Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Gökçür, Engin(7)
- Demir, Süleyman(5)
- Kürüm, Mesut(4)
- Abdulvahitoğlu, Ali(3)
- Kızılözen, Cihangir(3)
- الأحمد, محمد(3)
- Doğan, Hasan(2)
- Tılfarlıoğlu, Musa(2)
- Öztürk, Ümit(2)
- Özyıldırım, Işıl(2)
- Aktürk, Ahmet(1)
- Aytekin, Ayşe(1)
- Bilge, Topaloğlu Ayşe(1)
- Budak, Nihan(1)
- Bulut, Mesut(1)
- Cangir, Hakan(1)
- Demir, Nalan(1)
- Dost, Betül Özcan(1)
- Doğan, Neva(1)
- Duran, Asım(1)
- Evren, Savaş(1)
- Fettahoğlu, Yeşim(1)
- Fidan, Giray(1)
- Güneş, Mustafa(1)
- Hakkıoğlu, Mümin(1)
- Işık, Yeşim(1)
- Kaddum, Mahmud(1)
- Kahraman, Yakup(1)
- Koç, Zeynep Çelik(1)
- Kuyanay, Mehmet(1)
- Kırbaş, A. Kadir(1)
- Mammadov, İntigam(1)
- Orhan, Salih(1)
- Oğur, Derya(1)
- Somuncuoğlu, Seda Özsoy(1)
- Topal, Yakup(1)
- Uysal, Mehmet Başak(1)
- Yalcin, Elif Guvendi(1)
- Yalçın, Dilek(1)
- Özbay, Ali Şükrü(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2018Equıvalence Of T-, K- In Turkish Language
Kızılözen, Cihangir
In some Turkic dialects there are several words beginning with t- which occur as words beginning with k- in other Turkic dialects without difference in their senses. Phonetic values of the interchangeable t and k consonants are different. However, in the words we have identified, they are in equal state since they replace each other without changing the senses of the words. Up to now, the problem of initial t- / k- has not been dealt with in Turkic studies and in phonetic classification of the Turkic dialects. This study, examining modern and historical Turkic dialects, discusses t- / k- correspondence as it is observed in the words such as top / kop “many, much”, kay- / tay- “to slide”. This study tries to answer the question of the source of this correspondence. In this respect, the occurences of the words displaying t- and k- in modern languages are reanalyzed in middle and early Turkic resources. Words having t- and k- forms in the contemporary varieties of Turkish language also have two forms in historical Turkic sources and this traces the problem back to the Pre-Turkic. In order to identify whether t- forms or k- forms are original phonemes, the traces of this words in the Altaic languages are investigated. Hence the study which began with evaluation of the initial t- / k- in modern Turkish, through middle and early Turkic, extended to Pre-Turkic.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2017Arapça-türkçe izafet terkibi ve türkçe örneğinde dil öğretiminde karşılaşılan zorlukları
Fettahoğlu, Yeşim
İnsanların asırlardır iletişim kurma aracı olan dil hiç şüphesiz bir takım kurallara sahiptir. Bu kurallar dillerin yapısına göre şekillenmektedir. Bir insanın yabancı bir dili öğrenebilmesi kişinin ana dilini ne kadar iyi bildiği ile doğru orantılıdır. Ana dilinin kural ve kavramlarını iyi kavramış bir kişi bu kural ve kavramları yabancı bir dilin kural ve kavramlarıyla karşılaştırarak bu dil ile daha kolay bağlantı kurabilir ve bu sayede bu yabancı dili daha kolay öğrenebilir. Günümüzde dil öğretiminde kolaylık sağlamak amacı ile birtakım metotlar geliştirilmişse de Arapça öğreniminde zorluklar yaşanmaya devam etmektedir. Arapça, dil eğitiminde dilbilgisi kurallarına dikkat edilmesi gereken bir yapıya sahiptir. Çünkü Arapça bir kelimede yapılan küçük bir ses değişimi anlam ve ifade farkına neden olabilmektedir. Türkçe ve Arapça arasındaki etkileşim azımsanmayacak kadar çok olsa da, günümüzde bir Türk öğrenci Arapça öğrenirken zorluk çekmektedir. Bunun temel nedeninin iki dil arasındaki yapı farklılığı olduğu kanaati taşınmaktadır. Bu sebeple bir dilbilgisi konusu olan "isim tamlaması" bağlamında bahsettiğimiz öğrenim zorluğuna bir örnek vermeyi düşündük. Çalışmamızda öncelikle Türkçe ve Arapçadaki İsim Tamlamalarının yapılarına değinilmiştir. İsim tamlaması konusu iki dilde karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. İki dil arasında isim tamlamaları yönünde benzerlikler ve farklılıklar verilmiştir. Çalışmamızda özellikle Türkiye'de Arapça öğrenim gören bir öğrencinin öğrenimini kolaylaştırma, iki dil arasındaki farkı isim tamlaması örneğinde anlaması hedef alınmıştır
- MakaleYalnız künye2017Upon Secondary Long Vowels in Turcomen Turkish
Gökçür, Engin
One of the most characteristic peculiarity of Turcomen Turkish is that it has greatly protected the main long vowels in main Turkish. Not having been in main construction of words, but as a result of different vowel events the vowels having been exposed to be longer ones are called secondary long vowels by us. Many forms at a level of affix and word in historical periods of Turkish language have changed as a result of affixations and omissions within the period of Turkmen Turkish and nearly become unrecognizable. Vowels that take the task of omission of affixes and words in new forms are exposed to change. There are several reasons of long vowels which either being formed in origin of vowels or during connection of origin- suffix. In composing of secondary long vowels sometimes omiting of voice in construction and sometimes syllables’s is coming together have been effective. We can say that especially syllables’s coming together in connection of origin-suffix and stress that aims to strengthen suffix are effective in composing of long vowels
- MakaleYalnız künye2016Gideon toury’nin erek odaklı çeviri kuramı ışığında aziz nesin’in “tek yol” adlı romanının farsça tercümesinin incelenmesi
Işık, Yeşim
Aziz Nesin'in "Bir Ölünün Hatıraları", "Saçkıran", "Kimliksiz Adam", "Gıdıgıdı " ve daha birçok eserini Farsçaya çeviren Reza Hemrah, İran'da Aziz Nesin'in tanınmasında önemli bir yere sahiptir. Öyle ki Aziz Nesin'in Farsçaya çevrilen eserlerinin neredeyse yarısı Hemrah'a aittir. 1960 ve 1970'li yıllarda Hemrah çevirileri İran'da oldukça ilgi görmüştür. Reza Hemrah'ın çevirilerinin sahihliği konusunda İran basınında şüpheler vardır. İddialara göre Hemrah'ın yazdığı kitaplar dönemin İran hükümeti tarafından yasaklanınca yazar kendi yazılarını Aziz Nesin adına yayınlamaya başlamıştır. Başka bir iddiaya göre ise yazar, Aziz Nesin'in eserlerini okuyarak ya da Türkçe bilen arkadaşlarına okutarak yeniden derleyip yayımlamıştır. Reza Hemrah ile ilgili bu tarz iddiaların sahihliği, yazarın çeviri eserleri tek tek incelenerek saptanabilir. Bu çalışmada Aziz Nesin'in Farsçaya çevrilen "Tek Yol" adlı eseri, Gideon Toury'nin Erek Odaklı Çeviri Kuramı ışığında incelenmeye tabi tutulmuştur. Söz konusu teoriye göre çeviri erek kültür için yapılır. Bu nedenle kuramda çeviri ürünlerine öncelik verilir. Çeviri erek kültürün şartlarını belirlediği amaca yönelik bir etkinliktir. Eşdeğerlilik açısından çeviri metni, kaynak metnin normlarına yakınsa "yeterli çeviri"; erek metnin normlarına yakınsa "kabul edilebilir çeviri" olarak değerlendirilir. Erek metin odaklı çalışmalarda kaynak metin ile erek metin arasındaki farklılıklar dilin yapısal özelliklerinden kaynaklanıyorsa eşdeğerlilik bakımından tam bir denkliğin olmaması kabul edilirken çevirmenin şahsi kararları metnin bağlamını değiştirebilecek şekildeki yanlışları içeriyorsa böyle bir durum kabul edilebilirlik sınırlarını zorlamaktadır.
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2016Türkmen Türkçesi, ses bilgisi, korunan unsurlar, birincil uzun ünlü, Türkiye Türkçesi
Gökçür, Engin
Turkmen Turkish constitutes Oguz group of Turkish language’s eastern branch but Azerbaijan and the Turkey Turkish constitutes the western branch. A part of Oguz Turkey has used the same literary language up to the 17th century in the Anatolia, Syria, Iran and Iraq geography. After this century Ottoman Turkish and Azerbaijani Turkish created two different literary languages. Gagauz Turks today live mainly including the Gagauz Autonomous State, northeastern Bulgaria, Ukraine, Romania and Greece. Gagauz consisting of a combination of Peceneks, Uz, Kuman-Kipchak and Oguz tribes in different periods of history. Gagauz live under the independence of the Ottoman Empire in Balkans until the 18.th century. After the 18th century following the weakening of the rule of the Ottoman Empire in the region with various reasons they migrate to Russia. Until 1990 under the independence of the Romanian and Russian they managed to survive. The Soviet Union is fragmented in the 1990s. Then, in 1994, the Gagauz Autonomous Republic is known. Until the 18th century, Turkmens used the Chagatay Turkish which has been Central Asian Turks’common written language. After the 18th century Turkmen poets and writers wrote the woks which formed the infrastructure of the Turkmen Turkish. Today the foundation of Turkmen Turkish include the Teke, Yomud, Ersarı, Çavdur, Sarık, Salur, Gökleñ’s tribes language producs. Modern Turkmen literary language basically is based the Teke dialect which is spoken in the Ahal and Marı district. Turkmens depending the understanding of the Oguzsized units could not have written literature for a long time. Therefore since 13th century they have had their rich products of old tradition. As well as some typical characteristics of Eastern Turkish, some phonetic and morphological characteristics of Oguz group of Turkish literary language are seen in Turkmen Turkish. Because Kipchak and Chagatai languages have been effective in Turkmen Turkish which is located in the west group of Turkey written languages over years, some part of the sound change which has been seen in the Azerbaijan and the Turkey Turkish has not been seen in this written language. Therefore, a large number of protected phonetic elements in the northern and eastern group of Turkish literary language have been protected in Turkmen Turkish as well. In this article these protected phonetic elements in Turkmen Turkish are expressed with examples by a comparative method. STRUCTURED ABSTRACT
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2015Potentialities of turkish in the context of translations from western philosophy: a survey via kant’s theoretical system
Somuncuoğlu, Seda Özsoy; Öztürk, Ümit
Each cognitive discipline depends on in its essential aspects a certain kind of language constructed via specific terminological patterns. In this context, one of the most important criteria for a better understanding of improvement degree of a discipline can be found within the lexically structured terms that adequately reflect conceptual apparatus of that discipline. Despite the fact that this matter is obviously clear, a historically oriented overview of Turkish philosophical language shows that a deep crisis in progress with respect to terminological usage of language in our country ever since the period of modernization. In this study, translations of Kant’s Kritik der reinen Vernunf into Turkish will analytically examined in order to reveal the above-mentioned problems how far goes into the deep in our apprehension of philosophical language
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2015Phonetic events in turkmen turkish’s consonants of words taken from arabic and persian
Gökçür, Engin
Turkmen Turkish is located in South-Western groups of Turkish language family. From this point it constitutes the eastern arm of the Oghuz group of the Turkish languages. Turkmen Turkish, have used the Chagatai Turkish’s literary language, which is common in Turkey until the 18th century. The foundation of Turkmen Turkish language were created with the language of works wich penned after the 18th century. Turkish words creates the foundation of Turkmen vocabulary. In addition, the words taken from Russian, Arabic, Persian and Mongolian also creates quite a large proportion. The words taken from Arabic and Persian language are adapted to the characteristics of Turkmen Turkish.While the words taken from Arabic and Persian adapting to the Turkmen language features they have been undergone tremendous changes in formal terms. Such that, some of these words have become unable to be deteched. Particularly as a result of the different sounds such as consonant assimilation, the impact celebrities on the consonants, consonants fall, vowel-consonant harmony, majority of the words have been changed. Especially allophonic changes in words taken from Arabic and Persian words have made it beyond recognition. In this study were examined the sound events seen in the vowels of words borrowed from Arabic and Persian which located in Turkmen Turkish literary products and its dictionaries Turkmen Turkish forms the eastern arm of Oghuz group of Turkish language, whereas Turkey Turkish and Azerbaijani Turkish constitute the western branch one. Part of the Oghuz Turks has used the same literary language in the region of the Anatolia, Syria, Iran and Iraq until the 17th century. Ottoman Turkish and Azerbaijani Turkish have created two different literary languages following the century. Turkmen Turkish have used the Chagatai Turkish literary language which has been common written language of the Central Asian Turkish until the 18th century. After the 18th century, language features that form the basis of Turkmen Turkish have been formed. Compared to other dialect groups in the west, an important part of the vocabulary and some phonetic and morphological elements of the old and middle Turkish period have been preserved in Turkmen Turkish. In this respect, Turkish words constitute the foundation of the Turkmen vocabulary. In addition, the words taken from Russian, Arabic, Persian and Mongolian also create a quite large proportion. The words taken from Arabic and Persian language are adapted to the characteristics of Turkmen Turkish. Today, many words of Arabic and Persian origin that protect the essential features in Turkey Turkish have lost their properties in the Turkmen Turkish and are linked to Turkmen language characteristics. In the study, the sound events seen in the consonants of words borrowed from Arabic and Persian which are located in Turkmen Turkish literary products and its dictionaries are examined. There are 21 consonants in the Turkmen alphabet adopted January 1, 2000. These consonants are: b, c, d, f, g, h, j, z, k, l, m, n, n, p, r, s, s, t, w, y, z. In these consonants /ž/ mark meets "j" sound; and / j / mark meets /c/ sound. And in these consonants /g/ mark meets the sound it represents /g/ and /ğ/which articulation of it is located in the front and back of the palate ın Turkey Turkish. And another used sound is nasal (n). This consonant had been used historical periods of Turkish language and it continues to be used in the contemporary Turkish dialects except Turkey Turkish. Except this, / w / consonant in writing is not essentially a dental-labial consonant it is a double-labial consonant. In Turkmen Turkish / s / and / z / sounds, unlike the voice used in Turkey Turkish always pronounced lisp. But this does not transcribed. The words from Arabic and Persian are attuned to the language features of Turkmen Turkish. Today in Turkey Turkish many words of Arabic and Persian origin that protects the essential features lost their properties in the Turkmen Turkish, and they are connected to the language peculiarities of the Turkmen language. In Turkmen Turkish at the end of the words, voiced consonant in not mostly available. Therefore voiced consonants at the end of words taken from Arabic and Persian mostly devoiced: TK vaacıp ~ TR vacip < AR vâcib; TK ecaap ~ TR hicap < AR ḥicâb “shame”; TK galıp ~ TR kalıp < AR ḳâlib “mold”; TK nesiip ~ TR nasip < AR nasîb “grant”; TK tääç (TDS. täç) ~ TR taç < AR tâc “crown”; TK renç “torment, worry” < FA renc; TK şaat ~ TR şad < FA şâd “happy”; TK şaayaat ~ TR şahit < AR şâhid “witness”, TK bent ~ TR bent < FA bend “obstacle”; TK cilt ~ TR cilt < FA cild “skin”; TK övlat ~ TR evlat < AR evlâd “child”. In words taken from Arabic and Persian “ng, nk” consonants at the end of the words have turned to nasal consonants “ñ, ññ” in the Turkmen Turkish: TK ceñ ~ TR cenk < FA ceng “battle”; TK leñ “lame, limping” < FA leng; TK tüpeñ ~ TR tüfek < FA tufeng “rifle”. Continuous dental-labial consonants /f/ in Arabic and Persian words have turned to discontinuous labial consonants /b/ and /p/ in Turkmen Turkish: TK nebis ~ TR nefis < AR nefs “soul, life”; TK nebit ~ TR neft < AR neft “naphtha”; TK cübüt ~ TR çift < FA cuft “double”; TK parḫ ~ TR fark < AR farḳ “difference”; TK parz ~ TR farz < AR farz “obligatory”; TK pähim ~ TR fehim < AR fehm “comprehension, understanding”; TK pığaan ~ TR figan < FA fiġân “cry, howl”. The sounds (ع (and hemze (ء (acts as consonant in Arabic. This sounds left their place to the vowels ın Turkmen Turkish. Except this, in some cases, it has led to the extension previous vowel. This throat sounds, in some usages, handed over their functions to the semi-vowels /g/, /ğ/, /h/, /y/, /v/ and the consonant /l/ : TK ılım ~ TR ilim < AR ʿilm “science” ; TK määlim (TDS. mälim) ~ TR malum < AR maʿlum “known”; TK nääne ~ TR nane < AR naʿnaʿ “mint”; TK şugla ~ TR şule < AR şu’le “light”; TK şıgır ~ TR şiir < AR şiʿr “poem”; TK hasaa ~ TR asa < AR ʿaṣâ
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2014Dil varlığının ontolojik zemini
Kahraman, Yakup
Dil konusu pratik yaşamımızın her alanında önemli bir yertutmaktadır. Bu konunun teorik zemini ile ilgili felsefi anlamda yapılmışçalışmaların en önemlilerinden birisi olan Wittgenstein’ın çalışmaları isedönüm noktası niteliğindedir. Wittgenstein’ın dil yaklaşımını birinci ve ikincidönem olarak ele aldığımızda her iki dönemin felsefi zemininin ontolojikyeterliliğinin ne olduğu sorgulanmaktadır. Bu sorgulamanın sonucundaWittgenstein’ın birinci döneminin yaşamsal perspektiflerin ortayakonulmasını sağlayan dil için yeterli bir felsefi zemine sahip olmadığı ikincidöneminin ise bu bakımdan çeşitli yaşam alanlarına saygı duyan bir dil yapısıoluşturduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte ontolojik zemini dahagüçlü olan ve günümüzdeki dil sorunlarını yaşam pratiklerini de göz önünealarak çözmek için daha verimli bir zemin olarak Herder, Humbolt veHeidegger’in dil yaklaşımları üzerinde durulmuştur
AtıfTR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2013In the limbo of languages: Linguistic change in Seamus Heaney
Hakkıoğlu, Mümin
İngiliz sömürgeciliğinin sonucu İrlandada yaşanan dil sorunu, çağdaş şiirin seçkin temsilcilerinden Seamus Heaneynin yapıtlarında geniş yer bulmuştur. Ozan, İrlanda dilinde görülen büyük aşınmayı ele alarak sorunun tarihsel nedenlerine vurgu yapmış ve dilsel yitimin sonuçları üzerinde durmuştur. Sanatsal başarısını İngiliz yazınının öncülerine borçlu olan Heaneynin, biyolojik ataları ile yazınsal atalarının kullandığı dil arasında kaldığı görülür. Ancak, bu açmazdan, İrlandada konuşulan İngilizce ile Londradaki arasında belirgin farklılıklar bulunduğu sonucuna vararak kurtulur. Sanat dilinin salt egemenliğini benimsemesi evrensellik kazanmasıyla birlikte ulaştığı son aşamanın ürünüdür. Bu yönden bakıldığında, İngilizce artık ozanın ilk şiirlerindeki gibi sömürgecilerin dili değil, farklı dillerin sunduğu olanaklarla zenginleşen ve onun poetik katkılarıyla gelişen, değişime açık yüce bir dildir.
- MakaleYalnız künye2012Türkçeye “Fransız kalmak” üzerine bir inceleme
Kırbaş, A. Kadir; Orhan, Salih; Bulut, Mesut
Bu çalışmada, dil, dilin toplum ve birey yaşamındaki yeri ve önemi, dil ve kültür arasındaki ilişki başta olmak üzere Türkçemizin en önemli problemlerinden olan yabancı sözcük istilası, dilde yabancılaşma ve dilin yanlış kullanımı sonucu oluşan bazı problemler üzerinde durulmuş, bu problemlerin tarihî süreç içerisindeki seyri ele alınmış, geçmişten günümüze dilin yanlış kullanımı örneklendirilmiş, bunların etkisinin Türkçemizde en az seviyeye indirgenmesi için yapılması gereken birtakım çalışmalar hakkında öneriler sunulmaya çalışılmış, bu konuda Türkçe ve Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerine tavsiyelerde bulunarak, derslerde yapılabilecek çalışmalar hakkında önerilerde bulunulmuştur.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2012Azerbaycan türkçesi ile doğu anadolu ağızlarındaki ortaklıklar üzerine engin gökçür*
Gökçür, Engin
11. yüzyıldan itibaren Orta Asya’dan Abbasi Devleti'nin başkentiBağdat’a kadar olan bölgede konuşulan Oğuz Türkçesine Batı Türkçesidenilmektedir. Bu dönem zamanla iki kola ayrılmıştır. Bunlardan biriAzerbaycan ve Doğu Anadolu sahasını içine alan Doğu Oğuz kolu, diğeriOsmanlı sahasını içine alan Batı Oğuz koludur. Azerbaycan ve DoğuAnadolu sahasının içinde bulunduğu Doğu Oğuz kolu ile Osmanlısahasının içinde bulunduğu Batı Oğuz kolu 16. yüzyıla kadar “BatıTürkçesi” adı altında tek yazı dili ile temsil edilmişlerdir. Azerbaycantopraklarının 15. yüzyılda Karakoyunlu ve Akkoyunluların; 16.yüzyılda da Safevî Devleti’nin egemenliğine girmesiyle Azerbaycan veOsmanlı yazı dilleri 16. yüzyılda birbirinden ayrılmıştır. Bu nedenle BatıTürkçesi, aralarındaki bazı ses ve şekil bilgisine yönelik farklılıklarla 16.yüzyıldan günümüze iki yazı dili hâlinde ulaşır. Doğu Anadolu ağızlarıise 16. yüzyıldan günümüze kadar Batı Oğuz kolu içinde bulunmasınarağmen ses ve şekil bilgisi açısından Doğu Oğuz kolunun özelliklerinigünümüze değin bünyesinde taşımıştır.Doğu Anadolu illerinin dil ürünleri üzerine yapılan çalışmalardabölge ağızlarının genelde Azerbaycan Türkçesinin etki alanı içindeolduğu görülür. Dolayısıyla bu makalede Doğu Anadolu Bölgesindekiillerin (Erzurum, Elazığ, Erzincan, Kars, Iğdır, Ardahan, Muş, Bitlis veVan) ağız çalışmaları incelenmiş; bu çalışmaların ses ve şekil bilgisiaçısından Azerbaycan Türkçesiyle benzerlik taşıyan unsurları tespitedilmiştir.
AtıfTR Dizin5
İncele



