Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Arapça Öğrenenler İçin Bilgisayar Destekli Eğitim Sözlüğü: Geleceğin Vizyonu

    Abdulvahitoğlu, Ali

    Dil sözlükleri, anadili Arapça olmayan öğrenciler için kelimelerin anlamlarını, yazılış ve telaffuz şekillerini, çeşitli kullanımlarını ve eşdizim, eşanlamlılık, zıtlık ve sözel çağrışım açısından diğer kelimelerle ilişkilerini öğrenmek için önemli bir kaynak olarak kabul edilmektedir. Anadili Arapça olmamakla birlikte, Arapça öğrenen öğrenciler için özel olarak oluşturulmuş sözlüklerin azlığı ve yaşadığımız çağdaki teknolojik devrimin bir sonucu olarak, özellikle Arapça öğrenenlere yönelik bilgisayar destekli bir eğitim sözlüğü geliştirmek, acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, söz konusu öğrencilerin Arapça eğitimi esnasında kullandıkları sözlüklerin durumunu ve bu tür sözlüklerin vizyonunu belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırma problemi, araştırmanın amaçları, önceki çalışmalar, araştırma metodolojisi ve araştırmanın sınırlılıkları üzerinde durulmuştur. İlk bölümde dil sözlükleri konusu ele alınırken, ikinci bölümde yalnızca Arapça konuşmayanlara yönelik eğitim sözlüklerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Arapça konuşmayanlara yönelik bilgisayarlı destekli eğitim sözlüklerinin içeriğine dair gelecek vizyonlu bir bakış açısına yer verilmiştir. Çalışma, en göze çarpan bulgular ve önerilerilerle tamamlanmıştır. Bu çalışmada araştırmacı, hem tanımlayıcı hem de analitik yaklaşıma dayalı bir yöntem kullanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, anadili Arapça olmayanlar için yeni bir eğitim sözlüğü geliştirmek gereklidir. Bu sözlük, öğrencilerin gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte olmalı ve bilgisayar destekli sözlük oluşturma alanında gerçekleşen yeniliklere uygun olarak oluşturulmalıdır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2023
    XVIII. Yüzyıl Sanatçılarından Kırımlı Âlî ve Eserleri

    Doğan, Hasan

    Yalnızca Osmanlı Devleti’nin değil, tüm bir Türk tarihinin en renkli ve eğlenceli asırlarından olan XVIII. yüzyıl sanatsal ve edebî anlamda da sayısızca ismin yetiştiği bir dönem olarak dikkat çekmektedir. İstanbul’un fethinden sonra başkent olarak bir çekim merkezi hâline gelen İstanbul, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda ilim, eğlence ve sanat merkezi olarak da cezbedici bir mekân konumuna yükselmiştir. Bu nedenledir ki siyaset, ilim, sanat, şiir, eğlence vb. alanlarda payesi olan Osmanlı halkından imkân bulabilenlerin yolu İstanbul’a düşmek zorundaydı. Osmanlı başkentine yolu düşen bu kişilerden bir kısmı burada hayatlarına devam ederlerken doğum yerleri olan asıl vatanlarını ise künye olarak isimlerine yaşatmaya devam etmişlerdir. Bu türden örneklerden biri de bu çalışmanın konusu olan ve aslen Kırımlı olması nedeniyle “Kırımî” künyesi ile anılan Âlî’dir. Asıl adı Ali Can olan Âlî hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmadığından şairin doğum tarihi konusunda da yeterli bilgiye sahip değiliz. Hakkında yalnızca Belîğ Tezkiresi, Tuhfe-i Nâilî ve Türk Şairleri’nde bilgi bulunan Âlî’nin vefat tarihi konusunda da bazı tutarsız nakiller mevcuttur. Bu çalışmada, Âlî’nin İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde NEKTY03531 arşiv numarasıyla kayıtlı Mecmû’atü’r-resâ’il içerisinde yer alan Ukde-güşâ isimli eseri ile Dîvân’ı tanıtılacak, mürettibi olduğu bazı şiir mecmualarına değinilecek ve bu eserlerden hareketle bahis konusu şair ve müellifin hayatının karanlık noktaları aydınlatılmaya çalışılarak kaynaklarda nakledilen kimi yanlış bilgilerin tashihi yapılacaktır. Ayrıca çalışmada XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul’da yaşadığı tespit edilen Âlî’nin manzumeleri ve eserlerinden hareketle edebî yönü de ele alınacaktır. Makalenin sonunda da Âlî Dîvânı’ndan örnek manzumeler verilecektir

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye Türkçesi Doğu Grubu Ağızlarındaki Alıntı Sözcüklerde Ünsüz Göçüşmeleri

    Duran, Asım

    Türkçenin ilk yazılı belgelerinden itibaren farklı dillerle etkileşim içinde olması, çok sayıda yabancı sözcüğün Türkçeye girmesine neden olmuştur. Başlangıçta daha az karşımıza çıkan bu yabancı ya da alıntı sözcükler, ilişkide bulunulan dil sayısındaki artışa bağlı olarak sonraki dönemlerde fazlalaşmıştır. Bugün ise çoğu hem ölçünlü Türkiye Türkçesinde hem de Türkiye Türkçesi ağızlarında Türkçenin ses özelliklerine göre şekillenerek kullanılmaya devam etmektedir. Arapça ve Farsça kökenli sözcükler başta olmak üzere Batı dillerinden de pek çok sözcüğün Türkiye Türkçesinin ana ağız gruplarından biri olan Doğu Grubu ağızlarında yaygın şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Bununla birlikte bu ağızlarda kullanılan alıntı sözcükler, Türkçenin ses yapısına uygun şekilde telaffuz edilirken bazı fonetik değişimlere de uğramaktadır. İşte bu çalışmada, alıntı sözcüklerde meydana gelen yaygın fonetik hadiselerden birisi olan ve bir sözcük içerisindeki komşu veya uzak ünsüzlerin yer değiştirmesi şeklinde tanımlanan ünsüz göçüşmelerinin Doğu Grubu ağızlarında karşılaşılan alıntı sözcüklerdeki görünümü ele alınacaktır. Ayrıca çalışmada değerlendirilecek olan alıntı sözcükler, Doğu Grubu ağızlarıyla ilgili bilimsel kaynaklardan tespit edilerek alındığı kaynaktaki orijinal biçimiyle verilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Determination of Radioactivity Levels in Soil Samples of Recep Tayyip Erdogan University Campus in Rize Province

    Baltaş, Hasan; Esra, Yilmaz Bayrak

    Recep Tayyip Erdogan University Zihni Derin Campus, situated at the Eastern Black Sea Region of Turkey, in the province of Rize, was established on a land area of approximately 3.254.430.28 m². It was found that tea, which was thought to be affected by radiation after the nuclear accident at the Chernobyl Nuclear Power Plant, was buried in sacks in this area, which was used as a tea factory before. Therefore, it is crucial to determine the radiation levels in the campus area. In this study, the quantities of artificial (137Cs), and natural (226Ra, 232Th, and 40K) radionuclides, were assessed using a high purity germanium detector (HPGe) in 15 soil samples collected from the Zihni Derin Campus of Recep Tayyip Erdogan University in Rize. For 226Ra, 232Th, 40K and 137Cs the activity values of soil samples varied from 43.78 to 62.58, 29.85 to 41.61, 132.48 to 346.44 and 3.90 to 202.94 Bq kg-1, respectively. Upon comparison with the average global values provided by the UNSCEAR (2000), it was observed that the mean activity values for 226Ra and 232Th in the soil samples were higher. Conversely, the average activity concentrations for 40K and 137Cs were found to be lower than the world average values reported by UNSCEAR (2000). Furthermore, radiological hazard indexes were calculated and compared with internationally acceptable values. This research demonstrates that there are no health concerns for individuals exposed to the soil samples in the study area.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Sûfî Bir Şairde Ölüm Telakkisi: Hanyalı Nûrî Osmân Dîvânı’ndaki Tarih Manzumelerinde “Ölüm”

    Yalçın, Dilek

    Osmanlı Şiiri içtimaî hayatın genelini ihtiva eder. Doğumdan ölüme, düğünden bayrama, sünnetten fetihlere kadar içtimaî hayatın bütün mevzuları Osmanlı şirinde ele alınmış; estetik bir üslupla ifade edilmiştir. Osmanlı şirinde gündelik yaşamla ilgili bazı hadiseleri ele almak gelenek hâline gelmiş hatta bu hadiseler etrafında müstakil edebî türler teşekkül etmiştir. Bunlardan birisi de yaratılış felsefesini, özlemi, yası, dünya ve ahiret telakkilerini, korkuları ya da övgüleri ihata eden ölümdür. Hayatın kaçınılmaz sonu olarak ölüm; Osmanlı şiirinde gerek müstakil gerekse diğer edebî türler içinde defalarca ele alınmıştır. Ölüm konusunu ele alan en yaygın türler; tarih manzumeleri ve mersiyelerdir. Divanındaki tarih manzumelerinde ölüm hadisesine geniş ölçüde yer veren şairlerden birisi de Hanyalı Nûrî Osmân’dır. Şairin tarih manzumelerindeki en önemli hususiyetler; ölümle ilgili zengin bir söz varlığını ihtiva etmesi, sayısının fazla olması, biyografik bilgileri içermesi, mersiye ve tezkirelerin muhteva özelliklerini yansıtması aynı zamanda yaratılış ile ilgili telakkileri beyan etmesidir. Ölüme düşürülen bu tarihlerdeki zengin kültürel doku ve söz varlığı, şairin sûfî ve tezkireci olmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmamızda öncelikle Hanyalı Nûrî Osmân Dîvânı’ndaki ölüm hadisesine düşürülen tarihlerde ölüm söz varlığı tespit edilmiştir. Daha sonra ölüm söz varlığı ışığında muhteva; ölüm telakkisi, dünya ve ahirete bakış, sûfînin yası, övgü, dua ve temenniler başlıkları altında incelenmiştir. Bu başlıklar vasıtasıyla Hanyalı Nûrî Osmân Dîvânı’ndaki ölüm hadisesine düşürülen tarihlerde ortaya konulan ölüm algısı; ölüm bağlamında ele alınan dünya, ahiret, cennet, rahmet, şefaat mevzuları ve yaratılış felsefesi tespit edilmiştir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Doğu Grubu Ağızlarında Ara Ünsüzler

    Kürüm, Mesut

    Dillerdeki sesler, genel olarak ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki gruba ayrılmakta ve bu sınıflandırmada çoğunlukla seslerin boğumlanma ve akustik özellikleri dikkate alınmaktadır. Dünya üzerindeki diller incelendiğinde bu dilleri birbirinden farklılaştıran özelliklerden birinin de dillerin yapısında yer alan seslerin meydana getirdiği gramer birlikleri olduğu görülmektedir. Dilin en küçük yapı birimi olan sesler, ölçünlü dillerdeki gelişmelerini genellikle dilin kuralları doğrultusunda sürdürürler. Seslerin ağızlardaki durumu ise çoğunlukla bundan farklıdır. Ölçünlü dilin kurallarına çok da bağlı olmayan ağızlardaki bazı fonetik hadiseler, Türkiye Türkçesi ağızlarında olduğu gibi, ünlü ve ünsüz çeşitliliğinin önemli nedenlerindendir. Doğu Grubu ağızları, ünsüz varlığı ile ölçünlü dilden ve kısmen diğer Türkiye Türkçesi ağızlarından farklı bir görünüm sergilemektedir. Yerleşim alanlarından bazılarının geçiş güzergâhı üzerinde yer alması, Azerbaycan Türkçesi ses özelliklerinin belirgin şekilde görülmesi, tonlulaşma, tonsuzlaşma, süreklileşme, uzunluk kaybı, kaynak kişiye bağlı birtakım özellikler ile fonetiğe dayalı değişimlerin henüz tamamlanmamış olması ve dolayısıyla yarım kalması; bu ağızlarda ara ünsüz diye tanımlanan bazı seslerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada, Doğu Grubu ağızlarıyla ilgili bilimsel kaynak ve eserler taranarak ara ünsüz olarak tanımlanan ve farklı sıklık oranlarında kullanılan on üç ses tespit edilmiş ve bu sesler örneklerle incelenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Bitki Örtülü Kanalların Akım Özelliklerinin Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği ile Belirlenmesinde Yakın Duvar Davranışının Etkisi

    Şibil, Rahim

    Bu çalışmada bitki örtülü kanalların akım özelliklerinin sayısal olarak tahmin edilmesinde önemli parametrelerden biri olan yakın duvar davranışı yaklaşımlarının sonuçlara etkisi incelenmiştir. Bu amaçla sayısal çalışmalar, Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) metodu ile analiz yapabilen Ansys Fluent yazılımı kullanılarak üç boyutlu, türbülanslı, sıkıştırılamayan ve kararlı akım koşullarında bitki örtülü dikdörtgen kesitli bir kanal için gerçekleştirilmiştir. Türbülans modeli olarak gerçekleşebilir k-ε (realizable k-ε) türbülans modeli kullanılmıştır. Sayısal çalışmalarda yakın duvar davranışı için farklı yaklaşımlar kullanılarak (standart duvar fonksiyonları, ölçeklenebilir duvar fonksiyonları, denge dışı duvar fonksiyonları ve geliştirilmiş duvar davranışı) kanaldaki hız dağılımları tahmin edilmeye çalışılmış ve sayısal çalışmalardan elde edilen sonuçlar literatürde yapılmış deneysel bir çalışmayla karşılaştırılarak en başarılı metot ortaya konulmuştur. Yapılan karşılaştırma sonucunda “geliştirilmiş duvar fonksiyonu” yaklaşımıyla kurulan sayısal çalışma en başarılı tahmin sonucu veren yaklaşım olmuştur. Ayrıca HAD analizi sonucunda elde edilen kanaldaki hız dağılımları verilerek, bitki örtülü açık kanal akımında hidrolik özellikler incelenmiştir. Kanal içerisinde bitkisiz bölgede minimum hızlar sadece kanal tabanında oluşurken maksimum hız ise y=14.1 cm yükseklikte su yüzeyinde V=0.051 m/s olarak hesaplanmıştır. Bitkili bölgede ise hızların kanal tabanı ve yüzeydeki yaprak yüzeylerinde sürtünmeden dolayı sıfır olduğu görülmektedir. Maksimum hız tabandan y=7.8 cm yükseklikte V= 0.041 m/s olarak gözlemlenmiştir. Bu çalışma, açık kanal akışının bitki örtüsüyle etkileşimini anlamak ve açık kanal sistemlerinin hidrolik performansını geliştirmek için önemli bilgiler sağlamaktadır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    The Burden of Covid-19 Cases on the Payer Institution: The Case of Aydın Provincial Ambulance Service

    Demır, Hüseyın; Karaer, Merve; Kaplan, Selma

    The study aims to assess the economic burden of Covid-19 cases on the payer institution in the context of ambulance services and to investigate the factors affecting costs. Data were obtained from Aydın Provincial Ambulance Service. Cumulative frequency, cumulative percentage and mean (standard deviation) statistics were used for descriptive findings. Logistic regression model was used to examine the factors affecting costs. Covid-19 cases posed a significant economic burden. The cost per case was approximately 466.40 TL and this amount was higher with additional diagnoses. The pandemics created a higher economic burden in 2020. Accordingly, Covid-19 cases accounted for 14.92% of the number of cases and 14.75% of the costs, with an average cost per case of 447.12 TL. In the second year (2021), the economic burden of the pandemic decreased significantly. Accordingly, the share of Covid-19 cases was 7.69%, while the cost share was 7.12%. The average cost in that year was 503.6 TL. Age, triage, reason for call, urban & rural and region variables had a significant effect on costs. There was a statistically significant relationship between advanced age and high costs per case. Covid-19 cases caused a significant economic burden on the payer. It is considered that the implementation of principles and practices related to risk and crisis management for provincial ambulance services will contribute to reducing costs. It is thought that the findings will be useful for other decision makers and policy makers, especially the payer institution.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • Derleme MakaleYalnız künye2023
    Adli Sistem İçerisinde Sosyal Çalışmacıların Bilirkişilik Uygulamaları

    Kesen, N.Feyzal; Bilgin, Özkan

    Adli çalışma, sosyal çalışma mesleğinin hukuk sistemi içerisinde uygulamalarını yürüttüğü bir alandır. Bu uygulamalar yargılamanın aşamasına göre değişiklik göstermektedir. Suç işleyen bireylerle rehabilite edici çalışmalar yapmanın yanı sıra; soruşturma ve kovuşturma aşamalarından oluşan yargı süreçlerinde bilirkişi rolü yerine getirilmektedir. Mesleki bilgileri ile sosyal hizmet alanındaki davalara ilişkin yargılamalarda yer alan sosyal çalışmacılar, hukuk sisteminde sosyal çalışmanın hukuki rolünü temsil etmektedir. Adli sosyal çalışmacılar bilirkişi rolü ile adli süreçlere dâhil olur ve alınan kararları etkiler. Bu rol, adli sosyal çalışmacıların bilirkişi rolünün önemini ortaya koymaktadır. Türkiye'de hukuk sisteminde bilirkişinin rolü ve statüsünde son dönemde bir değişiklik olmazken, bilirkişilik sisteminde yeni gelişmelerin olduğu görülmektedir. Yeni bilirkişilik sistemi ile adli sosyal çalışmacıların bilirkişilik sistemindeki rol ve görevlerini ortaya koyan çalışmalara ilişkin bir literatür boşluğu olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada 2018 yılı itibari ile Türkiye'de uygulanmaya başlayan yeni bilirkişilik sistemi anlatılacak ve adli sosyal çalışmacıların bilirkişi olarak rolleri ve görevleri hakkında açıklamalar yapılacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Giresun ilinde Covid-19 pandemisinin ekoturizmi nasıl etkilediğinin belirlenmesi

    Çakir, Günay; Kır, Haşim

    Ekoturizm, insanların doğal ortamlarda eğlenerek ve doğa harikalarını hayranlıkla izleyerek vakit geçirdikleri bir aktivite türüdür. Doğal güzelliğin en önemli özelliklerinden biri sosyal ve kültürel sakinliği sağlama potansiyelidir. Türkiye'de Mart 2020'de Covid 19 pandemisi salgını haini almaya başlamıştır. Bu çalışma, Giresun'un ekoturizm destinasyonlarını 2018-2021 yılları arasında kaç kişinin ziyaret ettiğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Özellikle 2020 yılında bölgeye gelen turist sayısı azalmıştır. Giresun İli'ne gelen ziyaretçiler, İl Turizm Müdürlüğü tarafından kentin girişinde kayıt altına alınmaktadır. Turizm acentelerinin kayıtları hem yerli hem de yabancı turistlerin tespitini kolaylaştırmaktadır. Giresun iline 2018 yılında 182313 turist ve 2020 yılında 105064 turist gelmiştir. Covid-19 pandemisi nedeniyle turist sayısında iki yılda 77249 azalma olmuştur. Pandemi kısıtlamalarına rağmen yerli turistler temiz hava ve güzel bir yaşam tarzı sağladığı için eko-turizm mekânlarını tercih etmişlerdir. Giresun'a uzak bölgelerden gelen yerli turistler ekoturizm bölgelerinde konaklamışlardır. Bölgemizde çok sayıda ekoturizm destinasyonu bulunmasına rağmen altyapı, ulaşım alternatifleri ve konaklama imkânlarının yetersizliği nedeniyle çok sayıda ziyaretçinin çevre illere yöneldiği de tespit edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Yaklaşan Son Sâat’in Ön Göstergeleri

    Kayhan, Mustafa

    Kur’ân, bu dünyanın bir başlangıcının olduğunu, bir de sonunun bulunduğunu beyan etmiştir. Aynı şekilde Kur’ân, insanlığın da bu dünyaya bir girişinin olduğunu ve son sâatte bir son çıkışının olacağını belirtmiştir. Ayrıca insanın sorgulanmak üzere yeniden diriltileceği bir öte dünyanın bulunduğunu da dile getirmiştir. Kur’ân, insanlığın ve evrenin bu sonunu özel bir terimle, yani son sâat ifadesiyle anlatmıştır. Kur’ân’da bu son sâat’in ansızın ve habersiz gelişeceği, bilgisinin hiç kimseyle paylaşılmadığı ve mutlak bir gayb olduğu da bildirmiştir. Yine Kur’ân, son sâat’ten evvel gerçekleşecek olan bazı alâmetlerden de bahsetmiştir. Zira bir ayette “...Onun şartları gerçekleşmiştir...” (47/18) bile buyurmuştur. Yine Cibril hadisinde Hz. Nebiye Metas sâah? sorusu yöneltilmiştir. İşte bu makalede son sâat’ten önce gerçekleşeceği Kur’ân’da beyan edilen veya yazarın alâmetler olarak değerlendirdiği konular tetkik edilmiştir. Bu etütte son sâat’in ansızın gerçekleşeceğine dair vurgu merkeze alınmıştır. Bu bağlamda asıl konu, Sûr’a üflenmesi, evrenin son bulması ve insanlığın yeryüzünden çekilmesi konularıyla desteklenmiştir. Kur’ân, son elçi olarak son sâat’in hem habercisi hem de son sâat’le ilgili tüm bilgilerin bildiricisi sıfatıyla Hz. Nebinin görevlendirildiğini belirtmiştir. Aynı şekilde son sâat’i habercisi olarak seçilen Hz. Muhammed’e Kur’ân’ın indirilmesi de son sâat’in en net göstergelerinden olmuştur. İki konuda Kur’ân’da net beyanlar yer almıştır. Kur’ân’da Hz. Nuh’tan, gemisinden veya tûfan hadisesinden geriye bir âyet bırakıldığı, bundan insanların mutlaka ibret alacağı vurgulanmıştır. Bir de Kur’ân’da iki denizin arasına bir engel konulduğu ve oraya da Firavun’un bedeninin gömüldüğü de belirtmiştir. Bu iki işaretin son sâat’ten evvel zuhur edeceği ve bir şekilde insanlığın kendisine gelmesini sağlayan bir mucize olacağı açıklanmıştır. Aslında Hz. Mûsâ’nın salih kul ile Mecmeu’l-Bahreyn’de buluşmak için çıktığı yolculuk ve o seferde değinilen kimi durumlar, iki denizin birleştiği yerin nasıl bulunacağının ve orada gömülü Firavun’un bedeninin nasıl çıkarılacağının yöntemini göstermiştir. Bunlar, sâat’in geçmişteki ön göstergeleri olduğunu ve bazı yansımalarının da gelecekte görüleceğini vurgulayan ön işaretler olarak değerlendirilmiştir. Bu aşamada son sâat’in Kur’ân’da ifade edildiği düşünülen ön belirtileri, geçmişte gerçekleşmiş ve neticesi ileride görülecek işaretler ile gelecekte gerçekleşecek belirtiler olarak ikiye ayrılmıştır. Böylece konu sadece son sâat’in ön göstergeleri bağlamında daha detaylı ve asıl mevzuya odaklı bir şekilde etüt edilmiştir. Kur’ân’da son sâat’in gelecekte ortaya çıkacak kimi işaretlerine de temas edilmiştir. Bu ön işaretlerin insanlığın uyanmasını sağlayacağı ve kendine gelmesine neden olacağı bu araştırmada net olarak vurgulanmıştır. Bu bağlamda mesela Kur’ân'da son sâat’ten evvel ayın kesinlikle yarılacağı beyan edilmiştir. Tam olarak sıralaması bilinememekle birlikte Kur’ân'da son sâat’in öncesinde topraktan Dâbbe gibi bir canlının ilk defa var edileceği ve bu varlığın, Allah'ın mucizelerine inanmadıklarını insanların yüzlerine haykıracağı açıklanmıştır. Dahası Kur’ân, dünyayı saran bir dumanın gökten ineceğini ve insanları çaresiz bırakacağını da beyan etmiştir. Bu sırada Zülkarneyn’in güneşin ufukta battığı son akşama gideceği ve helak olmak üzere olan kavmi Allah’a inanmaya davet edeceği de belirtilmiştir. Bu arada daha önceden çıkmış ve o zamana kadar insanları canından bezdirmiş olan Ye’cûc ve Me’cuc’un saldırılarına Zülkarneyn’in bir set yaparak engel olacağı anımsatılmıştır. Yine Zülkarneyn’in halkı bezdiren dumanın kaldırılması için rabbine dua edeceği ve bu niyazıyla da halkın üzerine çöken felaketin kaldırılacağı dile getirilmiştir. Ayrıca Zülkarneyn'in son sâat’te gittiği son akşamda batan güneş zamanından biraz geriye geleceği, duman felaketinden etkilenen ve onlarla baş edemeyen son dünya insanlarını tevhide çağıracağı da açıklanmıştır. Bu bağlamda sünnetullah’ın üçüncü aşamasında Yec’ûc ile Mec’ûc’un sıkıntısından usanan o toplumu gafletten uyandıracağı da ifade edilmiştir. Buna rağmen hâlâ inkârda direnenlerin son kez helak edileceği ve yerden çıkarılacak Dâbbe’nin Allah’ın mucizelerine insanlara inanmadıklarını söyleyeceği de Kur’ân’da açıklanmıştır. Kur’ân’da son sâat’in önünde belirecek bazı ön göstergelere temas edilmiş ve diğer işaretler de dolaylı yorumlarla bu kapsamda değerlendirilmiştir. Bu işaretlerin son sâat’in hemen öncesinde kısmen de olsa içine düştüğü gafletten insanlığın kurtulmasına vesile olacağı, uyanmasını sağlayacağı ve araştırılan konunun öneminin de burada kendini gösterdiği vurgulanmıştır. Zira insanların gittiği yolun, onları çıkmaza sürüklediği bu meseleler vasıtasıyla vurgulanmıştır. Böylelikle bir nebze de olsa insanların bu işaretler yoluyla kendilerine bir çeki düzen vereceklerine vurgu yapılmıştır. Bu açıdan meseleleri çözümlemek ve umulan sonuçlara ulaşabilmek için bu araştırmada analiz, sentez, tümevarım ve tümdengelim metotlarından istifade edilmiştir. Kur’ân bağlamında eşrât-ı sâat konusunu derli toplu olarak bir arada ve farklı bir bakış açısıyla ele alan bir çalışmaya literatürde rastlanmamıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Nato standartlarında bir deniz kuvvetleri inşası:ukrayna 2035 deniz stratejisi örneği

    Tutak, Eda

    Azak Denizi ve Karadeniz’e bulunan kıyıları, enerji rezervlerine yakınlığı, Rusya ve Orta-Asya enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasındaki transit ülke konumu Ukrayna’yı bölgede sürdü-rülebilir güvenliğin kilit aktörü haline getirmektedir. Bağımsızlığını kazandığı 1991 yılından iti-baren NATO ile ortaklık geliştiren Ukrayna, bir taraftan ülkedeki otokratik eğilimleri yumuşat-mak diğer taraftan Rusya’dan gelen baskıları dengelemek için NATO ile iş birliğini askerî, siyasi ve jeopolitik kapsamda araçsallaştırmıştır. Ukrayna, 2.759 km kıyı uzunluğu ve 72 bin km²’den fazla münhasır ekonomik bölgesiyle askerî ve ekonomik açıdan ulusal çıkarları denizlerle ya-kından bağlantılı olan bir devlettir. Dolayısıyla denizlerde hareket yeteneğine sahip, modern ve gelişmiş bir donanma gücüne sahip olmak Ukrayna açısından kritik önem taşımaktadır. Ancak 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle birlikte Ukrayna Donanması’nın %70’i yok ol-muş, 2022 yılında Rusya tarafından Ukrayna’ya karşı başlatılan geniş çaplı askerî operasyon ise Ukrayna Donanması’nın hayati önemini yeniden ortaya koymuştur. Bu çalışmanın amacı Uk-rayna tarafından yayınlanan 2035 Deniz Kuvvetleri Strateji Belgesi’ni analiz etmek ve belgede yer alan reformların NATO standartları, ilkeleri ve değerlerini içeren hedeflerini incelemektir. Ukrayna Deniz Kuvvetleri, 2035 yılına kadar NATO standartlarında modern ve gelişmiş do-nanma gücü inşa etmeyi ve açık deniz hareket kabiliyetine sahip bir kuvvet yapılanması ger-çekleştirmeyi hedeflemektedir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Spor salonuna giden bireylerin beslenme alışkanlıkları, beslenme bilgı düzeyi ve besin desteği kullanımlarının belirlenmesi

    Aygül, İmdat; Yılmaz, Hacı Ömer

    Bu araştırma, spor salonuna giden bireylerin beslenme alışkanlıkları, beslenme bilgi düzeyi ve besin desteği kullanım durumlarını belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Tanımlayıcı-kesitsel tipte olan araştırmanın verileri anket aracılığıyla elde edilmiştir. Anket formu demografik bilgiler, beslenme alışkanlıkları, Yetişkinler İçin Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği ve besin desteği kullanımına yönelik sorulardan oluşmaktadır. Araştırmada 360 spor salonuna giden bireye (242 erkek, 118 kadın, ortalama yaş=22,1±5,6 yıl) ait veriler değerlendirilmiştir. Katılımcıların beslenme alışkanlıklarının önerilen düzende olmadığı, %19,4’ünün kötü düzeyde temel beslenme ve %17,5’inin kötü düzeyde besin tercih bilgisi olduğu ve %30,0’ının ise besin desteği kullandığı belirlenmiştir. Spor salonuna giden bireylerin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanımı ve yüksek beslenme bilgisi edinimine bağlı olarak, daha bilinçli ve doğru şekilde besin desteği kullanım tercihinin olabileceği düşünülmektedir. Bu konuda, özellikle spor ve sporcu beslenmesi alanında uzmanlaşmış diyetisyenler bilgi edinim kaynağı olarak tercih edilebilir. Ayrıca, spor salonuna giden bireylerin beslenme konusunda sıklıkla bilgisine başvurduğu salon antrönerlerinin de besinler, besin destekleri ve sporcu beslenmesi ile ilgili bilimsel kaynakları tercih etmesi ve bireyleri daha doğru ve sağlıklı bir şekilde yönlendirmesi önerilmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2023
    Bütünleştirilmiş bahp-bedas yaklaşımıyla rfıd firmalarının değerlendirilmesi

    Gergin, Ramazan Eyüp

    Günümüz dünyasında artan teknolojik gelişimler nedeniyle Radyo Frekans Tanımlama (RFID) teknolojisi lojistik firmalarının vazgeçilmez unsuru haline gelmektedir. RFID hizmetleri firmaların yapılarına göre çeşitlilik gösterir. Bu nedenle en uygun RFID hizmet sunumu sağlayacak firmanın belirlenmesi önem kazanmaktadır. Bu çalışma RFID hizmetinden faydalanan bir lojistik firması için RFID hizmeti sunan en uygun firmayı belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışma, bulanık analitik hiyerarşik süreç (BAHP) ve bulanık ortalama çözüme olan mesafeye dayalı değerlendirme (BEDAS) teknikleri uygulanarak en uygun RFID hizmet sağlayıcısının belirlenmesi için bütünleştirilmiş bir bulanık çok kriterli karar verme yaklaşımı sunmaktadır. Çalışmanın sonuçlarına göre RFID firmalarının değerlendirilmesinde en etkili kriter 0,1675 önem ağırlığı ile Teknolojik Yetenek olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, Alternatif 2 firması çalışmadaki alternatif firmalar arasında RFID hizmeti sağlama açısından en uygun firma olarak belirlenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin Afet Risk Algısı ve Afete Hazırlıklı Olma İnanç Durumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Doğru, Salih; Coşkun, Zülal

    Bu çalışmanın amacı, Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin afet risk algısı ve afete hazırlıklı olma inanç durumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma kesitsel tanımlayıcı tiptedir. Çalışma verileri çevrimiçi anket yöntemiyle Haziran-Temmuz 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma evreni, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde 2021-2022 Eğitim-Öğretim Yılı Bahar Döneminde eğitim alan 1597 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örneklem, 310 kişi olarak tespit edilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracında, sosyo-demografik bilgi formu, Üniversite Öğrencileri Afet Risk Algısı Ölçeği ve Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği oluşturmuştur. Sosyodemografik değişkenlerin tanımlanmasında yüzdelik ve standart sapma kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde korelasyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların %62,0’ı kadınlardan oluşmaktadır ve 29,7’si ise Acil yardım ve Afet yönetimi bölümü öğrencileridir. Ayrıca %33,2’si 2. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Katılımcıların Afet Risk Algısı Ölçeği ortalama puanı 55 (Orta düzey), Afet Hazırlık İnanç Ölçeği puan ortalamaları ise 141 (Orta düzey) olarak bulunmuştur. Afet Risk Algısı ile Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği arasında orta düzeyde, negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=-,398; p=,000). Verilerin analizinde, t-Testi, Mann-Whitney U testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal-Wallis H testi, Basit Korelasyon ve Basit Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin genel afet hazırlık inancı arttıkça afet risk algılarının da azaldığı görülmektedir.

    AtıfTR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Vergi Uyumu Konusundaki Makalelerin Web of Science Veri Tabanına Dayalı Bibliyometrik Analizi

    Günay, Hamdi Furkan

    Vergi uyumuna yönelik tartışmalar uzun süredir devam etmekte ve ilgili yazın farklı disiplinlerden araştırmacıların katkılarıyla zenginleştirilmeye devam etmektedir. Bu yönüyle vergi uyumu uzun yıllardır olduğu gibi gelecekte de araştırmacılar için ilgi çekici bir çalışma alanı olma özelliğini korumaktadır. Buna karşın literatür incelendiğinde vergi uyumu araştırmalarının genel eğilim ve özelliklerini ortaya koyan çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu araştırmanın amacı Web of Science veri tabanında indekslenen vergi uyumu çalışmalarının bibliyometrik analizini yapmaktır. Bu doğrultuda 1982-2023 yılları arasında yayınlanmış 829 makale, RStudio programında “biblioshiny” paketiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz kapsamında vergi uyumu çalışma alanında yayın yapan en etkili dergiler, yazarlar, ülkeler, iş birliği durumları, kelime analizleri, tematik harita ve evrim gibi çeşitli bibliyometrik göstergeler sunulmuştur. Alandaki en üretken derginin Journal of Economic Psychology olduğu ve en üretken, en çok atıf alan ve en çok iş birliği gerçekleştiren yazarın ise Erich Kirchler olduğu tespit edilmiştir. Yıllar itibarıyla vergi uyumuna ilişkin makale sayılarında önemli bir artış ivmesi görülmekle birlikte “tax law”, “e-government” ve “economics” konularına son yıllarda yaşanan tematik evrim çalışmayla ulaşılan bazı diğer bulgular arasındadır. Çalışmanın vergi uyumu araştırma alanının genel görünümünün ortaya koyulması ve gelecek araştırmalara yol göstermesi bakımından faydalı olacağı düşünülmektedir.

    AtıfOpenAlex6TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Adsorption of hexavalent chromium from aqueous solution onto corn cobs – activated carbon

    Gundogdu, Ali; Bozbeyoglu, Pinar

    This study evaluated the performance of a new activated carbon (CCs-AC) produced from corn cobs by boric acid activation for the effective removal of hexavalent chromium, a heavy metal with high potential to pollute the environment, from wastewater. For this purpose, with the help of parameters such as solution pH, contact time, initial Cr(VI) concentration, CCs-AC dose, desorption and temperature, the removal of Cr(VI) ions from aqueous solution by adsorption on CCs-AC was investigated from equilibrium, kinetic and thermodynamic point of view. As a result of the experiments, it was determined that the optimum solution pH was 2.0, the contact time was 4 hours, and the desorption solution was 3.0 M NaOH. From the kinetic data, it was determined that the adsorption was compatible with the pseudo-second order kinetic model and the maximum Cr(VI) adsorption capacity (123.7 mg/g) obtained from the Langmuir isotherm model showed that CCs-AC was of competitive quality with the literature. From the thermodynamic data, the positive ΔH value indicates that the adsorption is endothermic and the value of 12.00 kj/mol indicates that the adsorption is rather chemically driven. The negative ΔG value indicates that the process proceeds spontaneously with an increase in temperature, while the ΔS value indicates an increase in the amount of unused energy.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex8TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Türkiye’de Tarımsal Büyümeye Etki Eden Ekonomik Faktörler (Bir Regresyon Analizi)

    Merddan, Kurtuluş

    Tarımsal üretim, ekonomik olarak karmaşık ve rekabetçidir. Tarımsal üretim hem nüfusun beslenme ihtiyacını karşılamakta hem de doğumda yaşam beklentisini artırmaktadır. Bu çerçevede emek gücünün üretim sürecine olan katkısı sürekli artmakta, yaşam süresi de göreceli olarak uzamaktadır. Tüm bunların yanında tarım sektörü; imalat sanayisine hammadde tedarikinde bulunmakta, iç talep yaratmakta ve sanayileşmenin finansmanında kullanılabilecek yurt içi tasarruf arzını artırmaktadır. Bahse konu olan bu unsurlardan hareketle tarım sektörünün ekonomik büyümeye doğrudan ya da dolaylı etkisinin olduğu düşünülmektedir. Son yıllarda Türkiye ekonomisi birçok iç ve dış gerilimle karşı karşıya kalmasına rağmen, ekonomideki büyüme devam etmiştir. Tarım sektöründe meydana gelen bu büyümeye etki eden ekonomik faktörlerin belirlenmesi çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Bu kapsamda 2000-2022 yılları arası 23 yıllık zaman serisi verilerinden yola çıkılarak, regresyon analizi yapılmış ve tarımsal büyümeyi etkileyen ekonomik faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada; tarımsal destekler, kamu sektörü ve özel sektör tarafından gerçekleştirilen tarımsal sabit sermaye yatırımları, tarımın GSYİH içindeki payı, tarımsal istihdam ile tarımsal GSYİH arasındaki ilişki bir regresyon analizine tabi tutulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular kapsamında tarımsal desteklemelerin, sabit sermaye yatırımlarının, tarımın GSYİH içindeki payının büyümeyi olumlu, tarımsal istihdam sayısının ise tarımsal büyümeyi olumsuz yönde etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    An Investigation of the Effects of Some Parameters on the Shooting Performance of Air Rifle Shooters in Terms of Gender and Level of Competition

    Can, İbrahim; Bayrakdaroğlu, Serdar; Ertürk, Ceren

    The purpose of this study is to compare the effects of some parameters on the shooting performance of air rifle shootersin terms of gender and level of competition. To achieve this, 20 air rifle shooters who ranked in the Air Guns Turkey Cup and Air Guns Turkey Championships volunteered for the study. In this study, the height and body composition of the participants were measured, and then grip strength, back and leg strength, heart rate, flexibility, vital capacity, static balance, dynamic balance, and reaction time tests were performed. One (1) series, which included ten (10) shots was fired to determine the shooting success of the participants. There found a positive and high statistical significance between the scoresof the elite shooters in a series of shots and their expected vital capacity measurements (r=.656; p<0.05), between the scores of the junior shooters in a series of shots, their measured vital capacity (r=.820; p<0.01), their vital capacity percentage (r=.686; p<0.05), and their right-hand grip strength (r=.703; p<0.05). Furthermore, while a negative and high significance was acquired between the male participants’ scores in a series of shotsand the right foot dynamic balance (r= -790; p<0.05), there was a positive and high correlation between the scores of female participants in a series of shots and their expected vital capacity (r=.704; p<0.05). As a result, it was concluded that some performance parameters in terms of gender and level of competition affected the shooting performance of the participants.

    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Some Quality and Microbiological Traits of Tokat Tarhana Obtained from Different Wheat Cultivars Under Various Drying Conditions

    Bahar, Bilge; Baltaci, Cemalettin; Gençer, Sevil

    This study was carried out to evaluate the variations in some quality traits of Tokat red pepper tarhana samples according to the cultivars and drying techniques. For this aim, five white grained bread wheat cultivars such as Altınöz, Candaş, Gökkan, Şahika, and Yakamoz were used as material. And, tarhana samples were dried under open air, airflow oven and vacuum. The study was conducted with three replications according to the split plot design in random plots. All quality traits showed statistically significant variations for the bread wheat cultivars (C), drying techniques (DT), and DT×C interactions. Thus, airflow oven showed the highest values among the drying techniques for the contents of ash (8.5892%), total titration acidity (27.433%) and salt (6.842%). On the other hand, open air drying technique presented the highest values for moisture (14.556%), pH (4.349) and the density of lactic acid bacteria (LAB) (1.4×104 CFU g-1 for M17 agar, 2.4×104 CFU g-1 for MRS agar. Also, Gökkan cv had the highest percents for all quality traits except LAB density. These findings showed that the most suitable bread wheat cultivar for Tokat red pepper tarhana was Gökkan cv, and the most favorable drying technique was open air drying. In addition, it is understood from the results that wheat cultivar and drying technique which used in tarhana production were essential factors. So, tarhana sector should choose the best wheat cultivar and drying technique to be used in tarhana production for consumer taste and healthy diet. From this study, it is understood that the open air drying is the most sustainable technique in terms of both production and consumption.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele