Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2022
    Karmaşık Devamlılık, Çalışan Sesi, İşveren Markası ve Farklılık Algısı İlişkisi: Bir Lojistik Örgütü

    Sökmen, Alptekin; Benk, Osman

    Örgütlerin ve çalışanların birbirlerini anlama çabaları araştırmacıları insan kaynağının tutum ve davranış yapısını inceleme merakına sürüklemektedir. Bu inceleme merakından hareketle, araştırmanın amacı; karmaşık devamlılık, çalışan sesi, işveren markası ve farklılık algısı arasındaki ilişkileri lojistik sektöründe Ankara’daki bir örgütün çalışanları örnekleminde ele almaktır. Araştırma 2021 yılında Ocak ve Şubat ayları arasında, kolayda örnekleme tekniği ile ulaşılan bir işletmeden 336 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. SPSS 27 paket programında yapılan basit regresyon analiz sonuçlarına göre; işveren markası algısı farklılık algısını; karmaşık devamlılık çalışan sesi, işveren markası ve farklılık algısını, çalışan sesi işveren markası ve farklılık algısını hem anlamlı hem de pozitif olarak etkilemektedir. SPSS Process Macro 2.16.3 programında Hayes’in Model 6 - çoklu ardışık aracılık analizi sonuçlarına göre; çalışan sesi ve işveren markası algısı, karmaşık devamlılığın farklılık algısına olan etkisine ardışık olarak aracılık etmektedir. Bu bağlamda, araştırma sonuçları ile örgütlerin ilgili çalışan algı ve davranışlarını etkin yönetmede fayda elde edebileceği tahmin edilmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    Rasyonel Ahlak Geleneğinin Tarihselci Bir Yorumu Olarak MacIntyre’ın Erdem Etiği

    Tüzen, M. Ahmet

    Metodolojik açıdan geleneği ölü bir kavram olarak görmeyen aksine tarihsel olarak genişleyen ve toplumsal olarak da cisimleşen bir argüman şeklinde değerlendiren Alasdair MacIntyre, çok kadim bir geleneğin öncelini ve ardılını birbiriyle birleştiren bir figür olan Aristoteles’in oluşturduğu rasyonel erdem geleneğinin çağdaş dünyanın ahlaki ve sosyo-politik sorunlarının üstesinden gelebilmek için tekrar canlandırılması gerektiğini savunur. MacIntyre’a göre liberal bireycilik nedeniyle yaklaşık üç yüzyıllık süreçte ahlak felsefesinin yitirmiş olduğu tutarlı ve rasyonel temel, Aristotelesçi gelenek tarafından tekrar kazandırılabilir. Bu çalışma, söz konusu geleneğin ereksel insan doğası anlayışını ve insanın asıl hedefini belirleyen öze sahip olduğu görüşünü yorumlayan MacIntyre’ın modern ahlak felsefesinin sorunlarına yönelik çözümlemelerini ele almaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Koroner Arter Hastalarında Tanrı Algısının Psikososyal Uyum Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi

    Çakmak, Seher; Nural, Nesrin; Gürses, Songül

    Amaç: Bu araştırma, koroner arter hastalarında Tanrı algısının psikososyal uyum üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişkisel olarak yapılan araştırma, bir devlet hastanesinin Kardiyoloji kliniklerinde yatarak tedavi gören 138 hasta ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında, ′′Tanıtıcı Özelikler Formu′′, ′′Tanrı Algısı Ölçeği′′ ve ′′Psikososyal Uyum Öz-Bildirim Ölçeği′′ kullanılmıştır. Veriler SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya alınan hastaların Tanrı algısı puan ortalamasının 100.2±6.7, hastalığa psikososyal uyum-öz bildirim puan ortalamasının 35.3±18.1 olduğu ve %52.2’sinin hastalığa “iyi” düzeyde psikososyal uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Hastalığa Psikososyal Uyum-Öz Bildirim Ölçeği’nin geniş aile ilişkileri, aile çevresi ve psikolojik distress alt boyut puan ortalamaları daha düşük bulunmuştur. Tanrı Algısı Ölçeği puanının Psikososyal Uyum Öz- Bildirim Ölçeği puanı üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir etkisinin bulunmadığı saptanmıştır (p>0.05). Sonuç: Bu çalışmada, koroner arter hastalarının seven ya da sevgi yönelimli Tanrı algısına sahip oldukları ve hastalığa orta düzeyde psikososyal uyum sağladıkları tespit edilmiştir. Hastalığa psikososyal uyum geniş aile ilişkileri, aile çevresi ve psikolojik distress alanlarında daha yüksek bulunmuştur. Hastaların Tanrı algısının hastalığa psikososyal uyumları üzerinde etkili olmadığı belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2022
    Sosyal medya bağlamında kullanıcının aktifliği sorunsalı: ınstagram’daki içerik üretiminin kültürel analizi

