Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Derleme MakaleAçık Erişim2023
    Jerry fodor's theory of the language of thought as a communicational and mental process

    Doğan, Neva

    The concepts of thought, language and communication are concepts that are connected and interact with each other in ways that cannot be explained without reference to each other. Considering that communication begins with oneself, subject to a mental process, it is possible to say that it cannot be done separately from the act of thinking and independently of language. It is obvious that thinking, which we call human communication with oneself, affects how we use language, and the way we use language affects our perception of the world. Jerry Fodor, an American cognitive scientist and language philosopher, proposed the Language of Thought Theory, which states that before people communicate, they speak in a language that he calls computational/mathematical. Explaining this in terms of input and output to the processor, as in artificial intelligence, Fodor argues that the human mind works in the same way. The computational mental processes that Fodor defends are completely rejected by Searle on the grounds that they are completely unconscious. Since understanding Fodor and his arguments requires an understanding of his predecessor Chomsky, this study first explains Chomsky's hypotheses about language production. Then, by relating Fodor's discourses on language and thought to linguist Wittgenstein and philosopher of mind Searl, the relevance of the communicative process to consciousness, language and thought is discussed.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hanyalı Nûrî Osmân Divânı’nda Naat

    Yalçın, Dilek

    Temel kaynağı Kur’ân-ı Kerim ve hadisler olan Divan şiirinin belli başlı konularından biri Hz. Muhammed’dir. İnsanoğlu için yaşam mürşidi ve şefaat kaynağı olması sebebiyle Hz. Muhammed’e derin sevgi duyulmuş, bu derin sevgi şiire yansımış, Hz. Muhammed müstakil türlerde ya da türler içinde sıkça ele alınmıştır. Bu türler içinde en yaygın olanı naatlardır. Naatlar; Hz. Muhammed’i anmak, övmek, tanıtmak ve Hz. Muhammed’in şefaatine nail olmak isteyen şairler için en elverişli metin şeklidir. Naatlarda Hz. Muhammed’in hayatı, bedenî ve ahlakî güzellikleri, isim ve sıfatları, yaratılış felsefesindeki önemi, diğer peygamberlerden üstün özellikleri, nesebi, ailesi ve mucizeleri ele alınır. Hz. Muhammed’in tasvirinde çeşitli teşbih ve istiarelere dayanarak ortaya çıkan motiflerden istifade edilir. Şefaat talep edilir. İktibaslardan faydalanılır. Hz. Muhammed’e olan sevgisini şiirlerinde işleyen Divan şairlerinden biri Hanyalı Nûrî Osmân’dır. Hanyalı Nûrî Osmân Divânı, kaside şeklinde tertip edilen bir naatla başlar. Divanda kaside, musammat ve gazel şeklinde yazılan naatlara rastlanılmaktadır. Bu naatlarda Hz. Muhammed’in bedenî ve ahlakî güzellikleri, isim ve sıfatları, mucizeleri, diğer peygamberlerden üstün özellikleri ve yaratılış felsefesindeki önemi çok çeşitli motiflerden ve iktibaslardan faydalanılarak ele alınmıştır. Çalışmamızda öncelikle Hanyalı Nûrî Osmân Divânı’ndaki naatların dış yapı unsurları ele alınmıştır.Bu bölümde naatların başlıkları, vezinleri, nazım şekilleri, redif ve kafiyeleri ile dil ve üslup özellikleri tespit edilmiştir. Daha sonra muhteva; Hz. Muhammed’in isim ve sıfatları, Hz. Muhammed’in bedenî ve söyleyiş özellikleri, Hz. Muhammed etrafında oluşturulmuş motifler, Hz. Muhammed’in mucizeleri, Hz. Muhammed’in tasvirindeki iktibaslar ve şefaat talebi başlıklar altında incelenmiştir. Bu başlıklardan yola çıkılarak Hanyalı Nûrî Osmân Divânı’ndaki naatlarda ortaya koyulan peygamber tasavvuru ve yaratılış felsefesi tespit edilmiştir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Arapça Öğrenenler İçin Bilgisayar Destekli Eğitim Sözlüğü: Geleceğin Vizyonu

    Abdulvahitoğlu, Ali

    Dil sözlükleri, anadili Arapça olmayan öğrenciler için kelimelerin anlamlarını, yazılış ve telaffuz şekillerini, çeşitli kullanımlarını ve eşdizim, eşanlamlılık, zıtlık ve sözel çağrışım açısından diğer kelimelerle ilişkilerini öğrenmek için önemli bir kaynak olarak kabul edilmektedir. Anadili Arapça olmamakla birlikte, Arapça öğrenen öğrenciler için özel olarak oluşturulmuş sözlüklerin azlığı ve yaşadığımız çağdaki teknolojik devrimin bir sonucu olarak, özellikle Arapça öğrenenlere yönelik bilgisayar destekli bir eğitim sözlüğü geliştirmek, acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, söz konusu öğrencilerin Arapça eğitimi esnasında kullandıkları sözlüklerin durumunu ve bu tür sözlüklerin vizyonunu belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırma problemi, araştırmanın amaçları, önceki çalışmalar, araştırma metodolojisi ve araştırmanın sınırlılıkları üzerinde durulmuştur. İlk bölümde dil sözlükleri konusu ele alınırken, ikinci bölümde yalnızca Arapça konuşmayanlara yönelik eğitim sözlüklerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Arapça konuşmayanlara yönelik bilgisayarlı destekli eğitim sözlüklerinin içeriğine dair gelecek vizyonlu bir bakış açısına yer verilmiştir. Çalışma, en göze çarpan bulgular ve önerilerilerle tamamlanmıştır. Bu çalışmada araştırmacı, hem tanımlayıcı hem de analitik yaklaşıma dayalı bir yöntem kullanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, anadili Arapça olmayanlar için yeni bir eğitim sözlüğü geliştirmek gereklidir. Bu sözlük, öğrencilerin gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte olmalı ve bilgisayar destekli sözlük oluşturma alanında gerçekleşen yeniliklere uygun olarak oluşturulmalıdır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2023
    XVIII. Yüzyıl Sanatçılarından Kırımlı Âlî ve Eserleri

    Doğan, Hasan

    Yalnızca Osmanlı Devleti’nin değil, tüm bir Türk tarihinin en renkli ve eğlenceli asırlarından olan XVIII. yüzyıl sanatsal ve edebî anlamda da sayısızca ismin yetiştiği bir dönem olarak dikkat çekmektedir. İstanbul’un fethinden sonra başkent olarak bir çekim merkezi hâline gelen İstanbul, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda ilim, eğlence ve sanat merkezi olarak da cezbedici bir mekân konumuna yükselmiştir. Bu nedenledir ki siyaset, ilim, sanat, şiir, eğlence vb. alanlarda payesi olan Osmanlı halkından imkân bulabilenlerin yolu İstanbul’a düşmek zorundaydı. Osmanlı başkentine yolu düşen bu kişilerden bir kısmı burada hayatlarına devam ederlerken doğum yerleri olan asıl vatanlarını ise künye olarak isimlerine yaşatmaya devam etmişlerdir. Bu türden örneklerden biri de bu çalışmanın konusu olan ve aslen Kırımlı olması nedeniyle “Kırımî” künyesi ile anılan Âlî’dir. Asıl adı Ali Can olan Âlî hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmadığından şairin doğum tarihi konusunda da yeterli bilgiye sahip değiliz. Hakkında yalnızca Belîğ Tezkiresi, Tuhfe-i Nâilî ve Türk Şairleri’nde bilgi bulunan Âlî’nin vefat tarihi konusunda da bazı tutarsız nakiller mevcuttur. Bu çalışmada, Âlî’nin İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde NEKTY03531 arşiv numarasıyla kayıtlı Mecmû’atü’r-resâ’il içerisinde yer alan Ukde-güşâ isimli eseri ile Dîvân’ı tanıtılacak, mürettibi olduğu bazı şiir mecmualarına değinilecek ve bu eserlerden hareketle bahis konusu şair ve müellifin hayatının karanlık noktaları aydınlatılmaya çalışılarak kaynaklarda nakledilen kimi yanlış bilgilerin tashihi yapılacaktır. Ayrıca çalışmada XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul’da yaşadığı tespit edilen Âlî’nin manzumeleri ve eserlerinden hareketle edebî yönü de ele alınacaktır. Makalenin sonunda da Âlî Dîvânı’ndan örnek manzumeler verilecektir

