Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2020
    The Analysis of the Relationship Between Defence Spending, Arms Import and External Debt in Turkey: ARDL Bound Testing Approach

    Şahingöz, Burak; Karakurt, Birol; Şentürk, Suat Hayri

    Debt and deficits are important for an economy, and deficit spending policy positively affects economic growth. However, if external debt increases too much, it may also lead to economic problems. In the literature that was given relatively little information to defence spending contributing substantially to government debt level in the studies focused on the determinants of debt. Turkey is a country allocating more funds to its defence spending and arms import in recent years. Therefore, to what extent its defence expenditures and arms import is effective in increased debt stock is a subject of debate. To conclude this issue, this study examines the relationship between defence spending, arms import, and external debts through ARDL bund test with annual data for the 1975- 2017 period. The findings show that there is a positive and statistically significant relationship between defence expenditures and arms import and foreign debt in the short and long term.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex6TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    The relatıonshıps between the sıte ındex of marıtıme pıne plantıng areas and some ecologıcal factors (case of sınop-bektaşa regıon)

    Güvendı, Engın; Kahyaoğlu, Nuray

    In order to meet the increase in demand for wood raw materials in Turkey, it has become imperative to focus on reforestation efforts. It is generally recommended to use consensual and rapidly developing species in afforestation studies. In this respect, our country's Maritime Pine (Pinus pinaster Ait.) it appears to be a good species to be used in industrial afforestation. For this reason, it is important to start working from the places where productivity is highest in order to obtain the highest income at the end of the period by determining the most important growing environment factors and the degree of impact that affect the development and growth of Maritime Pine. Therefore, it is seen that studies investigating the characteristics of the growing environment in the Western Black Sea region where this species is best developed are insufficient. In this study, the relationships between the absolute depth, mechanical composition (texture), soil reaction, organic matter quantity, external soil condition and humus form of the soils in the Maritime Pine afforestation area spread within the boundaries of Sinop-Bektaşa Forest Management Directorate and productivity (site index) were determined. For this purpose, a total of 145 soil samples were taken from 35 sample areas from Maritime Pine stands within the borders of Sinop-Bektaşa Forest Management Directorate. Soil type, soil reaction, organic matter, water holding capacity (WHC) etc. on soil samples taken such features have been identified. In addition, 20-year-old upper height values were calculated for each sample area. The calculated site index is divided into 3 groups: good, medium, low. The relationships between the site index and some soil properties in each sample area were statistically determined. As a result; there was a determined positive correlation between site index and clay (%), silt (%), organic matter content (%) and water holding capacity (%) and negative correlation with sand amount (%).

  • MakaleYalnız künye2020
    Sağlık Öğrencilerinde Tüberküloz Prevalansı

    Türkmen, Lale; Kıvanç, Aydın

    Tüberküloz (TB), küresel çabalara rağmen yüksek morbidite ve mortalite oranlarıyla günümüzün halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde, sağlık çalışanları ve öğrenciler maruziyet ve enfeksiyon için önemli bir risk grubunu temsil etmektedir. TB enfeksiyon kontrolünün önemli bileşenlerinden biri, sağlık çalışanlarının gizli tüberküloz enfeksiyonu için rutin olarak taranması ve testi pozitif olanlara kemoprofilaksi uygulanmasıdır. Bu çalışmanın amacı, gelecekte sağlık hizmeti sektöründe aktif olarak görev alacak olan sağlıklı, sağlık teknikeri öğrencileri arasında saflaştırılmış protein türevi (PPD) reaksiyonlarının dağılımını analiz etmek ve skar varlığı, skar sayısı ve PPD reaktivitesi arasındaki korelasyonu belirlemektir. 2017-2020 yılları arasında Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrencilerin demografik özellikleri ve PPD deri testi sonuçları ve önceki Bacillus Calmette-Guèrin (BCG) skar sayısı retrospektif olarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel değerlendirmeler SPSS V.22 programı kullanılarak yapılmıştır. Bağımsız değişkenler sayı ve yüzde ile gösterilmiştir. Bağımlı değişkenlere ise, ki-kare testi uygulanmıştır. Çalışmaya toplam 390 öğrenci dahil edilmiştir. Öğrencilerin %13,1’i PPD pozitif olarak bulunmuştur. PPD pozitiflik oranları, %10,0 (15-20 mm) ve %3,1 (20 ve üzeri mm) olarak tespit edilmiştir. Öğrencilerin skar sayıları sıfırdan ikiye kadar değişmiştir. BCG skar sayıları ve PPD endürasyon çapları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). BCG skarı olmayanların öğrencilerin tamamı PPD negatiftir. Sağlık teknikeri adayları arasında PPD negatifliği ve BCG pozitifliğinin yüksek oranı aşı kaynaklı koruyucu bağışıklığın bir göstergesidir.

  • MakaleYalnız künye2020
    The Level of Perception of Hospital Personnel on Waste Management and Waste Management in disasters: Case of Gümüşhane Province

    Kaya, Afşin Ahmet; Küçük, Ümran Aysen

    The main objectives of disaster management are; to analyze the dangers faced by the society, to predict the situations that may be damaged by the event that may arise, to develop and implement strategies that will not allow secondary disasters. After disasters occur, different types of waste are generated depending on the type of disaster. If disaster waste is unmanageable, it can cause a secondary disaster. Hospitals, on the other hand, are health institutions that provide active service during disasters. Naturally, it is inevitable for hospitals to generate more waste in case of disasters. For this reason, hospitals should also have a waste management strategy for a possible disaster situation. Waste management, on the other hand, can be efficient with the employees' attitude, awareness and perception of waste. Within the scope of the research, a questionnaire was applied to the hospital staff. The questionnaire consists of three parts. The first part includes sociodemographic questions. The second part consists of Waste Management Awareness questions and Waste Management Awareness in Disasters questions. In the third part, there are Waste Management Attitude questions. The data of the study were analyzed with the SPSS 21 package program. It was determined that the awareness level of the participants was high, and their attitude level was medium. There is no significant difference in the mean score of the awareness level of the participants in terms of gender and age factors. Significant results were found in factors such as working time and education level.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2020
    Coronavirus ve Influenza Viruslar: Farklılıklar ve Benzerliklerine Genel Bir Bakış

    Türkmen, Lale; Kıvanç, Aydın

    Mevcut COVID-19 pandemisi’nin nedeni olan SARS-CoV-2 yeni bir virüstür. Bu patojene karşı mevcut tedavi ve bağışıklığımız bulunmamaktadır. Influenza virüsleri ise sürekli olarak evrimleşmekte ve bağışıklık sistemimiz tarafından daha az tanınabilir hale gelecek çeşitli düzeylerde antijenik sürüklenme ve kayma geçirmektedir. Bu, geniş ölçüde etkili bir grip aşısının geliştirilmesini zorlaştırmakta ve aynı zamanda yeni zoonotik influenza suşlarının ortaya çıkması pandemi riski oluşturmaktadır. Hem Coronavirüsler hem de Influenza virüsleri, zarflı RNA virüsleridir ve insan solunumunu etkileyen birincil patojenlerden biridir. COVID-19 ve Influenza enfeksiyonları benzer bulaşma yollarına ve semptomlarına sahiptir. İncelenen literatürler, COVID-19 ve Influenza arasında önemli yapısal farklılıklar olduğunu bildirmektedir. Bunlar, genom yapıları, yüzey proteinleri, suş sayısı ve alt tipleri içerir. Bunlara ek olarak, inkübasyon süreleri, risk grupları, asemptomatik bulaşma ve bulaşma hızı iki virüs arasındaki önemli farklılıklardır. Bununla birlikte, gripten farklı olarak. COVID-19 için aşı ve tedavilerin olmaması, hastalığın yayılmasını kontrol etmede ciddi zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak Coronavirüs hızla yayılıyor ve influenza virüsü ile olası ko-enfeksiyon riski nedeniyle COVID-19 ile birlikte grip enfeksiyonunun değerlendirilmesi ve buna göre halk sağlığı önlemlerinin geliştirilmesi son derece önemlidir.

  • Derleme MakaleYalnız künye2020
    When Should Antibiotic Prophylaxis Be Performed to Prevent Surgical Side Infections? A Systematic Review

    Gezginci, Elif; Goktas, Sonay; Aktuğ, Cemile

    The systematic review was planned to examine the application time of antibiotic prophylaxis to prevent surgical side infections. The keywords, “antibiotic application time”, “antibiotic prophylaxis” and “surgical side infections”, were searched both in Turkish and English in Google Scholar, PUBMED, and EBSCO databases. A total of 5969 studies published between 2009 and 2019 were screened. After the literature review, 5 related studies that met the inclusion criteria were included in the study. Preoperative antibiotic prophylaxis and antibiotic application times were examined. In a study included in the study, it was shown that the risk of developing surgical site infection was reduced in patients who received antibiotics for proclactic purposes 60 minutes before incision line formation. In the remaining four studies, it was stated that prophylactic antibiotherapy applied 30 minutes before surgery minimizes the development of surgical site infection. It was revealed that the application of prophylactic antibiotherapy 30 minutes before the incision line minimizes the risk of infection in the surgical area and the literature should be supported by studies on the time of antibiotic administration.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Evaluation of Some Narrations Aboutthe One Who Abandons Prayer

