Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Akyol, Hikmet(5)
- Yıldız, Barış(4)
- Beken, Hıkmet Gülçın(3)
- Doğru, Salih(3)
- Efşan, Nur Çelik(3)
- Hayaloğlu, Pınar(3)
- Karakus, Kübra(3)
- Yildiz, Emel(3)
- Yildiz, Gizem(3)
- Akbulut, Meryem(2)
- Aksoy, Metin(2)
- Avcı, İbrahim(2)
- Doğan, Ali(2)
- Karaaslan, İbrahim(2)
- Kaya, Afşin Ahmet(2)
- Kekül, Okan(2)
- Keyifli, Nazlı(2)
- Mizrak, Sefa(2)
- Peker, İskender(2)
- Recepoğlu, Mürşit(2)
- Seyhan, Nazlı(2)
- Topal, Mehmet Hanefi(2)
- Ugur, Omer(2)
- Uğur, Candan Yılmaz(2)
- Yildiz, Salih(2)
- Ödemiş, Murat(2)
- Adanacioglu, Hakan(1)
- Adanur, Hakan(1)
- Akaryali, Enver(1)
- Akbarli, Araz(1)
- Akdeniz, Fatih(1)
- Akdu, Uğur(1)
- Aksoy, Fatih(1)
- Aktaş, Hamza(1)
- Akyol, Mehmet(1)
- Alemdag, Selçuk(1)
- Altinkaynak, Muhammed(1)
- Artan, Seyfettin(1)
- Aydin Sayilan, Aylin(1)
- Aykaç, Malik(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Üniversite Öğrencilerinin Hayvan Hakları ve Sokak Hayvanlarına İlişkin Tutumlarının Sosyal Hizmet Perspektifinden İncelenmesi
Hatipoglu, Ertugrul; Yücel, Ibrahım
Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin hayvan haklarına yönelik tutumlarının çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi ve sokak hayvanları sorununa ilişkin görüşlerinin sosyal hizmet perspektifinden ele alınması amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntem ve genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye’nin 19 farklı ilindeki ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrenim düzeyindeki 493 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Katılımcıların belirlenmesinde basit rastgele örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Sosyodemografik Bilgi Formu ile Hayvan Haklarına İlişkin Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmış ve elde edilen veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmada, cinsiyet ve düzenli olarak sokak hayvanlarını besleme ile hayvan haklarına yönelik tutum arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, üniversite öğrencilerinin hayvanların refahı konusunda yürütülen kamu hizmetlerini yetersiz bulduğu, hayvanların tamamen toplanıp barınaklara götürülmesi veya uyutularak öldürülmesi gibi alternatif yöntemleri onaylamadığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, hayvan hakları ve refahına yönelik mevcut uygulamaların yetersizliğini ortaya koymuştur. Katılımcı bir anlayışla belirlenecek kapsamlı ve sürdürülebilir politikaların hayvanların refahına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Teknolojik İlerlemecilik Bağlamında Kültür Emperyalizmi’nin Marvel Sineması Özelinde İncelenmesi
Karaman, Esra Dudu; Aykaç, Malik
Kitle iletişim araçları içerisinde global olarak nitelendirilebilecek olan sinemanın kültür emperyalizmi oluşturacak biçimde şekillendirilmesi, dünya üzerinde egemen olan ideoloji ve kültürün yayılmasına yol açabilmektedir. I. Dünya savaşı sonrasında sinemayı Hollywood adı altında endüstrileştiren Amerika, kendi kültürünü dünyaya yaymakta önemli bir yere sahiptir. Kurduğu sinema endüstrisinin yanı sıra film içerisinde kullanılan klasik anlatı, karakter yapısı vb. birçok parametre Amerika’yı yüce bir konuma yerleştirecek biçimde ele alınmakta dır. Ameri- ka’nın himayesinde bulunan küresel medya şirketleri; Amerika’nın düşünce, kültür ve değerlerini destekleyecek biçimde filmler içerisinde konumlandırılmaktadır. Bu durum Amerika dışındaki ülkelerin kültür ve değerlerini korumasını engellemesinin yanı s ıra Amerika kültürüne özendirdiği görüşünü de ön plan çıkarmaktadır. Çalışma-da, Hollywood Sineması’nın bünyesinde var olan Marvel Studios’un yapımcılığını yapmış olduğu doğa üstü filmle-rin, dünya genelinde egemen olan düşünceyi ve Amerika’nın kendi kültü rünü yaymasındaki rolü araştırmanın temel problemini oluşturmaktadır. Çalışmada Marvel filmlerinin göstergebilimsel analizi yapılarak, batı kültürü -nün filmler özelinde nasıl kodlanarak başka ülkelere sunulduğu analiz edilmiştir. Çalışmada Marvel sinematik evreninde yer alan karakterlerin; milli duyguları yüksek, iyi kalpli, üstün teknolojiye sahip ve küresel tehditler karşısında nihai kararları alabilen figürler olara k sunulmakta olduğu, bu temsiller Batı’nın, özellikle Amerika’nın ideolojik üstünlüğünü ve evrensel kurtarıcılık rolünü meşrulaştıran bir anlatı yapısına hizmet ettiği görülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Türkiye’de Yayınlanan Elektrikli Otomobil Yeşil Reklamlarının İçerik Analizi: MECCAS Modeli Temelli Bir Yaklaşım
Aksoy, Fatih
Bu çalışma, Türkiye’deki elektrikli otomobil yeşil reklamlarını Meccas modeli çerçevesinde incelemektedir. Araştırma, markaların “yeşil” mesajlarını nasıl kurguladığını, iletilerin hangi stratejilere dayandığını ve “yeşillik” düzeylerinin ne olduğunu belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, 2021-2025 yılları arasında TOGG, MG, SsangYong, BYD, Peugeot, Hyundai, Mercedes, Kia, BMW ve Volvo markalarının YouTube kanalında yayınlanan yeşil reklamları içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgular, reklamlarda yeşil reklam stratejilerinin ağırlıklı olarak “çevresel iddia” ve “yürütme çerçevesi” unsurları üzerinden kurgulandığını göstermektedir. Tüketiciye sunulan faydalar çoğunlukla psikolojik ve duygusal boyutta şekillenmiş, fonksiyonel faydalar ikinci planda kalmıştır. Kaldıraç noktalarında duygusal, ahlaki ve zeitgeist (çağın/ zamanın ruhu) temelli yaklaşımlar öne çıkarken, itici güç olarak “gezegenin korunması” ve “gelecek nesiller” vurgulanmıştır. MECCAS modeline göre, TOGG, Volvo, BMW ve Hyundai “yeşil”; BYD, Mercedes, Peugeot, MG ve Kia “açık yeşil”; SsangYong ise “yeşil kahverengi” düzeyinde yer almıştır. Türkiye’deki elektrikli otomobil yeşil reklamlarının genellikle estetik düzeyde çevreci mesajlar sunduğu, teknik ve bilgi temelli çevreci unsurların ise sınırlı kaldığı belirlenmiştir. Reklamların bütüncül bir yeşil reklam stratejisinden ziyade imaj oluşturma odaklı olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Social Protection and the Function of the Loss-Damage Fund in Climate-induced Migration
Beken, Hıkmet Gülçın
Today, the accelerated effects of climate change on people's life and ways of livelihood are becoming more and more important. People may use migration as a coping strategy if environmental shocks continue. Resilience to climate change is increased when social protection measures like cash transfers, public works, and economic inclusion are integrated with climate adaptation. Key international agreements also acknowledge social protection as a useful instrument for alleviating poverty and vulnerability brought on by climate change. Loss and damage through climate justice highlights how industrialized nations have historically contributed to the global ecological crisis. On a worldwide level, however, inadequate funding for loss and damage continues to be a major cause of problems. Reducing migration related to climate change can be achieved through increasing adaptive capacity, diversifying local livelihoods, creating social safety networks, and using loss and damage mechanisms. This study examines the combined effects of economic development, social policy, and climate finance on reducing migration related to climate change. It emphasizes on the role of social protection systems and the loss and damage fund among these mechanisms.
- MakaleAçık Erişim2026Çevresel Faktörler ile Finansal Performans İlişkisi: BIST Sürdürülebilirlik Endeksi Üzerine Bir Araştırma
Akdeniz, Fatih
Günümüzde doğal kaynakların hızla tükenmesi, iklim değişikliği ve çevresel bozulma gibi küresel sorunlar, sürdürülebilirlik odaklı çalışmaların önemini her zamankinden daha fazla artırmaktadır. İşletmeler için sürdürülebilirlik stratejilerinin en temel unsurlarından biri çevresel sorumluluk ve bu doğrultuda gerçekleştirilen çevresel yatırımlardır. Bu çerçevede, pek çok şirket çevreye duyarlı projelere ve yatırımlara daha fazla kaynak ayırmaktadır. Ancak, çevresel yatırımların şirketlerin finansal performansı üzerindeki etkisi hâlen tartışmalı bir konudur. Bu araştırmanın amacı, 2020-2024 döneminde BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan 18 sanayi ve üretim şirketinin çevresel harcamaları ve kaynak kullanımları ile finansal performansları arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Çalışmada, finansal performans göstergeleri olarak aktif kârlılık, özsermaye kârlılığı ve fiyat/kazanç oranı bağımlı değişken olarak kullanılırken; çevresel harcamalar, enerji tüketimi, tehlikeli atık miktarı, su tüketimi ve sera gazı emisyonu ise bağımsız değişkenler olarak ele alınmıştır. Analiz bulguları, çevresel harcamalar, enerji tüketimi ve sera gazı emisyonlarının aktif kârlılık üzerinde negatif bir etkisi olduğunu göstermektedir. Öte yandan, tehlikeli atık miktarı ile aktif kârlılık arasında pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Özsermaye kârlılığı açısından yalnızca tehlikeli atık miktarıyla pozitif yönlü bir ilişki saptanmış, diğer çevresel değişkenlerle anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Fiyat/kazanç oranında ise tehlikeli atık miktarı dışında çevresel değişkenlerle anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. AR-GE yatırımları finansal performans üzerinde pozitif, finansal kaldıraç oranı ve şirket büyüklüğü ise genellikle negatif etki göstermiştir. Çalışma genelinde çevresel harcamaların finansal performans üzerindeki etkisinin sınırlı olduğu ve piyasa değerleme ölçütleriyle çevresel göstergeler arasındaki ilişkinin zayıf kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2026Afet Direnci Kavramını Anlamak: Direnç Göstergeleri Üzerine PRISMA Yöntemiyle Sistematik Bir İnceleme
Peker, İskender; Ozbey, Sümeyye
Doğal ve beşerî faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşan afetler, toplumların güvenliği, sürdürülebilir kalkınması ve yaşam kalitesi üzerinde ciddi tehditler oluşturmaktadır. Afetlerin önlenebilmesi veya etkilerinin azaltılabilmesi, toplumların ve kurumların afet direncinin artırılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Afetlere dirençli toplumlar, afetlerle karşı karşıya kaldıklarında daha az kayıp yaşamakta, daha hızlı toparlanabilmekte ve yeniden işlevsel hale gelebilmektedir. Afetlerin etkilerinin azaltılması ve toplumsal hazırlığın artırılması amacıyla toplumsal afet direnci kavramına literatürde yer verilmiş olmasına rağmen bu kavrama ilişkin teorik çerçeve sınırlıdır. Kavramın tanımlanması, etkileyen faktörlerin belirlenmesi, hangi yöntemlerle değerlendirilebileceği açık değildir. Bu çalışma, söz konusu kavramsal boşluğu doldurmak amacıyla PRISMA yöntemi kullanılarak kapsamlı bir literatür analizi gerçekleştirmekte ve toplumsal afet direncine dair metodolojik bir çerçeve sunmaktadır. Analiz sonucunda, afetlere karşı kırılganlığın azaltılması için dirençlilikle ilişkili mevcut çalışmalar sistematik biçimde değerlendirilmiş, ayrıca bu kavramın ölçülebilmesi için kullanılabilecek bir dizi ilke ve gösterge sunulmuştur. Sonuç olarak çalışma, afetlere karşı kırılganlığı azaltmaya ve sürdürülebilir bir afet yönetimi yaklaşımı geliştirmeye katkı sunacak kavramsal ve pratik öneriler ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Mavi ekonomi için borç-doğa takasları: yenilikçi finansal mekanizmalar
Beken, Hıkmet Gülçın
Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması ve sosyo-ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesinde küresel ölçekte mavi ekonomi yaklaşımı önem kazanmaktadır. Okyanus kaynaklı ekonomik faaliyetlerin ya da okyanus üzerinde etkili sektörlerin çevresel-sosyal-ekonomik sürdürülebilirliğinin sağlanması günümüzde küresel ısınma, iklim değişikliği, atık yönetimi, kullanılan enerji kaynakları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Bu bağlamda, mavi ekonomi çerçevesinde mavi finansman ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasındaki ilişkinin de incelenmesi gerekmektedir. Son yıllarda, mavi ekonominin sürdürülebilirliğini destekleyecek yenilikçi finansal mekanizmaların geliştirildiği görülmektedir. Ancak, yönetişim, kurumsal yapı ve borç yönetimine ilişkin sorunlar güç ilişkileri ve borç bağımlılığı üzerinden bu mekanizmaların etkinliğini sınırlayabilmektedir. Çalışma, mavi tahviller ve borç-doğa takası mekanizmalarını parçalı ve betimleyici şekilde ele alan literatürden farklı olarak bütüncül bir çerçeve içerisinde bu yenilikçi mekanizmaların borç sürdürülebilirliği ve yönetişim üzerindeki etkilerini politik ekonomik bakış açısıyla incelemektedir. Çalışma sonucunda, mavi finansman araçlarının sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin desteklenmesine ve deniz ekosistemlerinin korunmasına katkı sağlayabileceği ancak bu araçların etkinliğinin ülkenin kurumsal yapısı, yönetişim ve etkin borç yönetimi mekanizmalarına bağlı olduğuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Yeşil finans üzerine yapılan çalışmaların bibliyometrik analizi
Karaaslan, İbrahim
İklim değişikliği, dünya genelinde çevresel, ekonomik ve sosyal yapıları derinden etkileyen bir kriz haline gelmiştir. Bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek ve çevresel etkileri en aza indirmek amacıyla yeşil finans giderek daha önemli bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, yeşil finans üzerine yapılan çalışmaların nümerik ölçümlerini çıkarmak hedeflenmiştir. Çalışma, nicel veriler vasıtasıyla, iklim değişikliğiyle mücadeledeki dönüşümlerden birini temsil eden yeşil finans yazınının araştırmacıların dikkatine sunulması amacıyla sistemli bir özetinin çıkarılarak, konuyla ilgili çalışma eğilimlerinin tespit edilip, gelecekte yapılacak çalışmalar için yol gösterici olması amacıyla bibliyometrik analiz olarak tasarlanmıştır. Analiz birimi olarak Web of Science veri tabanında taranan ve 1999-2024 yılları arasında yayınlanmış çalışmaların bibliyometrik verisi baz alınarak analizler gerçekleştirilmiştir. Verilerin bibliyometrik analizinde VOSviewer kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, yeşil finans ile ilgili çalışmaların yayın yıllarına göre son dönemlerde yoğunlaştığı, en çok atıf alan yazarlar arasında Kam C. Chan ve Farhad Taghizadeh-Hesary'nin yer aldığı, yeşil finans, yeşil inovasyon, yeşil tahviller ve Çin gibi anahtar sözcüklerin sıkça kullanıldığı ve en fazla atıf alan ve yayın yapan ülkenin ise Çin olduğu bazı bulgular arasındadır. Bu bulgular, yeşil finans alanında Çin'in öncü bir rol oynadığını ve araştırma eğilimlerinin bu yönde şekillendiğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Karadeniz’in Kıyı Kesimindeki Arazi Kullanımının/Örtüsünün Zamansal ve Mekânsal Değişimi (2000-2023): Akçaabat İlçesi Örneği
Üzülmez, Mehmet
Arazi kullanımı ve örtüsündeki değişiklikler, çevresel yönetim ve planlama açısından büyük önem taşır. Şehirleşme ve sanayileşme süreçleri, tarım arazilerini ve su kaynaklarını azaltarak çevresel kirliliği artırmaktadır. Bu değişiklikler, genellikle uzaktan algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak izlenir ve yönetimde önemli bir rol oynar. Bu çalışma, Karadeniz Bölgesi’nde Trabzon ilinin Akçaabat ilçesinde 2000-2023 yılları arasında arazi kullanımı ve örtüsü değişimlerini incelemektedir. 2000 yılında tarım arazileri %64, ormanlık alanlar %25 ve yerleşim alanları %11 oranındayken, 2013 yılı itibarıyla tarım arazileri %65, yerleşim alanları %18 ve ormanlık alanlar %17 oranındaydı. Bu dönemde yerleşim alanlarının %67,5 oranında artması ve ormanlık alanların %8 azalması gözlemlenmiştir. 2023 yılına gelindiğinde, tarım arazilerinin %52, yerleşim alanlarının %31 ve ormanlık alanların %17 oranında olduğu görülmüştür. Tarım arazilerindeki azalma ve yerleşim alanlarındaki büyük artış dikkat çekmiştir. Yerleşim alanlarındaki hızlı artışın bölgedeki nüfus artışıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Tarım arazilerinin azalması, yerleşim alanlarının genişlemesi ve ormanlık alanlardaki küçülme, bölgenin çevresel dengesini tehdit etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Mobilya İmalatı Yapan Mikro Ölçekli İşletmelerin Odun Tozu Patlama Riski Yönünden Araştırılması
Odabaş, Lokman; Top, Yener
Hammaddenin işlenmesi sırasında uygulanan yöntemin bir sonucu olarak yan ürünler oluşur. Oluşan bu yan ürünlerden biri tozdur. Bir risk faktörü olan toz, mobilya imalatı sektöründe yaygın bir sorundur. Ayrıca, sektörde yer alan işletmelerin büyük çoğunluğu mikro ölçekli işletme kapsamına giren işletmelerden oluşmaktadır. Bu işletmeler, ekonomik ve sosyal yönlerden ülke ekonomisi için önemlidirler, ancak bu işletmeler iş sağlığı ve güvenliği açılarından bazı olumsuzluklara sahiptirler. Bu olumsuzluklardan biri, oluşan odun tozunu yönetme imkânlarının yetersizliğidir. İş atmosferine karışan odun tozu, çalışan sağlığına olduğu kadar işyeri güvenliği için de bir risktir. Toz, iş ortamındaki diğer faktörlerle birleştiğinde “toz patlamalarına” sebep olabilir. Toz patlamaları genellikle üretim yapılan alanlarda, işlem sürecinde, depolama aşamasında veya malzemelerin transferi sırasında meydana gelir. Ülkemizde, toz patlama riski farkındalık düzeyinin yüksek olmadığı söylenebilir. Bu nedenle bu çalışmada, Trabzon ilinde faaliyet gösteren ve mobilya imalatı yapan mikro ölçekli işletmelerde toz patlama risklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada yöntem olarak 5x5 matris diyagram yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, mobilya sektöründe faaliyet gösteren üç mobilya atölyesi materyal olarak seçilmiş ve yerinde ziyaret edilerek odun tozu oluşumu ile toz patlamasına yol açabilecek faktörler açısından detaylı bir inceleme gerçekleştirilmiştir. İnceleme sonucunda toplam 64 risk unsuru tespit edilmiştir. Bu risk unsurlarının 30’u “yüksek risk”, 28’i “orta risk” ve 6’sı “düşük risk” kategorisinde değerlendirilmiştir. Belirlenen riskler doğrultusunda çeşitli önlemler önerilmiş olup, alınan tedbirler neticesinde mevcut risklerin 63’ü “düşük risk”, 1’i ise “orta risk” seviyesine düşürülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2025Atık bertaraf tesis yer seçiminde etkili olan kriterlerin fucom yöntemiyle değerlendirilmesi
Gergin, Ramazan Eyüp
Artan nüfusun etkisiyle birlikte oluşan atık miktarlarındaki değişim nedeniyle toplumlar çevresel, sosyal ve ekonomik anlamda çeşitli etkilerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle atık bertaraf tesis yerleri hem bireyler hem de ülkeler açısından daha önemli bir konumda yer almaktadır. Buna paralel olarak atıklarla mücadele konusunda karşılaşılacak zorluklarla mücadele edilebilmesi için atık bertaraf tesis yer seçimi çalışmalarının arttırılması önem arz etmektedir. Bu çalışmada temel amaç atık bertaraf tesis yer seçim probleminde etkili olan kriterlerin belirlenerek önem derecelerinin hesaplanmasıdır. Bu amaç doğrultusunda atık bertaraf tesis yer seçimini etkileyen kriterler detaylı bir literatür araştırması sonucunda belirlenmiştir. İlgili kriterlerin önem derecelerinin hesaplanmasında Full Consistency Method (FUCOM) yönteminden faydalanılmıştır. Gerçekleştirilen uygulama doğrultusunda elde edilen sonuçlara göre, atık bertaraf tesis yer seçiminde etkili olan kriterler içerisinde önem ağırlığı açısından en etkili kriterin 0,33527 önem ağırlığı ile Arazi Özellikleri (K1) olduğu belirlenmiştir.
- MakaleYalnız künye2025Hemşirelik Öğrencilerinin Afete Müdahalede Öz-yeterlilik ve Stres Düzeyleri ile Afet Risk Algısı Arasındaki İlişki
Aydin Sayilan, Aylin; Kulakaç, Nurşen
Amaç: Bu çalışma, hemşirelik bölümü öğrencilerinin afete müdahalede öz-yeterlilik ve stres düzeyleri ile afet risk algısı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Yöntem: Bu araştırma kesitsel ve ilişki arayıcı olarak planlandı. Araştırmanın örneklemini 15-30 Haziran 2023 tarihleri arasında Türkiye’nin batısında bulunan bir üniversitenin hemşirelik bölümünde öğrenim gören 342 öğrenci oluşturdu. Araştırmada veriler sosyo-demografik soru formu, Görsel Kıyaslama Ölçeği, Afete Müdahale Öz-yeterlilik Ölçeği ve Üniversite Öğrencileri Afet Risk Algısı Ölçeği kullanılarak online veri toplama yöntemiyle toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde Mann-Whitney U, Student t-testi, One-Way ANOVA test ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Öğrencilerin Afete müdahale öz-yeterlilik puan ortalaması 48,49±0,12, Afet Risk Algısı Ölçeği puan ortalaması 48,11±9,77 olarak bulundu. Kadın öğrencilerin Afete Müdahale Öz-yeterlilik Ölçeği ve Afet Risk Algısı Ölçeği puanlarının erkeklere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu görüldü (sırasıyla p=0,042, p=0,008). Sonuç: Öğrencilerin afet risk algısını etkileyen faktörlerin, afete müdahale öz-yeterlilik ve stres düzeyleri olduğu belirlendi. Öğrencilerin stres düzeyleri arttıkça, risk algılarının da arttığı, afet yönetiminde öz-yeterlilik düzeyleri arttıkça risk algılarının azaldığı görüldü.
- MakaleYalnız künye2025Türkiye’de İkincil Enerji Kaynağı Olan Elektrik Tüketimi ile Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki: Ampirik Bir Analiz
Merddan, Kurtuluş
Bir ülkenin ekonomik büyümesi ve sanayileşmesi için enerji önemli bir girdi olarak kabul edilmektedir. Bir ülkede enerji üretimi yetersiz ve tüketimi fazla ise enerji ithalatına gereksinim duyulacaktır. Enerji ithalatının artması ülke içerisinde cari açığa neden olacağından bu durum ekonomik büyümeye olumsuz yansıyacaktır. Enerji kaynaklarının kıt oluşu ve kaynakların yanlış kullanımı gibi nedenlerden dolayı devletler yeni arayışlar içerisine girmiştir. Bu noktada ortaya konulan enerji politikalarının düşük fiyatlarla, çevre kirliliğine neden olmadan insanların enerji ihtiyaçlarını kesintisiz, etkin ve verimli şekilde karşılaması gerekmektedir. Bu çalışma ile ikincil enerji kaynağı olan elektrik tüketimi değişkenlerinin büyüme üzerindeki etkisi analiz edilmeye çalışılmıştır. Konunun teorik kısmı araştırıldıktan sonra özelde Türkiye için ampirik bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda mesken, sanayi, tarımsal faaliyetler, aydınlatma, ticaret ve kamu hizmetleri değişkenlerinin enerji tüketimlerini de dikkate alan modeller oluşturulmuştur. Bu kapsamda 1990-2021 yıllarına ait yıllık zaman serisi verilerinden yola çıkılmıştır. Yapılan analizler neticesinde EKK test sonuçlarına göre, elektrik enerjisi tüketimini temsil eden bağımsız değişkenlerden hiçbirinin ekonomik büyüme üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Yapılan Granger Nedensellik test sonucuna göre ise ekonomik büyümenin mesken elektrik tüketiminin nedeni olduğu saptanmıştır. Geriye kalan tüm değişkenler ile ekonomik büyüme arasında istatistiksel açıdan bir nedensellik ilişkisi bulunamamıştır. Tüm bu sonuçlardan hareketle Türkiye’nin elektrik enerjisi tüketiminde ithal kaynaklar kullanmak yerine büyük potansiyel arz eden güneş, rüzgâr ve su gibi yenilebilir enerji kaynaklarına yönelmesi gerekmektedir. İktisadi büyümenin nedeni elektrik tüketimi olduğuna göre meskenlerde uygulanacak enerji politikaları hem ekonomik sorunlara çözüm olacak hem de ekonomik büyümenin en destekleyici unsuru olacaktır.
- MakaleAçık Erişim2025Gümüşhane’de Yaşayan İnsanların Sel Risk Algısı
Doğan, Ali; Mizrak, Sefa; Doğru, Salih; Şimşek, Nurcan
Sel tehlikesi insanlarda korku, panik, endişe ve depresyona neden olabilmektedir. Ayrıca, insanlar sel nedeniyle sürekli kendilerinin, ailelerinin, arkadaşlarının ve maddi varlıklarının zarar göreceğinden ve sel afetinin yönetilemeyeceğinden kaygı duyabilir. Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane il merkezinde yaşayan insanların sel risk algısını araştırmaktır. Kesitsel olarak tasarlanan bu çalışmada veriler 18 yaş ve üzeri bireylerden 2023 yılında Mayıs ve Haziran aylarında duygusal ve bilişsel olarak iki faktörden oluşan Sel Risk Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmaya katılan toplam 404 katılımcının 207’si kadın ve 234’ü 18-30 yaş aralığındadır. Verileri analiz etmek için doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Sonuçlar katılımcıların en fazla selin büyük bir maddi tehlike oluşturduğunu ve selin büyük bir yıkıma neden olabileceğinden endişe duyduklarına işaret etmiştir. Kadınların duygusal ve bilişsel sel risk algısı erkeklerin duygusal ve bilişsel sel risk algılarından daha yüksektir. Sel durumunda kendilerini koruyamayacaklarını ve başkalarına yardım edemeyeceklerini düşünen katılımcıların her iki faktörde de risk algıları daha yüksektir. Yaşadıkları yerin sele karşı güvenli olmadığını belirten katılımcıların hem duygusal hem de bilişsel sel risk algıları en yüksektir. Gümüşhane’de insanların sel durumunda kendilerini koruyabilmeleri ve başkalarına yardım edebilmeleri için eğitimler düzenlenmelidir. Bu çalışmanın Türkçe literatüre önemli derecede katkı sağlayacağı ve araştırma sonuçlarının sel risk algısı alanında çalışan yöneticilere ve bilim insanlarına fikir vereceği beklenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Öğretmen Adaylarının Sürdürülebilir Kalkınma ve İklim Değişikliği Farkındalıklarının İncelenmesi
Doğru, Salih; Orzan, Muhammet
Bu araştırma, öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma ve küresel iklim değişikliği farkındalıkları arasındaki ilişkiyi inceleyerek, eğitim süreçlerine yönelik önemli bulgular sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, tanımlayıcı ve ilişkisel bir model doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan Küresel İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği (KİDFÖ) ve Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalık Ölçeği (SKFÖ), önceki çalışmalarda geçerlilik ve güvenilirliği onaylanmış, literatürde sıkça başvurulan ölçüm araçlarıdır. Veriler, basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 355 öğretmen adayından çevrimiçi anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının KİDFÖ puanlarının ortalama 50 (orta düzey), SKFÖ puanlarının ise ortalama 90 (orta düzey) olduğunu göstermektedir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, küresel iklim değişikliği farkındalığı ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığı arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,566, p
- MakaleAçık Erişim2025Geleceğin güvenliğinde denizler: ülkelerin denizlere erişimi ile sürdürülebilir kalkınma arasındaki ilişkinin açıklanması
Tutak, Eda
Coğrafi konum ve bu konumdan kaynaklanan fiziki özellikler, tarih boyunca devletlerin güç kaynaklarından birini oluşturmuş, politik davranışları şekillendiren unsurların başında gelmiştir. Denize kıyısı olan devletler; ekonomik, askerî, siyasi, diplomatik ve kültürel açıdan denizlerin sunduğu imkânlardan faydalanırken karayla çevrili ülkeler önemli bir kısıtlama ile karşı karşıya kalmıştır. Bu çalışmanın amacı, devletlerin denizlere erişimi ile sürdürülebilir kalkınma arasında bir ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi olarak doküman analizi kullanılmış, nicel araştırma kapsamında ise Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Endeksi aracılığıyla karayla çevrili ülkelerin performansı betimsel istatistik yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmanın bulguları arasında; 2024 yılı itibariyle toplam 43 kara ülkesi arasından üç ülkenin SKH Endeksinin hesaplanamadığı, toplam 167 ülke ile gerçekleştirilen sıralamada ise karayla çevrili ülkelerin genellikle son sıralarda yer aldığı görülmüştür. Sonuç olarak insani bir yaşam için denizlerin devletlere önemli fırsatlar sunduğu ve bu kapsamda denizlere erişimi bulunan devletlerin kara ülkelerine kıyasla daha ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025The impact of agricultural value added, urbanisation and renewable energy consumption on environmental quality in MINT countries
Akyol, Mehmet; Bakkaloğlu, Ayşen
In this paper, the effects of agricultural value added, urbanisation and energy consumption on environmental quality in MINT (Mexico, Indonesia, Nigeria, Turkey) countries were analysed for the period between 1992-2019. In the first stage of the study the panel analysis was used then the existence of horizontal cross-section dependence between the variables was tested and then the CIPS test, was used to test the stationarity of the series. In the paper where the existence of homogeneity was tested with the Delta test, the long-run relationship between the series was tested with the Pedroni panel cointegration test. Finally, the effects of agricultural value added, urbanisation and energy consumption on the environment were analysed by fully modified least squares estimator (FMOLS) analysis. According to the FMOLS results, the increase in agricultural value added and urbanisation rate has a negative impact on environmental quality, while renewable energy consumption has a positive impact on environmental quality. The results of the study show that more environmentally friendly policies should be developed and implemented in the agricultural production process in the country group in question, renewable energy investments and consumption should be increased, and the urbanisation rate should be taken under control and environmentally friendly new generation city plans should be put into effect urgently.
- MakaleAçık Erişim2025Çevresel inovasyon ve sağlık harcamalarının çevre kirliliği üzerindeki etkisi: Kantil panel yaklaşımı
Kanca, Osman Cenk; Yıldız, Barış; Yildiz, Gizem; Çınar, Ezginur
Sağlık harcamaları ve çevresel inovasyon düzeyindeki farklılıklar hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler açısından çeşitli çevresel sonuçlar doğurabilmektedir. Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi noktasında bu faktörler oldukça ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı çevresel inovasyon ve sağlık harcamalarının çevre kirliliği üzerindeki etkisini araştırmaktır. Ampirik analizde 2000-2021 dönemine ve 5 ülkeye (Çin, Hindistan, Rusya, Japonya ve ABD) ait panel veriler kullanılmıştır. Çevre kirliliğinin göstergesi olarak literatürde sıklıkla CO2 emisyonu verisi kullanılmasına rağmen çeşitli avantajlarından dolayı bu çalışmada “yük kapasite faktörü” verisi kullanılmıştır. Çevresel inovasyonu temsilen “çevreyi korumaya yönelik teknoloji patent sayıları” verisi, sağlık harcamaları (%GSYH) ve kontrol değişken olarak kişi başına GSYH verisi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki eşbütünleşik ilişki Westerlund (2007) tarafından geliştirilen panel eşbütünleşme testi ile analiz edilmiştir. Ardından uzun dönem katsayılar geleneksel panel veri yöntemi Driscoll-Kraay Standart hatalar (DKSE) ve güncel bir yöntem olan Momentler Metodu Kantil Regresyon (MMQR) yöntemi ile tahmin edilmiştir. Her iki tahmin sonucu birbirine paralellik göstermektedir. Buna göre çevresel inovasyonun çevre kirliliğini arttırdığı, sağlık harcamalarının ise azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Kontrol değişken olarak modellere dahil edilen kişi başına GSYH ise çevre kirliliğini arttırdığı tespit edilmiştir. Son aşamada ilişkilerin yönü Kónya (2006) panel nedensellik testi ile tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Sürdürülebilirlik ve ESG Kapsamında Tedarik Zincirlerinde Özen Yükümlülüğü
Beken, Hıkmet Gülçın
Karmaşık ve dinamik tedarik zincirleri içerisinde insan hakları ve çevreye ilişkin ihlaller sıklıkla görülmektedir. Küresel düzeyde yaşanan çevresel, ekonomik, sosyal ve iklim değişikliği kaynaklı riskler ve sorunlar karşısında şirketler faaliyetlerini çevresel-sosyal-yönetimsel (ESG) bağlamda gerçekleştirmelidir. Tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği ve etik tedarik zincirlerinin oluşumunda kurumsal hesap verebilirliğin tedarik zincirlerine yansıması iş dünyasına yönelik uluslararası standartlar, rehber ilkeler ya da günümüzde sıklıkla benimsenmeye başlayan özen yükümlülükleri üzerinden gerçekleştirilmektedir. Özen yükümlülükleri bu bağlamda, kurumsal anlamda gönüllü hesap verebilirlikten zorunlu hesap verebilirliğe geçişi de nitelemektedir. Hem Avrupa hem de Avrupa dışı bölgelerde zorunlu insan hakları özen yükümlülüklerinin artarak benimsendiği görülmektedir. Hesap verebilirliğin küresel tedarik zincirlerindeki yansıması olan bu zorunlu özen yükümlülükleri insan haklarının korunması kadar çevresel konuları da kapsar hale gelmiştir. Çalışmada karşılaştırmalı olarak incelenen Alman Tedarik Zinciri Özen Yükümlülüğü Kanunu (LkSG) ve AB Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifinin gerçekleştirilmesinin temel motivasyonlarına ve bu düzenlemelerin beklenen ekonomik ve ticari etkilerine yer verilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Living like a tree: narratives of slow violence in arundhati roy's the ministry of utmost happiness
Yalcin, Elif Guvendi
This article bridges postcolonial studies and ecocriticism to explore the entanglement of environmental degradation and systemic marginalization in Arundhati Roy's The Ministry of Utmost Happiness. Mainly anchored in the theoretical framework of Nixon's concept of "slow violence," this study examines how colonial and neo-colonial ideologies perpetuate ecological exploitation and social inequality. Through characters such as Anjum and Gulabiya, Roy critiques the intersection of environmental injustices, displacement, and socio-political exclusion. Anjum's existence within a graveyard, which is a symbolic site of ecological decay, exemplifies the gradual violence inflicted upon marginalized communities, while the extinction of white-backed vultures symbolizes the ecological ramifications of industrial modernity. Additionally, the Narmada Bachao Andolan and the Bhopal disaster serve as critical case studies of environmental racism, highlighting the disproportionate burdens borne by the Global South in the name of development. By engaging with colonial legacies such as deforestation and industrial expansion, the article underscores how contemporary globalization replicates the exploitative dynamics of imperialism. Roy's narrative strategies amplify the silenced experiences of the dispossessed while critiquing the ethical failures of anthropocentrism and capitalist modernity. The article concludes by emphasizing the role of literature as an activist medium, capable of rendering visible the imperceptible impacts of ecological and social violence. In doing so, it advocates for postcolonial ecocriticism as an essential lens for addressing global environmental and cultural issues.














