapıdır. Model-1'de yapının performansına artımsal eşdeğer deprem yükü yöntemi ve zaman tanım alanında doğrusal olmayan dinamik analiz yöntemleri ile çözümlenerek karar verilmiştir. İki model için de zaman tanım alanında doğrusal olmayan dinamik analiz için üç farklı deprem ivme kaydı kullanmıştır. Bunlar; Adana Ceyhan 1998, Bingöl 2003 ve Van 2011 deprem ivme kayıtlarıdır. Model-2 ise sadece zaman tanım alanında doğrusal olmayan dinamik analiz ile çözümlenerek yapının performansına karar verilmiştir. Yapılan analizler sonucu, Model-1'in performansı belirlenirken doğrusal olmayan dinamik analiz sonuçları dikkate alınmıştır. Artımsal eşdeğer deprem yükü yöntemi ile analize göre can güvenliği seviyesinde çıkan performans durumu doğrusal olmayan dinamik analizde göçme durumu olarak belirlenmiştir. Seçilen depremlere göre Model-2'nin performans seviyesinin ise göçme durumu olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Deprem İvme Kayıtları, Doğrusal Olmayan Zaman Tanım Alanında Analiz, Perdeli Yapılar, Performans Analizi, Statik İtme Analizi Anahtar Kelimeler: Deprem İvme Kayıtları, Doğrusal Olmayan Zaman Tanım Alanında Analiz, Perdeli Yapılar, Performans Analizi, Statik İtme Analizi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Hidroelektrik enerji ve hidroelektrik santrallerde türbin tipi seçiminin verime etkisinin incelenmesi
Miraç Bulut
Konforlu yaşamın sürdürülmesi ve ekonomik gelişimin devamı için dünya enerji tüketimi her yıl yaklaşık %5-6 oranında artmaktadır. Ancak tüketimi karşılayan fosil yakıt (kömür, petrol, doğalgaz) rezervi çok daha büyük bir oranla azalmaktadır. Bu doğrultuda dünya üzerinde enerji krizleri yaşanmaya başlamıştır. Ayrıca; fosil yakıtların kullanımından dolayı her gün enerji kaynaklı küresel ısınmanın arttığı, çevresel birçok olumsuzluklara sebep olup insan sağlığını tehdit ettiği de bir gerçektir. Elde edilen veriler ışığında enerji ihtiyacı için alternatif çözümlerin bulunması ve bunların kullanılması tüm dünya ülkeleri için kaçınılmaz bir duruma gelmiştir. Tüm bu nedenlerle içinde bulunduğumuz yüzyıl, yenilenebilir ve temiz alternatif enerji kaynakları kullanımında atılım yapılması gereken bir yüzyıl olma niteliğindedir. Alternatif enerji kaynaklarının artan önemi doğrultusunda dört bölümden oluşan bu çalışmada, Türkiye enerji talebi, üretimi ve kaynakları hakkında bilgi verilmiş, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımını ön planda tutan enerji politikalarının geliştirilmesi gerekliliğinin önemine değinilmiştir. Hidroelektrik enerji ve türbin çeşitleri üzerinde çalışma detaylandırılarak Erzurum ili, İspir ilçesi Çapans Deresi üzerinde bulunan Özlüce Regülatörü ve HES Projesi?nde tercih edilen pelton tipi türbine alternatif olarak bu projede aynı şartlarda kullanılabilecek Francis tipi türbinin verim araştırması yapılmış ve mevcut sistemle karşılaştırması yapılmıştır. Birinci bölümde; Türkiye elektrik enerjisi kurulu güç, talep, üretim, tüketim değerleri ile gelecek on yıllık dönem için oluşturulan enerji talep ve üretim projeksiyonları incelenmiştir. İkinci bölümde; Hidroelektrik enerji kavramı tanımlanarak hidroelektrik santral tesislerinin sınıflandırılması yapılmıştır. Üçüncü bölümde; Hidroelektrik potansiyel belirleme metotları anlatılmış, hidroelektrik santral tesislerinde kullanılan hidrolik türbin tipleri ve kullanılma sahaları hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde; Erzurum ili, İspir ilçesi, Çapans deresi üzerinde inşaatı devam eden Özlüce Regülatörü ve HES Projesi örneği üzerinde türbin tipi tahkiki yapılmış ve alternatif olarak kullanılabilecek Francis tipi türbinin kavramsal tasarımı yapılarak mevcut sistemde tercih edilen Pelton tipi türbin ile verim karşılaştırması yapılmıştır. Yapılan bu karşılaştırma neticesinde yüksek düşü, düşük debi ve değişken akımların söz konusu olduğu akarsularda Pelton tipi türbinin tercih edilmesi durumunda proje debisinden çok daha düşük akımların gelmesi durumunda dahi santrali çalıştırılabilme imkânı sağlamaktadır. Bu sayede savaklanacak suyu minimize ederek enerjiye çevrilecek su miktarı artırılmakta, enerji kayıpların önüne geçilebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Enerji kaynakları, Hidroelektrik enerji, Hidrolik türbin çeşitleri, Özlüce Regülatörü ve HESV
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Hava sürükleyici ve lif katkısı içeren çimento harçlarının donma-çözülme etkisi altında mekanik davranışlarının incelenmesi
Zekariya Ataş
Bu çalışmada, betonun donma-çözülme döngüsüne maruz kalması halinde ortaya çıkan zararlı etkileri azaltmak için hava sürükleyici katkı maddeleri ile lif katkılarının kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla yapılan çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci kısmında, üç farklı türdeki (HS1,HS2,HS3) hava sürükleyici katkı, dört farklı oranda (%0.00, %0.45, %0.55, %0.65) çimento harcına katılarak beş farklı donma?