Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Afet Medyası ve Medya Afeti: 6 Şubat Kahramanmaraş Depreminin Anımsattıkları

    Demir, Sertac Timur

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Kişilerarası iletişimde emoji kullanımı: Whatsapp örneğinde bir inceleme

    Seval Erol

    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyalleşme, kültür ve iletişim kavramı da değişmiştir. Yeni iletişim ortamları olarak sosyal medya mecraları ortaya çıkmıştır. Geçmişte yüz yüze gerçekleşen kişilerarası iletişim, teknoloji çağında sosyal medya ortamlarına taşınmıştır. Yer ve zaman sınırlaması bulunmadan kolay erişim imkânı bulunan sosyal medya platformları arasında anlık mesajlaşma uygulamaları bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Whatsapp platformudur. Whatsapp uygulaması, kullanıcılarına anlık mesajlaşma olanağı, ses, belge, fotoğraf, konum paylaşımının yanı sıra görüntülü ve sesli konuşma fırsatları tanımaktadır. Ayrıca sözsüz iletişimin bileşenleri olan yüz ve beden hareketleri, bedensel temas, mekân kullanımı ve araçları ile benzerlik gösteren emojiler ile kişilere etkili bir iletişim ortamı sunmaktadır. Bu tez çalışmasında Whatsapp üzerinde bulunan emojilerin kullanımının kişilerin günlük hayatta kurdukları yüz yüze iletişimde yararlandıkları jest ve mimikler, bedensel temas gibi unsurlar ile tutarlı bir şekilde kullanıp kullanmadıklarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Yöntem olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinin katılımcıların zihninde yer alan özel ve saklı bilgileri ortaya çıkarma gücünden yararlanılmıştır. Araştırmacıya hazırladığı sorulara bağlı kalmadan, görüşmenin gidişatına göre sorular sorma fırsatı veren söz konusu yöntem, konu hakkında daha detaylı bilgiler elde etmeyi sağlamaktadır. Bu sebeplerle konuya uygun bir yöntem olarak görülmüş ve yararlanılmaya karar verilmiştir. Çalışmanın örneklemi, Whatsapp kullanan 18 yaşından büyük olan 25 kullanıcı ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bilgilere göre Whatsapp uygulamasında gerçekleştirilen kişilerarası iletişimde kullanılan emojilerin etkili bir iletişime katkı sağladığı; kısaca emojilerin önemi ortaya çıkmıştır. Günlük hayatta kurulan kişilerarası iletişimde yararlanılan sözsüz iletişim unsurlarının Whatsapp üzerinde de emojiler ile desteklendiği bilgisine ulaşılmıştır.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Framing Theory in the Age of Social Media

    Güran, Mehmet Salih; Özarslan, Hüseyin

    The Internet age has converged various traditional mainstream media institutions as well alternative media platforms together into a hybrid media system with the New Media system that includes alternative media like social media, in particular Twitter and Facebook. Framing Theory and frame analysis has been found functional and suitable for researching complex social media communications and also the interplay of the social media with mainstream traditional media. We reviewed the literature of framing analysis in relation to social media, virtual communities and social movements to present a brief overview of the practical and theoretical potentials of frame analysis and also the particularities and problems that arose in regard to the dynamic nature of social media. As a result, frame analysis presents an even broader potential for the research of dynamic communication processes in the fast lives of virtual communities and the vast effects of online interaction of social, political, commercial institutions

  • MakaleYalnız künye2022
    Acil Durum ve Afetlere Müdahale Personelinin Kriz Anı Kurum İçi İletişimlerinin Değerlendirilmesi: Trabzon İli Örneği

    Cengiz, Sevil; Çınar, Öznur

    Araştırmanın amacı Acil Durum ve Afetlere Müdahale personelinin kriz anı kurum içi iletişim düzeylerinin belirlenerek, demografik değişkenlere göre anlamlı bir farklılığın olup olmadığının tespit edilmesidir. Elde edilecek bulgular vesilesiyle Acil Durum ve Afetlere Müdahale personelinin iletişim anlamındaki sorunları tespit edilerek daha etkin çalışmalarının önünün açılması hedeflenmektedir. Araştırma ölçeğinin ana başlığı “Kriz Anı Kurum İçi İletişim” olup 4 alt faktöre ayrılmıştır: ‘‘Kriz Anı Ekip İletişiminin Değerlendirilmesi’, ‘‘Kriz Anı Bireysel İletişim Aktivasyonunun Değerlendirilmesi’’, ‘‘İletişimsel Kriz Yönetim Planları Erişilebilirliğinin ve Bilinirliliğinin Değerlendirilmesi’’ ve ‘‘İletişimsel Kriz Yönetim Planlarının İşlevselliğinin Değerlendirilmesi”. Anket 6 adet demografik soruyu veya toplamda 23 adet Kriz Anı Kurum İçi İletişim ölçeğinin sorularını içermektedir. Araştırmada frekans, yüzde tabloları ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Trabzon’da görev yapan, Devlet Hava Meydanları İşletmesi, Afet ve Acil Durum Başkanlığı, Orman Bölge Müdürlüğü ve İtfaiyede (acil durum ve afetlere müdahalede görev yapan) çalışanlardır. Toplamda 103 personele ulaşılmış ve anket uygulanmıştır. Anket 28.11.2020-15.12.2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Kriz anı ekip iletişiminin farklı faktörler ve değişkenler açısından değişiklik gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca, sorulara verilen cevapların demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğine dair yapılan test sonucu cinsiyet değişkeni açısından 2 soru, medeni durum açısından 1 soru, kıdem değişkeni açısından 2 soru, yaş değişkeni açısından 2 soru, çalışılan kurum açısından 13 soru, ünvan değişkenine göre 6 soru farklılık göstermektedir.

  • MakaleYalnız künye2022
    Gümüşhane Üniversitesinin Dijital Dönüşüm ve Covid-19 Pandemisine İlişkin Çalışmalarının Değerlendirilmesi

    Çam, Handan; Çakır, Günay; Zeybek, Halil İbrahim; Sipahi, Ferkan

    Dünya, 2019 yılında ortaya çıkan ve 2020 yılı başında pandemiye dönüşen SARS-CoV virüs salgını ile mücadele etmeye başlamış ve salgın tüm yaşam biçimimizi etkilemiştir. Bu zorlu süreçte tüm insanlık bir arada savaş vermek zorunda kalmıştır. Salgından önce teknolojik gelişmeler ve çevresel kirlilikler hayatımızın her alanında etkili olmaya başlamışken, salgınla eğitimde de radikal değişiklikler olmuştur. Ülkemizde salgın öncesi az sayıda üniversite uzaktan eğitimde ön planda yer almıştır. Yükseköğretim Kurulu, pandemiden önce, üniversitelerde dijital teknoloji kullanımını yaygınlaştırma stratejisi ile geleceği görerek etkili bir adım atmış ve “Yükseköğrenimde Dijital Dönüşüm Projesi” başlatmıştır. Bilgi teknolojileri kullanımının yaygınlaşması, öğrenme tekniklerinin değişmesi, toplumsal istekler, öğrenen/öğreten profili ve son olarak pandemi, dijital dönüşümde etkili olmuştur. Dijital dönüşümün gerekliliği, pandemi döneminde daha belirgin şekilde anlaşılmıştır ve yaşanılan zorluklar, toplumlarda farklı eğilimlerin daha hızlı benimsenmesine neden olmuştur. Gümüşhane Üniversitesi de Yükseköğretim Kurulu’nun 2018 yılında başlattığı Dijital Dönüşüm Projesi’ne ikinci aşamada dahil olmuştur. Bu çalışmanın ana amacı da Gümüşhane Üniversitesinin COVID-19 pandemisi dönemindeki dijital dönüşüm ve pandemi odaklı çalışmaların bir kısmını değerlendirmektir. Sonuç olarak, Gümüşhane Üniversitesinin pandemi süreci boyunca oldukça başarılı faaliyetler yürütmüş ve dijitalleşmeyi eğitimin her alanına yaymak adına önemli çabalar sarf etmiştir.

  • MakaleYalnız künye2022
    Çerçeveleme etiği tartışmalarında temel kavramlar

    Güran, Mehmet Salih; Özarslan, Hüseyin

    Günümüz medya toplumunda kültürün yeniden üretilmesinde izler kitle çerçeveleri ile medya çerçeveleri tüm taraflarca etkileşimli olarak kullanılan ana metafor kalıplarıdır. Medya çerçeveleri, her türlü iletişim metninde, ama özellikle kitle iletişim araçlarında içeriği paketlemekte kullanılan retorik ve söylem araçları olarak, gerek güçlü ikna etkileri, gerekse toplumsal iletişimde sorumluluk atfetme, sorunu açıklama, çare önerme gibi ahlaki yargılama işlevlerini yerine getirmekte olduğundan, etik uygulama tartışmalarına konu olmaktadırlar. Çerçeveleme araştırmalarında, çerçeveleme eyleminin etik sorunları bağlamlar ve olaylar örneğinde tartışılırken, çerçevelemenin ahlaki tavır ve yargı belirten işlevleri de yine ayrı örnek olaylar bağlamında incelenmektedir. Ortak kavramsal temelin ötesinde, her iki yaklaşımın sonuçları da ahlakilik tartışmalarına konu olmaktadır.Çerçeveleme ve etik ilişkilerini ele alan teorik ve kavramsal yaklaşımların, “çerçeveleme sorumluluğu” ve temel iletişim ahlakı temelli bir ortak tartışma paydasında karşılaştırılmaları çerçeveleme teorisinin kavramsal gelişimine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle çerçevelemenin ahlaki ve etik sorunlarını farklı bağlamlarda ele almış önemli araştırmaları birlikte inceleyen bir literatür analizi gerekli görülmüştür.Çalışma sonucunda, yeni medya devrimiyle birlikte, farklı yapısal ilişkilere ve farklı etkileşim dinamiklerine sahip sosyal medya formlarının gelişmesi ve bunların geleneksel medya yapılarıyla girdikleri ilişkiler temelinde hem medya etiği hem de çerçeveleme araştırmalarında farklı boyutların ve konseptlerin ortaya çıktığı görülmüştür

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Covid-19 Pandemisi Süresince Uzaktan Çalışma Alanları Kullanımının İncelenmesi: Katılım Bankası Çalışanları Üzerinde Bir Araştırma

    Çam, Alper Veli; Daştan, Abdulkadir

    Covid-19 sürecinde özellikle bankalar, alternatif çalışma alanlarını aktif olarak kullanmaya başlamıştır. Bu çalışmada, Covid-19 sürecinde uzaktan çalışma alanlarının katılım bankaları çalışanları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Türkiye genelindeki Katılım Bankalarında ofis veya şubede çalışan 411 örneklemden elde edilen veriler kullanılmıştır. Modelde oluşturulan toplam 19 hipotez test edilmiştir ve Teknoloji Kabul Modeli kullanılmıştır. Bu modelin test edilebilmesi için Yapısal Eşitlik Modelinden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda, çalışanların uzaktan çalışma sistemine uyumlulukları, zaman, algılanan davranışsal kontrolü ve algılanan kullanım kolaylıkları faktörlerinin, algılanan faydayı olumlu etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca çalışanların uzaktan çalışma sistemi için kolaylaştırıcı koşullar, endişe, güven ve öz yeterlilik faktörlerinin, algılanan faydayı olumsuz etkilediği tespit edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleYalnız künye2022
    Antecedents of Country-of-Origin Image and Its Effect on Behavioral Intentions

    Sevim, Nurdan; Hall, Elif Eroglu; Izmir, Onur

    The effects of country-of-origin image (COI) on product preferences/ evaluation and purchase intention have been long examined under different contexts. However, literature lacks when it comes to identifying antecedents of COI. Therefore, the purpose of this study is to (1) identify a set of antecedents of COI and (2) test the validity of two-dimensional COI construct composed of cognition and affect. In this study four possible socio-psychological antecedents of COI were determined from the literature. Using Structural Equation Modelling (SEM), the research model is tested based on the data collected in Turkey and Germany. In this context, the effects of four socio-psychological constructs on COI were tested and significant effects of psychic distance, cosmopolitanism, xenocentrism and ethnocentrism were identified. Moreover, it was determined that COI has been conceptually misevaluated in the literature to the extent of a theoretical myopia. Although some authors pointed out this theoretical gap and tabulated studies based on how COI was measured to reveal the problem, they did not produce a clear solution. This study collected items from the literature to measure affective and cognitive dimensions of COI and found a good fit to the data. Conation/ behavioral dimension is placed in the model as an outcome of COI, not as a dimension that forms the construct of COI. Furthermore, strong associations between COI and behavioral intentions were identified across four brands and two different samples.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Afet ve Kriz Yönetiminde Sosyal Medyanın Kullanımı Üzerine Bir Araştırma: Twitter Örneği

    Çanakçi, Merve; Şaşmazlar, Ceren

    Bu çalışma kapsamında, sosyal medyanın afet ve kriz yönetimindeki doğru ve güvenilir olarak kullanımı üzerine kapsamlı bir literatür taraması yapılmış ve elde edilen verilerin incelenip değerlendirilmesiyle, Twitter’ın afet ve kriz yönetiminde nasıl kullanılabileceği konusunda yapılan ve eksik kalan uygulamalar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacına göre, özellikle Türkiye’de ve dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen afetlerde sosyal medyanın kullanımı araştırılmıştır. Bir afet sonrasında sosyal medyanın mevcut kullanımları, eksikleri ve nasıl kullanılması gerektiği ortaya konulmuş, afetlerde yaşanan iletişim eksikliği, koordinasyon ve yönetim zafiyetini azaltma amaçlı tespitler yapılmıştır. Araştırmalar göstermektedir ki, sosyal medyanın gereksiz kullanımının önüne geçilememiş, verilen bilgilerin yanlışlığı düzeltilememiş, Twitter’da yapılan paylaşımlara yetişilememiş ve kategorize edilememiştir. Kurum ve kuruluşlarda bu konularla ilgilenecek bir birim dahi oluşturulmamıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; bu düzenlemelerin yapılması ile halk, sosyal medya (özellikle Twitter) ağındaki güncel ve doğru bilgilerle bilgilendirilecek, bireylerin afete karşı bilinç ve duyarlılık kazanmaları sağlanacak, müdahale ve yardımlar kolaylaşacaktır. Bu alanla ilgili kurulan birimlerde de uzman kişiler yer almış olacaktır. Sonuçta, gerekli bilgilendirilmeleri, güncellemeleri, yapılması gerekenleri paylaşan tek bir birimin oluşturulması ile üst düzey güvenirlilikte sağlanmış olacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkiye’de sağlık iletişimi: sağlık çalışanları üzerine yapılmış bir araştırma

    Yilmaz, Dursun; Günay, Mehmet Akif

    Sağlık hizmetlerinde hastaları tedavi etmek kadar etkili olan diğer bir unsurda onlarla doğru iletişim kurmak ve iyi ilişkiler geliştirmektir. Sağlık hizmetlerinde hastalarla ve yakınlarıyla kurulan doğru ve etkili bir iletişimin tedavi sürecine pozitif katkılar sağladığı sağlık hizmeti profesyonellerinin genel bir kanaatidir. Bu sebepten doğru ve nitelikli bir sağlık (hasta) iletişimi sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez bir unsuru kabul edilmektedir. İlk olarak 1970’li yıllarda ABD’de ortaya atılan sağlık iletişimi kavramı 1990’lı yıllarda Türkiye’de tıp fakülteleri müfredatına girmiş, 2000’li yıllardan sonra da müstakil bir alan olarak lisansüstü çalışmaların konusu olmuştur. Türkiye’de kamuya ait sağlık kurumlarında 500 bini hekim, hemşire, ebe gibi doğrudan sağlık çalışanı toplam bir milyondan fazla çalışan hizmet vermektedir. Çalışanlarının tümünün eğitim hayatında sağlık iletişimi konusunda ders almadığını varsayan Sağlık Bakanlığı gerek uzaktan eğitim yolu ile gerekse yüz yüze ve uygulamalı olarak bu konuda çalışanlarına sürekli eğitimler vermektedir. Bu kadar çok çıktıyı etkileyen bu süreç daha derinlemesine incelenerek sağlık çalışanlarının sağlık iletişimi hakkındaki tasavvurları/bilinçleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Odak grup çalışması yöntemiyle verilerin toplandığı bu çalışmaya hekim, hemşire, tıbbi sekreter, hasta yönlendirme ve laboratuvar çalışanı gibi muhtelif mesleklerde hizmet veren 18 kişi katılmıştır. Katılımcılara iletişimi nasıl anladıkları ve yorumladıklarına yönelik açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Alınan cevaplar içerik analizine tabi tutularak sağlık çalışanlarının ifadelerinden hareketle çalışanlar ile hastalar arasında ve çalışanların birbirileri arasındaki iletişim süreçlerinde yaşanan soruların neler olduğu, bu sorunların kaynağı, nedenleri ve çalışanların bu sorunlarla nasıl başa çıktıkları hakkında bilgiler toplanmıştır. Araştırmada çalışanların iletişimi daha çok bir süreç olarak algıladıkları ve bunu sonucunda etkin iletişim kuramadıkları ortaya çıkmıştır. Bununla beraber iki taraf arasında mevcut olan güvensizlik sorunu etkili iletişim kurmayı engelleyen önemli bir unsur olarak kendini göstermiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Kâr amacı gütmeyen televizyon kanallarının kurumsal itibarı: trt örneği

    Taşdelen, Birgül; Eroğlu, Dilek Turan; Taşlı, Hande

    İzleyicilerle iletişim, kurumsal stratejinin merkezi bir odağı haline gelmiştir. Bir kurumu daha şeffaf hale getiren herhangi bir iletişim, paydaşların faaliyetlerini daha sağlıklı bir şekilde değerlendirmesini sağlayarak iyi bir itibar kazanmalarını neden olmaktadır. Bu çalışmada sosyo-demografik özelliklerin kâr amacı gütmeyen kurumlar arasında yer alan ve kamu hizmeti yayıncılığı yapan TRT’nin kurumsal itibarını oluşturmadaki rolü tespit edilmeye çalışılmıştır. TRT’nin kurumsal itibar algısını RepTrak ölçeğinden faydalanılarak ortaya çıkarmayı amaçlayan bu araştırma, Karadeniz bölgesinde yaşayan ve kolayda örneklem yoluyla belirlenen 385 kişiyle veri toplama aracı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda başarılı itibar yönetimi özellikle evli kadın katılımcılar arasında anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir. Analiz yenilikçilik ve vatandaşlık alt boyut puanlarının yüksek eğitimli katılımcılar için önemli olduğunu göstermektedir. Ayrıca kurumun itibar algısının aylık geliri 2001-5000TL arası olan katılımcılar arasında daha yüksektir. Ulaşılan sonuçlar doğrultusunda, izleyicilerin TRT’nin yenilikçi yaklaşımı ve vatandaşlığa yönelik uygulamalarıyla kurumsal entegrasyonunu ve kurumsal sadakatini pekiştirdiği söylenebilir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Post- truth çağında sosyal medyanın kamuoyu oluşturma gücü: yeni infaz düzenlemesi örneği

    Taşçıoğlu, Raci; Sarıhan, Zekeriya

    Bugün iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve ilerlemelerle geleneksel medyanın yerini sosyal medyanın aldığı görülmektedir. Bu değişim ve dönüşüm insan ilişkilerinde yeni olanaklar ortaya çıkarsa da, bir takım olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. Teknolojik gelişmelerle birlikte sosyal medya kullanımındaki artış bu mecralarda yayılan bilgilerin doğruluğunun sorgulanmasına sebep olmuştur. Sosyal medyada özgürce içerik üretilip paylaşılırken, bu içeriklerin doğruluğu ya da yalan-sahte bilgiler içerip içermediği herhangi bir denetime tabi olmadığından rahatlıkla bireyleri yanıltabilmektedir. Politik alanda derin kutuplaşmanın ortaya çıkmasıyla birlikte sahte-yalan bilgilerin hızla dolaşıma sokulması ve diğer aday ya da partiyi karalamaya yönelik çabaların arttığı görülmektedir. Böylesine bir ortamda bireyler kendi fikirleriyle aynı yönde olan bilgileri yanlış olduklarını bilseler dahi yoğun bir şekilde dolaşıma sokma gayreti içerisindedir.\r1990’lı yıllarla birlikte literatüre giren post-truth kavramıyla gerçekliklerin ötesine geçerek, duygu yüklü anlamlandırmayla gerçekliklerin üstünün örtülmeye çalışıldığı bir döneme girilmiştir. Bu yeni dönem kuşkusuz politik alanda da kendine yer bularak, sosyal medyayla birlikte önemli bir boyuta ulaşmıştır. Siyasi çekişmelerin ve kutuplaşmaların ortaya çıkması bu süreci hızlandırarak politik aktörlerin kendi tabanlarını konsolite etmek ve rakiplerini zor duruma düşürmek amacıyla olayları saptırıp bağlamından kopararak ve onlara duygusal anlamlar yükleyerek yeni yapay bir gerçeklik oluşturmaya çalışmaktadırlar. Kuşkusuz araştırıp sorgulamaktan kaçınan bir toplumsal yapının inşası bu durumun oluşumuna zemin hazırlamıştır. \rBu çalışmanın amacı, hakikat ötesi çağda sahte-yanlış haberlerin politik söylemler kullanılarak bireylerin duygularına hitap edecek şekilde dolaşıma sokulmalarının yansımalarını ortaya koymaktır. Çalışma Yeni İnfaz Düzenlemesine ilişkin 14-21 Nisan 2020 tarih aralığında Twitter’da dolaşıma sokulan paylaşımlar veri analiz yöntemlerinden olan betimsel analiz tekniğiyle incelenmiştir. Bu çalışmada bireyleri duygusal açıdan etkileyen sahte haberlerin dolaşıma sokulması, bireylerin rasyonel karar vermesinde ve onları yönlendirmesinde rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2022
    Pandemi döneminde sivil toplum kuruluşlarında iletişim ve halkla ilişkiler; ttb’nin twitter hesabına yönelik bir içerik analizi

    Demirel, Çağatay

    Günümüzün modern toplumsal yapısı içerisinde iletişim ve halkla ilişkiler, sivil toplum kuruluşları açısından oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle sivil toplum kuruluşlarının ortak hedef ve amaçlara ulaşabilmesi, var olan mevcut durumlarını koruyabilmesi, yaşanan problemlere bağlı olarak kamuoyu oluşturabilmesi ve kamuoyunun desteğini sağlayabilmesi, ancak iletişim ve halkla ilişkiler ile mümkün olmaktadır. Corona Virüsü (Covid-19) salgınından dolayı Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün tüm dünyada pandemi ilan etmesiyle sivil toplum kuruluşlarındaki iletişim ve halkla ilişkiler daha da önem kazanmıştır. Böylelikle sivil toplum kuruluşları hedef kitleleriyle çevrim içi ortamlar aracılığıyla daha verimli ve kesintisiz şekilde iletişim ve halkla ilişkiler faaliyetleri gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu düşünceden hareketle de bu çalışmanın konusu, pandemi döneminde sivil toplum kuruluşlarında iletişim ve halkla ilişkiler olarak belirlenmiştir. Araştırma, sağlık alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının Covid-19 salgınında oynadığı rolü belirlemeyi amaçlamaktadır. Nitel olarak gerçekleştirilen bu çalışmada sivil toplum kavramı etraflıca ele alınmış ve TTB’nin resmi Twitter hesabı içerik analizi yöntemi ile iletişim ve halkla ilişkiler açısından irdelenmiştir. Sonuç olarak iletişim teknolojilerinin yoğun olarak kullanıldığı bu dönemde Türk Tabipler Birliği’nin kamularıyla verimli/etkin iletişim ve halkla ilişkiler faaliyetinde bulunabilmesi için “iki yönlü iletişim” anlayışını daha fazla benimsemesi gerektiğine ulaşılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    The narrative in biography documentaries and construction of the portrait

    Demir, Sertac Timur; Hidiroglu, Irfan; Tuğcu, Muhammed Said

    Biography began with keeping records of people whose remarkable positions and stories in history. Biography usually takes place in the field of literature and history in academia, but over time it has also been involved in cinema studies. Although there are many academic studies on documentary cinema, no significant study has been found that focuses on the types of documentaries and focuses on biography documentary. Considering that many documentaries are biographically based, it can be claimed that this article tries to fill an important deficiency. Biographies have an ontological value especially for societies that has strong stories and ancient memories. Therefore, in this study, the distinctive importance of biographical documentaries, which are an essential part of oral culture and heritage transmission, is emphasised. With this article, discussions, inferences and suggestions are made about the importance of biography documentaries by focusing on the subjects of biography, biography history, biography documentary, biographical subject, portrait construction and narrative in biography documentaries. The main purpose of this study is to contribute to the literature on biographical documentaries, to illustrate the texture of biographical documentaries in particular, and to draw an intellectual and actional road and concept map for researchers or field experts who are interested in documentary film.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkiye’de 2002 genel seçimleri örneğinde gazete siyasal reklamları üzerine bir analiz

    Taşçıoğlu, Raci; Sarıhan, Zekeriya

    2002 Genel Seçimleri siyasi tarihimizde önemli değişikliklerin yaşanmasına sebep olurken bu seçim döneminde siyasal reklamlar seçim sürecinin en etkin araçlarından biri haline gelmiştir. Bu dönemde partiler ve adaylar yayınlattıkları siyasal reklamlar ile seçmenlerin tercihlerini etkilemeyi ve kendilerine oy vermeleri konusunda onları ikna etmeyi amaçlamıştır. Bu açıdan her seçimde olduğu gibi hiç şüphesiz ki bu seçimde de siyasal reklamlar çeşitli kitle iletişim araçlarında özellikle de gazetelerde yoğun bir şekilde kullanılmıştır.Gazete siyasal reklamlarının konu edinildiği bu araştırmanın amacı, 3 Kasım 2002 Genel Seçimlerinde siyasi partilerin farklı yayın politikalarına sahip gazetelerde yayımlanan reklamlarını incelemek olup, bu reklamların türünü ve hangi konular üzerine yoğunlaştığını tespit etmektir. Betimleyici bir yaklaşıma sahip olan bu çalışma, Türk siyasal tarihinde tek partili yeni bir iktidar döneminin başlangıcı olan bu seçim sürecinde merkez sağ ve solda yer alan çeşitli siyasal partilerin kampanyalarında kullandıkları reklamları karşılaştırmalı bir biçimde ele alması nedeniyle önemlidir. Çalışmada, dönemin önde gelen partileri olan Anavatan Partisi (ANAP), Doğru Yol Partisi (DYP), Demokratik Sol Parti (DSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yanında bu seçimler öncesi kurulan ve seçimlere damga vuran Genç Partinin (GP) 15-26 Ekim 2002 tarihleri arasında ulusal basın evreninde farklı yayın politikalarına sahip Hürriyet, Sabah, Radikal ve Yeni Şafak gazeteleri örnekleminde yayımlanan reklamları içerik analizi yöntemiyle karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Söz konusu gazetelere yönelik arşiv taraması neticesinde siyasi partilerle ilgili toplam 94 siyasal reklama ulaşılırken, tür açısından pozitif ve negatif reklamların yarı yarıya olduğu ve bu reklamlarda ağırlıkla iç politika ve ekonomi konularının öne çıktığı bulgulanmıştır. 

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2022
    Siberkondri ve E-Sağlık Okuryazarlığı Arasındaki İlişki

    Mansur, Fatma; Ciğerci, Kübra

    İnternet ile her bilgiye hızlıca ulaşabiliyor olmak sağlık bilgisi konularında çevrimiçi aramaları daha cazip kılmaktadır. Ulaşılan bilginin fazlaca olması doğruluğu hakkında kararsızlığa sebep olmakta ve bireyde kaygı düzeyini artırmaktadır. Doğru ve faydalı bilgiye ulaşabilme durumu çevrimiçi aramalarda e- sağlık okuryazarlığına dikkat çekmekte diğer taraftan da aşırıya kaçan sağlık bilgisi arama davranışı ve anksiyetenin bir çeşidi olan siberkondri hakkında merak uyandırmaktadır. Buradan yola çıkarak araştırmanın amacı, 18 yaş ve üzeri bireylerin siberkondri düzeyleri ile e-sağlık okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve değişkenlerin birbirine olan etkilerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada “Siberkondri Ciddiyet Ölçeği” ile “E-Sağlık Okuryazarlık Ölçeği” kullanılmış olup 763 kişiye ulaşılarak araştırma tamamlanmıştır. Araştırma sonucuna göre katılımcıların Siberkondri Ciddiyet Ölçeği puanları ve E-sağlık Okuryazarlığı Ölçek puanlarının pozitif yönlü bir ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. E-sağlık Okuryazarlığı düzeyinin siberkondri düzeyini etkilediği, Siberkondri Ciddiyet Ölçeği alt boyutlarınında (zorlantı, aşırı kaygı, aşırılık, içini rahatlatma, doktora güvensizlik) katılımcıların E- sağlık Okuryazarlığı Ölçeğine verdikleri puanlar ile açıklanabildiği sonucuna varılmıştır. Sosyo- demografik özellikler ile ölçek puan sonuçlarına bakıldığında siberkondri düzeyini cinsiyet, yaş ve medeni durum, e-sağlık okuryazarlığı düzeyini ise yaş ve eğitim durumunun etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Tarih Öğretmeni Adaylarının Sözlü İletişim Becerileri Üzerine Bir Araştırma

    Yapıcı, Hakkı

    Sözlü iletişim, bireysel ve toplumsal anlamda oldukça önemlidir. Hele öğretmenler söz konusu olduğunda önemi bir kat daha artar, eğitim ve öğretimin en önemli unsurlarından öğretmenlerin sahip olması gereken önemli özelliklerinden birisi de sözlü iletişim becerileridir. Çünkü öğrenci, öğretmenin “şunların yapılması gerekir.” dediklerinden çok yaptığı davranışlardan etkilenir. Bu nedenle öğretmenlerin her şeyden önce kendi ifade güçleriyle öğrencilere örnek olması gerekir. Bu çalışmada da Tarih bölümünde okuyan ve ileride Tarih öğretmeni olabilecek öğrencilerin sözlü iletişim yeterlilik düzeylerinin sınıf ve cinsiyet değişkenlerine göre değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde öğrenimlerini sürdüren 46 2. Sınıf öğrencisi ve 40 4. Sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmanın verilerini toplamak amacıyla Maden’in (2010) geliştirdiği “Sözlü İletişim Yeterlikleri Gözlem Formu (SİYGF)” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Tarih öğretmeni adaylarının sözlü iletişim becerilerine kısmen sahip oldukları söylenebilir. Bu sonuca göre öğretmen adayları sözlü iletişimde yeterli görünse de sözlü iletişim becerisinin daha güçlü olması için iyi bir sözcük hazinesine sahip olunmalıdır. Yani öğretmen adaylarının aynı zaman da iyi birer okur olması gerekir. Bu konuda öğrenciler mutlaka teşvik edilmelidir. Araştırmadan elde edilen diğer önemli sonuç ise, 2. Sınıf öğrencilerinin sözlü iletişim becerisinin 4. Sınıf öğrencilerine göre daha düşük seviyede olmasıdır. Bu sonucun çıkmasında 2. Sınıf öğrencilerinin henüz öğretmenlik mesleğine yönelik uygulamalara (okul deneyimi ve öğretmenlik uygulaması gibi.) katılmamış olmalarının etkili olduğu söylenebilir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2021
    Relationships Between Depression, Stress, Fear of Missing out, and Compulsive Social Media Use in Covid-19 Process

    Diker, Ersin; Çelik, Fatih

    The novel Coronavirus (Covid-19), emerging in Wuhan, China, in December 2019, has rapidly spread to many parts of the world, causing thousands of people to die. In addition to its physical and biological effects, the virus has some psychological effects. Psychological disorders, such as depression, stress, and anxiety are some of these effects. In this process, people have started to use social media platforms to meet their information and social support needs more often. The current study aimed to analyze the mediator role of fear of missing out (FoMO) in the relationship between people's depression and stress level with compulsive social media use (CSMU) in Covid-19 process through a structural equation model (SEM). To this end, an online survey was conducted between 14-20 June 2020 in Turkey (N = 871, 60.7 % women, Mage = 28.70, SD = 9.99) and convenience sampling method used. The findings showed that while depression positively correlates with CSMU, there was no relationship between stress and CSMU. In addition, there was a positive relationship between depression and stress with FoMO, FoMO with CSMU, as well. Moreover, FoMO had a mediation role in the relationship between depression and stress with CSMU. The research’s findings are expected to contribute to the effective communication of the official institutions that manage the crisis related to Covid-19 with the public through social media.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2021
    Tüketicilerin YouTube Reklamlarına Yönelik Tutumlarının Satın Alma Davranışı Üzerindeki Etkisi

    Diker, Ersin

    Bu çalışmanın amacı, sosyal medya platformu olan YouTube’ta yayınlanan reklamlara ilişkin tüketici tutumlarını etkileyen faktörlerin satın alma davranışı üzerine olan etkisini belirlemektir. Çalışmada, sosyal medya ve Youtube reklamcılığının önemi ve tüketicilerin reklamlara yönelik tutumları kavramsal olarak açıklandıktan sonra literatürdeki benzer çalışmalar irdelenmiştir. Türkiye’deki YouTube kullanan 18 yaş ve üstündeki tüketiciler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. YouTube reklamlarına yönelik tüketici tutumlarının satın alma davranışına olan etkisini tespit etmek için ise anket tekniği kullanılmıştır. Bunun için Türkiye genelinde kolayda örneklem yöntemi kullanılarak Facebook, Twitter, LinkedIn ve WhatsApp gibi sosyal platformları yoluyla, YouTube kullanıcılarından verilerin toplandığı çevrimiçi bir anket gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre; tüketicilerin YouTube reklamlarına yönelik tutumlarını etkileyen faktörlerin (Eğlence, bilgi vericilik, güvenilirlik ve rahatsız edicilik) satın alma davranışını doğrudan ve anlamlı bir şekilde etkilediği görülmektedir. Tüketicilerin satın alma davranışı üzerinde en çok etkiyi sağlayan faktör ise eğlence faktörüdür. Rahatsız edicilik ile tüketicilerin satın alma davranışı arasında negatif bir ilişki bulunmaktadır. Reklamlardaki rahatsız edicilik azaldıkça satın alma davranışa yönelik olumlu tutum artacaktır.

  • MakaleYalnız künye2021
    Sosyal Medya ve Hedonik Tüketimin Tüketici Tutumu ve Tatmin Üzerindeki Etkisi

    Yildiz, Salih; Koroglu, Ali

    Günümüzde internet hızla yaygınlaşmakta ve internet kullananların oranı da hızla artmaktadır. İnsanlar internet aracılığıyla mal ve hizmet satın almakta, ürünlerle ilgili bilgi sahibi olmakta ve ürünlerle ilgili fikirlerini internet üzerinden paylaşmaktadır. İnsanların bu faaliyetleri gerçekleştirdikleri internet araçlarından biri de sosyal medyadır. İnsanlar sosyal medyada karşılaştıkları içeriklerden etkilenmekte ve bu durum mal ve hizmetlere karşı tutumlarında belirleyici olmaktadır. Bu çalışmanın amacı sosyal medyanın hedonik tüketim üzerindeki etkisini ve hedonik tüketimin tutum ve tatmin üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaçla araştırmanın ana kütlesi olarak Sakarya ilinde ikamet eden tüketiciler belirlenmiştir. Evrenin büyük olması nedeniyle seçilecek örneğe ulaşmayı kolaylaştırmak için kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu doğrultuda Sakarya’da yaşayan 391 kişiye anket uygulanmıştır. Anketler katılımcılarla yüz yüze olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin faktör analizi ve güvenilirlik analizleri SPSS 21 programında yapılmıştır. Modelin uygunluğu ve değişkenler arası ilişkiler ise AMOS 24 programında analiz edilmiştir. Analizler sonucunda sosyal medyanın hedonik tüketim üzerinde pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca hedonik tüketimin de tutum ve tatmin üzerinde pozitif etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.