Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2018
    Sugar production investments in turkey during post 1929 economic crisis period

    Damlıbağ, Fatih

    During the 1929 Economic Crisis, prices of agricultural products decreased muchmore than industrial products. Turkey, as an agricultural product exporter could not affordits importation under these new conditions. For the financial structure of Turkey, selfsufficiencywas seen as the most convenient solution. In this period, the Turkish governmentaimed at importing substitution in sugar production. But for achieving this, Turkey neededsome additional investments. For the capital needs of these investments, governmentprimarily evaluated foreign contribution. But Turkish banks provided necessary capital tosugar industry, with the leadership of İş Bankası. German and Czechoslovak contributionalso supplied machinery and technical assistance to Turkish sugar industry. Governmentdeeply investigated possible investment places, to reach the most appropriate conditions.At last, Turkey founded two new sugar factories with their own financial sources in 1933and 1934. Eskişehir Sugar Factory was the third factory in Turkey and Turhal Sugar Factorybecame fourth investment in this field. Government unified the whole sugar production ofTurkey in 1935, in order to reduce production costs. From this date, Turkey experienced rapidexpansion in both beet agriculture and sugar industry. In this article, the state centered sugarproduction investments were evaluated under the different financial conditions of the 1929Economic Crisis. For the time period, subject would be investigated up to the early 1940’s.

  • MakaleYalnız künye2017
    Investigation of yield and yield components with some quality traits two-rowed barley (Hordeum vulgare conv. distichon) cultivars in Samsun ecological conditions

    Sirat, Abdulveli; Sezer, İsmail

    In this study; yield, yield components and some quality parameters of 12 barley cultivars (Fahrettinbey, Cumhuriyet-50, Özdemir-05, Kalaycı97, Çıldır-02, İnce-04, Efes-98, Erciyes, Çumra-2001, Sladoran, Tarm-92 ve Tokak-157/35) being suitable for Samsun (Gelemen) experimental areas in 20072008 and 2008-2009 growing seasons with four replications according to randomized complete block design. Significant differences were found between genotypes regarding all investigated agricultural characters. Duration of heading, duration of ripening, plant height, spike number per m, spike length, grain number per spike, the weight of grains per spike, harvest index, grain yield, grain largeness level, 1000seed weight, hectoliter weight and crude protein content values were determined for investigated genotypes respectively as between 120.00 and 132.00 days, 160.00 and 170.63 days, 91.59 and 121.27 cm, 400.29 and 493.75, 7.28 and 9.56 cm, 24.29 and 27.28, 0.94 and 1.06 g, 34.61 and 43.00 %, 378.47 and 525.50 kg/da, 81.94 and 91.19 %, 37.82 and 49.84 g, 65.83 and 70.48 kg, 10.26 and 12.00 %. The cultivars Sladoran, Fahrettinbey and Çumra2001 (525.50, 512.57 ve 507.25 kg/da, respectively) showed the highest grain yield, Fahrettinbey and Sladoran 1000-seed yields (49.84-47.97 g respectively), Sladoran and Fahrettinbey hectoliter weight (70.48 and 69.15 kg respectively) whereas the cultivars Efes-98 showed the highest crude protein content (12.00 %). The result of this study, when considered in terms of yield and quality characteristics, it has been found that Sladoran, Fahrettinbey and Çumra-2001 cultivars, appeared as promising genotypes for the conditions in Samsun than other cultivars

  • MakaleYalnız künye2017
    Bafra Ovasında Yetiştirilen Bazı İki Sıralı Arpa (Hordeum vulgare conv. distichon) Çeşitlerinin Verim, Verim Öğeleri ile Bazı Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi

    Sirat, Abdulveli; Sezer, İsmail

    Bu araştırma, 2007-2008 ve 2008-2009 yetiştirme dönemlerinde, Bafra Ovası ekolojik koşullarında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada, 12 adet iki sıralı arpa çeşidi (Fahrettinbey, Cumhuriyet-50, Özdemir-05, Kalaycı-97, Çıldır-02, İnce-04, Efes-98, Erciyes, Çumra-2001, Sladoran, Tarm-92 ve Tokak-157/35) materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada, arpa çeşitlerinin başaklanma ve olgunlaşma süreleri (gün), bitki boyu (cm), metrekarede başak sayısı (adet), başak uzunluğu (cm), başakta tane sayısı (adet), başakta tane ağırlığı (g), hasat indeksi (%) ve tane verimi (kg/da) incelenmiştir. Ayrıca, kalite kriterlerinden, tane iriliği oranı (%), bin tane ağırlığı (g), hektolitre ağırlığı (kg) ve ham protein oranı (%) belirlenmiştir. İncelenen bütün tarımsal özellikler yönünden çeşitler arasında önemli farklar bulunmuştur. İki yıllık ortalamalar ışığında en yüksek tane verimi Fahrettinbey (623.66 kg/da), Sladoran (596.41 kg/da) ve Çumra-2001 (579.32 kg/da) çeşitlerinden, en düşük tane verimi ise Çıldır-02 (409.15 kg/da) ve Özdemir-05 (425.44 kg/da) çeşitlerinden elde edilmiştir. En yüksek 1000 tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı ve tane iriliğine sırasıyla Fahrettinbey, Sladoran ve Çumra-2001 (49.84, 47.97 ve 47.32 g; 70.76, 70.61 ve 69.58 kg; % 92.00, 90.25 ve 90.75) çeşitleri, en yüksek ham protein oranına ise Çıldır-02 (% 11.74) ve Efes-98 (% 11.69) çeşitleri sahip olurken, en kısa bitki boyu ise Sladoran çeşidinden (96.42 cm) elde edilmiştir. Bu çalışma sonucunda verim ve kalite özellikleri bakımından düşünüldüğünde, Fahrettinbey, Sladoran ve Çumra-2001 çeşitlerinin, diğer çeşitlere göre Bafra Ovası koşullarında umutvar çeşitler olduğu sonucuna varılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2017
    Trabzon’da bağcılığın önemi ve gerileyişi

    Yilmaz, Ozgur

    -

  • MakaleYalnız künye2017
    Karadeniz Bölgesi’nde Organik Bitkisel Üretim

    Oztürk, Ahmet; Karabulut, Besim

    Dünyada yaşanan hızlı nüfus artışına bağlı olarak tarımsal üretimde en yüksek verimin alınabilmesi amacıyla kullanılan kimyasal ve genetik girdilerin, zaman içerisinde insan sağlığı ve doğal çevreye olan olumsuz etkilerinin gündeme gelmesiyle başlayan organik tarım yaklaşımı, günümüzde de önemini giderek artırmaktadır. 2010 yılında 191.785 ha'lık alanda 331.361 ton olan Türkiye organik tarım üretimi 2016 yılında 379.042 ha'lık üretim alanına (%98 artarak) ve 1.627.106 tonluk üretim miktarına (%391 artarak) ulaşmıştır. Türkiye organik tarım alanlarının yaklaşık 18 bin hektarlık (%4,7) kısmı Karadeniz Bölgesi'nde yer almaktadır. Bölge arazi yapısı ve üretilen ürünlerin niteliği bakımından organik tarım potansiyeli olan bir bölgedir. Karadeniz Bölgesi'nde 12.515 üretici tarafından yapılan organik tarımdan toplam 119.425 ton organik ürün elde edilmektedir. Bölgede 2010 yılında 88.322 ha alanda 31.960 ton olan organik ürün üretimi 2016 yılında 18.061 ha (%80 azalarak) alanda 119.425 ton (%274 artarak) olmuştur. Bölgede Rize (%57,4), Tokat (%14,6), Ordu (%7,5), Gümüşhane (%4,9) ve Samsun (%3,8) son yıllardaki organik tarım üretim miktarları bakımından ön sıralarda yer alan illerdir. Karadeniz Bölgesi'nde organik olarak üretilen ürünlerin başında çay (67.927 ton ve %57,7), fındık (11.785 ton ve %9,9), elma (11.253 ton ve %9,4), armut (5.207 ton ve %4,4), mısır (4.705 ton ve %3,9) ve yonca (4301 ton ve %3,6) gelmektedir. Bu derleme ile Karadeniz Bölgesi'nin organik bitkisel üretiminin mevcut durumu ve potansiyeli ortaya konulmaya çalışılmıştır.

  • MakaleYalnız künye2017
    Gümüşhane İlinin Agro-Turizm Potansiyelinin Değerlendirilmesi

    Karabulut, Besim; Akyürek, Suat

    Günümüzde giderek önemi artan ve alternatif turizm çeşitlerinden biri olan agro-turizm, tarım ve turizmin bir araya gelmesi ile ortaya çıkmıştır. Agro-turizm, yoğun şehir yaşantısından uzaklaşmak isteyen bireylerin genellikle çiftlik tarzı evlerde konakladığı, organik ürünlerden faydalandığı doğa ile iç içe yapılan bir turizm faaliyetidir. Özellikle gelişmiş ülkelerde oldukça yaygın olan bu turizm çeşidinin ekonomik, sosyolojik ve biyolojik açıdan birçok katkısı bulunmaktadır. Agro-turizm ülkemizde özellikle Ege ve Akdeniz Bölgesinde yaygın olarak faaliyet göstermektedir. Gümüşhane, Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi arasında kalan, bu iki bölgenin iklimini yaşayan ve 113 bin ha'lık tarıma elverişli araziye sahip bir bölgedir. Diğer yandan gerek doğal güzellikleri gerek kültürel mirası ile hâlihazırda bir turizm potansiyeline sahip olan Gümüşhane ilinin agroturizm açısından da değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmada, ilin agro-turizm potansiyeli değerlendirilerek, agro-turizm açısından SWOT analizi yapılmış ve son olarak ilin agro-turizm potansiyelinin geliştirilmesi kapsamında öneriler sunulmuştur. Bu amaçla, ikincil kaynaklardan yararlanılarak veri toplanmıştır.

  • MakaleYalnız künye2017
    Effect of Growth Hormone Genetic Polymorphism on Calf Birth Weight

    Sonmez, Zeynep; Aksakal, Vecihi; Özdemir, Memiş

    The aim of study were to present relationships between birth weight of 94 Holstein calves with genotype structures of each sample’s Growth Hormone (GH) determined through PCR-RFLP method and to detect the population’s genetic variation by determining the genotype and allel frequency distribution. In the study, according to the analysis result, it was determined that Growth Hormone gene LL genotype was 41.9 kg, LL was 40.8 kg, and VV was 42.2 kg for the birth weight. A significant relationship between birth weight with GH genotypes could not be found. It was seen that the calf population is not stable according to Hardy-Weinberg genetic balance test.

  • MakaleYalnız künye2017
    Hayvan Gübresinden Elde edilen Sıvı Solucan Gübresinin İz ve Besin Elementleri Açısından İncelenmesi

    Yuksek, Turan; Verep, Bülent; Baltaci, Cemalettin

    Sürdürülebilir tarımın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri kaliteli gübre teminin ve gübrelemenin uygulamasında karşılaşılan sorundur. Son yıllarda bir yandan doğal yöntemlerle elde edilen gübrenin miktarı artırılmaya çalışılırken; diğer yandan farklı tip gübre (katı doğal, sıvı doğal, biyo-doğal vb..) çeşitlerinin elde edilmesine yönelik çalışmaların artarak devam ettiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, fermente olmuş doğal hayvan gübresi ile beslenen solucanlardan (Eisenia fetida) elde edilen sıvı gübredeki (vermiwash) bazı besin elementleri ve metallerin zamana (30 gün, 31-6 gün) bağlı değişimlerinin belirlenmesidir. Bu amaçla, doğal meralarda otlayan ineklerden elde edilmiş ve en az 12 ay süreyle fermente olmuş hayvan gübresi ile Eisenia fetida solucanı beslenmiş ve besleme sırasında elde edilen sıvı solucan gübresindeki bazı makro ve mikro besin elementleri analiz edilmiştir. Sağım süresi arttıkça sıvı solucan gübresindeki N, K, Ca, Mg, Na, Fe, Ni, Cu, Zn, Hg, Sb değerleri istatistiksel olarak önemli seviyede azalırken; Co, As, Ag, Cd, Pb, Al, Se, Mo, Li ve Be değerleri istatistiksel olarak önemli seviyede artmıştır.

  • MakaleYalnız künye2017
    Organik Olarak Üretilen Yumurtaların Bazı Besinsel ve Duyusal Özelliklerinin İyileştirilme Olanakları

    Kaya, Hacer; Aksakal, Vecihi; Karaalp, Musa

    Organik olarak üretilen tavuk yumurtasının daha fazla besleyicilik ve duyusal özelliklere sahip olmasının yanı sıra sağlığa zararlı herhangi bir madde içermemesi, tüketicinin öncelikli beklentilerindendir. Araştırmalar, beklenenin aksine; kafes yumurtaları ile organik yumurtaların kuru madde, lipit ve yağ asitleri arasında önemli bir farklılık bulunmadığını göstermektedir. Organik yumurtanın kafes yumurtasına göre yaklaşık iki kat fiyata satılmasının sadece psikolojik ve etik motivasyon taşıdığı bildirilmektedir. Avrupa Birliği Konseyi organik yumurta üretiminde tavukların bazal rasyonun yanı sıra yeşil kaba yem materyallerine erişimini de gerekli görmektedir. Ancak bu erişimin sağlanması durumunda, organik olarak üretilen yumurta tüketici beklentilerine karşılık verebilir. Araştırmalar ülkemiz Organik Tarım Kanuna göre tavuk başına ayrılan 4 m2 'lik gezinti alanının bu talepleri karşılamada yeterli olmadığını göstermektedir. Bu durum tavuklara ayrılan gezinti alanının çeşitli yem bitkileri ile rotasyona uygun olarak ekili olmasını sağlayacak şekilde artırılmasını veya gezinti alanına dışarıdan ilave yeşil kaba yem materyallerinin getirilmesini zorunlu kılmaktadır. Böylece fonksiyonel gıda özelliği olan bir ürün elde etmenin yanı sıra gagalama ve kanibalizmin azalarak hayvan refahının arttığı bir üretim tarzına ulaşılmış olacaktır. Bu derlemede organik yumurta üretiminde başta karotenoidler olmak üzere yağ asitleri gibi kimyasal içeriklerin artırılması ile renk, koku ve tat gibi duyusal özelliklerin iyileştirilme olanaklarına yönelik uygulamalara yer verilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2016
    Determining the Factors Affecting Farmers' Decision on Organic Livestock

    Özkök, Canan Sancar; Demir, Okan; Aksakal, Vecihi; Aksoy, Adem; Demir, Nuray

    Çalışmada, üreticilerin organik hayvancılık yapma kararları üzerine etki eden faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda organik hayvancılığa yönelik önemli projelerden birinin uygulandığı Gümüşhane ili çalışma kapsamına alınmıştır. Çalışmaya ait veriler, 25 baş ve üstü büyükbaş hayvan sayısına sahip konvansiyonel hayvancılık yapan üreticilere yönelik, tam sayım esasına göre 134 adet anket çalışmasından elde edilmiştir. Elde edilen veriler Logit Modelin tahmininde kullanılmıştır. Modelde, hayvancılık desteklerinden faydalanma oranı ve kaba yem ihtiyacını işletmeden karşılama oranı yüksek olan ve buna ek olarak fabrika yemi kullanma oranı düşük olan işletmelerde organik hayvancılığa geçiş eğiliminin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Sonuç itibariyle, mevcut destekleme politikaları içerisinde yer alan yem bitkileri desteklerinin yıllar itibariyle artırılmasının üreticilerin organik hayvancılık yapma istekleri üzerinde olumlu etkiye neden olacağı ve bu durumun kârlı ve ihtisaslaşmış bir hayvancılık faaliyetinin sürdürülmesi açısından da önemli olacağı düşünülmektedir.

  • Derleme MakaleYalnız künye2016
    Organic Cereal Farming

    Sirat, Abdulveli

    Organic farming preserves the balance in nature, providing continuity in soil fertility, taking control of pests and diseases, it ensures the continuity of the creatures in nature, in accordance with the ecology of plant and animal production in order to produce healthy foods, cultural measures, proposing performed with biological control and natural fertilization, not only product quantity increase, but also it represents an alternative production system aiming at increasing product quality. The aim of organic cereal farming is to eliminate the environmental problems by the insensible tillage practices for many years, excessive use of synthetic chemical fertilizers and pesticides and to protect uncontaminated areas. For this purpose, natural resources and energy are used optimum and it is utilised from the many possibilities of modern farming. In this article, in Turkey, it was mentioned last cases on organic cereal farming and growth techniques with the plant protection precautions.

  • MakaleYalnız künye2016
    Bazı İki Sıralı Arpa (Hordeum vulgare conv. distichon) Çeşitlerinin Verim ve Verim Unsurları ile Bazı Kalite Özellikleri Üzerine Bir Araştırma

    Sirat, Abdulveli; Sezer, İsmail

    Bu araştırma, 2008-2009 yetiştirme döneminde 12 adet iki sıralı arpa çeşidi (Fahrettinbey, Cumhuriyet50, Özdemir-05, Kalaycı-97, Çıldır-02, İnce-04, Efes-98, Erciyes, Çumra-2001, Sladoran, Tarm-92 ve Tokak157/35) ile Gökhöyük, Suluova ve Tokat lokasyonlarında Tesadüf Blokları Deneme Deseninde 4 tekrarlamalıolarak yürütülmüştür. Değişen çeşit ve çevre tane verimi ve diğer incelenen tüm özelliklerin istatistiki olarak(P<0.01) önemli olduğu tespit edilmiştir. Çeşitlerin bitki boyu 92.26-119.29 cm, m2'deki başak sayısı 324.30430.96 adet, başak uzunluğu 6.58-9.11 cm, başaktaki tane sayısı 21.72-26.15 adet, tane verimi 280.55426.71 kg/da, bin tane ağırlığı 32.14-41.54 g, hektolitre ağırlığı 63.60-68.76 kg ve protein oranı ise%12.38-14.00 arasında değişmiştir. En yüksek tane verimi ve en yüksek bin tane ağırlığına Fahrettinbey veSladoran çeşitleri (sırasıyla 426.71 kg/da ve 41.54 g; 418.82 kg/da ve 40.70 g), en yüksek hektolitre ağırlığınaSladoran ve Fahrettinbey çeşitleri (sırasıyla 68.76 ve 67.63 kg) ve en yüksek protein oranına ise Çıldır-02çeşidi (%14.00) sahip olmuştur.

  • MakaleYalnız künye2016
    Sustainability Organic Agriculture and Livestock Production with Respect to European Union in Eastern Anatolia and East Black Sea Regions

    Altun, Hilal Ürüşan; Haşimoğlu, Sümer; Aksakal, Vecihi; Cengiz, Mahir Murat; Erdoğan, Yaşar; Bayram, Bahri; Dellal, Gürsel

    The majority of farm households in Turkey and especially the Eastern Anatoliaare still based on low-input semi subsistence agriculture and livestock production. Despite a slow decline in recent years, agriculture and livestock production remains a major employer in Turkey and it is a significant contributor to the country's gross domestic product, GDP. Whist Turkey is one of the EU candidate countries, is self sufficient in food production and Turkish agriculture is poorly structured inefficient, with farming in the Eastern Anatoliabeingmainlysubsistencefarming. Yet,thesetraditionalruralstructures combined with poor access to low level of education and low level of off-farm unemployment problem makes the situation more complicated and unsustainable. The best way to promote sustainability, better and higher production of Eastern Anatolian and rural Turkey is to invest in the local people, villages through improved, continuing and effective agricultural and livestock programs in particular.Investment in human capital especiallyintheruralareasleadstomoreemploymentopportunitiesthrough entrepreneurship and innovation in organic agriculture and livestock production. A holistic approach to developing and improving supply chains could unlock the potential forsophisticated,state-of-the-artorganicagricultureandlivestockproducersand businesses in the region to become EU and global players. Eastern Anatolian livestock producers and the farmers have the ambitions to take part in future progress because the region is naturally organic not by design but default.It is for sure that present potential of the region has not been fully determined and utilized. EU has greatly benefited from previous enlargements economically, politically and socially. When European Union (EU) and Turkish Government relations considered and accession of Turkey to EU would be the logical consequence of the previous accessions. The screening on chapter 11 (Agriculture and rural development) is one of the important criteria and Turkey is working on to meet these benchmarks.

  • MakaleYalnız künye2015
    Farklı anaçlar üzerinde Merzifon Karası (Vitis vinifera L.) üzüm çeşidinin kalluslanma performansı ve fidan gelişimi özelliklerinin belirlenmesi

    Çelik, Hüseyin; Karabulut, Besim; Köse, Bülent

    ABSTRACT Grafted vines are the only option while establishing vineyards over the sites contaminated with phylloxera. Furthermore, grafted vines used to establish new vineyards should be well-developed, healthy and compatible with the scions. In this research, we aimed to find out the most suitable rootstock forMerzifon Karası using ten rootstocks (140 Ruggeri, 110 R, 99 R, 41B, 5C, 5BB, SO4, 1103 Paulsen 140 Ruggeri and Rupestris du Lot) in 2010 and 2011. The effects on the callusing performance, growth parameters and graft development characteristics were evaluated by the modified weighted-ranking method. Significant differences were obtained in terms of callus formation, rooting capacity and growth characteristics of cultivar among the rootstocks. Callus formation rate (97.7%) and callus development level (3.7) were better on 8B grafted cuttings. Rooting percentage was found the highest on 1103 Paulsen rootstock (64.8%). While the shoot length and diameter differed according to the rootstocks (P&lt;0.01), the highest shoot length and diameter was determined on 41B grafted vines (92.3 and 9.2 cm, respectively). As a result of weighted-ranking, 1103 Paulsen rootstock got the higher scores than the other rootstocks. According to the results obtained in Samsun conditions, which may be most suitable rootstock for 'Merzifon Karası ' grape varieties were evaluated as 1103 Paulsen.

  • MakaleYalnız künye2015
    Effect of cutting time and IBA application on rooting of edible cherry laurel (Prunus laurocerasus cv. 'Kiraz') cuttings

    Kalkışım, Özgün; İslam, Ali; Çelik, Hüseyin

    ÖZETLaz kirazı veya taflan olarak da adlandırılan karayemiş, son yıllarda Türkiye ve bazı Kafkas ülkelerinde popüler olmaya başlayan herdemyeşil bir meyvedir. Bu çalışmada Prunus laurocerasus türüne ait Kiraz karayemiş çeşidinden farklı zamanlarda alınmış olan yeşil, yarı-odunsu ve odunsu yapraklı çeliklerin köklenmesi üzerine farklı dozlardaki IBA uygulamalarının etkisi araştırılmıştır. Ekim, Aralık, Şubat ve Temmuz aylarının ilk yarısında ve farklı odunlaşma aşamalarında alınan çelikler 5 farklı dozda (0, 50, 100, 500 ve 100 ppm) IBA uygulanmıştır. Çelikler sera şartlarında alttan ısıtmalı tavalardaki perlit içerisinde ve mistleme altında köklendirilmiştir. Temmuz ayında alınan yarı odunsu çelikler köklenme, fidan randımanı ve yaşama oranı bakımından %100lük başarı göstermiştir. Köklenme derecesi ise Aralık ayında alınan çeliklerde 7.72 ile en yüksek olmuştur. 100 ppm IBA dozu gerek köklenme (%96.44), gerek fidan randımanı (%90.22) gerekse yaşama oranı bakımından en yüksek değerleri vermiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre karayemişler, Temmuz ayında alınan yapraklı yarı odunsu çeliklere 100 ppm gibi düşük IBA dozu uygulanarak seradaki perlit ortamında ve mistleme altında kolaylıkla çoğaltılabilir.

  • MakaleYalnız künye2014
    Evaluation of grain yield, mainly agricultural traits and yield stability of some two- rowed barley (Hordeum vulgare conv. distichon) genotypes in Samsun conditions

    Sirat, Abdulveli; Mut, Zeki; Sezer, İsmail

    This experiment was conducted to evaluate grain yield, main agricultural traits and yield stability of some 19 two-rowed barley genotypes in Samsun conditions. This experiment was carried out three years from 2002 to 2005 with competely randomized block design. In the study, plant height, spike lenght, grain number per head, 1000 grain weight, test weight and grain yield were determined. Mean yield of genotypes ( x ), regression coefficient (bi), determination coefficient (R2), deviation from regression (S2d), and ecovalance (Wi2) were evaluated as stability parameters. According to means of three years, these values were determined; plant height was 82.0-96.8 cm, spike lenght was 6.24-8.78 cm, grain number per head was 20.3-27.9 numbers, thousand kernel weight was 42.4-48.9 g, test weight was 59.9.0-70.1 kg and grain yield was 314.9-474.7 kg/da. According to means of years, the highest grain yields were obtained from the genotypes 1, 3, 6, 9, 11, 12 and 19. The genotypes 3, 9, 12 and 19 had the highest stability according to all stability parameters in this experiment.

  • Derleme MakaleYalnız künye2014
    Türkiye’de Organik kaba yem üretiminin mevcut durumu

    Okcu, Melih; Yolcu, Halil; Tan, Mustafa

    Organik hayvansal üretim faaliyetlerinin en önemli gereksinimlerinden birisi organik kaba yem ihtiyacının karşılanmasıdır. Organik kaba yem ihtiyacının karşılanmasında, öncelikle organik çayır- meralar ve daha sonra da organik yem bitkileri üretim alanları büyük önem arz etmektedir. Nitekim dünyada organik kaba yem üretim alanlarının % 93’ünü organik çayır-mera alanları oluştururken, % 7’sini ise organik yem bitkileri üretim alanları oluşturmaktadır. Ülkemizde 2012 yılı itibari ile organik mera bulunmaz iken, yaklaşık 22 ilimizde organik çayır varlığı tespit edilmiştir. Çayır otu dahil olmak üzere, 359 259 ton toplam organik kaba yem üretim miktarımız (315 053 ton organik yem bitkileri üretimi ve 44 206 ton organik çayır otu üretimi) organik hayvansal üretimimizin kaba yem ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilmektedir. Ülkemizde, organik kaba yem üretimindeki başlıca sorunlar; bazı organik kaba yem üretim alanlarının organik hayvancılığın yapıldığı illerden uzak olması, organik yemlerin en ucuz kaynaklarından olan organik meraların bulunmaması ve organik kaba yem üretimi konusunda yapılan bilimsel çalışmaların pratiğe aktarılamamasıdır.

  • MakaleYalnız künye2014
    Administrative control of developmental agencies: an assessment from its organizational and law status

    Önen, S. Mustafa; Gül Kanayran, Hasibe

    While mobilizing local potential in performance of activities, developmental agencies need to put forward a plan to make effective and efficient use of regional resources as well. Since these institutions are characterized by different structure and legal status in the world, the homogeneity in their methods to control and implementations is eliminating. This heterogeneity of standards and methods brings ambiguity in administrative control. Likewise, Turkey is also experiencing the same situation. Agencies in Turkish Public Administration System, belong to either public or private corporations, are ambiguous from point of view of legal and organizational control. Despite agencies are having public law (article. 5449) for the improvements of organizational activities, revenues, status of public officials and similar other aspects, controlling dilemma is prevailing because of following private law in this regard. Even appointed governors of the agencies usually go against the autonomy of the organizations, and likewise they do the same on legal grounds, governance, and subsidiary principles. The aim of this study is to examine and discuss administrative control system of developmental agencies specifically from organizational and legal status perspectives; also proposes an effective administrative structure that can contribute to the regional development.

  • MakaleYalnız künye2013
    Durum Wheat Breeding Studies of Advanced Lines in Western Transition Zone of Turkey During 2004-2005 Growing Season

    Çakmak, M.; Yildirim, M.; Belen, S.; Bolat, N.

    This study covers &quot;West Transition Zone Durum Wheat Breeding&quot; program of Eskişehir Anatolian Agricultural Research Institute during 2004-05 growing season. The aims of this study were to develop durum wheat varieties adapted to different locations of the transition zones and Central Anatolian, drought-resistant, high-quality and well responded to favorable conditions. . In the study, besides breeding materials developed by the institute, international sources (IWWIP materials; 17 of PYTDW lines and 10 of EDUYT lines were also used as well. In advanced lines trials, the augmented was used for observation nursery (F6) and the preliminary-yield trial (F7); and the triple-lattice was used for yield trials (F8); and the randomized block design was used for location yield trials (F9). 28 in 50 lines within observation nurseries, 31 in 160 with in preliminaryyield trial and 19 in 64 with in yield trials and 5 in 20 with in location yield trials were transferred to the next level of improvement according to grain yields and quality values

  • MakaleYalnız künye2013
    Yumurta tavuğu rasyonlarına katılan kanola yağı ve vitamin c'nin performans, yumurta kalitesi ve lipid peroksidasyonu üzerine etkisi

    Kılınç, Gözde; Karaoğlu, Mevlüt

    Bu çal ışma Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ara ştırma ve Uygulama Çiftliğ inde yumurta tavu ğu rasyonlarına kanolayağı ve vitamin C ilavesinin performans, yumurta kalitesi ve yumurta sarısı TBARS de ğerleri üzerine etkilerini belirlemekamac ıyla yürütülmü ştür. Araştırmada, 40 haftalık ya şta toplam 72 adet Lohmann ırkı beyaz yumurtacı tavuk, her grupta 18 adetolacak şekilde biri kontrol, üçü deneme grubu olmak üzere toplam 4 gruba şansa ba ğlı olarak da ğıtılmıştır. Gruplar, her birinde 3hayvanın bulunduğ u 6 alt gruptan oluşturulmuştur. Kontrol grubu (I) bazal yemle, diğer gruplar ise bazal yeme %4 düzeyindekanola ya ğı (II), 200 mg\\kg vitamin C (III) ve %4 kanola ya ğı+200 mg\\kg vitamin C (IV) ilave edilen rasyonlarla 12 hafta boyuncabeslenmişlerdir. Deneme süresince yem ve su ad-libitum olarak verilmiştir. Rasyona vitamin C (III) ilavesinin yumurta veriminiartırmasının yanı sıra (P<0.05) yemden yararlanmay ı iyile ştirdiği (P<0.01); kanola ya ğının (II) yumurta a ğırlığını artırdığı(P<0.01); kanola ya ğı ve vitamin C kombinasyonunun (IV) ise günlük yem tüketimini önemli (P<0.01) düzeyde düşürdüğü tespitedilmi ştir. Ayrı ca kontrol grubuyla k ıyaslandığında, deneme gruplarında hasarlı yumurta oranını n azald ığı (P<0.01) belirlenmiştir.Kalite kriterlerinden sarı rengi ve sarı indeksi hariç yumurta a ğırl ığı, k ırılma mukavemeti (kg/cm2), şekil indeksi (%), kabukkalınlığı (mm), ak indeksi (%) ve Haugh birimi de ğerleri bakımından gruplar arasında herhangi bir farklılık meydana gelmemiştir.Rasyonda vitamin Cnin kullanı lması sarı rengi diğer gruplara göre önemli düzeyde (P<0.01) artırırken; kanola ya ğının tek ba şına(II) veya vitamin C ile kombine edildiğ i grupta (IV) ise sarı indeksinde artış (P<0.05) gözlenmi ştir. Vitamin C ilavesinin (III) 21gün süreyle depolanan yumurtalarda tiyobarbiturik asit reaktif madde (TBARS) de ğerini azalttığı (P<0.05); kezâ 42 gün süreyledepolanan yumurtalarda ise kanola ya ğı ilaveli gruba (II) göre TBARS de ğerini önemli (P<0.05) derecede dü şürdü ğü belirlenmiştir.Sonuç olarak, vitamin C ve kanola ya ğını n bazı performans ve kalite parametreleri üzerine olumlu etkide bulunduğu; doymamışya ğ asidi içeri ği fazla olan kanola ya ğı ile beraber vitamin Cnin rasyona katılmasıyla yumurtada lipid oksidasyonunun azaldığı veböylece raf ömrünü uzattığı tespit edilmiştir.