    Gözün, Abdulvehhab

    The importance of performing compulsory prayers which is the second of the five pillars of Islam and the fact that the person will be subjected to some penalties if she/he abandons it are stated in various sources. However, in this context, it is very important to study the authenticity of the punishment related narrations that expressed among the public concerning the state of the one who abandons prayer. The punishments that are expressed to frighten people, even though, have an intention to guide them to pray must be based on the Qur'an or the Sahih Sunnah. Otherwise, this situation brings with it some big problems such as deciding on behalf of Allah (c.c.) or lying on behalf of the prophet (pbuh). In addition to this, expressing such punishments may have a negative effect on people, on the contrary to the expected positive effect and can cause them to even move away further from prayer. For that reason, this research aims to examine the source reliability of the narrations which indicating the amount of punishment expressed in certain numbers, such as the punishment for leaving one daily prayer is to burn in the hellfire for eighty years. Thus, it will be tried to determine the unfounded narrations in this regard that should not be respected. Also, another purpose of this research is identifying other narrations that are in the main hadith sources about the status of those who abandoned prayer at a time and conveying the authentic information on this subject to people. Finally, both matters are considered to be extremely important.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Gelişmekte Olan Ülkelerde İşçi\rDövizlerinin Finansal Gelişme \rÜzerindeki Etkisi: Dinamik Panel Veri \rAnalizi

    Yildiz, Gizem

    Çalúmann amac iúçi dövizlerinin finansal geliúme üzerindeki etkisini \rölçmektir. Çalúma 44 geliúmekte olan ülkeyi ve 1994-2017 dönemini \rkapsamaktadr. Analizde ba÷ml de÷iúken olarak finansal geliúmiúlik \rendeksi kullanlmútr. Ayrca endeksin alt kriterleri olan finansal kurumlar \rve finansal piyasalar endeksi verileri de ba÷ml de÷iúken olarak \rkullanlmútr. Ba÷msz de÷iúken olarak iúçi dövizi gelirleri, kiúi baú GSYH, \rticari açklk ve enflasyon verileri kullanlmútr. øki aúamal sistem \rgenelleútirilmiú momentler metodu kullanlarak yaplan analiz sonucuna \rgöre iúçi dövizi gelirleri, kiúi baú GSYH ve ticari açklk finansal geliúmeyi, \rfinansal kurumlar ve finansal piyasalar istatistiksel olarak anlaml ve \rpozitif etkilerken enflasyon negatif etkilemektedir.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Diyarbekir Valisi Hüseyin \rPaşa-zade Sarı Mustafa Paşa'nın \rHayatı ve Muhallefatı

    Gök, İlhan

    Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam eden \rmüsadere, devlet tarafından cezalandırılan kişiler ile vefat eden devlet adamlarının \rmallarının miri tarafından el konularak devlet hazinesine alınmasıdır. Özellikle askeri sınıfa mensup olan bu kişilerin malları merkezden görevlendirilen görevliler \rve kadı tarafından tespit edilerek kayıt altına alınmıştır. Bu uygulamanın zaman \riçinde kapsamı genişletilmiştir. İlk başlarda devlete karşı suç işleyen kişilerin malları müsadere edilirken daha sonraları vefat eden ya da savaş meydanlarında şehit \rdüşen devlet adamlarının da malları müsadere edilerek muhallefat defterleri hazırlanmıştır. Bunlardan biri de Şark seferinde şehit düşen Girit Serdarı Hüseyin Paşa'nın oğlu ve III. Ahmed'in damadı Sarı lakaplı Diyarbekir Valisi Mustafa Paşa'dır. \rMustafa Paşa Sivas, Revan, Anadolu, Karaman ve Diyarbekir eyaletlerinde valilik \ryapmıştır. 1734 tarihine gelindiğinde Osmanlı-İran savaşlarından dolayı Şark Seferi \riçin Kars'a memur edilen Mustafa Paşa 1735 tarihinde Nadir Şah'la yapılan savaşta \rAbran denilen mevkide şehit olmuştur. Bunun üzerine Mustafa Paşa'nın Kars ve \rDiyarbekir'deki terekesi tespit edilerek iki farklı muhallefat defteri hazırlanmıştır. \rDefterde yer alan eşyaların bir kısmı yerinde satılırken bir kısmı ise İstanbul'a \rgönderilmiştir. İstanbul'a gönderilen eşyalar önce Enderun'a alınmış ancak daha \rsonra Bab-ı Hümayun ve Hazine-i Amire'de müzayede ile satılmıştır. Satılan eşyalardan elde edilen gelirler Mustafa Paşa'nın devlete olan borçları için el konularak \rhazineye aktarılmıştır. Mustafa Paşa'nın satılan eşyaları arasında bulunan çeşitli \rgiysileri, savaş aletleri ve ev eşyaları devrin iktisadî, sosyal ve kültürel özelliklerini \ryansıtması açısından ve Paşa'nın kişisel tercihleri, zevkleri ve eğilimleri hakkında \rbazı ipuçları vermesinden dolayı önem arz etmektedir.

