Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Kulakaç, Nurşen(10)
- Uzun, Sevda(8)
- Yesilelebi, Gl(8)
- Durmuş, İbrahim(7)
- Araz, Onur(6)
- Aksoy, Bahar(5)
- Aydin, Aydanur(5)
- Baltaci, Cemalettin(5)
- Gücer, Mehmet Ali(5)
- Merdan, Mehmet(5)
- Odaci, Hatice(5)
- Peker, Iskender(5)
- Vural, Alaaddin(5)
- Acet, Tuba(4)
- Akyol, Hikmet(4)
- Bülbül, Kenan(4)
- Dokuz, Abdurrahman(4)
- Karabulut, Besim(4)
- Karsli, Orhan(4)
- Kaygusuz, Abdullah(4)
- Ozcan, Handan(4)
- Sımsek, Tugçe(4)
- Türkkan, Tuğba(4)
- Yücel, Cem(4)
- Çam, Handan(4)
- Öz, Mehmet(4)
- Ünker, Faruk(4)
- Ürkek, Bayram(4)
- Şenel, Ebru(4)
- Arslan, Adem(3)
- Arslan, Mehmet(3)
- Aydin, Faruk(3)
- Baltacı, Cemalettin(3)
- Batan, Nevzat(3)
- Bayrakdaroğlu, Serdar(3)
- Cakir, Tufan(3)
- Cengiz, Sevil(3)
- Demir, Sertac Timur(3)
- Demirbağ, Orkun(3)
- Duran, Celal(3)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2022İş Güvenliği Kültürünün İş Verimliliği Üzerine Etkisi: Pres Fabrikası Örneği
Sukuroglu, Ebru Emine; Sukuroglu, Suleyman; Günaydın, Mustafa; Eroğlu, Gülendam
Bu çalışmada, Bursa ilinde bulunan bir pres fabrikasındaki çalışanların iş güvenliği kültürünün iş verimliliği üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anketler hazırlanmış ve çalışanlara uygulanmıştır. Anket formu demografik bilgiler, iş güvenliği kültürü ve iş verimliliği sorularından oluşmaktadır. Anket 70 kişiye uygulanmış ve tamamı değerlendirmeye alınmıştır. Açımlayıcı Faktör Analizi kullanılarak ölçeklerin faktörleşme boyutlarına Temel Bileşenler Analizi uygulanmıştır. İş güvenliği kültürü ile iş verimliliği arasındaki ilişkinin korelasyon analizi sonucuna göre 0,05 düzeyinde anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r=0,292, p0,05) alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgularda, iş güvenliği kültürü ile iş verimliliği arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırmamızda iş güvenliği kültürünün sağlanması, iş verimliliğinin artmasına katkı sağlamıştır. Sonuç olarak etkili bir güvenlik kültürünün oluşması çalışanların iş verimliliğinin daha yüksek olmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır.olduğu görülmüştür. Araştırmamızda iş güvenliği kültürünün sağlanması, iş verimliliğinin artmasına katkı sağlamıştır. Sonuç olarak etkili bir güvenlik kültürünün oluşması çalışanların iş verimliliğinin daha yüksek olmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2022İş Sağlığı ve Güvenliğinde Kimyasal Risk Faktörleri: Çalışanların Karbonmonoksit (CO) Maruziyeti
İri, Necla İrem Ölmezoğlu; Kaya, Elif Çelenk; Ketenci, Huseyin Cetin; Ersoy, Sibel; Karadeniz, Hülya
Çalışma ortamlarında çalışanların sağlık ve güvenliğini olumsuz etkileyen tehlike kaynaklarının başında kimyasal tehlikeler gelmektedir. Basit boğucu, irritan ve kimyasal boğucu olarak sınıflandırılan gaz formundaki kimyasallar ise çalışma ortamları için ciddi riskler taşımaktadır. Bu çalışmada egzoz gazlarına maruz kalan Gümüşhane ilindeki benzin dağıtıcıları, taksi-otobüs şoförleri ve otomotiv sanayi çalışanlarının karboksihemoglobin (COHb) seviyelerinin belirlenmesi, sağlıklı ve güvenli ortamda çalışmaları için iş sağlığı ve güvenliği (İSG) tedbirlerinin önerilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada meslekleri gereği CO’e maruz kalan çalışanlardan ve CO’e maruz kalmayan kontrol grubundan kan örnekleri alınmış ve COHb saturasyon yüzdeleri CO-Oximetri cihazı ile tayin edilmiştir. COHb seviyelerinin sigara içme alışkanlıkları, mesleki deneyimleri, İSG eğitimi alıp almama durumları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için 11 soruluk yarı yapılandırılmış anket uygulanmış, sonuçlar SPSS programı ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda egzoz gazına maruz kalanların COHb seviyeleri ile kontrol grubu arasında anlamlı farklılıklar ortaya konulmuştur. %COHb düzeyleri ile çalışanların mesleki deneyimleri, İSG eğitimi alıp almama durumları gibi değişkenler incelendiğinde bu değişkenlerin sonucu etkilemediği görülmektedir.
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2022Covid-19 Pandemi Sürecinde Yoğun Bakım Hemşirelerinde Tükenmişlik
Aktaş, Yeşim Yaman; Çatal, Seda Nur; Oğuzhan, Hatice
Bu çalışma Covid-19 pandemi sürecinde yoğun bakım hemşirelerinin tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel özellikteki araştırma verileri Haziran - Temmuz 2021 tarihleri arasında elde edildi. Araştırmanın örneklemini, bir üniversite hastanesinin yoğun bakım ünitelerinde çalışan ve örneklem ölçütlerini karşılayan 112 hemşire oluşturdu. Verilerin toplanmasında; araştırmacılar tarafından geliştirilen “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Covid-19 Tükenmişlik Ölçeği” kullanıldı. Yoğun bakım hemşirelerinin Covid-19 tükenmişlik ölçeğinden aldıkları puan ortalaması 35.26±11.08 ile ortalamanın üzerinde bulundu. Çalışmada kadın hemşirelerde, sağlık meslek lisesi mezunu olanlarda, çalıştığı birimden memnun olmayanlarda, kronik hastalığı olanlarda ve Covid-19 enfeksiyonu geçiren hemşirelerde tükenmişlik düzeyinin daha yüksek olduğu saptandı.
AtıfOpenAlex4İncele - MakaleAçık Erişim2022Sosyal Hizmet Bölümü Öğrencilerinin Aktif Vatandaşlık Öz Yeterliliklerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi
Buz, Sema; Yücel, Ibrahım
Bu araştırmada sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin aktif vatandaşlık öz yeterlilik düzeylerinin tespit edilmesi ve aktif vatandaşlık öz yeterliliklerinin çeşitli bağımsız değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntem ve tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü lisans programında öğrenim gören 202 lisans öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri kişisel bilgi formu ile Aktif Yurttaşlık Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılarak toplanmış ve elde edilen veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin aktif vatandaşlık öz yeterliliklerinin orta düzeyde olduğu ve cinsiyet, siyasi gündemi takip etme, gönüllü faaliyette bulunma değişkenlerine göre aktif vatandaşlık öz yeterliliklerinin farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Banach Uzaylarda s-Sayı Fonksiyonları
Cona, Lale; Alkan, Ünal Kemal
Bu çalışmasında Banach uzaylarda ki lineer sınırlı operatörler için s-sayı fonksiyonları üzerine bir araştırma yapılmıştır. Birinci bölümde s-sayı fonksiyonlarının gelişimi ve kullanıldığı yerler üzerine bilgi verilmiştir. İkinci bölümde bazı temel kavramlar hatırlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise bazı önemli s-sayıları örnekleri verilmiştir. Ayrıca farklı operatörler için s-sayıları arasında ki bağıntılara yer verilmiştir. Böylece bir bütün olarak Banach uzaylarda s-sayılarının aksiyomatik teorisi sunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2022Sosyal Hizmet Uzmanları Açısından Verilen Sosyal Hizmetlerin İşlevleri: Trabzon Örneği
Dinç, Artum; Tan, Leyla
Bu araştırma sosyal hizmet alanında sistem ve güçlendirme yaklaşımları temelinde yapılan sosyal hizmet müdahalelerinin işlevselliğini saptama amacıyla yapıldı. Araştırmanın temel sorunu sosyal hizmet alanında kullanılan sistem ve güçlendirme yaklaşımlarının sosyal hizmet uygulamalarında işevuruk ve işlevsel hale getirilip getirilmediği şeklinde oluşturuldu. Araştırma birincil alan verisi edinme, sosyal hizmetler alanında politik karar verici, uzman, çalışmacı ve müracaatçılara alan bilgisi sağlaması ve alan yazınına katkıda bulunması yönleriyle önem arz eder. Veriler, nitel araştırma modelinin yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplandı. Toplanan verilerin betimsel çözümlemesiyle araştırmanın bulguları elde edildi. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Trabzon Şube Başkanlığına üye sosyal hizmet uzmanları araştırmanın evrenini ve bu evren içinden amaçlı örnekleme tekniği ile belirlenen 10 kişi ise araştırmanın örneklemini oluşturdu. Araştırmanın kuramsal çerçevesi sistem ve güçlendirme kuramları; kavramsal çerçevesi ise sistem, güçlendirme, işevuruklaştırma ve işlev kavramları temelinde oluşturuldu. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular, sosyal hizmetler alanında karşılaşılan sorunlar, verilen hizmet ve yapılan müdahalelerin genellikle vaka bazlı ve mikro ölçekte ele alınıp uygulandığı sebebiyle mevcut yapısal sorunlara kalıcı çözümler getirme konusunda yetersiz kaldığını gösterdi. Sonuç olarak dezavantajlı konumda olan birey, aile ve toplulukların karşılaştıkları sorunları çözmek amacıyla sistem ve güçlendirme yaklaşımları temelinde verilen hizmet ve yapılan müdahalelerin yetersiz kaldığı ve hatta kimi durum veya vakalarda ters/bozuk işlev gördüğü söylenebilir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2022The Scale of Sacrifice for Patients During the COVID-19 Epidemic: A Scale Development Study
Ulutaşdemir, Nilgün; Aksoy, Şeyhmus; Demirbilek, Ömer
Disasters, by their very nature, cause great destruction and it takes great effort and effort to eliminate these destructions. The destructions experienced are not always equally distributed to the whole society and sectors. In addition to affecting the whole world after the COVID-19 pandemic emerged, its effects were felt most intensely on the health sector and its employees, and the health workers showed the greatest dedication and sacrifice to cope with this disaster. In this study, it is aimed to develop a valid and reliable scale in order to measure the sacrifices of healthcare workers who serve under severe conditions such as high-risk work, overtime hours, and compulsory service during the COVID-19 period. With the help of open-ended questions prepared for this purpose, online interviews were conducted with 9 healthcare professionals. The obtained qualitative data were transformed into measurable scale items and their internal reliability, criterion validity and factor structure were examined on a sample of 138 people. Participants were reached by convenience sampling method. According to the results of the factor analysis, it was found that the scale had a one-dimensional structure. As a result of factor analysis, two items were excluded because their factor loads were below 0.30. The nine-item scale explains 67% of the total variance. The Cronbach's Alpha value of the total scale was found to be 0.929. In conclusion, the findings obtained in this study show that the Patient Sacrifice Scale during the COVID-19 Epidemic is a valid and reliable scale whose psychometric properties have been empirically tested in a Turkish sample.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2022Temel Okçuluk Eğitiminin Dikkat ve Konsantrasyon Yetisine Etkisi
Türker, Üstün
Bu araştırmada, temel okçuluk eğitiminin dikkat ve konsantrasyon yetisine etkisinin belirlenmesi amaçlandı. Araştırmada deneysel çift gruplu (Deney – Kontrol) ön test - son test tekniği kullanıldı ve çalışmaya spor bilimleri alanında öğrenimlerine devam eden toplam 46 gönüllü öğrenci dahil edildi. Öğrencilerin dikkat ve konsantrasyon düzeylerini ölçmek için Brickenkamp (1998) tarafından geliştirilen d2 Dikkat Testi (DDT) kullanıldı. DDT öğrencilerin tamamına ön test olarak uygulandı ve deney grubuna 8 hafta süreli temel okçuluk eğitiminin ardından son test ölçümleri gerçekleştirildi. Verilerin analizinde SPSS (26.0) istatistiksel paket programı kullanılmış olup, analizlerde Bağımsız Örneklem T-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Paired-Samples t-Testi yöntemleri uygulandı. Deney grubunun ön test – son test grup içi karşılaştırması ile deney – kontrol gruplarının gruplar arası karşılaştırmalarında öğrencilerin psiko-motor hız, kavrama hızı ve dikkat yetisi ile konsantrasyon performansında artış, özel öğrenme güçlüğü, seçici dikkat ve dikkatin dalgalanma oranında düşüş olduğu, anlamlı farklılığın son test ölçümleri ve deney grubu lehine sonuçlandığı tespit edildi (p<,000). Deney grubundaki erkek öğrencilerin dikkat ve konsantrasyon yetilerinin daha yüksek olduğu (p>,05), yaşlara göre anlamlı bir farklılık oluşmadığı (p>,05), ancak özel öğrenme güçlüğü ve toplam hata yüzdesinde dominant gözü sol olan öğrenciler aleyhine farklılık olduğu görüldü (p<,05). Sonuç olarak; okçuluk eğitimi öğrencilerin psiko-motor hızını, seçici dikkat yetisini, özel öğrenme güçlüğünü, kavrama hızı ve dikkat yetisini, konsantrasyon performansını ve dikkat sürekliliğini pozitif yönde bir bütün olarak geliştirmekte olup, ayrıca literatürdeki golf, oryantiring, dart ve masa tenisi egzersizleri uygulanarak raporlanan benzer çalışmalarla karşılaştırıldığında okçuluk sporunun bireylerde dikkati %40,8 ve konsantrasyonu ise %289,2 oranında ve daha yüksek seviyede geliştirdiği sonucuna ulaşıldı.
AtıfOpenAlex9TR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2022Farklı Branşlardaki Sporcuların Pandemi Döneminde Nomofobi Düzeylerinin İçsel Motivasyona Etkisinin İncelenmesi
Bayrakdaroğlu, Yeşim; Eren, Kübra; Şenel, Ebru; Gur, Kubra; Elaman, Serdar
Bu çalışmanın amacı farklı branşlardaki sporcuların pandemi döneminde nomofobi düzeylerinin içsel motivasyona etkisini çeşitli değişkenleri de baz alarak incelemektir. Çalışmaya gönüllü olarak katılım gösteren 100 kadın ve 106 erkek olmak üzere toplam 206 sporcu katılmıştır. Araştırmada Nomophobia Questionnaire (NM-Q) Yıldırım ve Correia (2015) tarafından geliştirilen, Yıldırım ve arkadaşları (2015) tarafından Türkçe’ye uyarlanan ve Erdem ve arkadaşları (2017) tarafından 5’li likert tipine güncellenerek kullanılan nomofobi ölçeği ve Deci, Ryan (1985), Kobasa (1979) ve arkadaşlarının araştırmalarına dayanarak Weissinger ve Bandalos’un (1995) tarafından geliştirilen içsel motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılanların nomofobi düzeyleri ve içsel boş zaman motivasyonuna ilişkin alt boyut değerlerinin orta ve orta seviyenin üzerinde olduğu sonucu elde edilmiştir. Çalışma sonuçları çeşitli değişkenler açısından da yorumlanarak öneriler sunulmuştur.
AtıfOpenAlex1İncele - MakaleAçık Erişim2022Geleneksel Kuvvet Antrenmanlarına Karşın Dirençli Güç İnterval Antrenman Protokolünün İvmelenme, Çeviklik ve Hareket Hızına Etkisinin Değerlendirilmesi
Can, İbrahim; Harun, Duran; Kızılet, Ali
Bu çalışmanın amacı, geleneksel kuvvet antrenmanlarına karşın dirençli güç interval antrenman protokolünün ivmelenme, çeviklik ve hareket hızına etkisinin değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, lisanslı sporcu olmayan 20 genç gönüllü olarak katılım sağlamıştır. Katılımcılar, A grubu (AG, n=10, yaş: 21,3 yıl ± 1,41; boy: 176,4 cm. ± 4,69; kilo: 68,9 kg ± 5,6) ve B grubu (BG, n=10 yaş: 20,8 yıl ± 1,03; boy: 173,7 cm ± 6,63; kilo: 63,5 kg ± 5,9) olarak iki homojen gruba ayrılmıştır. Çalışmadan önce katılımcılara 2 hafta adaptasyon antrenmanı yaptırılmıştır. Bir tekrarlı maksimal kuvvet, tam squat hareketinde itme evresindeki hareket hızı, ivmelenme ve çeviklik testleri yaptırılmıştır. A Grubuna 6 haftalık geleneksel kuvvet antrenmanları (GKA), B Grubuna dirençli güç interval antrenmanları (DGİA) uygulanmıştır. Ara testler sonrasında antrenman protokolleri gruplar arasında çaprazlama değiştirilerek A Grubu DGİA, B Grubu ise GKA olarak 6 hafta devam ettirilmiştir. Ardından son testler yaptırılmıştır. Veriler SPSS 20 paket programında analiz edilmiştir (p<0.05). Katılımcıların demografik özelliklerine ait tanımlayıcı analizler; AG ve BCG’nin ön, son ve ara testleri arasındaki farklar için bağımsız t test; gruplarının kendi içerisinde ön, ara ve son test arasındaki farklar eşleştirilmiş t test normal dağılım göstermeyen verilerin analizi için Mann Whitney U ve Wilcoxon testleri kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, AG ve BG’deki katılımcılara farklı dönemlerde uygulanan 1TM squat kuvveti, tam squat hareketinin itme evresindeki ortalama itme hızı ve zirve hız parametreleri; 10-30 metre ivmelenme ve çeviklik ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür (p>0.05). Sonuç olarak; her iki antrenman protokolünün de performans parametrelerini geliştirdiği ve protokoller arasında anlamlı bir farklılık olmadığı elde edilmiştir. Ayrıca, belirtilen performans parametrelerini geliştirmek için her iki protokolün de kullanılabileceği ileri sürülebilir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2022Spirulina: Özellikleri, Faydaları ve Sağlık-Besin İlişkisi
Sarikaya, Sevim Beyza Ozturk; Budak, Burhan
Spirulina, antioksidanlar, esansiyel amino asitler, yüksek kaliteli proteinler ve esansiyel doymamış yağlar gibi birçok faydalı içeriği nedeniyle bilimsel olarak birçok alanda kullanılan doğal bir üründür. Spirulina, A, C, E ve B vitaminleri ve kalsiyum, çinko, magnezyum ve selenyum gibi birçok mineral içeriğine sahip olduğu için besleyiciliği yoğun bir gıda olarak bilinir. Özellikle selenyum ve C vitamini antioksidan özelliklere sahip vitaminlerdir ve hücrelerimizi ve dokularımızı olası hasarlara karşı korurlar. Bu özelliklerinden dolayı Spirulina gıda, kozmetik ve tıp alanlarında kullanılmaktadır. Antioksidan özellikler içerdiğinden artrit, diyabet, anemi, kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi çeşitli hastalıklarda kullanılır. Birçok çalışmada Spirulina'nın özellikleri araştırılmış ve olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, Spirulina'nın farmakoloji, kozmetik, tıp ve gıda gibi alanlarda kullanımıyla da önemi artmıştır. Bu çalışmada, sayısız faydası bulunan bu mikroalglerin önemi günümüz yaklaşımlarıyla ve biyokimya, biyoteknoloji ve tıp alanlarında yapılan çalışmalarla vurgulanmaya çalışılmıştır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1İncele - Derleme MakaleYalnız künye2022Erken Çocukluk Döneminde Çocuğun Gelişiminin Desteklenmesinde Aile
Arslan, Adem
Yaşamın ilk yıllarında hızlı bir büyüme ve gelişme söz konusudur. Erken çocukluk döneminde çocukların alacakları eğitim, edinecekleri deneyimler yaşamın diğer yıllarını etkilemektedir. Bu çalışmada erken çocukluk döneminde çocuğun desteklenmesinde aile, alan yazın çerçevesinde incelenmiştir. Ebeveynlerin çocuk gelişimi ile ilgili bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi çocuğun gelişiminin desteklenmesinde büyük önem taşır. Erken çocukluk döneminde, çocukların sosyal olarak gelişmesine olanak sağlayacak uygun ortamlar oluşturulmalıdır. Ebeveyn tutumları çocuğun ahlak gelişimini etkilemektedir. Çocuğa cinsellikle ilgili edinmesi gereken ilk bilgileri vermek ebeveyn sorumluluğundadır. Fiziksel gelişimin bebeklikten başlayarak desteklenmesi çocukların sonraki dönemlerde sağlıklı beden yapısına sahip olması açısından gereklidir. Zihinsel gelişime katkı sağlayan legolar, hafıza kartları, parçalı oyuncaklar, bilgisayar oyunları, boyama kitapları kullanılabilir. Dil gelişimi için çeşitli kitaplarından, müzik aletlerinden, görüntülü ve sesli araçlardan yararlanılabilir.
AtıfTR Dizin4İncele - MakaleYalnız künye2022İnsan İradesi ve Sorumluluğu Bağlamında Neocebrizm’in İddiaları
Sarıkaya, Berat; Bal, Samet Yahya
İslam inancına göre vahyin insanlara ulaşması ve onları sorumlu tutmasının en mühim ve birinci nedeni insanın akleden bir varlık olmasıdır. İnsan, hayvanlardan farklı olarak akıl ve şuur sayesinde mahiyet olarak imtiyaz kazanmıştır. Aklın ve şuurun gereği olarak davranışlarını seçebilmiş ve fiillerinde ihtiyar sahibi olmuştur. Tüm kutsal kitaplar ve dinler insanın iradeli ve mükellef varlık oluşu üzerinde ittifak etmişlerdir. Zira sorumsuz ve iradesiz insan anlayışı Tanrı’yla olan bağın kesilmesine ve bireyin sorumlu kul statüsünden çıkmasına yol açmaktadır. Tarihte olduğu gibi bugün de insanın irade ve fiillerinde hür olması yönünü göz ardı eden gruplar ve ekoller olmuştur. Nitekim ilk dönemler için Cebriye ekolündeki insanın iradeli ve tercihlerinde hür olduğunu reddetme durumu tarihte kalmamış modern zamanda da farklı gerekçe ve başka versiyonlarla kendini göstermiştir. Günümüzde ise determinizm ve özellikle de genetik determinizm (genetik paradigma) anlayışı yeni bir Cebriye (Neocebrizm) sûretinde görünmekte ve bilime dayandığını iddia ederek insan iradesini reddetmektedir. Böylece insanı bir otomat varlık olarak görüp ilâhi vahyi ve insanın ona muhatap oluşunu kabul etmemektedir. Çalışmamızda dinin temel ilkeleriyle çelişen bu modern anlayış, İslam kelamı açısından incelenerek bilimsel gerçeklik değeri ve sosyolojik sonuçları tespit edilmeye çalışılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2022Bayburt ve Yöresi Ağızlarındaki Bazı Arkaik Unsurlar
Kürüm, Mesut
Sözcükler, bir dile ait maddi ve manevi değerleri bünyesinde taşıyan, bu değerlerin korunmasında önemli rol üstlenen dil ögelerindendir. Bir dilin yapısını anlayabilmek; genellikle o dilin ses, şekil ve söz varlığı ile ilgili eski özelliklerini barındıran “arkaik sözcükler”in iyi tahlil edilmesinden geçmektedir. Fransızca kökenli olan “arkaik” sözcüğünün farklı kaynaklarla farklı tanımları yapılsa da bu tanımların ortak yönü, arkaik olarak nitelendirilen sözcüklerin bugün artık ölçünlü dilde kullanımdan düşmüş olmasıdır. Bunun yanında arkaik unsurlar, gerek fonetik ve morfolojik açıdan gerekse söz varlığı açısından oldukça zengin bir görünüm sergilemekle birlikte dilin tarih boyunca geçirmiş olduğu değişim ve gelişmeleri de gözler önüne sermesi bakımından büyük önem taşır. Diğer bir ifadeyle arkaik sözcükler, dilin hem söz varlığının hem de gramer anlayışının tespitinde birçok ipucunu da bünyesinde barındırır. Ölçünlü dilde kullanımdan kalkmış olan arkaik sözcükler, varlıklarını ağızlarda devam ettirir. Ölçünlü dilde kullanımdan düşmüş olan bu sözcüklerin varlıklarını ağızlarda devam ettiriyor olması, dil araştırmaları açısından ağız çalışmalarının kaynak olma özelliğini pekiştirmektedir. Bu bağlamda Türkiye Türkçesi ağızları, Türk dilinin tarihî gelişimi ve seyri içerisinde arkaik unsurlar yönünden oldukça zengin bir görünüm sergilemektedir. Çalışmada Türkiye Türkçesinin Doğu Grubu ağızları içinde yer alan, tarihin ilk dönemlerinden itibaren birçok medeniyet tarafından yerleşim yeri olarak kullanılan ve Çoruh Vadisi’nin önemli yerleşim yerlerinden biri sayılan Bayburt ve yöresi ağızları, arkaik unsurlar açısından değerlendirilmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1İncele - MakaleYalnız künye2022The Effect of COVID-19 Pandemic Knowledge Levels of Students Studying in Health-Related Departments on Their Resilience and Mental Well-Being
Özkan, Esra; Cilingir, Dilek; Kulakaç, Nurşen
Objective: The aim of the study is to determine the effect of the COVID-19 pandemic knowledge level of students studying in health-related departments on their resilience and mental well-being state. Materials and Methods: The population of this descriptive-cross-sectional design study consisted of students studying in health-related departments of two universities in Turkey. The students were under quarantine, so the data were collected between 15-25 March 2020 using an online questionnaire form created by the researchers, the Brief Resilience Scale, and the Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale. Percentage, mean, standard deviation, Mann Whitney U Test, Kruskal-Wallis Test, and Spearman correlation analysis were used to evaluate the data. Results: According to the results, the mean age of the students was 20.0±1.87, 71.9% were female, and 62.8% were studying in an associate degree program. The mean scores of the brief resilience scale and the mental well-being scale were 19.0±4.4 and 42.0±7.0, respectively. The students’ mean knowledge level of COVID-19 disease was 26.5±3.5. There was a moderate positive correlation between the brief resilience scale and mental well-being scale (p<0.05), and a positive correlation between the knowledge level score of COVID-19 disease and the mean scores of resilience and mental well-being (p<0.05). Conclusion: It is thought that there is a significant relationship between the resilience scale and mental well-being scale of students in the quarantine due to the COVID-19 pandemic.
AtıfOpenAlex1İncele - MakaleAçık Erişim2022İzmit Körfezi ve Çevresinde Bina Yoğunluk ve Sıvılaşma Yayılımının Mekânsal Analizi
Şentürk, Erman; Üstün, Aydın; Comut, Fatma Canaslan; Kaya, Efdal; Aşcı, Metin; Nehbit, Pakize Küreç; Konak, Haluk; Irmak, Tahir Serkan; Yalvac, Sefa; Erener, Arzu
2017 yılı Aralık ayından itibaren KOÜ Harita Mühendisliği Bölümü’nün yürütücülüğü ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile “Çok Bandlı InSAR ve GNSS Tekniği ile Doğu Marmara (İzmit Körfezi) Düşey Yönlü Yer Değiştirmelerin İzlenmesi, Zemin Çökmeleri ile Bina Yoğunluğu ve Sıvılaşma İlişkisinin Araştırılması” başlıklı ve 117Y155 numaralı TÜBİTAK projesi kapsamında İzmit körfez bölgesinde risklerin tespiti için çalışmalara başlanmıştır. Bu bağlamda, proje kapsamında yapılan bina yoğunluk analizleri ve sıvılaşmanın körfez bölgesi çevresindeki mekânsal dağılımı CBS ortamında bütünleşik olarak ele alınarak mekânsal dağılımları incelenmiştir. Zemindeki yüke ait bilgi çıkarımı için binaların 3. boyutu dikkate alınarak bina katlarının mekânsal dağılımları mekânsal otokorelasyon çalışmaları ile irdelenmiştir. Mekansal otokorelasyon analizlerinden Lokal Moran’s I istatistikleri dikkate alınmıştır. Ayrıca körfez ve çevresinde görülen sıvılaşma potansiyeli 0-3 m, 3-6 m, 6-9 m, 9-12m’den 33-35 m derinlikleri için oluşturulmuştur. Sıvılaşma potansiyel eşiklerine göre, farklı derinlikler için, sıvılaşma değerleri kategorize edilerek sıvılaşma alanları ve riskli bölgeler tanımlanmıştır. Sonuç olarak sıvılaşma risk alanlarında bulunan bina tespitleri yapılmıştır. Çalışma; ileriye yönelik doğal afetlere karşı sürdürülebilir önlemlerin alınması, yapılaşma hızı ve yoğunluğu için önlem planlarının hazırlanması, Gölcük ve İzmit Körfez çevresinde bina ve zemin sıvılaşmalarının mevcut durumunun belirlenmesi, risk taşıyan alanlarda mühendislik tedbirlerinin alınarak yapı ve can güvenliğinin sağlanması ve afet değerlendirmelerinde altlık oluşturması açısından önem arz etmektedir.
AtıfOpenAlex1İncele - MakaleYalnız künye2022Aygıt-İnsan, İnsansız-Yaşam: Teknolojinin Gölgesinde Bedenin, Duyuların ve Hafızanın Yeniden-Tasarımı
Demir, Sertac Timur
Bu çalışma tekno-sosyal çağın ilişkilerine olabildiğince gerçekçi perspektiften baktığı varsayılan bilim kurgu türü üzerinden eleştirel bir tartışma yapmayı hedeflemektedir. Bu tartışmanın odağında bedene, hafızaya ve duyulara iyiden iyiye nüfuz eden teknolojik aygıtlar ve onların insani nitelikler üzerindeki dramatik izdüşümleri vardır. Makalenin argümanına göre ayırt etmek, merhamet göstermek, reddetmek, hata yapmak, dalgın olmak, görmezden gelmek ve unutmak gibi insana özgü vasıfların yerini gündelik yaşamı otomasyon kültüründe işleten, sürekli uyanık ve dinamik tekno-sistemler almaktadır. İnsanı mekanik akışa eklemleyen bu kültürde şiddet de sterilize edilmek suretiyle belirsizleştirilmektedir. Aygıtlar insan bedenini çevreleyen dış dünyaya değil; bizatihi bedene entegre ve bilinç dışına dönük şekilde tasarımlanmaktadır. Özgürlük istencini de bulanıklaştıran bu coşkulu ve hızlı eğilim, uyumak dahil neredeyse tüm alışkanlıkları ve ayrıca duyuları —özellikle de gözü— yeniden formüle etmektedir. Bunun sonucunda bir zamanlar tefekkür ve tahayyülün merkezinde olan duyu(ş)lar teknik olarak araçsallaşmakta ve aygıtların hizmetinde pasif eklentiler halini almaktadır. Bu nitel çalışmada söz konusu yaklaşımlar, son yıllarda oldukça popüler olan Black Mirror dizisinin Senin Tüm Geçmişin ve Acımadan Öldürmek bölümleri ışığında sosyolojik film analizi yöntemiyle incelenmektedir. Bu yöntem filmleri sanat alanına temas eden teknik ve estetik unsurlarından ziyade toplumsal yaşamın yansıması, yorumu veya temsili olarak ele almaktadır. Bu makalede odaklanılan iki bölüm de bu açıdan modern kültürün göstergelerinden olan teknolojik inovasyonların özellikle insan bedeni, hafızası ve duyuları üzerindeki belirleyiciliğini tamamlayıcı tavırla izah etmesi bakımından dikkat çekicidir. Çalışmanın teorik çerçevesini ise modern tekno-kültürel değişimi sosyolojik yaklaşımın eleştirel penceresinden analiz eden Günther Anders, Jean Baudrillard, Zygmunt Bauman, Paul Virilio ve Byung-Chul Han gibi düşünürler oluşturmaktadır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2İncele - MakaleAçık Erişim2022Understanding Nursing Students’ Experience Through Digital Storytelling
Aydin, Aydanur; Gürsoy, Ayla; Tatli, Zeynep
Objective: The aim of this study was to explore both the student-created digital storytelling and the views of peer sharing of digital\rstorytelling that reflect the clinical experiences of nursing students. Methods: The study employed an explorative qualitative\rdesign. The data were collected with a questionnaire containing the findings related to the process of digital story formation and\rSWOT analysis. After peer sharing, the effect of the digital storytelling on the clinical process was determined with a semistructured interview form. The study follows the COREQ guidelines for qualitative studies. Results: The findings showed that that\rthe student-created digital storytelling was insufficient hardware, interactive and triggering way of communication. While the study\ralso revealed that they had a lack of deeper thinking and product creation had a positive effect on self-esteem. Conclusion: Studentcreated digital storytelling seems to be effective in conveying the clinical experiences. Considering the fact that the acquired\rhardware contributes to a desired level of learning, it can be said that digital stories are the right tools for transferring sharing\rsubjects. In addition, it can be said that an environment should be created for the students to become aware of their weaknesses and\rthreats. In this context, it can be stated that the information obtained from the peer sharing of students contributed to both\rprofessional life and individual equipment during the study. The sharing of different clinical settings with students with the help of\ra technological tool makes the students feel more comfortable in the clinic. The digital story is a method that can be used by young\rpeople of similar ages, both in terms of students preparing their own experiences and being a technological product.
AtıfOpenAlex2İncele - MakaleYalnız künye2022Karaağaç (Ulmus glabra) ve Dut (Morus alba) Talaşı ile Sulu Çözeltilerden Adsorpsiyon Yöntemiyle Rodamin 6G Giderimi
Duran, Celal; Reis, Ceyhun; Ozdes, Duygu
Bu çalışmada, canlı metabolizmasında toksik etki gösteren katyonik yapıda boyarmadde olan Rodamin 6G’nin (R6G) sulardan ve atık sulardan uzaklaştırılmasında doğal karaağaç (Ulmus glabra) (UGT) ve dut (Morus alba) (MAT) talaşlarının ucuz ve etkili adsorbanlar olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. R6G’nin gideriminde adsorban olarak literatürde ilk defa bu çalışmada kullanılan UGT ve MAT çeşitli yöntemlerle karakterize edilmiştir. Adsorpsiyon deneyleri kesikli sistemle yürütülmüş olup, R6G’nin adsorpsiyon verimi üzerine başlangıç sulu çözelti pH’ı, denge süresi ve başlangıç R6G konsantrasyonu gibi deneysel parametrelerin etkileri incelenmiştir. R6G’nin her iki adsorban üzerine adsorpsiyonu için optimum sulu çözelti pH’ının 7.0 ve denge süresinin 180 dakika olduğu görülmüştür. Adsorpsiyon mekanizmasının aydınlatılabilmesi için elde edilen deneysel verilere çeşitli kinetik (yalancı birinci ve ikinci mertebeden kinetik model ile parçacık içi difüzyon modeli) ve izoterm modelleri (Langmuir, Freundlich, Temkin ve Dubinin-Radushkevich) uygulanmıştır. Adsorpsiyon kinetiğinin, ikinci mertebeden kinetik modeli takip ettiği ve deneysel verilerin hem Langmuir hem de Freundlich izoterm modellerine iyi bir uyum gösterdiği tespit edilmiştir. UGT ve MAT’in maksimum adsorpsiyon kapasitesi Langmuir izoterm modeli kullanılarak sırasıyla 50.5 ve 31.8 mg g-1 olarak hesaplanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda karaağaç ve dut talaşının boyarmadde gideriminde kullanılacak etkili ve düşük maliyetli alternatifler olabileceği görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2022Kaçınmacı Odak, Para Tutumu ve Finansal Davranış İlişkisi
Yildirim, Durmus; Özbek, Adem
Bu çalışmada bireylerin karar ve davranışlarında etkili olan düzenleyici odak unsurlarından kaçınmacı odak ile\rpara tutumu ve finansal davranış arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışma kapsamında belirli gelir düzeyinde\rolan 385 kişiye anket uygulanmış ve çalışma verileri yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Çalışma\rsonucunda kaçınmacı odak faktörünün finansal davranış üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak bir etkisine\rrastlanmamıştır. Bunun yanında kaçınmacı odağın para tutum faktörlerinden olan güç-prestij, elde tutmazaman, güvensizlik ve kaygı üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca para tutum\rfaktörlerinden sadece elde tutma-zaman faktörünün finansal davranış üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu\rtespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex1İncele















