Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Merdan, Mehmet(7)
- Akaryali, Enver(6)
- Gücer, Mehmet Ali(6)
- Komut, Osman(6)
- Akyol, Mehmet(5)
- Evren, Savaş(5)
- Hintistan, Sevilay(5)
- Ozden, Talat(5)
- Saydam Eker, Çiğdem(5)
- Acet, Tuba(4)
- Akinoglu, Bulent G.(4)
- Alemdag, Selcuk(4)
- Aydin, Metin Mutlu(4)
- Bahar, Bilge(4)
- Baltaci, Cemalettin(4)
- Beken, Hıkmet Gülçın(4)
- Kandemir, Raif(4)
- Keyifli, Nazlı(4)
- Kose, Oguz(4)
- Koç, Pinar(4)
- Oktay, Tugrul(4)
- Pasli, Sinan(4)
- Sirat, Abdulveli(4)
- Tatli, Ozgur(4)
- Taşdelen, Birgül(4)
- Ugur, Omer(4)
- Vural, Alaaddin(4)
- Yildiz, Salih(4)
- Yücel, Cem(4)
- Zeybek, Halil İbrahim(4)
- Çelik, Muhammet(4)
- Ürkek, Bayram(4)
- Şahin, Rıdvan(4)
- Akar, Zeynep(3)
- Akpinar, Muhammet Vefa(3)
- Ar, Ilker Murat(3)
- Araz, Onur(3)
- Arslan, Mehmet(3)
- Ashyralyyev, Charyyar(3)
- Aydin, Faruk(3)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2020Universal basic income debate in the 21ST century
Beken, Hıkmet Gülçın
The roots of basic income can be easily found before the 21st century, but it is very common to see the implementation and evaluation of this concept in this century. Many countries try to implement pilot projects in specific regions and then to evaluate the results. The first question to reply is what are the basic motivations to have basic income programs. The modern welfare states can’t be described as successful for solving the problems of the 21st century, but by implementing basic income they use it as a way of maintaining their sustainability and legitimacy. In addition to that, it can be seen as a tool in order to cope with the crisis of the capitalist system. While an increasing demand has shown up to implement universal basic income for alleviating the effects of the global pandemic, this research tries to present the main features, advantages, and disadvantages of universal basic income.
AtıfOpenAlex7TR Dizin6İncele - MakaleYalnız künye2020Scopus SJRQ4Farklı Starter Kültürler ile Yoğurt ve Kremadan Üretilen Tereyağlarının Oksidasyon Stabilitesi ve Bazı Özellikleri
Cakmakci, Songul; Gündoğdu, Engin
Bu araştırma, kültür ilave edilmeksizin (A: kontrol) ve farklı kültürlerle [B: Lactococcus lactis subsp. lactis biovar.diacetylactis (%2)], [C: Leuconostoc mesenteroides subsp. cremoris (%2)] ve bu iki kültürün kombinasyonu [D: B(%1)+C (%1)] ile üretilen yoğurt ve krema tereyağlarında bazı fizikokimyasal ve oksidasyon stabilitesi özelliklerinibelirlemek amacıyla yapılmıştır. Tereyağı örnekleri 4±1C’de muhafaza edilmiş ve analizler [(kurumadde, yağ, pH,asitlik, serbest yağ asitliği (SYA), peroksit değeri (PD) ve tiyobarbütirik asit değeri (TBA)] depolamanın 1, 15, 30, 45ve 60. günlerinde yapılmıştır. Kurumadde, yağ ve pH değerleri krema tereyağlarında daha yüksek, asitlik daha düşükbulunmuştur. SYA değerleri ise yoğurt tereyağlarında daha yüksek olup her iki çeşit tereyağında da depolamasüresince artmıştır. En düşük PD yoğurt tereyağlarında D kültürü ile üretilen örnekte, krema tereyağlarında ise kontrol(A) ve C kültürü ile üretilen örneklerde belirlenmiştir. TBA değerleri her iki çeşit tereyağında da depolama süresinceartmış, en düşük TBA değeri karışık kültürle üretilen yoğurt tereyağında (D) belirlenmiştir. Karışık kültür (D) ile üretileniki tereyağı çeşidinde de depolama sonunda genel kabul edilebilirlik puanları diğer örneklerden daha yüksekbulunmuştur. Sonuç olarak, tereyağında önemli bir kalite kriteri olan oksidasyonun önlenmesinde starter kültürünönemli olduğu ve bu bağlamda yoğurt tereyağı üretiminde kullanılabileceği ancak uygun suş seçimi için daha fazlaçalışmaya ihtiyaç olduğu söylenebilir.
- MakaleAçık Erişim2020Maslow’s Hierarchy of Needs in terms of Lifestyle and Entrepreneurial Intentions of Young Individuals
Durmuş, İbrahim
Nowadays, individuals can perform various entrepreneurial activities in line with their needs due to their lifestyles. Entrepreneurship intentions may vary, especially in the economic and socio-cultural environment, which is constantly changing due to technological developments. In this respect, the effects of lifestyles on entrepreneurial intentions and the effects of entrepreneurial intentions on Maslow's needs hierarchy were studied. In previous studies, Maslow's hierarchy of needs was generally examined by variables within itself or by rating levels. In addition, in many studies, hierarchy has been evaluated as an independent variable. Unlike previous studies, the hierarchical structure was evaluated as a whole and as a dependent variable. In other words, the effect of lifestyle of young individuals on entrepreneurial intention and the effects of entrepreneurial intention on needs hierarchy were investigated. While creating the research method, previous studies were utilized and structural equation modeling was applied within the framework of quantitative data by electronic survey method. In the study, not only a significant relationship was found in the diversity searches of individuals, but significant relationships were reached between all other variables. In the results of the application, it is seen that the young individuals' being unique and leading the ideas positively affect their entrepreneurial intentions. In addition, it has been concluded that the entrepreneurship intention of young individuals positively affects their physiological needs, security needs, belonging needs, respect needs and self-realization needs.
AtıfOpenAlex8TR Dizin3İncele - MakaleAçık Erişim2020Hastalıklar Verimlilik ve Ulusal Gelir Arasındaki Nedensellik İlişkilerinin Analizi: Türkiye’de Kanser Örneği
Koç, Pinar
Ölümcül hastalıklar beşeri emek stokunu azaltıcı etkiler yaratırken, emek verimliliği kanalıyla beşeri sermaye stokunu nitelik bakımından da negatif etkilemektedir. Ayrıca hastalıkların tedavisi için ayrılan kaynak miktarının artması, daha üretken alanlara yapılabilecek yatırım olanaklarını azaltarak etkin kaynak dağılımını bozucu etkiler yaratmaktadır. Bu bağlamda 1990-2017 dönemini kapsayan bu çalışmanın amacı; kanser örneği ele alınarak, hastalıklar, emek verimliliği ve ulusal gelir arasındaki nedensellik ilişkilerini analiz etmektir. Çalışmada simetrik ve zamanla değişen simetrik nedensellik testleri kullanılmıştır. Kanserli hasta sayısı, emek verimlilik endeksi ve kişi başına düşen gelir düzeyi çalışmada kullanılan değişkenlerdir. Simetrik nedensellik testi sonuçlarına göre kanserli hasta sayısı ile emek verimliliği ve kişi başına düşen gelir arasında nedensellik ilişkisi yoktur. Ancak zamanla değişen simetrik nedensellik testi sonuçlarına göre 1990-2006 ve 1998-2014 dönemlerinde kanserli hasta sayısı ile ulusal gelir arasında; 1992-2008 ve 2000-2016 yıllarında kanserli hasta sayısı ile verimlilik arasında nedensellik ilişkisi vardır. Kanserli hasta sayısı ile verimlilik ve ulusal gelir düzeyi arasında eş anlı nedenselliğin görüldüğü yıllar 2000-2014 yıllarıdır
- MakaleYalnız künye2020Y ve z kuşaklarının iş hayatından beklentilerinin karşılaştırılması
Düzgün, Aysegül
Bu araştırmanın ana amacı, Y ve Z kuşaklarının iş hayatından beklentilerinin ortaya konulması, bu kuşakların iş hayatından beklentilerinin karşılaştırılması ve bu beklentilerin kuşak yöneticilerine ışık tutması amacı ile aktarılmasıdır. Araştırmanın ilk bölümünde kuşaklar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümünde ise Y kuşağı ile 21. yüzyıl iş hayatı için önem teşkil eden Z kuşağının iş hayatından beklentileri üzerine bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada kullanılan anket formu Gümüşhane Üniversitesi öğrencilerine uygulanmış ve anket sonucu elde edilen ver1ilerden faydalanılmıştır. Araştırma kapsamında bağımsız gruplar t testi analizi uygulanmıştır. Araştırmada Y ve Z kuşaklarının iş hayatından iletişim ve karar verme konularında aynı beklentilere; örgüt kültürü, lider, takım çalışması, motivasyon ve gelişme konularında ise farklı beklentilere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfTR Dizin6İncele - MakaleYalnız künye2020Bir görsel kültür öğesi olan zeugma’nın destinasyon markalamada başat temsil haline dönüştürülmesinin analizi
Günay, Mehmet Akif
İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler kitlelerin farklı olan yerleri sanal olarak deneyimleme bilincini inşa ederken, ulaşım ve ekonomik imkânlar ise farklı destinasyonları yaşayarak deneyimleme imkânını kolaylaştırmıştır. Bu durum kent yöneticilerinde, destinasyonların birçok ziyaretçi tarafından ziyaret edilmesi kaygısını doğurmuş ve destinasyonlar arasında bir rekabetin de oluşmasını sağlamıştır. Destinasyonlara rekabet edebilme kabiliyetini kazandıran ve onları diğerlerinden farklılaştıran önemli bir unsur kültürel çekiciliklerdir. Kültürel çekicilikler içerisinde ise görsel kültür en sık kullanılan çekicilik unsurudur. Görsel kültürün hızlı bir şekilde kültürel yaşamın bütün zerreciklerine nüfuz etmesi ve modern toplumun büyük arzular ile görsel olanı talep etmesi, görmek istemesi ve onunla aynı kareye girmek istemesi görsel kültürün hayatın her alanında çekici bir güç olarak kullanılmasını gerekli kılmıştır. Görsel kültürün bu gücü destinasyon markalamada başarılı bir şekilde kullanılmıştır. Bu çalışmada Gaziantep kent markalama sürecinde Zeugma’nın nasıl kent markalamanın önemli bir unsuru haline getirildiği, diğer bir deyişle nasıl başat temsil haline getirildiği analiz edilerek anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmada veriler derinlemesine görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Araştırma sonucunda Zeugma’nın başat temsil haline getirilmesinde birinci derecede medyanın, paydaşların ve Zeugma’nın sunum konseptinin etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, paydaş katılımının kent markalama sürecindeki etkisini ve önemini ifade eden “bütünleşik paydaş katılımlı marka kent yapılanması” şeklinde kavram geliştirilmiştir.
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2020The Primary Elements in the Construction of Character in the Context of the Stories (qaṣaṣ) of the Qurʾān
Altuntaş, Abdurrahman
One of the characteristics of the Qurʾān is the transmission of its message by means of the stories (qaṣaṣ) of the Qur‟an to people. Some characters have been manifested affirmatively and some characters have been exhibited with negative aspects of the stories of the Qurʾān. While it was desired that affirmative characters be taken as an example, it was expressed that it was necessary to avoid bad characters because negative behavioral patterns were not approved by the Qurʾān. In addition to this, it has wished to take an example by characters which have been shown while explaining its messages to its audiences. The Qurʾān has concertized the models for acting experiences themselves because the applicability and practicability of concrete things are much easier on account of taking an example. This situation has been expressed in a distinct manner in the stories of the Qurʾān. The figures of the model human being which have been presented to us in the Qurʾān are ideal, equable and exemplary characters. These primary elements have been mentioned as faith (īmān), science (ʿilm), action or deed (ʿamal) and sincerity (ikhlāṣ). According to the Qurʾān, faith is the core and the essence of everything. It is the primary element of the invitation of all of the prophets. Everything has reached significance with faith. Science has been mentioned as one of the primary elements of gaining faith in the Qurʾān. Another element of completing faith and science is an action or deed. The deed is not only a dry behavior pattern. When action is together with sincerity, they have made sense. People having all of these elements are the model individuals according to the Qurʾān.
AtıfTR Dizin1İncele - MakaleAçık Erişim2020The Reactions of Customers in Turkey Towards Load Shifting Based Demand Side Management in Smart Grids
Cakmak, Recep; Altas, Ismail Hakki
Technical studies on smart grids have been underway all over the world and in Turkey. One of the most important features that distinguishes the smart grids from conventional electrical grids the distributed generation structure of the smart grids. Therefore, demand side management (DSM) studies are one of the prominent research topics in today’s power distribution networks. In the smart grids, “consumption follows generation” paradigm is adopted by means of DSM instead of the “generation follows consumption” paradigm in conventional electrical grids. While progressing technical and academic studies on the smart grid and demand-side management, it is important to investigate the perspective of consumers, who are one of the important stakeholders in the implementation phase of the smart grids. In this study, reactions and attitudes of customers in Turkey towards load shifting based demand side management in the smart grids are presented using results of a public survey, which is implemented in Istanbul. The presented results are obtained through statistical frequency analysis of the public survey data. The findings would contribute to the development of the smart grid studies and demand-side management policies in Turkey.
AtıfOpenAlex5İncele - MakaleAçık Erişim2020Kur’ân Hıfzı Hakkında İki Mesele: Hâfızların Şefaat Hakkı ve Hâfızlığın Unutulmasının Vebali
Gözün, Abdulvehhab
Allah’ın (c.c.) insanlara doğru yolu göstermek için yeryüzüne indirdiği kitapların sonuncusu ve en kapsamlısı olan Kur’an’ın anlaşılması ve yaşanması asıl hedef olmakla beraber, ezberlenmesi de hiç şüphesiz üstün bir değerdir. Aynı zamanda ilk hâfız olan Hz. Peygamber’den (s.a.v.) itibaren tarih boyunca her nesilde bu fazileti idrak eden nice müslüman olmuştur. Günümüze bakıldığında da hem ülkemizde hem de diğer İslâm beldelerinde durumun aynı şekilde devam ettiği görülmektedir. Kur’an hâfızlığının bu denli yaygın ve özen gösterilen bir mesele olmasını sağlayan birçok faktör vardır. Bunlardan biri de hâfızlıkla ilgili Hz. Peygamber’den (s.a.v.) vârid olan birtakım hadis rivayetleridir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla bunlardan bir kısmı hâfızlığın faziletine dair olup diğer bir kısmı da hâfızlığın unutulmasının vebaliyle ilgilidir. Birinci grup rivayetler Kur’an’ın ezberlenmesine teşvik ederken; ikinci grupta olanlar ezberlendikten sonra unutulmasının tehlikesine işaret etmektedir. Ancak amellerin fazileti ile ilgili sahih rivayetlerin yanı sıra bazı aşırı zayıf yahut uydurma rivayetler olduğu gibi Kur’an hâfızlığına dair de birtakım sahih rivayetlerle birlikte aşırı zayıf yahut uydurma rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlerin değerlendirilip incelenmesi, hâfızlığa dair Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yaklaşımının ortaya çıkarılması açısından önemlidir. Binâenaleyh bu çalışmada toplumun belli bir kesimi tarafından yaygın olarak dile getirilen hâfızların âhirette yakınlarından yetmiş kişiye şefaat edeceklerine ve hâfızlığını unutan kişilerin bazı cezalara maruz kalacağına dair rivayetler sened ve metin tenkidi bağlamında ele alınıp incelenecektir. Böylece insanlara bu konuda doğru bilgi verilmesi amaçlanmaktadır. Sonuç olarak da her faziletli amelde olduğu gibi bu meselede de itimat ve ihticâc edilebilecek rivayetlerin nazar-ı dikkate alınmasının önemine işaret edilecektir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2İncele - MakaleAçık Erişim2020COVID-19 ile Mücadelede Sosyal Koruma Sistemleri ve İşgücü Piyasaları
Beken, Hıkmet Gülçın
Küresel çapta bir salgına dönüşen COVID-19 ile ulusal ve uluslararası düzeydeki iş birliği temelindeuygulanan politikalar üzerinden mücadele edilmeye çalışılmaktadır. Başta işgücü piyasaları olmak üzere,üretim, tüketim, ticaret ve küresel tedarik zincirleri gibi pek çok alan COVID-19’dan etkilenmektedir. Kamusağlığının korunması amacı ile başlayan politikalar COVID-19 kriziyle mücadele sürecinde çeşitlenmiş;ekonomik, sosyal ve politik düzleme de taşınmıştır. COVID-19 öncesinde dünya ekonomilerinin çoğu için bazıtemel ekonomik göstergeler (borç, istihdam düzeyi) kötü bir performans göstermekte olduğundan COVID-19ile mücadeleye yönelik politika ve stratejiler bu mevcut koşullardan etkilenmiştir. Bazı bölgelerde veekonomilerde enformel istihdamın payının yüksek olduğu görülmektedir. Son dönemlerde UluslararasıÇalışma Örgütü (ILO)’nün de desteğiyle, enformel ekonomiden formel ekonomiye geçiş sürecine ilişkin bazıdüzenlemeler, stratejiler ve kurallar ön plana çıkmaktadır. Bu tavsiyeler içerisinde en önemlisi, ülkelerin sosyalkoruma planlarına ilişkin olmaktadır. Mevcut ulusal düzenlemelerle, sosyal yardım ve desteklerin dışında kalanenformel ve ev-temelli çalışanların kapsanması; genişletilecek sosyal koruma sistemi kapsamı ile mümkünolacaktır. Bu kapsamın genişletilmesinin önemi gelir ve iş kayıplarının yaşandığı COVID-19 ile daha çokanlaşılmıştır. Bu noktada, devletlerin müdahalesi ve bu alanda gerekli düzenlemeleri yapması yönündevatandaşlarından gelen talebe ne ölçüde cevap verebildikleri de ayrıca politik ekonomi açısından bakıldığındayeni bir yapılanma sürecinin de işareti olmaktadır. Bu çalışma, enformellik ve sosyal koruma kavramlarıüzerinden COVID-19 ile mücadele politikalarına yer vermeye çalışacaktır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin3İncele - MakaleAçık Erişim2020COVID-19 Salgın Sürecinde Yaşlılağa Bakış: 280 Karakter Yaşlılar Hakkında Ne Söylüyor?
Taşdelen, Birgül
Mart 2020'de Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 koronavirüs hastalığını (COVID-19) bir pandemi olarak ilanettikten sonra, COVID-19 virüsünün yayılmasına engel olmak için ülkemizde ve dünya çapında ciddi önlemler alınmıştır. Bu önlemlerden biri de 65 yaş ve üstü bireylere getirilen sokağa çıkma yasağıdır. 65 yaş ve üstübireylere getirilen sokağa çıkma yasağı koruyucu olmayı amaçlasa da, COVID-19 vaka ve ölüm oranlarınınyüksek bir yüzdesinin 65 yaş ve üstü bireylerden oluşması, bu hastalığın bir “yaşlı hastalığı” olarakalgılanmasına ve COVID-19’un etkilediği en dezavantajlı grup olmasına dayanak oluşturmuştur. COVID-19öncesi dönemde de yaşa dayalı ayrımcılıklarla karşı karşıya olan yaşlı bireyler, pandemi sürecinde gerek politiktartışma ve düzenlemelerde gerekse haber söylemlerinde yapılan yaş vurgusu nedeniyle, sadece günlük hayattadeğil, çeşitli medya ortamlarında da şiddetli ayrımcı tutumlara maruz kalmıştır. Pandemi sürecinde yaşlılarayönelik ayrımcılığın yansıdığı medya ortamlarından biri de sosyal ağlardır. Sosyal ağlar üzerinden Covid-19nedeniyle yaşlı yetişkinlerin durumuyla ilgili gerçek endişelerin yanında, yaşlılar hakkında olumsuz içeriklerede rastlanmaktadır (Jimenez vd., 2020: 1662). Buna göre söz konusu çalışma, COVID-19 nedeniyle sosyalmedyada yaşçılıkla ilgili içeriklerin Twitterdaki yansımalarını incelemektedir. Çalışma kapsamında 21 Martve 12 Mayıs 2020 tarihleri arasında Twitter üzerinden atılan toplam 221 tweet içerik analiz yöntemi iledeğerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, COVID-19 nedeniyle yaşlılara yönelik rahatsız edici içerikler,korku ve panik içinde olan ve bu nedenle yaşlılara yardım edilmesi gerektiğini belirten tweetlere göre oransalolarak daha fazladır. Ayrıca atılan tweetlerde COVID-19’un çoğunlukla yaşlıları etkilemesinden dolayıönemsizleştirildiği şeklindeki paylaşımlara da rastlanılmıştır. Dolayısıyla, salgın boyunca Twitter’da yaşlıinsanlarla ilgili kaygı ve ilginin azaldığı ve yaşçılık söylemlerin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Acil sonuçlarsadece yaşlı yetişkinlere yönelik dışlanma söylemlerini teşvik etmekle kalmamakta, 65 yaş üstünün “tedbirli” olmasından çok tehlikeli oldukları ve toplumun yaşlı yetişkinlere ihtiyaç duymadığı şeklinde bir algıoluşturmaktadır. Sonuç olarak yaşlılara yönelik ayrımcı ve dışlayıcı tutumların, gündelik hayatın bir uzantısısayılan ve kriz anında bile bağlantıda kalmamızı sağlayan soyal medya platformlarından biri olan Twitter’daşiddetlenmeye başlaması, pandemi sürecinde yaşlıların günlük yaşam biçimlerini karmaşıklaştırmasınınötesinde, kuşaklar arası gerilimin yoğunlaşmasına da neden olabileceği düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex7TR Dizin9İncele - MakaleAçık Erişim2020Yerel Kuru Fasulye (Phaseolus vulgaris L.) Genotiplerinin Tane Verimi, Verim Unsurları ve Bazı Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi
Sirat, Abdulveli
Bu araştırma, karasal iklimlerin karakteristik özelliğini taşıyan Gümüşhane ili Şiran ekolojik koşullarında Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesinden toplanan 12 yerel fasulye genotipinin tane verimi, verim unsurları ve bazı kalite özelliklerini belirlemek için yürütülmüştür. Deneme 2017 ve 2018 yıllarında Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre üç tekrarlamalı olarak kurulmuştur. İki yıl ortalamalarına göre, ekimden çiçeklenme başlangıcına kadar geçen sürenin 39.30-45.40 gün, hasat olgunluk süresinin 113.33-120.17 gün, bitki boyunun 56.32-60.67 cm, ilk bakla yüksekliğinin 10.54-11.50 cm, bitkide bakla sayısının 9.47-10.45 adet, bakla uzunluğunun 7.35-10.29 cm, baklada tane sayısının 2.95-5.77 adet, tane verimi 185.07-277.68 kg da-1, 100 tane ağırlığının 32.27-43.00 g ve protein oranının %18.97-24.32 arasında değiştiği tespit edilmiştir. En yüksek dekara tane verimleri GF1 (277.68 kg da-1) ve GF2 (273.74 kg da-1) genotiplerinden elde edilmiştir. Bu genotipler çiçeklenme başlangıcı ve hasat olgunluk süresi bakımından daha erkenci oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca bu genotipler bitkide bakla sayısı, bakla uzunluğu, baklada tane sayısı, 100 tane ağırlığı ve protein oranı açısından da en yüksek değere sahip olmuşlardır. Bu nedenle Gümüşhane-Şiran ekolojisine benzer şartlarda GF1 ve GF2 genotiplerin yetiştirilmesi önerilmektedir
AtıfOpenAlex4TR Dizin4İncele - MakaleAçık Erişim2020Adsorption Of Methylene Blue from Aqueous Solution with Sulfuric Acid Activated Corn Cobs: Equilibrium, Kinetics, and Thermodynamics Assessment
Baltaci, Cemalettin; Gundogdu, Ali; Duran, Celal; Bozbeyoglu, Pinar
Three adsorbents with different characteristics were produced in this study by activation of sulfuric acid with different concentrations, from corn (Zea mays L.) cobs, which is an agricultural waste by-product resulting from harvesting. After characterization by the parameters such as Boehm titration, determination of pH-pHpzc, and methylene blue – iodine number, and IR analysis, their methylene blue adsorption potentials from aqueous medium were investigated based on equilibrium, kinetics, and thermodynamics evaluations. This study aims to examine the effects of relatively dilute and concentrated acids on the activation process and to gain an economic value to waste materials through the production of a new adsorbent. It was observed that the initial solution pH did not have a significant effect on the adsorption efficiency. The adsorption process reached the equilibrium at the end of the first 120 minutes, and the kinetic data fit the pseudo-second-order kinetic model. Langmuir adsorption capacity (295.5 mg/g) of the adsorbent produced by activating with 50% sulfuric acid was found higher than those produced with 75% and 98% acids. An increase in ambient temperature effected the adsorption positively. As a result, in this study, very low-cost adsorbents were produced from the waste by-product corn cobs, and a new approach was proposed for cleaning wastewater containing dyestuffs.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3İncele - MakaleAçık Erişim2020Translating culture: Translation of Ayşe Kulin’s novel Veda: Esir Şehirde Bir Konak as Fairwell: A Mansion in Occupied İstanbul
Yalcin, Elif Guvendi; Dost, Betül Özcan
Cultural studies play an important role in translation studies, which has a nature suitable for interdisciplinary studies. Studies on the translation of cultural elements show the multifaceted nature of translation, increase awareness about culture and help us see the burden on translators. The aim of this study is to reveal the translation strategies used in the translation of cultural elements in Ayşe Kulin’s novel Veda as Farewell: A Mansion in Occupied Istanbul by Kenneth J. Dakan from Turkish into English. Cultural elements in the study are categorized as Ecology; Material Culture; Social Culture; Organizations, Customs, Ideas, Procedures, and Concepts; Gestures and Habits in accordance with Peter Newmark’s categorization of cultural elements. The category of Proverbs and Idioms were also added to the categorization. Three example sentences (except the heading Art) were chosen for each category. These examples were chosen as they represent their categories in the most clear and explanatory way. The translation of the chosen cultural elements were analysed within the framework of the following translation strategies: Literal translation; Translation of Meaning; Use of Cultural Element itself by Adding Explanation or Footnotes; Translation of the Meaning or Function without Translating the Cultural Element itself; Free Translation and Deletion. As a result of the descriptive and comparative analysis, it was found out that the translator did not use one single translation strategy. Instead, he used different translation studies during the translation process and this way overcame the difficulties risen due to cultural elements. Furthermore, the translator also used the strategy of not translating the cultural element, which was not put forth in the beginning of the study. It was also seen that the strategy 3.2 was the most common and the strategies 2.2. and 5.2. were the least common. It was also revealed that the translator did not benefit from the strategy 3.1 at all and sometimes preferred “no translation”, which was not one of the determined strategies in the beginning of the study
AtıfOpenAlex3TR Dizin3İncele - MakaleAçık Erişim2020The Analysis of the Relationship Between Defence Spending, Arms Import and External Debt in Turkey: ARDL Bound Testing Approach
Şahingöz, Burak; Karakurt, Birol; Şentürk, Suat Hayri
Debt and deficits are important for an economy, and deficit spending policy positively affects economic growth. However, if external debt increases too much, it may also lead to economic problems. In the literature that was given relatively little information to defence spending contributing substantially to government debt level in the studies focused on the determinants of debt. Turkey is a country allocating more funds to its defence spending and arms import in recent years. Therefore, to what extent its defence expenditures and arms import is effective in increased debt stock is a subject of debate. To conclude this issue, this study examines the relationship between defence spending, arms import, and external debts through ARDL bund test with annual data for the 1975- 2017 period. The findings show that there is a positive and statistically significant relationship between defence expenditures and arms import and foreign debt in the short and long term.
AtıfOpenAlex6TR Dizin7İncele - MakaleYalnız künye2020The relatıonshıps between the sıte ındex of marıtıme pıne plantıng areas and some ecologıcal factors (case of sınop-bektaşa regıon)
Güvendı, Engın; Kahyaoğlu, Nuray
In order to meet the increase in demand for wood raw materials in Turkey, it has become imperative to focus on reforestation efforts. It is generally recommended to use consensual and rapidly developing species in afforestation studies. In this respect, our country's Maritime Pine (Pinus pinaster Ait.) it appears to be a good species to be used in industrial afforestation. For this reason, it is important to start working from the places where productivity is highest in order to obtain the highest income at the end of the period by determining the most important growing environment factors and the degree of impact that affect the development and growth of Maritime Pine. Therefore, it is seen that studies investigating the characteristics of the growing environment in the Western Black Sea region where this species is best developed are insufficient. In this study, the relationships between the absolute depth, mechanical composition (texture), soil reaction, organic matter quantity, external soil condition and humus form of the soils in the Maritime Pine afforestation area spread within the boundaries of Sinop-Bektaşa Forest Management Directorate and productivity (site index) were determined. For this purpose, a total of 145 soil samples were taken from 35 sample areas from Maritime Pine stands within the borders of Sinop-Bektaşa Forest Management Directorate. Soil type, soil reaction, organic matter, water holding capacity (WHC) etc. on soil samples taken such features have been identified. In addition, 20-year-old upper height values were calculated for each sample area. The calculated site index is divided into 3 groups: good, medium, low. The relationships between the site index and some soil properties in each sample area were statistically determined. As a result; there was a determined positive correlation between site index and clay (%), silt (%), organic matter content (%) and water holding capacity (%) and negative correlation with sand amount (%).
- MakaleYalnız künye2020Sağlık Öğrencilerinde Tüberküloz Prevalansı
Türkmen, Lale; Kıvanç, Aydın
Tüberküloz (TB), küresel çabalara rağmen yüksek morbidite ve mortalite oranlarıyla günümüzün halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde, sağlık çalışanları ve öğrenciler maruziyet ve enfeksiyon için önemli bir risk grubunu temsil etmektedir. TB enfeksiyon kontrolünün önemli bileşenlerinden biri, sağlık çalışanlarının gizli tüberküloz enfeksiyonu için rutin olarak taranması ve testi pozitif olanlara kemoprofilaksi uygulanmasıdır. Bu çalışmanın amacı, gelecekte sağlık hizmeti sektöründe aktif olarak görev alacak olan sağlıklı, sağlık teknikeri öğrencileri arasında saflaştırılmış protein türevi (PPD) reaksiyonlarının dağılımını analiz etmek ve skar varlığı, skar sayısı ve PPD reaktivitesi arasındaki korelasyonu belirlemektir. 2017-2020 yılları arasında Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören öğrencilerin demografik özellikleri ve PPD deri testi sonuçları ve önceki Bacillus Calmette-Guèrin (BCG) skar sayısı retrospektif olarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel değerlendirmeler SPSS V.22 programı kullanılarak yapılmıştır. Bağımsız değişkenler sayı ve yüzde ile gösterilmiştir. Bağımlı değişkenlere ise, ki-kare testi uygulanmıştır. Çalışmaya toplam 390 öğrenci dahil edilmiştir. Öğrencilerin %13,1’i PPD pozitif olarak bulunmuştur. PPD pozitiflik oranları, %10,0 (15-20 mm) ve %3,1 (20 ve üzeri mm) olarak tespit edilmiştir. Öğrencilerin skar sayıları sıfırdan ikiye kadar değişmiştir. BCG skar sayıları ve PPD endürasyon çapları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). BCG skarı olmayanların öğrencilerin tamamı PPD negatiftir. Sağlık teknikeri adayları arasında PPD negatifliği ve BCG pozitifliğinin yüksek oranı aşı kaynaklı koruyucu bağışıklığın bir göstergesidir.
- MakaleYalnız künye2020The Level of Perception of Hospital Personnel on Waste Management and Waste Management in disasters: Case of Gümüşhane Province
Kaya, Afşin Ahmet; Küçük, Ümran Aysen
The main objectives of disaster management are; to analyze the dangers faced by the society, to predict the situations that may be damaged by the event that may arise, to develop and implement strategies that will not allow secondary disasters. After disasters occur, different types of waste are generated depending on the type of disaster. If disaster waste is unmanageable, it can cause a secondary disaster. Hospitals, on the other hand, are health institutions that provide active service during disasters. Naturally, it is inevitable for hospitals to generate more waste in case of disasters. For this reason, hospitals should also have a waste management strategy for a possible disaster situation. Waste management, on the other hand, can be efficient with the employees' attitude, awareness and perception of waste. Within the scope of the research, a questionnaire was applied to the hospital staff. The questionnaire consists of three parts. The first part includes sociodemographic questions. The second part consists of Waste Management Awareness questions and Waste Management Awareness in Disasters questions. In the third part, there are Waste Management Attitude questions. The data of the study were analyzed with the SPSS 21 package program. It was determined that the awareness level of the participants was high, and their attitude level was medium. There is no significant difference in the mean score of the awareness level of the participants in terms of gender and age factors. Significant results were found in factors such as working time and education level.
AtıfTR Dizin1İncele - Derleme MakaleYalnız künye2020Coronavirus ve Influenza Viruslar: Farklılıklar ve Benzerliklerine Genel Bir Bakış
Türkmen, Lale; Kıvanç, Aydın
Mevcut COVID-19 pandemisi’nin nedeni olan SARS-CoV-2 yeni bir virüstür. Bu patojene karşı mevcut tedavi ve bağışıklığımız bulunmamaktadır. Influenza virüsleri ise sürekli olarak evrimleşmekte ve bağışıklık sistemimiz tarafından daha az tanınabilir hale gelecek çeşitli düzeylerde antijenik sürüklenme ve kayma geçirmektedir. Bu, geniş ölçüde etkili bir grip aşısının geliştirilmesini zorlaştırmakta ve aynı zamanda yeni zoonotik influenza suşlarının ortaya çıkması pandemi riski oluşturmaktadır. Hem Coronavirüsler hem de Influenza virüsleri, zarflı RNA virüsleridir ve insan solunumunu etkileyen birincil patojenlerden biridir. COVID-19 ve Influenza enfeksiyonları benzer bulaşma yollarına ve semptomlarına sahiptir. İncelenen literatürler, COVID-19 ve Influenza arasında önemli yapısal farklılıklar olduğunu bildirmektedir. Bunlar, genom yapıları, yüzey proteinleri, suş sayısı ve alt tipleri içerir. Bunlara ek olarak, inkübasyon süreleri, risk grupları, asemptomatik bulaşma ve bulaşma hızı iki virüs arasındaki önemli farklılıklardır. Bununla birlikte, gripten farklı olarak. COVID-19 için aşı ve tedavilerin olmaması, hastalığın yayılmasını kontrol etmede ciddi zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak Coronavirüs hızla yayılıyor ve influenza virüsü ile olası ko-enfeksiyon riski nedeniyle COVID-19 ile birlikte grip enfeksiyonunun değerlendirilmesi ve buna göre halk sağlığı önlemlerinin geliştirilmesi son derece önemlidir.
- Derleme MakaleYalnız künye2020When Should Antibiotic Prophylaxis Be Performed to Prevent Surgical Side Infections? A Systematic Review
Gezginci, Elif; Goktas, Sonay; Aktuğ, Cemile
The systematic review was planned to examine the application time of antibiotic prophylaxis to prevent surgical side infections. The keywords, “antibiotic application time”, “antibiotic prophylaxis” and “surgical side infections”, were searched both in Turkish and English in Google Scholar, PUBMED, and EBSCO databases. A total of 5969 studies published between 2009 and 2019 were screened. After the literature review, 5 related studies that met the inclusion criteria were included in the study. Preoperative antibiotic prophylaxis and antibiotic application times were examined. In a study included in the study, it was shown that the risk of developing surgical site infection was reduced in patients who received antibiotics for proclactic purposes 60 minutes before incision line formation. In the remaining four studies, it was stated that prophylactic antibiotherapy applied 30 minutes before surgery minimizes the development of surgical site infection. It was revealed that the application of prophylactic antibiotherapy 30 minutes before the incision line minimizes the risk of infection in the surgical area and the literature should be supported by studies on the time of antibiotic administration.
















