Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Batan, Nevzat(10)
- Erata, Hüseyin(9)
- Karimullah, Suud Sarim(9)
- Dogan, Hulya(8)
- Duran, Celal(8)
- Öztürk, Serkan(8)
- Baltaci, Cemalettin(7)
- Dogan, Ramazan Ozgur(7)
- Kulakaç, Nurşen(7)
- Ozdes, Duygu(7)
- Alataş, Mevlüt(6)
- Aydin, Aydanur(6)
- Ezer, Tülay(6)
- Ulutaşdemir, Nilgün(6)
- Uzun, Sevda(6)
- Akyürek, Suat(5)
- Anaç, Halil(5)
- Mazlum, Sümeyye Gür(5)
- Merdan, Mehmet(5)
- Ozturk, Samet(5)
- Öz, Mehmet(5)
- Aksoy, Bahar(4)
- Araz, Onur(4)
- Bekar, Fevziye(4)
- Demirağ, Hatice(4)
- Dokuz, Abdurrahman(4)
- Doğan, Onur(4)
- Doğan, Ramazan Özgür(4)
- Gergin, Ramazan Eyüp(4)
- Gücer, Mehmet Ali(4)
- Hakkıoğlu, Mümin(4)
- Izmir, Onur(4)
- Kankal, Murat(4)
- Karabudak, Filiz(4)
- Kaya, Hacer(4)
- Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı(4)
- Mazlum, Sumeyye Gur(4)
- Merddan, Kurtuluş(4)
- Peker, Iskender(4)
- Polat, Eray(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Pay senedi fiyatının belirleyicilerinin tespit edilmesi: BİST-100 ve BİST-30 borsa endeksi'nde karşılaştırmalı bir uygulama
Yağmur Özgür
Borsalar bir ekonomiye likidite sağlama, sermayenin tabana yayılması, ekonomide yapısal değişikliklerin kolaylaştırılması ve ekonomiye kaynak yaratılması gibi birçok temel işleve sahiptir. Bu yüzden borsa fiyatlarına etki eden makroekonomik faktörlerin tespit edilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, pay senedi fiyatının belirleyicilerinin tespit edilerek Borsa İstanbul - 100 ve Borsa İstanbul – 30 Endeksi fiyatına etki eden faktörlerin karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın modeline ilişkin veriler 2011/Q1–2022/Q3 dönemini kapsamakta ve 47 çeyrek dönemlik bir veri setinden oluşmaktadır. Çalışmada pay senedi fiyatlarını temsilen bağımlı değişken olarak BİST-100 ve BİST-30 endeksi fiyatı, bağımsız değişkenler olarak ise; Dolar/TL kuru, 3 aya kadar vadeli mevduata ödenen faiz, altın ons fiyatı ve Avrupa Brent petrol fiyatı kullanılmıştır. Johansen eşbütünleşme testi ile değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin varlığı tespit edilmiş, FMOLS ile model tahmininin gerçekleştirildiği çalışmada, Faiz, Dolar, Altın ve Brent değişkenlerinin hem BİST-100 hem de BİST-30 endeksi fiyatlarını istatistiki olarak anlamlı şekilde etkilediği, bu etkinin her iki borsa endeksi için anlamlı derecede farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Borsa İstanbul-30, Borsa İstanbul-100, Johansen Eş-bütünleşme testi, FMOLS.
- MakaleAçık Erişim2023Ev Ödevlerinin Öğretmen Görüşlerine Göre Analizi: Bir Olgu bilim Araştırması
Elma, Mahmut; Arslan, Adem
Eğitimde belirlenen hedeflere ulaşabilmek için çeşitli öğretim yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlardan biri de okul dışı öğrenme tekniklerinden olan ev ödevleridir. Ev ödevleri, okulda gerçekleştirilen öğrenmeleri desteklemek amacıyla, dersin amaç ve kazanımlarına uygun olarak belirlenmektedir. Böyle hazırlanmış ev ödevlerinin öğrenci, öğretmen ve aileler üzerinde önemli etkileri olmaktadır. Bu araştırmada öğretmen görüşleri kapsamında ev ödevi olgusunun geniş kapsamda etkilerini ve öğretmenlerin bu sürece ilişkin düşüncelerini belirlemek amaçlanmıştır. Veriler araştırmaya gönüllü katılım sağlayan 53 öğretmenden, araştırmanın alt amaçları doğrultusunda hazırlanan görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma nitel yöntemlerden olan olgubilim deseni ile desenlenmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerde sorumluluk ve görev bilinci açısından ödevlerin gerekli olduğu, ödevin okulda öğrenilenleri pekiştirerek okul dışı öğrenmelere olanak sağladığı ve bireyin kişilik gelişimine olumlu yansımalarının olduğu, ödev konusunda karşılaşılan problemlere yönelik etkili çözümlerin sunulabileceği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca ödev kontrol sürecinde öğretmenin etkin olmasının ödevin işlevi açısından önemli olduğu, ev ödevlerinin öğrenciler ile birlikte aileler ve öğretmenler üzerinde de önemli katkısının olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ödevlerin öğrenciye göre olması, kontrol sürecinin iyi işlemesi ve ödev sürecinin iyi planlanması önerilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Bir düşünce olarak pazarlamadan bilim olarak pazarlamaya: pazarlama biliminin kapsamı, özellikleri ve yöntemi
Izmir, Onur
Dağıtım konusu olarak iktisadın içerisinde ortaya çıktığından beri, pazarlamanın bir sanat mı yoksa bilim mi olduğu tartışılmaktadır. Pazarlama bir düşünce olarak yaklaşık yüz yıl kadar geriye gitmesine rağmen, ontolojik olarak var oluşu, insanoğlunun yeryüzünde ortaya çıkışıyla aynı zaman çizgisine rast gelmektedir. Pazarlama konusunda kısıtlı bir görüşe sahip uygulamacılar ve bilim adamları pazarlamayı bir sanat olarak görme eğilimindeyken kar amacı gütmeyen/makro/pozitif açıdan bakan bilim adamları ve uygulamacılar ise pazarlamanın ontolojik, epistemolojik ve metodolojik olarak bağımsız bir bilim olduğunu kabul etmektedirler. Bu çalışmanın temel amacı, pazarlamanın bilimsel doğası hakkında bir farkındalık oluşturmak ve kapsamı, özellikleri ve yöntemi üzerinde tartışmaktır. Bu çalışma kapsamında, pazarlamanın sosyal bilimlerin dört temel direği olan sosyoloji, psikoloji, iktisat ve antropolojinin öğretileri üzerine inşa edilmiş bir değişim bilimi olduğu vurgulanmıştır. Pazarlamanın asıl amacı, gerçek dünya koşullarındaki insanların değişim davranışlarını anlamak, açıklamak ve belli bir ölçüde kontrol etmek ve teori ile pratiği bir araya getirmektir. Eğer pazarlama uygulamadan ayrılırsa gerçekten uzaklaşarak işletmelere ve, geniş ölçekte, topluma fayda sağlamayan sentetik bilgi üreten bir karatahta bilimine dönüşür. Bu yüzden, pazarlama bu çalışmada orijinal, sentez ve uygulamalı bir bilim olarak değerlendirilmiştir.
- DerlemeYalnız künye2023İslam düşüncesinin batı düşüncesine etkileri
Kerimoğlu, Özkan
Bekir Karlığa eserine “İslam Düşüncesi” ve “Batı Düşüncesi” kavramlarını tanımlayarak başlamaktadır. Yazara göre İslam’ın insan, hayat, kâinat ve Allah hakkındaki telakkilerinin bir bütünü olarak tanımlayabileceğimiz İslam düşüncesi, fikri, felsefi ve edebi türler olarak yazılı şekilde ifade edilebileceği gibi, musiki, resim, hat, süsleme ve mimari gibi değişik kalıplar içerisinde de yorumlanabilir. Batı düşüncesi ise, Batı Avrupa’da geliştirilen düşünce akımının adıdır. Yazar Batı düşünce sisteminin Hıristiyan dünya görüşü, Antik dünyadan devralınan Grek-Latin kültürü ve Batı Avrupa halklarının geçmişten miras kalan milli ve ırki birikimin oluşturduğu geleneksel değerlerden oluşan üç önemli kaynağının olduğuna vurgu yapmaktadır. Bu üç kaynaktan yararlanılarak insan, hayat, kâinat ve Tanrı hakkında oluşturulan fikri, felsefi ve edebi birikimi de Batı düşüncesi diye isimlendirmektedir. Her iki düşünce sisteminin de oluşumunda Tanrı tarafından gönderildiği kabul edilen ilahi mesajın ve bu mesajdan hareket ederek Müslüman ve Hıristiyanların geliştirdikleri entelektüel birikimin önemli katkısı söz konusudur. İlahi vahyin ve insan aklının ürünü olan İslam ve Batı düşüncesinin birbirleri ile olan ilişkisinin başlangıcını Hz. Peygamber’in hayatta olduğu döneme kadar gittiğini görmekteyiz. Hz. Peygamber döneminde tanışmaya başlayan bu iki dünya 1400 yıllık tarihi boyunca zaman zaman savaştı, kimi zaman birbirini ilgiyle izledi, kimi zaman birbiriyle yarıştı. Ama bu iki düşünce sistemi birbirini anlama, birbirine saygı duyma, birbirini olduğu gibi kabul etme gibi olumlu bir anlayışın içinde olmadılar. İşte bu çalışmada 1400 yılı aşkın zamandır olumlu, olumsuz hep bir etkileşim halinde olan bu iki dünyanın karşılıklı yaşadığı serüven Prof. Dr. Bekir Karlığa tarafından kaleme alınan “İslam Düşüncesinin Batı Düşüncesine Etkileri” adlı eserde anlatılmaktadır. Yazar eserinin “İslam Düşüncesinin Batıya Geçişi” ve “İslam Düşüncesinin Batıya Etkileri” diye iki ciltten oluşacağını beyan etmektedir. Biz bu çalışmada eserin yayınlanan, giriş ve “İslam Düşüncesinin Batıya Geçişi” başlığını içeren ilk cildi inceleyeceğiz.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Bazı İterasyon Yöntemleri için Cesàro Ortalamasının Kuvvetli ve Zayıf Yakınsaklığı
Cona, Lale; Kaygusuz, Çiğdem
Bu makalede, ilk olarak toplanabilme teknikleri ve iterasyon yöntemleri araştırılmıştır. Ayrıca, bazı iterasyon yöntemleri için Cesàro anlamında toplanabilme tekniğine bağlı olarak ergodik teori üzerine yapılan çalışmalar incelenmiştir. Son olarak asimptotik genişlemeyen dönüşümler için Halpren iterasyonu ile Cesàro ortalamasının güçlü yakınsaklığı üzerine yapılan bir çalışma irdelenmiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Dizel Motorlarda Dimetil Eter Kullanımının Partikül Madde Emisyonlarına Etkileri Üzerine Bir Derleme
Sezer, İsmet
Bu çalışma, dizel motorlarda dimetil eter (DME)’in saf veya yakıt katkısı olarak kullanımı üzerine yapılmış çeşitli çalışmaların sonuçlarından yararlanılarak derlenmiştir. Dizel motorlarda zararlı egzoz emisyonlarını azaltmanın birkaç yöntemi vardır. Bunlardan ilki motor tasarımında ve yakıt enjeksiyon sisteminde modifikasyonlar yaparak yanmanın iyileştirilmesidir, ancak bu pahalı ve zaman alıcı bir yöntemdir. İkinci yöntem ise katalitik konvertör ve partikül fitresi gibi donanımlar kullanmaktır, ancak bu donanımlar motor performansını olumsuz yönde etkiler. Hem egzoz emisyonlarını azaltmak hem de motor performansını artırmak için uygulanan son yöntem çeşitli alternatif yakıtların veya yakıt katkılarının kullanılmasıdır. Dizel motorlardaki en önemli emisyonlar azot oksitler (NOx) ve partikül madde (PM) emisyonlarıdır. Çoğu araştırmacı emisyonları azaltmanın en iyi yolunun doğalgaz, biyogaz, biyodizel gibi alternatif yakıtların veya konvansiyonel veya alternatif yakıtlarla birlikte çeşitli yakıt katkılarının kullanılması olduğunu bildirmektedir. Bu nedenle, alternatif yakıtlar ve yakıt katkıları üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi pratik uygulamalar için oldukça önemlidir. Bu çalışma, dimetil eterin dizel motorlarda yakıt veya yakıt katkısı olarak kullanılmasının PM emisyonları üzerindeki etkilerinin incelenmesine odaklanmıştır. Yapılan derleme çalışması sonucunda; DME saf olarak kullanıldığında yüksek oksijen içeriği, kimyasal yapısında direkt bağlı karbon bulunmaması, hızlı buharlaşma, yüksek setan sayısı ve düşük tutuşma sıcaklığı gibi özellikleri sayesinde sıfıra yakın PM emisyonu elde edilmesini sağladığı belirlenmiştir. Saf DME’nin dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %13–228 ve biyodizel yakıtına kıyasla %88.6–227.6 azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, farklı oranlarda DME içeren dizel–DME karışımlarının dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %4.7–509 azalttığı ve farklı oranlarda DME içeren biyodizel–DME karışımlarının PM emisyonunu biyodizel yakıtına kıyasla %38.2 azalttığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan, LPG–DME karışımının dizel yakıtına kıyasla PM emisyonunu %269–493 azalttığı ve farklı oranlarda DME içeren DME–NH3 karışımlarının saf DME’ye kıyasla PM emisyonunu %40.7–96.7 artırdığı tespit edilmiştir. Öte yandan, egzoz gazı resirkülasyonu (EGR) oranının %10–50 aralığında değiştirilmesinin PM emisyonunu %13.1–48.4 artırdığı tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2023Helichrysum chionophilum’un uçucu yağının antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri: Türkiye'nin endemik bir bitkisi
Ozcan, Kadriye; Acet, Tuba
Mikroorganizmalara bağlı olarak gelişen rahatsızlıklar günümüzde giderek tehlikeli bir hal almıştır. Özellikle, dirençli organizmalar ile mücadele noktasında, daha ucuz, doğal ve etkili yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Biyolojik olarak aktif bileşikleri barındıran bitki materyalleri bu manada ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle, mevcut çalışmada, Gümüşhane'den toplanan Helichrysum chionophilum'dan elde edilen uçucu yağın antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri araştırılmıştır. Uçucu yağ, Clevenger tipi bir aparat kullanılarak hidro-damıtma yönteminden elde edildi. Serbest radikal yakalama aktivitesi, DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) yöntemi kullanılarak belirlendi. Antimikrobiyal aktivite mikro dilüsyon yöntemi kullanılarak 17 bakteri ve 2 maya kullanılarak incelendi. Elde edilen bulgulara göre, H. chionophilum bitkisi radikal süpürme aktivitesinin IC50 değeri 260.0±0.2 µg/mL olarak bulunmuştur. Ayrıca, bitkinin uçucu yağı, Y. pseudotuberculosis (MIC: 16 µg/mL), S. epidermidis (MIC: 16 µg/mL) ve C. albicans (MIC: 16 µg/mL) ve C. tropicalis'e (MIC: 32 µg/mL) karşı olağanüstü antimikrobiyal aktivite göstermiştir. Elde edilen sonuçlar, endemik bir tür olan H. chionophilum ve uçucu yağlarının antioksidan ve antimikrobiyal özellikleri sayesinde yeni ve alternatif doğal bir ajan olarak kullanılabileceğini işaret etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Evaluation of the darfur crisis in the context of climate migration
Yılmaz, Vedat; Efşan, Nur Çelik
Climate migration, also known as environmentally induced migration, is commonly witnessed in African countries that experience serious difficulties in meeting basic needs such as drought, water scarcity, and food security due to limited resources. Climate-related stress experienced in Africa in the 21st century will continue with both horizontal migration within the continentand migration across borders. The aim of the study is to reveal the impact of “climate change” in Sudan’s Darfur Region, which is known to be one of the first examples of climate-related migration in the literature, and the impact of foreign (or international, one of them is enough) intervention to the migration patterns that paved the way of humanitarian crises in the region. For this reason, The study reveals that how the climatic changes in Africa led to political instability, social violence and a security threat. In the study, it was concluded that the macro powers (states such as the USA, China and Russia) that triggered the humanitarian crisis in Darfur will continue their goals of sharing Sudan's resources. It is foreseen that these states will escalate the crisis by taking advantage of the administrative weaknesses of the Sudanese Government in order to achieve this. It has been revealed that democracy, human rights and the environment will continue to be low politics issues in Sudan, which cannot calm down its domestic politics, and it has become more challenging to ensure the long-term sustainability of social peace. It is argued that the rise of violence in the region will affect the living conditions in camps consisting of various ethnic groups and cause new socio-political problems. In the study, in which Turkish and English literature were reviewed, it has been aimed to provide insights and develop recommendations for further research. It is expected that this study will contribute to the Turkish literature in this regard.
- Derleme MakaleYalnız künye2023Investigating life satisfaction: the case of refugees in ethiopia
Kocağ, Esra Karapınar
As several vulnerable groups in societies such as elderly people, people with disabilities, and children, refugees also draw attention to address their wellbeing due to increasing number of people seeking refuge across the world. The wellbeing of them is considered by either international institutions or national authorities since they are likely to need assistance to have a decent life. In this respect, this study focuses on life satisfaction which refers to a broad scope of elements of quality of life in the context of refugees in Ethiopia since this country provides an important shelter to considerable number of refugees in Africa. Using microdata from the World Bank’s Ethiopia Skills Profile Survey (ESPS-2017), this study finds that basic human needs, safety concerns, and financial concerns play significant role on refugees’ life satisfaction in Ethiopia.
- MakaleYalnız künye2023Bir normatif kurum olarak uluslararası meta standartların dikey dysy yayılımları sürecindeki rolü: türkiye otomotiv sanayiinde çoklu örnek olay çalışması
Nas, Tulay Ilhan; Şahin, Fatih
Bu araştırmanın amacı kurumsal çevrenin normatif unsurlarından birisini temsil eden standartların Türkiye otomotiv sanayiinde dikey DYSY yayılımlarını nasıl yönlendirdiğini, yerel örgütlere odaklanarak derinlemesine incelemektir. Nitel araştırma desenlerinden çoklu örnek olay çalışmasının benimsendiği çalışmada yedi yerel tedarikçi örgüt araştırmaya dahil edilmiştir. Görüşmeler, gözlem notları ve dokümanların veri kaynağı olarak kullanıldığı araştırmada veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Gerçekleştirilen analizler sonucunda standartların kapsamı, standartlar kaynaklı denetimler, müşterilerin standartları ve standartları algılama biçimleri kodları ön plana çıkmıştır. Elde edilen bulgular, ayrıntılı standartların yerel tedarikçi örgütler için kurulan dikey bağlantıların yoğunluğunu ve dolayısıyla dikey DYSY yayılımlarını verimlilik boyutunda olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Ancak standartları algılama biçimleri ve tedarik zincirindeki pozisyonlarına duyarlı bir şekilde, standartların yenilikçilik ve uluslararasılaşma yayılımlarını olumsuz yönde etkileyebilme potansiyeli taşıdığı da ortaya çıkmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2023Research on consumer opinions on the use of cryptocurrency in online shopping
Avcı, İbrahim; Ozmen, Ezgi; Ozhan, Merve
When it comes to virtual currencies, the first concept that comes to mind recently is cryptocurrencies. Cryptocurrencies, which are seen as investment instruments, have started to be used as payment methods by many brands in the global market. The research is based disclosing on the intention of consumers in Turkey to use cryptocurrencies for online shopping. The purpose of this study is to explore the effects of consumers’ perceptions of the ease of use, risk and trust factors of cryptocurrencies on their perceived benefit and intention to use cryptocurrencies online within the framework of the Technology Acceptance Model (TAM). For this aim, it was discovered that perceived ease of use and trust have a significant positive effect on perceived benefit, while perceived risk has a significant negative effect, based on the analysis of data obtained from 391 consumers via the online survey technique. Perceived ease of use, trust and benefit also positively affect the intention to use cryptocurrency in online shopping. It is concluded that the perceived risk factor does not affect the intention to use cryptocurrency in online shopping. These findings provide significant theoretical and practical contributions to the fields of cryptocurrency and electronic commerce.
- MakaleAçık Erişim2023Geri dönüşüm işletmelerinin inşaat ve yıkım atıkları açısından performanslarının bütünleştirilmiş SWARA-EDAS yöntemiyle değerlendirilmesi: Türkiye örneği
Gergin, Ramazan Eyüp
Günümüzde, inşaat ve yıkım atıklarının artan miktarı nedeniyle ülke ekonomileri birçok zorlukla karşı karşıya gelmektedir. Döngüsel ekonomilerde inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşüm faaliyetlerinin daha önemli rol oynaması beklenmektedir. Buna paralel olarak inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşümü ülkelerin rekabet gücünü doğrudan etkilemektedir. Bu çalışma inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşüm faaliyetlerini gerçekleştiren işletmelerin performanslarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. İşletmelerin performanslarını değerlendirmek için kullanılan kriterler detaylı bir literatür taraması yapılarak belirlenmiştir. Çalışmanın alternatiflerini ise inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşüm faaliyetlerini gerçekleştiren işletmeler oluşturmaktadır. Belirlenen kriterlerin ağırlıklandırılmasında Step-Wise Weight Assesment Ratio Analysis (SWARA) kullanılmıştır. Kriter ağırlıklarının belirlenmesinin ardından inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşüm faaliyetlerini gerçekleştiren işletmelerin performansı Evaluation Based on Distance from Average Solution (EDAS) ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına dayalı olarak, inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüşümünde en önemli kriter Sürdürülebilirlik olarak belirlenmiştir. Ayrıca çalışma çevresel etkiler ile inşaat ve yıkım atıklarının taşınması kriterlerinin sırasıyla diğer önemli kriterler olduğunu göstermektedir. EDAS yönteminin sonucu ise Alternatif 5 işletmesinin inşaat ve yıkım atıklarının geri dönüştürülmesi açısından en iyi performansa sahip olduğunu göstermektedir.
- MakaleYalnız künye2023Oryantalistlerin Kur’ân Hakkındaki Erken Dönem Çalışmalarına Dair Bir Analiz
Aytekin, Ayşe
Batı dünyasının Kur’ân ve Tefsir ile ilgili araştırmaları, Oryantalizm tarihiyle ilintili olup benzer minvalde bir gelişim ve değişim sürecine tabidir. Batılı araştırmacıların İslâm’ı tanıma çabaları, Haçlı Seferleri’ne kadar uzanmakta olup İslâm’ın ve entegre edildiği medeniyet ve kültürün üstünlüğünü kabul etmeleri sonucunda adeta bir mücadele girişimine dönüşmüştür. Başlangıçta, bu mücadele çerçevesinde tercüme hareketleri büyük rol oynamıştır. Zira, kültür ve medeniyeti tanımak, öncelikle dili bilmek ve anlamaktan geçmektedir. İslâm düşüncesini anlamak adına Arapçayı öğrenen Batılılar, bu dil ve kültürün ürün ve eserlerini Latinceye çevirerek bu mücadelede en mühim adımı atmışlardır. Şerh, iktibas, izah, intihal yahut adı her ne olursa olsun yaptıkları tüm araştırmalar, çeviriler, eserler, ürünler ve çalışmalar bu uygulama ve adım odağında zikredilebilir. Dilin başat noktada yer aldığı çalışmaların yanı sıra bu çalışmaları etkileyen diğer unsurlardan da söz etmek gereklidir. Nitekim, hayatı içeren tüm etkenler hem akademik hem bilimsel hem siyasi hem dini hem sosyal hem ekonomik hem de kültürel boyutta benzer seyirde yer almaktadır. Rönesans, matbaanın icadı, Türklerin yayılmacı politikası, ilim ve felsefe alanındaki diğer gelişmeler ve bu gelişmelerin Avrupalılara tesiri onların İslâm alanındaki çalışmalarında etkili olmuştur. Oryantalistlerin -çeşitli amaçlarını gerçekleştirebilmek için yapmış oldukları- İslâm ve Kur’ân’a dair ilk araştırmaları, dini, siyasi, ilmi, ticari ve sömürgecilik gibi çeşitli hedefler taşımaktaydı. Oryantalistler, bu amaçlarla şekillenen çalışmalarıyla İslâm’ın ve Hazreti Muhammed’in (s.a.v) değerini düşürerek İslâm ile mücadele etmek, kendilerince tespit ettikleri İslâm’ın kusurlarını yaymak suretiyle bu dinin yayılmasını engellemek ve Müslümanları Hristiyanlaştırmak gibi faaliyetlerde bulunmuşlardır. Akademik çalışmalarda da benzer şekilde ilmi tarafsızlık, objektiflik ve özgünlük gibi kriterlerden yoksun son derece olumsuz ve garazkar bir ifade tarzına sahip oldukları anlaşılmaktadır. Kur’ân ve Tefsir ile ilgili çalışmalarda da bu durum göze çarpmaktadır. İslâm’ı yermek adına özellikle Kur’ân’ın kaynağı ve mahiyeti gibi konularda çeşitli eleştirilerde bulunmuşlardır. Kur’ân’ın merkezde olduğu çalışma alanlarının yanı sıra, Kur’ân tarihine dair birçok eser ise Kur’ân’ın nasıl ve hangi evrelerden geçerek günümüze geldiği meselesini, yaygın bir biçimde Müslüman perspektifi ile anlatmaktadır. Buna mukâbil, Müslümanlar kadar Müslüman olmayanlar da Kur’ân’ın ne olduğu, menşei, sahihliği ve oluşum süreci ile ilgilenmektedirler. İnsanlık ve bilim ortak paydasına faydalı olacak yeni araştırmalar adına, Müslüman olmayan araştırmacıların bu meseleler hakkındaki bakış açılarını değerlendirmek ve Batı’ya dair ve Batılı çalışmaları algılamak için onların İslâm, Müslümanlar ve Hazreti Muhammed (s.a.v) ile olan münasebetlerinin tarihçesini ve birçok alandaki Oryantalizm ve Oryantal çalışmaların tarihi sürecini objektif ve bilimsel bir şekilde araştırmak, analiz etmek ve bu konudaki çeşitli meselelere değinmek gereklidir. Çalışmamız, mütevazi tarzıyla bu alana giriş niteliğinde bir araştırma olarak değerlendirilebilir. Bahsettiğimiz hususlar çerçevesinde özellikle ilk dönem eserlerine çalışmayı ve odaklanmayı deneyeceğiz. Araştırmamızda, özellikle Oryantalistlerin –son yıllardaki bilimsel ve akademik yöntemler içeren ve ulaştıkları bilimsel, yansız, tarafsız ve orijinal kriterlere sahip akademik çalışmalarından ziyade- İslâm, Hazreti Muhammed (s.a.v) ve Kur’ân hakkındaki oldukça kindar ve nefret dolu söylemleri haiz ilk dönemlerdeki çalışmalarını açıklama hedefine sahip olacağız. Daha sonraki çalışmalarımızda dönemsel bir ayrım yaparak incelemeyi amaçladığımız ve söz konusu geniş alana dair bir hazırlık ve ön çalışma olarak düşünülebilecek bulgularımızı, erken döneme ilişkin söylemleri -sadece farklı görüşlerden bahsetmek yerine- eleştirel ve objektif bir filtre aracılığıyla aktarmak için emek harcayacağız.
- MakaleAçık Erişim2023Dr. Mohamed Imara ve “Hâkimiyet” Terimi Vizyonu
Shatlh, Adel Eldesoky Abdelhannan
Hâkimiyet, İslam mezheplerinin birçoğunun düşünceleri üzerinde büyük etkisi olan bir terimdir. Bu etki ifrat tefrit noktasında olmuştur. Ayrıca, bu etki insanın konumunu yücelten ve evrenin yaratılmasından sonra Allah'ın hâkimiyetini inkâr eden Batı kültürlerinde de varlığı olmuştur. Bazıları aşırılığa yönelmiş ve Tanrı'nın varlığını ve ilahi hâkimiyet’i inkar etmiştir. Muhammed Imara (1931-2020), dini bir ortamda yetişen ve Batı kültürüne aşina olan bir kişidir. Küçük yaşta Kuran'ı ezberlemiş ve Darülulum'da İslam hukuku ve felsefe okumuştur. Yüksek lisans ve doktorasını felsefe alnında yapmıştır. O, Kuran'ı ve içerdiği terimleri çok önemsediği için eserlerinde bu konulara değinmiştir. Bu terimlerin ortaya çıkış nedenlerini ve tarihlerini ele almış ve İslam dünyası içinden ve Batılılar tarafından yöneltilen şüpheleri ve iddiaları çürütmüştür. Muhammed Imara, yaklaşımını Kuran-ı Kerim'e, İslam mirasına ve dünya düşünce mirasına dayandırmaktadır. Terimlerin doğru kullanımı, genel olarak onun eserlerinde büyük bir yer tutmuştur; çünkü iletişim ve anlaşmada terimlerin doğru ve yerinde kullanımı önemli bir rol oynamaktadır. Bu terimler, bir fikrin insan algısını aktarmak için yön temsil etmekte olup zaman, mekân, medeniyet, dil, din, gelenek ve tarih gibi birçok faktörün oluşumunda ve belirlenmesinde önemli yer alır. Muhammed Imara çağımızda, terimlerin özgürleştirilmesinin önemini fark ederek yaygın terimler üzerine ayrı ayrı çalışmalar yayınlamış ve diğer bazı terimler için de tanımlar sunmuştur. Bunun arkasındaki motivasyon, bu terimlerin eski ve modern düşünce okulları arasındaki kullanımlarında gözlemlediği ve görmüş olduğu hatalı kullanımlardır. Batı ve İslam dünyası arasındaki tartışma ve kültürel çatışmaların, oryantalizm ve entelektüel istila meselelerinin artmasıyla birlikte, Arap ve Batı toplumlarının hem karmaşık hem de aynı derecede kafa karıştırıcı olan sorunları ifade eden terimlerin özgürleştirilmesinin önemi ortaya çıkar. Bu problemler politik, sosyal ve doktrin konularında çeşitlilik göstermektedir. Muhammed Imara, yaklaşımları yakınlaştırmak ve terimlerle ilgili yanlış anlamaları düzeltmek için karşılaştırmalı bir kültürel metodoloji benimsemiştir. Hâkimiyet terimi, Muhammed Imara'nın ele aldığı en önemli terimlerden biri olup kavramlarını özgürleştirme, yanlış anlamaların nedenlerini açıklama ve bunlarla nasıl başa çıkılacağına dair çalışmalarında öne çıkmaktadır ve onun yazılarının büyük bir bölümünde önemli bir yer tutmuştur. Bu çalışmanın önemi, Muhammed Imara'nın İslam sahnesindeki konumu ve diğerleriyle diyalog kurma ve mirasla ilişkili yenilikçi bir vizyonun köklerini arama rolüyle ilgilidir. Ayrıca, İslam'da "Hâkimiyet" teriminin önemi ve özellikle yeniden canlandırıldığı modern çağdaki bazı mezheplerin düşüncelerine apaçık etkisi de vardır. Bu nedenle, araştırma Muhammed Imara'nın yazılarındaki bu terime dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Muhammed Imara, terimlerin dildeki köküne ve Kuran-ı Kerim'deki kullanılışıyla birlikte peygamber ve sahabenin uygulamalarındaki anlamlarına odaklanmıştır. Ayrıca yanlış anlamaların kaynağına ve tarihte, özellikle de Mevdudi ve Seyyid Kutub'un yazılarındaki etkilerine dikkat çekmektedir. Hâkimiyetin Allah’a ve insana izafe edildiğinde ne anlama geldiğini bilimsel olarak doğru bir şekilde anlatmıştır. Allah'ın hâkimiyeti mutlak hâkimiyettir çünkü O, mutlak güce sahiptir. İnsan hâkimiyeti ise yeteneklerinin kısıtlı olması nedeniyle kısıtlıdır. İnsan hâkimiyeti, Allah’ın insanlara verdiği bir hediye olarak, insanın dünya üzerinde Allah’ın halifesi olması ve sosyal hayata dair işlerini ilahi hukuk çerçevesinde yönetmesi amacıyla vardır. Bu çalışma iki bölüme ayrılmaktadır. İlk bölüm, Dr. Muhammed Imara'nın hayatı ve entelektüel oluşumu hakkında bilgi vermektedir. İkinci bölüm ise Imara'nın düşüncesindeki Hâkimiyet konusu hakkındadır. Hâkimiyet teriminin kökeni ve türeyişi ile ilgili konuları ele almakta ve destekçileri tarafından benimsenen etkilerini, amaçlarının çeşitliliği yer almaktadır. Araştırmanın hedeflerini gerçekleştirmek, konunun çeşitli yönlerini sunmak için tanımlayıcı analitik yöntemi izlemek gerekmektedir.
- MakaleYalnız künye2023Bilim haritalama tekniklerine göre COVID-19 konulu muhasebe araştırmalarının bibliyometrik analizi
Cengiz, Selim; Tosunoğlu, Büşra
Bu çalışmanın amacı bilim haritalama teknikleri kullanılarak Covid-19 konulu muhasebe araştırmalarının bibliyometrik analizini gerçekleştirmeye yöneliktir. Bu doğrultuda Web of Science (WOS) veri tabanında yer alan ya yınlar; yıllık yayın sayısı, ülke, etkin dergi, anahtar kelime ve atıf analizi gibi çeşitli parametreler ışığında ele alınmıştır. Çalışmadaki veriler 2020-2022 yıl larını kapsamakta olup söz konusu taramada erişime açık toplam 2.112 ma kaleye ulaşılmıştır. Analiz sonuçlarına göre 2021 yılı (967 makale), Covid-19 konulu muhasebe araştırmalarını içeren en fazla makalenin yer aldığı yıldır. Dünya çapında ise Amerika Birleşik Devletleri yayın sayısı açısından ilk sıra da yer alırken en etkin derginin “Accounting Auditing & Accountability” ol duğu tespit edilmiştir. Ayrıca konu başlığı ve içeriklerine göre sınıflandırmaya ilişkin analiz bağlantılarının görsel olarak sunumu için VOSviewer yazılım programından yararlanılmıştır.
- MakaleYalnız künye2023The Effect of Vitamin C and E Supplementation into Drinking Water on Carcass Characteristics, Meat Quality and Intestinal Microflora During Pre-Slaughter Feed Withdrawal in Broiler Chickens
Kaya, Hacer
This study investigates the effects of adding vitamin C and E to the drinking water on carcass characteristics, meat quality and intestinal microflora populations in broiler chickens during the 10-h pre-slaughter feed withdrawal (FW) period. As study materials, forty male broilers at the age of 42 days were used. The broilers were randomly divided into four groups: Control (non-vitamin, NV), vitamin C (1000 mg/L, VC), vitamin E (500 mg/L, VE) and vitamin combination (1000 mg/L VC+500 mg/L VE, VCE). In the study, vitamin additions didn’t affect carcass characteristics, visceral weights and the pH values of the digestive system (P>0.05). The addition of VC and VE increased the weight of the Bursa of Fabricius, and the addition of VE increased the weight of thymus (P<0.05). Additions of vitamin decreased tendency of carcass contamination (P<0.01) and increased pH45min and pH24h of thigh meat and pH24h of breast meat (P<0.05, P<0.01, P<0.01, respectively). While a* color intensity of breast and thigh meat increased with all vitamin supplements, L* and b* values of thigh meat decreased (P<0.01). Vitamin supplements, especially VE, reduced the drip loss of breast and thigh meat (P<0.05) and the pathogenic microorganism populations of intestinal contents (P<0.01). As a result, it is thought that the addition of 500 mg/L vitamin E to the drinking water of broiler chickens exposed to the pre-slaughter fasting period will be beneficial to improve meat quality and reduce intestinal pathogenic microorganism load. However, more extensive experimental studies are needed.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023A review study on the use of dimethyl ether in diesel engines: effects on CO2 emissions
Sezer, İsmet
Emissions from vehicles and other fuel combustion systems can alter the composition of the atmosphere and augment its capacity to absorb heat. These gases, which are effective at trapping heat, are known as greenhouse gases and include all gases found in vehicle emissions. Reducing the emissions of carbon dioxide (CO2) has become an urgent necessity around the world, and many countries have imposed limits on their CO2 output. Using biofuels in automotive engines is an effective way of reducing greenhouse gas emissions. The CO2 emissions emitted from the combustion of biofuels are absorbed as trees and plants grow. Biofuels can be used either as pure fuels or blended with conventional fuels. Most research has declared that the most effective way to reduce greenhouse emissions is the use of various biofuels. Therefore, it is essential to assess the outcomes of research regarding alternate fuels or fuel additives to determine their proper utilization. Using of diesel engines can also help reduce CO2 emissions as they emit less CO2 emissions than gasoline engines. This review study investigates the effects the using of dimethyl ether on CO2 emissions in diesel engines. The results showed that CO2 emissions decrease when using the pure DME and DME blends with diesel and LPG fuels due to the oxygen content and the lower carbon to hydrogen ratio of DME. The decrements in CO2 emissions for pure DME, diesel–DME blends and LPG–DME blend are about 5.2–18.3%, 3–41.6% and 10.6–16.4%, respectively.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023Gastronomi Turizmi ve Gıda Pazarları: Netnografik Bir Araştırma
Akyürek, Suat
Birçok ülkede yaygın olan gıda pazarları, son yıllarda gastronomi turizmi bağlamında dikkat çeken ürünlerin başında gelmektedir. Bölgenin mutfak kültürünü yansıtan bu alanlar destinasyonlara benzersiz özellikler katabilmektedir. Bu araştırma, gıda pazarlarını ziyaret eden turistlerin beklentilerini, deneyimlerini, memnuniyetlerini ve memnuniyetsizliklerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Netnografya tekniği ile tasarlanan bu çalışmanın evrenini Türkiye’deki tüm gıda pazarları hakkında yapılan yorumlar oluşturmakta iken araştırmanın örneklemini ise Sığacık Köy Pazarı hakkında yapılan çevrimiçi yorumlar oluşturmaktadır. Tripadvisor internet sitesi üzerinden ulaşılan 353 yorum, içerik analizine ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre, turistlerin gıda pazarı beklentileri; pazarın alışılmışın dışında olması, anılarını canlandırma arzuları, karın doyurma, alışveriş, rahatlama ve doğal/organik ürün bulmadır. Bununla beraber, otantiklik, çeşitlilik, dayanışma, samimiyet ve farklı olma turistlerin memnuniyetini belirleyen unsurlar iken sunulan ürünlerin doğal ve yöreye özgü olmaması, ısrarlı satış çabaları, hijyen eksikliği, ticarileşme ve kalabalık memnuniyetsizliğe yol açan unsurlar olarak belirlenmiştir. Gıda pazarı turistlerinin deneyimleri ise eğlence, eğitim, estetik, kaçış ve akış deneyimleri çerçevesinde şekillenmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Digitalization and economic growth: new evidence from EU countries
Akyol, Hikmet; Akar, Tuba; Akar, Gökhan
Today's world is on the verge of a digital transformation with the developments in information and communication technologies. The digitalization process experienced affects societies both economically and socially. Recently, digitalization has become more important in terms of economic growth and competitiveness of countries. The aim of this study is to examine the effect of digitalization on economic growth for the period 2000-2020 in 27 EU countries by using panel data analysis method. In the study, the econometric relationship between the variables was estimated using the Driscoll-Kraay (1998) standard errors estimator. In the study, exports of information and communication technology products, the number of individuals using the internet and the number of mobile phone subscribers were used as the independent variables representing the digitalization indicators. Real GDP per capita is taken to represent economic growth, which is the dependent variable. According to the findings of the research, it has been determined that digitalization indicators have a significant and positive effect on economic growth. The findings of the study support the theoretical and empirical literature that argues that digitalization will have a positive effect on economic growth. It is thought that investments to be made in digitalization and ICT infrastructure will provide significant gains.
- MakaleAçık Erişim2023Definition Of Symbolic Consumption In Advertising Within The Context Of The Diderot Effect: An Investigation On Television Advertisements
Diker, Ersin; Kara, Şeyma
Advertising is expressed as the process of introducing different products or services to consumers in order to create demand and desire for consumption. Consumption, on the other hand, can be defined as the purchase and use of various products or services promoted by advertising activities. In this context, advertisements are of great importance in the process of finding the most appropriate consumption behavior to meet the demands and needs of consumers. Based on the products offered through advertisements, individuals engage in many different consumption actions to make their lifestyles and understandings similar to those presented in advertisements. While the concept of consumption is accepted as one of the most basic actions that exist in all times of humanity and carried out to meet wants or needs, it is argued that advertise- ments shape all consumption actions of individuals. However, after the changes and developments, the expectations of the consumers also change. Consumers now buy products or products for the meanings and symbolic values they contain, rather than meeting their needs. The Diderot effect defends the idea that the sense of integrity and harmony should be preserved and emphasizes that a new identity and lifestyle will be formed with the consumption of products that complement each other and the differ- ent products obtained. Under the message of integrity and harmony, individuals are directed to the desire to improve all their belongings, and as a result, they can be involved in more than one consumption spiral. The turn of consumption into such a frenzy is accelerated by the increasing effect of advertisements on people. Influenced by the good looks and experiences they see in advertisements, individuals, in the desire to be happy after their purchase, tend to endless consumption, where they buy the ones they don’t need. The aim of this study is to try to understand the effect of advertising on concepts and how concepts are placed in advertisements, unlike other studies on symbolic consumption and the Diderot effect. For this purpose, four television advertisement examples of Mavi, one of the ready-to-wear brands in the June annual report of Turkey’s most valuable and strongest brands announced by 2020 Brand Finance, were examined by semiotic analysis method and the way the advertisements handled the concept of the Diderot effect was emphasized. Another aim of this article is to contribute to the efforts to eliminate the serious deficiencies related to the Diderot effect, especially in the Turkish literature. Individuals derive various meanings from the symbols and symbols placed in advertisements and reshape all their consumption actions within the framework of these meanings. In addition to the understanding of symbolic consumption, the concept of the Diderot effect directs the consumers to an endless consumption in which the need for happiness is bought, based on the idea of the need for integrity. The main problem of the research is to understand how the symbolic elements, which are frequently encountered in the advertisements of the ready-made clothing sector on television, are placed in the advertisements in the context of the Diderot effect. The research is limited to the ready-made clothing industry advertisement studies. On the other hand, due to the impossibility of accessing and examining all advertising works, and in order to keep the advertisements to be examined up-to-date, the main limitation of the study is to analyze four selected advertisement samples from October 2019-2020 and to evaluate the findings over the universe. Ready-to-wear brands included in the June annual report of Turkey’s most valuable and strongest brands, announced by 2020 Brand Finance, constitute the limit of brand and television advertisements to be examined within the scope of the study. Qualitative research was preferred as a method within the scope of the research. In this context, the fact that the research is based on subjective interpretation determines another limitation. On the other hand, considering the advertisements in Saussure’s distinction between sign, signifier and signified, and Barthes’s denotation and connotation, constitutes another important limitation of the study. With Saussure’s distinction between sign, signifier and signified, it is seen that the common point of the advertise- ment examples analyzed by Barthes in the context of denotation and connotation is that they promise happiness to consum- ers as a result of all their purchasing actions or consuming the product. As a result of consuming the products advertised to the consumer, the evil eye will be envied, admired, approved by the environment, and all other people will look at the indi- viduals who consume the advertised products. Similarly, a confident stance, self-confidence, courage, power and success are sold to the consumer as well as the products. Based on this message, the consumer, who dreams of having all these attributes, can enter an endless consumption process where he constantly buys new ones. According to the results obtained in the research, in the context of the Diderot effect, the consumer is directed to new consumption behaviors by feeling the need for integrity between the products. Based on this idea, the consumer can be included in an endless consumption spiral where he buys what he does not need with the hope that he will be happy in the end and with the desire to improve his belongings. Based on the idea of “If a product is purchased, a new one should also be purchased”, it has been determined that the consumer is constantly directed to consumption of new products in order to ensure harmony and integrity. The lack of sufficient studies in the literature on the concept of the Diderot effect allows for similar studies. The way the Diderot effect is handled in different sectors or in digital advertising environments that are used extensively today, especially in Instagram ads
















