Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(27)
- Uzun, Sevda(27)
- Yildiz, Salih(25)
- Kulakaç, Nurşen(24)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Yilmaz, Ozgur(20)
- Bostan, Sedat(19)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Akyol, Hikmet(18)
- Akyürek, Suat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Hayaloğlu, Pınar(18)
- Keyifli, Nazlı(18)
- Peker, İskender(18)
- Sipahi, Ferkan(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Gücer, Mehmet Ali(17)
- Pala, Fahrettin(17)
- Türkkan, Tuğba(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(16)
- Cengiz, Ekrem(16)
- Demirağ, Hatice(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Akaryali, Enver(15)
- Kaygusuz, Abdullah(15)
- Merdan, Mehmet(15)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Timurlu Devleti Dönemi Tarih Yazıcılığı
Gülmez, Abdurrahman
Kadim bir kültüre sahip olan Fars kültüründe Fars tarihi ve Farsça tarih yazıcılığı İslamiyet öncesine dayanmaktadır. Hz. Ömer zamanında İran toprakları Müslümanların eline geçtikten sonra Fars tarih yazıcılığı uzun bir dönem Arapça olarak devam etmiştir. Bundan dolayı da Fars tarih yazıcılığı veya İran tarih yazıcılığı ikinci planda kalmıştır. 10. yüzyılın sonundan itibaren gelişmeye başlayan Farsça tarih yazıcılığı Samanoğulları, Büveyhîler, Gazneliler ve Selçuklular döneminde Arapça tarih yazıcılığı ile yeniden rekabet edebilecek bir düzeye ulaşmıştır. Timurlular döneminde ise tarih alanında önemli eserler verilmiştir. Bu çalışmanın konusu Timurlu Devleti dönemi tarih yazıcılığı hakkındadır. Çalışmanın amacı, Timurlu Devleti’nin kuruluşundan yıkılışına kadarki dönem içerisinde Timurlu Devleti’nden bahseden Farsça tarih yazımının gelişimini incelemek ve analiz etmektir. Çalışmada Timurlu Devleti tarihinden bahseden müellifler, eserleri, müelliflerin tarih yazımının sebepleri ve faydaları konusundaki yaklaşımları ve tarih yazımında Timurlu hükümdarlarının rolleri ve teşvikleri üzerinde yoğunlaşılmıştır. Çalışma dönemsel bir araştırmadır. Özellikle o dönemde iz bırakan Zahîr-i Mar’aşî, Hâfız-ı Ebrû, İbn Arabşah, Mîrhând, Mevlânâ Şerefeddin Ali Yezdî ve Nizâmeddîn-i Şâmî gibi müelliflerin çalışmaları üzerinde durulmuştur. Bu makale, konusuyla ilgili Farsça tarihî kaynakların doküman analizi yöntemi çerçevesinde incelenmesi ve değerlendirilmesi esasına göre hazırlanmıştır. Çalışma, özgün konusu ve kapsamı itibarıyla literatüre bir katkı sunmaktadır. Elde edilen bulguların, Timurlu Devleti tarihi ve tarih yazıcılığı alanında yürütülecek araştırmalara rehberlik etmesi öngörülmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025“Ne Olsa Uyar!” İlkesini Savunmak Bilim Düşmanlığı Mıdır?: Yönteme Karşı ve Özgür Toplumda Bilim Eserleri Bağlamında Bir Soruşturma
Özsoy, Seda
İlk olarak Avrupa’da gündeme gelen ve yeni olguların gözlemlenmesi, ölçülmesi, gözlem sonuçlarının sınanması için yeni araçlardan yararlanılmasıyla bilimsel yöntem bağlamında şekillenen “Bilimsel Devrim” dönemini takiben bilim olan ile bilim olmayanı birbirinden ayırmak adına çeşitli standartların tespit edilmesi, başlıca tartışma konularından birini oluşturmuştur. Tarihsel süreç içinde bu durum, “sınırlandırma sorunu” olarak bilinen epistemolojik meseleyi ortaya çıkarmış ve bunu, çözüme kavuşturulması gereken önemli bir problem hâline getirmiştir. Bu eksende gelişen tartışmalara dâhil olan ve farklı bir yaklaşım tarzı sunan düşünürlerden biri ise Paul K. Feyerabend’dir. “Anarşist”, “dadaist” ve hatta “akademik felsefenin Salvador Dali’si ve bilimin en büyük düşmanı” şeklindeki nitelemelerle tanımlanan Paul K. Feyerabend, aslında bilimin başka alanlardan üstün olmasını mümkün kılacak herhangi bir yanının olmadığını; standart, kural, kriter veya yöntemin tekil değil, çoğul olduğunu savunarak almaşık bilim yapma geleneklerinin oluşturulabileceğini ileri sürer. Rasyonelliğin her türlü bilgi veya geleneğin meşruiyet kazanmasında etkin olan evrensel bir ölçüt olarak kabul edilmesine karşı çıkan düşünür, bilginin nesnellik standardına ve nicel mülahazalara dayanması gerektiği fikrine katılmadığını belirtir. Peki bu yaklaşım tarzı onu “bilim düşmanı” olarak etiketlemeyi olanaklı hâle getirir mi? Yoksa “Ne olsa uyar!” ilkesi, kuramsal anarşizm kavrayışı ve bilimsel yöntemlerin çoğulculuğuna yapılan vurgu, bilimin insani ve özgürleştirici yönlerinin baskılanmasına yönelik bir meydan okuma mıdır? Bu sorularla bağlantısında makalede, düşünürün Yönteme Karşı ve Özgür Toplumda Bilim adlı eserlerine başvurularak nasıl bir bilim anlayışına sahip olduğu irdelenmeye çalışılacaktır
- MakaleAçık Erişim2025The semantic nuance in the Dedem Qorqut Kitabı II: Esen olsa, İster olsa
Kızılözen, Cihangir
In the Dedem Qorqut Kitabı, it is seen that the units forming the repeated lines are sometimes replaced with other units. Researchers have repaired all the units that have undergone changes by using the method of uniformization on the grounds that they were written incorrectly. The form of "ister olsa" that we will focus on is one of these. The form "esen olsa", which occurs five times in the text, was replaced by the units of " ister olsa" once. Researchers corrected the unit written in the form of "ister" as "esen" because they thought it was written incorrectly. Considering the meaning that this form adds to the line in which it is used, it is understood that it is not written incorrectly and should be evaluated as written. When the discourse analysis of the text is made, the meaning that the unit in question adds to the context in which it is used shows that it is written correctly. We see that dozens of units in the text, such as the example we are focusing on, are used and change according to the meaning required by the context. Researchers have achieved unity in the surface structure (sound/form) of the text by correcting the units that differ, but with these corrections they have destroyed the deep structure (meaning) of dozens of lines and eliminated the subtle distinctions in meaning between the lines. In the line we are focusing on, the repair of the "ister" unit as "esen" has destroyed the subtle meaning distinction that the unit in question provides between the lines, thus damaging the deep structure of the text. Of course, when the " ister " unit is corrected as "esen", the meaning of the line is not damaged, but when evaluated in the context above the sentences, it can be said that this repair affects the discourse. In this study, the unit in question has been read by evaluating it within the context above the lines (discourse), not within the line in which it is used.
- MakaleAçık Erişim2025Mobilya İmalatı Yapan Mikro Ölçekli İşletmelerin Odun Tozu Patlama Riski Yönünden Araştırılması
Odabaş, Lokman; Top, Yener
Hammaddenin işlenmesi sırasında uygulanan yöntemin bir sonucu olarak yan ürünler oluşur. Oluşan bu yan ürünlerden biri tozdur. Bir risk faktörü olan toz, mobilya imalatı sektöründe yaygın bir sorundur. Ayrıca, sektörde yer alan işletmelerin büyük çoğunluğu mikro ölçekli işletme kapsamına giren işletmelerden oluşmaktadır. Bu işletmeler, ekonomik ve sosyal yönlerden ülke ekonomisi için önemlidirler, ancak bu işletmeler iş sağlığı ve güvenliği açılarından bazı olumsuzluklara sahiptirler. Bu olumsuzluklardan biri, oluşan odun tozunu yönetme imkânlarının yetersizliğidir. İş atmosferine karışan odun tozu, çalışan sağlığına olduğu kadar işyeri güvenliği için de bir risktir. Toz, iş ortamındaki diğer faktörlerle birleştiğinde “toz patlamalarına” sebep olabilir. Toz patlamaları genellikle üretim yapılan alanlarda, işlem sürecinde, depolama aşamasında veya malzemelerin transferi sırasında meydana gelir. Ülkemizde, toz patlama riski farkındalık düzeyinin yüksek olmadığı söylenebilir. Bu nedenle bu çalışmada, Trabzon ilinde faaliyet gösteren ve mobilya imalatı yapan mikro ölçekli işletmelerde toz patlama risklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada yöntem olarak 5x5 matris diyagram yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, mobilya sektöründe faaliyet gösteren üç mobilya atölyesi materyal olarak seçilmiş ve yerinde ziyaret edilerek odun tozu oluşumu ile toz patlamasına yol açabilecek faktörler açısından detaylı bir inceleme gerçekleştirilmiştir. İnceleme sonucunda toplam 64 risk unsuru tespit edilmiştir. Bu risk unsurlarının 30’u “yüksek risk”, 28’i “orta risk” ve 6’sı “düşük risk” kategorisinde değerlendirilmiştir. Belirlenen riskler doğrultusunda çeşitli önlemler önerilmiş olup, alınan tedbirler neticesinde mevcut risklerin 63’ü “düşük risk”, 1’i ise “orta risk” seviyesine düşürülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2025Machine learning methods in capital structure decisions; application in bist
Soydaş, Şafak Sönmez
