Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Telekomünikasyon şirketinde çalışan işçilerin mesleki risklerinin iş güvenliğine etkisi (Trabzon ili örneği)

    Mustafa Sezgin

    Bu çalışmanın amacı Telekomünikasyon işçilerinin mesleki risklerinin iş stresine etkisini belirlemektir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan çalışmanın evrenini Ekim-Kasım 2022 tarihlerinde Trabzon ilinde faaliyet gösteleren Telekomünikasyon şirketinde görev yapan işçiler (n=132 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeden tüm işçilere yapılması planlanmış ve hepsine ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacı ve danışman tarafından literatür incelenerek oluşturulan personellerin sosyodemografik özellikleri, çalışma ortam faktörleri, uygulamalarında karşılaştığı riskleri, iş güvenliği, iş sağlığını değerlendirmeye yönelik sorular ile İş Güvenliği Ölçeği sorularından oluşan anketin personelin dinlenme saatlerinde yaklaşık 20 dakika süre içinde direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans, ortalama, standart sapma, t testi, Varyans Analizi, Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan işçilerin İş Güvenliği Ölçeği puan ortalaması 118.07±14.88 olarak bulunmuştur. Eğitim durumu lise ve altı olanlar, saha ortamında çalışanlar, haftalık 45 saat üzeri görev yapanlar, kişisel koruyucu donanım (KKD) kullananlar, iş kazası geçirmeyenler, birimi ile stres düşünmeyenler, mesleğinin geleceğini umutlu görenler, çalışma arkadaşları ile ilişkisi çok iyi olan telekomünikasyon işçilerin iş güvenliği yüksek bulunmuştur. Bu çalışmada araştırma kapsamına alınan işçilerin, araştırma yapılan telekomünikasyon şirketi iş güvenliğini sağladığı bulunmuştur. Şirket yöneticileri tarafından işçilerin verim düzeyini artırmaya yönelik motivasyon çalışmaları düzenlenmelidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    LGBT bireylerin temel sorunları ve sosyal hizmet gereksinimleri

    Şeyma Nur Kınacı

    Bu tez LGBT bireylerin sosyal yaşamlarında maruz bırakıldıkları olumsuzlukların psikolojilerine etkilerini ve bu bağlamda sosyal hizmet uygulamalarına duyulan gereksinimi incelemek amacıyla hazırlanmıştır. Sosyal sorun kapsamında toplumun genelini ilgilendiren eğitim, sağlık, çalışma hayatı, arkadaşlık ve aile ilişkileri gibi birçok konuda LGBT bireylerin yaşadıkları sorunlar kendi ifadeleriyle dile getirilmiştir. Araştırma kapsamında 18-50 yaş aralığında Türkiye sınırları içerisinde ikamet eden 25 LGBT birey ile derinlemesine mülakat görüşmeleri yapılmıştır. Yapılan görüşmeler deşifre edilerek yazılı metne dönüştürülmüş ve bu metinler tema analizi tekniğiyle incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ve yapılan literatür incelemeleri LGBT bireylerin sosyal yaşamın her alanında toplum tarafından baskıya, dışlanmaya, aşağılanmaya, ötekileştirilmeye, değersizleştirilmeye mahkum bırakıldığını göstermiştir. Bununla beraber LGBT bireylerin yönelim ve kimliklerinden dolayı duygusal, fiziksel, cinsel şiddete uğradıklarını ve temel yaşam haklarından mahrum bırakılmaya kadar uzanan kısıtlamalar ile karşı karşıya kaldıklarını gözler önüne sermiştir. Araştırma sonucunda LGBT bireylerin karşılaştıkları zorluklar ve bu sorunların psikolojik sağlıklarına yaptığı olumsuz etkiler görülmüş ve bu grup için sosyal hizmet uygulamalarının ne denli önemli olduğu ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda bu gruba yönelik sosyal hizmet gereksiniminin giderilmesi için çözüm önerileri sunulmuştur. Bu çerçevede yapılan tez çalışmasının diğer çalışmalardan farklılaştığı düşünülmekte, bundan sonra yapılacak araştırmalara ışık tutacağı, kamusal ve özel alanda farkındalık yaratacağı bu farkındalık sayesinde uygulamaların düzenlenebileceği öngörülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Kemal Sayar'ın eserlerinde gelenek ve modernizm

    Hülya Özcan

    Kemal Sayar'ın edebi yönünü ortaya çıkarmak ve edebi eserlerinin gelenek ve modernizm ile ilişkisini belirlemek amacıyla kaleme alınan; betimsel nitelikte genel tarama modeli kullanılan bu tez çalışması toplamda altı bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde gelenek, modernizm kavramlarına kısaca değinilmiş Kemal Sayar'ın edebi kişiliği hakkında genel bir çerçeve çizilmiştir. İkinci bölümde araştırmanın problem durumu, araştırmanın amacı, önemi, varsayımlar, sınırlılıklar belirtilmiştir. Üçüncü bölümde kavramsal çerçeve ele alınmış; Kemal Sayar'ın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise araştırmanın modeli, evreni, verilerin toplanması ve analizi hakkında bilgi verilmiştir. Beşinci bölümde ise Kemal Sayar'ın edebi eserlerinde gelenek ve modernizme dair unsurlar yorumlanıp ortaya konulduktan sonra altıncı bolümde tespit edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Kemal Sayar ile ilgili yapılan ilk tez çalışması olması nedeniyle alanda bir boşluğu dolduran çalışmada Sayar'ın edebi eserleri ilk kez incelenerek nitelikleri belirlenmiştir. İncelenen eserlerde modernizm ve gelenek arasındaki çatışmanın insan ve toplum üzerine etkilerinin eleştirel bir yaklaşımla ele alındığı tespit edilmiştir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bingöl merkez ve genç ilçesi yeraltı su seviyesinin ve kalitesinin jeofiziksel ve jeokimyasal yöntemlerle belirlenmesi

    Nurettin Koşan

    Bu çalışmada, Bingöl Merkez ve Genç İlçesi Yeraltı Su Seviyesinin ve Kalitesinin Jeofiziksel ve Jeokimyasal Yöntemlerle Belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Schlumberger elektrot dizilimine göre DES (Düşey Elektrik Sondaj) yöntemi ile incelenmiştir. Bingöl İli Merkez'de 6, Genç İlçesi'nde 21 nokta olmak üzere toplamda 27 noktada DES ölçümleri yapılmıştır. Arazide elde edilen düşey elektrik sondaj verilerinin yorumlanmasında IPI2WİN programında tabakaların özdirenç değerleri, derinlikleri ve kalınlıklarının belirlenmesi, alanın hidrojeolojik verileri belirlenmiştir. Sondaj kuyularının açılması sonrasında kuyuların su seviyeleri ve debileri tespit edilmiş, SURFER 10 programı kullanılarak yeraltı suyu akış yönü haritası, yeraltı suyu debi haritası ve yeraltı suyu derinliği haritaları oluşturulmuştur. Bu çalışmada sondaj kuyularından alınan su örneklerinin pH değerleri, Elektriksel iletken ve sertlik değerlerinin TS 266 (pH; 6-9) ve WHO (6.5-9.2) içme suyu standartlarına göre I. sınıf (çok iyi) kalitede olduğu belirlenmiştir. Bingöl il merkezinden ve Genç ilçesinden derlenen suların Oligoklorürlü sular, normal klorürlü sular, normal sülfatlı sular, hipokarbonatlı sular sınıfında yer aldığı tespit edilmiştir. Piper diyagramına göre inceleme alanındaki suların, bikarbonatlı ve magnezyumlu, düşük sülfat ve klor içeren, magnezyumlu ve kalsiyum bileşimde olduğu belirlenmiştir. Kloroalkalin indeksi I ve kloroalkalin indeksi II'nin negatif olarak hesaplandığı sularda bulunan Mg+2 ve Ca+2 katyonları ile kayaçlardaki Na+ ve K+ katyonlarının yer değiştirdiği, sularda karbonat ve silikat ayrışmasından etkili olduğu belirlenmiştir. Ağır metal analiz sonuçlarına göre, su numunelerinin Dünya Sağlık Örgütü ve TS266 standartlarına göre tüm örneklerde standartları sağladığı, elektriksel iletkenlik, sertlik, Na+, Cl¯ ve SO4-2 iyonları açısından suların; çok iyi kaliteli sular sınıfında yer aldığı belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sezgisel Bulanık TOPSIS yöntemiyle finansal performans analizi: Bankacılık sektöründe bir uygulama

    Vahide Yalçın

    Finansal sistemin en önemli unsuru olan bankalar ülke ekonomileri için hayati öneme sahip kurumlardır. Bankaların göstereceği performans ülke ekonomilerinin göstereceği performansın belirleyicisi konumundadır. Bu nedenle bankacılık sektörünün performansını sürekli analiz etmesi ve bu analizler ışığında zayıf ve güçlü yönlerini belirleyerek bu doğrultuda performansında sürekli iyileştirmeler yapması gerekmektedir. Bu çalışmayla, Türkiye'de faaliyet gösteren yerli ve yabancı bankaların finansal performanslarının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, bankaların finansal performansını analiz etmek için Sezgisel Bulanık TOPSIS yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada bankaların 2019-2022 yılları arasında 4 yıllık süredeki performansını belirlemek için bilançolardan elde dilen 14 finansal oran kriter olarak kullanılmıştır. Kriter ağırlıkları entropi yöntemiyle belirlenmiş olup her yıl için ayrı ayrı performans sıralaması yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, yapılan değerlendirmede genel itibariyle en iyi performans gösteren banka ING Bank olurken, en kötü performans gösteren banka ise Halkbank olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Nano-parçacık takviyeli polimer kompozitlerin mekanik özelliklerinin araştırılması

    Ayşegül Cansu Sadık

    Gelişen teknolojiyle birlikte nano ölçekte işlenen malzemeler havacılık, uzay, otomotiv ve savunma gibi sektörlerde aranan hafiflik, dayanım gibi mekanik özelliklerin geliştirilmesiyle yakından ilgilidir. Bu doğrultuda kompozit malzemelere nano boyutta dolgu malzemelerinin ilavesi, dayanım ve mekanik özelliklerinin gelişmesinde etkili olacaktır. Aynı zamanda ticari anlamda daha düşük maliyet avantajı sağlayacaktır. Bu çalışmada; el yatırma yöntemiyle cam ve aramid elyaf kumaşlar kullanılarak DTE 1200 epoksi reçine/ DTS 1151 sertleştirici polimerik sistemine silisyum dioksit (SiO2), grafen, gümüş (Ag) ve seryum oksit (CeO2) nano parçacıkları ayrı ayrı ilave edilerek üretilen kompozitlerin çekme ve üç nokta eğme analizleri doğrultusunda nano parçacık takviyesinin mekanik özelliklere etkisi araştırılmıştır. Sonuç olarak; katmanlı cam ve aramid elyaf kompozit malzemelere eklenen nano partikül malzemelerine göre mukavemet değeri belirlenmiştir. Nanopartikül katkısının çekme mukavemetine en yüksek katkısı %16 (298,74 MPa) artış oranı ile Ag takviyeli kompozitlerde meydana gelmiştir. Benzer şekilde, CeO2 takviyeli kompozitlerde de %4.8'lik (269,92) bir artış gözlenmiştir. Eğme mukavemetine ise en yüksek katkısı %67,3 (294,18 MPa) artış oranı ile nano Ag takviyeli kompozitlerde gözlenmiştir. SiO2de ise % 65 (290,12) oranında benzer artışlar meydana gelmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Newtonyen olmayan sumudu dönüşümü ve bazı uygulamaları

    Nagihan Dinç

    Bu çalışmanın amacı klasik kalkülüste tanımlanan Sumudu dönüşümünü Newtonyen olmayan kalkülüse genişletmek ve bu Newtonyen olmayan Sumudu dönüşümü yardımıyla uygulamalı matematikte bazı problemlere alternatif bir çözüm yöntemi kazandırmaktır. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde; Sumudu dönüşümü ve Newtonyen olmayan kalkülüs ile ilgili şimdiye kadar gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; Newtonyen olmayan kalkülüs tanıtılarak, ihtiyaç duyulacak temel tanım ve teoremler verilmiştir. Tez çalışmasını oluşturan bulgulara üçüncü ve dördüncü bölümde yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Newtonyen olmayan kalkülüse göre Sumudu dönüşümü tanımlanarak klasik Sumudu dönüşümü tanımı genelleştirilmiş, tanımlanan Newtonyen olmayan Sumudu dönüşümünün varlığı için gerekli koşullar incelenmiş ve bazı temel özellikleri ispatlanmıştır. Dördüncü bölümde ise elde edilen bu özelliklerden yararlanılarak Newtonyen olmayan diferansiyel denklemler ve Newtonyen olmayan diferansiyel denklem sistemleri ile ilgili uygulamalar yapılmıştır. Son olarak beşinci bölümde bu tezde elde edilen bulgular ifade edilip değerlendirilmiş ve önerilere yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Lineer bigeometrik volterra integral denklemleri için bazı çözüm yöntemleri

    Emre Dinç

    Bu çalışmanın amacı, lineer bigeometrik Volterra integral denklemleri için alternatif yeni çözüm yöntemleri kazandırmaktır. Altı bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde, literatür taraması yapılarak konunun tarihsel gelişimi, önemi ve kullanım alanları hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde tez çalışması ile ilgili ihtiyaç duyulan temel tanım, teorem ve önermeler ifade edildi. Üçüncü bölümde literatürde yer alan bigeometrik integral denklem tanımından faydalanılarak, integral denklemlerin sınıflandırmaları en genel haliyle bigeometrik kalkülüse aktarılarak literatüre kazandırıldı ve bigeometrik integral denklemler ile bigeometrik diferansiyel denklemler arasındaki ilişki irdelenip örneklerle ifade edildi. Tez çalışmasını oluşturan asıl bulgulara dördüncü ve beşinci bölümde yer verildi. Dördüncü bölümde homotopi pertürbasyon metodu bigeometrik kalkülüse aktarılarak, oluşturulan bigeometrik homotopi pertürbasyon metodunun bigeometrik diferansiyel denklemlere ve lineer bigeometrik Volterra integral denklemlerine uygulaması verildi. Beşinci bölümde, bigeometrik kalkülüste bir fonksiyonun diferansiyel dönüşümü tanımlandı ve bigeometrik diferansiyel dönüşüm metodunu uygulamak için ihtiyaç duyulan temel teoremler ispatlandı. Elde edilen özellikler yardımıyla bigeometrik diferansiyel denklemler ve lineer bigeometrik Volterra integral denklemlerinin çözümleri örneklerle incelendi. Son bölümde ise tez çalışmasında elde edilen sonuçlar ve değerlendirmelere yer verildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Türkiye'nin inanç diplomasisi bağlamında Bosna Hersek'te yürüttüğü kamu diplomasisi faaliyetleri

    Hayrettin Kılıç

    Yumuşak güç uygulamalarının geçmişi çok eski olmakla beraber kavram Soğuk Savaş'ın bitiminden itibaren Joseph Nye tarafından literatüre kazandırılmış ve özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra daha çok konuşulur hale gelmiştir. Yumuşak güçle bağlantılı bir kavram olan kamu diplomasisi, devletlerin yumuşak gücünü oluşturan kültür gibi kaynakların başka ülkelerde etkisini artırmaya çalıştığı faaliyetler olarak ifade edilmektedir. Kamu diplomasisinin bir alt dalını oluşturan kültür diplomasisi ise dil, din ve eğitim gibi birçok alanda gösterilen faaliyetlere karşılık gelmektedir. Bu bağlamda kültürün bileşenlerinden biri olan din üzerinden gerçekleştirilen inanç diplomasisi de kültürel diplomasinin unsurlarından birini oluşturmaktadır. Günümüzde devletlerin önemle üzerinde durduğu inanç diplomasisi alanında birçok faaliyet yürütülmektedir. Bunlardan biri de Türkiye'nin resmi olarak inanç diplomasisi alanında faaliyet gösteren Diyanet İşleri Başkanlığı ve ona bağlı Türkiye Diyanet Vakfı'dır. Türkiye, Soğuk Savaş'ın bitmesiyle beraber bağımsızlığını kazanan Balkan ülkelerindeki bağını koparmamak amacıyla inanç diplomasisi faaliyetlerinde etkili olmaya çalışmaktadır. Özellikle Bosna Hersek olmak üzere Türkiye bölgede etkili bir yumuşak güç politikası uygulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Eczane envanterinin EDAS yöntemiyle sınıflandırılması

    Büşra Geliç

    Sağlık kurumları içinde hizmet sunan sektörlerden önemli birisi de eczanelerdir. Eczanelerin daha iyi hizmet sunabilmesi için stok kontrolünün doğru ve düzenli yapılması gerekmektedir. Eczane sayılarındaki artış, ilaç çeşitliliği, ilaç fiyatlarındaki değişim gibi nedenler envanter yönetimini zorunlu kılmaktadır. Envanter yönetimi, talep edilen malzemeye doğru miktarda ve zamanda ulaşma sürecidir. Malzemeleri sınıflandırmak bu süreci kolaylaştırabilir. Envanter sınıflandırmada çoğunlukla ABC yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntem tek bir kriteri dikkate alırken günümüzde ilaçların sınıflandırmasında çok sayıda faktörün önemi olduğu için çok kriterli karar verme teknikleri envanter sınıflandırma probleminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada eczane envanter sınıflandırma problemi gerçek verilerle ele alınmıştır. Eczane envanterinde yer alan 1139 adet ilaç maliyet, stok ve kar yüzdeleri kriterleri dikkate alınarak EDAS tekniği ile elde edilen ağırlıklar eşit kabul edilerek sınıflandırma yapılmıştır. Sınıflandırma sonucunda A grubunda 114, C grubunda 683 ve B grubunda 342 ilaç yer almıştır. EDAS yöntemiyle elde edilen ağırlık setlerinin doğruluğunu teyit etmek için duyarlılık analizinde sonuçları nasıl etkilediğine bakılmıştır. Analiz sonucunda envanter sınıflandırma problemlerinde istatistik tabanlı ağırlıklandırmalarla sınıflandırma yapılsa da değişiklik olduğu tespit edildiği için uzman görüşü alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: BWM yöntemi, Eczane envanter sınıflandırma, EDAS yöntemi, Stok yönetimi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    AFAD projelerinin Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesinde değerlendirilmesi

    Gülüstan Köse

    Birleşmiş Milletler 3. Dünya Afet Risklerini Azaltma Konferansında kabul edilen Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi 2015-2030 yılları arasında afet kaynaklı can, ekonomik, sosyal, kültürel varlık kayıplarını azaltmayı amaçlayan hedefler sunar. Sendai Çerçeve hedefleri afet riskinin azaltılması, afetlere karşı dirençliliğin artırılması konusunda ulusal karar vericiler için rehber niteliğindedir. Afet riski yüksek olan Türkiye'de afetlerle ilgili mücadele Afet ve Acil Durum Yönetimi Daire Başkanlığı (AFAD) tarafından yürütülmektedir. "Afetlere dirençli toplum oluşturmak" vizyonuna sahip AFAD'ın yürüttüğü projelerin Sendai Çerçevesi hedefleriyle uyumlu olması beklenir. AFAD projelerinin Sendai Çerçeve hedefleriyle uyumunun değerlendirilmesi afet riski azaltmaya ve dirençliliği artırmaya yönelik çabanın uluslararası çabayla ne derece paralellik gösterdiğinin tespiti açısından önemlidir. Bu araştırmada AFAD tarafından yürütülen 31 adet projenin Sendai Çerçevesi hedeflerine uyumu değerlendirilmiştir. Değerlendirmede afet yönetimi alanında uzman kişilerin projelerin Sendai Çerçevesi hedeflerine uyumu hakkındaki görüşleri alınmıştır. Toplanan görüşler betimsel analiz ve çok kriterli karar verme (ÇKKV) teknikleriyle irdelenmiştir. Afet öncesi döneme yönelik projelerin Sendai Çerçevesi hedefleriyle daha fazla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Projelerin hedeflere ne düzeyde katkı sağladıkları tespit edilerek, zayıf ve güçlü yönleri ortaya konularak karar vericilere yönetsel içgörü sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: AFAD Projeleri, Betimsel İstatistik, Bulanık Topsis, ÇKKV, Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Klasik Dönem Osmanlı devlet teşkilatı yakınma (şikâyet) kurumları

    Hülya Haznedaroğlu

    Osmanlı Devleti, halkın yöneten kesim tarafından maruz bırakılacağı haksızlıklardan, eziyetten ve zulümden korunmak maksadı ile adaletin sağlanmasında en temel araç olarak şikâyet mekanizması kullanmıştır. Osmanlı Devleti'nin sahip olduğu Klasik Dönem devlet yapısının daha iyi kavranabilmesi ve devleti yönetenlerin denetlenmesine yönelik mekanizmanın nasıl işlediğinin anlaşılabilmesi için şikâyet kurumları incelemeye değer olmuştur. Osmanlı Devleti, kuruluş sürecinde idari, siyasi ve adli çok sayıda kurumu kendinden önceki Türk-İslam devleti geleneklerinden edinmiştir. Ancak şikâyet kurumlarının doğrudan bu gelenekten alınması yeğlenmemiş ve bir bunun için çok daha kapsamlı bir mekanizma meydana getirilmiştir. Osmanlı Devleti'nde adaletin sağlanması maksadıyla tebaaya şikâyet hakkının verilmesi ve bürokraside bu hakkın kullanılması şikâyet kültürünü oluşturmuş ve toplumsal düzeyde bu hakkın etkin kullanılmasının önü açılmıştır. Şikâyet kültürünün referans noktası ise Osmanlı Devleti'nin hukuk devleti olma anlayışı olmuştur. Bundan hareketle çalışmada öncelikli olarak Osmanlı Devleti'nin klasik dönemine, önceki dönemlerde şikâyet hakkının nasıl kullanıldığına ve klasik dönem şikâyet kurumlarına değinilmiştir. Bunun akabinde şikâyet kurumları ile bürokrasi ayağı incelenmiş ve toplumun bu hakkı ne derece etkin kullandığı irdelenmiştir. Çalışmada ortaya konulması gereken içerik olarak toplumsal davranış şekli ele alınmış, toplum ve şikâyet kültürünün etkin yaşandığı dönemlerde hangi şikâyet mercilerinde hangi davaların incelendiği ortaya koyulmuştur. Bu bağlamda Osmanlı Devleti'nin Klasik Dönem şikâyet kurumlarının nasıl işlediği, halkın şikâyetlerini hangi koşullar altında nerelere iletebildiği ve şikâyet kurumlarının en önemlisi olan Divan-ı Hümayunun yapısal ve işlevsel yönleri esas alınarak değerlendirilmiştir. Klasik Dönem şikâyet kurumlarının yapısı, faaliyetleri vb. değerlendirmeleri, belirli ilke ve argümanlar üzerinden analiz edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Geleneksel çam kozalağı şurubunun fenolik bileşiklerinin karakterizasyonu ve biyolojik aktivitelerinin belirlenmesi

    Tuğba Mıdık

    Geçmişten günümüze tüm bitkiler insanlığın hizmetinde olup çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Ülkemiz çok sayıda tıbbi ve aromatik bitkinin yetiştiği zengin bir floraya sahiptir. Özellikle biyoaktif potansiyelleriyle bu bitkiler bilimsel araştırmalara odak noktası olmuştur. Çam ağaçları dünya üzerinde neredeyse tüm ülkelerde yetişme alanı bulmuş en geniş kapsamlı ağaç türlerindendir. Çam ağaçlarının farklı kısımlardan hazırlanan özütler farmasötik madde kaynağı olarak bilimsel literatüre de geçmiştir. Bu çalışmada, halk arasında astım, bronşit hastalıklarında tercih edilen ayrıca bağışıklığı güçlendirme amaçlı mevsimsel geçişlerde yaşanan gribal enfeksiyonlarda öksürük krizlerini hafifletmek için kullanılan çam kozalağı şurubunun fenolik içeriği ve biyolojik aktiviteleri araştırılmıştır. Şuruplar sarıçam (p. sylvestris), karaçam (p. nigra), kızılçam (p. brutia) kozalaklarından elde edilmiştir. Şurupların TPC, TFC, DPPH•, ABTS•+, FRAP ve CUPRAC aktivitelerinin yanı sıra antimikrobiyal ve antidiyabetik aktiviteleri belirlenmiştir. Kromatografik LC-MS/MS analizi ile şuruplardaki fenolik bileşikler karakterize edilmiştir. Sonuç olarak, sarıçam kozalağı şurubunun en çok fenolik/flavonoid madde içeriğine ve en yüksek antioksidan aktiviteye sahip olduğu görülmüştür. Enzim inhibisyonu çalışmasında en yüksek antidiyabetik aktiviteyi ise karaçamdan elde edilen şurup göstermiştir. Antimikrobiyal analizde karaçam şurubu Escherichia coli, Staphylococcus aureus ile Bacillus cereus'e karşı antibakteriyal aktivite göstermiş olup diğerlerinden daha etkili bulunmuştur. Hali hazırda kullanılmakta olan besinler dışında yakacak ve süs bitkisi olarak kullanılan orman ürünlerinin farmasötik değere sahip olmasını ön plana çıkarması bakımından önemli bir çalışmadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Afete müdahale personelinin küresel iklim düzeyi bilgi düzeyi ve tutumları: Erzincan ili örneği

    Melis Dilan Akdemir

    Afete müdahale personelinin, afet potansiyeli doğuran küresel olaylardaki tutumları toplum için bir rol model olmanın yanında genel tutum açısından da öncü bir gösterge gibidir. Bu gerekçe ile mevcut çalışmada afete müdahale personelinin, Erzincan'da görev yapan afet müdahale personeli üzerinden, küresel iklim değişikliğine yönelik tutumları araştırılmıştır. Araştırmanın evreni Erzincan ilinde görevli AFAD, İtfaiye ve 112 personelidir. Kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılan ve katılımı kabul eden 320 kişiye anket uygulanmıştır. Veriler SPSS yazılımı ile analiz edilmiştir. Ankette geçerlilik ve güvenirlilik kriterleri sağlanmış iki adet ölçek ve altı bağımsız değişken yer almaktadır. Ölçeklerden biri Whirmarsh (2005) tarafından hazırlanan ve iki alt boyutlu (İlgisizlik ve Şüphecilik) ''Belirsizlik'' ölçeğidir. Diğeri ise Mertig (2003) tarafından hazırlanan tek boyutlu ''Çevre Yanlısı'' ölçeğidir. Ölçekler Emrah HİĞDE (2014) tarafından Türkçeye çevrilerek üniversite öğrencilerine uygulanmıştır. Afet müdahale personeli evreninde uygulanan ölçeklere, mevcut çalışmada tekrar geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Ayrıca ölçeklerin faktör dağılımlarının orijinal ölçekle uyumluluğunu test eden doğrulayıcı faktör analizleri de yapılarak faktör yapıları doğrulanmıştır. Veriler parametrik analiz şartlarını sağladığı için T ve ANOVA testleri ile analiz edilmiştir. Ayrıca sıklık ve yüzde analizleri de uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında katılımcıların yaşları arttıkça iklim değişikliğine yönelik tutumlarının daha olumsuz olduğu tespit edilmiştir. Dikkat çeken bir diğer öneli sonuç ise itfaiye personelinin diğer meslek gruplarına göre küresel iklim değişikliği konusundaki tutumlarının anlamlı bir biçimde olumsuz olmasıdır. İklim değişikliğinin tetiklediği afetlerin artacağı beklenmektedir. Afete müdahale personelinin iklim değişikliği tutumlarını inceleyen mevcut çalışma hem toplumun genel iklim değişikliği tutumunun ne düzeyde olduğuna hem de politika yapıcıların geliştireceği stratejilere katkı sağlayacağı umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Afet, İklim, Küresel İklim Değişikliği

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik tutumlarının incelenmesi: Gümüşhane ili örneği

    Cansel Kurt

    Bu çalışmada sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik tutumları incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde öğrenim gören 174(131 kadın/43 erkek) lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan sosyodemografik bilgi formu ve ruhsal hastalığa yönelik tutumlar ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından hem basılı formlar hem de online olarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve t testi kullanılmıştır. Tutumlar; cinsiyet, yaş, anne ve baba genel bilgileri, ruhsal hastalık geçmişi, ruhsal hastalıkla karşılaşma durumuna göre bağımsız yaşam alt ölçeklerine göre değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bilgiler doğrultusunda sosyal hizmet lisans öğrencilerinin tutumlarıyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Hata türü ve etkileri analizi temelli bütünleşik çok kriterli karar verme teknikleri ile madencilik sektöründe risk değerlendirmesine yönelik bir uygulama

    Ebru Güleç

    Madencilik sektörü mesleği gereği birçok tehlikeyi ve riski barındırmaktadır. Risklerin yönetilemediği durumlarda çok sayıda kaza ve can kaybı oluşmaktadır. Yapılan literatür incelemelerine göre maden kazalarının büyük bir kısmı; iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince yapılmaması, işverenlerin maliyeti düşürme çabası, çalışanlar üzerinde üretim baskısının oluşturulması, çalışanlara yeteri kadar eğitim verilmemesi, kişisel koruyucu ekipmanların yetersiz oluşu, erken uyarı sistemlerindeki aksaklıklar gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bu gibi nedenlerin sonucunda oluşan maden kazalarının da etkileri büyük olmaktadır. Maden kazaları oluşmadan önce yapılan etkili bir risk yönetimi ile bu süreci başarılı bir şekilde yönetmenin mümkün olacağı bilinmektedir. Yapılan literatür taramasına göre maden ocaklarında hata türü ve etkileri analizi yöntemi ile madencilik sektöründe risk değerlendirmesine yönelik uygulama çalışmalarının az sayıda olması çalışmanın motivasyonunu oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, madencilik sektöründeki risk faktörlerinin belirlenmesi ve ortaya çıkan risklere çözüm önerilerinin getirilmesidir. İlk aşamada Hata Türü ve Etkileri Analizi ile riskler belirlenmiştir. İkinci aşamada ise riskler sıralanarak kriter ağırlıklandırılması AHP yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Önem düzeyi en yüksek kriter "Madenlerde nitelikli personel ve uzman eksikliği" olarak tespit edilmiştir. Ardından söz konusu risklerin ortadan kaldırılması amacıyla çözüm önerileri çalışmanın alternatifi olarak belirlenmiş ve TOPSIS yöntemi ile sıralanmıştır. Bu doğrultuda "çalışan personelin nitelikli olması" risklerin ortadan kaldırılmasında etkisi en yüksek alternatif olarak tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Döngüsel ekonomi çerçevesinde tıbbi atık yönetim sürecine blokchain teknolojisinin etkisinin bütünleşik FUCOM-ARAS yöntemiyle belirlenmesi

    Bilge Batar

    Döngüsel ekonomi kavramı kaynakların yeniden kullanımını sağlamak, girdileri düşürerek atık üretimini en az seviyeye çekmek ve maliyetleri azaltmak gibi amaçlar edinerek çevre üzerindeki yükü azaltmaya odaklanmıştır. Maliyetlerin artışı sağlık tesislerinin ve beraberinde birçok kuruluşun tıbbi atık yönetimine odaklanmasını gerekli kılmaktadır. 2008 yılında ortaya çıkan blokzincir teknolojisi, güvenilir bloklar bütününden meydana gelen denetlenebilir ve izlenebilir işlemlerden oluşan bir veri tabanıdır. Bu teknolojinin şeffaflık, güvenilirlik, erişilebilirlik, esneklik, dijitallik/otomatiklik vb. özellikler barındırması tıbbi atık yönetim sürecine akabinde döngüsel ekonomik sisteme çeşitli avantajlar sağlayabilir. Bu kapsamda çalışmanın amacı sağlık kuruluşları ve sürdürülebilir kalkınma için önem arz eden tıbbi atık yönetim sürecinin etkinliğini döngüsel ekonomi çerçevesinde ve blokzincir teknolojisinin bu sürece olan katkısını göz önüne alacak şekilde çok kriterli karar verme teknikleri (ÇKKVT) ile değerlendirmektir. Çalışmada yer alan kriter ve alternatifler literatür araştırması ile belirlenmiştir. Kriterlerin önem ağırlıklarının hesaplanması ÇKKV yöntemlerinden Full Consistency Method (FUCOM) yöntemi ile elde edilmiştir. Alternatiflerin sıralanması ise ÇKKV yöntemlerinden Additive Ratio Assessment (ARAS) yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda blokzincir teknolojisinin döngüsel ekonomi çerçevesinde tıbbi atık yönetim sürecinde potansiyel faydası en yüksek kriter güvenilirlik iken yönetim sürecinde entegrasyonunun en etkin olduğu aşama tıbbi atıkların depolanması aşaması olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVID-19 pandemisi sürecinde afet yönetim döngüsünde ortaya çıkan insani yardım sorunlarına ilişkin analitik bir değerlendirme: Türk Kızılay örneği

    Kader Aygün

    2019 yılı aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde başlayan koronavirüs hastalığı (COVID-19) çok geçmeden tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde hastalık COVID-19 pandemisi olarak ilan edilmiştir. Pandemiyle birlikte dünyada diğer afetler olmaya devam etmektedir. Bu durum insani yardım kuruluşlarına, insani yardım operasyonlarına ve insani yardım çalışanlarına ayrıca zorluk çıkarmaktadır. Salgın hastalıkların bundan sonraki süreçte süreklilik arz edebileceği konusu her geçen gün kamuoyunda daha fazla zikredilmekte ve göstergeler de bu durumun doğruluğuna işaret etmektedir. Bu doğrultuda mevcut çalışmada Türk Kızılay'ı özelinde COVID-19 pandemisi çerçevesinde afet yönetim döngüsü içerisinde ortaya çıkan sorunların belirlenmesi, önceliklendirilmesi ve bu sorunlara çözüm önerisi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla üç aşamalı bütünleşik çok kriterli karar verme tekniklerinin kullanıldığı bir modelden faydalanılmıştır. İlk aşamada Delphi tekniği kullanılarak Türk Kızılay'da çalışan insani yardım profesyonelleriyle görüşmeler yapılıp ardından kapsamlı bir literatür araştırması ile COVID-19 pandemisi çerçevesinde afet yönetim döngüsünde yaşanılan sorunlar belirlenmiştir. İkinci aşamada The Decision Making Trial and Evaluation Laboratory (DEMATEL) yöntemi ile bu sorunlar önceliklendirilmiştir. Son aşamada ise çözüm önerileri Vise Kriterijumska Optimizacija I Kompromisno Resenje (VIKOR) yöntemi ile sıralanmıştır. Bu yolla elde edilen sonuçlar başta Türk Kızılay olmak üzere bundan sonraki salgın hastalıklarda kullanılabilecek bir rehber niteliğinde olabilecektir. Çalışma sonucunda, belirlenen kriterler arasında en fazla öneme sahip kriter bilgi eksikliği olup alternatifler arasından ideale en yakın çözüm önerisi salgın hastalıklar hakkında stratejik plan hazırlanması olarak ortaya çıkmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Blokzincir teknolojisinin afetlerin kriz yönetimi evresinde ortaya çıkan sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimindeki engellerin ortadan kaldırılmasına olan etkisi

    Mervenur Selim

    Afetler sonucunda meydana gelen olumsuz koşullarda, afetzedelerin ihtiyaç duydukları yardımların kısa bir zamanda tedarik edilip, afet bölgesine ulaştırılması önemlidir. Bundan dolayı sürdürülebilir tedarik zincirinin kriz anlarında etkili bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir. Afetler ile mücadele ederken birçok organizasyon iş birliği içerisinde olmalı, olay ile ilgili bilgiler şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. İlk kez 2008 yılında kullanılan blokzincir teknolojisi; bir kişi, kurum, topluluk veya devletin otoritesine ihtiyaç duymadan blokzincir üyeleri arasında paylaşılan dijital etkinlik kayıtlarının var olduğu, çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülebilirliği sağlayabilecek güvenilir bir veri tabanı olarak ifade edilmektedir. Afet alanında kullanımı yeni bir teknolojidir. Çalışmanın amacı, krizlerde tedarik zinciri yönetiminde karşılaşılan sorunların ortadan kaldırılmasında blokzincir teknolojisinin etkisinin bütünleşik DEMATEL (The Decision Making Trial and Evaluation Laboratory)-ELECTRE (Elemination and Choice Translating Reality) yöntemi ile değerlendirilmesidir. İlk aşamada blokzincir teknolojisinin faydaları DEMATEL yöntemi ile önceliklendirilmiştir. İkinci aşamada ise blokzincir teknolojisinin kriz yönetiminin hangi safhasında etkili olacağına ELECTRE yöntemiyle karar verilmiştir. Önem düzeyi en yüksek kriter Güvenlik, bu kriterin kriz yönetimi evresine entegrasyonunda en etkili olduğu safhanın ise Yeniden Yapılanma olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Eliptik denklemlerde pertürbasyon teorisi

    Semay Öztürk

    Bu tez çalışmasında, eliptik kısmi diferansiyel denklemlerde yaklaşık seri çözümünü bulmak için pertürbasyon teorisinde kullanılan yöntemler ve çeşitli kullanımları tanıtılmıştır. Yöntemlerin eliptik problemlerde uygulamaları verilmiştir. Bu tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde konu hakkında literatür özeti verilmiştir. İkinci bölümde tez boyunca kullanılan bazı temel kavramlar ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde, asimptotik mertebe sembolleri ve asimptotik yaklaşımlar tanıtılmıştır. Aynı zamanda pertürbasyon teorisinden bahsedilerek, düzgün ve tekil pertürbasyon uygulamalarına yer verilmiştir. Dördüncü ve beşinci bölümde homotopi pertürbasyon ve homotopi pertürbasyon dönüşüm yöntemleri tanıtılarak, uygulamalara yer verilmiştir. Altıncı bölümde sonuçlar verilmiştir.