Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Bir Uyumsuzun Notları: Tomris Uyar’ın Güncelerine Yansıyan Çocukluk ve Gençlik Hatıraları

    Yazbahar, Zehra; Çelik, Anıl

    Bireyin duygu ve düşüncelerinin yanında günlük yaşantısı, deneyimleri, izlenimleri veya kişisel zevkleri hakkında da bilgi veren günlük, kişinin kendini ifade etme yollarından birisi olarak karşımıza çıkar. Anıların ve deneyimlerin saklanıp korunması için fırsat sağlayarak geçmiş ve geleceğe ışık tutar. Türk edebiyatındaki örnekleri roman, hikâye ve şiire göre az olsa da Salâh Birsel, Nigâr Hanım, Nurullah Ataç, Oktay Akbal, Ömer Seyfettin, Cemil Meriç, Muzaffer Buyrukçu, Demir Özlü, Adalet Ağaoğlu gibi yazarlar, günlük türünde eser ortaya koyan isimlerdir. Genellikle hikâyeleri ile ön plana çıkan Tomris Uyar da Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın günlük yazarları arasında yer alır. Günceleri boyunca anımsamalar yoluyla çocukluk ve gençlik zamanlarına dönüşler yapan yazarın duygu ve düşünce dünyasını yansıtan tutum ve davranışlarının kökenleri bu dönemlere dek uzanır. Sosyal çevresi ve özel ilişkilerini kurduğu insanların önemli bir kısmı yine bu yıllarda hayatına dâhil olur. Aynı zamanda edebî şahsiyeti, büyük ölçüde çocukluk ve gençlik dönemlerindeki kazanımları üzerine kurulur. Bu makalede Tomris Uyar’ın güncelerine yansıyan çocukluk ve gençlik yıllarındaki hatıralarına yer verilmiş, böylece yazarın bakış açısını, hayat görüşünü, karakteristik özelliklerini ve edebiyat yaşamını etkileyen pek çok niteliğin bu yıllarda ortaya çıktığı gösterilmeye çalışılmıştır. Diğer bir ifadeyle çalışmamızda Tomris Uyar’ın günceleri, bahsi geçen periyottaki verilerden hareketle incelenerek yazarın o yıllardaki duyusal ve düşünsel dünyası aktarılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    An Integration of Self-Conscious Emotion into Public Service Announcement: The Effect of Framing Messages Based on Guilt and Shame-Inducing Strategies on the Intention of Behavior Change

    Temel, Ahmet

    PSAs (Public service announcements) about social issues have become important tools of persuasion that aimed to direct the public regarding attention to those problems that intended to bring attitude and behavior change. Prevailing studies indicated that message framing that links to a different type of emotional experiences has played different roles in changing the perception of individuals.Specifically, fear appeal-inducing techniques and their effectiveness were the main focus of scientific studies in the area. However, a new line of research indicated that, besides fear, other types of emotions might be important for effective message framing that can bring changes through some forms of persuasion. Following this new development, in this paper, it was proposed that the way the message is framed (either behavior-focused or self-focused) elicits different self-conscious emotions (i.e., guilt and shame) that will differently affect intention for behavior change. The core assumption of the proposed model is that messages framed based on guilt-inducing strategies may lead to intention for behavior change due to the absence of suppression, while messages framed on shame-inducing techniques suppress behavioral change due to the activation of suppression. In line with his, an alternative model was proposed which posits that the potential effectiveness of framing messages based on guilt and shame-inducing techniques varies with respect to a cultural orientation that persists in a given society. In the course of enhancing the proposed model, the paper attempts to draw some examples of message framing based on guilt and shame-inducing and concludes with limitation inherent in the current model.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Cihan Aktaş’ın Hikâye ve Romanlarında "Değer" Kavramı

    Ayyildiz, Mustafa; Aktürk, Esra Canlı

    Cihan Aktaş, farklı edebi türlerde kaleme aldığı eserlerinde kadın, sanat, toplumsal hayat, düşünce hareketleri, kamusallık ve siyaset sorunlarına çözümleyici bir bakış açısıyla yaklaşır, yaşanan çatışma ve olayların sebeplerine dikkat çekerek bu konuları inceleyen pek çok edebi eseri de kaleme alır. 1980 sonrası dönemde, ihtilal yıllarında eser veren yazar, dindar insanların karşılaştığı sorunlar ve insan özgürlüğünü kısıtlayan engeller karşısında kayıtsız kalmaz. Eserlerinde modern hayatın getirdiği değişimler ve kadın karakterlerin yanı sıra yazarın üzerinde durduğu bir başka tema da göç kavramıdır. Hikâye ve romanlarının temelini hayatı, dünya görüşü ve sanat anlayışının oluşturduğu sanatkâr; yazar, mimar, sinema eleştirmeni, gazeteci ve fikir insanı gibi çok yönlü kimliğiyle Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada Cihan Aktaş tarafından kaleme alınan 13 hikâye ve 5 roman türündeki eserlerde yer alan değer kavramları incelenmiştir. Betimsel nitelikte genel tarama modeli kullandığımız çalışmamızda belirlediğimiz 25 değer bakımından ilgili eserler taranmıştır. Yapılan incelemede değerlerin ele alınış yönleri tespit edilerek değerlerle ilgili sonuçlara varılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde eserlerde inanç, sevgi, temizlik, aileye verilen önem değerlerine sıkça rastlanırken kanaatkârlık ve özgürlük değerleri üzerinde daha az durulduğu sonucuna varılmıştır. İncelediğimiz eserlerde değer kavramına yönelik olumsuz iletiler ise bulunmamaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Hanyalı Nûrî Osmân Divânı’nda Naat

    Yalçın, Dilek

    Temel kaynağı Kur’ân-ı Kerim ve hadisler olan Divan şiirinin belli başlı konularından biri Hz. Muhammed’dir. İnsanoğlu için yaşam mürşidi ve şefaat kaynağı olması sebebiyle Hz. Muhammed’e derin sevgi duyulmuş, bu derin sevgi şiire yansımış, Hz. Muhammed müstakil türlerde ya da türler içinde sıkça ele alınmıştır. Bu türler içinde en yaygın olanı naatlardır. Naatlar; Hz. Muhammed’i anmak, övmek, tanıtmak ve Hz. Muhammed’in şefaatine nail olmak isteyen şairler için en elverişli metin şeklidir. Naatlarda Hz. Muhammed’in hayatı, bedenî ve ahlakî güzellikleri, isim ve sıfatları, yaratılış felsefesindeki önemi, diğer peygamberlerden üstün özellikleri, nesebi, ailesi ve mucizeleri ele alınır. Hz. Muhammed’in tasvirinde çeşitli teşbih ve istiarelere dayanarak ortaya çıkan motiflerden istifade edilir. Şefaat talep edilir. İktibaslardan faydalanılır. Hz. Muhammed’e olan sevgisini şiirlerinde işleyen Divan şairlerinden biri Hanyalı Nûrî Osmân’dır. Hanyalı Nûrî Osmân Divânı, kaside şeklinde tertip edilen bir naatla başlar. Divanda kaside, musammat ve gazel şeklinde yazılan naatlara rastlanılmaktadır. Bu naatlarda Hz. Muhammed’in bedenî ve ahlakî güzellikleri, isim ve sıfatları, mucizeleri, diğer peygamberlerden üstün özellikleri ve yaratılış felsefesindeki önemi çok çeşitli motiflerden ve iktibaslardan faydalanılarak ele alınmıştır. Çalışmamızda öncelikle Hanyalı Nûrî Osmân Divânı’ndaki naatların dış yapı unsurları ele alınmıştır.Bu bölümde naatların başlıkları, vezinleri, nazım şekilleri, redif ve kafiyeleri ile dil ve üslup özellikleri tespit edilmiştir. Daha sonra muhteva; Hz. Muhammed’in isim ve sıfatları, Hz. Muhammed’in bedenî ve söyleyiş özellikleri, Hz. Muhammed etrafında oluşturulmuş motifler, Hz. Muhammed’in mucizeleri, Hz. Muhammed’in tasvirindeki iktibaslar ve şefaat talebi başlıklar altında incelenmiştir. Bu başlıklardan yola çıkılarak Hanyalı Nûrî Osmân Divânı’ndaki naatlarda ortaya koyulan peygamber tasavvuru ve yaratılış felsefesi tespit edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Giresun Şehrinde Okullara Erişimin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile Analizi

    Deniz, Mehmet; Üzülmez, Mehmet; Gürçeşme, Mustafa

    Günümüz şehirleri gürültülü, kalabalık ve motorlu araçların çokluğuyla beraber insan sağlığı için tehlikeler oluşturmaktadır. Böyle şehirlerde mesafe olarak erişilmesi zor olan okullarda eğitim görebilmek bu durumu daha da tehlikeli hale sokmaktadır. Bu sebeple ülkemizde Mekânsal Planlar Yönetmeliği çerçevesinde okullara erişebilirliğin mesafeleri okul seviyelerine göre belirlenmiştir. Günümüzde teknolojinin gelişmiş olmasıyla birlikte Coğrafi Bilgi Sistemleri de gelişmiş ve söz konusu sistemlerde kullanılan programlarla erişebilirlik analizleri yapılarak en uygun mesafeler ortaya konmaktadır. Bu çalışmada da Giresun şehrinde binaların anaokulu, anasınıfı, ilkokul, ortaokul ve liselere olan mesafelerin yönetmeliğe göre uygunluğu analizlerle ortaya konmuştur. Çalışmada kullanılan okulların lokasyonları Millî Eğitim Bakanlığı’nın web sitelerinden, binaların konumları ise Giresun Belediyesi’nden temin edilmiştir. Analizlerin yapımında Coğrafi Bilgi Sistemleri programlarından biri olan ArcGIS adlı programının hizmet alanı (service area) modülünden faydalanılmıştır. Çalışmada Giresun şehrine ait 28 mahalledeki konutların okullara erişebilirliği analiz edilmiştir. Yapılan çalışmadaki sonuçlara göre şehirdeki binaların erişim uygunluğu ortalama olarak anaokullarına %21, anasınıflarına %37,4, ilkokullara %39,6, ortaokullara %70,2 ve liselere %93 şeklinde çıkmıştır. Okul seviyelerinin artmasıyla birlikte yürüme mesafelerinin de artması şehirdeki erişim uygunluğunu arttırmıştır. Ancak Giresun şehrinde okulların mekânda düzensiz dağılımı pek çok binanın erişebilir mesafeler dışında kaldığını göstermiştir. Şehirde okullara yönetmelik çerçevesinde uygun mesafe yönünden erişimi problem olan binaların olduğu bölgelerde yeni okulların yapımı buna çözüm olacaktır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi Açısından Kar ve İnci Romanı Üzerine Bir Değerlendirme

    Uslucan, Fikret; Abdurrahman, Arslan

    Sigmund Freud, hastalarını tedavi etmek için kullandığı teknikleri bir süre sonra beklenmedik bir şekilde sanat eserlerine de yöneltmiştir. Freud’un 19. yüzyılın sonlarına doğru Leonardo da Vinci ve Dostoyevski gibi sanatçıların eserleri ve şahsiyetleri üzerine yaptığı bu girişim, psikanalitik edebiyat kuramının/eleştirisinin de ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Multidisipliner bir alanı ifade eden psikanalitik edebiyat eleştirisine zamanla Carl Gustav Jung, Alfred Adler, Rollo May ve Otto Rank gibi isimler de katkı yapmışlardır. Psikanalitik edebiyat eleştirisi, ortaya koyduğu teorilerle özel bir saha olan edebiyat psikolojisinin de dikkatini çekmiştir. Edebiyat psikolojisi, ortak noktaları insan olan edebiyat ve psikolojinin birbirlerinden faydalanmasını ifade etmektedir. Bu iki bilim sahasını ilgilendiren ortak kuramlarla eser, yazar, şair, okur ve yazma süreci gibi konular ele alınmaktadır. Bir eser ortaya koyan yazar, tip ya da karakter olarak psikanalitik kuram ve tekniklerle çözümlenebilmektedir. Aynı zamanda, edebi eserlerde psikolojik tip ve temalar, bu tekniklerle ele alınabilmektedir. Ayrıca, edebiyat ve eserlerin okurlar üzerindeki tesiri, aynı psikanalitik yöntemlerle incelenebilmektedir. Edebiyat psikolojisinin inceleme konuları, bu şekilde çeşitlilik gösterse de edebiyat psikolojisiyle ilgilenen edebiyat araştırmacılarının yazar, şair ve okur şahsiyetinden ziyade psikanalitik kuram ve yöntemleri kullanarak edebi eserleri incelemeleri daha makul karşılanmaktadır. Muadil bir insan ve dolayısıyla muadil bir dünya kurgulamaya çalışan edebi eserlerin dile ait araçlarla oluşturduğu tüm unsurlar, psikanalitik edebiyat kuramının araştırma sahasına girmektedir. Bu anlamda gerçek dünyadaki insanın buhranlarına çözüm bulmaya çalışan psikanaliz, edebi eserlerdeki karakterlerin de daha detaylı bir şekilde anlaşılabilmesi için yeni kapılar aralayabilmektedir. Bu çalışmada, psikolojinin sunduğu imkânların ayırdında olan Nihan Kaya’nın Kar ve İnci romanı ele alınmıştır. Sanatın pratiği yanında teorisine de kafa yoran Kaya’nın bu eserini psikanalitik yöntemlerle incelerken yazarın şahsi hayatından ziyade eser karakterlerine odaklanılmıştır. Odak noktasında insan olan bu çalışmada, tek bir teorisyenin kuramlarıyla değil karakter davranışlarının işaret ettiği kuramlara göre farklı farklı psikanalitik tekniklere müracaat edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Uzaktan sağlık hizmeti sunumuna güven: ölçek geliştirme çalışması

    Ciğerci, Kübra; Uysal, Dilek

    Teknolojinin akıl almaz gelişimi insanın içinde bulunduğu her alanda özellikle sağlık hizmeti sunumunda büyük rol oynamaktadır. Çalışmada teknoloji ile yer edinen uzaktan sağlık hizmeti sunumuna karşı bireylerdeki güven düzeyini belirleyen ölçek geliştirilmeye çalışılmıştır. 401 bireyden toplanan verilerin; açımlayıcı, doğrulayıcı faktör analizleri ve güvenilirlik analizleri yapılarak 9 maddeli tek boyuttan oluşan ölçek yapısı elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Cronbach’ın alfa değeri 0,939, faktör yükleri 0,70 in üzerinde, uyum indeks değerleri kabul edilebilir ve mükemmel uyum değerleri ile ölçek geçerlik kazanmış olup çalışmaya katılan bireylerin uzaktan sağlık hizmetine güven düzeyleri ölçek puan ortalaması 3,42±0,82 olarak bulunmuştur. Uzaktan Sağlık Hizmeti Sunumuna Güven Ölçeği 5’li Likert tipi ve 9 faktör tek boyut olarak son şeklini almıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    İran’ın fars eyaletinde hamse konfederasyonu ve oymakları hakkında bir inceleme