This study was conducted to create a model based on machine learning methods to determine and develop firm-specific factors that significantly affect the funding decisions of firms. The study consists of firms listed in the forest, paper and printing index of Borsa Istanbul between 2014-2023, and their capital structure decisions were analyzed with machine learning methods. As a result of the analyzes made using machine learning methods, it was determined that the performance values of the model created with the XGBoost method and the Random Forest model, in particular, performed better than the AdaBoost and SVM models. It was seen that the models created with the XGBoost and Random Forest methods were a better option for determining corporate capital structures. It was understood that the SVM model had the worst performance value.
- MakaleAçık Erişim2025Panel kantil regresyonu ile şirket değerini etkileyen faktörler: bıst taş ve toprağa dayalı imalat sektörü örneği
Soydaş, Şafak Sönmez
Bu çalışmanın amacı panel kantil regresyonu kullanarak kâr marjı, borç oranı ve şirket büyüklüğünün şirket değeri üzerindeki etkisini belirlemektir. Şirket değeri, halka açık şirketler için finansal performansın temel bir göstergesi olup paydaşlar için beklenen kârlılığı yansıtır. Araştırma, 2014-2023 döneminde Borsa İstanbul'da (BİST) listelenen taş ve toprağa dayalı üretim sektörü şirketlerine odaklanmaktadır. BİST'te işlem gören taş ve toprağa dayalı üretim sektöründeki 26 şirketten erişilebilir verisi olan 17'si analize dahil edilmiştir. Amaçlı örnekleme kullanılmış ve veri değerlendirmesi Stata 17 ve Eviews 10 ekonometrik yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın bulguları, borç oranının şirket değerini olumlu yönde etkilediğini, kâr marjı ve şirket büyüklüğünün ise olumsuz etkileri olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, bu finansal oranların şirket değerini nasıl etkilediğine dair içgörüler sunarak, taş ve dünyaya dayalı sektördeki paydaşlar ve karar vericiler için rehberlik sunmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Doğrudan yabancı yatırım özümseme kapasitesinin ekonomik büyüme ve ar-ge harcamaları üzerine etkileri: türkiye ve seçilmiş ülkeler örneği
Hayali, Ayça Sarıalioğlu; Küçükosman, Asiye
Teoride, Doğrudan Yabancı Yatırımın (DYY) ekonomik büyümeyi, sermaye stokuna katkı ve yayılma etkileri yoluyla olumlu etkilediği üzerinde durulmaktadır. Bu yayılma etkileri, istihdam yaratma, Araştırma Geliştirme (Ar-Ge) merkezleri kurma, teknolojik bilgi ve beşeri sermaye gelişimine katkıda bulunma şeklinde sıralanabilir. Bunun yanı sıra özümseme kapasitesi, beşeri sermaye, finansal gelişme, ticarete açıklık, kurumların kalitesi, Ar-Ge harcamaları ve altyapı gibi faktörler ile DYY yayılmalarına aracılık etmektedir. Bu çalışmada, seçilen ülke grubu için seçilen özümseme kapasitesi faktörleri ile bir özümseme kapasitesi endeksi hesaplanmış, karşılaştırması yapılmış ve özümseme kapasitesi DYY ile birlikte ele alınarak ekonomik büyüme ve Ar-Ge harcamaları ile ilişkilendirilmiştir. 1999-2017 yıllarını kapsayan ve 16 ülke için yapılan panel veri analizi sonuçlarına göre, DYY ile özümseme kapasitesi bir araya geldiğinde ekonomik büyümeyi ve Ar-Ge harcamalarını pozitif yönde etkilemektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Küresel dinamiklerin etkisinde ana metal sanayi şirketlerinin finansal performansının değerlendirilmesi: crıtıc-gri ilişkisel analiz yaklaşımı
Ayaydin, Hasan; Öksüz, Onur
Dünyada 2019 yılından sonra yaşanan COVID-19 pandemisi, politik gerilimler, savaş, enerji fiyatlarının yükselmesi ve yasal düzenlemeler gibi küresel gelişmeler Türk ana metal sanayi şirketlerini finansal performans başta olmak üzere pek çok yönden etkilemiştir. Bu çalışmada küresel dinamiklerin etkisi altında Türk ana metal sanayi şirketlerinin finansal performansının CRITIC-Gri İlişkisel Analiz yöntemleri ile belirlenmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2019-2023 yılları arasında BİST Ana Metal Sanayinde faaliyet gösteren 21 şirket, kriter olarak seçilen 12 finansal oran ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda faaliyet oranlarının ve aktif karlılık oranının şirketlerin finansal performansı üzerinde oldukça etkili olduğu, analiz döneminde şirket performanslarının sektöre etki eden gelişmeler nedeniyle önemli ölçüde değişkenlik gösterdiği ve 2022 yılında birçok şirketin finansal performansında belirgin pozitif veya negatif değişimler yaşandığı görülmüştür.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2025Tedarik zinciri yönetimi ve tedarikçi seçim kriterlerinin değerlendirilmesi: medikal ürünlere yönelik bir uygulama
Köse, Aslı; Satır, Emine
Tedarik Zinciri Yönetimi, bir ürünün hammadde halinden son müşteriye ulaştırılmasında yer alan kaynak temini, üretim ve montaj, depolama ve stok takibi, sipariş takibi, dağıtım ve teslimat gibi aktivitelerin yürütülmesi sürecidir. Hastaneler, faaliyetlerini yerine getirebilmek amacıyla ihtiyaç duydukları malzemeleri ve hizmetleri istenilen zamanda, istenilen yerde, belli bir kalitede ve fiyatta temin etmek durumundadırlar. Bu bağlamda, sağlık sektörü için tedarik zinciri yönetimi israfı azaltmak, tıbbi hataları önlemek ve hizmet kalitesini artırmak amacı ile oldukça önemlidir. Bu çalışmada, hastanelerde medikal ürünlerin ve tedarikçilerin seçiminde tercih edilen kriterler ile medikal firmalarda ürün tedariğinde tercih edilen kriterler belirlenerek, iki tespit arasındaki benzerlik ve farklılıkların tespit edilmesi amaçlanmıştır. Veriler 2 aşamalı olarak yüz yüze anket yönetimi ile elde edilmiştir. İlk aşamada, malzemenin alınmasında etkili olan sağlık personeli ile medikal firmalar tarafından kriterlerin seçimi yapılmıştır ve kriter sayısı 5’e düşürülmüştür. Sağlık personellerinin kriterleri tedarikçi firmalar temel alınarak; medikal firmaların kriterleri ise tedariğini yaptıkları ürünler temel alınarak, Dickson’un tanımladığı 23 kriterin uyarlanması ile belirlenmiştir. İkinci aşamada katılımcılar arasından belirlenen beşer kişi tarafından, kriterlerin önem dereceleri belirlenerek, sıralaması yapılmıştır. Kriterlerin karşılaştırılması ve önem derecelerinin tespit edilmesinde AHP yöntemi kullanılmıştır. Medikal firmalarda, Sağlık Bakanlığı ve prosedürler kriteri; sağlık personellerinde, tedarikçinin teknik servis hizmeti kriteri en önemli kriter olarak tespit edilmiştir
- MakaleAçık Erişim2025Beslenmenin Karanlık Yüzü: Üniversite Öğrencileri Arasında Ortoreksiya Nervoza Eğilimi ve İlişkili Değişkenler
Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Zemzemoglu, Tuba Eda Arpa
Amaç: Bu çalışma, üniversite öğrencileri arasında ortoreksiya nevroza yaygınlığını ve bu olguyla ilişkili olabilecek değişkenleri incelemek amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: Kesitsel tasarım kullanılarak yürütülen bu araştırma, Haziran 2020 tarihinde bir Devlet Üniversitesinin Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenimlerine devam etmekte olan 305 kadın (%74,6) 104 erkek (%25,4) olmak üzere toplam 409 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, kişisel bilgi formu ve Ortoreksiya-15 Ölçeği (ORTO-15) kullanılarak toplanmış ve Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Çok Değişkenli Binary Lojistik Regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin % 26,7 sinin ortorektik eğilimlerinin bulunduğu ve kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre anlamlı düzeyde ortorektik oldukları bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca tanısı konmuş sağlık sorunu olan, düzenli ilaç kullanan, vitamin desteği alan, sürekli bir diyet programı uygulayan ve düzenli fiziksel aktivite yapan kişilerin daha ortorektik olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Öğrencilerin yaklaşık % 27’si riskli grupta yer almaktadır. Üniversite öğrencilerinin, düzensiz beslenme alışkanlıkları geliştirmeye karşı özellikle savunmasız oldukları bu dönemi iyi yönetememeleri yeme bozukluklarının artmasına neden olabilir. Bu kapsamda gençlere yönelik sağlıklı yaşam ve beslenme konularında eğitimler verilmesi önerilebilir. Risk grubunda yer alan bireyler için ise sağlıklı yaşamın obsesyona dönüşmesini önlemek üzere psikolojik destek sunulması yararlı olabilir. Ayrıca ortorektik eğilimlerden kaynaklanan riskleri ve sonuçları daha iyi anlamak için bu grupta daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2025The Mediating Role of Attitudes Towards Psychology of Religion Course in the Relationship Between Theology Students’ Levels of Religious Attitude and Finding Meaning in Life
Birinci, Ali; Maraşlıoğlu, Şerife Ericek
The notion of meaning in life can be defined as the subjective experience that life is valuable and worth living. Research has demonstrated that individuals who possess a strong sense of purpose tend to demonstrate positive coping mechanisms and maintain optimal mental well-being when confronted with adversity. In essence, the presence of meaning in life has been shown to enhance an individual’s resilience, thereby mitigating the risk of developing mental health conditions such as pessimism, anxiety, stress, and depression. Religious attitude, on the other hand, shapes an individual’s inner and outer life by directing his/her religious feelings, thoughts and behaviors. As a matter of fact, religious attitude plays a strong role in finding resources to solve life problems, finding explanations for stressful life events such as disappointments and frustrations by affecting the individual’s level of making sense of life. In a similar manner, the objective of the psychology of religion course is to facilitate comprehension and elucidation of the human condition, encompassing the intricacies of individuals’ emotions, cognitions, and behaviours, as well as their interactions with their immediate environment, broader culture, and their spiritual practices. The attainment of this objective is contingent upon the motivations, motives and attitudes of students towards the course. A positive attitude towards the course has been shown to have a significant impact on students’ sense of purpose and their religious attitudes. In this context, it is important to investigate the interactional relationship between the levels of making sense of life and religious attitudes of theology faculty students and their attitudes towards the psychology of religion course. The present study aims to determine whether the psychology of religion course exerts a mediating effect on the relationship between the level of religious attitude exhibited by theology faculty students and their ability to find meaning in life. The study group of the research consists of a total of 320 students, 218 female and 102 male, studying at Gümüşhane University Faculty of Theology in the 2023-2024 academic year. The study data were collected using a Personal Information Form, an Attitude Scale towards the Psychology of Religion Course, a Religious Attitude Scale, and Meaning and Purpose of Life Scales. The data were analysed with IBM SPSS Statistics 26 and Amos 24 software packages. The findings indicated a positive relationship between students’ religious attitude levels and their levels of finding meaning in life. It can thus be posited that individuals who exhibit pronounced religious attitudes are concomitantly characterised by a propensity to engage in the making of sense of life. The findings further revealed significant positive relationships and interactions between the religious attitudes of theology faculty students and their attitudes towards the psychology of religion course. It is thought that the psychology of religion course can contribute to the individual’s efforts to make sense of life by explaining religious feelings, thoughts and behaviours in terms of content and achievement. The study revealed a positive correlation between an individual’s attitude towards the psychology of religion course and the level of meaning in their life. Furthermore, it was observed that the attitude towards the psychology of religion course played a mediating role in the relationship between religious attitude and the level of meaning in life. Consequently, all hypotheses determined within the scope of the research were confirmed. The results of the study indicate that attitudes towards the psychology of religion course are significant for undergraduate students’ religious attitudes and their sense of life’s meaning. In light of these findings, it is recommended that instructors oversee students’ attitudes towards the course during the teaching process, enhance course materials and content, and incorporate diversity in terms of methodology.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2025The Effects of Vertıcal and Horızontal Statıc Core Strength Exercıses on Athletıc Performance ın Young Female Handball Players
Bayrakdaroğlu, Serdar; Ceylan, Halil Ibrahim; Edis, Çağlar
Core exercises are typically performed in the horizontal plane, whereas athletic activities such as running, jumping, and change of direction (COD) occur in both vertical and horizontal planes. This study aimed to investigate the effects of static core exercises performed in the vertical and horizontal planes on physical performance. Twenty-four female handball players voluntarily participated in the study and were randomly assigned to either a vertical static core (VSC) exercise group (n=12; age: 17,75±0,99 years, height: 171,00±8,66 cm, weight: 66,08±5,97 kg) or a horizontal static core (HSC) exercise group (n=12; age: 17,75±0,75 years, height: 166,75±13,71 cm, weight: 63,33±6,74 kg). A two-group experimental design with a pretest-posttest model was employed. The core exercise protocol consisted of prone plank, side plank (right and left), supine bridge, and bird dog exercises, performed three times per week for eight weeks. Before and after the intervention, participants were evaluated for isometric core strength, 5-20 meter linear sprint performance, vertical jump height, and three different COD performance tests. Data were analyzed using the Shapiro-Wilk test to assess the normality of the distribution. Paired samples t-tests were used to analyze differences between the groups’ pretest and posttest results based on normality assumptions. For between-group comparisons, independent samples t-test was used. The results revealed no statistically significant differences between the VSC and HSC groups in terms of post-exercise performance improvements (p>0.05). However, significant improvements in physical performance parameters were observed within both groups from pre- to post-intervention (p
AtıfOpenAlex1İncele - MakaleAçık Erişim2025Hemşirelik Öğrencilerinin Klinik Uygulamaya Uyumunu Sağlamaya Yardım Edici/Engelleyici Durumlar
Uzun, Sevda; Koçtaş, Selcan; Dinlemek, Selvi
Bu çalışmanın amacı, hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulamaya uyumunu sağlamaya yardım edici/engelleyici durumları niteliksel fenomenolojik bir yaklaşım kullanarak değerlendirmektir. Bu araştırmada nitel araştırma deseni olan fenomenolojik araştırma tasarımı kullanılmıştır. Bu nitel araştırma bir devlet üniversitesinin sağlık bilimleri fakültesinin hemşirelik bölümünde öğrenim gören 60 gönüllü hemşirelik öğrencisi ile 15 Ocak-15 Şubat 2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Görüşmeler bireysel olarak ve yüzyüze yarı yapılandırılmış form kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, Colaizzi'nin fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde üç kategori (uygulama ortamından beklentiler, uygulama sırasında yaşanan zorluklar, klinik uygulamada motive edici faktörler) yedi alt tema (fiziksel açıdan, psikolojik açıdan iletişim, bilgi, süre, kişiler ve ortam) saptanmıştır. Hemşirelik öğrencileri uygulama sırasında ortam, teorik bilgi yetersizliği, uygulama süre kısıtlılığı gibi nedenlerden dolayı sorunlar yaşamaktadır. Ayrıca hemşirelerle ve diğer ekip üyeleri etkin iletişim kurmanın, hastalardan olumlu geri bildirim alınmasının, öğretim elemanlarının öğretici ve destekleyici yaklaşımlarının öğrencilerin motivasyonunu artırdığı belirlenmiştir. Uygulama süresinin daha uzun olması, yeterli öğretim elemanının olması, hemşirelerin daha etkin rol model olması, fiziki koşulların iyileştirilmesi önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Türkiye’de Yeşil Liman Olabilecek Limanların ANP-BOCR Yöntemi ile Değerlendirilmesi
Kisa, Ayse Cansu Gok; Peker, İskender; Gergin, Ramazan Eyüp; Keske, Büşra
Yeşil limanlar, kentsel ekonominin gelişmesine ve sürdürülebilir çevresel stratejilerin uygulanmasına imkân sağlayan önemli unsurlardandır. Bu araştırmada, Türkiye’de faaliyet gerçekleştiren limanların yeşil liman sertifikasına sahip olma potansiyellerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sektör raporlarında yer alan veriler çerçevesinde bölgesel anlamda konteyner elleçleme miktarı (TEU) en fazla olup yeşil liman sertifikasyonu olmayan limanlar çalışmanın alternatiflerini oluşturmuştur. Çalışmanın kriterleri ise kapsamlı bir literatür araştırması ve uzmanların görüş önerileri çerçevesinde belirlenmiştir. Problemin çözümünde ise bir Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) tekniği olan Analitik Ağ Süreci (ANP)- Fayda, Fırsat, Maliyet, Risk (BOCR) yaklaşımından faydalanılmıştır. Buna göre yeşil liman sertifikasyonu sahipliğinde en fazla etkiye sahip olan kriter hava kirliliğini azaltmak (0,049) olmuş iken, en az etkiye sahip kriterler ise soğuk ütüleme ve gemi hızı düşürme teknolojisi kullanılması (0,015) ile liman ücretlerinde ceza fiyatlandırması yapılmaması (0,015) olarak tespit edilmiştir. Mersin International Port (0,055) ise yeşil liman sertifikasına sahip olma potansiyeli en yüksek alternatif olarak belirlenmiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2025The Role of Electronic Fetal Monitoring (EFM) in Obstetric Malpractice: An Evaluation from the Perspectives of Midwives, Nurses and Forensic Medicine
Doğan, Muzaffer Berna; Karakas, Sevda
This review aims to assess the significance of electronic fetal monitoring (EFM) in medical error claims in obstetrics from the perspectives of midwifery, nursing, and forensic medicine. One fundamental approach to preventing adverse events during labor is the early recognition of fetal distress. Midwives and nurses are responsible for applying, evaluating, and recording EFM tracings during labor, which are crucial evidence in forensic medical evaluations. In the absence of medical records, the follow-up, treatment, and medical practices become contentious during trials, leading to delays in the litigation process. This is because medical records are vital in evaluating medical malpractice claims, and expert witnesses play a key role in assessing the standard of care. Despite its widespread use, there is a need for greater clarity on the reliability, role, and benefits of EFM. Furthermore, expert witnesses in medical malpractice cases may interpret practices with controversial reliability differently. While the reliability of EFM is debated, it cannot be ignored that it is an essential tool for early recognition of fetal distress. Given its importance and the need for written evidence in the trial process, it is recommended that forensic nurses, midwives, and lawyers receive training on maintaining medical records according to standards.
- MakaleYalnız künye2025Enrichment of Tarhana with Olive Leaf Powder: Evaluation of Physical, Functional, Powder, and Sensory Properties
Koc, Gulsah Caliskan; Altay, Kadriye; Erdoğan, Lubabe; Akdoğan, Arda; Gülden, Emin
Olive leaves are a by-product of olive cultivation and remain underutilized despite their significant potential as a rich source of health-promoting and functional components. Similarly, tarhana, a fermented food product, is known for its valuable nutritional properties. This study aimed to combine these two beneficial products by examining the effect of different concentrations of dried olive leaf powder (0, 2.5, 5, 7.5, and 10% by weight) on the physical, functional, powder, and sensory properties of tarhana samples. Results showed that moisture content of the tarhana samples were below 10% (wet basis, wb). The ash content (2.17-2.71%, wb) and water holding capacity (32.50-59.00%) of samples increased significantly with the addition of olive leaf powder (p<0.05). The pH value of the doughs was found to be around 5.5 and decreased during the fermentation. The wettability and solubility times of all samples were found to be less than 25 seconds and 16 seconds, respectively. All tarhana samples exhibited high flowability and low stickiness properties. Formulations containing up to 7.5% olive leaf powder were well-received by consumers.
- MakaleAçık Erişim2025Mapping the Individual: A Psychogeographical Reading of Iris Murdoch’s Under the Net
Uruk, Ahmet
Introduced firstly by Guy Debord, the founder of the Letterist International, in 1955, psychogeography intersects with the study of the psychological and emotional effects of an urban city on individuals. Proposing that both space and psychology complete one another, psychogeography, as a term juxtaposing psychology and geography, seeks to unearth the estrangement and the dehumanizing impacts of global urbanism consolidated by advanced capitalism and industrialization. In this sense, psychogeography focuses mostly on the act of walking so as to comprehend the ongoing conflict between the mind and city and suggests walking as a conscious activity can function as a protest and subversion against the commodification and repressive constraints of the city. Likewise, Iris Murdoch's debut novel titled Under the Net captures the story of Jake Donaghue and his unstable psychology alienated and decentred by the formation of an urban city, that is, London. Thus, this study aims to analyze Iris Murdoch's Under the Net in order to emphasize the fragmentation and displacement of individuals in accordance with the global urbanism by employing a psychogeographical lens.
- MakaleAçık Erişim2025Family Functions, Sense of Family Cohesion and Self-Esteem in Married Individuals Gümüşhane Case in Türkiye
Güngör, Sunay
Family is a very important institution. Self-Esteem of married individuals is an important issue for the continuation of their marriage therefore this study examines the relationship between family functions, sense of family cohesion, and self-esteem among married individuals in Gümüşhane, Turkey. A sample of 532 participants completed paper surveys, providing data on family functions using the Family Functions Scale (FFS), sense of cohesion within the family using the Family Sense of Coherence Scale, abbreviated (FSOC-S), and self-esteem using the Two-Dimensional Self-Esteem Scale. Descriptive statistics, Pearson’s correlation tests, and Structural Equation Modeling (SEM) was used for data analysis. Results indicate significant direct effects of family functions on both sense of family cohesion (β=1.648, p<0.001) and self-esteem (β=0.682, p<0.001), highlighting the influential role of family dynamics on these variables. Additionally, a significant relationship between sense of family cohesion and self-esteem (β=0.193, p<0.001) underscores importance of family cohesion in shaping individual self-esteem. These findings contribute to understanding the complex interrelations among family functioning, cohesion, and psychological well-being in married individuals.
- MakaleAçık Erişim2025İnsansız deniz araçları çağı: rusya-ukrayna savaşı’ndan alınan dersler kapsamında bir değerlendirme
Özgen, Cenk; Tutak, Eda
Yüksek teknolojili sistemlerin gelişmesiyle birlikte modern hayatın her alanında yaşanan dönüşüm savunma ve güvenlik alanında da kendini göstermiş, insansız platformların aktif biçimde kullanımı askerî düzlemde yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. İnsansız deniz araçları, bu dönüşümün önemli bir parçasını ve deniz harbinin geleceği açısından bir kırılma noktasını oluşturmaktadır. İleri teknolojinin çarpıcı çıktılarından biri olan insansız deniz araçları, devletlere denizlerde daha özerk ve risksiz hareket etme olanağı sağlarken, bir kuvvet çarpanı olarak deniz harekâtının taktik ve operatif seviyedeki icrasında önemli avantajlar da sunmaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı ise insansız deniz araçlarının devletlere sunduğu imkânların açıkça sahnelendiği ve bu araçların yoğun biçimde kullanıldığı ilk devletlerarası çatışma olarak tarihe geçmiştir. Bu çalışmanın amacı Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan yansıyan verileri dikkate alarak modern deniz harbinin yeni oyuncuları olarak görülen insansız deniz araçlarını incelemektir. Bu amaç kapsamında çalışmada öncelikle teknolojik gelişmelerin deniz harekât ortamına etkileri üzerinde durulmuş ve ardından insansız deniz araçları farklı boyutlarıyla ele alınmıştır. Daha sonra insansız deniz araçlarının kullanım konseptleri Rusya-Ukrayna Savaşı özelinde değerlendirilmiş ve Ukrayna’nın bu kapsamdaki uygulamalarına yer verilmiştir. Çalışmanın sonucunda, insansız deniz araçlarının deniz harbinin geleceğini etkileyen asli muharebe unsurları arasında yer aldığı ve dünya donanmalarındaki sayısının hızla artacağı vurgulanmaktadır
AtıfOpenAlex3TR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2025Is Humble Leadership a Safe Port in Employee Voice and Organizational Identification? Research in the Education Sector
Kenek, Gökhan; Nur, Erkan
In the study, the mediating role of organizational identification in the effect of humble leadership on teachers' voice is examined. The theoretical framework of the research is based on social identity and social change theories. The study is carried out with the participation of 306 teachers working in Şanlıurfa province. Data are collected by electronic means (survey) and snowball sampling method is used. The obtained data are analyzed with SPSS 26.0 and Mplus 7 programs. Data are evaluated with confirmatory factor analysis, correlation and bootstrap regression analyses. As a result of the analysis, it is determined that humble leadership has a statistically significant and positive effect on both employee voice and organizational identification. In addition, it is determined that organizational identification plays a partial mediating role in the relationship between humble leadership and employee voice. Based on the findings of the study, recommendations are made for academics for future research and for managers to develop more effective strategies.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1İncele

















