Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    İlköğretim düzeyindeki eğitimcilerin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinin ölçülmesi ile tutumlarının karşılaştırılması: Akçaabat ilçesi örneği

    Zehra Nur Kara

    Bütün çocukların sahip olduğu en temel hak mutlu ve huzurlu toplumlarda güven ve sevgi içerisinde geçirecekleri çocukluk dönemleridir ancak çocuklar yakınları tarafından veya tanımadıkları kişiler tarafından bazen olumsuz davranışlara maruz bırakılmaktadır. Bu da karşımıza çocuğa yönelik ihmal ve istismar davranışlarını çıkarmaktadır. Bu doğrultuda yapılan araştırmada ilköğretim düzeyindeki eğitimcilerin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik bilgi ve farkındalık düzeyleri ile demografik veriler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma, Trabzon ili Akçaabat ilçesinde ilköğretim okullarında görev yapmakta olan 244 öğretmenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından hazırlanan 11 soruluk sosyodemografik özellikler ve bilgi formu ile Uysal (1998) tarafından geliştirilen 67 maddeden oluşan "Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek" formu kullanılmıştır. Ölçek; istismarın çocuk üzerindeki fiziksel belirtileri, çocuk istismarına ilişkin çocuktaki davranışsal belirtiler, ihmalin çocuk üzerindeki belirtileri, istismar ve ihmale yatkın ebeveyn özellikleri, istismar ve ihmale yatkın çocukların özellikleri, çocuk istismarı ve ihmalinde ailesel özellikler olmak üzere altı alt boyuttan oluşmaktadır. Eğitimcilerin çocuk ihmali ve istismarı konusundaki farkındalık düzeyleri incelendiğinde, cinsiyet değişkeni ile çocuk istismarına ilişkin çocuktaki davranışsal belirtiler alt boyutu arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Yaş değişkenine ile çocuklara yönelik istismar ve ihmal konusunda farkındalık düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim durumu değişkenine göre, istismar ve ihmale yatkın çocukların özellikleri, istismarın çocuk üzerindeki fiziksel belirtileri, çocuk istismarı ve ihmalinde ailesel özellikler, istismar ve ihmale yatkın ebeveyn özellikleri ve çocuk istismarına ilişkin çocuktaki davranışsal belirtiler alt boyutları ile öğretmenlerin eğitim durumları arasında anlamlı düzeyde farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocuk durumu değişkeni ile çocuk istismarına ilişkin çocuktaki davranışsal belirtiler konusunda farklılığın bulunduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, İhmal, İstismar, Sosyal Hizmet.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Gümüşhane (Kelkit) koşullarında bazı aspir (Carthamus tinctorius L.) çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

    Dilek Aslan

    Bu çalışma, Gümüşhane koşullarında bazı aspir (Carthamus tinctorius L.) çeşitlerinin verim, verim unsurları ve bazı kalite özelliklerini araştırmak amacıyla 2021 yılında Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesinde yürütülmüştür. Tesadüf blokları deneme deseninde 3 tekrarlamalı olarak yürütülen bu araştırmada 5 farklı aspir; Balcı, Dinçer, Göktürk, Hasankendi ve Koç çeşitleri materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada; çıkış süresi (10.00-13.34 gün), ilk çiçeklenme süresi (66.67-69.67 gün), olgunlaşma gün sayısı (84.00-87.00 gün), bitki boyu (49.48-56.10 cm), ilk dal yüksekliği (29.04-31.91 cm), dal sayısı (5.77-6.73 adet/bitki), tabla sayısı (6.86-8.53 adet/bitki), tabla çapı (2.04-2.23 cm), tabla ağırlığı (2.13-2.46 g), tablada tane sayısı (20.93-24.13 adet), tane verimi (93.52-128.06 kg da-1), bin tane ağırlığı (40.94-44.13 g), ham yağ oranı (%26.28-30.92), ham yağ verimi (25.41-33.66 kg da-1) ve ham protein oranı (% 13.97-15.43) ele alınmıştır. Aspir çeşitlerinin tane verimi ile incelenen karakterler arasındaki korelasyon katsayıları; bitki boyu (r=0.640**), tabla sayısı (r=0.759**), ham yağ verimi (r=0.875**), ilk dal yüksekliği (r=0.517*), tabla ağırlığı (0.533*), tablada tane sayısı (r=0.520*), bin tane ağırlığı (r=0.582*) ve ham protein oranı (r=0.525*) arasında önemli ve pozitif, ilk çiçeklenme süresi (r= -0.777**), olgunlaşma gün sayısı (r= -0.694**) ve ham yağ oranı (r= -0.542*) arasında ise önemli ve negatif bir ilişki görülürken; tane verimiyle çıkış gün sayısı (r= -0.298) ve dal sayısı (r= -0.231) ile negatif fakat önemsiz bir ilişki olduğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Eğitim kurumları idarecilerinin kriz anında afet ve acil durumlara yönelik yeterliliklerinin değerlendirilmesi: Gümüşhane ili örneği

    Lokman Odabaş

    Türkiye, konum itibariyle deprem kuşağında yer alan ülkelerden biridir. Bu nedenle kamu kurumlarında bulunan yöneticiler ve üst kademe kişiler toplumun yaşam alanlarını tasarlarken daha güvenli hale getirmek için çalışması gerekir. Bu yerlerin başında bireysel koruma sağlayamayan küçük yaş grubundaki çocukların bulunduğu eğitim kurumları gelmektedir. Okulların afetlere hazırlıklı olmalarında ve hızlı bir şekilde olaylara karşı cevap vermek için okul yöneticileri önemli rol oynar. Okul yöneticilerinin kriz anındaki yaklaşımlarını daha iyi bir konuma getirmek için risk yönetiminde yapılan planlama, tatbikat, koordinasyon ve alınan eğitimler önem arz etmektedir. Çalışmanın amacı da eğitim kurumlarında bulunan yöneticilerin afet ve acil durumlara hazırlık bilgisi ve afetin neden olduğu kriz durumunda, planlama, koordinasyon, iletişim yeterliliklerinin belirlenmesi ve bu yeterliklere ilişkin hazırlıkları bireysel değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda ilgili literatür taranmış olup elde edilen bilgiler doğrultusunda anket formu oluşturulmuştur. Ankette demografik soruların yanı sıra yöneticilerin kişisel becerilerini ölçen 66 soru bulunmaktadır. Yapılmasına izin verilen bu anket formu eğitim kurumlarında bulunan çalışmaya katılmak isteyen yöneticiler tarafından doldurulmuştur. Elde edilen veriler SPSS 22 veri programı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda okullarda yapısal olmayan tehlikeleri azaltmaya yönelik sabitleme çalışmaları değerlendirildiğinde yöneticilerin %8,9'unun böyle bir çalışma olup olmadığı konusunda kararsız oldukları belirlenmiştir. Yöneticilerin kriz yönetimi konusundaki çalışmalarının başarı ile sonuçlanması için eğitim kurumlarında yaşanabilecek krizler tanınmalıdır. Aynı zamanda yöneticilerin kriz yönetimi sürecine sistematik olarak yaklaşabilmesi için gerekli olan hizmet içi eğitim çalışmalarına önem verilmelidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    COVID-19 pandemisi süresince alternatif çalışma alanları kullanımının incelenmesi: Katılım bankası çalışanları üzerinde bir araştırma

    Abdulkadir Daştan

    11 Mart 2020 tarihinde Covid-19 virüs yayılımının D.S.Ö tarafından pandemi ilan edilmesi ve Türkiye'de yine aynı tarihte ilk vakanın görülmesi ile birlikte, birçok kurum alternatif çalışma alanlarında personel çalıştırmaya başlamış ve bu süreç 2021 süresince de devam etmektedir. Bu süreçte Katılım Bankaları da alternatif çalışma alanlarını aktif olarak deneyimlemiştir. Teknoloji kabul modeli ile bu yeni alanların belirlenen kaygı ve iş yapış şekilleriyle birlikte tercih nedenleri, çalışanlar üzerindeki etkileri ölçümlenmek istenmektedir. Araştırma ülke genelindeki Katılım Bankalarında ofis veya şubede çalışanların üzerinden oluşturulan 411 örneklem üzerinden yürütülmüştür. Çalışmaya bulgularında, çalışanların evden-uzaktan çalışma gibi çalışma modelleriyle çalışma sistemine uyumlulukları ( mevcut iş yapma düzeni, mevcut iş yapma tekniği, teknolojik altyapı), zaman (tasarruf, hizmetin tam olması, çeviklik), algılanan davranışsal kontrolü ( kendine güven, yetki, yeterlilik) ve algılanan kullanım kolaylıkları (adaptasyon, kariyer, işverenin altyapı desteği, rahatlık) faktörlerinin , algılanan faydayı (konfor, pratiklik, verimlilik, performans artışı, planlı çalışma, maliyet azaltma, veri güvenliği ) olumlu etkilediği ortaya koyulmuştur. Ayrıca çalışanların evden-uzaktan çalışma gibi çalışma modelleriyle çalışma sistemi için kolaylaştırıcı koşullar ( işverenin kaynak yeterliliği, altyapı erişimi, iletişim araçları etkisi, teknik destek), endişe (sistem endişesi, verilerin korunması, sistem için erken öngörüsü, işi tam olarak yapamama, korkutuculuk), güven (veri güvenliği, bilgi gizliliği, yenilik önyargısı, genel güven) ve öz yeterlilik (rahat hissetme, sistem için bilgi yeterliliği, kendine güven) faktörlerinin, algılanan faydayı (konfor, pratiklik, verimlilik, performans artışı, planlı çalışma, maliyet azaltma, veri güvenliği ) olumsuz etkilediği ortaya koyulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Fine-kinney metodu ile risk analizi: Trabzon limanı örneği

    Hakan Bayram

    Karayolu, hava yolu ve demiryolu gibi taşımacılık yöntemlerine göre uluslararası ticaretin %80-%90'ı denizyolu taşımacılığı ile yapılmaktadır. Denizyolu taşımacılığı ile beraber özellikle ağır yükler, büyük hacimli yükler ucuz ve güvenilir şekilde taşınmaktadır. Denizyolu taşımacılığının uluslararası alanlarda fazla kullanılması limanların önemini arttırmıştır. Türkiye'de limanlarda elleçlenen toplam yük miktarı 2010-2019 yılları arasında %28'lik bir artış göstermiştir. Bu oran dikkate alındığında limanlarımızın ülkemiz açısından önemi ortaya çıkmaktadır. Limanlarda yürütülen işler ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak risk faktörleri de artış göstermektedir. Ülkemizde limanlar tehlikeli iş yeri kategorisinde yer almakta ve kaldırma ve yükleme araçları, taşınan veya depolanan tehlikeli kimyasallar, çeşitli gemi operasyonları vb. faktörlerden kaynaklanan çeşitli riskler içermektedir. Risklerin ortadan kaldırılması için liman içerisinde sağlık ve güvenlik önlemleri alınmalıdır. Limanlarda teknik personel yetersizliği, spesifik riskler ve tehlikeler içermesi, kullanılan ekipman ve makinelerin çeşitlilik göstermesi, yabancı dil konuşan kişi ve gruplar ile yaşanılan iletişim problemi gibi etkenler limanlarda sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınmasına dair çalışmaların yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu çalışmada Trabzon Limanı kapsamında mevcut riskler belirlermiş ve risk değerlendirme metodu olan Fine-Kinney yöntemi kullanılarak risk analiz çalışması hazırlanmıştır. Çalışma sonucunda analiz edilen risklerin ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesi için önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Acil durum ve afetlere müdahale personellerinin kriz anı kurum içi iletişimlerinin değerlendirmesi: Trabzon ili örneği

    Öznur Çinar

    Acil durum ve afetler, ortak çalışılması gereken olağan akışın dışındaki haller olarak değerlendirilmektedir. Kurum ve kuruluşların bu durumları en az hasarla atlatabilmesi için etkin bir koordinasyona ve uygulanabilir bir plana sahip olmaları elzemdir. Bu çalışma ile; Trabzon ili Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nda (AFAD), Büyükşehir Belediye İtfaiyesinde, Orman Bölge Müdürlüğü'nde çalışan müdahale personellerine ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nde (DHMİ) görev yapan uçak kurtarma ve yangınla mücadele (ARFF) memurlarına kriz anlarında kurum içi iletişimlerini değerlendirmek ve kriz yönetim planlarına dair bilgi düzeylerini ölçmek amaç edinilmiştir. İlgili literatür tarandıktan sonra, araştırmanın anket ve ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Ankette demografik soruların yanı sıra yöneticilerin kişisel becerilerini ölçen 58 soru bulunmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22 veri programı ile analiz edilmiştir. Çalışmamızın sonucunda; kriz anlarında iletişim kurabileceği konusunda, çekimser kalmakta olan personeller olduğu saptanmıştır. Ekibiyle telefon, internet gibi kitle iletişim araçları olmasa dahi haberleşeceğine ise tüm personeller kararsız kalırken orman personelleri kesinlikle iletişime geçebileceğini ifade etmiştir. Ayrıca kriz durumlarında kimlerle ortak çalışılacağını da tam olarak bilmeyen personellerin mevcudiyetinden söz etmemiz mümkündür. Kurum içi toplantılarda iletişim kurmaktan genellikle rahatsız olan, toplantılarda kendini ifade etmekten çekinen, toplantılara katılırken sakin ve rahat olmadığını belirten, konuşma yaparken çok gerginleşeceğini düşünen personellerin mevcudiyetini saptamak da çalışmamızın sonuçlarındandır. Hem personellere hem idarecilere yönelik olası afet ve acil durumlar için bilgilendirme programları uygulanması önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    İşletmelerin üretim maliyetlerinin firma verimliliği üzerindeki etkisinde üretim kayıplarının rolü: Denizli ili tekstil sektöründe bir uygulama

    Gülşah Dönmez

    Bu çalışmanın amacı, işletmelerin üretim maliyetlerinin verimlilik üzerindeki etkisinde üretim kayıplarının rolünü belirlemektir. Alt amaçları ise öncelikle üretim kayıplarının üretim maliyetleri üzerindeki daha sonra verimlilik üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu doğrultuda, Denizli ili tekstil sektöründen faaliyet gösteren 197 üretim işletmesine anket yapılmıştır. Ankette yer alan ifadelerden üretim maliyetleri ile ilgili olanlar Assaf ve diğerleri (2001) tarafından geliştirilen ölçekten alınmış üretim kayıpları ve verimlilik ile ilgili olanlar ise araştırmacılar tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenilirliklerini belirlenmesinde Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi, geçerliliklerinin tespitinde ise Açıklayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilik testleri yapıldıktan sonra araştırma hipotezlerinin test edilmesinde Basit Doğrusal Regresyon Analizi ve Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Yapılan analiz bulgularına göre; üretim maliyetleri firma verimliliği üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Ayrıca üretim maliyetlerinin firma verimliliğine olan etkisinde üretim kayıplarının rolü de vardır. Diğer bir bulgu olarak; üretim kayıpları üretim maliyetleri üzerinde pozitif bir etkiye sahipken firma verimliliği üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğu söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Depremlerden sonraki yeniden yapılanma sürecinde çelik prefabrik malzeme kullanımının gerekliliği üzerine küresel bir araştırma

    Nesibe Of

    Bu tez çalışmasında, çelik prefabrik yapıların yapısal özellikleri, ülkemizde ve dünya çapında kullanım oranları ile niçin kullanılması gerektiği konuları bilimsel kaynaklar ortaya konularak araştırılmıştır. Bu kaynaklardan çıkarılan sonuçlar derlenerek afet yönetimi için oldukça mühim olan yeniden yapılanma sürecine dikkat çekilmiştir. Çelik yapılar, yapısı gereği hafif ve esnek bir malzeme olmasından ötürü depreme mukavemet göstermektedirler. Bu ve daha birçok özelliğinden dolayı yüz ölçümünün büyük bir bölümü deprem bölgesinde yer alan ülkemizde konutların çelik prefabrikasyon ile yapılması gerekmektedir. Çünkü bu yapıların depremlerde yıkılmadığı veya hasar alarak ayakta kaldığı literatürdeki birçok araştırma sonucunda kanıtlanmış olup afet yönetiminde ileri seviyede bulunan ülkeler tarafından da kanıksanmıştır. Türkiye çelik üretiminde dünyada yedinci sırada bulunmakta olup bu durum yapı sektörüne yansımamaktadır. Her büyük deprem sonrasında yöneticilerimiz tarafından artık çelik konstrüksiyon konut yapacağız sözü verilse de bir takım sebeplerden dolayı bu durum gerçekleşememektedir. Depremler yaşandıktan sonra yeniden yapılanma sürecine gelindiğinde yıkılan veya ağır hasar alan binaların yerine çelik konstrüksiyon binaları inşa etmek gerekmektedir. Bu strateji kriz yönetiminin son basamağı olan yeniden yapılandırmada sağlam temeller atmayı sağlayacak ve risk yönetiminin ilk basamağı olan zarar azaltma evresindeki çalışmaları destekleyici nitelikte olacaktır. Bu bağlamda tam anlamda bir bütünleşik afet yönetimi döngüsü oluşturulabilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Yeşil restoranlarda hizmet alan müşterilerin memnuniyet ve şikâyetlerinin incelenmesi: Akdeniz ülkelerinden örnekler

    Akyürek, Suat; Kızılcık, Onur

    Son yıllarda dünya genelinde sürdürülebilir ve çevreci restorancılık anlayışıyla faaliyet gösteren restoran sayısının oldukça artış gösterdiği görülmektedir. Ancak Türkiye’de bu anlayışla faaliyet gösteren restoranlar sınırlı sayıda kalmıştır. Dünya genelinde çevresel sorunların hızla büyümesi ile birlikte, sürdürülebilirlik kapsamında alınan önlemler de artmaktadır. Bu bağlamda çevre dostu restorancılık anlayışının gelecek yıllarda daha da yaygınlaşacağı öngörülmektedir. Bu nedenle, çevre dostu restoranlardan hizmet alan turistlerin memnuniyet ve şikâyet kategorilerinin incelenmesi ile teorik ve pratik açıdan faydalı bulgulara ulaşılacağı düşünülmektedir. Turistlerin çoğunluğu seyahat planlamalarında çevrimiçi seyahat bilgi kanallarını kullanmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, yeşil restoranlarda hizmet alan müşterilerin çevrimiçi değerlendirmeleri kapsamında memnuniyet ve şikâyet kategorilerinin keşfedici bir yaklaşımla ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, örnek olay nitel araştırma yöntemi benimsenerek, Türkiye, İspanya, İtalya ve Fransa’da faaliyet gösteren yeşil restoranlara yönelik paylaşılan toplam 600 yorum içerik analizine tabi tutulmuş ve elde edilen kategoriler dört ülke kapsamında incelenmiştir. Araştırma sonucunda, ortaya çıkan kategorilerin benzerlik gösterdiği ve neredeyse tüm müşterilerin (%99) herhangi bir yeşil veya sürdürülebilirlik vurgusuna yorumlarında yer vermedikleri tespit edilmiştir.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleYalnız künye2021
    Nesneden bağımsız üretilen temsiller: Bacon’un Yeni Atlantis’i

    Çavdar, Aysegül Çelenk; Sürdem, Sule Sınem

    Geçmişten günümüze kadar olan süreçte yaşam, değişen dünya düzeni içerisinde evrilmiştir. Tarih öncesinde temel ihtiyaçlar barınma ve beslenme iken gelişen sanayi ile beraber ihtiyaç ve beklentiler de değişmiştir. Fakat insanlığın var olmasına bağlı olarak değişen düzen birçok kusurların ortaya çıkmasına neden olmuştur. İnsan hep yaşamın merkezinde olmak isterken yaşamın içerisindeki parametreler sonucu yenidünyaları ve daha mükemmel bir düzeni arzulamaktadır. İnsanoğlunun yaşamı boyunca karşılaştığı zorlukları çözüme kavuşturma isteği sonucunda, gerçekleşmesi mümkün olmadığı bilinen birçok düşünce, ütopyaları oluşturmaktadır. Ütopyaların gerçekliği yakalayabilmesi imkânsız gözükse de bireyin zihninde oluşan imajlarla gerçeği algılamak için öznenin nesne ile arasına bir şey sokmaması gerekmektedir. Nesneden bağımsız olarak üretilen temsillerin mekân üzerinden ifade edilmesi, ütopyaları anlama ve onlara dâhil olabilme kolaylığı sağlamaktadır. Günümüz mimarlığı nesnesi olan yapıyı ön plana çıkaran tasarımlar ortaya koymaktadır. Bu anlayış biçimine eleştirel bir ifade getireceği düşünülen ütopyaların, nesneden bağımsız olarak ortaya koyduğu, mimarlıkta önemli olan yapının değil düşünce strüktürünün çeşitli araçlarla temsil edilmesidir. Mimarlık tartışmalarına farklı bir boyut kazandıracağı düşünülerek hazırlanan bu çalışma kapsamında, Bacon’un Yeni Atlantis’i metinsel bir inceleme için seçilen örneklemdir. Metnin nesneden bağımsız olarak ortaya koyduğu temsiller ise mekânsal kurgu üzerinden ele alınmaktadır. Bacon’ın ütopik anlatımıyla ele aldığı gerçekdışı dünyayı, ideal toplum kurgusu üzerinden mekânsal ilişkileri incelemek amaçlanmıştır. Toplumsal dünyayı ve doğayı metninde tasarım nesnesi yapan Bacon’un, Bensalem ismini verdiği adadaki mekânlarla ortaya koyduğu temsiliyet ile amacı doğaya hâkim olmak ve onu insan aklının ve bilimin nesnesi yapmaktır. Mekân tasarılarının oluşumunda ütopik bağlantının doğa üzerinden kurgulandığı görülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Pazarlama Felsefelerinin Otel İşletmelerinin Rekabetçi Avantajları Açısından İncelenmesi

    Ödemiş, Murat; Hassan, Azize

    Çalışmanın amacı, otel işletmelerinin benimsemiş oldukları pazarlama felsefelerinin her bir faktörünün rekabetçi avantajlarına etkisinin olup olmadığının belirlenmesidir. Ek olarak, otel işletmelerinin yıldızlarına, faaliyet şekillerine ve menşelerine göre pazarlama felsefelerine bakış açılarının ve rekabetçi avantajlarının farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi de amaçlanmıştır. Çalışmada yeniden geliştirilmiş olan bir anket kullanılmış olup; söz konusu anket, Antalya’daki 218 adet dört ve beş yıldızlı otel işletmesinin üst ve orta kademe yöneticilerine uygulanmıştır. Anketten elde edilen veriler araştırma hipotezlerinin test edilmesine yönelik olarak basit korelasyon, basit regresyon ve t-testi analiz yöntemlerinden yararlanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre; pazarlama felsefeleri değişkenine ait müşteri odaklılık faktörünün, rekabetçi avantaj değişkeni ve rekabetçi avantaj değişkenine ait alt faktörler (işletme hedefleri ve farklılaşma araçları) üzerinde etkisinin bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, pazarlama felsefeleri değişkenine ait alt faktörlerin (işletme odaklılık ve müşteri odaklılık faktörlerinin) ve rekabetçi avantaj değişkeninin ve alt faktörlerinin (işletme hedefleri ve farklılaşma araçları faktörlerinin) otel işletmelerinin menşeilerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2021
    Ekonomik Özgürlüğün Vergi Gelirleri Üzerine Etkisi: OECD Kurucu Ülkeleri Üzerine Ampirik Bir Çalışma

    Keyifli, Nazlı

    Bu çalışma ekonomik özgürlük endeksi ve alt bileşenlerinin vergi gelirleri üzerindeki etkisini ampirik olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kurucu 20 OECD üye ülkeyi ve 2000-2020 dönemini kapsamaktadır. Analizde bağımlı değişken olarak vergi gelirleri (%GSYH) kullanılmıştır. Bağımsız değişken olarak ekonomik özgürlük endeksi ve endeksin alt bileşenleri olan hukukun üstünlüğü, düzenleyici verimlilik, hükümet büyüklüğü ve piyasa açıklığı endeksleri kullanılmıştır. İki aşamalı sistem genelleştirilmiş momentler metodu analizinden istifade edilerek elde edilen bulgular, ekonomik özgürlüğün ve endeksin alt bileşenlerinden düzenleyici verimlilik ve piyasa açıklığının vergi gelirlerini istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkilediğini; hükümet büyüklüğünün istatistiksel olarak anlamlı ve negatif etkilediğini; hukukun üstünlüğü ile vergi gelirleri arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığını ortaya koymaktadır.

  • MakaleYalnız künye2021
    Afetlerde Güvenli Şehir Değerlendirmesi: Puan Kart Uygulaması

    Turan, Melikşah; Cengiz, Ekrem

    Afetler insanların ve toplulukların güvenlik ve refahlarının zarar görmesine neden olabilirler. Afetlerin olumsuz etkilerinin önlenmesinde veya azaltılmasında, ayrıca risk altındaki toplulukların olumsuz etkilere tepkisini güçlendirmede temel olarak mevcut durumun iyi anlaşılması gerekmektedir. Şehirlerin afetlere hazırlığını ortaya koyan dirençli şehir değerlendirilmesi ile dirençlilik puanı elde edilerek derecelendirme yapılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda çalışmada toplum direncini geliştirme faaliyetlerine rehberlik etmek için 10 faktör, 33 alt faktör ve 100 gösterge değeri ile oluşturulmuş hazırlanmış Afetlerde Güvenli Şehir Değerlendirme Puan Kartı uygulanmıştır. Veri toplama tekniğine göre dökümantasyonel, araştırmada kullanılan verinin özelliğine göre de ikincil veriye dayalı araştırma kategorisinde yer almaktadır. Nicel araştırma türünde olan çalışmamızda ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verileri paylaşılmış büyükşehir statüsündeki 2 şehir için değerlendirilmiş olup isimleri A ve B şeklinde kodlanmıştır. Şehirlerin dirençlilik seviyesini ölçmek için nesnel kriterler doğrultusunda normalize edilmiş bir puan elde edilip puanlar seviyelendirilerek değerlendirilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2021
    Industrial Relations Climate and Reflections of the Covid-19 Pandemic

    Gökçe, Ahmet

    The reconciliatory or irreconcilable quality of the industrial relations climate, the relations between the management and the organized union in the workplace, gives clues about the approaches of the parties to the existing or potential problems and their solution suggestions. The Covid-19 pandemic has been a very important test on how industrial relations actors manage this process. The way governments, international and regional organizations, international and national enterprises, and national unions use the social dialogue mechanism to meet the problems in the labor market and what attitude they exhibit is closely related to the industrial relations climate. In this context, the purpose of this study is to evaluate the decisions and suggestions made by international and regional union organizations, international labour organization, and top union organizations in the national sense the Covid-19 pandemic within the framework of the industrial relations climate to go through this process with the least loss.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Şehir İçi Ana Arterlerde COVID-19 Kısıtlamalarından Dolayı Trafik Akımlarında Meydana Gelen Değişimlerin İncelenmesi: Antalya Örneği

    Aydin, Metin Mutlu; Çoruh, Emine; Dağlı, Eren

    2019 yılı sonunda Çin’de ortaya çıkan COVID-19 Pandemisi, 2020 yılının ilk aylarından itibaren Dünya genelinde birçok alanda kısıtlamalara ve düzen değişikliklerine neden olmuştur. Diğer tüm alanlarda olduğu gibi ulaştırma hizmetleri ve ulaşım karakteristiklerinde de bu pandemi nedeniyle büyük değişiklikler görülmüştür. Ülkemizde pandeminin görülmeye başlandığı tarihten itibaren pandeminin seyrine ve virüse yakalanan vatandaş sayısındaki artışa bağlı olarak bazı dönemlerde sokağa çıkma kısıtlamaları getirilmiştir. Bu kısıtlamalara bağlı olarak toplu taşıma sefer sıklıkları, şehir içi ve şehirlerarası toplu taşıma hizmetlerini kullanan yolcu sayıları, trafikteki araç sayısı vb. ulaşım ile ilgili birçok alanda değişiklikler görülmeye başlanmıştır. Bu çalışma kapsamında, pilot kent olarak seçilen Antalya şehir merkezinde yer alan ana arterler üzerinde pandemi etkisi nedeniyle trafikteki araç sayısında meydana gelen değişimler incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar detaylı olarak irdelendiğinde, pandemi sırasında kısıtlama günlerinde araç sayısında önemli derecede azalmalar görülmüştür. Yine elde edilen sonuçlara göre, ülkemizde trafiğe çıkan araç sayısında artış meydana gelmesine rağmen, kısıtlama günleri dışındaki günlerde trafikteki araç sayısının pandemi öncesindeki sayıya yakın olduğu görülmüştür. Bu sonuç, pandemi nedeniyle sürücülerin toplu taşıma yerine bireysel araç kullanımına yöneldiklerini doğrulamaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2021
    Submodule Based MPPT with Synchronous Buck Converter Under Dynamic Partial Shading Conditions

    Basoglu, Mustafa Engin

    In order to obtain more power from photovoltaic (PV) modules under mismatching operating conditions, the submodule-based MPPT technique is an important solution. In this technique, since the power-voltage (P-V) curve of a submodule cannot be multi-peaked, the maximum power point (MPP) tracking (MPPT) is easily achieved through a DC-DC converter connected to each submodule. Since the P-V curve cannot be in a multi-peaked form, the maximum power can be obtained with a simple MPPT algorithm. For this reason, perturb & observe (P&O) algorithm can be chosen. In this study, the behaviour of a submodule-based MPPT with synchronous buck converter (SBC) is investigated for dynamic shading conditions. In addition, submodule-based MPPT and module-based MPPT technique were compared and the comparison was confirmed by simulation studies that submodule-based MPPT performed better. In this context, simulation studies were carried out for different shading conditions. According to the simulation results, the submodule- based MPPT approach achieves greater efficiencies to the module-based MPPT. In some simulations, when the module-based MPPT technique is used, the operation at the local MPP has been realized. In such cases, more advanced algorithms are needed. However, a simple algorithm is sufficient in submodule-based MPPT. The only disadvantage of this MPPT is the high hardware cost. However, the increase in efficiency obtained is at a level that can easily tolerate this cost.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
  • MakaleYalnız künye2021
    Causality linkages between income inequality and financial globalization for G7 countries

    Çelik, Orkun

    The main aim of this study is to evaluate the causality linkages between income inequality and financial glo- balization for G7 countries over the period 1970-2015. The bootstrap panel Granger causality analysis by Kónya (2006) is used. The empirical results indicate that there is a causality linkage between income inequality and fi- nancial globalization in most of the G7 countries. Furthermore, it is shown that income tax has a significant role on the causality linkage. Hence, in order to reduce income inequality, policy makers should apply high taxes on top income, using fiscal policy instruments.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2021
    Optimum passive tuned mass damper systems for main structures under harmonic excitation

    Araz, Onur

    To increase the effectiveness and robustness of a single Tuned mass damper (TMD), TMDs are connected in series or parallel to the main system. Unlike parallel TMDs (PTMD), series TMDs (STMD) consist of only two different TMD units, each of which is connected to the main structure in series. The optimum parameters of series and parallel TMDs are obtained by using the simulated annealing (SA) algorithm in this study. It is aimed to minimize the displacement in the main system in obtaining the optimum parameters. Also, the explicit formulas that can be easily used for the optimum design of both TMD devices are derived using the curve-fitting technique. The control performance of the optimum STMD device is confirmed through numerical analyses and compared with classical TMD and PTMD.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Çörtlerin betonun alkali silika reaksiyonu üzerindeki etkisi

    Demir Şahin, Demet; Eker, Hasan

    Betonun durabilitesini etkileyen kimyasal reaksiyonlardan biri de alkali silika reaksiyonudur (ASR). Gümüşhane ilinde yer alan taş ocaklarının birçoğunda bol miktarda çörtler yer almaktadır. Bu çörtler delme patlatma yöntemiyle ana kayaçtan ayrılarak elde edilen ince ve kaba agregalarla birlikte beton bileşeni olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada; Gümüşhane ilinin 3 farklı bölgesinden alınan çörtler (Akçakale, Gümüşhane ve Besyo), Gümüşhane üniversitesinde yer alan beton laboratuvarına getirilmiştir. Daha sonra farklı bölgelerden alınan 3 farklı çört ve referans numunesi için beton karışım hesabı yapılmış ve bu karışım hesaplarına göre ASTM C 1260 hızlandırılmış harç çubuğu standardına göre beton örnekleri hazırlanmıştır. 3, 7, 14 ve 28 günlük kür süreleri için 3 adet hızlandırılmış harç çubuğu numunesi hazırlanmıştır. Her bir bölgenin çört karışımlarına ait harç numunelerinin 3, 7, 14 ve 28 gün sonundaki ASR ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar; çört ile üretilen tüm numunelerin, referans numunesine göre daha yüksek boy değişimi değerine sahip olduğunu, kür süresine bağlı olarak boy değişim değerlerinin arttığını göstermiştir. 14 günlük boy uzama sonuçlarının ASTM C 1260’ta belirtilen % 0.1 zararsız agregalar için boy uzama limitini ve 28 günlük boy uzama sonuçlarının da % 0.2’den fazla boy uzaması değerlerini aştığı görülmüştür. Sonuç olarak; Akçakale, Gümüşhane ve Besyo çörtlerinin 14 ve 28 günlük kür süreleri göz önüne alındığında ASR açısından zararlı olduğu anlaşılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Yayla alanlarındaki yapılaşma değişiminin incelenmesi: Gümüşhane örneği

    Doner, Fatih

    Bu çalışmada yayla alanlarındaki yapılaşma değişimi Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) verilerinin birlikte kullanımıyla incelenmektedir. Gümüşhane ilinde bulunan Ernek, Güvende, Kadırga ve Kazıkbeli isimli dört yayla alanında 2013 ile 2018 yılları arasındaki değişim incelenmiştir. İncelenen yayla alanlarında 2013 ile 2018 yılları arasında yapı sayısının %21.48, yol ağının %6.94 artığı belirlenmiştir. Bu artışın temel sebeplerinin yayla alanlarına yönelik turizm faaliyetleri ve İmar Barışı düzenlemesinin olduğu değerlendirilmektedir. Yayla alanlarının sürdürülebilir kullanımı için koruma-kullanma dengesini gözeten bir arazi kullanım politikasına ve daha etkin bir denetim mekanizmasına ihtiyaç vardır. CBS ve UA verileri yayla alanlarındaki değişimin izlenerek kontrol edilmesi çalışmalarına destek sağlamak için kullanılabilir.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar