Yazarlar
- Ahmet Bayraktar(2)
- Ahmet Özdemir(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Abakar Ali Issakha(1)
- Abdoul Wahidou Mahamane Seydou(1)
- Abdoulaye Coulıbaly(1)
- Abdulkadir Daştan(1)
- Abdulkadir Gök(1)
- Abdulkadir Meydan(1)
- Abdulkadir Murat Güner(1)
- Abdulkerim Özkök(1)
- Abdullah Alperen Okumuş(1)
- Abdullah Birinci(1)
- Abdullah Danişmaz(1)
- Abdullah Danışmaz(1)
- Abdullah Egi(1)
- Abdullah Kolotoğlu(1)
- Abdullah Küçükaslan(1)
- Abdullah Memiş(1)
- Abdullah Necati Doğan(1)
- Abdullah Souda(1)
- Abdullah Turan(1)
- Abdullah Yılmaz(1)
- Abdulsamet Keleş(1)
- Abdulsamet Varan(1)
- Abdurrahman Atalay(1)
- Abdurrahman Oruç(1)
- Abdurrahman Saka(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026COP29 bağlamında Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikaları ve küresel iklim hedefleri
Müjdat Maraşlı
Bu araştırmanın amacı, Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarını incelemek ve bu politikaların 2024 yılında Azerbaycan’ın Bakü şehrinde gerçekleştirilen COP29 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na yansımalarını değerlendirmektir. Bu kapsamda Türkiye’nin enerji politikalarının dönüşümü, yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişimi, iklim değişikliği politikaları ve küresel iklim hedefleriyle uyum süreci karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda COP29 karar metinleri, ulusal enerji strateji belgeleri, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı, uluslararası enerji raporları, yenilenebilir enerji istatistikleri ve konuya ilişkin akademik çalışmalar incelenmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilerek yenilenebilir enerji politikaları, karbon emisyonlarının azaltılması, sürdürülebilir kalkınma, enerji dönüşümü, net sıfır emisyon hedefleri ve COP29 süreci temel temalar olarak ele alınmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye’nin yenilenebilir enerji politikalarında özellikle son yıllarda önemli ilerlemeler kaydettiği gözlenmiştir. Güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal enerji yatırımlarının enerji dönüşüm sürecinde önemli rol oynadığı görülmüştür. COP29 sürecinin Türkiye’nin enerji politikalarında sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm, net sıfır emisyon ve uluslararası iklim hedefleriyle uyum konularını daha görünür hale getirdiği ortaya konmuştur. Bununla birlikte fosil yakıt bağımlılığı, enerji altyapısındaki sınırlılıklar ve finansman ihtiyacı, Türkiye’nin küresel iklim hedefleriyle tam uyum sağlamasının önündeki temel engeller olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Türkiye’nin enerji politikalarının tam dönüşüm öncesi bir geçiş aşamasında olduğu ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması, enerji verimliliğinin artırılması, teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve iklim politikalarıyla enerji politikalarının daha bütünleşik biçimde yürütülmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Dilimleme destekli hiper çıkarım ile hava fotoğraflarından bireysel ağaç segmentasyonunun iyileştirilmesi ve ağaç metriklerinin türetimi
Abdullah Birinci
Ağaçlar; karbon depolama, mikro iklimin düzenlenmesi ve ekolojik dengenin korunması açısından kentsel ile orman ekosistemlerinin temel bileşenleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle kentsel alanlarda, orman meşcerelerinde ve orman dışı ağaç topluluklarında ağaçların tekil düzeyde doğru biçimde çıkarılması; biyokütle tahmini, karbon stoklarının izlenmesi, orman envanterinin güncellenmesi ve sürdürülebilir kent ve arazi yönetimi açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte hava fotoğraflarından ağaçların semantik segmentasyonu, tekil ağaçların örnek düzeyinde ayrıştırılması ve elde edilen bölütler üzerinden ağaç metriklerinin türetilmesi; tepe taçlarının birbiriyle örtüşmesi, gölge ve aydınlatma koşullarındaki değişimler ile arka plan karmaşıklığı nedeniyle otomatikleştirilmesi güç bir süreçtir. Bu tez çalışmasında, Dilimleme Destekli Hiper Çıkarım (Slicing Aided Hyper Inference-SAHI) yöntemini görsel temel modellerden Segment Anything Model (SAM) ailesinin son sürümü olan SAM 3 ile birleştiren bir yaklaşım önerilmiştir. Öncelikle ağaçların semantik segmentasyonu gerçekleştirilmiş, ardından bireysel ağaç ve kanopi segmentasyonu örnek düzeyinde yapılmış, son aşamada ise elde edilen bölütlerden ağaç metrikleri türetilmiştir. Bu aşamalar, SAM 3’ün tek başına ve SAHI ile birlikte kullanıldığı iki ayrı yapılandırmada yürütülmüş; böylece SAHI yönteminin segmentasyon başarımına katkısı doğrudan karşılaştırılarak OAM-TCD veri seti üzerinde değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar kesinlik, duyarlılık, F1 skoru ve kesişimin birleşime oranı (IoU) ölçütleri üzerinden değerlendirilmiştir. Ağaç örtüsü semantik segmentasyon sonuçları incelendiğinde SAM 3 modeline SAHI dilimli çıkarım mekanizmasının entegre edilmesinin; IoU değerini %67,2’den %72,5’e, F1 skorunu %80,4’ten %84,1’e ve duyarlılık oranını %74,6’dan %86,5’e yükselttiği gözlemlenmiştir. Bireysel ağaç tacı tespitinde ise kanopi bölgeleri dışında duyarlılık %23,4’ten %63,2’ye, F1 skoru %36,0’dan %52,8’e, mAP50 değeri ise 20,84'ten 47,90'a yükselmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Sarıçam ormanlarında ökseotu (Viscum album L. ssp. austriacum) bulunma ve bulaşma durumu: Olur Orman İşletme Şefliği örneği
Burhan Çiğdem
Yarı parazit bir bitki olan ökseotu (Viscum album L. ssp. austriacum), sarıçam (Pinus sylvestris L.) meşcerelerinde konukçusunun su ve mineral kaynaklarından yararlanarak fizyolojik stres oluşturabilmektedir. Bu çalışmada, Olur Orman İşletme Şefliği sınırlarındaki saf sarıçam meşcerelerinde ökseotunun bulunma ve bulaşma durumunun belirlenmesi, bulaşmanın ağaç ve meşcere özellikleriyle ilişkilerinin ortaya konulması ve çap artımıyla ilişkisinin farklı değerlendirme yöntemleriyle incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, büyüklükleri 400–800 m² arasında değişen 36 örnek alanda yürütülmüştür. Bulaşma şiddetinin belirlenmesinde Altı Dereceli Bodur Ökseotu Sınıflandırma Sistemi (ADBÖSS) kullanılmış; ayrıca ökseotu öbeklerini sayı ve büyüklüklerine göre değerlendiren Hacimsel Olarak Güçlendirilmiş ADBÖSS (HOGADBÖSS) uygulanmıştır. Artım kalemlerinden elde edilen yıllık halka verileriyle son 10, 20 ve 30 yıllık çap artımları değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında, incelenen 672 ağacın 518’inde (%77,1) ökseotu belirlenirken 154’ünde (%22,9) ökseotuna rastlanmamıştır. Bulaşmanın özellikle 1800 m’nin altında, 30–40 cm çap grubundaki bireylerin bulunduğu orta kapalı meşcerelerde yoğunlaştığı; meşcere kapalılığı ve yükseltiye bağlı olarak belirgin biçimde farklılaştığı belirlenmiştir. Ökseotu yükünün taç içerisinde homojen dağılmadığı ve yoğun bulaşmanın orta ve üst taç bölümlerinde arttığı görülmüştür. Yıllık halka analizlerinde bulaşma göstergeleri ile dönemsel çap artımları arasında ilişkiler görülmekle birlikte, yaş ve mevcut çap kontrol edildiğinde bulaşmanın çap artımı üzerindeki bağımsız etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. HOGADBÖSS, çap artımını açıklamada ADBÖSS’ye göre istatistiksel üstünlük göstermemiş; ancak öbeklerin sayı, büyüklük ve taç içindeki dağılımını dikkate alarak bulaşma yükünün daha ayrıntılı değerlendirilmesini sağlamıştır. Bulgular, bölgedeki silvikültürel müdahale, izleme ve mekanik mücadele çalışmalarının planlanması için bilimsel bir altlık sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziYalnız künye2026Küresel inovasyon endeksi çerçevesinde E7 ülkelerinin performans analizi
Ghislaine Issaka Zenaba
Bu çalışmanın amacı, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yayımlanan Küresel İnovasyon Endeksi (KİE) çerçevesinde E7 ülkelerinin (Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Meksika, Endonezya ve Türkiye) inovasyon performanslarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Bu doğrultuda, söz konusu ülkelerin inovasyon performanslarının değerlendirilmesi ve küresel rekabet ortamındaki gelişme potansiyellerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Çalışmada, 2011-2023 dönemine ait veriler kullanılarak E7 ülkelerinin inovasyon performansları betimsel ve karşılaştırmalı analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, E7 ülkelerinin inovasyon performanslarının incelenen dönem boyunca farklı eğilimler gösterdiğini ve ülkeler arasında belirgin performans farklılıkları bulunduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle Çin’in KİE performansı bakımından diğer E7 ülkelerinden belirgin biçimde ayrıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, E7 ülkeleri arasında KİE performansı bakımından önemli farklılıkların devam ettiği dikkat çekmektedir. Bu durum, ülkelerin inovasyon kapasitelerinin ve inovasyon sistemlerinin farklı düzeylerde geliştiğini göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma, E7 ülkelerinin inovasyon performanslarının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesine katkı sunmakta ve inovasyon politikalarının geliştirilmesine yönelik politika önerileri sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026İsabella Kokulu Üzümünden (Vitis labrusca L.) Üretilen Meyve Suyu, Marmelat, Turşu, Sirke ve Koruk Ekşisinin Fizikokimyasal Özelllikleri İle Antioksidan Aktivite Profillerinin Tespit Edilmesi
Abdullah Danişmaz
This study aimed to comprehensively evaluate the physicochemical composition, bioactive properties, and antioxidant potential of five products derived from Isabella grape (Vitis labrusca L.). Among the products, marmalade exhibited the highest HMF content (2.37 mg/kg), followed by pickled grapes (1.84 mg/kg), while grape juice contained 0.59 mg/kg, and fresh grape, verjuice, and vinegar samples showed ≈0 mg/kg HMF. Soluble solid content (°Brix) ranged widely across samples, with marmalade containing 40.33%, whereas verjuice and pickled grapes contained 6.27% and 6.30%, respectively, and grape vinegar had 3.52%. Regarding phenolic compounds and antioxidant activity marmalade showed the highest levels with TPC 251.20 mg GAE/100 g, TFLK 132.73 mg QE/100 g, TAC 312.54 mg AA/100 g, FRAP 189.60 mg FeSO₄/100 g, and DPPH 74.49 mg AA/100 g. TPC values in other products were measured as 126.06 mg GAE/100 g in pickled grapes, 109.79 mg GAE/100 g in verjuice, 125.36 mg GAE/100 g in grape juice, 86.75 mg GAE/100 g in fresh grape, and 33.86 mg GAE/100 g in grape vinegar. As (PCA) results ; marmalade clustered strongly on the sugar–phenolic axis, pickled grapes on the acidity–color change axis, fresh grapes on the ascorbic acid axis, and grape vinegar on the low sugar–low antioxidant activity axis. Overall, the findings demonstrate that Isabella grape–based products exhibit distinct chemical characteristics depending on processing techniques, with marmalade and grape juice showing the highest functional potential.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Tamsayılı Doğrusal Programlama Yöntemi ile İşgücü Planlaması: Maden İşletmesinde Bir Uygulama
Jean Darly Korila
Madencilik işletmelerinde verimli ve karlı üretimin sağlanabilmesi için insan ve maddi kaynakların optimize edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle işgücü planlaması önemli bir stratejik konudur. Madencilik sektörü, hem işgücü hem de makine kullanımına dayalı, emek gerektiren bir iş koludur. Madencilik faaliyetleri; madenlerin çıkarılması, işlenmesi ve pazarlanması da dâhil olmak üzere bir dizi karmaşık süreci kapsamaktadır. Sektör; yasal düzenlemeler, işletmelerin vizyon ve misyonları ile pazar payı gibi birçok etkene bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Her sektörde ve her ölçekteki projeler için geçerli olan genel ilkelere odaklanılarak bu çalışmada, madencilik sektöründe en yüksek verimin elde edilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, bir maden işletmesinde işgücü planlaması için karmaşık problemlerin modellenmesine olanak sağlayan ve bir optimizasyon yöntemi olan tamsayılı doğrusal programlama (TDP) yönteminin uygulamasını içermektedir. Çalışmada, Gümüşhane ilinde bulunan bir madencilik işletmesinden alınan verilere dayanarak oluşturulan TDP modeli ile işgücü planlaması yapılması hedeflenmiştir. Bu planlama ile işletmenin işgücü planlamasının kullanıldığı maliyetin minimize elde edilmesi amaçlanarak optimal personel sayısı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, madencilik işletmesinin işgücü planlamasıyla paralel sonuçlar vermiştir. Bu durum maden işletmesinin optimal işgücü ile çalıştığını ifade etmektedir. Bu uygulama TDP yönteminin, madencilik işletmelerinde operasyonel verimliliğin ve işgücü maliyetlerinin belirlenmesinde kullanılabileceğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ ADAYLARINDA KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI İLE İSTİHDAM KAYGISI ARASINDAKİ İLİŞKİDE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIN DÜZENLEYİCİ ROLÜ
Rıza Akbaş
Beden Eğitimi Öğretmeni adayları, meslek öncesi dönemde Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (KPSS) hazırlık sürecinin yarattığı sınav kaygısı ile mezuniyet sonrası istihdam belirsizliğini eşzamanlı olarak deneyimleyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı, Beden Eğitimi Öğretmeni adaylarının Kamu Personeli Seçme Sınavı kaygısı ile istihdam kaygısı arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkide psikolojik sağlamlığın düzenleyici rolünü test etmektir. Araştırma nicel yöntemle ilişkisel tarama deseninde yürütülmüş, örneklemi 2023–2025 eğitim-öğretim yıllarında devlet üniversitelerinde öğrenim gören veya mezun 293 öğretmen adayı oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Connor–Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, KPSS Kaygı Ölçeği ve İstihdam Kaygısı Ölçeği aracılığıyla dijital bir platformda ve çevrimiçi yöntemlerle toplanmıştır. Analizlerde IBM SPSS (v27) ile IBM AMOS istatistiksel paket program kullanılmış, ölçme araçlarının yapı geçerliği doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile desteklenmiş, değişkenler arası ilişkiler korelasyon ve regresyon temelli moderasyon analizi (PROCESS Model 1) ile incelenmiştir. Bulgular, KPSS kaygısının istihdam kaygısını anlamlı biçimde yordadığını ve psikolojik sağlamlığın bu ilişkiyi anlamlı şekilde modere ettiğini göstermiştir. Psikolojik sağlamlığın doğrudan etkisi anlamlı bulunmazken, etkileşim teriminin modele katkı sağlaması psikolojik sağlamlığın ilişkisel dinamiği düzenleyen bir mekanizma olarak işlediğine işaret etmektedir. Model, istihdam kaygısındaki varyansın %36’sını açıklamıştır. Sonuçlar, öğretmen adaylarının mesleğe geçiş sürecinde yalnızca sınav performansına odaklanan desteklerin yeterli olmayabileceğini, psikolojik dayanıklılığı güçlendiren bütüncül yaklaşımların kaygı yönetiminde önemli katkılar sağlayabileceğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026YAPAY SİNİR AĞLARI İLE DESTEKLENMİŞ JİROSKOPİK ROBOT STABİLİZASYONU: DERİN ÖĞRENME YAKLAŞIMI
Hamza Bayraktar
Bu çalışma, iki tekerlekli jiroskopik bir robotun dinamik kararlılığını ve adaptasyon kabiliyetini artırmak amacıyla, Doğrusal Kuadratik Regülatör (LQR) ile Yapay Sinir Ağlarını (YSA) birleştiren özgün bir hibrit kontrol mimari sunmaktadır. Doğası gereği yüksek derecede doğrusal olmayan ve kararsız bir yapıya sahip olan iki tekerlekli sistemler, özellikle Kontrol Moment Jiroskopu (CMG) disk hızındaki değişimlerden doğrudan etkilenmekte; bu durum geleneksel statik kontrolcülerin dayanıklılığını (robustness) sınırlamaktadır. Önerilen yöntem, farklı operasyonel disk hızları için hesaplanan optimal LQR kazanç matrisleri (K) üzerinde eğitilen bir YSA modelini kontrol döngüsüne entegre etmektedir. Geliştirilen hibrit sistem, anlık disk hızı verilerini işleyerek gerekli katsayıları dinamik olarak kestirmekte ve sistemin değişken koşullara gerçek zamanlı uyum sağlamasına olanak tanımaktadır. Simülasyon sonuçları, bu yaklaşımın statik LQR kontrolcülere kıyasla yerleşme süresi ve aşım miktarı açısından üstün performans sergilediğini ve sistem dinamiklerindeki belirsizliklere karşı dayanıklılığı önemli ölçüde artırdığını kanıtlamaktadır. Deterministik kontrolün hassasiyeti ile derin öğrenmenin esnekliğini sentezleyen bu çalışma, arama-kurtarma ve gözetleme gibi karmaşık ortamlarda görev yapan otonom robotik platformlar için ölçeklenebilir ve güvenilir bir kontrol stratejisi sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Üniversite Öğrencilerine Yönelik Ağır Kış Durumlarına Karşı Dirençlilik Ölçeğinin Geliştirilmesi
Cihan Yildiz
Üniversite öğrencilerini fiziksel, psikolojik, çevresel ve sosyal olarak etkileyen ağır kış koşulları öğrencilerin günlük yaşamını, öğrenme süreçlerini ve dayanıklılığını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, üniversite öğrencilerinin ağır kış koşullarına karşı dayanıklılıklarını bütüncül biçimde değerlendirilebilecek bilimsel ölçme araçlarının geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin ağır kış koşullarına yönelik dirençlilik düzeylerini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmiştir. Araştırmanın verileri, 5’li Likert ölçeği kullanılarak Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden 481 gönüllü katılımcıya uygulanan anket aracılığıyla toplanmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Ölçek geliştirme sürecinde tanımlayıcı istatistikler, açımlayıcı faktör analizi ve güvenirlik analizleri uygulanmıştır. Ölçek; psikolojik, çevresel, sosyal ve fiziksel dirençlilik olmak üzere dört faktörden oluşmakta olup, sonuçlar ölçeğin geçerli ve güvenilir bir yapıya sahip olduğunu göstermiştir. Ortalaması en yüksek olan faktör fiziksel dirençlilik faktörü iken, ortalaması en düşük olan faktör ise sosyal dirençlilik faktörüdür. Faktörler arası koralesyon sonuçlarına göre, psikolojik dirençlilik faktörün çevresel dirençlilik ve sosyal dirençlilik faktörlerle negatif, fiziksel dirençlilik faktörle ise pozitif yönlü ilişkisi bulunmakla birlikte, bu ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı değildir. Buna karşın, çevresel dirençlilik, sosyal dirençlilik ve fiziksel dirençlilik faktörler arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Sonuç olarak geliştirilen ölçek ağır kış durumlarının yaşandığı tüm şehirlerde bulunan üniversite öğrencilerine uygulanabilir olacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026MERYEM-TÂHÂ SÛRELERİNDEKİ KIRAAT FARKLILIKLARI VE ANLAMA ETKİSİ
Mustafa Saltık
This study examines the impact of Qira'at variants in the Surahs of Maryam and Tâhâ on their meanings and how these variations are reflected in Turkish translations. The thesis consists of an introduction and two main chapters. The introductory section explores several research-related issues. The first chapter provides a general introduction to the science of Qira'at to establish a solid framework for the study and ensure a better understanding of the content. In this context, subjects such as the scope of Qira'at, its historical development, the leading Imams of recitation, and the classification of Qira'at are discussed. Subsequently, orientalist studies on Qira'at and their influences are examined. This is followed by general overview of Surahs Maryam and Tâhâ, highlighting their main themes and content. The second chapter investigates all the difference in recitation in Sûrahs Maryam and Tâhâ, explaining the reflections of meaning-altering variants on translations. This section presents the modes of Istiadha and Basmala during the transition to both Surahs, followed by explanations of phonetic variants, noting which Imam or Rawi applied them. The subsequent section identifies variations regarding Farsh al-Huruf, categorizing them into two separate headings: those that alter the meaning and those that do not. The underlying reasons for these Qira'at variations and their semantic effects are demonstrated by utilizing prominent works from the fields of Tafsir and Qira'at. Finally, the contributions of influential Qira'at variants to Turkish translations produced during the Republican era are addressed. The study concludes with a comprehensive evaluation based on the overall findings.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026SAĞLIK HARCAMALARININ İKTİSADİ ANALİZİ: TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİ KARŞILAŞTIRILMASI
Metin Sarkı
Bu çalışmada, sağlık harcamalarının iktisadi boyutu Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri örnekleminde karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın temel amacı, söz konusu ülkelerde sağlık harcamalarının ekonomik göstergelerle ilişkisini inceleyerek bu harcamaların düzeyi, yapısı ve iktisadi anlamına ilişkin bir değerlendirme sunmaktır. Türkiye ve AB ülkeleri arasındaki karşılaştırma, sağlık harcamalarının iktisadi görünümünü ortaya koymaya yönelik bir çerçeve olarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, Türkiye için 2011–2024 dönemine ait istatistikler ve raporlar ile AB ülkelerine ilişkin karşılaştırılabilir göstergelerden yararlanılmıştır. Araştırma, betimleyici istatistikler ve mevcut veriler üzerinden yapılan karşılaştırmalı değerlendirmelere dayanmaktadır. Sağlık harcamaları; kişi başına sağlık harcamaları, sağlık harcamalarının GSYH içindeki payı, kamu ve özel sektör harcama yapısı ile demografik ve ekonomik değişkenler çerçevesinde ele alınmıştır. Ayrıca seçilmiş göstergeler aracılığıyla sağlık harcamalarının iktisadi etkinliğine ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Elde edilen bulgular, Türkiye’de sağlık harcamalarının hem nominal hem de kişi başına düzeyde artış eğilimi gösterdiğini ortaya koymaktadır. Buna karşın, sağlık harcamalarının GSYH içindeki payının sınırlı bir aralıkta seyrettiği ve AB ülkeleri ortalamasının altında kaldığı gözlemlenmiştir. AB ülkelerinde sağlık harcamalarının ağırlıklı olarak kamu kaynaklarıyla finanse edildiği, Türkiye’de ise kamu ve özel sektör harcamalarının zaman içerisinde farklılaşan bir yapı sergilediği görülmektedir. Ayrıca ebe, hemşire ve hekim sayıları bakımından da ülkeler arasında farklılıklar dikkat çekmektedir. Demografik faktörler, özellikle yaşlı nüfus oranındaki artış, sağlık harcamalarının önemli belirleyicileri arasında öne çıkmaktadır. Sonuç olarak çalışma, sağlık harcamalarının Türkiye ve AB ülkelerinde ekonomik yapı, demografik dinamikler ve finansman modeli ile yakından ilişkili olduğunu ortaya koymakta; Türkiye’de sağlık harcamalarının iktisadi sürdürülebilirlik ve etkinlik açısından geliştirilmesine yönelik politika alanlarına işaret etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026GÜMÜŞHANE DEVLET HASTANESİNDEKİ HEMŞİRELERİN AFET TEHDİDİ İÇİN PSİKOLOJİK HAZIRLIKLARININ BELİRLENMESİ
Rabia Arslanca Karadağ
Bu araştırma, Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşirelerin afet tehdidine yönelik psikolojik hazırlık düzeylerini belirlemek ve bu düzey ile ilişkili sosyodemografik ve mesleki değişkenleri incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte planlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görev yapan 110 hemşire oluşturmuştur. Veriler, katılımcıların tanıtıcı özelliklerini içeren bilgi formu ve geçerlik-güvenirlik çalışması yapılmış olan Afet Tehdidine Yönelik Psikolojik Hazırlık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre hemşirelerin psikolojik hazırlık düzeylerinin genel olarak orta-üst düzeyde olduğu belirlenmiştir. Erkek hemşirelerin, afet eğitimi alanların, daha önce afette görev almış olanların, tatbikata katılanların ve gönüllü afet kuruluşlarında yer alanların psikolojik hazırlık düzeylerinin anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çok gruplu analizlerde; yaş ve meslekte çalışma yılı değişkenlerine göre psikolojik hazırlık düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği, özellikle ileri yaş gruplarında ve mesleki deneyimi daha fazla olan hemşirelerde psikolojik hazırlık düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık eğitim düzeyi, çalışma sistemi ve kurumda çalışma süresine göre psikolojik hazırlık düzeyinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırma sonuçları, hemşirelerin afet tehdidine yönelik psikolojik hazırlık düzeylerinin özellikle afet eğitimi, afet deneyimi, tatbikat katılımı ve gönüllülük gibi uygulama ve deneyim temelli değişkenlerle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşılık formal eğitim düzeyi ve çalışma koşulları gibi değişkenlerin psikolojik hazırlık üzerinde belirleyici olmadığı görülmüştür. Bu bulgular doğrultusunda, sağlık kurumlarında afet hazırlık çalışmalarının yalnızca teorik eğitimlerle sınırlı kalmaması; uygulama temelli eğitimler, düzenli tatbikatlar ve deneyim kazandırıcı süreçlerle desteklenmesi önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri: Panel veri analizi
Yeliz Gür
Bu çalışma yenilenebilir enerji kullanımının ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini G8 ülke grubu kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır. Artan küresel enerji talebi ve fosil yakıtlara dayalı üretim yapısının yol açtığı çevresel ve ekonomik maliyetler, yenilenebilir enerji kaynaklarını sürdürülebilir kalkınma açısından kritik bir alternatif haline getirmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, yenilenebilir enerji kullanımının hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri bütüncül bir çerçevede analiz edilmiştir. Araştırmada 2000-2023 dönemini kapsayan G8 ülkelerine ait veriler kullanılmış ve analizler panel veri yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda biri çevresel sürdürülebilirlik, diğeri ekonomik sürdürülebilirlik olmak üzere iki ayrı model kurulmuştur. Modellerde yenilenebilir enerji kullanımının; ekonomik büyüme ve dışa bağımlılık gibi ekonomik göstergeler ile sera gazı emisyonları ve çevre kirliliği üzerindeki etkileri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, yenilenebilir enerji kullanımının çevre kirliliğini azaltıcı yönde anlamlı etkiler yarattığını ve aynı zamanda ekonomik büyümeyi desteklediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, yenilenebilir enerji yatırımlarının çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasının yanı sıra ekonomik performansı da artıran önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede, politika yapıcıların yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik eden, enerji dönüşümünü hızlandıran ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltan stratejilere öncelik vermesi önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Azerbaycan'da sağlık hizmeti sunumuna yönelik bölgeselkapasite farklılıklarının incelenmesi
Zaur Gulıyev
Sağlık sektörü, bir ülkenin sosyal refah düzeyini, ekonomik kalkınmasını ve beşerî sermayesinin niteliğini belirleyen en önemli alanlardan biridir. Bu nedenle sağlık hizmetlerinin performansının ölçülmesi ve bölgesel farklılıkların analiz edilmesi, sağlık politikası analizi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, Azerbaycan'ın 14 ekonomik bölgesine ait sağlık göstergelerini Çok Kriterli Karar Verme yaklaşımı çerçevesinde bölgesel sağlık performansı açısından karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada sağlık sistemini temsil eden dört temel kriter dikkate alınmıştır: 10.000 kişi başına düşen doktor sayısı (K1), paramedik personel sayısı (K2), hastane yatağı sayısı (K3) ve ayakta tedavi kliniklerinin kapasitesi (K4). Analiz süreci ağırlıklandırma, sıralama ve sınıflandırma aşamalarından oluşmaktadır. İlk aşamada kriter ağırlıkları AHP, Entropi ve CRITIC yöntemleriyle belirlenmiş; ikinci aşamada bölgeler TOPSIS ve PROMETHEE yöntemleriyle sıralanmıştır. Son aşamada ise FLOWSORT yöntemi kullanılarak bölgeler performans düzeylerine göre sınıflandırılmıştır. 2012 ve 2024 yıllarına ait verilerle gerçekleştirilen analiz sonuçları, Azerbaycan'da sağlık performansının bölgesel olarak farklılaştığını göstermektedir. Özellikle Bakü ve Gence–Daşkesen bölgeleri yüksek performans sergilerken, bazı bölgelerin sağlık altyapısı ve insan kaynağı açısından geride kaldığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, bölgesel sağlık performansının iyileştirilmesi ve sağlık politikası analizi kapsamında kaynakların daha etkin dağıtılmasına yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Başarılı okul liderliği, iş motivasyonu ve iş güvencesi memnuniyeti ilişkisi: Öğretmenler üzerine bir araştırma
Zannatul Nıme
Bu araştırmanın amacı, başarılı okul liderliği, iş motivasyonu ve iş güvencesi memnuniyeti arasındaki ilişkileri incelemek ve bu değişkenler açısından anlamlı farklılıkların olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma deseni kullanılmış ve veriler 248 katılımcıdan anket yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama sürecinde iş motivasyonu, iş güvencesi memnuniyeti ve başarılı okul liderliği algılarını ölçmeye yönelik ölçeklerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler demografik bilgilerle birlikte istatistiksel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, katılımcıların iş motivasyonu, iş güvencesi memnuniyeti ve liderlik algılarının genel olarak orta ile yüksek düzey arasında olduğunu göstermektedir. Yapılan analizler, iş güvencesi algısı düzeylerinin iş motivasyonu üzerinde anlamlı farklılıklar oluşturduğunu ortaya koymuştur. İş güvencesini yeterli veya stresli olarak algılayan katılımcıların motivasyon düzeylerinin, iş güvencesini az veya çok az olarak algılayan katılımcılara göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların iş arkadaşlarını ve yöneticilerini tanımlama biçimlerinin de başarılı okul liderliği algısı üzerinde anlamlı farklılıklar yarattığı tespit edilmiştir. Olumlu sosyal özelliklerle tanımlanan çalışanların liderlik algılarının daha yüksek olduğu, olumsuz nitelendirmelerin ise liderlik algısını düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgular, örgüt içi sosyal ilişkilerin ve örgüt ikliminin liderlik algıları üzerinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Online alışverişte çevre duyarlılığı ve çevreye duyarlı ürün tercihlerinin tüketici satın alma niyetine etkisi: Türkiye'de bir alan araştırması
Züleyha Kork Salantur
Günümüzde artan çevresel sorunlar, bireylerin tüketim davranışlarını etkileyen önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Çevreye yönelik duyarlılığın artması, tüketicilerin satın alma süreçlerinde daha bilinçli ve sorumlu davranmalarını teşvik etmektedir. Bu bağlamda çevre duyarlılığı, tasarruf eğilimi ve ürünlerin yeniden kullanılabilirliğine yönelik tutum gibi faktörlerin tüketici davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, tüketicilerin çevre duyarlılığı düzeylerinin tasarruf ve yeniden kullanılabilirlik tutumları aracılığıyla ihtiyaç dışı satın alma davranışı üzerindeki etkisini incelemektir. Bu doğrultuda çevre duyarlılığı, tasarruf tutumu, yeniden kullanılabilirlik tutumu ve ihtiyaç dışı satın alma davranışı arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemini Türkiye genelinde online alışveriş deneyimine sahip 427 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri çevrim içi anket yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlikleri doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiş, değişkenler arasındaki ilişkiler ise yapısal eşitlik modeli aracılığıyla incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre çevre duyarlılığının tasarruf tutumu ve yeniden kullanılabilirlik tutumu üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca tasarruf ve yeniden kullanılabilirlik tutumlarının ihtiyaç dışı satın alma davranışı üzerinde negatif yönde etkili olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte çevre duyarlılığının ihtiyaç dışı satın alma davranışı üzerinde dolaylı etkilerinin bulunduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Karabaş otu (lavandula stoechas) ile hazırlanan kombucha çayının fizikokimyasal, antioksidan, antibakteriyal ve mikrobiyolojik özelliklerinin araştırılması
Hümeyra Topal
Küresel nüfus artışıyla birlikte, tüketicilerin fonksiyonel gıdalara olan ilgisi ve ürün çeşitliliği talebi giderek yükselmektedir. Terapötik özellikleriyle bilinen bitkiler, bu talebin karşılanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, gerçekleştirilen çalışmada, fermente içecek olan kombucha çayına Karabaş Otu (Lavandula stoechas) eklenerek fonksiyonel özellikleri geliştirilmiş örnekler oluşturulmuştur. Çalışmada, geleneksel siyah çay bazlı kombucha ile karabaş otu infüzyonu zenginleştirilmiş fizikokimyasal, biyoaktif, antioksidan ve mikrobiyal özellikleri 14 günlük depolamada karşılaştırılmış ve nutrasötik potansiyelini nasıl etkilediği değerlendirilmiştir. Örnekler, siyah çay (Örnek 1), siyah çay-karabaş otu karışımı (Örnek 3) ve karabaş otu (Örnek 5) infüzyonlarından hazırlanmış; fermantasyon sonrası 0, 7 ve 14. günlerde pH, titre edilebilir asitlik, Brix, CIE Lab* renk parametreleri, toplam fenolik içerik (TPC), toplam flavonoid içerik (TFC), toplam antioksidan kapasite (TAC), DPPH/ABTS radikal temizleme, Demir (Oyaizu,1988)/Bakır (CUPRAC) indirgeme kapasiteleriyle mikrobiyal popülasyonlar (TAMB, maya, AAB, LAB) analiz edilmiştir. Veriler ANOVA ile istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Karabaş otu katkısı, TPC ve TFC'yi anlamlı şekilde artırmış; saf karabaşotu varyantı en yüksek TPC (1344.71 ± 15.74 mg GAE/L) ve antioksidan kapasite değerlerini (DPPH % inhibisyon: 89.45; Demir (III) İndirgeme Gücü: 2333.75 μM TE/L) sergilemiştir. Depolamada pH düşüşü ve asitlik artışı gözlenirken, mikrobiyal popülasyonlar erken dönemde artmış ve stabil hale gelmiştir; AAB ve LAB, substrata duyarlılık göstermiştir. Renk ve Brix parametreleri, bitkisel katkı ile daha stabil seyretmiştir. Karabaş otu entegrasyonu, kombucha'nın fenolik profilini optimize ederek fonksiyonel içecek geliştirme açısından umut verici bir strateji sunmaktadır. Bulgular, yerel bitkilerin nutrasötik uygulamalarda kullanımını desteklemekte olup, gelecek çalışmalar bileşik-spesifik analiz ve in-vivo validasyonları içermelidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Geçmişin büyülü dünyasından geleceğin fantastik dünyasına billur köşk masallarının Propp metodu ile incelenmesi ve yapay zekâ ile uyarlama denemesi
Mustafa Canavarcı
Masallar; genellikle hayali ve fantastik ögelerle dolu; milletlerin yaşamını, kültürünü, dünya görüşünü en saf haliyle yansıtan metinlerdir. Masallar; içerisinde geliştiği toplumun kurallarını, gelenek ve göreneklerini barındırırlar ve zamanla onları geliştirerek gelecek nesillere aktarırlar. Billur Köşk masalları Anadolu-Türk masallarının ilk derlemesidir. Bu yönüyle kültürümüz için son derece önemli bir eserdir. Vladimir Propp masalların yapısını ortaya koymak üzere ayrıntılı bir yapısal analiz metodu geliştirmiştir. Bu yöntem ile masalların yapısı belirlenebilmektedir. Çağımızdaki teknolojik gelişmeler ile pek çok alanda yapay zekâlar kullanılmaktadır. Özellikle ana hatları belirgin, rasyonel sahalarda çeşitli analiz ve değerlendirmeler için yapay zekâ kullanımı insan zihninin önüne geçmektedir. Yapay zekâdaki bu gelişimin yazın sahasına etkisi merak konusudur. Çalışmada Propp metodu ile yapısı ortaya çıkartılacak Billur Köşk masalları bu yapılar doğrultusunda yapay zekâ ile tekrar üretilecektir. İkinci adımda, yapay zekâ ile üretilen yapay metinleri orijinal masallar ile karşılaştırarak yapay zekânın bu alandaki gelişimi, yetkinliği ve kullanılabilirliği tetkik edilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Gümüşhane'nin gastronomik ürünlerinin yaratıcı turizm kapsamında değerlendirilmesi
Samime Özyurt
Yaratıcı turizm, destinasyonların özgün değerlerini deneyim temelli faaliyetlerle görünür kılan ve kültürel miras unsurlarının sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan yeniden anlam kazanmasını sağlayan bir turizm yaklaşımıdır. Kültürel mirasın taşıyıcı bir parçası olan gastronomik ürünler, destinasyonların özgün kimliğini ortaya çıkaran ve yaratıcı turizm aracılığıyla bölgesel gelişimi destekleyen önemli değerler hâline gelmektedir. Bu çalışmada, Gümüşhane'nin gastronomik ürünlerini yaratıcı turizm kapsamında değerlendirmek, bu ürünlerin yaratıcı turizm faaliyetlerine nasıl entegre edilebileceğini ortaya koymak ve destinasyonun turizm çeşitliliğine katkı sağlayabilecek öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla paydaşlardan (n=32) veriler toplanmıştır. Gümüşhane'deki yerel yöneticiler, turizm işletmecileri, halk ve ziyaretçilerden oluşan katılımcı listesinin oluşturulmasında amaçlı, ölçüt ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler, kod, alt tema ve ana temalar hâline getirilmiştir. Bu kapsamda 5 ana tema ve 18 alt tema belirlenmiştir. Belirlenen bu ana temalar "Gastronomi Turizminde Mevcut Durum", "Yöresel Mutfak Kültürü", "Yaratıcı Gastronomi Turizmi Potansiyeli", "Yaratıcı Gastronomi Turizminde Engeller ve Öneriler" ve "Yaratıcı Turizmden Beklenen Fayda" şeklinde adlandırılmıştır. Araştırma sonuçları, Gümüşhane'nin pestil-köme, kuşburnu, siron, Araköy ekmeği, kuru fasulye ve diğer gastronomik ürünlerin yaratıcı gastronomi turizmi potansiyelinin olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, tanıtım, altyapı ve profesyonel sunum alanlarında geliştirmeye ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Paydaşların katılım istekliliği ve turistlerin deneyim temelli etkinliklere ilgisi, kente yeni fırsatlar sunmaktadır. Bu doğrultuda çalışma, ürünlerin atölye, festival ve deneyim temelli etkinliklerle değerlendirilmesi, tanıtım ve markalaşmanın güçlendirilmesine yönelik öneriler sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2026Seçmeli spor dersleri alan üniversite öğrencilerinin spora bağlılıklarının sportif yaşam doyumlarına etkisinin incelenmesi: Karadeniz Teknik Üniversitesi örneği
İbrahim İskender
Bu araştırmanın amacı, Karadeniz Teknik Üniversitesi seçmeli ders havuzunda yer alan spor bilimleri alanındaki dersleri seçen üniversite öğrencilerinin spora bağlılıkları ile sportif yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu, Guillén ve Martínez-Alvarado (2014) tarafından geliştirilen ve Kayhan vd. (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan Spora Bağlılık Ölçeği ile Diener vd. (1985) tarafından geliştirilen Yaşam Doyumu Ölçeği temel alınarak Mangan (2018) tarafından spor bağlamına uyarlanan ve Somoğlu ile Cihan (2022) tarafından Türkçeye uyarlanan Sportif Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS (26. Versiyon) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, ANOVA ve pearson kolerasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların spora bağlılık puanlarının cinsiyet, spor yapma durumu ve öğrenim görülen sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık gösterdiği, ayrıca spor yaşı ile pozitif yönlü ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Sportif yaşam doyumuna ilişkin bulgularda ise cinsiyet, spor yapma durumu ve öğrenim görülen sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılık olduğu, yaş ve spor yaşı ile pozitif yönlü ilişkiler bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca spora bağlılık ölçeği alt boyutları ve toplam puanları ile sportif yaşam doyumu ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, seçmeli spor derslerini alan üniversite öğrencilerinin spora bağlılıkları ile sportif yaşam doyumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.
