Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Ratlarda cisplatin kaynaklı nefrotoksisite üzerine karadut (Morus nigra L.) ekstraktının koruyucu etkisinin incelenmesi

    Rahime Altıntas

    Cisplatin kanser tedavisinde kullanılan antineoplastik/sitotoksik bir ajandır ve başta nefrotoksisite olmak üzere hepatotoksisite, mukozit, kan parametrelerinde anormal değişiklikler, periferal nöropati gibi çeşitli yan etkilere yol açabilmektedir. Yan etkilerin oksidan-antioksidan dengenin belirgin biçimde oksidan yönde bozulmasından kaynaklandığı belirtilmektedir. Çalışmamızda zengin polifenolik içeriğe, yüksek antioksidan ve anti-inflamatuar aktiviteye sahip Karadut (Morus nigra) meyvesinden elde edilen ekstraktın, ratlarda cisplatin kaynaklı böbrek toksisitesi üzerine koruyucu etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Karadut numunelerinden etanol, metanol ve sulu ekstraktlar hazırlandı. Bunların Demir (III) İyonu İndirgeyici Antioksidan Kapasitesi (FRAP), 2,2-difenil-1- pikrilhidrazil (DPPH), toplam antioksidan kapasite (TAS), toplam fenolik içerik ve 2,2'-azino-bis (3-ethylbenzothiazoline-6-sülfonik asit (ABTS) antioksidan aktiviteleri tespit edildi ve çalışmanın bundan sonraki kısımlarında en yüksek antioksidan aktiviteyi veren ekstrakt olan metanolik ekstrakt kullanıldı. Hayvan deneylerinde her biri 3-4 aylık (n=7) Wistar Albino dişi ratlardan meydana gelen 5 farklı gruba (kontrol grubu, karadut grubu [KD], cisplatin grubu, Cis+200 mg/kg KD grubu ve Cis+400 mg/kg KD grubu) ayrıldı. Kontrol grubuna 12 gün boyunca serum fizyolojik, karadut grubuna oral yolla 12 gün karadut metanolik ekstraktı (400 mg/kg/gün); Cisplatin grubuna 5. günü i.p yolla tek doz Cisplatin (7,5 mg/kg), tedavi gruplarında ise 5.gün 7,5 mg/kg'lık cisplatin ve 12 gün karadut metanol ekstraktı (200 mg/kg/gün ve 400 mg/kg/gün) oral yolla verildi. 12. Gün tüm gruplardan anestezi altında intrakardial yolla kan alındıktan sonra tüm ratlar sakrifiye edildi. Kanda; Kan üre azotu (BUN), Kreatinin (CREA), toplam antioksidan kapasitesi - toplam oksidan kapasitesi (TAS-TOS) ölçüldü ve oksidatif stres indeksi (OSİ) düzeyleri hesaplandı. Böbrek dokusunda ise Süperoksid Dismutaz (SOD), Katalaz (CAT), Malondialdehit (MDA), tümör nekroz faktör- alfa (TNF-α), Kaspaz-3, TAS, TOS düzeyleri ölçüldü ve OSİ endeksi hesaplandı. Ayrıca böbrek dokusunun histopatolojik değerlendirilmesi yapıldı. Karadut ekstrakları içinde en yüksek antioksidan aktiviteye sahip olarak metanolik ekstrakt bulundu ve ratlara bu ekstrakt verildi. Ratlarda cisplatin ile oluşturulan akut böbrek hasarı sonrası serum örneklerinde tedavi gruplarının cisplatin grubuna göre BUN, kreatin ve TOS düzeylerinde anlamlı düzeyde azalırken (p<0.05), TAS seviyesinde anlamlı düzeyde artığı gözlemlendi. Böbrek doku örneklerinde MDA, Kaspaz-3 ve TNF-α düzeylerinde anlamlı azalma (p<0.05), TAS, SOD ve CAT düzeylerinde ise cisplatin grubuna göre anlamlı bir artış belirlendi (p<0.05). Histopatolojik değerlendirmede cisplatin grubunda kontrol grubuna göre anatomik ve fizyolojik olarak anlamlı bozulmalar görüldü. Tedavi gruplarında ise cisplatin grubuna göre proksimal ve distal epitel hücrelerinin kayıplarında ve debris birikimlerinde azalma olduğu saptandı (p<0,05). Biyokimyasal ve histolojik sonuçlar acısından yüksek doz karadutun düşük doza göre nefrotoksisiteye karşı daha etkili olduğu tespit edildi. Sonuç olarak karadutun cisplatin indüklü böbrek hasarına ve oksidatif strese karşı koruyucu etkisi olduğu gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Magnezyum nanoparçaçıklarının yem börülcesinin (Vigna unguiculata L. Walp ) in vitro rejenerasyonu üzerine etkisinin belirlenmesi

    Rabia Koçak

    Bu çalışma farklı dozlardaki MgO NP'nin yemlik börülce çeşidinde in vitro rejenerasyonuna etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada Magnezyum nanopartiküllerinin farklı dozları yer almıştır. Araştırma Tam şansa bağlı faktöriyel deneme desenine göre, analiz 4 tekerrürlü olarak yapılmıştır. Araştırmada Morfogenesis, Kallus oluşum oranı (%), Sürgün Sayısı (adet), Sürgün Oluşum Oranı (%), Sürgün Uzunluğu (cm), Eksplant başına sürgün sayısı (adet), Kök oluşum oranı (%), Eksplant başına kök sayısı (adet), Kök uzunluğu (cm) gibi karakterler incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre börülce bitkisine uygulanan farklı dozlardaki MgO NP'nin tüm karakterler üzerine etkisi önemli bulunmuştur. Morfogenesis'de en iyi sonuçlar Mg3NP (185 mg), Mg4NP (370 mg) ve Mg5NP (555 mg) uygulamalarından elde edilmiştir. Sürgün oluşum oranında dozlar karşılaştırıldığında en fazla sürgün oluşum oranı %82.50 ile Mg5NP (555 mg) uygulaması ve %72.50 ile Mg4NP (370 mg) uygulamasından elde edilmiştir. Sürgün sayısı, eksplant başına sürgün sayısı ve sürgün uzunluğunda en yüksek değerler sırasıyla 61.25 (adet),17.50 (adet) ve 2.075 (adet) ile Mg4 (370 mg) uygulamasından elde edilmiştir. Kök oluşum oranında en yüksek değerler Mg1 (kontrol) %27.50, Mg2 (370 mg) %27.50 ve Mg4NP(370 mg) %22.50 uygulamalarından elde edilmiştir. Eksplant başına kök sayısında 6.75 (adet) ile Mg2 (370 mg), Kallus oluşumunda %10 ile Mg5NP (555 mg) ve %9.50 ile Mg4NP (370 mg) uygulaması ve Kök uzunluğunda ise 1.575 (cm) ile Mg2 (370 mg) uygulaması en yüksek değerleri vermiştir. Sonuç olarak; İncelenen parametreler içerisinde Mg4NP (370 mg) uygulaması en iyi sonucu vermiş ve daha sonraki çalışmalar için tavsiye edilebileceği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Börülce, Kök Oluşumu, MgO nanopartikülleri, Sürgün, Vigna unguiculata L. Walp

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Futbolda sosyal medya iletişimi ve marka değeri: Trabzonspor ve taraftarları üzerine bir araştırma

    Okan Demir

    Bulunduğumuz yüzyılda futbol kitleleri peşinden sürükleyen, farklı kültürlere sahip insanları bir araya getiren bir olgu olarak ortaya çıkmıştır. Futbolun bu birleştirici özelliği ekonomiden siyasete kadar farklı alanlarda söz sahibi insanların ilgisini çekmiştir. Futbol gün geçtikçe büyüyen ve finansal olarak ciddi bir pazar haline gelmiştir. Bu pazarda yer alan ve kendini konumlandırmak isteyen futbol klüpleri gelirlerini artırmak, kurumsallığını sürdürmek adına marka değerlerini korumak zorundadır. Bunun için sürekli gündemde kalmak ve değişim ve gelişim süreçlerine uyum sağlamak diğer sektörlerde olduğu gibi futbol klüpleri için de ön plana çıkmıştır. Teknolojik gelişme ile paralel olarak-özellikl 21.yy'da- kitle iletişim araçlarında çok büyük değişimler meydana gelmiştir. Bu gelişmeler insanların iletişim ve erişim olarak kolayca ulaşabileceği ve kullanabileceği platformların oluşmasına yol açmıştır. Sosyal medya günümüzde bu platformların başında gelmektedir. Sosyal medya sayesinde çok kısa sürede çok sayıda insan ile iletişime geçmek ve onlardan geri bildirim almak ucuz ve kolay bir hale dönüşmüştür. Bu çalışmada Türkiye Süper Liginde mücadele eden köklü takımlarımızdan olan Trabzonspor'un yoğun rekabet ortamında marka değerini korumak için sosyal medya iletişimi sayesinde oluşturduğu etkileşim ile bu renklere gönül veren taraftarların ortaya koyduğu etkileşimin klübün marka değeri ve bileşenleri üzerinde etkisi araştırılacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Veri zarflama analizi ile hizmet sektöründe performans değerlendirme: Ticaret il müdürlükleri örneği

    Hülya Güner Ertemoğlu

    Günümüzde işletmelerin varlığını verimli bir şekilde devam ettirebilmeleri müşteri memnuniyetini sağlamaktan geçmektedir. Bu anlayış hizmet sektörüne de hâkim olmaya başlamış olup; müşterilere daha iyi hizmet vermek, şikâyetlere daha basit ve hızlı çözümler üretmek ve müşterilerin memnuniyetini sağlamaya yönelik planlanmaktadır. Bu tez çalışmasında 81 İlde faaliyet gösteren Tüketici Hakem Heyetleri (THH) tarafından yürütülen iş ve işlemlerin daha kaliteli olmasını sağlamak amacıyla 2017 yılına ait veriler kullanılarak Tüketici Hakem Heyetlerinin göreli etkinlikleri Veri Zarflama Analizi tekniklerinden çıktıya yönelik ölçeğe göre sabit getiri (CCR) yöntemiyle tespit edilmiş ve performans değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda 23 İl THH'nin (Ankara, Antalya, Aydın, Gümüşhane, İstanbul, Konya, Sinop vs.) etkin, 58 İl THH'nin (Adana, Çanakkale, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Giresun, İzmir, Kayseri, Samsun, Trabzon vs.) göreli etkin olmadığı sonucuna varılmıştır. Etkin olmayan İl Tüketici Hakem Heyetlerinin etkin olabilmeleri için önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    İş doyumunun tükenmişlik düzeyine etkisinde örgütsel sessizliğin aracılık rolü: TRC1 AFAD çalışanları örneği

    İsmail Turgut Pala

    AFAD personellerinin yoğun çalışma temposu, uzun çalışma saatleri, iş yükü ve yüksek stres altında insanlarla iç içe çalışmaları gerekmektedir. Bu şartlar göz önünde bulundurulduğunda, çalışma koşullarının personeli psikolojik anlamda zaman zaman yorduğu düşünülmektedir. Bu varsayımla başladığımız çalışmamız, Suriye insani krizi nedeniyle yoğun göç almış bölgelerde görev yapan Adıyaman, Gaziantep, Kilis İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri personelleriyle sınırlandırılmıştır. Araştırmamızda AFAD çalışanlarının iş doyum, tükenmişlik ve örgütsel sessizlik düzeyleri anket yoluyla yüz yüze görüşerek ölçülmüştür. Anketlerden elde edilen veriler birbirleriyle ve katılımcıların demografik özellikleriyle karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Toplumsal yapı olarak birbirine benzer olan bu üç ilde analiz sonuçlarına göre, Adıyaman'da görev alanların Kilis ve Gaziantep'te görev alan personellere göre tükenmişlik düzeylerinin ve örgütsel sessizlik düzeylerinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kadın çalışanların erkek çalışanlara göre yaptıklarının işten aldıkları doyumun daha az olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızda iş doyumunun tükenmişliğe anlamlı ve negatif yönde etkisi olduğu bulunmuştur. İş doyumunun örgütsel sessizlik üzerinde pozitif etkisi vardır. Örgüt sessizlik iş doyumu kontrolü altında iken AFAD çalışanlarının örgütsel sessizlik düzeylerinin tükenmişlik düzeyleri üzerinde anlamlı ve negatif etkisi vardır. Son olarak, örgütsel sessizliğin aracılık etkisi altında AFAD çalışanlarının iş doyumunun tükenmişlik düzeyleri üzerinde anlamlı etkisi vardır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Evde sağlık hizmetleri araç rotalama problemi için uygulama tasarımı önerisi

    Gökhan Çaybaşı

    Evde sağlık hizmeti birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de yeni yapılanmaya başlamış olan kamusal bir sağlık hizmetidir. Nüfusun yaşlanması, kronik hastalıklar ve sakatlanmalar, sağlık hizmetlerine talebin artmasına neden olmuştur. Artan taleple birlikte sağlık hizmetlerinin maliyetlerinin artması evde sağlık hizmetlerine olan ihtiyacı ön plana çıkarmıştır.Bu çalışmada İl Sağlık Müdürlüğü ile birlikte yürütülen çalışma kapsamında, Erzincan ili Evde Sağlık Hizmetleri biriminin bir haftalık gerçek ve mevcut rotaları incelenmiştir. Birimin mevcut rotaları sezgisel çözüm algoritması grubunda yer alan en yakın komşu (k-nearest neighbor) algoritması temel alınarak Java ve Php dilleri ile kodlanmıştır. Çalışma kapsamında web tabanlı görsel bir uygulama geliştirilmiştir. Geliştirilen bu görsel uygulama sayesinde birimin hangi sıra ile hasta ziyaretlerini gerçekleştireceği belirlenmiş ve hasta ile ilgili tüm işlemleri hasta başında yapabilmesine olanak sağlayan bir uygulama tasarımı önerilmiştir. Geliştirilen yazılım ile birimin rotalarının yeniden belirlenmesi sonucu mevcut duruma göre hem daha az mesafe ile turun tamamlanabileceği hem de personel iş gücünden tasarruf edilebileceği, dolayısıyla hastalara ayrılan hizmet süresinin ve kalitesinin artabileceği gözlenmiştir.Çalışma ilgili literatüre sezgisel bir çözüm algoritması kullanılarak dinamik rotaların otomatik olarak belirlenmesi ve kullanıcıya rotanın görsel çıktısının sunulması açısından katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Farklı oran ve düzendeki dolgu duvarlara sahip betonarme yapıların sismik performanslarının belirlenmesi

    Gülfem Çisem Köse Sunca

    Günümüzde yapıların tasarım ve analizlerinde, yapısal olmayan eleman olarak tanımlanan dolgu duvarların yapı performansına etkileri ihmal edilmektedir. Bununla birlikte, dolgu duvarlar yapılardaki rijitlik, süneklik, mod şekli, sönüm ve periyot gibi yapısal karakteristikleri etkileyen özelliklere sahiptir. Dolgu duvarların yatay rijitliğe katkısının hesaplarda dikkate alınmaması durumu güvenli tarafta kalındığı düşüncesini doğursa da dolgu duvarların kat içerisindeki dağılımı ve oranı; burulma düzensizliği, kısa kolon, zayıf kat düzensizliği ve yumuşak kat düzensizliği gibi bazı olumsuzluklara neden olabilmektedir. Bu sebeple, gerçek yapı davranışını elde edebilmek için dolgu duvarlar, yapıların tasarım ve analiz aşamasında göz önüne alınmalıdır. Bu çalışmada, farklı oran ve düzendeki dolgu duvarların betonarme yapıların sismik performanslarına olan etkilerini araştırılacaktır. Bu amaçla, öncelikle betonarme bir yapının tasarımı Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY, 2018)'de verilen esaslara göre gerçekleştirilmiştir. Yapının tasarımında doğrusal hesap yöntemlerinden eşdeğer deprem yükü yöntemi kullanılmıştır. Tasarımı yapılan betonarme binada 6 farklı oran ve düzende dolgu duvarlar dikkate alınarak TBDY-2018'de belirtilen koşullara uygun olarak seçilen ivme kayıtları ile zaman tanım alanında doğrusal olmayan analizler gerçekleştirilmiştir. Bu analiz sonuçlarına göre binaların performans seviyeleri belirlenmiştir. Analizlerde kullanılan 11 adet yer hareketi kaydı, yakın ve uzak fay etkileri, Ülkemizin faylanma mekanizması gibi parametreler dikkate alınarak seçilmiştir. Seçilen ivme kayıtları, yatay elastik deprem spektrumuyla uyumlu olacak şekilde basit ölçeklendirme yöntemi ile ölçeklendirilmiştir. Yapının sonlu eleman modeli ve zaman tanım alanında doğrusal olmayan analizleri için Structural Analysis Program (SAP2000-2015), kesit analizleri ve moment eğrilik ilişkileri için RESPONSE2000 (RESPONSE2000, 2000) programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda, binada dikkate alınan farklı dolgu duvar oranları ve düzenleri için elde edilen, mod şekilleri, periyot değerleri taban kesme kuvvetleri, göreli kat ötelenmeleri ve yapı performansları seviyeleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Analizler neticesinde, dolgu duvarların periyot değerlerinde ve göreli kat ötelenmelerinde ciddi azalmalara neden olduğu ve binaları deprem performansına önemli katkılar sağladığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Türk sinemasında ürün yerleştirme: 1989'dan günümüze kadar en çok hasılat yapan filmlerin karşılaştırmalı içerik analizi

    Tuğçe Balcı

    Reklam kavramı insanlık tarihinde alışveriş yapma ile birlikte başlamıştır. Tarih boyunca mal kavramıyla ekonomik hayatın gelişmesiyle her dönemde karşımıza çıkmıştır. Ticaretin gelişmesi pazarlamanın var olmasıyla mal ve hizmetler hayatımızda artık zorunlu hale gelmiş ve reklam kendinin geliştirmek için farklı alanlara yönelmiştir. Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte hayatımızda daha fazla yer edinmiştir. Reklamcılık geliştikçe literatürüne yeni kavramlar eklemiştir. Ürün yerleştirme kavramı bu kavramlardan biridir. Gizli reklam olarak da ifade edilen bu kavram etkili bir yöntem olarak kabul edilir. Ürün yerleştirme film veya televizyon sektöründe karşımıza çıktığında göze çarpmayacak şekilde görülür. Ürün yerleştirme ile yeni çıkan bir ürünü tanıtmak, hayali bir ürünü piyasaya sunmak için ortam hazırlamak ve var olan ürünün reklamını yapmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu sayede de başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Televizyonda bir program ya da dizi izlenirken reklamlar çıktığında izleyiciler genel olarak diğer bir kanala geçmektedir. Tüketiciler bu reklam faaliyetlerine karşı olumsuz tutum sergilemektedirler. Bu geleneksel reklamlar tüketiciler üzerinde etkisini yitirmesi üzerine 'ürün yerleştirme' devreye girmiştir. Ürün yerleştirme; Ürünlerin sinema filmleri, bilgisayar oyunları, DVD, LCD, TV programları, müzik klipleri ve kitaplara yerleştirilmesi anlamına gelir. Sinema filmleri; ürün yerleştirmenin en başarılı uygulandığı alandır. Ürün yerleştirme etkili ve ucuz bir yöntemdir.Bu çalışmada Türkiye'de 1989'dan sonra gösterime giren en çok hâsılat yapan 20 yerli filmde uygulanan ürün yerleştirme stratejileri içerik analiz yöntemi ile incelenmiştir. Bu filmlerde hangi markalara yer verilmiştir ve bu markalar ekranda kaç saniye veya dakika yer almıştır bununla ilgili araştırma yapılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Havayolu taşımacılığında hizmet deneyimi ve marka deneyiminin, memnuniyet ve satın alma niyeti üzerindeki etkileri: Erzincan ilinde bir uygulama

    Tuba Özatman

    Gün geçtikçe yaygınlaşan modern tüketim anlayışıyla birlikte müşterilerin markalardan beklentileri işlevsel yarar sağlamaktan çok onları duygusal olarak markaya bağlayacak, heyecanlandıracak, kalplerine dokunacak unutulmaz deneyim yaşamak olmuştur. Çalışmada hizmet deneyiminin marka deneyimi üzerindeki etkisi araştırılarak müşterinin marka ve hizmet deneyimi algılarının bütünleştirilmesi ve davranışsal niyetlere olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma verileri Erzincan Havalimanından seyahat eden 350 yolcuya uygulanan anket ile elde edilmiştir. Veriler istatistik paket programlarında analiz edilmiş, hipotezler yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Araştırma neticesinde hizmet deneyiminin marka deneyimi ve memnuniyete, marka deneyiminin memnuniyet ve tekrar satın alma niyetine etki ettiği ancak hizmet deneyiminin tekrar satın alma niyetine etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kurumsal itibarın ölçülmesi: Gümüşhane Üniversitesinin iç paydaşları tarafından algılanışı

    Hande Taşlı

    Bu çalışmada Gümüşhane Üniversitesinin iç paydaşlarının algılamaları bakımından kurumsal itibarı ve itibar oluşturma çabaları üzerinde durulmuş ve bir anket çalışması yapılarak çalışma desteklenmiştir. Gümüşhane Üniversitesi örneği üzerinden kurumsal itibar algısının incelendiği bu çalışmaya katılanlara araştırmanın anket soruları yöneltilmiş. ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bu kapsamda çalışma evreni, Gümüşhane Üniversitesi öğrenci, akademik ve idari personeli olarak belirlenmiştir. Kolayda örneklem yöntemiyle belirlenen 710 kişiden oluşmaktadır. Bulguların analiz edilmesi sonucunda katılımcıların genel itibariyle Gümüşhane Üniversitesi'ne yönelik kurumsalllitibar. algıları istatistiksel olarakllyüksek düzeyde olumlullbulunurken, bunun yanı sıra bölümllldemografik değişkenlerine. göre katılımcılarınllkurumsalllitibar. algılarında istatistikillolarak. kısmen anlamlı bir. farklılık bulunmuştur. AnahtarlllKelimeler: Kurumsalllİtibar, Kurumsal İtibar Yönetimi, Kurumsal İtibarın Ölçülmesi, Gümüşhane Üniversitesi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Lojistik 4.0 ekseninde en uygun lojistik bilgi teknolojisinin seçimi: AHS ve TOPSİS yöntemiyle değerlendirilmesi

    Beytullah Sezgin

    Lojistik sektöründeki Endüstri 4.0 uygulamaları Lojistik 4.0 olarak adlandırılmaktadır. Lojistik işletmelerin sürdürülebilir rekabet ve maliyet avantajı sağlayabilmesi için doğru bilgi teknolojilerinin kullanılması önemlidir. Bu çalışmada Lojistik 4.0 ekseninde kullanılan bilgi teknolojilerinin önceliklendirilerek Lojistik 4.0 teknolojik düzeyi en yüksek firmanın belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmada Lojistik 4.0 kapsamındaki bilgi teknolojilerinin sınırları çizilmeye çalışılmıştır. Çalışmada bilgi teknolojilerinin sıralamalarının belirlenmesinde Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS), lojistik firmalarının sıralanmasında ise Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution (TOPSIS) yöntemlerinden faydalanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre en uygun bilgi teknolojisi Yapay Zekâ ve teknolojik düzeyi en yüksek firma ise A'dır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Zemin su muhtevası ile elektrik direnci ilişkisi

    Merve Tüzen

    Bu tez çalışması kapsamında, Gümüşhane ili Merkeze bağlı Canca Mahallesi, Alemdar, Sargınkaya ve Tekke Köylerindeki belirli noktalardan zemin numuneleri alınarak, bir dizi laboratuvar deneyine tabi tutulmuştur. Numunelere ait zemin özelliklerinin belirlenmesi amacıyla laboratuvar ortamında her bir zemin numunesine ait su muhtevası ve elektrik direnç ölçümlerine ilaveten elek analizi, likit ve plastik limit deneyleri de yapılmıştır. Aynı zamanda elde edilen su muhtevası değerleri ile elektrik dirençleri karşılaştırılarak; zemine ait bu iki parametre arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır.Tüm bölgelerden alınan zemin numunelerinden elde edilen veriler kullanılarak yapılan analizlerde, su muhtevası ile elektrik direnci arasında en yüksek korelasyon katsayıları üs fonksiyonlarıyla elde edilmiştir. Alemdar bölgesine ait grafiklerden, R2 (korelasyon katsayısı) değerlerinin 0,2366-0,4271 arasında değiştiği görülmüş olup, yapılan değerlendirme sonucunda bu bölgedeki su muhtevası ile elektrik direnci arasında zayıf-orta şiddette korelasyon gözlenmiştir. Canca bölgesi için, su muhtevası ile elektrik direnci arasında yüksek-çok yüksek dereceli bir korelasyon olup, R2 değerleri 0,6521-0,8377 arasında değişmektedir. Sargınkaya bölgesine ait grafiklerden elde edilen R2 değerleri 0,004-0,7417 arasında değişmekte olup, iki parametre arasında çok zayıf-yüksek bir korelasyon söz konusudur. Tekke bölgesine ait grafiklerden elde edilen R2 değerleri ise 0,2849-0,7263 arasında değişirken, aralarında oldukça değişken (zayıf-yüksek korelasyon) bir korelasyon elde edilmiştir. Zeminlerde bulunan killerin cinslerine göre ilişkiler değerlendirildiğinde kaolinit kil içeren Canca ve Tekke zeminlerinde korelasyon katsayıları zayıf-çok yüksek düzeydedir. Diğer yandan, illit cinsi kil içeriğine sahip Alemdar ilişki zayıf-orta düzeydedir. İllit-simektit kil grubu içeriğine sahip Sargınkaya bölgesindeki zeminlerinde ise çok zayıf düzeyden yüksek düzeye kadar değişkenlik göstermiştir. Sonuç olarak; elde edilen tüm verilerin değerlendirilmesi ile dört bölge için de zemin numunelerine ait su muhtevası ve elektrik direnç değerleri arasındaki korelasyon katsayısındaki değişimlerin bölgelerden alınan farklı zemin örneklerinin jeolojik bileşimlerine bağlı olarak değişim gösterdiği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gümüşhane ilinde doğal olarak yayılış gösteren Dactylorhiza romana Subsp. georgica alttürüne ait yumruların biyolojik aktivitelerinin ve fenolik içeriğinin belirlenmesi

    Deniz Kotiloğlu

    Gümüşhane İli Kelkit İlçesi, göstermiş olduğu bitki çeşitliliği nedeniyle önemli bitki alanlarından biri olarak kabul edilmektedir. Orchidaceae familyasına ait farklı bitki türleri bu bölgede yoğun bir yayılış göstermektedir. Özellikle, Dactylorhiza romana subsp. georgica orkidesinin yumruları geleneksel yöntemler ile pek çok hastalığın hafifletilmesinde yerel halk tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmada, yerel halk tarafından kullanılan bu bitkinin biyolojik aktivitelerinin ve fenolik içeriğinin aydınlatılması ve böylece geleneksel kullanımının biyoteknolojik bir bakış açısıyla değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bunun için, farklı polaritelere sahip çözgenlerle (kloroform, etil asetat, metanol, etanol ve hekzan) hazırlanan yumru ekstrelerinin toplam fenolik ve flavonoid madde miktarları, toplam antioksidan kapasitesi ve antioksidan aktivitesi spektrofotometrik yöntemler kullanılarak; fenolik madde içeriği ise HPLC analizi ile belirlendi. Ayrıca, ekstrelerin 3 adet Gram (+), 3 adet Gram (-) bakteri ve 7 adet fungus (2 maya, 5 küf) olmak üzere toplam 13 mikroorganizmaya karşı antimikrobiyal aktivitesi disk difüzyon ve mikrodilüsyon yöntemleri ile belirlendi. En yüksek toplam fenolik madde miktarına (29.15±0.24 mg GAE/g ekstre), toplam flavonoid madde miktarına (6.97±0.25 mg QE/g ekstre), ABTS radikali giderme aktivitesine (89.49±0.83 mg AAE/g ekstre, 50.17±0.96 mg TE/g ekstre), DPPH radikali giderme aktivitesine (9.02±0.01 mg AAE/g ekstre, 12.58±0.08 mg TE/g ekstre) etil asetat ekstresinde rastlandı. Yumru ekstrelerinin toplam fenolik ve flavonoid madde miktarları ile antioksidan kapasite sonuçları arasında korelasyon bulundu. En yüksek fenolik içeriğe sahip olan etil asetat ekstresinde taranan yirmi fenolik bileşenden dokuz tanesi tespit edildi. En fazla bulunan fenolik bileşenin antimikrobiyal etkinliğiyle iyi bilinen benzoik asit (1455.3 µg/g ekstre) olduğu görüldü. Antimikrobiyal aktivite tayinlerinde ekstrelerin çalışmada kullanılan küflere karşı herhangi bir inhibisyon göstermediği tespit edildi. Disk difüzyon yönteminde çalışmada kullanılan ekstrelerin bazı bakteri ve mayalara karşı inhibisyon zonu oluşturduğu, öte yandan ekstrelerin bakterilerden ziyade daha çok maya türlerine karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiği tespit edildi. En düşük MİK değeri kloroform ekstresinde mayalardan C. albicans ve C. tropicalis için 0.5125 mg/ml ve etil asetat ekstresinde C. albicans için 0.5125 mg/ml olarak tespit edildi. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, Dactylorhiza romana subsp. georgica orkidesinin yumru ekstrelerinin yüksek biyolojik aktiviteleri nedeniyle, biyoteknoloji alanında gıda ve ilaç endüstrilerinde doğal ve alternatif bir kaynak olarak kullanılma potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Antimikrobiyal aktivite, Antioksidan aktivite, Dactylorhiza romana subsp. georgica, Toplam fenolik, Toplam flavonoid

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Enterobacterıaceae analizi için tempo cihazı ile klasik metodun karşılaştırılması: Metot verifikasyonu ve ölçüm belirsizliği hesaplamaları

    Osman Yahyaoğlu

    Bu çalışmada, ISO 21528-2 standardının kullanıldığı klasik yöntem ve TEMPO hızlı test yöntemi olmak üzere iki farklı metotla çalışılarak Enterobacteriaceae analizi için metotların karşılaştırılması yapıldı. Hızlı test metodunun verifikasyon parametreleri ve ölçüm belirsizliği hesaplanarak alternatif metot olan TEMPO hızlı test yönteminin doğrulaması yapılmıştır. Tüm gıdaları temsilen standardın belirttiği gıda tiplerinden dört farklı matriks ile tekrarlanabilirlik, tekrarüretilebilirlik, geri kazanım, yeterlilik testi, logaritmik fark, ölçüm belirsizliği çalışmaları ve hesaplamaları yapılmıştır. Farklı 2 seviyede 6'şar tekrarlı ve 2 kişi tarafından çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalarda Tekrarlanabilirlik standart sapması Sr logaritmik olarak 0,05-0,25 değerleri arasında kalmıştır. Tekrarüretilebilirlik standart sapması SR logaritmik 0,09 olarak hesaplanmıştır. Ölçüm belirsizliği değeri dört farklı gıda ve yem tipi için sırasıyla logaritmik 0,0673 – 0,0680 – 0,0810 – 0,0547 – 0,0352 olarak hesaplanmıştır. Metotlar arası karşılaştırmada klasik yöntem ve cihaz ile elde edilen sonuçlar arasındaki maksimum fark logaritmik olarak 0,44 olarak tespit edilmiştir. Metotlar arasındaki korelasyon değerleri; süt 0,9385, dondurma 0,9589, fındık 0,9318, peynir 0,9378 ve balık yağı 0,9603 olarak hesaplanmıştır. Tüm gıdalar ve yemdeki korelasyon değeri 0,9283'tür. TEMPO hızlı test sisteminin klasik yöntemlerdeki gibi sonuçların doğru ve güvenilir olmasının yanı sıra çeşitli avantajları saptanmıştır. TEMPO hızlı test sistemi ile besiyeri hazırlama, ekim, sonuç değerlendirme ve hesaplama işlemlerinin cihazın kendi içinde yapılması ve bunların yanında doğrulama basamağının olmaması nedeniyle klasik metoda göre analiz süresinin kısaltılabilmesi ve çalışma kolaylığı sağlaması TEMPO test sisteminin önemli bir avantajı olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğruluk, Enterobacteriaceae, Kesinlik, Ölçüm belirsizliği, Standart sapma, Tekrarlanabilirlik, Tekrarüretilebilirlik, TEMPO, Verifikasyon

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Bryoria capillaris liken türünün antioksidan, antibakteriyel ve mineral içeriğinin araştırılması.

    Hulusi Demir

    Bir mantar ve bir alg ya da siyanobakteriden oluşan likenler; halk arasında tedavi amacıyla balgam sökücü, ağrı kesici, ateş düşürücü olarak veya gıda olarak tüketildiklerinde ise çay, yağ, baharat olarak farklı birçok kullanım alanına sahiptirler. Bryoria capillaris özellikle Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan en yaygın liken türlerindendir ve halk arasında un ve çay olarak kullanıldığı bilinmektedir. Gıdalarda yapılan çalışmalar sonucu hem sentetik antioksidanların toksik etkiye sahip olduğu gerçeği, hemde gıdaların bozulmasında veya bulaşma sonucu oluşan mikroorganizma faaliyetlerindeki artış nedeniyle geçmişten bugüne doğal antioksidanlar ve antimikrobiyal koruyucularla ilgili birçok çalışma bulunmakta ve her geçen gün daha da artmaktadır. Bryoria capillaris'in su ve etanol ekstratlarının antioksidan aktivitesini belirleyebilmek amacıyla, DPPH• giderme aktivitesi, ABTS•+ giderme aktivitesi, Fe3+- Fe2+ indirgeme kapasitesi, FRAP indirgeme kapasitesi, kuprik iyonları (Cu2+) indirgeme kapasitesi, total fenolik içeriği ve total flavonoid içeriği çalışılmıştır. Standart olarak BHA; BHT, -tokoferol ve troloks kullanılmıştır. Likenin antibakteriyel aktivitesi ise 7 bakteri suşu kullanılarak disk difüzyon yöntemi ile belirlenmiştir. Ayrıca 20 mineralin liken türündeki miktarları ICP-MS cihazı kullanılarak tespit edilmiştir. B. capillaris'in etanol ve su ekstraktlarının (1mg/mL) 20 µg/mL'deki absorbans değerlerinin sırasıyla; Fe3+indirgeme kapasitesi için (0.466±0.02; 0.149±0.025) olduğu ve etanol ekstraktının -tokoferole yakın bir giderme kapasitesine sahip olduğu, FRAP indirgeme kapasitesi için; (0.508±0.00; 0.347±0.003) olduğu, Cu2+indirgeme kapasitesi için (0.335±0.013; 0.173±0.009) olduğu ve etanol ekstraktının BHT'den yüksek ve -tokoferol kadar bir giderme kapasitesine sahip olduğu, ayrıca ekstraktların (10-30 µg/mL) ABTS•+giderme aktivitesi IC50 değerlerinin sırasıyla; (12.955; 39.373) olduğu ve etanol ekstraktının -tokoferol kadar bir aktiviteye sahip olduğu, DPPH• giderme aktivitesi değerlerinin ise; (53,786; 76,800) olduğu görülmüştür. Etanol ve su ekstraktlarının (1mg/mL); toplam fenolik ve flavonoid madde miktarları (µg/mg) sırasıyla (71.190±0.336; 40.952±0.673) ve (95.655±0.318; 25.505±0.158) olarak bulunmuştur. DMSO'da çözünmüş etanol/su ekstraktlarının 7 bakteri suşunda da zon oluşturduğu gözlenmiştir. DMSO'da çözünmüş etanol ekstraktı en iyi antibakteriyel etkiyi E. faecalis suşu, suda çözünen etanol ektraktı ise P. aeruginosa üzerinde göstermiştir. Çalışmamızda B. capillaris'in antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu, antioksidan enzim kofaktörleri olarak bilinen minarellerce (Fe, Zn, Mn) ve beslenme açısından önemli olan makro minerallerce (S, P, Mg, Na, Ca, K) zengin olduğu sonucuna varılmıştır. Türle ilgili yapılan çalışmalar çok sınırlı olduğundan çalışmamız; türle ilgili araştırmanın devamlılığı için gıda ve farmokoloji alanlarına yol gösterici olacağı ve katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gıdalarda erüsik asidin eş zamanlı GC-MS / FID tayini için metot geliştirme ve validasyon çalışmaları

    Dilara Erkmen

    Omega-9 yağları olarak da bilinen Erüsik Asit oranının gıdalarda yüksek olması bazı sağlık risklerini ortaya çıkardığı düşünülmektedir. Literatür de Erüsik Asit seviyelerine maruz kalan insanların kalp damar rahatsızlıkları yaşamaları, miyokardiyal yağlanmaya duyarlı olmaları, diyabete yakalanma oranlarının arttığı ve böbreklerde az düzeyde boşaltım olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)' da Gıdalarda bulunan Erüsik Asit miktarlarıyla ilgili bazı düzenlemeler mevcuttur ve Ülkemizde de Erüsik Asit ile ilgili Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Tebliğinde gıdalarda % 5, bebek formüllü gıdalarda toplam yağ içeriğinin %1 olarak kısıtlanmıştır.. Ayrıca Türk Gıda Kodeksi Belirli Gıdalarda Erüsik Asit Seviyesinin Resmi Kontrolü İçin Numune Alma Ve Analiz Metodu Kriterleri Tebliği (TEBLİĞ NO: 2016/4) yayınlanmıştır.2016/4 nolu tebliğ çerçevesinde yapılan bu çalışmada eşzamanlı çalışacak olan GC-MS/FID analiz metodu geliştirilmiştir. Gıda analizlerinde matriks etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle de Erüsik asidin geliş zamanında başka analitlere ait piklerin gelme ihtimali vardır. Her ne kadar standart olarak Erüsik asit verilse de buna rağmen ; GC çalışma şartlarında değişiklik olmadığı için, analitin geliş zamanına göre karar verilir. Burada MS dedektör ile doğrulanması gereklidir. Erüsik Asit bulunan gıdaların yağları soxelet yöntemiyle ekstrakte edilmiş ve Ektrakte edilen yağların yağ Asitleri kompozisyonu ve Erüsik Asit miktarına bakılmıştır. Ürünler MS ve FID dedektör bulunan GC cihazına verilmiştir. Eş zamanlı olarak MS ve FID dedektörde tespit edilen Erüsik asidin MS dedektörde doğrulaması FID dedektörde ise hesaplaması gerçekleştirilmiştir. Bu metotta LOD, LOQ, tekarlanabilirlik, tekrarüretilebilirlik, geri alma, doğruluk çalışmaları yapılmıştır. Yapılan çalışmada LOD % 0.11, LOQ % 0.38 ve MDL % 0.11 olarak bulundu. Elde edilen bu değerlerin uygunluğu 5 farklı noktada kontrolu yapıldı. TGK 2016/4 Belirli Gıdalarda Erusik Asit Seviyesinin Resmi Kontrolü İçin Numune Alma ve Analiz Metodu Kriterleri Tebliği' ne göre verilen değerler LOD ≤1 g/kg (≤0,1 %); LOQ ≤5 g/kg (≤0,5 %) şeklindedir. Geri alma çalışmalarında geri alma oranları % 98.84 ile % 100.30 arasında değişmiştir. Yapılan çalışmada, geri kazanım iyi analitik performans göstermiştir ve elde edilen üç farklı konsantrasyondaki sonuçlar elde edilmiştir. tekrarlanabilirlik çalışmasında farklı konsantrasyonlardaki katı ve sıvı yağ çalışmaları için birleştirilmiş % RSDr(pool) sırasıyla % 1.66 ve % 1.40 olarak hesaplandı. Elde edilen bu sonuçlar %HRSDr olan % 1.91 değerinden küçük olduğundan yapılan çalışmanın uygun olduğu birleştirilmiş relatif standart sapma değerlendirmesi yapılmış oldu. Tekrar üretilebilirlik çalışmasında farklı konsantrasyonlardaki katı ve sıvı yağ çalışmaları için birleştirilmiş % RSDR(pool) sırasıyla % 2.13 ve % 2.51 olarak hesaplandı. Elde edilen bu sonuçlar %HRSDR olan % 2.88 değerinden küçük olduğundan yapılan çalışmanın uygun olduğu birleştirilmiş relatif standart sapma değerlendirmesi yapılmış oldu. Ölçüm sonuçlarını karşılaştırırken ve limitlere uygunluğu açısından karar verirken önemlidir. Erusik asit analizi ile ilgili validasyon çalışmasında ölçüm belirsizliği k= 2 %95 güven aralığında genişletilmiş belirsizlik ± % 0.60 olarak bulundu. Bulunan tüm sonuçlar Türk Gıda Kodeksi Belirli Gıdalarda Erusik Asit Seviyesinin Resmi Kontrolü İçin Numune Alma Ve Analiz Metodu Kriterleri Tebliğinde (Tebliğ No: 2016/4) verilen limitlerİ karşılamaktadır. Sonuç olarak; bu çalışmada Erusik asit bulunan ürünlerde yapılan analizlerin tespit edilmesindeki doğruluk oranı arttırılmış olup, eş zamanlı olarak Erusik asidin hem analizi hemde doğrulanması ile ilgili bir analiz metodu ortaya koyulmuştur. Bu analiz metodu Türk Gıda Kodeksi Belirli Gıdalarda Erusik Asit Seviyesinin Resmi Kontrolü İçin Numune Alma Ve Analiz Metodu Kriterleri Tebliğ (Tebliğ No: 2016/4) çerçevesinde eşzamanlı çalışacak olan GC -MS/FID 'de geliştirilmiştir. Validasyon çalışmaları yapılmış olan bu metodun Erüsik asit analizi yapan laboratuvarlar tarafından kullanılabilecek bir hale getirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Taze halde soğuk hava etkisine maruz lifli betonların mekanik özelliklerinin incelenmesi

    Hasan Tunç

    Geleneksel beton, tipik olarak yorulma, kavitasyon,(boşluk, oyuk, çukur), aşınma, çarpma dayanımı, çatlama sonrası yük taşıma dayanımı ve tokluk açısından zayıftır. Betonun bu özelliklerinin belirgin olarak gerektiği yerlerde, beton içine değişik malzemelerden üretilmiş ve teknik özellikleri yüksek liflerin katılması sonucu betonun zayıf özellikleri iyileştirilerek beton güçlendirilmiştir. Verimli ve doğru sonuçlar elde edebilmek için beton tasarımının önemli olduğu kadar, beton döküm koşullarında bir o kadar önem taşımaktadır. Beton dökümü sırasında; ortalama sıcaklığın art arda üç gün süre ile +5ºC'un altına düşmesi TS 1248 standardında soğuk hava olarak tanımlanmıştır. Birbirini izleyen 3 günden uzun bir süre içinde; günlük ortalama hava sıcaklığı 5 ºC'den az ise veya 24 saatlik bir sürenin yarısından daha fazla bir sürede sıcaklık 10 ºC'nin üzerine çıkmıyor ise, bu koşullar da yine soğuk hava koşulları olarak tanımlanmaktadır (ACI 306, 1997). Taze betonun döküldüğü ortamın sıcaklığı düşünce priz süresi uzar, hidratasyon yavaşlar ve dayanım kazanma hızı azalır, buna bağlı olarak da kalıp alma süresi de gecikir. Taze betonun ve içindeki suyun donmasıyla birlikte hidratasyon da durur. Don etkisine uğrayan beton çözülünce hidratasyon yeniden başlayabilir, ancak çimento hamuru-agrega ve çimento hamuru-donatı ara yüzeylerinde aderans büyük ölçüde azalır. Bu durum ise beton dayanımında düşüşe yol açar. Bu sebeplerden dolayı; Bu çalışmada; taze halde soğuk hava etkisinde üretilen lifli betonların mekanik özelliklerindeki, değişim incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, çelik ve polipropilen lifler eklenerek üretilen betonlar taze halde 0ºC, -5ºC ve -10ºC derecelerde soğuk havaya maruz bırakılmıştır. Soğuk hava etkisi ile mekanik özelliklerdeki değişimi kıyaslamak amacıyla laboratuvar şartlarında çelik ve polipropilen lifli örnekler üretilmiştir. Lif özelliklerinin mekanik özelliklere katkısını görmek amacıyla çelik ve polipropilen lifler, farklı uzunluklarda ve farklı oranlarda kullanılmıştır. Üretilen örnekler üzerinde eğilme dayanımı, basınç dayanımı ve enerji yutma kapasiteleri (tokluk) belirlenmiştir. Üretilen lifli betonlarda normal şartlar ve soğuk hava şartlarının mekanik özelliklere etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak, betonun maruz kaldığı sıcaklık değerinin değişimi ile mekanik özelliklere olumsuz etkisinin olduğu belirlenmiştir. Betonda kullanılan lif katkısının, mekanik özelliklere olumlu etki yaptığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Çerkeşîzâde Mehmet Tevfîk Efendi ve Akaid risaleleri

    Aynur Atar

    Çerkeşîzâde Mehmet Tevfîk Efendi XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde yaşamış önemli bir ilim adamıdır. Hem dini hem de beşeri ilimlerde çalışmalar yapan Çerkeşîzâde, Kelam, Felsefe, Arap Dili gibi pek çok alanda eser yazmıştır. Dolayısıyla Çerkeşîzâde'nin çok yönlü ve farklı dallarda yetkin bir ilim adamı olduğu söylenebilir. Ayrıca önemli bir devlet adamı olan Çerkeşîzâde hayatının çeşitli dönemlerinde pek çok devlet görevinde bulunmuştur. Çalışmamız Çerkeşîzâde'nin Osmanlı Türkçesi ile kaleme aldığı Miftâhu'l Akâid, el İtkân fî Tahkîki'l- İmân ve Meziyyet-i İslâmiyye adlı risalelerinde yer verdiği İslam inanç esasları ile ilgili görüşlerini ihtiva etmektedir. Bu bağlamda onun itikadi görüşleri ve yorumları sistematik bir şekilde incelenmektedir. Ayrıca söz konusu dönemde Çerkeşîzâde'nin Kelam ilmine yapmış olduğu katkılara değinilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Turizm işletmelerinde mantar yönetim yaklaşımı ve örgütsel bağlılığın değerlendirilmesi

    Burcugül Şen

    Mantar yönetim yaklaşımı (Mushroom Management) özellikle son zamanlarda literatürde yeni yeni bahsedilmekte olan bir yönetim yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, yönetim literatüründe, yöneticilerin genellikle ellerindeki bilgi ve tecrübeyi tek merkezde tutarak çalışanlar tarafından sorgulanmak ve eleştirilmek istenmediklerini ifade eden bir yaklaşımdır. Mantar yönetim yaklaşımı, tıpkı doğal mantar yetiştiriciliğinde olduğu gibi, mantarları karanlık bir ortamda bırakarak yeteri kadar ısı ve hava verilerek hasat almaya benzetilmektedir. Bu bağlamda, yöneticiler astlarına önemsendiğini hissettirecek bilgileri paylaşmakta fakat işletme için önemli olan bilgileri ve tecrübelerini paylaşmaktan kaçınmaktadır. Kısacası mantar yönetim yaklaşımını benimsemiş yöneticiler iş görenlerine hazır, üretim amaçlı bilgileri sorgulama ve yorum yapma, yeni fikirler oluşturma imkânı vermemektedir. Bu yönetim yaklaşımı son yıllarda eğitim, sağlık ve turizm gibi alanlarda da gündeme gelmeye başlamıştır. Bu çerçevede çalışanların örgütsel bağlılık algıları sonucunda, işletme içindeki sorumluluklarını yerine getirme olasılığının olduğu gibi mantar yönetiminin uygulanması durumunda sorumluluklarını yerine getirememe olasılığının da göz önünde bulundurulması gerekir. Bu araştırmada, turizm işletmelerinde çalışan bireylere yönelik uygulandığı düşünülen mantar yönetim yaklaşımının, örgütsel bağlılık üzerinde etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda otel işletmelerinde çalışan toplam 353 çalışana anket uygulanmıştır. Ankete katılanların örgütsel bağlılık ve mantar yönetim yaklaşımı arasındaki etki regresyon analizi ile belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ankete katılan çalışanların örgütsel bağlılık ve mantar yönetim yaklaşımı algılarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada mantar yönetim yaklaşımının, örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin tespitine yönelik uygulanan regresyon analizi sonuçlarına göre ilgili değişkenler arasında düşük düzeyde bir etkinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın literatürde yeni gündeme gelmeye başlayan bir araştırma olması ve özellikle turizm sektöründe daha önce benzer bir araştırmaya ulaşılamaması sebebiyle özgün bir yönü olduğu, ilerideki araştırmalar ve literatür için önemli bir kaynak teşkil edeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mantar Yönetimi, Örgütsel Bağlılık, Turizm Sektörü, Yönetim.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Adduddaif Adnan Tortumi'nin te'lif ettiği Silsile Name-i Nakşibendi el Halidi el Müceddidi adlı eserin incelenmesi

    Erdal Avcı

    Bu çalışmada Adnan Tortûmî'nin Silsilenâme-i Nakşbendî El-Hâlidî El-Müceddidî adlı eserin çeviri yazılı metnine yer verilmiştir. Çeviri yazılı metinden önce faydalı olacağı düşüncesiyle tasavvuf, tasavvuf silsileleri, bazı kavramlar ve önemli şahıslar hakkında ana hatlarıyla malumat sunulmuştur. Bu çalışmada eserin çeviri yazılı metni verilirken temel çeviri teknikleri kullanılmıştır. Ayrıca şahıslar ve kavramlar hakkında bilgi verilirken temel dökümantasyon tarama ve analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bu bağlamda giriş bölümünde ve birinci bölümde dökümantasyon tarama yöntemi ile şahıslar ve kavramlar hakkında bilgi toplanarak, bilgiler analiz edilmiştir. İkinci bölümde ise akademik çeviri yöntemi ile eser titiz bir şekilde çeviri yapılmıştır.