Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2021
    Eski Yunan’da Dinî Merkezlerin Finansal Yönleri Üzerine Bir Değerlendirme (Delos, Delphoi ve Parthenon Örneği)

    Aktürk, Mehmet Yunus

    Eski Yunan şehirlerindeki tapınaklar dinî statülerinin yanında finansal işlerde de rol oynamışlardır. Bu durum, Eski Yunan’a has bir durum olmayıp Mezopotamya’dan bildiğimiz bir sistemdir. Ancak Delos ve Delphoi gibi yerlere ait tapınaklar, ekonomik yapılanma meselesini daha sistemli hâle getirmişlerdir. Bu dinî merkezler, devletle sürekli işbirliği hâlinde olmuşlardır. Finansal açıdan Tapınak-Devlet arasındaki münasebet, savaş ve kıtlık gibi olağanüstü zamanlarda üst seviyelere ulaşmıştır. Böylesine sıkıntılı durumlarda dinî ve merkezî otorite, her biri kendi çıkarlarını düşünerek birlikte hareket etmişlerdir. Kimi zaman birbirlerine borç vermişler, kimi zaman da halkı desteklemişlerdir. İlerleyen süreçte ise Atina’da Athena Tapınağı üzerine inşa edilen Parthenon Tapınağı, anladığımız kadarıyla dinî statüsünün önüne geçecek seviyede devletin yedek kasası rolüne bürünmüştür. Öyle ki şimdiye kadar ele geçen yazıtlardan Parthenon Tapınağı’nda yapılmış bir kült törenine dair kayda rastlanmamıştır. Ayrıca burada diğer tapınaklarda olduğu gibi orta kısımda bir sunak da yoktur. Dolayısıyla burası devletin sikke ayarlarını kontrol ettirdiği, dış borçlanmada civar şehirlere güvence tesis eden bir yer hâline gelmiştir. Tapınağa mensup yüksek rütbeli rahipler ise kimi zaman devlet borçlanmasında statülerinden dolayı şahit olarak gösterilmiş ve tapınağa ait mallar, karşı devlete ipotek ettirilmiştir. Çalışmada bütün bu bilgilerden yola çıkarak bazı saptamalarda bulunulacaktır. Bu saptamalar esnasında özellikle hakkında fazlaca sayısal bilgiye sahip olduğumuz Delos, Delphoi ve Parthenon örnekleri üzerinden Tapınak-Devlet işbirliği ve borçlanma hususlarıyla ilgili genel bir değerlendirilme yapılacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Ahmetli İlçesinde Arazi Örtüsünün/Kullanımının Zamansal Değişimi (1995-2015)

    Üzülmez, Mehmet

    Günümüz dünyasında insanoğlunun ihtiyaçları devamlı artmaktadır. Bu durum ise yeryüzünde kullanılan arazi yapısının sürekli değişimine sebep olmaktadır. Aynı şekilde Türkiye’de de araziler, amacı dışında kullanıldıklarından dolayı değişimlere uğramıştır ve hala da bu değişim süreci devam etmektedir. Türkiye’nin verimli arazileri üzerinde yer alan Ahmetli ilçesindeki arazi örtüsü/kullanımı, geçmişten günümüze değişime uğramıştır. Ahmetli ilçesi, Ege Bölgesi’nin Asıl Ege Bölümü’nde yer almaktadır. İlçe arazisinin büyük bölümünü, üzerinde tarımsal üretimin yapıldığı verimli arazi olan Gediz Ovası oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Ahmetli ilçesinin 1995-2015 yılları arasında arazi örtüsünün/kullanımının geçirdiği değişimler uydu görüntüleri yardımıyla zamansal açıdan incelenmiştir. Uydu görüntüleri, NASA’ya ait olan Landsat TM ve OLI isimli uydularından temin edilmiştir. Görüntüler elde edildikten sonra sınıflama işlemlerine tabi tutulmuş ve söz konusu işlem için Coğrafi Bilgi Sistemleri programlarından biri olan ArcGIS kullanılmıştır. Analizler sonucunda, 1995-2015 yıllarında en büyük değişim, %31’lik azalışla diğer arazi (kayalık, mera, çıplak arazi vb.) grubunda gerçekleşmiştir. Söz konusu yıllarda tarım arazileri %22, beşeri yapılar %7 ve orman arazisi %2 oranında artış göstermiştir. Beşeri yapıların çoğunluğunun tarım arazilerinin üzerinde yer alması, yine bu yapıların söz konusu arazilere doğru büyüdüğünü ortaya koymuştur. Tarım ve orman arazilerindeki büyümenin nedeni sulamanın, teknolojinin, ağaçlandırma faaliyetlerinin artmasının yanında, diğer arazi grubunun da bahsedilen gelişmelerle birlikte tarım ve orman arazisine dönüşmesinden kaynaklanmıştır.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2021
    Tarih Öğretmeni Adaylarının Sözlü İletişim Becerileri Üzerine Bir Araştırma

    Yapıcı, Hakkı

    Sözlü iletişim, bireysel ve toplumsal anlamda oldukça önemlidir. Hele öğretmenler söz konusu olduğunda önemi bir kat daha artar, eğitim ve öğretimin en önemli unsurlarından öğretmenlerin sahip olması gereken önemli özelliklerinden birisi de sözlü iletişim becerileridir. Çünkü öğrenci, öğretmenin “şunların yapılması gerekir.” dediklerinden çok yaptığı davranışlardan etkilenir. Bu nedenle öğretmenlerin her şeyden önce kendi ifade güçleriyle öğrencilere örnek olması gerekir. Bu çalışmada da Tarih bölümünde okuyan ve ileride Tarih öğretmeni olabilecek öğrencilerin sözlü iletişim yeterlilik düzeylerinin sınıf ve cinsiyet değişkenlerine göre değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde öğrenimlerini sürdüren 46 2. Sınıf öğrencisi ve 40 4. Sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmanın verilerini toplamak amacıyla Maden’in (2010) geliştirdiği “Sözlü İletişim Yeterlikleri Gözlem Formu (SİYGF)” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Tarih öğretmeni adaylarının sözlü iletişim becerilerine kısmen sahip oldukları söylenebilir. Bu sonuca göre öğretmen adayları sözlü iletişimde yeterli görünse de sözlü iletişim becerisinin daha güçlü olması için iyi bir sözcük hazinesine sahip olunmalıdır. Yani öğretmen adaylarının aynı zaman da iyi birer okur olması gerekir. Bu konuda öğrenciler mutlaka teşvik edilmelidir. Araştırmadan elde edilen diğer önemli sonuç ise, 2. Sınıf öğrencilerinin sözlü iletişim becerisinin 4. Sınıf öğrencilerine göre daha düşük seviyede olmasıdır. Bu sonucun çıkmasında 2. Sınıf öğrencilerinin henüz öğretmenlik mesleğine yönelik uygulamalara (okul deneyimi ve öğretmenlik uygulaması gibi.) katılmamış olmalarının etkili olduğu söylenebilir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2021
    Sosyolojinin Ne’liği ve Kim’liği Üzerine Bir Değerlendirme

    Dikici, Erkan

    Sosyolojinin bilim dalı olarak 19. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkışı, günümüzde kabul edilen bir gerçekliktir. Özellikle Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali ile özdeşleştirdiğimiz sosyolojinin bilim olma serüveni, temelinde Batı merkezli bir anlayış çerçevesinde şekillenmiştir. Bir kriz bilimi olarak da ifade edilen ve Batı toplumunun sorunlarına çözüm aramak gayesinde olan Batı sosyolojisinin zamanla tüm dünya toplumları hakkında söz söyleme hakkını kendisinde gördüğü bir tarihsel süreç yaşanmıştır. Nitekim bu süreç, Osmanlı Devleti/Türkiye gibi, Batı-dışı toplumlar tarafından olduğu gibi kabul edilmek durumunda kalmış ve bu toplumlar tarafından Batı’da ortaya çıkan sosyoloji anlayışı genellikle aktarmacı bir zihniyetle takip edilmiştir. Zamanla sosyolojinin Batı-dışı toplumlar tarafından bir bilim olarak icra edilmesi, Batı merkezli sosyoloji anlayışının yeterli bulunmamasına, eleştirilmesine neden olmuştur. Özellikle Türkiye gibi, Fransa’dan sonra sosyolojinin akademik ve bilimsel açıdan gelişim gösterdiği ülkelerde, Batı sosyoloji anlayışının ve terminolojisinin Batı-dışı toplumları açıklamakta yetersiz kalacağı ve yerli anlayışların geliştirilebileceği düşüncesi ön plana çıkmıştır. Bu durumun gelişim göstermesinde, Batı merkezli sosyoloji anlayışının kapitalist sistemi meşru hale getiren bir tarafı olmasına yönelik düşüncelerin de var olması etkili olmuştur. Bu açıdan bakıldığında makalenin konusunu, Türkiye’de yaklaşık yüz yıllık bir tarihi olan sosyolojinin, yerli bir anlayışla Batı sosyolojine olan eleştirel bakış açısı oluşturmaktadır. Makalede Batı sosyoloji anlayışının Batı-dışı toplumlar tarafından olduğu gibi kabul edilmemesi neticesinde günümüz Türk sosyologlarının Batı merkezli sosyoloji anlayışının ne’liği ve kim’liğine yönelik görüş ve eleştirilerin ortaya konması amaçlanmıştır. Makalede öncelikle Batı’da sosyolojinin gelişim serüveni ele alınacak, Batı merkezli sosyoloji anlayışının kapitalist sistemi meşrulaştırma konusundaki durumuna yer verilecek ve son olarak günümüz Türk sosyologlarından hareketle Batı sosyolojisinin ne’liği ve kim’liği üzerine bir değerlendirme yapılacaktır. Bu bağlamdan hareketle, bir derleme türü olan makalede, doküman incelemesi yöntemi kullanılarak literatür taraması sonucu ulaşılan kaynaklardan konunun analizi yapılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Erken Rusların Din Değiştirerek Bizans Etkisine Girmelerinde Konstantinopolis’e Giden Vareg Ticaret Yolunun Rolü

    Şen, Fatih

    Rusların kökeni ve Rus isminin nereden geldiği konuları hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Araştırmacılar arasında kesin gözüyle bakılan olgu, ilk Rus devletini kuranların İskandinav kökenli olduklarıdır. Rusları İskandinav kökenli kabul eden Normanistlere göre Ruslar Baltık Denizi’nin doğu kıyısına Slav ve Fin gibi yerli halkların davetiyle geçmişlerdir. Ancak Kuzeyli milletlerin Slavlar, Finliler, Hazarlar, Bizans hatta Abbasi Halifeliği ile davet olayının öncesine dayanan ilişkileri vardı. Bu ilişkiler genellikle ticaret ve paralı askerlik üzerinden yürütülmekteydi. Kuzeylilerin güneye inmek için kullandıkları çeşitli ticaret yolları bulunmaktadır ki bunların arasında hem Ruslar hem de Bizans için en önemli olanı Konstantinopolis’e Giden Vareg Ticaret Yoludur. Bu yolu kullanan Vareg/Rus toplulukları ilk olarak Baltık Denizi’nin karşına geçip buradaki otorite boşluğundan faydalanarak ilk Rus devletini kurmuşlardır. Daha sonra aynı yolu kullanan Vareg/Ruslar, Konstantinopolis’e kadar hem paralı askerler hem de tüccarlar olarak inerek Bizans kültür ve dinini yakından tanıma fırsatı yakalamışlardır. Memleketlerine geri dönen Vareg/Ruslar soydaşlarına Bizans’ın ihtişamından bahsetmişler böylece Ruslar üzerinde Bizans etkisi hızla yayılmıştır. Prens Vladimir döneminde ise Bizans ile yapılan bir anlaşma sonrasında Ortodoks Hıristiyanlık Rus devletinde devlet eliyle yayılmaya başlamıştır. Vareg/Rusların Bizans Ortodoksluğunu seçmeleri onların Bizans kültür ve medeniyeti etkisi altına girmeleri ile sonuçlanmıştır. Ruslar üzerindeki Bizans etkisi din ile sınırlı kalmamış dil, edebiyat, hukuk ve mimari gibi alanlarda da Bizans’tan etkilenilmiştir. Bu çalışmada erken Rus devletinin Konstantinopolis’e Giden Vareg Ticaret Yolunun etkisiyle nasıl bir tarihi sürecin sonrasında din değiştirip Bizans kültür ve medeniyetinin etkisine girmesinden ve ilk Rus devletinin Bizans’ın bir uydu devleti haline dönüşüm sürecinden bahsedilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Kadınların Kişilik Özellikleri ile Psikolojik Sağlamlık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Çelebi, Gülin Yazıcı

    Üzerinde uzlaşılmış bir tanımı olmamasına rağmen kişilik yüzyıllardır incelenen bir konudur. Farklı boyutlarda ele alınmakla beraber daha çok kişilik belirli özelliklerin gösterilip gösterilmemesi ile sınıflandırılmaya çalışılmaktadır. Hangi kişilik özelliğinin hangi davranışlara ya da yaşam becerilerine yatkınlık oluşturduğu da ayrıca incelenmeye açık bir konudur. Bu araştırmanın amacı da bireylerin kişilik özellikleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmanın çalışma grubunu 18 yaş üstü 312 kadın oluşturmaktadır. Araştırmaya katılım gönüllülük esasına göre sağlanmış ve basit örnekleme yöntemi ile 2019 yılında toplanmıştır. Veri toplama araçları için gereken izinler alınmıştır. Veri toplama aracı olarak Türkçe uyarlama çalışmaları Bal ve Şahin (2011) tarafından yapılan Cervantes Kişilik Ölçeği ile Doğan (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ile çalışma grubuna ilişkin demografik bilgiler toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Yapılan normallik analizlerinden sonra uygulanacak tekniklere karar verilmiş, değişkenler arasındaki ilişkilerin analizinde Pearson korelasyon tekniği, ikili değişkenlerin karşılaştırılmasında t-testi, üç ve daha fazla kategorili değişkenlerde ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Farkın kaynağını belirlemek için Bonferroni testinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda psikolojik sağlamlık ile kişilik özellikleri alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğu, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, bir işte çalışıp çalışmama durumu açısından da anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Elde edilen veriler alanyazın ışığında tartışılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
  • MakaleAçık Erişim2021
    İnamat Defteri’ndeki Verilere Göre 16. Yüzyılın İlk Çeyreğinde Osmanlı Eyalet ve Sancak Yöneticileri

    Gök, İlhan

    Osmanlı Devleti merkez ve taşra şeklinde iki kısma ayrılmıştır. Merkezin dışında kalan yerleri belirten yerleri belirtmek için taşra kelimesi kullanılmıştır. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşun ilk zamanlarından itibaren taşra birimleri içinde nahiye, kaza, sancak ve eyaletler oluşturulmuştur. Osmanlı Devleti’nin topraklarının genişlemesi ve daralmasına göre bu birimlerin sayıları zaman zaman artıp azalmıştır. Taşra idari yapısı içinde nahiyeden eyalete kadar her birim önemlidir. Ancak bu birimlerin içinde en büyüğü eyalet ve ondan sonra ise sancaklar gelmektedir. Osmanlı Devleti’nde sancak ve eyalet yöneticileri yüksek dereceli devlet görevlileri arasında yer alırlar. Bu görevlilerin Türk ve devşirmeler arasından seçildiği bilinmekle birlikte ilk zamanlarda Türk kökenli devlet adamlarının, 16. Yüzyıldan itibaren ise kul kökenli kişilerin ağırlıkta olduğu bilinmektedir. Osmanlı Taşra idaresi ve taşrada görevli bulunan kişilerin tayinleriyle ilgili Osmanlı Arşivi’nde sancak tevcih defterleri, ruznameler ve tahvil defterleri önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Bu defterlerden faydalanılarak birçok çalışma yapılmıştır. Bu defterler kadar önemli bir defter de 16. yüzyılın ilk çeyreğinde II. Bayezid zamanında tutulmaya başlanılan ve I. Süleyman’ın ilk yıllarını da içeren İnamat Defteri’dir. Bu defterde Osmanlı ülkesinde yaşayan her kesimden olan kişilere verilen aynî ve nakdî ihsanlar yer almaktadır. Ağırlıklı olarak II. Bayezid zamanında verilen inamlardan taşra yöneticileri ve aileleri de nasiplenmişlerdir. Osmanlı taşra teşkilatına dair bilgilerin de yer aldığı İnamat Defteri’nde alaybeyi, sancakbeyi ve eyalet valilerinin isimleri, önceki ve sonraki görevleri, görev yeri ve ne kadar görevde kaldıkları gibi bilgilerin yanında bazı taşra yöneticilerinin aileleri hakkında da önemli bilgiler yer almaktadır. Bu çalışmada, taşra teşkilatının önemli birimleri olan sancak ve eyaletlerden bahsedildikten sonra İnamat Defteri’nde yer alan bu bilgiler çerçevesinde 1501-1523 tarihleri arsında inam (ihsan) almış olan alaybeyleri (mir-alay), sancakbeyleri ve eyalet valileri hakkında bilgiler verilecektir.

  • Derleme MakaleYalnız künye2021
    Yeni Bir Sezgisel Optimizasyon: Arama ve Kurtarma Algoritması veFonksiyon Optimizasyon Problemlerinin Çözümü

    Özdemir, Muhlis; Cura, Tunçhan

    Sezgisel teknikler, doğadan esinlenerek geliştirilmiş optimizasyon teknikleridir. Literatürde birçok sezgisel teknik bulunmakla birlikte, araştırmacılar tarafından doğa tabanlı ya da doğadaki canlı davranışlarının gözlemlenmesi ile her geçen gün yeni bir sezgisel teknik sunulmaktadır. Bu çalışmada, insan davranışlarından esinlenerek geliştirilmiş yeni bir sezgisel optimizasyon tekniği önerilmektedir. Arama ve Kurtarma Optimizasyon Algoritması (AKOA) olarak isimlendirilen bu yöntemin geçerliliğini kanıtlamak adına teknik, literatürde yer alan fonksiyon optimizasyonu test problemlerinin global minimumlarının bulunmasında kullanılmıştır. 21 minimizasyon problemi üzerinde gerçekleştirilen denemeler sonucunda, AKOA’nın Dinamik Rastgele Arama Tekniği ve Rastgele Seçim Yürüyüşü tekniklerine kıyasla oldukça rekabetçi olduğu görülmüştür.

  • MakaleYalnız künye2021
    Kent İmajının Sosyo-Demografik Değişkenlere Göre İncelenmesi: KonyaMevlana Müzesi Ziyaretçileri Üzerinde Bir Araştırma

    Diker, Ersin; Koçyiğit, Murat

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, Konya’yı ziyaret eden yerli turistlerin kent imajı ile ilgili algılamalarını tespit ederek, sosyo-demografik değişkenlere göre Konya kent imajının anlamlı farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektedir. Yöntem: Bu bağlamda, Konya’yı ve Mevlana Müzesini ziyaret eden yerli turistler üzerinde kolayda örnekleme yöntemi ile uygulanan anketin verileri kullanılarak değişkenler arasındaki farklılıklar test edilmiştir. Yerli turistlerin, kent imajı gözlenen değişkenlerine ait puan ortalamalarının sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesinde, verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı, parametrik fark testleri olan t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma neticesinde Konya’yı ziyaret eden yerli turistlerin kent imajı ile ilgili algılamalarının pozitif yönde olduğu ve cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve yaşanılan şehir gibi sosyodemografik değişkenlerine göre bazı kent imajı gözlenen değişkenlerinin anlamlı farklılık (p<0,05) gösterdiği belirlenmiştir. Dahası katılımcıların, tekrar ziyaret etme ve yakınlarına tavsiye etme ortalamalarının oldukça yüksek olması, kent imajının ziyaret sonrası pozitif yönde etkilendiğini göstermektedir. Tartışma ve Sonuç: Bu doğrultuda, kentler tarihi, kültürel, doğal ve turistik imkânları ile ziyaretçilerine iyi bir deneyim sunmalıdır. Kentin ziyaret edilmesi ile başlayan somut etkileşim, kent imajının şekillenmesini ve tam anlamıyla kentin deneyimlenmesini sağlamaktadır.

  • MakaleYalnız künye2021
    Tüketicilerin Marka İmajı ve Marka Sadakati Algılarını EtkileyenFaktörler: Çay Tüketicileri Üzerine Bir Uygulama

    Yildiz, Salih; Koçan, Mahmut

    Bu araştırmanın amacı; çay sektöründe ürün, fiyat ve tutundurmanın algılanan kalite, marka farkındalığı, marka imajı ve markaçağrışımları üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Bunun yanında algılanan kalite, marka farkındalığı, marka imajı ve marka çağrışımlarının da marka sadakati üzerindeki etkilerini belirlemektir. Rize ilinin merkez ilçesindeki 18 yaş ve üzeri çay tüketicilerinden kolayda örnekleme yoluyla kullanılabilir 437 anket toplanmıştır. Verilerin geçerliliğinde faktör analizi, hipotezlerin test edilmesinde ise çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda; ürün, fiyat ve tutundurmanın marka imajını etkilediği saptanmıştır. Algılanan kalite, marka farkındalığı, marka çağrışımları ve marka imajının da marka sadakati üzerinde etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda marka imajına en çok ürün/en az fiyatın; marka sadakatine ise en çok marka imajı/en az algılanan kalitenin etkisi olduğu saptanmıştır

  • MakaleYalnız künye2021
    İnsan Kaynakları Muhasebesi Aktivitelerinin İncelenmesi: BİST MaliKuruluşlar Sektöründe Bir Uygulama

    Tosunoğlu, Büşra; Öztürkci, Nurbanu

    Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul’da işlem gören mali kuruluşlar sektörünün faaliyet raporlarında yer alan insan kaynakları muhasebesi aktivitelerinin incelenmesini içermektedir. Bu kapsamda, 2014-2018 yılları arasında BİST’te işlem gören 127 adet şirketinyılsonu faaliyet raporları incelenmiştir. Çalışmada araştırmaya dâhil edilen şirketlerin faaliyet raporları içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Söz konusu şirketlerin insan kaynakları muhasebesi aktivitelerinin incelenmesinde Al Mamun (2009) tarafından geliştirilen insan kaynakları muhasebesi aktiviteleri listesi esas alınmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, mali kuruluşlar sektöründe işlem gören bankaların faaliyet raporlarında yer alan insan kaynakları aktivitelerinin büyük çoğunluğuna yer verdiği ve bu aktivitelerin de insan kaynakları politikaları, insan kaynakları muhasebesine ilişkin bilgiler, personel sayısı, eğitim ve geliştirme, emeklilik ve sosyal haklar, çalışanların kariyer planlamaları, çalışanlara sağlanan faydalar ve performans değerleme sistemine ilişkin noktalardan oluştuğu görülmektedir. İnsan kaynaklarına yapılan toplam ödemelere, istihdam raporlarına, çalışan fon bilgilerine, çalışan maliyetlerine yönelik bilgilere ve emeklilik aylığı fonlarına ilişkin hususlara ise faaliyet raporlarında genellikle yer verilmediği tespit edilmiş olup bu şirketlerin de büyük çoğunlukla mali kuruluşlar sektöründe işlem gören yatırım şirketlerinden oluştuğu söylenebilir.

  • MakaleYalnız künye2021
    Fundamentalist Movements in The Northern Region of The Caucasus:Chechnya And Dagestan At the End of the 20th Century and TheBeginning of the 21st Century

    Aksoy, Metin; Karaağaçlı, Abbas

    The Mujahedeen, who had received military training in Afghanistan and Pakistan against Soviets and fought against that force, steered to new objectives or they were directed to do so after the dissolution of the USSR. The Mujahedeen received training in accordance with the Salafist-Wahabi faith in general. They sometimes operate peacefully in an impolitic manner but they also operate politically and act as a member of an armed organization at times. Their aforementioned field of activity is focused on regions, where a power vacuum occurred as the result of the dissolution of the USSR and the subsequent decline in the state authority. The attempts of Selefi organizations such as ISIS and Al-Qaeda to infiltrate into the Caucasian region are common. It should be noted that the indicated organizations house a large number of terrorists from this region within their own structure and that they also receive external aid andassistance. In this article, the actions of the fundamentalist groups to settle into the Northern Caucasian Region and their activities shall be analyzed within the historical context. Afterwards,

  • MakaleYalnız künye2021
    Müşteri Kişilik Özellikleri ile Sıfır Km. Otomobil Tercih FaktörleriArasındaki İlişkiler: TR90 Bölgesi Örneği

    Oyanik, Mazhar; Cengiz, Ekrem

    Bu araştırmanın amacı bireylerin sıfır otomobil tercihinde önem verdikleri tercih faktörlerini belirlemek, otomobil tercih faktörleri önem düzeyleri ile kişilik faktörleri arasındaki ilişkileri tespit etmektir. Bu amaçla, ana kütlesi TR 90 bölgesindeki 6 ilde (Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon) ikamet eden 18 yaş üstü internet kullanıcıları olan ve kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen bir örneklem üzerinde, internet üzerinden anket yöntemiyle bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada frekans ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Otomobil tercihi faktörleri önem düzeyi sonuçlarına bakıldığında ankete katılanların en çok önem verdikleri faktör verimlilik-ekonomiklik faktörü olup, bunu sırasıyla servis-hizmet ve iç tasarım faktörleri izlemiştir. Dışadönüklük kişilik özelliği sırasıyla dış tasarım, multimedya ve iç tasarım faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; uyumluluk kişilik özelliği sırasıyla servis-hizmet, güvenlik-emniyet ve çevresel unsurlar faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; sorumluluk kişilik özelliği sırasıyla çevresel unsurlar, servis-hizmet ve kalite faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; duygusal dengelilik kişilik özelliği sırasıyla multimedya, kalite ve dış tasarım faktörleriyle pozitif yönde ilişkili; zeka-hayal gücü kişilik özelliği sırasıyla güvenlik-emniyet, dış tasarım ve servis-hizmet faktörleriyle pozitif yönde ilişkili bulunmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Dert sözünün kökeni

    Kızılözen, Cihangir

    Araştırmacılar Dedem Korkut Kitabı’nın Dresden nüshasında geçen bir sözcüğü firāḳbiçiminde okumuşlardır. Oysa söz konusu sözcüğün ilk harfi f değil de t okunacak biçimdeyazılmıştır. Dolayısıyla firaḳ değil de taraḳ olarak okunması gerekiyor. Söz konusu sözcüğünanlamlandırılmasıyla ilgili de sorun vardır. Araştırmacılar, firak biçiminde okuduklarısözcüğe ayrılık acısı anlamı vermişlerdir. Oysa firak, hiçbir kaynakta ayrılık acısı anlamındageçmez. Arapça bir sözcük olan firāḳ (<ferāḳ), bütün kaynaklarda ayrılık anlamındakullanılmıştır. Bu inceleme söz konusu sözcüğün firaḳ değil de taraḳ biçiminde okunmasıgerektiğini savunmaktadır. Ancak Dedem Korkut Kitabı’nda t ile başlayan kalın ünlülü Türkçesözcükler, kalın ṭa ط ile yazılır. Oysa bu sözcük kalın ünlülü olduğu halde ince te ت ileyazılmıştır. Bu incelemede kalın ünlülü olan taraḳ sözcüğünün neden ince te ت ile yazıldığısorununa da açıklık getirilmektedir. Bu açıklamaya göre kalın ünlülü olduğu halde ince te تile yazılan örnekler, Farsça kaynaklarda geçen Türkçe kökenli sözcüklerdir. Öyleyse ت ileyazılan taraḳ sözcüğünün de bir kökteşinin Farsça kaynaklarda bulunması gerekiyor. Buinceleme Türkçe taraḳ ile Farsça derd “dert” sözlerinin kökteş olduğu, her ikisinin de Türkçetar “dar” kökünden çıktığı olasılığı üzerinde duruyor. Özellikle taraḳ ile kökteş olduğudüşünülen Eski Türkçe tark “sıkıntı” ve Pehlevice dert“sıkıntı” arasındaki ses ve anlam ilişkisibunların kökteş olduğunu kanıtlayacak niteliktedir.

  • MakaleYalnız künye2021
    Solution Proposals for Environmental Problems Caused By Energy Consumption of Cryptocurrency-Pigoviyan Tax

    Keyifli, Nazlı

    Cryptocurrencies, which emerged with the development of information technology, are digital currencies that are secured by cryptographic systems, not dependent on a specific central author ity. Cryptocurrencies have become attractive investment tools around the world due to their high rate of return, negligible transaction costs, and easy transfers. Although Bitcoin is the most well known, a wide variety of cryptocurrency have emerged. However, the energy intensive use of these currency activities has environmental implications. In this study, the negative environmental effectscaused by the high energy consumed during the production of crypto coins and solutions to reduce these negative effects are emphasized

  • MakaleAçık Erişim2021
    Sağlık District Landslide (Ordu, Turkey)

    Uzun, Ali; Zeybek, Halil İbrahim; Hatipoglu, Ilter Kutlu; Hatipoğlu, Şerif Can

    Landslides cause loss of life and property from time to time. In Turkey, the Black Sea Regionis the region where landslides are seen most frequently. In this study, Sağlık DistrictLandslide that occurred on May 15th, 2019 in the Central Black Sea Region was examined.This study aims to investigate the occurrence of landslide and its consequences. For thispurpose, area was visited and measurements were performed, soil samples and photos weretaken. The region which has a rough terrain, receives precipitation throughout the year. Thesite has volcanic bedrock and thick debris and ground cover on it. The liquefaction limit ofthe soil is between 45.7 and 47.8 and the plasticity limit is between 20.51 and 22. Snowmeltis the main factor that triggers landslides in the work area. Also, turning forests intoagricultural areas, opening roads crossing the slopes, additional weights created by houses,water leaking from the sewer network to the ground among preparative conditions oflandslides. Stress cracks that started to occur in the crown part of the landslide three yearsago started to expand on the day of the incident. The authorities who realized this evacuatedthe houses being under threat. Despite this, 22 buildings were destroyed and 8 hectares ofagricultural land were damaged. It has been proposed to establish new settlements far fromthe landslide zone and the people in the landslide zone be moved to safe areas.

  • MakaleYalnız künye2021
    Bakara 6-7. âyetler bağlamında inkârcıların durumu

    Altuntaş, Abdurrahman

    Bu makalede Bakara sûresinin 6-7. âyetleri kâfirlerin durumu bağlamındaele alınıp incelenecektir. Bu âyetlere göre kâfirlerin peygamber tarafından uyarılıpuyarılmaması fark etmemektedir. Onlar iman edecek değillerdir. Onların hakkıkabul etmemeleri neticesinde, Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş,gözlerine de perde çekmiştir. Onlar için büyük bir azap hazırlamıştır. Çünkü onlarpeygamber tarafından yapılan uyarılara kulak asmamışlardır. Bunun üzerine deAllah, onların hakkı bilme ve tanıma özelliklerini ortadan kaldırmıştır. Kâfirleriniman etmemelerinde önceden belirlenmiş bir durumun olup olmadığı tespitedilmesi gerekli bir husustur. Kâfirlerin kalplerinin ve gözlerinin mühürlenmesi vegözlerine perde çekilmesi özgür bir şekilde yaptıkları tercihlerin bir sonucudur.Yani burada onlar için herhangi bir ilahi takdir edilmişlik durumu söz konusudeğildir. Onların iman etme potansiyelleri ellerinden alınmamıştır. Bu âyetler baştaolmak üzere Kur’an’daki ilgili âyetler kişinin özgürlüğü bağlamında ele alınıpincelenecektir. Çünkü Kur’an’ın bir kısmı diğer bir kısmını tefsir eder. Yer yerkonuyla ilgili hadislere de yer verilecektir. Makalemizdeki temel amaç, kâfirlereyönelik âyetlerde yer alan bu ifadelerin ilahi bir tercih mi yoksa onların yapıpetmelerinin bir neticesi mi olduğu tartışılacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Türkiye’de hanehalkı sigara tüketiminin belirleyicileri

    İpek, Egemen; Ergin, Miraç

    Bu çalışmada, Türkiye’de yerleşik hanehalklarının sigara tüketimini etkileyen sosyo-ekonomik ve demografik faktörlerin 2014 TÜİK Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) verileri üzerinden Çift Eşik ve Tobit yöntemleri yardımıyla belirlenmesi amaçlanmıştır. Sigara tüketimi üzerinde etkisi olduğu düşünülen hanehalkı reisine ait demografik değişkenlerden eğitim seviyesi, medeni durum, cinsiyet ve yaş ile hanehalkı büyüklüğü çalışmada kullanılan sosyodemografik değişkenler olarak belirlenmiştir. Ekonomik değişken olarak ise hanenin bir yıl içinde elde ettiği toplam kullanılabilir gelir seviyesi kullanılmıştır. Kurulan modele ait katsayı tahminleri, katılım ve tüketim kararlarının farklı olduğunu varsayan Çift Eşik tahmin yöntemi ile bu kararları tek bir karar olarak ele alan Tobit tahmin yöntemleri yardımıyla elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen en önemli sonuç sigara tüketim ile katılım kararının farklı olduğu ve bu kararların sigara tüketimi üzerinde farklı etkilere sahip olduğudur. Analiz sonucunda hanehalkına ait demografik ve ekonomik değişkenlerin sigara katılımı üzerindeki etkisi düşük kalırken sigara tüketimi üzerinde önemli etkilere sahip olduğu görülmüştür. Bu durum özellikle katılım ve tüketim kararının ayrı olarak dikkate alınması neticesinde sigara tüketiminin etkilerinin daha detaylı olarak ortaya konulmasını sağlamıştır. Tahmin edilen katsayılar sigara tüketimini azaltıcı yönde en yüksek marjinal etkiye sahip olan sosyoekonomik değişkenlerin olan hane büyüklüğü ve eğitim seviyesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2021
    Hukukî hükmün belirlenmesi açısından vâv harfiyle matûf cümlelerden sonra gelen istisnânın merciinin tespiti – ı –

    Gönan, Yavuz; Kaya, Ali

    Hukukçunun elindeki en önemli malzeme hukuk normlarıdır. Bunlar da ait oldukları dilde ve odilin kuralları doğrultusunda yazılmaktadır. İslam hukukunun kaynağı olan Kur’ân ve Sünnetnasları da Arapça olduğu için fakih, hukukî nasları yorumlarken Arapça dilbilgisi (nahiv)kurallarını dikkate almalıdır. Buna göre fakih; Arapça cümle yapısı şekillerinden biri olan istisnâüslubunun kurallarını bilmeli ve hüküm istidlâlinde bu kuralları uygulamalıdır. İstisnâyla ilgiliusûl-ı fıkıhtaki temel tartışma alanlarından biri de vâv ile matûf cümlelerden sonra gelen istisnânınmerciinin tespitidir. Matûf cümlelerden sonra kullanılan istisnânın merciinin, yani müstesnâminh’in, dilbilgisi kuralları doğrultusunda tespit edilmesi; istisnânın, hukukî hükmün teşekkülüneetkisinin belirlenmesi ve kurallarının uygulanması bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenleçalışmamızda önce genel olarak usulcülerin konuyla ilgili teorik yaklaşımları, gerekçeleri veçözümleri açıklanmış; ardından en-Nûr sûresinin 4-5. âyetleri bağlamında, görüşlerini uygulamalıolarak temellendirme çabaları ele alınmıştır

  • MakaleYalnız künye2021
    Ticaret İl Müdürlükleri Performanslarının Veri Zarflama Analizi İle Değerlendirilmesi

    Güner Ertemoğlu, Hülya; Ertemoğlu, Süleyman; Peker, İskender

    Bu çalışmanın amacı, 81 ilde faaliyet gösteren Tüketici Hakem Heyetlerininperformanslarının Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemiyle değerlendirilmesidir. Araştırmamodelinin girdi ve çıktıları Tüketici Hakem Heyetlerinin işlemlerine özgü olacak şekilde uzman birgrup tarafından geliştirilmiştir. Çalışmanın sonuçları 23 ilde (Amasya, Ankara, Antalya, Aydın,Batman, Çorum, Gümüşhane, İstanbul, Konya, Mersin, Rize, Sinop vs.) faaliyet gösteren TüketiciHakem Heyetlerinin etkin olduğunu göstermektedir.