    Yanar, Senay

    Bu makale, İran'ın güneyinde yer alan Fars eyaletinde 19. yüzyılın ikinci yarısı ile 20. yüzyılın ortaları arasında siyasi bir topluluk halinde varlığını sürdüren konar-göçer, Türk dilli ve içerisinde kısmen Türkleşmiş boyların bulunduğu Hamse isimli topluluğun tarihi, coğrafî, sosyal ve siyasi yapısını incelemektedir. Hamse topluluğu, 18. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın ortalarına kadar siyasi olarak İran’ın Fars eyaletinde Kaşkaylardan sonra nüfuz ve nüfus bakımından ikinci sırada gelen ve adından anlaşılacağı üzere beş oymaktan oluşan, kısa ömürlü ve suni bir konfederasyondur. Hamse İli olarak da adlandırılan ilgili birliğe dâhil edilen İnallu, Baharlu, Nefer, Basırî ve Arap adlarını taşıyan oymakların yaşadığı bölgeye de Hamse vilayeti adı verilmektedir. Ancak 18. yüzyıl öncesinde bu tabirin siyasi bir anlam taşıdığını düşünmek için hiçbir sebep yoktur. Çünkü bahsi geçen dönem öncesinde bu tabirin daha çok tarihî coğrafya açıdan bir anlam ifade etmekte olduğu anlaşılmaktadır. Her iki anlamıyla da bu birliğin, söz konusu zaman aralığında yalnız iç politikada değil aynı zamanda uluslararası düzeyde de etkili bir biçimde varlık gösterdiği anlaşılmaktadır. Hamse İli tabirinin siyasi açıdan kullanımının başlangıcının 18. yüzyılın sonlarına tarihlendirilmesinin sebebi, tabirin söz konusu yüzyılda henüz ortaya çıkan bir adlandırma olmasıdır. Bu tarihe kadar birbirinden ayrı biçimde yaşayan Hamse oymaklarının her birinin İran’da köklü birer geçmişi vardır. Bilindiği üzere Türkistan’dan dünyanın farklı bölgelerine yapılan Türk göçleri, uzun vadede ilgili yerlerin etnik ve kültürel yapısının şekillenmesinde etkili olmuştur. Bu bölgelerden biri olarak İran, Türk varlığının günümüzde de en çok rastlandığı ülkelerden biridir. Bu nedenle buradaki Türk varlığı hakkındaki araştırmalara katkı yapma hedefindeki bu çalışmada Hamse İli’ne ilişkin iki ana konu üzerinde durulmuştur. Bu konulardan ilki Hamse’yi oluşturan beş oymağın etnik köken ve dil açıdan incelenmesidir. Uzun yıllar boyunca söz konusu bölgede yaşayan ve yaylak-kışlak arası konar-göçer yaşamlarını devam ettiren bu birbirinden bağımsız boylar, dönemin hükümeti Kaçar hanedanının politikaları kapsamında komşu kavim Kaşkaylara karşı rakip güç haline getirilerek birleştirilmiştir. Bu nedenle çalışmada boyların birbirlerinden etnik köken ve dil özellikleri bakımından farklılıklarına değinilmiştir. İkinci konu ise Hamse’nin coğrafî sınırları, yaylak-kışlak bölgeleri, boyların sosyal ve ekonomik yaşayışları ve birbirleriyle ve merkezî hükümetle bağlantıları gibi özellikleridir. Farsça muasır kaynakları ve bu kaynaklara dayanan araştırma eserlerinin ışığında yukarıda bahsedilen konular üzerine bir araştırma makalesi niteliğindeki bu çalışmanın amacı, hakkında son derece az çalışma bulunan Fars eyaletindeki Hamse İli’nin Türk etnik kimliği niteliği ve varlığına ilişkin bilgileri derleyip toparlayarak literatüre katkıda bulunmaktır. Çalışmanın yöntemi söz konusu dönemin tanıkları tarafından kaleme alınmış muasır eserlerin incelenerek karşılaştırılması suretiyle Fars Hamse’sini oluşturan boylarının yerleşim yerleri, alt boyları nüfusları, başlıca geçim kaynakları ve yöneticilerinin faaliyetleri hakkındaki bilgi ve görüşlerin ortaya konulmasıdır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Cumhuriyetin 100. Yılında restoran işletmeleri: Gelişimsel süreç ve önemli olaylar

