Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Alevilik ve Bektaşilikte nübüvvet-velayet ilişkisi

    Rauf Yıldız

    Orta-Asya'da konar göçer olarak yaşayan Türkler, gök tanrı denilen tek tanrı inancına mensuplardı. Arapların da tek Allah'a inanmaları, Abbasi yönetimimin ılımlı İslam politikaları, Talas Savaşı'nda Türklerin Çin hükümdarlığına karşı Araplardan yardım istemesi üzerine, Arapların Türklerin yanında yer almaları ve bununla beraber Türklerin Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi ile tanışmaları, Türklerin İslam dinini benimsemelerini kolaylaştırmıştır. Fakat İslam'ı tamamen benimseyip hemen Müslüman oldukları söylenemez. Uzun zaman içerisinde kurulan olumlu ilişkiler, İslam dininin yavaş yavaş kırsal kesimlere yayılması, Türklerin tasavvuf ile tanışmaları İslam dinini benimsemelerini hızlandırmıştır. Çağlar boyunca belirli bir kültür ve yaşam formlarına göre yaşayan daha sonra çeşitli sebeplerle başka kültürlerden etkilenerek o kültürlere evrilen toplumlar çeşitli aşamalar kaydetmişlerdir. Yapmış oldukları bu geçişlerin uzun süre olmasına rağmen önceki kültürlerine olan bağlılıklarını kaybetmemişlerdir. Önceki kültürlerine ait birtakım öğeleri olduğu gibi benimsemişler, geri kalanları da geçiş yapmış oldukları kültüre uyarlamışlardır. Bu da bilinen bir sosyolojik olgudur. Bu olgu Türk toplulukları için de geçerli olmuştur. Bu çalışmada, Alevilik ve Bektaşilik düşünce sisteminin tarihi arka planı ve inanç kuramlarıyla Nübüvvet-Velayet ilişkisi, literatür taraması yapılarak anlaşılmaya çalışıldı. Çalışmada dört ana felsefeye sahip kaynaktan bu tarihsel tespit yapılmaya çalışıldı. Birinci kaynak grubu; bizzat Alevi ve Bektaşi düşünce geleneğinin literatürü olarak kabul edilen, Menakıbname, Velayetname, Buyruk, Yedi Büyük Ozan'ın nefesleri ve Alevilerce meşhur olmuş aşıkların nefesleri esas alındı. İkinci kaynak grubu ise, Sünni İslam inanışına mensup gerek ilahiyatçı akademisyenler gerekse bu alanda geçmiş tarihlerde Sünnilerin Alevi ve Bektaşi düşüncesine bakmış oldukları perspektiflere bakılarak araştırıldı. Üçüncü kaynak grubu, batılı araştırmacılar olan Oryantalist grubunun Alevilik ve Bektaşilik düşünce geleneğinin üzerine yaptıkları objektif kaynaklar esas alındı. Dördüncü kaynak grubu ise Alevi ve Bektaşi düşüncesini en çok etkileyen Tasavvuf literatürünün kaynakları esas alındı. Bu çalışmanın amacı, Hz. Ali'nin tarihi ve menkıbevi şahsiyeti etrafında oluşan düşünce yapılarından biri olan Alevi ve Bektaşi geleneğinin, genelde tarihi arka planı özelde ise bu düşünce yapısının Nübüvvet makamına yüklemiş olduğu anlamı tespit etmektir. Velayet teorisiyle Nübüvvet inancı arasındaki ilişkinin devamlılık mı yoksa yerine kullanılabilecek bir alternatif mi olduğunu ortaya koymaktır. Çalışmanın kapsamı şifahi kültürden günümüze kadar teşekkül etmiş Alevilik ve Bektaşilik geleneği için önemli olan gerek yazma eserler gerekse son dönemde yaşamış ve yaşamaya devam eden Alevi ve Bektaşi geleneği mensuplarının eserleri çerçevesindedir. Farklı kesimlerden ve mensubiyetlerden dışarıdan bir göz olarak bakmak için de yine aynı şekilde bu gelenekten olmayıp bu alan üzerine yapılan çalışmalar da dikkate alındı. Anahtar Kelimeler: Kelam, Alevilik, Bektaşilik, Nübüvvet, Velayet

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Konya ili Karapınar ilçesinin afet geçmişi ve Karapınar ilçesindeki obruklar: Karapınar halkının afet bilinci üzerine bir çalışma

    Sadık İlkan Uçan

    Bu çalışma, Konya ili Karapınar ilçesinde yaşayan insanların afetler ve obruklar konusundaki bilinç düzeylerini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, bölgede yaşayan 500 kişiye yüz yüze görüşme tekniği ile 20 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Bu 500 kişi, 250 erkek 250 kadın olacak şekilde eşit dağılımlı olarak seçilmiştir. Anketin ilk 4 sorusu demografik bilgilerden oluşmaktadır. Katılımcıların afet bilinç düzeylerinin saptanması amacıyla 5-11 arasındaki anket soruları dikkate alınmıştır. Obruk bilinç düzeyi içinse, anket formundaki 12-20 arasındaki sorulardan oluşan toplam 9 madde temel alınmıştır. Araştırmaya katılan 500 kişilik örneklemin demografik özellikleri, afet ve obruk bilinç düzeyi ortalamaları belirlenmiş ve araştırmanın hipotezleri test edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 25 programı kullanılmıştır. İstatistiksel analiz metodu olarak frekans analizi tablolar halinde gösterilmiştir. İstatistiksel önemlilik testi olarak ise Ki Kare testi kullanılmıştır. Araştırma sonunda yaş, eğitim durumu, cinsiyet, medeni durum gibi demografik bilgiler diğer anket soruları ile tek tek karşılaştırılmıştır. Analizler sonucunda, katılımcıların afet bilinç seviyesinin düşükken, obruk bilinç seviyesinin yüksek olduğu görülmüştür. Bu durum katılımcıların yaşadığı bölgede obruk olayının sık görülmesi veya diğer afetlerin ender görülmesi ile açıklanabilir. Ayrıca, katılımcıların eğitim durumu ile bilinç seviyesi arasında pozitif bir ilişki vardır. Katılımcılar obruk oluşumunda su tüketiminin etkili olduğunu düşünmektedirler. Dolayısıyla, afet ve obruk bilinç seviyesini arttırmak için eğitim ve tatbikatlara önem verilmelidir. Obruk oluşumunu azaltmak içinse, su kullanımı üzerinde durulmalı, gereksiz açılan kuyular ve yetiştirilen tarım ürünleri denetlenmelidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Enflasyon hedeflemesine geçişte TCMB ve para politikası uygulamaları

    Emre Akyıldız

    Bu çalışmada; para politikasının genel çerçevesi, para politikası stratejileri ve bunların avantaj ve dezavantajları, parasal aktarım mekanizmaları, para politikası araçları ve amaçları incelenmiştir. Bununla birlikte, Türkiye'de tarihsel bir süreç içerisinde tercih edilen para politikası amaçları, stratejileri ve bu amaç ve stratejilere ulaşabilmek için kullanılan para politikası araçlarının gelişimi ve değişiminin nasıl ve neden gerçekleştiği ele alınacaktır. Türkiye'de 2000 yılı sonrasında uygulanan para politikalarının makro ekonomik değişkenler üzerindeki etkileri, uygulamadaki başarısı ve 2008 küresel kriz sonrasında uygulanan para politikaları üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak Türkiye'de Şubat 2001'de yaşanan krizin ardından Merkez Bankası'nın yetkileri nezdinde değişikliklere gidilmiş ve esas amacı fiyat istikrarı olarak belirlenmiştir. 2002 yılından sonra uygulanan para politikaları sonucunda fiyat istikrarı ve bankacılık sektörünün krizlere dayanıklılığı arttırılmıştır. Türkiye'nin 2008 krizine kadar para politikasında yaptığı değişiklikler üzerinde de ayrıca durulmuştur. 2008 küresel kriziyle birlikte geleneksel olmayan para politikaları önem kazanmaya başlamıştır. Ancak, son yıllarda TCMB'nin politik bağımsızlıkla ilgili yaşadığı sorunlardan kaynaklı olarak özellikle politika faizini etkin bir şekilde kullanamadığı görülmektedir. Bu çerçevede son yıllarda TL'nin aşırı değer kaybetmesi ve enflasyon hedefinin tutturulamaması da TCMB'nin para politikalarında istenilen düzeyde başarıya ulaşamadığını göstermektedir. Enflasyon hedeflemesinde her ne kadar belirli dönemlerde başarı sağlansa da bunu genel olarak söylemek mümkün değildir. Ülkenin kronik sorunlarından olan dış ticaret ve cari işlemler açığı ve işsizlik artışının da katkısıyla ekonomik büyümede istikrarlı bir yapıya ulaşılamamıştır. Bu nedenle çalışmada bu alandaki temel makro ekonomik göstergelere yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Üç boyutlu kaya düşme analizleri ile olası tehlike haritası üretilmesi ve önlem yapıları tasarımı: Gümüşhane kent merkezi örneği

    Rasim Taylan Kara

    Trabzon-Erzurum Karayolu üzerinde bulunan Gümüşhane ili merkez ilçe yerleşkesi sarp bir topoğrafyaya sahip olup, iklimsel ve morfolojik yapının etkisi sonucu, hemen hemen her mevsim sıklıkla gerçekleşen kaya düşme olayları zaman zaman can ve mal kayıplarına sebep olabilmektedir. Bu nedenlerden ötürü Gümüşhane ili merkez yerleşkesinin kaya düşme potansiyeli açısından büyük tehdit oluşturan kuzey yamaçları inceleme alanı olarak seçilmiştir. Bu çalışmada, Gümüşhane il merkezindeki yerleşim alanlarını tehdit eden yüksek sarp yamaçlardaki kaynak kaya alanlarının yanı sıra, düşmüş ve askıdaki bloklar belirlenmiş ve düşmüş olan blokların yerleri dikkate alınarak, kaya düşme envanter haritası oluşturulmuştur. Daha sonra, kaya düşme olasılığı yüksek olan kaynak kaya alanlarında belirlenen hatlarda RocPro3D programı kullanılarak, kaya düşme analizleri yapılmıştır. Bu analizler sonucunda, düşen blokların yayılma mesafesi, sıçrama yüksekliği, yuvarlanan kaya bloklarının kinetik enerjileri ve çelik bariyer uygulamaları ile düşmesi olası blokları önleme olanakları irdelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, inceleme alanında yayılım gösteren yerleşkelerin üst kotlarında belirlenen H1, H2, H3, H7 ve H9 kaynak kaya hatlarından yuvarlanan kaya blokları sırasıyla Oltanbey Mahallesi, Hasanbey Mahallesi, Özcan Mahallesi, Yeni Mahalle ve Eskibağlar Mahallesi yerleşkelerini tehdit etmektedir. H5, H6 ve H8 kaynak kaya hatlarından yuvarlanan kaya blokları, sırasıyla Karaer Mahallesi, İnönü Mahallesi, Yeni Mahalle, Eskibağlar Mahallesi ve Gümüşhane Üniversitesi yerleşkeleri ile kaynak kaya alanları arasında yayılım göstermekte olup, mevcut yerleşkeleri tehdit etmemektedir. Buna ek olarak H4 nolu kaynak kaya alanından yuvarlanan kaya blokları herhangi bir yerleşkeyi tehdit etmemektedir. Yapılan 3D kaya düşme analizleri sonucunda kaya düşme tehlikesi altında olan yerleşkelerde önlem yapılarından çelik bariyer uygulaması yapılarak yeniden analizler gerçekleştirilmiş ve tehlikeyi ortadan kaldıracak en ekonomik ve güvenli farklı bariyer çeşitleri önerilmiştir. Tüm veriler ışığında elde edilen sonuçlar ArcGIS bilgisayar programında değerlendirilip, bariyer uygulamasının öncesi ve sonrası durumları gösteren olası tehlike haritası üretilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Çelik Bariyer, Gümüşhane, Kaya Düşmesi, Olası Tehlike Haritası, RocPro3D

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Torul ve Kürtün (Gümüşhane) ilçe merkezi içme sularının fiziksel ve jeokimyasal özelliklerinin incelenmesi

    Yasin Merdan

    Bu çalışmada Gümüşhane İli Torul-Kürtün İlçe merkezlerindeki içme sularının katyon ve anyon ölçümleri yanı sıra suların pH, Elektriksel İletkenlik (Eİ) ve sertlik (Fr°) gibi fizikokimyasal parametreleri araştırılmıştır. Su örneklerinin pH değerleri 7.54-8.10, iletkenlikleri 119.5-640.0 µS/cm ve sertlikleri (Fr°) 9.93-26.22 arasında değişmektedir. Analiz edilen tüm su örneklerinde anyon ve katyonların konsantrasyonlarının TS-266 ve Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre kabul edilen sınırları içinde kaldığı belirlenmiştir. TS-266 standartına göre T2 (640 µS/cm), K9 (479 µS/cm) ve K11 (477 µS/cm) nolu örneklere ait Eİ değerleri hariç diğer tüm örneklerin Eİ değerleri I. sınıf su kalitesine işaret etmiştir. Suların; normal klorürlü ve oligoklorürlü sular, normal sülfatlı, oligosülfatlı ve sülfatlı sular sınıfına girdiği belirlenmiştir. Piper diyagramına göre suların, bikarbonatlı (HCO3) ve kalsiyumlu (Ca), düşük sülfat ve klorür (SO42+Cl) içeren kalsiyum magnezyumlu (Ca+Mg) karışık bileşimli olduğu belirlenmiştir. Kloroalkalin indeksi I ve kloroalkalin indeksi II'nin pozitif olarak hesaplandığı sularda Na+ ve K+ iyonlarının kayaçlarda yer alan Mg+2 ve Ca+2 iyonları ile yer değiştirdiği tespit edilmiştir. Sularda karbonat ayrışmasının, silikat ayrışmasından daha etkili olduğu belirlenmiştir. İz element analiz sonuçlarına göre Co ve Pb hariç diğer elementlerin konsantrasyonlarının kabul edilen standartlar içinde yer aldığı tespit edilmiştir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde, analiz edilen su örneklerinin içme suyu açısından genel olarak iyi sınıf sular kategorisinde yer aldığı sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Ar-Ge ve inovasyonun yüksek teknoloji ürün ihracatı üzerindeki etkisi: Yükselen piyasa ekonomileri örneği

    Sema Hilal Durmuş

    Son yıllarda küreselleşmenin etkisiyle dünya ekonomilerinde değişen rekabet anlayışında yüksek teknoloji ürün ihracatı önemli bir konumdadır. Ülkelerin değişen rekabet şartlarında yer edinebilmek adına yaptıkları Ar-ge faaliyetlerine olan eğilim artış göstermektedir. Ar-ge faaliyetleriyle ortaya çıkan inovasyonların da ticari başarılara dönüştürülmesiyle iktisadi büyümeye etki etmektedir. Ar-ge ve inovasyon faaliyetleri teknolojik gelişmeler ve ihracat performanslarında artış sağlamaktadır. Ar-ge ve inovasyon faaliyetlerinin yüksek teknoloji ürün ihracatı ve ekonomik büyümeye ilişkin etkileri merak konusu olmaktadır. Bu çalışmada verisine ulaşılabilen yükselen piyasa ekonomilerinden 7 ülkenin (Arjantin, Bulgaristan, Çin, Polonya, Romanya, Rusya ve Türkiye) 2007-2017 dönemine ait verileriyle yüksek teknoloji ürün ihracatı üzerindeki etkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkinin analiz edilebilmesinde yöntem olarak panel veri analiz yöntemlerinden sabit ve tesadüfi etkiler modellerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, Ar-ge ve inovasyon ile yüksek teknoloji ürün ihracatı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Mikro kültür destinasyonlarında pazarlama sorunları ve çözüm önerileri: Birecik örneği

    Süleyman Akbaş

    Bulunduğumuz yüzyılda turizm, ülkelerin ekonomik göstergeleri açısından büyük önem arz etmektedir. Birçok ekonomik unsur içerisinde turizme ayrı bir önem verilmekte ve bölgeler turizm alanında birbirleriyle rekabete girmektedir. Bu kapsamda, gerek büyük ölçekli destinasyonlarda (şehir veya ülke gibi) gerekse küçük ölçekli destinasyonlarda (ilçe, kasaba vb.) paydaşlar, ekonomik kalkınmışlığı artırmak için turizm gelirlerinden daha fazla pay almaya çalışmaktadır. Ancak özellikle küçük ölçekli destinasyonlar, kimi yapısal ve yönetsel sorunlar nedeniyle, sahip oldukları yüksek turizm potansiyeline rağmen, turizmden hak ettikleri payı alamamaktadır. Şanlıurfa'ya bağlı Birecik ilçesi de bünyesinde kültürel, tarihi ve doğal turistik değerler barındırdığı halde, destinasyon pazarlamasında yaşanan sorunlar nedeniyle, bu değerlerden yeterli faydayı sağlayamamaktadır. Bu noktadan hareketle, mevcut çalışma bir mikro kültür destinasyonu olan Birecik'in destinasyon pazarlama sorunlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği çalışmada destinasyon paydaşlarıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek Pazarlama Karması Teorisi çerçevesinde, destinasyonun pazarlama sorunları ve bunlara yönelik çözüm önerileri tespit edilmiştir. Bulgular, Birecik'te fiyat açısından önemli bir sorun yaşanmadığını; ancak ürün, dağıtım ve tutundurma açısından bazı önemli sorunların olduğunu göstermektedir. Ürün açısından konaklama kapasitesi zayıflığı ve turistik kaynakların yetersiz kullanımı, tutundurma açısından tanıtım zayıflığı, dağıtım açısından destinasyonun bölgesel turlara dâhil edilmemesi öne çıkan sorunlardır. Bu çalışmada saptanan sorunlara yönelik çözüm önerileri de sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Memî Cân Efendi'nin "Lübbü'l-Usûl fî Mâ'rifeti Tarîkati'l-Vusûl" adlı eserinin tahkîki ve tıpkıbasımı

    Halime Kara

    XVI. yüzyılda yaşamış olan Şeyh Muhyiddin Mehmed b. İlyâs Memî Cân Saruhânî (v. 1008/1599) Efendi, Manisa (Saruhan)lıdır. Uşşâkiyye tarîkatinde şeyhlik makamında bulunmuştur. Uşşâkiyye ta¬rîkatinin, Manisa, Bursa ve İstanbul yörelerinde yayılmasında önemli rol oynamıştır. Halvetiyye'ye bağlı Uşşâkiyye tarîkatinin kendisinden devam ettiği yegâne koludur. Uşşâkîlikte yazılı eser bırakan nadir kişilerden biridir. Manzum ve mensur eserleri mevcuttur. Memî Cân Efendi kutbu'l-aktâb'dan sayılır. "Lübbü'l-Usûl fî Ma'rifeti Tarîkati'l-Vusûl" adlı eserini Sultan III. Murad'a takdim ederek padişahın hürmetine mazhar olmuşdur. Bu eserini Feridüddîn-i Attâr, Mevlânâ gibi sûfîlerin beyitleriyle süslemiştir. Tarîkat usûllerinden bahseden, tasavvuf konulu bir eserdir. Yapılan çalışmada Memî Cân Efendi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra çalışmanın aslını oluşturan "Lübbü'l-Usûl fî Ma'rifeti Tarîkati'l-Vusûl" adlı eserin tahkîki yapılmıştır. Tahkikte müellif nüshası esas alınmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Bireysel afet direnç değerlendirmesi: Gümüşhane örneği

    Uğur Yayla

    Araştırma, "Individual Disaster Resilience Assessment (InDRA)" Ölçeğinin geçerliliğini ve güvenilirliğini yaparak Türkçeye "Bireysel Afet Direnç Değerlendirmesi (BADD)" ölçeği olarak uyarlayıp sonraki çalışmalar için literatüre katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. Ölçeğin uygulaması Gümüşhane Üniversitesinde öğrenim gören 622 öğrenciye anket uygulayarak yapılmıştır. Araştırmamızın sonucunda elde edilen uyum indeksleri sonuçları en iyi değerleri içermektedir. Araştırma grubundaki katılımcıların cinsiyet, afetlerle ilgili hazırlık eğitimi alma, afetlerle ilgili hazırlık eğitimi isteme, afet planı hakkında bilgisi olma, afet-acil durum çantası olma, afet planı olma, ilk yardım eğitimi alma, ilk yardım eğitimi isteme ve deprem sonrası buluşma yeri belirleme durumları ile bireysel afet direnç değerlendirme (BADD) puanları ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Araştırma grubundaki katılımcıların BADD puanları ortalaması açısından gelir grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Araştırma grubundaki kadınlar ile erkeklerin afet yaşama durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Araştırmada afet eğitimi alanların afet hazırlık plan bilgisi olanlar ile arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, tüm bulgular nazarında ölçme aracının yeni faktörlü yapısı bu araştırma kapsamında doğrulanmış olup, Türkiye'de güvenilirliği ve geçerliliği yüksek 20 maddeden oluşan yeni bir Bireysel Afet Direnç Değerlendirme Ölçeği'ne ulaşılmıştır. BADD ölçeğini farklı örneklemlere uygulayarak literatür zenginleştirilmelidir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Afet risk algısının kültür ve kişilikle ilişkisi

    İbrahim Halil Çelik

    Çalışma kapsamında afet risk algısı ölçeği geliştirip, kültür ve kişilik boyutları ile ilişkili olup olmadığının tespiti, ayrıca afet risk algısının çalışma evrenine alınacak şehirlerde, demografik değişkenler açısından anlamlı bir farklılık olup olmadığının ortaya çıkarılması amaçlandı. Çalışma, Muğla ve Van illerinde 18 yaş ve üstü bireylere yapıldı. Çalışma kapsamında, ilk pilot çalışmada 20, belirlenen şehirlerdeki pilot çalışmada 200 ve ana çalışmada 900 kişi olmak üzere, toplam 1120 kişiye ulaşıldı. Çalışma kapsamında dört boyut (Tehdit, Endişe, Kadercilik ve Kontrol edebilirlik) ve 21 maddeden oluşan "Afet Risk Algısı Ölçeği" geliştirildi. Afet risk algısı, kültür ve kişilik ölçeklerinin yapısal eşitlik LISREL 8.7 programında doğrulayıcı faktör analizi yapıldı ve ölçekler doğrulandı. Çalışma modeli kapsamında afet risk algısının, kültür ve kişilik ile ilişkisini incelemek için LISREL programında yapılan analiz neticesinde; kişilik ölçeği uyumluluk boyutunun, afet risk algısı boyutlarının hepsiyle doğrudan ilişkili olduğu, sorumluluk boyutunun, tehdit boyutuyla, yeniliğe açıklık boyutunun kadercilik boyutuyla doğrudan ilişkili olduğu bulundu. Kültür ölçeğinin belirsizlikten kaçınma boyutunun, afet risk algısı endişe ve kontrol edebilirlik boyutlarıyla doğrudan ilişkili olduğu bulundu. Ayrıca afet risk algısı bağlamında demografik değişkenlerin arasında farklılık olup olmadığı, kültür boyutları bağlamında da yaşanan şehre göre farklılık olup olmadığı araştırıldı. SPSS 25 paket programında, demografik değişkenler için T testi ve ANOVA testi yapıldı. Afet risk algısının yaş, afet yaşanmışlık sayıları ve yaşanan şehir değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edildi. Kültürün belirsizlikten kaçınma boyutu ile yaşanan şehir değişkeni açısından istatistiksel olarak aralarında anlamlı farklılık tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Risk Algısı Ölçeği, Afet Yönetimi, Kişilik, Kültür

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Trabzon ilinin Sürmene ilçesinde halkın afet profili: Farkındalık ve hazırlık seviyelerinin belirlenmesi

    Kemal Karadeniz

    Bu çalışma, Trabzon ilinin Sürmene ilçesinde yaşayan bireylerin afet profili ve farkındalığını belirlemek amacıyla kesitsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Veriler anket formu kullanılarak toplanmıştır. Ankette yer alan sorular, literatürde mevcut olan ve farklı araştırmacılar tarafından hazırlanan sorulardan derlenmiştir. Anket, toplam 23 sorudan oluşmaktadır ve son 17 soru katılımcıların afetler konusundaki farkındalık ve hazırlık düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Örnekleme yöntemi olarak, cinsiyete göre tabakalı kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış ve örneklem sayısı olarak 400 kişi belirlenmiştir. Veriler yüz yüze görüşülerek 200 kadın ve 200 erkekten olmak üzere toplam 400 kişiden toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 programıyla analiz edilmiş ve istatistiksel analiz yöntemi olarak, frekans tabloları ile grafik halinde gösterilmiştir. Yapılan analizlerde, kolayda örnekleme yöntemi kullanılmasından ve verilerin normal dağılım göstermemesinden dolayı nonparametrik testler kullanılmıştır. Nonparametrik testlerde ise ikili karşılaştırmalar için Man Whitney U Testi ve çoklu karşılaştırmalar için ise Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçları, anket çalışmasına katılan bireylerin afetler konusunda orta düzeyde bir farkındalık ve hazırlık seviyesine sahip olduğunu ve eğitim durumuna bağlı olarak, afetlerle ilgili konularda bilgi sahibi olma durumunun arttığını göstermektedir. Dolayısıyla, afet farkındalığı ve hazırlık seviyesinin yükselmesi için düzenli eğitimler verilmeli ve tatbikatlar yapılmalı ve halkın afetlere karşı farkındalık ve hazırlık algıları yüksek tutulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Sürmene, Afet, Afet Farkındalığı, Hazırlık Seviyesi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Reklam stratejileri: Marka odaklı bir araştırma

    Mezra Değer

    Rekabet ve ürün çeşitliliğinin artmasıyla beraber markaların reklama verdikleri önem de giderek artmaktadır. Markaların reklamlara verdikleri önemin artması durumu beraberinde reklamverenlerin ve reklamcıların kendi markalarını diğer markalardan farklı kılacak reklam stratejilerine ihtiyacı durumunu arttırmıştır. Reklamverenler ve reklamcılar bu stratejiler aracılığıyla tüketicinin duygularına hitap ederek tüketicinin satın alma davranışında değişiklik yaratmayı hedeflemektedir. Yapılan literatür taramasında, markaların reklamlarında strateji kullanımı üzerine odaklanan çeşitli çalışmalar bulunmasına rağmen, tüm markaların reklamlarda kullandıkları stratejilerin tek bir çalışmada incelendiği çalışmalar oldukça azdır. Bu çalışma ile hem tüm reklam stratejilerinin derlenmesi amaçlanırken hem de kullanılan reklam stratejilerinden yoğunluklu olarak hangilerinin tercih edildiği incelenmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada Effie Awards Reklam Etkinliği Yarışması'nda ödül alan reklamlar evren olarak ele alınmış ve bu reklamlar içerisinde 2019 yılındaki yarışmada altın, bronz ve gümüş ödülüne layık görülen reklamlar örneklem olarak belirlenmiştir. İncelemenin ardından bu reklam stratejileri içerisinde hangilerinin daha çok ödüle layık görüldüğü dolayısıyla hangi stratejilerin daha etkili olduğu ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Çalışma Effie Awards Reklam Etkinliği Yarışması'na katılıp altın, bronz, gümüş ödül alan markalar ile sınırlandırılmaktadır. İçerik analizinin kullanıldığı bu çalışmada, glokal ve doğrudan reklam stratejilerinin daha yoğun kullanıldığı diğer bir ifadeyle daha çok ödüle layık görüldüğü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Reklam, Strateji, Marka, Reklam Stratejileri

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Türkiye'de hanehalklarına yapılan sosyal yardımların belirleyicileri

    Behice Canatan

    Sosyal yardımlar ayni ve nakdi yardımlar yoluyla bireyler veya haneler arasındaki eşitsizlikleri önlemede kullanılan en önemli sosyal politika araçlarından biridir. Sosyal yardımların kimlere ve hangi kriterlere göre verileceği ve sosyal yardım alıcılarının sosyo ekonomik profillerinin incelenmesi, uygulanan sosyal yardımların ne derece verimli olduğunu ölçmek açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'in yapmış olduğu Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) mikro veri setinden yararlanarak kantil regresyon yöntemiyle sosyal yardımların, haneye ait; yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim gibi hanehalkı sosyo ekonomik faktörlerinin etkisini araştırmaktır. Ekonometrik analiz neticesinde elde edilen önemli bulgular; kadınların erkeklerden, bekar bireylerin evlilerden daha fazla sosyal yardım aldığı sonucudur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Yardımlar, Hanehalkı, Kantil Regresyon

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Polipropilen lif oranının betonun eğilmede çekme ve basınç dayanımına etkisi

    Nejla Rüya Pekdemir

    Bu çalışmada; polipropilen lif katkısının farklı oranlarda ilavesi sonucunda meydana gelen lif karışımlı beton numunelerin eğilmede çekme ve basınç dayanımlarına etkisi deneysel olarak araştırılmıştır. Bir dizi lif katkısız beton numunesi (tanık beton) ve 6 dizi %0,25; %0,50; %0,75; %1,0; %1,25; %1,5 hacim oranlarında lif içeren beton numuneleri üretilmiştir. Bu numuneler uygun laboratuvar koşullarda olgunlaştırılmış olup bunların, taze beton birim kütleleri, 1 ve 28 günlük beton birim kütleleri belirlenip kayıt altına alınmıştır. Üretilen silindir ve kiriş numuneler üzerinde basınç ve eğilmede çekme deneyleri uygulanmıştır. Ayrıca taze betonun kıvamını belirlemek amacıyla silindir numuneler üretilmiş ve bunların çökme oranları belirlenmiştir. Sonuç olarak, ilave edilen lif oranı arttıkça basınç dayanımının düştüğü, eğilmede çekme dayanımının ise yükselişe geçtiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Beton, Çatlak, Eğilmede Çekme Dayanımı, Kıvam, Lif, Polipropilen Lif

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    271 numaralı Ruûs Defteri (1069-1071/1659-1660) tahlil ve metin

    Aysun Yılmaz

    Osmanlı yönetim mekanizmasının en üst organı olan Divan-ı hümayunda alınan kararların kaydedilmesi geleneği devletin büyümesi ve sınırların genişlemesi ile daha da önemli hale gelmiştir. Divan-ı hümayun kalemlerinin iş yükünün artması merkezi bürokratik yapıda bir uzmanlaşmaya neden olmuştur. Bu süreçte Divan-ı hümayun kalemi içinde gittikçe önem kazanan kalemlerden biri de Ruûs kalemidir. Bu kalemin tutmuş olduğu defterler merkez ve taşra görevlilerinin tayin ve tevcih işlemlerine ilişkin kayıtlar ihtiva etmektedir. Bu defterler içerdikleri zengin bilgiler ile Osmanlı Devleti'nin merkez ve taşrada yer alan kurumlarına yönelik personel politikasını anlamak bakımından oldukça önemlidir. Bu çalışmasının konusu Osmanlı Arşivi Kamil Kepeci Kataloğu Ruûs defterleri tasnifi'nde (KK.d) kaydedilmiş olan 271 Numaralı Defter'in transkripsiyon ve değerlendirmesine dayanmaktadır. İncelenen defter Sultan IV. Mehmed döneminde denk gelmekte ve Hicri 12 Şevvâl 1069-Evâil-i Safer 1071(3 Temmuz 1659-10 Ekim 1660) arasındaki çeşitli görevlere dair tevcihat kayıtlarını ihtiva etmektedir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde ruûs defterlerini ortaya çıkaran bürokratik yapının izleri aranmıştır. Bu çerçevede Divan-ı hümayunun yapısı, bürokratik gelişimi, Divan kalemi ve bunun ilerleyen dönemlerde alt şubelere ayrılması süreci tahlil edilmiştir. İkinci bölümde defterin fiziki ve diplomatik özellikleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise 271 Numaralı Ruûs Defteri muhteva açısından tetkik edilmiştir. Öncelikle tayin ve tevcihlere konu olan görevler, tayin ve tevcih nedenleri ve bunların sonuçları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölüm olarak da 271 Numaralı Ruûs Defteri'nin transkripsiyonu verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka imajı üzerindeki etkisi: P&G örneği

    Merve Özyürek

    Günümüzde önem verilmeye başlanan kurumsal sosyal sorumluluk kavramı son yıllarda literatürde de geniş yer bulmaya başlamıştır. Bu bağlamda markalar sadece ürün ve hizmet odaklı bir üretim anlayışı içinde olmamaktadırlar. Artık üretim yaptıkları toplumun refahına da katkıda bulunacak değerde görev ve sorumlulukları da yerine getirmektedirler. Sadece kâr amaçlı hareket etmeyerek bunun yanında kurum içi ve kurum dışı paydaşlarına karşı da gereken hassasiyeti göstermek durumundadır. Gelişen teknoloji ile birlikte artış gösteren birçok marka arasında tüketici ürün ve hizmet arasında seçim yapmakta zorlanmaktadır. Tüketicinin zihni bu şekilde bulanık olunca rakip markaların arasında o markanın bir farkındalığı oluşmamaktadır. Bu durumda markaların tercih edilebilirliği açısından önemli adımlar atması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta marka imajıdır. Markaların tüketicinin zihninde yer edinmek ve marka sadakatini sağlamak için marka imajına önem vermeleri gerekmektedir. Tüketicinin değerlerine ve üretimde bulunduğu topluma saygı duymak için çeşitli görev ve sorumluluklarını yerine getirmek durumundadır. Bu bağlamda yapılan çalışmada kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka imajını nasıl etkilediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda P&G örneği üzerinden kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka imajı üzerindeki etkisine dair bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu yönü ile çalışmanın literatüre katkı sunması ve kurumların sosyal sorumluluk faaliyetlerine gereken önemi vermesi gerektiği ile ilgili yeni bir yaklaşım sunması beklenmektedir. Bu çalışmada etkinin ortaya konulması için nicel araştırma yöntemi tekniği kullanılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden olan anket formu hazırlanmıştır. Anket formu bireylere nicel araştırma yöntemlerinden biri olan basit tesadüfi örneklem yöntemi kullanılarak uygulanmıştır. Çevrimiçi anket olarak gerçekleştirilen bu araştırma 25 Kasım 2019 – 11 Aralık 2019 tarihleri arasında Türkiye geneli 513 birey üzerinden gerçekleştirilmiştir. Analizler SPSS 22.0 program yazılımı ile yapılmıştır. Bu kapsamda betimleyici istatistik teknikleri, faktör analizi, t-testi, ANOVA analizi, korelasyon ve regresyon analizi gibi istatistik teknikleri uygulanmıştır. Anket uygulamasından elde edilen veriler analiz edilerek bulgular değerlendirilmeye alınmıştır. Yapılan çalışmanın genel sonucuna bakıldığında kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerinin marka imajı üzerinde etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca ölçeklerin alt boyutları incelendiğinde etik ve gönüllülük faktörünün marka sorumluluğu ve servis hizmetleri faktörüne anlamlı bir etkisi olduğu görülürken, güven faktörüne anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Ekonomik ve yasal faktörünün marka sorumluluğu, servis hizmetleri ve güven faktörüne anlamlı bir etkisi olduğu araştırma sonucu gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İmereti Kralı II. Solomon'un Rusya'ya karşı mücadelesi ve Osmanlıya sürgünü

    Furkan Saraç

    Kuzeyde büyük bir güç olarak ortaya çıkan Rusya'nın Kafkasya'daki hâkimiyet süreci açısından Gürcistan oldukça önemli bir yer teşkil etmektedir. Rusların Gürcistan'daki hâkimiyet mücadelesi 1810'lu yıllara kadar devam etmiş ve Gürcistan, doğrudan Rusya'nın hâkimiyetine girmiştir. Bu süreçte Rus yayılmacılığı ile mücadele eden krallıklardan biri de İmereti Krallığı'dır. İmereti Kralı II Solomon, 1810'da Ruslara karşı mücadelesini kaybedip bir süre Tiflis'te tutuklu olarak kaldıktan sonra Osmanlı Devleti'ne sığınarak bağımsızlık mücadelesini dışardan sürdürmeye çalışmış ve uluslararası destek aramaya uğraşmıştır. Ancak dönemin siyasi gelişmeleri ekseninde şekillenen bu mücadelede kral aradığı desteği bulamamış ve 1815'te vefat etmiştir. Bu tez çalışmasının konusu İmereti Krallığı'nın son kralı olan II. Solomon'un Ruslarla olan mücadelesine ve Osmanlı Devleti'ne sürgününden sonraki faaliyetleridir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Rusya'nın Kafkasya'daki faaliyetleri çerçevesinde Gürcistan'la olan ilişkileri ve İmereti'de yaşanan hâkimiyet mücadelesini ele alınmıştır. İkinci bölümde ise 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı'nın Gürcistan'a ve savaş sonunda imzalan Bükreş Antlaşması'nın Kafkasya'ya ve İmerti Kralı II. Soloman'a etkisi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Kral II. Solomon'un Ruslara karşı mücadelesi ele alınmıştır. Bu bölümde İmereti Krallığı ile Rus idaresi arasında yapılan Elaznauri Antlaşması, İmereti'de başlayan Rusya'ya karşı hareketlenme ve Kral II. Solomon'un yardım talep etmeye başlaması incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde son olarak Kral II. Solomon'un son bir mücadele ile tahttan indirilmesi ortaya konulmuştur. Dördüncü bölümde ise Kral II. Solomon'un sürgün rotası ortaya konularak buralardaki faaliyetleri incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Analitik kalibrasyon standardı olarak kullanılması amacıyla patulin üretimi

    Murat Dağ

    Mikotoksinler; tarlada, depolama esnasında ya da daha sonraki ısı ve nem açısından uygun koşullar altındaki gıda zincirinde yer alan Aspergillus, Penicillium ve Fusarium vb cinslerin bazı türleri tarafından üretilen ikincil metabolitlerdir. Gıda ve yemlerin mikotoksinler ile bulaşması insan ve hayvan sağlığı açısından çok önemli bir risk oluşturmaktadır. Mikotoksinler ile bulaşmış gıda ve yemlerin tüketilmesinden sonra insan ve hayvanlar için akut ya da kronik zehirlenme ve vücutta bazı hasarların oluşumuna sebep olabilmektedir. Bu zararlara ilaveten mikotoksinler üretim yapılan ülkelerde çok büyük ekonomik kayıpların meydana gelmesine neden olmaktadır. Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde Aflatoksinler (B1, B2, G1, G2, M1), Okratoksin A, Zearalenon, Fumonisinler (B1, B2), Patulin, Deoksinivalenol olmak üzere toplam 11 adet Mikotoksin metaboliti için maksimum residu limitleri (MRL) verilmiştir. Bu mikotoksinlerden olan patulinin, çürümüş elmaların işlenmesiyle üretilen elma sularındaki patulin derişimi çok yüksek sevide olabilmektedir. Patulin genellikle Penicillium, Aspergillus ve Byssochlamys cinsindeki bir dizi küf türü tarafından üretilen ikincil bir metabolittir. Patulin birçok küflü meyve, sebze, tahıl ve diğer gıdalarda bir kirletici olarak tespit edilmiştir. Başlıca bulaşma kaynakları elma ve elma ürünleridir. İthalat, ihracat ve piyasa denetimi esnasında yönetmelikte belirtilen ürünlerde patulin analizinin yapılma zorunluluğu vardır. Patulinin çeşitli analiz metotları kullanılmak süretiyle analizi yapılmaktadır. Diğer mikotoksinler gibi patulin için yapılacak miktar tayini analizlerinde analitik kalibrasyon standartlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tezde, patulinin analitik kalibrasyon standardı üretimi için çalışmalar yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada doğal olarak çürütülmüş elmalarda oluşan küf türleri ilk olarak renklerine göre izole edilmeye çalışılıldı ve bu renklere göre kodlandı. Renklerine göre izole edilen bu küf türleri daha sonra MALDİ-TOF/MS yöntemi kullanılarak teşhis edildi. Bu analiz sonucunda kodlanan küflerin, Penicillium chrysogenum, Penicillium digitatum, Penicillium expansum, Penicillium italicum oldukları tespit edildi. Bu küf türlerinden, P. chrysogenum, kırmızı elmalarda 13.48 mg/kg, sarı elmalarda 45.91 mg/kg ve yeşil elmalarda 25.07 mg/kg patulin üretti. P. expansum kırmızı elmalarda 24,47 mg/kg, sarı elmalarda 49.80 mg/kg ve yeşil elmalarda 28.22 mg/kg patulin üretti. Küf türleri içersinde en fazla patulin üretimini P. expansum yaptı. P. digitatum, kırmızı elmalarda 8.36 mg/kg, sarı elmalarda 10.83 mg/kg ve yeşil elmalarda 9.48 mg/kg patulin üretti. Küf türleri içersinde en az patulin üretimini P. digitatum yapmıştır. P. italicum, kırmızı elmalarda 4.68 mg/kg, sarı elmalarda 22.40 mg/kg ve yeşil elmalarda 8.50 mg/kg patulin üretti. Literatürde P. italicum' un patulin üretimi ile ilgi bir çalışmaya rastlanmadı. Farklı elma türlerine göre (kırmızı, sarı, yeşil) patulin üretme kapasitesine bakıldığında genel olarak sıralama sarı > yeşil > kırmızı şeklinde olduğu görüldü. Fakat bazı durumlarda yeşil elmalarda patulin miktarının fazla olduğu görüldü. Genel olarak kırmızı elmalarda patulin miktarının düşük olduğu, sarı ve yeşil olanlarda daha yüksek olduğu görüldü. Çalışılan elma türleri, Gümüşhane ve Erzincan yerel elma türleridir. Bu elmalardan küfler izole edilerek türleri tespit edilen bu küflerin ürettikleri patulinin çeşitli kromatografik yöntemler kullanılarak analizi yapıldı. Üretimi yapılan patulinin HPLC ile kontrolü yapıldığında saflığı ≥ 98.0 % olarak tespit edildi. Yapılan bu tez çalışmasında izlenilen yöntem ile analitik kalibrasyon standardı kullanılabilinecek saflıkta patulin üretimi gerçekleştirildi.

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Girişimcilik yönelimi, inovasyon kapasitesi ve finansal performans arasındaki ilişkide çevresel faktörlerin moderatör etkileri üzerine bir araştırma

    Fahrettin Pala

    Çalışmanın amacı girişimcilik yönelimi, inovasyon kapasitesi ve finansal performans arasındaki ilişkide çevresel faktörlerin moderatör etkileri üzerine bir araştırma yapmaktır. Bu noktadan hareketle çalışmanın asıl amacı, girişimcilik yönelimi boyutları; "yenilikçilik, proaktiflik ve risk alma" ile inovasyon kapasitesi ve finansal performans kavramları arasındaki ilişki düzeylerini tespit etmek ve bu ilişkide çevresel dinamizm ve çevresel rekabet gücünün moderatör etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın evrenini oluşturan İstanbul ve Kocaeli bölgesinde faaliyet gösteren 50 ve üzeri çalışanı ile AR-GE merkezi olan 210 firrma kasıtlı örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Belirlenen bu firmalara en az AR-GE departman müdürü seviyesinde olmak üzere her işletmeden bir yöneticiye 2018 Ağustos ve 2019 Haziran ayları arasında gerek yüz yüze, gerek telefonla görüşerek gerekse mail aracılığıyla 167 anket formu doldurtulmuştur. Anketlerden elde edilen verilerin analizinde SPSS ve SmartPLS3 programlarından yararlanılmıştır. Araştırma modelini analiz etmeden önce araştırma kapsamında yer alan değişkenlere ait güvenilirlik ve geçerlilik analizleri gerçekleştirilmiştir. Güvenilirlik analizi kapsamında; iç tutarlılık güvenilirliği için Cronbach's Alpha ve rho_A değerleri, yapı güvenilirliği içinde Composite Reliability değerleri kullanılmıştır. Geçerlilik analizi kapsamında ise "faktör yükleri ile açıklanan ortalama varyans (AVE=Average Variance Extracted)" değerleri kullanılmıştır. SmartPLS3 istatistik programından yararlanarak modele ilişkin doğrusallık, yol katsayıları, R² ve etki büyüklüğü (f²) değerlerini hesaplamak için PLS algoritması, tahmin gücünü (Q²) hesaplamak içinde Blindfolding analizleri çalıştırılmıştır. PLS yol katsayılarının anlamlılık derecelerini değerlendirmek içinde yeniden örnekleme (Bootstrapping) ile örneklemden 5000 alt örneklem alarak t- istatistik değerleri hesaplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; girişimcilik yönelimi ile inovasyon kapasitesi ve girişimcilik yönelimi ile finansal performas arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmişken, inovasyon kapasitesi ile finansal performans arasında da anlamlı her hangi bir ilişki tespit edilememiştir. Aynı şekilde, girişimcilik yönelimi, inovasyon kapasitesi ve finansal performans arasındaki ilişkide çevresel faktörlerin moderatör etkileri incelendiğinde, çevresel dinamizm ile çevresel rekabet gücü moderatörlerinin istatistiki olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik Yönelimi, İnovasyon Kapasitesi, Finansal Performans, Moderatör Değişken.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Uzungöl bölgesinde sürdürülebilir turizm gelişimi: Sürdürülebilir turizm göstergeleri bağlamında nitel bir araştırma

    Melek Kılıç

    Trabzon ili Çaykara ilçesine bağlı bulunan Uzungöl, günümüzde önemli bir turizm destinasyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzungöl, turizm faaliyetlerinin 35-40 yıl gibi kısa bir süre içerisinde büyük artış gösterdiği bir bölgedir. Bu nedenle yıllar içerisinde artan kontrolsüz tesisleşme ve yoğun turistik talep, ileri ki dönemler için bir tehdit unsuru olarak değerlendirilebilir. Uzungöl bölgesinde gerçekleşen turizm faaliyetlerini sürdürülebilirlik kapsamında değerlendiren bu araştırma, sürdürülebilir turizm göstergeleri açısından bölgede sağlanan turizm politikalarının ve yaklaşımlarının gelişimini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Buna göre yerel turizm paydaşlarının Uzungöl' ün sürdürülebilir turizm gelişimine ilişkin görüş ve değerlendirmeleri alınmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda Uzungöl bölgesinin sürdürülebilir turizm gelişiminin önünde engel oluşturan bazı unsurlar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; kontrol ve denetim ile teşvik ve desteklerde eksiklikler, alt-üst yapı yetersizliği, imar planının oluşturulamaması gibi sorunların bölgede sürdürülebilir turizmin gelişimine engel olduğu görülmektedir. Uzungöl' de turizmin geleceği konusunda özellikle yerel halk, akademisyen ve STK üyelerinin endişeli olduğu da elde edilen diğer bir sonuçtur.