Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Batan, Nevzat(10)
- Erata, Hüseyin(9)
- Karimullah, Suud Sarim(9)
- Dogan, Hulya(8)
- Duran, Celal(8)
- Öztürk, Serkan(8)
- Baltaci, Cemalettin(7)
- Dogan, Ramazan Ozgur(7)
- Kulakaç, Nurşen(7)
- Ozdes, Duygu(7)
- Alataş, Mevlüt(6)
- Aydin, Aydanur(6)
- Ezer, Tülay(6)
- Ulutaşdemir, Nilgün(6)
- Uzun, Sevda(6)
- Akyürek, Suat(5)
- Anaç, Halil(5)
- Mazlum, Sümeyye Gür(5)
- Merdan, Mehmet(5)
- Ozturk, Samet(5)
- Öz, Mehmet(5)
- Aksoy, Bahar(4)
- Araz, Onur(4)
- Bekar, Fevziye(4)
- Demirağ, Hatice(4)
- Dokuz, Abdurrahman(4)
- Doğan, Onur(4)
- Doğan, Ramazan Özgür(4)
- Gergin, Ramazan Eyüp(4)
- Gücer, Mehmet Ali(4)
- Hakkıoğlu, Mümin(4)
- Izmir, Onur(4)
- Kankal, Murat(4)
- Karabudak, Filiz(4)
- Kaya, Hacer(4)
- Kızıloğlu, Şadiye Kotanlı(4)
- Mazlum, Sumeyye Gur(4)
- Merddan, Kurtuluş(4)
- Peker, Iskender(4)
- Polat, Eray(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Batman ilinin kent imajı üzerine bir çalışma
Sümeyye Nur Yüknü
Bir kentin markalaşması için en önemli unsurlardan bir tanesi imajdır. Günümüzde artık kurumlar gibi birçok şehrin de idarecileri tarafından kent imajı oluşturma ve oluşturulan imajın kalıcı olması yönünde çalışmalar yaptığı bilinmektedir. İmaj oluşturma sürecinde yapılan çalışmaların amacı kentle ilgili çağrışımlar aracılığıyla olumlu bir imaj oluşturmaktır. Kent imajı bireylerin kafasında izledikleri filmler, haberler, okudukları kitaplar, dergiler ve kent hakkında yayılan bilgiler ile kendi yaşadıkları deneyimler sonucu elde ettikleri deneme yanılma yoluyla oluşmakta ve bu bilgiler kentle ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir imaj yaratmaktadır. Bu bağlamda araştırmamız Batman ilinin, Batman Üniversitesi'nde okuyan öğrenciler tarafından nasıl algılandığını ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu amaçla, ilk iki bölümde literatür araştırması yapılmış, son bölümde ise Batman ili ile ilgili teorik bilgiler verilerek daha sonra Batman Üniversitesi' nde eğitim gören öğrenciler baz alınarak 452 öğrenciye uygulanan anket sonuçları değerlendirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yönteminden faydalanılmıştır. Örneklem olarak da gelişigüzel örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22.0.0 istatistiksel programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda verilen yanıtlar birbirine yakın gibi dursa da genel anlamda Batman ilinin öğrenciler arasında olumsuz bir imaj algısına sahip olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte araştırmada çıkan sonuca göre erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha olumlu düşüncelere sahip olduğu da saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İmaj, Destinasyon Çekicilik, Kent imajı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Gümüşhane ili kapalı otoparkının elektrikli araç şarj istasyonuna dönüşümü
Murat Han Çiçek
Günümüz dünyasında, sera gazı salınımının azaltılması amacıyla teknolojik ilerlemelerle çevre dostu ve sürdürülebilir ürünlerin geliştirilmesi önemli bir konudur. Bu bağlamda, elektrikli araçlar, sıfır emisyon özellikleri ve yüksek verimlilikleri nedeniyle çevre dostu ve sürdürülebilir bir ulaşım çözümü olarak değerlendirilmektedir. Ancak, elektrikli araçların yaygınlaşmasının önündeki temel engellerden biri, yeterli ve etkin bir şarj altyapısının eksikliğidir. Bu nedenle, şarj istasyonu altyapısının kurulmasında erişilebilirlik birincil ve temel bir parametre olarak kabul edilmektedir. Otoparklar, bu erişilebilirliği sağlamak için ideal ve etkili kullanım alanları olarak değerlendirilmektedir. Otoparklardaki şarj istasyonları aracılığıyla, elektrikli araç sahipleri günlük faaliyetlerinin bir parçası olarak araçlarını şarj etme imkanına sahip olacaklardır. Bu tezde Gümüşhane 15 Temmuz katlı otoparkına ait bir yıllık araç giriş-çıkış verileri ışığında otoparka kaç adet ve hangi tip şarj ünitesi yerleştirilmesi gerektiği konusu kuyruk teoremi kullanılarak incelenmiştir. Otopark verileri analiz edilerek giriş yapan araç sayılarına göre farklı senaryolar oluşturulmuştur. Çalışmada, kurulması planlanan şarj istasyonlarının AC ve DC tipi şarj istasyonları olması durumlarına göre optimum şarj istasyonu sayıları kuyruk teoremi modeli ile hesaplanmıştır. Oluşturulan senaryolar için kurulum ve bekleme maliyetleri dikkate alınarak, optimum bekleme süresini sağlayacak şarj istasyonlarının sayısı ve tipi belirlenmiştir. Her senaryo için daha basit ve pratik fonksiyonlar elde etmek için eğri uydurma yöntemleri kullanılarak şarj istasyonu sayısı ile toplam maliyet arasındaki ilişki kurulmuştur. Elde edilen sonuçlar değerlendirilerek öneri ve tavsiyeler sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Erzurum ilindeki akaryakıt istasyonları ve otoparkların elektrikli araç şarj istasyonlarına dönüşümünde güneş enerjisinden elektrik üretim potansiyellerinin araştırılması
Abdullah Turan
Elektrikli araç (EA) satışları son yıllarda EA'ların gelişen teknolojisi ve performansı, EA'ların ve bataryalarının düşen maliyetleri ve şarj altyapısının artan kullanılabilirliği gibi faktörlerin etkisiyle küresel düzeyde hızla artmaktadır. Yaygın bir kullanıma ve sayıya sahip olan akaryakıt istasyonlarını EA şarj istasyonlarına dönüştürmek, EA şarjına yönelik artan talebi karşılamanın ve elektrikli ulaşıma geçişi desteklemenin bir yolu olabilir. Akaryakıt istasyonlarının çatıları fotovoltaik (FV) sistemlerle elektrik enerjisi üretimi için uygun olabilecek alanlardır. FV sistemlerle donatılmış akaryakıt istasyonlarının elektrikli araç şarj istasyonlarına dönüşmesi durumunda EA'ların karbon ayak izini azaltmaya ve fosil yakıtlara olan ihtiyacı azaltarak enerji güvenliğini artırmaya yardımcı olabilir. Bu tezde ilk olarak Türkiye'de iller bazında elektrikli araç şarj istasyonu sayıları belirlenmiştir. Ardından Erzurum ilinin merkez ilçesindeki akaryakıt istasyonlarının ve çatı üstü fotovoltaik panel imkânı bulunan kapalı otoparkların güneş enerjisinden elektrik üretimi potansiyeli PVGIS ve Helioscope programları kullanılarak belirlenmiştir. Çeşitli senaryolar altında FV sistemlerin elektrikli araçların şarjına olan katkısı belirlenmiştir. Son olarak HOMERgrid programı ekonomik ve teknik analizler yapılmıştır. Erzurum ilinin merkez ilçesindeki akaryakıt istasyonlarının toplam çatı alanının 22446 m2, bu çatı alanından FV sistemlerle elde edilebilecek yıllık toplam enerji üretim miktarı 5955.3 MWh olarak hesaplanmıştır. Erzurum ilinin merkez ilçesindeki kapalı otoparkların toplam çatı alanının 3787 m2, bu çatı alanından FV sistemlerle elde edilebilecek yıllık toplam enerji üretim miktarının 1015.4 MWh olduğu tespit edilmiştir. Bu tez çalışmasında Türkiye'de ilk defa bir ildeki akaryakıt istasyonları ve otoparkların çatı alanları ve bu alanlardan FV sistemlerle elektrik enerjisi üretim potansiyeli hesaplanmıştır. Gerçekleştirilen analiz ve yöntemlerin literatüre katkı sağlaması ve gelecekteki çalışmalara referans olması beklenmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Geometrik (çarpımsal) sayısal analizde bağ (spline) ara değer bulma yöntemi
Muhanmet Emin Gürbulak
Bu tez çalışmasında ilk olarak Newtonyen olmayan analizlerden geometrik analizin temel tanım ve kavramları verilmiştir. Daha sonra bir geometrik fonksiyonun bir noktadaki geometrik türevleri klasik türevler ile ardışık olarak hesaplanmıştır. Ayrıca bir noktadaki geometrik türevlerin Faà di Bruno formülü yardımıyla klasik türevler ile hesabı verilmiştir. Tezin asıl konusu geometrik sayısal analiz için verilen geometrik bağ ara değer bulma yöntemidir. Sırasıyla sıfırıncı derece geometrik bağ ara değerleme, doğrusal geometrik bağ ara değerleme, kübik geometrik bağ ara değerleme tanıtılmıştır. Ayrıca doğal kübik geometrik bağ ara değerleme probleminin çözümümün varlığı, tekliği ile çözüm yöntemi incelenmiştir. Son olarak kübik geometrik bağ ara değerlemenin bir uygulaması verilmiştir. Bu uygulamada verilen problemin de çözümümün varlığı, tekliği ile çözüm yöntemi incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Uzaktan algılama teknikleri ile üretilen tematik haritalar yardımıyla zamansal değişimin belirlenmesinde Corine ve Lucas yöntemlerinden yararlanılması: Trabzon ve Paris örneği
Suzan Sadık
Bu çalışmasının amacı; uzaktan algılama teknikleri ile üretilen tematik haritaların zamansal değişim ve doğruluk değerlendirmesinin yapılabilmesi amacıyla, LUCAS ve CORINE veri tabanlarından faydalanılmasıdır. Çalışma alanı olarak Trabzon'un Ortahisar ilçesi ile Fransa'nın Paris şehri ve çevresi seçilmiştir. Uygulama aşamasında, Ortahisar için; 2007, 2014, 2018 ve 2022 tarihli LANDSAT görüntüleri, 2018 ve 2022 tarihli SENTINEL görüntüleri, Paris ve çevresi için; 2013, 2015 ve 2018 tarihli LANDSAT görüntüleri kullanılmıştır. Tüm uydu görüntülerine kontrolsüz ve kontrollü sınıflandırma işlemi, ardından doğruluk analizi işlemi uygulanarak kappa istatistik değeri ve genel doğruluk belirlenmiştir. Çalışma alanlarının AÖ/AK dağılımının tespiti için uydu görüntüleri LUCAS ve CORINE sınıflandırma sistemine göre sınıflandırılarak bilgi sınıfları elde edilmiştir. Ardından, bilgi sınıflarının yıllar içerisinde meydana gelen değişimini belirlemek amacıyla değişim analizi işlemi uygulanmıştır. Sonuçların tematik doğruluğunun belirlenebilmesi için, sınıflandırılmış görüntüler LUCAS veri tabanına ait öznitelik veriler ve CORINE veri tabanına ait raster veriler ile karşılaştırılmıştır. CORINE verileri ile karşılaştırma yapabilmek için, sınıflandırılmış görüntüler en küçük haritalama birimi 25 hektar'a genelleştirilmiştir. Paris ve çevresini kaplayan alan için LUCAS verileri ile kıyaslama yapabilmek amacıyla arazi çalışmaları sonucu üretilen mevcut noktasal veriler kullanılırken, Ortahisar için bu veriler mevcut olmadığından çalışma alanı içerisinde belirlenen noktaların AÖ/AK sınıfları yüksek mekansal çözünürlüklü PlanetScope görüntüsü kullanılarak tespit edilmiştir. Son aşamada GEE kullanılarak çalışma alanlarının her ikisi için NDBI ve NDVI indeksleri hesaplanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Müellifi bilinmeyen bir Kıyafet-nâme (Metin-inceleme)
Yılmaz Keleş
İnsanların dış görünüşlerinden hareketle karakterleri hakkında yorum yapma geleneği çok eskilere dayanmaktadır. İnsanların fiziki görünümünden hareketle kişilik özellikleri hakkında bilgi edinme anlamına gelen kıyafet ilmi, firasetin bir kolu olarak meydana gelmiştir. Batı'da "fizyonomi", Doğu'da "ilm-i firaset" adıyla gelişim gösteren Kıyafet-nâme, Türk edebiyatına İslamiyetin kabulü ile girmiş, zamanla kıyafet ve firaset terimleri eşanlamlı olarak kullanılmaya başlamıştır. Kıyafet ve Firaset ilmi üzerine Türk edebiyatında yazılmış eserlere Vesiletü'l İrfan, Zübdetü'l İrfan ve Kıyafetnâme gibi adlar verilmiştir. Bu çalışmada da, bahsedilen türde yazılmış, istinsah ve ve müellif kaydı olmayan "Kıyâfet-nâme" adlı eser altı bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde, araştırmalarımız sonucunda ilm-i Firâset'in tarihi süreçteki gelişimi hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde ise ilm-i Kıyâfetle ilgili bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Türk edebiyatında nesir hakkında bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde, çalışmamıza konu olan "Müellifi Bilinmeyen Kıyafet-nâme"nin nüsha tavsifi yapıldıktan sonra içerisinde bulunan hükümlere değinilmiştir. Beşinci bölümde metin hazırlanırken izlenilen yol ve transkripsiyon alfabesi verilmiştir. Altıncı bölümde, Kıyafet-nâme'nin transkripsiyonlu metni verilmiştir. Sonuç bölümünde ise firaset ve kıyafet ilimleriyle ilgili ulaştığımız bilgilerden hareketle varmış olduğumuz neticelere değinilmiştir. Bu bölümlerin dışında başta önsöz, kısaltmalar, kısaltmalar dizini; sonda ise incelememize konu olan kıyafetnâmede geçen kelimlerden oluşan sözlük, kıyafet-nâmenin orijinal metni ve özgeçmiş, bulunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İstikbal Gazetesine göre Lozan sürecinde Boğazlar sorunu
Gökhan Akkuş
Coğrafi bir kavram olan boğazlar, tarih boyunca sahip olan otoritenin jeostratejik ve jeopolitik konumunu güçlendiren bir vazife üstlenmiştir. Ayrıca insanoğlunun siyasi, sosyal, ekonomik ve ticari hayatına da doğrudan etki etmiştir. Türkler, Osmanlı Devleti döneminde Orhan Bey'in iktidar yıllarında Çanakkale Boğazı, Fatih Sultan Mehmet devrinde ise Marmara Boğazı üzerinde kesin bir hakimiyet kurmuştur. 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesine kadar geçen zaman diliminde boğazlar üzerinde egemenlik hakları tartışmasız Osmanlı Devleti'nin kontrolündeydi. Ancak bu tarihten itibaren yapılan sözleşmelerle, boğazların statüsü değişmiş ve uluslararası güçlerin de menfaatlerini gözetecek bir alanda yeniden yapılandırılmıştır. I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde hiç kuşkusuz büyük güçlerin dikkatle takip ettiği mevkilerin başında boğazlar gelmiştir. Osmanlı Devleti savaşın ilk aylarında tarafsızlık politikası gereği boğazları her türlü geçişe hemen kapatmıştır. Daha sonra eklemlendiği bu savaşı kaybedince imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması'nın hükümleri gereği boğazları İtilaf Devletleri'nin kontrolüne bırakmıştır. Mustafa Kemal öncülüğünde Millî Mücadele Hareketinin kazanılmasından sonra barış konferansı için Lozan'a giden Türk Heyeti'nin hâkim olmak istediği alanların başında boğazlar meselesi gelmiştir. Bu tez çalışmasında, 1918 yılında yayın hayatına Trabzon şehrinde başlamış olan İstikbal Gazetesinin Lozan Barış Konferansı boyunca boğazlar meselesini ele alış ve yorumlama tarzı, hitap ettiği kitleye vermek istediği mesaj bütün yönleriyle değerlendirilerek sunulmuştur. Süreç içinde öncelikle İstikbal gazetesinin Lozan Konferansı boyunca boğazları konu edinmiş nüshaları çevrilerek transkript edilmiş, akabinde ana kaynaklar, araştırma, inceleme eserler ile makalelerden faydalanarak bu çalışma ortaya konulmuştur. Çalışmamız yerel bir gazeteyi temsil ettiğinden tarih araştırmalarında yerel kaynakların kullanımına ilişkin farkındalık sağlayacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bireylerin finansal refahını etkileyen faktörler: Gümüşhane ili örneği
Nuri Merdan
Son yıllarda dünyada ekonomik, sosyal ve teknolojik alanlarda yaşanan gelişmeler önceki yıllara göre bireyleri finansal sistemin içerisinde daha fazla bulunmaya mecbur bırakmıştır. Bu gelişmelerle birlikte finansal alanda; finansal refah, finansal okuryazarlık, finansal eğitim, finansal erişim gibi kavramların önemi gün geçtikçe artmaktadır. Ulusal ve uluslararası literatür incelendiğinde her geçen gün bu kavramların üzerinde daha fazla durulmakta ve ilgili çalışmalarda daha fazla yer edinmektedir. Çalışmada finansal refah, finansal okuryazarlık, finansal erişim kavramları açıklanarak, bireylerin verdikleri cevaplar doğrultusunda tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinin bireylere ekonomik anlamda etkisinin olup olmadığı incelenmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Çalışmanın ana konusu Gümüşhane merkez ilçesinde çalışmaya dâhil edilen 13 farklı mahallede yaşayan bireylerin finansal refah, finansal okuryazarlık, finansal erişim durumlarını incelemek, bu kavramların birbiriyle ilişkilerini kavramak ve Covid-19 pandemisinin bireylerin finansal refahında bir fark yaratıp yaratmadığını ortaya çıkarmaktır. Finansal refah, finansal okuryazarlık ve finansal erişim olmak üzere üç başlık altında anket soruları hazırlanmış ve uygulanmıştır. Elde edilen verilerin mekânsal dağılımları ve değişimin ne yönde olduğunu anlayabilmek için mekânsal analiz yapılarak haritalandırılmıştır. Yapılan mekânsal dağılımlar sayesinde mahalleler arasındaki farkın daha belirgin hale geldiği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Keratokonus hastalığında insan korneasının modellenmesi ve sonlu elemanlar yöntemi ile analizi
Muhsin Ünal
Keratocunus hastalığını, nedenleri tam olarak bilinmediğinden tıp ve mühendislik alanında çalışma yapan bilim insanlarının bu alana yönelmesine neden olmuştur. Biomühendislik alanında teknolojinin ilerlemesi ve görsel veri tabanının artması ile hastalığa sebep olan etkenlerin araştırılması için çözüm teknikleri geliştirilmiştir. Yapılan çalışmada kornea, gözün ön kısmında yer alan, ışığı odaklamak ve gözü dış etkenlerden korumak için özelleşmiş şeffaf ve kavisli bir dokudur. Keratokonus, korneanın deforme olduğu ve koni şeklinde öne çıktığı bir göz rahatsızlığıdır. Korneada meydana gelen bu değişiklik, ışığın görme alanında odaklanamamasına neden olmaktadır. Keratoconus hastalığı sebepleri tam bilinmemekle beraber göz ovuşturmanın hastalığın başlamasında ve ilerlemesinde etkili olduğu bilinmektedir. Ovuşturma ve darbe alma durumu göz önüne alınarak göz ve kornea üzerine uygulanan değişik yüklemelere karşı sonlu elemanlar yöntemi ile analiz yapmak mekanik davranışını tahmin etmeyi mümkün hale gelmektedir. Sonlu eleman modelleme(SEM) ve analiz durumu ile kornea göz yapısı kullanılan farklı hastaların keratokonik kornealarının boyutları ve mekanik özellikleri (elastise modülü, yoğunluk, akma dayanımı, poysın oranı vs.) ANSYS programına tanıtılacaktır. Static Structural analiz basamakları (Kontak nokta tanımlaması, Mesh, Malzeme ataması, Yük ataması ve Solution) yürütülerek analiz çözdürülecektir. Bu işlemler ve elde edilen analizler bütün hasta verileri için tekrar edilecektir. Sonlu elemanlar yöntemi ile korneanın biyomekanik davranışını araştırmada bir araç olarak kullanılabilir ve gelecekteki çalışmalarda kornea hastalıklarının tahmin edilmesine yardımcı olmaya olanak sağlamaktadır
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Yapıştırmalı, civatalı ve civatalı-yapıştırmalı tek bindirmeli metal/kompozit plakalarda dayanım analizi
Ali Sadık
Yapıştırma bağlantıların mekanik özelliklerinin belirlenmesi için yapılan çalışmalarda; plakalar arası uygulanan yapıştırıcı kalınlığının, plakaların bindirme uzunluğunun, plakaların kalınlığının ve seçilen yapıştırıcı türünün yapıştırma bağlantısının mekanik özelliklerine etkileri incelenmiştir. Literatür incelendiğinde farklı malzemeden yapılmış plakalar kullanılarak elde edilen bindirme bağlantılarının mekanik özelliklerinin incelenmesi de çok yaygın olmamak ile birlikte mevcuttur. Bu çalışma kapsamında kullanılan özellikle AZ91 plaka malzemesi ve Akrilik yapıştırıcı türü olan Acryton 1E1 yapıştırıcı ile yapılan tek bindirmeli yapıştırma bağlantısına herhangi bir çalışmada rastlanılmamıştır. Bu çalışmada; çekme yükleri altındaki tek bindirmeli yapıştırma ve civata-yapıştırma metal/kompozit bağlantılarının gerilme ve hasar analizi yapılmıştır. Malzeme olarak; akrilik yapıştırıcı (Acrytron 1E1) ve 100-25-3 mm ölçülerinde; AZ91/AZ91, AZ91-karbon fiber ve karbon fiber-karbon fiber plakalar kullanılarak yapıştırmalı, civatalı ve civata-yapıştırmalı olmak üzere üç farklı tek bindirmeli bağlantı modeli hazırlanmıştır. Çekme ve 4 nokta eğme testlerine tabi tutulan bağlantı modellerinde ortaya çıkan gerilmeler ve deformasyonlar incelenerek karşılaştırmalar yapılmıştır. Çekme testi sonucunda en yüksek maksimum çekme gerilmesi, AZ91-KF civata-yapıştırmalı numunelerde meydana geldiği belirlenmiştir. Dört nokta eğme testinde ise maksimum kesme kuvveti değeri KF-KF cıvatalı-yapıştırmalı numunelerde belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Küresel kamusal bir mal olarak suyun önemi ve Türkiye'de su kaynaklarının ekonomi politiği
Kübra Arslan
Günümüz dünyasını tehdit eden en büyük problemlerden biri şüphesiz küresel ısınma ve beraberinde getirdiği sorunlardır. Bu sorunlar geniş çaplı olup, en bilinen ve önem arz edenlerinin başında ise temiz su kaynaklarının tehdit altında olması problemi gelmektedir. Canlıların yaşamsal faaliyetlerinin devamı için önemi tartışılmaz olan suyun küresel ısınma kaynaklı olarak tehdit altında olması durumu da bütün dünyayı ilgilendiren küresel ısınma probleminin aşılması gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Su, bu noktada küresel kamusal bir mal özelliği göstermektedir ve suyun varlığını tehdit eden küresel ısınma ve iklim değişikliği problemlerinin çözümü de ancak ulusların ortak bir paydada buluşması ile mümkün olabilmektedir. Literatürdeki çalışmalar da göz önünde bulundurularak küresel kamusal bir mal özelliği gösteren suyun önemine ve var olan problemin ciddiyetine dikkat çekmek, nihayetinde dünyanın ve özelinde Türkiye'nin küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sebebiyet verdiği su kıtlığı olgusundan ne derecede etkileneceği durumunun anlaşılmak istenmesi amacı ile konu araştırılmak istenmektedir. Araştırma literatür ışığında gerçekleştirilecek olunup, güncel verilerden de yararlanılacaktır. Yöntem olarak literatür taraması gerçekleştirilecek, literatürdeki çalışmalar ve güncel veriler ile küresel kamusal bir mal olarak suyun önemi ve küresel ısınma probleminin hangi boyutta su kaynaklarını tehdit ettiği anlaşılacaktır. Son olarak da Türkiye'de su kaynaklarının ekonomi politiği üzerine yapılacak olan araştırma ile de suyun ve su kaynaklarının öneminin daha net vurgulanması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: İklim değişikliği, Küresel kamusal mallar, Su.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Olay sonrası heyelanların haritalanmasında değişim saptama yaklaşımlarının performanslarının test edilmesi
Enbiya Çiçek
Heyelanlara yönelik duyarlılık, tehlike ve risk haritalarının oluşturulması için güvenilir heyelan envanter haritalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Karadeniz Bölgesi gibi şiddetli yağışların olduğu coğrafyalarda genellikle bir olay sonrası çok sayıda sığ heyelan meydana gelmektedir. Bu sığ heyelanlar iklim koşullarından dolayı zamanla bitki örütüsü yeşillenmekte ve heyelan olan bölgeler kapanmaktadır. Bundan dolayı bu bölgelerde doğru ve güvenilir heyelan envanterlerinin oluşturulması için hızlı çözümler sunan yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda gelişen uydu teknolojileri ve bu teknolojilerden elde edilen zamansal ve mekânsal olarak yüksek çözürlüklü görüntüler heyelanların haritalanmasında etkili çözümler sunmaktadır. Bu tez çalışmasında zamansal olarak bir gün, mekânsal olarak 3 m çözünürlükte görüntü sunan PlanetScope uydularının görüntüleri kullanılarak olay sonrası hızlı heyelan haritalamada değişim saptama yaklaşımlarınının başarısı test edilmektedir. Bu kapsamda Giresun ilinin Espiye ilçesine bağlı Eriçek köyü ve çevresinde 22 Ağustos 2020 tarihinde şiddetli yağışların tetiklediği heyelanların değişim saptama ile haritalanması gerçekleştirilmektedir. Değişim saptama işleminde Temel Bileşenler Analizi (PCA), Bağımsız Bileşenşer Analizi (ICA), Değişim Vektör Analizi(CVA) ve Normalize Edilmiş Fark Bitki İndeksi (NDVI) yöntemlerine göre değişim belirleme haritaları üretilmiştir. Üretilen haritalarda heyelan ve heyelan olmayan alanların belirlenmesi için literatürde kullanılan otomatik eşik belirleme yöntemleri Kittler, Otsu, Tsai ve Kapur yöntemleri ve manuel eşik belirleme yaklaşımı uygulanmıştır. Elde edilen heyelanların doğrulukları çalışma sahasında uzman tarafından görsel yorumlama ile üretilen heyelanlarla karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda yağışların tetiklediği heyelanların haritalanmasında NDVI yaklaşımının ve Tsai eşik belirleme yönteminin daha doğru sonuç verdiği görülmüştür. Ayrıca çalışma kapsamında kullanılacak PlanetScope takım yıldızı uydu görüntülerinin hızlı heyelan haritalamada kullanılabilirliği ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin işleyişi ve ABD'deki başkanlık sistemi ile karşılaştırılması
Mustafa Şimşek
Türkiye'de 24 Haziran 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleriyle birlikte uygulamaya konulan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, süregelen sistem krizlerini ve istikrarsız hükümetleri ortadan kaldırarak siyasal istikrarı sağlama, etkin ve hızlı karar alabilmeyi kolaylaştırma gerekçeleriyle hazırlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bir tür başkanlık sistemi olmakla beraber ABD'deki başkanlık sistemi ile aralarında bazı farklılıklar söz konusudur. Yasama ve yürütme erkleri arasında benzer yanlar olduğu gibi özellikle yasama erkleri bakımından ABD'nin çift yapılı meclis sistemine karşılık Türkiye'de üniter devlet yapısı gereği tek meclis sisteminin bulunması önemli farklardan biri olarak dikkat çekmektedir. Başkanlık sistemlerinin karakteristik özelliğini belirleyen erkler arasındaki sert bir ayrıma dayanmasının iki temel unsuru vardır. Bunlardan birincisi her bir erkin doğarken birbirinden bağımsız olarak doğması, ikincisi ise her birinin kaynağının doğrudan halk olmasıdır. Türkiye'de tablo böyle olmakla birlikte seçimlerin eş zamanlı yapılması fiiliyatta keskinliği yumuşatmaktadır. ABD'de yürütme ve yasama erkinin farklı zamanlarda seçiliyor olma özelliği erkler arasındaki sert ayrımı oluşturması, denge ve denetleme mekanizmasını işler hale getirmesi bakımından Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile en önemli farkı oluşturmaktadır. Bir diğer farkı erkler arasındaki ilişkilerde görülmektedir. ABD'de kuvvetler arasında mahkumiyet derecesinde bir bağımlılık vardır. Türkiye'de ise erklerin hareket kabiliyeti daha yüksektir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Teolojik açıdan beden mülkiyeti sorunu
Sefa Şahin
Günümüzde tıbbın ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte birçok yenilik ortaya çıkmış bu gelişmeler ile yenilikler birtakım soru ve sorunları da beraberinde getirmiştir. Söz konusu soru ve sorunlar din, etik, hukuk, ahlak gibi birçok farklı alana etki etmektedir. Ötenazi, intihar, kürtaj, genetik müdahaleler, organ nakli, estetik cerrahi, cinsiyet değiştirme gibi insan bedenine yönelik müdahale, teoloji, biyoetik ve ahlak bakımından tartışılmaktadır. Beden mülkiyeti Allah'a mı yoksa Allah'ın yarattığı ve cüz'i iradeyle donattığı insana mı aittir? İnsan bu beden üzerinde dilediği değişiklik ve müdahaleleri yapmakta özgür müdür? Bu değişiklik ve müdahaleler etik ve ahlaki midir? Bu soruların ortaya çıkmasında elbette tıbbın ve teknolojinin gelişmesinin yanında değişen dünya anlayışının etkisi de inkâr edilemez. Yaygınlaşan fikir akımlarının sosyal medya ve internet gibi yaygınlık alanlarının da genişlemesiyle daha büyük kitlelere daha hızlı bir şekilde yayılmaktadır. İnsanların yaptıkları işlerde din, kanun, etik, ahlak, toplum baskısı birtakım sınır çizici etmenler mevcuttur. Ancak insanlar çoğu zaman bu sınırları yaptıklarıyla zorlamaya hatta aşmaya çalışmaktadırlar. Bu sınır çizici etmenlerin birbiriyle karşı karşıya geldiği yahut din ve kültür farklılıklarından dolayı değişiklik gösterdiği durumlar bulunur. Biyoetik değerlerle dini değerler bazı durumlarda çatışabilmektedir. Çalışmamızda beden mülkiyeti sorununa teolojik açıdan yaklaşılarak insanın özgürlüğü ve biyoetik bağlamında değinilip mezkûr sorulara cevap verilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kelam, Beden, Mülkiyet, Biyoetik, Özgürlük
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Türk bankacılık sektöründe likidite riskinin belirleyicileri: Zaman serisi uygulaması
Muhammet Eren Elçeri
Finansal sistemin işleyişinde oldukça önemli unsurlardan olan bankacılık sektörü, sahip olduğu finansal aracılık rolü ile ülke ekonomilerinin işleyişinde büyük öneme sahiptir. Bankacılık sektörü faaliyetlerini sürdürürken yapısı gereği birçok riske maruz kalmaktadır. Bu risklerden birisi de likidite riskidir. Basel III uzlaşısı, bankaların likidite yönetim süreçlerinde yeni standartlar oluşturmayı amaçlamıştır. Bu çalışmanın amacı, Türk bankacılık sektörünün sahip olduğu likidite riskinin bankacılık sektörüne özgü (içsel) ve makroekonomik sebeplerden kaynaklı (dışsal) faktörlerini tespit etmektir. Bu amaçla oluşturulan likidite riski modelinde, bağımlı değişken olarak Likit varlıklar / Toplam aktifler, bağımsız değişkenler olarak ise; Takipteki krediler / Toplam kullandırılan nakdi krediler, Nakdi olarak kullandırılan krediler / Toplam mevduat, Aktif kârlılık oranı, Merkez Bankası politika faizi, Tüketici fiyat endeksi ve Gayri safi yurt içi hasıla kullanılmıştır. Çalışmanın verileri 2011/Q1–2022/Q3 dönemini kapsamakta ve 47 çeyrek dönemlik bir veri setinden oluşmaktadır. Modelin tahmininde zaman serisi en küçük kareler tahmincisinden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda, likidite riski ile tüm bağımsız değişkenler arasında istatistiki olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bankacılık sektöründe likidite riskini Takipteki krediler / Toplam kullandırılan nakdi krediler ve Nakdi olarak kullandırılan krediler / Toplam mevduat değişkenlerinin artırdığı, Aktif kârlılık oranı, Merkez Bankası politika faizi, Tüketici fiyat endeksi ve Gayri safi yurt içi hasılanın ise azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Basel III, Finansal sistem, Likidite riski, Türk bankacılık sektörü
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Z kuşağı öğretmenlerinin kişilik tiplerine göre mesleki değerleri
Gönül Eroğlu
Kişilik bireyi diğerlerinden farklı kılan özelliklerinin tamamıdır. Kişilik ile ilgili kuramlar bu farklılıkların hangi faktörlerden kaynaklandığı, kişiliğin ortaya çıkmasını ve gelişimini ne kadar etkilediğini incelemiştir. Kişilik özellikleri biyolojik, ailesel, kültürel, sosyal, coğrafi ve fiziki birçok faktörden etkilenerek ortaya çıkmaktadır. Kişilik kuramlarında bireylerin dünyaya geldiği ve yaşadığı dönemin kişiliğin belirlenmesinde belirleyici olabileceği ifade edilmektedir. Dönemin siyasal, sosyal, ekonomik yapısı, teknoloji kullanımı vb. gibi faktörler o dönemdeki bireylerin benzer kişilik özelliklerine sahip olmasına neden olmaktadır. Her kuşağın kişilik özelliğine göre iş yaşamından beklentileri ve mesleki değerleri farklılaşmaktadır. Bu çalışmada iş yaşamında yerini yeni almaya başlayan Z Kuşağının kişilik özellikleri ve mesleki değerleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Kişilik özelliklerini belirlemek için "Beş Faktör Kişilik Ölçeği", mesleki değerleri belirlemek için "İş Değerleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma bundan sonraki kuşakların yetiştirilmesinde en büyük etkiye sahip meslek çalışanlarından biri olan öğretmenler üzerinde yapılmıştır. Gümüşhane ilinde bulunan 276 Z Kuşağı öğretmenine anket yapılmış, elde edilen verilere SPSS 22.0 ve AMOS 25 programları uygulanarak korelasyon ve doğrusal regresyon analizi, frekans analizi, doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t testi ve anova testi ile veriler çözümlenmiştir. Z kuşağı öğretmenlerinin kişilik özellikleri ile mesleki değerleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişilik Tipleri, Mesleki Değerler, Öğretmenler, Z Kuşağı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Otel işletmelerindeki mutfak şeflerinin Osmanlı saray mutfağı uygulamalarının gastronomi turizmi bağlamında değerlendirilmesi
Mehmet Nazikgül
Birçok farklı medeniyetle etkileşime girmiş ve köklü bir geçmişe sahip olan Osmanlı Devleti kendisine has mutfak kültürü, yiyecek içecek ürünleri ve pişirme yöntemleri ile dünya gastronomisine iz bırakmıştır. Osmanlı Devleti saraylarında servis edilen yiyecek ve içecekler günümüzde hala uygulanmakta ve gastronomi turistlerince talep görmektedir. Sayısı ve harcamaları giderek artan gastronomi turistlerinin Osmanlı saray mutfağına olan ilgisi de artmaktadır. Türkiye'de en fazla 5 yıldızlı tesise sahip olan Antalya ili; deniz, kum, güneş üçlüsünün yansıra birçok kültürel ve doğal çekiciliğe de sahiptir. Yabancı turist varışlarında zirvede ve turizm ekonomisi için büyük bir öneme sahip olan Antalya ilinde bulunan otel işletmeleri, Osmanlı saray mutfağının gastronomik unsurlarını misafirlerine servis etmekte ve Türkiye gastronomisinin tanıtılmasına elçilik etmektedir. Bu otel işletmelerindeki mutfak şeflerinin Osmanlı saray mutfağı kültürüne yönelik uygulamaları, servis usulleri, tarifleri öğrendikleri kaynaklar, misafirlerin beğeni düzeyleri ve şefler arasındaki uygulama farklılıkları çalışmanın esas konusunu oluşturmaktadır. Otel şefleri ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile gerçekleştirilen araştırmada elde edilen veriler, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri ile incelenmiştir. Mali kısıtlardan dolayı bazı otellerde yemeklerin asıl hâllerine uygun şekilde üretilmediği tespit edilmiştir. Ayrıca saray mutfağı yemeklerinin döneme ait kaplarda ve saray mutfağı yemeklerine ait olarak belirlenmiş bir alanda servis edilmesinin Osmanlı saray mutfağın tanınırlığına olumlu katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Şefler kuzu yemeklerini ve baklavayı turistlerin en ilgi duyduğu yiyecekler olarak ifade etmektedirler. Osmanlı saray yemeklerine en fazla ilgi duyan turistler ise, Rusya ve Ortadoğu'dan gelen misafirlerdir. Ayrıca turistler Osmanlı saray yemeklerine yağlı, baharatlı, acı gibi eleştiriler gerçekleştirseler de, şeflerin ifadelerine göre genel anlamda memnuniyet düzeyleri yüksektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İçmesuyu arıtma tesislerinde etkin proje yönetimi: Ordu Gölköy İçme Suyu Arıtma Tesisi örneği
Mustafa Karagöz
Geniş yerleşimler ve fazla nüfusların ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde kullanıcılara ulaştırılabilmesi için, her geçen gün daha fazla miktarda, kaliteli ve güvenilir içme suyunun, etkin ve verimli içme suyu arıtma tesislerinin arıtımından geçirilmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında bu ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak daha etkin ve verimli çalışabilecek içme suyu arıtma tesislerinin optimum proses seçimlerine dayalı proje yönetiminin nasıl yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Çalışma kapsamında en son güncel mevzuat verileri incelenmekte, özgün değer açısından mevcut Gölköy ve Gürgentepe İlçeleri İçme Suyu Arıtma Tesisi özelinde; kapsam yönetimi, iletişim yönetimi, bütçe yönetimi, zaman yönetimi, tedarik yönetimi, insan kaynakları yönetimi, risk yönetimi, kalite yönetimi, paydaş yönetimi ve entegrasyon yönetimi olmak üzere yönetim açısından proje adımları ile bu adımlara bağlı olarak; kapasite kullanım oranı, iş sağlığı ve güvenliği açısından Fine Kinney Metodu ile risk değerlendirmesi, tesisin yıllara göre arıtma veriminin değerlendirilmesi, mevcut tesislerin inşaat-mekanik ve elektrik güncel maliyetinin hesaplanması, fayda-maliyet analizleri ile tesisin yapım ve işletme maliyetlerinin su bütçesiyle amortismanı, maliyet analizlerinin zamana dayalı yapım ve işletme giderlerinin değerlendirilmesi ve mevcut içme suyu arıtma tesislerinin yenilenmesi veya optimizasyonu açısından durum analizleri yapılarak etkin proje yönetimi irdelenmektedir. Ayrıca kamu kaynaklarının etkili ve verimli kullanılması adına; yeni yapılacak olan içme suyu arıtma tesislerinde en son yayımlanan mevzuat esas ve normlarına dayalı optimum proses seçimi yapılarak, uygulamalardaki farklılığın önüne geçilmesi ve verimli proje yönetiminin sağlanması amaçlanmaktadır. Mevcut içme suyu arıtma tesislerinde ise bu tür proje yönetimlerinin; bu tesislerin yenilenmesi veya optimizasyonu sırasında durum analizleri yapılarak sınırlı ekonomik kaynakların kamu yatırımlarında daha etkin ve verimli kullanılması açısından öngörü ve fayda sağlayacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fine Kinney metodu, İçmesuyu arıtma tesisi, Optimizasyon, Proje yönetimi, Proje yönetiminde iş programı
- Doktora TeziAçık Erişim2023Zemin-yapı etkileşimi dikkate alınarak kutu menfezlerin deprem davranışının incelenmesi
Kaşif Furkan Öztürk
Literatürde zemin-yapı etkileşimi dikkate alınarak kısmen veya tamamen gömülü kutu menfez yapılarının deprem davranışının değerlendirilmesi üzerine oldukça sınırlı sayıda çalışma görülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı literatürde dolgu ve temel zemini etkileşimlerini dikkate alabilen yaklaşımları kullanarak zemin-kutu menfez etkileşim sistemlerinin çözümü için sayısal ve analitik modeller önermek ve bu modellerin kullanılabilirliğini göstermektir. Ayrıca farklı deprem yer hareketleri ve zemin özellikleri dikkate alınarak gerçekleştirilecek parametrik analizler yardımıyla kutu menfezlerin dinamik tepkileri üzerinde zemin-yapı etkileşiminin, deprem frekans içeriğinin, menfez duvarı kalınlığının ve dolgu-menfez ara yüzey davranışının etkileri ile menfez kanat duvarının dinamik tepkileri üzerinde zemin-yapı etkileşiminin ve deprem frekans içeriğinin etkilerini araştırmak amaçlanmaktadır. Belirtilen amaçlar doğrultusunda gerçekleştirilen bu tez çalışması kapsamında zemin-menfez etkileşimini dikkate alabilen üç boyutlu sonlu eleman modelleri ve alt sistem yaklaşımına dayalı analitik modeller önerilmiştir. Önerilen modellerde etkileşim sisteminin mod frekansları farklı zemin koşulları için modal analiz tekniği kullanılarak elde edilmiş ve karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Sayısal modellerin etkinliği gösterildikten sonra bu modeller aracılığıyla farklı zemin koşulları ve deprem kayıtları dikkate alınarak zaman ortamında ayrıntılı dinamik çözümlemeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar önerilen sayısal ve analitik modellerin zemin-menfez etkileşim problemlerinin çözümünde kullanılabileceğini ve kutu menfez dinamik davranışının zemin-yapı etkileşimi, deprem frekans içeriği, ara yüzey varsayımı ve menfez duvarı kalınlık değişimi gibi etmenlerden önemli ölçüde etkilenebileceğini ortaya koymaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bilimin tarihsel gelişim sürecinde Paul K. Feyerabend'in bilim felsefesi
Ekin Arısoy
Bilim felsefesi söz konusu olduğunda üzerinde durulması gereken önemli düşünürlerden biri Paul Karl Feyerabend'dir. Özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren ilerleme kaydeden bilim felsefesi, bilgiye ulaşma yöntemlerinin ve bilimsel geleneklerin tartışılması olanağını sağlamıştır. Bununla birlikte bilimsel bilginin elde edilmesinde herhangi bir yöntemin tek başına yeterli olup olamayacağı konusu tartışılmalı bir hal almaya başlamıştır. Böylelikle bilimin her türlü problemi tek başına çözebileceği ya da kendisiyle bağdaşmayan unsurları reddedebileceği anlayışına karşı itirazların arttığı görülmektedir. Bu bağlamda Feyerabend'in epistemolojik anarşizm düşüncesinin geleneksel bilim anlayışına karşı temel bir itiraz olduğu anlaşılmaktadır. Onun bilim tasarımı, bilimde kesin ve değişmez evrensel yasaların olamayacağı ve farklı bilgi edinme yollarının mümkün olabileceği anlayışına dayanmaktadır. Elinizdeki çalışma Feyerabend'in epistemolojik anarşizm ve bilim tasarımı düşüncesini tartışmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede onun fikirlerinin modern bilimin tarihsel gelişim sürecindeki konumu incelenecektir. Ayrıca, Feyerabend gibi mevcut bilim tasarımlarına eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan Popper, Kuhn ve Lakatos'un görüşleri de Feyerabend'in bilim felsefesiyle karşılaştırılarak, Feyerabend'in farklı ve özgün yönleri belirlenmeye çalışılacaktır.
