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye Türkçesi Doğu Grubu Ağızlarındaki Alıntı Sözcüklerde Ünsüz Göçüşmeleri

    Duran, Asım

    Türkçenin ilk yazılı belgelerinden itibaren farklı dillerle etkileşim içinde olması, çok sayıda yabancı sözcüğün Türkçeye girmesine neden olmuştur. Başlangıçta daha az karşımıza çıkan bu yabancı ya da alıntı sözcükler, ilişkide bulunulan dil sayısındaki artışa bağlı olarak sonraki dönemlerde fazlalaşmıştır. Bugün ise çoğu hem ölçünlü Türkiye Türkçesinde hem de Türkiye Türkçesi ağızlarında Türkçenin ses özelliklerine göre şekillenerek kullanılmaya devam etmektedir. Arapça ve Farsça kökenli sözcükler başta olmak üzere Batı dillerinden de pek çok sözcüğün Türkiye Türkçesinin ana ağız gruplarından biri olan Doğu Grubu ağızlarında yaygın şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Bununla birlikte bu ağızlarda kullanılan alıntı sözcükler, Türkçenin ses yapısına uygun şekilde telaffuz edilirken bazı fonetik değişimlere de uğramaktadır. İşte bu çalışmada, alıntı sözcüklerde meydana gelen yaygın fonetik hadiselerden birisi olan ve bir sözcük içerisindeki komşu veya uzak ünsüzlerin yer değiştirmesi şeklinde tanımlanan ünsüz göçüşmelerinin Doğu Grubu ağızlarında karşılaşılan alıntı sözcüklerdeki görünümü ele alınacaktır. Ayrıca çalışmada değerlendirilecek olan alıntı sözcükler, Doğu Grubu ağızlarıyla ilgili bilimsel kaynaklardan tespit edilerek alındığı kaynaktaki orijinal biçimiyle verilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Doğu Grubu Ağızlarında Ara Ünsüzler

    Kürüm, Mesut

    Dillerdeki sesler, genel olarak ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki gruba ayrılmakta ve bu sınıflandırmada çoğunlukla seslerin boğumlanma ve akustik özellikleri dikkate alınmaktadır. Dünya üzerindeki diller incelendiğinde bu dilleri birbirinden farklılaştıran özelliklerden birinin de dillerin yapısında yer alan seslerin meydana getirdiği gramer birlikleri olduğu görülmektedir. Dilin en küçük yapı birimi olan sesler, ölçünlü dillerdeki gelişmelerini genellikle dilin kuralları doğrultusunda sürdürürler. Seslerin ağızlardaki durumu ise çoğunlukla bundan farklıdır. Ölçünlü dilin kurallarına çok da bağlı olmayan ağızlardaki bazı fonetik hadiseler, Türkiye Türkçesi ağızlarında olduğu gibi, ünlü ve ünsüz çeşitliliğinin önemli nedenlerindendir. Doğu Grubu ağızları, ünsüz varlığı ile ölçünlü dilden ve kısmen diğer Türkiye Türkçesi ağızlarından farklı bir görünüm sergilemektedir. Yerleşim alanlarından bazılarının geçiş güzergâhı üzerinde yer alması, Azerbaycan Türkçesi ses özelliklerinin belirgin şekilde görülmesi, tonlulaşma, tonsuzlaşma, süreklileşme, uzunluk kaybı, kaynak kişiye bağlı birtakım özellikler ile fonetiğe dayalı değişimlerin henüz tamamlanmamış olması ve dolayısıyla yarım kalması; bu ağızlarda ara ünsüz diye tanımlanan bazı seslerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada, Doğu Grubu ağızlarıyla ilgili bilimsel kaynak ve eserler taranarak ara ünsüz olarak tanımlanan ve farklı sıklık oranlarında kullanılan on üç ses tespit edilmiş ve bu sesler örneklerle incelenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    XIII – XIV. Yüzyıllarda Yaşamış, Arap Dili ve Belagatı Alanında Çalışmış Azerbaycanlı Alimler ve Eserleri

    Mammadov, İntigam

    XIII. yüzyılın ilk yıllarında vuku bulan Moğol saldırıları tüm Orta Doğu ile birlikte Azerbaycan’ı da etkisi altına alır. Bu saldırılar sebebiyle XIII. yüzyılın ortalarına kadar İslam coğrafyasının diğer bölgelerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da siyasi, ekonomik, ilmi ve kültürel faaliyetlerde bir durgunluk yaşanır. XIII. yüzyılın ikinci yarısında ise durum tamamen değişir. Birçok ilim adamı Moğol saldırılarından sonra kuru lan İlhanlı ve Memlüklerin koruması altında ilmi, kültürel faaliyetlerini devam ettirir. XIII – XIV. yüzyıllarda siyasi ve sosyal ortamın da olumlu olması neticesinde Azerbaycan’da değişik ilim dallarında alimler yetişmiş, dinî, edebî ve fennî eserler telif edilmiştir. Bu dönemde yaşayan alimler hadis, fıkıh, tefsir gibi İslami ilimlerde yüksek ilmi seviyelere ulaşmanın yanında, tıp, astronomi, kimya ve fizik gibi ilimlerde de eserler vermişlerdir. Söz konusu devirde Azerbaycan’da hem siyasi hem ilmi alanlarda kullanılan Arap dili ve belagatı üzerine de birçok araştırma yapılmış, kitaplar telif edilmiştir. Bu makalede XIII – XIV. yüzyıllarda Azerbaycan’da Arap dili ve belagatı üzerine eser veren bazı alimler ve eserleri hakkında bilgi verilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinin Web Sitelerinin Türkçe Yazı Dili Yeterliliği Açısından İncelenmesi

    Evren, Savaş; Oğur, Derya

    Bu çalışmada, kültürün bir ögesi olan dilin korunmasından ve şehirlerin imajının güçlendirilip etkili bir şekilde pazarlanmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinin (İKTM) web sitelerinin Türkçe yazı dili yeterliliğini tespit etmek amaçlanmıştır. Verilerin sistematik ve kapsamlı bir şekilde toplanması için “Türkçe Yazı Dili Ölçeği” geliştirilmiştir. Ölçekte yazım yanlışlıkları, anlatım bozuklukları ve noktalama hataları başlıkları altında toplam 48 madde yer almıştır. İKTM web sitlerindeki tüm sayfalar incelenmiş ve ilgili maddelere ilişkin hata varsa “1” yoksa “0” şeklinde manuel kodlama yapılmıştır. Ayrıca yapılan hatalar, örnek vermek amacıyla iller bazında kayıt altına alınmıştır. Verilere betimleyici nicel analizler uygulanmıştır. Yazım yanlışlıkları kapsamında büyük harfler, kısaltmalar ve birleşik sözcüklerin yazımıyla ilgili hatalar; anlatım bozukluğu kapsamında sözcüğün yanlış anlamda kullanılması, ek yanlışlığı/fazlalığı/eksikliği ve bağlaçlarla ilgili hatalar; noktalama hataları kapsamında ise kesme, virgül ve noktalı virgül işaretinin kullanımıyla ilgili hatalar en sık görülen hatalar olmuştur. Bölgeler bazındaki bulgular; üç başlıkta da (yazım hatası, anlatım bozukluğu ve noktalama hatası) en fazla hatanın Doğu Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde, en az hatanın ise genellikle İç Anadolu Bölgesi’nde yapıldığını göstermiştir.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Investigation of collocational priming in tertiary level Turkish EFL learners’ mental lexicon

    Özbay, Ali Şükrü; Aktürk, Ahmet; Cangir, Hakan

    Much research in EFL context investigated language use of the learners in terms of lexical combinations but failed to recognize collocations in terms of psycholinguistic framework. Inspired by Lexical Priming Theory, the current study both emphasizes that collocations are not only textual but also psychological phenomena and underlines that non-native-like language use by EFL learners may stem from the fact that collocations are not mentally represented as a single unit in mental lexicon. Thus, a lexical decision task was designed where the participants were asked to classify the words flashing on their screens as words/ non-words. Reaction times concluded that verb-noun collocations are not primed in the learners’ mental lexicon.Mixed effects modelling analysis demonstrated the frequency of the prime words in collocations had a significant effect in the process. The findings were discussed in the light of vocabulary acquisition theories, and suggestions were provided for further research.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Bayburt ve Yöresi Ağızlarındaki Bazı Arkaik Unsurlar

    Kürüm, Mesut

    Sözcükler, bir dile ait maddi ve manevi değerleri bünyesinde taşıyan, bu değerlerin korunmasında önemli rol üstlenen dil ögelerindendir. Bir dilin yapısını anlayabilmek; genellikle o dilin ses, şekil ve söz varlığı ile ilgili eski özelliklerini barındıran “arkaik sözcükler”in iyi tahlil edilmesinden geçmektedir. Fransızca kökenli olan “arkaik” sözcüğünün farklı kaynaklarla farklı tanımları yapılsa da bu tanımların ortak yönü, arkaik olarak nitelendirilen sözcüklerin bugün artık ölçünlü dilde kullanımdan düşmüş olmasıdır. Bunun yanında arkaik unsurlar, gerek fonetik ve morfolojik açıdan gerekse söz varlığı açısından oldukça zengin bir görünüm sergilemekle birlikte dilin tarih boyunca geçirmiş olduğu değişim ve gelişmeleri de gözler önüne sermesi bakımından büyük önem taşır. Diğer bir ifadeyle arkaik sözcükler, dilin hem söz varlığının hem de gramer anlayışının tespitinde birçok ipucunu da bünyesinde barındırır. Ölçünlü dilde kullanımdan kalkmış olan arkaik sözcükler, varlıklarını ağızlarda devam ettirir. Ölçünlü dilde kullanımdan düşmüş olan bu sözcüklerin varlıklarını ağızlarda devam ettiriyor olması, dil araştırmaları açısından ağız çalışmalarının kaynak olma özelliğini pekiştirmektedir. Bu bağlamda Türkiye Türkçesi ağızları, Türk dilinin tarihî gelişimi ve seyri içerisinde arkaik unsurlar yönünden oldukça zengin bir görünüm sergilemektedir. Çalışmada Türkiye Türkçesinin Doğu Grubu ağızları içinde yer alan, tarihin ilk dönemlerinden itibaren birçok medeniyet tarafından yerleşim yeri olarak kullanılan ve Çoruh Vadisi’nin önemli yerleşim yerlerinden biri sayılan Bayburt ve yöresi ağızları, arkaik unsurlar açısından değerlendirilmiştir.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    Türkmen türkçesi gramer terimleri

    Gökçür, Engin

    Türkmen Türkçesi, Türk dili ailesinin Güney-Batı kolunda yer alır. Güney-Batı Türkçesininbatı kollarını Gagavuz ve Türkiye Türkçeleri teşkil ederken Azerbaycan ve Türkmen Türkçeleri isedoğu kollarını teşkil eder. 1884’ten 1991’e kadar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ninbağımsızlığı altında kalan Türkmen Türkleri 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıylabağımsızlığına kavuşmuştur. Bir süre Sovyetler Birliği’nin bağımsızlığı altında kalanTürkmenistan’da Türkmen Türkçesi üzerine yapılan dil incelemelerinde Rus Türkoloji çalışmalarınınetkisi söz konusudur. Bu nedenle Türkmen Türkçesinde bazı gramer konularının TürkiyeTürkçesindeki incelenme yönteminden farklı ele alındığı görülür. Türkmen Türkçesinde gramerterimlerinin oluşumunda Türkçe sözcüklerin yoğunluğu göze çarpar. Gramer çalışmaları uzunca birsüre Rus Türkoloji çalışmalarına göre ele alındığı için Türkmen Türkçesinde kullanılan terimlerin birkısmı Rusçadan alınmış ve uzun zaman böyle kullanılmıştır. Bu çalışmada Türkmen Türkçesinde 760civarında gramer terimi tespit edilmiştir. Bu terimlerin tespiti için Türkmen Türkçesi üzerinehazırlanan sözlüklerden ve gramerlerden istifade edilmiştir. Yararlanılan eserler kaynakça bölümündegösterilmiştir

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Translating culture: Translation of Ayşe Kulin’s novel Veda: Esir Şehirde Bir Konak as Fairwell: A Mansion in Occupied İstanbul

    Yalcin, Elif Guvendi; Dost, Betül Özcan

    Cultural studies play an important role in translation studies, which has a nature suitable for interdisciplinary studies. Studies on the translation of cultural elements show the multifaceted nature of translation, increase awareness about culture and help us see the burden on translators. The aim of this study is to reveal the translation strategies used in the translation of cultural elements in Ayşe Kulin’s novel Veda as Farewell: A Mansion in Occupied Istanbul by Kenneth J. Dakan from Turkish into English. Cultural elements in the study are categorized as Ecology; Material Culture; Social Culture; Organizations, Customs, Ideas, Procedures, and Concepts; Gestures and Habits in accordance with Peter Newmark’s categorization of cultural elements. The category of Proverbs and Idioms were also added to the categorization. Three example sentences (except the heading Art) were chosen for each category. These examples were chosen as they represent their categories in the most clear and explanatory way. The translation of the chosen cultural elements were analysed within the framework of the following translation strategies: Literal translation; Translation of Meaning; Use of Cultural Element itself by Adding Explanation or Footnotes; Translation of the Meaning or Function without Translating the Cultural Element itself; Free Translation and Deletion. As a result of the descriptive and comparative analysis, it was found out that the translator did not use one single translation strategy. Instead, he used different translation studies during the translation process and this way overcame the difficulties risen due to cultural elements. Furthermore, the translator also used the strategy of not translating the cultural element, which was not put forth in the beginning of the study. It was also seen that the strategy 3.2 was the most common and the strategies 2.2. and 5.2. were the least common. It was also revealed that the translator did not benefit from the strategy 3.1 at all and sometimes preferred “no translation”, which was not one of the determined strategies in the beginning of the study

    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Türkmen Türkçesinde Metafor Yoluyla Oluşturulan Birleşik Adlar

    Gökçür, Engin

    Bir sözcük ya da kavramın ilgi ve benzetme neticesinde söz konusu anlamının dışında farklı bir anlam ifade edecek şekilde kullanılmasına metafor adı verilir. Metaforlar daha somut ve göreceli olarak yapılandırılmış bir alanla (hedef) daha soyut ve yapılandırılmamış bir alan (kaynak) arasındaki kavramsal eşleştirme süreci olarak nitelendirilebilir. 17. yüzyıla kadar yerleşik hayata geçemeyen Türkmen Türklerinin dil ürünlerinde göçebe yaşam tarzının izleri belirgin bir şekilde görülür. Türkmen Türkçesinde metaforla oluşturulan birleşik adlarda Türklerin yaşam tarzının, hayata bakış açılarının, kültürel değerlerinin yansıması görülür. Bu bağlamda insanoğlunun günlük yaşamında en çok kullandığı temel kavramlarla ilgili organ, renk ve sayı adlarının Türkmen Türkçesinde metafor yoluyla oluşturulan sözcüklerin çoğunluğunu oluşturduğu görülür. Halı, kilim, battaniye, giyim eşyaları, başörtüsü gibi el sanatlarına bağlı eşyaların ve nakışların adlandırılması benzetmeye dayalı metaforların kavramlaştırma ve somutlaştırma olanakları ile sağlanmıştır. Bunun yanında bitki, eşya, nesne, yer ve hayvan adlarının teşekkülünde yine metaforlaştırılan kavramların kullanıldığı görülür. İnsanların fiziksel ve karakter özelliklerinin de benzetme amacı güdülerek birtakım metaforlarla ifade edildiği görülür. Türkmen Türkçesinde metafor yoluyla oluşturulan birleşik adlar, birleşiği oluşturan unsurlarına göre üç başlık altında incelenmiştir. Birinci başlık altında birinci bileşeni metaforik kullanılan birleşik adlar; ikinci başlık altında ikinci bileşeni metaforik kullanılan birleşik adlar incelenmiştir. Üçüncü başlık altında ise her iki bileşeni metaforik kullanılan birleşik adlar ele alınmıştır. Bu gruptaki birleşik adlar kendi içerisinde 8 alt başlıkta incelenmiştir. Makaledeki veriler Türkmen Türkçesi üzerine oluşturulan sözlüklerden elde edilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2019
    YABANCI ÖĞRENCİLERİN TÜRKÇE DİNLEME BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİNDE ÖĞRETİM DİLİ DEĞİŞKENİNİN ÖĞRENCİ BAŞARISINA ETKİSİ (Afganistan Örneklemi)

    Topal, Yakup

    Bu çalışmanın amacı, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde öğretim dili olarakTürkçe kullanılmasının öğrencilerin dinleme becerisini geliştirmesine etkisini tespit etmektir.Bu amaç doğrultusunda, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde, öğretim diliolarak Türkçe kullanılmasının öğrencilerin Türkçe dil bilgisi kurallarını edinme, Türkçedinlediğini anlama, Türkçe dinleme becerisi düzeyleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır.Araştırmanın evrenini, 2004-2005 eğitim öğretim yılında Afganistan’da Kabil ÜniversitesiTürk Dili Bölümünde öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmanın örnekleminiise Afganistan’da Kabil Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümündeiki farklı şubede öğrenim gören toplam 37 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın deneygrubunu (n=20); kontrol grubunu ise (n=17) yaşları 19 ile 28 arasında değişen öğrencileroluşturmuştur. Deneysel yöntemle yapılan araştırmanın sonucunda yabancı dil olarakTürkçe öğrenen öğrencilerin Türkçe olarak dinlediğini anlama ve dinleme becerisi başarısı,öğretim dili olarak Türkçenin kullanıldığı deney grubunda önemli derecede artmışolduğunu, kontrol grubunda ise anlamlı bir değişiklik olmadığı görülmektedir. Bu sonuç,Türkçenin yabancılara öğretiminde öğretim dili olarak Türkçenin kullanılmasının öğrencilerinTürkçe dinleme becerilerinin gelişmesinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiyesahip olduğunu göstermektedir.

  • MakaleYalnız künye2019
    Yabancılara Yönelik Arapça Öğretiminde Uygulanan ve Planlanan Seçmeli Yöntem (Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Örnekliğinde Sözlü Dersler)

    الأحمد, محمد

    Yabancılara yönelik dil eğitiminde hocanın başarısı kendi belirlemişolduğu ve uyguladığı yönteme dayalı ise hocanın söz konusu metotlardan sadece biriyle sınırlı kalmayıp tüm yolları uygulaması gerekir. Ancak öğrencinin ihtiyacına göre eğitim yöntemlerinden bazılarıyla yetinebilir. Buna eğitimde seçmeli yöntem adı verilmektedir. Bu yöntem uygulanmakta olan yabancı dil eğitim yöntemlerinin birbirini tamamlaması esasına dayanır. yöntemden Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi olarak Arapçayı konuşmaeğitiminde nasıl yararlanıldığı üzerinde durulacaktır. Bu yöntemin en belirginörneği hocaların eğitimde bu yönteme başvurarak ulaşmış sonuçları önemlilerini de paylaşılacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2019
    Şairlerin Bilinmeyen Gazelleri

    Tılfarlıoğlu, Musa

    Son zamanlarda yapılan çalışmalar, şiir mecmualarının klasik edebiyatımız açısından son derece önemli olduklarının kanıtı niteliğindedir. Aynı veya farklı dönemlerde yaşamış şairlere ait manzumeleri barındırma özelliğiyle birer seçki niteliğindeki şiir mecmuaları; Classical literature, Halk edebiyatı ve Tekke edebiyatı ürünlerini bir arada barındırmasıyla da ayrı bir önem arz etmektedir. Üzerinde çalışılan Süleymaniye Kütüphanesi Ali Nihat Tarlan Bölümü 59 numarada kayıtlı olan ve 214 varaktan oluşan XVI. yüzyıla ait şiir mecmuası oldukça geniş bir şair kadrosuna sahiptir. Mecmua bu şairlere ait çok sayıda eseri bünyesinde barındırmaktadır. Mecmua içerisinde yüz on beş şaire ait Türkçe olarak kaleme alınmış yedi yüz otuz sekiz manzum eser yer almaktadır. Mecmuada yer alan yüz on beş şairden bazılarının şiirleri basılı divanlarında bulunmamaktadır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    The traces of Turkish T-/K- equivalence in Persian language

    Kızılözen, Cihangir

    In Persian language there are several words beginning with t- which occur as words beginning with k- in Turkish language without difference in their senses. Moreover, there are several words in Persian language beginning with k- which occur as words beginning with t- in Turkic language without difference in their meanings. As known phonetic values of the t and k consonants are different. Up to now, the problem of initial t-/k- has not been dealt with in the relations of Turkish and Persian languages. In this review we wanted to explain this problem. In our investigation, examining modern and historical Turkic and Persian languages, discusses t-/k- correspondence as it is observed in the words such as kırık “broken”/ terek “fracture”, tāvel “swollen wound” / kabar “swollen wound”, kırış- “to wrinkle” / terenc- “to wrinkle”, kere “butter” / tere “butter”. This study tries to answer the question of the source of this equivalence. Therefore, this equivalence of the words displaying t- and k- in the new Persian and new Turkish dialects are reviewed in ancient and early Persian languages end early Turkish resources too. Also, we searched the root of this words in the Indo-European language family and Altaic language family.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    The r ole of s ocial media in teaching arabic to nonarabic s peakers in turkish s tate universities

    Kaddum, Mahmud; Abdulvahitoğlu, Ali

    Modern technology has become an auxiliary source in teaching languages and\rdeveloping language basic skills: listening, speaking, reading and writing. Consequently,\rteachers, especially in the field of teaching Arabic to non-Arabic speakers, can not skip these\rtechnological methodsor ignore them in teaching and exercising language skills.The present\rresearch discusses the role of social media in teaching Arabic to non-Arabic speakers in Turkish\rpublic universities. Unlike previous studies which addressed the use of modern technology as a\rsecondary consern in teaching arabic to non-native speakers, this research is one of the few\rstudies thatbasically addresses this issue in this field. This study is dedicated to the study of the\rsocial media and its role in teaching Arabic to non-Arabic speakers in Turkish universities. It\rseeks to answer the following questions: What is the reality of the use of social media in\rteaching Arabic in Turkish universities? What is the effectiveness of the use of social media in\rthe development of language skills among students of Turkish universities? What are the pros\rand cons of using social media sites in learning Arabic from the perspective of students and\rfaculty teaching members in Turkish universities?\rWe came into the following conclusions:All means of social media with all available\rchannels contribute directly to the teaching of the Arabic language skills as well as overcoming\ra lot of mistakes committed by both teachers and learners of non-Arabic speakers.

  • MakaleYalnız künye2018
    The gerundive suffix -ana in turkish dialects of iran

    Kızılözen, Cihangir

    This study investigates the compound gerundive suffix -AnA in Turkish dialects of Iran. -AnA gerundive suffix indicates temporality and functions as –(y)IncA / -(y)UncA kadar ve –r, -Ar, –xr… -mAz gerundive suffix groups of Standard Turkish of Turkish Republic. Here, it is aimed to answer if this suffix is a gerundive suffix or not by exploring the ways of constructing gerundive suffixes in Turkish. In the dialects having -AnA gerundive suffix, the compound gerundive suffix group AnA + kimi/kimin is also used with the same function. This study also tries to find out which one of these suffixes is more archaic.

  • MakaleYalnız künye2018
    On common idioms of turkmen turkish and turkey turkish

    Gökçür, Engin

    Oghuzs lived in an area from the Caspian Sea to middle of Syr Darya in 10th century. Rejecting the tyranny of Ghaznavids, Turkmens, under the leadership of the governors Tuğrul and Çağrı, settled in present day Azerbaijan and Anatolia by defeating Ghaznavid army in 1040 (Sümer, 1999: 87-149). While some Turkmen tribes stayed in Transoxania, Khorasan and Mangyshlak in 13th century as a result of Mongol invasions, other Turkmen tribes settled in Azerbaijan and Anatolia. After this event the history of Turkmens in Turkmenistan and in Anatolia has changed in terms of different aspects. Some of common idioms used by Oghuz tribes lived together until 13th century is still used in two written language. Some of these idioms are the same in terms of sound and form and they are used nowadays. Other idioms have common features with Turkmen Turkish in terms of basic concepts and order. Although the words, forming these idioms which have a lot in common with idioms in Turkish, are different, the basic perspective of idioms are common. Within this context, the order of formation of idioms are common in idioms like “ağzı bişmek- ağzı yanmak; bite gahar edip yorğanı o:da bermek-pireye kızıp yorgan yakmak; bir okda iki tovşan a:vlamak - bir taşla iki kuş vurmak; eşekden yıkılan ya:lı bolmak - eşekten düşmüşe dönmek; gaş oñarcak bolup göz çıkarmak - kaş yapayım derken göz çıkarmak; gökdä:ki dileğiñ yerde govuşmak - gökte ararken yerde bulmak; üstünden da:ğ ayrılan ya:lı bolmak - üstünden da:ğ kalkmış gibi olmak” In this paper, common idioms in Turkmen Turkish and Turkish will be submitted in terms of perspective and form in Turkmen Turkish and Turkish.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele