Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Rodamin 6g Boyarmaddesinin Karaağaç (Ulmus Glabra) ve Dut (Morus Alba) talaşı üzerine adsorpsiyonla atık sulardan uzaklaştırılması

    Ceyhun Reis

    Bu tez kapsamında, katyonik bir boyarmadde olan Rodamine 6G'nin (R6G) sulu çözeltilerden uzaklaştırılmasında; düşük maliyetli, bol miktarda bulunan ve çevre dostu adsorban olarak karaağaç (KAT) ve dut (DT) talaşı kullanılmış ve mevcut pahalı yöntemlere alternatif sunulmaya çalışılmıştır. Adsorbanların karakterizasyonları Boehm titrasyonu, pHpzc ve nem miktarı tayini gibi yöntemlerle gerçekleştirilmiştir. R6G'nin KAT ve DT üzerine adsorpsiyon verimini etkileyebilecek; sulu çözelti pH'ı, denge süresi, adsorban miktarı ve başlangıç R6G konsantrasyonu gibi çeşitli faktörlerin etkileri incelenmiş ve optimum deneysel koşullar belirlenmiştir. Ayrıca iyonik şiddetin adsorpsiyon süreci üzerindeki etkileri de incelenmiştir. R6G'nin her iki adsorban üzerine adsorpsiyonu için optimum sulu çözelti pH'ının 7.0 ve denge süresinin 180 dakika olduğu görülmüştür. Adsorpsiyon kinetiğinin, ikinci dereceden kinetik modeli takip ettiği ve deneysel verilerin hem Langmuir hem de Freundlich izoterm modellerine iyi bir uyum gösterdiği tespit edilmiştir. KAT ve DT'nin monolayer adsorpsiyon kapasitesi Langmuir izoterm modeli kullanılarak sırasıyla 50.5 ve 31.8 mg g-1 olarak bulunmuştur. Literatürde verilen diğer adsorbanlarla karşılaştırma sonucunda karaağaç ve dut talaşının boyarmadde gideriminde kullanılacak etkili ve düşük maliyetli seçenek olabileceği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Maden köyü (Bayburt) Cu-Au(?) cevherleşmesinin hidrotermal alterasyonu, duraylı izotop jeokimyası ve 3B CBS modellemesi

    Uğur Aydın

    Doğu Pontid Tektonik Birliği'nin Güney Zon'u içinde yer alan Maden Köyü (Bayburt) Cu-Au(?) alterasyon sahası, Maden Andeziti olarak adlandırılan andezitlerle ilişkilidir. Üst Kretase yaşlı andezitlerin, Nb/Y'ye karşı Zr/TiO2 x 0.0001 kimyasal adlandırma diyagramında çoğunlukla trakiandezit ve andezit alanında yoğunlaştığı, AFM üçgen diyagramına göre kayaçların kalk-alkali karakterde, SiO2-K2O ve Th-Co karşılaştırma diyagramlarında ise örneklerin çoğunlukla yüksek potasyumlu-şoşonitik kalk-alkali seri alanına düştüğü tespit edilmiştir. Üst Kretase yaşlı andezitlerde meydana gelen alterasyonlar; kükürtleşme, limonitleşme, malakitleşme, azuritleşme, silisleşme ve hematitleşmedir. Alterasyon türleri üç boyutlu CBS modellemesi üzerinde gösterilmiştir. MINSQ hesaplamaları neticesinde alterasyon mineralleri olarak cevherli zonda kuvars, K'lu feldspat, ± albit, propilitik zonda ise Fe-Klorit, Mg-Klorit, epidot belirlenmiştir. Göreceli kütle değişim hesaplamalarına göre cevherli zonda MgO, TiO2, K2O, Na2O, MnO, Cu, Ag, Pb ve Mo nispi artma gösterirken; Fe2O3, SiO2, CaO, Al2O3, Zn, As, Cu ve Au nispi azalma göstermektedir. Göreceli kütle artışı veya azalmasına neden olan elementler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, serizitleşme ile cevherleşme arasında negatif ilişki olduğu, silisleşme ile cevherleşme ve hematitleşmenin bir arada gerçekleştiği ve hematitleşme oluşurken plajiyoklas ayrışmasının meydana geldiği tespit edilmiştir. Net kütle değişim hesaplamalarına bağlı olarak cevherli zonda MgO, K2O, CaO, Na2O, Ag, Cu, Pb ve Mo net kütle artışı görülürken; SiO2, Fe2O3, Al2O3, Zn, As ve Au net kütlede azalma gözlenmiştir. Serizit minerali üzerinde gerçekleştirilen δ18O ve δ2H izotop değerleri sırasıyla ‰ 6.4-12.5; ‰ -116 ile ‰ -99 aralığında değişmektedir. İzotop sonuçlarındaki bu değişim, cevher oluşturan çözeltilerin kökeninde magmatik ve meteorik su karışımına işaret etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Alüminyum köpük sandviç panellerin binalarda döşeme olarak kullanılabilirliğinin araştırılması

    Özgül Demirağ

    Bu çalışmada, alüminyum köpük sandviç (AKS) panellerin bina türü yapılarda döşeme olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Kat sayısının kullanılabilirliğe etkisinin görülebilmesi için 5, 10 ve 14 katlı yapılara betonarme plak döşeme, trapez sac ve betonarmeden oluşan kompozit ve AKS plak döşeme sistemleri ayrı ayrı uygulanmıştır. Çalışma kapsamındaki yapı modelleri, betonarme perdeli çerçeve, çelik çaprazlı çerçeve ve betonarme çerçeve taşıyıcı olmak üzere üç farklı sistem olarak ayrı ayrı tasarlanmıştır. Çalışmada gerçekleştirilen analizler sonrasında, AKS panellerle imal edilen döşeme sistemlerinin yapı ağırlıkları, bina hakim periyotları, kat bazında x ve y yönünde meydana gelen yerdeğiştirmeler, etkin göreli kat ötelemeleri, taban kesme kuvvetleri ve yapı maliyeti üzerine büyük etkileri olduğu görülmüştür. Betonarme yapılarda kullanılagelmiş betonarme plak ve çelik yapılardaki kompozit döşemelere nazaran birçok üstünlüğü olan AKS döşeme sistemlerinin yeni bir alternatif olduğu görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gümüşdamla-Erikdibi (Bayburt) ve civarındaki Eosen yaşlı volkanik kayaçların, petrografisi, jeokimyası ve petrolojisi

    Damla Selvi

    Bu tezin konusunu Gümüşdamla-Erikdibi (Bayburt) ve çevresinde yer alan Eosen yaşlı volkanik kayaçlar oluşturur. Bu kapsamda, çalışma alanındaki volkanik kayaçlar petrografik, jeokimyasal ve petrolojik olarak incelenmiş olup, kayaçları oluşturan magmanın kökeni ve gelişimi belirlenmeye çalışılmıştır. İnceleme alanı Doğu Pontidler'in güneyinde yer almakta olup, başlıca birimleri Geç Kretase yaşlı Ardıç Volkanitleri, Eosen yaşlı Sırataşlar Formasyonu, Eosen yaşlı Yazyurdu Formasyonu, bu birimi kesen Eosen yaşlı Taşlıburun Diyoriti ve Kuvarterner yaşlı alüvyonlar oluşturur. Çalışma alanındaki Eosen yaşlı volkanik kayaçlar bazalt, bazaltik andezit ve andezit bileşimindedir. Başlıca mineraller plajiyoklas, alkali-feldispat, piroksen, amfibol, biyotit ve opak minerallerinden oluşmaktadır. Gümüşdamla-Erikdibi (Bayburt) ve civarındaki volkanik kayaçlara ait plajiyoklaslar An39-86 bileşimli olup bitownit, labrador ve andezinden oluşurlar. Piroksenler klinopiroksen (Wo40-48En39-46Fs9-19) bileşiminde olup, diyopsitten ojite doğru değişen bir bileşim gösterirler. İncelenen volkanik kayaçlar düşük-yüksek potasyum (K) içeriğine sahip olup, kalk-alkali ve kısmen de toleyitik karakter sergilemektedir. Bu kayaçlar hafif nadir toprak elementler (HNTE)'ce zenginleşmiş, büyük iyon yarıçaplı litofil elementler (BİYLE) ve yüksek çekim alanlı elementler (YÇAE)'ce tüketilmişlerdir. Kondrite göre normalize edilen nadir toprak element dağılımları, konkav şekilli olup, orta derecede zenginleşmişlerdir (La/LuN=9.04-16.34). Bu sonuçlar, volkanitleri oluşturan kayaçların benzer kaynaktan türedikerini göstermektedir. Plajiyoklaslardan hesaplanan kristallenme sıcaklıkları 928 ile 1126°C ve su içerikleri % 0.12 ile 0.97 arasındadır. Klinopiroksen minerallerinde hesaplanan kristallenme sıcaklıkları 921 ile 1077°C ve basınç değerleri 0.24 ile 3.62 kbar arasındadır. Tüm bu veriler ışığında incelenen volkanitlerin ana magmasının önceki yitimden oluşan akışkanların metasomatizmasıyla zenginleşmiş litosferik manto kaynağından türediğini ve daha sonra kabuk içerisinde özellikle fraksiyonel kristallenme ve daha az oranda da magma karışımı, kirlenme gibi magmatik olayların etkisiyle geliştiği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Öğütülmüş keten tohumunun yoğurdun fizikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal özelliklerine etkisi

    Alperen Kalyas

    Bu çalışmada, öğütülmüş keten tohumu farklı oranlarda (%0,25, %0,50 %0,75 ve %1) yoğurda ilave edilerek 28 günlük depolama süresince (1.,7., 14., 21. ve 28. günlerde) fizikokimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal özellikleri incelenmiştir. Keten tohum ilavesi yoğurtların kuru madde, asitlik, pH, serum ayrılması ve viskozite (50 ve 100 rpm) değerleri üzerine çok önemli (p<0,01); yağ üzerine ise önemli (p<0,05) düzeyde etkili, kül değerleri üzerine ise etkisinin önemsiz olduğu (p>0,05) ortaya konmuştur. Depolama süresi değişkeninin, asitlik, pH, serum ayrılması ve viskozite (50 ve 100 rpm) değerleri üzerine etkisinin çok önemli (p<0,01), yağ, kurumadde ve kül değerleri üzerindeki etkisinin ise önemsiz (p>0,05) olduğu belirlenmiştir. Keten tohumu oranı değişkenin ise L*, a*, b* ve C* değerleri üzerine etkisi çok önemli (p<0,01) bulunurken, H° değeri üzerine etkisi ise önemsiz(p>0,05)bulunmuştur. Depolama süresinin renk değerleri (L*, b*, H* ve C) üzerine çok önemli (p<0,01) etkide bulunurken, a* değerleri üzerine önemli (p<0,05) olduğu bulunmuştur. Depolama süresi değişkeni, öğütülmüş keten tohum ilaveli yoğurt örneklerinin L. bulgaricus ve S. thermophilus üzerine çok önemli (p<0,01), keten tohumu oranının etkisi ise önemsiz (p>0,05) bulunmuştur. Maya küf sayıları depolama süresince tüm örneklerde <2 log kob/g olarak belirlenmiştir. Keten tohumu oranı değişkeni ise bütün duyusal özellikler üzerindeki etkisinin çok önemli (p<0,01) olduğu tespit edilmiştir. Depolama süresi değişkeninin, incelenen duyusal özelliklerden su salma ve ağızda bıraktığı his puanları üzerine etkisi önemli (p<0,05), görünüş ve renk, yapı ve tekstür, asitlik ve gaz oluşumu puanları üzerine etkisi ise çok önemli (p<0,01) bulunurken, tat ve koku, lezzet ve genel kabul edilebilirlik etkisinin önemsiz olduğu (p>0,05) bulunmuştur. Genel olarak incelenen duyusal özellikler bakımından %0,25 öğütülmüş keten tohum oranına sahip KT2 ve kontrol yoğurt örneğinin duyusal değerlendirmede diğer örneklerden yüksek puanları aldığı ancak depolama süresince verilen puanlarda azalma olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; keten tohumu kullanılarak üretilen yoğurdun fizikokimyasal özellikleri üzerine keten tohumunun etkisinin olduğu ve farklılıklar arz ettiği belirlenmiştir. Depolama süresinden yoğurt örneklerinin tüm özellikleri olumsuz etkilenmiştir. Keten tohumu ilavesinin duyusal açıdan yoğurdun yüksek puanlar almasını sağladığı ancak yüksek oranda ilave edildiğinde panelistler tarafından beğenilmediği ortaya konulmuştur. Bu nedenle set tipi yoğurtlarda en uygun öğütülmüş keten tohumu oranın %0,25 ve %0.50 olabileceği, kesinlikle %0,75'in üzerine çıkılmaması tavsiye edilebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Taşkın risk alanlarının coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak incelenmesi: Murat Nehri (Ağrı) örneği

    Mehmet Naci Bulan

    Ülkemizde ve dünyada nüfusun hızla artması ile plansız yapılaşma, yanlış arazi kullanımı, taşkın yataklarının imara açılması, bina, yol vb. inşaatlar ile birlikte toprak yüzeyinin geçirimsiz hale getirilmesi gibi olumsuz etkiler sonucu son yıllarda taşkınların sayısı ve oluşturduğu hasarlarda ciddi artışlar görülmektedir. Bu durum özellikle yerleşim yerleri için muhtemel taşkınlar için riskli alanların tespit edilmesini ve tedbirlerin alınmasını gerekli kılmaktadır. Çalışma alanı olan Ağrı ili ilk yerleşim yerleri dere yataklarından uzak bir konumda olduğu için taşkınlar açısından güvenli bir yerleşim iken, 40-50 yıllık zaman diliminde nüfusun artması ve çarpık kentleşme ile birlikte alçak taraçalar ve dere yataklarının işgal edilmesi ve yapılaşmanın artması sonucu taşkın frekanslarının arttığı ve taşkın risklerinin belirlenmesi gereken bir yerleşim haline gelmiştir. Bu tez çalışmasında, Ağrı ili, Merkez ilçesindeki yerleşim yerleri muhtemel taşkınları için riskli alanların tespit edilmesi amacıyla Merkez İlçesinden geçen Murat Nehri'nin taşkın risk haritaları, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kullanılarak elde edilmiştir. Yerleşim yerleri ve tarım arazilerinin içinden geçen Murat Nehri özellikle Nisan – Mayıs aylarında taşkınlara neden olmaktadır. Çalışma alanına ait 1/1000 ölçekli hâlihazır harita ve dere alımları ile bölgenin TIN haritası ArcGIS ve NetCAD yazılımlarıyla oluşturulmuştur. ArcGIS yazılımının bir modülü olan HEC-GeoRAS yazılımı ile TIN haritası üzerinde sayısallaştırmalar yapılmış, kritik kesitler belirlenmiştir. DSİ 8.Bölge Müdürlüğü'nden elden edilen hidrometrik verilerle birlikte HEC-RAS yazılımında Q2, Q5, Q10, Q25, Q50, Q100, Q500 ve Q1000 taşkın tekerrür (yineleme) debilerine göre hesaplamalar yapılarak, su yüzü kotları ve taşkın sınırları belirlenmiştir. HEC-RAS yazılımında yapılan analizler, ArcGIS yazılımına aktarılarak sayısal haritalar ve uydu görüntüleri ile birleştirilmiştir. Taşkın riski olan bölgeler belirlenmiş ve taşkın zarar hesabı yapılmıştır. Taşkın risk haritaları ve taşkın zarar hesabı çıkarılan bu çalışmada; CBS yardımı ile risk analizi için gerçeğe yakın sonuçlar elde edilebilmesi ve taşkınların vereceği zararların önlenmesi için önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Orman köylülerinin güneş enerjili su ısıtma sistemlerini kullanmasıyla ortaya çıkan sosyo ekonomik durumun değerlendirilmesi Gümüşhane örneği

    Süleyman Aykut Tonyalı

    Bu çalışmada Gümüşhane'deki bazı orman köylülerinin güneş enerjili su ısıtma sistemlerini kullanmasıyla ortaya çıkan sosyo-ekonomik durum değerlendirilmiştir. Bunun için 70 orman köylüsü aile üzerinde anketler yapılarak sonuçlar analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında Gümüşhane Orman İşletme Müdürlüğü ORKÖY şubesinden güneş enerjisi verilen aile bilgileri neticesinde yüz yüze anketler yapılmıştır. Anketlerdeki verileri sayısal ortama aktarılmış ve istatistiki analizler SPSS (11.5) programı ile gerçekleştirilmiştir. Gümüşhane'deki orman köylerinde yaşayan insanların güneş enerjili su ısıtma sistemi kullanması, "t" analizi ve yüzde frekans dağılımı yöntemleri açıklanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak güneş enerjisi su ısıtma sistemleri orman köylerinde ısınma amaçlı yakacak odun tüketimi üzerine olumlu etkisi sağlamamış. Yemek pişirme ve su ısıtma amaçlı fark edilir tasarruflar söz konusu olmuştur. Ankete katılanların cinsiyet durumu %4 kadın ve % 96 erkektir. İleri ve orta yaşlı ve daha yüksek yaşlı katılımcının oranı % 60'dır. Eğitim olarak ilkokul mezunlarının oranı %64'tür. Ormanların çoğunda köylüler, gelecekteki ekonomik beklentilerden endişe duymaktadırlar.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kurtoğlu meta-graniti'nin (Gümüşhane) jeokimyasal ve izotopik özellikleri

    Cengiz Uzun

    Gümüşhane yöresi, Sakarya Zonu'na ait Variscan metamorfik temel kayaçlarının yüzeylediği lokasyonlardan biridir. Genişliği 0.5 ila 3 km ve yaklaşık 28 km uzunluğa sahip bu metamorfitler Kırıklı Köyü civarından başlayarak güneybatı yönünde Tersun Dağı'na kadar uzanan bir alanda mostra verir. Kayaçlar erken-orta Karbonifer'de bölgesel metamorfik koşulların etkisi altında kalarak düşük-orta derecelerde başkalaşmışlardır. Kurtoğlu Metamorfitleri olarak bilinen kayaçlar başlıca iki tektonik birimden oluşmaktadır: (i) mikaşist, gnays ve bunları keserek yerleşen meta-granitler, (ii) fillat ve kalkşistler. Bu çalışmaya konu olarak seçilen meta-granitler petrografik, jeokimyasal ve jeokronolojik özellikleri bakımından incelenmiştir. Petrografik olarak muskovit ve biyotit meta-granitler olmak üzere iki alt gruba ayrılmaktadırlar. U-Pb SHRIMP yöntemi ile biyotit meta-granit (KU-35) örneğindeki zirkonlardan elde edilen yaşlar 511-452 m.y. (Geç Kambriyen-Geç Ordovisiyen) arasında değişmektedir. Muskovit meta-granitler bileşimsel değişimin felsik ucunda toplanırken (SiO2: % 72.8−77.8), biyotit meta-granitler nispeten geniş bir bileşimsel aralık sunmaktadır (SiO2: % 67.46−78.44). Granodiyoritik bileşime sahip iki adet biyotit meta-granit hariç, tüm örnekler granitik bileşime sahiptir. Örneklerin hepsi güçlü peralumin karaktere sahip olup, yüksek K'lu kalk-alkali'den şoşonitik'e kadar değişen bir jeokimyasal bileşime sahiptir ve % 1.02 ila 4.41 arasında değişen normatif korendon içermektedirler. Bazı biyotit meta-granit örneklerinde S-tipi granit/riyolitler için karakteristik olan granat ve sillimanit bulunur. Örneklerin oldukça radyojenik Sr izotop oranları (0.712-0.745), negatif εNd(t) değerleri (-5.13 ̶ -8.55) ve Pb izotop oranları kesin olarak kıtasal kabukta yer alan bir kaynağa götürmektedir. CaO/Na2O, Al2O3/TiO2, Rb/Sr ve Rb/Ba oranları ise biyotit ve muskovit meta-granitlerin sırasıyla kilce-fakir ve kilce-zengin sedimanter kaynaklardan itibaren oluştuğuklarına işaret etmektedir. Artan SiO2'ye karşılık azalan MgO, Fe2O3 ve TiO2 içerikleri gibi korelasyonlar, Kurtoğlu meta-granitinin oluşumu sırasında kesirli kristallenmenin baskın bir rol oynadığını ve muskovit meta-granitlerin biyotit meta-granitlerden itibaren fraksiyonlaşma yoluyla oluştuğunu ima etmektedir. Hafifçe sağa eğik nadir toprak element profilleri, negatif Nb, Ta, Ti ve pozitif Pb anomalileri yitim ilişkili bir tektonik ortamı ima etmekle birlikte, tektonik ortam ayırım diyagramları genellikle çarpışma eş yaşlı ve çarpışma sonrası tektonik ortamlara işaret etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kelkit ve Köse (Gümüşhane) ilçe merkezi içme sularının hidrojeokimyasal özellikleri ile yan kayaçlarla olan ilişkilerinin incelenmesi

    Nadire Yazıcı

    İnceleme alanı, Gümüşhane (KD Türkiye) ilinin güneyinde yer alan Kelkit ve Köse İlçe merkezi ve yakın çevresini kapsamaktadır. Bu çalışmada, Kelkit ve Köse yerleşim merkezindeki içme sularının hidrojeokimyasal özellikleri ortaya konmuş ve metal element içerikleri belirlenmiştir. Bununla birlikte, suların içerisinden geçtiği litolojiler de belirlenerek içme suyu kaynağı ile yan kayaç arasındaki ilişkiler irdelenmiştir. Su numuneleri genel olarak halka açık kamu kurumlarının su depo ile Alüvyon, Kelkit Formasyonu, Berdiga Formasyonu ve Köse Graniti üzerinde yer alan kaynaklardan derlenmiştir. Örneklerin pH değerleri 7.50-8.09, iletkenlikleri 166.9-1386 µS/cm ve sertlikleri 8.4-70.8 arasında değişmektedir. Bu veriler, kıta içi yerüstü su kaynakları sınıflamasına göre, suların I, II ve III sınıf kalitede olduğunu göstermekte ve asidik ortamdan ziyade bazik bir karakteri işaret etmektedir. Ayrıca, elde edilen sertlik sonuçları, Kelkit bölgesindeki su örneklerinin yumuşak, orta derecede sert ve sert su özelliğinde, Köse bölgesindeki su örneklerinin ise sert, orta sert ve çok sert su niteliğinde olduğunu göstermiştir. Suların fiziksel parametreleri tüm numunelerde renk, bulanıklık, tat ve koku değerleri açısından uygundur. Çalışma alanındaki sular genel olarak karbonatlı (Ca+Mg > Na+K) ve sülfatlı sular sınıfında olup, genellikle zayıf asit kökleri güçlü asit köklerinden (HCO3¯ > SO42+Cl¯) daha fazladır. Tüm örneklere ait iyonların meq/l değerlerini birleştiren doğrular birbiri ile çakışmakta ya da paralel geçmekte olup, suların beslenim kaynağının aynı olduğunu mevsimsel değişimlerden etkilenmediğini işaret etmektedir. Bunun yanısıra, incelenen örneklerin Ca, Mg, Na, K, Fe, Mn ve Al değerleri genel olarak izin verilebilir aralıkta olup, TS-266 ve Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) standartlarına uygundur. Bu değerler aynı zamanda Gümüşhane İl merkezi içme suyu değerleri ile de benzer dağılım sergilemektedir. Örneklerdeki çözünmüş metallerin (Zn, Cu, Co, Ni, Pb) dağılımı, çalışma alanı ve yakın çevresindeki kayaç türleri ve cevherleşmeler ile doğrudan ilişkilidir. Birkaç tanesi dışında, diğer numuneler kabul edilebilir sınırlarda dağılım göstermiştir. Karbonatların çözülmesi (kireçtaşı ve dolomit), jips ayrışması ve gözlemlenen değişiklikleri açıklayan iyon değişimi (Mg+2, Ca+2, Cl¯ and HCO3¯) gibi süreçler suyun kimyasal bileşiminin su-kaya etkileşimleri tarafından kontrol edildiğini göstermektedir. Ayrıca, örneklerdeki SiO2'nin albit ayrışması sonucu sulara geçtiği de tespit edilmiştir. Sonuç olarak, örneklerin büyük bir çoğunluğunun içme suyu açısından iyi sınıf sular kategorisinde yer aldığı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Genişletilmiş tümör-bağışıklık gözetimi modelinin deterministik ve stokastik analizi

    Semih Çelenkli

    Bu tez çalışmasında daha önce tanımlanmış olan deterministik tümör hücresi bağışıklık gözetim modelleri incelenmiş bu modellerin temel bileşenleri tek tek tanımlanarak bilimsel literatüre uygun, yeni bir tümör hücresi-bağışıklık gözetim modeli oluşturulmuştur. Kinetik analiz yöntemiyle oluşturulan bu modelin temelinde, bağışıklık gözetiminden kaçan tümör hücrelerinin ve herhangi bir kaçma mekanizması geliştiremeyen tümör hücrelerinin (saf tümör hücreleri) zaman içerisinde göstermiş oldukları gelişim incelenmektedir. Bağışıklık gözetiminden kaçan tümör hücreleri vahşi tümör hücresi olarak adlandırılmıştır. Öncelikle tümör hücrelerinin bağışıklık gözetiminden kaçmadığı varsayılarak saf tümör hücresi bağışıklık gözetim modeli tanımlanmıştır. Bu modelin biyolojik olarak anlamlı olabilmesi için model değişkenlerinin pozitif ve sınırlı olduğu durumlar incelenmiştir. Saf tümör hücresi modeline bağlı olarak yazılan denklem sisteminin denge noktaları bulunmuş, tümörsüz denge noktasının temel üreme sayısı bulunarak tümörsüz denge noktasındaki asimptotik kararlılık ve global kararlılık durumları incelenmiştir. Diferansiyel denklem sisteminde tümör hücresi ile bağışıklık etkileşimi sonucunda tanımlanan parametreler, normal dağılım ve genelleştirilmiş beta dağılımı altında rastgele etki terimleri ile yeniden tanımlanmış ve elde edilen rastgele etkileşim modeli ile tümör hücresi bağışıklık etkileşim süreci incelenmiştir. Ayrıca deterministik ve rastgele modeller için elde edilen sonuçlar, stokastik etki sonucunda elde edilen modelin sonuçları ile karşılaştırılarak modelin yorumlanması sağlanmıştır. Son olarak, bağışıklık hücrelerinden tümör kaçışı öngörülerek vahşi tümör hücresi bağışıklık gözetimi modeli oluşturulmuş ve model bilimsel varsayımlara dayalı olarak modellenen parametreler kapsamında incelenerek yorumlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Çok katlı bir yapının betonarme ve çelik taşıyıcı sisteme sahip olarak 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde tanımlanan zemin sınıflarına göre çözümlenmesi ve ekonomik açıdan karşılaştırılması

    İlker Teştek

    Günümüzde yaygın bir şekilde kullanılan çok katlı betonarme yapıların avantajları yanında birçok dezavantajı da mevcuttur. Bu dezavantajlardan biri yapı ağırlığıdır. Betonarme çeliği ve hazır betonlarla kompozit bir şekilde üretimden oluşan betonarme yapılarda, yapı ağırlığı çok yüksek seviyelere çıkabilmektedir. Bu durum da yapının deprem davranışında ve zemin ile olan etkileşiminde büyük değişiklikler meydana getirebilmektedir. Özellikle yapı ağırlığının ve yüksekliğinin fazla olması durumunda nispeten gevşek ve yumuşak temel zemini koşullarında yapı deprem davranışının problemli olabileceği ve yapısal hasarların meydana gelebileceği söylenebilir. Çelik yapıların da betonarme yapılara nazaran birtakım dezavantajı bulunmakla birlikte, çelik taşıyıcı sistem kullanımı yapı ağırlığını azalttığından depremin yapıya olan etkisi de azalmaktadır. Ayrıca yapı ağırlığının düşmesi sonucu temel zeminine aktarılan yüklerde azalmalar olacağından zemin iyileştirme maliyetleri de düşmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde tanımlanan zemin sınıfları dikkate alınarak hem betonarme hem de çelik taşıyıcı sisteme sahip çok katlı bir yapının yapısal çözümlemelerini yapmak ve bu yapıları maliyet açısından karşılaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde betonarme ve çelik yapıların tarihsel gelişimi ve bu tip yapılara etkiyen yükler hakkında genel bilgiler, literatür araştırması ve çalışmanın amacı ve kapsamı verilmektedir. İkinci bölümde, analizleri yapılacak olan betonarme ve çelik yapıların tasarım özelliklerinden ve yapısal modellemelerinden bahsedilmekte ve 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde tanımlanan zemin sınıflarına göre spektrum değerleri hesaplanarak yapı analizleri gerçekleştirilmektedir. Ayrıca gerçekleştirilen analizlere bağlı olarak elde edilen yük ve metraj değerleri karşılaştırılmaktadır. Üçüncü bölümde analizi yapılan sistemler yük, maliyet ve zemin özelliklerinin değişimi açısından irdelenmektedir. Dördüncü bölümde ise çalışmadan elde edilen sonuçlar ve öneriler verilmektedir. Bu bölümü kaynaklar listesi ve özgeçmiş bölümleri izlemektedir. Elde edilen sonuçlar, yapısal sistemlerin davranışının ve maliyetinin yapının ağırlığına, kullanılan yapı malzemesine, deprem yüklerine, yapının taşıyıcı sistemine, yerel zemin koşullarına, temel tipine bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, doğru ve güvenilir bir tasarım için bu parametrelerin tasarım aşamasında göz önüne alınması büyük önem arz etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Açık artırmalı satışlarda muhammen bedel artırma oranının bazı faktörlere göre değişimi: amasya ve giresun orman bölge müdürlükleri örneği

    Serpil Santo

    Orman ürünleri pazarında tekel özelliğini kaybetmesi Orman Genel Müdürlüğünün gelirlerinin azalmasına neden olmuştur. Devlet Orman İşletme Müdürlüklerinin odun emvali satış ihalelerini münferit olarak düzenlemekte ve her işletmenin başarı düzeyi yine münferit olarak değerlendirilmektedir. Açık artırmalı satışlarda muhammen bedel artırma oranının bazı faktörlere göre değişimi yakın işletmelerin satış ihalelerinde etkilenme durumu satış etkinliği yönünden önem arz etmektedir. Bu çalışmada, farklı değişkenlerin coğrafi konumları yakın Devlet Orman İşletmelerinin gelirleri üzerine etkileri irdelenmiştir. Bu kapsamda, Amasya ve Giresun Orman Bölge Müdürlükleri bünyesinde yer alan işletmelerin 2014-2018 yılları arasındaki ihale sonuçları incelenmiştir. Bu bağlamda, işletmelerin dikili ağaç satışı ve geleneksel depodan satış yöntemlerin kullanıldığı emval satış ihalelerinde elde edilen muhammen bedel artış oranları belirlenmiş ve karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar, Orman Bölge Müdürlüğü ve Orman İşletme Müdürlüğü düzeylerinde satış yöntemi, yıllar ve aylar değişkenlerine göre yapılmıştır. Çalışma sonucunda, sanayi tesislerine yakınlık, ihale yılı, ihale ayı, ihaleye çıkan Orman İşletme Müdürlüğü, dikili ağaç satışı ve geleneksel depodan satışlar değişkenlerinin, Muhammen Bedel Artırma Oranı üzerinde istatistiksel düzeyde anlamlı farklılıklar oluşturduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Çay fabrikalarında ISO 22000 gıda güvenliği yönetim sisteminin uygulanabilirliği

    Cemal Dilek

    Çay fabrikaları, arasındaki rekabetin artmasıyla birlikte çay üretiminin daha kaliteli ve güvenli yapılması için verdikleri hizmetleri bir sisteme ve standarda göre yapmaya başlamışlardır. Fabrika sahiplerinin günümüz tüketicilerinin bilinçli ve seçici olan isteklerini karşılamak amacıyla, çay alımı aşamasından işlenip paketleme aşamasına kadar kalite, hijyen ve gıda güvenliğini daha da ön plana çıkardığı görülmektedir. Bu süreçte fabrikanın kalite ve hijyen sorumlularına önemli görevler düşmektedir. Bu çalışmada Trabzon, Giresun ve Rize'de faaliyet gösteren, ISO 22000 Gıda Güvenliği Sistemi belgesine sahip çay fabrikalarına yönelik, ISO standartlarının uygulanabilirliği analiz edilmiştir. Nitel araştırma modeline sahip bu çalışmada, ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgesine sahip üç fabrikanın kalite ve hijyen sorumluları ile önceden belirlenmiş yarı-yapılandırılmış araştırma soruları ile mülakatlar yürütülmüştür. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analize dilerek, çalışmanın örneklemine ait kategoriler ve kodlar oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda, çay fabrikalarının gıda güvenliği konusunda bazı sorunlarının olduğu, problemlerin çözümü için ise, işletme yönetiminin ilk olarak ISO 22000 yararına inanması gerektiği düşünülmektir. Ayrıca katılımcı fabrikaların ISO 22000 standartlarının uygulanması konusunda ne tür sorunlar yaşadıkları ortaya çıkarılmıştır. Yapılan araştırma ile gereken kaynakları sağlayarak eğitim, personel, mutfak alanı, depolar gibi ihtiyaç duyulan yapı kurulduğu zaman ISO 22000 sistemlerinin uygulanabilir olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kırmızı pancarın dondurma üretiminde kullanım imkânları üzerine bir araştırma

    Firdevs Hacıbektaşoğlu

    Bu çalışmada, kırmızı pancar (Beta vulgaris L.) kullanılarak, başta çocuklar ve diyabet hastaları olmak üzere her tüketicinin beğenebileceği, kırmızı pancarın tatlılığından dolayı şeker oranı azaltılmış, besin değeri yüksek, fonksiyonel dondurma üretmek amaçlanmıştır. Bu amaçla Kontrol (K) (kırmızı pancar ilavesiz + %15 şeker), %5 şeker + %15 kırmızı pancar (P1), %10 şeker + %15 kırmızı pancar (P2), %15 şeker + %15 kırmızı pancar (P3) ilaveli toplam dört çeşit dondurma üretilmiştir. Üretilen dondurma örneklerinin bazı fiziko-kimyasal, fenolik madde, antioksidan aktivite ve duyusal özellikleri, renk değerleri ve şeker içerikleri incelenmiştir. Şeker oranının artmasına bağlı olarak dondurma örneklerinde pH değeri artmış, ancak bu artış istatiksel olarak önemli bulunmamıştır (p>0.05). En yüksek titrasyon asitliği Kontrol örneğinde (%0.21) belirlenirken kırmızı pancar içeren örneklerde istatistiksel olarak farklılık bulunmamıştır. En düşük kurumadde P2 örneğinde (%22.06) en yüksek kontrol örneğinde (%33.70) tespit edilmiştir. En yüksek kül değeri P1 örneğinde (%0.95), en düşük P3 örneğinde (%0.82) belirlenmiştir. Overrun (hacim artışı) değerleri en düşük P2 (%23.08), en yüksek kontrol örnekte (%39.18) bulunmuştur. Şeker oranının artması genel olarak ilk damlama süresini artırmış, tam erime süresini kısaltmıştır. Viskozite değerleri şeker ilavesiyle azalırken 20 ve 50 rpm'de belirlenen en yüksek viskozite değerleri P1 örneğinde sırasıyla 11729.58, ve 6425.60 cp olarak saptanmıştır. Fenolik madde ve antioksidan aktivite açısından dondurma örnekleri arasındaki farklılık p<0.01 düzeyinde önemli bulunmuştur. En düşük fenolik madde kontrol örneğinde (329.69 GAE mg/L), en yüksek fenolik madde P1 örneğinde (558.55 GAE mg/L) tespit edilmiştir. En düşük DPPH değeri kontrol örneğinde (13.66 % inhibisyon) görülürken en yüksek P2 örneğinde (27.98 % inhibisyon) belirlenmiştir. En düşük toplam antioksidan değeri P2 örneğine (2350.92 mg AAE/L) aitken en yüksek kontrol örneğinde (4376.13 AAE mg/L) belirlenmiştir. Şeker oranının artmasına bağlı olarak fruktoz ve glukoz değerlerinde azalma görülürken sakaroz değerinde artış olmuştur. Duyusal açıdan değerlendirildiğinde en yüksek genel kabul edilebilirlik puanı P2 örneğinde görülmüş ve sıralama P2>Kontrol>P1>P3 şeklinde olmuştur. Yapılan bu araştırma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde; %15 kırmızı pancar (Beta vulgaris L.)+%10 şeker ilaveli besin değeri daha yüksek, daha az şekerli yeni bir fonksiyonel dondurma üretilebileceği ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gümüştuğ (Torul-Gümüşhane) antimonit cevherleşmesinin toprak jeokimyası açısından incelenmesi

    Bilal Çiçek

    Tezin amacı, Gümüşhane Torul İlçesi sınırları içinde bulunan Gümüştuğ antimonit cevherleşmesinin; jeolojisinin, mineralojik özelliklerinin toprak jeokimyası açısından incelenmesidir. Gümüştuğ antimonit cevherleşme sahasında, Geç Kretase yaşlı sedimanter kayaç arakatkılı andezit, bazalt, piroklastlar ve bu kayaçlara sokulum yapmış Eosen yaşlı diyorit, kuvars diyorit, kuvars monzodiyorit bileşimli intrüzif kayaçlar yüzeylenmektedir. Sahada, granitik genç intrüzif kayaçlar ve bu kayaçların sokulum yaptığı yankayaçlarda hidrotermal damar tipte gelişmiş antimonit cevherleşmesi mevcuttur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Çarpımsal integral denklemler ve çarpımsal integral denklemlerin çarpımsal diferansiyel denklemler ile arasındaki ilişkisi

    Hatice Durmaz

    İntegral denklemler uygulamalı matematik, matematiksel fizik ve mühendislikte önemli bir yere sahiptir ve bir çok uygulama alanı vardır. İntegral denklemler, diferansiyel denklemlerin çözümünde bir çözüm aracı olarak kullanıldığından, diferansiyel denklemler ile arasında yakın bir ilişki vardır. Diferansiyel denklemlerin uygulama alanlarının geniş olması integral denklemlerini önemli bir konuma getirmiştir. Bu tez çalışmasında ilk olarak çarpımsal integral denklemler tanımlanmıştır ve çarpımsal integral denklemlerinin çözümleri irdelenmiştir. İkinci kısımda, çarpımsal integral denklemlerin çarpımsal diferansiyel denklemler ile ilişkisi incelenmiştir. Bir çarpımsal integral denklemin çarpımsal diferansiyel denkleme dönüştürüldüğü ve değişken veya sabit üstlü bir çarpımsal lineer diferansiyel denklemin çarpımsal Volterra integral denklemine dönüştürüldüğü ispatlanmış ve örneklendirmeler yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Numerical solutions of neumann type overdetermined multipoint mixed boundary value problems

    Suzan Karabey

    Bu çalışmada, eliptik diferansiyel denklemler için Neumann tipi çok noktalı üst belirli Dirichlet-Neumann ve Neumann-Dirichlet karışık sınır değer problemleri ele alınmıştır. Problemlerin çözümleri için kararlılık kestirimleri elde edilmiştir. Sabit katsayılı denklemler için çok noktalı karışık sınır değer problemlere karşılık gelen örneklerin çözümleri Fourier seri yöntemiyle, Fourier ve Laplace integral dönüşüm yöntemleriyle elde edilmiştir. Üst belirli çok noktalı Dirichlet-Neumann ve Neumann-Dirichlet karışık sınır değer problemler için birinci ve ikinci mertebeden doğruluk sonlu fark şemaları sunulmuştur. Fark şemaların çözümü için kararlılık kestirimleri gösterilmiştir. İki değişkenli eliptik denklem için Neumann tipi çok noktalı Dirichlet-Neumann ve Neumann-Dirichlet karışık sınır değer problemlerin çözümlerini bulmak için algoritma verilmiştir ve MATLAB kodları eklenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    İki boyutlu potansiyel ve singüler integrallerin bazı yaklaşımları

    Sedanur Efe

    Bu çalışmada, iki boyutlu potansiyel ve singüler integraller ele alınmıştır. Karmaşık değerli fonksiyonların yaklaşımları için gerçek değerli iki değişkenli fonksiyonların spline yaklaşımları kullanılmıştır. Karmaşık değerli fonksiyonların yaklaşımları uygulanarak iki boyutlu potansiyel integraller için birinci ve ikinci mertebeden yaklaşım formülleri araştırılmıştır. Sonra, iki boyutlu singüler integrallerin yaklaşımları incelenmiştir. İki boyutlu singüler integrallerin ikinci mertebeden yaklaşımı için formül sunulmuştur. MATLAB kullanmak üzere test örneklerde birinci ve ikinci mertebeden yaklaşımların hataları potansiyel ve singüler integraller için irdelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Karmaşık değerli fonksiyonlar, Potansiyel integral, Singüler integral, Singüler integral denklem, Yaklaşım.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gümüşhane'de doğrudan tüketime sunulan çiğ sütlerin bazıfiziko-kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerinin belirlenmesi

    Hüseyin Çelik

    Bu araştırmada Gümüşhane ve ilçelerinden (Kelkit, Şiran, Torul, Kürtün ve Köse) mart, nisan ve mayıs aylarında üreticiden doğrudan tüketiciye satılan çiğ sütlerin pH, asitlik, kurumadde, yağsız kurumadde, yağ, yoğunluk, protein, kül, toplam aerobik mezofilik bakteri, maya-küf ve koliform grubu bakteri sayıları belirlenmiştir. Araştırma sonucunda örneklerin pH değerlerinin mart, nisan ve mayıs aylarında sırasıyla 6.57-7.02; 6.42-6.89; 6.46-6.78 arasında değiştiği ve % 55, % 45 ve % 50'sinin standartlara uyduğu; asitlik değerlerinin 0.097-0.203; 0.119-0.185; 0.137-0.185 arasında değiştiği ve % 75, % 85, % 100'ünün standartlara uyduğu; kurumadde değerlerinin 10.13- 13.38;10.01-13.15;11.26-13.91 arasında değiştiği ve % 75; % 30; % 65'inin standartlara uyduğu, yağsız kurumadde değerlerinin 7.03-9.8; 7.05-8.96, 7.96-11.23 arasında değiştiği ve % 75, % 35, % 55'inin standartlara uyduğu; yağ değerlerinin 2.75-3.85; 2.75-4.55; 2.95- 4.25 arasında değiştiği ve % 55, % 50, % 50'sinin standartlara uyduğu; yoğunluk değerlerinin 1.026-1.034; 1.026-1.033; 1.026-1.036 arasında değiştiği ve % 95, % 90, % 90'ının standartlara uyduğu; kül değerlerinin 0.54-0.79; 0.54-0.88; 0.53-0.72; arasında değiştiği ve % 65,%70, %70'inin standartlara uyduğu, protein değerlerinin 2.68-4.25; 3- 4.15; 3.34-4.60 arasında değiştiği ve % 95, % 100, % 100'ününün standartlara uyduğu belirlenmiştir. Örneklerin TAMB sayıları mart, nisan ve mayıs aylarında sırasıyla 1.86-6.50; 3.54- 6.71; 2-5.87 log kob/mL arasında değişirken % 70, % 45, % 65'inin standartlara uyduğu; maya-küf sayıları <1-3.45 log kob/mL; <1-2.19 log kob /mL, <1-2.91 log kob/mL arasında değiştiği ve % 25, % 10, % 45 'inin standartlara uyduğu; koliform bakteri sayısı <1-3.45 log kob/ mL; <1-3.38 log kob/ mL; <1-2.93 log kob/mL arasında değişirken % 45, % 25, % 15'inin standartlara uyduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışma sonucuna göre Gümüşhane ve çevresinde ilkbaharda üreticiden doğrudan tüketiciye satılan sütlerin fiziko-kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerinin standartlara yakın olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kılıçören (Gümüşhane ) Cu-Zn-Pb ± (Ag, Au) cevherleşmesinin jeolojik ve mineralojik incelenmesi

    Fatih Şal

    İnceleme alanı Gümüşhane İline bağlı Kılıçören Köyü, Madenin Sırtı mevkiinde yer alır. Genel jeolojik incelemelerin yapıldığı maden sahasının yakın çevresi Trabzon H43-b1 ve b2 paftaları sınırları içerisinde yer almaktadır. Sahada Şenköy Formasyonu, Berdiga Formasyonu ve Yazyurdu Formasyonu yüzeyleme vermektedir. Çalışma alanında bulunan cevherleşme Erken-Orta Jura yaşlı Şenköy Formasyonu'na ait volkanik kayaçlar içinde gelişmiştir. Volkanik kayaçların Nb/Y ve Zr/TiO2* oranları, kayaçların andezit ve andezit/bazalt türünde olduğunu işaret etmektedir. AFM, SiO2'ye karşı K2O ve Th-Co diyagramlarına göre ise volkanitlerin kalk-alkali karaktere sahip oldukları belirlenmiştir. Örneklerin iz ve nadir toprak element dağılımları, volkanik kayaçların benzer manto kaynağından türediklerini ve negatif Eu/Eu* anomalisi plajiyoklas ayrımlaşmasının geliştiğini ifade etmektedir. Tektonik ayırtman diyagramları volkanik kayaçların kalk-alkali bazalt ve volkanik yay bazaltı özelliğinde işaret etmektedir. Cevherleşme Erken-Orta Jura yaşlı Şenköy Formasyonu'na ait andezitlerde gelişen KB-GD doğrultulu kırık hatlarına damar şeklinde yerleşmiş olarak gözlenmektedir. Arazide gözlenen damarlar birkaç santimetreden bir iki metreye kadar değişen kalınlıklarda ve birkaç metre devam eden uzunlukta gelişmiştir. Cevherleşmenin en iyi gözlendiği alan olan Madenin Sırtı (2151 m) bölgesinde terkedilmiş eski bir galeri bulunmakta olup, 2,5 m genişliğe ve 3 m yüksekliğe sahiptir. Galeri, K10B doğrultusunda yaklaşık 100 m devam etmektedir. Alanda K25B doğrultulu, yaklaşık olarak 5 m kalınlığa ve 50 m uzunluğa sahip silis kafası gözlenmekte olup, oluşumu itibariyle epitermal sistemi işaret etmektedir. Sahada silisleşmenin yanı sıra hematitleşme, limonitleşme, kloritleşme ve kükürtleşme türü altresyon ürünleri de tespit edilmiştir. Pirit, kalkopirit, galen, sfalerit, fahlerz ve kuvars mineralleri cevherleşmenin parajenezini oluşturmaktadır. İki farklı evrede gelişen cevherleşme de ornatım, ayrılım, kapanım ve kataklastik doku cevher mineralleri arasında gözlenen en önemli doku türleridir. Özellikle kuvars içeren örneklerde, öz şekilli kuvars kristallerinin yanı sıra boşluk dolgusu ve taraklı yapının gözlenmesi, sahadaki cevherleşmenin epitermal sistemde gelişen damar tip bir cevherleşme olduğuna işaret etmektedir.