Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2019
    Türkiye’de Tüketim ve Gelir Eşitsizliği

    İpek, Egemen

    Güncel eşitsizlik literatüründe hanehalklarının ekonomik refah düzeylerini temsil etmekte harcamaların gelirden daha tutarlı bir kaynak olduğu savı giderek artan bir önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’de yerleşik hanehalkları arasındaki gelir ve harcama eşitsizliği, TÜİK tarafından sağlanan 2003-2015 dönemi Hanehalkı Bütçe Anketi verileri yardımıyla, bilinen on iki farklı eşitsizlik ölçütü hesaplanarak analiz edilmiştir. Bu çalışma ile söz konusu argüman desteklenmekle birlikte çalışmadan bazı önemli sonuçlar da elde edilmiştir. (i) Türkiye’de yerleşik hanehalkları ekonomik kriz gibi önemli gelir dalgalanmalarının yaşandığı dönemlerde harcama düzleştirmesi davranışında bulunma eğilimindedirler (ii) harcama eşitsizliği ilgili dönem boyunca gelir eşitsizliğinden daha adil dağılmaktadır.

  • MakaleYalnız künye2019
    Gümüşhane yöresinde türk kozmolojisinin ve eski türk inancının izleri

    Türkal, Merve Karaçay; Palacı, Rıdvan

    Bu çalışmada, Merkez Gümüşhane ve ilçelerinde eski Türk inançlarının kültürel bir belirleyici olup olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Eski çağlarda, tabiatüstü güçlere hayranlık duyulduğu, Türklerin İslamiyet’le tanışmadan önce Gök Tanrı inancına sahip olduğu ve Türkler üzerinde Şamanizm’in etkisi bilinmektedir. Bu bilgilere dayanarak, Gümüşhane’de geçmişten günümüze gelen eski Türk inanışlarının sürdürülür olup olmadığını araştırmak için nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada, Gümüşhane yöresinde nazardan korunma yolları, ateş ve ocak kültleri, ağaç kültü, su pınarları ve nehirler ile ilgili inanışlar ve uygulamaların yanı sıra kargalardan haber bekleme, yerin altındaki öküz ve balık, kapı eşiğine oturanın çarpılacağı veya uğursuzluğa uğrayacağı ile cenaze ve yas törenlerindeki bazı inanışlar ve uygulamalar başlıklar halinde incelenmiştir ve bu gün, Gümüşhane yöresinde yaygın birçok inanışın, gelenek ve göreneğin eski Türk inancı ile bağlantılı olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin, eski Türk halklarının kültürleri ve aile yapıları ile ilgilenen, ayrıca Gümüşhane ilinin kültürel yapısını ve bu çerçevede tarihsel gelişimini araştıran konunun uzmanlarına önemli katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2019
    Gümüşhane ve çevresinde pontus rum faaliyetleri

    Çelik, Kemal

    Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Rumların çoğu, Osmanlı Devleti’nin yanında yer almamış, bölgeyi işgale girişen Çarlık Rusya kuvvetiyle işbirliği yapan Pontus Rum çeteleri, bağımsızlık için silahlanmışlardır. 18 Nisan 1916’da Trabzon’a giren Ruslar, başlarında metropolit ve papazları olan Rum ve Ermeniler tarafından sevinçle karşılanmışlardır. Bu işgalle birlikte Pontusçu Rum çeteleri ve Ermenilerin Trabzon ve çevresindeki mezalimleri başlamıştır. Gümüşhane halkı bu dönemde katliama tabi tutulmuş, zulme uğramış, bölgenin Batısındaki şehirlere göç etmiş, ekonomik yönden güçsüz ve fakir hale düşmüştür. Mondros Mütarekesi’ni takiben, Rum Pontus çalışmaları canlandırılmıştır. İtilaf devletlerinin Doğu Karadeniz bölgesine gönderdikleri subayları ve Yunanlılar, yöre Rumlarını desteklemişlerdir. Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları Rusya’dan gelen silahlı Rum göçmenlerle dolmuştur. Genel Af ile hapisten tahliye edilen ve dağdan inen Pontus çetecileri, İngiliz subaylarının izniyle silahla dolaşmış, Müslüman halka karşı baskın, soygun, zulüm ve cinayetlerini arttırmışlardır. Cumhuriyetin ilanından günümüze kadarki yakın dönemde, Yunanistan ve Rumlar, Ermeni soykırım iddiası ile yakın dönemdeki Kürt Sorunu öne çıkarıp bağlantı kurarak, soykırımı tanıması ve tazminat ödemesini talep ettikleri Türkiye’nin, bu soykırımı tanımaması halinde AB’ye kabul edilmemesi yönünde, Avrupa Parlamentosu, İngiltere, Almanya, Moskova’da sergiler düzenlemiş ve Avrupa ülkelerinde propagandalar yapmışlardır. Doğu Karadeniz’de Rum nüfus sayısı çok abartılmıştır. Avrupa ve Amerika’daki sürekli Türkiye’yi suçlayan Pontusçu çalışmalar yanında; asıl önemlisi ve dikkati çeken nokta Doğu Karadeniz’deki çocuk ve genç nüfus başta olmak Türkiye’deki Türkleri kendilerinden şüpheye düşürecek ölçüde, aslında Rum oldukları yalanına inandırmak yönündeki Pontus Rum faaliyetleridir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2019
    Identification of Antioxidant Activity by Different Methods of a Freshwater Alga (Microspora sp.) Collected From a High Mountain Lake

    Akar, Zeynep; Akar, Bülent; Şahin, Bülent

    Algae contain a large amount of biological active compounds functioning as antioxidant,antimicrobial and anti-tumour. In the present research, antioxidant activity of freshwateralga Microspora sp. (Chlorophyta) extract prepared in different solvents (methanol,acetonitrile, ethanol, acetone and ethyl acetate) was determined with three differentmethods; 2,2-diphenyl-1-picrylhydrazyl (DPPH•), Iron (III) Reduction / AntioxidantPower (FRAP) Assay and Copper (II) Reductive Antioxidant Activity (CUPRAC). Thealga samples collected from the high mountain lake (2733 m above sea level) localized inGümüşhane province of Turkey. The algal extracts prepared in different solvents showedantioxidant activity. The values of DPPH• varied from 8.97% (in acetonitrile extract) to31.15% (in methanol extract). As in the DPPH• method, the lowest and highest values inthe FRAP method were measured based on μM TEAC (Trolox Equivalent AntioxidantCapacity) in methanol and acetonitrile extracts as 60.303 μM and 359.394 μM respectively.While the lowest value of CUPRAC test was determined in acetonitrile extract (0.041 μMTEAC ) as in the other tests, highest value was measured in ethanol extract (0.101 μMTEAC ). The values of highest antioxidant activity in both DPPH• and FRAP methodswas measured in the methanol solvent whilst was determined in the ethanol solvent forCUPRAC.

    AtıfOpenAlex8TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    1806-1812 osmanlı-rus savaşı’nda rusların trabzon ve akçaabat saldırılarına dair bazı yeni bilgiler

    Yilmaz, Ozgur

    1806’da başlayan Osmanlı-Rus Savaşı’na dair gelişmeler Trabzon Fransız konsolosu Dupré’nin raporlarında önemli bir yer tutmaktadır. Savaş sırasında Trabzon’daki gelişmeleri gün gün kaydeden Dupré, Kafkasya’ya yönelik harekâtlar için şehirde ve civarındaki hareketliliği aktarmanın yanında doğrudan Trabzon’u hedef alan Rus baskınlarını da raporlarında konu etmiştir. Bu bağlamda bizzat konsolosun Trabzon’daki güvenliğini de etkileyen Rus bombardımanları Dupré’nin özellikle rapor ettiği gelişmeler arasındaydı. Savaşta Ruslar gönderdikleri filolar ile 1807 ve 1810’da Trabzon’u ve Akçaabat’ı bombardıman etmişlerdi. Bu saldırılarda Akçaabatgerek Rusların demirleme mahalli gerekse de çıkarma yapılacak bir liman olarak oldukça önemliydi. Dupré, Fransız makamlarına gönderdiği raporlarda Rusların Trabzon açıklarına gelmesi, Akçaabat’a ve Trabzon’a yönelik bombardımanları ve çıkarma girişimleri hakkında bilgiler vermiştir. Bu çalışma 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusların 1807 ve 1810’daki baskınlarını Fransız konsolosunun gözünden aktararak konuya mevcut literatür ekseninde katkı yapmayı amaçlamaktadır.

    AtıfOpenAlex5TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Finansal gelişme ve enerji tüketimi arasında saklı eş bütünleşme ilişkisi var mıdır

    Pala, Fahrettin; Çam, Alper Veli; Ayaydin, Hasan; Barut, Abdulkadir

    Enerji, ekonominin vazgeçilmezidir veekonomik büyüme için önemlidir. İnsanoğlununhayatta kalması ve ekonomik büyümesi için enerjitemel bir gereksinimdir ve enerji moderntoplumların temelini oluşturmaktadır. Ekonomikgelişimin can damarı ve sırt kemiğidir. Ticaretinartırılmasında ve büyüme düzeyininyükseltilmesinde önemli rol oynamaktadır.Literatüre göre büyüme düzeyini artırır. Ekonomikliteratürde; ekonomik büyüme, ticaret, enerji vefinansal gelişmeyi içeren dinamik ilişkiler dikkatçekmektedir. Bu bağlamada çalışmanın amacı; E-7ülkelerinde (Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya,Meksika, Rusya ve Türkiye) finansal gelişme, enerjitüketimi ve ekonomik büyüme arasında saklı birilişkinin varlığının 2003-2016 dönemi içinincelenmesidir. Bu amaçla Hatemi- J (2011)tarafından geliştirilen saklı eş-bütünleşme analizi veHatemi- J (2012) Asimetrik nedensellik analizlerikullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre negatifbileşenler arasında saklı bir eş-bütünleşme ilişkisitespit edilmiştir. Diğer yandan ekonomik büyüme vefinansal gelişmeden enerji tüketimine doğru tekyönlü bir nedensellik tespit edilmiştir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    The effect of corporate quality on stock market performance at the differences of different development: an empirical analysis

    Pala, Fahrettin; Ayaydin, Hasan; Barut, Abdulkadir

    The importance of the corporate quality concept has been further heightened by the lack of public and private sector corporate governance policies among the important causes of international crises and corporate scandals. In the related literature it is stated that institutional quality is an integral part of the performance of the stock market in a country. The aim of this study is to investigate the impact of institutional quality on stock market performance, taking into account the economic development levels of countries. For this purpose, data from 26 developed countries and 34 emerging countries for 2002-2015 periods were analyzed by dynamic panel data analysis method. According to empirical analysis result; it can be said that the institutional quality plays an important role in the improvement of the stock market performance of the countries. Findings show that institutional quality and organizational quality components have more influence on stock market performance in developing countries in general. Findings of this study show that policy makers need to pursue a policy agenda to improve the quality of the official institutions and the labor market, especially for developing countries, along with innovation and investments for the development of the financial market.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Kamu Hastaneleri Birliği Yapılanmasının Değiştirilmesinde Hasta Görüşlerinin Etkisi Var mı?

    Ağaç, Gökhan; Bostan, Sedat

    Bu çalışma, Kamu Hastaneleri Birliği (KHB) yönetim tarzı ve uygulamalarının sağlık hizmetisunum paydaşları tarafından nasıl değerlendirildiği ve hastane çıktılarına nasıl yansıdığını araştıranbir projenin parçasıdır. Çalışmanın yayına hazırlanma sürecinde sağlık politika yapıcıları, mevcutKHB sistemini 694 sayılı kanun hükmünde kararname ile Ağustos 2017 tarihinde önemli ölçüdedeğiştirmiş ve KHB yapılanmasını tamamen ortadan kaldırmıştır. Yeni yapısal değişiklikle çalışmanınamacı, KHB hakkında hasta görüşlerini saptayarak, hastalar açısından sistem değişikliğinigerektiren bir durumun olup olmadığının anlaşılması olarak geliştirilmiştir. Nicel araştırma olanbu çalışmada, verilerin toplanmasında dörtlü likert anket tekniği kullanılmıştır. Çalışmaya katılanhastalardan 210'undan geçerli geri dönüşüm sağlanmıştır. İstatistikî hesaplamalar için IBM SPSSStatistics 21 paket programı kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirlik analizi için Cronbach’s alfa katsayısınabakılmış ve bu değerin 0,87 olduğu görülmüştür. Ölçeğin yapı geçerliliğini sağlamak için faktöranalizi yapılmış ve yapısal geçerliliği saptanmıştır. Araştırma neticesinde, KHB yapılanmasınınhastanelerdeki uygulamalarının, hastalara olumlu yansıdığı ve kamuoyu görüşlerinin olumlu olduğusöylenebilmektedir. Uygulamalardan hastaların kazançlı çıktığı, hastanın öneminin arttığı vebekleme sürelerinin azaldığı ifade edilmiştir. Buna karşın, hastaların çok kısa sürede muayene edildiğikonusu hasta bakım kalitesine yönelik soruna işaret etmesi açısından önemlidir. Genel olarakbu sonuçlar, KHB sisteminin temel yaklaşımı olan özerk ve profesyonel tedavi hizmetleri yönetimianlayışının, hasta görüşleri açısından değiştirilmesini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığınaişaret etmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2019
    Türkiye’de obezitenin sosyoekonomik belirleyicileri

    İpek, Egemen

    Bu çalışmada, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) yardımıyla belirlenen bireyin aşırı kilo veya obezete durumunuetkileyebilecek sosyoekonomik faktörlerin genelleştirilmiş sıralı logit (gologit) metodolojisi uygulanarakTürkiye için araştırılması amaçlanmıştır. Analizde, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından oluşturulan 2014ve 2016 yıllarına ait Türkiye Sağlık Araştırması (TSA) veri setlerinden yararlanılmıştır. Gologit sonuçları,kadınların erkeklere, evlilerin ise bekarlara oranla obez olma risklerinin 2 kat daha fazla olduğunugöstermektedir. Aşırı kilo ve obeziteye yakalanma olasılıkları ile bireyin eğitim seviyesi ve fiziksel aktivitedurumu arasında güçlü negatif ilişki bulunmuştur. Özellikle haftalık en az 10 dakikalık yürüyüş yapılan günsayısı arttıkça bireylerin üçüncü sınıf obeziteye yakalanma ihtimali yarı yarıya azalmaktadır. Bireylere aitekonomik durum değişkenlerinden olan hane geliri arttıkça kişilerin aşırı kilolu veya obez olma ihtimalleri deartmaktadır. Gelişmiş ülke deneyimlerinin aksine gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye özelinde yapılançalışmalara paralel olarak, kişinin gelir seviyesi arttıkça toplam enerji ve toplam yağ alımının artacağı bunedenle aşırı kilo ve obezite riskinin artacağı tahmin edilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex13TR Dizin14
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    İnstagram fenomenlerinin görsel ve sözel paylaşımlarının marka tutumu, marka değiştirme ve elektronik kulaktan kulağa pazarlama üzerine etkisi

    Avcı, İbrahim; Yildiz, Emel

    Bu araştırmada, İnstagram fenomenlerinin herhangi bir marka ile ilgili olarak yaptıkları paylaşımlardaki görselve sözel içeriklerin, marka değiştirme, marka tutumu ve elektronik kulaktan kulağa pazarlama niyeti üzerindekietkisini belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırma örneklemi Y Jenerasyonu olarak bilinen 18-38 yaş aralığındayer alan İnstagram kullanıcıları olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında oluşturulan anket formu,15.11.2018 ile 22.11.2018 tarih aralığında online olarak 520 katılımcıya uygulanmıştır. Ancak bazı katılımcılarınİnstagram kullanmaması ve bazı anketlerin eksik ve hatalı doldurulması nedeniyle 484 anket analize dahil edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 21 ve Yapısal Eşitlik Modeli (AMOS 24) ile analiz edilmiş ve İnstagram fenomenlerinin görsel içerikli paylaşımlarının marka tutumu, marka değiştirme ve elektronik kulaktan kulağa pazarlamaüzerinde olumlu etkisinin olduğu belirlenmiştir. Sözel içerikli paylaşımların ise marka tutumu ve elektronikkulaktan kulağa pazarlama üzerinde olumlu etkisi tespit edilirken, marka değiştirme üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    AtıfOpenAlex9TR Dizin10
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Deniz hukukuna ilişkin temel egemenlik alanları bağlamında arktik’teki ihtilaflı alanlar ve hukuki durum

    Sancak, Kadir

    Dünyada sorunların ve ihtilafların bulunduğu birçok bölge vardır ve bunlardan biri de Arktik’tir. Coğrafişartlarının elverişsiz olması bölgeyi yakın dönemlere kadar küresel güçlerin hegemonik paylaşımlarından uzaktutmuştur. Ancak teknolojik gelişmelere ilave olarak iklim değişiklikleri gibi çevresel faktörler Arktik bölgesiniküresel mücadelenin gündemine dâhil etmiştir. Dünyada pay edilmeyen son coğrafyalardan olan Arktik, bugünözellikle kıyıdaş beş ülkenin egemenlik iddiaları ile konuşulmaktadır. Bugün için Kuzey Kutbu’nun hukukistatüsünü düzenleyen özel bir antlaşma ya da düzenleme bulunmamaktadır. Kıyıdaş ülkeler bölgedekianlaşmazlıkların çözümü için 1982 tarihli BMDHS’yi esas almaktadırlar. Bölgedeki en önemli sorun kıyıdaşülkelerin sahip oldukları kıta sahanlıklarının sınırlarının belirlenmesi sorunudur. Bu bağlamda ABD dışındakidört ülke sahip oldukları 200 deniz millik kıta sahanlığını 350 deniz miline kadar genişletme talebiyle BirleşmişMilletler Kıta Sahanlığı Sınırları Komisyonu’na başvurmuş ve başvurular henüz bir karara bağlanmamıştır. Buçalışmada meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikli olarak deniz hukukuna ilişkin temel kavramlaraçıklanmıştır. Sonrasında ise meselenin esasını oluşturan bölgedeki ihtilaflı alanlar ve bunların hukuki durumuizah edilmeye çalışılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Hastaların Hasta Mahremiyeti Hakkında Farkındalık ve Tutumları

    Unal, Cihan; Bostan, Sedat

    Hastaların mahremiyetine saygılı olmak etik, ahlaki ve toplumsal sorumluluk olarak karşımızaçıkmaktadır. Bu konuda toplumun farkındalık seviyesi ve tutumları, aldıkları sağlık hizmetlerindemahremiyet haklarına sahip çıkması ve hizmet alan diğer bireylerin mahremiyetine saygıgösterebilmesi bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, hastaların hasta mahremiyetihakkında farkındalık düzeylerini, mahremiyeti nasıl tanımladıklarını ve sağlık hizmeti alımsürecinde karşılaştıkları mahremiyet ihlallerini ne kadar algılayabildiklerini araştırmaktır. Araştırma,amacına yönelik olarak kolayda örnekleme yöntemi seçilerek yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini,Iğdır ve Aksaray illerinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşlarına başvuran 20 yaş ve üstü400 birey oluşturmaktadır. Hasta mahremiyeti farkındalık ve tutum ölçeği ilgili literatür taramasıve uzman görüşü alındıktan sonra araştırmacı Bostan (2017) tarafından geliştirilmiştir. Araştırmabulgularına göre ölçek ifadeleri beş faktör altında toplanmış ve toplam varyansın %46,498’ini açıklamıştır.Hastaların ilkesel düzeyde mahremiyet farkındalıkları yüksektir. Tıbbi müdahale süreçlerindemahremiyet ihlalini tanımlama ve algılamada zorlanmaktadırlar. Günlük sağlık hizmeti almasüreçlerinde önemli ölçüde mahremiyet ihlali yaşanmaktadır. Hastalar devlet hastanelerinde, acil,yoğun bakım ve ameliyathanelerde mahremiyet ihlalinin daha çok yaşandığını belirtmektedir.Mahremiyet farkındalığı toplumsal bir genel kültür sorunudur. Nispeten sosyal statü ve genel kültüraçısından daha iyi tanımlanabilecek, şehirli, eğitimli, memur, orta gelir grubu kişilerin farkındalıklarıdaha yüksektir. Farkındalığı artırmak toplumsal gelişim sürecinin bir parçasıdır. Ama yinede kamu spotları gibi eğitim araçlarıyla yapılacak yaygın eğitim bilinci ve farkındalığı geliştirebilir.Sorunun toplumsal bilinç düzeyi ile ilişkili olduğu bilinmelidir. Çözümün, bunu göz ardı etmeden,sağlık sistemi tasarımı ve yönetimi düzeyinde ele alınması önerilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex11TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    The relationship between economic complexity and economic growth: panel bootstrap granger causality analysis

    Akbulut Yildiz, Gizem; Yıldız, Barış

    The aim of this study, 10 of the Newly Industrialized Countries (China, India, Thailand, Malaysia, the Philippines, Turkey, South Africa, Brazil, Mexico, Indonesia) is to analyzed the relationship between economic growth and economic complexity. The period 1960-2016 was considered in the study. The developed by Hidalgo and Hausmann (2009)The Economic Complexity Index and Real GDP data were used in the analysis to determine whether the countries have a qualified export structure. The causality relationship between the variables was analyzed by using Konya (2006) causality test. According to the results of Konya (2006) panel causality analysis is the only one way, from the economic complexity to economic growth for Mexico, Malaysia and South Africa and two way for only China. On the other hand, in panel was obtained only one-way causality relationship from economic complexity to economic growth.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex17TR Dizin19
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2019
    Tax burden, political polarization and social diversity

    Keyifli, Nazlı; Akdede, Sacit Hadi

    In many countries in the world over the last 150 years, the tax burden has expanded significantly. In this respect, the tax size and scope of the governments are a theme that repeats itself in both public and public and academic discussions. In this study, the factors affecting the tax burden of the government (economic, political) in the 80 countries on the database of the World Bank were examined. In the study which used the 5-year averages of 1990-2015 years, the effect of economic and political factors on the tax burden was tested using the OLS and 2SLS methods. According to empirical findings, political polarization decreases the tax burden and that heterogeneous societies are less willing to participate in the financing of public services.

  • Derleme MakaleYalnız künye2019
    Vergi Ahlakı ve Belirleyicilerine Yönelik Literatür Araştırması: Türkiye Değerlendirmesi

    Yıldız, Barış

    Vergi uyumu modelleri genel olarak denetimve yaptırımlara odaklanmıştır. Ancak teorik veampirik literatür yalnızca denetim ve cezalandırmaüzerine kurulu vergi uyumu politikası ile başarıyaulaşamayacağı gerçeğini ortaya koymaktadır.Bu nedenle mükelleflerin vergilerini gönüllü olaraködemelerine etki eden ve uyumluluk kültürlerinigeliştiren sebepler incelenmeye başlanmıştır.Mükelleflerin vergi ödemeye yönelik tutumlarıincelenirken içsel bir motivasyon olan vergi ahlakıkavramına ulaşılmıştır. Vergi uyumunun daha iyianlaşılabilmesi için vergi ahlakına etki eden belirleyicilerintespit edilmesi gereklidir. Bu amaçlahazırlanan çalışmada ahlaki teşviklerin mükelleflerinvergilerini ödemesi için en önemli bileşenlerolduğu tespit edilmiştir. Çalışmada dünyada veTürkiye’de vergi ahlakının teorik-pratik altyapısıincelenerek vergi ahlakını etkileyen birçok belirleyicitespit edilmiştir. Kültürlerarası farklılıklardanötürü bu belirleyiciler değişebilmekle birlikte herdurumda vergi uyumu için en önemli etkenlerolduğu görülmüştür. Vergi ahlakına dair yapılançalışmalarda çeşitli yöntemlerin kullanıldığı veTürkiye’de en çok tercih edilen yöntemin anketlerolduğu dikkat çekmektedir. Türkiye’deki akademikçalışmalarda daha çok sosyo-kültürel, sosyodemografikve vergi bilinci değişkenlerinin vergiahlakı üzerindeki etkisi araştırılmıştır.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    2010-2015 dönemi itibariyle oecd ülkelerinde vergi açığının ölçülmesi

    Keyifli, Nazlı

    Vergi açığı kamu maliyesi yazınına yeni girmiş bir kavramdır. Kayıp vergilerin miktarınıtahmin edebilmek ve riskli alanlara yönelik politikalar belirleyebilmek amacıyla bir ülkeninvergi açığının tahmin edilmesi önemlidir. Bu nedenle, çalışmada, 2010-2015 yılları arasındakitüm OECD ülkeleri için vergi açığı incelenmiş ve vergi açığını hesaplamak için kullanılanmetodoloji ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Ülkeler genelinde kayıtdışı ekonominin genelseviyesini göstermek amacıyla GSYİH boyutu kullanılmıştır. Son olarak, ilk kez, 2010-2015yılları arasında tüm OECD ülkeleri için vergi açığı hesaplamaları yapılmıştır.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019Scopus SJRQ4
    Zigana Dağı (Gümüşhane, KD Türkiye) Dayklarının Jeokimyası ve Jeolojik Anlamı

    Sadıklar, Münür Burhan; Gücer, Mehmet Ali; Sipahi, Ferkan

    Eski bir magmatik yay olan Doğu Karadeniz Bölgesi (Pontidler) Sakarya Zonu içindeyer alan andezit ve porfirik dasit daykları Geç Kretase yaşlı volkanitleri kesmektedir.Andezit ve porfirik dasit daykları porfirik doku sergilemektedir. Andezitler başlıcaplajiyoklas ve ojit minerallerinden ibaret olup, plajiyoklaslar elek dokusu ve polisentetik ikizlenme göstermektedir. Ojit minerallerinin kenar kısımlarında opak mineral oluşumları yaygındır. Porfirik dasitler ise kuvars, plajiyoklas, amfibol ve biyotit minerallerinden oluşmakta olup, kuvars kristallerinin kenarları kısmen yenmiştir. Plajiyoklaslar yaygın olarak serizitleşmiş, daha az oranda kalsitleşmiştir. Amfiboller hidrotermal ayrışma sonucu klorit, karbonat (kalsit ve ankerit) ve opak minerallere, biyotitler ise genel olarak kloritlere dönüşmüştür. Ana oksit ve iz element değişim diyagramlarındaki düzgün yönsemeleri ve mineral ayrımlaşma diyagramlarındaki durumları, daykların gelişiminde fraksiyonel kristalleşmenin etkili olduğunu göstermektedir. Plajiyoklas ve ojit ayrımlaşmasının andezit daykların gelişiminde, hornblend ve plajiyoklas ayrımlaşmasının ise porfirik dasitlerin gelişiminde etkili olduğu belirlenmiştir. Zenginleşmiş okyanus ortası sırtı bazaltlara (Z-OOSB) göre normalleştirilmiş iz element diyagramında negatif Nb, P2O5 ve TiO2 anomalileri olup, büyük iyon çaplı elementler (BİYE) yüksek çekim alanlı elementlere (YÇAE) nazaran daha fazla zenginleşmiştir. Düşük Nb/U ile yüksek La/Nb ve Th/Nb oranları, andezit ve porfirik dasit dayklarının kıtasal kabuk kirlenmesinden etkilendiğini belirtmektedir. Sonuç olarak, daykların yay ortamında, Geç Kretase sonlarına doğru benzer kökenli ve yitim ilişkili metasomatize olmuş bir manto kaynağından türemiş oldukları düşünülmektedir.

    AtıfOpenAlex6TR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Humour in the serdengecti magazine

    Özcan, Ali

    Although the humour that arises from the need of criticism of people or events in social life is based mainly on laugh effect also takes a role of defence mechanism that is produced by social conscience. The humour that is able to make the truth acceptable has been used throughout the history of Turkish press. From the beginning to the present, in humour publishing that has been developed from the point of Marxist view, there have been limited number of right-winger humour magazines and newspapers. The Magazine Serdengeçti in the published period 1947- 1962 deserves to be examined with the humour chapter titled “Gülünç Hakikatler” (Ridiculous Facts) that took place in each volume. In this study, humour understanding of the Magazine Serdengeçti, which could be published only 33 volumes between 1947 and 1962, is analysed within the transition period from single-party state to multi-party system (1947-1950, the Republican People's Party power), within ten-years period of the Democratic Party and of the National Unity Government established after May 27, 1960 coup d’état and finally within the coalition period of the Republican People's Party and Justice Party. Results of the humour understanding is dealt with in the context of freedom of expression and publication ethics in various periods of power. In the research, which relates to humorous texts in the Magazine Serdengeçti, qualitative content analysis method is used. In this descriptive study, its humour language is dealt with by examining related volumes and its humour emphasis is debated through examples.

  • MakaleYalnız künye2019
    What military lessons can we learn from the korean war, 1950-53?

    Ugur, Omer

    The war of 1950-1953 in Korea was the first war by the United Nations against an aggressive statein the twentieth century. The war was also the most significant conflict to emerge at the beginningof the Cold War and it leaded to be decisive the route of the Cold War. The Korean War was notonly considerable reflection of the United States and the Soviet Union confrontation, but also theyavoided direct combat each other in this conflict. This war shaped again how the West and the Eastdealt with each other and also caused part of a revolution in war in history. Indeed, without theKorean war, no other possible event could have created the impact of Korea on diplomatic andmilitary options in world politics. The Korean war has created a situation where it avoided animportant perceived war threat that reveals high-level conflicts and policies that it was associatedwith the cold war. In this context, this paper will examine the main military, diplomatic and politicalissues of the Korean War. The aim of this paper is to explore the characteristics and nature ofKorean War, and also to examine why the Korean War was the birthplace of doctrine of limitedwar at beginning of the Cold War. In this way, it can be understood why the Korean war stronglyinfluenced world politics, and how it created most of the features of the cold war.

  • MakaleYalnız künye2019
    Balkanların islamlaşmasındaki hoca ahmed yesevi etkisine kamu diplomasisi perspektifinden bakmak

    Sancak, Kadir

    Kamu diplomasisi kavramının literatürde kullanılmaya başlanmasının henüz yarım yüzyıllık bir geçmişi bulunmakla birlikte bu kavramla ifade edilen faaliyetlerin çok daha eski tarihlerden itibaren uygulandığı bilinmektedir. Kamu diplomasisindeki temel amaç başka toplumları etkilemektir. Bu amaç, kendinizin ve sahip olduğunuz değerlerin her türlü meşru kanalla karşı tarafa tanıtılması şeklinde gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda geçmişe bakıldığında, Hoca Ahmed Yesevi’nin faaliyetleri ile kamu diplomasisi uygulamaları arasında bir bağ kurmanın mümkün olduğu görülmektedir. Türk İslam Dünyası’nda oldukça önemli bir şahsiyet olan Hoca Ahmed Yesevi, on binlerce mürit/derviş yetiştirerek onları Türkistan merkezli olarak doğu-batı, kuzey-güney hattında irşat misyonuyla görevlendirmiştir. Ağırlıklı olarak batıya yönelen bu dervişlerin gittikleri yerlerden biri de Balkan toprakları olmuştur. Henüz Balkan coğrafyasının İslam’la şereflenmediği bu dönemde söz konusu dervişler Hoca Ahmed Yesevi öğretisini buralara taşıyarak, bölgenin Türk İslam kültürü ile tanışmasına vesile olmuşlardır. Dervişler bu topraklarda kendilerine tekkeler kurmuş ve yaptıkları köprüler, inşa ettikleri değirmenler ve bunun gibi faaliyetlerle doğrudan halkla iç içe olmuş ve onlara hizmet etmişlerdir. Başta Sarı Saltık olmak üzere bu gelenekten yetişen dervişler örnek davranışları ile burada yaşayan halka model olmuş ve bu topraklarda İslamiyet’in yayılmasında temel bir rol oynamışlardır. Bu çalışmada Yesevi geleneğinden gelen dervişlerin Balkanların İslamlaşması bağlamındaki faaliyetleri kamu diplomasisi kavramı perspektifinden ele alınacaktır. Esasında modern bir kavram olan ancak uygulama örneklerine çok eski zamanlardan beri rastlanan kamu diplomasisi uygulamaları ile dervişlerin faaliyetleri arasındaki benzerliklere ve farklılıklara işaret edilecektir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele