Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Kulakaç, Nurşen(10)
- Çelik, Orkun(8)
- Ashyralyyev, Charyyar(7)
- Keyifli, Nazlı(7)
- Ashyralyev, A.(6)
- Kayikcioglu, Temel(6)
- Menevseoglu, Ahmed(6)
- Araz, Onur(5)
- Ashyralyyev, C.(5)
- Demirbağ, Orkun(5)
- Koç, Pinar(5)
- Turan, Ibrahim(5)
- Ünlü, Ramazan(5)
- Ürkek, Bayram(5)
- Akar, Zeynep(4)
- Akyol, Hikmet(4)
- Akyol, Mehmet(4)
- Aydınçakır, Emre(4)
- Bilgilioglu, Burhan Baha(4)
- Demir Doğan, Melike(4)
- Demir, Selim(4)
- Kankal, Murat(4)
- Kurnaz, Muammer(4)
- Melek, Mesut(4)
- Pala, Fahrettin(4)
- Sancar Özkök, Canan(4)
- Taş, Ahmet(4)
- Ulutaşdemir, Nilgün(4)
- Uzun, Sevda(4)
- Acet, Tuba(3)
- Akay, K.U.(3)
- Aydin Sayilan, Aylin(3)
- Aydın Sayılan, Aylin(3)
- Barut, Abdulkadir(3)
- Basoglu, Mustafa Engin(3)
- Cakalli, H.(3)
- Canak, I.(3)
- Cengiz, Ekrem(3)
- Cengiz, Emre(3)
- Cengiz, Sevil(3)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Liberalizmden korumacılığa yönelen Osmanlı iktisat düşüncesi: Namık Kemal-Sakızlı Ohannes Efendi-Akyiğitzade Musa
Ali Karadeniz
Bu tezde; ilk olarak Namık Kemal, Sakızlı Ohannes Efendi ve Akyiğitzade Musa gibi düşünür ve devlet adamlarının yaklaşımlarından bahsedilmiştir. Sonrasında Osmanlı Sanayi, Ticaret ve Tarım Alanında Açılan Okullar, Avrupa'ya Öğrenci Gönderilmesi, Milli Bankalar, Milli Fabrikalar, II. Meşrutiyetten Sonra Sanayileşme Anlayışı, Köylüyü Topraklandırma Politikaları, Milli İktisat ve Milli Burjuvazi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Ticaret ve Sanayi Politikaları, Ulaşım ve Sermaye başlıklarına değinilmiştir. Akabinde liberalizm ve korumacılık kavramlarına değinilmiştir. Osmanlı Devleti ekonomisinin liberalizmden korumacılığa yöneliş sürecinden bahsedilmiştir. Korumacılığa yönelişin nedenleri anlatılmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nı nasıl finanse ettiği ve karşılaştığı sorunları nasıl çözdüğü anlatılmıştır. Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki politikalarında dönemin düşünürlerinin etkisinin olup olmadığı incelenmek istenmiştir. Liberalizmin mi yoksa korumacılık mı daha faydalı sorusuna cevap aranmıştır. Ayrıca korumacılığın Osmanlı Devleti için daha faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Liberalizmin Osmanlı Devleti'ne uygun olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak Liberalizm, Korumacılık, Namık Kemal, Sakızlı Ohannes Efendi ve Akyiğitzade Musa, Osmanlı İktisat Düşüncesi gibi başlıklara değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liberalizm, Korumacılık, Namık Kemal, Sakızlı Ohannes Efendi ve Akyiğitzade Musa, Osmanlı İktisat Düşüncesi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Ekoturizm kapsamında yürütülen rekreatif faaliyetlerden elde edilen serbest zaman doyumunun davranışsal niyete etkisi: Doğu Karadeniz örneği
Barış Hacınebioğlu
Bu tez çalışmasında "Ekoturizm Kapsamında Yürütülen Rekreatif Faaliyetlerden Elde Edilen Serbest Zaman Doyumunun Davranışsal Niyete Etkisi" incelenmiştir. Kitlesel olarak turizm hareketlerine katılım sağlayan bireylerin, özellikle son dönemlerde deniz-kum-güneş üçgenine olan taleplerinin belli bir seviyede kaldığı görülmüştür. Serbest zaman artışıyla beraber gelişim gösteren turizm endüstrisinde, bol miktarda doğal ve kültürel değerlere sahip olan destinasyonların, yılın tüm aylarında var olan turizm hareketlerinden yeterli payı alabilmesi için ziyaretçilere unutamayacağı bir deneyim yaşatması gerekmektedir. Bu çalışmanın birinci bölümünde: ekoturizmin özellikleri, ilkeleri ve etkileri ile beraber rekreasyon kavramı, sınıflandırılması, ekoturizm ile rekreasyon ilişkisi ve ekoturizm kapsamında yapılan rekreatif faaliyetler hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde: serbest zamanı, ortaya çıkışını, etkileyen faktörlerle beraber serbest zaman doyumu hakkında gerekli bilgiler sunulmuştur. Araştırmanın üçüncü bölümünde: turist davranışını, turist davranışını etkileyen faktörleri, davranışsal niyeti ve davranışsal niyetin boyutları hakkında literatür araştırması yapılmıştır. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde ise Doğu Karadeniz Bölgesi'ne gelen ziyaretçilerin katıldıkları rekreatif faaliyetlerden aldıkları serbest zaman doyumu ve davranışsal niyete yönelik sorular sorulmuştur. Yapılan bu anket çalışmasının verileri analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda anket çalışmasına katılım sağlayanların tamamına yakını katılım sağladıkları faaliyetlerden yüksek doyum aldıklarını, tekrar ziyaret edeceklerini ve aynı zamanda yakın çevrelerine bölgeyi önerecekleri analizler sonucunda ortaya koyulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Pres fabrikası çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği kültürünün tespiti ve iş verimliliği üzerine etkisinin incelenmesi: Bursa örneği
Gülendam Eroğlu
Bu çalışmada, Bursa ilinde faaliyet gösteren bir pres fabrikasında ki çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kültürünün tespiti ve iş verimliliği üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma için veri toplama anket formu hazırlanarak pres çalışanlarına uygulanmıştır. Bu bağlamda üç bölüm içeren veri toplama formu oluşturulmuştur. Düzenlenen veri toplama formu demografik bilgiler, iş sağlığı ve güvenliği kültürü, iş verimliliği anketlerinden oluşmaktadır. Anket çalışması 70 personele uygulanarak toplamda 70 anket değerlendirmeye alınmıştır. Örneklem grubundan toplanan veriler SPSS Windows version 23.0 paket programında non parametrik testler uygulanmıştır. Kullanılan ölçeklere 'Açımlayıcı Faktör Analizi' yapılmıştır. Kullanılan ölçeğin faktörleşme boyutu 'Temel Bileşenler Analizi' ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgularda, iş sağlığı ve güvenliği kültürü ile iş verimliliği arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma neticesinde iş güvenliği kültürü, iş verimliliğinin yükselmesine büyük ölçüde katkı sağlamaktadır. Sonuç olarak iş güvenliği kültür algısı yüksek olan çalışanların iş verimliliği seviyesinin daha yüksek olmasına neden olmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İş güvenliği uzmanlarının iş kazalarına etkileri: Karadeniz Bölgesi örneği
Fatma Doğanay
Türkiye ve Karadeniz Bölgesinde 2014-2018 yılları arasındaki Sosyal Güvenlik Kurumu iş kazası verileri incelenmiş bu verilerin analizi yapılmıştır. Meydana gelen iş kazalarının ve iş kazası sonucu yaşanan ölümlerin sürekli artış gösteren bir grafik çizdiği görülmüştür. Bu durum bize, artan iş kazası sayılarının ve yaşanan kayıpların iş kazalarının önlenmesinde ne kadar önemli bir konu olduğunu ayrıca iş kazalarında yaşanan artışlar nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği alanında giderilmesi gereken sorunlar olduğunu göstermektedir. İş güvenliği uzmanlarının artan iş kazaları üzerinde etkilerinin değerlendirilmesini amaçlayan bu çalışmada; Karadeniz Bölgesindeki görev yapan iş güvenliği uzmanlarının katıldığı çevrimiçi anket çalışmasıyla, kazalara neden engel olunamadığını, bu konuda uzmanların ne kadar etkili olabildikleri, uzmanların sorunları ve kazaların nasıl önleneceği konularının aydınlatılmasına katkıda bulunulmuştur. Yapılan çalışmadan elde edilen veriler değerlendirildiğinde; SGK verilerinin yıllara göre sonuçlarında iş kazası sayılarının ve iş kazası sonucu ölümlerin arttığı görülmüştür. Anket çalışması sonuçlarında ise; araştırmaya katılan uzmanların %56'sının erkek, %44'ünün kadın oluğu, yaş ortalamalarının %44 oranında 20-29 yaş aralığında, %41 oranında ise 30-39 yaş aralığında olduğu görülmüştür. İş güvenliği uzmanlarının %58'inin hizmet verdikleri işyerlerinde iş kazaları yaşandığı, uzmanların ise %95 oranında olası iş kazalarını engelledikleri fakat işlerini yaparken yaptırımlarının olmaması, işveren baskısı gibi nedenlerle tam yetkin olamadıkları ve kendilerini yeterli görmedikleri görülmüştür. Ayrıca iş kazalarının yaşanmadan engellenmesinde iş sağlığı ve güvenliğinin gerekli olduğuna inanılmasının önemli bir konu olduğu, kazaları önlemek için işçi ve işverenlerin eğitilmesi gerektiği konusu göze çarpan önemli diğer sonuçlar arasında görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçlarıyla iş kazalarının önlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması ile uzmanların daha etkili olması sağlanarak iş kazaların azaltılmasına kaynak olarak faydalı olunması amaçlamaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Eksenel yüke maruz güçlendirilmiş elips enkesitli kaynaklı T birleşimlerin davranışlarının incelenmesi
Büşra Sarı
Elips enkesitli profiller (EEP) ile yapılan yapıların uygulaması, mühendislik avantajları ve estetik görünümleri nedeniyle boru profiller arasında son yıllarda popüler hale gelmiştir. EEP'lerin mimari açıdan önemli özelliği, iki farklı çapı olduğundan, daha ince bir görünüme sahip olarak tasarlanabilmeleridir. EEP'lerin bir diğer avantajıda kare veya dikdörtgen enkesitli profiller gibi köşeleri keskin olmadığından yüzeysel rüzgâr yüklerini azaltıcı etkiye sahip olmalarıdır. Elips enkesitli kaynaklı birleşimlerin dört farklı oryantasyonu vardır. Bunlar; Tip-1, Tip-2, Tip-3 ve Tip-4 olarak isimlendirilir. Tip-1 ve Tip-2'de örgü elemanlar başlık elemanının geniş yüzüne kaynaklanırken, örgü elemanlar Tip-3 ve Tip-4'te başlık elemanının dar yüzüne bağlanır. Bu nedenle, Tip-1 ve Tip-2'nin eksenel yük taşıma kapasitesi daha küçüktür. Başlık yüzünün plastikleşmesi genellikle EEP birleşimlerinin kapasitesini belirler. Sonuç olarak, elips şeklindeki bağlantıların eksenel yük taşıma kapasitesi, örgü ile başlık elemanının kesişme bölgesi çevresinde bir takviye plakası kullanılarak arttırılabilir. Bu çalışma, başlık elemanı zayıf ekseninde çalıştığı durum için eksenel olarak yüklenmiş takviyeli EEP-T birleşimlerinin Tip-1 ve Tip-2 oryantasyonlarının eksenel yük taşıma kapasitesine odaklanmaktadır. Güçlendirilmiş EEP-T birleşimlerinin eksenel yük taşıma kapasitesini hesaplamak için herhangi bir tasarım yöntemi bulunmamaktadır. Bu çalışma, eksenel basınç yüküne maruz kalan güçlendirilmiş EEP-T birleşimlerinin göçme modlarını ve eksenel yük taşıma kapasitelerini sonlu elemanlar yöntemini kullanarak incelemeyi amaçlamaktadır. Parametrik çalışmadan önce, doğrusal olmayan sayısal analizlerde ele alınan sonlu eleman tipi, ağ boyutu ve zaman adımı gibi parametreler belirlenmiştir. Doğrulama çalışmasından sonra, çok çeşitli geometrik parametreler göz önünde bulundurularak eksenel yüke maruz EEP-T birleşimleri üzerine bir dizi parametrik çalışma yapılmıştır. Sayısal sonuçlar, takviye plakasının birleşimin eksenel yük taşıma kapasitesi üzerindeki etkilerinin Tip-1 ve Tip-2 oryantasyonlarında önemli ölçüde farklı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, çoklu lineer regresyon analizlerine dayalı olarak güçlendirilmiş EEP-T birleşimlerinin eksenel yük taşıma kapasitesini belirlemek için iki farklı tasarım yöntemi geliştirilmiştir. Bu tezde, güçlendirilmiş EEP-T birleşimlerinin eksenel yük taşıma kapasitelerinin hesaplanabilmesi için güvenli ve ekonomik bir hesaplama yöntemi tanıtılmış ve bu yöntem sayısal sonuçlarla karşılaştırılarak doğrulanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Siyah mercimek unu ile zenginleştirilmiş ekmek üretimi
Meryem Demiray
Bu çalışmanın amacı beyaz ekmeğin besinsel özelliklerinin iyileştirilmesinde siyah mercimek ununun (SMU) kullanılabilirliğinin incelenmesidir. İlk olarak buğday ununa belli oranlarda (%5-%30) siyah mercimek unu ilave edilerek hazırlanan ekmek hamurlarının reolojik özellikleri tayin edilmiştir. Buğday ununa siyah mercimek unu ilavesiyle hamurun gelişme süresi, stabilite, enerji ve uzama kabiliyeti değerlerinde azalma meydana geldiği tespit edilmiştir. Reolojik analiz sonuçlarına göre ekmek üretiminde en fazla %10 oranında siyah mercimek unu kullanımına karar verilmiştir. Buğday ununa %2, %6 ve %10 oranında SMU ilave edilerek yapılan ekmeklerde nem, ağırlık, spesifik hacim, protein, toplam diyet lifi, yağ, kül, toplam fenolik madde ve antioksidan kapasite tayinleri yapılarak buğday unundan yapılan kontrol ekmeği ile kıyaslanmıştır. Buğday ununa siyah mercimek unu ilavesiyle ekmeklerin protein, toplam diyet lifi, kül ve toplam fenolik madde içeriğinde ve antioksidan kapasitesinde artış tespit edilirken ekmeklerin spesifik hacim değerinde azalma tespit edilmiştir. Ekmek içi ve ekmek kabuğunun parlaklık, kırmızılık ve sarılık değerleri tayin edilmiştir. Siyah mercimek unu ilavesiyle ekmek içi ve ekmek kabuğunun parlaklık ve sarılık değerlerinin azaldığı ve kırmızılık değerlerinin arttığı belirlenmiştir. Ekmek içinin renk, gözenek, ufalanma, tat, koku, yapışkanlık ve çiğnenebilirlik; ekmek kabuğunun ise renk, koku, tat ve gevreklik gibi özellikleri panelistler tarafından değerlendirilmiştir. Duyusal analiz sonuçlarına göre SMU ilaveli ekmekler ve kontrol ekmeğinin aynı derecede beğenildiği tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre beyaz ekmeğin besinsel özelliklerinin iyileştirilmesinde buğday ununun % 6-% 10 oranında SMU ile ikame edilmesi önerilebilir.
- Doktora TeziAçık Erişim2021Türkiye'de meydana gelen deprem afetlerinde sunulan hizmetlerin değerlendirilmesi (1999-2020): Nitel bir araştırma
Galip Usta
Çalışma, Gölcük (1999), Van (2011) ve Elazığ (2020) depremlerinden birini yaşamış 18 yaş üstü ve çalışmaya gönüllü olarak katılmak isteyen 30 kişi ile görüşme şeklinde gerçekleştirilmiş olup kişilerin afet sonrası almış oldukları hizmetlerin nitel bir araştırma yöntemiyle değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında 3 adet görüşme bilgisini, 8 adet sosyo-demografik bilgiyi ve 21 adet seçilen konuyu tüm yönleriyle ölçebilecek sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir görüşme formu oluşturulmuştur. Görüşmeler ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmış, sonrasında transkripte edilerek MAXQDA 2020 nitel veri analiz programına aktarılmıştır. Daha sonra transkript belgeleri kodlanmıştır. Kodlamalardan kategorilere, kategorilerden ise temalara ulaşılmıştır. Depremler özelinde 21 adet tema oluşturulmuştur. Çalışma bulgularına göre birçok alanda önemli adımların atıldığı ve iyileştirmelerin yapıldığı görülmektedir. Özellikle sağlık, barınma, beslenme, arama-kurtarma gibi alanlarda ciddi ivme kazanıldığı tespit edilmiştir. Afet durumlarında kurumların daha hızlı organize olabildiği saptanmıştır. Katılımcılar, deprem afetinde sunulan hizmetler ile sonraki aşamalarda gerçekleştirilen iyileştirme çalışmalarında devlet desteğinin oldukça göze çarptığını ifade etmişlerdir. Psikososyal destek, KBRN, hayvanların korunması ve kontrolü noktasında sunulan hizmetlerin geliştirilmeye ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Gölcük (1999) depreminden itibaren afet yönetimi açısından önemli adımların atıldığı ve ciddi iyileştirmelerin yapıldığı söylenebilir. Vatandaşların duyarlılığının arttırılması ile birlikte kurumların yenileşmeye uyum sağlamalarının afet yönetimi politikalarının radikal şekilde uygulanabilirliğine olumlu katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Depremler, Afetlerde Sunulan Hizmetler, Afetlerde Nitel Araştırma, Afetlerde Planlama
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türk bankacılık sektöründe katılım bankalarının finansal performans analizi: Entropi, VİKOR ve TOPSİS yöntemleriyle bir uygulama
Fatma Bostan
Bankacılık sektörü finansal sistem içerisinde üstlendiği aracılık rolü ile reel sektörün gelişmesine katkı sağlamakla birlikte ülke ekonomisinin önemli yapı taşlarından birisini oluşturmaktadır. Katılım bankaları mevduat bankaları gibi bankacılık sektöründeki yoğun rekabet ortamında müşterilerine en iyi hizmeti sunmaya çalışırken maliyetlerini azaltmayı ve kârlarını yükseltmeyi amaçlamaktadırlar. Katılım bankalarının sürdürülebilir büyüme hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için finansal performans yönetiminin başarı ile yürütülmesi önemlidir. Bu çalışmamızın amacı, Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren katılım bankalarının 22 adet kârlılık ve maliyet rasyoları kullanılarak finansal performanslarının çok kriterli karar verme tekniklerinden ENTROPİ, TOPSIS ve VIKOR yöntemleriyle analiz edilmesidir. Uygulama aşamasında 6 ana kriter literatür araştırması sonucu en çok kullanılan aktif rasyosu, sermaye yeterliliği, likidite, bilanço yapısı, gelir-gider yapısı ve kârlılık rasyolarından belirlenmiş olup ana kriter ve alt kriter ağırlıkları ENTROPİ yöntemiyle belirlenmiştir. Kriter ağırlıkları belirlendikten sonra katılım bankalarının yıllar itibariyle performans değerlendirmeleri TOPSİS ve VİKOR yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızda 2017-2019 yılları arasında faaliyet gösteren 2 kamu sermayeli ve 3 özel sermayeli katılım bankalarının performansları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, ENTROPİ, Katılım Bankaları, TOPSİS ve VİKOR
- Doktora TeziAçık Erişim2021Engelli bireylerin afet deneyimleri: Fenomenolojik bir araştırma
Ramazan Aslan
Günlük yaşamda sıradan bir hayat sürebilmek için dahi birçok bariyeri aşması gereken engelli bireyler afet gibi normal yaşamı kesintiye uğratan olaylarda çok daha önemli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Karşı karşıya kaldıkları veya kalabilecekleri bu zorlukların tespit edilmesi hazırlık sürecinde hayati önem taşımaktadır. Buna rağmen afetlerde engelli bireylerin deneyimlerini inceleyen araştırmalar oldukça kısıtlıdır. Bu kapsamda 30 Ekim 2020 İzmir depremini yaşayan engelli bireylerin deneyimlerinin aşkın-fenomenolojik model ile incelendiği bu araştırmada engelli bireylerin depremde deneyimledikleri yaşantıları ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 30 Ekim 2020 İzmir depremini yaşamış olan çeşitli engellere sahip 27 katılımcı ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde elde edilen 982 dakikalık görüşme ses kaydı ve 50.321 kelimelik transkripsiyon Moustakas'ın fenomenolojik analiz tekniği ile Maxqda nitel analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizler neticesinde oluşturulan fenomen özü ile engelli bireylerin afet deneyimini etkileyen bileşenler saptanmıştır. Engelli bireylerin afetlere hazırlık düzeylerinin çok düşük düzeyde olduğu, tahliye sürecinde önemli zorluklar ile karşılaştıkları, yoksulluğun afet deneyimlerini olumsuz etkilediği, aile ve toplum desteğine kritik düzeyde bağlı oldukları, afet sonrasında barındıkları alanlarda erişilebilirlik ile ilgili önemli zorluklar ile karşılaştıkları, psikolojik dirençlilik düzeylerinin deneyimlerini etkilediği, afet yönetim süreçlerine dahil olamadıkları, çeşitli sebepler ile sorunlarını ifade etme konusunda zorlandıkları tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Asr-ı Saadet'te eğitim
Ayşe Dülger
Eğitim, insan var olduğundan beri ihtiyaç duyulan ve her dönemde farklı uygulamaları ile formdan forma giren bir olgudur. Eğitimin insanlık tarihi kadar geçmişi vardır denebilir. Bu zamana kadar eğitimin ne olduğu ile ilgili bir kitap olacak kadar tanım yapılmıştır. Ortak paydada buluşulan nokta eğitimin bireye olumlu katkı sağlamak için var olduğudur. Eskiden eğitim-öğretime çok fazla önem verilmezken günümüzde bu bilinç gelişmiş ve eğitim insan hayatındaki en önemli yerini almıştır. Bunun bir sonucu olarak farklı uygulamalar ve metotlara gidilmiş eğitimde en etkili yöntemler bulunmaya çalışılmıştır. Ama maalesef imkânların fazlalığına rağmen istenen etkili sonuçlar alınamamaktadır. Eğitimin bu kadar önemsendiği bir zaman diliminde "Acaba İslam kültüründe neler uygulanmıştır?" sorusu akla gelmiş ve geçmiş devirlere bakılma ihtiyacı hissedilmiştir. Önceki devirler göz önüne alındığında karşımıza kısa zamanda en etkili sonuçlar alması ile Hz. Muhammed (sav) çıkmıştır. Onun içinde bulunduğu dönem karanlık çağ diye anılıyor herkes de böyle anılmasında bir nebzede olsa rol oynuyordu. Hz. Muhammed (sav), bu ortamda eğitime, ilme çok önem vermiş uygulamaları ve izlediği yollarla karanlıkta olan bir toplumu aydınlığa ulaştırmıştır. Bu yönüyle Hz. Muhammed'in (sav) bütün hayatı incelenmiştir. Eğitim, insanın bütün hayatını şekillendirici bir etkiye sahip olduğundan güvenilir kimselerce doğru uygulanması çok önemlidir. Tezde güvenilir kimselerin özellikleri ve doğru uygulamalardan kısaca bahsedilmiş, güvenilir bir insan ve doğru uygulamaları ile etkili sonuçlar alan Hz. Muhammed'in (sav) eğitimle alakalı izlediği yollar, uyguladığı yöntemler ve bütün hayatı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Mekke ve Medine'de geçirdiği dönemler ve buralarda eğitim-öğretim adına yaptığı faaliyetler, izlediği yollara yer verilmiş kadınlara, gençlere, yetişkinlere, çocuklara, aileye, topluma, fertlere ayrı ayrı ilgileri eğitici davranışları üzerinde değerlendirmede bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Asr-ı Saadet, Hz. Muhammed (sav), Mekke, Medine
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Malulen gazi olma durumu ile aile sisteminin etkileşimi: Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri derneği örneği
Tuğçe Uğurlu
Gazilerin sosyal hizmet müdahalelerini gerektiren birçok biyopsikososyal sorun yaşadıkları bilinmektedir. Malulen gazi olan bireylerin biyopsikososyal sorunlarla başetmelerinde önemli bir güç unsuru olan aile sistemi ile etkileşimlerinin belirlenmesi önemli görülmektedir. Bu çalışmada malul gazilerin, aile sistemi içerisindeki eş ve ebeveyn rolleriyle etkileşimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma gazilik ve aile sistemini birlikte ele alan az sayıda araştırmalardan birini oluşturmaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik araştırma yaklaşımında tasarlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği İstanbul Şubesi'nde gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler Word ortamına aktarılmış ve araştırmacı tarafından fenomenolojik yaklaşım doğrultusunda analiz edilmiştir. Gaziler ve aileleri, yaralanma sonrasındaki süreçte biyopsikososyal sorunlarla çoğunlukla psikososyal destek olmaksızın baş etmek durumunda kalmışlardır. Gazilik durumu eş sistemi ve ebeveyn-çocuk alt sistemindeki ilişkilerle, kendi köken ailelerinde yer alan bireylerle kurdukları ilişkilerle ve kamusal yaşamda kurulan ilişkilerle çeşitli şekillerde etkileşim halindedir. Araştırma sonucunda gazilerin aile sistemiyle etkileşimlerine ilişkin bulgularla birlikte onların bakış açısıyla sosyo-ekonomik durumları, toplumda gaziliğin algılanış biçimi, orduda sosyal hizmete ilişkin görüşlerine de ulaşılmıştır. Ailenin, gazilerin yaralanma ile başlayan süreçte dayanıklılığı arttıran bir sistem olma özelliği gösterebilmesi için gaziler ve ailelerinin güçlendirilmesine, refahlarının arttırılmasına yönelik sosyal hizmet müdahalelerine ihtiyaç duyulmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Şeker mısırında (Zea mays L. var. Saccharata sturt), kimyasal gübreye alternatif farklı organik gübre kaynaklarının bazı tarımsal, teknolojik ve dane antioksidan özellikleri üzerindeki etkileri
Recep Şahin
Bu çalışmada, Kahramanmaraş koşullarında kimyasal gübreye alternatif olarak farklı organik gübre kaynaklarının, şeker mısırında verim ve verim unsurları ile bazı teknolojik ve antioksidan özellikleri üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Deneme Kahramanmaraş ili Doğu Akdeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü arazisinde üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Bu çalışmada bitki metaryali olarak Merit F1 şeker mısırı çeşidi kullanılmıştır. Gübre uygulamalarında ise sıfır (kontrol) gübre uygulamasına ilaveten, asgari NPK dozlarının dekara 10 kg saf N, 10 kg P2O5 ve 10 kg K2O gübre dozunu verecek şekilde mineral gübre kaynağı olarak 15.15.15 kompoze ticari gübre ile organik gübrelerden kanatlı gübresi, çiftlik gübresi, fermente gübre, solucan gübresi ve leonardit kullanılmıştır. Çalışma sonunda tarımsal özellikler bakımından farklı gübre kaynaklarında bitki boyu, koçan sayısı, koçan uzunluğu, koçan çapı ve koçan randımanı bakımından istatistiksel olarak önemli farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Buna göre bitki boyunda solucan gübresinin diğer uygulamalara göre daha yüksek (216.67 cm); koçan randımanı bakımından çiftlik gübresinin diğer uygulamalara göre daha yüksek randıman (%71.63) verdiği belirlenmiştir. Fizyolojik kayıp bakımından sadece birinci günde istatistiksel olarak önemli farklılıklar göstermiş olup; buna göre en yüksek kayıp fermente gübresinde (%21.61) belirlenmiştir. Teknolojik özellikler bakımından indirgen şeker, toplam şeker, bin dane ağırlığı nem ve ham protein farklı gübre kaynaklarında istatistiksel olarak önemli farklılıklar göstermiştir. Buna göre indirgen şeker diğer gübre kaynaklarına göre (%7.12) kanatlı gübresinde; toplam şeker (%10.61) kontrol uygulamasında; bin dane ağırlığı (53.46 g) kanatlı gübresinde; nem (%9.73) mineral gübresinde; ham protein (%12.31) leonardit gübresinde yüksek bulunmuştur. Antioksidan özelliklerinde sarı pigment, toplam flavonoit, DPPH TEAC, DPPH inhibisyon, DPPH AAE ve FRAP FeSO4 farklı gübre kaynaklarında istatistiksel olarak önemli farklılıklar gösterirken; toplam fenolik ve toplam antioksidan kapasitesi farklı gübre kaynaklarında önemli farklılıklar göstermemiştir. Farklı gübre kaynaklarında sarı pigment, toplam fenolik, DPPH TEAC, DPPH inhibisyon ve DPPH AAE leonardit gübresinde yüksek bulunurken, FRAP FeSO4 çiftlik gübresinde yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar çerçevesinde şeker mısırında kimyasal gübreye altarnatif farklı organik gübre kaynaklarının kullanılmasının bazı tarımsal, teknolojik ve antioksidan özellikler üzerinde önemli etkilerinin olduğu, yapılan bu tür çalışmalarda mısırın tarımsal, teknolojik ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesinde; organik gübre kaynakları ve mısır çeşitlerinin göz önünde bulundurulması daha faydalı olacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Bireylerin finansal sağlık skorlarının belirlenmesi: Gümüşhane ili pilot uygulaması
Emre Benli
Finans kavramı kelime anlamı olarak para, para türevleri, mali işler gibi anlamlara gelmektedir. Fakat pratikte şirketlerin kişilerin fonları şartları uygun hale getirerek sağlanması ve verimli bir şekilde değerlendirilmesiyle alakalı faaliyetlerdir. Günlük hayatta finansın tanımından çok onu nasıl konumlandırdığımız ve hayatımızdaki asıl önemli noktası finansal karar alma şeklimizdir. Finansal karar almayı kişilerin veya şirketlerin ihtiyaçlarını karşılamak yatırımlarını değerlendirmek amacıyla en uygun şekilde finansal faaliyette bulunmak anlamında kullanabiliriz. Bireylerin gündelik yaşamlarını sürdürmek için bile belirli seviyede finans eğitimine ihtiyaç duymaya başlamışlardır. Bu ihtiyaçlar ile beraber finansal farkındalık, finansal okuryazarlık ve finansal sağlık gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Finansal sağlık kavramı günümüzde ortaya çıkmış güncel bir kavramdır. Fakat yapılan çalışmalar özellikle yükselen tüketim harcamaları sonucunda bireylerin finansal sağlıklarını iyi tutmak için çaba gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Bu noktadan hareketle çalışmanın amacı; bireylerin finansal sağlık skorlarını tespit ederek finansal durumları hakkında güncel bilgilere ulaşabilmeleridir. Çalışmada, Gümüşhane Üniversitesi Muhasebe-Finanman Anabilim Dalı öğretim elamanları tarafından geliştirilen Finansal Sağlık Endeksi Modeli (FSEM) kullanılmıştır. Çalışma kapsamına, Gümüşhane Üniversitesi çalışanları dahil edilmiştir. Modelde kullanılan veriler OECD/İNFE Finansal Okuryazarlık Ölçeği ile toplanmıştır.Yapılan çalışma sonucunda Gümüşhane Üniversitesinde çalışan bireylerin finansal sağlık skorları ortalaması 64,1432 olarak tespit edilmiştir. Bulunan bu puan ortalama skorun üstünde yüksek puan aralığındadır. Üniversite personelinin büyük çoğunluğunun eğitim seviyelerinin ve gelir durumlarının yüksek olması sebebiyle finansal açıdan sağlıklı durumdalardır diyebilmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Finansal farkındalık, Finansal karar alma, Finansal okuryazarlık, Finansal sağlık, FSEM
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Savunma sanayi iş gücü talebinin niteliklerinin tespiti
Büşra Kaplan
Savunma sanayi, ülkelerin güvenlik ihtiyacından doğan, diğer ülkelere karşı korunma amacı güden bir yapıya sahiptir. Bir ülkenin gizlilik ve güvenliği savunma sanayide ulaştığı gelişim ile doğru orantılıdır. Savunma sanayinin güçlendirilmesi, yüksek ve yeni teknoloji, hassas üretim teknikleri, yüksek kalite standartları, yetişmiş insan gücü, Ar-Ge faaliyetleri gibi alanlara verilen önem ile devam edecektir. Savunma sanayi diğer sektörlerden farklı olup strateji gerektiren, dışa bağımlılığın olmadığı, milliliğin esas alındığı bir alandır. Bu bağlamda milli savunma sanayinin güçlendirilmesi, üretilen veya geliştirilen teknolojilerin milli hale getirilmesini zorunlu kılmaktadır. Uygulanacak stratejide önemli olan nokta insandır. İnsan bilginin merkezinde, teknoloji üretiminin kaynağında yer alır. Dolayısıyla strateji belirleme ve uygulama da nitelikli iş gücü son derece büyük bir öneme sahiptir. Nitelikli iş gücünün sürekliliği ve gelişimi bakımından, kamu, özel sektör ve üniversiteler arasında sıkı bir bağ kurulmalıdır Gelişmekte olan ülkelerin çalışmalarına bakıldığında, iş gücüne yönelik yüksek eğitim talebi ve yönetim becerileri alanları fazlasıyla önem kaydetmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda nitelikli iş gücünün yarı zamanlı çalışmasının verimliliği arttırırken, niteliksiz iş gücünün tam zamanlı çalışmasının verimliliği azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca beşeri sermaye potansiyeline sahip ülkeler eğitimli bir nüfusa da sahip olacağından ülkenin sosyal refahı olumlu yönde etkilenecektir. Yani, ülkenin eğitimi ile kalkınması arasında doğrudan bir bağlantı söz konusudur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'de yayılış gösteren bazı otbiçen (Arachnida: Opiliones) türlerinin element analizi
Adem Altıntaş
Doku ve hücrelerde ozmotik dengenin ayarlanması, protein, nükleik asit ve yağ gibi önemli moleküllerin oluşumunda görev alan elementlerin ozmotik, yapısal ve biyokimyasal olmak üzere üç önemli işlevleri bulunur. Ülkemizin farklı yaşam alanlarından toplanan Gilijarovya tenebricosa, Histricostoma caucasicum, Mitopus morio, Nelima pontica ve Odiellus zecariensis türlerinin erkek ve dişi bireylerin de XRF de elemental analizi yapıldı. Sonuçta 16 inorganik element (Kalsiyum (Ca), Kükürt (S), Klor (Cl), Fosfor (P), Mangan (Mn), Çinko (Zn), Demir (Fe), Bakır (Cu), Sodyum (Na), Krom (Cr), Magnezyum (Mg), Nikel (Ni), Potasyum (K), Alüminyum (Al), Titanyum (Ti), ve Silisyum (Si)) tespit edildi. Tespit edilen Mg, Al, Si ve Ni konsantrasyonlarının türler arasında istatistiksel açıdan önemli bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0.01). Diğer taraftan analizi yapılan erkek ve dişi örneklerde K ve Zn konsantrasyonun istatistiksel açıdan önemli olduğu bulunmuştur (p<0.05). Dişi bireylerde K ve Zn konsantrasyonun erkeklere oranla daha fazla olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Farklı pişirme yöntemlerinin Akçaabat köftesinde polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) oluşumuna etkisi
Sinan Bostan
Et ve diğer yiyecekleri ızgarada yanacak şekilde yüksek sıcaklıklarda pişirme yiyeceklerde polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) oluşumuna sebep olur. Akçaabat köftesi Trabzon ilinde coğrafi işaret almış önemli bir gıda maddesidir. Ayrıca yüksek bir ticari değere sahiptir. Akçaabat köftesinin pişirilmesi esnasında büyük oranda ızgara kullanılmaktadır. Izgarada ise yanıcı madde olarak odun kömürü ve fındık kabuğu kullanılmaktadır. Bu çalışmada Akçaabat köftesinde PAH oluşumu konusunda araştırma yapılmıştır. Akçaabat köftesinde PAH oluşumu analizleri ile alakalı çalışma literatürde mevcut değildir. Bu nedenle bu çalışma özgündür. Yapılan tez çalışması sonucunda farklı pişirme teknikleri kullanılarak PAH oluşum düzeyleri belirlenmiştir. Bu araştırmada, Akçaabat köftesinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri ve farklı pişirme teknikleri kullanılarak oluşan PAH düzeyleri incelenmiştir. Köfte örnekleri, sekiz farklı işletmeden temin edilmiştir. Akçaabat köftesinden 1000 g olacak şekilde alınan örnekler, laboratuvara getirilmiş ve nem, kuru madde, protein, yağ, kül, tuz, pişirme kaybı analizleri yapılmıştır. Köftelere farklı pişirme işlemi olarak uygulanan tavada pişirme, elektrikli ızgarada pişirme, fırında pişirme ve ızgarada pişirme (odun ve fındık) tekniklerinin kullanılması sonucu oluşan PAH bileşiklerinin analizleri yapılmıştır. Tük Gıda Kodeksinde yer alan Benzo[a]antrasen, Benzo[a]piren, Benzo[b]floronten ve Krizen PAH bileşiklerinin analizleri yapılmıştır. Gıda güvenliği açısından en önemli risklerden biri mikrobiyal tehlikeler olup bir diğeri ise kimyasal tehlikeler grubunda yer alan pişirme sırasında ürün yüzeyinde kontamine olan polisiklik aromatik hidrokarbonlardır (PAH). Bu çalışmada; farklı fizikokimyasal özelliklere sahip olan Akçaabat köftelerinin farklı pişirme teknikleri kullanılarak pişirilmesi sürecinde oluşan polisiklik aromatik hidrokarbonların konsantrasyonlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Köfte örneklerinin ortalama nem miktarları % 48.28-60.00, kuru madde miktarları % 39.99-51.71 protein miktarları %10.74-17.10, yağ miktarları %12.03-25.20, kül miktarları %1.12-2.37, tuz miktarları %0.72-1.56 ve pişirme kaybı sonuçları %17.82-43.65 arasında tespit edilmiştir. Örneklerin toplam PAH4 içerikleri genel olarak tüm tekniklerde 7.06-112.77 µg/kg arasında değişim göstermiştir. Tavayla pişirmede PAH4 değeri 8.79-45.48 µg/kg arasında, elektrikli ızgara ile pişirmede 7.06–47.11 µg/kg arasında, fındık kabuğu kömürü ızgarasında 42.45–82.22 µg/kg arasında, fırında pişirmede 26.79–42.59 µg/kg ve odun kömürü mangalı ile pişirmede 45.57A112.77 µg/kg aralıklarında bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Trabzon ili Akçaabat ilçesindeki gıda üretim işletmelerinde kullanılan suların fizikokimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerinin belirlenmesi
Dinçer İsmailçebioğlu
Su tüm canlılar için en temel ihtiyaç kaynağıdır. Vücuda alınan gıda maddelerinin sindirilmesinde, sindirim ürünlerinin taşınmasında ve oluşan atıkların vücuttan uzaklaştırılmasında suya mutlak ihtiyaç duyulur. Suyun faydalı bir şekilde kullanılabilmesi için içerisinde fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik yönden zararlı maddeleri bulundurmaması gerekir. Bu tezde, Trabzon ili Akçaabat ilçesindeki gıda üretimi yapan bazı işletmelerde kullanılan suların mikrobiyolojik ve fizikokimyasal kalite özellikleri uygun yöntemlerle belirlenerek elde edilen sonuçlar hem birbirileriyle hem de insani tüketim amaçlı sular için belirlenmiş sınır değerlerle karşılaştırılmıştır. 2021 yılı Mayıs ve Haziran aylarında iki kez örnekleme yapılan sulardan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, haziranda alınan örneklerin içeriklerinin mayısta alınan örneklere göre genelde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak her iki dönemde de alınan örneklerin içerikleri mevzuatta bildirilen sınır değerleri hiçbir parametrede aşmamıştır. 15 farklı gıda işletmesinden alınan örnekler kendi aralarında karşılaştırıldığında genelde örneklerin heterojen bir dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Özellikle 13 nolu örneğin muhtemelen kaynak suyu olması nedeniyle bazı içeriklerinin diğer örneklere göre yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bazı parametreler açısından 1, 12 ve 14 nolu numuneler de yüksek değerlere sahiptir. Bu çalışma ile, kimyasal ve mikrobiyolojik içerik açısından Trabzon ili Akçaabat ilçesinde faaliyet gösteren bazı gıda işletmelerinde kullanılan suların kalitesi ortaya konulmuş olup içme ve kullanma açısından herhangi bir tehlikeli sonuç elde edilmemiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İş-aile ve aile-iş çatışmasının duygusal tükenmeye etkisinde stresin aracı, işkoliklik ve uyku probleminin düzenleyici etkisi
Özge Yıldırım
Araştırma Türkiye'nin çeşitli illerinde faaliyet gösteren bankacılık sektöründe çalışanlar ve hastanelerdeki sağlık çalışanlarından (doktor,hemşire,sağlık personeli) oluşmaktadır.Ayrıca işkolikliğin evlilik yaşam tatmini etkisinde tercih edilen parametreler etkisinde insan hayatına etkisinin olup olmayacağı olursa nasıl olacağı iş-aile çatışması ,duygusal tükenmişlik,iş stresi ve uyku problemi üzerinde ne gibi etkiler getireceği üzerinde durulmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Piyasada satılan tahin ve tahin helvası örneklerinde yağ asitleri kompozisyonunun GC/FID-MS ile eş zamanlı tayini ve kemometrik yaklaşımlarla tağşişin belirlenmesi
Merve Olğun
Tahin, susamın kavrulduktan sonra kabuklarının çıkarılıp öğütülmesiyle elde edilen yarı akışkan, kıvamlı ve besin değeri bakımından zengin bir üründür. Tahin helvası, batı ülkelerinde Türk balı veya Türk tatlısı olarak bilinen, şekerin yaklaşık 150 °C'de kaynatılması ve çöven kökü (Saponaria officinalis) suyu katılıp çırpılmak suretiyle elde edilen beyaz şeker ağdasına daha sonra beyaz tahini ilave edip istenen kıvama gelene kadar yoğrulması suretiyle elde edilen geleneksel bir üründür. Tahinin yaklaşık kimyasal kompozisyonunu, yüksek oranda yağ (%58.9) ve protein (%24.7), düşük oranda ham selüloz (%2.3) ve nem (<%1.0) ve önemli miktarda kül (%3.0) oluşturmaktadır. Tahindeki yağ yüksek oranda (%82) doymamıştır. Oleik asit (%42.4) ve linoleik asit (%39.7) doymamış yağ asitlerinin büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. Doymuş yağ asitlerinden palmitik asit (%9.8) ve stearik asit (%6.4) baskındır. Oleik asit, linoleik asit, palmitik ve stearik asit tahindeki toplam yağ asitlerinin %98'ini oluşturmaktadır. Tahin helvası, tahinden üretildiğinden dolayı tahinin tüm karakteristik özelliklerini taşımaktadır. 29385 nolu Resmi Gazete'de yayınlanan TGK Tahin Helvası Tebliği (2015/28)'nde tahin helvasının taşıması gereken özellikler bildirilmektedir. Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'nde belirtilen kurallara uygun olarak numune alınır ve ulusal veya uluslararası kabul görmüş analiz metotları uygulanır. Son yıllarda üretimi ve tüketimi hızla artan tahin helvası üretiminde en kaliteli susam olan ve ülkemizde de üretilen beyaz susam kullanılmaktadır. Fakat susam üretimindeki gerileme sebebiyle tahin helvası üretiminde ayçiçek yağı, yerfıstığı yağı, soya proteini, soya yağı gibi farklı yağların kullanımına başvurulmaktadır. Bu da gıdalarda taklit ve tağşişe başvurulduğunun bir göstergesidir. Gıda hileciliği genellikle ekonomik motivasyonla gerçekleştirilmekte ve tüketici güvenliği göz ardı edilerek kar marjınının arttırılması hedeflenmektedir. Daha ucuz yağlar kullanılarak yapılan tağşişlerin tespiti mevcut yöntemlerle zor olmaktadır. Yapılan bu çalışmada piyasadan toplanan çeşitli helva ve tahin örneklerinin yağları soxhelet yöntemiyle ekstrakte edildikten sonra yağ asidi kompozisyonları ve miktarları da MS ve FID dedektörlü GC ile tayin edilmiştir. Eş zamanlı olarak MS ve FID dedektörde tespit edilen yağ asitlerinin MS dedektörde doğrulaması, FID dedektörde ise hesaplaması yapılmıştır. Yağ asidi bileşimine ve bunların saf susam yağı ve karışımlarından elde edilen oranlarına dayanan veri dağılım modellerini incelemek için istatistiksel olarak PCA analizi kullanılmıştır. Piyasadan alınan örneklerde toplamda 12 adet farklı yağ asidi çeşidi tespit edilmiştir. Temel yağ asitlerinden; Palmitik Asit (C16:0), Stearik Asit (C18:0), Oleik Asit (C18:1), Linoleik Asit (C18:2) Araşidik Asit (C20:0), Behenik Asit (C22:0) ve Lignoserik Asit (C24:0) sayısal olarak miktarca yüksek oranda bulunmuştur. Tağşiş yapıldığından şüphelenilen 5 örnek ile susam yağına %10, %25 ve %50 oranlarında katılmak suretiyle oluşturulan 6 farklı yağ örneği modelinin PCA analizleri yapılarak bunların hangi yağlar olabileceği konusunda yorumlamalar yapılmıştır. Yapılan tüm bu çalışmalar sonucunda seçilen toplam 31 örnekten 5 tanesinde tağşiş yapıldığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Rhododendron luteum ve Rhododendron caucasicum bitki ekstraktlarının antidiyabetik ve antioksidan aktivitelerinin araştırılması
Büşra Özdemir
İnsülin yetersizliği sonucunda ortaya çıkan Diyabetes Mellitus, karbohidrat metabolizması başta olmak üzere, yağ ve protein metabolizmasında da bozuklukla devam eden bir metabolizma hastalığıdır. Diyabet hastalığının tedavi aşamasında birçok bitkinin kullanılabildiği ve bu bitkilerin kandaki glukoz miktarı seviyesini düşürerek antidiyabetik aktivite sergilediği çeşitli çalışmalarda bildirilmiştir. Antidiyabetik aktivite tayini çalışmalarında karbohidrat yıkım mekanizmasında görevli olan alfa-amilaz ve alfa-glukosidaz enzimlerinin inhibisyon testi yapılmaktadır. Bu çalışmada, Rhododendron luteum ve Rhododendron caucasicum bitkilerinin antidiyabetik ve antioksidan özellikleri tespit edilmiştir. Bu bitki türlerinin çiçek ve yaprak ekstraktlarının, toplam polifenolik içerik, toplam flavonoid içerik, demir indirgeyici güç, DPPH radikali süpürme aktivitesi ile antidiyabetik aktivite tayini için alfa-amilaz ve alfa-glukosidaz enzim inhibisyonu spektrofotometrik yöntemler kullanılarak belirlendi. Çalışılan bitki ekstraktlarının en yüksek toplam polifenol içeriği gram örnek başına Rhododendron caucasicum yaprak örneğinin esktraktında 439,42±2,16 mg gallik asit eşdeğeri olarak, en yüksek flavonoid içerik hazırlanan Rhododendron luteum çiçek ekstraktında 11,25±0,027 mg kuersetin eşdeğeri olarak, en yüksek DPPH süpürme aktivitesi ise Rhododendron caucasicum yaprak ekstraktında EC50: 9,16±0,55 µg/mL olarak tespit edildi. En yüksek demir indirgeyici güç kapasitesi ise Rhododendron caucasicum yaprak ekstraktında 382,71±3,17 mg troloks eşdeğeri olarak tespit edildi. Rhododendron luteum çiçek ekstraktı alfa-amilaz inhibisyon aktivitesi IC50: 792,52±10,49 µg/mL değeri ile aktivitesi en yüksek ekstrakt olarak kabul edildi. Alfa-glukosidaz enzim inhibisyonu aktivite tayininde ise Rhododendron caucasicum yaprak ekstraktı inhibisyon aktivitesi IC50: 235,59±1,27 µg/mL değeri ile aktivitesi en yüksek ekstrakt olarak belirlendi. Bu çalışmada, Ericaceae familyasına ait çok yıllık bitkiler olan Rhododendron luteum ve Rhododendron caucasicum bitkilerinin antioksidan özellik gösterdiği aynı zamanda alfa glukosidaz ve alfa amilaz enzimlerini inhibe ettiği gözlemlendi.

















