Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Baltaci, Cemalettin(27)
- Uzun, Sevda(27)
- Yildiz, Salih(25)
- Kulakaç, Nurşen(24)
- Ayaydin, Hasan(22)
- Yilmaz, Ozgur(20)
- Bostan, Sedat(19)
- Doğan, Kadir Caner(19)
- Kenek, Gökhan(19)
- Tosunoğlu, Büşra(19)
- Akyol, Hikmet(18)
- Akyürek, Suat(18)
- Can, İbrahim(18)
- Doğru, Bülent(18)
- Hayaloğlu, Pınar(18)
- Keyifli, Nazlı(18)
- Peker, İskender(18)
- Sipahi, Ferkan(18)
- Çalışır, Gülsüm(18)
- Avcı, İbrahim(17)
- Gücer, Mehmet Ali(17)
- Pala, Fahrettin(17)
- Türkkan, Tuğba(17)
- Ulutaşdemir, Nilgün(17)
- Yildiz, Emel(17)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(16)
- Cengiz, Ekrem(16)
- Demirağ, Hatice(16)
- Hintistan, Sevilay(16)
- Yeşilçayır, Celal(16)
- Akaryali, Enver(15)
- Kaygusuz, Abdullah(15)
- Merdan, Mehmet(15)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(14)
- Demirbağ, Orkun(14)
- Evren, Savaş(14)
- Kahraman, Yakup(14)
- Yesilelebi, Gl(14)
- Yıldız, Barış(14)
- Ödemiş, Murat(14)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Hastanelerde afet ve acil durumlara hazırlık düzeyi: planlama, tatbikat ve birim etkinlik düzeyi etkisi
Yildiz, Emel; Çınar, Öznur
Bu araştırmada hastanelerin afet ve acil durum hazırlık düzeyini belirleyen ve literatürde geçen üç faktör ele alınmış ve bu faktörlerin hastane afet ve hazırlık düzeyini belirleme seviyeleri incelenmiştir. Bu amaçla bir il ve iki ilçe devlet hastanesinde doktor ve hemşire harici çalışan personelden tesadüfi olmayan örnekleme metotlarından biri olan kolayda örnekleme metoduyla 128 kişiye ulaşılmıştır. Araştırma, anket yöntemi kullanılarak 09/01/2023 ile 13/01/2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Hipotez testleri çok değişkenli regresyon analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, afet ve acil durum planlamasının düzeyinin afet ve acil durum hazırlık düzeyini pozitif yönde (düşük ve orta seviyede) etkilediği, afet ve acil durum tatbikatı düzeyinin afet ve acil durum hazırlık düzeyini pozitif yönde (orta ve yüksek seviyede) etkilediği ve son olarak, afet ve acil durum biriminin etkinlik düzeyinin, afet ve acil durum hazırlık düzeyini pozitif yönde (düşük düzeyde) etkilediği bulunmuştur.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024The Effect of Materialism, Conspicuous Consumption and Sense of Shame on Intention to Purchase Counterfeit Products and the Mediating Role of Attitude
Avcı, İbrahim
Counterfeiting is an essential issue that has existed since ancient times and has become more prevalent today with technological advancements, and it should be highlighted. Consumers who desire to buy expensive products, particularly luxury items, but lack the financial means to do so engage in the practice of purchasing counterfeits of these products. Counterfeit products are purchased mostly by young customers for a variety of reasons, including having prestige, showing off, and emphasizing materialism. The goal of this study, under this paradigm, is to disclose the impacts of materialism, conspicuous consumption, and sense of shame on the intention to purchase counterfeit products, as well as the mediating function of attitude toward counterfeit products in these effects in a sample of university students. Data were collected for this purpose using an online survey form, and it was discovered that 477 university students engaged in the survey during the data collection procedure. The data analysis revealed a significant positive relationship between university students' materialism and conspicuous consumption behaviors and intention to purchase counterfeit products, as well as a significant negative relationship between their sense of shame and intention to purchase counterfeit products. Furthermore, it was established that attitudes regarding counterfeit products play a significant mediating role in the impacts of materialism, conspicuous consumption, and a sense of shame on the intention to purchase counterfeit products. These findings provide significant theoretical and practical contributions.
AtıfOpenAlex4
İncele - MakaleAçık Erişim2024Evrim Düşüncesi Açısından Ruhun İmkânı
Sarıkaya, Berat; Bal, Samet Yahya
Din-bilim ilişkisi ve çatışmasına en çok konu olan, tabiatın ve insanın varoşuna dair meseleler arasında belki de en önemlisi evrimdir. Geniş bir anlam haritası bulunan evrim kavramı, dini açıdan daha çok modern biyolojik evrim teorisi bağlamında ele alınmaktadır. Evrim teorisinin İslam inancının temel öğretileriyle uyumlu olup olmadığı hâlen tartışılmakta olan bir meseledir. Ateist evrimciler evrim teorisini Tanrı’nın yaratmasına bir alternatif olarak görüp itiraz ederken, teistik evrim savunucuları ise yaratılış ile evrim teorisinin uyumlu olduğunu ve evrimin Tanrı’nın bir yaratma modeline işaret ettiğini ileri sürmektedirler. Ateistik evrim düşüncesi, evrimsel süreç içerisinde organik yapının değişim ve dönüşümünü kabul ederken ruhsal cevherin bu sürece dâhil olmadığı fikrini benimsemektedir. Bu çalışma daha çok evrim düşüncesinin kabulü hâlinde ruhsal gerçeklik ve ruh cevherinin inkâr edilmesinin gerekmediği meselesi üzerinde durarak ruhu kabul etmenin evrim teorisiyle çelişen bir yönünün olmadığını bilakis evrimsel süreçteki birtakım boşluk ve ontolojik sıçramaların ruhun kabulüyle birlikte daha da anlam kazanacağını vurgulamayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024نطاق المفردات العربية في المستوى المبتدئ وفقًا للإطار الأوروبي المرجعي الأوروبي المشترك CEFR
Abdulvahitoğlu, Ali
يتناول هذا البحث موضوع نطاق المفردات العربية في المستوى المبتدئ وفقًا للإطار الأوروبي المرجعي الأوروبي المشتركCEFR. ويهدف البحث إلى الإجابة عن السؤالين التاليين: ما الإطار الأوروبي المرجعي للغات CEFR؟ وما نطاق المفردات في ذلك الإطار وما علاقتها بقوائم الشيوع. يحدد الإطار الأوروبي المرجعي المشترك CEFR ستة مستويات لكفاءة اللغة، ولكل مستوى متطلباته الخاصة لنطاق المفردات. ويوصي الإطار باتباع بعض المعايير عند اختيار المفردات وتشمل: مجالات الموضوعات المطلوبة لتحقيق المهام التواصلية ذات العلاقة بحاجات المتعلم، والوحدات المعجمية الأكثر ترددًا في المجال العام أو في مجال موضوعات محددة، والقيم الثقافية والمعتقدات التي يتميز بها الناطقون باللغة المتعلمة. يمكن من خلال واصفات الإطار الأوروبي المرجعي المشترك CEFR التوصل إلى حجم المفردات المناسب لكل مستوى من مستوياته. ولكن هناك ندرة شديدة في الدراسات التي سعت إلى قياس حجم المفردات لدى متعلمي اللغة العربية غير الناطقين بها. وتناول هذا البحث موضوع نطاق المفردات وفقا للإطار الأوروبي المرجعي الأوروبي المشترك (CEFR). بالتعرف على هذا الإطار أولا ومستوياته التعليمية المختلفة ثم التطرق إلى نطاق المفردات فيه وعلاقته بقوائم الشيوع ومعايير اختيار المفردات المناسبة لمستوياته، ومناقشة مستوياته وصولا إلى عرض النتائج والتوصيات.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Eğitimin ve Kalkınmanın Kaliteli Hale Getirilmesinde Bilimlerarası/Disiplinlerarası Çalışmaların Önemi
Çalık, Erdoğan Serdar
Bu makalede bilimler ve disiplinler arası iş birliğinin eğitim ve kalkınma alanında sağlayacağı önemli katkılar felsefi bir bakış açısı üzerinden incelenmeye çalışılmıştır. İnsan temelli düşünce ve farklı alanların birbirleriyle uyumu ifade edilmiştir. İfade edilen amaca yönelik olarak en başta konu ile alakalı felsefi temellendirmeler ve ana hatlar belirtilmiştir. Bir giriş ve iki ana başlıktan oluşan makalenin giriş kısmında bilgi ve bilim kavramları felsefi bir temele oturtularak açıklanmıştır. Makalenin birinci bölümünde gerçekten disiplinler arası çalışmaya ihtiyacın bulunup bulunmadığı konusu irdelenmiş ve gerek Antik Çağ gerekse Orta Çağ ve İslam düşüncesinden hareketle bu konunun önemi vurgulanmıştır. Makalenin ikinci bölümünde ise felsefenin bu farklı disiplinleri birleştirme noktasında üstlenmiş olduğu birleştirici rol üzerinde durulmuştur. Sonuç kısmında ise bu multidisipliner çalışmanın hayati önemi üzerinde durularak felsefe temelli böyle bir ortaklığın toplumun devamlılığı açısından ne kadar değerli olduğu geçmişte yaşanılan kötü örneklerle kısaca da açıklanarak makale tamamlanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Kâdî Abdulcebbâr’ın Teolojisinde Eylem Metafiziğinin Teklifle İlişkisi
Aydın, Muhammet
Kelam ilmi hem çağdaşlarının dini akidelerini ispat etmeyi hem de modern disiplinlerin verilerinden hareketle dini prensipleri daha da muhkem kılmayı amaçlar. Bir ilmi disiplinin çağdaşlarının düşünsel ihtiyaçlarını ve entelektüel meraklarını tatmin edebilmesini o disiplinin kendisini yenileme kabiliyetinde aramak gerekir. Diğer taraftan kişinin yükümlülük altında olması ya da teklife muhatap olması her dönemdeki insanı ilgilendiren önemli konulardandır. Yükümlülük konusu beraberinde kişinin eylem kapasitesini ve bununla doğrudan ilgili olan insanın özgürlüğü problemini gündeme taşımaktadır. Özgürlük sorunu insanı, varoluşundan beri meşgul eden temel sorunlardan birisidir. Mu’tezile ekolü, İslam geleneğindeki akılcı damarı temsil eden okullardan birisidir. Bu ekolün eylem metafiziğinde insana alan tanıyan girişimler bulunduğu gibi Sünni ekollerce Allah’ın mutlak kemaline ve sıfatlarına uygun görünmeyen bazı yaklaşımları da benimsediği bilinmektedir. Bu çalışmada Mu’tezile’nin son dönemlerindeki en önemli isimlerinden olan Kâdı Abdulcebbâr’ın insan eylemlerine dair yaklaşımlarını yeniden bir okumaya tabi tutarak sünni kesim tarafından da dile getirilen eleştirileri dikkate almayı ve ekollerin yaklaşımlarını Kur’an üzerinden genel bir tasvirini yapmayı hedefledik. Hem Mu’tezilenin hem de Sünni ekollerin hassasiyetlerini hesaba katarak insan eylemlerinde insanın yetkinliğini daha sağlıklı bir temelde ele almaya çalıştık.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024İslâm Hukukuna Göre Canlı Kalkan ile İlgili Hükümler
Gönan, Yavuz
İnsanlık tarihinde çeşitli gerekçelerle pek çok savaş meydana gelmiş ve bundan en çok etkilenenler de siviller olmuştur. Her ne kadar savaş, olgusal olarak istenilen bir şey değilse de gerçekleşmesi durumunda sivillerin, savaşın olumsuzluklarından asgari düzeyde etkilenmeleri arzu edilir. Bu bağlamda çatışmaların veya saldırıların hangi düzeyde yapılması gerektiği yönünde yasal düzenlemelerin varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yasal düzenlemeleri ihlal edenlerin karşılaşacakları cezai müeyyidenin niteliği ve kapsamının tespiti de önem arz etmektedir. Böylece özellikle sivillerin can ve mal emniyeti mümkün mertebe temin edilebilsin. Tarihsel kayıtların da gösterdiği üzere sivillerin karşılaştığı en büyük problemlerden biri savaşlarda "canlı kalkan" olarak kullanılmalarıdır. İslâm hukuku canlı kalkan yapılan sivillere yönelik gerçekleştirilecek operasyonların niteliği ve düzeyi bakımından diğer hukuklardan farklı yasal düzenlemeler ortaya koymuştur. Bu noktada mezhepler Hz. Muhammed’in (s.a.s.) savaşlardaki uygulamalarını dikkate alarak kendi usulleri çerçevesinde hükümler tespit etmeye çalışmışlardır. Mezhepler veya fakihler arasında konuyla ilgili hüküm ve yaklaşım farklılıkları bulunmaktadır ki, bu da doğaldır. Çünkü fakihlerin yaşadıkları dönem veya coğrafyada, gelişen teknolojiye bağlı olarak savaş veya çatışmalarda da farklılaşmalar olmuştur. Bu çalışmada canlı kalkana yönelik operasyonların meşru sınırlarına dair dört mezhebin görüşleri ele alınacaktır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Üniversite Öğrencilerinin Afet Algı Düzeylerinin Değerlendirilmesi: Örnek Bir Uygulama Çalışması
Doğan, Onur; Demırag, Ozgül
Afetler, öngörülmesi zor ve çeşitli şekillerde ortaya çıkan, çoğu zaman tahribat gücü yüksek önemli doğal-doğal olmayan olaylardır. Deprem, taşkın, kuraklık, büyük endüstriyel kazalar, kıtlık, teknolojik kazalar, salgınlar vb. geçmişten günümüze insanoğlunun maruz kaldığı büyük afet türlerinden yalnızca birkaçıdır. Son yıllarda gerek Türkiye’de (Düzce-deprem, 1999; Giresun-Dereli-sel-taşkın, 2020; Kahramanmaraş-Pazarcık-deprem, 2023) gerekse dünyanın diğer birçok bölgesinde (Sumatra-tsunami, 2004; Ekvador-deprem, 2016; ABD-hortum-fırtına, 2023) çeşitli afet olayları yaşanmaktadır. Afetlerin etkisi çoğu zaman bir bölge ile sınırlı kalmayıp geniş bir alana yayılım gösterebilmektedir. Nitekim afet öncesinde alınabilecek çeşitli tedbirler sayesinde bu tahribatın etkisi bir noktada azaltılabilir. Örneğin bölgesel risklerin tespit edilmesi, erken uyarı sistemleri, kriz yönetimi, acil eylem planları, vb. bu tedbirler kapsamında değerlendirilebilir. Bir diğer önemli husus ise toplumun afet farkındalık düzeylerinin artırılmasıdır. Özellikle afet risk haritası çıkarılmış bölgelerde bu tür farkındalık artırma çalışmaları yapılarak toplumun afet karşısında göstereceği tepki daha kontrollü ve bilinçli hale getirilebilir. Bahsi geçen hususlar bu çalışmanın ana hedefini oluşturmaktadır. Bu çalışma, Gümüşhane Üniversitesi merkez kampüs öğrencilerinin afet farkındalık düzeylerinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmış bir çalışmadır. Çalışmada elde edilen veriler SPPS 25 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada afet risk algısını ölçmeye yönelik 5’li Likert kullanılmıştır. Çalışmada, frekans analizi testi, Kruskal Wallis testi ve Mann Whitney U testi yapılmıştır. Analiz sonucunda %5 anlam düzeyinde (p<0,05) analiz edilmiş olup tablolarda aritmetik ortalama, standart sapma ve birey sayısı yüzdesi şeklinde belirtilmiştir. Buna göre non-parametrik Mann Whitney-U testi sonucun-da, gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrencilerin afet risk algısı alt boyutu puanlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere yapılan non-parametrik Mann Whitney-U testi sonucunda gruplar arasında afete maruz kalan grup lehine istatistiksel açıdan p<0,05 düzeyinde anlamlı bir farklılık saptanmıştır.
- MakaleYalnız künye2024İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinin İnternet Sitelerinde Gastronomik Unsurların Kullanımı: Güneydoğu Anadolu ve Ege Bölgesi Karşılaştırması
Akyürek, Suat; Özdemir, Özcan; Çeken, Hüseyın
Ülkelerin sahip oldukları yeme-içme kültürleri gastronomi turizmi açısından önemli bir potansiyel sunmakla birlikte, kendi gastronomik ürünlerini öne çıkarabilen destinasyonlar rekabet yarışında bir adım öne geçebilmektedirler. Günümüz dünyasında rekabet yarışlarında belirleyici olan önemli unsurlardan birinin sosyal medya olduğu düşünüldüğünde, sosyal medyayı tanıtım ve bilinirliği artırmak adına kullanan işletme, kurum ve kuruluşlar rakiplerine karşı önemli fırsatlar elde etmektedirler. Bu bağlamda il kültür ve turizm müdürlükleri destinasyona özgü gastronomik unsurların tanıtılmasında ve aktarılmasında köprü görevi görmekte, hatta birinci elden kaynak niteliği de taşımaktadırlar. Yapılan bu çalışmada da illerin sahip oldukları gastronomik unsurların tanıtım ve aktarımında il kültür ve turizm müdürlüklerinin etkili şekilde kullanılıp kullanılmadığı incelenmiştir. Araştırma kapsamında detaylı bilgi edinebilmek amacıyla içerik analizi tercih edilmiş, il kültür ve turizm müdürlüğü internet sitelerinin gastronomik unsurları yüzdelik dağılımlarla ifade edilmiştir. Araştırma sonucunda, incelenen il kültür ve turizm müdürlüklerinde genel olarak içecek ürünlerine çok yer verilmediği, bazı illerin gastronomi şehri olmasına veya potansiyellerinin çok yüksek olmasına rağmen sosyal medyayı etkin kullanamadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, sosyal medyada yiyecek-içecek görsellerinin il tanıtımına katkı sağlamada yetersiz kaldığı, festival ve etkinliklerin sitede etkili şekilde sunulamadığı ve gastronomik unsurların genelde yiyecek ile daha çok öne çıkarıldığı tespit edilmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024مدينة حلب في روايات أحمد زياد مُحَبِّك
الأحمد, محمد
تناولت الدراسة مدينة حلب في روايات أحمد زياد محبك، وتوقفت عند بناء المكان الحلبي في هذه الروايات، ورصدت فيه قلعة حلب وأحياءها وشوارعها وحدائقها ومساجدها وغيرها من الأماكن العامّة فيها. وتتبعت الدراسة البيت الحلبي بنوعيه القديم والحديث. وتتبعت الدراسة أيضًا أسماء المجتمع الحلبي الروائي، وظهر للباحث أنها تنتمي إلى عدة منظومات، ولا سيما المنظومة الدينية والاجتماعية والمستحدثة. وتوقفت الدراسة عند ملابس المجتمع الحلبي ومعتقداته وأطعمته وأشربته وأمثاله الشائعة بين أفراده وعاداته وتقاليده والأغاني التي اعتاد عليها هذا المجتمع. وتوصلت الدراسة إلى عدد من النتائج يأتي في مقدمتها أنّ مدينة حلب شكّلت المركز الذي دارت حوله معظم الأحداث التي تضمنتها روايات أحمد زياد محبّك، وبدا الروائي حريصًا على تقديم مدينة حلب على نحو يكاد يطابق الواقع، وبدا أنّه يريد أن يحفظ هذه المدينة رواية كي يتسنى للقارئ معرفة هذه المدينة ويكوّن صورة واقعية عنها خلال الفترة الممتدة منذ منتصف القرن العشرين حتى أوائل القرن الحادي والعشرين.
- MakaleAçık Erişim2024Coğrafi İşaretli Şeker Fasulyesi Üretiminde Brüt Karı Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi: Karar Ağacı Modeli Uygulaması
Adanacioglu, Hakan; Takma, Çiğdem; Doğan, Nilgün
Bu araştırmanın amacı, Gümüşhane ili Kelkit, Şiran ve Köse ilçelerinde şeker fasulyesi yetiştiriciliği yapılan işletmelerde demografik ve yapısal faktörlerin dekar başına brüt kar üzerindeki etkilerini belirlemektir. Bu kapsamda brüt kâr ile bazı demografik ve yapısal özellikler arasındaki ilişkiler araştırılarak, bu faktörlerin kârlılık üzerindeki etkileri Karar Ağacı yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bölgesinde, ata tohumu olan ve diğer şeker fasulyesine göre yöreye has özellikleri barındıran Kelkit şeker fasulyesi için coğrafi işaret tescili alınmıştır. Ancak son yıllarda yöre çiftçisi ata tohumunu kullanmak yerine çevre bölgelerden elde ettikleri şeker fasulyesi tohumunu kullanmaktadır. Tescillenen Kelkit şeker fasulyesi ile geleneksel şeker fasulyesi üretiminde brüt kar üzerinde hangi demografik ve yapısal faktörlerin etkili olduğunu ortaya koymak bu araştırmanın temel sorusunu oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; toplam ekili alandaki şeker fasulyesi payı, toplam ekili alan, Cİ’li Kelkit şeker fasulyesi üretim durumu, mülk arazi büyüklüğü, hanede tarımla uğraşan birey sayısı, toplam tarımsal üretim değeri içerisinde şeker fasulyesinin payı ve üretici yaşı elde edilen brüt kar üzerinde etkili faktörler olarak belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Kronik Hastaların Metabolik Sendrom Bilgi Düzeyleri ve Farkındalıkları
Demirağ, Hatice; Semerci, Vahide; Akeren, Zahide
Amaç: Araştırma kronik hastaların metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntemler: Araştırma kesitsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri 14 Kasım 2023- 12 Ocak 2024 tarihleri arasında ‘Hasta Tanıtım Formu’ ve ‘Metabolik Sendrom Bilgi ve Farkındalık Ölçeği’ (MSBFÖ) kullanılarak kartopu örnekleme yöntemiyle toplandı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama, standart sapma, min-maks değerler, sayı ve yüzde kullanıldı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, independent samples t test, one-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Hastaların %31,7’si 50-79 yaş arası, %66,0’sı kadın, %38,3’ü üniversite ve üzeri mezunu, %53,1’i evli ve %66,0’sı şehir merkezinde yaşamaktadır. Katılımcıların %26,1’inin hipertansiyon, %21,5’inin diyabetes mellitus, %17,5’inin solunum hastalığının olduğu belirlendi. Ayrıca katılımcıların %35,6’sının hastalık süresinin 1-5 yıl arasında olduğu, %61,1’inin düzenli olarak ilaç kullandığı ve %58,4’ünün diyetine uymadığı bulundu. Hastaların MSBFÖ puan ortalaması 49,38±10,67 (min=14 ve max=70) olduğu saptandı. Hastaların yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, hastalık süresi, düzenli ilaç kullanma ve diyetine uyma durumu ile MSBFÖ toplam puan ortalaması arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Sonuç: Sonuç olarak kronik hastalığa sahip bireylerin metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının orta düzeyin üzerinde olduğu tespit edildi. Yaşam tarzı değişiklikleri Metabolik sendrom (MetS) insidansını azaltmak için etkili bir strateji olduğundan, kronik hastalarda bilgi düzeylerinin ve farkındalıklarının artırılması, yaşam tarzlarının iyileştirilmesine yardımcı olabilir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Seyyahların gözünden türklerde kanaatkârlık
Gökşen, Cengiz; Topalak, Halil İbrahim
Dünya üzerinde yer alan her ulusun kendine has karakteristik özellikleri olduğu gibi çok eski ve köklü bir tarihe sahip Türklerin de vardır. Türklerin bu özelliklerinden biri kanaatkârlıktır. Uzun süre göçerevli bir yaşam sürmüş olan Türkler, yaşam tarzlarının gereği olarak tabiatın çetin şartlarına karşı mücadele etmek için hayatlarından bazı fedakârlıklarda bulunmak zorunda kalmışlardır. Haliyle bu fedakârlıklar; yaşamlarının bir parçası olmuş, yerleşik yaşama geçtiklerinde de bu özelliklerini sürdürmeye devam etmişlerdir. Türklerin bu özelliği; Türkleri faklı zamanlarda ziyaret etmiş birçok seyyahın dikkatinden kaçmamıştır. Bunun yanında dönemin bazı tarihçileri ve yazarları da bu konuya değinmişlerdir. Türklerin kanaatkârlığını esas alan bu çalışma; Türkleri ziyaret etmiş birçok seyyah başta olmak üzere dönemin tarihçileri ve önemli Türk tarihi ve kültürü üzerine önemli çalışmaları olan Türkologların eserleri esas alınarak hazırlanmıştır. Bu çalışmadaki amaç ise Türklerin önemli bir değeri olan kanaatkârlığını derli toplu ortaya koymak olmuştur.
- MakaleAçık Erişim2024A bibliometric review on the sustainability of airport and airline operations
Vural, Mehmet Fatih; Vural, Selvi
The importance of sustainability in research has been increasing day by day. This article aims to determine the extent to which sustainability is studied in the context of airport and airline operations in terms of economic, environmental, and social dimensions, and to identify gaps in the literature to guide future research. To achieve this goal, bibliometric analysis is employed. Using the Perish or Publish literature search program, studies obtained from the Scopus database are analyzed using the Vosviewer program to examine the dimensions of sustainability in airport and airline operations. Additionally, the most prolific authors, most cited publications, journals with the highest number of articles published, and the most studied sectors related to the topic are analyzed to contribute to the literature.
AtıfOpenAlex5TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2024Araçlar Arası (V2V) Haberleşmede Dağlık Anayollarda Yol Kaybı ve Gölgeleme Analizi
Tuğcu, Zeynep Hasırcı; Kuzulugil, Kenan
Araçlar arası (V2V) haberleşme, karayolu sürüş güvenliği ve kaza önleme açısından önemli bir teknoloji olarak görülmektedir. Ancak, araçlar arasına giren binalar, diğer araçlar ve ağaçlar gibi çevresel engeller V2V haberleşmeyi olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, virajlı dağlık anayol ortamlarında, verici ve alıcı araçlar arasındaki iletişimi engelleyen dağlık alanların etkisi incelenmiş ve 5.9 GHz’de V2V ölçümleri yapılmıştır. Ölçülen veriler, engel senaryolarında yaygın kullanılan log-normal ve çift eğimli yol kaybı modelleriyle modellenmiş ve verilere uyum performansları açısından karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, dağ engeli bulunan senaryolarda çift eğimli yol kaybı modelinin daha iyi bir uyum sağladığını göstermektedir. Ayrıca, dağ engelinin neden olduğu gölgeleme ve zayıflatma etkileri incelenmiş, dağ engeli kaynaklı ortalama zayıflamanın 19.6 dB olduğu tespit edilmiş ve literatüre ilk kez bu çalışma ile kazandırılmıştır. Bu bulgular, sistem tasarımcıları ve araştırmacılarına çevresel faktörlerin V2V iletişim performansına etkisinin detaylandırılmasında ve sistemlerin buna göre optimize edilip tasarlanmasında katkı sağlayacaktır.
- MakaleAçık Erişim2024Endemik Onosma nana DC.’nin Kimyasal Bileşimi, Antimikrobiyal, Antioksidan ve Enzim İnhibisyon Aktivitesinin Araştırılması
Ozcan, Kadriye; Acet, Tuba
Türkçe adı “Emzik otu” olarak bilinen Onosma türleri, etnobotanik açıdan oldukça değerlidir. Bu çalışmada, Onosma nana’nın toprak üstü ve kök kısımlarının farklı çözücülerle (etanol, metanol ve etil asetat) elde edilen ekstrelerinin antioksidan, antimikrobiyal, enzim inhibisyon (α-amilaz, α-glukozidaz ve tirozidaz) ve DNA koruyucu aktivitesi ile fenolik bileşen analizinin (HPLC) yapılması amaçlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, etanol ekstrelerinin diğer ekstrelere nazaran araştırılan özellikler bakımından daha etkin olduğu bulunmuştur. Etanol ekstrelerinin major fenolik bileşeni rosmarinik asit (kök: 2883.3 μg/g ekstre, toprak üstü: 11187.5 μg/g ekstre) olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bitkinin oldukça etkili antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu bulunmuştur (S. epidermidis ve P. vulgaris: MİK 32µg/mL). Bitkinin DNA koruyucu etkisi ve antimikrobiyal özellikleri ilk defa araştırılmıştır. Bitkinin doğal bir ajan olarak kullanılma potansiyeli olduğu söylenebilir. Bunun yanısıra, tespit edilen aktivitelerin detaylı çalışmalarla desteklenerek etki mekanizmalarının aydınlatılması ticari öneminin anlaşılması bakımından gereklidir.
- MakaleYalnız künye2024Banka kârlılığının belirleyicileri: türk bankacılık sektörü üzerine bir uygulama
Yilmaz, Yusuf; Karaaslan, İbrahim
Bu çalışmanın amacı, Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren ticari bankaların kârlılığını etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Türk bankacılık sektöründe yer alan 9 ticari bankaya ilişkin 2004-2021 arası yıllık verilerin kullanıldığı çalışmanın analizi statik panel veri analizi yöntemi ile gerçekleş- tirilmiştir. Çalışma kapsamında, aktif kârlılık oranı bağımlı değişken, takibe dönüşüm oranı, faaliyet kâr marjı, faiz gelirleri, hisse başına düşen defter de - ğeri, üç ay vadeli mevduata ödenen faiz oranı bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. Bankacılık sektörünün kârlılığını etkileyen faktörlerin incelen- diği çalışmanın sonucunda, aktif kârlılık oranı ile faaliyet kâr marjı, üç ay vadeli mevduata ödenen faiz oranı ve faiz gelirleri arasında istatistiki açıdan anlamlı pozitif ilişki, aktif kârlılık oranı ile hisse başına düşen defter değeri ve takibe dönüşüm oranı arasında ise istatistiki açıdan anlamlı negatif ilişki saptanmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Kızıldağ (Hatay) ofiyolitine ait manto peridotitlerinin petrografisi, tüm-kayaç jeokimyası ve erigiyik-kayaç etkileşim izleri
Sen, Ahmet Dundar
Kızıldağ ofiyoliti (G-Türkiye) Neotetis okyanusunun güney kolunda oluşmuş okyanusal litosfer kalıntısı kayaçlar topluluğu olarak bilinmektedir. Ofiyolit istifi tabandan tavana doğru manto peridotitleri, ultramafik-mafik kümülatlar, izotrop gabrolar, levha dayk kompleksi ve yastık şekilli bazaltik örtü kayaçları şeklindedir. Manto peridotitleri harzburjit bileşimindedir ve değişen oranlarda serpantinleşme gözlenmektedir. Manto peridotitlerinin tüm kayaç ana oksit-iz element ve Lantanit Grubu Element (LGE) içerikleri harzburjitlerin değişen derecelerde kısmi ergime kalıntısı kayaçlar olduğuna işaret etmektedir. Harzburjitler düşük tüm-kayaç Al ve Ca kompozisyonlarına sahiptir ve SSZ peridotitlerin tüketilmiş karakterini yansıtmaktadır. Tüketilmiş manto harzburjitleri, bazı büyük iyon yarıçaplı elementler (LILE) ve hafif lantanit grubu elementler (HLGE) bakımından zenginleşme gösterdiği tespit edilmiştir ve bu durum yitim sırasında meydana gelen ergiyik manto etkileşimine işaret etmektedir. Harzburjitlerin tüm kayaç MgO içerikleri ile CaO ve Al2O3 içerikleri kıyaslandığında bu kayaçların %20-30 arası kısmi ergime kalıntısı kayaçlar olduğu görülmektedir. Ayrıca kısmi ergime sırasında uyumsuz davrandığı bilinen Ti ve Yb içeriklerindeki zenginleşmeler ergiyik-kayaç etkileşimine işaret etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2024Gümüşhane ilinde deprem ivme ve manyetik alan istasyonlarının kurulumu ve işletilmesi
Öztürk, Serkan; Maden, Nafiz; Beker, Yasemin; Sari, Mahmut; Pehlivan, Levent
Bu çalışmada, Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) üzerinde meydana gelen bir depremden Gümüşhane ilinin etkilenme derecesini belirlemek üzere deprem ivme kayıt cihazlarının yerleştirilmesi ve Güneşte meydana gelen fırtınalar nedeniyle yer Manyetik alanındaki değişimleri gözlemlemek amacıyla 3 bileşen Flux-Gate manyetometrenin kurulumu amaçlanmıştır. Deprem ivme kayıt cihazlarının (3 adet); Gümüşhane ili için önem taşıyan Karaca Mağarası ve Kürtün hidroelektrik santrali ile KAFZ’na yakınlığından dolayı Şiran MYO’na kurulması uygun görülmüştür. Flux-gate Manyetometresi ise Gümüşhane Merkez ilçede kurulmuştur. KAFZ üzerinde meydana gelen bir depremden Kelkit, Şiran ve Köse ilçeleri daha çok etkilenirken Torul ve Kürtün ilçeleri daha az etkilenmektedir. Gümüşhane’nin 17 km kuzeybatısında yer alan Karaca Mağarası bölgemizin önemli turizm merkezlerinden birisidir. Kürtün ilçesinde, Harşit nehri üzerinde kurulu olan Kürtün Hidroelektrik santrali enerji amaçlı olarak hizmet vermesi yanında baraj gölü üzerinde balık üretimine ve su sporları yapılmasına imkân sunmaktadır. Güneşte aniden gelişen çok şiddetli patlamalar dünyaya ulaştıklarında elektrik ve iletişim hatlarını kesilebilmekte, radyo haberleşmesinde bozulmalara ve radyasyona sebep olmaktadır. Gümüşhane kurşun, çinko, bakır, altın ve gümüş gibi değerli metaller açısından oldukça yüksek bir potansiyele sahiptir. Bu tür maden yataklarının belirlenmesinde Jeofizik yöntemlerden bir tanesi olan Manyetik yöntem oldukça başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Bu yöntemde arazide ölçü alınırken yer manyetik alanının sürekli kaydedilmesine hizmet edecektir.
- MakaleAçık Erişim2024Sarıçiçek ve Sarıhan plütonlarının petrofiziksel karakterleri: Yerinde jeofiziksel ölçümlerle manyetik suseptibilite ve radyojenik ısı üretimi ilişkisinin irdelenmesi
Çınar, Hakan; Altundas, Suna
Granit kökenli farklı litolojik birimler içeren Eosen yaşlı Sarıçiçek (Gümüşhane) ve Sarıhan (Bayburt) Plütonları üzerinde 532 noktada yerinde radyoaktivite ve manyetik suseptibilite ölçümleri yapılmıştır. Her iki plüton ve çevresindeki kayaçlardan numuneler alınarak laboratuvar ortamında bu kayaçların yoğunlukları belirlenmiştir. Yapılan çalışmada hem granitik kayaçların ısı üretimine olan katkıları ile ısı değerine bağlı kabuk sınıflaması hem de kayaçların radyojenik ısı üretimi ve manyetik suseptibiliteleri arasında bir ilişkinin olup olmadığı araştırılmıştır. Radyojenik ısı üretim değerine göre yapılan kabuk sınıflamasında; üst-alt kıtasal kabuk kökenli kayaçlardan oluşan Eosen yaşlı Sarıhan Plütonunun ortalama radyojenik ısı değeri (2.03 µW/m3), üst-orta kıtasal kabuk kökenli kayaçlardan oluşan Eosen yaşlı Sarıçiçek Plütonunun değerinden (1.9 µW/m3) yüksektir. Plüton, Melanj kuşağı ve Hozbirikyayla formasyonları için ortalama suseptibilite değerleri sırasıyla 1.08×10-3 SI, 0.132×10-3 SI ve 0.059×10-3 SI olarak hesaplanmıştır. Ortalama suseptibilite değerleri Sarıçiçek Plütonu için 1.518×10-3 SI ve Alibaba formasyonu için 2.5012×10-3 SI olarak belirlenmiştir. Çalışma alanındaki radyoaktif ölçümlere göre Sarıçiçek Plütonunda radyojenik ısı üretimine en büyük katkı potasyumdan (K) gelirken, Sarıhan Plütonunda ise en büyük katkıyı toryum (Th) radyonüklidi sağlamıştır. Sarıçiçek ve Sarıhan Plütonunları ve çevre formasyonların radyojenik ısı üretim değerleri ile manyetik suseptibilite değerleri arasında genel olarak bir uyum söz konusu iken, kayaçların içerdiği mineral ve element içeriklerine bağlı olarak uyumsuzluklar da gözlenmiştir. Uyumsuzluklar, magmatizma ve sonrasındaki süreçlerden dolayı radyonüklid miktarlarında ve mineral içeriklerinde meydana gelen düzensiz değişimlerle ilişkilendirilmiştir.

