çözülme döngüsüne (0, 7, 14, 28, 56) maruz bırakılmıştır. İkinci kısımda ise birinci kısımda belirlenen hava sürükleyici katkı türü ve oranı ile birlikte beş farklı lif türü (PP, CF, AR, GF ve PVA) dört farklı oranda (%0.0, %0.4, %0.8, %1.2) çimento harcına ilave edilerek hazırlanan numuneler, beş farklı donma ? çözülme döngüsüne (0, 25, 50, 75, 100) maruz bırakılmış ve donma-çözülme etkisi altında mekanik davranışları incelenmiştir. Çalışmada hazırlanan ve donma-çözülme döngüsüne maruz bırakılan numuneler eğilme, basınç ve ultrasonik ses deneylere tabi tutulmuştur. Eğilme deneyleri yapılırken sehim değerleri ayrıca okunmuştur. Bunlara ilave olarak kütle özellikleri de belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar kontrol numuneleri ile kıyaslanmıştır. Çalışmadan elde edilen en önemli bulgular özetlenecek olursa; hava sürükleyici katkılar betonun donma-çözülme direncini artırırken mekanik özelliklerini de düşürebilmektedir. Donma çözülme etkisine karşı en iyi başarımı bu çalışmada kullanılan HS3 türü hava sürükleyici katkı, %0.65 ilave oranı ile sağlamıştır. Lif katkılar ise numunenin eğilme dayanımını ve sehim kabiliyetini artırırken basınç dayanımı, dinamik elastisite modülünü ve birim kütlesini düşürmüştür. En yüksek eğilme dayanımı CF lifinin %1.2 oranında ilave edilmesi ile elde edilmiştir. Tekrarlı donma çözülme döngülerine maruz kalan numunelerin mekanik özellikleri incelendiğinde ise; hava sürükleyici katkılı, lif katkılı ve katkısız bütün numunelerin basınç dayanımlarında, eğilme dayanımlarında ve dinamik elastisite modüllerinde belli oranlarda azalmalar görülmüştür. Ancak aynı anda hem hava sürükleyici hem de lif katkı içeren numuneler donma-çözülme hasarına karşı daha iyi performans göstermişlerdir. Donma-çözülme hasarına karşı basınç dayanımında en iyi başarıyı PVA lifi %1.2 oranında katılmasıyla gösterirken, eğilme dayanımında CF lifi %0.8 oranında katılmasıyla ve dinamik elastisite modülünde ise PP lifi %1.2 oranında katılması ile göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Çimento Harçları, Donma-Çözülme Direnci, Hava Sürükleyici Katkılar, Lifler, Mekanik Özellikler.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Silis dumanı ve ince kumun poroz kaplama betonuna etkilerinin incelenmesi
Taşkın Tanrıverdi
Geçirimli karayolu üstyapısı geliştirilmekte olan bir yol yapım tekniğidir. Geçirimli üstyapıda kullanılan poroz beton önemli bir kaplama malzemesidir. Geleneksel kaplamalarda yağmur suyu kaplama yüzeyinden kenara doğru akıtılarak uzaklaştırılır. Geçirimli üstyapıda ise kaplama altı drenaj tabakasından kenara doğru akıtılarak yağmur suyu uzaklaştırılır. Bu sayede kaplama yüzeyinde su filmi oluşmamaktadır. Seyir güvenliği ve konfor artmaktadır. Ancak geçirimli poroz beton içindeki % 15-20 oranındaki boşluk nedeniyle oldukça dayanım değerleri oldukça azalmaktadır. Geçirimlilik kapasitesini azaltmadan dayanım değerlerini artırmak için deneysel çalışmalar yürütülmektedir. Bu tez çalışmasında silis dumanı ve ince kumun poroz betonun mekanik özelliklerine etkileri incelenmiştir. Çimento ile ağırlıkça yer değiştirilerek % 4, % 8, % 12 ve % 16 oranlarında silis dumanı; % 15, % 30, % 45 ve % 60 oranlarında ince kum kullanılmıştır. Basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı, geçirimlilik, birim hacim ağırlığı ve irtibatlı boşluk oranı ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde üstyapı tipleri, kaplama betonu tipleri ve geçirimli üstyapı ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde kullanılan malzemeler ve yapılan deneyler ile ilgili bilgiler verilmiştir. Deneylerden elde edilen veriler ve irdeleme üçüncü bölümde yer almıştır. Son bölümde ise varılan sonuçlar ve öneriler özetlenerek çalışma tamamlanmıştır. Yapılan çalışmada çimentoyla yer değiştirilerek silis dumanı kullanılmasının basınç dayanımını arttırdığı ve yarmada çekme dayanımını fazla etkilemediği; ince kum kullanılmasının basınç dayanımını ve yarmada çekme dayanımını azalttığı; her iki katkının irtibatlı boşluk oranını ve geçirimlilik kapasitesini azalttığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Geçirimlilik, Geçirimli Üstyapı, İnce Kum, İrtibatlı Boşluk, Poroz Beton, Silis Dumanı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Psikolojik sermaye çalışanların yaratıcılığı ve dönüşümcü liderlik arasındaki ilişki
Fetullah Battal
Daha önceden Dönüşümcü Liderlik ve Yaratıcılık üzerine çalışmalar yapılmıştır. Psikolojik Sermayenin direk ve endirekt etkisi üzerinde, ilk defa bu çalışmada Dönüşümcü Liderlik ve Yaratıcılık konuları incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı Psikolojik Sermayenin aracı etkisinin, Dönüşümcü Liderlik ve Yaratıcılık üzerindeki etkisini incelemek olmuştur. Anahtar Sözcükler: Dönüşümcü Liderlik, Psikolojik Sermaye, Çalışanların Yaratıcılığı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Yanal desteklere sahip ince cidarlı I kirişlerde yanal burulmalı burkulma durumunun incelenmesi
Tolga Karaca
Bu çalışmada, yanal destekler eklenmiş ince cidarlı I kesitli kirişlerin yanal burulmalı burkulması incelenmiştir. İnce cidarlı I kesitli kirişler eğilme rijitlikleri büyük, burulma rijitlikleri ise küçük yapı elemanlarıdır. Bu özelliğinden dolayı, ince cidarlı I kesitli kirişlerde, çökme durumunu kontrol eden en önemli faktörlerden birisi, yanal burulmalı burkulma durumudur. Eğilme rijitliği büyük, ince, dikdörtgen kesitli bir levha kendisine etkiyen düzlem içi kuvvetler altında yanal yerdeğiştirme yaparak kararsız hale geldiğinde belli bir yük değerinden sonra burkulur. Burulma ile birlikte meydana gelen bu burkulma durumunda, kirişin eğilme rijitliğinin, yanal rijitliğine nazaran çok büyük olması ve yanal mesnetlerin olmaması durumunda yanal burulmalı burkulma meydana gelebilir. Bu durum uygulamada büyük öneme sahip olabilir. Yanal burulmalı burkulma durumunun yapıların statik hesapların da hesaba katılması gerekebilir (Michell, 1899). Yanal Burulmalı Burkulma durumunu konu edinmiş olan bu çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yanal burulmalı burkulma davranışıyla ilgili tanıtıcı bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde yapılan çalışmalar, bulgular ve irdelemeler sunulmuş, yanal desteklenmiş ince cidarlı I kesitli kirişlerin yanal burkulma davranışı, II. Mertebe Yanal Burulmalı Burkulma Teorisini kullanan Sonlu Eleman Teorisine göre çözüm yapan FRILO programı yardımı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde elde edilen sonuçlar ve öneriler özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: FRILO, İnce cidarlı I kiriş, Yanal burulmalı burkulma, Yanal destek, II. Mertebe Teorisi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Beton basınç dayanımının birleştirilmiş tahribatsız yöntemlerle belirlenmesi
Şinasi Bingöl
Beton, günümüz yapı teknolojisinde en çok kullanılan yapı malzemesidir. Özellikle ülkemizde yapı sektöründe oldukça yaygın kullanım alanına sahiptir. Betonun homojen olmayan yapısı nedeniyle dayanımının ve kalitesinin yerinde kontrol edilmesi oldukça zordur. Bu anlamda, betonun mekanik özelliklerinin kontrol altında tutulabilmesi için tahribatsız yöntemler kullanılabilmektedir. Ancak bu yöntemler de kullanılabilirliğinin yanında yanıltıcı sonuçlar verebilmektedir. Bu yanıltıcı sonuçları azaltabilmek için tahribatlı ve gerçeğe yakın sonuçlar veren yöntemlerle desteklenerek tahribatsız yöntemlerin doğruluğunun artırılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, çeşitli karakteristik dayanımlara sahip betonların kontrollerini tahribatlı ve tahribatsız muayene yöntemleriyle belirleyerek, betonun basınç dayanımları ile Schmidt geri tepme değeri ve ultrasonik dalga hızları arasında yeni ilişkiler kurmaktır. Bu amaca yönelik, 150x150x150 mm3 boyutlarında 101 beton numunesi hazırlanmıştır. 7 ve 28 gün kür edildikten sonra, tahribatsız yöntemlerden Schmidt geri tepme ve ultrases dalga hızı deneyleri uygulanmıştır. Daha sonra bu numuneler basınç cihazında kırılarak basınç dayanımları belirlenmiştir. Ultrases dalga hızı, Schmidt geri tepme değeri ve basınç dayanımı arasında çoklu regresyon analizi yapılarak yeni formülasyonlar ve abak elde edilmiştir. Bu numunelerin, 90 ve 180 gün sonunda yerinde tahribatsız deney ölçümleri yapılarak, 28 günlük deney sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Ayrıca mevcut yapılardan karot numuneler alınarak elde edilen formül ve abağın uygunabilirliği ve doğruluğu araştırılmıştır. Dört bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde betonun yerinde dayanımı üzerine kısa bir giriş yapılmıştır. Kullanılan malzemeler ve gerçekleştirilen deneylere ikinci bölümde yer verilerek, bulgular ve irdelemeler üçüncü bölümde tartışılmıştır. Son bölümde ise sonuçlar ve öneriler bir kez daha vurgulanarak çalışma tamamlanmıştır. Çalışmadan elde edilen en önemli bulgular özetlenecek olursa; elde edilen denklemler ve abak yardımıyla beton dayanımı tahribatsız olarak % 85 doğruluk oranıyla belirlenebilmektedir. Abak yardımıyla yüksek dayanımlı numuneler için % 1.6 hata oranı tespit edilmiştir. Karot numuneler üzerinde yapılan tahribatsız deneylerde ise % 7.3 hata oranı belirlenmiştir. Bu sonuçlar, tahribatsız testlerin, yerinde beton dayanımını belirlemek için çok iyi bir alternatif olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Beton dayanımı, Birleştirilmiş yöntem, Schmidt çekici, Tahribatsız test yöntemleri, Ultrases dalga hızı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Yönetici karar zamanı
İbrahim Durmuş
Karar verme yönetimin kalbi, yönetim etkinliğinin özüdür. Bu açıdan yönetimin merkezini karar süreci oluşturmaktadır. Kararın zamanında alınmasını da kullanılan bu süreç belirler. Örgütlerde karar verici konumundaki yöneticinin en önemli görevi karar vermektir. Dolayısıyla yöneticinin doğru kararı doğru zamanda alabilmesi oldukça önemlidir. Çünkü karar sürecindeki zaman öğesi rekabeti sağlayabilmenin ve hayatta kalabilmenin en önemli öğesidir. Bir kararın tam olarak ne zaman alındığı incelenmesi oldukça zor bir konudur. Bu bilinçle çalışma, Gümüşhane ve Bayburt illerinde kamu kurumlarında ve özel sektör işletmelerinde faaliyet gösteren 401 yöneticiden elde edilen verilerle değerlendirilmiştir. Yöneticilerin örgüt içerisinde,kararlarını ne zaman aldıkları araştırılmaya çalışılmıştır. Araştırma genel itibariyle 4 boyutta incelenmiştir. Bu 4 boyutla yeni bir model oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yönetici karar verme süreci, Yönetici problemi farketme zamanı, Yönetici problemi tanımlama zamanı, Yönetici problemi çözme zamanı, Yönetici değişik durumlarda karar zamanı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013İnternette ağızdan ağıza pazarlama faaliyetini motive eden faktörler: Gümüşhane, Trabzon ve Giresun örneği
Hande Kurt
İnsanlar günümüzde birçok yöntemle uygulanan pazarlama mesajlarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu nedenle güvenilir tavsiyelere olan ihtiyaç her geçen gün artmakta ve tüketiciler farklı arayışlara girmektedirler. Bu aşamada ağızdan ağıza pazarlama tüketicilerin bağımsız ve objektif bilgi kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ağızdan ağıza pazarlama tüketici kararlarını etkileyerek satın alma davranışını yönlendirmektedir. Geleneksel ağızdan ağıza pazarlama 1960 yılından bu yana araştırma konusu olsa da günümüzde teknolojik gelişimler dolayısıyla daha geniş ve kapsamlı olan elektronik ağızdan ağıza pazarlama kavramı yaygınlaşmıştır. Teknoloji ve internetin gelişimi, insanlara sosyal ortamlarda görüşlerini ve diğer tüketicilerin mal ve hizmet deneyimlerini paylaşmasına yani elektronik ağızdan ağıza iletişime olanak tanımaktadır. Elektronik ağızdan ağıza pazarlama etkinliği üzerinde yoğun bir ilgi vardır. Bu konuda birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, internet kullanıcılarının bir ürün ya da hizmeti satın alırken sosyal ağlarda yaptıkları bilgi paylaşımı ve bu paylaşımları okurken tüketicileri motive eden faktörleri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Ağızdan Ağıza Pazarlama, Elektronik Ağızdan Ağıza Pazarlama, Sosyal Ağlarda Ağızdan Ağıza Pazarlama
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Hareketli platformlarla fotogrametrik hacim hesabı üzerine bir çalışma
Sedat Güner
Gelişen algılayıcı sistemler ve hızla artan konumsal bilgi ihtiyacı karşısında harita yapım sistemlerinin de vizyonu sürekli değişmektedir. Buna paralel olarak günümüz harita üretim sektörü için hareketli platformlar üzerinde birkaç farklı algılayıcının birlikte kullanıldığı doğrudan konum bilgisini üreten sistemler geliştirilmektedir. Mobil Harita Yapım Sistemi (MHYS) denilen bu sistemler ilk kulanım alanı olan yol envanterinin çıkarılması ve yol üst yapı ve çevresinin görüntülenmesi, izlenmesinin yanında bu günkü geldiği noktada pek çok mühendislik çalışmalarında konum ve obje geometrisi belirleme alanlarında da sıklıkla kullanılmaktadır. Teknolojinin gelişmesi ve paralelinde görüntü işleme tekniklerinin de artan kullanımı MHYS?lerin konum ve geometri bilgisi üretmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, yukarıda anılan pahalı sistemlere karşın oldukça ucuz olmasının yanında uzaktanlığını (detay temassızlığını) koruyan bir ölçme sitemi olarak tasarlanan GPS destekli hareketli yersel fotogrametrikölçme sisteminden kamera görüntüleri ve dış yöneltme parametreleri elde edildi. Elde edilen bu bilgiler kullanılarak otomatik görüntü eşleme teknikleri ile yüzey modelleri çıkartıldı. Bu yüzey modellerinin hacimsel analiz çalışmalarında kullanılabilirliği için sonuçları analiz edildi. Anahtar Kelimler: Yersel Fotogrametri, GPS, Fotoğraf Kamerası, Doğrudan Konumlandırma, Görüntü Eşleme, Hacimsel Analiz
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Alpu (Eskişehir) yöresi miyosen yaşlı kömürlerin element jeokimyası
Ejder Yapıcı
Çalışma alanı, Alpu (Eskişehir)?nun kuzeybatısında Kızılcaören ve Çavlum köyleri arasında yer almaktadır. Neojen yaşlı çökeller ile kaplı olan bölgede stratigrafik istif, MTA Genel Müdürlüğü'ne ait ruhsatlarda yapılan araştırma ve rezerv sondajları ile belirlenmiştir. Sahada temel kayaçlarını Triyas yaşlı metamorfitler ve Jura-Kretase yaşlı ofiyolitler oluşturur. Temel kayaçları üzerine uyumsuz olarak Miyosen yaşlı çökeller gelir. Miyosen yaşlı çökellerin tabanında çakıltaşı, kumtaşı ve kiltaşından oluşan ml serisi yer alır. Üzerine gelen m2 serisi tabandan tavana doğru yer yer çakıllı, yeşil renkli kiltaşı, kömür, gri renkli kumtaşı, koyu gri yeşil renkli silttaşı kiltaşı, kömür ve yeşil renkli kiltaşı, kumtaşı, ince taneli çakıltaşı ardışımından oluşan bir istif sunar. Daha üstte ise yer yer gözlenen kireçtaşı ve çakıltaşından oluşan m3 serisi ile gevşek çimentolu çakıltaşı, kiltaşı düzeylerinden oluşan Pliyosen çökelleri yer alır. Sahada yapılan 5 adet sondajda alt ve üst damar halinde kesilen kömürlerden alınan örneklerin yaklaşık (proximate) ve element (ana ve iz element) analizleri tez kapsamında değerlendirilmiştir. R-37 (Danişment), R-70, R-145 (Çavlum), R-160 ve R-194 (Sevinç) sondajlarına ait kömür örneklerinin havada kuru bazda ortalama kül içeriği sırasıyla % 59.97, % 39,8, % 29.5, % 43.1 ve %60.7, ortalama sabit karbon içeriği sırasıyla % 14.54, % 22.8, % 26.9, % 18.97 ve % 10.1, ortalama alt ısıl değeri sırasıyla 2104 kcal/kg, 3105 kcal/kg, 3783 kcal/kg, 2615 kcal/kg ve 1794 kcal/kg olarak hesaplanmıştır. Ortalama en düşük kül, ortalama en yüksek sabit karbon ve buna bağlı olarak da ortalama en yüksek alt ısıl değer Çavlum yöresi kömürlerine aittir. En yüksek ortalama toplam nem içeriği, % 9.57 ile R-160 sondajına, en düşük ortalama toplam nem içeriği ise % 3.8 ile R-37 sondajına aittir. En yüksek ortalama uçucu madde miktarı % 30.6 ile R-70 sondajında, en düşük ortalama uçucu madde miktarı % 23.69 ile R-37 sondajında hesaplanmıştır. En yüksek ortalama toplam kükürt içeriği % 4 ile R-160 sondajına, en düşük ortalama toplam kükürt içeriği % 0.79 ile R-37 sondajına aittir. Alpu sahası, Miyosen yaşlı kömürlerde tespit edilen ana elementler Na, Mg, Al, Si, P, K, Ca, Ti, Mn, Fe ve S olarak sıralanabilir. Üç yöreye ait kömürlerin ana element içerikleri Dünya kömürleri ana element ortalamasına göre oldukça zenginleşmiştir. Çalışma konusunu oluşturan kömürlerin ana element zenginleşme faktör değerleri Mn, P, K ve Ca?da<1 dir ve üst kıtasal kabuğa göre tükenmişlerdir. Diğer ana elementlerde ise üst kıtasal kabuğa göre zenginleşme söz konusudur. İncelenen kömür örneklerinin kül içeriği, Danişment yöresinde Si, Al, Ti ve Fe, Çavlum yöresinde K, Si, Al ve Ti, Sevinç yöresinde ise sadece P ve Si ile pozitif korelasyon göstermektedir. İncelenen kömür örneklerindeki bazı iz elementler ise V, Cr, Ni, Cu, Zn, Rb, Sr, Ba, Pb ve Zr olarak tespit edilmiştir. Üç yöreye ait kömür örneklerinin iz element zenginleşme faktör değerleri <0.01 dir. Dolayısıyla üst kıtasal kabuğa göre de aşırı derecede tükenmiştir. İncelenen kömür örneklerinin kül içeriği Danişment yöresinde V, Cr, Ni ile, Çavlum yöresinde Cr, Ni, Sr ve Zr ile, Sevinç yöresinde ise Zr ile pozitif korelasyon göstermektedir. Bütün bu veriler, Alpu havzası Miyosen yaşlı kömürlerin düşük ranklı olduklarını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kömür, Element jeokimyası, Yaklaşık analiz, Miyosen, Alpu,
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013PVC katkıların betonun mekanik ve özelliklerine etkileri
Pınar Erkuş
Bu çalışmada PVC katkılı betonların katkısız (referans) betonlara göre mekanik ve fiziksel özelliklerindeki değişimlerin belirlemesi amaçlanmıştır. Bunun için çalışmada tüm agrega hacminin %10, %20 ve %30 oranlarında PVC toz ve granüller katılarak normal ve yüksek dayanımlı betonlar üretilmiştir. Betonlar üzerinde çökme, kuru ve doygun birim hacim ağırlık, basınç, kapiler su emme, ultrasonik ses geçiş hızı ve yüzey sertliği testleri yapılmıştır. PVC katkı oranı arttıkça betonların fiziksel ve mekanik özelliklerinde önemli değişimler tespit edilmiştir. Referans betona göre %10,%20 ve %30 Toz PVC katkılı betonlarda birim hacim ağırlık sırasıyla ?%4, %8 ve %13 daha düşük çıkmıştır. Granül PVC katkılı betonlarda bu oranlar yarısı kadardır. Basınç dayanımların da da aynı paralelde düşüşler görülmüştür. PVC oranı arttıkça Kapiler su emme miktarlarının azaldığı görülmüştür. Bu azalma Toz PVC katkılı betonlarda ~%50, Granül PVC katkılı betonlarda ~%10-35 arasındadır. Aşınma miktarlarına bakıldığında genel olarak azalmalar görülmektedir. Bu azalma yüksek dayanımlı Toz ve Granül PVC katkılı betonlarda %27 ile %77 arasındadır. Genel olarak PVC katkı oranı arttıkça aşınma direncinde azalma olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aşınma, Atık, Beton, Beton basınç dayanımı, Birim hacim ağırlık, Hafif beton, Kapilarite, Katkı oranı, PVC
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Karşıt akışlı konik vorteks tüp karakteristiklerinin incelenmesi
Yiğit Serkan Şahin
Vorteks tüpler dışarıdan herhangi bir kimyasal etki ve ısı transferi olmaksızın, basınçlı gaz akışını, sıcak ve soğuk olmak üzere iki ayrı akışa ayıran basit yapılı mekanik cihazlardır. Vorteks tüplerle ilgili deneysel çalışmaların büyük bir kısmı silindirik vorteks tüpler kullanılarak gerçekleştirilmiş olup konik vorteks tüplerin kullanıldığı çalışmaların sayısı oldukça sınırlıdır. Kurulan deney düzeneğinde, literatürde önerilen bir vorteks üreteci kullanılarak farklı koniklik açıları (ß=0÷6º), giriş basınçları (Pi=2÷5 bar), tüp uzunlukları(L/D=6÷12) ve tapa konumlarının(TK=L-5÷L+10) konik vorteks tüplerin performansına etkileri incelenmiştir. Vorteks tüplerin sıcak ve soğuk çıkışlarındaki akışkan sıcaklık farkları dikkate alınarak konik ve silindirik vorteks tüplerin performansları mukayese edilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda vorteks tüplerin performansının kritik bir koniklik açısına kadar arttığı, bu açıdan sonra ise azaldığı görülmüştür. Elde edilen bulgulardan kritik koniklik açısı 2º olarak tespit edilmiştir. Tapa konumunun, incelenen diğer parametreler içinde vorteks tüp performansı üzerinde en az etkiye sahip olan parametre olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Enerji ayrışması, Konik vorteks tüp, Vorteks tüp, Vorteks üreteci.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Kalite iyileştirme çalışmalarının müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakatine etkisi: Erzurum ilinde bir uygulama
Murat Kurnuç
Günümüz işletmeleri, artan rekabet nedeniyle kalite iyileştirme çalışmalarına daha fazla önem vermek durumundadır. İşletmelerin, taleplerin sürekli değiştiği zorlu rekabet ortamına adapte olup ömürlerini devam ettirebilmeleri için kalite kaçınılmaz bir etkendir. Kalite iyileştirme çalışmaları müşteri memnuniyetini, müşteri memnuniyeti de müşteri sadakatini sağlayarak mevcut pazar paylarının korunması ve zamanla geliştirilmesi üzerinde belirleyici olmaktadır. Çalışmanın birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerinde hizmet, kalite, müşteri memnuniyeti, müşteri sadakati ve çalışmamızla alakalı benzeri konularda ön bilgi olması amacıyla literatür taraması yapılarak özet bilgiler paylaşılmıştır. Dördüncü bölümde çalışmanın yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir.Beşinci bölümde ise çalışmanın ana amacı olan hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerinde, oluşan memnuniyet düzeyinin ise müşteri sadakati üzerinde ne derece belirleyici olduğunu ortaya koymak üzere yapılan alan araştırması neticesinde elde edilen verilerin analizine ve yorumlara yer verilmiştir. Bunun için Erzurum ilinde havayolu kullanıcıları ile yüzyüze anket çalışması uygulanmıştır. Sonuç olarak da hizmet kalitesi ile müşteri memnuniyeti arasında, hizmet kalitesi ile müşteri sadakati arasında ve müşteri memnuniyeti ile müşteri sadakati arasında doğru yönlü ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kalite, Hizmet, Hizmet Kalitesi, Müşteri Memnuniyeti, Müşteri Sadakati.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Personel güçlendirme yönetiminde güçlendirici liderlik davranışları uygulaması: Kemer bölgesi beş yıldızlı otel işletmeleri örneği
Gözde Aras
Örgütler, rekabet avantajı kazanabilmek amacıyla uygulanan personel güçlendirme yönetimi, modern yönetim ve örgüt uygulamaları arasında önemi giderek artan bir yapılanma biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmada, turizm sektörü içerisinde yer alan otel işletmelerinde personel güçlendirme yaklaşımlarından biri olan güçlendirici liderlik yaklaşımının uygulanma oranı, kemer bölgesinde yer alan beş yıldızlı oteller baz alınarak incelenmiştir. Araştırma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, Literatürde yer alan kavramlar açıklanmıştır. İkinci kısımda ise anket çalışmasıyla elde edilen güçlendirici liderlik davranışlarının uygulanma derecesine ilişkin bulgulara yer verilmiştir. Araştırma ölçeği, geçerlilik ve güvenirlilik analizleriyle test edilerek uygunluğu saptanmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili Kemer ilçesinde bulunan turizm işletme belgesine sahip otuz sekiz tane beş yıldızlı otelin çeşitli departman ve kademelerinde çalışmakta olan müdür, şef ve diğer otel personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada toplam on yedi otelin personeli tarafından doldurulmuş 373 adet anket değerlendirilmeye alınmış olup, sonuçlarının değerlendirilmesinde demografik özellikler; sorulan sorular için ise frekans dağılımlarıyla, hipotezlerin test edilmesi amacıyla t testi ve varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.Araştırma sonrasında Kemer bölgesindeki beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışanlara güçlendirici liderlik davranışları uygulanmış olup bu uygulama sonucunda turizm eğitiminin, ön lisans veya lisans eğitimi almanın, mesleki deneyiminin, kişisel gelişim-mesleki eğitim programlarına katılmanın ve yabancı dil bilgisine sahip olmanın personel güçlendirme açısından oldukça önemli faktörler olduğu ortaya çıkmıştır. Kurumda çalışma süresinin ise personel güçlendirmeye dair herhangi bir etkisinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Personel Güçlendirme, Liderlik, Turizm, Hizmet Sektörü, Otel İşletmeleri.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Kırmataş agregalı betonların basınç ve yarmada çekme dayanımlarının sınırlı oranda dere kumu karıştırılmasıyla dengelenmesi
Aslı Bökü
Beton malzemesinin basınç dayanımı yüksek olup çekme dayanımı ise bunun yaklaşık 1/10'u kadardır. Beton üzerine gelen yüklemeden dolayı şekil değiştirme yapacaktır; betonun çekme kuvvetinin uygulandığı kısımda şekil değiştirme uzama olarak gerçekleşir. Çekme gerilmesi yapısal hesaplamalarda özellikle bazı yapıların projelendirme aşamasında ihmal edilmemelidir; çünkü çekme etkisinde ortaya çıkan çatlakların sınırlandırılması da yine çekme dayanımının yükseltilmesiyle mümkün olabilmektedir.Bu çalışmada dere kumu ve kırmataş karışımlarıyla hazırlanan farklı tane dağılımına sahip beton karışımlarının basınç ve çekmeye karşı gösterdikleri dayanımlarını karşılaştırmak için, uygulanan deneme karışımlarında değişken olarak agrega granülimetrisi ve ince malzeme olarak dere kumu kullanılmıştır. Hazırlanan beton bileşimlerinde % 22 - % 28 - %34 - % 40 - % 46 - % 48 - % 50 - % 52 - % 54 oranlarında dere kumu karışıma dahil edilmiştir. Tanık beton olarak tasarlanan 6. ve 11. deney bileşimlerinde ise kum olarak da kırma taş kullanılmıştır. 6. beton bileşiminde % 50 kırma taş, 11. beton bileşiminde % 25 kırma taş % 25 dere kumu kullanılmıştır. Dere kumunun karışım içersindeki yüzdesi değiştikçe, 4 ? 12,5; 12,5 ? 20 mm arasında kullanılan kırmataşın karışımdaki oranı da değişmiştir. Deney sonuçlarının dere kumu eklenmesi ile değiştiği görülmüştür. Çalışma sonunda, 28 günlük basınç dayanımı dere kumu oranına bağlı olarak önce bir düşüş sonra da artış göstermiştir. Dere kumu oranındaki artışa göre yarmada?çekme dayanımında parabolik bir ilişki ortaya çıkmıştır. Böylece basınç ile yarmada?çekme dayanımı arasında ise matematiksel bir bağıntı kurulmaya çalışılmıştır.Çalışmada kırmataş agrega içerisinde yuvarlak ve kaygan dere kumu karıştırılmasıyla gerek basınç dayanımında, gerek çekme dayanımında, burada yarmada çekme dayanımında artış kaydedildiği görülmüştür. Böylece kırmataş sayesinde çekme bölgesinde oluşacak çatlaklar engellenmiş ya da sınırlanmış olurken dere kumuyla sağlanan, yerine yerleştirme kolaylığı sayesinde de betonun artan yoğunluğuna bağlı olarak basınç dayanımında da yükselme kaydedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Basınç dayanımı, Dere kumu, Gerilme?şekil değiştirme,Kırmataş,Yarmada çekme dayanımı,
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Kür, sıkıştırma, sıcaklık ve yağış koşullarının beton basınç dayanımına etkisi
Emre Akyüz
Bu çalışmada; resmi laboratuar beton denetiminde göz ardı edilen ya da yapıldığıkabul edilen kür, sıkıştırma, sıcaklık ve yağış koşullarının, beton basınç dayanımına,ayrıca; birim kütlesine ne denli etki ettiğine dair somut verileri elde edilerek, sonuçlarıirdelenmiştir.Genel olarak ülke koşullarında; standartlara uygun olarak, beton karıştırıcısındanalınan 15x15x15 cm boyutlarındaki küp beton numuneler 25 defa şişlenerek ya datokmaklanarak, şantiye ortamında yaklaşık 1 gün korunaklı alanda muhafaza edildiktensonra, hava koşullarına bağlı olarak ortalama 1. günün sonunda, toplam 28 gün saklanmaküzere yapı malzemesi laboratuarına taşınmakta ve orada 18-22 derece sıcaklıkta ve suiçerisinde saklanarak 28. gün sonunda beton basınç dayanımı sonucuna bakılmaktadır.Resmi kayıtlara geçen bu sonucun, şantiye kür ortamının, beton karıştırma vesıkıştırma etkisinin, hava sıcaklığı ve yağış koşullarının standartlara uygunluğuvarsayılmaktadır.Bu varsayımın doğruluk derecesinin anlaşılması amacıyla farklı koşulların hakimolduğu dört ayrı deney dizisi hazırlanmıştır.2 ve 28 günlük yağış ve sıcaklık değerleri kaydedilerek; kür ve sıkıştırmauygulanıp, uygulanmayan gözlem numuneleri basınç dayanım ve birim kütle sonuçlarıüzerinde yağış ve sıcaklık faktörlerinin etkisi hesaplanmış, gözlemlenmiştir.Bu sonuçlar ışığında; sıkıştırma, karıştırma, sıcaklık, yağış, kür gibi faktörlerin ayrıayrı beton dayanım ve birim kütle sonucuna etkisi yaklaşık olarak hesaplanmış, betonbasınç dayanımı ile birim kütlesi arasında bağ kurulmuş, beton dayanım ve birim kütlefaktörlerine etki eden parametrelerin önemi ve gerekliliği tek başına ya da beraber etkinliğigöz önüne serilmiştir.Çalışma sonunda; hava şartları ve numune sıcaklığının beton basınç dayanımıüzerinde etkisi genel olarak irdelendiğinde; kür uygulanıp, sıkıştırma uygulanmayan betonnumunelerinde önemsenecek derecede bir dayanım kaybı ya da artışı gözlemlenmemiştir.Numune sıcaklığının basınç dayanımı üzerinde etkisi de gözlemlenmemiştir. 28 günlükortalama sıcaklık arttıkça dayanım kaybı da artmaktadır. 28 günlük toplam yağış arttıkça,dayanım kaybı azalmıştır. Bununla birlikte 2 günlük toplam yağışın tüm numunelerinbasınç dayanımında belirgin bir etkisi gözlemlenmemiştir.Hava şartları ve numune sıcaklığının beton birim kütlesi üzerinde etkisinebakıldığında; 2 günlük toplam yağış arttıkça, birim kütle kaybında azalma olduğugörülmüştür. Numune alındığında hava sıcaklığı artarken, birim kütle kaybı genellikleartmıştır. 2 ve 28 günlük toplam yağış az da olsa birim kütle kaybında azalışa nedenolmuştur. Kür ve sıkıştırma uygulanmayan beton numunelerinde hava şartlarının venumune sıcaklığının beton birim kütlesi üzerinde belirgin bir etkisi gözlemlenmemiştir.Beton basınç dayanımı ile birim kütlesi arasında kesin bir bağlantı kurulamamaklabirlikte, genellikle beton basınç kaybının fazla olduğu numunelerde birim kütle kaybınınyüksek çıktığı görülmüştür.Standart numunelerin 7 günlük basınç dayanımlarının 28 günlük basınçdayanımlarına oranı 0,73-0,87 arasında gerçekleşmiştir. Ortalama oran ise 0,81 olmuştur.Beton numuneleri ortalama 7 günde 28 günlük dayanımın yüzde 81 oranına erişmiştir.Kür uygulanmayıp, sıkıştırılan gözlem numuneleri standart numuneye göre %18,65 dayanım kaybına uğramıştır. Kür uygulanıp, sıkıştırılmayan gözlem numuneleristandart numuneye göre % 15,09 oranında dayanım kaybı göstermiştir. Kür uygulanmayıp,sıkıştırılmayan gözlem numuneleri ise standart numuneye göre % 25,16 oranındadayanımda kayba uğramıştır.Kür ve sıkıştırma uygulanmayan beton, yaklaşık yüzde 25 oranında dayanım kaybıgösterirken iki alt beton sınıfı özelliği göstermiştir. Kür ya da sıkıştırma faktörlerindenbirinin uygulanıp diğerinin uygulanmadığı koşullarda ise beton, bir alt beton sınıfıözelliğini temsil etmiştir.Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Birim Kütle, Kür Koşulları, Sıcaklık, Sıkıştırma,Yağış
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Kalite güvence sistemi uygulamaları iş süreçleri ve örgütsel performans ilişkisi: Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası örneği
Selçuk Korucuk
Bu tez çalışmasının temel amacı, kalite güvence sistemi uygulamalarının iş süreçleri üzerine olan etkisinin belirlenmesi, iş süreçlerindeki iyileşmenin de günümüz örgüt ve işletmelerinin başarısının temel unsurlarından biri olan, örgütsel performans üzerindeki etkisini ortaya koymasıdır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırma, Erzurum ilinde faaliyet göstermekte olan bir kamu kurumu çalışanları arasından seçilen örneklem kapsamında yürütülmüştür. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS programıyla uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların demografik özellikleri de göz önüne alınmıştır.Gerçekleştirilen araştırma sonucunda kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performans ile ilişkili olduğu görülmüştür. Kalite güvence sistemi uygulamaları ile iş süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın temel konusu olan kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performansa etkisi çerçevesinde, bu kavramlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kalite, Kalite Güvence Sistemi, Süreç, İş Süreçleri, Örgütsel Performans.YÜKSEK LİSANS TEZİSelçuk KORUCUK2013- XIII+116 sayfaBu tez çalışmasının temel amacı, kalite güvence sistemi uygulamalarının iş süreçleri üzerine olan etkisinin belirlenmesi, iş süreçlerindeki iyileşmenin de günümüz örgüt ve işletmelerinin başarısının temel unsurlarından biri olan, örgütsel performans üzerindeki etkisini ortaya koymasıdır. Tez çalışması kapsamında gerçekleştirilen araştırma, Erzurum ilinde faaliyet göstermekte olan bir kamu kurumu çalışanları arasından seçilen örneklem kapsamında yürütülmüştür. Anket sonucunda toplanan veriler üzerinde güvenilirlik ve normallik testleri gibi analiz yöntemleri SPSS programıyla uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcıların demografik özellikleri de göz önüne alınmıştır.Gerçekleştirilen araştırma sonucunda kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performans ile ilişkili olduğu görülmüştür. Kalite güvence sistemi uygulamaları ile iş süreçleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın temel konusu olan kalite güvence sistemi uygulamalarının, iş süreçleri ve örgütsel performansa etkisi çerçevesinde, bu kavramlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Kalite, Kalite Güvence Sistemi, Süreç, ?? Süreçleri, Örgütsel Performans
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Kıbletepe (Araklı, Trabzon) yöresindeki volkanik kayaçların petrografik, jeokimyasal ve maden yatakları açısından incelenmesi
Sema Akyürek
Doğu Karadeniz Bölgesi'nde, Kıbletepe (Araklı, Trabzon) ve çevresindeki volkanik kayaçlar Geç Kretase yaşlı olup, tabanda bazalt, andezit ve piroklastları, bunların üstünde bulunan dasit, riyolit ve piroklastları ile bunları kesen bazalt ve andezit dayklarından oluşmaktadır. Çalışma alanının tabanını oluşturan bazalt, andezit ve piroklastlarının üst seviyelerinde kireçtaşı tabakaları bulunmaktadır. Bu birimleri yer yer Kuvaterner yaşlı yamaç molozları örtmektedir.Geç Kretase yaşlı volkanik kayaçlar genel olarak ayrışmış olup, Zn-Cu cevherleşmesi ve cevherleşmeyle ilişkili alterasyonlar asidik piroklastik kayaçlar içerisinde izlenmektedir. Dasitik ve riyolitik kayaçlar hyalo-porfirik ve sferulitik dokuda olup, başlıca plajiyoklas, kuvars ve hornblendden oluşmaktadır. Cevher ağsal, saçınımlı ve breşik yapıda bulunmaktadır. Pirit, sfalerit, kalkopirit ve daha az oranda fahlerz, dijenit, kovellin ve malahit cevher minerallerini oluşturmaktadır. Gang mineralleri ise kalsit, kuvars ve kil mineralleridir. Sfalerit ile kalkopirit arasında ayrılım dokusu görülmektedir.Cevherin içinde bulunduğu kayaçlar toleyitik-geçiş özelliğe sahip olup, yüksek BİYE (büyük iyon yarıçaplı elementler) ve düşük YÇAE (yüksek çekim alanlı elementler) içerikleri ve yüksek BİYE/YÇAE oranları ile yitim ilişkili kayaçların jeokimyasal özelliğini yansıtmaktadır. Cevherleşmelerin etrafındaki yan kayaçlarda genellikle serizitleşme, silisleşme, killeşme ve daha az karbonatlaşma, kloritleşme, hematitleşme ve limonitleşme türü alterasyonlar izlenmektedir. Kil mineralleri olarak illit, kaolinit, klorit, simektit ve az oranda da illit/simektit aratabakalısı belirlenmiştir.Sonuç olarak, Kıbletepe'deki volkanitler, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki masif sülfit yataklarının gösterdiği ayrışma özelliklerine benzer ayrışmalar göstermekte ve bunlardaki cevherleşme Doğu Karadeniz ada yayı volkanizmasına bağlı olarak gelişen hidrotermal kökenli sıvılarla ilişkilidir.Anahtar Kelimeler: Geç Kretase, Hidrotermal Alterasyon, Kıbletepe, Masif Sülfit, Volkanitler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2013Pelitli (Bayburt) granitoyidinin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özeliklerinin incelenmesi
Gökhan Çakmak
Pelitli (Bayburt) yöresinde yer alan Pelitli Granitoyidi'nin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinin incelenmesini amaçlayan bu çalışma ile plütonik kayaçların gelişimleri ortaya konularak, kökenleri belirlenmeye çalışılmıştır.Doğu Pontid Kuzey Zonu'nda yer alan inceleme alanının tabanında Eosen yaşlı andezit ve piroklastları bulunmaktadır. Bu birimler Eosen yaşlı Pelitli Granitoyidi tarafından kesilmekte olup, tüm bu birimler Kuvaterner yaşlı alüvyon ile uyumsuz olarak örtülmektedir.Pelitli Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 15.5 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Diorit, granodiorit, granit ve tonalit bileşimli kayaçlardan oluşan Pelitli Granitoyidi, yan kayaç ksenolitleri ve mafik magmatik anklavlar (MMA) içermektedir. Granitoyidi oluşturan kayaçlarda magma karışımını gösteren dengesizlik dokuları gözlenmiştir. Pelitli Granitoyidi, genel olarak I-tipi, düşük-yüksek K'lu kalk-alkali karakterli olup genellikle metalümin az oranda da peralümin karakterlidir. Ana ve izelement değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, piroksen, hornblend ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu göstermektedir.Granitoyidin petrolojik özellikleri incelendiğinde, gelişiminde özellikle fraksiyonel kristallenmenin etkili olduğu ve az oranda da magma karışımının ve asimilasyonun rol oynadığı görülmektedir. Jeokimyasal veriler, granitoyidin meta-magmatik (amfibolitik) kayaçlarının kısmi ergimesi ile türediğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Doğu Pontidler, Pelitli Granitoyidi, Petrografi, Jeokimya, Petroloji,BayburtKeywords: Eastern Pontides, Pelitli Granitoid, Petrography, Geochemistry, Petrology, Bayburt











