Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Enerji nakil hattında kullanılan yüksek sıcaklık süperiletken (HTS) kablo ile geleneksel bakır kablo karşılaştırması

    Ahmet Burak Sanlav

    Günümüzde enerji üretiminin öneminin olduğu kadar üretilen bu enerjinin de son tüketiciye de kadar taşınması bir hayli önemlidir. Enerji dağıtımı yapılırken tüketiceye ulaşana dek enerji kalitesini en iyi şekilde sağlamak gerekmektedir.Bu enerji kalitesini sağlayabikmek için hatta oluşabilecek gerilim düşümü, güç kaybı, yük akışı, akım kaybı parametrelerini en aza indirmek gerekmektedir. Bu çalışmada geleneksel iletken ile süperiletkeni 154 kV, 66 kV ve 34.5 kV şebeke değerindeki enerji dağıtım hattında Digsilent powerfactory programı kullanılarak simülasyon çalışmaları yapılmıştır. Sırasıyla 154 kV, 66 kV ve 34.5 kV değerinde olan şebekelerde farklı iletken uzunlukları ile süperiletken ve geleneksel iletkenin analiz sonuçları elde edilmiştir. Gerçekleştirilen bu simülasyon sonucunda, iki farklı iletkenin elektriksel kayıp analizleri grafikler üzerinden karşılaştıralak, enerji dağıtım hatlarında geleneksel iletken yerine süperiletkenlik kullanıldığı durumda enerji kayıpları en az seviyeye inerek nihai tüketiceye ulaşacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Homotopi analiz yöntemi ile diferansiyel denklemlerin rastgele analizi

    Eda Yıldız

    Bu çalışmada adi, kısmi ve diferansiyel denklem sistemlerinin katsayıları veya başlangıç koşulları farklı olasılık dağılımlarından seçilerek, denklemler rastgele hale getirilmiştir. Rast gele davranışları için Normal, Gamma, Düzgün, Laplace, Beta ve Üçgensel gibi sürekli zamanlı olasılık dağılımları kullanılarak incelendi. Rastgele hale getirilen bu denklemler literatür de lineer olmayan denklemlerin çözümün de de yaygın olarak kullanılan Homotopi kavramı ile Taylor serisini birleştiren seri çözümlerinin yakınsaklık bölgesini ve hızını kontrol etmeyi sağlayan Homotopi Analiz Metodun' dan faydalanılarak çözümler elde edilmiştir. Elde edilen rastgele diferansiyel denklemlerin olasılık karakteristiklerinden en yaygın olarak kullanılan beklenen değer, varyans ve değişim katsayısı hesaplanarak bulunan çözümlerin grafikleri MATLAB veya MAPLE paket programları yardımıyla çizdirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Influencer pazarlamada materyalizm ve hedonizm etkisi

    Muhammet Yusuf Tokay

    İnsanlık tarihinden bu yana süregelen tüketim olgusu halk arasında bir şeyin tüketilip yok olması anlamına gelirken, ekonomi biliminde ise yalnızca hür insanların mal ve hizmetleri kullanarak ihtiyaçlarını karşılanması olarak tanımlanır. Günümüzde sürekli olarak değişen ve gelişen teknolojik gelişmeler ve buna bağlı olarak artan sosyal medya kullanımı birçok alanı etkilediği gibi tüketim davranışlarını da etkileyerek farklı boyutlara taşımıştır. Özellikle sosyal medyanın insan hayatına girmesiyle beraber pazarlama faaliyetleri de bu durumdan etkilenerek çağın gerekliliğine cevap vermek amacıyla değişime uğramıştır. Yeni bir pazarlama faaliyeti olan influencer pazarlama geleneksel pazarlamaya göre daha düşük maliyetli ve daha geniş kitlelere hitap etmesi nedeniyle daha çok tercih edilir hale gelmiştir. Sosyal medya sayesinde kişilerarası etkileşimin artmış ve insanların sosyal statüleri daha da belirgin hale gelmiştir. Bu bağlamda insanlar sosyal statülerini arttırmak veya alışveriş yaparak haz almak amacıyla tüketim yapar hale gelmiştir. Çalışmanın amacı günümüzün revaçta pazarlama stratejisi olan influencer pazarlamanın tüketicilerin satın alma davranışları üzerindeki materyalizm ve hedonizm etkilerini tespit etmektir. Bu amaçtan yola çıkarak tüketicilerin hangi influencerlar'ı takip ettiği, takip ettiği influencer'a ne kadar güvendiği, ürün hakkında ne kadar bilgi alabildiği ve satın alma kararında ne kadar etkili olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmamızda online anket yöntemi kullanarak influencer takipçisi olan 510 kişiden cevaplar alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS 28.0 paket programından ve R Studio yazılımından yararlanılmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda ise influencerların tüketiciler üzerinde anlamlı bir etki düzeyine sahip olduğu düşünülmektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bina entegreli fotovoltaik sistemlerde farklı maksimum güç noktası izleme mimarilerinin enerji üretim performanslarının parçalı gölgelenme durumları için incelenmesi

    Tuğba Durmuş

    Fosil yakıtların azalmasıyla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgi artmaktadır. Fotovoltaik (FV) sistemlerden üretilen elektrik enerjisi ortam sıcaklığına, güneş ışınımına ve gölgelenme vb. gibi etkenlere bağlı olarak değişmektedir. FV sistemlerde verimi artırabilmek için sistemin maksimum güç noktasında (MGN) çalıştığına dikkat edilmelidir. Bu tez çalışmasında bina entegreli FV (BEFV) sistemlerde aşırı düzeyde oluşan parçalı gölgelenme durumları için farklı maksimum güç noktası izleme (MGNİ) mimarilerinin performansı incelenmiştir. MGNİ yöntemi olarak değiştir gözle (D&G) algoritması kullanılmıştır. MATLAB/SIMULINK'de gerçekleştirilen simülasyon çalışmalarında parçalı gölgelenme durumunda merkezi, modül tabanlı, alt-modül tabanlı MGNİ gerçekleştirilmiştir. Merkezi MGNİ mimari simülasyon çalışmasında parçalı gölgelenme durumunda FV sistemin P-V eğrisinde birden fazla MGN oluşmuştur. D&G algoritması bazı durumlarda yerel MGN'de takılı kalmış ve FV sistem daha az güç üretmiştir. Modül tabanlı MGNİ mimarisinde ise her FV modülde MGNİ bağımsız gerçekleştirilmiştir. Bu mimaride merkezi MGNİ mimarisini göre daha büyük güç üretilmiştir. Ayrıca modül P-V eğrisinde bir MGN oluşmuştur. Alt modül MGNİ mimarisinde ise her bir FV modülde üç alt-modül olacak şekilde tasarım yapılmış ve tüm alt-modüllerde MGNİ bağımsız bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Alt-modül tabanlı MGNİ'de modül düzeyindeki MGNİ'ye daha hassas MGNİ gerçekleştirilmişse de, DA-DA dönüştürücü sayısı ve kontrol zorluğu artmıştır. Bungalov tipi bir yapının çatısına entegre edilen FV modüller için gerçekleştirilen farklı MGNİ mimarileri için üretilen güç en fazla alt-modül tabanlı MGNİ'de en düşük güç ise merkezi MGNİ'de elde edilmiştir. Çalışmanın devamında tarama yöntemi ile merkezi ve modül tabanlı MGNİ mimaride normal şartlarda fotovoltaik sistemin çalışması incelenmiştir. Sonucunda verim merkezi MGNİ mimarisinde %93.94 ve modül tabanlı MGNİ mimarisinde %94.32 olarak hesaplanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Demokrat Parti dönemi Gümüşhane'de eğitim (1950-1960)

    Sefa Türkmen

    Çok partili sisteme geçiş sürecinde, Türk siyasi tarihini derinden etkileyen önemli gelişmeler yaşanmıştır. Cumhuriyet'in ilanı ile başlayan ve 1946 yılına kadar süren Tek Parti hayatı yönetimde hâkim olmuş, aynı yıl Demokrat Parti'nin kurulması ile birlikte genel seçimler yapılmış ve CHP seçimleri kazanarak iktidardaki varlığını korumuştur. Demokrasi söylemi ile halkın oylarına talip olan Demokrat Parti, geniş halk kitlelerden aldığı yüksek oyla da 1950 yılında iktidar olmuştur. Ülke siyasetinde yaşanan bu değişim, ülkenin birçok kademesinde değişim yolculuğunu da başlatmış oldu. Bu değişim sürecinden etkilenen unsurlardan birisi de şüphesiz eğitim hayatı olmuştur. Demokrat Parti Dönemi'nde eğitim sistemi temel hatları ile birlikte değerlendirilmiş, eğitimde yeni bir politik süreç başlatılmıştır. Bu çalışmada, Demokrat Parti Dönemi eğitim politikaları ve uygulamalarının Gümüşhane iline olan yansımaları konu alınmış, Demokrat Parti Dönemi ile Tek Parti Dönemi'ndeki Gümüşhane'nin eğitim hayatı birlikte değerlendirilmiştir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında tüm yurtta eğitim seferberliği başlatılmış, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar ortaya konmuştur. Demokrat Parti'nin iktidar oluşu ile birlikte ülkemizin eğitim hayatında hangi aşamalara gelindiği ve özellikle Gümüşhane özelinde ne tür değişimler yaşandığı çalışmamızın esas konusunu oluşturmuştur. Araştırmanın amacı, Demokrat Parti'nin hazırlamış olduğu ve uygulamaya koyduğu eğitim politikalarının incelenerek, bu dönemde Gümüşhane'nin eğitim faaliyetlerinde meydana gelen değişimlerin ve dönemin politik yansımalarının tespit edilmesi olacaktır. Anahtar Kelimeler: Demokrat Parti, Eğitim, Gümüşhane.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bazı kesirli mertebeden kısmi diferansiyel denklemlerin yeni metotlarla nümerik çözümleri

    Umut Bektaş

    Bu tez, beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kesirli türevin oluşumu ve gelişimi hakkında bilgi verilmektedir. İkinci bölümde gerekli tanım ve teoremler yazılmıştır. Üçüncü bölümde kullanılan yöntemlerden bahsedilmektedir. Dördüncü bölümde ise Kesirli mertebeden Zakharov-Kuznetsov (KMZK) denklemleri, kesirli mertebeden Newell-Whitehead-Segel (KMNWS) denklemleri, kesirli mertebeden bağlı Burgers (KMBB) denklemleri için q-homotopi Shehu analiz dönüşüm yöntemi (q-HSADY), kesirli Shehu dönüşümü ayrıştırma yöntemi (KSDAY) olarak adlandırılan iki yeni yöntem kullanılarak yeni sayısal çözümler araştırılmaktadır. Bu yöntemlerin etkili ve güvenilir olduğunu doğrulamak için sayısal simülasyonlar yapılmaktadır. Elde edilen çözümler ile analitik çözümler arasında karşılaştırmalar yapılmaktadır. Son bölümde ise yeni önerilen her iki yeni tekniğin de doğrusal olmayan uyumlu kesirli problemleri çözmek için oldukça etkili olduğu görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    BSCCO yüksek sıcaklık süperiletkenine erbiyum (Er) katkılamasının kritik akım yoğunluğu üzerine etkisi

    Selami Açıkel

    Bu tez çalışmasında, BSCCO süperiletken sisteminde Kalsiyum (Ca) alkali metalinin yerine belirli stokiyometrik oranlarda Erbiyum (Er) nadir toprak elementi katkılaması yapılarak kritik akım yoğunluğu üzerindeki değişimi incelendi. Burada vurgulamak gerekirse, Er katkısı BSCCO yüksek sıcaklık süperiletken sistem için, Er ve Ca atomlarının efektif iyonik yarıçap değerlerinin birbirine çok yakın olması, stokiyometrik açıdan bu çalışmayı mümkün kıldığı söylenebilir. Ancak yapısal olarak Er elementinin iyi bir seçim olmadığı ve katkı oranı arttıkça süperiletken fazdan yarıiletken faza kaydığı görüldü. Saf BSCCO sisteminin aynı sıcaklık değerinde katkılı süperiletken numuneden %14 daha iyi kritik akım yoğunluğu değerine sahip olduğu hesaplandı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ateş dikeni (Pyracantha coccinea Roemer) meyvelerinden demir nanopartiküllerinin sentezi, antioksidan ve antimikrobiyal etkilerinin incelenmesi

    Volkan Karakullukçu

    Bitkisel ekstraktlardan yeşil sentezle üretilen metal ve metal oksit nanopartiküller biyolojik aktivite gösterme yönünden önemli bir potansiyele sahiptir. Bu çalışmada Gümüşhane Üniversitesi kampüsünde peyzaj amaçlı olarak yetiştirilmiş Ateş dikeni (Pyracantha coccinea) bitkisi meyvelerinin (tohumları ile birlikte) ekstraktlarından demir nanopartikülü sentezlenerek hem ekstraktların hem de sentezlenen demir nanopartiküllerinin antioksidan aktivite ve antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiştir. Sentezlenen Fe-NP'ler, Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), ve X-Işını Kırınımı (XRD) kullanılarak karakterize edilmiştir. Meyve ekstraktı ve Fe-NP'lerin antioksidan aktivite etkinlikleri ABTS●+ süpürücü etki tayini, DPPH serbest radikal temizleme aktivitesi tayini, demir indirgeyici antioksidan güç (FRAP), toplam fenolik madde içeriği (TPC), toplam flavonoid içerik (TFC) ve toplam antioksidan içerik (TAC), gibi antioksidan aktivite testleri kullanılarak belirlenmiştir. Demir nanopartikülleri antioksidan aktivite değerleri tüm aktivite belirleme yöntemlerinde ekstraktların aktivite değerlerinden daha yüksek ölçülmüştür. Meyve ekstraktı ve nanopartiküllerin antibakteriyel aktiviteleri gram negatif (Yersinia pseudotuberculosis ATCC 911, Escherichia coli ATCC 25922, Proteus vulgaris ATCC 13315 ve Pseudomonas aeruginosa ATCC43288,) ve gram pozitif (Streptococcus pyogenes ATCC 19615, Staphylococcus aureus ATCC 25923 ve Bacillus subtilis ATCC 6633) bakterilere karşı minimum inhibitör konsantrasyonu (MIK), sıvı mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Antioksidan aktivite de olduğu gibi Fe-NP'ler meyve ekstraktlarına göre daha yüksek antimikrobiyal aktivite göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bir atıksu arıtma tesisinin havuzlarında oluşan algal biyofilmden demir nanopartiküllerinin sentezi ve sudan bazı organik kirleticilerin uzaklaştırılmasında kullanımı

    İlyas Taner Demirel

    Çevre kirliliği günümüzün en önemli sorunlarından birisi olmakla birlikte özellikle toksik karakterdeki maddelerin bulundukları ortamlardan uzaklaştırılmasında veya dönüştürülmesinde biyoremediasyon uygulamaları önemli bir yere sahiptir. Biyoremediasyon olaylarında bakteriler, mayalar, küfler, algler ve bitkiler yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Son zamanlarda biyoremediasyon uygulamalarında biyolojik yöntemlerle üretilen nanopartiküllerin kullanımı da yer almaktadır Sucul ekosistemlerin primer üreticileri olan algler biyoaktif bileşikler bakımından oldukça zengin olmaları onları nanopartikül üretiminde ön plana çıkarmaktadır. Mevcut çalışmada Gümüşhane Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisi'ndeki arıtımı yapılmış suyun bulunduğu çökeltme havuzlarında doğal ve sürekli olarak oluşan ve herhangi bir kullanım amacı olmayan algal biyofilmler toplanıp kurutulduktan sonra toz haline getirilerek, ekstrakte edilecektir. Sonrasında bu ekstraklarda demir nanopartiküller uygun yöntemler kullanılarak elde edilecektir. Sentezlenen nanopartiküllerin yapısal, fonksiyonel ve optik özellikleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM), Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) kullanılarak karakterize edilecektir. Ardından, ekstrakte edilen numunelerin ve demir nanopartiküllerinin, sulu çözeltilerden metilen mavisi, fenol kırmızısı ve malaşit yeşili gibi organik boyar kirleticilerin uzaklaştırması yönünde uygulamalar yapılacak. Bu nanopartiküllerin organik kirleticileri ne derecede uzaklaştırdığı yapılan ölçümler ile ortaya konacaktır. Böylelikle atık olan bir biyolojik maddenin biyoteknolojik olarak kullanılabilirliğinin hangi derecede olduğu belirlenecektir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Tuzluca barajı rezervuarının gedik parametrelerine dayalı taşkın simülasyonları ve mansap bölgesindeki etkileri

    Çağrı Akgün

    Bu tezde Türkiye'nin Iğdır İlinde inşa edilmesi planlanan Tuzluca Barajı'nın 2 boyutlu (2D) ve 3 boyutlu (3D) sayısal yıkılma simülasyonları FLOW3D yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sığ Su Denklemleri (SWE) ve Reynolds-Ortalamalı Navier-Stokes (RANS) denklemlerinin kullanıldığı analizlerde türbülans modeli olarak RNG k-ε seçilmiştir. Farklı gedik geometrisi ve yıkılma süreleri üzerinden oluşturulan senaryolarda her iki çözüm yönteminde de mansap bölgesinde iki yerleşimde ciddi su derinlikleri tespit edilmiştir. 2D analizler için ilgili senaryo koşullarında Halimcan ve Sürmeli yerleşimlerinde sırasıyla 11.26 m ve 9.61 m maksimum su derinlikleri gözlemlenmiştir. 3D analizlerde ise Halimcan ve Sürmeli yerleşimleri için maksimum su derinlikleri 9.9 m ve 8.9 m olarak tespit edilmiştir. Söz konusu simülasyonlarda baraj aksında meydana gelen pik debiler ise 2D analizlerde 67323 m3/sn, 3D analizlerde 69446 m3/sn olarak gözlemlenmiştir. Çalışma kapsamında Tuzluca Barajı'nın farklı yıkılma senaryolarındaki ölüm oranları ile hız-derinlik çarpımları da araştırılmıştır. Baraj yıkılma süresi ve gedik geometrisinin taşkın yayılımı, taşkın şiddeti ve yerleşimlerdeki ölüm oranları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Doğrulama analizi olarak, literatürde yer alan bir baraj yıkılması deneyi FLOW3D yazılımı kullanılarak sayısal olarak çözülmüş ve deney sonuçları ile sayısal model sonuçları arasında uyum gözlemlenmiştir. 3D sayısal model deneysel sonuçlarının daha doğru bir temsilini sağlasa da çalışmanın ana konusunu oluşturan Tuzluca Barajı'nın yıkılma analizinde simülasyonun çözüm süresi 2D modele kıyasla yaklaşık 20 kat daha uzun sürmüştür. Bu sebeple baraj yıkılması gibi geniş ölçekli çalışmalar için 2D analizlerin daha pratik olabileceği, daha küçük ölçekli çalışmalar veya daha fazla hassasiyet gerektiren durumlar için ise 3D modellemenin uygun olacağı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Farklı iklim bölgeleri için sıfır enerjili binaların uygulanabilirliği ve ekonomik analizi

    Ceyhun Akpınar

    Fosil yakıtlar, günümüzde enerji ihtiyacının karşılanmasında büyük bir rol oynamaktadır. Fosil yakıtların ömrü ise artan enerji ihtiyacı ile orantılı olarak kısalmaktadır. Fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak, büyük bir önem arz etmektedir. Bundan ötürü alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeler enerji alanında yapılan çalışmalar neticesinde artmıştır. Binalarda tüketilen enerjinin azaltılması Dünya'da tüketilen fosil yakıtların %35-40'ının binalarda kullanıldığı düşünüldüğünde enerji tasarrufu ve enerji verimliliği açısından önem arz etmektedir. Tüm bu sebeplerden ötürü, binalarda yenilenebilir enerji kullanımını artırmak, bu kaynaklara yönelmek ve sıfır enerjili bina uygulamaları üzerine çalışmak zorunlu hale gelmektedir. Bu tez kapsamında Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımında farklı bölgeleri araştırılarak sıfır enerjili bina uygulamalarının bu bölgelerde ilk yatırım maliyetini amorti ettiği zaman aralıkları ve ekonomik analizleri ile yaygınlaştırılabileceğinin gerçekliği araştırılmıştır. Tez çalışmasında İzmir, Ankara ve İstanbul illerinde inşası tasarlanan aynı yapısal özelliklere sahip bina, enerji simülasyon programı DesignBuilder programında çizilerek enerji simülasyonları EnergyPlus programında yapılmıştır. İhtiyaç olan enerjiyi karşılamak üzere yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak sıfır enerjili binaların uygulanabilirliği araştırılmış ve ekonomik analizi yapılmıştır. Farklı iklim bölgelerinde sıfır enerjili bina ya da yaklaşık sıfır enerjili binaların uygulanabileceğinin mümkün olduğu sonucuna varılmış ve ilk yatırım maliyetleri, bakım giderleri gibi giderlerin de amorti edileceği zaman aralığı ekonomik analiz yöntemi ile farklı iklim tipleri için belirlenmiştir. Tez çalışmasında elde edilen sonuçlara göre farklı çözüm paketleri ile İzmir, Ankara ve İstanbul illerinin tümünde net sıfır enerjili bina sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan ekonomik analizlerde İzmir, Ankara ve İstanbul illerinin tümünde geri ödeme süresinin yatırımın ekonomik ömrü içerisinde kısa ve orta vadede kendini amorti ettiği ve uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Evrişimsel sinir ağı kullanılarak göğüs radyografilerinde yüksek başarımlı bölütleme yapılması ve pnömoni tespitine etkisinin incelenmesi

    İlhan Aydın

    Zatürre diğer adıyla pnömoni bakteriyel veya viral enfeksiyonun neden olduğu yaşamı tehdit eden akciğer hastalığıdır. Bu nedenle, hastalığın erken teşhisi ölüm oranını önemli derecede azaltmaktadır. Göğüs röntgenleri (radyografi) hastalığın teşhisinde büyük öneme sahiptir. Pnömoni teşhisinde sağlık alanındaki çalışmalar dışında, mühendislik alanında da birçok çalışma yapılmakta ve teşhis sürecini hızlandırma konusunda kolaylıklar sağlamaktadır. Bu uygulamalardan biri de derin öğrenme yöntemleri ile hastalığı teşhis etmektir. Çalışmada, Python programlama dilinde Tensorflow Kütüphanesi ve erişime açık veri setlerinden yararlanılmıştır. Veri seti olarak içinde 1-5 yaş arası çocukların göğüs röntgenlerinin bulunduğu Veriseti-1 ve bu veri setinden bir kısım görüntülerin işaretli verilerinin de bulunduğu Veriseti-2 kullanılmıştır. İki aşamalı evrişimsel sinir ağı modeli oluşturulmuştur. İlk aşamada, akciğer bölgesi işaretlenmiş Veriseti-2 üzerinde değiştirilmiş U-Net mimarisi kullanılarak bölütlemesi yapılacak Veriseti-1 görüntüleri için model oluşturulmuştur. Ayrıca çalışmanın son kısmında göğüs kafesi bölgesini tespit edebilecek bir yaklaşım önerilmiştir. Oluşturulan model Veriseti-1'de kullanılarak bölütleme yapılmıştır. Bölütleme doğruluğu (accuracy) % 98.98 olarak hesaplanmıştır. Tasarlanan evrişimsel sinir ağı modeli Veriseti-2'ye uygulanmış ve pnömoni tespitinde test doğruluk (accuracy) değeri %98.55 olarak elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Evaluation of the National Medical Rescue Team (UMKE) personnel's perspectives on criminal relationship during and after natural disasters: The case of Marmara Region

    İrem Sezen

    In addition to the effect of increasing social, cultural and economic inequalities, natural disasters also have a damaging effect on administrative functioning. For this reason, it is an inevitable fact that illegal crimes increase with the confusion that occurs as a result of having a great effect on the existing order in societies. Disaster response teams going to the scene are also exposed and/or witness to these crimes. With this work; It is aimed to reveal the concept of crime in disasters and their perspectives to the personnel of the National Medical Rescue Team within the Provincial Health Directorates of Balikesir, Bilecik, Bursa, Canakkale, Edirne, Istanbul, Kirklareli, Kocaeli, Sakarya, Tekirdag, and Yalova. After reviewing the relevant literature, the questionnaire and scale of our research were created by us as there was not enough study on this subject. In addition to demographic questions, we have 43 questions about natural disasters and crime. As a result of the data we obtained, the analysis was carried out using the SPSS 22 data program. As a result of the research, when the therapeutic community hypothesis, social disorder hypothesis, routine activity hypothesis in the literature were evaluated from the point of view, it was seen that the social disorder hypothesis and routine activity hypothesis were effective on the participants.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    İkinci Dünya Savaşı'nda Türk dış politikasının realizm çerçevesinde değerlendirilmesi

    Uğur Kaya

    İkinci Dünya Savaşı tüm ülkelerin dış politikasına etki etmiştir. Savaşa fiilen katılmamayı başaran Türkiye, bunu dış politikasında izlediği realizm ile başarmıştır. Bu dönemde İsmet İnönü tüm yetkileri kendisinde toplayarak dış politikayı tek elden yönetmiştir. Savaş süresince Türk dış politikası taraflar arasında denge kurmak üzerine inşa edilmiştir. Savaşın sonunun belli olmasıyla Türkiye, kazanan tarafta yer almak için Mihver Devletler'e savaş ilan etmiştir. Savaşın son bulmasıyla birlikte realizm, denge politikasına baskın gelmiştir. Bunun sonucunda Türkiye denge politikasını terk ederek yeni iki kutuplu dünyada Batı Bloğu'nda yer almıştır. "İkinci Dünya Savaşı'nda Türk Dış Politikasının Realizm Çerçevesinde Değerlendirmesi" adlı tez çalışmasında Türkiye'nin savaş süresince izlediği dış politikasındaki kararlar realist bir bakışla açıklanmaya çalışılmıştır. Yöntem olarak daha önce benzer konularda yapılmış farklı bölümlere ait çalışmalar incelenmiştir. Literatür taraması yapıldıktan sonra okuma kısmına geçilmiştir. Çalışma konusunun kapsadığı alan çok geniş olduğu için ağırlıklı olarak İkinci Dünya Savaşı yılları ile sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın ilk kısmında dış politika ve realizm kavramlarıyla ilişkili uluslararası ilişkiler kavramları açıklanacaktır. Ardından Türkiye'nin dış politikasını etkileyen iç gelişmeler, savaş yıllarındaki Türk ekonomisi ve kamuoyu incelenecektir. Son olarak dördüncü ve sonraki kısımlarda İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türk dış politikasına etki eden dış gelişmeler, uluslararası görüşmelerde Türkiye'nin realist tutumu ve Türkiye'nin savaşın sonunda batıya yakınlaşmasının realist gerekçeleri değerlendirilmeye çalışılacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet öğrencilerinin benlik saygıları ve işsizlik kaygısı arasındaki ilişkide genel yetkinlik inancının aracılık rolü: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Serap Şahin

    Bu çalışmada genel yetkinlik inancının, benlik saygısı ve işsizlik kaygısı arasındaki ilişkide aracılık etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünde öğrenim gören 209 (kadın= 160; erkek=49) lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; işsizlik kaygısı ölçeği, Rosenberg benlik saygısı ölçeği, genel yetkinlik inancı ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından hem basılı formlar hem de online olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde t testi, korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Levene F testi, Scheffe Post-hoc testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda benlik saygısı ile işsizlik kaygısı arasındaki ilişki negatif yönde ve düşük düzeyde çıkmıştır. Benlik saygısı ve genel yetkinlik inancı arasındaki ilişki orta düzeyde ve pozitif yönlüdür. İşsizlik kaygısı ve genel yetkinlik inancı arasındaki ilişki ise negatif yönlü ve düşük düzeyde çıkmıştır. Genel yetkinlik inancının işsizlik kaygısı ve benlik saygısı arasındaki ilişkide tam aracılık rolü çıkmıştır. Araştırmada ayrıca demografik değişkenler açısından da anlamlı farklılıklar belirlenmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Sağlık profesyonellerinin biyolojik afet (COVID-19) deneyimleri: Fenomenolojik bir araştırma

    Nahsan Kaya

    Salgın hastalıkların sayısı ve sıklığı artmaktadır. Biyolojik afetler, genel olarak salgın veya pandemi şeklinde ortaya çıkmaktadır. COVID-19 pandemisi, nüfus ve sosyo-ekonomik alanlardaki etkileriyle insanoğlunu derinden etkilemiş ve biyolojik bir afet halini almıştır. Sağlık profesyonelleri, COVID-19 biyolojik afetinin yönetiminde kritik bir rol oynamakta ve bu süreçte birçok zorlukla karşılaşmakta ve duygusal deneyim yaşamaktadır. Bu araştırma, fenomenolojik bir desen kullanılarak gerçekleştirilmiş olup, COVID-19 biyolojik afeti sırasında görev alan sağlık profesyonellerinin deneyimlerini ayrıntılı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, sağlık profesyonellerinin biyolojik afet öncesi, sırası ve sonrası deneyimlerini derinlemesine anlamaya yönelik bir çaba içermektedir. Bu kapsamda COVID-19 biyolojik afetine müdahalede görev almış ve gönüllük esaslı 15 sağlık profesyoneli ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin tamamı yüz-yüze ve çalışma ortamında gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarla toplam 1100 dakika görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler MAXQDA 2020 nitel veri analiz programı ile analiz edilerek 3 adet ana tema, 7 adet analitik tema ve 23 adet tanımlayıcı tema belirlenmiştir. Araştırmamız, sağlık profesyonellerinin biyolojik afet öncesi, sırası ve sonrasındaki deneyimlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koymuştur. Bu deneyimler, afet yönetimi ve acil durum planlaması açısından önemli bilgiler sunmaktadır. Bulgularımız aynı zamanda bu profesyonellerin karşılaştıkları zorluklarla nasıl başa çıktığını ve gelecekteki biyolojik afetlere yönelik taleplerini de belirlemiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Doğu Karadeniz Bölgesi'nde üretilen Kürtün-Araköy ve Gümüşhane ekmeklerinin mikrobiyolojik, kimyasal ve bazı kalite parametreleri bakımından karşılaştırılması

    Büşra Çimen

    Bu çalışmada Gümüşhane iline özgü Gümüşhane ekmeği ile Kürtün-Araköy ekmeği mikrobiyolojik ve kimyasal analizlere tabi tutulmuş ayrıca ekmeklerin renk analizleri de yapılmıştır. Ekmek hamurlarında yapılan mikrobiyolojik analizlerin sonucu önemli farklılıklar göstermiştir. MRS agarda gelişen LAB sayısı, Araköy ekmeği hamurunda 6.98±0.03 log kob/g, Gümüşhane ekmeği hamurunda ise 8.19±0.07 log kob/g bulunmuştur. Ekmek örneklerinin TAMB sayısı, M17 agarda gelişen LAB sayısı ve koliform grubu bakteri sayısında farklılıklar tespit edilmemiştir. MRS agarda gelişen LAB sayısı, Araköy ekmeğinde 2.45±0.11 log kob/g, Gümüşhane ekmeğinde <2 log kob/g olarak bulunmuştur. Maya-küf sayısı Araköy ekmeğinde 2.27±0.07 log kob/g, Gümüşhane ekmeğinde 2.01±0.01 log kob/g değerinde tespit edilmiştir Ekmeklerin kimyasal analizleri sonucunda Araköy ekmeğinin kül, protein ve titrasyon asitlik miktarları Gümüşhane ekmeğine göre yüksek tespit edilmiş, diğer kimyasal sonuçları (kuru madde, pH) ise daha düşük bulunmuştur. Araköy ekmeğinin titrasyon asitlik miktarı %7.81±0.84 bulunurken Gümüşhane ekmeğinin titrasyon asitlik miktarı %3.88±0.11 bulunmuştur. Protein ve kül miktarları sırasıyla Araköy ekmeğinde %10.95±0.12 ve %1.921±0.021 değerlerinde, Gümüşhane ekmeğinde ise %9.84±0.18 ve %1.734±0.043 değerlerinde bulunmuştur. Ekmek kabuklarının renk analizlerinde Araköy ekmeğinin L ve b değerleri Gümüşhane ekmeğine göre daha düşük tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Çölyak hastalarının tüketimine uygun kurabiye formülasyonu geliştirilmesi

    Batuhan Bursa

    Bu çalışmanın amacı çölyak hastalarının tüketimine uygun mısır unu bazlı kurabiye formülasyonu geliştirilmesidir. Yanıt yüzey metodu uygulanarak kurabiye formülasyona mercimek unu ikamesinin ve limon kabuğu tozu ilavesinin kurabiyelerin fiziksel özellikleri ve genel beğeni düzeyine etkisini incelenmiş ve kurabiye formülasyonu optimize edilmiştir. Kurabiye formülasyonu için optimum değerler mercimek unu ikamesi (16 g/100g un) ve limon kabuğu tozu ilavesi (1 g/100 g un) olarak belirlenmiş ve kurabiye üretimi gerçekleştirilmiştir. Mısır unu (MU) ve buğday unundan (BU) kontrol kurabiyeleri hazırlanmıştır. Kurabiye örneklerinde fiziksel, fizikokimyasal, kimyasal ve duyusal analizler yapılmıştır. Kurabiye formülasyonuna mercimek unu ikamesi ve limon kabuğu tozu ilavesiyle kurabiyelerin besin değerinde artış gözlenmiştir. Mısır unu-yeşil mercimek unu ve limon kabuğu tozu (MYL) içeren kurabiyenin MU içeren kurabiyeden daha yüksek miktarda protein (% 36.7), ham lif (> % 100.0) ve kül (%14.5) içerdiği tespit edilmiştir. MU kurabiye C vitamini içermezken MYL kurabiyenin C vitamini içerdiği tespit edilmiştir. MYL kurabiyenin BU kurabiyeyle kıyaslandığında daha yüksek miktarda ham lif (> % 100.0), kül (% 31.8) ve C vitamini (> % 100.0) içerdiği belirlenmiştir. Kurabiye formülasyonuna mercimek unu ikamesi ve limon kabuğu tozu ilavesiyle kurabiyelerin duyusal özelliklerinde istatistiksel olarak önemli olmayan değişimler meydana gelmiştir. MYL kurabiye MU kurabiyeye kıyasla renk, görünüş, tat ve genel beğeni açısından daha düşük puanlar alırken koku, sertlik, kırılganlık ve gevreklik açısından daha yüksek puan almıştır. MYL kurabiye BU kurabiye kıyasla duyusal özellikler açısından daha yüksek puanlar almıştır. Çalışma sonuçları mısır unuyla birlikte yeşil mercimek unu ve limon kabuğu tozunun glutensiz kurabiye üretiminde kullanılabileceğini göstermiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Afetlerde gönüllülük: Bir karma yöntem araştırması

    Ömer Demirbilek

    Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin afetlerde gönüllülükten neden kaçındığını keşfetmek ve bu davranışı geçerli ve güvenilir biçimde değerlendirebilecek bir ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırma keşfedici sıralı karma yöntemle yürütülmüştür. Çalışmanın nitel evresinde amaçlı örneklemle belirlenen 13 üniversite öğrencisiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Verilerin tematik analizi sonrasında 7 tema keşfedilmiş ve 81 maddelik ölçek madde havuzu oluşturulmuştur. Taslak ölçeğe alınan uzman değerlendirmeleri Lawshe tekniği ile değerlendirilmiş ve madde sayısı 81'den 64'e düşmüştür. Taslak ölçek önce pilot gruba uygulanarak tespit edilen hatalar düzenlenmiştir. Sonraki aşamada kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenen 731 kişilik örnekleme uygulanmıştır. Veriler SPSS 25.0 ve AMOS 24.0 paket programlarıyla analiz edilmiştir. Taslak ölçeğin Kaiser Meyer Olkin değeri >0.6 ve Barlett's test değerleri ilişkisi p<0.05 olduğundan ölçeğin faktör analizine uygun olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin yapı geçerliliğini belirlemek için yapılan Açımlayıcı Faktör Analizleri sonrasında ölçekten binişik ve faktör yükü 0.33 altında olan 32 madde çıkarılmıştır. Ölçek yapısı Doğrulayıcı Faktör Analizi ile değerlendirimiş ve 6 faktör 31 maddeden oluşan nihai ölçeğe ulaşılmıştır. Boyutlar; Değer (11 madde), Bilgi (5 madde), Ekonomi (3 madde), Reklam ve Tanıtım (5 madde), Aile Bağları (4 madde), Korku (3 madde) olarak oluşmuştur. Ölçeğin toplam Cronbach Alpha değeri 0.92 ile oldukça yüksektir, alt boyutlar ise 0.75 ile 0.93 arasında değişmektedir. Geliştirilen ölçekten alınan puanın yükselmesi afetlerde gönüllülükten kaçınmanın artmasına işaret etmektedir. Geliştirilen ölçek afetlerde gönüllülük alanında çalışan kurumların, bireyleri gönüllülük sürecine dahil etmesinde katkı sağlayabilir. Gönüllülük bilinçlendirmesinin bütün eğitim seviyelerine dahil edilmesi gönüllülüğe katılımı olumlu etkileyebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Şehir ve bölge planlamada jeofizik uygulamalar ve depremselliğin planlamaya etkileri

    Rezzan Erdoğan

    Şehir ve Bölge Planlama, kamu yararı esas alınarak sürdürülebilir ve risk faktörlerinden arındırılmış yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen, sosyal, ekonomik ve fiziksel çalışmaların bütünü olarak tanımlanabilir. Aşamalı olarak yürütülen planlama sürecine farklı disiplinlerden birçok meslek grubunun bir araya gelerek katkı sağlaması, şehrin veya bölgenin gelecek imajının tasarımında önemli bir faktördür. Yalnızca günün ihtiyaçlarını karşılamak adına, doğal çevre ile denge kurmadan, alanın jeolojik, jeofizik ve jeoteknik özellikleri incelenmeden yürütülen çalışmalar günümüz kentlerinin bugünkü sorunlarını ortaya çıkarmıştır. Bu tez çalışmanın ilk aşamasında, Şehir ve Bölge Planlamada jeofizik uygulamaların yeri ve Türkiye'deki kullanım alanları incelenmiştir. İkinci aşamada, jeofizik biliminin çalışma alanlarından biri olan depremselliğin planlamaya etkisi değerlendirilmiş olup Adıyaman ili deprem tehlike analizi yapılmıştır. Bu çalışma kapsamında, olasılıksal sismik tehlike analizinde uygulanan modellerden biri olan Gumbel uç değerler yöntemi kullanılmıştır. Adıyaman il merkezinden 200 km yarıçaplı bir alanı kapsayan bölge için 1900-2023 yılları arası kaydedilen depremlerin magnitüd değerleriyle, farklı zaman periyotlarında (orta ve uzun vadede) oluşabilecek depremlerin tekrarlanma süreleri ve oluşma olasılıkları tahmin edilmiştir. Sonuç olarak, istatistiksel değerlendirmelerle Adıyaman ili sınırları içerisindeki güncel deprem aktivitesi analiz edilmiş ve deprem tehlikesi açısından irdelenerek deprem riski ortaya konulmaya çalışılmıştır. Gumbel uç değerler dağılımına göre Mw=6.0, Mw=6.5, Mw=7.0 büyüklüklerinde depremlerin tekrarlanma periyodları 14 yıl, 36.6 yıl ve 95 yıldır. 5, 10, 30 ve 50 yıl içinde oluşma olasılıkları ise sırasıyla; Mw=6.0 için %30, %51, %88, %97, Mw=6.5 için %13, %24, %56, %74 ve Mw=7.0 için %5, %10, %27, %41 olarak belirlenmiştir.