Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Unutulmuş Bir Deyimin İzinde: Klasik Türk Edebiyatı’nda “Ocağına Su Koymak”

    Tılfarlıoğlu, Musa

    Klasik Türk edebiyatı, sadece beşerî duyguların, aşk ve tabiat temalarının işlendiği bir edebiyat olmayıp aynı zamanda toplumun zengin dil kültürünü de içinde barındıran köklü bir edebî gelenektir. Şairler, yaşamış olduğu toplumun dil zenginliklerini kaleme almış oldukları eserlerde kullandıkları deyim ve atasözleri ile yansıtırlar. Bu nedenle şairler soyut kavramları somutlaştırmak, düşünce ve duygularını daha etkileyici bir şekilde aktarmak için dilin önemli unsurlarından biri olan deyimlere sıkça başvururlar. Özellikle gazel, kaside ve mesnevî gibi nazım şekillerinde deyimlerin hem anlamı pekiştirmek hem de şiirsel söyleyişi güçlendirmede etkili bir rol üstlendikleri görülür.Yapılan çalışmalar göstermektedir ki yaklaşık altı yüzyıl varlığını devam ettiren klasik Türk edebiyatında şairler, halk arasında yaygın olan deyimleri eserlerinde kullanarak hem edebiyat ile toplum arasındaki bağı kuvvetlendirmiş hem de dilin estetik yönünü geliştirmiştir. “Ocağına su koymak” deyimi de şairler tarafından kullanılmış bu deyimler arasında kendisine yer edinmiştir. Çalışmamıza kaynaklık eden manzumelerden hareketle bu deyimin ilk olarak 15. yüzyılda kullanıldığı, 16. yüzyıl eserlerinde yaygın olarak yer aldığı ve 18. yüzyıldan sonra dilsel dolaşımdan çekilerek kullanılmadığı tespit edilmiştir.Bu çalışmada, Klasik Türk edebiyatında “ocağına su koymak” deyiminin anlam katmanları, tarihsel süreçteki işlevleri, şairlere göre farklı bağlamlarda kazandığı mecazî boyutlar ve tasavvufî yorumları kapsamlı bir şekilde ele alınarak incelenmiştir. Çalışma, deyimin hem bireysel aşk acıları hem de toplumsal mücadelelerin ve dini-tasavvufî yorumların bir ifadesi olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte deyimin yüzyıllara ve ifade ettikleri anlam bağlamına göre kullanım oranları da grafikle gösterilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Türkçe Politeia Çevirileri: Terminolojik ve Dilsel Problemlere Kısmi Bir Yaklaşım

    Öztürk, Ümit

    Platon’un Politeia’sının Türkçeye çevrilme süreci, 1940’lı yıllarda Georg Rohde yönetiminde gerçekleştirilen, metnin ilk dört kitabıyla başlamıştır. Bu çalışmada, Azra Erhat, Samim Sinanoğlu, Suat Sinanoğlu ve Türkan Tunga gibi çok kıymetli araştırmacılar yer almıştır. Ancak bu eserin günümüzde basımı yoktur ve eser maalesef tamamlanamadan kalmıştır. Bu çalışmadan sonraki tarihsel sürece baktığımızda, dilimizde, güvenilirliği konusunda uzlaşılan iki Politeia çevirisinin bulunduğu kabul edilmektedir. Bunlardan ilki, 1958 tarihinde S. Eyüboğlu ve M. Ali Cimcoz tarafından hazırlanmıştır. Ülkemizde en çok bilinen çevirinin bu eser olduğu söylenebilir. Diğer çevirisi ise 1973 yılında H. Demirhan tarafından yapılmıştır ve ilkine nazaran daha az tanınır durumdadır. Her iki eser de Türkçe bakımından son derece kıymetlidir. Bahsettiğimiz iki çeviriden sonra, 2000’li yıllarda, Politeia’nın başka çevirilerinin de yapıldığını görmekteyiz. Bu çalışmada, metnin “6.511a, 4-9” bağlamına odaklanma hattında, dilimizdeki bazı çevirilere dair kısmi bir analiz sunuluyor. İlk olarak, tarihsel bir araştırmaya dayalı olarak, çevirilere dair bazı saptamalarda bulunuluyor. İkinci olarak, formel bir analiz çerçevesinde, yaşanan kimi terminolojik problemlere değiniliyor.

  • MakaleAçık Erişim2026
    The Joy Luck Club’ın Türkçe Çevirisi Yoluyla Göçmen Kültürünün Aktarımı

    Fidan, Giray; Bilge, Topaloğlu Ayşe

    Günümüzde yoğun bir şekilde yaşanan göç hareketleri bizi melez kültüre sahip insanları anlamaya yöneltmiş, bunun sonucunda kültür odaklı çevirinin önemi artmıştır. Bu çalışmada, göçmenlere ait melez kültürlerin farklı toplumlara aktarımının bir örnek eser aracılığıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Bu incelemeyle, göç olgusunun sonuçlarından biri olan melez kültürel unsurların çevirisinde karşılaşılan durumlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmada, Çinli bir göçmen ailenin kızı olan ve “Çinli-Amerikalı” olarak adlandırılan, melez bir kimliğe sahip olan yazar Amy Tan’in The Joy Luck Club adlı romanı ve Mehmet Doğan tarafından Talih Kuşu adıyla Türkçeye aktarılan çevirisi örnek olarak seçilmiştir. Öncelikle kaynak eser, Peter Newmark’ın kültürel unsurlar sınıflandırmasına göre analiz edilmiştir. Eserin çevirisi ise, Lawrence Venuti’nin “yerlileştirme” ve “yabancılaştırma” olarak adlandırdığı makro çeviri stratejileri ile Eirlys E. Davies’in “koruma”, “ekleme”, “yaratma”, “küreselleştirme”, “yerelleştirme”, “çıkarma” ve “değiştirme” olan mikro çeviri stratejileri doğrultusunda incelenmiş olup, çevirmenin süreç içerisindeki tercihleri değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, çevirmenin Çin kültürüne ait ögelerin çevirisinde çoğunlukla “yabancılaştırma” stratejisini uyguladığı, ancak bazı durumlarda, özellikle melez kültürel unsurları hedef kültüre aktarma güçlüğünden dolayı “yerlileştirme” stratejisine başvurduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgular, kültürel kimliklerin çeviri sürecinde nasıl yeniden biçimlendiğini göstermesi açısından önem taşımaktadır. Ayrıca bu çalışma, kültürlerarası iletişimde çevirmenin rolünün yalnızca dilsel aktarım değil, aynı zamanda kültürel arabuluculuk işlevi taşıdığını da vurgulamaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2026
    A Comparative Genre Analysis of Turkish Consumer Reviews in Digital Contexts

    Demir, Süleyman

    This study presents a genre-based comparative analysis of 100 Turkish product reviews collected from Trendyol and 100 book reviews from Kitapyurdu, aiming to uncover the structural, linguistic, and pragmatic features shaping user-generated digital discourse. Drawing on frameworks of move structure analysis and linguistic evaluation, the research investigates how differing communicative purposes, expectations, and platform affordances influence the way users articulate evaluations, express emotions, and offer recommendations. The findings demonstrate that product reviews generally adhere to a concise and function-oriented structure, often comprising an initial evaluation, followed by a reasoning phase that justifies the user’s stance based on personal experience, and concluding with explicit recommendations or appreciation directed toward sellers or future buyers. These reviews are typically characterized by informal and conversational language, spelling and punctuation irregularities, extensive use of intensifiers, as well as extralinguistic aspects such as emojis that visually reinforce affective meanings. Notably, product reviews frequently mention ideas about packaging quality, delivery speed, or the suitability of the product for a specific family member, enhancing their persuasive impact. In contrast, book reviews display an elaborate rhetorical organization. They often begin with detailed descriptions or definitions of the work, reference the author’s broader literary contributions, and provide interpretative evaluations enriched by thematic summaries or selective quotations. The syntactic complexity, careful punctuation, and lexically diverse style of these reviews signal a deeper cognitive and affective engagement with the content. By illustrating how genre conventions and platform contexts jointly shape linguistic and discursive choices, this study underscores the value of genre awareness in fostering critical digital literacy. It also points to pedagogical applications in language teaching and suggests avenues for future research on digital genres across diverse sociocultural settings, media platforms, and interactional modalities.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Corpus-Driven Lexical Profiles of Feminine Words in Turkish: Bayan, Kadın and Karı

    Demir, Süleyman

    This study aims to examine the semantic and pragmatic features of the three female-referential words “bayan,” “kadın,” and “karı” using a corpus-driven approach. Accordingly, colligations, collocations, semantic preferences, and semantic prosodies of the words were analyzed using concordance lines obtained from the Turkish National Corpus (TNC) with an “extended lexical unit model.” To this end, the concordance lines of each word were subjected to multiple readings, and recurring formal and semantic patterns were classified to determine the semantic relationships between words. The findings show that words have different discursive functions and social representations. The word “bayan” is concentrated in institutional, formal, and neutral contexts; in classificatory and labelling areas of use, while not carrying a distinct emotional prosody. “Kadın,” on the other hand, exhibits a multi-layered pattern of meaning in semantic fields such as emotional evaluation, motherhood/family roles, cultural identities, and political discourse, in addition to physical description; it develops positive and negative prosodies depending on the context. The word “karı,” on the other hand, is used in pejorative, slang, and derogatory contexts; it carries a predominantly negative connotation, producing a distinct negative prosody through insulting adjectives, demeaning comparisons, and masculine possessive discourse. The study demonstrates that female-referenced words are shaped at the level of linguistic choice by gender ideologies, value attributions, and discursive positioning. In this respect, the findings provide important clues for broader sociolinguistic research on how representations of women are constructed.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
  • MakaleYalnız künye2025
    Semantic Analysis of the Term Shaqāva in the al-Qurʾān

    Koç, Zeynep Çelik

    This article aims to examine the use of the concept of shaqāva in the Qurʾān at semantic and contextual levels. The main problem of the study is that, although the concept of shaqāva as a multi-layered semantic field in the Qurʾān it is generally addressed in the literature within a narrow framework with superficial equivalents such as unhappiness, misery and bad ending. The importance of the study is that it evaluates the subject of unhappiness, one of the widespread problems of our age, from the perspective of the Qurʾān. Semantic analysis technique was used as the method in the research; the etymological origin of the concept, its uses during the Jāhiliyya, and close and opposite meanings were examined in detail. In addition, the verses in which the concept of shaqāva is used were analyzed in the light of the tafsīr literature; the possible causes of unhappiness were evaluated through the behaviors shown as the cause of shaqāva in these verses. According to the findings of the study, the concept of shaqāva expresses the feeling of deprivation arising from not being able to receive the reward of someone’s efforts.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Marking Plurality in Turkish and Persian: A Contrastive Morphological Analysis

    Demir, Süleyman

    The aim of the study is to compare and contrast the pluralisation suffixes in Turkish and Persian, two geographically and culturally neighbouring languages, in order to analyse both the main morphological differences and parallels between the two languages. To this end, the inventory of plural suffixes in Turkish and Persian are methodically identified and analysed with a special focus on their phonological forms, distributional patterns, and syntactic implications. The study shows that, both languages employ several inflectional suffixes to pluralise nouns but, the type and application of these suffixes are quite different. The analysis is conducted in three stages, namely description, juxtaposition and comparison, which is in accordance with the contrastive grammar methodology. The results of this contrastive study show that, the variety of plural forms in Persian is more than those of in Turkish as Persian has irregular or broken plural forms, and this increases the morphological complexity of the language. In contrast, Turkish pluralisation is highly regular and predictable, sticking closely to morphophonemic standards based on consonantal assimilation and vowel harmony. Another distinguishing trait is that Persian establishes a distinction between animate and inanimate nouns in pluralisation, whereas Turkish does not. It is evident that the pluralisation techniques used in these two languages, which share a large word inventory, are constantly different. Persian-speaking Turkish learners may struggle with these variations, particularly when studying rule-based affixation or dealing with irregularity. Based on these findings, the study makes practical recommendations for instructors, second language learners, curriculum planners, translators, and textbook authors working in bilingual or comparative environments

  • MakaleAçık Erişim2025
    Sehl b. hârûn ve eserleri

    Kuyanay, Mehmet

    Bu makale, Arap edebiyatında İbnu’l-Mukaffa'nın izinden giden klasik nesrin öncülerinden biri kabul edilen Fars kökenli şair, yazar ve mütercim Sehl b. Hârûn'un (ö. 215/830) Arap edebiyatına olan katkılarını ve kaleme aldığı eserleri incelemektedir. Sehl b. Hârûn, kaleme aldığı eserlerle yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi yapısını yansıtmaya çalışırken aynı zamanda Arap edebiyatında özellikle fabl türü başta olmak üzere nesir alanında başarılı bir hikâye anlatımı örneği sunmuştur. Ancak bilinmeyen nedenlerden dolayı eserlerinin yalnızca çok azı günümüze ulaşmıştır. Günümüze ulaşan eserlerinden biri olan "Kitâbu’n-Nemr ve’s-Saʿleb" ise ancak yakın zamanda ortaya çıkmıştır. Müellifin diğer eserleri ise kendisinden sonra gelen tarihçilerin ve edebiyatçıların bu eserlerden alıntı yapmaları veya isimlerini anarak eserlerine göndermede bulunmaları suretiyle günümüze ulaşmıştır. Dolayısıyla bu makale, Sehl b. Hârûn'un Arap edebiyatına etkilerini ve katkılarını tanıtmanın yanı sıra, onun eserlerinin ayrıntılı bir incelemesini sağlamayı hedeflemektedir. Sehl b. Harûn’un risâle, hikâye ve fabl türü başta olmak üzere Arap edebiyatına yaptığı katkılar da araştırmanın diğer hedefidir. Araştırma esnasında terâcim ve edebiyat ile ilgili eserlerin taranması ve tahlil metodu araştırmanın yöntemi olarak benimsenmiştir. Ayrıca söz konusu müellif kendisinden önce ve sonra yaşamış olan müelliflerle kıyas edilerek eserleri içerik ve usul açısından incelenmiştir. Bu incelemenin akabinde Sehl b. Harûn’un öne çıkan edebî özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    جمالية البنية اللغوية في قصة موسى عليه السلام في القرآن الكريم

    الأحمد, محمد

    يبلغ الترابط بين البنية اللغوية والمعاني التي تتجلّى من خلالها أعلى مستوياته في النظم القرآني. وقصة موسى عليه السلام التي سردها القرآن الكريم في سورة القصص نموذج جليّ للمتلقي، يستطيع من خلاله معرفة أحد أهم أسباب إعجاز القرآن التي تتمثّل في روعة نظمه وسحر بيانه وجمال بنيته اللغوية. سعى هذا البحث إلى الكشف عن مكامن جمالية البنية اللغوية في قصة موسى عليه السلام في سورة القصص في القرآن الكريم، وذلك من خلال تتبع الأصوات والألفاظ والبنية النحوية والبنية الحوارية التي جاءت في هذه القصّة، ودرس العلاقة بينها وبين المعاني التي أراد القرآن الكريم إيصالها إلى المتلقي، وحاول البحث إبراز دقة القرآن الكريم في اختيار بنية لغوية مناسبة لهذه القصة، والوقوف على جمالية هذه البنية. وتمّ الوصول إلى عدّة نتائج أهمها أن قصة موسى عليه السلام في سورة القصص امتازت بدقة اختيار بنية لغوية تآزرت فيها الأصوات والمفردات والجمل في بلوغ المعاني إلى المتلقي على أفضل وجه، وتآزرت أيضًا في منح البنية اللغوية في هذه القصة جمالية منقطعة النظير.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Doğu Grubu Ağızlarında Kısa Ünlüler

    Kürüm, Mesut

    Genel olarak “ünlüler” ve “ünsüzler” olmak üzere iki gruba ayrılan sesler, belirli özellikler esas alınarak çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda herhangi bir engele uğramadan çıkmasıyla oluşan ünlüler, dünya üzerindeki ölçünlü dillerde ünsüz sayısına göre daha azdır. İlk yazılı dönemlerinden itibaren ünlü varlığı açısından oldukça zengin bir görünüme sahip Türkçede, ağızlar da buna dâhil edildiğinde ünlü sayısındaki çeşitlilik daha da artmaktadır. Bunun yanında özellikle ağızlardaki fonetik hadiseler, ünlü sayısındaki çeşitliliği belirli oranda artırmıştır. Dilin tarihini ve gelişimini anlamak için önem arz eden ve ünlü seslerin farklı koşullar altında değişime uğramasıyla meydana gelen birçok hadise vardır. Bu denli çeşitliliğe sahip olan ünlülerle ilgili karşımıza çıkan önemli hadiselerden biri de “ünlülerin boğumlanma süreleri”dir. Türkçenin ünlüleri, boğumlanma süreleri açısından ele alındığında “kısa ünlüler”, “normal süreli ünlüler” ve “uzun ünlüler” olmak üzere üç kategoriye ayrılmaktadır. Bunlardan kısa ünlüler; boğumlanma süresi, normal bir ünlünün boğumlanma süresinden daha kısa olan ünlüler olarak tanımlanmaktadır. Türkiye Türkçesi ağızları gerek normal süreli ünlüler gerekse uzun ünlüler açısından çok sayıda çalışmayla ele alınmış olmasına rağmen kısa ünlüler açısından detaylı bir araştırmaya konu olmamıştır. Bu çalışmada Türkiye Türkçesinin ana ağız gruplarından biri olan Doğu Grubu ağızlarındaki kısa ünlülü örnekler, ortaya çıkış nedenleriyle birlikte mercek altına alınarak alana katkı sağlamak hedeflenmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    نطاق المفردات العربية في المستوى المبتدئ وفقًا للإطار الأوروبي المرجعي الأوروبي المشترك CEFR

    Abdulvahitoğlu, Ali

    يتناول هذا البحث موضوع نطاق المفردات العربية في المستوى المبتدئ وفقًا للإطار الأوروبي المرجعي الأوروبي المشتركCEFR. ويهدف البحث إلى الإجابة عن السؤالين التاليين: ما الإطار الأوروبي المرجعي للغات CEFR؟ وما نطاق المفردات في ذلك الإطار وما علاقتها بقوائم الشيوع. يحدد الإطار الأوروبي المرجعي المشترك CEFR ستة مستويات لكفاءة اللغة، ولكل مستوى متطلباته الخاصة لنطاق المفردات. ويوصي الإطار باتباع بعض المعايير عند اختيار المفردات وتشمل: مجالات الموضوعات المطلوبة لتحقيق المهام التواصلية ذات العلاقة بحاجات المتعلم، والوحدات المعجمية الأكثر ترددًا في المجال العام أو في مجال موضوعات محددة، والقيم الثقافية والمعتقدات التي يتميز بها الناطقون باللغة المتعلمة. يمكن من خلال واصفات الإطار الأوروبي المرجعي المشترك CEFR التوصل إلى حجم المفردات المناسب لكل مستوى من مستوياته. ولكن هناك ندرة شديدة في الدراسات التي سعت إلى قياس حجم المفردات لدى متعلمي اللغة العربية غير الناطقين بها. وتناول هذا البحث موضوع نطاق المفردات وفقا للإطار الأوروبي المرجعي الأوروبي المشترك (CEFR). بالتعرف على هذا الإطار أولا ومستوياته التعليمية المختلفة ثم التطرق إلى نطاق المفردات فيه وعلاقته بقوائم الشيوع ومعايير اختيار المفردات المناسبة لمستوياته، ومناقشة مستوياته وصولا إلى عرض النتائج والتوصيات.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    مدينة دمشق في روايات خيري الذهبي

    الأحمد, محمد

    توقف هذا البحث عند مدينة دمشق في روايات خيري الذهبي، ورصد فيها بناء المكان الدمشقي، ولا سيما أحياء دمشق وما تضمنته من شوارع ودكاكين ومساجد وأماكن عامّة، والبيت الدمشقي الذي وصفه الروائي بنمطيه القديم والحديث. وتتبع البحث أسماء المجتمع الدمشقي الروائي، ورصد البحث أهم الأزياء والملابس لدى هذا المجتمع، ومعتقداته، وأطعمته وأشربته، والأمثال التي دارت على ألسنة أفراده، والعادات والتقاليد التي برزت لدى أفراده. وتم الوصول إلى عدة نتائج، أهما: أن مدينة دمشق شكّلت المركز الذي دارت حوله مجمل الأحداث التي تضمنتها روايات الذهبي، وبدا الروائي حريصًا على تقديم مدينة دمشق على نحو يكاد يطابق الواقع، وبدا أنّه يريد أن يحفظ هذه المدينة روائيًّا كي يتسنى للقارئ المعاصر معرفتها، وكي يتمكّن القارئ المستقبلي من تكوين صورة واقعية عن هذه المدينة خلال مئة عام تمتد من أوائل القرن العشرين حتى أوائل القرن الحادي والعشرين.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Tuhfe Literatürüne Ek: Şerîfî-zâde Âlî ve Resm-i Âlî Adlı Türkçe-Arapça Manzum Sözlüğü

    Doğan, Hasan

    Genelde İslam medeniyetinin, özelde ise Osmanlı kültür ve edebiyatınının gelişip şekillenmesinde Arapça ve Farsça gibi dillerin önemli etkisi olmuştur. Bu öneme binaen Osmanlı medreselerinde öğretilen ve öğrenilen dillerin başında Arapça ve Farsça başta gelmektedir. Söz konusu dillerin daha kolay öğrenilmesini ve yeni öğrenilen dildeki kelime hazinesinin geliştirilmesini amaçlayan şiire meraklı bazı âlimler şiir dilinin imkânlarından faydalanarak bazı eserler vücuda getirmişlerdir. Manzum sözlük veya tuhfe adı verilen manzum eserler de bu gayretin neticesinde ortaya çıkmıştır. Bir dili Türkçe olan bu eserler Arapça, Farsça, Hintçe, Urduca, Kürtçe, Sanskritçe, Peştunca, Taberice, İngilizce, Almanca, Fransızca, Bulgarca, Rumca, Ermenice, Boşnakça ve Arnavutça gibi dilleri ihtiva etmektedir. Öte yandan Osmanlı sahasında en fazla manzum sözlüğün Arapça ve Farsça ile ilgili olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın konusu olan Resm-i Âlî adlı manzum sözlük de Türkçe-Arapça tuhfeler arasındadır. XVIII. yüzyıl şairlerinden Kulalı Şerîfî-zâde Âlî tarafından kaleme alınan Resm-i Âlî, 1177/1763 yılında tamamlanmıştır. 498 beyitten müteşekkil olan sözlükte 1790 civarında Arapça kelimenin anlamına yer verilmiştir. Bu makalede, tespit edilebilen iki nüshasından hareketle söz konusu manzum sözlük şekil ve muhteva açısından incelenmiş ve müellifinin biyografisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Ekte ise Resm-i Âlî’nin transkripsiyonlu metni verilmiştir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Semantic and Pragmatic Analysis of a Turkish Sadness Verb Hüzünlen

    Demir, Süleyman; Özyıldırım, Işıl

    This study provides a semantic and pragmatic analysis of the Turkish verb "hüzünlen-" which conveys the meaning of sadness. Following a corpus-driven approach, query sequences from the Turkish National Corpus (TNC) were analysed according to the Extended Lexical Units model. In this context, 284 query sequences found in real spoken and written language samples were examined to determine the lexical profile of the verb "hüzünlen-." The aim of the study is to reveal the semantic and pragmatic usage differences of the verb "hüzünlen-" comparedæ to other verbs expressing sadness. In this regard, the syntactic features, collocational tendencies, and context dependent semantic and pragmatic characteristics of the verb "hüzünlen-" were thoroughly investigated. As a corpus-driven study, this research is the result of an inductive examination. The study demonstrated that the lexical framework of the verb "hüzünlen-"implies a sudden, intense sadness often related to past events and circumstances. The findings contribute to a better understanding of the cultural and linguistic features of expressing sadness in Turkish, as well as to comprehending the cognitive aspects of the emotion of sadness. Furthermore, the results of the study offer significant insights into how expressions of sadness are shaped in linguistic and cultural contexts in Turkish, allowing for a broader perspective on the linguistic representation of sadness. This research suggests that the verb "hüzünlen-" should be examined not only in Turkish but also in comparison with similar emotional expressions in other languages. Thus, it can contribute to understanding the universal and culture-specific features of language and emotion.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Gümüşhane Merkez Mahalle Adlarının Köken Bakımından İncelenmesi

    Budak, Nihan

    Yer adları bilimi (toponimi) dilbilimin alt dallarından biridir. Yer adları; coğrafi şartlar, toplum ve toplumun sahip olduğu kültür, yaşam şekilleri ve şartlarıyla doğru orantılı olarak oluşmaktadır. Yer adları, coğrafi yapının yanı sıra o bölgede yaşayan toplum hakkında da ipuçları vermektedir. Bu çalışmada Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan illerden biri olan Gümüşhane ele alınacaktır. Altı ilçesi bulunan bu ilin merkezi Merkez ilçesi olarak adlandırılmaktadır. Merkez ilçeye bağlı 20 mahalle bulunmaktadır. Bu mahallelerin 8 tanesinin adı tek kelimeden, diğerleri ise iki kelimeden oluşmaktadır. Bu çalışmada mahallelerin adları yapıları ve kökenleri bakımından tek tek ve alfabetik sırayla incelenecektir. Böylelikle dilbilimin alt alanlarından biri olan ve yer adlarının oluşumunu ve anlamını inceleyen yer ad bilimi (toponimi/toponomi) alanına katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Yapı bakımından Canca Mahallesi, Çamlıca Mahallesi, Ekinciler Mahallesi, Fatih Mahallesi, Gaziler Mahallesi, Mezire Mahallesi, Süleymaniye Mahallesi, Yeni Mahallesi tek kelimeden oluşan mahalle adları; Akçakale Mahallesi, Bağlarbaşı Mahallesi, Esentepe Mahallesi, Eskibağlar Mahallesi, Hacıemin Mahallesi, Hasanbey Mahallesi, İnönü Mahallesi, Karaer Mahallesi, Karşıyaka Mahallesi, Oltanbey Mahallesi, Osman Gazi Mahallesi, Özcan Mahallesi iki kelimeden oluşan mahalle adlarıdır. Bu mahalle adlarından Çamlıca, Ekinciler, Yeni, Esentepe, İnönü, Karaer, Karşıyaka, Oltanbey Türkçe; Fatih, Mezira, Hacıemin, Osmangazi Arapça’dır. Canca, Gaziler, Süleymaniye, Akçakale, Özcan, Bağlarbaşı, Eskibağlar, Hasanbey ise bir kısmı farklı bir dilden bir kısmı farklı bir dilden oluşmuş melez bir yapıdadır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Türkçe üzüntü eylemi dertlen- ‘in sözcük profili: derlem çıkışlı bir inceleme

    Demir, Süleyman; Özyıldırım, Işıl

    Bu çalışma olumsuz bir duygu olarak tanımlanan üzüntü anlamını ifade eden bir Türkçe eylemin sözcük profilini analiz etmeyi amaçlayan derlem çıkışlı bir yaklaşım kullanmaktadır. Çalışma Türkçe Ulusal Derlemi’nden (TUD) elde edilen veriyi Genişletilmiş Sözcük Birimleri (Stubbs, 2005) modeli çerçevesinde ele almaktadır. Derlemden elde edilen sorgu dizinlerine dayanarak dertlen- fiilinin olası anlamsal değerini üzüntü duygusunun bilişsel özellikleri bağlamında kavrayabilmek için eylemin söz dizimsel özellikleri, eşdizimlilik eğilimleri, bağlam bağımlı anlamsal ve edimsel nitelikleri tespit edilmiştir. Buna göre, Dertlen- eyleminin başkalarının sıkıntılarından kaynaklanan bir üzüntüyü ifade ettiği bulunmuş ve bu bulgu empati-özgecilik hipotezi (Batson, 1991) bağlamında tartışılmıştır. Bu yönüyle, fiil “diğerkamlık” davranışıyla bilinen Türk kültürü hakkında ipuçları sunmaktadır. Çalışma ayrıca söz konusu eylemin gelecekle ilgili üzüntü durumlarına kıyasla geçmiş/şimdiki zaman bağıntılı olumsuzluklarla daha sık kullanıldığını göstermektedir. Derlem çıkışlı yaklaşımların geçerliliğini ortaya koyacak şekilde, elde edilen veri bu üzüntü eyleminin kendine has özellikleri olduğunu ve bu şematik yapının da dertlen- eyleminin anlamsal ve edimsel yükünü de şekillendiren bir sözcük çevresi oluşturduğunu göstermiştir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    From Stage to Cyberspace: Intermediality and Performativity in Jennifer Haley’s The Nether

    Güneş, Mustafa

    Jennifer Haley’s The Nether premiered in 2013 at the Kirk Douglas Theater. It is an interplay between stage and virtual reality (VR), also known as, cyberspace. This quality makes the play an example of “intermedial” theater, which links digital media elements to the performance on stage indissolubly. The play not only provides a rich exploration of intermediality that reshapes traditional notions of character and acting, but also the characters in the play are presented as having avatars in VR, which ultimately highlights the fluidity of roles based on identity. Applying Judith Butler’s theory of performative construction of identity and gender to analyze the characters, who are portrayed as having double identities and fulfilling fluid gender roles, is highly relevant in a play that uniquely blends dramatic performance with digital media to create a complex narrative landscape. By analyzing key scenes and particularly focusing on three major characters in the play, Sims, Doyle, and Morris, it is aimed in this study to see how performativity, as theorized by Butler, is redefined in virtual environments, as characters navigate identities mediated through digital avatars. The interaction between media both enhances the narrative but also prompts audiences to reflect on the significance of repetitive performance in gender and identity formation; therefore, this study also highlights the play’s innovative approach to media interaction and contributes to contemporary discussions on the relationship between theatre, digital technology, space, and gender studies.

  • MakaleYalnız künye2024
    All the things we never said through the lens of narrative empathy

    Uysal, Mehmet Başak; Demir, Nalan

    The study examines Yasmin Rahman's young adult novel, All The Things We Never Said, from the perspective of narrative empathy. The work centres around the survival challenges faced by three young individuals: Cara, Olivia, and Mahreen. Cara is rendered immobile as a result of her father's death in a tragic incident, and thereafter manifests symptoms indicative of Post-Traumatic Stress Disorder (PTSD). Olivia is compelled to conceal her mother’s lover's act of abuse in order to ensure her own survival, while Mahreen struggles with the challenges posed by anxiety and depression. The story closes with their relationship progressing from an initial endeavour to assist one another in dying to a strong friendship that promotes reciprocal healing. The novel's narrative strategies were examined within the framework of narrative empathy theory to understand how they evoke empathic responses. The analysis focuses on the point of view, embodied narration, and representation of empathy in the novel.

  • MakaleYalnız künye2023
    Oryantalistlerin Kur’ân Hakkındaki Erken Dönem Çalışmalarına Dair Bir Analiz

    Aytekin, Ayşe

    Batı dünyasının Kur’ân ve Tefsir ile ilgili araştırmaları, Oryantalizm tarihiyle ilintili olup benzer minvalde bir gelişim ve değişim sürecine tabidir. Batılı araştırmacıların İslâm’ı tanıma çabaları, Haçlı Seferleri’ne kadar uzanmakta olup İslâm’ın ve entegre edildiği medeniyet ve kültürün üstünlüğünü kabul etmeleri sonucunda adeta bir mücadele girişimine dönüşmüştür. Başlangıçta, bu mücadele çerçevesinde tercüme hareketleri büyük rol oynamıştır. Zira, kültür ve medeniyeti tanımak, öncelikle dili bilmek ve anlamaktan geçmektedir. İslâm düşüncesini anlamak adına Arapçayı öğrenen Batılılar, bu dil ve kültürün ürün ve eserlerini Latinceye çevirerek bu mücadelede en mühim adımı atmışlardır. Şerh, iktibas, izah, intihal yahut adı her ne olursa olsun yaptıkları tüm araştırmalar, çeviriler, eserler, ürünler ve çalışmalar bu uygulama ve adım odağında zikredilebilir. Dilin başat noktada yer aldığı çalışmaların yanı sıra bu çalışmaları etkileyen diğer unsurlardan da söz etmek gereklidir. Nitekim, hayatı içeren tüm etkenler hem akademik hem bilimsel hem siyasi hem dini hem sosyal hem ekonomik hem de kültürel boyutta benzer seyirde yer almaktadır. Rönesans, matbaanın icadı, Türklerin yayılmacı politikası, ilim ve felsefe alanındaki diğer gelişmeler ve bu gelişmelerin Avrupalılara tesiri onların İslâm alanındaki çalışmalarında etkili olmuştur. Oryantalistlerin -çeşitli amaçlarını gerçekleştirebilmek için yapmış oldukları- İslâm ve Kur’ân’a dair ilk araştırmaları, dini, siyasi, ilmi, ticari ve sömürgecilik gibi çeşitli hedefler taşımaktaydı. Oryantalistler, bu amaçlarla şekillenen çalışmalarıyla İslâm’ın ve Hazreti Muhammed’in (s.a.v) değerini düşürerek İslâm ile mücadele etmek, kendilerince tespit ettikleri İslâm’ın kusurlarını yaymak suretiyle bu dinin yayılmasını engellemek ve Müslümanları Hristiyanlaştırmak gibi faaliyetlerde bulunmuşlardır. Akademik çalışmalarda da benzer şekilde ilmi tarafsızlık, objektiflik ve özgünlük gibi kriterlerden yoksun son derece olumsuz ve garazkar bir ifade tarzına sahip oldukları anlaşılmaktadır. Kur’ân ve Tefsir ile ilgili çalışmalarda da bu durum göze çarpmaktadır. İslâm’ı yermek adına özellikle Kur’ân’ın kaynağı ve mahiyeti gibi konularda çeşitli eleştirilerde bulunmuşlardır. Kur’ân’ın merkezde olduğu çalışma alanlarının yanı sıra, Kur’ân tarihine dair birçok eser ise Kur’ân’ın nasıl ve hangi evrelerden geçerek günümüze geldiği meselesini, yaygın bir biçimde Müslüman perspektifi ile anlatmaktadır. Buna mukâbil, Müslümanlar kadar Müslüman olmayanlar da Kur’ân’ın ne olduğu, menşei, sahihliği ve oluşum süreci ile ilgilenmektedirler. İnsanlık ve bilim ortak paydasına faydalı olacak yeni araştırmalar adına, Müslüman olmayan araştırmacıların bu meseleler hakkındaki bakış açılarını değerlendirmek ve Batı’ya dair ve Batılı çalışmaları algılamak için onların İslâm, Müslümanlar ve Hazreti Muhammed (s.a.v) ile olan münasebetlerinin tarihçesini ve birçok alandaki Oryantalizm ve Oryantal çalışmaların tarihi sürecini objektif ve bilimsel bir şekilde araştırmak, analiz etmek ve bu konudaki çeşitli meselelere değinmek gereklidir. Çalışmamız, mütevazi tarzıyla bu alana giriş niteliğinde bir araştırma olarak değerlendirilebilir. Bahsettiğimiz hususlar çerçevesinde özellikle ilk dönem eserlerine çalışmayı ve odaklanmayı deneyeceğiz. Araştırmamızda, özellikle Oryantalistlerin –son yıllardaki bilimsel ve akademik yöntemler içeren ve ulaştıkları bilimsel, yansız, tarafsız ve orijinal kriterlere sahip akademik çalışmalarından ziyade- İslâm, Hazreti Muhammed (s.a.v) ve Kur’ân hakkındaki oldukça kindar ve nefret dolu söylemleri haiz ilk dönemlerdeki çalışmalarını açıklama hedefine sahip olacağız. Daha sonraki çalışmalarımızda dönemsel bir ayrım yaparak incelemeyi amaçladığımız ve söz konusu geniş alana dair bir hazırlık ve ön çalışma olarak düşünülebilecek bulgularımızı, erken döneme ilişkin söylemleri -sadece farklı görüşlerden bahsetmek yerine- eleştirel ve objektif bir filtre aracılığıyla aktarmak için emek harcayacağız.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye türkçesi doğu grubu ağızlarındaki alıntı kelimelerde dil benzeşmesi

    Kürüm, Mesut

    Türkiye Türkçesi ağızları, yapısında taşıdığı pek çok dil malzemesiyle Türkçenin henüz açıklığa kavuşturulamamış hususlarının tespitinde temel başvuru kaynaklarındandır. Bu nedenle Türkiye Türkçesi ağız araştırmaları, özellikle son zamanlarda Türkoloji çalışmalarının en fazla ilgi duyulan alanlarından biri olmuştur. Çalışmalarda Doğu, Batı ve Kuzeydoğu Grubu olmak üzere üç ana ağız grubuna ayrılan Türkiye Türkçesi ağızlarının bu üç ana ağız grubuna ayrılmasında fonetik, morfolojik ve söz varlığı gibi dil unsurlarındaki farklılıklar ölçü alınmış olup bunlardan biri de dil benzeşmesidir. Dil benzeşmesi, ilk yazılı belgelerimizden bugüne kadar Türk dilinin bütün dönemlerinde temel kaide olarak süregelmiştir. Bu durum sadece ölçünlü dilde değil, ağızlarda da kendisini kuvvetli bir şekilde hissettirmektedir. Öyle ki Türkçeye giren ve dil benzeşmesi kuralına aykırı olan alıntı kelimeler, ağızlarda çeşitli nedenlere bağlı olarak yapıca değişikliğe uğrayıp uyuma girmiştir. Bu uyum, Doğu Grubu ağızlarında çeşitli sebeplere bağlı olarak zaman zaman bozulsa da alıntı kelimelerde genellikle sağlam bir görünüm sergilemektedir. Alıntı kelimelerdeki uyum ise çoğunlukla gerileyici ve ilerleyici benzeştirmeyle ünlü incelmesi ve kalınlaşması şeklinde gerçekleşmektedir. Çalışmada; Kars, Gümüşhane, Erzurum, Erzincan, Elâzığ, Tunceli, Iğdır, Diyarbakır, Bayburt ve Van Gölü Kuzey Havzası ağızları üzerine yapılmış olan akademik çalışmalardaki örnekler ve değerlendirmeler esas alınarak alıntı kelimelerin dil benzeşmesi yönünden Doğu Grubu ağızlarındaki görünümü değerlendirilecektir.