Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Uzun, Sevda(34)
- Tuncer, Metin(11)
- Merdan, Mehmet(10)
- Emirza, Elif Güzide(9)
- Yilmaz, Coskun(9)
- Baltaci, Cemalettin(8)
- Baltacı, Cemalettin(8)
- Tuncer, Gülsüm Zekiye(8)
- Türkkan, Tuğba(8)
- Dinç, Artum(7)
- Araz, Onur(6)
- Bekar, Fevziye(6)
- Cakir, Mehmet Ali(6)
- Ceylan, Levent(6)
- Duran, Celal(6)
- Koçak, Tevfik(6)
- Ozdes, Duygu(6)
- Soydaş, Şafak Sönmez(6)
- Akmeşe, Osman(5)
- Akyol, Hikmet(5)
- Bayrak, Nurten Gülsüm(5)
- Bayrakdaroglu, Serdar(5)
- Bülbül, Kenan(5)
- Ceylan, Halil Ibrahim(5)
- Gücer, Mehmet Ali(5)
- Karimullah, Suud Sarim(5)
- Kavuran, Korhan(5)
- Kaygusuz, Abdullah(5)
- Kulakaç, Nurşen(5)
- Kurnaz, Muammer(5)
- Saydam Eker, Çiğdem(5)
- Turk, Veysel(5)
- Öztürk, Serkan(5)
- (Alieva), Vildane Özkan(4)
- Abada, A.(4)
- Abbrescia, M.(4)
- Abdolmaleki, H.(4)
- Abidi, S. H.(4)
- Abramov, A.(4)
- Adam, C.(4)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025EOG Artefaktları Kullanılarak Yörünge Tabanlı Sınıflandırma: Felçli Bireyler İçin Alternatif Bir İnsan-Makine Arayüz Yaklaşımı
Melek, Mesut; Gökrem, Levent; Aydin, Sefa
Günümüzde, doğuştan veya omurilik yaralanması gibi sinir sistemi problemleri sebebiyle tamamen felç olmuş bireylerin günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için Beyin-bilgisayar arayüz (BBA) sistemleri geliştirilmiştir. BBAlar, çeşitli cihazları kullanarak topladığı beyin sinyallerini bilgisayarlar aracılığıyla işleyerek, çevre cihazları harekete geçirmek için çıktı komutları üreten sistemlerdir. Fakat BBA sistemlerinin kullanıcılar üzerinde bazı olumsuz etkileri vardır. Bu çalışmada, Görsel uyaran potansiyel (GUP) ve P300 gibi görsel uyaran tabanlı BBA sistemlerinde kullanılan farklı frekans değerlerinde titreşen uyaranların sistem kullanıcılarının göz sağlığı üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkiyi azaltmak amacıyla; hareketli nesneler yaklaşımını kullanan bir İnsan-Makine Arayüz (İMA) sistemi önerilmiştir. Sistem, kullanıcının hareketli topları odaklanarak takip etmesi sonucunda Elektrosefalografi (EEG) sinyallerinde meydana gelen Elektrookülografi (EOG) artefaktlarını kullanarak hareket yörüngelerini makine öğrenme algoritmaları ile sınıflandırmayı amaçlamaktadır. Çalışma, Emotiv EPOC EEG cihazı aracılığıyla dört farklı rotada hareket eden toplar içeren yaklaşım kullanılarak sağlıklı 8 denek üzerinde gerçekleştirilmiştir. Kaydedilen ham verilere ön işleme aşamaları uygulanmıştır ve etkin kanal seçimi yapılmıştır. Tespit edilen etkin kanallara (AF3, AF4) ait verilere Güç Spektral Yoğunluğu (GSY) ve Ayrık Dalgacık Dönüşümü (ADD) yöntemleri uygulanmıştır. Her yöntem için öznitelikler çıkartılmış ve k-en yakın komşu (k-EYK) ve Lineer Diskriminant Analiz (LDA) algoritmaları kullanılarak sınıflandırılmıştır. GSY yöntemi için LDA ve k-EYK algoritmaları ile sırasıyla 93.86%, 92.62% doğruluk oranları ve 31.42 (bit/dk), 30.10 (bit/dk) ITR değerleri hesaplanmıştır. ADD yöntemi için ise sırasıyla 92.84%, 92.17% doğruluk oranları ve 30.36 (bit/dk), 29.62 (bit/dk) ITR değerleri elde edilmiştir. Karşılaştırılan iki yöntemden GSY’nin ADD’ye göre daha yüksek doğruluk oranları ve ITR değerleri verdiği, LDA algoritmasının k-EYK algoritmasından daha başarılı olduğu gözlemlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Siyonist Stratejilerde Süreklilik ve Değişim: Oded Yinon Planı Üzerinden Bir Değerlendirme
Sahinoglu, Muhammet Cemal
Amaç: Bu çalışma, 1982 tarihli Oded Yinon Planı’nı yalnızca kendi dönemsel bağlamında bir strateji belgesi olarak değil, aynı zamanda 19. yüzyıldan itibaren şekillenen Siyonist stratejik tahayyülün süreklilik gösteren bir parçası olarak değerlendirmektedir. Bu çerçevede, İsrail’in kuruluşundan önceki demografik ve ideolojik planlamaların Yinon Planı’na nasıl yansıdığı, çalışma kapsamında geliştirilen Yinon Ülke Tipolojisi (YÜT) aracılığıyla sistematik biçimde incelenmektedir. Tasarım/Yöntem: Araştırmada nitel yöntem benimsenmiştir. Veriler, kütüphane kaynaklarından elde edilmiş ve analiz sürecinde tarihsel analiz tekniği uygulanmıştır. Oded Yinon Planı, ilgili tarihsel belgeler ve ikincil literatür ile birlikte “süreklilik” ve “değişim” eksenlerinde değerlendirilmiştir. Oded Yinon Planı'nda adı geçen ülkeler arasında yapılan karşılaştırmalar, YÜT çerçevesinde yürütülmüştür. Çalışma nicel bir test veya ölçüm iddiası taşımamaktadır. YÜT, ülkeleri dört temel stratejik yaklaşıma göre kavramsal biçimde sınıflandırmakta ve bu sınıflandırmayı sayısal veriler yerine belgelere ve örnek olaylara dayalı olarak temellendirmektedir. Bulgular: Elde edilen bulgular, Oded Yinon Planı’nın 19. yüzyıldan itibaren gelişen Siyonist stratejik düşünceyle güçlü bir süreklilik içinde konumlandığını göstermektedir. 1982 sonrasında Lübnan, Irak, Suriye ve Mısır gibi ülkelerde gözlenen siyasal ve coğrafi dönüşümler, büyük ölçüde bu tarihsel stratejik çerçeveyle örtüşmektedir. Temel stratejik hedefler sabit kalmakta, buna karşılık kullanılan araçlar ve süreçler dönemsel koşullara göre çeşitlenmektedir. Ayrıca, YÜT’te tanımlanan dört stratejik yaklaşım, incelenen örneklerde farklı biçimlerde karşılık bulmuştur Sınırlılıklar: Çalışma, Yinon Planı’nda öne çıkan Lübnan, Irak, Suriye, Mısır ve Filistin örneklerine odaklanmaktadır. Arap Yarımadası (Suudi Arabistan ve Körfez monarşileri) bölgesel bir bütün olarak ele alınmış, Ürdün ise Filistin bağlamında değerlendirilmiştir. Özgünlük/Değer: Bu makale, Oded Yinon Planı’nı 1982 yılına özgü yorumların ötesine taşıyarak onu Siyonist stratejik tahayyülün tarihsel sürekliliği içinde konumlandırmaktadır. YÜT aracılığıyla, ülkeler arası stratejik araç ve kalıplar sistemli biçimde karşılaştırılmakta, belgesel ve vaka temelli nitel göstergelere dayalı tipolojik benzerlikler ortaya konmaktadır. Böylece çalışma, literatüre hem kavramsal bir tipoloji hem de tarihsel kanıtlara dayalı, karşılaştırmalı ve belge temelli bir analiz çerçevesi sunmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4Granodiyorit atıklarının demir oksitli sırlarda kullanımının araştırılması: estetik ve sürdürülebilirlik perspektifi
Arıanpour, Aslı Çakır; Gücer, Mehmet Ali; Isiktas, Imre Deniz; Özek, Serap Bedel; Helvacıkara, Fidan Tonza; Sipahi, Ferkan
Seramik üretimi, doğal hammaddelere dayalı çok aşamalı süreçler gerektirir. Ancak artan çevresel kaygılar ve hammadde kaynakların tükenmesi, alternatif hammadde arayışını ve atık yönetimini seramik endüstrisinin öncelikli konuları haline getirmiştir. Özellikle doğal taş endüstrisinde oluşan atıklar hem çevresel etkilerin azaltılması hem de ekonomik değer yaratılması açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu bağlamda, granitoyidik kayaçlar, özellikle demir oksit içeriği sayesinde seramik sırlarında estetik ve işlevsel katkı sağlayabilecek potansiyel bir atık malzeme olarak değerlendirilmiş ve Gümüşhane il merkezindeki bir mermer işletmesinden temin edilen granodiyorit atıklar, demir oksitli sırların renklendirici bileşeni olarak kullanılmıştır. Petrografik analizler sonucunda kayaç numuneleri granodiyorit, diyorit ve granit olarak sınıflandırılmış; özellikle biyotit ve hornblend gibi mafik mineralleri yüksek oranda içeren granodiyorit (H1) örneklerinde toplam Fe₂O₃ oranının %3,96 olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle sır formülasyonlarında granodiyorit örneği esas alınmıştır. Beş farklı seramik bünye (kırmızı, şamot, döküm, porselen ve stoneware) üzerine uygulanan granodiyorit katkılı sırlar 1040°C–1100°C aralığında pişirilmiş ve özellikle aventurin etkili yüzeyler elde edilmiştir. Denemeler sonucunda, granodiyorit atıklarının sır yüzey özelliklerini, renklenme karakterini ve estetik niteliklerini olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Elde edilen veriler, bu atık malzemenin seramik sektöründe hem sürdürülebilirlik hem de estetik çeşitlilik açısından değerli bir alternatif sunduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4Limitations of conversion factor approaches in the synthesis of complex oxide superconductors: a case study on Y123 and Y358
Aktaş, İbrahim
Accurate precursor calculation is essential for the successful synthesis of oxide-based superconductors. This study compares two commonly used methods stoichiometric balance and conversion factor (CF) approaches in the synthesis of YBa2Cu3O7-δ (Y123) and Y3Ba5Cu8O18+δ (Y358) superconductors. The analysis reveals that CF methods introduce substantial systematic errors, particularly for Y2O3, with deviations reaching 21.2% in Y123. These errors are exacerbated in Y358 due to its increased stoichiometric complexity. Unlike stoichiometric methods, CF approaches neglect volatile losses such as CO2 and fail to adjust for oxygen non-stoichiometry (δ variations), leading to misestimations in precursor masses. Statistical tests (χ2 < 0.001, RMSE) and experimental data confirm that these inaccuracies can negatively impact phase purity and crystallographic quality. A strong correlation (R2 = 0.847) between stoichiometric accuracy and phase formation quality emphasizes the importance of rigorous calculation. This study highlights the inherent limitations of CF-based shortcuts and underscores the necessity of comprehensive stoichiometric modeling, especially in complex oxide systems. The findings also provide an educational framework to address common misconceptions in materials synthesis, particularly for early-stage researchers in solid-state chemistry and materials science.
- MakaleAçık Erişim2025Comparison of Classical and Deep Learning Models for Respiratory Sound Classification
Türe, Hayati; Aygün, Eren
This study aims to automatically classify normal and pathological respiratory sounds using a deep learning-based approach developed on the ICBHI 2017 respiratory sound dataset. MFCCs, Mel spectrograms, and spectral features were extracted from segmented respiratory sound recordings. These features were then used to train classical machine learning algorithms (XGBoost, SVM, KNN, Random Forest) and deep learning models (GhostNet v1–v4, EfficientNet-B0, ResNet50, MobileNetV3). The impact of data augmentation techniques was also systematically examined. The results demonstrate that the GhostNet v4 model achieved the highest performance with 89% accuracy and an F1-score of 0.89. This accuracy outperforms many existing methods reported in the literature using the same dataset. Confusion matrix analyses further indicate that the model reliably distinguishes between normal and pathological classes. These findings highlight the effectiveness of deep learning-based models in the automatic analysis of respiratory sounds and suggest promising solutions for integration into clinical decision support systems.
- MakaleAçık Erişim2025Maden Endüstrisinde L Tipi Matris ve SWARA Yöntemlerine Dayalı Riskleri Değerlendirme ve Önceliklendirme Modeli: Örnek Bir Uygulama
Doğan, Onur
Maden zenginleştirme tesisleri, içerdiği yüksek riskli süreçler nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından kapsamlı bir değerlendirme gerektirmektedir. Bu çalışmada, L tipi matris yöntemiyle belirlenen risklerin SWARA (Step-wise Weight Assessment Ratio Analysis) yöntemi ile ağırlıklandırılması yoluyla bir risk önceliklendirme modeli geliştirilmiştir. İlk aşamada, L tipi matris analizi kullanılarak madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan iş sağlığı tehlikeleri sistematik olarak belirlenmiş ve sınıflandırılmıştır. Yapılan çalışma pilot bir çalışma olduğundan 135 riskten yalnızca 12 risk analize dahil edilmiştir. Daha sonra bu riskler, uzman görüşlerine dayalı olarak SWARA yöntemi ile göreceli önemi hesaplanarak ağırlıklandırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Çalışma, madencilik sektöründe iş güvenliği yönetimini daha sistematik hale getirmek için çok kriterli karar verme (MCDM) tekniklerinin nasıl etkin bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koyması hedeflenmektedir. Ayrıca bu çalışma ile iş güvenliği uzmanlarının kritik durumlarda karar verme süreçlerini olumlu ve minimum düzeye indirmesi birincil önceliktir. Yapılan analiz sonucunda, R.2 kriteri, 0.19 WJ ağırlık değeri ile en yüksek önem düzeyine sahip kabul edilemez risk olarak belirlenmiştir. Çok tehlikeli riskler kategorisinde K.1 kriteri, 0.27 WJ önem ağırlığı ile en kritik risk olarak tespit edilmiştir. Bu verilere dayanarak çalışma sonucunda, madencilik sektöründe proaktif bir risk yönetimi yaklaşımının benimsenmesi gerektiği vurgulanmış ve potansiyel riskler karşısında koruyucu ve önleyici tedbirlere değinilmiştir.
- MakaleYalnız künye2025Economic Development in Türkiye, The Effects of Financial Development on Environmental Sustainability: The Role of Load Capacity Factor
Durmuş, Savaş; Akyol, Hikmet; Ağırkaya, Melahat Batu
This research examined the long and short-term effects of economic growth and financial development on environmental sustainability for the Turkish economy in the period between 1982 and 2022. In this context, he analyzed the effects of social and demographic variables. In the study, the effects of economic growth, financial development, and socio-demographic variables on the load capacity factor (LCF) were estimated using the distributed autoregressive (ARDL) bounds test approach. Our results revealed that economic development for Türkiye is an important determinant of environmental sustainability in both the long and short term. Especially in the long run, economic development promotes environmental sustainability. In this respect, encouraging financial policies supporting economic and environmental sustainability will contribute both to environmental sustainability and to Turkey's sustainable development efforts.
- MakaleAçık Erişim2025Akdeniz’le Ege’nin Buluşma Noktası Datça’da Turizmin Gelişimi: Bir Sözlü Tarih Çalışması
Evren, Emine Şimşek
Turizm destinasyonlarının hangi süreçlerden geçerek günümüze geldiğinin incelenmesi geleceğin inşası açı- sından oldukça önemlidir. Bu noktadan hareketle çalışmada Türkiye’nin önemli turizm destinasyonlarından biri olan Datça’nın turizm tarihi incelenmiştir. Sözlü tarih yöntemiyle yürütülen çalışmada Datça’da yüz yüze yapılan görüşmeler ve belge incelemeleriyle veri toplanmıştır. Butler’ın Turizm Bölgesi Yaşam Döngüsü Modeli kapsamında yapılan betimsel analizler; destinasyonun günümüzde olgunluk aşamasını yaşadığını göstermiş- tir. 1950’lere tekabül eden keşif aşamasında Ege adalarından gelenlerin öncü ziyaretçiler olduğu, ziyaretçi- lerin ücretsiz bir şekilde evlerde ağırlandığı görülmüştür. 1960’larda gelişen katılım aşamasında ise yerel halk evlerinin odalarını kiralayarak ve restoranı da olan birkaç odalı otel işletmeleri kurarak turizm arzına katılmışlardır. 1970’lerin başında kurulan büyük otellerle gelişim aşamasına geçen Datça’da bu süreçte ikincil konut turizmine ağırlık verildiği, 2000’ler itibariyle ise olgunluk sürecinin yaşanmaya başladığı anlaşılmaktadır. Pandemi sonrasında en popüler destinasyonlardan biri haline gelen Datça’da günümüzde en önemli tartışmalardan biri ikincil konut temelli çarpık yapılaşma ve turizmin sürdürülebilirliğidir.
- MakaleAçık Erişim2025A General Assessment of the Retail Price Premiums of Organic Food Products in Türkiye
Adanacioglu, Hakan; Doğan, Nilgün
Organic agricultural production has emerged as an alternative to conventional production and aims to promote a sustainable production approach based on the health of soil, the protection of nature and human well-being factors with an environmentally friendly production method. Organic production combines traditional knowledge with scientific innovation to benefit the natural environment and promote a higher quality of life for all. Organic agricultural products, which have gained significant market share globally and expanded into various markets, are mainly produced for export in Türkiye. The growth of the organic market depends on the balance between supply and demand. In this respect, the aim of this study is to examine the product market prices, which is a key factor affecting the purchasing behaviour of consumers in order to grow the organic market and reach the desired level. Price premiums were examined for the following food groups: cereals/legumes, fruit, vegetables, milk, dairy products and eggs, dried fruit and nuts. This study relies on secondary data and retail prices were collected through online websites. According to the results, the price premium, which was calculated by comparing the prices of organic and conventional versions of selected food products, was found to be in favour of organic products. This price premium was found to be particularly high for noodles, dry beans, buckwheat and rice from the cereals/legumes group; grapefruit, apple and pear from the fruit group and yellow chickpeas, pumpkin seeds from the nuts group. These results provide useful insights for food producers, marketers and policy makers when making decisions about organic food.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4Global variables affecting agricultural product and food prices in Türkiye: An analysis with Structural Vector Error Correction Model
Merddan, Kurtuluş
Purpose: The aim of this study is to identify the factors contributing to the price increases observed in food products. In this study, the global determinants of prices in agricultural and food products and their effects on the Turkish economy were addressed. The aim of the study was to identify the factors causing price increases in food products. Design/Methodology/Approach: In the study, the dependent variables included in the model were the CPI for food and non-alcoholic beverages, the CPI for unprocessed food, and the PPI for agricultural products, while the independent variables were the exchange rate (average of USD and Euro), the agricultural products export index, the agricultural products import index, Brent crude oil prices, and the international food price index. The short- and long-term causal relationships among these variables were examined through the Vector Error Correction Model (VECM) cointegration test and the Granger causality test, based on monthly data for the period 2003:01–2025:01. Findings: According to the research findings, among the variables affecting agricultural and food prices in Turkey were the international food price index, Brent crude oil prices, and the agricultural products export index. In the models where the CPI for food and non-alcoholic beverages and the CPI for unprocessed food were the dependent variables, it was determined that shocks originating from the independent variables converge to equilibrium in the long term. The findings reveal that in Turkey, the exchange rate and the agricultural products export index are not causal factors for the CPI for food and non-alcoholic beverages, nor for the CPI for unprocessed food. In contrast, Brent crude oil prices and the international food price index were identified as causal factors. Additionally, no long-term relationship was found between the PPI for agricultural products and the independent variables, and it was determined that the exchange rate, agricultural products export index, Brent crude oil prices, and the international food price index were not causal factors for the PPI for agricultural products. Originality/Value: Although similar studies exist for Turkey, the distinguishing feature of this research is that it is the first to simultaneously analyze the CPI for food and non-alcoholic beverages, the CPI for unprocessed food, and the PPI for agricultural products together with the independent variables of exchange rate, agricultural products export index, agricultural products import index, Brent crude oil prices, and the international food price index.
- MakaleAçık Erişim2025Kültürel sosyoloji perspektifinde aile kurumu ve ombudsmanlık ile ilişkisi
Dinç, Artum
Aile kurumu, tarihsel süreç içinde farklı toplumsal ve kültürel bağlamlarda değişim göstermiş, modern dönemde ise yeni yönetişim mekanizmalarının etkisi altına girmiştir. Bu makalede aile, kültürel sosyoloji yaklaşımıyla kuramsal olarak incelenmekte; felsefi temelleri ve sosyolojik yaklaşımlar (Bourdieu, Giddens, Elias) çerçevesinde tarihsel ve güncel boyutlarıyla ele alınmaktadır. Araştırmanın temel sorunsalı, modern devlet mekanizmalarından biri olan ombudsmanlık kurumunun aile kurumu üzerindeki rolünü ve etkisini anlamaktır. Yöntem olarak belge analizi, kuramsal yorumlama ve karşılaştırmalı analiz tekniklerine dayalı nitel model kullanıldı. Aile kurumunun kısa tarihçesi sunularak, geleneksel geniş aile yapılarından modern çekirdek ailelere geçiş küresel perspektifle tartışıldı. Modern yönetişim mekanizmaları bağlamında, özellikle ombudsmanlık kurumu ile aile arasındaki ilişki incelendi. Ombudsmanlığın aile ile ilgili sorumluluğunun anlamı ve işlevleri tartışılarak farklı ülkelerde ombudsmanlığın aile ilişkilerine etkisi karşılaştırmalı örneklerle açıklandı. Özellikle ombudsmanın aile içi hak ihlallerini önlemedeki rolü, çocuk ve kadın haklarının korunmasına katkısı ve aile yapısını şekillendirmesi değerlendirildi. Aile, kültürel olarak sürekli dönüşen bir yapıdır ve ombudsmanlık gibi modern mekanizmalar bu dönüşümün bir parçası olarak aileye hem normatif hem pratik düzeyde etki etmektedir; bu da aile içi hak arama kültürünü geliştirir. Sonuç olarak, kültürel sosyolojik kuramsal çerçeveyle desteklenen analiz, aile kurumunun kültürel olarak inşa edilmiş dinamik bir yapı olduğunu ve modern devlet mekanizmalarıyla (ör. ombudsmanlık) etkileşim halinde sürekli dönüşüm geçirdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, aile politikalarının geliştirilmesinde ombudsmanlık mekanizmasının önemli bir denge unsuru olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025The Role of Artificial Intelligence Supported Auditing in Public Expenditures: The Case of Turkish Court of Accounts
Özdemir, Hakan; Yelboğa, Alim
Artificial intelligence (AI) offers transformative potential in public expenditure auditing, particularly in error detection, resource tracking, and enhancing accountability. This study analyzes the Turkish Court of Accounts’ 2022–2023 audit findings through an AI lens, identifying which types of errors could be addressed using algorithmic tools. From procurement irregularities to financial reporting issues, numerous findings are linked to AI techniques such as natural language processing, process mining, and anomaly detection. The study also discusses critical limitations including data quality, ethical concerns, and algorithmic explainability. Supported by international examples, it presents concrete recommendations on how AI should be positioned as a complementary tool to human auditors. It concludes that strengthening institutional capacity and digital infrastructure is essential for building a more accountable and sustainable audit system in Türkiye.
AtıfOpenAlex6TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2025Emergency Aid And Disaster Management Students' Experience With The February 6, 2023 Kahramanmaraş Centered Earthquake: A Qualitative Study
Tatli, Yasemin; Cengiz, Sevil; Kent, Nurçin Küçük; Çolak, Ayse
Sharing the disaster experiences of individuals helps to better understand the psychological effects that disasters can have on people. The earthquake cente-red in Kahramanmaraş on February 6, 2023 caused many people to be directly or indirectly affected psychologically. In this study, the psychological effects and experien-ces of the process were shared by the Department of Emergency Aid and Disaster Management students between the ages of 21-26, who participated in volun-teer activities in the disaster area and were directly or indirectly exposed to the February 6 earthquake. For this purpose, students were asked to draw three open-ended questions and a picture about the first topic that came to their minds about disaster experiences in order to learn about their disaster experiences by applying the qualitative method study method. The obtained data were evaluated using the MaXQDA qualitative data analysis program. From a behavioral point of view, students are directly or indirectly affected by this disaster, deaths and difficult and limited conditions physically, emotio-nally and behaviorally; In particular, it has been ob-served that the importance of staying calm without panicking and the selection of solid buildings come to the fore. In addition, it is suggested that the use of art therapy applications in further explaining the psychological impact caused by the disasters may be useful in further detailing the conditions that cannot be put into words in terms of disasters and that furt-her studies by experts may be useful in this regard.
- MakaleAçık Erişim2025Okul Öncesi Öğretmenlerinin Otizm Algılarının Nöroçeşitlilik ve Medikal Metafor Bağlamında İncelenmesi
Y.çakıroğlu, Tuğba; Akgul, Esra Macaroglu; Alperen; Bülbül, Nurullah; Bülbül, Onur; Çınar, Dilek; Turan, Evren Deniz; Arslan, Semiha
Bu çalışma, otizm spektrum bozukluğuna (OSB) yönelik algıları ve okul öncesi öğretmenlerin otizmli bireylerle ilgili deneyimlerini nöroçeşitlilik perspektifi ve medikal metafor bağlamında incelemektedir. Araştırmada öğretmen görüşleri, YouTube içerikleri ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) yaklaşımları analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, veriler içerik analiziyle MAXQDA yazılımı aracılığıyla çözümlenmiştir. Bulgular, nöroçeşitlilik yaklaşımını benimseyen öğretmenlerin otizmi nörolojik bir farklılık ve toplumsal zenginlik olarak, medikal metaforu benimseyenlerin ise bir bozukluk olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Öğretmenlerin bireyselleştirilmiş yöntemler, materyal uyarlamaları ve akran desteği gibi stratejiler kullandıkları; ancak sınıf yönetimi, veli iletişimi ve materyal eksikliği konularında sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Dijital platformlar ve STK’lar farkındalığı artırmakla birlikte otizmi çoğunlukla medikal bakış açısıyla ele almaktadır. Sonuç olarak, otizme dair toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi, nöroçeşitlilik anlayışının yaygınlaştırılması ve kapsayıcı eğitim uygulamalarının geliştirilmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Mimari Tasarım Yoluyla İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Bilincinin Geliştirilmesi: Havalimanı Çalışma Alanlarında Süreklilik ve Algı
Çoruh, Emine; Özsoy, Dilağra
Hızla gelişen hava taşımacılığı sektörü, yalnızca seyahat sürelerini kısaltmakla kalmayıp, teknolojik ilerlemeler sayesinde daha konforlu ve erişilebilir bir ulaşım imkânı sunmaktadır. Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI) verilerine göre, 2024 yılında dünya genelindeki havalimanları yaklaşık 9,5 milyar yolcuya hizmet vermiştir ve bu rakam, 2023 yılına kıyasla %7,5’lik bir artışa işaret etmektedir. Yolcu sayısındaki artışla birlikte büyüyen operasyonel yoğunluk, havalimanlarını hem yolcular hem de çalışanlar açısından kritik çalışma alanlarına dönüştürmüştür. Bu karmaşık mekânlarda çalışanlar; fiziksel, psikososyal ve örgütsel risklerle karşı karşıya kalmakta, bu durum ise iş sağlığı ve güvenliği (İSG) önlemlerinin mimari düzeyde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, beş farklı havalimanındaki çalışan alanları, “Safety by Design” ve “Design for Wellbeing” yaklaşımları doğrultusunda; mekânsal akış, zemin ve peyzaj tasarımı, estetik, görsel hiyerarşi, sürdürülebilirlik, ergonomi, yangın güvenliği, yapı güvenliği ve havalandırma gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmiş; ayrıca iş kazaları üzerinden, algılanan güvenlik ile fiziksel mekân arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Bulgular, mimari tasarımın yalnızca işlevsellik ve ergonomiyle sınırlı kalmayıp, çalışanların psikososyal ve bilişsel güvenlik algılarını da şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, iyi tasarlanmış mekânların güvenlik kültürünü destekleyerek çalışan sağlığı ve güvenliğinde belirleyici bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Tahliye Tatbikatlarında Çoklu Müdahale ile Performans İyileştirmesi
Sürdem, Sule Sınem; Doğanay, Fatma
Eğitim yapılarında acil durumlar tahliyelerinin hızlı, güvenli ve etkili biçimde yürütülmesi, tahliye planlarının kullanıcılar tarafından anlaşılabilirliği yönlendirme sistemlerinin işlevselliği ve kullanıcı farkındalığına bağlıdır. Yalnızca kat krokilerinin bulunduğu yapılarda, yönlendirme hataları ve tahliye süresinin uzaması gibi aksaklıklar meydana gelmektedir. Bu çalışma, çok bileşenli müdahalelerin (tahliye planlarının hazırlanması ve görünür hale getirilmesi, alarm sistemlerinin aktif hale getirilmesi, Temel İş Sağlığı Güvenliği (İSG) Eğitimi verilmesi, QR kod destekli bilgilendirme ve tatbikat farkındalığı) acil durum tahliye performansı üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada iki aşamalı uygulama süreci yürütülmüştür. İlk aşamada mevcut koşullarda habersiz tahliye tatbikatı gerçekleştirilmiş ve altyapı eksiklikleri belirlenmiştir. Ardından alarm ve yönlendirme sistemleri iyileştirilmiş, tahliye planları güncellenerek görünür hâle getirilmiş, personele Temel İSG Eğitimi verilmiş ve QR kod destekli dijital bilgilendirme materyalleri hazırlanmıştır. İkinci aşamada, bu müdahaleler sonrası tekrar habersiz tahliye tatbikatı yapılmış ve sonuçlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Çalışma bulguları, çoklu müdahale yaklaşımının tahliye performansını anlamlı ölçüde iyileştirdiğini göstermektedir. Alarm sistemlerinin etkinleştirilmesi, tahliye planlarının güncellenerek görünür hâle getirilmesi, Temel İSG Eğitimi ve QR kod destekli bilgilendirme gibi bileşenlerin birlikte uygulanması sonucunda; katılımcıların yönlendirme işaretlerini fark etme, doğru çıkış rotasını seçme ve toplanma alanına hızlı ve organize biçimde ulaşma davranışlarında belirgin gelişmeler görülmüştür. Ayrıca fiziksel ve sistem düzenlemeleri, dijital bilgilendirme materyali ve eğitim müdahaleleri birlikte değerlendirildiğinde, bu bileşenlerin bilişsel farkındalığı güçlendiren ve tahliye performansını artıran tamamlayıcı unsurlar olarak işlev gördüğü anlaşılmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Kişisel Koruyucu Donanımların Kullanımında Çalışan Yaklaşımı: Malatya İlı̇ Cam Sanayı̇ Örneği
Kaya, Elif Çelenk; Ersoy, Sibel; Ertürk, Gülcan Aydemir
İş yerlerinde yaşanılan kaza ve meslek hastalıklarının önlenmesi, sağlıklı ve güvenli bir ortam oluşturulması için yapılacak çalışmalarda kişisel koruyucu donanım (KKD) kullanımı önemlidir. Araştırmamızda zorunlu olduğu halde iş güvenliği uygulamalarının gereklerine yeteri kadar uyulmaması sonucu ortaya çıkan iş kazası ve meslek hastalıklarını engellemekte önemli bir etken olan KKD’lerin kullanılmasında çalışan yaklaşımı değerlendirilmiştir. Bu çalışmada Malatya ilinde bulunan bir cam fabrikasında 123 çalışana KKD’lerin kullanımına yönelik anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22, programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu çalışma ile, cam sektöründe yer alan bir iş yerinde çalışanların kişisel koruyucu donanımlar hakkındaki düşüncelerini ve kullanıma yönelik davranışlarını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, çalışanlara kişisel koruyucu donanımlar ile ilgili yöneltilen sorularda çalışanların büyük bir kısmının (%82) KKD kullandığını, %99’unun KKD kullanımının önemli olduğuna inandığını, KKD kullanımının onları iş kazaları (%98) ve meslek hastalıklarından (%87) koruduğunu düşündükleri görülmektedir. Çalışanların büyük çoğunluğunun KKD kullanımını benimsemesi ve bunu iş kazaları ile meslek hastalıklarından korunmada etkili görmesi, iş güvenliği kültürünün gelişiminde eğitim ve farkındalık çalışmalarının belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.
AtıfOpenAlex1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2025Çimento Endüstrisinde Üretim Aşamaları ve Tehlikeleri: Derleme Çalışması
Acar, Zeydin; Irmak, İbrahim
Sanayi devrimi sonrasında makineleşmenin artması ve teknolojik gelişmelerin yaygınlaşmasıyla, işyerlerinde tehlike ve risklerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur. Makineleşme ile üretim bandında oluşan tehlike ve risklerden birçok iş kazası ve meslek hastalığı meydana gelmekte ve bu nedenle her geçen gün yaralanmalar, iş gücü kayıpları, can kayıpları, maddi ve manevi kayıplar artmaktadır. İş güvenliği yönünden tehlike ve risklerin önceden belirlenip ve bu tehlikelerin kaynağında mücadele edilmesi önemlidir. Çimento sektörü dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sektörlerden biridir. Üretim sürecinde, kil, kalker, kireçtaşı ve kum gibi ham maddelerden meydana gelmektedir. Bu hammaddeler taş ocağından çıkarılıp fabrikalara getirilerek çeşitli işlemlere tabi tutulmaktadır. Çimento üretimi sırasında iş sağlığı ve güvenliği yönünden kimyasal, fiziksel, ergonomik gibi risk faktörleri bulunmaktadır. Bu risklerden çalışanlar etkilenmekte olup gerekli önlemlerin alınması gerekir. Bu çalışmada, çimento üretiminde iş sağlığı ve güvenliği açısından karşılaşılabilecek tehlikeler; sıcak yüzeyler, yangın, patlama, gürültü, toz, titreşim, yüksekte çalışma ve kapalı alanlarda çalışma gibi süreçler kapsamında ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, bu tehlikeleri ortadan kaldırmayı veya en aza indirmeye yönelik alınabilecek önlemler hakkında öneriler sunmaktır.
- Derleme MakaleYalnız künye2025Pisilyumun Glutensiz Ekmek Formülasyonlarında Diyet Lifi Kaynağı Olarak Sağlık Etkileri ve Fonksiyonel Kullanımı
Aykut, Memnune Kabakuş; Özbey, Fatih; Turksoy, Secil
Bu derlemenin amacı glutensiz ekmeğin diyet lifi içeriğini artırmak için fonksiyonel bir bileşen olarak pisilyumun (Plantago ovata) potansiyelini araştırmaktır. Son yıllarda glutenle ilişkili hastalıkların yaygınlığı, artan sağlık bilinciyle oluşan farkındalığın artması ve gelişmiş tanı yöntemleri sayesinde önemli ölçüde artmıştır. Bu durum, glutensiz ürünlere olan talebin artmasına yol açmıştır. Bununla birlikte en yaygın tüketilen glutensiz ürünlerden biri olan glutensiz ekmek, temel olarak glutenin yokluğu nedeniyle genellikle düşük somun hacmi, zayıf tat ve doku, düşük besin değeri ve yüksek üretim maliyetlerinden mustariptir. Bu zorluklar hem gıda endüstrisi hem de glutensiz diyet uygulayan bireyler için sıkıntı oluşturmaktadır. Bu derleme, pisilyumun sağlığa faydaları ve gıdalardaki potansiyel uygulamaları hakkında kapsamlı bir literatür analizi sunmaktadır. Pisilyum, yüksek diyet lifi içeriği ve glutenin yapısal ve bağlayıcı özelliklerini taklit etme kabiliyeti nedeniyle umut verici bir bileşen olarak öne çıkmaktadır. Bir diğer önemli avantajı, lezzet profilini değiştirmeden gıda ürünlerine kolaylıkla dahil edilebilmesidir. Pisilyum tüketicilerin kalori alımını artırmadan yeterli miktarda diyet lifi alım ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilirken, aynı zamanda kolesterol seviyelerinde iyileşme, daha iyi glisemik kontrol ve tokluk hissi gibi ek sağlık yararları da sunar. Bu nedenle, pisilyum daha sağlıklı glutensiz ekmek üretiminde ve bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların önlenmesinde değerli bir rol oynayabilir.
- MakaleAçık Erişim20251059 Melfi Konsülüne Kadar Normanların Güney İtalya’daki Askerî Faaliyetleri
Şen, Fatih
Vikingler, Viking Çağı olarak adlandırılan VIII. asrın sonlarından XI. asrın ortalarına kadar olan dönemde İskandinavya’yı terk edip Avrupa ve dünyanın pek çok bölgesinde yağma, baskın, fetih ve ticari faaliyetlerde bulundular. Bahsi geçen dönemde Kuzey Fransa’ya yerleşen Vikingler burada kimlik değişimine uğrayarak Norman adını aldılar. Zamanla ana vatanları olan İskandinavya’dan gerçekleşen göçler ile nüfusları oldukça arttı. Nüfus artışı beraberinde miras paylaşım sorunlarını da getirdi. Zira Norman geleneklerine göre ailenin en küçük erkek çocukları ya mirastan çok az pay alıyor ya da hiç pay alamıyorlardı. Dolayısıyla Norman gençleri de miras paylaşımı sorunlarından dolayı önceden beri zenginliklerinden haberdar oldukları Güney İtalya’ya servet edinmeye gittiler. Normanlar önceden hacı adayları olarak ya da haç ziyareti dönüşünde İtalya’ya uğrayıp buranın zenginliği hakkında soydaşlarına hikâyeler anlatıyorlardı. Başlangıçta Güney İtalya’da Papalık, Bizans ve yerli güçlerin ordularında paralı askerler olarak görev yapan Normanlar zamanla bu toprakların sahipleri olmaya başladılar. Güney İtalya’ya ilk başta Hristiyan hacılar olarak gelen Normanlar üstün askeri yeteneklerinin fark edilmesi sayesinde hem yerli hem de yabancı güçlerin ordularında yer almaya başladılar. Daha sonra yeni gelen göçlerle birlikte sayıları artınca kendi adlarına fetihler yapıp toprak sahibi olmaya başladılar. İlerleyen süreçte önce Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun vasalı oldular. Sonra ise 1059 Melfi Konsülünde Papa’yı ruhani lortları olarak kabul ettiler. Bu çalışmada 1059 Melfi konsülünden önce Normanların Papalık gibi yerli ve Bizans gibi yabancı unsurlarla mücadele ederek nasıl bir siyasi süreç sonucunda bu kazanımları elde etmeleriyle beraber bu kazanımlara etki eden stratejik faktörler üzerinde durulacaktır.
