    Akyürek, Suat; Genç, Gökhan; Kızılcık, Onur

    Yiyecek içecek hizmetleri yaşam biçimi ve özdeğerlerden etkilendiğinden, bu hizmetler uygarlık tarihine paralel olarak gelişmiştir. Günümüzde paket turların da artışına bağlı olarak turizmin kitlelere yayılması ve insanların daha kaliteli hizmet sunan işletmeleri tercih etmesi, yiyecek içecek hizmetlerinin gelişimini hızlandırmıştır. Böylece restoranlar, turistik çekim unsuru haline gelmeye başlamıştır. Son yıllarda turizm ve gastronomi araştırmalarının çoğunlukla mevcut zaman üzerinden gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu çalışmada, tarih araştırmalarının geleceğe ışık tutabileceği düşüncesinden hareketle, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze restoran işletmelerinin gelişim süreci incelenmiştir. Bu bağlamda ikincil veri kaynakları incelenerek yapılan bu derleme çalışmasında, 100 yıllık Cumhuriyet döneminde restorancılığın gelişimsel süreci, köklü restoran işletmeleri ve restorancılığı etkileyen önemli olaylar kronolojik olarak incelenmiştir. Böylece Türkiye’nin gelecek yüzyılında yiyecek içecek endüstrisinin gelişimine katkı sunacak tarihsel bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda, yapılan tarihsel değerlendirmelere bağlı birtakım öneriler geliştirilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Cumhuriyetin 100. yılında türk deniz kuvvetleri’nin dış politikada artan etkisi

    Tutak, Eda

    Deniz kuvvetleri, sadece savaş zamanında ulusal güvenliğin teşkil edilmesinde değil barış zamanında bayrak ve varlık gösterme, barışı destekleme, insani yardım ve arama-kurtarma harekâtlarının icrasıyla da ulusal çıkarların gerçekleştirilmesinde kritik rol oynamaktadır. Özellikle barış zamanında gerçekleştirdiği faaliyetler ile dış politik hedeflere hizmet eden deniz kuvvetleri, dış politikanın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Türk Deniz Kuvvetleri, küresel siyasette Türkiye’nin rekabet gücüne önemli ölçüde katkı sunan hem sert hem de yumuşak güç araçlarından biridir. Bu çalışmanın amacı, Cumhuriyetin 100. yılında Türk Deniz Kuvvetleri’nin ne boyutta geliştiğini incelemek ve dış politikada etkili bir ulusal güç aracı olduğunu ortaya koymaktır. Bu çalışma, Türk Deniz Kuvvetleri’nin 1997’de yayınladığı ve özellikle 2000’li yılların başından itibaren hız kazanan “Açık Denizlere Doğru” stratejisi kapsamında gerçekleştirdiği modernizasyon faaliyetleri, uluslararası harekât, tatbikat ve uygulamalar ile ülke dış politikasında daha etkin rol oynadığını savunmaktadır. Küresel gelişmeler neticesinde denizlerin artan önemi, Türk Deniz Kuvvetleri’ni donanma gücünü geliştirmeye yöneltmiş bu kapsamda donanma altyapısını oluşturan araçların sayısından çok niteliği dikkate alınmıştır. Türk donanma gücü daha teknolojik, daha milli, daha yetenekli ve daha stratejik unsurlarla donatılmış, Cumhuriyetin 100. yılında daha modern bir Türk Deniz Kuvvetleri ortaya çıkmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Afrika’yla İlişkilerinde Rusya’nın İşlemselleştirdiği Rus Kültür Alanları

    (Alieva), Vildane Özkan

    Makalenin amacı, 18. yüzyıldan günümüze kadar Rusya’nın Afrika kıtasıyla kurduğu ilişkilerde Rus kültürünü nasıl işlemselleştirdiğini kültürel ve tarihsel sosyoloji çerçevesinde çözümlemektir. Makale kapsamında Afrika’yla ilişkilerde işlemselleştirilen temel Rus kültür alanları olarak dil, sanat, bilim, din, Batı karşıtı değerler, çok kutupluluk anlayışı, yayılmacılık, askeriye ve silah, milliyetçilik, ırkçılık ve köken arayışı üzerine odaklanılmaktadır. Veriler, nitel araştırma yönteminin alan yazını tarama tekniği ile toplandı. Bulgular, kültürel ve kurumsal güç ilişkileri bağlamında verilerin betimsel analiziyle elde edildi. İlk olarak; Rusya ve Afrika arasındaki temasların kısa tarihi ve bu temaslar sırasında Rusya’da Afrika üzerine bilimsel araştırmaların nasıl biçimlendiği verilmektedir. İkinci olarak; Rusya-Afrika ilişkilerinde Rus sanatı, edebiyatı ve sinemasının oynadığı roller ve işlevler çözümlenmektedir. Üçüncü olarak; Rus inancı olarak da damgalanan Ortodoks Hıristiyan inancı ve Ortodoks Kilisesi’nin Afrika’daki işlevleri tespit edilmektedir. Bu bağlamda Afrika kıtasında Ortodoksluk inancı ile Rusya’daki Ortodoksluk inancı arasındaki ilişkiler incelenmektedir. Dördüncü olarak; Batı karşıtı değerler ve çok kutupluluk anlayışının Rusya’nın Afrika’yla ilişkilerini nasıl etkilediği incelenmektedir. Beşinci olarak; Slavcılık adlı milliyetçilik ve ırkçılık karışımı ideolojinin ve Slavların kökenini Afrika kıtasında keşfetme arayışının Rusların Afrikalılarla ilişkilerindeki işlevleri çözümlenmektedir. Konuyla ilgili sosyolojik araştırmaların az sayıda oluşu dolayısıyla, makale ilgili alan yazınına katkı sağlaması açısından önem arz eder.

  • MakaleAçık Erişim2023
    An Investigation on the Components of the Living Standards: Evidence from Ethiopia

    Kocağ, Esra Karapınar

    Adaption of the 2030 Agenda for Sustainable Development in 2015 by United Nations member states is an urgent call for action to improve human lives while protecting environment. As any other developed and developing members, Ethiopia is also expected to response the call for action. Ethiopia is a country with high dependency on rain-fed agriculture, severe drought as a result of climate change and wrong human action, widespread poverty, and high dependency on humanitarian aid which requires a careful investigation to deal with its problematic situations. This paper offers a household level investigation on the components of living standards or welfare in Ethiopia, utilising COVID-19 High Frequency Phone Survey of Households 2020. Findings suggest that living area, ownership of dwelling, Access to water and electricity, having a rental income, and the number of household members significantly associated with the level of consumption, that are expected to provide guidance for policy makers.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2023
    Dijital İletişim Bağlamında Finansal Okuryazarlık: Çocuklara ve Ebeveynlere Yönelik Dijital Uygulamalar ve Yeni Nesil Harçlık Modelleri

    Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı

    Günümüzde birçok okuryazarlık çeşidi bulunmaktadır ve finansal okuryazarlık bunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuklara ve 18 yaş altındaki gençlere planlı harcama, tasarruf ve birikim bilinci aşılama, parayı doğru harcama yol ve yöntemlerini öğretme, bütçe oluşturabilme vb. sağlıklı finansal alışkanlıklar kazandırma noktasında öne çıkan finansal okuryazarlık, bilgi iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte dijital finansal okuryazarlığa evrilmiştir. Dijitalleşmenin de etkisiyle eski tasarruf ve birikim yöntemlerinin yerini dijital ortamlar, uygulamalar ve modeller almaya başlamış, yeni nesil harçlık sistemleri ve birikim modelleri ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda yaşadığımız dijital döneme uyumlan(dırıl)an ve ebeveynlere çocuklarına akıllı/planlı harcama ve birikim yapmanın formüllerini sunabilecek çeşitli uygulamalar hayata geçirilmiştir. Bu çalışma, dijital ebeveynlerin çocuklarına yönelik finans alışkanlığını nasıl kazandıracaklarına yönelik sunulan farklı uygulama, hizmet ve modellerin neler olduğuna odaklanmakta, geliştirilen formülleri inceleyerek kapsamlı bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Diğer yandan bu çalışma, finansal okuryazarlığın dijital finansal okuryazarlığa evrilmesiyle ebeveyn-çocuk ilişkisinin finansal boyutuyla nasıl bir ilişki üzerinden yürütüldüğünü ortaya koymayı amaçlayarak dijitalleşmenin finansal okuryazarlık üzerinden önemini ele almaktadır. Bu kapsamda çalışma betimsel bir inceleme çalışmasıdır ve özgün bir kapsam ve içerik sunmayı hedefleyerek ele alınan konuya ilişkin sistematik bir bütünlük kazandırmaya çalışmaktadır. Çalışmada dijital ebeveynlere sunulan dijital finansal okuryazarlıkla ilgili yeni uygulamalar/hizmetler incelenerek dijital öğrenme ortamlarına ve uygulamalarına ilişkin bir anlam çerçevesi oluşturulmaktadır. Çalışma sonucunda hem bireysel girişimcilerin hem de bankaların finansal okuryazarlık ile ilişkili olarak dijitalleştirilmiş kumbara uygulamalarını son yıllarda kullanıcılara ve müşterilere sunmasıyla birlikte dijital ortama daha fazla uyumlanma çabasının gittikçe arttığı görülmüş, Manibux, Vibox, Çocuk Bankacılığı ve Dijital Kumbara gibi örneklere rastlanılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    “Doğanın Sesi”: İslam ve ekoloji bağlamında İbrahim Tenekeci’nin şiirleri

    Yazbahar, Zehra

    Çevre sorunlarının yanında insan ile tabiat ilişkisine ve tabiatın sürdürülebilirliğine odaklanan ekoeleştiri, tabiat bilincinin artmasına bağlı düşünsel ve sanatsal bir platform olarak öne çıkar. Geleneksel eleştirinin sınırlarını zorlayan bu kuram hem tabiatın dengesini hem de insan ve çevresindeki ilişkiyi anlamaya ve anlatmaya çalışır. Bunu yaparken de tabiatın insanoğlunun yaşamındaki yerine dikkat çekip çevre sorunlarına farkındalık yaratmayı amaçlar. Diğer bir ifadeyle insanın çevresiyle etkileşimi üzerinde duran ekoeleştiri, çevreyi koruma adına çevre hareketlerini destekleyerek ve uygulanabilir çevre politikalarının oluşturulmasına katkıda bulunarak çevre bilinç düzeyini ve çevresel duyarlılığı arttırmayı hedef edinir. İnsan ve tabiatın birbirine bağlı olduğunu göstermek isteyen birçok sanatkâr da eserlerinde çevreyle ilgili konuları mercek altına alır. Ekolojik yıkım ve bu yıkımın sebep olduğu problemleri irdeleyen kimi sanatkârlar, edebiyatın gücünü kullanarak tabiata yönelik algıları olumlu yönde değiştirmeyi ister. İbrahim Tenekeci de artan çevresel tahribatın sonuçlarını ele alan, aynı zamanda insanın tabiatla uyumlu yaşaması gerektiğine inananlar arasındadır. Tabiatı ilahî bir kaynak olarak nitelendiren Tenekeci, edebiyat aracılığıyla tabiatın yaşamın önemli bir parçası olduğunun vurgusunu yapar. Bazı şiirlerinde çevresel meseleleri sorgulayan şair için tabiat, tefekkür sahasıdır. Bu çalışmada şiirlerini yazarken sosyal, toplumsal, kültürel, siyasal ve özellikle dinî unsurlardan beslenen Cumhuriyet Dönemi sanatkârlarından İbrahim Tenekeci’nin şiirleri ekolojik açıdan incelenerek çevre sorunları; tabiatın yaşamdaki rolü; insanın, toplumsal yapının ve kültürün tabiatla münasebeti şairin bakış açısından verilmiştir.

    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Zeytin pirinasının mikrodalga kurutulmasında ultrases ön işleminin ürünün bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerine etkisi

    Koc, Gulsah Caliskan; Altay, Kadriye; Akdoğan, Arda

    Bu çalışmada, mikrodalga kurutma öncesi zeytin pirinasına uygulanan ultrases ön işleminin kurutulmuş pirinanın fizikokimyasal kompozisyonu (nem, su aktivitesi ve renk), toz ürün özellikleri üzerine biyoaktif bileşenleri (toplam flavonoid, fenolik madde içeriği), antioksidan aktivitesi ve mineral madde içeriği özelliklerine etkisinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, pirina örneklerine 10 dakika ultrases ön işlemi uygulanmış ve örnekler 460W güçte 8 dakika süre ile mikrodalga fırında kurutulmuştur. Kurutma sonrası örneklerin nem içerikleri %5 (yaş bazda)’in altına düşmüştür. Ultrases ön işleminin kurutulmuş pirinanın b*, kroma ve esmerleşme indeksi değerlerini azalttığı gözlenmiştir. Toz formdaki kurutulmuş pirina örneklerinin iyi akabilirlik ve düşük yapışkanlık özelliğinde olduğu belirlenmiştir. Ultrases ön işleminin pirinaların flavonoid ve fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivite özelliklerini azalttığı tespit edilmiştir. Ultrases ön işleminin örneklerin demir, nikel, alüminyum, mangan, kurşun ve potasyum içeriklerinde artış meydana getirdiği sonucuna varılmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2023
    Günah keçileri Yaratmak: Claire Keegan’ın Bunlar Gibi Küçük Şeyler adlı Romanın- da Kilise, Devlet ve Toplumun Suç Ortaklığı

    Hakkıoğlu, Mümin; Güneş, Mustafa

    Claire Keegan’ın Small Things Like These (2021) adlı romanı, İrlanda’daki Magdalen Çamaşırhaneleri bağlamında saflık, kirlilik ve günah keçisi ilan etme gibi kavramları tartış- maya açmaktadır. Roman, ahlak ve ahlaksızlığın cinsiyetçi bir kategoriye indirgenmesini eleştirmekte ve toplumun hem kurbanları hem de kurtarıcıları olarak “düşmüş kadınlara” odaklanmaktadır. Roman aynı zamanda kapitalizm ve eşitsizliğin hüküm sürdüğü İrlan- da’daki New Ross kasabasının sert sosyo-ekonomik ortamını ve kapitalist sistemin kur- banları olan karakterleri de tasvir etmektedir. Keegan, 1996 yılına kadar İrlanda ulusu için ideal kadınların yaratılmasında ve halkın “düşmüş” kadınlardan korunmasında etkili olan Magdalen Çamaşırhaneleri’nin bir taslağını çizerek, dini ve kapitalist etkiler arasındaki suç ortaklığına işaret eder. Kapitalizmin özel mülkiyeti, kârı ve rekabeti öncelediğini ve Hıristiyanlığın sistemin temel ilkelerini yaydığını anıştırarak Hıristiyanlık ve kapitalizm arasındaki ilişkiye vurgu yapar. Anlatı, kapitalizmin kâr arayışının savunmasız grupların sömürülmesine ve marjinalleştirilmesine nasıl yol açabileceğinin, zenginlerin ve güçlülerin çıkarlarını korumak için bir günah keçisi ilan etme sistemini nasıl sürdürdüğünün altını çizmektedir. Dolayısıyla, bu çalışmanın temel amacı, Keegan’ın Small Things Like These adlı eserinde özellikle ötekileştirilen ve manastıra kapatılan kızlar ve diğer karakterler üzerinden örneklenen günah keçisi olgusunu, “mimetik arzu,” “şiddet” ve “günah keçisi mekanizması” ile ilgili teorilerden yararlanarak incelemektir. Çalışma ayrıca, dışlanan ve ulusal ideallere zarar vermekle suçlanan bu kızların hakikate ilişkin nasıl bir ayna işle- vi gördüğünü göstermeyi ve hepsi kapitalizmin güçleri tarafından manipüle edilen kilise, devlet ve toplumun karmaşık etkileşimi içinde gerçek bir toplumsal arınmaya ulaşmanın imkansızlığını ortaya koymayı hedeflemektedir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Arktik güvenliğini yeniden düşünmek: değişimler ve zorluklar

    Gürdal, Elif; Limon, Onur

    Arktik, yeryüzünün benzersiz ve önemli bir parçasıdır. Dünyanın geri kalanından çok daha hızlı değişmekte ve uluslararası ilişkilerin odağı hâline gelmektedir. Güvenlik kavramı muğlaktır ve gerçekte ne olduğunu tanımlamak kolay değildir. Nesnel anlamda, edinilmiş değerlere yönelik tehditlerin olmamasını, öznel anlamda ise bu tür değerlere saldırılacağına dair korkunun olmamasını ölçer. Soğuk Savaş’tan günümüze Arktik’teki güvenlik tehditlerinin şekli (askerî, nükleer, çevresel vb.) değişse de güvenlik sorunları bölge devletlerinin güvenlik çıkarlarıyla iç içe geçmeye devam etmektedir. Bu makalenin amacı, Arktik güvenliğinin değişimini ve bu değişimin nasıl gerçekleştiğini incelemektir. Makalede nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen bilgilerin analizinde betimsel ve kısmen yorumlayıcı anlatım yöntemleri tercih edilmiştir. Arktik Devletleri’nin güvenliği bölgesel düzeyde birbirine bağlıdır ve bir aktörün eylemi diğerlerini etkilemektedir. Makale; Arktik güvenlik yörüngesinin, öncelikle bölgesel ilişkiler tarafından yönlendirilmediğini, bölgesel iş birliğinin dirençli ve açık olmasına rağmen güven inşa çabalarının azaldığını ortaya çıkarmaktadır. Mevcut durumda Arktik Devletleri’nin birbirlerine yönelik gerçek saldırı algıları düşüktür. Özelde Rusya genelde ise Rusya ve Çin ile Arktik’te uluslararası iş birliği ve güvenliğin 24 Şubat 2022’deki Rusya’nın Ukrayna saldırısı öncesi seviyelerine dönmesi güçtür.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye’deki Hookeria (Hookeriaceae) Türleri Üzerine Notlar

    Batan, Nevzat; Erata, Hüseyin

    Bu çalışmada, Türkiye’den daha önce kaydı verilmiş olan Hookeria cinsine ait Hookeria acutifolia ve Hookeria lucens türleri, herbaryum örnekleri üzerinden morfolojik olarak incelenmiş ve karakteristik özellikleri resimlenmiştir. Türlerin Türkiye’deki güncel durumu, dağılımı, teşhis anahtarı ve ekolojileri detaylı olarak sunulmuştur.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye’deki Amphidium (Amphidiaceae) Türleri Üzerine Notlar

    Batan, Nevzat; Erata, Hüseyin

    Bu çalışmada, Türkiye’den daha önce kaydı verilmiş olan Amphidium cinsine ait Amphidium lapponicum ve Amphidium mougeotii türleri herbaryum örnekleri üzerinden morfolojik olarak incelenmiştir ve resimlenmiştir. Türlerin Türkiye’deki güncel durumu, detaylı tanımı, türler için teşhis anahtarı, ekolojisi ve Türkiye dağılımı detaylı olarak verilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Spatial analysis of high-tech exports with geographically weighted regression

    Kalkan, Yusuf

    The development of High-Technology Exports (HTE) contributes to the increase of competitiveness and growth in national production, the development of commercial and economic cooperation with foreign countries, and the diversification of the economy. In addition, high technology exports reduce the current account deficit of the country's economy. Therefore, high-tech industries have become indispensable for economic development in a country. The aim of this study is to examine the existence of spatial (neighbourhood) relations of countries in high-technology exports. In this study, Exploratory Regression analysis was applied to determine the model that best explains HTE among the variables. Moran Index was used for spatial autocorrelation, Geographical Weighted Regression (GWR) method for spatial regression analysis, and Ordinary Least Squares (OLS) method, to compare with the GWR method. The GWR model established in this study showed that countries have a weak or strong spatial relationship with their neighboring countries in terms of HTE. It has been observed that this spatial relationship is strong in the countries neighboring China, which ranks first in HTE, while the spatial relationship is weak in countries where HTE is low.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı