Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Yeni medya ile değişen gazeteciliğin kurumsal imajı: Gümüşhane örneği

    Hanife Esen Taşkın

    İletişim teknolojilerinin ve internetin yarattığı yeni düzen, birçok alanda olduğu gibi medya alanında da büyük değişikliklere zemin hazırlamıştır. Geleneksel medya olarak adlandırılan konvansiyonel medya, günümüzde yerini yeni medya düzenine bırakmıştır. İletişim teknolojilerindeki hızlı ilerleme geleneksel medya, haberlerini kitleye yeni ve farklı bir yöntemle ulaştırma imkânına kavuşmuştur. Çoğu elektronik gazeteler yayınlarını kendi hizmet sağlayıcılarından, internet aracılığıyla okuyucularına aktarmaktadır. Fakat bu dö-nemde bunun da ötesinde çok daha farklı bir habercilik anlayışı yer almaktadır. Her geçen gün haberciliğin önüne eklenen farklı kavramlar ortaya atılmaktadır. Haberin bulunması, işlenmesi ve dağıtılması tamamen farklılaşmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; geleneksel medyadan yeni medyaya geçiş sürecinde gazetecilik imajında meydana gelen yenilikleri ortaya koymaktır. Bu amaçla, gazeteciliğin geleneksel medyadaki konumu ele alınmış ve irdelenmiştir. Bu kapsamda yeni medya gazeteciliği ve yeni medya platformlarının etkisi incelenmiştir. Tezin konusu kapsamında gazete kurumları esas alınmıştır. Gümüşhane il ve ilçelerinde yer alan aktif gazete kurumları ziyaret edilerek işletmecileri ile nitel araştırma tekniklerinden olan mülakat yöntemi kullanılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Bu kapsamda araştırmanın ilk kısmında gazeteciliğin geleneksel ve yeni medyadaki konumu ile yeni medyanın gazetecilik açısından avantajları irdelenerek araştırmanın altyapısı oluşturulmuştur. İkinci bölümde kurumsal imaj ve kurumsal imajın faktörleri incelenmiştir. Üçüncü bölüm tezin araştırma kısmını oluşturmaktadır. Bu bölümde ise yeni medya ile değişen gazeteciliğin kurumsal imajı Gümüşhane örneği üzerinden incelemesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Medya, Yeni Medya, Kurumsal İmaj, Gazetecilik, Gazetecilik İmajı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    KBRN olaylarında müdahil bazı kurum personellerinin konu hakkındaki bilgi, beceri, deneyim ve görüşlerinin derinlemesine mülakat tekniği ile ölçülmesi: Gümüşhane ve Erzurum ili örneği

    Furkan Şahin

    KBRN olayları tüm dünyada önemli tehdit unsurlarıdır ve kitlesel çapta ciddi yaralanmalara ve can kayıplarına neden olabilirler. Bu bağlamda yerel düzeyde KBRN olaylarına ilk müdahalenin kamu kuruluşları ve paydaşları tarafından gerçekleştirilmesi beklenmektedir. Çalışmanın amacı da KBRN olaylarına müdahil olan kurum personellerinin konuyla ilgili bilgi düzeyi, müdahale becerileri, konu hakkındaki tutumları ve herhangi bir KBRN vakasına karşı hazır bulunuşluk düzeylerini, kurumların böyle bir duruma karşı hazırlık düzeylerini ve Gümüşhane ve bağlı olduğu birlik müdürlüğünün bulunduğu il olan Erzurum ilinin böyle bir olayda cevap verebilme yeteneğini kurumlardaki afetler ve KBRN konusunda uzman personellerin gözünden değerlendirmektir. Bu amaçla çalışmanın yapılmasına izin verilen ve çalışmaya katılmayı kabul eden on farklı kurumun bu konuda gerekli bilgi ve uzmanlığı bulunan katılımcılarıyla görüşmeler yapılmış ve ses kaydı alınmıştır. Görüşmelerde, verilerin toplanması amacıyla oluşturulmuş olan "KBRN Konusunda Bilgi, Beceri, Planlama, Teçhizat, Deneyim ve Tutum İle İlgili Mülakat Soruları" formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler tematik kodlama yoluyla çözümlenmiştir. Görüşmeler sonucunda başlıca olarak Erzurum ve Gümüşhane illerinde bu konuya müdahil olan kurumların çoğunda eğitim, planlama, tatbikatlar, KKD ve ekipmanlar konusunda yetersizliklerin olduğu bulgulanmış, çalışmamızı yürüttüğümüz Gümüşhane ve Erzurum illerinde, bu olaylara müdahil katılımcı kurumların ve personellerinin KBRN hazırlık ve müdahale noktasında birçok konuyu barındıran yetersizliklerinin olduğu ve bu konu üzerine çalışmaların artırılarak yürütülmesi gerektiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: KBRN, KBRN Kurumsal Hazırlık, KBRN Kurumsal Yeterlilik, Nitel Çalışma, NBC

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Siyez (Triticum monococcum L.) ununun ekşi mayalı ekmekten üretilmiş peksimette kullanımı

    Sümeyye Çağlar

    Bu çalışma, besleyicilik özellikleri yüksek olan siyez ununun ekşi maya ile üretilen ekmeklerden elde edilen peksimet ürünlerinde kullanılabilirliğini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Siyez unu, peksimet üretiminde 0, 10, 20, 30, 40 ve 50 g/100g oranlarında ilave edilerek kullanılmış ve elde edilen ekşi mayalı ekmekler, 50 °C de 24 saat kurutulup peksimet haline getirilmişlerdir. Üretilen peksimet örnekleri bir öğütücü yardımıyla un haline getirilmiş ve analizlerin yapılmasına kadar geçen sürede 4 °C' de saklanmıştır. Elde edilen peksimetlerde fizikokimyasal, renk, besinsel, akrilamid, aroma ve duyusal analizler yapılmıştır. Formülasyona ilave edilen siyez unu miktarı arttıkça peksimet örneklerinin kül içeriğinin de arttığı tespit edilmiştir (p<0.05). Peksimet örneklerinin kül içerikleri 1.15 ile 1.52 g/100g arasında değişmiştir. Yağ oranı 1.16 ile 5.79 g/100g arasında değişen peksimet örneklerinde artan siyez unu katkısı ile yağ miktarının anlamlı bir şekilde azaldığı görülmüştür (P<0.05). Ayrıca 10.02 g/100g ile en yüksek protein oranı 40 g/100g siyez unu katkılı peksimet örneği aittir. Örneklerin renk değerleri siyez unu katkısı ile anlamlı şekilde değişim göstermiştir. Katkı miktarı artıkça a* ve b* değerleri artış gösterirken L* değeri azalış sergilemiştir. Örneklerin toplam diyet lif içerikleri 3.00 ile 6.17 g/100g arasında değişim göstermiş ve siyez unu örneklerin diyet lif içeriklerinde anlamlı bir artış sağlamıştır (P<0.05). Dirençli nişasta miktarı ise kontrol grubunda 2.10 g/100g olarak bulunurken %50 siyez unu katkılı peksimet örneğinde 1.56 g/100g olarak bulunmuş ve dirençli nişasta miktarının artan siyez unu oranına bağlı olarak anlamlı bir şekilde azaldığı belirlenmiştir (P<0.05). Akrilamid miktarlarının ise siyez unu miktarı ile orantılı olarak arttığı görülmüş ve bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (P<0.05). Siyez unu ile zenginleştirilmiş ve ekşi mayalı ekmeklerden üretilmiş peksimetler üzerine yapılan çalışmamızın sonuçlarına göre siyez unu katkısı ile birlikte örneklerin glisemik indeks ve hidroliz indeksi değerlerinin azaldığı görülmüştür. Glisemik indeks değerleri 94.61 ile 89.23 arasında değişmiştir. Peksimet örneklerinin duyusal analiz sonuçlarının genel beğeni skorları incelendiğinde ise siyez unu katkısının genel beğeniyi artırdığı görülmüştür. En beğenilen ürün formülasyonunun ise 50 g/100g siyez unu içeren peksimet örneği olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak siyez ununun ekşi mayalı peksimetlerde beslenme kalitesini artırmak amacıyla kullanılabileceği ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Gümüşhane'de farklı çevrelerde yetiştirilmiş bazı kışlık ekmeklik buğday genotiplerinin antioksidan kapasitelerinin belirlenmesi

    Adem İktü

    Bu çalışmada, Gümüşhane koşullarında farklı yetiştirme mevsimlerinde, organik ve konvansiyonel koşullarda yetiştirilmiş olan bazı ekmeklik buğday genotiplerinin kepek ve un fraksiyonlarının antioksidan aktivitelerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, sekiz ekmeklik buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Materyale ilişkin denemeler, 2013-2014 ve 2014-2015 yetiştirme mevsimlerinde Gümüşhane ili, Şiran ilçesinde organik ve konvansiyonel yetiştirme koşullarında üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Antioksidan aktivitelerinin belirlenmesinde, toplam flavonoit ve toplam fenolik bileşik miktarı, Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi (CUPRAC metodu), 1,1-Difenil 2-pikril hidrazil (DPPH) ve 2,2-Azino-bis (3-etilbenzo-tiyazolin-6-sülfonik asit) (ABTS) radikali giderme aktivitesi analizleri yapılmıştır. Standart olarak, BHA, BHT, α-tokoferol ve troloks kullanılmıştır. Çalışma sonunda, 2013-2014 yetiştirme mevsiminde, ekmeklik buğday ununda DPPH radikal giderme aktivitesinin yetiştirme koşullarına (YK) göre; ABTS'nin genotiplere göre; Bakır indirgeme kapasitesinin ise genotip (G) ve YK×G interaksiyonuna göre istatistiksel olarak önemli farklılık gösterdiği; toplam fenolik ve toplam flavonoit bileşik miktarları bakımından tüm varyasyon kaynaklarının (G, YK ve YK×G interaksiyonu) önemli farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Buna göre, DPPH giderme aktivitesine ilişkin inhibisyon değerleri, organik yetiştirme şartlarında (%24.16), konvansiyonel şartlara (%23.09) göre daha yüksek bulunmuştur. 2014-2015 yetiştirme mevsiminde, unda CUPRAC indirgeme kapasitesi, toplam fenolik ve flavonoid bileşik miktarları, tüm varyasyon kaynakları bakımından önemli değişimler gösterirken; DPPH ve ABTS radikal giderme aktiviteleri, bu varyasyon kaynakları bakımından önemli farklılıklar göstermemiştir. İlk yetiştirme mevsiminde, kepekte tüm antioksidan özellikleri bakımından, varyasyon kaynakları önemli farklılıklar gösterirken; ikinci yetiştirme mevsiminde ise ABTS radikal giderme hariç diğer antioksidan aktivitelerinin tüm varyasyon kaynakları bakımından önemli değişimler gösterdiği, ABTS radikal gidermede ise G ve YK bakımından önemli farklılıklar gösterdiği ortaya konmuştur. Böylece, farklı yetiştirme mevsimlerinde ekmeklik buğday un ve kepek örneklerinin antioksidan aktiviteleri üzerinde, YK, G ve YK×G interaksiyonunun istatistiksel olarak önemli etkilerde bulunduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, bitki bazında yapılan bu tür çalışmalarda, gıdaların antioksidan özelliklerinin belirlenmesinde; yetiştirme mevsimleri, yetiştirme koşulları ve materyal olarak kullanılan genotiplerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Katılım bankacılığının davranışsal finans kapsamında değerlendirilmesi

    Ömer Ateşci

    Modern klasik iktisat teorilerinde insanoğlu, sadece çıkarını düşünen, kişisel menfaatine hizmet eden, fayda ve kârını maksimize etmeyi amaçlayan bir varlık olarak tanımlanmıştır. "Homo Economicus" "ekonomik insan" olarak tanımlanan bu insan modeli, çıkarlarını maksimize etmeyi hayatının en temel amacına koymaktadır. Bu model, insanın yatırım noktasında tamamen nefsi duygularını tatmin etmek için hareket ettiği ileri sürülmektedir. Genel olarak iktisat teorileri insanı bu şekilde tanımlamış olmasına rağmen, insanoğlunun yatırım kararlarında her zaman maddi olarak rasyonel davranmadığı gözlemlenmiştir. Bu tür yatırım kararları veren bireylerin hareketleri, klasik iktisat teorilerinde ifade edilen insan modeli ile çelişmektedir. Klasik iktisat teorileri, bireylerin yatırımlarında rasyonel olmadığı kararları açıklamakta zorlanmıştır. Bundan dolayı klasik iktisat teorilerinde boşluk ortaya çıkmıştır. Çünkü insanların yatırım kararlarında risk ve getiri dışında farklı değişkenleri de dikkate aldığı ortaya çıkmıştır. İnsanların bu tür davranışlarını açıklamak ve klasik iktisat teorilerinde oluşan boşluğu doldurmak için "davranışsal finans" kavramı ortaya çıkmıştır. Davranışsal finansa göre insanlar yatırımlarında ekonomik getiri, risk ve kar değişkenleri dışında, psikolojik, kültürel, sosyolojik değişkenlerinde etkisinde karar verebilmektedir. Bu çalışmada Erzincan ilinde bulunan bireysel yatırımcılar üzerinde anket yöntemiyle katılım bankacılığının davranışsal finans kapsamında değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır. Katılım bankacılığının tercih edilmesinde etkili olan faktörler davranışsal finans kapsamında incelenmiştir. Bu kapsamda 404 bireysel yatırımcı ile anket çalışması yapılmış olup elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anket içerisinde bulunan soruların tamamının betimsel istatistik bulguları elde edilip, ilk olarak demografik, sonrasında katılım bankacılığı ile bulgular ve daha sonrasında katılım bankacılığı ile davranışsal finans arasında oluşturulan hipotezlerin analizi için (One Way ANOVA testi) tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Bireylerin katılım bankacılığını tercih etmelerinde finansal faktörlerin dışında birçok faktörden kuvvetli bir şekilde etkilendiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Davranışsal Finans, Katılım Bankacılığı, Yatırımcı Davranışı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Sosyal medya kullanımının kişilerarası iletişimde bireyin mahremiyet algısına etkileri: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Murat Ülker

    İletişim teknolojilerindeki olağanüstü gelişimle birlikte ortaya çıkan sosyal medya, günümüzde insan yaşamının ayrılmaz parçası konumuna gelmiştir. Beraberinde getirdiği yenilikler ile geleneksel medya araçlarından farklı olarak kullanıcısına karşılıklı etkileşim imkânı tanıması, içerik üretme ve paylaşma olanağı sunması sosyal medyanın bu denli yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Sosyal medya sağladığı avantajların yanı sıra bir takım sorunları da beraberinde getirmiştir. İnsan canlısı açısından önemli bir değer olan mahremiyetin sosyal medyada ihlali ve dönüşümü bu sorunlardan biridir. Kullanıcıların sosyal medyada paylaşımını yaptıkları içerik ve enformasyonun boyutu mahremiyet sınırlarını ihlal eder hale gelmiştir. Bireyin mahremiyeti olarak konumlandırdığı ögeler sosyal medyayla birlikte kamusala açılarak paylaşımın konusu olmuştur. Dolayısıyla sosyal medya bireyin mahremiyet anlayışını dönüştüren etken olmuştur. Çalışma, sosyal medya platformlarından biri olan Instagram'ın, bireyin mahremiyet anlayışı üzerindeki rolüne odaklanmakta ve bu mecrada yaşanan mahremiyet dönüşümünü üniversite öğrencileri çerçevesinde incelemektedir. Sosyal medyada bireyin temsili, bireyin günlük yaşamındaki konumu, bireyin mahremiyet anlayışı, sosyal medyanın mahremiyete yönelik tehdit oluşu ve bireyin mahremiyet anlayışı üzerindeki rolü belirlenmeye çalışılmıştır. Bu anlamda çalışmanın birinci bölümünde kamusal alan ve mahremiyet kavramları, ikinci bölümde sosyal medyaya ve onu mahremiyete yönelik tehdit edici araç konumuna getiren gözetim olgusu incelenmiştir. Araştırma özellikle bireyin sosyal medya kullanımıyla mahremiyet algısında yaşanan dönüşüme odaklanmıştır. Buradan hareketle çalışmanın temel amacı çalışma problemini desteklemektedir. Sözü edilen konunun ortaya çıkarılması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ise, görüşmelerin yapıldığı üniversite öğrencilerinin mahremiyet algıları, sosyal medya profillerinin kendilerini temsili, sosyal medyanın mahremiyetlerinde dönüşüme yol açıp açmadığı ve sosyal medyanın mahremiyetlerine yönelik tehdit olup olmadığı doğrultusunda mahremiyet kaygıları ile sınırlıdır. Bu doğrultuda demografik bilgilerden ve 6 araştırma sorusundan oluşan görüşme formu ile 20 Şubat 2020- 5 Mart 2020 tarihleri arasında katılımcılarla yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Örneklem seçiminde herhangi bir demografik sınırlama yapılmamış olup, kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme kapsamında 15'i kadın, 15'i erkek birey olmak üzere 30 katılımcıya araştırma soruları yöneltilmiştir. Katılımcılardan alınan yanıtlar ses kayıt cihazı yardımıyla kaydedilerek deşifre edilmiştir. Yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin Instagram'ı çoğunlukla kişilerarası iletişim aracı olarak kullandığı anlaşılmıştır. Aynı zamanda sosyal medya profilinin üniversite öğrencilerini temsil ettiği tespit edilmiştir. Katılımcıların mahremiyeti en çok özel alan ve yakın çevreyle ilişkilendirdikleri anlaşılmıştır. Sosyal medyanın mahremiyet üzerindeki rolüne bakıldığında katılımcıların mahremiyet algılarının sosyal medya tarafından dönüşüme uğradığı sonucu elde edilmiştir. Ayrıca katılımcıların, sosyal medyayı kişisel bilgi ve içeriklerin kolay erişildiği bir mecra olmasından dolayı mahremiyetlerine yönelik tehdit olarak gördükleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Mahremiyet, Kişilerarası İletişim, Instagram

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İngiltere'de ombudsmanın yapısı, faaliyetleri ve etkinliği: Nitel bir çalışma

    Kübra Kaya

    Ombudsman ilk olarak 1700'lü yıllarda İsveç'te ortaya çıkmış ve başta İskandinav coğrafyası olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına almıştır. İngiltere de dünyada ombudsmanın yayılmasında önemli role sahip bir devlettir. Bunun sebebi, ilk defa geniş yüz ölçümün sahip kalabalık bir devlette de uygulanabileceğini diğer devletlere göstermesidir. İngiltere'de ilk kurulan ombudsman "Parlamento Komiseri" adı ile 1967'de kurulan ombudsmandır. Bunun yanında da İngiltere'de ombudsmanlık kurumu birçok çeşitli alana yayılmıştır ki resmi ve özel sektör ombudsmanları olarak 2 kısma ayrılmıştır. Fakat bu yüksek lisans tezinde esasa alınan İngiltere parlamentosu tarafından kurulan ve birçok ülkeye etkinliği ve başarısı ile örnek olan Parlamento Ombudsmanı esas alınacaktır. Bunun yanında Ombudsman kavramından, İngiltere'nin siyasi yapısından, İngiltere'deki ombudsman kurumunun yapısı ve işleyişinden bahsedilmiştir. İngiltere'nin parlamento ombudsmanı üzerinde de nitel bir çalışma yapılarak İngiltere'nin Parlamento Ombudsman'ının 2009-2019 yılları arasındaki yıllık raporlar içerisinde "kelime sıklık analizi" yapılmıştır. Yapılan bu analiz sonucunda da tez çalışması sonuca bağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ombudsman, İngiltere, Parlamento Komiseri, Nitel Bir Analiz

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Gümüşhane ili tarihi konakları sürdürülebilirliği üzerine bir inceleme-Bağlarbaşı mahallesi restorasyon örneği

    Sonay Güzel Özçubukçu

    Asya'yı Avrupa'ya bağlayan tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Gümüşhane, birçok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu çalışmada incelediğimiz Bağlarbaşı Mahallesi, Doğu Karadeniz'de bulunan Gümüşhane'nin Merkez İlçe'sine bağlı bir yerleşim alanıdır. Bağlarbaşı Mahallesi içerisinden belirlenen A, B ve C olmak üzere üç bölge, tescilli yapıları, yeşil alanları, patika sokakları ve Harşit Çayı'nın verdiği doğal güzellikleri açısından incelenerek, kültür turizmi açısından sürdürülebilirliği sorgulanmıştır. Çalışma alanı içerisinde yer alan 6 adet tescilli konak, İl genelinde yer alan tarihi Gümüşhane Konakları referans alınarak incelenmiştir. Bağlarbaşı'nda yıllar içerisinde yapılacak kentsel dönüşüm aşikardır. Amacımız Türkiye'nin diğer bölgelerinde bulunan ve koruma altına alınan konaklar kadar kıymetli, yapıların Gümüşhane'de de var olduğunu göstermektir. Yapıların koruma altına alınmadan imara açılarak betonlaştırılması ve doğal yaşamın kaybedilmesi tehlike arz etmektedir. Mimari yaklaşımın sokağa, caddeye ve bulunduğu her ortama sosyal ve kültürel etkileri ortadır. Elde edilen veriler ışığında çalışma alanının geleneksel mimariyle uyumlu olarak alternatif turizme açılabilmesi için sürdürülebilir tasarımlar yapılması amaçlanmıştır. Tasarım parsel ölçeğinde dönüşümden ziyade geleneksel dokuyu kaybetmeden yenilikçi biçimlemeler içermektedir. Bütüncül bir yaklaşımla ele alınan bölgede sıradan imar planlarından ziyade, koruma amaçlı imar düzenlemesi gerekli olduğu ön görülmüştür. Sürdürülebilirliği açısından bu yenilikçi yaklaşımın yerel halk ve turistik amaçlı gelen misafirleri kucaklaması hedeflenmiştir. Bölgenin gereksinimlerinin analiz edilmesi, eski doku içinde oluşmaya başlayan modern yapılaşma ve eski-yeni konut mimarisi arasındaki çatışmayı engellemek için sürdürülebilir bir yapılaşma oluşturulması önemlidir. Çalışmada SWOT analizi ile geleneksel yapıların durumları, yenilenebilirliği ve yeşil alanlar kültür turizmi açısından sürdürülebilirliği incelenmiştir. Mevcut yeşil dokuyu koruyarak dönüşümden zarar görmemiş tarihi yapıları ve yeni kullanım alanlarının yaratılabileceğini ortaya konmuştur. Çalışma alanı her anlamda değerlidir. Müze, sosyal tesis, yürüyüş alanları, çocuk parkları, kafe ve restoran için çevrilmesi mümkündür. Doğaya saygılı bir duruş ile korumanın olabileceği ve sonraki nesillere bunun aktarılabileceğini göstermesi beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Isparta şehir merkezinde yaşayan halkın afet farkındalık ve psikolojik yeterlilik seviyelerinin belirlenmesi

    Ceren Şaşmazlar

    İnsanlar yüzyıllardır afetler yaşamaktadır. Doğa kaynaklı afetlerin yanı sıra son yıllarda artan teknolojik ve insan kaynaklı afetlerde insan yaşamını olumsuz etkileyen olaylar arasındadır. İnsanların çaresiz kaldıkları bu tür olayların en büyük sebeplerinden biri de yine insanoğlunun afetlere karşı direnç sağlayamamasından kaynaklanmaktadır. Günümüz afet yönetimi sistemi ise bu eksikliği kapsayan bir sistematik geliştirerek insanların afete hazır bir toplum olmasını için çalışmaktadır. Bu tezin amacı, afetten etkilenen insanları hem fiziki hem psikolojik açıdan değerlendirmek ve Isparta ilinde yaşayan bireylerin afete karşı olan bilinç, farkındalık ve aynı zaman da psikolojik olarak yeterliliğinin belirlenmesini sağlayarak afetlere karşı dirençli bir toplum oluşturmak için gerekli olan yol haritasını çıkarmaktır. Bu yol haritası için, literatür taraması sonucu bir anket formu oluşturularak kişilerin hangi çalışmalara yoğunluk vermesi gerektiğini ve nerede eksiklik olduğunu tespit ederek bireylerin cevap verebilirliğini artırmak amacıyla yapılmış bir başlangıç çalışmasıdır. Araştırma sonucunda, il düzeyinde afet yaşamış, kendisi afete maruz kalmamış fakat yakınları afet yaşayan bireyler ile hiç afet yaşamamış bireyler göz önüne alınarak cinsiyet, yaş, eğitim durumu gibi kriterler ile değerlendirilmiş olup, kişilerde afet farkındalık olguları oluşmasına rağmen psikolojik açıdan yeterlilik ve fiziki açıdan ne yapması gerektiği, afet anında nasıl bir hareket planı oluşturması gerektiği gibi eksiklikler gözlenmiştir. Bu nedenle, eksikliklerin giderilmesi için eğitim, kurum ve kuruluşların sorumluluk alması, il bazlı simülasyon sistemlerinin geliştirilmesi gibi etkin ve kapsamlı çalışma dinamiklerinin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, Bilinç, Farkındalık, Afet Psikolojisi, Afet Yönetimi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Lise öğrencilerinin afet bilinci ve temel ilk yardım bilgi düzeylerinin belirlenmesi: Samsun-Havza örneği

    Musa Aygül

    Dünyada her yıl çok sayıda afet meydana gelmekte ve bu afetler binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, yaralanmasına, maddi ve manevi kayıplar vermesine neden olmaktadır. Afetlerden en az etkilenenler afet öncesi hazırlıklarını yapan topluluklardır. Liseler geleceğin üniversite öğrencilerinin veya meslek gruplarının yetiştiği yerlerdir. Liselerde uygulanan etkin afet yönetimi ve eğitim sisteminin gelecek nesillere aktarılması demek aynı zamanda gelecek nesillerinde afetlere hazırlıklı olması anlamına gelmektedir. Bu tez kapsamında, Samsun'un Havza ilçesinde lise düzeyindeki öğrencilerin afet ve ilk yardım bilgi düzeyini belirlemek amacıyla bir araştırma ve değerlendirme yapılmıştır. Çalışmaya lise öğrenimi olan 6 farklı liseden öğrenciler katılmıştır. Anket çalışması, kişisel bilgiler 8 soru, ilk yardım bilgi düzeyi 20 soru ve temel afet bilinç düzeyi 20 soru olmak üzere toplam 48 sorudan oluşmaktadır. Ankete 557 erkek, 475 kadın olmak üzere toplam 1032 öğrenci katılmıştır. Katılımcıların ilkyardım ve afet bilgi puanları değerlendirildiğinde her ikisinde de istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılmıştır. İlkyardım bilgi puanı 60,13±16,73 olarak afet bilgi puanı ise 74,52±22,14 olarak bulunmuştur (P<0,05). Analizlerden elde edilen bulgular neticesinde, Havza'daki lise öğrencilerinin ilk yardım bilgi puanlarının orta düzeyde olduğu, kırsal kesimlerde ise düşük seviyede olduğu saptanmıştır. İlk yardım bilgi ve becerisinin kazandırılması için eğitimlerin belirli bir müfredat içerisinde verilmesi ve tatbikatlar ile sürekliliği sağlanmalıdır. Özellikle eğitim ve tatbikatlara kırsal kesimler dahil edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Bilinci, İlk Yardım, Samsun-Havza

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Ulusal Varlık Fonu uygulamasının iktisadi büyüme üzerindeki etkisi

    Tuğba Albayrak

    Son yıllarda mali pazarlarda ortaya çıkabilecek dalgalanmaların etkilerinin en aza indirilmesi gibi kamu yararına faaliyette bulunmayı hedefleyen ulusal varlık fonlarının sayıları giderek artış göstermektedir. Artan bu varlık fonlarının çoğunlukla emtia kaynaklı oluşturulduğu gözlemlenirken, herhangi bir doğal kaynak veya ihracat fazlası olmayan ülkeler de oluşturdukları ulusal varlık fonları ile dikkat çekmektedir. Kaynak bakımından çeşitlilik gösteren ulusal varlık fonlarının, ekonomik buhranlara karşı stabilizasyonu sağlayarak istikrarsızlığı azaltma hedefi doğrultusunda, ülkelerin iktisadi büyümelerine ilişkin etkileri merak konusu olmaktadır. Bu çalışmada belirlenen 6 ülkeye (Norveç, Singapur, Avustralya, Güney Kore, Yeni Zelanda, Hong Kong) ait ulusal varlık fonunun 2007-2018 dönemi içerisinde ülkelerin iktisadi büyümeleri üzerindeki etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkiyi analiz edebilmek için ekonometrik yöntem olarak dinamik panel veri yönteminden (sistem GMM) yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, ulusal varlık fonu ve ülkelerin iktisadi büyümeleri arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ulusal Varlık Fonu, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Şeffaflık, Dinamik Panel Veri Yöntemi, Yatırımlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    X, Y ve Z kuşaklarının Instagram ve Facebook aracılığıyla oluşturdukları imaj

    Şakira Özkan

    Sosyal medya uygulamaları arasında oldukça popüler olan Instagram ve Facebook, kullanıcılar tarafından aktif olarak kullanılmaktadır. Kuşaklara göre farklı kullanım şekli ve düzeyi olan bu uygulamalar, imaj oluşturmaya çalışan bireyler için uygun imkanlar sunmakta ve bu doğrultuda olumlu ya da olumsuz geri dönüşlerin yapılmasına da fırsat tanımaktadır. Bu çalışmada, X, Y ve Z Kuşağının Instagram ve Facebook aracılığıyla oluşturdukları imajları araştırılmış ve bu kapsamda bulgular elde edilmiştir. Bu doğrultuda nicel araştırma yöntemi seçilmiş olup yüz yüze anket tekniği ile çalışmaya uygun anket soruları yöneltilerek elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın örneklemini Gümüşhane ilinde ikamet eden 300 X Kuşağı, 300 Y Kuşağı ve 300 Z Kuşağını temsil eden bireylerden oluşan toplam 900 katılımcı kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen bulguların analizi sonucunda katılımcıların genel itibariyle X, Y ve Z Kuşağının sosyal medya kullanımlarıyla imaj oluşturma tutumlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Televizyon reklamlarında kullanılan korku çekiciliğine yönelik dikkatin nörobilimsel yöntemler ile ölçümlenmesi

    Nihal Özkan

    Reklam pahalı bir iletişim çalışmasıdır ve büyük bütçeler gerektirmektedir. Özellikle de televizyon reklamları prodüksiyonun profesyonelleşmesinden dolayı pahalı olmaktadır. Ayrıca medya satın alma maliyetleri de devamlı artmaktadır. Bugüne kadar reklamlara karşı olan tutum, davranış ve düşünceler geleneksel yöntemlerle test edilip öğrenilmeye çalışılmıştır. Ama artık reklamcılar için bu tek başına yeterli gelmemektedir. Çünkü tüketiciler, gerçek düşüncelerini söylemeyebilmektedirler. Bu sebeplerden dolayı reklamcılar, tüketicilerin gerçek düşüncelerini öğrenebilmek için nörobilime odaklanmaya başlamışlardır. Çünkü nörobilim kullandığı araçlar vasıtasıyla tüketicilerin gerçek düşüncesine yönelik daha yakın bilgiler öğrenebilme imkanını vermektedir. Dolayısıyla da korku çekicilikli televizyon reklamlarına yönelik dikkatin ve hislerin incelenmesinde ve ölçümlenmesinde nörobilimsel yöntemin kullanıldığı bir araştırmaya rastlanılmamaktadır. Bu çalışmada korku içerikli televizyon reklamlarına karşı olan tutum ve dikkati ile korku içermeyen sadece ürün ile ilgili bilgilendirici reklamlara karşı olan tutumu ve dikkati nörobilimsel yöntemlerle inceleyebilmek, ölçmek hedeflenmiştir. Bu doğrultuda araştırmada tasarlanan deneyde katılımcılara belirlenen korku reklam filmleri ve korkutucu olmayan reklam filmleri izletilirken eş zamanlı olarak göz izleme ve deri iletkenliği yöntemleri kullanılmıştır. Ayrıca göz izleme ve GSR yöntemiyle ölçülen kadın ve erkek katılımcıların dikkat seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamsal bir farklılık olduğu da gözlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Finansal teknoloji kullanıcılarını etkileyen faktörlerin teknoloji kabul modeli ile belirlenmesi

    Savaş Gülaçtı

    Finansal Teknoloji, Türkiye' de ve gelişmekte olan diğer ülkelerde olduğu gibi temelleri kısa süre önce atılmaya başlanmış ve hızlı şekilde gelişim göstermektedir. Bu alanın gelişim hızı teknoloji ve finans alanları ile paralel olarak ilerlemektedir. 2015 yılının başlarında yatırımcılar bu alanın pazar payının büyümeye başlandığını saptamıştır. Çünkü Finansal Teknoloji zaman ve maliyet avantajları ile dikkat çekmektedir. Geleneksel bankacılık faaliyetleri ve yine geleneksel yollarla sermaye sağlayan yatırımcılar ile mücadele etmeyi hedefleyen Finansal Teknoloji inovasyon ve teknolojinin bir arada doğru şekilde kullanılması ile ortaya çıkmaktadır. Geleneksel yöntemlerden farklı olarak ulaşılabilecek krediyi daha kolay, daha çabuk ya da daha az maliyetle sağlayabilmektedir. Bu avantajlar, işletmelerin daha hızlı kurulabilmesine, yatırımların daha çabuk hayata geçirilmesine veya iki ülke arasında para transferi maliyetinin azalmasına imkân sağlamaktadır. Küçük, orta ya da büyük ölçekli işletmeler için Finansal Teknoloji, para alışverişini kolaylaştırabilecek, süreçleri hızlandırabilecek, başka bir ülkeden internet üzerinden yapılan işlem sırasında müşterilerini döviz kuru hesaplama zahmetinden kurtarabilecek ve müşterisini memnun edebilecek kolaylıklar sağlayabilmektedir. Sektörün rekabetçi yapısı sonucunda tüketici davranışları da değişmektedir. Tüketiciler Finansal Teknoloji'nin sunduğu hizmetleri, ticari ilişkiye girdiği tüm küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerde de görmek istemektedirler. Ayrıca tüketiciler ister yerel bir banka ile çalışsın, ister global, beklentileri sorunsuz bir mobil deneyim yaşayabilmektir. Çalışmada, Finansal Teknoloji'nin sunmuş olduğu kolaylıkları ve teknolojileri Türkiye'de ki kullanıcılar tarafından hangi ölçüde tercih edildiği ve kullanıcıları etkileyen faktörleri Teknoloji Kabul Modeli ile belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmada hedef kütle olarak Malatya ilinde yer alan finansal teknoloji kullanıcıları dikkate alınmıştır. Örneklem sayısı ilin nüfusu ile orantılı bir şekilde kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Örneklemde yer alan veriler anket yöntemi ile oluşturulmuştur. Örneklem dahilin de elde edilen veri setinin analizinde tanımsal ve yapısal istatistiki analizler uygulanmıştır. Faktörlerin finansal teknoloji kullanım davranışı üzerindeki direkt ve endirekt etkilerini ölçümlemek için yapısal eşitlik analizi kullanılmıştır. Çalışmanın analizlerinden elde edilen sonuçların, Türkiye pazarının Finansal Teknoloji alanında perspektifini geliştirmesi için çeşitli öneriler ürettiği düşünülmektedir. Bu bağlamda Finansal Teknoloji'yi tercih eden kullanıcıları etkileyen faktörleri ve Finansal Teknoloji'yi tercih edenlerin bu teknolojiyi kullanım düzeyleri belirlenmek istenmektedir. Ülkemizde kullanım düzeyini belirleyerek bu teknolojilerin sunduğu avantaj ve dezavantajları dikkate alarak kurum ve kuruluşlara öneriler geliştirmek hedeflenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İşletmelerde iş güvenliği performansı ve iş güvenliği kültürü ilişkisi: Adıyaman ilinde bir araştırma

    Mehmet Aruk

    Bu araştırmada insan sağılığını bedenen ve ruhen özre uğratan iş kazalarının en çok meydana geldiği sektörlerin başında gelen inşaat sektöründe İSG kültürü ve performansı ele alınmıştır. Bu çalışmada iş güvenliği kültür düzeyi ve iş güvenliği performanslarının boyutsal olarak ölçülmesi ve aralarındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma doğrultusunda yürütülen çalışmalar, Adıyaman ilinin Samsat ve Kahta ilçelerinde faaliyet gösteren inşaat şantiyelerinde gerçekleştirilmiştir. Bu şantiyelerde çalışan işçilere, 25 soruluk 5'li likert tipi ölçekle hazırlanan güvenlik performansı ve güvenlik kültürü anket formu uygulanmıştır. Veri setini inşaat firmalarında aktif çalışan şantiye şefi, güvenlikçi, mühendis, makine operatörü, ustabaşı, işçi gibi farklı pozisyonlarda çalışan 100 kişilik katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada uygulanan anket iki kısımdan meydana gelmektedir. İlk kısımda çalışanları tanımak amacıyla 8 adet soru bulunmaktadır. İkinci kısımda ise güvenlik kültürünün boyutlarını ve güvenlik performansının kriterlerini ölçmeye yönelik 25 adet soru bulunmaktadır. Bu soruların 11 tanesi güvenlik kültürünün boyutlarına (Örgütsel bağlılık, yönetimin ve çalışanların katılımı, ödül ve raporlama mekanizması) yöneliktir. Geriye kalan 14 soru ise güvenlik performansının kriterlerine (İSG politikası, sorumluluk, bilinç, eğitim-yetkinlik, iletişim, taşeron yönetimi, yaralanma yönetimi, vaka araştırması) yöneliktir. Bu iki parametre, bir papyon analizi üzerinde irdelenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucu elde edilen sonuçlar, SPSS yazılımı (versiyon 18.0) ile incelenmiştir. Ayrıca, anketin ilk bölümünde yer alan işçilerin demografik özellikleri arasındaki farklılıkların, güvenlik kültürü ve güvenlik performansına etki edip etmediğine dair ANOVA testi, güvenlik kültürü-güvenlik performansı arasındaki ilişkiye dair korelasyon analizi ve araştırmanın hipotezi doğrultusunda basit doğrusal regresyon analizi ile irdelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kurumsal yapının ekonomik performansa etkisi: Kırılgan beşli ülkeleri

    Şeyma Arslan

    Bu çalışmanın amacı kırılgan beşli kapsamına giren ülkelerin kurumsal faktörlerinin ekonomik büyümelerine etkisini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'nin de içinde yer aldığı 9 ülke için 2002-2015 verileri Panel Veri Analizi kullanılarak ekonometrik açıdan test edilmektedir. Elde edilen sonuçlara göre kurumsal faktörler ve ekonomik büyüme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır. Kırılgan ülkelerin kurumsal yapılarında meydana gelen iyileşmeler ekonomik performanslarını olumlu yönde etkilemektedir sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yapı, Ekonomik Büyüme, Kırılgan Ülkeler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Dilimsel dengeli konsol yöntemi ile tasarlanan bir köprünün yapım aşamaları dikkate alınarak yapısal davranış ve maliyet açısından değerlendirilmesi