    Çaglar, Bayram

    Bu çalışmada 1970’li yıllarda anaakım televizyon yayınlarına yönelik geliştirilen aktif izleyici tezinin sosyal medya ortamlarından biri olan Instagram’daki içerik üretimine uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmıştır. Kültürel Çalışmalar Kuramının bakış açısına göre izleyicinin kendi medya içeriğini üretmesinin günümüzde ne derece gerçekleşebildiği olgusu ortaya konularak Instagram’da üre-tüketicilerin içerik üretimi örneklem konusu yapılmıştır. Bulguların yorumlanması üretilen içeriklerin keşfet denilen anaakış sayfasındaki paylaşımlarının incelenmesiyle yapılmıştır. Analiz eğlence başlığı altında; mizah, cinsellik, mahremiyet, politika, dini, mezhepsel, ideoloji, aile, çocuk, hayvan ve çevre gibi paylaşımlarla sınırlandırılmıştır. Bu kategorilerin önemli noktası ise ordinari bireylerin içerik üretimlerinin dikkate alınmasıdır. Yapılan nitel içerik analizlerinin bulgusunda içerik üreticilerinin eğlence ağırlıklı alternatif bir popüler kültür oluşturdukları görülmüştür. Çalışmanın önemli bulgularından bir diğeri ise rutin pratiklerdeki bireylerin teknolojinin sunduğu imkânları da kullanarak birer aktif izleyici ve aynı zamanda üreticiye dönüştüğü ancak bunun hegemonik okuma pratiği olarak ifade edilebileceğidir. Popüler kültür mecrası olarak değerlendirilebilecek olan sosyal ağların John Fiske’in de ifade ettiği gibi dönüştürücü ve değişime uğratıcı bir yönünün bulunduğu ancak egemen kültürün etkisinden de kurtulamadığı varsayımını teyit eden bulgulara ulaşılmıştır. Özellikle kendi ürettikleri içeriklere ünlü kişilerin ve egemen popüler kültür temsillerinin sesinin veya görüntüsünün eklendiği ve bu bağlamda anaakım medya tarafından üretilen stereotiplerin etkisinde kaldıkları görülmüştür. Çalışmanın sonucunda içerik üretimi bağlamında aktif olan kullanıcıların birer influencer yapısında olup kültürel anlamda özerk bir alan oluşturmaya aday oldukları ancak bunu gerçekleştirecek kültürel sermayeden yoksun bulundukları tezi geliştirilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2022
    Çerçeveleme etiği tartışmalarında temel kavramlar

    Güran, Mehmet Salih; Özarslan, Hüseyin

    Günümüz medya toplumunda kültürün yeniden üretilmesinde izler kitle çerçeveleri ile medya çerçeveleri tüm taraflarca etkileşimli olarak kullanılan ana metafor kalıplarıdır. Medya çerçeveleri, her türlü iletişim metninde, ama özellikle kitle iletişim araçlarında içeriği paketlemekte kullanılan retorik ve söylem araçları olarak, gerek güçlü ikna etkileri, gerekse toplumsal iletişimde sorumluluk atfetme, sorunu açıklama, çare önerme gibi ahlaki yargılama işlevlerini yerine getirmekte olduğundan, etik uygulama tartışmalarına konu olmaktadırlar. Çerçeveleme araştırmalarında, çerçeveleme eyleminin etik sorunları bağlamlar ve olaylar örneğinde tartışılırken, çerçevelemenin ahlaki tavır ve yargı belirten işlevleri de yine ayrı örnek olaylar bağlamında incelenmektedir. Ortak kavramsal temelin ötesinde, her iki yaklaşımın sonuçları da ahlakilik tartışmalarına konu olmaktadır.Çerçeveleme ve etik ilişkilerini ele alan teorik ve kavramsal yaklaşımların, “çerçeveleme sorumluluğu” ve temel iletişim ahlakı temelli bir ortak tartışma paydasında karşılaştırılmaları çerçeveleme teorisinin kavramsal gelişimine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle çerçevelemenin ahlaki ve etik sorunlarını farklı bağlamlarda ele almış önemli araştırmaları birlikte inceleyen bir literatür analizi gerekli görülmüştür.Çalışma sonucunda, yeni medya devrimiyle birlikte, farklı yapısal ilişkilere ve farklı etkileşim dinamiklerine sahip sosyal medya formlarının gelişmesi ve bunların geleneksel medya yapılarıyla girdikleri ilişkiler temelinde hem medya etiği hem de çerçeveleme araştırmalarında farklı boyutların ve konseptlerin ortaya çıktığı görülmüştür

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Yeşil muhasebe araştırmalarının bilim haritalama teknikleri ile bibliyometrik analizi

    Tosunoğlu, Büşra; Karcıoğlu, Reşat

    Bu çalışmanın amacı, yeşil muhasebe ile ilgili bilimsel çalışmaların bibliyometrik göstergeler açısından incelenmesidir. Bu kapsamda Web of Science (WOS) veri tabanında taratılan yayınlar, ilgili literatür doğrultusunda belirlenen konu başlıkları ve içeriklerine göre sınıflandırılmıştır. Çalışmadaki bibliyometrik veriler, 2010-2021 yıllarını kapsamakta olup söz konusu taramada erişime açık toplam 893 makaleye ulaşılmıştır. Analiz sonuçlarına göre 2020 yılı, yeşil muhasebe konusuna ilişkin en fazla makalenin yer aldığı yıldır. Dünya çapındaki duruma bakıldığında ise Amerika Birleşik Devletleri ilk sırada yer almakta olup en etkin dergi “Journal of Environmental Accounting and Management”dir. Anahtar kelime açısından inceleme sonuçlarına bakıldığında ise çalışmaların büyük çoğunluğunun sürdürülebilirlik boyutuyla ele alındığı söylenebilmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    The intermediary role of destination image in the impact of destination personality on visitor satisfaction

    Ödemiş, Murat; Duzgun, Ertugrul

    Destination personality and destination image can have an important role in enhancing of visitor satisfaction. The traits of destination personality can also subscribe to the positive improving of the destination image. In line with this, the main target of the research is to specify whether the destination personality traits and destination image of Bolu have an impact on the visitor satisfaction. In addition, in this research, it has been tried to determine whether the destination image has an intermediary role in the impact of Bolu's destination personality on visitor satisfaction. Data were collected from 234 domestic tourists who visited Bolu through a questionnaire. On the obtained data, respectively; reliability, validity and normality tests, correlation analysis and finally linear and hierarchical regression analyzes were performed. Based on the outcome of the research, the factors of the destination personality (attractiveness, humane modernist and vibrancy) have an impact on the destination image and visitor satisfaction in a significance and positive way. It has been determined that the destination image has a meaningful and positive influence on the customer satisfaction. Moreover, it has been observed that there is a partial intermediary role of the destination image on the impact of destination personality factors on the visitor satisfaction. According to these outcomes revealed, the entire hypotheses tested in the study have been accepted.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Yabancı turistlerin unutulmaz turizm deneyiminde algılanan otantikliğin rolü

    Kızılırmak, İsmail; Kaya, Fazıl

    Bu araştırmanın temel amacı, unutulmaz turizm deneyiminde (UTD) algılanan otantikliğin (AO) rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda veri toplama aracı olarak nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniğine başvurulmuştur. Araştırma evrenini Kapadokya Bölgesi, örneklemini ise Nevşehir ilini ziyaret eden yabancı turistler oluşturmaktadır. Araştırmada Nevşehir ilini ziyaret eden yabancı turistlerle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilerek toplamda 389 kullanılabilir anket elde edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri test etmek amacıyla SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, unutulmaz turizm deneyimi boyutları üzerinde algılanan otantikliğin pozitif yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Otantiklik boyutlarından nesnel ve yapısal otantikliğin unutulmaz turizm deneyimi boyutlarını açıklamada anlamlı bir etkiye sahip olduğu, varoluşsal otantikliğin ise yerel kültür deneyimi haricinde diğer boyutları açıklamada anlamlı bir etkiye sahip olmadığı anlaşılmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde destinasyon paydaşlarına çeşitli tavsiyelerde bulunulmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Akademisyenin Mutluluk Düzeyine Etki Eden Faktörlerin Belirlenmesi: Ölçek Geliştirme Araştırması

    Durmuş, İbrahim

    Araştırmanın amacı, para sevgisi, mesleki gelişim ve kariyer kaygısının Türk akademisyenlerin mutluluk düzeyleri üzerindeki ortak etkilerini araştırmaktır. Bu amaçla varsayılan ilişkileri incelemek için iki farklı ölçüm modeli oluşturulmuştur. Model 1’in bulgularına göre, a) mesleki gelişim, para sevgisi ve mutluluk düzeylerinin artmasına katkıda bulunur, b) para sevgisi mutluluk düzeylerinin artmasına katkıda bulunur ve c) mesleki gelişim ve mutluluk arasındaki ilişkide para sevgisinin aracılık rolü vardır. Kontrol değişkenlerinden sadece yaşın, yukarıda ifade edilen aracılık modeli üzerinde düzenleyici bir etkisi vardır. Model 2’nin bulgularına göre, d) kariyer kaygısı, para sevgisini artmasına mutluluk düzeyinin azalmasına neden olur, e) para sevgisi mutluluk düzeyi üzerinde anlamlı bir etkisi yoktur ve f) kariyer kaygısı ve mutluluk düzeyi arasındaki ilişkide para sevgisinin aracılık rolü yoktur. Kariyer kaygısının mutluluk düzeyi ilişkisinde yaş değişkeni düzenleyici etkiye sahiptir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2022
    Hemşirelik Öğrencilerinin Bağımsız Kelime İlişkilendirme Testi ve Yazma Çizme Tekniğiyle Psikolojik Şiddet Algısının Belirlenmesi

    Uzun, Sevda; Gürhan, Nermin; Karakas, Didar; Kulakaç, Nurşen; Özmaya, Esma; Altun, Elif

    Amaç: Bu çalışmada hemşirelik son sınıf öğrencilerinin sahip olduğu psikolojik şiddet algısının, boyutunun, nedenlerinin ve sonuçlarının bağımsız kelime ilişkilendirme testi ve yazma çizme tekniğiyle detaylı incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada öğrencilerin psikolojik şiddete ilişkin görüşlerini derinden incelemek için nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması deseninden yararlanılmıştır. Çalışma grubunu çalışmaya katılmayı kabul eden gönüllü 26 hemşirelik son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; bağımsız kelime ilişkilendirme testi ve yazdırma–çizdirme tekniği kullanılarak, katılımcıların “psikolojik şiddet” kavramıyla ilgili bilişsel yapılarında ayrıntılı veri toplanması hedeflenmiştir. Çizimler ise öğrencilerin mevcut bilgilerini, inançlarını kelimelere bağlı kalmaksızın ifade etmesini sağlar. Elde edilen veriler içerik analizine göre değerlendirilerek kategoriler belirlenmiştir. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre hemşirelik adaylarının psikolojik şiddet ile ilgili zihinlerindeki kavramlardan bağımsız kelime ilişkilendirme testiyle ve yazma çizme tekniğiyle toplam altı kategori oluşturulmuştur.. Bu kategoriler psikolojik şiddetin özellikleri, psikolojik şiddetin etkileri, psikolojik şiddetin nedenleri, psikolojik şiddeti gösterme biçimleri ve psikolojik şiddeti uygulayanlardır. Sonuç: Çalışmamızda hemşirelik öğrencilerinin psikolojik şiddeti sözel şiddetle aynı kavram olarak algıladığı, psikolojik şiddetin nedenleri arasında ilk sırada öfkeyi gördüğü ve psikolojik şiddetin etkilerini ise değersiz hissetme, depresif duygudurum ve korku olarak değerlendirdiği bulunmuştur.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Küreselleşme ve Finansal Gelişmenin Gelir Eşitsizliği Üzerindeki Etkisi: Yükselen Piyasa Ekonomilerinden Yeni Kanıtlar

    Pala, Fahrettin

    Çalışmanın amacı, yükselen bir ekonomi için birleşik bir çerçevede küreselleşme ve finansal gelişmenin gelir eşitsizliği üzerindeki birleşik etkilerini ampirik olarak incelemektir. Küreselleşme ve finansal gelişmenin gelir eşitsizliği üzerindeki etkisini incelemek için panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. İlk olarak birimler arasında korelasyonun varlığı, Breusch Pegan (2008) LM testi ve Pesaran, Ullah ve Yamagata (2008) NLM testi ile incelenmiştir. Değişkenlerin durağanlıkları CADF (Crosssectional Augmented Dickey Fuller) Panel Birim Kök testi ile incelenmiştir. Daha sonra Swamy (S) testi ile homojenlik testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisi Gengenbach, Urbain ve Westerlund Panel Eşbütünleşme testi ile analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki nedensellik Dumitrescu-Hurlin nedensellik testi ile katsayıları ise panel regresyon analizi ile incelenmiştir. Panel eşbütünleşme testi sonucunda değişkenler arasında uzun dönemli herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Kısa vadeli ilişkide ise; finansal gelişme ve enflasyondan gelir eşitsizliğine doğru çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu, küreselleşmeden gelir eşitsizliğine doğruda tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Panel regresyon analiz sonuçlarına göre, küreselleşme ve finansal gelişmenin gelir eşitsizliği üzerindeki etkisinin istatistiki olarak anlamlı ve negatif, enflasyonun ise istatistiki olarak anlamlı ve pozitif yönde etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2022
    Akademisyenlerin akademik başarı çabalarında kuruma sadakat, kıskançlık ve imrenme davranışlarının etkisi: pls-sem ile ölçek geliştirme

    Durmuş, İbrahim; Akyüz, Ahmet Mutlu

    Üniversitelerde faaliyette bulunan akademisyenlerin akademik faaliyetlerine ilişkin başarı çabalarına etki edebilecek faktörlerin belirlenmesi önemli olabilir. Bu araştırmada akademisyenlerin kuruma sadakati ile çalışma arkadaşlarını kıskanma ve imrenme davranışlarının akademik başarı çabaları üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Literatürde genel olarak başarı ve çaba kavramlarının ayrı ayrı değerlendirildiği görülmektedir. Ayrıca ilgili çalışmaların genelinde imrenmenin olumsuz yönlerine vurgu yapılmıştır. Araştırmada literatürden farklı olarak akademisyenlerin akademik başarı çabası bir bütün olarak incelenmiştir. Ayrıca akademisyenin imrenme davranışının (kültürel açıdan) olumlu yönlerine vurgu yapılarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarında, akademisyenin kurumuna olan sadakati akademik başarı çabasının artmasına yol açmıştır. Akademisyenin kurumuna olan sadakati çalışma arkadaşını kıskanma davranışının azalmasına yol açmıştır. Akademisyenin çalışma arkadaşını kıskanma davranışı akademik başarı çabasının azalmasına yol açmıştır. Akademisyenin çalışma arkadaşına imrenme davranışı akademik başarı çabasının artmasına yol açmıştır. Son olarak akademisyenin kurumuna olan sadakati ile akademik başarı çabası ilişkisinde çalışma arkadaşını kıskanması ara değişken olarak rol oynamıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Kanser Hastalarında Görülen İnsomnia Tedavisinde Bilişsel Davranışçı Grup Terapilerin Etkililiğinin Değerlendirilmesi: Bir Meta-Analiz Çalışması

    Türkkan, Tuğba; Bülbül, Kenan; Odaci, Hatice

    İnsomnia (uykusuzluk), uyku bozuklukları içerisinde en yaygın görülen durumlardan birisi olup, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir sağlık sorunudur. İnsomnia, kanser hastalığının her döneminde görülmekle birlikte özellikle ileri evre hastalarda daha sık görülmektedir. Bu çalışmanın amacı kanser hastalarında görülen insomnia tedavisinde bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapilerinin etkinliğini değerlendirmek üzere mevcut literatürde yer alan kontrollü denemeleri sistematik olarak analiz etmektir. Bu kapsamda “bilişsel davranışçı grup terapisi” bağımsız değişken olarak; “insomnia” ise bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Alan yazın taraması “bilişsel davranışçı terapi”, “bilişsel davranışçı grup terapi”, “kanser”, “insomnia”, “uykusuzluk”, “kognitif müdahale”, ‘kognitif terapi”, “grup terapi”kelimeleri ve bu kelimelerin İngilizce karşılıkları kullanılarak yapılmıştır. Belirlenen ölçütlere dayalı olarak 12 adet deneysel araştırmanın meta-analize dâhil edilmesine karar verilmiştir. Çalışmaların etki büyüklüklerinin hesaplanmasında Comprehensive Meta Analysis istatistik programı kullanılmıştır. Yürütülen meta-analiz sonucunda etki büyüklükleri hesaplanan çalışmaların tamamının negatif etkiye sahip olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca araştırma sonuçları Bilişsel Davranışçı grup terapilerinin kanser hastalarında görülen uykusuzluk probleminin tedavisinde geniş bir etki büyüklüğü (Hedge g=-1,405) bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu araştırmaların sonuçları bilişsel-davranışçı yaklaşıma dayalı grup terapilerin kanser hastalarında görülen insomnia düzeylerinin azalmasına katkı sağladığını göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Investigation of the relationship between investor sentiment and systemic risk: An example of the Turkish banking sector

    Akyol, Hikmet; Ağırkaya, Melahat Batu

    The institutions that suffer the most during any crisis or under financial instability are also the ones that contribute the most to the spread and growth of the crisis. As a matter of fact, the 2007–2008 Global Financial Crisis revealed the important role of systemic risks in the crisis. In particular, instability in financial institutions and their increasing systemic risks can negatively affect the entire economy and the global system. In this research, the relationship between investor sentiment and systemic risks of the Turkish banking sector was examined. For this purpose, the longterm relationship between the variables was analyzed using the co-integration tests of Kao, Pedroni, Fisher (Johansen), and Westerlund. Co-integration tests have shown that systemic risks and investor sentiment are co-integrated in the long term. In the study, long-term elasticities were examined using dynamic least squares, panel dynamic least squares, and fully modified least squares estimators. The results have shown that systemic risk increases in the long term negatively affect investor sentiment. According to Granger causality test results, there is one-way causality from banking sector systemic risks to investor sentiment. Various political inferences can be made through the findings of this research. Investor sentiment can be used as an important warning system for predicting risks and financial instability toward the Turkish banking sector. Policymakers should take into account investor sentiment when monitoring the stability of the market and implementing policies. Bank managers should take into account investor sentiment in their decisions and projects and avoid high risk-taking behaviors, especially during periods of low investor sentiment.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Effects of spray and freeze-drying methods on aroma compounds, sensory characteristics, physicochemical composition, antioxidant and antimicrobial properties of instant sage (Salvia rosifolia Sm.) tea

    Baltaci, Cemalettin; Akşit, Zeynep; Şidim, Muhammed

    Sage is used as an aroma and spice in foods around the world. With its strong and even bitter taste, sage has been traditionally used as an effective solution to many health problems for centuries. It is a rich plant with many bioactive compounds. In this study, instant tea production was performed from the dried samples of the sage plant (Salvia rosifolia Sm.) using two drying methods; freeze-drying and spray-drying. The sensorial, physicochemical, antioxidant and antimicrobial properties of the products obtained by both methods were analyzed. Color values, solubility in water, moisture analysis (21.3% spray-dried; 4.0% freeze-dried), free radical scavenging activity (DPPH), Trolox Equivalent Antioxidant Capacity (TEAC), Ferric reducing/antioxidant power assay (FRAP), aroma analysis, protein analysis (5.5% spray-dried; 5.7% freeze-dried), ash, mineral, antimicrobial and sensory analyses were performed. Significant differences were found between two soluble tea obtained by the spray-drying and the freeze-drying methods. In general, the antioxidant capacities are higher in freze-dried samples. All of the 61 aroma components were detected in freeze dried samples while only 18 of them were detected in spray dried samples. In addition to their differencies; plenty of bioactive components, easy to use, ready to drink herbal tea have been produced with both techniques.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2022
    Geochemical investigation of the potability of surface water in Çit River and related creeks in Avliyana Basin (Gümüşhane, NE Türkiye)

    Saka, Fatih; Soylak, Mustafa; Bulut, Volkan Numan; Vural, Alaaddin; Gundogdu, Ali

    In the study, physico-chemical parameters of Çit Stream and related creeks in Avliyana Basin (Gümüşhane, NE Turkey) were determined. In terms of physical parameters, it is seen that the Büyük Çit Stream has drinking water quality. According to piper diagram, all of the samples except one have fallen into region of class of CaCO3 and MgCO3 waters. The different one is the mixed water class. It has been determined that the metal content that may pose a risk to water is below the permissible limits. It has been seen that there may be only one point of risk for lead. As a result, physico-chemical aspect of water quality of Çit River and related creeks in Avliyana Basin has been seen to be suitable for drinking water standards.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
  • MakaleAçık Erişim2022
    Hemşirelerin Çocuk ve Erişkin Kuşakları Hakkında Bilgi Düzeyleri: Tanımlayıcı Çalışma

    Cırık, Vildan Apaydın; Aksoy, Bahar

    Amaç: Hemşirelerin hem çocuk hem de eri şkin kuşaklarının özelliklerini bilmesi, hastalarla iletişim kurmalarını, hastalara verdikleri profesyonel bakım hizmetini ve hastalar ın memnuniyetlerini etkile- mektedir. Bu çalışmanın amacı, hemşirelerin, hem çocuk hem de eriş- kin ku şakların özellikleri ile ilgili bilgi düzeylerinin de ğerlendiril- mesidir. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini bir devlet hasta- nesinde Şubat-Mart 2021 tarihleri aras ında çalışan 190 hem şire oluş- turmuştur. Ara ştırmanın örneklemini, örneklem seçim yöntemi kullanılmaksızın araştırmaya katılmayı kabul eden 181 hem şire oluş- turmuştur. Araştırmanın etik kurul ve kurum izni al ındıktan sonra ve- riler “Tanımlayıcı Bilgi Formu” ve “Çocuk ve Yeti şkin Kuşaklarına Yönelik Soru Formu” ile “online” olarak toplanmıştır. Veriler, SPSS 23 paket programında sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma kullan ıla- rak değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu araştırmada, hemşirelerin %94,5’i Y kuşağı, %73,5’i kadın, %79’u bekâr, %62,4’ü lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahiptir. Ku şak kavram ını, hem şirelerin %24,3’ü nesil ve %21’i zaman farkı anlamına geldiğini ifade etmiştir. Y kuşağını oluş- turan bireyleri, hem şirelerin %91,7’si teknolojiye güven duyan, %90,6’sı kitle iletişim araçlarını yaygın kullanan ve %90,6’sı esnek ça- lışmayı seven olarak belirtmi ştirler. Ayrıca Alfa ku şağı çocuklarını, hemşirelerin %39,2’si teknoloji bağımlısı, %26’sı yüz yüze iletişim çok az kuran ve %21,5’i teknolojik cihazları kendi zevklerine göre çalıştı- ran bireyler olarak ifade etmi şlerdir. Sonuç: Hemşirelerin diğer ku- şaklara kıyasla Y kuşağı ile ilgili bilgilerinin en fazla, Alfa ku şağı ile ilgili bilgilerinin de en az olduğu saptanmıştır. Kuşaklar hakkında, özel- likle de gelecek nesli oluşturacak olan Alfa kuşağı çocukları hakkında hemşirelerin bilgi düzeyini art ırmaya yönelik e ğitim ve dan ışmanlık hizmetlerinin sağlanmasının faydalı olabileceği düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Yoğun Bakım Ünitesinden Transfer Edilen Hastaların Yoğun Bakım Deneyimlerinin, Anksiyete ve Depresyon Düzeylerinin Belirlenmesi: Tanımlayıcı Çalışma

    Tel Aydin, Hatice; Palaz, İlknur

    Maç: Araştırma, dahili yo ğun bakım ünitesinden servislere transfer edilen hastalar ın yoğun bakım deneyimlerinin, anksiyete ve depresyon düzeylerinin belirlenmesi amac ıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntemler: Araştırma bir şehir hastanesinin dahili yo ğun bakım ünitelerinden servise alınan 187 hastayla gerçekleştirildi. Hasta tanıtım formu, Yoğun Bakım Deneyim Ölçeği ve Hastane Anksiyete Depres- yon Ölçeği kullanıldı. Araştırmanın, etik kurul onayı ve kurum izinleri alındı. Veriler, SPSS 23.0 program ında tanımlayıcı istatistik testleri, bağımsız gruplar t-testi, ANOVA, Mann-Whitney U testi, Kruskal- Wallis H testi, Pearson korelasyon ve lineer regresyon analizi ile de- ğerlendirildi. Verilerin de ğerlendirilmesinde p<0,05 de ğeri anlaml ı kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların çoğunluğunu; erkek, 50-64 yaş grubunda, yoğun bakım ünitesine yatışları planlı olmayan, kardiyovas- küler hastalıklar nedeniyle tedavi görmekte olan bireylerin oluşturduğu belirlendi. Hastaların Yoğun Bakım Deneyim Ölçe ği puan ortalama- ları 61,41±5,16; Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçe ği’nin Anksi- yete Alt Ölçeği’nden 11,95±2,43 puan ve Depresyon Alt Ölçeği’nden 11,05±2,60 puan aldığı, anksiyete ve depresyon aç ıdan risk grubunda oldukları belirlendi. Çalışmaya katılan hastalarda yoğun bakım dene- yiminin depresyon puanları üzerine %5,2 oranında anlamlı etkisinin ol- duğu saptand ı. Sonuç: Yoğun bak ım ünitesinden servise transferi yapılan hastaların yoğun bakım deneyimlerinin olumlu olduğu, ancak anksiyete ve depresyon açısından riskli oldukları belirlendi. Hastalara uygulanan hemşirelik bakımının hastaların yoğun bakım ünitesindeki negatif deneyimleri, anksiyete ve depresyon düzeyleri ve etkili olan faktörler göz önünde bulundurularak planlanması hastalarının iyileşme düzeylerine katkı sağlayacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Growth-Development, Yield and Quality Characteristics of Aronia Varieties Grown in Pots

    Çelik, Hüseyin; Karabulut, Besim; Uray, Yahya

    This study was carried out to determine the growth, development, yield and some quality characteristics of Nero and Viking Aronia varieties grown in open field and pot in Samsun ecological conditions. Three-year-old Aronia plants were planted in 80-liter pots containing a 1:1:1 (v/v) mixture (barnyard manure+soil+sand) and 5 plants were included in each replication. Number of shoots, flower buds and clusters, berry weight (g), yield (g/plant), firmness (N), number of fruits per cluster, must yield (ml/100g), TSSS (%) and pH values were measured in Aronia cultivars. In addition, monthly shoot growth rate (cm/month) was determined and phenological observations recorded. According to Viking and Nero Aronia varieties, the number of shoots (7.8 and 7.6 pieces), the number of flower buds (22.63 and 22.85 pieces), the number of clusters (45.06 and 44.80 pieces), the weight of berry (0.82 and 0.79 g), the fruit number in the bunch (21.45 and 21.53 pieces), berry firmness (4.90 and 5.35 N), amount of must (49.67 and 54.00 ml/100 g) and TSS (17.07 and 16.47) and pH values (3.65 and 3.52) were found to be close to each other. Bud burst (10 March), flowering (26 April), berry set (12 May) and harvest time (24 August) were also similar in cultivars. It was also revealed that while the shoot length was 97.47 cm and 95.47 cm on March 11, respectively, in Viking and Nero varieties, it reached 124.73 and 120.73 cm in August, five months later.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2022
    Gıda Tedarik Zincirinde Taşımacılık Maliyetlerinin Minimizasyonuna Yönelik Bir Vaka Çalışması

    Kisa, Ayse Cansu Gok; Peker, İskender; Demirkan, Yasin

    Etkin tedarik zinciri yönetimi için işletmelerin lojistik maliyetlerden tasarruf etmeleri son derece önemlidir. Yapılan çalışmalar, taşıma faaliyetlerinin ortalama bir ürünün maliyetine etkisinin %10-%20 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, taşımacılıkta yapılan herhangi bir iyileştirme, maliyetin azaltılmasına yardımcı olacak ve işletmenin kârına önemli katkı sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı, Karadeniz Bölgesinin lojistik üssü olan Samsun ilinde dış ticaret yapan bir gıda şirketinin dış kaynak sağlayıcısının, taşıma maliyetlerini minimize etmektir. Bu kapsamda bir Araç Rotalama Problemi (ARP) modeli geliştirilmiştir. Çözüm sürecinde, kapasite harici kısıt olmaması, verilerin eksiksiz olması ve herhangi bir varsayımda bulunulmamasından dolayı sezgisel Tasarruf Algoritması kullanılmıştır. Veriler ürünlerin taşınması sırasında şirketin oluşturduğu sevk irsaliyelerinden elde edilmiştir. Müşterilerden gelen taleplerin dağıtımı haftanın iki gününde yapılmaktadır. Önerilen çözüm algoritması ile gerek rota mesafesinde gerekse taşıma maliyetlerinde önemli tasarruf elde edilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim