Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kişilik özelliklerinin müşteri karar verme stilleri üzerine etkisi: Bandırma örneği

    İsmail Yaşar

    İnsanlar yaşadıkları süre zarfında kararlar vermek zorundadır. Kararlarını verirken nelerin etkisinde kalarak karar verdikleri hakkında birçok araştırma yapılmıştır. Bireyler bir müşteri olarak satın almaya yönelik karar verirken kişilik özelliklerinin ne derece etkili olduğu ve kararına ne tarz etkisi olduğu hakkında çok az çalışma yapılmıştır. Dünyada ve Türkiye'de bu konu üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde kişilik özellikleri üzerine çok yapıldığı, karar verme stilleri üzerine çok sayıda çalışma yapıldığı görülmüştür. Ancak bireyin bir müşteri olarak karar verirken kişilik özelliklerini inceleyen az sayıda benzer çalışmalara rastlanılmıştır. Bundan dolayı çalışmamız ülkemizde ve dünyada yaşayan bireylere faydalı kılmak için özenli bir araştırma olarak ele alınmıştır. Teknolojinin hızla gelişmesi, küreselleşmenin etkisiyle dünyanın küçük bir Pazar haline gelmesi bireylerin müşteri olarak karar vermesini bazı yönlerden kolaylaştırırken, bazı yönlerden zorlaştırmaktadır. Küreselleşmenin etkisi, kapitalizm sistemin sürekli yeni ürünler üretmesi, var olan ürünleri çeşitlendirmesi, bilgi yığını oluşturması müşterilerin karar vermesini zorlaştırmaktadır. Bireyler kararlarını verirken kendisi için önemli olan şeyler üzerine verir. Müşteriler kararlarını verirken kalite, moda, fiyat yönlü, marka, sadık yönlü, alışkanlıklarında dolayı, boş zamanlarını değerlendirmek üzere ya da referans gruplarının etkisinde kalabilmektedir. Bireylerin müşteri olarak satın alması sonucu oluşan karar verme stillerine kişilik özelliklerinin etkisinin olduğu görülmektedir. Çalışmamız Balıkesir ili Bandırma ilçesinde ikamet eden 170 kişi ile yüz yüze yapılan görüşmelerde bireylerin müşteri olarak karar verirken kişilik özelliklerinin etkisinin ne derece etkili olduğu öğrenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgular SPSS 20 paket programında analiz edilerek yorumlanmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kur'an yolu tahlil ve tercihlerinin Aile Hukuku açısından değerlendirilmesi

    Hamza Kaya

    İslam Hukuku üç ana bölümden oluşmaktadır: İbadat, Muamelat ve Ukubat. İslam Hukukunda muamelatın içinde münekahat başlığı altında incelenen Aile Hukuku, son dönemlerde muasır âlimler tarafından "Ahvalü'ş-Şahsiye" olarak müstakil bir şekilde ele alınmıştır. Tarih boyu aile önemini korumuş ve tüm insanlığın üzerinde hukuk ürettiği bir konu olmuştur. İnsanlığa dünya ve ahiret saadeti vadeden dinimizin temel kaynağı Kur'ân'da, Aile Hukukuyla alakalı yetmiş kusur ayet mevcuttur. Aile Hukuku hükümlerinin tek tek vahye dayanma oranı, diğer hukuk alanlarına oranla daha yüksektir. Hayrettin Karaman, Mustafa Çağrıcı, İbrahim Kâfi Dönmez ve Sadrettin Gümüş, tarafından telif edilen Kur'ân Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, eserinde aile hukuku açısından ahkâm ayetlerinin değerlendirilmesi tezimizin konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmamızda Kuran Yolu müelliflerinin ayetleri yorumlama metotları, tahlil ve tercihleri, konuyla alakalı kanaatleri, yararlandıkları kaynaklar açısından inceledik. Komisyonun ahkâm ayetleriyle ilgili yorumları, hangi sebebe dayandığını ve konuyla alakalı tercihlerinin kaynaklarda, yerlerini tesbit etmeye çalıştık.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Bakara suresinde tevhid konusu

    Taha Çakır

    Tevhid Kur'ân'ın temel konusudur.Bakara sûresinde Kur'ân'ın diğer sûrelerinde olduğu gibi tevhîd konusu sıklıkla ortaya konulur. Bu sûre Medeni olması yönüyle, Mekki sûrelerden farklılık arzeder. Medeni olan Bakara sûresinde sosyal hayata dair meseleler ve tevhîde dair konular birlikte işlenmiştir. Ancak burada tevhîde dair konularda inkâra dayalı bir inanca cevap vermenin yanı sıra Yahûdîlik ve Hıristiyanlık gibi tahrif olmuş inanç sistemlerinin tashih edilmesi söz konusudur. Aynı zamanda günümüzde tevhide aykırı çeşitli inanç akımlarına cevap verebilmesi de bu sûrenin özelliklerindendir. Bu sûredeki âyetler tevhîd açısından zengin muhtevaya sahiptir. Bizler debu âyetleri,tevhid bağlamında ele almak ve konu hakkındaki birikimi ortaya koymak amacıyla bu çalışmayı yaptık.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Tasavvuf ekseninde Sezai Karakoç'un Hızır'la Kırk Saat şiirinin analizi

    Halil İbrahim Arslan

    Tasavvuf "İslâm'ın ruh hayatı ve İslâm Peygamber'inin şahsında temsil ettiği manevi otoritenin müesseseleşmiş ve günümüze kadar yaygınlaşarak gelmiş halidir." İslâm dini ve düşüncesi içinde önemli bir yere sahip olan tasavvufun ana kaynakları Kur'ân ve Peygamberin (a.s.) sünnetidir. Tasavvuf, İslâm'ın gerek manevi ve gerekse ruhani boyutunun tabii bir tezahürü olarak çıkmış, tasavvufun merkezi ıstılah ve âdâbı Kur'ân ve sünnete dayandırılmıştır. Türk edebiyatında çok sayıda tasavvuf ehli ve bunların kaleme aldığı eserler mevcuttur. Tasavvuf şiiri ya da diğer adıyla tekke şiirinin miladı Türkler'in İslâmiyet'i kabulüdür. Tekke edebiyatında tasavvufî düşüncede şeriata bağlılık ve şiddet-nefret yerine müsamaha ve sevgi her daim ön planda tutulmuştur. Bu dönemde yazıan şiirlerin bir bölümü öğretici niteikteyken bir bölümü ise, tasavvuf heyecanıyla yazılmış, aşkın hainden ve coşkunluğundan haber veren halkın hoşlanığı tipte şiirlerdir. Öğretici ve uyarıcı tarzda yazılan esererde zühd ve takva büyük yer tutarken rindane ve âşıkane olan şiirlerde lirizm ön plana çıkmsktsdır. Sezai Karakoç başta şiir olmak üzere, edebiyatın pek çok alanında eserler vermiş, eserlerinde metafiziği ön plana çıkarmış bir şahsiyettir. Edebî kişiliğinin yanı sıra, Karakoç çağımızın sorunlarını ortaya koymaya çalışan, bunlar üzerinde tartışan, sorunların neden ve sonuçlarını tespit etmeyi kendisine amaç edinmiştir. Karakoç'un hayat felsefesi, tespit ettiği sorunlara çözüm bulmak ve bu çözümleri eserleri vasıtasıyla başta okuyucuları olmak üzere toplumla paylaşmaktır. Sezai Karakoç, eserlerini verirken çok geniş bir yelpazeden beslenmiştir. Karakoç eserlerinde, çileyi, umudu ve sabrı da katarak insanı, toplumu, Müslümanları ve İslâm toplumunun içine düştükleri olumsuzluklardan kurtarmanın yollarını aramıştır. Bu çalışmada, Sezai Karakoç'un Hızır'la Kırk Saat şiirinde geçen kavramların tasavvufî manaları ortaya konulmaya çalışılmış ve Sezai Karakoç'un şiirde kullandığı tasavvufî kavramlara yüklediği manalar, Mevlânâ ve Yûnus Emre'nin tasavvufî düşünceleri ile karşılaştırılmıştır. Çalışmada, tasavvuf ekseninde şiirde geçen Allah, Peygamber, Kur'ân-ı Kerîm, vahiy, velî, Hızır, miraç, hicret, mahşer günü-diriliş, vb. dinî-tasavvufî kavramlar belirlenmiş ve Karakoç'un kavramları kullanış biçimi ile kavramlara yüklediği manalar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca şiirde, doğrudan tasavvufî kavram olarak kullanılmayan, ancak semboller ve imgeler ile aktarılan tasavvuf eksenindeki kavramlar da belirlenerek incelenmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2019
    İşletmelerde finansal başarısızlığın makine öğrenme yöntemleri ve Altman Z-skoru ile tahmin edilmesi

    Şafak Sönmez Soydaş

    Bir ülkede faaliyette bulunan firmaların hem kendi varlıklarını devam ettirebilmeleri hem de ülke ekonomisine sağlayacakları faydalar son derece önemlidir. Dünya ekonomilerin küreselleşmesi ve bunu sonucunda dünyada oluşan ekonomik krizlerin devletlerin ekonomilerini ve faaliyette bulunan işletmeleri olumsuz olarak etkilemektedir. Tüm bu durumlar çerçevesinde halı hazırda faaliyette bulunan işletmelerin bu krizlerden etkilenmemesi veya daha az etkilenmesi için işletmelerin finansal olarak iyi yönetilmesi ve başarısızlıktan önce gerekli tedbirleri almaları zorunlu hale gelmiştir. Çalışmanın amacı, finansal başarısızlığın tahmin edilmesi için Borsa İstanbul'da faaliyette bulunan imalat sanayi sektöründeki 178 firmanın 2015-2019 yılları arasındaki mali verileri 24 finansal oran kullanılarak makine öğrenme yöntemleri ve Altman Z-Skoru yöntemini karşılaştırmalı analize tabi tutmak ve finansal başarısızlıktan 1, 2, 3, 4 ve 5 yıl öncesine kadar finansal başarısızlık tahmin modelleri oluşturmaktır. Yapılan karşılaştırmalı analiz sonucunda, Borsa İstanbul'da faaliyette bulunan firmaların Altman Z-Skoru başarısızlıktan 5 yıl öncesine kadar tahmin sonuçları oldukça düşük çıkmıştır. Makine öğrenme yöntemleri ise Altman Z-Skoruna göre çok iyi sonuçlar vermiştir. Makine öğrenme modelleri arasında ise Random Forest (rastgele orman) yöntemi başarısızlıktan 1, 2, 3, 4 ve 5 yıl öncesine kadar oldukça iyi sonuçlar vermiştir. Sırasıyla yapay sinir ağları, destek vektör makinaları ve karar ağaçları yine de Altman Z-Skoruna göre çok iyi tahmin sonuçları elde etmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Alternatif çeşni maddeleri ile zenginleştirilmiş gümüşhane pestillerinin duyusal, fizikokimyasal, mikrobiyolojik ve maliyet analizlerinin belirlenmesi

    Burak Güler

    Uzun yıllar evlerde üretilen Gümüşhane dut pestili kış aylarının vazgeçilmez yiyeceği olarak kullanılır, eşe dosta hediyelik olarak gönderilirdi. Artık daha sağlıklı koşullarda ve ticari amaçlarla seri biçimde üretilmeye başlanan pestil 10 – 15 yılda önemli bir ticari ürün haline gelmiştir. Bu süreç içerisinde Gümüşhane' de faal olarak üretim yapmakta olan 23 işletme kurulmuş olmasına rağmen aile ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak evde pestil üretimi yapılmakta ve ticari olarak işletme sayıları her geçen gün de artmaktadır. Bu araştırmada dut pestilinin üretiminde farklı çeşni maddeleri kullanılarak ve sıvı şeker kullanılarak elde edilen ürünün besinsel özellikleri ortaya konulmak ve maliyet miktarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için beş farklı çeşni maddesi (ayçekirdeği içi, badem, hindistancevizi, yerfıstığı, susam) kullanılarak pestil üretimi gerçekleştirilmiştir. Hammadde olarak un, sıvı şeker, pekmez, süt, çeşni maddesi, su kullanılmıştır Endüstriyel boyutta glikoz şurubu yerine invert şeker şurubu kullanılarak üretim yapılmıştır. Elde edilen ürünlerin duyusal analizler, kalınlık, çeşni miktarı % (m/m), toplam katı madde % (m/m), rutubet % (m/m), asitlik (ssa cin.) % (m/m), pH, HMF (mg/kg), protein % (m/m), toplam kül % (m/m), % 10 HCl çözünmeyen kül % (m/m), toplam şeker % (m/m), glikoz % (m/m), früktoz % (m/m), sakaroz % (m/m), renk, selüloz % (m/m), mineral analizleri (mg/kg), toplam yağ % (m/m) ve türk gıda kodeksine göre mikrobiyolojik analizleri yapılmıştır. Ayrıca kullanılan hamadelere göre maliyet hesaplaması yapılmıştır. Elde edilen pestillerin duyusal analizlerinde hindistan cevizli ve susamlı olalar tad ve aroma bakımından beğenisi yüksek olmuştur. Besin içerikleri bakımından protein, yağ ve karbonhidrat oranları yüksek çıkmıştır. Enerji değerleri hesaplanan pestillerin enerji değerleri oldukça yüksektir. Mineral analizleri yapılan pestillerin içerik bakımından Na, K, Ca, Fe, Zn, P, Mg ve Mn yönünden zengin oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca Cu, Mn ve Ni gibi elementlerde pestillerde tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kadri Paşa ve Tatbîku mâ Vücide fi'l-Kanûni'l-Medenî Muvâfıkan li-Mezhebi Ebî Hanîfe isimli eseri (Tahkik)

    Hüseyin Altıntaş

    Bu çalışma, Muhammed Kadri Paşa'nın "Tatbîku mâ vücide fi'l-Kanûni'l-medenî muvâfıkan li-mezhebi Ebî Hanîfe" isimli eserini tahkik etmek suretiyle ilim camiasına kazandırmayı amaçlamaktadır. Müellifin yaşadığı 19. yüzyıl, Mısır'da siyasî, sosyal ve kültürel olarak çok çalkantılı bir döneme tekabül etmektedir. Fransız tesirinin her alanda bariz bir şekilde hissedildiği bu yüzyılda yapılan kanunlaştırma faaliyetleri de bu etkileşimden payını almıştır. Dönemin idarecilerinin talimatıyla kaleme alınan ve tahkikini yaptığımız bu eser, Fransız Medenî Kanunun, İslam Hukukuna uygunluğunu konu edinmektedir. Mısır'da Avrupâî tarzda eğitim vermesi için kurulan ve batı kaynaklarının tercümesi asıl vazifesi olan "Medresetü'l-Elsün"ün amacına uygun hizmet verdiğinin en önemli göstergesi Muhammed Kadri Paşa'dır. Anahtar Kelimeler: Kadri Paşa, Kanunlaştırma, Fıkıh, Medeni Kanun.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kuru kayısı ilavesi ile üretilen tereyağlarında depolama süresince bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi

    Merve Bulut

    Bu çalışmada üç farklı oranda kuru kayısı (% 15, 20 ve 25) ve kontrol (kuru kayısı içermeyen) tereyağlarının depolama süresince (1, 15, 30, 45 ve 60 gün) bazı fiziksel, kimyasal, duyusal ve antioksidan özellikleri araştırılmıştır. Kurumadde ve yağ oranları depolamanın 1 ve 60. günlerinde, şeker içerikleri ise depolamanın 1. gününde belirlenmiştir. Kurumadde ve yağ içerikleri kayısı ilavesiyle azalmıştır. Kayısı içeren tereyağları kontrol örnekle karşılaştırıldığında daha düşük pH, yüksek titrasyon asitliği göstermiş ve istatistiksel olarak p<0.01 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kayısı içeren örneklerde serbest yağ asitliği değerleri kontrol örneğe göre artmış ve artış kayısı oranıyla doğrusal bulunmuştur. Depolama periyodu süresince peroksit değerleri artış göstermiştir. Örnekler arasında en düşük peroksit değeri % 25 kayısı içeren örnekte bulunmuştur. TBA değerleri kayısı oranına bağlı olarak artış göstermiştir. Tereyağlarının antioksidan özellikleri fenolik madde içeriği, DPPH ve toplam antioksidan değerleri ile belirlenmiştir. Bütün bu değerler kayısı içeren örneklerde kontrol örneğe nazaran artmış, p<0.01 düzeyinde önemli bulunmuştur. Kayısılı tereyağlarında şeker içeriği meyve oranına bağlı olarak artmıştır. Renk değerleri L için 78.81-90.56; a* için -4.09 – (-) 2.40 ve b* için 16.50-30.39 arasında değişmiştir. Duyusal değerlendirme sonucunda, genel kabul edilebilirlik açısından panelistler tarafından en beğenilen örnek % 20 oranında kayısılı örnek olmuştur. Sonuçlar kayısı ilavesinin tereyağlarında antioksidan kaynağı olarak kullanılabileceği ve doğal şeker içeriğinden ötürü sağlıklı bir gıda olarak tüketilebileceğini göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Markalaşmanın marka sadakatine etkisi: Cep telefonu üzerine bir inceleme

    Mustafa Agdaş

    Gelişen dünya pazarında firmaların ayakta kalabilmesinin en önemli yollarından biri de ürünlerini daha iyi ve daha farklı bir konuma getirip müşteri memnuniyetine sunmasıdır. Firmaların pazarlama çabalarının daha iyi seviyeye gelmesi için öncelik olarak tüketiciler ile arasında sağlam bir bağ kurması ve tüketici isteklerini iyi analiz etmesi gerekir. Marka tüketicilerin satın alma davranışları içerisinde çok önemli bir konumda yer aldığı bir gerçektir. Öyle ki tüketiciler hayatını bazen bir marka ile tanımlamaktadır. İşletmeler için de bunun önemli olduğu kabul edilmiş ve markayı insanın hayatında nasıl konumlandırabilirim? sorusu sorulmaya başlanmıştır. Bu nokta da gelişen markalaşma kavramı firmalar için tüketicileri kendilerine özel müşteri yapma yarışına koymuştur. Tüketiciler satın aldığı ürün karşısında memnun olması ve beklentisinin karşılanması sonucu aynı markaya yönelmesi ve bu yönelimi çevresine farklı kanallar ile çevresine iletmesi marka sadakatini ortaya çıkarmış ve firmaların marka sadakati üzerine yoğunlaşmasını etkilemiştir. Marka sadakati tüketicilerin bir markaya bağlılığı anlamına gelir. Bir markaya bağlı olan müşteriler için bağlı olduğu marka kendilerinin hayatında bir parça halini alır. Bu durumda firmalar için daha kolay satış işlemi ve büyüme anlamına gelmektedir. Yapılan çalışmada veri toplama anket yöntemi ile gerçekleşmiş 361 kişi üzerinde yapılan anket sonuçları SPSS 17.0 programında analiz edilmiştir. Toplanan verilerin Frekans analizi, güvenilirlik analizi, normallik analizi, kruskalwallis testi, Man whitney U testi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cep Telefonu, Marka, Markalaşma, Marka sadakati

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Afet yönetiminde coğrafi bilgi sistemi uygulaması: Kırım Kongo kanamalı ateş hastalığı örneği

    Naime Asri

    Afetler doğal ve doğal olmayan nedenlerle azımsanmayacak ölçüde can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları da sonuç itibari ile ölümle sonuçlanan afet kapsamında değerlendirilmelidir. Bu vakaların analizi içinde mekânsal dağılım önem arz etmektedir. Coğrafi çevre ile ilişkili olarak görülen hastalıkların ve afetlerin tespiti, takibi ve izlenmesi için afet ve sağlık alanında Coğrafi Bilgi Sistemin (CBS)'den yararlanılmaktadır. Bu çalışmada 2004-2014 yılları arasında görülen KKKA vakalarının CBS ile analizi amaçlanmıştır. Elde edilen veriler CBS ortamına aktarılıp vaka dağılım haritaları oluşturulmuştur. Bu sayede riskli bölgeler belirlenerek gereken önlemlerin alınmasına katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Özelikle 2000 m rakım altındaki bölgeler, kıraç alanlar, Torul, Köse ve Merkez ilçenin bazı bölümleri ile Şiran ve Kelkit ilçelerinin tamamına yakını riskli bölge olarak gözlenmiştir. Bulgular değerlendirilerek sonraki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur. Vaka verilerin, yükseklik, nüfus ve şahıs/bölge meslek grup verileri ile değerlendirilmesi başlıca öneriler olarak sıralanabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Ortaokul öğrencilerine verilen afet bilinci eğitiminin öğrencilerin bilgi düzeyleri üzerine etkisi: Gümüşhane örneği

    Olcay Piyadeoğlu Kaya

    Bu çalışmanın amacı Gümüşhane ili merkez ilçesindeki ortaokul düzeyindeki öğrencilerin afet bilinci bilgi düzeyini ve yapmış olduğumuz afet eğitimi sunumunun öğrencilerin afet bilinci bilgi düzeyi üzerine etkisini ölçmektir. Araştırmanın evrenini Gümüşhane merkez ilçede bulunan tüm ortaokullarda öğrenim gören 1808 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma küme örnekleme yöntemi ile seçilen Gümüşhane merkez ilçede iki ortaokul ve merkeze bağlı bir belde olmak üzere toplam üç ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, üç ortaokulda okuyan 5., 6., 7. ve 8. sınıf olmak üzere tüm sınıflarından basit rastgele örnekleme yöntemi ile ikişer şube seçilerek 341 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmamızın veri toplama aşaması 2015-2016 eğitim öğretim döneminde yapılmıştır. Öğrencilere eğitim öncesi, eğitim sonrası ve eğitimden iki ay sonra literatür araştırılarak araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu gözlem altında uygulanmıştır. İlk anket uygulamasından sonra araştırmacı tarafından literatür araştırılarak hazırlanan sunum uygulanmıştır. Veriler SPSS 20,0 istatistiksel paket programıyla analiz edilmiştir. Gümüşhane ilinde heyelan, kaya düşmesi,sel gibi.. doğal afetler deprem doğal afetinden daha sık gözükmektedir. Öğrencilerin % 74,5 Gümüşhane doğumlu olmasına rağmen eğitim öncesi öğrencilerin bölgesel riskler konusunda yeterince bilgiye sahip olmadıkları görülmüştür. Öğrencilere verilen eğitimden hemen sonra toplam bilgi ortalama puanı (59,64±15,38), eğitim öncesi toplam ortalama bilgi puanıyla (50,23±16,25) istatistiksel olarak yapılan karşılaştırma anlamlı bulunmuş öğrencilere yapılan sunum afet bilgi düzeyini artırmıştır. Eğitimden iki ay sonra toplam ortalama bilgi puanının (53,74±16,52) eğitim öncesi ve eğitimden sonra ki toplam puan ortalamalarının istatiksel karşılaştırmaları yapılan sunumun kalıcılık etkisinin devam ettiğini göstermektedir. Araştırmamız sonucunda; üç ortaokulda bulunan öğrencilerin afet bilgisinin bölgesel riskler ve korunma, hazırlık konusunda yetersizliği ve kız öğrencilerin afet bilgisinin erkeklerden fazla olduğu görülmüştür. Yapılan eğitim öğrencilerin afet bilinci düzeyini artırmış ve kalıcılık etkisini sürdürmüştür. Öğrencilerin afet bilgi düzeyini artırmak için afet eğitiminin bölgesel riskler düşünülerek planlanması, uzman kişiler tarafından okullarda afet eğitimlerinin verilmesi, belirli aralıklarla tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Afet Bilinci, Eğitim, Gümüşhane, Ortaokul Öğrencisi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kamu kurumlarında performans esaslı bütçeleme; Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Gürsel Karakuş

    Çalışmanın konusu, kamu kuruluşlarında performans esaslı bütçelemenin uygulanabilirliğini esas almaktadır. Bu bakımdan kamu yönetiminde özellikle 1980'li yıllardan sonra etkili olmaya başlayan yeni kamu yönetiminin bir yansıması olan performans esaslı bütçeleme sistemi önem kazanmıştır. Türkiye'de 2000'li yıllardan sonra daha fazla önem kazanan bu anlayış, kamu yönetimi reform dalgasının önemli bir ayağını oluşturmuştur. Bu tez çalışmasında da Türkiye'de performans esaslı bütçeleme sisteminin uygulanabilirliği ve elde edilen sonuçlar, bir kamu kuruluşu olan Gümüşhane Üniversitesi örneğiyle analiz edilmiştir. Bu bağlamda çalışmada öncelikle performans esaslı bütçelemeye ilişkin genel düzeyde kavramsal bilgiler verilmiş, daha sonrasında performans esaslı bütçeleme ile ilgili olduğu savunulan kamu yönetimi reformları Türkiye özelinde ele alınmıştır. Çalışmada Türk kamu yönetiminin örneklemesi amacıyla Gümüşhane Üniversitesinde görüşmeye dayalı bir alan araştırması yapılmıştır. Bu alan araştırmasından elde edilen veriler analiz edilerek, performans esaslı bütçeleme sisteminin, Türk kamu yönetimindeki uygulanabilirliği, faydalı ve aksayan yönleri ve sistemin geleceğine ilişkin öneriler yapılmıştır. Ayrıca çalışma, Türkiye'de performans esaslı bütçeleme sistemi ve kamu yönetim reformları arasında bir ilişki kurması dolayısıyla da önem taşımaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Üniversite öğrencilerinde finansal okuryazarlık araştırması: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Sare Sancak

    Finansal okuryazarlık kavramı oldukça yeni bir kavram olmakla birlikte, literatürde üzerinde fikir birliğine varılmış bir tanımı yoktur. Genel olarak finansal okuryazarlık bireylerin finansal hizmet ve ürünlere ilişkin bilgi sahibi olmasını ve bu bilgiler doğrultusunda finansal kararlar alabilmesini ifade etmektedir. Türkiye'de ve dünyada yapılan araştırmalar finansal okuryazarlık oranının oldukça düşük olduğunu göstermektedir. Cude ve diğerleri 2006 yılında üniversite öğrencileri arasında yaptıkları araştırmada öğrencilerin finansal bilgilerinin yetersiz olduğu sonucuna varmışlardır. Lusardi ve Mitchell 2008 yılında yaptıkları çalışmada kadınlar arasında finansal okuryazarlık oranının oldukça düşük olduğunu belirlemişlerdir. Bayram 2010 yılında üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyini araştırdığı tezinde, öğrencilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin oldukça düşük olduğunu ve bu durumun farkında olmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Lusardi ve Mitchell 2011 yılında yaptıkları araştırmada kadınların, yaşlıların, azınlıkların ve düşük eğitimli olanların finansal okuryazarlık seviyelerinin düşük olduğunu ileri sürmüşlerdir. Finansal okuryazarlık hakkında Türkiye ve Dünyada pek çok araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda Gümüşhane Üniversitesi öğrencileri üzerine yapılacak bir araştırma önemlidir. Üniversite öğrencilerinin kısa bir süre sonra iş hayatına atılacağı ve kendi ekonomik kararlarını kendilerinin vereceği göz önünde bulundurulursa, onların finansal okuryazar olmaları ülke ekonomisi açısından büyük önem arz etmektedir. Finansal kaynaklarını doğru yönetebilen bireyler ülke piyasalarının etkin bir şekilde çalışmasını da sağlayacaktır. Bu da finansal eğitimin henüz çalışma hayatına atılmadan verilmesi ile mümkün olacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Sosyal çalışmacıların fiziksel engelli bireylerin sorunlarına yönelik tutumları

    Furkan Ulusal

    Bu çalışmada, sosyal çalışmacıların fiziksel engelli bireylerin sorunlarına yönelik tutumlarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırma kapsamında; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Üniversiteler ve diğer kamu ve kuruluşlarında bulunan sosyal çalışmacılara ulaşılmaya çalışılmıştır. Fiziksel engelli bireylere yönelik tutumların belirlenebilmesi için Atherton vd. (1993) tarafından oluşturulan ölçek, fiziksel engelli bireylere yönelik uyarlanarak kullanılmıştır. Yapılan araştırmanın ilk bölümü, özelinde fiziksel engelli bireyler olmak üzere engellilik alanında literatür çalışması olarak hazırlanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise sosyal çalışmacılara uygulanan anketin, SPSS 16 programı kullanılarak ortaya çıkan istatistiksel verilerin kullanılmasıyla, fiziksel engellilere yönelik tutumların belirlendiği bölüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Verilerin sunulmasının ardından, genel bir değerlendirme yapılarak çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Çalışmacı, Fiziksel Engelli, Tutum

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Yukarı Karasu Havzasının Aziziye-Aşkale arasındakalan bölümünün heyelan duyarlılık analizi

    Erdem Aydoğan

    Ülkemizde depremlerle birlikte aktif fay zonları boyunca sıklıkla gerçekleşen afet türlerinden biri de heyelanlardır. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verileri dikkate alındığında Erzurum ili heyelan gerçekleşme sayısına göre ülkemizde ilk sıralarda yer almaktadır. Bu çalışmada frekans oranı yöntemi ile Yukarı Karasu Havzasının Aziziye-Aşkale (Erzurum) arasında kalan bölümünün heyelan duyarlılık analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanı 1/25000 ölçekli 32 adet paftanın kesişim sınırlarından oluşmaktadır. İnceleme alanında daha önce MTA tarafından gerçekleştirilen çalışmalardan yararlanarak 1/25000 ölçekli jeoloji haritası hazırlanmıştır. Bölgede Erken Paleozoyikten Kuvaternere kadar değişen yaş aralığında 14 farklı formasyon ayırtlanmıştır. Heyelan duyarlılık analizine yönelik olarak arazi çalışmaları ile 334 adet heyelan kayıt altına alınmış ve heyelan envanter haritası oluşturulmuştur. Mevcut heyelanların %80'i analizlerde kullanılırken rastgele seçilen %20'si ise kontrol ve performans aşamasında değerlendirilmiştir. Heyelan duyarlılık haritasının üretilmesinde jeolojik faktörlerden litoloji ve faya yakınlık parametreleri, topoğrafik faktörlerden, yükseklik, yamaç eğimi, yamaç eğim yönü (bakı), yamaç eğriselliği parametreleri ve çevresel faktörlerden arazi kullanımı ile akarsuya yakınlık parametreleri kullanılmıştır. Çalışmada frekans oranı yönteminden yararlanarak heyelan duyarlılık haritası üretilmiş ve 5 farklı duyarlılık sınıfı ayırtlanmıştır. Daha sonra duyarlılık haritasının performans analizi mevcut heyelanlarla duyarlılık haritası çakıştırılarak gerçekleştirilmiştir. Üretilen duyarlılık haritasında çalışma alanının %55.02'si, mevcut heyelanların ise %89.1'i yüksek ve çok yüksek duyarlı alanlarda tespit edilmiştir. Bu durum çalışmada elde edilen heyelan duyarlılık haritasının başarılı bir şekilde kullanılabilir olduğunu göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Finansal tabana yayılma: Değişkenlerin tespiti ve değişkenler arası ilişki analizi

    Fatih Yıldırım

    Finansal tabana yayılma, bireylerin finansal araçlar hakkında bilgi sahibi olması ve sahip oldukları bu bilgiyi kullanabilmeleri olarak tanımlanabilir. Ayrıca finansal tabana yayılma, finansal okuryazarlık ve finansal erişim bileşenlerinden oluşmaktadır. Günümüz koşullarında finansal bilgi sahibi olmak büyük bir önem arz etmektedir. Finansal bilgi düzeyi yüksek olan bireyler kendi bütçelerini oluşturup tasarruflarını değerlendirme konusunda daha etkindirler. Bu çalışmanın amacı finansal tabana yayılma kavramını oluşturan değişkenlerin kendi aralarındaki ilişkinin hangi yönde olduğunun tespit edilmesidir.. Bu bağlamda Trabzon ilinde ikamet eden bireyler üzerinde, daha önce araştırmacılar tarafından geliştirilen bir anket uygulanmıştır. Anketin ilk bölümünde bireylerin demografik özellikleri belirlenmeye çalışılmış, ikinci bölümünde ise finansal tabana yayılma değişkenleri arasındaki ilişki ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucuna göre, finansal tabana yayılma değişkenleri arasında ilişki vardır. Finansal tabana yayılma değişkenleri bireylerin, cinsiyetine, yaş gruplarına, öğrenim durumlarına, gelir düzeylerine ve meslek gruplarına göre değişmektedir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kamu personelleri finansal okuryazarlık düzeylerinin otomatik katılım sistemi'nden ayrılma eğilimine etkisi: Erzincan iline yönelik bir uygulama

    Fatih Bilgin

    Türkiye'de 2001 yılında uygulanmaya başlanan Bireysel Emeklilik Sistemi ile birlikte, 01.01.2017 tarihi itibariyle yurtiçi tasarruf oranlarının artırılması ve bireylerin aktif dönemdeki gelir seviyelerini korumak amacıyla Otomatik Katılım Sistemi'ne geçilmiştir. Otomatik Katılım Sistemi ile kamu ve özel sektörde çalışan 45 yaş altındaki tüm çalışanlar kademeli olarak sisteme dâhil edilmiş ve edilmektedir. Bu çalışmada kamu personellerinin finansal okuryazarlık düzeyini ölçen ve bu doğrultuda yeni bir sistem olan Otomatik Katılım Sistemi'nde kamu personellerinin sistemde kalma ve sistemden ayrılma eğilimleri anket yöntemi ile belirlenmeye çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Birgivi'nin ed-Dürru'l-yetîm adlı eseri ışığında Eskicizâde'nin Terceme-i Dürr-i Yetîm'i ile A. Celaleddin Karakılıç'ın Tecvîd ilmi eserinin karşılaştırılması

    İsmail Demiral

    İlahi mesajın kaynağı olan Allah, vahye muhatap olan elçisine, Kur'an'ın nasıl tilavet edileceğini bildirmiştir. Bu sebeple, gerek sahabe gerekse sonraki dönemlerde İslama hizmet eden âlimler, Kur'an'ı düzgün okumak için, sözlü ve yazılı olarak büyük gayret sarf etmişlerdir. Kur'an'ın hadimliğini yapanlar arasında Dürru'l-Yetîm sahibi Birgivi (ö. 981/1573), Terceme-i Dürr-i Yetîm sahibi Eskicizâde (ö. 1243/1827) ve Tecvid İlmi adlı eserin sahibi Celâleddin Karakılıç (d. 1929) gibi âlimler de yer almıştır. Bu çalışmada on altıncı yüzyılda Birgivî, on dokuzuncu yüzyılda Eskicizâde ve yirminci yüzyılda Karakılıç tarafından yazılan tecvidle ilgili eserler değerlendirilmiştir. Genel olarak tecvid ilminin serüveni hakkında bilgiler sunulmuştur. Cumhuriyet döneminde tecvid alanında eser telif eden önemli şahsiyetlerin kitapları içerik bakımından kısaca tanıtılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kur'ân-ı Kerîm'de nüzûl sırasına göre Hz. Muhammed'in sîreti (Hz. Muhammed'e yönelik hitap âyetleri çerçevesinde ilk 65 sûre örneği)

    Zeynep Çelik Koç

    Kur'ân'ın en temel konularından biri nübüvvettir. Nübüvvet konusunda Hz. Muhammed'in hayatına genişçe yer verilmiş ve insanlar için en güzel örnek olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle Kur'ân'ın daha iyi anlaşılabilmesi ve yaşanılırlığının görülebilmesi için Hz. Muhammed'in sîreti bilinmelidir. Hz. Muhammed'in hayatını öğrenirken de hareket noktası Kur'ân olmalıdır. Kur'ân'dan hareketle Hz. Nebî'nin insani yönünün öne çıkarılması, hayatının örnek alınacak tarzda ve tüm insanlığa hitap eden evrensel değerler bağlamında sunulması gerekmektedir. Bu hedef doğrultusunda, Kur'ân'ın nüzûl sürecinin ilk 65 sûresinde, Hz. Muhammed'e hitap eden âyetlerin izi sürülerek, örnek bir sîret kesiti sunulmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    İslâm Ceza Hukukunda bilinçli taksir ve olası kast hükümleri

    Temel Mahmutoğlu

    Olası kast ve bilinçli taksir kavramları seküler anlamda hayatımıza yeni girmiş kavramlardır. Ancak bu kavramlar kasıt benzeri ve hakiki hata şeklinde İslâm hukuku klasik kaynaklarında asırlar öncesinden beri yerini bulmuştur. Amacımız seküler hukukta yoğun bir şekilde tartışılan ancak modern İslâm hukuku sahasında pek de derinlemesine incelenmeyen olası kast ve bilinçli taksir kavramlarını incelemektir. Ayrıca hem İslâm hukuku hem de Türk Ceza Kanun'unu olası kast ve bilinçli taksir bağlamında mukayeseli olarak işleyip benzer ve farklı yönlerini ortaya koymaktır.