    AtıfTR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Dizi sektöründe tüketim duyguları, memnuniyet, kulaktan kulağa iletişim ve sadakat arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Yildiz, Salih; Koçan, Mahmut

    Son yıllarda hem yurt içinde hem de yurt dışında Türk dizilerine talebin artması ülkemizin dizi sektöründe altın çağını yaşamasına yol açmıştır. Diziler aynı zamanda tüketicilerin duygularını olumlu ya da olumsuz şekilde etkilemektedir. Tüketicilerin izledikleri dizilerden memnuniyet seviyesinin yüksek olması dizi tüketimini artırabilirken, seviyenin düşmesi dizi tüketimini azaltabilmektedir. Tüketicilerin memnuniyeti dizilere bağlılığı oluşturabilir ve tüketicilerin dizilerle ilgili bilgileri arkadaşları ve yakın çevresiyle paylaşma motivasyonunu da arttırabilir. Bu noktadan hareketle çalışmanın amacı; dizi sektöründe tüketim duyguları (zevk ve uyarılma), memnuniyet, kulaktan kulağa iletişim (KKİ) ve sadakat arasında ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın evrenini Rize ilinin Merkez ilçesindeki tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırmada tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme kullanılmış ve 402 tüketiciye yüz yüze anket uygulanmıştır. Araştırma hipotezleri Yapısal Eşitlik Modellemesiyle (YEM) test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; uyarılma, memnuniyet, KKİ ve sadakat arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır. Tüketicilerin uyarılma duygusu, dizilerden memnun olma seviyelerini artırmaktadır. Benzer şekilde, memnuniyet seviyesi artan tüketicilerin diziler hakkında bilgileri paylaşma motivasyonu ve diziye sadakatlerinde artış olduğu tespit edilmiştir. Yerli ve yabancı dizilerde memnuniyetin KKİ ve sadakat ile olumlu yönde ilişkili olması araştırmanın literatüre katkısı olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca dizi sektöründeki uygulayıcılar, dizi yapımından önce tüketicilerin duygularını, paylaşım motivasyonunu ve bağlılığını göz önünde bulundurmalıdırlar. Böylelikle dizilerin daha kaliteli ve hayat seyirlerinin daha uzun dönemli olması sağlanabilir.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Sosyal medyayı etkin kullanan markaların diyalojik iletişim açısından değerlendirilmesi

    Doğan, Ayhan; Aksoy, Fatih

    Günümüzde gelişen iletişim teknolojileri ile birlikte çeşitli kanallarla iletişim kurmak mümkün hale gelmiştir. Bu gelişmeler, şirket-tüketici-, kamu-devlet, birey-birey, birey-devlet vb. birey, kamu, kurum ve kuruluşlar arasındaki ilişkilerde kişilerarası iletişim tarzında iletişimin sağlanmasına imkân vermiştir. Bu şekilde iletişim ortamı sağlayan bir iletişim kanalı da sosyal medya olmaktadır. Sosyal medya ile birlikte ikili ilişkilerde, iletişim çift yönlü olmaktadır, karşılıklı etkileşim söz konusudur ve aktif bir rol oynanmaktadır. Sosyal medyada iletişim kurmanın yanı sıra ilişkilerde kurulmaktadır. Günümüzdeki küresel pazarda artık hedef kitlelerle sadece iletişim kurmak yeterli olmamaktadır. Hedef kitleler ile artık bir ilişki oluşturulması gerekmektedir. Çünkü hedef kitleler markalardan kendi düşüncelerini sormasını istemektedir. Bu çalışmada sosyal medyayı etkin kullanan beş markanın Twitter, Instagram ve Facebook hesaplarının diyalojik iletişim ilkelerinin ne kadarını kapsadığı tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. 01-15 Temmuz 2019 tarihleri arasında markaların sosyal medya paylaşımları nicel içerik analiz yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre markalar, diyalojik döngü ve yeniden ziyareti sağlama ilkelerini başarılı şekilde kullanamamıştır. Markalar, bilginin işe yararlılığı ve ziyaretçilerin korunması ilkelerini, diğer ilkelere göre daha başarılı uygulamıştır. Sonuç olarak markaların bazı diyalojik iletişim ilkelerini başarılı şekilde uygularken bazılarını ise etkin şekilde kullanmadığı görülmüştür. Dolayısıyla markaların diyalojik iletişim açısından sosyal medya araçlarını yeterince değerlendiremediklerini söylemek mümkündür.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Eyalet Ahkâm Defterleri Çerçevesinde Akçaabat’ın Sosyal ve Hukuki Durumu (1742-1800)

    Gök, İlhan

    Osmanlı taşrasında yaşayan yöneten ve yönetilen sınıfına mensup kişiler yaşadıkları bölgelerde zaman zaman bazı problemlerle karşılaşmışlardır. Yönetilen sınıfına mensup olan halk karşılaştıkları problemlerin çözülmesi için genelde yaşadıkları yerdeki kaza mahkemelerine başvururlardı. Kaza mahkemelerinde verilen karara razı olmayanlar üst mahkeme olan ve aynı derece temyiz görevine sahip Divan-ı Hümayun’a başvururlardı. Yöneten sınıfına mensup kişiler için ise durum bundan biraz daha farklıdır. Osmanlı Devleti kamu hizmetini yürüten timar sahiplerinin yaşadığı problemin çözülmesi için üst dereceli mahkemede yargılama yoluna gitmiştir. Divan’a gelen şikâyetler önceleri Mühimme defterine kaydedilirken 1649’da Şikâyet, 1742’den itibaren ise Eyalet Ahkâm defterlerine kaydedilmiştir. Bu çalışmada 1742-1800 tarihleri arasında Akçaabat kazasında meydana gelen şikâyet kayıtlarından yola çıkılarak Akçaabat kazasında yaşayanların sosyal ve hukuki durumuna değinilmiştir. Buna göre Akçaabat kazasında ve çevresinde kamu hizmetini yürüten yönetici sınıfına mensup kişiler reayaya göre daha fazla problemlerle karşılaşmışlardır. Bu problemler arasında timar ve vergiye yapılan müdahaleler vardır. Timara yapılan müdahaleler genelde timar sahiplerinin birbirine yaptığı müdahale olarak görülürken vergi konusunda ise halkın müdahalesi şeklinde görülmektedir. Vergi ve timara yapılan müdahalelerde yönetilen sınıfına mensup bazı gruplar birleşerek eşkıyalık faaliyetlerinde de bulunmuşlardır. Bu durum bölgenin güvenliğinin sağlanmasında birtakım sıkıntılara sebep olurken aynı zamanda timar sahiplerinin gelirlerinin tahsil edilmesinde önemli bir engel olmuştur.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Impact of Risk Factors in Practice on Anxiety Level of Nursing Students

    Ulutaşdemir, Nilgün; Tuna, Hasan; Şahan, Ozan

    Aim: This descriptive study was realized to determine the hazards and risk encountered by the nursing students during clinical practise and to identify their effects on anxiety levels. Method: The population of this cross-section, descriptive study consisted of nursing students (N:353 persons) in the second, third and fourth years at university in October-November 2017. The whole population was included in the study, and except for the students who dint participate during the lessons and who refused taking part in the survey 288 participants were included in the study. The data of study were collected using a questionnaire including socio-demographic characteristics, risks and hazards arising from environment, Health Worker Safety Scale and Beck Anxiety Scale in the classroom situation. The data were analyzed by using frequency, t test, ANOVA and correlation. Results: The Beck Anxiety Scale mean scores of those satisfied with the hospital were found to be higher than that of those unsatisfied. The Health Workers’ Safety Scale mean scores of those who worked and were satisfied with the hospital were found to be higher than that of those unsatisfied. Conclusion: This study was found that the students had occupational safety but experienced moderate anxiety.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Türkmen Türkçesinde Metafor Yoluyla Oluşturulan Birleşik Adlar

    Gökçür, Engin

    Bir sözcük ya da kavramın ilgi ve benzetme neticesinde söz konusu anlamının dışında farklı bir anlam ifade edecek şekilde kullanılmasına metafor adı verilir. Metaforlar daha somut ve göreceli olarak yapılandırılmış bir alanla (hedef) daha soyut ve yapılandırılmamış bir alan (kaynak) arasındaki kavramsal eşleştirme süreci olarak nitelendirilebilir. 17. yüzyıla kadar yerleşik hayata geçemeyen Türkmen Türklerinin dil ürünlerinde göçebe yaşam tarzının izleri belirgin bir şekilde görülür. Türkmen Türkçesinde metaforla oluşturulan birleşik adlarda Türklerin yaşam tarzının, hayata bakış açılarının, kültürel değerlerinin yansıması görülür. Bu bağlamda insanoğlunun günlük yaşamında en çok kullandığı temel kavramlarla ilgili organ, renk ve sayı adlarının Türkmen Türkçesinde metafor yoluyla oluşturulan sözcüklerin çoğunluğunu oluşturduğu görülür. Halı, kilim, battaniye, giyim eşyaları, başörtüsü gibi el sanatlarına bağlı eşyaların ve nakışların adlandırılması benzetmeye dayalı metaforların kavramlaştırma ve somutlaştırma olanakları ile sağlanmıştır. Bunun yanında bitki, eşya, nesne, yer ve hayvan adlarının teşekkülünde yine metaforlaştırılan kavramların kullanıldığı görülür. İnsanların fiziksel ve karakter özelliklerinin de benzetme amacı güdülerek birtakım metaforlarla ifade edildiği görülür. Türkmen Türkçesinde metafor yoluyla oluşturulan birleşik adlar, birleşiği oluşturan unsurlarına göre üç başlık altında incelenmiştir. Birinci başlık altında birinci bileşeni metaforik kullanılan birleşik adlar; ikinci başlık altında ikinci bileşeni metaforik kullanılan birleşik adlar incelenmiştir. Üçüncü başlık altında ise her iki bileşeni metaforik kullanılan birleşik adlar ele alınmıştır. Bu gruptaki birleşik adlar kendi içerisinde 8 alt başlıkta incelenmiştir. Makaledeki veriler Türkmen Türkçesi üzerine oluşturulan sözlüklerden elde edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2020
    Poetry and Poet from the Eyes of Leylâ Hanım

    Tılfarlıoğlu, Musa

    Poetics is the name given to the whole of the views and rules that poets literally adhere to or value while writing poetry. Therefore, poets and their traditions must have a written or unwritten poetics. Poets in a poetry tradition do not have individual poetics. The effects of temperament, talent and education differences can be seen in the poems of divan poets who try to sing the most beautiful poems of the same poetry style. But these differences are not in a dimension to change the poetics of the poetry tradition in which they are included. Their poetics are predetermined by the poetry tradition they belong to. For this reason, divan poets did not need to write a poetics in a modern sense. Divan poets, whose subjects are poetry and poetry, used the traditional material of divan poetry in their depictions for poetry and poetry. Divan poet wanted to reveal that he wanted to gain the appreciation of the literary and social environment by showing his poetic talent and the beauty of his poems by writing humorous and impressive poems. In this study, which we conducted in order to provide material and contribution to the studies of the poetics of poets in Classical Turkish poetry, the opinions about the poetry and poet that Leylâ Hanım expressed in her poetry, the meanings she placed on these two concepts, the words she used for poetry and the poet, the simulations she made, characteristics and properties of these concepts have been investigated. Briefly, the poet's thoughts about poetry and poet, the poetry and poetry must have been tried to be revealed. It was attempted to find out whether there was a different opinion in Leylâ Hanım Divan that distinguished her from the male poets of the period. The scarcity of female poets in our poetry tradition increases the importance of Leylâ Hanım's views on poetry and poet.

  • MakaleAçık Erişim2020
    New Literature and Generations

    Ayyildiz, Mustafa

    When life of societies is taken into consideration, it is seen that generations rather than individuals are effective in shaping social order and goals. Generations generally come into existence as creator of a school, a trend. As in the schools, a thesis-antithesis situation sharply separates them from others. In this respect, the harmony of language understanding ensures the continuity of a previously developed understanding. What is said for the generation is also valid for to literary circles in a special sense. The literary generation, on the other hand, is the name given to a special field by generations that are formed around literary precious issues. In shaping the literary generation, the period, schools, post-Tanzimat western examples play a role. The most striking point in our literature of the last hundred and fifty years, which was subjected to many names such as "The Age of Westernization", "The Age of Searches", "Modern Literature", is that it includes a lot of schools, names, movements and therefore generations. First generation of Tanzimat is that it was led by the team which was composed of Şinasi, Namık Kemal, and Ziya Pasha. The Tanzimat generation pioneered the intellectual currents of the era and was the first in all moves. The second generation of Tanzimat is the generation also called "Hamit-Ekrem-Sezai" School, represented by Abdülhak Hamit, Recaizade Mahmut Ekrem and Samipaşazade Sezai. This generation is above all indifferent to social and political issues. In their perspective, art is a field that aims at aesthetic competence that deals with individual suffering, not social benefit. The third generation of the intermediate generation of modern literature consists of names such as Nabizâde Nazım, Mehmet Celal, Mehmet Ziver and Fazlı Necip who could not have a very bright place in the history of literature. This generation is a group of 25-30 people who succeeded in bringing a change to the face of literature in the field of perception and style. The most remarkable aspect of the era is that it brought magazine publishing rather than journalism to a very good stage. Servet-i Fünûn generation, which is the 4th generation of modern literature, is a very influential group that has made a name for itself in the last hundred and fifty years. Like the artists of this period, its works were also sickly and pale

  • MakaleAçık Erişim2020
    Beton Yol Uygulamalarında Derz Türlerine Göre Düşey Deplasman Oluşumlarının İncelenmesi ve Maliyet Analizi: Trabzon-Rize Örneği

    Akpinar, Muhammet Vefa; Seferoğlu, Mehmet Tevfik; Güneş Seferoğlu, Ayşegül; Çelik, Muhammet

    Türkiye'de beton yolların kullanımı her geçen gün artmaktadır. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi'nde 10.000 km'nin üzerinde beton yol bulunmaktadır. Bu çalışmada, Trabzon ve Rize İllerinde yapılan beton yol uygulamaları incelenerek yaygın olarak kullanılan kaplama kalınlığı ve beton basınç dayanımı belirlenmiştir. Karadeniz Teknik Üniversitesi Hızlandırılmış Yol Tesisinde örnek kaplama modeli hazırlanmış ve gerçek trafik yüklemeleri altında beton kaplamaların düşey deplasman değişimleri incelenmiştir. Farklı derz türleri (hasır donatılı yarım derz, donatısız yarım derz, dolgulu tam derz ve dolgusuz tam derz) kullanılarak fayda ve maliyet analizi yapılmıştır. Elde edilen verilere göre, derzlerin yarım derz olması ve kaplamada donatı kullanılması, donatısız yarım derzlere göre 1.3 kat, dolgulu tam derze göre yaklaşık 4 kat, dolgusuz tam derzlere göre ise yaklaşık 9 kat daha az düşey deplasman oluşmasını sağlamaktadır. Ayrıca yapılan maliyet analizlerine göre kaplamalarda hasır donatının bulunması, beton kaplama maliyetine km’de 38.002,76 TL (%11,6) fiyat farkı oluşturmaktadır. Bu bilgiler ışığında, beton kaplamalarda yarım derz yapılmasının ve hasır donatının kullanılmasının kaplama derz bölgelerindeki faydasına oranla maliyetinin oldukça düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca mevcut tam derzli beton yollarda %7'lik ilave bir maliyet ile derzlerin içinin bitüm esaslı dolgu malzemesi ve kauçuk levhalarla kaplanmasının, düşey deplasman değerlerini en az yarı yarıya azaltılabileceği ve bu sayede kaplama ömrünün uzatılabileceği tespit edilmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Karadere Çayı Taşkını (Araklı -Trabzon)

    Işık, Fatih; Zeybek, Halil İbrahim; Çağlak, Savaş; Bahadir, Muhammet

    Taşkınlar ülkemizde son yıllarda değişen iklim şartları ile birlikte daha sık yaşanan doğal afetlerdir. Taşkınlara bağlı olarak birçok can ve mal kaybı yaşanmaktadır. Bu çalışmada taşkınların çok yaşandığı Doğu Karadeniz Bölümü’nde yer alan Trabzon’a bağlı Araklı ilçesinde 18 Haziran 2019 tarihinde meydana gelen taşkının coğrafi nedenleri incelenmiştir. Oluşan taşkın, Araklı ilçesine bağlı Çamlıktepe ve Yüceyurt mahallelerinde 10 kişinin yaşamını yitirmesine, çok sayıda meskenin de yıkılmasına sebep olmuştur. Taşkının yaşandığı Karadere Çayı havzasında yaşanması muhtemel taşkınların risk analizi yapılarak taşkına duyarlı alanlar belirlenmiştir. Çalışmada sahaya yönelik afet raporları, sayısal yükseklik, meteorolojik, akım ve jeolojik verilerden yararlanılmıştır. Çalışmada yöntem olarak Çok Kriterli Karar Verme yönteminin bir metodu olan Analitik Hiyerarşi Süreci kullanılmıştır. Taşkın duyarlılık analizi için mevcut yöntemlere farklı parametreler eklenerek oluşturulan üç ayrı teknik ile haritalar üretilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, Karadere Çayı’nın bazı kıyı kesimleri, Haliloğlu ve Gülbekli derelerinin birleştiği yer ve Araklı şehir merkezi taşkına en duyarlı alanlar olarak tespit edilmiştir. Haliloğlu ve Gülbekli derelerinin birleştiği saha 18 Haziran 2019’da yaşanan taşkının ana merkezini oluşturmaktadır. Ayrıca sahada taşkınla birlikte yaşanan heyelan olayları da taşkının etki derecesini artırmış, çamur akıntısı oluşumuna neden olmuştur. Analiz sonuçları ve yaşananlar göstermektedir ki sahada bundan sonrada taşkın olasılığı yüksektir. Bu nedenle çalışmanın, yöneticiler ve karar vericiler tarafından muhtemel olumsuz sonuçların engellenmesi adına dikkate alınması beklenmektedir.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfOpenAlex17TR Dizin13
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Hokkabaz (Juggler) Book of Ahmet Mithat Efendi

    Kul, Gül Nihal; Yok

    Ahmet Mithat Efendi who directed modern Turkish literature with his articles on many types and subjects is a expert writer. In this study, was published in AH.1292/G.1875 the “Juggler Book” which he wrote in the Arabic alphabet was translated into the Latin alphabet. The Juggler Book consists of thirty-four cases with an introduction and juggling shows. Expressing that some parts of the work written in French were translated quickly in the introduction, Ahmet Mithat Efendi emphasized that this work is not just a juggling book based on handiness and blindfold. In the shows in the work, chemistry, physics and mathematical sciences have combined with quickness and linguistic skills, both has been gained the appreciation of the public and has been kept their sense of curiosity alive by surprisingly. Ahmet Mithat Efendi saw the juggling/magic show performances that the public is familiar with watching games as an art that requires great mastery and explained the juggling/ magic show which can be done in friend environments in a language and style that everyone can understand. He also gave examples for better understanding and performance of some sections and opened additional titles such as “secrecy, i.e. warning for the translator.” With this work, which is transferred to the Latin alphabet, it is aimed that both a work from the Ahmet Mithat Efendi library will have the opportunity to meet more readers and contribute to the existing cultural experience of juggling / magic in the time that has passed since the traditional Turkish theatre.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Yeni toplumsal riskler üzerinden refah devleti analizi denemesi

    Akyüz, Müfıt; Beken, Hıkmet Gülçın

    Refah devletleri 1970’lerden beri varlığına ve sürdürülebilirliğine yönelik önemli meydan okumalar, krizler ve eleştirilerle karşı karşıyadır. Refah devletlerinin başarılı bir performans gösterip göstermediği öncelikle refah devletinin temel amaç ve işlevleri üzerinden değerlendirilmelidir. Bireyler yaşam boyunca pek çok risk ile karşılaşmaktadır. Bu riskler karşısında yaşamlarını düzgün ve insani koşullar altında devam ettirebilmeleri refah devletinin kapsayıcılığı ve bu alanda sağladığı desteklerle ilgilidir. Ortaya çıkan yeni toplumsal riskler; işgücü piyasası ve demografik yapı gibi sanayi sonrası döneme ait koşullarda yaşanan değişim üzerinden birey-devlet ve piyasa bağlamında dönüştürücü olmaktadır. Refah devletinin kendisi de ortaya çıkan bu yeni toplumsal riskler karşısında yeni politikalar ve araçlar uygulamak zorundadır. Yeni toplumsal riskler genellikle refah devletine yönelik meydan okumanın ulusal/içsel bir kaynağı olarak ele alınırken; küreselleşme süreci, çok uluslu şirketler ve uluslararası örgütlerin de dışsal bir faktör olarak ortaya çıkardığı etkiler unutulmamalıdır. Çalışma bu yeni toplumsal riskleri tanımlama amacıyla refah devleti-birey ilişkisinin ekonomik, sosyal ve politik alandaki değişimini incelemektedir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele