Yazarlar
- Uzun, Sevda(79)
- Kulakaç, Nurşen(40)
- Turan, Ibrahim(33)
- Demir, Selim(32)
- Türkkan, Tuğba(24)
- Aydin, Aydanur(23)
- Topal, Fevzi(22)
- Aliyazicioglu, Yuksel(21)
- Tuncer, Metin(21)
- Bayrakdaroglu, Serdar(19)
- Demirağ, Hatice(19)
- Hintistan, Sevilay(18)
- Topal, Meryem(18)
- Yılmaz, Coşkun(18)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(15)
- Yilmaz, Coskun(15)
- Mentese, Ahmet(14)
- Reis, Hatice Catal(14)
- Demir Doğan, Melike(13)
- Emirza, Elif Güzide(13)
- Memetoglu, Mehmet Erdem(13)
- Tuncer, Gülsüm Zekiye(13)
- Bülbül, Kenan(12)
- Cin, Aynur(12)
- Düzgün, Azer Özad(12)
- Koçak, Tevfik(12)
- Odaci, Hatice(12)
- Oğuzhan, Hatice(12)
- Tonkaz, Duygu Erkal(12)
- Tonkaz, Mehmet(12)
- Turk, Veysel(12)
- Ceylan, Halil Ibrahim(11)
- Kilinc, Kagan(11)
- Köse, Aslı(11)
- Merdan, Mehmet(11)
- Acet, Tuba(10)
- Aksoy, Bahar(10)
- Aydin Sayilan, Aylin(10)
- Baltaci, Cemalettin(10)
- Deger, Orhan(10)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Ağaç işleri ve mobilya sektörlerinde iş güvenliği kültürüne yönelik bir değerlendirme: Gümüşhane ilinde bir durum çalışması
Yaşar, Mehmet; Yasar, Sekip Sadiye; Fidan, Muhammed Said; Komut, Osman
Türkiye’de mobilya endüstrisi sektörü küçük ve orta ölçekli işletme yapısıyla ülke genelinde önemli bir istihdam alanı sağlamaktadır. Diğer yandan sektör, iş sağlığı ve güvenliği hususunda olumsuzlukların fazlasıyla yaşandığı faaliyet alanları arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, sanayi bölgelerinden uzak küçük ve orta ölçekli ağaç işleri ve mobilya endüstrisi işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği koşullarının değerlendirilmesidir. Bu kapsamda toplam 54 çalışan ile yüz yüze görüşme esasına dayalı anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 5’li likert ölçeğinde hazırlanmış önermeler ile işyerlerinin durumu ve çalışanların konuya ilişkin görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada, elde edilen veriler üzerinde oransal karşılaştırmaların yanı sıra, iş kazasına maruz kalma değişkenine göre iş güvenliği faktörlerinin analizinde Mann Witney U testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcı işletmelerin %67 oranında faaliyet süresinin 5 yılın altında olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kişisel koruyucu donanım kullanımı ve periyodik sağlık muayenelerde eksikliklerin olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların iş kazası maruziyeti %72 olarak belirlenirken, el ve parmakların ağırlıklı yaralanan uzuvlar olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan iş kazası maruziyetinin iş güvenliği faktörlerine yönelik görüşlere ilişkin istatistiksel düzeyde anlamlı farklılıklar (p<0,05) oluşturduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, küçük ve orta ölçekli ağaç işleri ve mobilya işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yeterince gelişmediği söylenebilir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023The Burden of Covid-19 Cases on the Payer Institution: The Case of Aydın Provincial Ambulance Service
Demır, Hüseyın; Karaer, Merve; Kaplan, Selma
The study aims to assess the economic burden of Covid-19 cases on the payer institution in the context of ambulance services and to investigate the factors affecting costs. Data were obtained from Aydın Provincial Ambulance Service. Cumulative frequency, cumulative percentage and mean (standard deviation) statistics were used for descriptive findings. Logistic regression model was used to examine the factors affecting costs. Covid-19 cases posed a significant economic burden. The cost per case was approximately 466.40 TL and this amount was higher with additional diagnoses. The pandemics created a higher economic burden in 2020. Accordingly, Covid-19 cases accounted for 14.92% of the number of cases and 14.75% of the costs, with an average cost per case of 447.12 TL. In the second year (2021), the economic burden of the pandemic decreased significantly. Accordingly, the share of Covid-19 cases was 7.69%, while the cost share was 7.12%. The average cost in that year was 503.6 TL. Age, triage, reason for call, urban & rural and region variables had a significant effect on costs. There was a statistically significant relationship between advanced age and high costs per case. Covid-19 cases caused a significant economic burden on the payer. It is considered that the implementation of principles and practices related to risk and crisis management for provincial ambulance services will contribute to reducing costs. It is thought that the findings will be useful for other decision makers and policy makers, especially the payer institution.
- MakaleAçık Erişim2023Spor salonuna giden bireylerin beslenme alışkanlıkları, beslenme bilgı düzeyi ve besin desteği kullanımlarının belirlenmesi
Aygül, İmdat; Yılmaz, Hacı Ömer
Bu araştırma, spor salonuna giden bireylerin beslenme alışkanlıkları, beslenme bilgi düzeyi ve besin desteği kullanım durumlarını belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Tanımlayıcı-kesitsel tipte olan araştırmanın verileri anket aracılığıyla elde edilmiştir. Anket formu demografik bilgiler, beslenme alışkanlıkları, Yetişkinler İçin Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği ve besin desteği kullanımına yönelik sorulardan oluşmaktadır. Araştırmada 360 spor salonuna giden bireye (242 erkek, 118 kadın, ortalama yaş=22,1±5,6 yıl) ait veriler değerlendirilmiştir. Katılımcıların beslenme alışkanlıklarının önerilen düzende olmadığı, %19,4’ünün kötü düzeyde temel beslenme ve %17,5’inin kötü düzeyde besin tercih bilgisi olduğu ve %30,0’ının ise besin desteği kullandığı belirlenmiştir. Spor salonuna giden bireylerin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanımı ve yüksek beslenme bilgisi edinimine bağlı olarak, daha bilinçli ve doğru şekilde besin desteği kullanım tercihinin olabileceği düşünülmektedir. Bu konuda, özellikle spor ve sporcu beslenmesi alanında uzmanlaşmış diyetisyenler bilgi edinim kaynağı olarak tercih edilebilir. Ayrıca, spor salonuna giden bireylerin beslenme konusunda sıklıkla bilgisine başvurduğu salon antrönerlerinin de besinler, besin destekleri ve sporcu beslenmesi ile ilgili bilimsel kaynakları tercih etmesi ve bireyleri daha doğru ve sağlıklı bir şekilde yönlendirmesi önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Characterization, Antioxidant and Antimicrobial Activities of Iron Nanoparticles Synthesized Using Firethorn Fruit (Pyracantha coccinea Roemer) Extracts
Düzgün, Azer Özad; Baltaci, Cemalettin; Akar, Bülent; Karakullukçu, Volkan; Karpuz, Omer
The main focus of this study was to explore the biological activity of metal nanoparticles that were green-synthesized from firethorn fruits. Specifically, iron nanoparticles (Fe-NP) were synthesized from extracts obtained from fruits and seeds of the firethorn plant (Pyracantha coccinea) grown on Gumushane University’s campus for landscaping purposes. The antioxidant and antimicrobial properties of both extracts and synthesized iron nanoparticles were evaluated. To characterize the Fe-NPs, FT-IR spectroscopy, scanning electron microscopy (SEM), and X-Ray Diffraction (XRD) analyses were performed. The antioxidant activity of the fruit extracts and Fe-NPs was assessed using various antioxidant activity tests, including ABTS radical scavenging activity, DPPH radical scavenging activity, ferric reducing antioxidant power (FRAP), total phenolic content (TPC), total flavonoid content (TFC), and total antioxidant content (TAC). The results of all antioxidant activity tests indicated that the iron nanoparticles exhibited higher antioxidant activity than the fruit extracts. Moreover, the minimum inhibitory concentrations (MIC) of the fruit extracts and nanoparticles against Gram-negative bacteria (Yersinia pseudotuberculosis ATCC 911, Escherichia coli ATCC 25922, Proteus vulgaris ATCC 13315, and Pseudomonas aeruginosa ATCC 43288) and Gram-positive bacteria (Streptococcus pyogenes ATCC 19615, Staphylococcus aureus ATCC 25923, and Bacillus subtilis ATCC 6633) were determined the using the medium microdilution procedure. Similar to the antioxidant activity findings, the Fe-NPs demonstrated stronger antimicrobial activity compared to the fruit extracts.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Domestic Violence During Pregnancy and Affecting Factors
Ulutaşdemir, Nilgün; Balcı, Elçin; Çifçi, Sema; Değer, Vasfiye Bayram
Introduction: Domestic violence during pregnancy is a major public health problem in all countries. The aim of this study is to investigate domestic violence and factors affecting pregnancy. Method: This cross-sectional descriptive study included 747 pregnant women who presented to an outpatient clinic at a maternity hospital in a city in southeastern Türkiye between December 15, 2014 and January 15, 2015. To collect the data, the researchers developed a 25-item questionnaire based on the literature. In the statistical analysis, percentages, means, standard deviations, and chi-square analysis were used, and a value of p<0.05 was considered significant. Results: The mean age of the participants was 26.43±5.4. Of these participants, 7.2% of them reported being physically, emotionally, financially, or sexually abused by their spouse during their marriage, and 2.8% reported being exposed to violence during their current pregnancy. It was found that there was a strong relationship between violence during pregnancy and at the time when the woman wanted to get pregnant, the husband’s involvement in violence, the number of pregnancies, and the history of violence from the husband’s family. To stop violence, families should get training, counseling, family therapy, and help to learn communication. Conclusion: Violence during pregnancy can be caused by a number of factors, such as being exposed to violence during pregnancy, not wanting to get pregnant, the husband’s involvement in violence, the number of pregnancies, and the history of violence from the husband’s family.
- MakaleAçık Erişim2023Geç Adölesanların COVID-19 Öncesi ve Sürecinde Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarına Yönelik Tutumları ve Kullanım Durumları: Tanımlayıcı Çalışma
Cırık, Vildan Apaydın; Bulut, Elif; Aksoy, Bahar
Amaç: Bu çalışmanın amacı, geç adölesanlar ın koronavirüs hastalığı-2019 [coronavirus disease-2019 (COVID-19)] öncesi ve sıra- sında geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları kullanımlarını ve tu- tumlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Bu çal ışma, kesitsel-analitik türde, Haz iran-Eylül 2021 tar ihleri arasında tabakalı örneklem yöntemi kullanılarak belirlenen 882 geç adölesan ile yapıl- mıştır. Araştırma verileri “Sosyodemografik Form”, “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamalarına Yönelik Soru Formu” ve “Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde student-t, One-way ANOVA ve bağımlı örneklem t testler i kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada, geç adöle- sanların bütüncül tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamalarına karşı tu- tumları ile cinsiyet, gelir algısı, kronik hastalığa sahip olma, COVID-19 tanısı alma değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur. Geç adölesanların en fazla b ildikleri yöntemlerin masaj (%85,1), meditasyon/gevşeme (%77,4) ve dinî yöntemler (%77,3) ol- duğu saptanmıştır. COVID-19 salgını öncesi ve COVID-19 salgını sı- rasındaki kullanım durumlar ı incelendiğinde ise masaj d ışında tüm uygulamalarda artış görülmüştür (p<0,001). Sonuç: Sonuç olarak bu çalışmada, geç adölesanlar ın COVID-19 sürec inde geleneksel ve ta- mamlayıcı tıp uygulama kullan ım durumları artmıştır. Geç adölesan- lar COVID-19 sürec inde bu uygulamalar ı daha az ac ı çekmek, hastalığın yan etk ilerini azaltmak ve hastal ıkla direkt savaşmak ama- cıyla artırdıklarını belirtmişlerdir. Buna rağmen COVID-19 sürecinde geleneksel ve tamamlayıcı uygulamalarının etkileri ve yan etkileri üze- rine kanıt temelli çalışmaların yapılması ve adölesanların bu uygula- malar konusunda bilgilendirilmesi oldukça önemlidir.
- MakaleAçık Erişim2023The Generation Alpha Scale for Parents: Development and Psychometric Evaluation: Methodological Study
Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar
Objective: What distinguishes generation Alpha from earlier generations is that they are born into a digital world. The aim of this study was to develop the Generation Alpha Scale for Parents (GASP) and evaluate its content validity and psychometric properties. Material and Methods: This methodological study was conducted with 419 parents of generation Alpha. Data were collected using a socio-demographic characteristics questionnaire and GASP. The data were analyzed using t-test, Cronbach’s alpha coefficient, Pearson’s cor- relation coefficient, and factor and item-total score analysis. Results: The scale had a content validity index of 0.93 and a Cronbach’s alpha of 0.96. The exploratory factor analysis (EFA) showed that the scale consisted of 26 items and three subscales: learning methods, commu- nication-social network, and personality prerequisites, respectively. The item-total correlations ranged from 0.479 to 0.912. The EFA showed that the scale explained 61.33% of the total variance. The confirmatory factor analysis also showed that the factor loadings ranged from 0.52 to 0.93. Root mean square error of approximation was less than 0.080 and was significant. Conclusion: The GASP is a valid and reliable mea- surement tool that can use by parents, health professionals, educators, and political groups to assess the characteristics of generation Alpha.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kemoterapi Tedavisi Alan Kanser Hastalarında Aleksitimi ve Psikolojik İyi Oluş: Tanımlayıcı ve İlişkisel Bir Çalışma
Çobanoğlu, Asuman; Oğuzhan, Hatice
Amaç: Bu araştırma, kemoterapi tedavisi alan kanser hastala- rında aleksitimi ve psikolojik iyi olu ş düzeyleri arasındaki ilişkiyi be- lirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bu araştırmada tanımlayıcı ve ilişkisel bir ara ştırma deseni kullan ıl- mıştır. Araştırmanın örneklemini, Temmuz 2022-Ekim 2022 tarihleri arasında bir e ğitim ve ara ştırma hastanesinde ayaktan kemoterapi te- davisi gören 151 hasta olu şturmuştur. Veriler Hasta Bilgi Formu, To- ronto Aleksitimi Ölçe ği (TAÖ-20) ve Psikolojik İyi Olu ş Ölçeği (PİOÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin de ğerlendirilmesinde ta- nımlayıcı istatistikler ile Kruskall Wallis testi ve Spearman Korelas- yon testi kullan ılmıştır. Bulgular: Kemoterapi alan hastalar ın ya ş ortalamasının 59,26±11,24 y ıl olduğu, %51’inin kad ın cinsiyette ol- duğu ve %78,8’inin çal ışmadığı saptanmıştır. Hastaların %23,8’inin meme kanseri olduğu ve %53’ünün kronik bir hastalık tanısının olduğu belirlenmiştir. Hastalar ın P İOÖ genel toplam puan ortalamas ı 48,44±6,76, TAÖ-20 genel toplam puan ortalamasının ise 44,70±7,51 olarak bulunmuştur. PİOÖ ile TAÖ-20 arasında negatif yönde ve orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca hastaların metastaz du- rumlarına göre PİOÖ ve TAÖ-20 arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Bu araştırmada, kemoterapi alan kanser hastalarının psikolojik iyi oluş düzeylerinin yüksek, alek- sitimi düzeylerinin ise düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca hastaların psi- kolojik iyi olu ş düzeyleri artt ıkça aleksitimi düzeylerinin dü ştüğü belirlenmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Dersini Alan Öğrencilerin Sınav Kaygısı ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi: İlişki Arayıcı Bir Çalışma
Aydin Sayilan, Aylin; Kulakaç, Nurşen
Amaç: Bu çalışma, cerrahi hastalıkları hemşireliği dersini alan öğrencilerin sınav kaygısı ve stresle başa çıkma düzeylerinin belirlen- mesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın örneklemini 1-15 Mayıs 2022 tarihleri ara- sında Türkiye’de bulunan iki üniversitenin hemşirelik bölümünde öğ- renim gören ve cerrahi hastalıkları hemşireliği dersini alan 213 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama araçlar ı olarak öğrenci tanıtım formu, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ) ve Westside Sınav Kay- gısı Ölçeği (WSKÖ) kullan ılmıştır. Verilerin de ğerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik hesapları, aritmetik ortalama, Student t-test, Pearson korelasyon analizi ve lineer regresyon analizi kullanılmıştır. Anlamlı- lık p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmada öğrencile- rin s ınav kayg ısı puanlarının 25,67±11,92 oldu ğu belirlenmi ştir. Öğrencilerin stresle başa çıkma tarzlarından en fazla kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yakla şım yöntemini kulland ıkları saptanmıştır. Öğrencilerin WSKÖ puan ı ile SBÇTÖ kendine güvenli yakla şım (p<0,001) alt boyut puan ı arasında istatistiksel olarak negatif yönde ve orta düzeyde; çaresiz yaklaşım (p=0,028) ve boyun eğici yaklaşım (p=0,011) arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0,05). Çoklu lineer regresyon analizi sonuçlarına göre öğrencilerin sınav kaygılarını önemli ölçüde etkileyen faktörlerin; cinsiyet ve “kendine güvenli yaklaşım” alt boyutları olduğu tespit edil- miştir. Sonuç: Çalışmamızın sonucunda, hem şirelik öğrencilerinin stresle baş etme tarzlarının yetersiz olması, sınav kaygılarını olumsuz etkilemektedir. Bu araştırma sonuçlarının stresin psikolojik etkilerine yönelik uygulanacak müdahale planlarına katkı sağlayabileceği düşü- nülmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Self-efficacy levels of individuals with type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes drugs: The example of Gümüşhane and Bayburt province
Demirağ, Hatice; Cin, Aynur; Daştan, Buket
This study was conducted to determine the self-efficacy levels of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes medication. The population of the descriptive study consisted of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus residing in Gümüşhane and Bayburt provinces. The sample size was determined with the G*Power 3.1.6.9 program. A total of 315 individuals were reached in the study using a snowball sampling method. Data were collected by “Google Form” us- ing “Personal Information Form” and “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale”. In the analysis of the data, independent groups t-test, one-way ANOVA test and Pearson product moments correlation test were used. The average age of the individuals with Type 2 Diabetes Mellitus participating in the study was 52.29±14.74 years, the duration of diabetes disease was 9.23±6.25 years, and 81% of them were men. The total average score of the participants from the “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was determined as 38.70±12.36 points. It was found that the average total score of the” Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was higher for women than men, singles than married. Again, the total scale score averages were statistically different according to the occupational group (p<0.001). In addition, the average total score of the “Diabetes Drug Use Self-Efficacy Scale” was found to be higher for individuals who received training on diabetes drug use compared to individuals who did not receive it. It was found that the average scores of the participants from the "Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" and its sub-dimensions were moderate. In order to increase the diabetes drug use self-efficacy levels of participants diagnosed with Type 2 diabetes, training on the use of diabetes drugs can be expanded.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Investigation of Motives Underlying Food Choice of Health Science Students: Cross Sectional Study
İlyasoğlu, Huri; Fatma; Yaşar, İlknur; Duvan, Sare Nur; Erbecer, Sibel
Objective: Poor eating habits are widespread among university students. This study aimed to investigate the motives un- derlying food choices of health science students by using a food choice questionnaire (FCQ). Moreover, the correlations between food choice dimensions and anthropometric characteristics such as body mass index (BMI) and waist-to-height ratio were investigated.Material and Methods: Voluntary students (n=335) from the faculty of health sci- ences participated in the study. Their demographic properties and an- thropometric measurements were recorded. Turkish version of the FCQ was applied to the participants. For analyzing the data, chi-square test and Pearson correlation analysis were performed. Results: Research findings revealed that the most important food choice dimensions were sensory appeal, price, and mood, respectively, and the least important were weight control, natural content, and ethical concern, respectively. Health dimension had a lower importance in food choice compared to sensory appeal dimension. Females gave higher scores compared to males. The BMI was positively correlated with both convenience and weight control dimensions. No correlation was found between the waist-to-height ratio and food dimensions. Conclusion: To reduce health risks related to poor eating habits, university students’ aware- ness of healthy foods and nutrition should be increased. For this reason, activities should be organized to improve their knowledge about healthy nutrition.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Sağlık Hizmetlerinde Bilgi Mahremiyeti Endişesi Ve Korunma Davranışlarını Etkileyen Faktörler
Unal, Cihan; Sezer, Cemal
Bu çalışmanın temel amacı, bireylerin sağlık bilgi mahremiyeti endişesi düzeylerini, endişeye etki eden faktörleri ve bilgi mahremiyeti endişesi nedeniyle sergilenebilecek korunma davranışlarını ve bu davranışlara etki eden faktörleri belirlemektir. Diğer bir amaç bu çalışmada kullanılan ölçeği Türkçeye uyarlamaktır. Veriler Ankara ilinde toplam 692 katılımcıdan elde edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ve lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında katılımcılar arasında, kişisel sağlık bilgilerinin gizliliği endişesi nedeniyle bilgi saklama eğilimi ve sağlık hizmetlerini ertelemek gibi korunma davranışları gözlemlenmiştir. Bilgi toplama endişesi, bireylerin kişisel sağlık bilgilerini daha az ifşa etmelerine ve bilgi saklama olasılığının artmasına yol açmaktadır. Ayrıca, bilgi toplama endişesi, bireylerin doktorlarına bilerek yanlış sağlık bilgisi verme davranışında bulunma, sağlık hizmetlerini erteleme veya almama olasılığını da artırmaktadır. Önceden sağlık bilgilerinin ihlal edildiğini düşünen bireyler, bilgi toplama endişesi, bilgi saklama, doktordan ve sağlık kurumundan bilgi saklama, doktordan hakkındaki bilgiyi kaydetmemesini isteme ve başka bir tanı yazılmasını isteme olasılıklarının arttığını göstermektedir. Çalışmada hasta-hekim iletişimi ve teknolojik mekanizmalara olan güvenin, sağlık bilgileriyle ilgili endişeler ve korunma davranışları üzerinde önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Hekimleri ile iyi iletişim kuran katılımcıların sağlık bilgilerinin ikincil kullanımı konusunda daha fazla endişe duydukları, ancak sağlık hizmetlerini ertelememe veya almama olasılıklarının daha düşük bulunmuştur. Ayrıca, bireylerin kendilerini internet ve bilgi teknolojilerini anlama ve kullanma konusunda yeterli hissetmeleri, sağlık bilgilerinin ikincil kullanımı endişesini arttırmaktadır. Bu durumun aksine sağlık hizmeti kalitesini yüksek değerlendiren katılımcıların bilgi toplama endişesi olasılıklarının daha düşük olduğu görülmüştür. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, sağlık hizmetlerinde bilgi mahremiyeti politikalarının güçlendirilmesi ve iletişim stratejilerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Afet Sahası Çalışanlarının Stres Düzeyi ve Motivasyon Verimliliği ile İlişkili Bir Araştırma: Ankara İli İtfaiyesi Örneği
Görgen, Merve Vuslat Semanur; Kent, Nurçin Küçük
Travmatik etkilenimlere çalışma sürecinde daha sık maruz kalınabilecek olağanüstü ve afet sahası gibi meslek gruplarında strese bağlı sıkıntı koşullarının etkilerinin araştırılması önemlidir. Bu çalışmanın amacı; acil durumlar, kazalar veya afet gibi yüksek stresli çalışma koşullarında çalışabilen İtfaiye Teşkilatı çalışanlarının; algılanan stres, motivasyon verimlik düzeyleri ve ilişkilerini değerlendirmekti. Çalışma yönteminde 10 sorudan oluşan algılanan stres ve 25 sorudan oluşan motivasyon verimlilik ile ilişkili 5’li Likert tipi anket soruları Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Teşkilatı’nda çalışan 292 gönüllü katılımcıya uygulandı. Elde edilen veri sonuçlarına ait ortalama±standart sapma değerleri ve gruplar arasındaki karşılaştırmalar SPSS istatistik programı kullanılarak hesaplandı. Çalışanların stres, motivasyon verimlilik düzeyleri ve ilişkilerinin olup olmadığı gruplar arasında karşılaştırıldı. Algılanan stres ve motivasyon verimlilik ölçeklerinin Cronbach alfa güvenirlik katsayıları sırasıyla: 0,634 ve 0,669 idi. Çalışmada yer alan örneklemin algılanan stres (15,47±4,41) ve motivasyon verimlilik (76,29±7,74) düzeyleri orta seviyedeydi. Diğer yandan, çalışanların algılanan stres ile motivasyon verimlilik ortalamaları ve diğer değişkenler arası herhangi bir anlamlı farklılık gözlenmedi (p>0,05). Bu çalışma sonucunda, travmatik olaylara müdahale eden afet sahası çalışanlarının psikolojik yönden olumsuz etkilenme durumlarına karşı periyodik olarak stres düzeylerinin tespiti ve araştırılmasının süreç yönetiminin başarısı açısından yararlı olabileceği düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Obezite Hastalığına Sebep Olan Faktörlerin Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) Yöntemiyle Değerlendirilmesi
Bolayır, Banu; Ölçer, Dilara; Tekbiyik, Bora; Kara, Gökdeniz; Çatuk, Hülya
Bu çalışmada, obezite hastalığına sebep olan faktörlerin önem sıralamasının yapılmasıyla yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemini vurgulamak, toplumda sağlıklı beslenme bilinci oluşturmak ve obezite hastalığı konusunda farkındalık oluşturmak amaçlanmaktadır. Çalışmada obezite hastalığına sebep olan ana faktörleri ve bu ana faktörlere ait alt faktörleri belirlemek için literatür araştırması yapılmış ve bu konuda uzman olan beslenme ve diyetetik alanındaki akademisyenlerin görüşleri alınmıştır. Belirlenen ana faktörler ve alt faktörlere göre ikili karşılaştırmalı bir anket formu hazırlanmıştır. Anket formu, çalışma için belirlenen 7 uzmana doldurtulmuştur. Anket formlarından elde edilen verilerin analizinde Microsoft Excel programı kullanılarak Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre ana faktörler arasında obezite hastalığına sebep olan faktörlerin en fazla önemliden en az önemliye doğru önem sıralaması; beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme bilinci, genetik hastalık ve metabolik hastalık, cinsiyet, yaş, psikolojik etkiler, sosyokültürel ve çevresel etmenler olarak bulunmuştur. Ayrıca obezite hastalığına sebep olan her bir ana faktörün alt faktörleri için de ayrı ayrı önem sıralamaları yapılmıştır. Buna göre önem sıralamaları bakımından ana faktörler içindeki en önemli alt faktörler; fiziksel aktivite yetersizliği, yağlı ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme, kadın, fastfood tüketim bilinci, genetik hastalık, yaşla birlikte azalan enerji gereksinimi, yoğun tedavi gerektiren kronik hastalıklar, gelir durumu olarak bulunmuştur.
AtıfOpenAlex2TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğrencilerinin Alan Uygulamalarındaki İş Güvenliğinin Değerlendirilmesi (Gümüşhane İli Örneği)
Ulutaşdemir, Nilgün; Demir, Ali İhsan
Bu çalışmada Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin alan uygulamalarındaki iş güvenliğinin değerlendirilmesi ve çözüm önerileri sunmak amaçlanmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Mayıs-Haziran 2021 tarihlerinde Gümüşhane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileri (n=318 kişi) oluşturmaktadır. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeden evrenin tamamına ulaşılması planlanmış, çalışmaya katılmaya gönüllü olan ve izinli-reddedenler dışında 261 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan bilgilendirilmiş onam formu ile öğrencilerin sosyodemografik özellikleri, çalışma ortam faktörleri, alan uygulamalarında karşılaştığı riskleri, iş güvenliği, iş sağlığını değerlendirmeye yönelik sorular ve İş Güvenliği Ölçeği sorularından oluşan anket, öğrencilerin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde pandemi dolayısıyla google form aracılığı ile uygulanmıştır. Verilerin analizinde frekans, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Elektrik ve makina alanında öğrenim gören öğrencilerin diğer alandaki öğrencilere göre iş güvenliği ölçeği puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. İş kazası geçirmeyen öğrencilerin, iş kazası geçiren öğrencilere göre iş güvenliği ölçeği puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Alan uygulama sorumluları ile olan ilişkisi kötü ve çok kötü olan öğrencilerin diğer öğrencilere göre iş güvenliği ölçeği puan ortalamaları daha düşük bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında öğrencilerinin iş güvenliği orta düzeyde saptanmıştır. Alanı mobilya ve tesisat olan öğrencilerin iş güvenliğini artırmaya yönelik eğitimler artırılmalıdır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Radyasyona Maruz Kalan Sağlık Personellerinin Tükenmişlik Düzeylerinin Belirlenmesi
Sukuroglu, Ebru Emine; Sukuroglu, Suleyman; Günaydın, Mustafa; Demir, Hatice
Kaliteli sağlık bakımı elde edebilmek için, sağlık çalışanlarının çalışma alanlarında sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları oluşturulmalıdır. Bunun sağlanabilmesi için çalışanın fiziksel, sosyal ve ruhsal olarak iyi olmasının yanı sıra kendilerini güçlü hissetmeleri de gerekmektedir. Çalışma ortamında stres ve psikososyal riskler ise tükenmişliğe neden olmaktadır. Tükenmişlik ise sağlık personellerinde sıklıkla karşılaşılan, çalışanların performansına olumsuz etki eden önemli bir durumdur. Bu çalışmada iyonlaştırıcı radyasyon kaynakları ile çalışan sağlık personellerinin tükenmişlik durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada hastanelerin çeşitli birimlerinde çalışan 154 sağlık çalışanı üzerinde demografik özelliklerden (25 adet) ve Maslach tükenmişlik envanterinden (22 adet) oluşan 47 soruluk anket uygulanmıştır. Maslach tükenmişlik envanteri, duygusallık yönünden tükenmişlik, kişisel başarı ve duyarsızlaşma şeklinde üç alt boyuttan oluşmaktadır. Anketin güvenirlilik analizi değeri Cronbach Alpha (α) ile hesaplanmış ve 0,84 olarak bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda demografik özellikler ile tükenmişlik ölçeği arasında anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Cinsiyet durumuna göre çalışanların duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt boyutlarında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Özellikle kadın çalışanların daha fazla tükenmişlik yaşadığı, yaş düzeyinin artmasının tükenmişlik ile ters orantılı olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında sağlık çalışanlarının eğitim durumları ile tükenmişlik ölçeği arasında da anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Özellikle hemşirelerin hekimlere göre daha fazla duygusal tükenme yaşadığı görülmüştür.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Algılanan COVID-19 Tehdidinin Hekimlerin Psikolojik Kırılganlıklarına Etkisi
Tuna, Hasan; Melike, Yağcı; Kaplan, Ahmet
Pandemi dönemlerinde sağlık çalışanları ruhsal sağlık problemleri ile yüzleşmektedir. Bu kapsamda araştırma, pandemi sürecindeki COVID-19 salgını tehdidinin hekimlerin psikolojik kırılganlık düzeylerine olan etkilerini incelemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini uygun örnekleme yoluyla seçilen 235 hekim oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak “Psikolojik Kırılganlık Ölçeği” ve “Algılanan COVID-19 Tehdidi Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t testi, One-Way ANOVA testi, Pearson momentler çarpım korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucunda Pandemi sürecindeki hekimlerin algıladıkları COVID-19 tehdidi ile psikolojik kırılganlıkları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Hemşirelerin Yapay Zekâ Kaygısı ve İlişkili Faktörler
Çobanoğlu, Asuman; Oğuzhan, Hatice
Çalışma, hemşirelerin yapay zeka kaygı düzeylerini ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada tanımlayıcı ve kesitsel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 120 hemşire oluşturmuştur (n=120). Araştırma verileri 10 Temmuz-10 Ekim 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler “Hemşire Bilgi Formu (HBF)” ve “Yapay Zeka Kaygı Ölçeği (YZKÖ)” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann- Whitney U and Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Hemşirelerin yaş ortalaması 31,05±7,40 olup %82,2’si kadındır. Hemşirelerin YZKÖ puan ortalaması 43,36±11,13 olarak bulundu. Hemşirelerin eğitim durumları, yapay zeka teknolojilerine ilişkin bilgileri, yapay zeka teknolojilerinin hasta bakımına etkisi ile yapay zeka kaygı düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğu belirlendi (p<0,05). Bu çalışmada, eğitim düzeyi düşük, yapay zeka teknolojileri hakkında bilgisi olmayan ve yapay zeka teknolojilerinin hasta bakımına olumlu bir etkisi olmayacağını düşünen hemşirelerin yapay zeka kaygısının daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex25TR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2023Evaluation of White Matter and Cerebellum Structures of Essential Tremor and Parkinson's Patients by Diffusion Tensor Imaging and Volbrain Method
Özyaşar, Ali Faruk; Eyuboglu, Ilker; Çakmakl, Vildan; Alioglu, Zekeriya; Palancı, Özgür; Köktürk, Elif Gökçen
Essential tremor (ET) and Parkinson's disease (PD) are the two most commonly encountered tremor disorders in movement disorders. Diffusion tensor imaging (DTI) is one of the best in vivo ways of mapping white matter pathways in the human brain. The aim of our study was to investigate diffusion variables and cerebellum volume in ET and PD using parcellation methods. Our study included 20 ET, 20 PD and 20 healthy controls. Fraction Anisotropy (FA) and Mean Diffusivity (MD) values were obtained with DTI, while the volume of each lobe of the cerebellum was obtained with T1 images. One-way ANOVA was used for intergroup analysis and Scheffe test was used for post-hoc analysis. Significant differences were found in the diffusion values of the pedunculus cerebellaris, fornix stria, superior longitudinal fasciculus, sagittal stratum, cerebral pedunculus, tapatum and thalamus of ET and PD. Lobule V, Lobule IX, Lobule X volumes of the cerebellum showed significant differences between the groups. Stria thermialis shows involvement of mesolimbic dopaminergic system in PD and it is thought that disruption of strial networks leads to changes in the activity of cerebellar networks and reveals the role of the cerebellum in tremor. It is obvious that cerebellar thalamocortical pathways are affected in Parkinson's disease. In Parkinson's disease, patients should be evaluated for visual processing, conceptualisation, postural instability and gait disturbance to clarify the diagnosis or to differentiate from essential tremor.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kan Basıncı Ölçümünde Gözden Kaçan Faktörler: Sırt, Ayak ve Kol Desteğinin Etkisi
Khorshid, Leyla; Tuncer, Metin
Kılavuzlarda hastanın sırtının desteklenmesi, kolun alt kısmının kalp hizasında desteklenmesi ve ayakların yere düz basması önerilmektedir. Ancak bu konuda yapılan çalışma sayısı sınırlı olduğundan, bu önerilerin dikkate alınmamasından kaynaklanan hataların etkileri bilinmemektedir. Bu çalışmada sağlıklı bireylerde kan basıncı ölçümü sırasında kol, sırt ve ayak desteğinin kan basıncı değerlerine etkisinin araştırılması amaçlandı. Araştırmaya 111 kişi dahil edildi. Katılımcıların ortalama yaşları 21.95±1.57 idi. Sistolik ve diyastolik kan basınçları, üçü hatalı ölçüm (desteksiz ayaklar, desteksiz sırt ve desteksiz kol) ve biri kılavuzların önerdiği standart prosedür olan dört ölçüm prosedürü kullanılarak ölçüldü. Prosedürler randomize edildi ve katılımcıların kan basınçları her prosedür için üç kez ölçüldü. Ayak desteği ve sırt desteği olmadan yapılan ölçümlerde belirlenen ortalama sistolik değerler, standart ölçümlerle belirlenenlerden daha yüksek olduğu belirlendi (sırasıyla t=-4.872, p<0.001 ve t=- 2.152, p=0.034). Ayrıca ayak desteği olmadan yapılan ölçümde belirlenen diyastolik değer, standart ölçüme göre yüksek bulundu (t=-5.635, p<0.001). Araştırma sonuçlarına göre ayaklar ve sırt desteksiz bırakıldığında ölçülen ortalama sistolik/diyastolik kan basıncı değerleri standart prosedürle ölçülenlerden daha yüksekti.