    Muhammet Abdullah Şener

    Dilimsel dengeli konsol yapım metodu dünyada ve ülkemizde yıllardır kullanılan ve birçok örneği bulunan köprü inşa metodudur. Açıklıkları 300 metre mesafeyi bulan ve viyadük toplam mesafesi birkaç kilometreye ulaşabilen, bununla birlikte orta açıklıklar 80-200 metre arasında etkili olmakta olup kutu kesitli ardgermeli beton tabliyeler için öncelikli bir yapım metodu olarak kullanılır. Açıklıklar belli uzunluklara sahip dilim şeklinde köprü ayağı üstü diliminden itibaren açıklık ortalarına doğru sağa ve sola ilerlemektedir. Sistem dengeli konsol şeklinde çalışmaktadır. Köprü modeli açıklık ortasında kapatma dilimi döküldükten sonra sürekli hale gelir. Sonuç olarak, dilimsel yapım metoduyla yapılan viyadüğün tasarım ve projelendirilmesinde iki ayrı aşama dikkate alınması gerekir. Bu çalışmanın öncelikli amacı, dilimli dengeli konsol yöntemine göre tasarlanmış bir köprünün, tasarımında yapım aşamalarının dikkate alınmasının köprünün sürekli sistem olarak tasarımı ile ortaya çıkan kesit tesirleri ile mukayesesini yapmaktır. Ayrıca sürekli köprü sistemin deprem analizi de gerçekleştirilmiştir. Bu analiz sırasında depremler uzak ve yakın fay etkisini inceleyecek şekilde seçilmiştir. Bu amaca yönelik olarak 2 ayaklı 3 açıklıklı toplam 345 m uzunluğunda bir dengeli konsol tasarlanmış ve analizler bu köprü üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmadaki örnek köprü modeli, Trabzon ili Ortahisar ilçesinde yer alan ve prekast kirişli köprü yöntemine göre yapımı halen devam etmekte olan Karşıyaka Viyadüğü'nün aplikasyonuna göre tasarlanmıştır. Böylelikle iki farklı inşa yönteminin mukayeseli maliyet analizi gerçekleştirmek de mümkün olmuştur. Bu çalışmada köprü üstyapısının yapım aşamaları anlatılmış, tasarımda dikkate alınacak yük ve yük kombinasyonları verilmiştir. Viyadük üstyapısının dengeli konsol durumu analizi için gerekli yükler hesaplanmıştır. Köprü üstyapısı farklı geometriye sahip dilimlerden oluşmaktadır. Bu sebeple, herbir dilimin ardgerme tekniği, yapım süresine bağlı olarak dilimlerin farklı beton yaşlarında uygulandığından zamana bağlı gelişen etkiler dikkate alınmalıdır. Uluslararası düzeyde kabul görmüş ve ülkemizde de Kara Yolları Genel Müdürlüğünce kullanılmakta olan köprü tasarım yönetmeliği, American Association of State Highway and Transportation Officials (AASHTO) hükümleri doğrultusunda dilimsel dengeli konsol köprülerin analizi malzeme modelleri ele alınarak incelenmiştir. Buna göre, yapılan bu yüksek lisans çalışmasında ilk olarak dilimlerin yapım aşamaları artırımsal zaman adımlı analiz yöntemine göre incelenmiştir ve her bir kesitte her bir dilimin yapımı tamamlandıktan sonra meydana gelen gerilmelerin analizleri yapılmıştır. Yapım aşaması zamanı süresince herhangi bir kesitte oluşan gerilmeler AASHTO'da belirlenen izin verilen gerilme sınırlarını aşmadığı belirlenmiştir. Yine dengeli konsol köprü modeline Düzce 1999 Deprem kayıtları ile zaman tanım alanında analiz yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda modelde meydana gelen eğilme momenti değerlerinin deprem anında daha yüksek sonuçlar verdiği ortaya çıkmıştır. Yapım aşamasına göre yapılan analiz sonucunda daha yüksek eğilme momenti, kesme kuvveti ve gerilme değerleri elde edilmiştir. Buradan hareketle köprü tasarımlarının sadece servis durumuna göre değil yapım aşamalarını da dikkate alacak şekilde yapılmasının gerekliliği ortaya koyulmuştur. Özellikle yapılan halat hesaplarında elde edilen sonuçlar halat miktarını etkileyebilmektedir. Aktif fay kuşağında bulunan ülkemizde halat yetersizliği ciddi sorunlara sebebiyet verebilmektedir. Ülkemizde ve dünyada kullanılan birçok köprü sınıfı metodu vardır. Bunlardan en çok kullanılan köprü sınıfı ise prekast kirişli köprüdür. İnşası devam eden Karşıyaka Viyadüğü ile gerçekleştirilen mukayeseli maliyet analizi sonucunda ise bu çalışmaya konu olan dilimli konsol köprünün maliyetinin %33'e varan oranda daha düşük bulunduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İtfaiye teşkilatı çalışanlarının takım çalışması tutumları ve örgütsel vatandaşlık davranışlarının değerlendirilmesi: Kütahya ili örneği

    Betül Korkmaz

    Bir grubu takım kılan temel özellikler takımın amacı, liderlik ve ekip üyelerinin rolleri, ekip üyelerinin birbirlerine bağlılığı, ekibin iklimi ve ekip kültürüdür. Bu çalışmanın amacı; müdahale personeli olan itfaiye ekiplerinin takım çalışmasına karşı tutumlarını gözlemlemek, takım üyelerinin örgütsel vatandaşlık düzeylerini belirlemek ve takım çalışması ve örgütsel vatandaşlık arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemekti. Çalışma yönteminde 5'li likert tipi 18 sorudan oluşan ekip çalışması tutum ve 23 soruluk örgütsel vatandaşlık davranışları ölçekleri Kütahya ili itfaiye Teşkilatı'nda çalışan 159 gönüllü katılımcıya uygulandı. Veriler SPSS 15 ile istatiksel olarak değerlendirildi. Çalışmamızda ekip çalışması tutumları ölçeği için Cronbach alfa katsayısı 0,761, örgütsel vatandaşlık davranışları Cronbach alfa katsayısı ise 0,814 idi. Veri sonuçları ortalama±standart sapma değeri cinsinden hesaplandı. Çalışmadaki katılımcıların ekip çalışması tutumu toplam değeri ortalamasının (3,97±0,36) yüksek, örgütsel vatandaşlık davranışları ölçeği ortalamasının (4,35±0,340) ise çok yüksek seviyede olduğu gözlendi. Yaş değişkeniyle sırasıyla ekip çalışması tutum ölçeği alt faktörlerinden: durum gözlemi (R=-0,193, p<0,05), karşılıklı destek (R=-0,280, p<0,01) ve örgütsel davranış ölçeği alt faktörlerinden: nezaket (R=-0,219, p<0,05), sportmenlik (R=-0,302, p<0,01) arasında anlamlı negatif korelasyon gözlendi. Örgütsel vatandaşlık davranışları ile ekip çalışması tutumu genel ortalama değerleri arasında anlamlı pozitif korelasyon gözlendi (R=0,493, p<0,001). Çalışmanın sonucunda, itfaiye çalışanlarının örgütsel vatandaşlık davranışları ile takım çalışması tutumları arasında pozitif ilişki saptanmıştır. Takım çalışması örgütsel vatandaşlık ile iş verimi ilişkisi ile ilgili ileri çalışmalar yarar sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: İtfaiye, Takım, Örgüt, Davranış, Gönüllülük.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Primula veris subsp. columnae bitkisinin uçucu yağının kimyasal içeriği, metanol ekstraktlarının eldesi ve biyolojik aktiviteleri

    Çağrı Karapınar

    Bu çalışma Primula veris subsp. columnae türünün uçucu yağ oranları, uçucu yağ bileşenlerinin belirlenmesi, metanol ekstraktlarının elde edilerek antioksidan, antifungal ve antimikrobiyal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2019 yılında, Gümüşhane ilinde doğal olarak yetişen Primula veris subsp. columnae bitkisinin çiçek ve yaprak uçucu yağları çıkartılarak ana bileşenleri ve yüzde oranları belirlenmiştir. Çiçek uçucu yağında en fazla bulunan ana bileşik Metil 4-methoksisalisilat (%37.30), yaprak uçucu yağında en fazla bulunan ana bileşik Linoleik asid (%40.08) elde edilmiştir. Çiçek ve yapraklarının metanol ile ekstraksiyonu sonucu yüzde olarak çiçekte ekstraktif madde %34.54, yaprakta ise %28.81 olarak elde edilmiştir. Metanol ekstraksiyonu sonucu Primula veris subsp. columnae bitkisi genel olarak değerlendirildiğinde antioksidan özelliklerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Primula veris subsp. columnae türünün çiçeklerin ve yaprakların uçucu yağları üzerinde yapılan antimikrobiyal aktivite testinde bunlardan sadece çiçek uçucu yağının zayıf inhibite özellik gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Antimikrobiyal Aktivite, Antioksidan Aktivite, GC-MS, Odun Dışı Orman Ürünleri, Tutya(Çuha çiçeği), Uçucu yağ

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Ratlarda cisplatinin neden olduğu DNA hasarı, nefrotoksisite ve bazı biyokimyasal parametreler üzerine Rhododendron luteum ekstraktının koruyucu etkisinin araştırılması

    Deniz Canbolat

    Kanser karmaşık bir hastalık profiline sahip dünya çapındaki en büyük halk sağlığı sorunlarından biridir. Bu hastalığa karşı birçok tedavi yöntemi kullanılmasına rağmen insan sağlığını tehdit eden nedenler arasında olma özelliğini muhafaza etmektedir. Kullanılan tedavi yöntemlerinden biri olan kemoterapide birçok ilaç kullanılmaktadır ve bu ilaçlardan biri de cisplatindir. Yapılan çalışmalarda cisplatinin kanser hücrelerinin çoğalmasını engellerken aynı zamanda sağlıklı hücreleri de etkileyerek birçok yan etkiye sebep olduğu bildirilmiştir. Cisplatin kullanımının yan etkileri özellikle reaktif oksijen türlerine (ROS) atfedilmekte olup bu yan etkilere karşı koruyucu yeni yaklaşımlar geliştirilmektedir. Bu amaç doğrultusunda antioksidan maddeler ile cisplatinin birlikte kullanımının olduğu birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, ratlarda cisplatine bağlı olarak oluşan DNA hasarı, oksidatif stres artışı, apoptoz, inflamasyon ve nefrotoksisite gibi hasarlara karşı Rhododendron luteum yaprak ekstraktının koruyucu etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Cisplatin kaynaklı nefrotoksisite modeli Wistar Albino türü dişi sıçanlarla oluşturulmuş olup sıçanlar rastgele 5 farklı gruba (n=6; kontrol grubu, dimetil sülfoksit (DMSO) grubu, cisplatin grubu, 12,5 mg/kg Rhododendron luteum tedavi grubu ve 25 mg/kg Rhododendron luteum tedavi grubu) ayrıldı. Kontrol grubuna 6 gün 0,5 ml'lik serum fizyolojik, çözücü grubuna 6 gün 0,5 ml'lik DMSO, cisplatin grubuna 1. gün tek doz 7,5 mg/kg'lık cisplatin ve 5 gün 0,5 ml'lik serum fizyolojik, tedavi gruplarına ise 1. gün 7,5 mg/kg'lık cisplatin ve 5 gün 0,5 ml'lik Rhododendron luteum ekstraktı (12,5 mg/kg ve 25 mg/kg) intraperitoneal olarak verildi ve ratlar 7. günde sakrifiye edildi. Böbrek dokusunda ve kanda; malondialdehit (MDA), toplam antioksidan kapasite (TAS), toplam oksidan kapasite (TOS), oksidatif stres indeksi (OSİ), süperoksit dismutaz (SOD), Kaspaz-3, tümör nekroz faktör-alfa (TNF-α), glutatyon (GSH), 8-hidroksi-2'-deoksiguanozin (8-OHdG) düzeyleri ölçüldü ve böbrek dokusunun histopatolojik değerlendirmesi yapıldı. Böbrek doku örneklerinde tedavi grubunun cisplatin grubuna göre MDA, TOS, OSİ, Kaspaz-3, TNF-α, 8-OHdG anlamlı düzeyde azalırken (p<0.05), GSH seviyelerinin anlamlı düzeyde arttığı gözlemlendi (p<0.05). Serum örneklerinde MDA, TOS, OSİ, TNF-α seviyeleri anlamlı düzeyde azalırken (p<0.05) GSH ve TAS seviyeleri anlamlı düzeyde arttığı gözlemlendi (p<0.05). Histopatolojik incelemede ise tedavi gruplarının cisplatin grubuna kıyasla hasar skorunu azalttığı gözlemlendi. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda cisplatinin ratlarda nefrotoksisiteye neden olduğu ve oluşan bu toksisite üzerine Rhododendron luteum'un koruyucu etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir.