Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Doktora TeziAçık Erişim2019
    Juynboll'un hadisle ilgili teorileri üzerine değerlendirme

    Alam Khan

    Hadith is the secondary source of Islamic law. Therefore, there are many studies about hadith in Islamic literature. Hadith has drawn the attention of the Western researchers and scholars and they have produced important studies in this discipline. Ignaz Goldziher and Joseph Schacht are the foundation pillars of modern hadith and critical studies in orientalism and both are considered as the authority in hadith criticism. They raised questions on the authenticity of hadith as a source of Islamic Jurisprudence and Islamic History, they introduced different theories encompassing Isnad and Matan clusters of hadith, which paved the way to skepticism about hadith in the Western world. Dr. G.H.A Juynboll was the prominent orientalist, who developed the theories of early Western scholars and supported them with a tangible and rich number of evidence from Islamic literature. In the present era, his works have become the main source of research in the fields of Hadith and Orientalism. The purpose of the study was to focus on Juynboll's theories related to hadith literature; these theories have been compiled in two chapters. The first chapter contains those theories which are related to Isnad of hadith and hadith criticism in Juynboll's works such as, the beginning of Isnad and hadith criticism, Common Name and Namesakes. while the second one covers Juynboll's theories about Matan of hadith like, Qussas and their role in the fabrication of hadith, hadith mutavâtir, evâil and the elucidation and history of word Fitna in the tradition of Ibn Sîrîn. The importance of the study lies in the assessment of Juynboll's theories in the light of his cited sources from Islamic literature, it follows the critical approach whereby the related theories discussed and analysed.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Sahîh-i Buhârî'nin bab başlıkları konusunda yazılan eserler ve Sahîh'in bab başlıklarındaki muallak hadislerin incelenmesi

    Mahmut Mahmutoğlu

    [MAHMUTOĞLU, Mahmut]. Sahîh-i Buhârî'nin Bab Başlıkları Konusunda Yazılan Eserler ve Sahîh'in Bab Başlıklarındaki Muallak Hadislerin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, 2019, (XV+ 146). Ale'l ebvâb sisteme göre te'lif edilen el-Câmiu's-sahîh'teki bab başlıklarının, Buhârî'nin şahsî görüş, düşünce ve fıkhî anlayışını yansıttığı bilinmektedir. Bu durum sadece bab başlıklarını esas alan çalışmaların yapılmasına ve hadis edebiyatı içerisinde ayrı bir yazın türünün doğmasına sebep olmuştur. Bab başlıklarına bakıldığında hepsinin aynı özellikte ve muhtevada olmadıkları görülmektedir. Başlıkların bazılarında âyetler zikredilmiş, bazılarında muallak, mevkûf veya maktû hadisler sevk edilmiştir. Buhârî'nin bazı bab başlıklarında kendi sözünü veya görüşünü ifâde ettiği de olmuştur Bu çalışmanın ilk kısmında Buhârî'nin bab başlıkları üzerine yapılan başlıca çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci kısımda ise Sahîh'te müsned olarak verilmeyen muallak rivâyetler ve bunların muallak olarak bırakılma nedenleri araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bab başlığı, el-Câmiu's-sahîh, Buhârî, Teracim.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    19. yüzyılda yabancı seyyahlara göre Osmanlı Devletinde kahvehaneler

    Ahmet Türker

    Bu çalışmada öncelikli olarak 19. yüzyılda Osmanlı Devleti topraklarında bulunan yabancı seyyahların eserleri incelenmiştir. Bu esserlerin incelenme amacı Osmanlı Devleti' ndeki mevcut sosyal alanlardan olan kahvehaneleri seyyahların gözünden bakarak incelemektir. Bununla beraber, seyyahların kendi kültürlerinde bulunan kahvehane türevi mekanlarını Türk kültüründeki kahvehaneler ile mukayese etme imkanı olmuştur. Örneklem olarak seçilen 19. yüzyıl yabancı seyyahlarının gözlemlerinden yararlanılarak günümüz araştırmacılarına bu konudaki yazımlar bir nevi kataloglandırılmıştır. İncelenen bu seyyahların seçiminde eserlerinde Osmanlı'daki kahve kültürü ve kahvehanelere dair izlenimlerini daha detaylı bir şekilde yansıtanlar esas alınmıştır. Pek çok seyyah incelenmiş fakat kısmen seçimler bu sınır dâhilinde yapılmıştır. Bu çalışmadaki amaç dönem seyyahlarının Osmanlı toplumundaki kahve tüketimi ve kahvehane kültürüne dair bahislerini irdeleyip bir araya toplamaktır. Çalışmadaki kavramlar detaylı olarak incelenerek nitel veri analizi yöntemiyle betimsel ve içerik analizi yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kahve, kahvehane, Osmanlı Devleti, yabancı seyyahlar, 19. yüzyıl

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Türkiye'de spor markası yaratmak: Taraftarların Türk futbol takımlarının markalaşmasına yönelik tutumları üzerine bir araştırma

    Mert Furkan Şafak

    Günümüzde markaların yarattıkları ekonomik değerler, birçok ülkenin ekonomik büyüklüklerini geride bırakmış durumdadır. Bu nedenle, ülkeler uluslararası arenada varlıklarını sürdürebilmek ve etkin güç olabilmek için güçlü markalara sahip olma gayreti içerisine girmişlerdir. Bu çerçevede dünyada hemen hemen her sektörde bir markalaşma çabasının ortaya çıktığı görülmektedir. Bu sektörlerden en göze çarpanlarından birisi de spor dünyasıdır. Spor dünyasının özellikle de futbol sektörünün yarattığı ekonomik değer, bir eğlence olan bu faaliyetlerin bir anda endüstrileşmesine neden olmuştur. Dünyadaki birçok ülke özellikle futbol takımları ve futbolcular üzerinden elde ettikleri marka değerleriyle önemli bir ekonomik girdi sağlamaktadırlar. Tüm bu gerçekler ışığında bu çalışmada, Türkiye'de spor markası yaratma konusunun tartışılması önem arz etmektedir. Özellikle futbol sektörü üzerinde yürütülen tartışmada, bu anlamda markalaşmanın en önemli ayaklarından birisi olan taraftarlar odak noktası olarak ele alınmıştır. Taraftarların Türk futbol takımlarının markalaşmasına yönelik tutumlarının araştırıldığı bu çalışmayla Türkiye'de spor markası yaratılıp yaratılamayacağı, bu konuda taraftarların nasıl bir tutuma sahip olduğu konularının aydınlatılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın evrenini futbol taraftarları örneklemini ise rastlantısal olarak seçilen 542 futbol taraftarı oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda katılımcılardan anket yolu (Survey) ile 01.05.2019-01.08.2019 tarihleri arasında veriler toplanmış ve istatistiki analizler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Veri tabanının oluşturulmasında ve analiz safhasında yapılan tüm istatistiksel işlemler bilgisayar ortamında gerçekleştirilerek, verilerin analizinde; faktör analizi, basıklık ve çarpıklık analizi, t- testi, one way anova ve frekans analizinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; taraftarların futbol kulüplerinin markalaşmasına yönelik tutumlarının değişkenlere göre farklılık olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Bireysel emeklilik sisteminde aracı kurum tercih nedenlerinin analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ile önem derecelerinin belirlenmesi

    Gülhan Nacar

    Küresel gelişmeler ve yapılan hukuksal düzenlemeler ile son yıllarda bireysel emeklilik sistemi katılımcı sayısı gittikçe artmaktadır. Katılımcılar sisteme aracı kurumlar vasıtasıyla katılmaktadır ve aracı kurumlar bu durumdan kazanç sağlamaktadır. Böylece aracı kurumlar arasında katılımcıların kendilerini tercih etmeleri adına rekabet yaşanmaktadır. Rekabet avantajının sağlanmasında katılımcıların istek ve tercihlerinin bilinmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, bireysel emeklilik sistemine katılanların aracı kurum tercihine etki eden kriterlerin belirlenmesi ve önem derecesinin belirlenmesidir. Bu bağlamda literatür ve uzman görüşü ile tercih nedenleri belirlenmiştir. Sonraki aşamada ise Analitik Hiyerarşi Prosesi(AHP) yöntemi ile kriterlerin ağılıkları belirlenmiştir. AHP farklı amaç ve hedefler arasında etkileşime sahip olabilecek karmaşık ve yapılandırılmamış problemleri çözmek için güçlü bir tekniktir. Kriterlere ait oluşturulan hiyerarşi dikkate alınarak anket formu oluşturulmuştur. İki bölüm olan anket formunda, ilk bölümde demografik bilgiler ikinci bölümde ise kriterlerin ikili karşılaştırma soruları bulunmaktadır. Anket formu 32 kişiye uygulanmış ve elde edilen veriler AHP yöntemi ile önem dereceleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ana kriterler arasında Maddi Boyutlar kriteri ve alt kriterler arasında fon getiri oranı kriteri en fazla öneme sahip olduğu görülmüştür. Son olarak çalışmanın kısıtlarından ve diğer araştırmacılara tavsiyelerden bahsedilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gümüşhane'de bulunan Astragalus microcephalus Willd. ve Astragalus plumosus Wild. bitkilerinin oksidatif hasara karşı koruyucu ve antidiyabetik etkilerinin incelenmesi

    Ayşe Arslan

    Gümüşhane ilimiz bulunduğu coğrafi konumdan dolayı farklı iklimlerin etkisi altında kalmıştır. Bu durum ilimizin bitki örtüsü bakımından zengin olmasına ve çeşitli Astragalus türlerine ev sahipliği yapmasına sebep olmuştur. Astragalus cinsi Fabaceae familyasına dahil olup Astragalus türlerinin antioksidan, anti-inflamatuar, antimikrobiyal, antidiyabetik, yaşlanmayı geciktirici ve antiviral etkinlikleri belirlenmiştir. Söz konusu bu etkilerinin bitkilerin içeriğinde bulunan fenolik bileşikler ve saponinlerden kaynaklandığı bildirilmektedir. Bu türlerin yaprak ekstraktlarının, kimyasal ve biyoaktif özellikleri toplam polifenolik içerik, toplam flavonoid içerik, demir indirgeyici güç, hemoliz inhibisyonu, alfa-glukozidaz inhibisyonu ile serumda oksidatif hasar analizleri spektrofotometrik yöntemler kullanılarak belirlendi. Çalışılan bitki ekstraktlarının en yüksek toplam polifenol içeriği gram örnek başına Astragalus plumosus'un etanollü esktraktında 13.9 mg, Astragalus microcephalus'un etanollü ekstraktında ise 14.8 mg gallik asit eşdeğeri olarak bulundu. Bitkilerin en yüksek toplam flavonoid içerikleri gram örnek başına A. plumosus'un PBS'li ektraktında 4.19 mg, A. microcephalus'un sulu ekstraktında 6.18 mg kuersetin eşdeğeri olarak bulundu. Bitkilerin en yüksek demir indirgeyici güç aktivitesine gram örnek başına A. plumosus'un PBS'li ekstraktında 13 mg, A. microcephalus'un sulu ekstraktında 13.8 mg troloks eşdeğeri olarak bulundu. Bitki ekstraktlarının en yüksek DPPH radikalini giderme aktivitesi A. plumosus'un sulu ekstraktında %14.6 ve A. microcephalus'un PBS'li ekstraktında %19 olarak bulundu. A. plumosus ve A. microcephalus 25 mg/mL etanol ekstraktlarının en yüksek alfa glukozidaz inhibisyonu A. plumosus ekstraktında %39.9 olarak bulundu. A. plumosus ve A. microcephalus bitkilerinin üç farklı konsantrasyonda hazırlanan PBS'li ekstraktlarındaki en yüksek hemoliz ihhibisyonu değeri A. plumosus ekstraktında %97.7 olarak bulundu. A. plumosus ve A. microcephalus bitkilerinin PBS'li ekstraktlarında TAS değerleri sırasıyla 1.41 ve 1.44 mmol troloks eşdeğeri şeklinde, TOS değerleri 25.8 ve 24.7 µmol H2O2 eşdeğeri olarak OSİ değerleri ise sırasıyla 1.83 ve 1.71 µmol H2O2 Eq/L şeklinde verildi. Yapılan bu çalışma sonucunda bitki ekstraktlarımızın alfa glukozidaz enzim inhibisyonu ve hemoliz inhibisyonunu sağladığı, serumda oluşturulan oksidatif hasarın bitki ektraktları tarafından giderildiği sonucuna varıldı. Bu sonuçlar doğrultusunda bitkilerimizin biyoteknoloji alanında alternatif, tamamlayıcı bir ürün olarak oksidatif hasarın sebep olduğu hastalıkların tedavisinde gıda ve ilaç olarak kullanılabileceği öngörülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Afetlerde acil sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve yaşanan sorunlar

    Kemal Torpuş

    24 Ağustos 2015 tarihinde meydana gelen Hopa sel afeti, maddi kayıpların yanı sıra çok sayıda yaralanma ve can kaybına da yol açmıştır. Bu noktadan hareketle çalışmamızda, Hopa sel afetinde acil sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve organizasyonda ortaya çıkan sorunların tespit edilmesi ve değerlendirme sonucunda bilimsel açıdan çözüm önerilerinin sunulması amaçlanmıştır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Hopa sel afetinde görev almış, Ulusal Medikal Kurtarma Ekip (UMKE) liderlerine yarı yapılandırılmış mülakat tekniği uygulanmıştır. Afetlerde acil sağlık hizmetlerinin organizasyonu ve yaşanan sorunların iki yönlü tespit edilebilmesi için Hopa seli afetzedeleri ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek araştırma verileri elde edilmiştir. Çalışmamız verileri incelendiğinde; ekiplerin afet sahasına 3-6 saat aralığında ulaştığı, ilk kurtarma işleminin afetzedeler tarafından gerçekleştirildiği ve yaralıların kendi imkânlarıyla hastaneye ulaştığı belirlenmiştir. Koordinasyon ve uygulama eksikliği ile afetzedelerin su ve yemek ihtiyaçlarının sağlık ekibi tarafından karşılanması isteğinin yönetimsel açıdan sorun oluşturduğu belirlenmiştir. Afette görev alan ekip sayısının yeterli olduğu, araç-gereç ve tıbbı lojistiğin yeterince sağlandığı, ekiplerin canla başla ve uyum içinde çalıştığı tespit edilmiştir. Afetlerde görev alacak sağlık ekipleri ile diğer ekipler arasındaki koordinasyonun sağlanabilmesi için kurumların teknik, idari ve koordinasyon yeterliliklerinin masa başı ve saha tatbikatları ile sınırlarını keşfetmeleri önerilmektedir. Afet meydana geldiğinde medikal kurtarma ekipleri afet sahasına ulaşana kadar afetzedeler kendi imkânları ile baş etmek durumundadır. Bu bağlamda afetlere yönelik halkın bilinç seviyesinin artırılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    İcra ve iflas hukukunda ihalenin feshi sebepleri

    Harun Alsancak

    İcra ¬ve İflas Kanunu 09/06/1932 tarihinde kabul edilmiş olup kanuna göre borçlu, borcunu yerine getirmediği takdirde; alacaklı, devletin icra organlarına müracaat ederek borçlunun mallarını alacağı miktarınca haczettirir ve haczettirdiği bu malları artırma (paraya çevirme) suretiyle sattırıp alacağına kavuşmaya çalışır. İcra ve İflas Kanunu 'nda hacizli malların paraya çevrilmesi; alacaklı, borçlu ve diğer ilgililerin menfaatlerinin dengelenmesi için bir sürece tabi tutularak düzenlenmiştir (İİK 106-134). Buradaki düzenleme artırmanın ne şekilde yapılacağına ilişkin olup diğer taraftan İİK'nın134. maddesinde de ihalenin feshi nedenleri sınırlanarak sayılmamıştır. Bu nedenle her artırma sürecinde ihalenin feshi sebepleri farklılık arz etmektedir. Kanuna, doktrine ve Yargıtay kararlarına göre genel olarak ihalenin feshi sebepleri; artırmaya hazırlık işlemleri öncesi ve artırmaya hazırlık aşamasında ihalenin feshi sebepleri, artırma sırasında ihalenin feshi sebepleri, ihaleye fesat karıştırma ve alıcının malın esaslı niteliklerinde hataya düşmüş (düşürülmüş) olması şeklinde kabul edilmiştir. İhalenin feshi sebepleri, geçerli bir satış talebi olmaması gibi artırmaya (satışa) hazırlık işlemeleri öncesi ihalenin feshi sebepleri; satış ilanında artırmanın yapılacağı yer ve gün gibi zorunlu unsurların belirtilmemesi ya da artırma şartnamesinin hazırlanmaması usulsüzlükleri gibi artırmaya hazırlık dönemiyle ilgili ihalenin feshi sebepleri; artırmanın ilanda belirtilen zamandan önce ya da sonra veya farklı yerde yapılmış olması usulsüzlükleri gibi artırmanın yapılması sırasındaki ihalenin fesih sebepleri; artırmaya katılacak olanların tehdit edilerek ya da yanıltılarak ihaleye girmelerine engel olmak gibi hukuka ve ahlaka aykırı davranılarak ihaleye fesat karıştırmak suretiyle meydana gelen ihalenin feshi sebepleri; artırmaya konu malın iktisabı sonucu malın ilanda belirtilen özellikleri taşımaması nedeniyle alıcının malın esaslı niteliklerinde hataya düşmüş (düşürülmüş) olmasından kaynaklı ihalenin feshi sebepleri şeklinde ele alınmaktadır. Çalışmamızda, yukarıda genel olarak belirtilen paraya çevirme (satış) sürecinde meydana gelen usulsüzlüklerin en aza indirilerek ihalenin hukuka uygun yapılmasını sağlamak ve buna bağlı olarak da ihalelerin feshinin önüne geçmek amaçlanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Gümüşhane'de yetişen bazı yabani meyvelerin farklı kurutma teknikleri ile muhafaza edilmesi ve bazı fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

    Esra Barlak

    Bu çalışmada; Gümüşhane'de doğal olarak yetişen ahlat, alıç, kızamık, kızılcık ve kuşburnu yabani meyvelerinin kalite özelliklerini en az kaybedecek şekilde muhafaza edilebilmesi için uygun kurutma koşullarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için liyofilizatörde kurutma, etüvde kurutma ve açık havada kurutma teknikleri ile kurutma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kurutulmuş ürünlerde su aktivitesi, renk, pH, kurumadde, kül, fenolik madde, C vitamini, antioksidan madde, şeker ve mineral madde tayinleri yapılmıştır. C vitamini miktarı en yüksek liyofilizatörde dondurarak muhafaza ile elde edilmiş, fakat etüvde kurutma ile yok denilecek kadar azaldığı görülmüştür. En yüksek C vitamini miktarı liyofilizatörde kurutulmuş kuşburnunda bulunmuştur (1594 mg/kg). Toplam şeker içeriği yine liyofilizatörde dondurularak muhafaza ile elde edilmiş olup, en yüksek şeker içeriğine ahlat yabani meyvesinin sahip olduğu belirlenmiştir (% 43.06). DPPH ile antioksidan miktarı V genel olarak liyofilizatör ile kurutma sonucunda elde edilmiş olup yabani meyveler içinde en yüksek antioksidan içeriğine kızılcık meyvesinin sahip olduğu bulunmuştur (% 93.45). Toplam antioksidan miktarı acısından etüvde kurutma yöntemi önerilirken en yüksek toplam antioksidan miktarı etüvde kurutulmiş kuşburnunda tespit edilmiştir (33.38 mg/g). İncelenen yabani meyvelerin fenolik madde içeriği muhafaza yöntemine bağlı olarak bir miktar değişmiştir. En yüksek fenolik madde miktarı liyofilizatörde kurutulmuş kızılcıkta bulunmuştur (935.59 GAE mg/kg). Toplam mineral madde miktarı bakımından farklı kurutma teknikleri ile kurutulan meyvelerden elde edilen sonuçlar birbirleriyle karşılaştırıldığında, genel olarak etüvde kurutulmuş meyvelerin mineral içerleri diğer yöntemlerle kurutulmuş meyvelerin mineral içeriklerinden daha yüksek, bazı istisnalar hariç liyofilizatörle kurutulmuş meyvelerin ise en düşük içeriğe sahip olduğu görülmüştür. Bu çalışmadan elde edilen sonuçların ve ileride bu meyvelerle ilgili yapılacak ayrıntılı fitokimyasal analizlerin özellikle gıda sanayisi ve eczacılık alnındaki araştırmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Acil yardım ve müdahale personellerinin karşılaştığı mobbing, tükenmişlik ve mesleki tehlike seviyelerinin belirlenmesi: Gümüşhane İli örneği

    Esra Kırcı

    Afete maruz kalan bireyleri bulunduğu durumdan çıkarma, ilk yardıma ihtiyacı olan kişilere müdahale etme, elindeki imkanlarla tıbbi hizmetleri uygulama, geçici konutlamayı sağlama, temel gereksinimleri karşılama, ekstra sağlık problemlerin oluşmasını engellemek için halk sağlığı ve toplum sağlığı gibi birçok önlemlerin alınmasına acil yardım denir(Erkal,2009). Acil yardım personellerinin görevi sırasında karşılaştıkları mesleki problemler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada Gümüşhane ilinde görev yapan itfaiye personelleri, AFAD personelleri, hemşire ve umke sağlık çalışanlarının karşılaştığı ve karşılaşabileceği mesleki problemler saptanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacına ulaşmak için anket uygulaması yapılmıştır. Bu çalışmada veriler, Gümüşhane ili merkezinde görev yapan 108 kişiye uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 22 programı kullanılarak yapılmıştır. Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H, korelasyon, ANOVA- Tukey HSD testi uygulanmıştır.Çalışmanın sonuçlarını incelediğimizde meslek gruplarında mobbing ve tükenmişlik durumunun her meslek grubunda olmakla beraber en çok yaşayan meslek grubunun umke sağlık çalışanları olduğu tespit edilmiştir. Nöbet tutan bireylerin, mesai çalışan bireylere göre fiziksel ve duygusal bitkinlik oranları daha yüksek bulunmuştur. Çalışma şartlarının mobbing ve tükenmişliği en aza indirgeyecek şekilde yeniden düzenlenme yapılmalıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Evsel atık patates kabuğunun derin yağda kızartılmış buğday cipsinde değerlendirilmesi

    Aysun Durmaz

    Bu çalışma, patates kabuğunun derin yağda kızartılmış buğday cipsinde kullanılabilirliğini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bunun için piyasadan melody çeşitlerine ait patates (Solanum tuberosum L.) alınıp elde soyulmuştur. Kabuklar daha sonra dondurarak kurutulmuş ve ardından bir öğütücü kullanılarak un haline getirilmiştir. Elde edilen patates kabuğu unları daha sonra 500 µm'lik bir elek içinden geçirilmiş ve cipslerin üretilmesine kadar bir buzdolabında (4 °C) saklanmıştır. Patates kabuğu unu, cips üretiminde 2-4-6-8 ve 10 g/100g oranlarında ilave edilerek kullanılmış ve elde edilen buğday cipsleri fizikokimyasal, biyoaktif, tekstürel ve duyusal özellikleri açısından değerlendirilmiştir. Formülasyondaki patates kabuğu unu arttıkça buğday cipslerinin yağ absorpsiyonunda belirgin bir azalma tespit edilmiştir (p<0.05). Patates cipslerinin yağ içerikleri 45.57 ile 27.46 g/100g arasında değişmiştir. Cipslerin yağ içeriği 10 g/100g patates kabuğu unu eklenerek % 40 oranında azaltılmıştır. Ayrıca, cips örneklerin protein içerikleri patates kabuğu ilavesiyle anlamlı bir artış sergilediği belirlenmiştir (p<0.05). Örneklerdeki protein içeriği 7.47 ile 9.15 g/100g arasında değişmiştir. En yüksek enstrümental sertlik değeri (22.64 kg) 8 g/100g patates kabuğu ilave edilmiş cipslerde ölçülmüştür. Ancak, en düşük enstrümental sertlik değeri ise (13.32 kg) patates kabuğu unu içermeyen cips örneğinde belirlenmiştir. Örneklerin renk değerleri (L*, a*ve b*) formülasyona ilave edilen patates kabuğu unu ile önemli değişimler sergilemiştir (p<0.05). Cipslerin genel duyusal beğeni skorları panelistler tarafında anlamlı bir şekilde saptanamamıştır (p>0.05). Bu da 10 g/100g patates kabuğu ununun cipslerde tüketici kabul edilebilirliklerini etkilemeden kullanılabileceğini göstermektedir. Örneklerin toplam fenolik madde içerikleri ilave edilen patates kabuğuyla doğru orantılı olarak anlamlı bir biçimde arttığı bulunmuştur (p<0.05). Örneklerin toplam fenolik madde içeriğinin 364.7 ile 1108.0 mgGAE/kg arasında olduğu tespit edilmiştir. Örneklerin toplam antioksidan kapasiteleri sırasıyla 0-2-4-6-8 ve 10 g/100g patates kabuğu unu kullanılarak yapılan cipsler için 842.5-1165.0-1283.8-1978.8-1757.5 ve 2070.0 mg A.A. Cin/kg olarak ölçülmüştür. Kontrol (patates kabuğu unu katkısız) cipste toplam diyet lif içeriği 4.8 g/100g iken 6.örneğin (10 g/100g patates kabuğu katkılı cips örneklerinde) 6.9 g/100g olarak belirlenmiştir. Bu da 10 g/100g patates kabuğu unu cipse eklendiğinde örneklerin diyet lif seviyesinin % 29 oranında arttırdığını göstermiştir. Tahmini glisemik indeks değerleri (eGI) ise 88.2 ile 93.1 aralığında değişim göstermiş olup en düşük değerin 10 g/100g patates kabuğu unu içeren 6.örnek olduğu tespit edilmiştir. Buğday cips formülasyonuna ilave edilen patates kabuğu unu arttıkça örneklerin tahmini glisemik değerleri (eGI) önemli miktarda azalmıştır (p<0.05). Sonuç olarak patates kabuğu ununun derin yağda kızartılmış buğday cipslerinde ve diğer tür cipslerde, beslenme kalitesini arttırmak için kullanılabileceği ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Hisse senedi fiyatlarının makine öğrenmesi yöntemleri ve derin öğrenme algoritmaları ile tahmini

    Uğur Demirel

    Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından menkul kıymetler piyasasının fiyat tahminlerinin yapılması oldukça önemlidir, ancak piyasalarda her türlü spekülatif hareketin yaşanması bu borsalarda iniş ve çıkışların çok yüksek olmasına neden olmaktadır. Bu durum yatırımcıların hisse senedi fiyat hareketlerini tahmin edebilmelerini güçleştirmekte ve dolayısıyla yatırımlarını doğru değerlendiremedikleri için kayıplar yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu nedenle yatırımcılar gelecekteki hisse senedi fiyatlarını doğru tahmin edebilmek için çeşitli yöntem ve metotlar kullanma ihtiyacı hissetmektedirler. Son zamanlarda bu tahminlerin elde edilmesinde makine öğrenmesi yöntemleri ve derin öğrenme algoritmaları diğer alanlarda olduğu gibi finans alanında da sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, veri seti olarak Borsa İstanbul Ulusal-100 Endeksi (BIST 100)'de işlem gören firmaların hisse senetlerinin günlük 2. seans açılış ve kapanış fiyatlarına ilişkin Ocak 2010 ile Ocak 2019 tarihleri arasındaki veriler kullanılmıştır. Çalışmada makine öğrenmesi ve derin öğrenme ışığında bu hisse senetlerinin açılış ve kapanış fiyatlarının tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda tahminleme modeli oluşturabilmek adına Çok Katmanlı Algılayıcılar (ÇKA) ve Destek Vektör Makineleri (DVM) gibi klasik makine öğrenimi yöntemleri ve Uzun Kısa Dönemli Hafıza (UKVH) yöntemi gibi derin öğrenme algoritmaları kullanılmaktadır. Çalışmanın sonucunda ÇKA ve UKVH ağlarının DVM'lerine göre daha tutarlı tahminler yaptığı tespit edilmiştir. Bu sonuç analizlerde gruplar arasında fark olup olmadığını gösteren çift kuyruklu t-testi analizi ile de desteklenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Klinik Escherichia coli izolatlarında antibiyotik direnç genlerinin araştırılması ve bazı bitki özütlerinin kinolon dirençli izolatlar üzerine etkisinin belirlenmesi

    Funda Okumuş

    İdrar yolu enfeksiyonları (İYE) her yıl dünya çapında 150 milyon insanı etkileyen yaygın bakteriyel enfeksiyonlardan biridir ve en yaygın etken, üropatojenik Escherichia coli'dir. Bu çalışmada; Kasım 2015-Ağustos 2016 yılları arasında Türkiye'de Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden izole edilen 90 E. coli izolatında β-laktamaz kodlayan genler, virülans faktör genleri, sınıf 1 integronları ve plazmid aracılı kinolon direnç genlerinin varlığı PZR yöntemiyle araştırıldı. PZR sonucu, integron pozitif örnekler pGEM-T vektörüne klonlanarak baz dizin analizine gönderildi. Sonuçlar biyoinformatik programlar kullanılarak değerlendirildi. Ayrıca kinolon dirençli bakterilere karşı Mentha piperita L. (nane), Rosmarinus officinalis L. (biberiye), Curcuma longa (zerdeçal) , Hypericum perforatum (sarı kantaron), Camellia sinensis (yeşil çay), Alkanna tinctoria (havacıva), Urtica dioica L. (ısırgan otu), Aloe vera L. (sarısabır) , Tilia tomentosa'nın (ıhlamur) bitki özütlerinin, minimum inhibisyon konsantrasyonları (MİK) belirlendi. Çalışmada kullanılan 90 E. coli izolatı VITEK 2 Kompakt sistem ile tanımlanmıştır. Antibiyotik duyarlılık testi sonuçları, bu izolatların fosfomisin (% 2.7), imipenem (% 3.2) ve meropeneme (%3.2) karşı düşük direnç oranlarına sahip olduğu ortaya koymuştur. Ancak, siprofloksasin (% 62.2), trimetoprim sülfometaksozol (% 75.6) ve ampisiline (% 61.1) direnç oranlarının yüksek olduğu belirlenmiştir. PZR sonuçları, suşların % 63'ünün (57/90) sınıf 1 integron gen kasetlerini taşıdığını ortaya koymuştur ve baz dizin analize göre sınıf 1 integronun dhfr gen kaseti taşıdığı belirlendi. CTX-M-2 grubu β-laktamaz taşıyan 52 izolat (% 57) ve CTX-M-1 grubu β-laktamaz taşıyan 52 izolat (% 57) tespit edildi. Ayrıca plazmit aracılı kinolon direç genleri PZR ile belirlendi ve sonuçta suşların, % 26'sının (24/90) qnrA, % 6.6'sının (6/90) qnrB ve % 3.3'ünün (3/90) qnrS geni taşıdığı tespit edildi. 90 E. coli izolatı arasında 11 farklı virülans faktör paterni tespit edildi. En yaygın virülans gen faktörü olarak fim (35 izolatta) belirlenirken, hly-fim, afa-aer-cnf-fim, aer-cnf, afa-aer ve afa-cnf-fim paternleri daha az sayıda suşta görüldü. İzolatların 14'ünde virülans gen faktörü saptanmadı. Çalışmada kullanılan bitki özütlerinin, MİK değerlerinin belirlenmesi sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile yapıldı. Deneyler 96 well-plate kullanılarak üç tekrarlı halinde gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda; en yüksek antibakteriyel aktiviteyi Alkanna tinctoria özütü göstermiş olup MİK değerleri EC58 ve EC85 için 1.25 mg/ml, EC50 ve EC90 için ise MİK değeri 2.5 mg/ml olarak tespit edildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Çoklu ilaç dirençli Acinetobacter baumannii suşlarında antibiyotik direnç genlerinin araştırılması ve bazı bitki özütlerinin izolatlar üzerine etkisinin belirlenmesi

    Sedanur Cinemre

    Günümüzde antibiyotiklerin yaygın kullanımı direncin artmasına, patojenik bakteriler arasında yayılmasına sebep olmuştur ve önemli bir problem haline gelmiştir. Bu patojenlerden olan çoklu-ilaç dirençli Acinetobacter baumannii'den kaynaklı enfeksiyonlar birçok ülkede tespit edilmiştir. Antibiyotik direnci bulunan izolatlarda dirence sebep olan moleküler mekanizmaların bulunmasına ve antibakteriyel ajan olabilecek sekonder metabolitleri bulunduran bitkilerin araştırılmasına yönelik çalışmalar literatürde bulunmaktadır. Bu çalışmada, çoklu-ilaç dirençli A. baumannii izolatlarında β-laktamaz direnç genleri ile sınıf 1 integronların varlığının araştırılmasının yanında Morus alba (Dut), Zingiber officinale (Zencefil), Vaccinium myrtillus (Yaban mersini-Ligarba), Rosa canina (Kuşburnu), Hypericum perforatum (Kantaron), Lycium barbarum (Goji bery), Aquilaria agallocha (Udu Hindi), Nigella sativa (Çörek otu), Echinacea purpurea (Ekinezya) özütlerinin bu izolatlara karşı minimum inhibisyon konsantrasyonlarının bulunması amaçlanmıştır. Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi gören hastaların çeşitli klinik örneklerinden 41 A. baumannii izolatı izole edilmiştir. blaVIM, blaNDM, blaIMP, blaGES, blaCTXM-1, blaCTXM-2, blaOXA-58, blaOXA-23, blaOXA-51 ve sınıf 1 integrona ait primerler kullanılarak polimeraz zincir reaksiyonları gerçekleştirildi. Bitki özütlerinin hazırlanması için çözücü olarak metanol kullanıldı. Çoklu ilaç dirençli izolatlar arasından direnç profillerine göre 6 farklı izolat (AB38, AB43, AB45, AB46, AB59, AB69) seçildi. Bitki özütlerinin MİK değerleri sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile belirlendi. 96 kuyucuklu plakalar üzerinde deneyler 3 tekrarlı olacak şekilde gerçekleştirildi. PZR sonuçlarına göre blaOXA-51 geni araştırılan izolatların hepsinde tespit edildi. İzolatların 38'inde blaOXA-23 geninin varlığı görüldü. blaCTXM-1 36 izolatta, blaCTXM-2 18 izolatta ve blaGES 1 izolatta tespit edildi. blaVIM, blaNDM, blaIMP ve blaOXA-58 genleri hiçbir izolatta belirlenemedi. Sınıf 1 integronların varlığı ise 34 izolatta görüldü. Bitki metanol özütlerinin antibakteriyel etkileri değerlendirildi ve tüm izolatlara karşı çörek otu özütünün MİK değeri 20 mg/ml olarak belirlendi. Goji bery özütü, AB38, AB43, AB46, AB59 izolatlarına karşı 35 mg/ml'lik MİK değerine sahip olduğu görüldü. Ayrıca, bu özütün MİK değerleri AB45 ve AB69'a karşı 17.5 mg/ml olarak bulundu. Kantaron özütünün MİK değeri, AB38, AB43, AB45 izolatlarına karşı 10 mg/ml olarak tespit edildi. Zencefil özütünün MİK değerleri AB38 ve AB45 izolatlarına karşı 30 mg/ml, AB46 ve AB59 izolatlarına karşı ise 15 mg/ml olarak belirlendi. Udu hindi ve yaban mersini özütlerinin test edilen konsantrasyonlarında kullanılan izolatlara karşı antibakteriyel etkisi tespit edilemedi. A. baumannii'de β-laktamaz kodlayan genlerin ve sınıf 1 integronların varlığının belirlenmesi, direnç genlerinin ve integronların antibiyotik direncinden sorumlu olmaya devam ettiklerini göstermektedir. Çalışmada kullanılan bitkilerin metanol özütlerinin A. baumannii izolatlarına karşı antibakteriyel etkilerinin belirlenmesi, bitki özütlerinin antibiyotik direnci ile mücadeledeki önemini açıklamak

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Farklı bakteri uygulamalarının çok yıllık çim bitkisinin (Lolium perenne L.) yeşil alan performansına etkisi

    Gül Ok

    Bu araştırma çim saha tesisi amacı ile yetiştirilen çok yıllık çim bitkisinin (Lolium perenne L.) yeşil alan performansı üzerine biyogübre olarak uygulanan farklı bakteri gruplarının etkilerini araştırmak amacı ile Gümüşhane ili Kelkit ilçesinde 2017 ve 2018 yıllarında yürütülmüştür. Uygulamalar çok yıllık çim bitkisinin tohumlarına 7 farklı bakteri grubunun inokule edilmesi [(B1: RK-1977 + RK-1978 + RK-1979), (B2: RK-79 + RK-504 +RK-1984), (B3: RK-92 + RK-540 + RK-1980), (B4: RK-1981 + RK-1982 + RK-1983),(B5: RK-491 + RK-716 + RK-1130), (B6: RK-79 + RK-92 + RK-1105), (B7: RK-79 + RK-92 + RK-491 + RK-532 + RK-1105 + RK-1108)] ve kontrol (bakterisiz) uygulamasından oluşmuştur. Araştırmada farklı bakteri grubu uygulamalarının çok yıllık çim bitkisinin kışa dayanıklılık, sürgün sayısı, doku değeri, kaplama derecesi, yabancı ot oranı, renk ve genel görünüm üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma şansa bağlı tam bloklar deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Farklı bakteri grupları, çok yıllık çim bitkisinin kışa dayanıklılığı, sürgün sayısı, doku değeri, kaplama derecesi, yabancı ot oranı, çim saha tesisinin rengi ve genel görünümü üzerine pozitif etkilerde bulunmuşlardır. Kışa dayanıklılık bakımından B1 bakteri grubu; sürgün sayısı bakımından B2 ve B7 bakteri grupları; doku değeri bakımından bütün bakteri grupları, kaplama derecesi bakımından B7, B5 ve B6 bakteri grupları; yabancı ot oranı bakımından B1, B3 ve B5 grupları; renk ve genel görünüm bakımından B7 bakteri grubu ön plana çıkmıştır. Kışa dayanıklılık bakımından en ideal uygulama olan B1 bakteri grubu "çok iyi" sınıf içerisinde yer alırken, kontrol grubu "orta" sınıf içerisinde yer almıştır. Sürgün sayısı bakımından en ideal uygulamalar olan B2, B3, B4 ve B7 bakteri grupları "sık" sınıf içerisinde yer alırken, kontrol grubu "orta" sınıf içerisinde yer almıştır. Sürgün sayısı bakımından en ideal uygulama olan B7 bakteri grubu uygulaması kontrol grubuna nispeten sürgün sayısını %171 artırırmıştır. Doku değeri bakımından kontrol ve B4 bakteri grubu uygulamaları "ince" sınıf içerisinde yer alırken, diğer tüm bakteri grubu uygulamaları "orta" sınıf içerinde yer almıştır. Doku değeri bakımından en ideal uygulama olan B5 bakteri grubu uygulaması kontrol grubuna nispeten doku değerini %65 artırmıştır. Kaplama derecesi bakımından en ideal uygulama olan B7 bakteri grubu uygulaması "çok sık" sınıfı içerisinde yer alırken, kontrol grubu uygulaması "orta" sınıfı içerisinde yer almıştır. Yabancı ot oranı bakımından en ideal uygulama olan B1, B3 ve B5 bakteri grubu uygulamaları "yabancı ot yok" sınıfı içerisinde yer alırken, kontrol grubu uygulaması "orta" sınıf içerisinde yer almıştır. Renk bakımından bakıldığında ise kontrol grubu "açık sarı yeşil" sınıfında yer alırken, diğer tüm bakteri grubu uygulamaları "yeşil" renk sınıfı içerisinde yer almıştır. Genel görünüm bakımından en ideal uygulama olan B7 bakteri grubu "çok iyi" sınıfı içerisinde yer alırken, kontrol grubu uygulaması "kötü" sınıfı içerisinde yer almıştır. Araştırma sonuçlarına göre bütün parametreler birlikte değerlendirildiğinde B7 (RK-79 + RK-92 + RK-1105 + RK-1108 + RK-491 + RK-532) bakteri grubu diğer uygulamalara nispeten daha etkili görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bakteri, Çim Saha, Çok Yıllık Çim, Kışa Dayanıklılık, Renk.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Bayburt ilindeki 112 acil sağlık hizmetleri istasyonlarında görev yapan sağlık çalışanlarının ve Bayburt Devlet Hastanesinde görev yapan hemşirelerin biyoterörizm bilgi düzeylerinin belirlenmesi

    Alper Aslankurt

    Tarih boyunca biyolojik ajanlar askerlere ve sivillere karşı kullanılmıştır. Sağlık çalışanları da biyolojik ajanlardan etkilenmektedir. Bu bağlamda sağlık çalışanlarının bilgi ve algı düzeyleri önem kazanmaktadır. Çalışmamızın amacı Bayburt ili 112 çalışanları ve Bayburt Devlet Hastanesinde çalışan hemşirelerin biyoterörizm bilgi düzeylerini ortaya çıkarıp, çıkan sonuçlara göre çözüm ve öneriler üretmektir. Bu araştırma kesitsel bir araştırmadır. Literatür taraması yapılarak biyoterörizm konusunda bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçek geliştirirken uzman görüşü alınmıştır. Ölçeğin güvenirliği yüksek (Cronbach's Alpha değeri=0,892) tespit edilmiştir. Evrenimizi 204 sağlık personeli oluşturmuştur. Basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 115 sağlık çalışanına ölçek uygulanmış ve sonuçlar bilgisayarda SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. İstatistiksel analizlerde student's t testi ve ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırma grubundaki sağlık personelinin %42,6'sı erkek, %57,4'ü kadındır. Araştırma grubundaki sağlık personelinin sadece %22,6'sının biyolojik ajana maruz kalmış hastaya müdahale ettiği ortaya çıkmıştır. Kırsalda çalışan sağlık personelinin, kentsel bölgede çalışan sağlık personeline göre daha fazla biyolojik ajana maruz kalan hastaya müdahale ettiği tespit edilmiştir. Biyoterörizm bilgi düzeyi ortalaması 3,01±0,43 bulunmuştur. Afet veya acil durum planının varlığı %50'nin altında, sağlık personelinin planı inceleme durumunun çok az, planda biyoterörizme yer verilme durumunun çok az, afet tatbikatına katılım oranının az, tatbikatın biyoterörizmi içerme oranının çok az olduğu bulunmuştur. Afet ve acil durum planlarının tüm istasyon ve hastanelere yapılması, yapıldıktan sonra plan hakkında eğitim verilmesi ve planın biyoterörizm konusunu içermesi gerekmektedir. Ayrıca afet eğitimleri biyoterörizm içermelidir. Anahtar Kelimeler: Biyoterörizm, Bilgi Düzeyi, Sağlık Çalışanı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Rus telgraf belgelerine göre 93 Harbi Kafkas Cephesi

    Yıldırım Okatan

    93 Harbi her yönüyle Türk tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Bu önemi tüm ilim çevrelerince kabul görmektedir. Bu öneme binaen 93 Harbi ile ilgili olarak günümüze değin onlarca kitap, tez ve makale yazılmış ayrıca çok sayıda sempozyum ve kongre düzenlenmiştir. Yapmış olduğumuz bu tez çalışması şimdiye kadar yapılan çalışmalardan farklı olarak 93 Harbi Kafkas Cephesi'ni Rus kaynaklarından tanımlamaya çalışmaktadır. Çalışmamızın temelini oluşturan 93 Harbi esnasında Çarlık Rusyası Kafkas Cephesi Genel Komutanı ve aynı zamanda Çar II. Aleksandr'ın kardeşi olan Grandük Mihail Nikolayeviç tarafından Çar'a gönderilen telgraflar, Rus Genel Kurmayı tarafından 1903 tarihinde "Rus-Türk Savaşı Hakkında Belgeler, 1877-1878 Yılları Kafkasya ve Küçük Asya Sahasında. Başkumandan İmparatora Telgraflar. Kafkasya Yüksek Başkanlığı'nın Telgraf Görüşmeleri. Poti Sahil Birliklerinin Kurulması ve Silahlandırılması Hakkında Raporlar ve Notlar." adıyla St. Peterburg'da basılmıştır ve kaynak eser özelliği taşımaktadır. Kafkas Cephesi'nin bütün savaş alanlarından bire bir gözlem yapılarak yaşanan bütün gelişmelerin en ince ayrıntısına varıncaya kadar tüm sıcaklığıyla Grandük Mihail Nikolayeviç tarafından direkt Rus Çarı'na yazıldığı bu telgraflar 93 Harbi Kafkas Cephesi'nde Rusların ne tür faaliyetler yürüttüğünü ortaya koyması açısından oldukça önem arz etmektedir. Telgrafların Türkçe'ye çevrilerek değerlendirme yapılması tezimizin temelini oluşturmaktadır. Bahse konu telgraflar 93 Harbi'nin iki cephesinden biri olan Kafkas Cephesi'nde yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Anahtar Kelimeler: 93 Harbi, Kafkas Cephesi, Osmanlı, Rusya, Telgraf.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Turizm sektöründe sosyal medya dolandırıcılığına yönelik algıların değerlendirilmesi

    Tuğba Aslan

    Ülkeler, şehirler ve işletmeler için önemli bir ekonomik faaliyet olarak görülen turizm, teknolojik gelişmelerden fazlasıyla etkilenmektedir. Bu çerçevede çoğunlukla teknolojik gelişmelerin turizm sektörüne katkısından bahsedilmektedir. Etkileşimin artması, tek yönlü bir iletişim yaklaşımından iki yönlü bir anlayışa geçilmesi, geri bildirimlerin mümkün hale gelmesi gibi nedenlerle yeni teknolojiler özellikle sosyal medya turist ve işletme etkileşiminin en önemli kazanımı olarak görülmektedir. Elde edilen kazanımların yanında birçok yeni sorunun da ortaya çıktığı bir gerçektir. Bu sorunlarından birisi de sosyal medya dolandırıcılığıdır. Sosyal medya dolandırıcılığı, özellikle sosyal medya araçları üzerinden insanların dolandırılması konusu üzerine odaklanmaktadır. Bu tür dolandırılmaların en çok yaşandığı alanlardan birisi ise turizm sektörüdür. Çok sayıda turistin mağdur olmasına neden olan sosyal medya dolandırıcılığı üzerine odaklanan bu araştırma, Türkiye'de bu alandaki ilk çalışmalardan biri olma özelliğini taşımaktadır. Daha çok keşfedici bir nitelik taşıyan bu araştırmada, nicel araştırma yöntemi kullanılarak turizm sektöründe yaşanan sosyal medya dolandırıcılığına yönelik algılar ölçülmeye çalışılmaktadır. Çevrimiçi olarak gerçekleştirilen bu çalışmayla katılımcıların turizm sektöründe sosyal medya dolandırıcılığına yönelik algıları üzerine odaklanılmaktadır. İstatistik paket programı aracılığıyla frekans, tek yönlü varyans analizi (anova), t testi, korelasyon, faktör, regresyon gibi analizlerle elde edilen bulgulara göre sosyal medya kullanım alışkanlıkları sosyal medya dolandırıcılığına etki etmektedir. Ayrıca katılımcılara göre sosyal medya üzerinden turizm hizmeti satın almak, rezervasyon yapmak, güvenli iletişim kurmanın sağlıklı olmaması, dolandırıcılık vakalarını yükselmesini engellemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Farklı unlar kullanılarak hazırlanan pestillerin fizikokimyasal, biyoaktif, reolojik ve duyusal özellikleri ile optimizasyonun belirlenmesi

    Büşra Yavuz

    Bu çalışmada, buğday, mısır ve patates unları ile zenginleştirilmiş, yüksek duyusal kabul görmüş, düşük HMF içerikli ve daha yumuşak pestil üretilmiştir ve bu amaç için buğday, mısır ve patates unları farklı konsantrasyonlarda kullanılmıştır. Simplex lattice mixture model yönteminin kullanıldığı bu teknikte buğday, mısır ve patates unları %0-12, aralığında seçilmiş olup pestil örneklerinin bazı fizikokimyasal, biyoaktif, reolojik, beslenme ve duyusal özellikleri üzerine çalışılmıştır. Ayrıca, en beğenilen ürün için duyusal skorlar ışığında optimizasyon değişkenleri belirlenmiştir. Yapılan analizlere göre sonuçlar incelendiğinde buğday unu ile birlikte formülasyona katılan mısır ve patates unlarının miktarı arttıkça son üründeki analiz sonuçlarında önemli değişimler yaptığı tespit edilmiştir. Örneklerin kuru madde, protein, L*, b* değerleri artan mısır ve patates unları ile pestil örneklerinde anlamlı azalmalar sergilemişlerdir (p<0.01 ve p<0.05). Kül, a*, nem değerleri ise anlamlı bir şekilde arttığı gözlemlenmiştir (p<0.01 ve p<0.05). Formülasyona katılan patates unu miktarı arttıkça herlelerin viskozite değerleri önemli oranda arttığı belirlenmiştir (p<0.01). Örneklerin HMF içerikleri 50 mg/kg'ın altında belirlenmiştir. En yüksek HMF 6.60 mg/kg ile 13 numaralı örnekte görülürken en düşük HMF içeriği ise 1.42 mg/kg ile 4 numaralı örnekte belirlenmiştir. Toplam şeker içeriği % 33.34 ile % 48.55 aralığında değişim göstermiş olup en yüksek şekerin sakaroz olduğu tespit edilmiştir. Pestil örneklerinin toplam fenolik değerleri 783.0-2154.8 mgGAE/kg aralığında değişim göstermiş olup bu değişimin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.01 ve p<0.05). Pestil örneklerinin antioksidan özelliklerinde anlamlı artışlar belirlenmiştir (p<0.01 ve p<0.05). Genellikle pestil örneklerinin duyusal özellikleri patates unu miktarı arttıkça anlamlı bir biçimde azalmıştır (p<0.05). Diğer taraftan, duyusal analizlere göre formülasyona katılan mısır ununun buğday unu ile benzer özellikler sergiledikleri belirlenmiştir. Örneklerin optimizasyonu duyusal analiz sonuçlarına göre değerlendirilmiştir ve en iyi pestil formülasyonun 4.69 g/100g buğday unu ve 7.39 g/100g mısır unu olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çölyak hastaları için pestil üretimindeki en iyi formülasyonun her 100 g için 10.69 g mısır unu ve 1.39 g patates unu olarak belirlenmiştir. Genel olarak tüm veriler değerlendirildiğinde, mısır unu ile üretilen pestillerin kontrol örneklerine göre (buğday unu içeren) benzer sonuçlar verdiği ve bu nedenle pestil üretiminde rahatlıkla kullanılabileceği görülürken patates ununun çok düşük miktarlarda kullanılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Açık maden ocağı işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından taşeron firma tarafından alınan önlemlerin iş verimliliği üzerinde etkisinin araştırılması

    Ayşe Bayrak

    Bu çalışmada, Gümüşhane ilindeki bir maden firmasında yerüstü çalışmalarında iş sağlığı ve güvenliği açısından taşeron firmanın aldığı önlemler ve iş verimliliğine etkisinin araştırılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Saha içerisinde daha önceden yaşanan kaza/olaylar araştırılmış ve mevcut taşeron firmanın aldığı önlemler incelenmiştir. Bu çalışmaya ek olarak veri toplama anket formu düzenlenerek yerüstü çalışanlarına uygulanmıştır. Veri toplama anket formu: iş sağlığı ve güvenliği, demografik özellikler ve verimlilik konularından oluşmaktadır. Anket çalışması 56 personele uygulanarak toplamda 56 anket değerlendirmeye alınmıştır. Örneklem grubundan toplanan veriler SPSS22paket programında non parametrik testler uygulanmıştır. Sonuç olarak, saha içerisinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemler alınma gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sahada olan olaylara ilişkin sürekli alınan önlemler ve eğitimler neticesinde; değişen her taşeron firmada karşılaşılabilecek tehlikelerin engellenmesi hedeflenmiştir. Bu bağlamda ortaya çıkabilecek tehlikeler önceden fark edilerek tehlike ve risklerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda; iş sağlığı ve güvenliği adına alınan önlemlerin iş verimliliği ile doğrudan ilişkili olduğu,iş sağlığı ve güvenliğini uygulamakta olan firmalarda tehlike ve risklerin önüne geçilmesinin verimliliğin artışına sebep olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Maden, Yerüstü Ocağı, Verimlilik