Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kentleşme sürecinin Türk sinemasına yansıması

    Münevver Demir

    İnsanları kendilerine çeken kentler en genel tanımıyla tarımsal faaliyetin olmadığı tarım dışı etkinliğin fazla olduğu mekânlar olarak tanımlanmaktadır. Bu mekânlar tarih boyunca pek çok değişim ve dönüşüm yaşamıştır. Ancak hiç biri kentleri sanayi devrimi kadar etkilememiştir. Sanayi devrimi kentleri ekonomik, sosyal, siyasi ve hatta kültürel açıdan bir değişim ve dönüşüme zorlamıştır. Bu değişim ve dönüşümün kent için en büyük etkisi ise kentleşme süreci olmuştur. Türkiye'de kentleşeme süreci 1950'li yıllarda tarımsal alanda yapılan modernleşme hareketiyle başlamıştır. Bu modernleşme hareketi kırsal alanda iş imkânı bulamayan aileleri büyük kentlere göç etmeye zorlayarak kentleşeme sürecinin yaşanmasına neden olmuştur. Bu tarihten itibaren hızlı bir kentleşme süreci yaşayan Türkiye, kentleşmenin etkisiyle pek çok sorunla karşı karşıya kalmıştır. Bu sorunların tespiti ve çözümlenmesinde yazılı kaynaklar kadar görsel kaynaklarda büyük önem taşımaktadır. Bu önem göz önüne alınarak Türkiye'de yaşanan kentleşme süreci sinema eşliğinde dönemlere ayrılarak Türkiye'nin kentleşme haritası çıkarılmaya çalışılacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kadim Çin'de bürokrasi ve Weber'de Doğu algısı

    Sadi Arslan

    Yönetsel bir örgütlenme biçimi olarak bürokrasiyi ilk kuramsallaştıran Weber bürokrasiyi, "iş bölümü, uzmanlaşma, örgütlenme, otoriter hiyerarşik yapı, gayri şahsilik, yazışmaların ve faaliyetlerin dosyalanması, yazılı kurallara bağlılık ve planlama çerçevesinde geniş grupların disiplinli bir şekilde yönetilmesini gerektiren toplumsal örgütlenme biçimi" olarak tanımlamaktadır. Tarihi oldukça eskilere dayanan bürokrasi Antik Çağ, Batı ve Doğu toplumlarında da görülmüştür. Çin'in M.Ö. 5500 yıllık mitolojik tarihi geçmişe sahip olduğu düşünülmektedir. Tarih boyunca birbiriyle mücadele içerisindeki Hanedanlıklar Çin'de yönetimi ele geçirerek kendi bürokratik yapılarını oluşturmuşlardır. Weber'in geleneksel otoriteye dayandırdığı Patrimonyal bürokrasi, yönetimi ele geçiren hanedanlıklarda görülen bürokrasi yapılanmasıdır. Çin köklü bir devlet tedavülü olmasına karşın yeknesak bir bürokrasi oluşturamamıştır. Bürokrasinin gelişmesini para ekonomisinin gelişmesine bağlayan Weber, Çin'de rasyonel bürokrasinin gelişememesinin önündeki en büyük engelin, Çin'de kapitalizmin de gelişmesini olumsuz etkileyen Konfuçyüsçülüğe bağlamıştır. Bu çalışmada; Kadim Çin siyasi tarihinde ne tür bürokratik yapılanmaların rol oynadığı, Weber'in perspektifinden Çin nezdinde Doğu'ya bakışı ve Doğu'ya hakim olan otorite tipolojileri bağlamında Çin bürokratik yapılanması işlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Artmakta olan dünya nüfusu, biyosferin yakın geleceği ve dünyayı bekleyen büyük afetlere bilim dünyasının bakışı

    Mustafa Berent

    Dünya nüfusu, özellikle gelişmemiş ülkelerde kontrolsüz bir biçimde artmaktadır. Sanayileşme, plansız kentleşmeler, ekonomik sorunlar eğitimsizliğe ve doğal çevrenin tahribatına yol açmaktadır. Bundan da öte gerçek bir eğitime tabi tutulamayan bu büyük nüfus kitlesi, açlık ve yoksullukla mücadele etmektedir. Bu kitle savaşlara, terörizme ve bunlardan doğacak zararlara da açık haldedir. Aç veya yoksul toplumlar öncelikle temel ihtiyaçlarını karşılama eğilimindedirler. Afet algıları ve bilinçleri gelişmemiştir. Böylelikle bu toplumlarda zarar görebilirlik had safhadadır. Bütün bu problemlerden yola çıkarak bu araştırmanın amacı, farklı dallarda çalışan bilim insanlarının gözünden ve çok disiplinli bir bakışla en derindeki problemleri ortaya çıkarmak; "Grounded Theory (Yerleşik Kuram)" deseninden yeni kuramlar üretmek ve problemlere çözümler sunmaktır. Bu bağlamda "Nüfus", "Biyosferin Geleceği", "Afetler" fenomenlerini temel alan, "yarı yapılandırılmış" bir soru seti kılavuz olarak hazırlanmıştır. Tutarlılığı ve inandırıcılığı test edilip, ardından nitel veri ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Bir dizi röportajlarla içinde Ekologların, Yapı ve Çevre Mühendislerinin, Kalkınma Uzmanlarının, Sosyologların ve Eğitim Bilimcilerin olduğu bir grup tamamı doktora mezunu bilim insanının, derinlemesine görüşme metoduyla bilgi birikimlerine başvurulmuştur. Elde edilen ses kayıtlarından oluşturulan veri yığını, tematik ve betimsel analiz yöntemleri birlikte kullanılarak, analiz edilmiştir. Çalışmalar neticesinde, sürdürülebilir bir dünyada yaşamadığımız, dengesiz gelir dağılımından kaynaklı olarak da eğitimsizliğe ve nüfus artışına, dolayısıyla iklim değişikliğine ve afetlere sebep olan en temel unsurun, yine insan ve eylemleri olduğu ortaya konmuştur. Afetlerin altında yatan en büyük problemin, nüfusa ve zarar görebilirlik kavramına çok az odaklanılması olduğu anlaşılmıştır. Araştırmacıların çalışmaları üzere çok sayıda problem ve kuram ortaya atılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Biyosfer, Nüfus Artışı, İklim Değişikliği

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Yemek renklerinin insanların algıları ve tercihleri üzerindeki etkisi: Kültürlerarası bir araştırma

    Esra Çelik

    Yemekler lezzet, koku, ısı vb. özellikleriyle insanları etkilemekte, bazı yemekler insanlara çekici gelirken bazıları itici gelmektedir. Yemeklerin insanların tercihlerini şekillendiren önemli özelliklerinden biri de renkleridir. Bir yemeğin iştah açıcılığı ve çekiciliği, renginden büyük ölçüde etkilenmektedir. Bu etkilenme farklı kültürlerde farklı şekillerde gerçekleşebilmektedir. Bu bağlamda, farklı kültürel altyapılara sahip insanların yemeklerin renklerini farklı şekillerde algılaması mümkündür. Bu noktadan hareketle çalışma, farklı kültürlerden insanların yemek renklerine yönelik algıları ve tercihlerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada dört farklı kültürden (Alman, Arap, Japon, Türk) katılımcılarla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılması amaçlanmış, ancak Covid-19 nedeniyle yalnızca Türklere (n=14) ve Almanlara (n=10) ulaşılabilmiştir. Görüşmelerde katılımcılara öncelikle farklı renklerdeki yemeklere ilişkin genel değerlendirmeleri sorulmuş, ardından renkli yemek görsellerinden yararlanılarak çorba, makarna ve hamburgerlerde siyah, beyaz, kırmızı, sarı, mor ve yeşil renklerin kullanımına ilişkin değerlendirmeler alınmıştır. Bulgular genel olarak, Almanların Türklere göre farklı renklerdeki yemekleri deneyimlemeye daha açık olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, özellikle siyah ve mor gibi renklere, Almanlar nispeten daha ılımlı olmakla birlikte, her iki kültürde de mesafeli yaklaşıldığı tespit edilmiştir. Çorbalarda iki kültür de sarı, kırmızı, yeşil ve beyaz renklere ılımlı, mor ve siyaha mesafeli dururken; makarnalar ve hamburgerlerde sarı hariç tüm renklere Almanlar, Türklere kıyasla daha olumlu yaklaşmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda sektör profesyonellerine ve araştırmacılara yönelik öneriler geliştirilmiş ve bu öneriler sonuç bölümünde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gastronomi, Yemek Renkleri, Kültürlerarası Karşılaştırma, Türkiye, Almanya.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kopuz (Torul, Gümüşhane) granitoyidi'nin petrografik ve jeokimyasal özelliklerinin incelenmesi

    Cüneyt Doruk

    İnceleme alanı, Doğu Pontid Tektonik Kuşağı'nın Kuzey ve -Güney zonları arasındaki geçiş zonunda bulunmaktadır. Sahada, geniş bir yayılıma sahip Üst Kretase yaşlı dasit, andezit, piroklastları ve tortul ara seviyelerden oluşan volkano-sedimanter kayaçlar bulunmaktadır. Bu birim, Eosen yaşlı Kopuz Granitoyidi tarafından kesilmektedir. Kuvaterner yaşlı alüvyon diğer birimleri uyumsuz olarak örtmektedir. Elips şeklinde, yaklaşık 15 km2 'lik bir alanda, mostra veren Kopuz Granitoyidi, genel olarak granit, granodiyorit ve kuvars diyorit mineralojik bileşime sahip kayaçlardan oluşmakta ve başlıca plajiyoklas, kuvars, ortoklas, hornblend, biyotit ve opak minerallerden meydana gelmektedir. Kopuz Granitoyidi'nden analiz edilen magmatik zirkonlardan 44.75±0.92 My U-Pb zirkon SHRIMP konkordiya yaşı elde edilmiş olup Orta Eosen- döneme karşılık gelmektedir. Kopuz Granitoyidi, genel olarak I-tipi, yüksek K'lu ve kalk-alkali afiniteli, metalüminyum karakterli ve yüksek SiO2 (%52.36-71.81) içeriğine sahiptir. Ana ve iz element değişimleri, kayaçların oluşumunda plajiyoklas, hornblend ve Fe-Ti oksit ayrımlaşmasının önemli rol oynadığını göstermektedir. Örneklerin, kondirite göre normalize edilmiş nadir toprak element dağılımları, birbirleri ile benzerlik sergilemektedir. Örneklerdeki hafif nadir toprak elementleri (HNTE), ağır nadir toprak elementlere (ANTE) oranla daha fazla zenginleşmiştir, ancak granodiyoritlerdeki HNTE zenginleşmesi, granit ve kuvars diyoritlere kıyasla daha belirgindir. Kayaçların (La/Lu)N değerleri 4.12-7.90 arasında değişmekte olup negatif Eu anomalisi (Eu/Eu*=0.55-0.82) belirgindir. Belirgin pozitif Pb ve negatif Nb (Ta), P ve Ti anomalileri, büyük iyon yarıçaplı (BİY) ve HNTE bakımından zenginleşme tespit edilmiştir. Jeokimyasal ve petrolojik özelliklerinden yola çıkılarak, bu kayaçların oluşumunda alt kıtasal kabuk kayaçlarının (amfibolitik) kısmi ergimesi ve litosferik manto bileşenlerinin etkin olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Granitoyid, Gümüşhane, Jeokimya, Kopuz, Torul, Türkiye, U-Pb Zirkon Yaş

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Şerit çizgi görünürlüğünün sürücülerin şerit seçim ve kullanım davranışları üzerindeki etkisi

    Eda Orhan

    Nüfusun artması ve teknolojideki gelişmeler, araç sayısının artması ve trafik tıkanıklığı gibi problemleri beraberinde getirmektedir. Ulaşım plancıları ve araştırmacıları trafikte oluşan bu problemleri çözerek insanların konforlu bir yaşam sürdürebilmelerini amaçlamaktadır. Özellikle büyük şehirlerde nüfus artışı ve ulaşıma olan talebin artmasıyla birlikte ciddi trafik sorunları yaşanmaktadır. Bu trafik sorunları, beraberinde trafik kazalarına da sebep olmaktadır. Her ne kadar araç teknolojisi ve karayolu yapımı konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da sürücü davranışları halen dünya çapındaki trafik kazalarının en önemli nedenleri arasında gösterilmektedir. Sürücü davranışını etkileyen birçok etken vardır ve yol yüzeyindeki şerit çizgilerinin görünürlüğü de bu etkenler arasında yer almaktadır. Çalışma kapsamında şerit çizgilerinin kalitesinin yani görünürlük seviyesinin sürücülerin şerit seçimi ve kullanım davranışları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla Türkiye'de üç farklı bölge de yer alan üç farklı şehirdeki toplam 17 farklı nokta seçilmiş ve video kameralar yardımıyla veriler toplanmıştır. Video kameralar ekran ölçeklemesi yardımıyla analiz edilmiş ve analizler kapsamında 4090 aracın yol yüzeyindeki yanal konumları irdelenmiştir. Yine bu 17 farklı noktanın şerit çizgi kalitesinin seviyesini belirleyebilmek amacıyla farklı özellikteki 390 sürücü ile yüz yüze anket çalışması yürütülmüş ve sonuçlar En Küçük Kareler yöntemiyle modellenmiştir. Analiz sonuçlarından en iyi çizgi kalitesinin olduğu yol için ortalama en yüksek puan 5 üzerinden 4,7 en düşük puan ise 1,42 olarak elde edilmiştir. Bu sonuç çizgi kalite seviyesinin farklı noktalar arasında önemli farklılıklar olduğunu göstermiştir. Yine analiz sonuçlarından incelenen noktaların hemen hemen hepsinde yanal konum dağılımları normal dağılıma uysa da hem sağ/sol tekerlerin hem de ağırlık merkezlerinin dağılımının sağa ya da sola çarpık olduğu belirlenmiştir. Hâlbuki ideal koşullarda araçların sağ-sol teker konumlarının ve ağırlık merkezlerinin dağılımının sağa ya da sola çarpık olmaması gerekmektedir. Analiz sonuçlarına göre araçların şeritleri tam olarak ortalamadıkları genellikle şeridin sağ kenarına ya da sol kenarına yakın hareket ettikleri görülmektedir. Bu sonuç ise Türkiye'de araçların bulundukları şeridi kullanım disiplinlerinin oldukça zayıf olduğunu göstermiş, iyileştirme yapmanın gerekliliğini ortaya koymuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Dijital reklamcılıkta yeniden pazarlamanın (remarketing) satın alma niyeti üzerindeki rolü: Z kuşağı üzerine bir araştırma

    Zeynep Karasu Akça

    Dijitalleşmenin getirisi yeni pazar uygulamaları beraberinde yeni reklam uygulamalarını da getirmektedir. Sürekli bilgi, belge, reklam akışının söz konusu olduğu bu dijital iklimde rekabet edebilme şartları oldukça zorlamaktadır. Özellikle tüketicilere ulaşma ve onların ilgilerine hitap edebilme noktasında hem zaman, hem düşük maliyet, hem kişiselleştirme hem de ilgi çekici olabilmek pazarlama dünyasının yeni amaçları arasında yer almaktadır. Pazarlama karmasının önemli ögelerinden biri olan reklam ise bu hususta en önemli mekanizma olarak varlığını devam ettirmektedir. Geleneksel reklam anlayışı ve uygulamalarının yerini dijital reklam uygulamalarına bıraktığı bu alanda, tüketicilere hitap edebilmek ve seçilen olmak adına çeşitli reklam uygulamalarıyla karşılaşılmaktadır. Özellikle Google ile birlikte değişime ve gelişime uğrayan bu mecra da yeni uygulamalar her geçen gün kendine yer edinmektedir. Yeniden pazarlama (remarketing) uygulaması bu uygulamalar arasında en günceller arasında bulunmaktadır. Arama motoru reklamcılığıyla birlikte reklam sektöründe en büyük payı elinde bulunduran Google'ın dijital dünyada uygulamaya soktuğu yeniden pazarlama uygulamaları, hem tüketiciler, hem pazarlamacılar, hem reklamcılar için uygulanabilirliği ve sonuç alınabilirliği yüksek olan uygulamalar arasında kendine yer edinmektedir. Kişiselleştirilmiş reklam uygulaması olarak yer edinen yeniden pazarlama uygulamaları ayrıca ekonomik olması nedeniyle de reklamverenler için oldukça avantajlar sunmaktadır. Bu çalışmada da günümüz dijital reklam uygulamaları genel anlamda incelenmiş olmakla birlikte özellikle yeniden pazarlama reklamlarının (remarketing) tüketicinin satın alma niyeti üzerindeki etkileri incelenmiştir. Z kuşağı olarak adlandırılan ve teknolojiyi en iyi şekilde kullanabilme yetileriyle tanınan tüketiciler üzerinde yapılan anket çalışması ile yeniden pazarlama (remarketing) uygulamalarının satın alma niyetleri üzerindeki etkileri incelenmiş olup, bu alandaki literatüre de katkı sağlayacağı beklenmektedir. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki Z kuşağı mensubu bireyler oluşturmaktadır. Ancak zaman, maliyet ve sosyal kısıtlılıklar nedeniyle tüm evrene ulaşmak mümkün olmadığından, örneklem için kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve araştırma Z kuşağını temsilen 18-23 yaş aralığında toplam 617 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nicel araştırma modellerinden online anket yöntemi uygulanmış olup, 29.04.2020-16.05.2020 tarih aralığında Google Formlar'da hazırlanan anket formu, sosyal medya platformları ve mail kullanılarak katılımcılara ulaştırılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 ve AMOS 22.0 yazılımlarından faydalanılmış olup, frekans analizi, doğrulayıcı faktör analizi, karelosyan analizi, regresyon analizi, Anova ve bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, reklamın niteliğini oluşturan bilgilendiricilik, eğlence, güvenirlilik ve ekonomiye yararlılık faktörlerinin yeniden pazarlama (remarketing) reklamlarına karşı olumlu tutumun ve ardından da satın alma niyetinin oluşturulmasında etkili olduğu anlaşılmıştır. Özellikle yeniden pazarlama (remarketing) reklamlarına yönelik satın alma niyetinin oluşmasında, güvenilirlik, reklamın eğlenceli oluşu ve ekonomiye yararlılık etkenlerinin, bilgilendiricilik etkenine göre daha etkili oldukları sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital Reklamcılık, Arama Motoru Reklamcılığı, Yeniden Pazarlama (remarketing), Satın Alma Niyeti, Z Kuşağı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kitap kapağı tasarımının tüketici satın alma niyetine olan etkisi: Konjoint analizi uygulaması

    Kübra Arslantaş

    Bu tez çalışmasının amacı, ambalaj tasarımının tüketici satın alma niyetine etkisinin konjoint analizi yardımı ile belirlenmesidir. Ancak daha derine inildiğinde çalışmamızda toplum ve bireysel gelişimin temel taşı olan kitaplar üzerine yoğunlaşılmıştır. Bu araştırmada kitapların ambalajı olan kitap kapaklarının tasarımının tüketici satın alma niyetine olan etkisine yönelik bilgi üretmek hedeflenmiştir Bunun yanı sıra, aynı kitapların birçok yayın evinde farklı tasarımlarla basılmasından dolayı tüketicilerin kitapları satın alma niyetine girdiklerinde bu tasarım unsurlarının tüketicinin kararında etkili olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Literatür incelendiğinde konjoint analizi ve ambalaj ile ilgili birçok araştırma yapılmış olsa bile, böylesine önemli bir alan olan yayın sektöründe yani kitaplar üzerinde çok yetersiz sayıda çalışmanın olması çalışma konusunun belirlenmesinde önemli bir etken olmuştur. Çalışmanın bağımsız değişkenleri boyut, renk ve grafik tasarım olarak belirlenmiştir. Değişken ve düzeyler belirlenirken, kitap satın alma niyetinde olan tüketicilerin, temelde en çok dikkat edeceği tasarım unsurları üzerine düşünülmüş, birkaç katılımcı ile sözlü görüşmeler yapılmış ve farklı sektörlerde aynı konu üzerinde yapılan çalışmalar incelenmiştir. Çalışma 572 tüketiciye online anket yöntemi ile uygulanmıştır ve elde edilen veriler konjoint analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ise, en yüksek fayda değerine sahip olan faktör, renk faktörü olarak bulunmuştur. Fayda değeri en yüksek olan düzeyler ise, sözsel uyarıcı, genel boy, turuncu renktir. Elde edilen sonuçlarda rengin tüketici satın alma niyetine etkisi çok fazla iken, boyut ve grafik tasarım faktörlerinin daha azdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Yeni kamu yönetiminin etik boyutu: T.C. kamu görevlileri etik kurulu üzerine bir analiz

    Büşra Erdem

    Kamu yönetimi etiği kendi başına kamu yönetimi disiplinleri kapsamında sıklıkla tartışılan bir alanı oluşturmaktadır. Küreselleşme hareketleri ile birlikte 1980'lerden itibaren kamu yönetimine yapılan yeniliklerde kamu yönetimi etiği konusu, ülkelerce büyük ilgi ile karşılanmıştır. Ülkemizde de önemli bir yere sahip olan etik konusu, yeni kamu yönetimi anlayışı bağlamında niteliksel olarak gelişim sağlamıştır. Kamu yönetiminde iyi yönetimi sağlayabilmek için etkinlik ve verimliliği yakalama noktasında etik kurallara ihtiyaç duyulmaktadır. Tez çalışmasında, bahsi geçen etik ilke ve kurallar ile yeni kamu yönetimi anlayışının ilkelerini kamu yönetimine entegre eden ülkelerin, etik dışı davranışlara ve yozlaşmalara daha az rastlayacağı veya bu olumsuz davranışların engellenmesinde daha iyi sonuç alacağı öngörülmektedir. Çalışmada, vatandaşın devlete olan güveninin artmasında, kaliteli hizmet beklentisinin karşılanmasında ve kamu yönetiminin verimli bir şekilde işleyişinin sağlanmasında etkili olan etmenlerden olan etik kavramının, kurum kültürünü oluşturan bir konu haline gelmesi gerektiği işlenmiştir. Bu bağlamda kurumsal hale gelen Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun yapısal ve işlevsel faaliyetleri değerlendirilerek yeni kamu yönetimi anlayışının ilkeleri doğrultusunda olumlu ve eksik yönleri analiz edilmiştir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa (1813-1871)

    Öznur Atalan

    Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa (1813-1871) Tarih sahnesinde, önemli olaylara şahitlik edip, bu olayları şekillendirerek geleceğe yön vermiş kişiler her zaman olmuştur. Osmanlı Devleti'nde, çözülmelerin başlayıp yenilik yapılmasını gerekli kılan hâllerin ortaya çıkmasıyla birlikte, devlette gerilemeyi durdurup yenileşme havası yaratacak kişi ve kurumlara duyulan ihtiyaç artmıştır. Bu kişiler, tarihin her döneminde yaşamış ve yaşadığı dönemde almış olduğu vazifelerle adlarından sıkça söz ettirmişlerdir. Bahsi geçen kişiler aldıkları eğitim ve sahip oldukları tecrübe ile devletin geleceğini şekillendirmişlerdir. Bu nedenle bu şahısları, günümüzde ele alıp değerlendirmek, geçmişi doğru okumak ve yorumlamak açısından önemlidir. Bu noktadan hareketle Osmanlı Devleti'nde önemli çözülmelerin yaşandığı XIX. yüzyılda yaşayan Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa hakkında detaylı olarak çalışma yapılmaması bizi bu alanda çalışma yapmaya sevk etmiştir. 1813 - 1871 yılları arasında yaşayan Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın hayatı, XIX. yüzyılın önemli ve büyük bir bölümüne tanıklık etmiştir. Kıbrıs'ın Baf kasabasında doğan Mehmed Emin Paşa, gençliğinde Kıbrıs'tan İstanbul'a gelerek Hazine Kethüdası olarak bulunan amcasının desteği ile II. Mahmud zamanında Enderûn'da Hazine Odası'na kabul edilmiştir. Mehmed Emin Paşa bundan sonra, Osmanlı Devleti'nde ardı ardına gelen vazifeler silsilesi içerisinde, gitgide yükselen makamlarda önemli görevler yapmıştır. Bu bağlamda; Mehmed Emin Paşa, Osmanlı Devleti'nin en kritik olaylarının yaşandığı dönemde yaşamış ve döneminde yaşanan önemli olaylara tanık olmuş, kısmen de olaylar ekseninde kritik olaylara yön verici rolde bulunmuştur. Osmanlı Devleti'nde daha ziyade sert mizacı ile bilinen Mehmed Emin Paşa, bu karakteriyle kendisinden çekinilen devlet adamı profili çizmiştir. Anahtar Kelimeler: Enderûn Hazine Odası, Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa, Osmanlı Devleti, XIX. Yüzyıl.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Osmanlı'nın son yılları ile Cumhuriyetin ilk yıllarında bir ilmiyeli: Ahmed Şirânî Efendi (1879-1945)

    Ahmet Bayraktar

    Toplumda, insanlar üzerinde, etki eden kişilerin hayatlarını anlatan ve o kişileri geneliyle (hayatı, eseri, kişiliği, görüşleri vs.) tanıtmayı hedefleyen biyografi türü, temel olarak mevcut bir gerçeklikten yola çıkar. Böylece kişiyi bütün yönleriyle olduğu gibi insanlara tanıtır. Yapmış olduğumuz bu tez çalışması şimdiye kadar hakkında detaylı bir çalışma yapılmamış Osmanlı ulemasından Ahmed Şirânî'ye aittir. Bu çalışmadaki amaç, geçmişte Osmalı Devleti ile günümüz Türkiye Cumhuriyeti arasında yaşamış önemli fikir, düşünce ve din adamı olan Ahmed Şirânî'yi tanıtmak, eserlerini ve etkilerini inceleyip okuyucuya sunmaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Türkiye'de meydana gelen trafik kazalarının ve ulaştırmanın maliyeti

