Yazarlar
- Ahmet Özdemir(3)
- Ahmet Bayraktar(2)
- Bahadır Tercan(2)
- Bilal Gürsoy(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Burcu Sayın Okatan(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Emre Tosun(2)
- Emre Turan(2)
- Erdal Demir(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Fevziye Bekar(2)
- Furkan Şahin(2)
- Galip Usta(2)
- Gulzıpa Akyüz(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Gökhan Çaybaşı(2)
- Gülşah Ayvazoğlu(2)
- Hasan Yücel(2)
- Havva Nur Kobya(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kadir Çavuş(2)
- Kaşif Furkan Öztürk(2)
- Kemal Torpuş(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Mazhar Oyanık(2)
- Melikşah Turan(2)
- Meryem Akbulut(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Nurcan Şimşek(2)
- Nurdan Dizdar(2)
- Pınar Açıkgöz(2)
- Ramazan Aslan(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Uğur Demirel(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Kurumsal yapının ekonomik performansa etkisi: Kırılgan beşli ülkeleri
Şeyma Arslan
Bu çalışmanın amacı kırılgan beşli kapsamına giren ülkelerin kurumsal faktörlerinin ekonomik büyümelerine etkisini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'nin de içinde yer aldığı 9 ülke için 2002-2015 verileri Panel Veri Analizi kullanılarak ekonometrik açıdan test edilmektedir. Elde edilen sonuçlara göre kurumsal faktörler ve ekonomik büyüme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır. Kırılgan ülkelerin kurumsal yapılarında meydana gelen iyileşmeler ekonomik performanslarını olumlu yönde etkilemektedir sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yapı, Ekonomik Büyüme, Kırılgan Ülkeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Dilimsel dengeli konsol yöntemi ile tasarlanan bir köprünün yapım aşamaları dikkate alınarak yapısal davranış ve maliyet açısından değerlendirilmesi
Muhammet Abdullah Şener
Dilimsel dengeli konsol yapım metodu dünyada ve ülkemizde yıllardır kullanılan ve birçok örneği bulunan köprü inşa metodudur. Açıklıkları 300 metre mesafeyi bulan ve viyadük toplam mesafesi birkaç kilometreye ulaşabilen, bununla birlikte orta açıklıklar 80-200 metre arasında etkili olmakta olup kutu kesitli ardgermeli beton tabliyeler için öncelikli bir yapım metodu olarak kullanılır. Açıklıklar belli uzunluklara sahip dilim şeklinde köprü ayağı üstü diliminden itibaren açıklık ortalarına doğru sağa ve sola ilerlemektedir. Sistem dengeli konsol şeklinde çalışmaktadır. Köprü modeli açıklık ortasında kapatma dilimi döküldükten sonra sürekli hale gelir. Sonuç olarak, dilimsel yapım metoduyla yapılan viyadüğün tasarım ve projelendirilmesinde iki ayrı aşama dikkate alınması gerekir. Bu çalışmanın öncelikli amacı, dilimli dengeli konsol yöntemine göre tasarlanmış bir köprünün, tasarımında yapım aşamalarının dikkate alınmasının köprünün sürekli sistem olarak tasarımı ile ortaya çıkan kesit tesirleri ile mukayesesini yapmaktır. Ayrıca sürekli köprü sistemin deprem analizi de gerçekleştirilmiştir. Bu analiz sırasında depremler uzak ve yakın fay etkisini inceleyecek şekilde seçilmiştir. Bu amaca yönelik olarak 2 ayaklı 3 açıklıklı toplam 345 m uzunluğunda bir dengeli konsol tasarlanmış ve analizler bu köprü üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmadaki örnek köprü modeli, Trabzon ili Ortahisar ilçesinde yer alan ve prekast kirişli köprü yöntemine göre yapımı halen devam etmekte olan Karşıyaka Viyadüğü'nün aplikasyonuna göre tasarlanmıştır. Böylelikle iki farklı inşa yönteminin mukayeseli maliyet analizi gerçekleştirmek de mümkün olmuştur. Bu çalışmada köprü üstyapısının yapım aşamaları anlatılmış, tasarımda dikkate alınacak yük ve yük kombinasyonları verilmiştir. Viyadük üstyapısının dengeli konsol durumu analizi için gerekli yükler hesaplanmıştır. Köprü üstyapısı farklı geometriye sahip dilimlerden oluşmaktadır. Bu sebeple, herbir dilimin ardgerme tekniği, yapım süresine bağlı olarak dilimlerin farklı beton yaşlarında uygulandığından zamana bağlı gelişen etkiler dikkate alınmalıdır. Uluslararası düzeyde kabul görmüş ve ülkemizde de Kara Yolları Genel Müdürlüğünce kullanılmakta olan köprü tasarım yönetmeliği, American Association of State Highway and Transportation Officials (AASHTO) hükümleri doğrultusunda dilimsel dengeli konsol köprülerin analizi malzeme modelleri ele alınarak incelenmiştir. Buna göre, yapılan bu yüksek lisans çalışmasında ilk olarak dilimlerin yapım aşamaları artırımsal zaman adımlı analiz yöntemine göre incelenmiştir ve her bir kesitte her bir dilimin yapımı tamamlandıktan sonra meydana gelen gerilmelerin analizleri yapılmıştır. Yapım aşaması zamanı süresince herhangi bir kesitte oluşan gerilmeler AASHTO'da belirlenen izin verilen gerilme sınırlarını aşmadığı belirlenmiştir. Yine dengeli konsol köprü modeline Düzce 1999 Deprem kayıtları ile zaman tanım alanında analiz yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda modelde meydana gelen eğilme momenti değerlerinin deprem anında daha yüksek sonuçlar verdiği ortaya çıkmıştır. Yapım aşamasına göre yapılan analiz sonucunda daha yüksek eğilme momenti, kesme kuvveti ve gerilme değerleri elde edilmiştir. Buradan hareketle köprü tasarımlarının sadece servis durumuna göre değil yapım aşamalarını da dikkate alacak şekilde yapılmasının gerekliliği ortaya koyulmuştur. Özellikle yapılan halat hesaplarında elde edilen sonuçlar halat miktarını etkileyebilmektedir. Aktif fay kuşağında bulunan ülkemizde halat yetersizliği ciddi sorunlara sebebiyet verebilmektedir. Ülkemizde ve dünyada kullanılan birçok köprü sınıfı metodu vardır. Bunlardan en çok kullanılan köprü sınıfı ise prekast kirişli köprüdür. İnşası devam eden Karşıyaka Viyadüğü ile gerçekleştirilen mukayeseli maliyet analizi sonucunda ise bu çalışmaya konu olan dilimli konsol köprünün maliyetinin %33'e varan oranda daha düşük bulunduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020İtfaiye teşkilatı çalışanlarının takım çalışması tutumları ve örgütsel vatandaşlık davranışlarının değerlendirilmesi: Kütahya ili örneği
Betül Korkmaz
Bir grubu takım kılan temel özellikler takımın amacı, liderlik ve ekip üyelerinin rolleri, ekip üyelerinin birbirlerine bağlılığı, ekibin iklimi ve ekip kültürüdür. Bu çalışmanın amacı; müdahale personeli olan itfaiye ekiplerinin takım çalışmasına karşı tutumlarını gözlemlemek, takım üyelerinin örgütsel vatandaşlık düzeylerini belirlemek ve takım çalışması ve örgütsel vatandaşlık arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemekti. Çalışma yönteminde 5'li likert tipi 18 sorudan oluşan ekip çalışması tutum ve 23 soruluk örgütsel vatandaşlık davranışları ölçekleri Kütahya ili itfaiye Teşkilatı'nda çalışan 159 gönüllü katılımcıya uygulandı. Veriler SPSS 15 ile istatiksel olarak değerlendirildi. Çalışmamızda ekip çalışması tutumları ölçeği için Cronbach alfa katsayısı 0,761, örgütsel vatandaşlık davranışları Cronbach alfa katsayısı ise 0,814 idi. Veri sonuçları ortalama±standart sapma değeri cinsinden hesaplandı. Çalışmadaki katılımcıların ekip çalışması tutumu toplam değeri ortalamasının (3,97±0,36) yüksek, örgütsel vatandaşlık davranışları ölçeği ortalamasının (4,35±0,340) ise çok yüksek seviyede olduğu gözlendi. Yaş değişkeniyle sırasıyla ekip çalışması tutum ölçeği alt faktörlerinden: durum gözlemi (R=-0,193, p<0,05), karşılıklı destek (R=-0,280, p<0,01) ve örgütsel davranış ölçeği alt faktörlerinden: nezaket (R=-0,219, p<0,05), sportmenlik (R=-0,302, p<0,01) arasında anlamlı negatif korelasyon gözlendi. Örgütsel vatandaşlık davranışları ile ekip çalışması tutumu genel ortalama değerleri arasında anlamlı pozitif korelasyon gözlendi (R=0,493, p<0,001). Çalışmanın sonucunda, itfaiye çalışanlarının örgütsel vatandaşlık davranışları ile takım çalışması tutumları arasında pozitif ilişki saptanmıştır. Takım çalışması örgütsel vatandaşlık ile iş verimi ilişkisi ile ilgili ileri çalışmalar yarar sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: İtfaiye, Takım, Örgüt, Davranış, Gönüllülük.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Primula veris subsp. columnae bitkisinin uçucu yağının kimyasal içeriği, metanol ekstraktlarının eldesi ve biyolojik aktiviteleri
Çağrı Karapınar
Bu çalışma Primula veris subsp. columnae türünün uçucu yağ oranları, uçucu yağ bileşenlerinin belirlenmesi, metanol ekstraktlarının elde edilerek antioksidan, antifungal ve antimikrobiyal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2019 yılında, Gümüşhane ilinde doğal olarak yetişen Primula veris subsp. columnae bitkisinin çiçek ve yaprak uçucu yağları çıkartılarak ana bileşenleri ve yüzde oranları belirlenmiştir. Çiçek uçucu yağında en fazla bulunan ana bileşik Metil 4-methoksisalisilat (%37.30), yaprak uçucu yağında en fazla bulunan ana bileşik Linoleik asid (%40.08) elde edilmiştir. Çiçek ve yapraklarının metanol ile ekstraksiyonu sonucu yüzde olarak çiçekte ekstraktif madde %34.54, yaprakta ise %28.81 olarak elde edilmiştir. Metanol ekstraksiyonu sonucu Primula veris subsp. columnae bitkisi genel olarak değerlendirildiğinde antioksidan özelliklerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Primula veris subsp. columnae türünün çiçeklerin ve yaprakların uçucu yağları üzerinde yapılan antimikrobiyal aktivite testinde bunlardan sadece çiçek uçucu yağının zayıf inhibite özellik gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Antimikrobiyal Aktivite, Antioksidan Aktivite, GC-MS, Odun Dışı Orman Ürünleri, Tutya(Çuha çiçeği), Uçucu yağ
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Ratlarda cisplatinin neden olduğu DNA hasarı, nefrotoksisite ve bazı biyokimyasal parametreler üzerine Rhododendron luteum ekstraktının koruyucu etkisinin araştırılması
Deniz Canbolat
Kanser karmaşık bir hastalık profiline sahip dünya çapındaki en büyük halk sağlığı sorunlarından biridir. Bu hastalığa karşı birçok tedavi yöntemi kullanılmasına rağmen insan sağlığını tehdit eden nedenler arasında olma özelliğini muhafaza etmektedir. Kullanılan tedavi yöntemlerinden biri olan kemoterapide birçok ilaç kullanılmaktadır ve bu ilaçlardan biri de cisplatindir. Yapılan çalışmalarda cisplatinin kanser hücrelerinin çoğalmasını engellerken aynı zamanda sağlıklı hücreleri de etkileyerek birçok yan etkiye sebep olduğu bildirilmiştir. Cisplatin kullanımının yan etkileri özellikle reaktif oksijen türlerine (ROS) atfedilmekte olup bu yan etkilere karşı koruyucu yeni yaklaşımlar geliştirilmektedir. Bu amaç doğrultusunda antioksidan maddeler ile cisplatinin birlikte kullanımının olduğu birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, ratlarda cisplatine bağlı olarak oluşan DNA hasarı, oksidatif stres artışı, apoptoz, inflamasyon ve nefrotoksisite gibi hasarlara karşı Rhododendron luteum yaprak ekstraktının koruyucu etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Cisplatin kaynaklı nefrotoksisite modeli Wistar Albino türü dişi sıçanlarla oluşturulmuş olup sıçanlar rastgele 5 farklı gruba (n=6; kontrol grubu, dimetil sülfoksit (DMSO) grubu, cisplatin grubu, 12,5 mg/kg Rhododendron luteum tedavi grubu ve 25 mg/kg Rhododendron luteum tedavi grubu) ayrıldı. Kontrol grubuna 6 gün 0,5 ml'lik serum fizyolojik, çözücü grubuna 6 gün 0,5 ml'lik DMSO, cisplatin grubuna 1. gün tek doz 7,5 mg/kg'lık cisplatin ve 5 gün 0,5 ml'lik serum fizyolojik, tedavi gruplarına ise 1. gün 7,5 mg/kg'lık cisplatin ve 5 gün 0,5 ml'lik Rhododendron luteum ekstraktı (12,5 mg/kg ve 25 mg/kg) intraperitoneal olarak verildi ve ratlar 7. günde sakrifiye edildi. Böbrek dokusunda ve kanda; malondialdehit (MDA), toplam antioksidan kapasite (TAS), toplam oksidan kapasite (TOS), oksidatif stres indeksi (OSİ), süperoksit dismutaz (SOD), Kaspaz-3, tümör nekroz faktör-alfa (TNF-α), glutatyon (GSH), 8-hidroksi-2'-deoksiguanozin (8-OHdG) düzeyleri ölçüldü ve böbrek dokusunun histopatolojik değerlendirmesi yapıldı. Böbrek doku örneklerinde tedavi grubunun cisplatin grubuna göre MDA, TOS, OSİ, Kaspaz-3, TNF-α, 8-OHdG anlamlı düzeyde azalırken (p<0.05), GSH seviyelerinin anlamlı düzeyde arttığı gözlemlendi (p<0.05). Serum örneklerinde MDA, TOS, OSİ, TNF-α seviyeleri anlamlı düzeyde azalırken (p<0.05) GSH ve TAS seviyeleri anlamlı düzeyde arttığı gözlemlendi (p<0.05). Histopatolojik incelemede ise tedavi gruplarının cisplatin grubuna kıyasla hasar skorunu azalttığı gözlemlendi. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda cisplatinin ratlarda nefrotoksisiteye neden olduğu ve oluşan bu toksisite üzerine Rhododendron luteum'un koruyucu etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Alevilik ve Bektaşilikte nübüvvet-velayet ilişkisi
Rauf Yıldız
Orta-Asya'da konar göçer olarak yaşayan Türkler, gök tanrı denilen tek tanrı inancına mensuplardı. Arapların da tek Allah'a inanmaları, Abbasi yönetimimin ılımlı İslam politikaları, Talas Savaşı'nda Türklerin Çin hükümdarlığına karşı Araplardan yardım istemesi üzerine, Arapların Türklerin yanında yer almaları ve bununla beraber Türklerin Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi ile tanışmaları, Türklerin İslam dinini benimsemelerini kolaylaştırmıştır. Fakat İslam'ı tamamen benimseyip hemen Müslüman oldukları söylenemez. Uzun zaman içerisinde kurulan olumlu ilişkiler, İslam dininin yavaş yavaş kırsal kesimlere yayılması, Türklerin tasavvuf ile tanışmaları İslam dinini benimsemelerini hızlandırmıştır. Çağlar boyunca belirli bir kültür ve yaşam formlarına göre yaşayan daha sonra çeşitli sebeplerle başka kültürlerden etkilenerek o kültürlere evrilen toplumlar çeşitli aşamalar kaydetmişlerdir. Yapmış oldukları bu geçişlerin uzun süre olmasına rağmen önceki kültürlerine olan bağlılıklarını kaybetmemişlerdir. Önceki kültürlerine ait birtakım öğeleri olduğu gibi benimsemişler, geri kalanları da geçiş yapmış oldukları kültüre uyarlamışlardır. Bu da bilinen bir sosyolojik olgudur. Bu olgu Türk toplulukları için de geçerli olmuştur. Bu çalışmada, Alevilik ve Bektaşilik düşünce sisteminin tarihi arka planı ve inanç kuramlarıyla Nübüvvet-Velayet ilişkisi, literatür taraması yapılarak anlaşılmaya çalışıldı. Çalışmada dört ana felsefeye sahip kaynaktan bu tarihsel tespit yapılmaya çalışıldı. Birinci kaynak grubu; bizzat Alevi ve Bektaşi düşünce geleneğinin literatürü olarak kabul edilen, Menakıbname, Velayetname, Buyruk, Yedi Büyük Ozan'ın nefesleri ve Alevilerce meşhur olmuş aşıkların nefesleri esas alındı. İkinci kaynak grubu ise, Sünni İslam inanışına mensup gerek ilahiyatçı akademisyenler gerekse bu alanda geçmiş tarihlerde Sünnilerin Alevi ve Bektaşi düşüncesine bakmış oldukları perspektiflere bakılarak araştırıldı. Üçüncü kaynak grubu, batılı araştırmacılar olan Oryantalist grubunun Alevilik ve Bektaşilik düşünce geleneğinin üzerine yaptıkları objektif kaynaklar esas alındı. Dördüncü kaynak grubu ise Alevi ve Bektaşi düşüncesini en çok etkileyen Tasavvuf literatürünün kaynakları esas alındı. Bu çalışmanın amacı, Hz. Ali'nin tarihi ve menkıbevi şahsiyeti etrafında oluşan düşünce yapılarından biri olan Alevi ve Bektaşi geleneğinin, genelde tarihi arka planı özelde ise bu düşünce yapısının Nübüvvet makamına yüklemiş olduğu anlamı tespit etmektir. Velayet teorisiyle Nübüvvet inancı arasındaki ilişkinin devamlılık mı yoksa yerine kullanılabilecek bir alternatif mi olduğunu ortaya koymaktır. Çalışmanın kapsamı şifahi kültürden günümüze kadar teşekkül etmiş Alevilik ve Bektaşilik geleneği için önemli olan gerek yazma eserler gerekse son dönemde yaşamış ve yaşamaya devam eden Alevi ve Bektaşi geleneği mensuplarının eserleri çerçevesindedir. Farklı kesimlerden ve mensubiyetlerden dışarıdan bir göz olarak bakmak için de yine aynı şekilde bu gelenekten olmayıp bu alan üzerine yapılan çalışmalar da dikkate alındı. Anahtar Kelimeler: Kelam, Alevilik, Bektaşilik, Nübüvvet, Velayet
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Konya ili Karapınar ilçesinin afet geçmişi ve Karapınar ilçesindeki obruklar: Karapınar halkının afet bilinci üzerine bir çalışma
Sadık İlkan Uçan
Bu çalışma, Konya ili Karapınar ilçesinde yaşayan insanların afetler ve obruklar konusundaki bilinç düzeylerini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, bölgede yaşayan 500 kişiye yüz yüze görüşme tekniği ile 20 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Bu 500 kişi, 250 erkek 250 kadın olacak şekilde eşit dağılımlı olarak seçilmiştir. Anketin ilk 4 sorusu demografik bilgilerden oluşmaktadır. Katılımcıların afet bilinç düzeylerinin saptanması amacıyla 5-11 arasındaki anket soruları dikkate alınmıştır. Obruk bilinç düzeyi içinse, anket formundaki 12-20 arasındaki sorulardan oluşan toplam 9 madde temel alınmıştır. Araştırmaya katılan 500 kişilik örneklemin demografik özellikleri, afet ve obruk bilinç düzeyi ortalamaları belirlenmiş ve araştırmanın hipotezleri test edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 25 programı kullanılmıştır. İstatistiksel analiz metodu olarak frekans analizi tablolar halinde gösterilmiştir. İstatistiksel önemlilik testi olarak ise Ki Kare testi kullanılmıştır. Araştırma sonunda yaş, eğitim durumu, cinsiyet, medeni durum gibi demografik bilgiler diğer anket soruları ile tek tek karşılaştırılmıştır. Analizler sonucunda, katılımcıların afet bilinç seviyesinin düşükken, obruk bilinç seviyesinin yüksek olduğu görülmüştür. Bu durum katılımcıların yaşadığı bölgede obruk olayının sık görülmesi veya diğer afetlerin ender görülmesi ile açıklanabilir. Ayrıca, katılımcıların eğitim durumu ile bilinç seviyesi arasında pozitif bir ilişki vardır. Katılımcılar obruk oluşumunda su tüketiminin etkili olduğunu düşünmektedirler. Dolayısıyla, afet ve obruk bilinç seviyesini arttırmak için eğitim ve tatbikatlara önem verilmelidir. Obruk oluşumunu azaltmak içinse, su kullanımı üzerinde durulmalı, gereksiz açılan kuyular ve yetiştirilen tarım ürünleri denetlenmelidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Enflasyon hedeflemesine geçişte TCMB ve para politikası uygulamaları
Emre Akyıldız
Bu çalışmada; para politikasının genel çerçevesi, para politikası stratejileri ve bunların avantaj ve dezavantajları, parasal aktarım mekanizmaları, para politikası araçları ve amaçları incelenmiştir. Bununla birlikte, Türkiye'de tarihsel bir süreç içerisinde tercih edilen para politikası amaçları, stratejileri ve bu amaç ve stratejilere ulaşabilmek için kullanılan para politikası araçlarının gelişimi ve değişiminin nasıl ve neden gerçekleştiği ele alınacaktır. Türkiye'de 2000 yılı sonrasında uygulanan para politikalarının makro ekonomik değişkenler üzerindeki etkileri, uygulamadaki başarısı ve 2008 küresel kriz sonrasında uygulanan para politikaları üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak Türkiye'de Şubat 2001'de yaşanan krizin ardından Merkez Bankası'nın yetkileri nezdinde değişikliklere gidilmiş ve esas amacı fiyat istikrarı olarak belirlenmiştir. 2002 yılından sonra uygulanan para politikaları sonucunda fiyat istikrarı ve bankacılık sektörünün krizlere dayanıklılığı arttırılmıştır. Türkiye'nin 2008 krizine kadar para politikasında yaptığı değişiklikler üzerinde de ayrıca durulmuştur. 2008 küresel kriziyle birlikte geleneksel olmayan para politikaları önem kazanmaya başlamıştır. Ancak, son yıllarda TCMB'nin politik bağımsızlıkla ilgili yaşadığı sorunlardan kaynaklı olarak özellikle politika faizini etkin bir şekilde kullanamadığı görülmektedir. Bu çerçevede son yıllarda TL'nin aşırı değer kaybetmesi ve enflasyon hedefinin tutturulamaması da TCMB'nin para politikalarında istenilen düzeyde başarıya ulaşamadığını göstermektedir. Enflasyon hedeflemesinde her ne kadar belirli dönemlerde başarı sağlansa da bunu genel olarak söylemek mümkün değildir. Ülkenin kronik sorunlarından olan dış ticaret ve cari işlemler açığı ve işsizlik artışının da katkısıyla ekonomik büyümede istikrarlı bir yapıya ulaşılamamıştır. Bu nedenle çalışmada bu alandaki temel makro ekonomik göstergelere yer verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Üç boyutlu kaya düşme analizleri ile olası tehlike haritası üretilmesi ve önlem yapıları tasarımı: Gümüşhane kent merkezi örneği
Rasim Taylan Kara
Trabzon-Erzurum Karayolu üzerinde bulunan Gümüşhane ili merkez ilçe yerleşkesi sarp bir topoğrafyaya sahip olup, iklimsel ve morfolojik yapının etkisi sonucu, hemen hemen her mevsim sıklıkla gerçekleşen kaya düşme olayları zaman zaman can ve mal kayıplarına sebep olabilmektedir. Bu nedenlerden ötürü Gümüşhane ili merkez yerleşkesinin kaya düşme potansiyeli açısından büyük tehdit oluşturan kuzey yamaçları inceleme alanı olarak seçilmiştir. Bu çalışmada, Gümüşhane il merkezindeki yerleşim alanlarını tehdit eden yüksek sarp yamaçlardaki kaynak kaya alanlarının yanı sıra, düşmüş ve askıdaki bloklar belirlenmiş ve düşmüş olan blokların yerleri dikkate alınarak, kaya düşme envanter haritası oluşturulmuştur. Daha sonra, kaya düşme olasılığı yüksek olan kaynak kaya alanlarında belirlenen hatlarda RocPro3D programı kullanılarak, kaya düşme analizleri yapılmıştır. Bu analizler sonucunda, düşen blokların yayılma mesafesi, sıçrama yüksekliği, yuvarlanan kaya bloklarının kinetik enerjileri ve çelik bariyer uygulamaları ile düşmesi olası blokları önleme olanakları irdelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, inceleme alanında yayılım gösteren yerleşkelerin üst kotlarında belirlenen H1, H2, H3, H7 ve H9 kaynak kaya hatlarından yuvarlanan kaya blokları sırasıyla Oltanbey Mahallesi, Hasanbey Mahallesi, Özcan Mahallesi, Yeni Mahalle ve Eskibağlar Mahallesi yerleşkelerini tehdit etmektedir. H5, H6 ve H8 kaynak kaya hatlarından yuvarlanan kaya blokları, sırasıyla Karaer Mahallesi, İnönü Mahallesi, Yeni Mahalle, Eskibağlar Mahallesi ve Gümüşhane Üniversitesi yerleşkeleri ile kaynak kaya alanları arasında yayılım göstermekte olup, mevcut yerleşkeleri tehdit etmemektedir. Buna ek olarak H4 nolu kaynak kaya alanından yuvarlanan kaya blokları herhangi bir yerleşkeyi tehdit etmemektedir. Yapılan 3D kaya düşme analizleri sonucunda kaya düşme tehlikesi altında olan yerleşkelerde önlem yapılarından çelik bariyer uygulaması yapılarak yeniden analizler gerçekleştirilmiş ve tehlikeyi ortadan kaldıracak en ekonomik ve güvenli farklı bariyer çeşitleri önerilmiştir. Tüm veriler ışığında elde edilen sonuçlar ArcGIS bilgisayar programında değerlendirilip, bariyer uygulamasının öncesi ve sonrası durumları gösteren olası tehlike haritası üretilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Çelik Bariyer, Gümüşhane, Kaya Düşmesi, Olası Tehlike Haritası, RocPro3D
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Torul ve Kürtün (Gümüşhane) ilçe merkezi içme sularının fiziksel ve jeokimyasal özelliklerinin incelenmesi
Yasin Merdan
Bu çalışmada Gümüşhane İli Torul-Kürtün İlçe merkezlerindeki içme sularının katyon ve anyon ölçümleri yanı sıra suların pH, Elektriksel İletkenlik (Eİ) ve sertlik (Fr°) gibi fizikokimyasal parametreleri araştırılmıştır. Su örneklerinin pH değerleri 7.54-8.10, iletkenlikleri 119.5-640.0 µS/cm ve sertlikleri (Fr°) 9.93-26.22 arasında değişmektedir. Analiz edilen tüm su örneklerinde anyon ve katyonların konsantrasyonlarının TS-266 ve Dünya Sağlık Örgütü standartlarına göre kabul edilen sınırları içinde kaldığı belirlenmiştir. TS-266 standartına göre T2 (640 µS/cm), K9 (479 µS/cm) ve K11 (477 µS/cm) nolu örneklere ait Eİ değerleri hariç diğer tüm örneklerin Eİ değerleri I. sınıf su kalitesine işaret etmiştir. Suların; normal klorürlü ve oligoklorürlü sular, normal sülfatlı, oligosülfatlı ve sülfatlı sular sınıfına girdiği belirlenmiştir. Piper diyagramına göre suların, bikarbonatlı (HCO3) ve kalsiyumlu (Ca), düşük sülfat ve klorür (SO42+Cl) içeren kalsiyum magnezyumlu (Ca+Mg) karışık bileşimli olduğu belirlenmiştir. Kloroalkalin indeksi I ve kloroalkalin indeksi II'nin pozitif olarak hesaplandığı sularda Na+ ve K+ iyonlarının kayaçlarda yer alan Mg+2 ve Ca+2 iyonları ile yer değiştirdiği tespit edilmiştir. Sularda karbonat ayrışmasının, silikat ayrışmasından daha etkili olduğu belirlenmiştir. İz element analiz sonuçlarına göre Co ve Pb hariç diğer elementlerin konsantrasyonlarının kabul edilen standartlar içinde yer aldığı tespit edilmiştir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde, analiz edilen su örneklerinin içme suyu açısından genel olarak iyi sınıf sular kategorisinde yer aldığı sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Ar-Ge ve inovasyonun yüksek teknoloji ürün ihracatı üzerindeki etkisi: Yükselen piyasa ekonomileri örneği
Sema Hilal Durmuş
Son yıllarda küreselleşmenin etkisiyle dünya ekonomilerinde değişen rekabet anlayışında yüksek teknoloji ürün ihracatı önemli bir konumdadır. Ülkelerin değişen rekabet şartlarında yer edinebilmek adına yaptıkları Ar-ge faaliyetlerine olan eğilim artış göstermektedir. Ar-ge faaliyetleriyle ortaya çıkan inovasyonların da ticari başarılara dönüştürülmesiyle iktisadi büyümeye etki etmektedir. Ar-ge ve inovasyon faaliyetleri teknolojik gelişmeler ve ihracat performanslarında artış sağlamaktadır. Ar-ge ve inovasyon faaliyetlerinin yüksek teknoloji ürün ihracatı ve ekonomik büyümeye ilişkin etkileri merak konusu olmaktadır. Bu çalışmada verisine ulaşılabilen yükselen piyasa ekonomilerinden 7 ülkenin (Arjantin, Bulgaristan, Çin, Polonya, Romanya, Rusya ve Türkiye) 2007-2017 dönemine ait verileriyle yüksek teknoloji ürün ihracatı üzerindeki etkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkinin analiz edilebilmesinde yöntem olarak panel veri analiz yöntemlerinden sabit ve tesadüfi etkiler modellerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, Ar-ge ve inovasyon ile yüksek teknoloji ürün ihracatı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Mikro kültür destinasyonlarında pazarlama sorunları ve çözüm önerileri: Birecik örneği
Süleyman Akbaş
Bulunduğumuz yüzyılda turizm, ülkelerin ekonomik göstergeleri açısından büyük önem arz etmektedir. Birçok ekonomik unsur içerisinde turizme ayrı bir önem verilmekte ve bölgeler turizm alanında birbirleriyle rekabete girmektedir. Bu kapsamda, gerek büyük ölçekli destinasyonlarda (şehir veya ülke gibi) gerekse küçük ölçekli destinasyonlarda (ilçe, kasaba vb.) paydaşlar, ekonomik kalkınmışlığı artırmak için turizm gelirlerinden daha fazla pay almaya çalışmaktadır. Ancak özellikle küçük ölçekli destinasyonlar, kimi yapısal ve yönetsel sorunlar nedeniyle, sahip oldukları yüksek turizm potansiyeline rağmen, turizmden hak ettikleri payı alamamaktadır. Şanlıurfa'ya bağlı Birecik ilçesi de bünyesinde kültürel, tarihi ve doğal turistik değerler barındırdığı halde, destinasyon pazarlamasında yaşanan sorunlar nedeniyle, bu değerlerden yeterli faydayı sağlayamamaktadır. Bu noktadan hareketle, mevcut çalışma bir mikro kültür destinasyonu olan Birecik'in destinasyon pazarlama sorunlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği çalışmada destinasyon paydaşlarıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek Pazarlama Karması Teorisi çerçevesinde, destinasyonun pazarlama sorunları ve bunlara yönelik çözüm önerileri tespit edilmiştir. Bulgular, Birecik'te fiyat açısından önemli bir sorun yaşanmadığını; ancak ürün, dağıtım ve tutundurma açısından bazı önemli sorunların olduğunu göstermektedir. Ürün açısından konaklama kapasitesi zayıflığı ve turistik kaynakların yetersiz kullanımı, tutundurma açısından tanıtım zayıflığı, dağıtım açısından destinasyonun bölgesel turlara dâhil edilmemesi öne çıkan sorunlardır. Bu çalışmada saptanan sorunlara yönelik çözüm önerileri de sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Memî Cân Efendi'nin "Lübbü'l-Usûl fî Mâ'rifeti Tarîkati'l-Vusûl" adlı eserinin tahkîki ve tıpkıbasımı
Halime Kara
XVI. yüzyılda yaşamış olan Şeyh Muhyiddin Mehmed b. İlyâs Memî Cân Saruhânî (v. 1008/1599) Efendi, Manisa (Saruhan)lıdır. Uşşâkiyye tarîkatinde şeyhlik makamında bulunmuştur. Uşşâkiyye ta¬rîkatinin, Manisa, Bursa ve İstanbul yörelerinde yayılmasında önemli rol oynamıştır. Halvetiyye'ye bağlı Uşşâkiyye tarîkatinin kendisinden devam ettiği yegâne koludur. Uşşâkîlikte yazılı eser bırakan nadir kişilerden biridir. Manzum ve mensur eserleri mevcuttur. Memî Cân Efendi kutbu'l-aktâb'dan sayılır. "Lübbü'l-Usûl fî Ma'rifeti Tarîkati'l-Vusûl" adlı eserini Sultan III. Murad'a takdim ederek padişahın hürmetine mazhar olmuşdur. Bu eserini Feridüddîn-i Attâr, Mevlânâ gibi sûfîlerin beyitleriyle süslemiştir. Tarîkat usûllerinden bahseden, tasavvuf konulu bir eserdir. Yapılan çalışmada Memî Cân Efendi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra çalışmanın aslını oluşturan "Lübbü'l-Usûl fî Ma'rifeti Tarîkati'l-Vusûl" adlı eserin tahkîki yapılmıştır. Tahkikte müellif nüshası esas alınmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Bireysel afet direnç değerlendirmesi: Gümüşhane örneği
Uğur Yayla
Araştırma, "Individual Disaster Resilience Assessment (InDRA)" Ölçeğinin geçerliliğini ve güvenilirliğini yaparak Türkçeye "Bireysel Afet Direnç Değerlendirmesi (BADD)" ölçeği olarak uyarlayıp sonraki çalışmalar için literatüre katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. Ölçeğin uygulaması Gümüşhane Üniversitesinde öğrenim gören 622 öğrenciye anket uygulayarak yapılmıştır. Araştırmamızın sonucunda elde edilen uyum indeksleri sonuçları en iyi değerleri içermektedir. Araştırma grubundaki katılımcıların cinsiyet, afetlerle ilgili hazırlık eğitimi alma, afetlerle ilgili hazırlık eğitimi isteme, afet planı hakkında bilgisi olma, afet-acil durum çantası olma, afet planı olma, ilk yardım eğitimi alma, ilk yardım eğitimi isteme ve deprem sonrası buluşma yeri belirleme durumları ile bireysel afet direnç değerlendirme (BADD) puanları ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Araştırma grubundaki katılımcıların BADD puanları ortalaması açısından gelir grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Araştırma grubundaki kadınlar ile erkeklerin afet yaşama durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Araştırmada afet eğitimi alanların afet hazırlık plan bilgisi olanlar ile arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, tüm bulgular nazarında ölçme aracının yeni faktörlü yapısı bu araştırma kapsamında doğrulanmış olup, Türkiye'de güvenilirliği ve geçerliliği yüksek 20 maddeden oluşan yeni bir Bireysel Afet Direnç Değerlendirme Ölçeği'ne ulaşılmıştır. BADD ölçeğini farklı örneklemlere uygulayarak literatür zenginleştirilmelidir.
- Doktora TeziAçık Erişim2020Afet risk algısının kültür ve kişilikle ilişkisi
İbrahim Halil Çelik
Çalışma kapsamında afet risk algısı ölçeği geliştirip, kültür ve kişilik boyutları ile ilişkili olup olmadığının tespiti, ayrıca afet risk algısının çalışma evrenine alınacak şehirlerde, demografik değişkenler açısından anlamlı bir farklılık olup olmadığının ortaya çıkarılması amaçlandı. Çalışma, Muğla ve Van illerinde 18 yaş ve üstü bireylere yapıldı. Çalışma kapsamında, ilk pilot çalışmada 20, belirlenen şehirlerdeki pilot çalışmada 200 ve ana çalışmada 900 kişi olmak üzere, toplam 1120 kişiye ulaşıldı. Çalışma kapsamında dört boyut (Tehdit, Endişe, Kadercilik ve Kontrol edebilirlik) ve 21 maddeden oluşan "Afet Risk Algısı Ölçeği" geliştirildi. Afet risk algısı, kültür ve kişilik ölçeklerinin yapısal eşitlik LISREL 8.7 programında doğrulayıcı faktör analizi yapıldı ve ölçekler doğrulandı. Çalışma modeli kapsamında afet risk algısının, kültür ve kişilik ile ilişkisini incelemek için LISREL programında yapılan analiz neticesinde; kişilik ölçeği uyumluluk boyutunun, afet risk algısı boyutlarının hepsiyle doğrudan ilişkili olduğu, sorumluluk boyutunun, tehdit boyutuyla, yeniliğe açıklık boyutunun kadercilik boyutuyla doğrudan ilişkili olduğu bulundu. Kültür ölçeğinin belirsizlikten kaçınma boyutunun, afet risk algısı endişe ve kontrol edebilirlik boyutlarıyla doğrudan ilişkili olduğu bulundu. Ayrıca afet risk algısı bağlamında demografik değişkenlerin arasında farklılık olup olmadığı, kültür boyutları bağlamında da yaşanan şehre göre farklılık olup olmadığı araştırıldı. SPSS 25 paket programında, demografik değişkenler için T testi ve ANOVA testi yapıldı. Afet risk algısının yaş, afet yaşanmışlık sayıları ve yaşanan şehir değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edildi. Kültürün belirsizlikten kaçınma boyutu ile yaşanan şehir değişkeni açısından istatistiksel olarak aralarında anlamlı farklılık tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Risk Algısı Ölçeği, Afet Yönetimi, Kişilik, Kültür
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Trabzon ilinin Sürmene ilçesinde halkın afet profili: Farkındalık ve hazırlık seviyelerinin belirlenmesi
Kemal Karadeniz
Bu çalışma, Trabzon ilinin Sürmene ilçesinde yaşayan bireylerin afet profili ve farkındalığını belirlemek amacıyla kesitsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Veriler anket formu kullanılarak toplanmıştır. Ankette yer alan sorular, literatürde mevcut olan ve farklı araştırmacılar tarafından hazırlanan sorulardan derlenmiştir. Anket, toplam 23 sorudan oluşmaktadır ve son 17 soru katılımcıların afetler konusundaki farkındalık ve hazırlık düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Örnekleme yöntemi olarak, cinsiyete göre tabakalı kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış ve örneklem sayısı olarak 400 kişi belirlenmiştir. Veriler yüz yüze görüşülerek 200 kadın ve 200 erkekten olmak üzere toplam 400 kişiden toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 programıyla analiz edilmiş ve istatistiksel analiz yöntemi olarak, frekans tabloları ile grafik halinde gösterilmiştir. Yapılan analizlerde, kolayda örnekleme yöntemi kullanılmasından ve verilerin normal dağılım göstermemesinden dolayı nonparametrik testler kullanılmıştır. Nonparametrik testlerde ise ikili karşılaştırmalar için Man Whitney U Testi ve çoklu karşılaştırmalar için ise Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçları, anket çalışmasına katılan bireylerin afetler konusunda orta düzeyde bir farkındalık ve hazırlık seviyesine sahip olduğunu ve eğitim durumuna bağlı olarak, afetlerle ilgili konularda bilgi sahibi olma durumunun arttığını göstermektedir. Dolayısıyla, afet farkındalığı ve hazırlık seviyesinin yükselmesi için düzenli eğitimler verilmeli ve tatbikatlar yapılmalı ve halkın afetlere karşı farkındalık ve hazırlık algıları yüksek tutulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Sürmene, Afet, Afet Farkındalığı, Hazırlık Seviyesi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Reklam stratejileri: Marka odaklı bir araştırma
Mezra Değer
Rekabet ve ürün çeşitliliğinin artmasıyla beraber markaların reklama verdikleri önem de giderek artmaktadır. Markaların reklamlara verdikleri önemin artması durumu beraberinde reklamverenlerin ve reklamcıların kendi markalarını diğer markalardan farklı kılacak reklam stratejilerine ihtiyacı durumunu arttırmıştır. Reklamverenler ve reklamcılar bu stratejiler aracılığıyla tüketicinin duygularına hitap ederek tüketicinin satın alma davranışında değişiklik yaratmayı hedeflemektedir. Yapılan literatür taramasında, markaların reklamlarında strateji kullanımı üzerine odaklanan çeşitli çalışmalar bulunmasına rağmen, tüm markaların reklamlarda kullandıkları stratejilerin tek bir çalışmada incelendiği çalışmalar oldukça azdır. Bu çalışma ile hem tüm reklam stratejilerinin derlenmesi amaçlanırken hem de kullanılan reklam stratejilerinden yoğunluklu olarak hangilerinin tercih edildiği incelenmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada Effie Awards Reklam Etkinliği Yarışması'nda ödül alan reklamlar evren olarak ele alınmış ve bu reklamlar içerisinde 2019 yılındaki yarışmada altın, bronz ve gümüş ödülüne layık görülen reklamlar örneklem olarak belirlenmiştir. İncelemenin ardından bu reklam stratejileri içerisinde hangilerinin daha çok ödüle layık görüldüğü dolayısıyla hangi stratejilerin daha etkili olduğu ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Çalışma Effie Awards Reklam Etkinliği Yarışması'na katılıp altın, bronz, gümüş ödül alan markalar ile sınırlandırılmaktadır. İçerik analizinin kullanıldığı bu çalışmada, glokal ve doğrudan reklam stratejilerinin daha yoğun kullanıldığı diğer bir ifadeyle daha çok ödüle layık görüldüğü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Reklam, Strateji, Marka, Reklam Stratejileri
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Türkiye'de hanehalklarına yapılan sosyal yardımların belirleyicileri
Behice Canatan
Sosyal yardımlar ayni ve nakdi yardımlar yoluyla bireyler veya haneler arasındaki eşitsizlikleri önlemede kullanılan en önemli sosyal politika araçlarından biridir. Sosyal yardımların kimlere ve hangi kriterlere göre verileceği ve sosyal yardım alıcılarının sosyo ekonomik profillerinin incelenmesi, uygulanan sosyal yardımların ne derece verimli olduğunu ölçmek açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'in yapmış olduğu Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) mikro veri setinden yararlanarak kantil regresyon yöntemiyle sosyal yardımların, haneye ait; yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim gibi hanehalkı sosyo ekonomik faktörlerinin etkisini araştırmaktır. Ekonometrik analiz neticesinde elde edilen önemli bulgular; kadınların erkeklerden, bekar bireylerin evlilerden daha fazla sosyal yardım aldığı sonucudur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Yardımlar, Hanehalkı, Kantil Regresyon
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Polipropilen lif oranının betonun eğilmede çekme ve basınç dayanımına etkisi
Nejla Rüya Pekdemir
Bu çalışmada; polipropilen lif katkısının farklı oranlarda ilavesi sonucunda meydana gelen lif karışımlı beton numunelerin eğilmede çekme ve basınç dayanımlarına etkisi deneysel olarak araştırılmıştır. Bir dizi lif katkısız beton numunesi (tanık beton) ve 6 dizi %0,25; %0,50; %0,75; %1,0; %1,25; %1,5 hacim oranlarında lif içeren beton numuneleri üretilmiştir. Bu numuneler uygun laboratuvar koşullarda olgunlaştırılmış olup bunların, taze beton birim kütleleri, 1 ve 28 günlük beton birim kütleleri belirlenip kayıt altına alınmıştır. Üretilen silindir ve kiriş numuneler üzerinde basınç ve eğilmede çekme deneyleri uygulanmıştır. Ayrıca taze betonun kıvamını belirlemek amacıyla silindir numuneler üretilmiş ve bunların çökme oranları belirlenmiştir. Sonuç olarak, ilave edilen lif oranı arttıkça basınç dayanımının düştüğü, eğilmede çekme dayanımının ise yükselişe geçtiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Basınç Dayanımı, Beton, Çatlak, Eğilmede Çekme Dayanımı, Kıvam, Lif, Polipropilen Lif
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020271 numaralı Ruûs Defteri (1069-1071/1659-1660) tahlil ve metin
Aysun Yılmaz
Osmanlı yönetim mekanizmasının en üst organı olan Divan-ı hümayunda alınan kararların kaydedilmesi geleneği devletin büyümesi ve sınırların genişlemesi ile daha da önemli hale gelmiştir. Divan-ı hümayun kalemlerinin iş yükünün artması merkezi bürokratik yapıda bir uzmanlaşmaya neden olmuştur. Bu süreçte Divan-ı hümayun kalemi içinde gittikçe önem kazanan kalemlerden biri de Ruûs kalemidir. Bu kalemin tutmuş olduğu defterler merkez ve taşra görevlilerinin tayin ve tevcih işlemlerine ilişkin kayıtlar ihtiva etmektedir. Bu defterler içerdikleri zengin bilgiler ile Osmanlı Devleti'nin merkez ve taşrada yer alan kurumlarına yönelik personel politikasını anlamak bakımından oldukça önemlidir. Bu çalışmasının konusu Osmanlı Arşivi Kamil Kepeci Kataloğu Ruûs defterleri tasnifi'nde (KK.d) kaydedilmiş olan 271 Numaralı Defter'in transkripsiyon ve değerlendirmesine dayanmaktadır. İncelenen defter Sultan IV. Mehmed döneminde denk gelmekte ve Hicri 12 Şevvâl 1069-Evâil-i Safer 1071(3 Temmuz 1659-10 Ekim 1660) arasındaki çeşitli görevlere dair tevcihat kayıtlarını ihtiva etmektedir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde ruûs defterlerini ortaya çıkaran bürokratik yapının izleri aranmıştır. Bu çerçevede Divan-ı hümayunun yapısı, bürokratik gelişimi, Divan kalemi ve bunun ilerleyen dönemlerde alt şubelere ayrılması süreci tahlil edilmiştir. İkinci bölümde defterin fiziki ve diplomatik özellikleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise 271 Numaralı Ruûs Defteri muhteva açısından tetkik edilmiştir. Öncelikle tayin ve tevcihlere konu olan görevler, tayin ve tevcih nedenleri ve bunların sonuçları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölüm olarak da 271 Numaralı Ruûs Defteri'nin transkripsiyonu verilmiştir.
