Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sağlık hizmetine dijitalleşmenin etkisi: Sistematik derleme

    Buşra Nazlı Baba

    Bu çalışma, ''Sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin etkisi'' konusu ile yazılmış çalışmaları tanımlamak ve sistematik olarak değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla PUBMED veri tabanında tarama yapılmıştır. Tarama işleminde 'sağlık hizmetleri', 'dijitalleşme', 'hasta', 'sağlık çalışanları' anahtar kelimeleri ile 2020-2024 yılları arasında arama yapılmış ve PRISMA akış diyagramına göre uluslararası 188 çalışmaya ulaşılmıştır. İnceleme sonucunda dahil etme kriterlerine uygun 50 araştırma çalışmaya dahil edilmiştir. Bu çalışmalar hasta, sağlık çalışanı ve COVID-19 başlıkları altında incelenmiştir. İncelemeler sonucunda sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin bekleme sürelerini kısalttığı hem hastanın hem de sağlık kurumlarının katlandığı maliyeti ve yeniden hastaneye yatış oranlarını düşürdüğü, teşhis ve tedavi süreçlerini kısalttığı, ulaşılması zor nüfuslara sağlık hizmetinin ulaştırdığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda sağlık hizmetlerinde dijitalleşme; hastane yoğunluğunu azaltması, bilgi işleme hızını kısaltması, konsültasyon süreçlerinin daha hızlı olmasını sağlaması, özellikle yaşlı ve kronik hastalar için sağlık kurumlarına gitmeden sağlık durumlarını takip etmeleri açısından önem arz etmektedir. Bu doğrultuda çalışmam sağlık yöneticileri için karar vermede rahatlık sağlayacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    1845 (H.1261) tarihli 7897 numaralı temettuat defterine göre Kütahya sancağı Gediz kazasına bağlı Pazar karyesinin sosyo-ekonomik yapısı

    İlknur Acar

    Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nin vergi sistemini ve Tanzimat reformlarının yerel ekonomik yapıya etkisini ele almaktadır. Özellikle, 1839 Tanzimat Fermanı sonrası adil vergilendirme prensipleri çerçevesinde oluşturulan temettuat defterleri incelenerek, dönemin sosyo-ekonomik yapısına dair veriler sunulmaktadır. Çalışma, Kütahya eyaleti Gediz sancağına bağlı Pazar karyesi örneği üzerinden Osmanlı vergi düzenlemelerinin toplum üzerindeki yansımalarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nde ML.VRD.TMT koduyla yer alan 7897 numaralı Temettuat Defteri temel alınarak yürütülmüştür. 1844-1845 (H. 1260-1261) yıllarında düzenlenen bu defterin transkripsiyonu yapılarak veri analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Betimsel tarama yöntemi kullanılarak yürütülmüş olup, defterin sağladığı bilgiler ışığında bölgenin sosyo-ekonomik ve demografik yapısı değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, Pazar karyesinin nüfus yapısı, hane halkı gelir durumu, meslek dağılımı ve vergi yükü analiz edilmiştir. Bulgular, gelire dayalı vergilendirmenin nasıl uygulandığını ve Tanzimat sonrası vergi reformlarının taşra halkı üzerindeki etkilerini gözler önüne sermektedir. Bu çalışma, Osmanlı taşrasında uygulanan vergi sisteminin işleyişini ve sosyo-ekonomik yapıya etkilerini belge temelli bir incelemeyle ortaya koymaktadır. Tanzimat dönemi mali reformlarının yerel düzeyde nasıl bir dönüşüm yarattığına dair önemli veriler sunarak, literatürdeki boşluklardan birini doldurmayı hedeflemektedir. Ayrıca, Osmanlı taşra ekonomisinin anlaşılması noktasında arşiv belgelerine dayalı bir perspektif sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Kütahya, Gediz, Pazarlar, Temettuat Defterleri.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Jandarma Genel Komutanlığı'nın yeni medya araçlarını kullanımı üzerine bir araştırma

    Mehmet Rüştüoğlu

    Jandarma Genel Komutanlığı, kanunlarla kendisine tevdi edilmiş görevleri yerine getirerek halkın can ve malını korumakla birlikte, sağlamış olduğu emniyet ve asayiş hizmetlerinin yanında halkla ilişkiler faaliyetlerini de yürütmektedir. Bu araştırmada Jandarma Genel Komutanlığı'nın sosyal medyadaki halkla ilişkiler performansı incelenecektir. 2017 yılında sosyal medyada ilk paylaşımlarını yapan Jandarma Genel Komutanlığı, en yüksek etkileşim oranlarına sahip olan kamu güvenliği kurumu olarak öne çıkması nedeniyle YouTube, Facebook, Instagram ve Twitter (X) platformlarındaki bir yıllık (01 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022) etkileşim performansı, "Yönetim Verileri", "Hayran/Takipçi İlişkileri", "Büyüme Hareketleri", "İleti/Paylaşım Kategorileri", "İleti/Paylaşım Etkileşimleri", "Etkileşim Performansı" ve "Öncü Kurum Performanslarıyla Kıyaslama" olarak belirlenen veri sınıflandırma yönetimi çerçevesinde kategorisel içerik analiz yöntemiyle çözümlenecektir. Kamu güvenliğinin hangi sosyal medya yönetimi performansıyla daha güçlü tesis edildiğini ve olumsal etkileşimin hangi tematik alanlarda öne çıktığını anlayarak kamu kuruluşları için bir öneri bağlamı sunmayı amaçlayan bu araştırma, veri tedariki için Boomsocial platformu ile iş birliği kurulmuştur. Belirlenen çözümleme kategorileri ve alt kategorilerini içeren kodlama cetveli ile toplanan/kodlanan veriler, Boomsocial'in veri analiz algoritmaları ve yazılımları kullanılarak çeşitli grafiklere dönüştürülmüştür. Böylece günlük, haftalık ve aylık değişimler, yıl genel görünümündeki değişimleri, alt ve üst noktaları ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, teknik göstergelerin yerine sosyal hikayelerin ve halkla bütünleşme etkinliklerinin daha yüksek etkileşim performansına dönüştüğüne işaret etmektedir. Araştırma, kamu güvenliği kurumlarına bir yönelim ve stratejik performans ölçümü sunması bakımından etkili bir yönetim fonksiyonu olması ve halkla ilişkilerde sosyal medyanın kullanımının kamu güvenliği kurumlarına kriz anlarında hızlı ve etkili bilgi paylaşmanın da hayati bir rol üstlenmesi nedeniyle önemlidir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    İmâm-ı Rabbânî'nin fıkıh anlayışı

    İskender Karayiğit

    Yaklaşık dört asır önce yaşamış olan, 60 yıllık ömründe rabbânîlik, müceddidlik, fârûkîlik ve sılalık gibi birden çok nisbeti kendisinde barındıran İmâm-ı Rabbânî, daha çok tasavvuf, kelâm ve keşfî kabiliyetiyle ön plana çıkmış, onun fıkhî yönüne pek temas edilmemiştir. Hâlbuki o, müceddidlik nisbetine layık görülmesini bidʻatlerle mücadele hususunda göstermiş olduğu gayretine borçludur. Bidʻat; dinde olmayan şeyi dine katmak olunca, bidʻatle mücadele de hâliyle fıkıh ilmiyle olacaktır. Bundan dolayı İmâm-ı Rabbânî'nin hicrî ikinci binyılın müceddidi sayılmasında fıkhî düşüncesinin rolü oldukça büyüktür. Zira İmâm-ı Rabbânî'nin, talebelerle beraber fıkıh eserlerini mütalaa etmeyi temennisi, dergâhlarda tasavvuf eserlerinin yerine fıkıh eserlerinin okutulmasını ısrarla tavsiye etmesi, onun fıkıh ilmine ne denli önem verdiğini ortaya koymaktadır. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Girişte çalışmanın konusu, önemi, amaç, yöntem ve planına yer verilmiştir. Birinci bölümde İmâm-ı Rabbânî'yi daha iyi tanıtmak amacıyla rabbânîlik, müceddidlik, fârûkîlik ve sılalık gibi unvanların kendisine hangi sebeplerle verildiği, hayatı, eserleri, ilmî kişiliği, ilme ve özellikle fıkha verdiği değer ve mezhep tasavvuru gibi hususlara temas edilmiştir. İkinci bölümde onun usul anlayışına yer verilirken, üçüncü bölüm fürûʻ ile ilgili düşüncelerine ayrılmıştır. Onun fıkhî analizleri, dayandığı delillerle birlikte ele alınmış ve gerektiğinde diğer mezhepler ve günümüzle karşılaştırılarak incelenmiştir. İmâm-ı Rabbânî'nin mutasavvıf bir kimliğe sahip olması, fıkhî meselelere keşfî yorumlar getirmesinin önünü açmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, onun fıkhî meselelere dair tasavvufî yorumlarına da yer verilmiştir. Ayrıca, fıkhî konulara eğilmesinin dinî, siyasî ve sosyo-kültürel sebepleri, imkânlar ölçüsünde tespit edilerek ortaya konulmuştur. Bu çalışmada İmâm-ı Rabbânî'nin gözlerden kaçan fıkhî yönü açığa çıkarılıp onun bilinenin aksine kelâm ve tasavvufun dışında fıkıh alanında da söz sahibi bir âlim olduğunun tespiti hedeflenmektedir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Hadislerde bulaşıcı hastalıkların yayılmasını azaltmak için önleyici tedbirler

    Muhsen Al Ibrahım

    Bu araştırma, İslâm'ın koruduğu beş temel değerden biri olan hayatın korunmasının önemini ele almakta ve gerekli önlemler alınmazsa birçok kişinin hayatını kaybedebileceği bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan tehditlere odaklanmaktadır. Bu bağlamda araştırma, karantina, sosyal mesafe ve Covid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara karşı aşılama gibi bazı koruyucu tedbirlerin meşruiyetini, hadislerin incelenmesi yoluyla analiz etmektedir. Araştırma, konuya dair bazı hadislerdeki görünür ihtilaflara değinmekte ve kader inancı ile önleyici tedbirlerin alınması gerekliliği arasındaki dengeyi sağlamaya çalışmaktadır. Çelişkili görünen hadisler analiz edilerek, Allah'a tevekkül ile sebeplere başvurmanın nasıl uyum içinde olabileceği açıklanmaktadır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, İslam tarihinde meydana gelen bazı salgın hastalıklar ve bunlarla ilgili hadisler ele alınmakta, Müslümanların bu durumlarda nasıl hareket ettiklerine dair örnekler verilmektedir. Ayrıca, araştırmanın bazı temel kavramlarına da yer verilmektedir. İkinci bölümde ise, Dünya Sağlık Örgütü ve hükümetlerin önerdiği karantina ve sosyal mesafe gibi tedbirler sunulmakta ve bu tedbirlerin sünnet perspektifinden değerlendirilmesi yapılmaktadır. Ayrıca bu tedbirlerin cemaatle namaz kılma, hac ve umre gibi ibadetler üzerindeki etkisi tartışılmakta ve bu değişimlere nasıl uyum sağlanabileceği ele alınmaktadır. Önleyici tedbirlerin alınmasını engellediği şeklinde anlaşılabilecek hadisler de analiz edilerek, bu hadislerin Allah'a tevekkül ilkesi ile nasıl bağdaştırılabileceği yorumlanmaktadır. Bu bölüm, bulaşıcı hastalıklardan dolayı hayatını kaybedenlerin ve sabredenlerin faziletlerini ve sabrın, hastalıkların etkisini azaltan psikolojik bir önlem olarak rolünü vurgulayan hadislerle son bulmaktadır. Araştırma, bulaşıcı hastalıklarla ilgili hadislerin doğruluğunu ve Peygamber'e nispet edilme durumunu açıklığa kavuşturmanın önemini vurgulamakta ve şer'i metinlerin yanlış anlaşılmasına dayalı eleştirilere karşı durmayı amaçlamaktadır. Ayrıca İslam dünyasının, bu küresel sağlık krizine etkin bir şekilde katılımının önemine dikkat çekmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Posof (Ardahan, Türkiye) yöresi geç miyosen-kuvaterner yaşlı volkanik kayaçların petrografisi, mineral kimyası, jeokimyası, jeokronolojisi ve petrojenezi

    Derya Cicerali

    Posof (Ardahan, Türkiye) Yöresi Geç Miyosen-Kuvaterner Yaşlı Volkanik Kayaçların Petrografisi, Mineral Kimyası, Jeokimyası, Jeokronolojisi ve Petrojenezi irdelenmiştir. Üst Miyosen volkanik kayaçları (8.6-7.3 My) bazalttan bazaltik-andezite kadar değişen bileşimdedir ve plajiyoklaz+klinopiroksen+olivin+hornblend+opak mineralleriyle temsil edilir. Buna karşılık, adakit benzeri jeokimyasal özellik sergileyen Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçları (5.2-0.73 My) andezit bileşiminde olup plajiyoklaz±hornblend±biyotit±opak mineralleriyle karakterizedir. Üst Miyosen volkanik kayaçların SiO2 içerikleri % 48.14-61.22, Al2O3 % 14.81-16.86, MgO % 3.01-8.13, Mg# 34.9-51.3, Sr/Y 13.45-69.73, La/Yb 3.91-39.23'tür. Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçların SiO2 % 64.56-70.83, Al2O3 % 15.51-16.97, MgO % 0.25-1.34, Mg#10.68-33.20, Sr/Y 43.72-143.42, La/Yb 43.45-76.68'dir. Üst Miyosen volkanik kayaçlar hafif zenginleşmiş LaN/LuN (2.66-27.12), Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçlar ise LaN/LuN (29.36-75.58) oranları ile yüksek oranda zenginleşmiş kondrite normalize nadir toprak element desenleri sergiler. Üst Miyosen volkanik kayaçların (87Sr/86Sr)i 0.703792-0.704395, (143Nd/144Nd)i 0.512796-0.512881; Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçların (87Sr/86Sr)i oranları 0.704153-0.704506, (143Nd/144Nd)i 0.512740-0.512809'dur. Sonuç olarak, Üst Miyosen volkanik kayaçları oluşturan magmaların genişlemeli bir tektonik ortamda, yitimle zenginleşmiş bir manto kaynağından delaminasyon süreçleriyle litosferik incelme ve yükselen astenosfere bağlı oluşan kısmi ergimeler ve buna eşlik eden juvenil alt kabuk kökenli ergiyiklerin; Pliyosen-Kuvaterner volkanik kayaçlarının ise benzer jeodinamik koşullar altında juvenil alt kabukta gelişen kısmi ergimeler sonucunda oluşan magmaların kabuk içerisinde fraksiyonel kristallenme ve magma karışımı gibi magmatik süreçlerle son halini aldığı söylenebilir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Türkiye kıyılarındaki lüfer balığının (Pomatomus saltatrix) genetik çeşitliliğinin belirlenmesi

    İlyas Kutlu

    Ülkemizde ticari açıdan yüksek değere sahip Lüfer (Pomatomus saltatrix) balığı popülasyonları üzerinde detaylı moleküler çalışmaya rastlanmamışken, dünyada ise az sayıda çalışma bulunmaktadır. Önerilen tezde ülkemiz denizlerinde dağılım gösteren, ekonomik olarak değerli bir tür olan Lüfer balığı'nın genetik yapısının mikrosatellit belirteçler ve markör genlerin DNA dizileme yöntemi kullanılarak tespit edilmesi hedeflenmektedir. Çalışma (Hopa, Trabzon, Giresun, Samsun, Sinop, Kefken, İstanbul, İğneada, Erdek, Çanakkale, Bodrum, İzmir, Mersin ve Adana) toplam 14 istasyondan elde edilecek örnekler üzerinden yürütülecektir. Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Moleküler Genetik Laboratuvarında DNA ekstraksiyonu yapılarak, Floresan işaretli primerler ile mikrosatellit lokuslar (8 lokus), mtDNA genlerinin (COI ve 16S bölgeleri) ve nükleer gen (Rhodopsin) universal primerler kullanılarak PZR tekniğiyle çoğaltılıp ABI 3500 cihazında sekans dizilimi ve mikrosatalit fragment boyları ayrı ayrı belirlenecektir. Elde edilen veriler DnaSP 4.0 programı kullanılarak tür içi popülasyonlar arası ve popülasyonlar içi haplotipler oluşturulacaktır. Haplotip çeşitliliği (Hd) değeri, Nükleotit çeşitliliği (Pi,  ) ve nükleotit farklılığı (k) değerlerini hesaplanacak, Mega5 ile türler arasındaki filogenetik ilişkiler ve filogenetik ağaç oluşturulacak, Genmaker ile Her bir tür ve lokus için allel büyüklükleri ve frekansları belirlenecek, Arlequın ve Amova ile Moleküler varyans bileşenlerinin ve populasyonlar arası gen akışının hesaplanması yapılacak, Genalex 6 ile Genetik farklılıkla coğrafik mesafe arasındaki ilişkinin belirlenmesi için kullanılarak populasyon genetiği için temel kriterler test edilecektir. Bu verilerden Lüfer (Pomatomus saltatrix) balığının uygun genetik belirteçler (mikrosatellit ve sekans dizilimi) kullanılarak popülasyon genetiği parametreleri, filogenetik ve filocoğrafik yapılanmayı öncelikle yakın türler ve onların populasyonları Genbank verileri ile karşılaştırılarak ortaya konulacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Güvenliğin ülke turizm imajına etkisi ve sosyal medyanın rolü üzerine bir değerlendirme: Türkiye örneği

    Hakan Mutlu

    Turizm endüstrisi, bir çok ülke için önemli bir sektör olup, sosyal, kültürel ve ekonomik katkısı oldukça büyüktür. Modernleşme, yaşam kalitesinin artması, insanların boş zamanlarını değerlendirip, dinlenme ve keşfetme arzusu turizm faaliyetlerine olan ilgiyi arttırmıştır. Turizmi konu olan ülkeler de kendilerine özgü destinasyonları cazip hale getirebilmek için çaba harcamaktadır. Ayrıca, güvenli ve huzurlu turizm destinasyonları oluşturmak, sosyal medya platformlarında destinasyonu ziyaret eden turistlerin deneyimlerini paylaşarak ülke hakkında bilgi edinilmesini sağlamak, önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, güvenlik ve imaj ilişkisini sosyal medya bağlamında ele alarak, bu platformların turizm sektörü üzerindeki etkilerini ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmanın önemi ise güvenliğin ülke turizm imajı yönünde turizm destinasyonlarını ziyaret edecek turistlerin sosyal medya bağlamında rolünün nasıl olduğuna ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda yarı yapılandırılmış görüşme tekniği yöntemi kullanılmıştır. Veriler konu içeriğini temel alıp hazırlanan sorular sonucunda görüşme tekniği uygulanarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik ve betimsel analiz tekniği ile yorumlanmıştır. İçerik analiz kapsamında güvenlik, imaj ve sosyal medya teması oluşturulmuştur. Ana temalara alt boyut temaları eklenmiştir. Çalışma sahası, Türkiye'yi ziyaret eden yabancı turistlerden çalışma grubu ise toplamda 20 katılımcıdan oluşmaktadır. Görüşme sorularının içeriği, katılımcıların demografik durumu, güvenlik algısı, ülke turizm imajı ve sosyal medyayı oluşturan soruları içermektedir. Ulaşılan veriler ışığında, güvenlik temasını; kamu düzeni, hizmet güvenliği ve güvenlik tehditi, ülke turizm imaj temasını; imaj algısı, deneyim kalitesi ve destinasyon izlenimi alt boyutları oluşturmaktadır. Sosyal medya temasını ise sosyal medya sıklığı ve sosyal medya etkisi olarak iki alt boyut olarak tanımlanmıştır. Araştırmanın analiz sonuçlarına göre, katılımcıların genel anlamda turizm destinasyonları insanların ziyareti öncesi, anı ve sonrası şeklinde planlamalarının yapılmasının gerekli olduğu, güvenlik unsurunun çoğunlukla ön planda tutulduğu, sosyal medyanın ülkelerin turizm destinasyonlarında önemli bir yerinin olduğu, yapılan deneyimler sonucunda bu durumun turistlerin tercihlerinde etkiliği olacağı, ülkelerin kendilerine özgü imaj oluşturmasında katkı sağlayacağı sonuçlarını göstermektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Çok kriterli karar verme yöntemleriyle finansal performansın değerlendirilmesi: Borsa İstanbul'da bir uygulama

    Onur Öksüz

    Bu çalışma, finansal performans analizinde kullanılan ÇKKV yöntemlerini paradigma ve kriter seçimi boyutlarıyla karşılaştırmalı olarak değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Borsa İstanbul'da Gıda, İçecek ve Tütün sektöründe faaliyet gösteren şirketlere ait 2021-2023 dönemi verileri esas alınmış; muhasebe ve değer temelli göstergelerden oluşan üç farklı kriter seti kullanılmıştır. Kriterler, Entropi yöntemiyle ağırlıklandırılmış; finansal performans düzeyleri ARAS, WASPAS, VIKOR, TOPSIS ve EDAS yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Bulgular, istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiş ve farklı boyutlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, tercih paradigmalarının ÇKKV yöntemleri arasındaki benzerlik veya farklılığı açıklamakta yeterli olmadığı; ÇKKV yöntemlerinin kriter seti değişimine farklı düzeylerde duyarlılık gösterdiği; şirketlerin muhasebe ve değer bazlı finansal performans düzeylerinin farklılaşabildiği ve şirketlerin finansal performans düzeyini ayırt etmekte değer bazlı performans göstergelerinin güçlü bir araç olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Nötrosofik kümelerde deng entropi

    Ümit Demir

    Bu çalışmanın amacı, Nötrosofik Kümeler (NK) aracılığıyla gerçek dünya bilgilerinde mevcut olan belirsizlik, muğlaklık, eksiklik ve tutarsızlığı ele almayı amaçlayan ek olasılıksal ölçütler sunmak için yeni Nötrosofik Kanıt Kümeleri (NKK) tanımlamaktır. Dempster-Shafer Kanıt Teorisi (D-S Kanıt Teorisi) belirsiz bilgileri ele almak için oldukça pratik bir kavramdır. Bu teorinin temeli, yalnızca odak elemanlara (OE) atfedilen destek derecesini hesaba katan Temel Olasılık Atama'sında (TOA) yatmaktadır. NKK'nin temel elemanı, üç bileşenden oluşan Nötrosofik Temel Olasılık Atama'sından (NTOA) oluşur. OE'nin doğruluk derecesi ilk TOA ile belirsizlik derecesi ikinci TOA ile ve yanlışlık derecesi ise son TOA ile karakterize edilir. NKK'de, OE'nın her destek derecesi herhangi bir sınırlama olmaksızın ayrı ayrı gösterilir. Bu nedenle NKK kapsayıcılık bakımından daha geniştir. NTOA yöntemi doğruluk desteği, belirsizlik desteği ve yanlış destek derecelerinin yanı sıra bu destek derecelerini de sınırlayıcı bir çerçevede tek ve çoklu alt kümelere atar. Bu çalışma, Nötrosofik Deng Entropisi (NDE), Nötrosofik Kosinüs Benzerlik Ölçümü (NKBÖ) ve Nötrosofik Jousselme Mesafesi (NJM) gibi NKK'leri için bazı bilgi ölçümleri geliştirmeyi amaçlamaktadır. Devamında, bir yandan güvenilir kanıtların etkisini artırmak ve diğer yandan güvenilmez kanıtların etkisini azaltmak için çelişkili kanıtları birleştirmek üzere D-S Kanıt Teorisi'ne dayalı iyileştirilmiş bir yöntem oluşturulmasıdır. Son olarak, bu yenilikçi fikirlerin önemini vurgulamak ve üstünlüğünü göstermek üzere hedef tanımlama için sensör veri entegrasyonunu içeren bir örnek durum incelenmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Karayemiş (Prunus laurocerasus L.) meyvesi ve çekirdeklerinden sentez edilen metal nanoparçacıkların gıda güvenliği açısından kullanımlarının araştırılması

    Havva Nur Kobya

    Nanoteknoloji, günümüzde gıda endüstrisi olmak üzere pek çok endüstri alanında yeni ufuklara yol açmaktadır. Nanoteknolojik yöntemlerle sentezlenen metal nanoparçacıklar (MeONP) farklı bir çok alanda etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çalışmada karayemiş (Prunus laurocerasus L.) bitkisinin üç farklı çeşidi olan; yaban (YK), selvi (SK) ve kiraz (KK) çeşitlerinin meyveleri ve çekirdeklerinden yeşil sentez yöntemiyle gümüş (Ag), bakır (Cu) ve demir (Fe) nanoparçacıkları (NP) sentezlenmiş ve bunların biyolojik aktiviteleri ile gıda güvenliğinde kullanımı belirlenmiştir. Dijital refraktometre kullanılarak kuru madde içeriği belirlenen karayemiş meyve ekstraktlarından demir nanoparçacık (FeONP), gümüş nanoparçacık (AgONP) ve bakır nanoparçacıkları (CuONP) sentezlemek için sırasıyla (FeCl3.6H2O, FeSO4), (AgNO3) ve (CuSO4.5H2O) çözeltileri kullanılmıştır. Ultraviyole-görünür bölge spektroskopisi (UV-VIS), fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), geçirimli elektron mikroskobu (TEM) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizleri ile NP'lerin karakterizasyonu belirlenmiştir. Ayrıca, toplam antioksidan değeri (TAC), toplam fenolik madde (TFK), toksin giderim ve antimikrobiyal analizleri yapılmıştır. MeONP'lerde (TAC) değerinin en çok SK-AgONP'lerde (74506.94±6942.01 µg AA/g), en az ise YK- FeONP'lerde (12152.94±558.82 µg AA/g ) olduğu görülmüştür. MeONP'lerde TFK değeri en çok KK-AgONP'lerde (209870.37±666.87 µg GAE/g), en az ise YK-FeONP'lerde (5689.58±419.65 µg GAE/g) tespit edilmiştir. Patulin ve HMF adsorbsiyonunda; AgONP'ler yüksek değerler göstermiştir. AgONP'ler CuONP'lere göre Bacillus cereus, Escherichia coli, Escherichia coli O157, Listeria monocytogenes, Salmonella typhimurium ve Aeromonas hydrophila bakterilerine karşı güçlü bir antimikrobiyal etki göstermiştir. FeONP'lerde ise; bakterilere karşı bir antimikrobiyal etki tespit edilmemiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Türkiye'ye sığınan zorunlu göçmenlerin ikinci afet ile başa çıkma deneyimleri: 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler örneği

    Kadir Çavuş

    Ülkelerinden istemsiz bir şekilde çevre ülkelere sığınmak zorunda kalan zorunlu göçmenler, birincil afet deneyimlerinin ardından göç ettikleri toplumlarda meydana gelebilecek olası afetlere karşı daha savunmasız ve kırılgan bir konumda bulunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı 2023 yılı Şubat ayında Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerden etkilenmiş üniversite öğrencisi zorunlu göçmenlerin, ikinci bir afet olarak depremi nasıl deneyimlediklerini anlamaktır. Araştırma, karma yöntem stratejisiyle tasarlanmış olup, nitel ve nicel paradigmalar doğrultusunda yarı yapılandırılmış bir adet açık uçlu soru formu ve çoktan seçmeli sorulardan oluşan yapılandırılmış bir anket formundan oluşmaktadır. Karma yöntem kapsamında, yakınsayan paralel desen tercih edilmiştir. Nitel verilerin analizi içerik analizi yoluyla, nicel verilerin analizi ise betimsel istatistik yöntemleriyle bağımsız biçimde gerçekleştirilmiştir. Her iki analiz sonucunda elde edilen bulgular, alan yazın ile birlikte değerlendirilerek yorumlanmıştır. Nitel aşamada tabakalı örnekleme, maksimum çeşitlilik örneklemesi ve kartopu (zincir) örnekleme yöntemleriyle 28 kişiyle derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Nicel aşamada ise tabakalı ve basit rastgele örnekleme yöntemleri kullanılmış, 169 kişilik katılımcı verisine ulaşılmıştır. Araştırma, toplamda 6 deprem ilinde uygulanmıştır. Nitel veriler MAXQDA programı aracılığıyla kod-tema listeleri oluşturularak analiz edilmiş, nicel veriler ise SPSS paket programı üzerinden analiz edilmiştir. Nitel görüşmeye katılan 28 kişiden 27'si, deprem felaketi öncesinde afetlere dair herhangi bir bilgiye, farkındalığa ya da hazırlığa sahip olmadıklarını ifade etmiştir. Hem nitel hem nicel katılımcılar, özellikle depremin ilk üç gününde barınma, yeme-içme, temizlik, arama-kurtarma ve sağlık hizmetlerine erişim gibi temel ihtiyaçlara ilişkin ciddi zorluklar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca, katılımcılar arasında dil sorununun doğrudan kendileri tarafından değilse bile yakın çevreleri tarafından yoğun şekilde deneyimlendiği bildirilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen bulgular doğrultusunda çeşitli öneriler geliştirilmiş ve politika yapıcılara sunulmuştur.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Afet yönetimine literal bir bakış: Bilimsel çalışmalar özelinde bir içerik analizi

    Mustafa Ağahan

    Afetler insan yaşamını sosyal, siyasal ve ekonomik yönlerden etkileyerek, insanların normal yaşam döngüsünden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Afetlerin yıkıcı etkilerini azaltmak amacıyla bilimsel çalışmaların ışığında faaliyetler yürütülmeli ve bu minvalde çalışmalar hazırlanmalıdır. Bu çalışma, "afet yönetimi" ile ilgili literatüre yönelik gerçekleştirilen mevcut bilimsel çalışmaları incelemeyi amaçlayan bir içerik analizi çalışmasıdır. Çalışma, Türkiye'de "afet yönetimi" alanı ile ilintili olan, 2010-2022 yılları arasında hazırlanan, "YÖK Ulusal Tez Merkezi"nden elde edilen 428 lisansüstü tez çalışması ve DergiPark veri tabanından erişilen 628 bilimsel makale çalışmasını kapsamaktadır. İçerik analizleri, belirlenmiş bir araştırma konusunu ele alan çalışmaların detaylı, objektif ve sistemli değerlendirilerek ele alan kapsamlı bir süreçtir. İçerik analizleri kapsamında değerlendirilen çalışmalar "PRISMA 2020" kılavuzuna uygun olarak desenlenmiştir. Çalışma, betimsel içerik analizi ve tematik içerik analizi olarak iki temel aşamadan meydana gelmektedir. Bu araştırma, alanla alakalı çalışmaları irdeleyerek, bu alandaki bilimsel çalışmaların öne çıkan temalarını ve bilimsel eğilimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında gerçekleştirilen değerlendirmelere göre, çalışmaların yıllara göre genel olarak artış gösterdiği, alanın farklı disiplinlerce ilgi gördüğü, tezlerde ve makalelerde bazı üniversitelerin ve dergilerin alanda daha üretken olduğu, literatürün yer yer kısıtlı kaldığı ve boşluklarının doldurulmasının gerekliliği tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada yer alan çalışmaların genel olarak bağlamsal hususlarda tespit ve değerlendirme çalışması gibi hareket ettiği, çözüm arayışında olan çalışmaların kısıtlı kaldığı belirlenmiştir. Bu çalışmanın gerçekleştirilmesiyle alanda hazırlanan çalışmaların irdelenmesi ve literatüre katkı sağlayacak özgün bir çalışması sunulması hedeflenmiştir. Ayrıca araştırmacılara alanda yol gösterecek özgün bir kaynak olması da beklentiler arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet yönetimi, İçerik analizi, Literatür araştırması, PRISMA

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Atık yönetimi okuryazarlığı ölçeği geliştirme çalışması: Afet ve atık arasındaki ilişki

    Ümran Ayşen Küçük

    Günümüzde nüfus, tüketim eğilimleri, teknolojik gelişmeler gibi faaliyetlerin ivme kazanması ve afetlerin yaşanması atık miktarının hızla artmasına neden olmaktadır. Atıkların etkin ve güvenilir şekilde yönetilmesi sürdürülebilir kalkınmanın temel alanlarından birisi olarak yer almaktadır. Ancak atık yönetiminin yetersiz kalması, sadece günlük yaşamı değil, afet müdahale süreçlerini de olumsuz etkileyip, ikincil afet risklerini arttırmaktadır. Bu sorunun nedenleri arasında atık yönetimi konusunda bireylerin yetersiz bilgi, yanlış davranış ve yetersiz tutumlara sahip olması düşünülmektedir. Okuryazarlık ise yalnızca bilgi sahibi olmayı değil, aynı zamanda bilgiyi davranış ve tutuma dönüştürebilmeyi de kapsayan bir alan olarak öne çıkmaktadır. Atık yönetim sorununun çözümü için ise bireylerin atık yönetimi alanında okuryazarlık düzeylerini belirlemeye yönelik bir ölçme aracının geliştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu sebeple literatürde yetersiz olan Atık Yönetimi Okuryazarlığı ölçeği geliştirmek amaçlanmaktadır. Araştırmada sırasıyla kapsamlı literatür taraması, uzman görüşü alma, pilot ve ana uygulama süreçleri gerçekleştirilmiştir. Veriler İstanbul'da yaşayan 18 yaş üstü bireylerden toplanmış; pilot çalışmada 408, ana uygulamada ise 1463 katılımcıya ulaşılmıştır. Geliştirilen ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri SPSS kullanılarak test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda 3 faktörlü (Bilgi, Davranış ve Tutum) 31 maddeli geçerli ve güvenilir Atık Yönetimi Okuryazarlığı ölçeği elde edilmiştir. Ölçeğin tamamının Cronbach's Alpha değeri .965 ve Bilgi, Davranış ve Tutum faktörlerinin Cronbach's Alpha değeri sırasıyla .962, .956, .940 olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen Atık Yönetimi Okuryazarlığı ölçeğinin gelecekte bilimsel çalışmalarda kullanılması sürdürülebilir kalkınmayı destekleyerek topluma, atık yönetimi sektörüne ve literatüre katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Atık afeti, Atık yönetimi, Atık yönetimi okuryazarlığı ölçeği, Sürdürülebilir kalkınma

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Türkiye'de dijital liderliği anlama kapsamında ölçek geliştirme çalışması ve dijital liderlik ile sürdürülebilir çalışan performansı ilişkisinde dijital kültürün aracılık rolü

    Meltem Küçük

    Bu çalışmada öncelikle günümüz dijital liderlerinin özellikleri, yetkinlikleri, dijitalleşmedeki etkin rolleri üzerinde durulmuş ve dijital liderliği kapsayan bir ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. Çalışmanın ikinci uygulama kısmında ise, dijital liderlik özelliği ve yetkinliği sergileyen yöneticilerin sürdürülebilir çalışan performansını, dijital kültürün aracı rol sayesinde pozitif yönde etkilediği varsayılmıştır. Ölçek geliştirme araştırması kapsamında ilk çalışmamız Türkiye'de aktif olarak çalışan dijitali daha sık kullanan 222 çağrı merkezi çalışanı ile gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ölçeğin yine teknolojiyi aktif olarak kullanan sektörlerde çalışan daha karma ve büyük bir örneklemde test edilmesine karar verilmiştir. Araştırmada veri analizi için SPSS 25, AMOS ve SmartPLS 4 paket programları kullanılmıştır. Çalışmada yer alan ölçeklerin güvenirlik analizleri, demografik bulgular, faktör analizleri, korelasyon analizleri ve hipotezler arasındaki ilişkileri ölçmek amacıyla hipotez testleri yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, öncelikle 13 madde ve üç boyuttan meydana gelen bir dijital liderlik ölçeğine ulaşılmıştır. Daha sonra yapılan araştırmanın bulgularına göre ise, yöneticilerin dijital liderlik özellikleri göstermeleri yüksek sürdürülebilir çalışan performansını artırmaktadır. Bunun yanı sıra, dijital kültürün, bu ilişkideki aracılık rolü dijital liderlik ve sürdürülebilir çalışan performansı arasında aracı etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Dönüşüm, Dijitalleşme, Dijital Liderlik, Sürdürülebilir Çalışan Performansı, Dijital Kültür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Osmaniye yerel basınında dijitalleşme: Fırsatlar, sorunlar, çözümler

    Hüseyin Gürsoy

    Bu çalışma, Osmaniye yerel basınının dijitalleşme sürecini irdeleyerek Türkiye genelindeki yerel basına ilişkin sorunları incelemektedir. Araştırmada, Osmaniye'deki yerel basın temsilcileriyle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler nitel araştırma türlerinden olan durum çalışması deseni ve içerik analizi yöntemiyle ele alınmıştır. Araştırmanım teorik çerçevesi, iletişimin toplumsal tarihçesi ve dijitalleşme süreci üzerine yapılan literatür taramasına dayanmaktadır. Araştırma sonuçları, Osmaniye yerel basınının dijitalleşme için gerekli altyapıya sahip olmadığını ortaya koymaktadır. Altyapı eksikliklerine ek olarak, nitelikli personel yetersizliği ve ekonomik zorluklar gibi yapısal sorunlar dijitalleşmeye engel oluşturmaktadır. Buna rağmen dijitalleşmenin Osmaniye yerel basını için önemli fırsatlar sunduğu gözlemlenmiştir. Özellikle daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşma ve ekonomik sürdürülebilirlik sağlama potansiyeli, dijitalleşmeyi fırsat olarak öne çıkarmaktadır. Sonuç olarak, çalışma, Osmaniye örneğinden hareketle Türkiye'deki yerel basının dijitalleşme sürecindeki genel eğilimleri ve karşılaşılan sorunları analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, yerel basının mevcut durumu dijitalleşmenin sunduğu fırsatlarla birlikte değerlendirilerek konuya dair çözüm önerileri geliştirilmesi hedeflenmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Organize sanayi bölgelerinin afet yönetimi açısından değerlendirilmesi ve bir model önerisi

    Bilal Gürsoy

    Teknolojini gelişmesi ile, meydana gelen afetler sonucu ikincil afetlerin gerçekleşme ihtimali gün geçtikçe artmaktadır. Organize sanayi bölgeleri ise bu kapsamda yüksek potansiyele sahiptir. Bu çalışmanın amacı sanayi bölgelerinde afet kaynaklı olası hasarları en aza indirmek amacıyla afet hazırlığını değerlendirmek üzere ölçek geliştirilmesidir. Araştırmanın sonucunda geliştirilen ölçek ile afet hazırlık ve afet bilinç seviyesinin ölçülmesi planlanmıştır. Ölçek geliştirme pilot ve ana uygulamayı içeren iki süreçte gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada sırasıyla 330 ve 779 katılımcıya ulaşılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 25 ve AMOS 24.0 paket programları kullanılmıştır. Ölçeğin son hali dört boyuttan ve 52 maddeden oluşmaktadır. Genel Cronbach alfa değeri 0,957 olup her boyut için 0,9'un üzerindedir. Katılımcıların Kurumsal Bilinç, Çevresel ve Bireysel Bilinç, Kurumsal Hazırlık, Çevresel ve Bireysel Hazırlık, Ölçek geneli puanlarının cinsiyet, medeni durum, yaş, çalışma süresi, eğitim durumu, mesleki unvan gibi demografik değerleri ile anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Çalışma neticesinde yapılan analizler ile ölçeğin geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış bir ölçek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Organize Sanayi Bölgelerinde yapılması planlanan afet tabanlı araştırmalara, tasarlanan ölçek ile birlikte bir model önerisi sunulmuştur. Gelecekteki çalışmalar için literatüre katkı sunması beklenmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Afet risk yönetimi bağlamında dünyada doğal afet sigortası uygulamaları ve Türkiye için bir model önerisi

    Ahmet Gülsoy

    Doğal afet sigortası toplulukların afetlere karşı dayanıklılığının arttırılmasında kritik öneme sahip olan bir afet risk finansmanı aracıdır. Türkiye afetlere karşı savunmasız bir coğrafi konuma sahip olduğundan ülke için modern bir afet sigortası sisteminin geliştirilmesi önemlidir. Bu bağlamada çalışmamızın temel amacı afet risk yönetimi kapsamında farklı ülkelerde uygulanan doğal afet sigortası örneklerini ve Türkiye'nin doğal afet sigortası olan DASK'ı inceleyerek Türkiye için modern bir doğal afet sigortası modeli geliştirmektir. Ayrıca İstanbul ilinde yürütülen saha araştırması ile Türk halkının afet sigortası satın alma istekliliğini etkileyen faktörleri belirlemek hedeflendi. 15 farklı ülkenin afet sigortası sistemini inceledikten sonra bazı temel unsurların ön plana çıktığını tespit ettik. Bunlar; kamu-özel ortaklığı, risk tabanlı sigorta primleri, afet sigortalarında katılımın zorunluluğu, çoklu tehlike kapsamı, erişilebilir ve uygun fiyatlı (sübvansiyonlu) sigorta primleri, hükümetin afet sigortalarında son çare reasüransçısı konumunda bulunması, afet sigortalarında risk havuzunun bulunması, sigorta sistemin mevcut afet risklerine göre uyarlanabilir olması, risk azaltmaya yönelik bireysel/hane halkı düzeyinde koruyucu önlemlerin ve yatırımların teşvik edilmesidir. Ayrıca modern bir afet sigortası sisteminde poliçe muafiyet oranlarında çeşitlilik, çok yıllık sözleşmeler ve poliçe şartlarında şeffaflığın aranan özellikler olduğunu tespit ettik. 673 katılımcıyla yürüttüğümüz saha araştırmasında elde edilen verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve lojistik regresyon analizleri kullandık. Katılımcıların tehlike kapsamı genişletilmiş afet sigortasını (%74.1) ve indirimli afet sigortasını (%78.9) daha çok tercih ettiğini bulduk. Ayrıca katılımcıların %63'ünün sigorta sözleşmelerinde 5 yıl ve üzerinde poliçe süresi talep ettiğini tespit ettik. Ülke uygulamalarının en iyi yönleri ve saha araştırması sonuçlarını bir araya getirerek Türkiye için bir doğal afet sigortası modeli önerdik.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Turist kişilik tipleri ve geçici davranış değişikliği (Liminoid) ilişkisi: Yerli turist örneği

    Sema Can

    Gündelik hayatında istediği gibi hareket edemeyen birey, sergileyemediği davranışları tatil dönemlerinde göstermektedir. Bu bağlamda turistler, gündelik yaşamında gizlediği davranışlarını tatilin vermiş olduğu rahatlık ve kendini serbest hissetme düşüncesiyle içinden geldiği gibi davranabilmektedir. Bu fikre dayalı olarak yürütülen araştırmada, bireyin kendisi ile baş başa kaldığı anlarda sergiledikleri geçici (liminoid) davranışlar ile kişilik tipleri arasındaki ilişki incelenmektedir. Araştırmanın temel amacı, turistlerin tatil süresince sergiledikleri geçici (liminoid) davranış değişikliği ile kişilik tipleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Sahada ve çevrimiçi olarak gerçekleştirilen veri toplama faaliyetleri sonucunda, 435 yerli ziyaretçiden kullanılabilir anket elde edilmiştir. Bu bağlamda çalışmanın örneklemi 435 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada kullanılan anket formunda; turist kişilik tipleri ile geçici davranış değişikliği (liminoid) ölçekleri ile demografik sorulara yer almıştır. Veriler; tanımlayıcı analizler, açımlayıcı faktör analizi, kolerasyon analizi ve regresyon analizi ile çözümlemeye tabi tutulmuştur. Turist kişilik tipleri ölçeği 2 boyutlu bir yapıdan oluşmaktadır. Bu boyutlar; dışa dönük turist kişilik ve içe dönük turist kişilik tipidir. Geçici davranış değişikliği ölçeği ise, 5 boyuttan oluşmaktadır. Bunlar; hazcılık, kimliğinden sıyrılma, gizlilik, tolerans ve kuralsızlık ve oyuncu davranışıdır. Yapılan analizler sonucunda dışa dönük turist kişilik tipinin geçici davranış değişikliğine etkisinin olduğu, içe dönük turist kişilik tipinin etkisinin az olduğu bulunmuştur. Çalışma neticesinde dışa dönük turist kişilik tipinin geçici davranış değişikliğine etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Karayolu tünellerinde sürücü davranışlarının simülatör destekli analizi ve yapay zekâ teknikleriyle incelenmesi

    Ömer Faruk Öztürk

    Günümüz ulaşım ağlarının önemli bileşeni olan karayolu tünelleri, özellikle artan nüfus ve ticaret hacmiyle birlikte stratejik önem kazanmaktadır. Tüneller, engebeli coğrafya ve iklim koşullarında güvenli ulaşım sağlarken şehir içi geçişlerde yol genişletmeye alternatif olarak çevresel tahribatı ve kamulaştırma maliyetlerini azaltmaktadır. Bu yapılar, trafik akışını hızlandırarak hem şehir içi hem de şehirlerarası ulaşımın verimliliğini artırmakta ve çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamaktadır. Araştırmalar, tünellerde kaza sıklığının açık yollara göre daha düşük olmasına rağmen meydana gelen kazaların şiddetinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durum, tünellerde daha kapsamlı güvenlik önlemleri alınmasını gerektirmektedir. Bu çalışmada, simülatör tabanlı bir deney yapılmış, sürücü davranışları analiz edilmiş ve yapay zekâ teknikleriyle incelenmiştir. Araştırma, 134 katılımcının 12 senaryoda test edildiği, üç aşamalı bir veri toplama sürecini içermektedir. İlk aşamada demografik bilgiler toplanmış, ikinci aşamada simülatör sürüşleri yaptırılarak sürüş metrikleri toplanmış ve üçüncü aşamada sürücülerin performansları simülatör performans ölçeği anketiyle ölçülmüştür. Bu çalışma kapsamında geliştirilen InTunn.Ai yazılımıyla tüm veri analizleri ve risk değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Boyut indirgeme analizi sonucunda, toplam varyansın %91.2'sini açıklayan 6 temel bileşen tespit edilmiştir. Daha sonra, hiperparametre optimizasyonu uygulanarak %92.31 doğruluk oranına sahip bir sınıflandırma modeli geliştirilmiştir. Bu model, sürücüleri risksiz, orta riskli ve riskli olmak üzere 3 kategoriye ayırmaktadır. Elde edilen bulgular, ani hızlanma ve frenleme, şerit değiştirme sıklığı, hız limiti uyumu ve yanal şerit sapmalarını başlıca ayırt edici risk faktörleri olarak öne çıkmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmanın, karayolu trafik güvenliği alanında literatüre önemli katkılar sunacağı ve gelecekteki araştırmalarda sürücü davranışlarının daha etkin analiz edilmesine ve risk sınıflandırma modellerinin geliştirilmesine sağlam bir temel oluşturacağı düşünülmektedir.