    Rahmi Topçu

    Türkiye'de son yıllarda ivme kazanan ekonomik büyüme, nüfus artışı ve artan gelirle birlikte motorlu araç sayısı ve karayollarındaki trafik hacmi de hızla artmaya başlamıştır. Tescilli motorlu taşıt sayısı, son 15 yılda yaklaşık % 149 artarak 22 milyon 850 bin 238'e ulaşmıştır. 2035 yılında 90 milyon nüfusa ulaşacak ülke karayollarında, 5 trilyon ton-km yük ve 500 milyar yolcu-km taşımacılık hacmine ulaşılacağı ve karayolları altyapı harcamalarının en az 2023'e kadar egemen olacağı tahmin edilmektedir. Artan ulaşım faaliyetleri birçok faydanın yanında trafik kazaları gibi olumsuz sonuçlarda meydana getirmektedir. Genel olarak, birçok ülkede trafik kazalarının maliyeti, gayri safi milli gelirin yaklaşık % 1-3'ü kadar olduğu tahmin edilmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de 2008-2018 yılları arasında gerçekleşen trafik kazalarının il bazında oluşturduğu dışsal maliyetler ve ulaştırma maliyetleri belirlenmeye çalışılmıştır. Trafik kazalarının oluşturduğu dışsal maliyetler için Beşerî sermaye (BS) ve Koruma maliyeti (KM) yöntemlerine göre iki farklı hesaplama yapılmıştır. BS yöntemine göre trafik kazalarından kaynaklanan ölümlerin dışsal maliyeti; trafik polisi sorumluluk bölgesi (TPSB) için 2008 yılında 2.339 ölüm ile 560.5 milyon TL olarak, 2018 yılında ise 1.754 ölümle yaklaşık 1.3 milyar TL olarak hesaplanmıştır. TPSB'de gerçekleşen ölümler 2008-2018 yılları arasında % 25 oranında azalmış olsa da hesaplanan dışsal maliyetler % 127 oranında artış göstermiştir. Jandarma sorumluluk bölgesi (JSB)'nde ise trafik kazaları sonucu 2008 yılında 1.011 ölüm için 245 milyon TL olarak hesaplanan dışsal maliyetler, 2018 yılında 3.669 ölüm ile 2.7 milyar TL olarak hesaplanmıştır. JSB'de gerçekleşen ölümler % 263 oranında, hesaplanan dışsal maliyetler ise % 394 oranında artış göstermiştir. BS yöntemi kullanılarak TPSB ve JSB için hesaplanan toplam dışsal maliyetler ise 2008 yılında 805 milyon TL, 2018 yılında ise yaklaşık 4 milyar TL olarak hesaplanmıştır. KM yöntemine göre dışsal maliyetler, 2008 yılında 31.6 milyar TL olarak hesaplanmış, 2018 yılında gerçekleşen trafik kazalarının dışsal maliyeti ise 2008 yılına göre € bazında % 112 ve döviz kurundaki % 199 oranında artışla beraber toplamda TL bazında % 533 artış ile 200 milyar TL olarak hesaplanmıştır. Kazaların dışsal maliyeti 2008 yılında GSYİH'nın %3.18'ine ve 2018 yılında %5.37'sine eşit bulunmuştur. 2008 yılında taşıt başına 2.296 TL olan koruma maliyeti 2018 yılında 8.748 TL olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan en yüksek koruma maliyetine sahip il 2008 yılında 6.2 milyar TL ve 2018 yılında 36.5 milyar TL ile İstanbul olmuştur. En düşük koruma maliyetine sahip il ise 2008 yılında 9.6 milyon TL ve 2018 yılında 80.8 milyon TL ile Tunceli olmuştur. Koruma maliyeti yöntemine göre 2008-2018 yılları arası her 1.000 km başına dışsal kaza maliyeti; otoyollarda ortalama 41 TL (14 €), devlet yollarında ortalama 89 TL (30 €), il yollarında ortalama 97 TL (33 €) ve genel ortalama 81 TL (27 €) olarak bulunmuştur. Türkiye'de 2008 yılında karayolu ulaştırmasına harcanan toplam miktar 45.5 milyar TL, 2018 yılında ise yaklaşık 259 milyar TL olarak bulunmuştur. Bulunan kaza maliyet tahminleri trafik kazalarının önemi bir kez daha vurgulanmakla kalmayıp, aynı zamanda, yol ve trafik güvenliğinin artırılması yönünde yapılacak yatırımların büyük bir ekonomik potansiyele ve iç karlılığa sahip olacağına da işaret etmektedir. Bu çalışma ile karar vericiler, politika yapıcılar ve yollarla ilgilenen her türlü kurum ve kuruluş için motorlu taşıt kazalarının ve ulaştırmanın maliyetlerinin ve gayri safi yurtiçi hasılanın yüzdelik kısmına tekabül eden oranı gösterilerek, karayolu yatırımlarının sürdürülebilir bir anlayış ile yapılmasının önemi net bir şekilde ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    E-belediye ve e-demokrasi: Ordu, Samsun ve Trabzon büyükşehir belediye web sayfalarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi

    Taha Tuğrul Bahçekapılı

    Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, var olan dünya düzenini yeniden biçimlendirmiş; bilgisayar ve internet başta olmak üzere birçok teknolojik araç, insan hayatının vazgeçilmez birer unsuru olmuştur. Özellikle de internetin gelişim gösterdiği en son evre; yerel düzeyde insanları, siyasal ve idari süreçlere karşı birçok beklenti içerisine sokmaktadır. Var olan bu beklentilerin bir yansıması olarak siyasal ve idari süreçler içerisinde bir dizi değişim kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu noktada belediye ve vatandaş ilişkisinde karşılıklı etkileşimi ön plana çıkaracak e-belediye süreci gündeme gelmektedir. E-Belediye süreci içerisinde belediye ile vatandaş arasında bağ oluşturup, etkileşimi artıracak pek çok araç bulunmaktadır. Şüphesiz ki bu araçlardan biri de belediyelerin resmî web sayfalarıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de e-devletin yerel düzlemdeki ayağı olarak ifade edilen e-belediye uygulamalarını e-demokrasi üzerinden incelemektir. Bu bağlamda çalışma; Ordu, Samsun ve Trabzon büyükşehir belediyeleriyle sınırlandırılarak ilgili belediyelerin web sayfaları, e-demokrasi üzerinden ele alınmıştır. Araştırmanın ana hipotezini ise "Ordu, Samsun ve Trabzon Büyükşehir Belediye web sayfaları, e-demokrasi noktasında yeterli seviyededir." fikri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında büyükşehir belediye web sayfalarının, etkileşim ve e-katılım işlevinden daha çok bilgilendirme amaçlı kullanıldığı ve bu doğrultuda e-demokrasinin henüz başlangıç seviyelerinde seyrettiği sonucuna ulaşılarak hipotezin sağlanamadığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Türkiye'de sosyal belediyecilik uygulamalarına halkın bakışı: Trabzon Büyükşehir Belediyesi örneği

    Merve Demir

    Gerek dünya düzeninde gerekse Türkiye'de hemen hemen her alanda etkisini hissettiren küreselleşme olgusu ve kapitalizmin yaşadığı krizlere paralel olarak gelişen neo-liberal düşüncenin etkisiyle yönetim anlayışında büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanmıştır. 1980'lerden itibaren yaşanan değişim ve dönüşüm sürecinde sosyal politikaların uygulanmasında merkezi yönetimlerin yanında yerel yönetimlerde görev ve sorumluluk üstlenmiştir. Bu ise literatürde sosyal belediyecilik şeklinde yerini almıştır. Sosyal belediyecilik, sınırları içerisinde ikamet eden halkın sosyal sorunları ile ilgilenen, ekonomik, sosyal, kültürel nitelikteki taleplerine yönelik faaliyetlerde bulunan bir anlayışı ifade etmektedir. Bu anlayış Türkiye'de 1990'lı yıllardan itibaren özellikle bazı Büyükşehir belediyelerinde görülmeye başlamış, 2000'li yıllarda yerel yönetim alanında yapılan reformlarla tüm belediyelerin faaliyet alanına girmiştir. Yürütülen bu çalışmada sosyal belediyecilik anlayışı Trabzon Büyükşehir Belediyesi özelinde inceleme konusu yapılarak, belediyenin sosyal belediyecilik anlayışı kapsamındaki uygulamaları ele alınıp halkın bu uygulamalara ilişkin bakış açısı tespit edilmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Sosyal medya reklamlarına yönelik algılanan değerlerin marka beğenisi üzerindeki etkisi: Genç tüketiciler üzerine bir araştırma

    Sevil Öcal

    Tüketiciler ve işletmeler için sosyal medya pazarlaması vazgeçilmez bir hal almıştır. İşletmeler, sahip oldukları markaları tüketicilere ulaştırmada zaman ve mekan bakımından en hızlı ve ekonomik olması sebebiyle, pazarlama araçlarının içerisine sosyal medya reklamcılığını da dâhil etmiştir. İnsanlar ise ürün ve hizmetler hakkında bilgi alabilmek, deneyimledikleri ürün ve hizmetler hakkında geri bildirimlerde bulunmak, daha çok alternatiflere ulaşabilmek ve tüm bunları işletmeler gibi zaman açısından daha çabuk, mekân açısından da daha ulaşılabilir halledebilmek için sosyal medya reklamcılığından faydalanmaktadırlar. İşletmelerin pazarda varlıklarını sürdürebilmeleri, yeni müşteri elde edebilmeleri ve var olan müşterilerini ellerinde tutabilmeleri için sahip oldukları marka ile tüketiciler arasında duygusal bir bağ oluşturmaları zorunluluk haline gelmiştir. Sosyal medya ve sosyal medya reklamcılığı da bu amaç için çok önemli iki kavramdır. Bu çalışmada tüketici ile oluşturulmak istenilen duygusal bir olgu olarak marka beğenisi kavramı ele alınmıştır. Marka beğenisini oluşturmada tüketicilerin sahip olduğu kültürel, sosyal, kişisel ve psikolojik faktörlerin etkisi oldukça büyüktür. Bu çalışmada genç tüketicilerin sosyal medya reklamlarına yönelik algıladıkları değerlerin marka beğenisi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde internet ve internetin gelişimi ile sosyal medya ve sosyal medya reklamcılığı anlatılmaya çalışılmıştır. En sık kullanılan sosyal medya mecralarının neler olduğu ve reklamların bu sosyal medya platformlarında nasıl yer aldıklarından bahsedilmiştir. Devamında tüketici kavramı ve tüketici davranışları, tüketici davranışlarını etkileyen faktörler ve tüketici algıları ifade edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde marka kavramı ve önemine yer verilmiştir. Tüketici ile marka arasındaki duygusal iletişimi ifade eden marka ile ilgili kavramlar tanımlanmıştır. Bu kavramlar marka kimliği, marka imajı, marka değeri, marka sadakati, marka farkındalığı, marka çağrışımları, algılanan kalite, marka kişiliği ve marka beğenisi kavramlarıdır. Üçüncü bölümde sosyal medya reklamlarına yönelik algılanan değerlerin marka beğenisi üzerindeki rolünü ölçümlemek amacıyla hazırlanan Demografik Özellikler, Algılanan Değer Ölçeği ve Marka Beğeni Ölçeği olarak üç bölümden oluşan bir anket formu uygulanmış ve veriler paket istatistik programlarında analiz edilmiştir. Asıl çalışmaya geçilmeden önce hazırlanan anket formu, geçerlilik ve güvenirliğinin belirlenmesi amacıyla pilot uygulamaya tabi tutulmuştur. Araştırmanın evrenini Türkiye'de sosyal medyayı aktif olarak kullanan genç tüketici kitlesi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise sosyal medyayı aktif olarak kullanan 18-29 yaş arası ankete katılan 585 kişilik örneklem grubu oluşturmaktadır. Örnekleme yöntemi olarak ankete katılan herkesin örnekleme dahil edildiği kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda belirlenen süre içerisinde ankete 585 kişi katılmıştır. Anket 18-29 yaş arası genç tüketicilere, 2019 ve 2020 yıllarında tüm Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sebebiyle, Google formlar, sosyal medya platformları ve mail aracılığı ile ulaştırılarak, 20 Haziran 2020- 10 Temmuz 2020 tarihleri arasında çevrimiçi anket olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21.0 ve AMOS 22.0 yazılımlarından faydalanılmış olup, frekans analizi, doğrulayıcı faktör analizi, karelosyan analizi, regresyon analizi, Anova ve bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, sosyal medya reklamlarına yönelik algılanan değerlerden reklam değeri, bilgilendiricilik ve eğlendiricilik faktörünün marka beğenisi üzerinde olumlu ve anlamlı etkisinin olduğu sonuçlarına ulaşılmış olup; sosyal medya reklamlarının aldatıcılığına ve rahatsız ediciliğine ilişkin faktörler ile marka beğenisi arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Sosyal Medya Reklamcılığı, Algılanan Değer, Marka Beğenisi, Genç Tüketici

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Genetiği değiştirilmiş organizmaların İslam hukuku açısından değerlendirilmesi

    Kerim Akbaş

    Genetiği değiştirilmiş organizmaların İslam hukuku açısından incelenmesi helâl gıda açısından önemlidir. Konunun anlaşılması için birçok boyutunun ortaya konulması zaruridir. Konunun İslam hukuku perspektifinden değerlendirilmesiyle bu konuda duyarlılık oluşturulması elzemdir. Genetiği değiştirilmiş organizmaların geçmişi ve bugünü değerlendirilirken, konu ile ilgili geleceğe dair tahminlerin de ortaya konulması önemlidir. Bu çalışmada genetiği değiştirilmiş organizmaların, kavramsal çerçevesini ortaya koymaya çalıştık. Genetiği değiştirilmiş organizmaların önemi, tarımdaki yeri, elde edilişi ve analizi gibi teknik konulara yer verdik. Aynı zamanda genetiği değiştirilmiş organizmaların faydalarına ve zararlarına değindik. Konuya hukuki açıdan bakarken, konuyu öncelikle günümüz hukuku açısından da ele aldık. Sonrasında, sözü İslam hukukuna getirerek, konuyu helâl ve haram kriterleriyle ve helâl gıda boyutuyla yorumlamaya gayret ettik. Konu ile ilgili İslam hukuku açısından kurumsal ve bireysel görüşlere yer verildikten sonra kendi görüşümüz de ortaya konulmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kur'ân'da a-d-v kökü ve mu'tedi kelimesinin semantik açıdan incelenmesi

    Tuğba Çakır

    Bu tez çalışmasında Kur'ân'ın önemli kavramlarından olan mu'tedi kelimesi ele alınmıştır. Bu kelimenin kökü araştırılmış, bu kökten müştak olan isim ve fiiller Arapça sözlüklerden istifade edilerek semantik analizi yapılmıştır. Mu'tedi kelimesinin anlam sahasını net olarak belirlemek için ayriyeten yakın ve uzak anlamlı sözcükler ele alınmıştır. Ayrıca a-d-v kökü ve türevlerinin Kur'ân'da kullanıldığı manalar ortaya çıkarılmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de a-d-v kökü ve mu'tedi kelimesi birçok hususta haddi aşmayı ifade eden anlam yelpazesinde kullanılmıştır. Mu'tedi kelimesinin temel anlamı haddi aşmaktır. Sözlüklerde saldırgan, zulmeden, haddi aşan, aşırı giden, zalim ve hakkı çiğneyen gibi manalarda kullanılmıştır. Dini terim olarak ise Allah'ın kulları için belirlediği sınırları yani hudûdullahı tecavüz etmek ve ilahi emirleri çiğnemek manasına gelmektedir. Ameli hususlarda haddi aşmayı ifade etmek için kullanıldığı gibi inanç hususlarındaki haddi aşmayı ifade etmek için de kullanılmıştır. Kur'ân'da küfür, şirk ve hak dine karşı isyan niteliğinde olan tutum, davranış ve fiiller mu'tedi kelimesiyle ifade edilmiştir. Yine Kur'ân'da Allah'ın sınırlarını koruyanlar övülmüş ve mükâfat va'dedilmiştir. Sınırlara tecavüz edenler ise yerilmiştir. Mu'tedinin anlamını belirlemek noktasında önemli bir yere sahip olan haddi aşan insanların nitelikleri ve onları haddi aşmaya götüren unsurlar âyetler bağlamında irdelenmiştir. Kur'an'da haddi aşanların hiçbir zaman cezasız kalmadıkları, onlara mutlaka bir ceza verileceği bildirilmiştir. Bu bağlamda dünyada ve ahirette verilen cezalar, ilgili âyetlerden tespit edilmiştir. İnsan, ahirette ebedi bir ceza ile karşılaşmamak için inanç alanında hak dinin sınırlarını öncelikli olarak dikkate almalı ve haddi aşmamalıdır. Bir diğer ifade ile itidal üzere olmalıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    İleri hasara sahip dişler için diş hekimliğinde kullanılan dolgu malzemelerinin sayısal olarak incelenmesi

    İkram Taşdemir

    Beslenme şekli, bazı genetik faktörler ve ağız bakımına yeterli özenin gösterilmediği durumlarda, diş minesi zarar görür ve en son olarak da dişlerde çürük oluşumları meydana gelir. Tedavi, dişin hasar görmüş bölümü ile birlikte dişin orta kısmında bulunan yumuşak dokunun (pulpa) çıkarılması, uygun bir dolgu maddesiyle sızdırmaz ve çiğneme fonksiyonunu sağlayacak şekilde doldurulması işlemidir. Pulpaya büyük ölçüde verilen hasarların en yaygın olanları; kırılmış ya da çatlamış diş, aynı dişe birçok kez tedavi uygulanmış olması veya çürüğün çok derin olmasıdır. Diş çürüğünün ilerlemesi sonucunda enfeksiyon, uzun süreli hafif ağrıların başlamasından sonra gece uykudan uyandıracak derecede şiddetli ağrılar meydana gelmektedir. Bu nedenle yapılacak olan ilk müdahale dişin çekilmesini önlemek amacıyla kanal tedavisidir. Bu yöntemle hasar görmüş dişler tedavi edilir. Kanal tedavisi uygulanan diş ağız içindeki tüm dişler için her ne kadar canlılık özelliklerini kaybetse de sağlıklı bir şekilde görevlerini yerine getirir. Kanal tedavisinin ardından sinirler alındığından dişte herhangi bir ağrı olmaz, diş hissiz bir hale gelir, sıcak-soğuk hassasiyeti oluşturmaz. Kanal tedavisi uygulandıktan sonra diş kök ucu enfeksiyonu ve/veya dolgunun herhangi bir sebeple düşmesi tedavinin yenilenmesine neden olmaktadır. Ancak tedavi birkaç kez uygulandıktan sonra diş kanal tedavisi uygulanamayacak duruma gelecek ve diş eksikliğine neden olacaktır. Bu durumda kanal tedavisi, bu tür rahatsızlıkların tamamen giderilmesi için kesin bir çözüm olmayacağı gibi bu tedaviye alternatif olabilecek başka bir tedavi türü yoktur. Bu çalışma kapsamında, çürük ve kanal tedavisinde sıklıkla kullanılan malzemelerinin bazılarının bası gerilmeleri iyiyken, bazılarının da ısıl gerilmeleri iyidir. Her ikisini de karşılayacak düzeyde tek bir dolgu malzemesi yoktur. Sağlam diş ve dolgu malzemelerinin her birinin ısıl ve bası gerilim analizleri eş zamanlı yapılarak davranışları belirlenmiştir. Sağlam diş ve diş hekimliğinde kullanılan dolgu malzemelerinin incelenebilmesi için CAD programları yardımıyla 3 ayrı model oluşturularak Ansys programına aktarılmıştır. Bu modellere sınır koşulu olarak sıcak bir içecek içilmesi (60°C) ve soğuk bir içecek içilmesi (7°C) durumları ile birlikte 100N'luk kuvvet sonucunda t=1, t= 8 ve t= 16 s sonunda dişte meydana gelen sıcaklık dağılımı, von-mises gerilimleri ve yer değişimleri incelenmiştir. Malzemenin uzunluk değişiminin ilk uzunluğuna oranı (gerinim) olarak adlandırılmaktadır. Sağlam diş ve hasara uğramış dişler üzerinde taç kısmından kök kısmına kadar 4 nokta seçilerek bu noktalarda ki sıcaklık-zaman ve toplam mekanik ve termal eşdeğer gerinim-zaman grafikleri incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda görüldü ki sağlam diş ve hasara uğramış(dolgulu) dişlerde soğuk bir içecek içilmesi (7°C) durumunda, sağlam diş ve dolguların sıkışması ile dişlerde von-mises gerilmeleri sıcak bir içecek içilmesi (60°C) durumuna göre daha fazladır. Sıcak bir içecek içilmesi (60°C) durumuna en fazla von-mises gerilmesi porselen dolgu uygulanmış dişlerde, en düşük von-mises gerilmesi ise amalgam dolgu uygulanmış dişlerde gözlemlenmiştir. Porselen dolgu uygulanmış dişlerde en düşük yer değiştirme gerçekleşirken kompozit uygulanmış dişlerde en fazla yer değiştirmeye uğrayan dolgulardır. Benzer şekilde soğuk bir içecek içilmesi (7°C) durumunda en fazla von-mises gerilmesi porselen dolgu uygulanmış dişlerde, en düşük von-mises gerilmesi ise amalgam dolgu uygulanmış dişlerde gözlemlenmiştir. En düşük yer değiştirme porselen dolgu uygulanmış dişlerde gerçekleşirken, en fazla yer değiştirmeye uğrayan dolgu ise kompozit uygulanmış dişlerdir. Sıcak bir içecek içilmesi (60°C) ve soğuk bir içecek içilmesi (7°C) durumlarında dişin taç kısmından kök kısmına ısı iletimi en yüksek amalgam dolgu uygulanmış dişlerde, ısı iletimi en düşük olan dolgu ise porselen dolgu uygulanmış dişlerdir. Sağlam dişe en yakın ısı iletimini gerçekleştiren dolgu malzemesi ise cam iyonomer uygulanmış dişlerdir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    19. yüzyılda Anadolu'da frengi ve cüzzam

    Mehmet Orçun Karacan

    Bu çalışmanın temel amacı frengi ve cüzzamın 19. yüzyılda Anadolu'daki menfi etkilerini tarih biliminin sınırları çerçevesinde incelemektir. Özellikle frenginin Anadolu'da sebep olduğu tahribatın ne dereceye ulaştığını araştırmak en önemli konulardan biridir. Ayrıca hem cüzzam hem de frenginin insanların hayatlarına olan etkisi de araştırmanın başlıca konuları arasındadır. Bu husus temelde toplumdan dışlanma veya tecrit edilme gibi konuların ele alınması şeklinde ortaya çıkmıştır. Özellikle cüzzama müptela olan hastaların karşılaştığı tecrit edilme ve toplumdan dışlanma hakkında somut bilgi edinmek daha kolay olmaktadır. Frengi özelinde ise hem hastalığa yakalanma biçimi hem de hastalığı bulaştıranlardan biri olmak tecrit veya toplumdan dışlanmada başlıca sebeptir. Mesela hastalığı genelevden ya da bir alüfteden bulaşma yolu ile almış olan kişinin toplumdan dışlanması mümkündür. Aynı şekilde alüftelerinde hastalığı bulaştıranlar olarak tecrit ve sürgüne yollanmaları ihtimal dahilindendir. Diğer taraftan bu çalışmada sözü edilen bu iki hastalığa karşı Osmanlı Devleti'nin aldığı tedbirler ve tedbir almayı güçleştiren hususlar da araştırılmıştır. Mezkur hastalıklara karşı alınan tedbirlerin benzerlikleri ve farklılıkları üzerinden Osmanlı sağlık teşkilatının tedbir alma ve organize olmadaki durumu da ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2021
    Bankaların Kredi Kalitesi, Kredi Büyümesi ve Sosyal Sermaye İlişkisi: Türk bankacılık sektörü Örneği

    Abdulmuttalip Pilatin

    Bu çalışmanın amacı, gelişmekte olan Türkiye'de sosyal sermayenin bankaların kredi genişleme stratejisine ve kredi kalitesine herhangi bir etkisinin olup olmadığını ve bu etkinin hangi yönlü olduğunu ortaya koymaktır. Çalışmada 2007-2018 dönemini kapsayan 12 yıllık süre boyunca Türkiye'deki tüm kamu, özel ve yabancı sermayeli mevduat bankalarının il bazında kredi verileri alınarak analizler gerçekleştirimiştir. Çalışmada il bazında toplam kredi büyümesindeki, konut kredi büyümesindeki, ticaret ve endüstri kredisindeki büyümesindeki, inşaat kredisindeki büyümesindeki ve takipteki kredilerin büyümesindeki değişme ile takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ve son olarak takipteki kredilerin toplam aktiflere oranı bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Bağımsız değişken olarak sosyal sermaye endeksi kullanılmıştır. Ayrıca alternatif sosyal sermaye değişkeni olarak il bazında organ bağış oranı kullanılmıştır. Sosyal sermaye endeksi oluşturulurken daha önceki çalışmalarda da kullanılan 2 ağ ve 2 norm göstergesinden elde edilen sosyal sermaye değeri kullanılmıştır. Panel veri uygulamalarında incelenen sabit ve tesadüfi etkiler modellerinde otokorelasyon, değişen varyans ve birimler arası korelasyon olup olmadığına göre uygun bir tahminci kullanmak önemlidir. Söz konusu durumlardan birinin, birkaçının veya hepsinin olması durumu, tahmin edilecek modellerle ilgili sapmalı sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle gerekli testler yapıldıktan sonra modellerde değişen varyans, otokorelasyon ve birimler arası korelasyon sorunu olduğu tespit edildiği için dirençli tahminci ile katsayı tahmini yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu koşullarda, her üç varsayımdan sapmaya karşı dirençli standart hataları elde etmek için Beck-Katz tahmincisi kullanılmıştır. Çünkü N>T olduğunda Beck-Katz tahmincisi kullanılabilir. Çalışma sonuçları T/N<1 olduğunda daha doğru sonuçlar veren Beck-Katz tahmincisine göre raporlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, sosyal sermaye (SC1) ile toplam kredilerdeki büyüme, konut kredilerindeki büyüme, ticari ve endüstri kredilerindeki büyüme ve inşaat kredilerindeki büyüme oranı arasında, negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu anlaşılmıştır. Yine sosyal sermaye değişkeni (SC1) ile bankaların kredi risk göstergesi olan takipteki kredilerdeki değişim oranı, takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ve takipteki kredilerin toplam aktiflere oranı arasında negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye'de yer alan illerde sosyal sermaye seviyesi yükseldikçe banka çalışanlarının ve yöneticilerinin yanı sıra müşterilerinin de fırsatçı davranışları azalmaktadır. Bu sebeple sosyal sermaye seviyesinin yüksek olan illerde bankaların kredi büyümesi daha yavaş ve kredi kalitesi daha düşük bir seviyede gerçekleşmektedir. Bu sonuçlar çalışmanın teorik arka planını oluşturan Temsilci Maliyetleri Kuramı ile Ahlaki Tehlike Kuramı'nı desteklemektedir.