Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Sancak, Kadir(6)
- Ugur, Omer(4)
- Çelik, Recep(4)
- Aksoy, Metin(3)
- Kocağ, Esra Karapınar(3)
- Günay, Mehmet Akif(2)
- Sahinoglu, Muhammet Cemal(2)
- Yalcin, Elif Guvendi(2)
- Ak, Muammer(1)
- Akar, Gökhan(1)
- Akar, Tuba(1)
- Akyol, Hikmet(1)
- Artan, Seyfettin(1)
- Aytekin, Ayşe(1)
- Buz, Sema(1)
- Canli, Muhlise(1)
- Doğan, Kadir Caner(1)
- Doğru, Bülent(1)
- Efşan, Nur Çelik(1)
- Emir, Mustafa(1)
- Gürdal, Elif(1)
- Hayaloğlu, Pınar(1)
- Kızılözen, Cihangir(1)
- Murat Han Canpolat(1)
- Nazir, Bayram(1)
- Nisan, Fatma Nisan(1)
- Sarilgan, Ali Emre(1)
- Shatlh, Adel Eldesoky Abdelhannan(1)
- Somuncuoğlu, Seda Özsoy(1)
- Tutak, Eda(1)
- Uysal, Mustafa(1)
- Uğur Kaya(1)
- Yilmaz, Dursun(1)
- Yücel, Mustafa Fatih(1)
- Yıldız, Barış(1)
- Yıldız, Gizem Akbulut(1)
- Yılmaz, Vedat(1)
- Çakmak, Erol(1)
- Özarslan, Hüseyin(1)
- İclal Fırat(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Nato standartlarında bir deniz kuvvetleri inşası:ukrayna 2035 deniz stratejisi örneği
Tutak, Eda
Azak Denizi ve Karadeniz’e bulunan kıyıları, enerji rezervlerine yakınlığı, Rusya ve Orta-Asya enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasındaki transit ülke konumu Ukrayna’yı bölgede sürdü-rülebilir güvenliğin kilit aktörü haline getirmektedir. Bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından iti-baren NATO ile ortaklık geliştiren Ukrayna, bir taraftan ülkedeki otokratik eğilimleri yumuşat-mak diğer taraftan Rusya’dan gelen baskıları dengelemek için NATO ile iş birliğini askerî, siyasi ve jeopolitik kapsamda araçsallaştırmıştır. Ukrayna, 2.759 km kıyı uzunluğu ve 72 bin km²’den fazla münhasır ekonomik bölgesiyle askerî ve ekonomik açıdan ulusal çıkarları denizlerle ya-kından bağlantılı olan bir devlettir. Dolayısıyla denizlerde hareket yeteneğine sahip, modern ve gelişmiş bir donanma gücüne sahip olmak Ukrayna açısından kritik önem taşımaktadır. Ancak 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle birlikte Ukrayna Donanması’nın %70’i yok ol-muş, 2022 yılında Rusya tarafından Ukrayna’ya karşı başlatılan geniş çaplı askerî operasyon ise Ukrayna Donanması’nın hayati önemini yeniden ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı Uk-rayna tarafından yayınlanan 2035 Deniz Kuvvetleri Strateji Belgesi’ni analiz etmek ve belgede yer alan reformların NATO standartları, ilkeleri ve değerlerini içeren hedeflerini incelemektir. Ukrayna Deniz Kuvvetleri, 2035 yılına kadar NATO standartlarında modern ve gelişmiş do-nanma gücü inşa etmeyi ve açık deniz hareket kabiliyetine sahip bir kuvvet yapılanması ger-çekleştirmeyi hedeflemektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Atatürk-lord lloyd görüşmesi: türk-ingiliz ilişkileri ve akdeniz sorunu
Çelik, Recep
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve kendi döneminde Türk dış politikasının mimarı Atatürk, genç cumhuriyeti her türlü dış tehlikeden korumak için aktif bir dış siyaset izlemiştir. Batıya rağmen batılı bir anlayışla hareket eden Atatürk, başta Yunanistan olmak üzere İngiltere ve Fransa ile ikili sorunlarını çözerek Türkiye’yi uluslararası ilişkilerde hatırı sayılır bir devlet konumuna getirmiştir. Millî Mücadele’ye desteği ile ön plana çıkan Sovyetlerle olan ilişkiler Lozan sonrası süreçte de yakın ve üst düzeyde seyretmişti. Fakat Sovyet eksenli bir dış politika yerine çok yönlü bir dış politika anlayışı geliştirilmeye çalışılarak bunda başarı kaydedilmişti. Türkiye iki dünya savaşı arası dönemde ikili ve çok taraflı uluslararası dostluk, tarafsızlık, iş birliği ve saldırmazlık gibi birçok antlaşmada yer almak suretiyle bölgesinde ve dünyada barışa katkı sunmak adına çaba göstermiştir. Bu doğrultuda Atatürk Türkiye’si, bağımsız Türk devletini her türlü dış tehditlerden korumak için büyük bir dirayet sergilemiştir. Türkiye yanlısı siyasetiyle ön plan çıkan ve Türk-İngiliz ilişkilerini ileri düzeye taşımak için çaba gösteren Lord Lloyd, Türkiye’yi b irçok kez ziyaret etmiştir. Bu ziyaretlerinden Montrö öncesi Mustafa Kemal Atatürk ile 27 Mayıs 1936’da Dolmabahçe Sarayında yapılan görüşme son derece önemlidir. Nitekim görüşmede Türkiye’nin İngiltere ile olan ilişkilerinden Avrupa ve Akdeniz’deki gelişm elere kadar bir dizi husus gündeme gelmiştir. İtalyan emperyalizmi ve Doğu Akdeniz sorunu ise görüşmenin ana temasını oluşturmaktadır. Atatürk’ün özellikle Akdeniz’de yükselen İtalyan tehdidinden duyduğu endişe, buna karşın İngiliz tarafının rahatlığı görüşmenin en hassas mevzuu olarak ön plana çıkmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Afrika Kıtası'nda Türkiye'nin eğitim alanında yürüttüğü kamu diplomasisi faaliyetleri
Murat Han Canpolat
Kamu Diplomasisi kavramı 1965 yılında Tufts Üniversitesi Fletcher Hukuk ve Diplomasi dekanı olan Edmund Gullion tarafından ortaya atılmıştır. İngilizce'de "Public Diplomacy" olarak geçen Kamu Diplomasisi, hedef ülke halkını doğrudan etkileyerek yapılması istenilen hedefler için alt yapı oluşturan ve yumuşak gücün üretilmesinde kullanılan araçlardan biridir. Eğitim alanı, kamu diplomasisi faaliyetleri içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu eğitim faaliyetleri içerisinde okul yapma, öğrenci değişimleri, burs verme, mesleki, akademik, askeri vb alanlarda yerinde eğitim verme, eğitim alanlarında yapılan iyileştirme gibi çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalara istinaden dönemin ABD Dışişleri Bakanı olan Colin Powell "Ülkemiz için burada eğitim gören, geleceğin dünya liderlerinin dostluğunu kazanmaktan daha iyi bir servet göremiyorum" demiştir. Türkiye'nin Afrika ile olan ilişkileri 2000 yılından sonra ivme kazanmıştır. Afrika Kıtası'nda yapılan çalışmalar arasında eğitim faaliyetleri de bulunmaktadır. Kamu diplomasisi adı altında yapılan eğitim destekleri Türkiye için orta ve uzun vadede sonuçları alınması planlanan faaliyetlerdir. Bu çalışmada Türkiye'nin Afrika Kıtası'nda eğitim alanında yürütmüş olduğu kamu diplomasisi faaliyetleri anlatılarak, bu alanda daha başarılı çalışmaların yapılması maksadıyla Türkiye'nin Afrika ile olan ilişkilerine değinilip, Afrika'da eğitim alanında Türkiye için faaliyet yürüten kamu, kurum ve kuruluşlarının faaliyetleri hakkında bilgi verilmiş olup Türkiye'nin uzun vadede Afrika Kıtası'nda yumuşak gücünü artırmak için eğitim alanındaki kamu diplomasisi faaliyetlerinin nasıl daha iyi olabileceği üzerinde durularak analiz yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler:Eğitim, Güç, Kamu Diplomasisi, Yumuşak Güç
- MakaleYalnız künye2022Türk Toplumunda Suriyeli Sığınmacı Algısı
Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif
Büyük boyutlu ve ani gerçekleşen göçler, göç edilen ülke için politik, kültürel, ekonomik ve sosyolojik olarak birçok alanda da problemleri ortaya çıkarmıştır. Bu durum göç edenler açısından da eğitim, barınma/beslenme ve güvenlik gibi temel ihtiyaçların karşılanamaması gibi sorunları beraberinde getirmiştir. Göçle beraber ortaya çıkan problemlerin aşılabilmesi, çözüme yönelik politikaların belirlenmesi için göç edilen yerde yaşayan halkın göçmenlere yönelik algılarının ortaya çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda yapılan birçok akademik çalışmada ve yayınlanan raporlarda halkın Suriyeli sığınmacılara yönelik olumsuz algılarının olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Göçün devam etmesi Suriyeli sığınmacılara yönelik güncel araştırmaların da yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda çalışma, Türk halkının Suriyeli sığınmacılara bakışını, algısını, tutum ve söylemlerini yansıtması bakımından önemlidir. Araştırma verileri anket formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi İzmir sınırları içinde yaşayan ve kolayda örneklem yöntemi ile belirlenen 18 yaş ve üzeri katılımcılardır. Ankete toplam 522 katılmıştır. Araştırmanın sonucunda Suriyeli sığınmacılara insani yardım yapılması gerektiği, sığınmacıların mağdur, şefkate muhtaç ve yardıma ihtiyacı olduğu yönünde kamuoyunda ortak bir kanaatin oluştuğu görülmüştür. Bununla birlikte katılımcıların sığınmacılarla aynı ortamları paylaşmaktan imtina ettiği gibi bir sonuca da ulaşılmıştır. İnsani yardıma “evet” diyen katılımcıların birlikte yaşama konusunda ciddi tereddütleri olduğu, beraberce yaşamaktan yana bir tavır ortaya koymadıkları verilen cevaplara açıkça yansımıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'nin İran'daki kamu diplomasisi faaliyetleri
İclal Fırat
Kesin bir tanıma ve somut ölçümlere dayanmayan güç kavramı, siyasal ilişkilerin ilk başladığı dönemlere kadar uzanmaktadır. Zamanla devletlerin ortaya çıkması ve devletlerarası ilişkilerin artması ile kavram önemini arttırmıştır. Yüzyıllar boyunca askeri ve ekonomik kapasite olarak algılanan güç kavramı, son dönemlerde cezbetme kabiliyeti ile kendisine yeni bir değer katarak varlığını devam ettirmektedir. Uluslararası ilişkiler literatürüne 1990 yılında Joseph Nye tarafından kazandırılan yumuşak güç kavramı, küreselleşme ile artan uluslararası iletişimle gücün kaynaklarına yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu doğrultuda ise devletler, doğru ve kaynağı belli olan bilgiler ile kamuoyunu yönlendirme ve ikna etme düşüncesi ile kamu diplomasisi faaliyetleri yürütmeye başlamıştır. Hazırlanan tez ile son dönemlerde dünyada ve Türkiye'de değişen dış politika anlayışı doğrultusunda öne çıkan yumuşak güç kavramının kaynakları bağlamında Türkiye'nin İran'daki kamu diplomasisi faaliyetleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma, Türkiye'de yapılan akademik çalışmalar arasında Türkiye'nin İran özelinde yapmış olduğu kamu diplomasisi faaliyetlerinin ilk kez çeşitli alanlarla birlikte değerlendirilmesi açısından önem arz etmektedir. Tez çalışmasında öncelikle güç, yumuşak güç ve kamu diplomasisi kavramları açıklanmıştır. Devamında Türkiye'nin dünyada uygulandığı kamu diplomasisi faaliyetleri ve bu doğrultuda faaliyet gösteren kurumları ele alınmıştır. Son olarak yumuşak güç kaynakları bağlamında Türkiye'nin İran'daki muhtemel etkisi yorumlanarak yürüttüğü faaliyetler ele alınmıştır. Çalışmanın cevap aradığı sorular şunlardır; Yumuşak güç kaynakları bağlamında Türkiye'nin İran üzerindeki muhtemel etkileri nelerdir? Türkiye İran'da hangi kamu diplomasisi faaliyetlerini uygulamaktadır? Uygulanan kamu diplomasisi faaliyetlerini sınırlandıran unsurlar nelerdir? Anahtar Kelimeler: Güç, İran, Kamu diplomasisi, Yumuşak güç
- MakaleAçık Erişim2021The Place of China in the US National Security Strategy Documents and the Hegemonic Order
Gürdal, Elif
National Security Strategy documents are the roadmaps that the USA envisages in the environment defined as the new world order after the Cold War. These strategy documents, which were published for the first time in the Reagan period show which political approach will be taken. These reports are based on the importance of the necessary security poli- cies of that period. Here, it is possible to deduce the elements that the USA sees as a threat to itself. This work chronologically discusse China, which the USA saw as a strategic partner in the early 1990s, but defined as a stra- tegic competitor, sometimes even an enemy, and sometimes an unstable risk factor in the last decade through strategy documents. As a method, the National Security Strategy reports published nineteen times since 1987 were examined through the transformation and reasons of the policies envi- saged to be applied to China. These reasons were investigated through the understanding of hegemony. Therefore, the study is a qualitative research that aims to reveal a relational connection, in which documents are used as a source. The main purpose is to find out how China’s post-Cold War rise was reflected in the strategy documents in the context of security and how it caused an American reaction in the Strategy Documents in power competition. Here, it is seen that there is a connection between the power regression of the hegemonic actor and the incentives for participation in the hegemonic order it leads. The new hegemonic leader may emerge from friendly countries, which are encouraged by hegemon actor for hegemonic order, rather than rivals with long-term power competition.
- MakaleYalnız künye2020Alija Izetbegovic’s Foreign Policy in Bosnia and Herzegovina War (1992-1995)
Çelik, Recep
After collapse of Yugoslavia, Bosnia and Herzegovina war occurred as a result of Serbian nationalism and irredentism. Bosniak, Croatian and Serbian military forces had started to mercilessly struggle with each other, as to the result was determined by Bosniak-Croatian alliance and NATO operations against Serbians. In Bosnia that has three different ethnic groups, Bosniaks consist of majority of population however they were weakest link with respect to military and political as well. This situation caused that Bosniaks suffer from the war at the utmost. Alija Izetbegovic as a president, in the basis of his foreign policy during the war, based on protection of Bosnia’s territorial integrity. Yet at this point Izetbegovic who was conscious regarding there was not any state that hold on Bosniak’s in the Balkans. In this respect he tried to prompt international organizations to end the war in the Bosniaks’ struggle for existence. He was aware of sooner or later Western intervene could end Bosnian war and so he created outline of his foreign policy in this direction.
- MakaleAçık Erişim2019Mısır Milliyetçi Hareketi ve Türk Dış Politikası (1924-1925)
Çelik, Recep
Ortadoğu’da Mısır’ın ayrı bir yeri ve önemivardır. Yüzyıllarca Osmanlı’ya bağlı bir eyaletolarak yönetilen Mısır üzerinde bu önemine binaenİngilizler hâkimiyet kurmuş ve bu hâkimiyetini I.Dünya Savaşı sonrasında da bırakmamıştır. Mısır,İngilizlere karşı istiklalini elde etmek için büyükbir mücadele içerisine girmişti. Bu mücadeleninönde gelen siması ise Zağlul Paşa’ydı. AncakMısır, istiklal mücadelesinde kendi içindebölünmüş durumdaydı. Bu durum Mısır’ın gerçekbir istiklal elde etmesini engellemiştir. Anadolu’daemperyalistlere karşı verilen savaş birçok doğuhalklarında olduğu gibi Mısırlılar için de örnekteşkil etmiş, ilham kaynağı olmuştur.Anadolu’daki millî mücadelenin başarıyaulaşmasından son derece memnun olan Mısırlılar,kendi istiklal mücadeleleri için başta MustafaKemal Paşa olmak üzere millî mücadelenin ilerigelen önderlerinden silah ve cephane talebindebulunmuşlardı. Yine Mısır milliyetçileri çok farklıkanallar ve yöntemlerle Türkiye’yi Mısır davasınınyanında bulunmaya zorlamışlardır. Fakat döneminkonjonktürü gereği Türk dış politikası, Mısırlımilliyetçilere açıktan ve doğrudan desteği uygungörmemiş, dolaylı ve pasif yardım anlayışıbenimsenmiştir.
- MakaleYalnız künye2019What military lessons can we learn from the korean war, 1950-53?
Ugur, Omer
The war of 1950-1953 in Korea was the first war by the United Nations against an aggressive statein the twentieth century. The war was also the most significant conflict to emerge at the beginningof the Cold War and it leaded to be decisive the route of the Cold War. The Korean War was notonly considerable reflection of the United States and the Soviet Union confrontation, but also theyavoided direct combat each other in this conflict. This war shaped again how the West and the Eastdealt with each other and also caused part of a revolution in war in history. Indeed, without theKorean war, no other possible event could have created the impact of Korea on diplomatic andmilitary options in world politics. The Korean war has created a situation where it avoided animportant perceived war threat that reveals high-level conflicts and policies that it was associatedwith the cold war. In this context, this paper will examine the main military, diplomatic and politicalissues of the Korean War. The aim of this paper is to explore the characteristics and nature ofKorean War, and also to examine why the Korean War was the birthplace of doctrine of limitedwar at beginning of the Cold War. In this way, it can be understood why the Korean war stronglyinfluenced world politics, and how it created most of the features of the cold war.
- MakaleYalnız künye2019Günümüz ticaret savaşlarında gümrük vergilerinin yeri ve önemi
Şahin, Muhammet
Gümrük vergileri dış ticaret politikasının en önemli araçlarından biridir.İlk uygulamaları antik çağlara kadar uzanan bu vergilerin, hem devlete gelirsağlama hem de ülke içi sanayileri dış rekabete karşı koruma işlevlerini yerinegetirmesi amaçlanır. Her ne kadar geçen yüzyılın son çeyreğinden itibarenhızlanan küreselleşme sürecinin bir sonucu olarak bu vergilerin dış ticaretpolitikası içerisindeki önemi kısmen gerilemiş olsa da, 2018 yılındaki tarifeartışları ile birlikte uluslararası ticari ilişkilerdeki rolü yeniden öne çıkmayabaşlamıştır. Bu çalışmanın amacı, ABD’nin bazı mallara yönelik korumacılıktedbirleri ile başlayan ve Çin başta olmak üzere diğer ülkelerin buna karşılıkvermesi ile de yayılma riski kazanan günümüz ticaret savaşlarını, gümrükvergilerindeki değişimler ve bu değişimlerin dünya ekonomine olan muhtemeletkileri çerçevesinde değerlendirmektir. Çalışmadan elde edilen temelsonuçlar; uluslararası işbirliğinin sağlanamaması halinde dünya ekonomisininyavaşlayabileceği, toplam ticaret hacminin daralabileceği ve hatta küreselticari sistemin bir bütün olarak sürdürülemez hale gelme riski ile karşı karşıyakalabileceği yönündedir.
- MakaleAçık Erişim2019The cultural factor in the turkey’s soft power in azerbaijan
Sancak, Kadir
The concept of power has been identical with military capacity throughout history. But After the Second World War, the economy also gained importance. Thus, power was seen as a component of military and economic capacity. But in the last quarter century another aspect of power has emerged. This type of power, which does not include methods of coercion, has been called soft power. Turkey that aiming to expand its influence area have also begun to pay more attention to soft power. When an overall evaluation is made it is seen that Turkey has an important potential of soft power.. Azerbaijan is one of the countries where the said potential is most strongly felt. The existence of many common values between the two countries is the stand of this view. In this study, Turkey's soft power over Azerbaijan is evaluated in the context of cultural elements. It is thought that political interactions between the close cultures will be more. Based on this view, the similarities between the cultures of the two countries are handled. In this context, the relations of the two countries in history are explained. Following this, the subject of religion and language, which are important components of culture and one of the common values between the two countries, are expressed. As a result, it is convinced that the common cultural values identified in the study will made important contribute the soft power of Turkey over Azerbaijan.
- MakaleYalnız künye2019The Importance of the Media in the Context of the Soft Power and Public Diplomacy for the Struggle Against to International Terrorism
Sancak, Kadir
One of the major topics of international relations discipline is international terrorism. Although international terrorism is not a new problem it is still a most important issue that threatens international security in last years especially after the September 11. In 2001, when the attacks occurred, the US was the biggest force in the world and has all kinds of military and economic capabilities. So, why did it not possible to prevent such an attack? And why has the US become the target of such an attack? These questions have been an important milestone in the struggle against international terrorism. After that, the methods used until then have been started to be discuss. In this study, first of all, it is stated that the hard power approach, which is expressed as the traditional approach to the struggle against international terrorism, and which uses only military elements, will not be sufficient. It is explained that soft power policies to be supported by different public diplomacy tools will play an important role in this struggle. Finally, the role and importance of the media as an important public diplomacy tool in the struggle against international terrorism is emphasized.
- MakaleYalnız künye2019The causality relationship between globalization and government size: the case of oecd countries
Yıldız, Barış
The purpose of the study is to test the causality relationship between globalization and government size. The study performed regarding 27 OECD countries comprises of the period of years 1995-2015. Government expenditures (% GDP) as an indicator of government size and KOF globalization index and sub components as an indicator of globalization were used to as part of analysis. The panel causality test developed by Emirmahmutoğlu and Köse (2011) was use to test the direction of causality relationship between the variables. According to analysis result, a unidirectional causality relationship from globalization index to government expenditures, from economicglobalization index to government expenditures and from social globalization index to government expenditures was found. The finding of a bidirectional causality relationship between the political globalization and government expenditures was also obtained.
- MakaleAçık Erişim2019The traces of Turkish T-/K- equivalence in Persian language
Kızılözen, Cihangir
In Persian language there are several words beginning with t- which occur as words beginning with k- in Turkish language without difference in their senses. Moreover, there are several words in Persian language beginning with k- which occur as words beginning with t- in Turkic language without difference in their meanings. As known phonetic values of the t and k consonants are different. Up to now, the problem of initial t-/k- has not been dealt with in the relations of Turkish and Persian languages. In this review we wanted to explain this problem. In our investigation, examining modern and historical Turkic and Persian languages, discusses t-/k- correspondence as it is observed in the words such as kırık “broken”/ terek “fracture”, tāvel “swollen wound” / kabar “swollen wound”, kırış- “to wrinkle” / terenc- “to wrinkle”, kere “butter” / tere “butter”. This study tries to answer the question of the source of this equivalence. Therefore, this equivalence of the words displaying t- and k- in the new Persian and new Turkish dialects are reviewed in ancient and early Persian languages end early Turkish resources too. Also, we searched the root of this words in the Indo-European language family and Altaic language family.
- MakaleYalnız künye2018Teknolojik İnovasyonun İhracat Üzerindeki Etkisi: Türkiye-AB (15) Ülkeleri Örneği
Yıldız, Gizem Akbulut; Çakmak, Erol
İnovasyon, ülkelerin daha nitelikli bir ihracat yapısına sahip olabilmeleri konusunda oldukça önemli bir faktördür. İnovasyona dayalı ürünler üreterek küresel piyasalarda tercih edilebilirliğini arttıran ülkeler bu noktada pek çok ülkeden ayrışmaktadır. Bu çalışmada, teknolojik inovasyonun ihracat üzerindeki etkisi incelenmiştir. 1998-2013 dönemini kapsayan çalışmada öncelikle TAI ve Ar-Co endeksleri referans alınarak teknolojik inovasyon endeks değerleri hesaplanmıştır. Bu veriler modellerde bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında Türkiye’nin AB-15 ülkelerine yaptığı toplam ihracat, yaygın ve yoğun ihracat olarak bileşenlerine ayrıştırılmıştır. Yaygın ihracattaki artış, niteliksel artışı, yoğun ihracattaki artış ise niceliksel artışı ifade etmektedir. Elde edilen ihracat verileri bağımlı değişken olarak modellerde kullanılmıştır. Teknolojik inovasyonun yaygın ve yoğun ihracat üzerindeki etkisi Panel ARDL yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucuna göre, teknolojik inovasyonun yaygın ihracat üzerinde etkisi olduğuna ilişkin kuvvetli bir bulgu elde edilememiştir. Diğer taraftan, yoğun ihracatı istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkilediği tespit edilmiştir.
- MakaleYalnız künye2018The importance of public diplomacy in turkeyazerbaijan relations and public diplomacy activities that turkey conducts in azerbaijan through official institutions
Sancak, Kadir
Because of the fact that soft power has recently emerged as a significant instrument along with the hard power in international power struggle, this has led an increase in importance of public diplomacy by expanding its fields of application. Many developments have showed that these activities addresses also to public opinion of friend/ally countries. The Flag Crisis between Turkey and Azerbaijan is one of the recent developments that display this necessity. Accordingly, focusing more heavily on public diplomacy activities toward Azerbaijan, which is known as the nearest/ friend country by the public, becomes a requirement. Turkey has constituted new institutions in last ten years in order to develop its public diplomacy activities by recognizing this change/transformation in power struggles in the international arena. In this sense, Turkey has started conducting an effective public diplomacy policy toward Azerbaijan through its varied institutions such as the Turkish Coordination and Cooperation Agency, the Turkish Radio and Television Corporation, Presidency of Religious Affairs, Yunus Emre Institutes and so on.
- MakaleAçık Erişim2018Kişisel Bütünlük ve Sivil İtaatsizlik Arasındaki İlişki Üzerine Kısa Bir Değerlendirme
Somuncuoğlu, Seda Özsoy
Siyasal düzenin işleyişinde meydana gelen aksaklıklara karşı bireyler; muhalefet etme, memnuniyetsizliğini gösterme ve haklarını koruma yönünde barışçıl yollara başvurarak çözüm arayışına girerler. Bunlardan en dikkat çekeni, direnmenin pasif biçimi olarak karşımıza çıkan sivil itaatsizlik eylemleridir. Sivil itaatsizlik, yasalara karşı gelen ve genellikle yasalarda veya yönetimin politikalarında bir değişiklik yapılması amacına yönelik kamusal, şiddet içermeyen, vicdani bir siyasi davranış olarak tanımlanabilir. Birey, böyle davranarak toplumda çoğunluğun adalet duygusuna hitap eder ve özgür ve eşit insanlar arasındaki toplumsal işbirliği ilkelerine saygı gösterilmediğini gündeme getirir. Bu durum, sadece toplumsal yaşama ilişkin unsurlar açısından değil aynı zamanda kişinin iç dünyasını, sahip olduğu değer ve ilkeleri kapsayan kişisel bütünlükle de yakından bağlantılıdır. Bu çalışmada kişisel bütünlük ve direnmenin pasif biçimi olan sivil itaatsizlik arasındaki bağlantının boyutları ve bunun eğitim ile olan ilişkisi irdelenecektir.
- MakaleYalnız künye2017Ulusal dış politikaların avrupalılaşması: kavramsal bir tartışma
Ugur, Omer
Bu çalışma, Avrupa Birliği (AB) düzeyinde oluşturulan dış politika işbirliği süreçlerinin ulusal dış politikalar üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Avrupa bütünleşmesiyle ilgili mevcut literatürün büyük bir kısmı AB düzeyindeki gelişmeler ile ulusüstü kurumsallaşma ve politika yapma süreçlerinin üye ulus devletlere olan etkisini araştırmaya odaklanmıştır. Fakat Maastricht Antlaşması ile AB'nin kurumsal çatısı altında yer almaya başlayan dış politika alanı -üye ülkelerin kontrolünde olmasından dolayı- uzun bir süre bu incelemelerin dışında tutulmuştur. AB dış politikasının hükümetler arası niteliğe sahip olmasına rağmen Maastricht Antlaşması'ndan sonra AB düzeyinde dış politika alanının genişlemesi ve kurumsal yapıların büyümesi, üye ülkelerin ulusal dış politikalarında önemli değişiklikleri meydana getirmeye başlamıştır. Bu bağlamda egemenlik kaygıları neticesinde üye ülkelerin kontrolünde olacak şekilde kurgulanan AB dış politikasının üye ülkelerin ulusal dış politikalarındaki değişimleri nasıl ve ne şekilde ortaya çıkardığı bu çalışmanın temel sorunsalını oluşturmuştur. Bu kapsamda çalışmada öncelikle Avrupalılaşma kavramının kuramsal çerçevesi çizilecek ve Avrupalılaşmanın ulus devletler üzerinde nasıl ve hangi araçları kullanarak bir dönüşüme neden olduğu/olabildiği literatür ışığında açıklanacaktır. Avrupalılaşmanın, AB üyesi ülkelerin dış politika oluşturma süreçlerinde, kurumlarında ve tercihlerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunun, Avrupa dış politikasının oluşumunda hangi mekanizmaları kullandığının ve bunlara ne derece katkı sağladığı literatür çerçevesinde ele alınacaktır. Böylece, Avrupalılaşmanın ulusal dış politikalarda bir yakınlaşma mı yoksa bir farklılaşmayı mı ortaya çıkardığı gösterilmiş olacaktır
- MakaleYalnız künye2016The european union foreign policy and power factors affecting its actorness: civilian power, military power and normative power
Ugur, Omer; Aksoy, Metin
An important part of the debate on the European Union (EU) is whether the EU has an existing foreign policy, the predictability of the foreign policy and to built on what constitutes the power of its foreign policy. In parallel with these discussions, the EU as an international actor has developed foreign policy based on civil, military and normative power. Accordingly, the EU has created it strategies. This strategy parameters constitutes economic/civilians, normative and military tools. The EU is trying to indicate its effectiveness and enhance its actorness in the international system by using these tools. However, it is argued that since EU member states do not share long standing and extensive common interest, this leads to not only block agreement on creating suprenational foreign policy in the EU level, but also prevent to create collective capabilities by using these tools.
- MakaleYalnız künye2016A polish officer's letters about turkey
Nazir, Bayram
Important relations were established between Ottoman Empire and the Hungarian and the Poland was in 1849 – 1851. Many Hungarians and Polish took refuge to Ottoman Empire during those years. There was an intensive diplomacy about those refugees between Ottoman Empire and Russia, Austria, England and France. The centre of that diplomacy was İstanbul. Letters of Polish Czaykowski who resided in Ottoman territories at that time give significant information about the matter of refugees and diplomatic progress. Czaykowski could easily negotiate with Ottoman statesmen. Also Czaykowski became a Muslim in 1849 and he was given a name Mehmed Sadık Paşa. Mehmed Sadık became a trustworthy diplomat in İstanbul. When Paşa was in İstanbul, he wrote many letters. Those letters include satisfactory information about relations between Ottoman Empire and Russia, Austria, England and France









