Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2018
    Determination of Some Physicochemical Properties, Fatty Acid Composition and Antioxidant Capacity, of Organic and Conventional Milk in Turkey Produced

    Ürkek, Bayram; Şengül, Mustafa

    In this study, determination of effect of production systems (conventional and organic) and time of milk collection on some physicochemical properties, fatty acids and antioxidant capacity of conventional and organic raw milk in produced Turkey were aimed. In this research, the milk samples was collected from nine conventional farms and nine organic farms at bimonthly years for one year. Fatty acid composition, antioxidant capacity, total phenolic matter, dry matter, fat, protein, ash, titratable acidity (lactic acid %) and pH values of organic and conventional milk were investigated. According to results of this research, the mean values of conventional and organic milk samples respectively for dry matter, fat, protein, ash, specific gravity, acidity and pH was determined as 12.06-11.97%, 3.67-3.50%, 3.33-3.34%, 0.67-0.66%, 1.0381-1.0381 g mL- 1, 0.18-0.16% and 6.67-6.73, respectively. Conjugated linoliec acid proportions changed between 1.39% and 2.87% in organic milk, between 1.67% and 2.96% in conventional milk. Consequently, the farm production type did not have effects on the milk compassion (dry matter, fat, protein and ash), fatty acid composition, EC50 and total phenolic compounds. On the other hand, the significant variations in the fat, protein, fatty acid proportions, EC50, inhibition and total phenolic compound values were determined as regarding time of milk collection.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • Derleme MakaleYalnız künye2018
    Yasama Sorumsuzluğunun İşlevsizleştirilmesi

    Dülger, Duygu Şimşek; Can, Osman

    Türk Anayasa Hukukunda yasama sorumsuzluğu, Meclis üyelerinin parlamento çalışmalarındaki oy ve sözlerinden;parlamentoda ileri sürdükleri düşüncelerinden, kullandıkları oylardan ve beyanlarından; ve bunları parlamento dışında tekrarlamaktan ve açığa vurmaktan dolayı süresiz ve mutlak bir şekilde koruma sağlayan yasama bağışıklığı olarakkabul edilmektedir. Bu bağışıklık türü, niteliği ve sonuçları itibariyle aralarında belirgin farklar olsa da Anayasa’da,“yasama dokunulmazlığı” koruması ile birlikte ve “Yasama Dokunulmazlığı” başlığı altında düzenlenmektedir. Parlamenter demokrasilerin bulunduğu hemen her anayasal düzende o veya bu şekilde benimsenmiş olan bu koruma,milletvekilinin şahsına tanınmış bir ayrıcalık olmayıp onun, vatandaşın iradesini parlamento çalışmalarına endişedenarınmış ve sabote edilemez biçimde taşıyabilmesini sağlamayı amaçlar. Bazı anayasalar tarafından ayrıntılarıyladüzenlenmiş olan bu bağışıklık türü, Türkiye gibi bazı ülkelerde ise kapsama ve sınırlara dair birtakım tartışmalarıbarındırmaktadır. Bu gibi tartışmalı noktalar, zaman içinde değişikliğe uğramış olan ulusal yargı içtihatları ile netleştirilmeye çalışılırken, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de bazı kararlarında tartışmalı noktalara ışık tutmaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Kurucu Öğe Olarak Modern Özne Anlayışının Teşekkülü

    Kahraman, Yakup

    Tüm varlığı kendisine ait bilgi nesnesi olarak gören ve anlam dünyasını bu varsayımdan hareket ederekoluşturan özne yaklaşımının felsefi temeli modern düşünce ile birlikte atılmıştır.Modern düşüncedeözneyi tüm varlık koşullarından ayrı, bağımsız fakat bu varlığı belirleyen olarak değerlendiren en önemlidüşünür Descartes’tır. Descartes’ın teorik zeminini oluşturduğu bu özne anlayışının kendisinden sonrakietik, sanat, siyaset, din, ekonomi vb. yapılanmalarda da etki ettiğini söyleyebiliriz. Bu yaklaşımın enönemli vasfı varlığı kendisi için meydana gelmiş, nicelleştirilebilen ve el altında tutulabilen alan olarakgörmesidir. Bu bakış açısı tüm varlığı kategorilere indirgeyerek yorumlama çabasını da beraberindegetirmektedir. Böylece varlığın zamana ve mekana bağlı olan çok yönlü anlam yapısı kaybolmakta, soyut,kuru, mekanik bir anlam ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada günümüzde halen etkisini devam ettiren veoldukça sorunlu bir bakış açısı geliştirdiğini düşündüğümüz Descartes’ın kurucu vasıflı özne yaklaşımı vebu yaklaşımın temel sorunları ele alınmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Kişisel Bütünlük ve Sivil İtaatsizlik Arasındaki İlişki Üzerine Kısa Bir Değerlendirme

    Somuncuoğlu, Seda Özsoy

    Siyasal düzenin işleyişinde meydana gelen aksaklıklara karşı bireyler; muhalefet etme, memnuniyetsizliğini gösterme ve haklarını koruma yönünde barışçıl yollara başvurarak çözüm arayışına girerler. Bunlardan en dikkat çekeni, direnmenin pasif biçimi olarak karşımıza çıkan sivil itaatsizlik eylemleridir. Sivil itaatsizlik, yasalara karşı gelen ve genellikle yasalarda veya yönetimin politikalarında bir değişiklik yapılması amacına yönelik kamusal, şiddet içermeyen, vicdani bir siyasi davranış olarak tanımlanabilir. Birey, böyle davranarak toplumda çoğunluğun adalet duygusuna hitap eder ve özgür ve eşit insanlar arasındaki toplumsal işbirliği ilkelerine saygı gösterilmediğini gündeme getirir. Bu durum, sadece toplumsal yaşama ilişkin unsurlar açısından değil aynı zamanda kişinin iç dünyasını, sahip olduğu değer ve ilkeleri kapsayan kişisel bütünlükle de yakından bağlantılıdır. Bu çalışmada kişisel bütünlük ve direnmenin pasif biçimi olan sivil itaatsizlik arasındaki bağlantının boyutları ve bunun eğitim ile olan ilişkisi irdelenecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2018
    The Significance of Philosophical Knowledge in Enlightening of the Human Rights

    Yeşilçayır, Celal

    Human rights is a concept which expresses the abstract and ideation rather than apparent and concrete. It is a basic problematic to comprehend human rights in essence due to its abstract and ideational content. Due to this problematic, this research study aims to discuss the place and significance of philosophical information in enlightening the human rights. In this framework, exactly what roles do the disciplines of philosophy such as ethics, epistemology, and law philosophy have on enlightening the human rights are analyzed. On the other hand, it is investigated whether the critical, interrogator and problem-penetrating characteristics of philosophy supports informative enlightening of human rights. Moreover, it is discoursed, which arguments philosophy provides to comprehend the rights, and the role of the philosophical information in human rights education. In the framework of this research study, the competence and priority of right over law, and natural law over positive law play a leading role in enlightening human rights in philosophical context.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2018
    Did Logical Empiricism Kill Kuhn?

    Öztürk, Ümit

    After his monumental work, The Structure of Scientific Revolutions, was published in 1962, Thomas Kuhn dealt with problems quite a long time such as rationality of scientific theories, theory choice and incommensurability on the axis of reconfiguration of the notion of paradigm. However, beginning from 80s, his on-going analysis aforementioned matters took its last shape with a new orientation including a linguistic turn. As a result of this renewal process, a controversial discussion aroused within the literature of philosophy of science which reaches to top at the 90s whether Kuhn is a genuine alternative to logical empiricism or not. In this study, we offer an assessment via temporarily suspending both Kuhn’s own socalled shift and related debates for a better understanding of his contributions to the philosophy of science by asking whether Kuhn had completed his essential project at the Revolutions or not.

  • Derleme MakaleYalnız künye2018
    Transfer and Storage of Electronic Health Records Using WCF Web Services

    Doğan, Ramazan Özgür; Yağcı, Yavuz; Kayıkçıoğlu, Temel; Yıldırım, Ömer

    Electronic Health Records (EHR) play an important role in the remote treatment and monitoring of chronical patients. EHR consists of the biological signals and physiological parameters of chronical patients. EHR provides doctors to investigate health signals of cronical patients and obtain perceptible results from these signals. EHR is very big data and this data must be stored according to specific standards. Cronical patients benefit from health care with without leaving their homes and with EHR collected via the Internet. In this study a telemedicine application using WCF that is suitable HL7 standart to improve the EHR data transmission and storage is developed. The facilities for collection of EHR data without leaving home are focused. In addition EHR data is accessed quickly independent XML based programming language through WCF technology and the operation is implemented on this data maintaining the privacy of patients. Moreover, in this study the telemedicine system is used on different platforms such as PC, tablets and PDA owing to WCF technologies.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Güneş Enerji Santralleri İçin Uygunluk Haritasının Elde Edilmesi: Bir Uygulama

    Eroğlu, Hasan

    Günümüzde güneş enerjisi, hayatımızın en önemli ve kaçınılmaz bir parçası haline gelen yenilenebilirenerji kaynaklarından (YEK) biridir. Her geçen gün dünya üzerindeki güneş enerji santrali (GES) sayısı katlanarakartmaktadır. Uygulama sayısı artan bu santrallerin çevresel, ekonomik ve sosyal açıdan en uygun yer tayinlerininyapılması oldukça büyük önem arz etmektedir. Bazı durumlarda santral kurulum yerini etkileyen bir önemli kriterinbile göz ardı edilmesi oldukça büyük zararlara neden olabilmektedir.Bu çalışmanın amacı, literatürdeki çalışmalarda eksikliği tespit edilen ve GES kurulumunu etkileyen kriterlerinönerilmesi, GES kurulumunu etkileyen tüm kriterlerin birbirlerine göre önem derecelendirme değerlerininbulunması ve kriterlere ait örnek bir çalışma alanında coğrafi veriler yardımıyla GES için uygunluk haritasının eldeedilmesidir. Kriterlerin ağırlık değerlerinin bulunmasında Bulanık Analitik Hiyerarşi Yöntemi (FAHP), verilerinişlenmesinde de coğrafi bilgi sistemleri kullanılmıştır. Bu amaçla 14 ana kriter ve bu kriterlere ait 70 alt kriterkonuyla ilgili uzman görüşleri, anketler ve literatürdeki çalışmalardan yararlanılarak belirlenmiştir. Çalışmanınsonunda, çalışma alanında GES’ler için en uygun, uygun ve izin verilmeyen yerlerin gösterildiği uygunluk haritasıelde edilmiştir. Bu çalışma, GES’lerin yer tespitinde daha doğru, çevresel, ekonomik ve sosyal GES santralikurulumunu netice veren geniş yelpazedeki kriterlerle araştırmacılara faydalı olacaktır.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2018
    Türk sürücülerin facebook sosyal paylaşım sitesini trafik bilgilendirme amacıyla kullanımı üzerine bir araştırma

    Aydin, Metin Mutlu; Saplioglu, Meltem; Ünal, Ayşe

    Teknolojik gelişmeler ve beraberinde getirdiği geniş iletişim olanakları, insanlarınçevrelerinde ortaya çıkan olayları algılama ve bu olaylar üzerine yorum yapabilmeolanağını artırmaktadır. Bilgiler, sosyal medya platformları ile hızlı ve evrenseldüzeyde yayılmakta; kısa süre içerisinde insanların bu içeriklere yorum yapıpkendi görüşlerini ifade edebilmelerine olanak sağlamaktadır. Sosyal medyanınbilgiyi kitlelere kolay ulaştırması ve grup kurma olanağı sunması; insanların belirlikonularda bu tür mecralarda yaygın şekilde örgütlenmesini sağlamaktadır. Buçalışma kapsamında, Ülkemizde ve Dünya’da yaygın olarak kullanılan sosyalmedya platformlarından Facebook’un trafikle ilgili birçok konuda sürücülertarafından kullanımı ve kentiçi ulaşımda etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Buamaçla ilk aşamada Türkiye’de 81 ilde kurulan ve hızla yayılan Facebook “Trafik”gruplarının üye sayısı üzerinde etkili parametreler araştırılmıştır. Gruplardakigüncel kullanıcı sayıları tespit edilmiş; üye sayıları, incelenen illerle ilgiliparametrelerin etkisi, Adaptif Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (AdaptiveNetwork Fuzzy Inference System, ANFIS) ile modellenip tahmin edilmiştir. İkinciaşama olarak, grup sayısında yaşanan artışın trafik kazaları ve cezaları üzerindekietkisi korelasyon analizi ile incelenmiştir. Bağımlı (Facebook “Trafik” grup üyesayısı) ve bağımsız (eğitim düzeyi oranı, çalışan oranı, motorlu taşıt oranı veehliyetli sürücü oranı) değişkenler arasındaki ilişkiyi inceleyebilmek amacıylakorelasyon analizi yapılmış ve regresyonun açıklama gücü 0,77 olarak eldeedilmiştir ANFIS analizinde 62 il için belirlilik katsayısı R2=0,90 olarak tahminedilmiştir. İkinci aşamada, sosyal medya kullanımı ile trafik ceza sayılarında vetrafik kaza sayılarında bir değişim olup olmadığı araştırılmıştır; trafik ceza ve kazasayıları üzerindeki etki için daha detaylı mekânsal verilere ihtiyaç duyulduğu,gelecekte yapılacak çalışmalarda kaza olan kesimlerdeki sosyal paylaşımverilerinin toplanarak incelenmesi gerektiği görülmüştür.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2018
    The Detection of the Relationship Between Depression and Malnutrition in Cancer Patients

    Ünlü, Ayşe; Sancar Bekircan, Esra

    Objective: The disease of cancer and the treatments administered might cause malnutrition and depression in patients. This research aims to assess the risk of depression and malnutrition in cancer patients and analyse the relationship between two diseases. Material and Method: The supplementary research conducted face-to-face interview method with 82 patients who applied to Gaziantep University Şahinbey Research and Application Hospital with cancer diagnosed and Adult Oncology Clinic and Polyclinic between the dates 4 April-4 September 2018 and volunteered to participate in the research. Depression case was assessed with Beck’s Depression Inventory (BDI) and nutrition cases were assessed with Nutrution Risk Screening (NRS2002). SPSS 17 (Statistical Package for the Social Sciences) programme was used to anaylse the data. Results: Participants received 28.98±10.10 points on average. According to the scores of the participants, 37.8% percent of them have moderate depression. They received 2.22±0.72 points on average from NRS-2002. It was revelaled that 43.9% percent of the participants had moderate malnutrition. A further analysis (LSD) conducted to detect which depression level the difference resulted from showed that NRS-2002 scores of the participants with severe depression are higher than the ones with moderate mood disorders, clinical depression and moderate depression. According to BDI, the difference between NRS-2002 scores is statistically meaningful. Furthermore, it has been revealed that the NRS-2002 scores of the participants with severe depression are higher than the ones with moderate mood disorders, clinical depression and moderate depression. Conclusion: The problems of oncologic patients related to nutrition and depression should be diagnosed earlier and treated soon.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2018
    Enflasyon ve ekonomik büyüme gerçekten genç işsizliği etkiler mi? gelişmekte olan 20 ekonomiden kanıtlar

    Bölükbaş, Mehmet

    Bu çalışmanın temel amacı gelişmekte olan ekonomilerde enflasyon ve ekonomik büyümenin genç işsizliği nasıl etkilediğini tartışmaktır. Bu bağlamda çalışmada enflasyon ve ekonomik büyümenin genç işsizlik üzerindeki etkisi 1991-2016 dönemi dikkate alınarak 20 gelişmekte olan ülke (Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Çin, Filipinler, Endonezya, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya, Macaristan, Malezya, Meksika, Mısır, Pakistan, Peru, Polonya, Rusya, Şili, Tayland, Türkiye ve Yunanistan) için test edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişki ikinci nesil panel eşbütünleşme ve panel nedensellik testleriyle araştırılmıştır. Westerlund (2008) tarafından geliştirilen Durbin-Hausman panel eşbütünleşme test sonuçlarına göre, değişkenler arasında bir eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Bununla birlikte, Durbin-Hausman (2012) panel nedensellik test sonuçları, hem enflasyon ile genç işsizlik arasında, hem de ekonomik büyüme ile genç işsizlik arasında istatistik olarak anlamlı olan iki yönlü nedensellik ilişkisi bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuçlara dayanarak enflasyonun ve ekonomik büyümenin genç işsizliği gerçek anlamda etkilediği ve bu etkinin negatif yönde olduğu söylenebilmektedir. Bunun anlamı ise çalışma kapsamındaki gelişmekte olan ülkelerde enflasyonda ve ekonomik büyümede meydana gelecek pozitif gelişmelerin genç işsizliği azaltmada etkili olduğudur.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleYalnız künye2018
    Araştırma geliştirme ve inovasyon yatırımlarının finansal gelişme üzerine etkisi: brıcs-tm ülkeleri örneği

    Pala, Fahrettin; Çam, Alper Veli; Ayaydin, Hasan; Barut, Abdül Kadir

    Bu çalışmada, BRICS-TM ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika,Türkiye ve Meksika) için Ar-Ge ve inovasyonun finansal gelişme üzerindeki etkisiekonometrik olarak 2000-2015 dönemi yıllık veriler kullanılarak test edilmiştir. Bu amaçlaöncelikle değişkenlerin yatay kesit bağımlılıkları incelenmiş ve değişkenlerin yatay kesitbağımlılığı içermediği ve dolayısı ile yapılacak olan analizlerde birinci nesil analizlerinkullanılması uygun görülmüştür. Bu çalışmada birinci nesil eş bütünleşeme analizlerindenolan Pedroni eş bütünleşeme analizi ile değişkenler arasındaki eş bütünleşme ilişkisiincelenmiştir. Sonuç olarak değişkenler arasında uzun dönem eş bütünleşme ilişkisi olduğutespit edilmiştir. Ayrıca eş bütünleşme kat sayılarının tahmin edilmesi için panel DOLStahmincisi kullanılmış ve araştırma geliştirme ve inovasyon yatırımlarının finansal gelişmeüzerinde pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra ise Dumitrescu ve Hurlin (2012)panel nedensellik analiz yöntemi ile değişkenler arasında her hangi bir ilişkinin olupolmadığı incelenmiş ve AR&GE yatırımlarından finansal gelişmeye doğru tek yönlünedensellik tespit edilmiştir.

  • MakaleYalnız künye2018
    Country Credit Risk Level, Oil Prices and the Main Macroeconomic Indicators Effect to Stock Returns: Sample of BIST 100

    Baltaci, Nuri; Akyol, Hikmet

    In addition to the main macroeconomic indicators in the country, it is also an important research issue that Credit Default Swaps (CDS), which shows the credit risk level of the country, and oil prices have an influence on stock returns. In this paper, the effects of CDS spreads, oil prices and selected macroeconomic variables on the Istanbul Stock Exchange Index (BIST100) were tried to be analysed. For this purpose, it was tested with the cyclical ARDL bound testing approach of 2006: 01 and 2015: 09 months. According to the results of the research, long term CDS spreads, oil prices, inflation rate, real interest rates and monetary expansion have significant effects on BIST100 index of economic growth. Long term effective exchange rate changes have no effect on the BIST100 index

  • MakaleYalnız künye2018
    Ketkhuda of The Imperial Harem Canfeda Khatun’s Wealth and Waqfs

    Karademir, Ayşenur

    Canfeda Khatun was appointed to a position called “ketkhuda woman” at the Sultan Murad III (1574- 1595) ’s imperial harem for twenty-one years. She was not related to royal family nor one of the sultan’s women. In official documents, Canfeda Khatun was the first concubine called as “ketkhuda woman” and her fame grown with this title. After the death of Sultan’s mother, Nurbanu Sultan (1583), Canfeda’s accompany to the Sultan became to such an extent that she had even impact on Sultan Murad’s political decisions. This study focuses on historical artefacts of her foundation, most of which are not survived to the present day, using the archival documents belonged to waqfs, particularly their accounting registers. The aim of this study is to reveal the new aspects of Canfeda Khatun who was a rare example of the harem, and analyse her waqfs.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2018
    Production and Properties Bacterial Celluloses and Their Use in Food and Non-Food Applications

    Akpinar, Ozlem; Güzel, Melıh

    Cellulose is the most common polymer in the world, formed by β-1,4 linked glucopyranose units. Besides plants, celluloses can be produced by some bacteria. The uses of these bacterial celluloses have been increasing in food, pharmaceutical, biotechnology, biomedical, cosmetics, paper and electronics areas. It has many superior properties compared to plant celluloses, such as purity, elasticity, network structure, high crystallize, surface area, water holding capacity and tensile strength, thinner and porous structure. This review includes the production methods for bacterial celluloses, the properties of these polymers and their use in food and non-food applications

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2018
    Determination of Some Physicochemical, Rheological and Sensory Properties of Kiwi Added Ice Creams

    Şengül, Mustafa Kadir; Erkaya Kotan, Tuba; Ürkek, Bayram

    In this research, the physical, chemical, rheological and sensory properties of ice creams of kiwi addition at different ratios (4%, 8%, 12%, 16% and 20%) were investigated. The increment of kiwi rations led to the decrease of dry matter, ash and pH values, but the first dripping and complete melting times, titratable acidity values increased. Vitamin C content of ice cream samples was significantly affected by addition of kiwi (P<0.01), and it increased depending upon kiwi amount. The consistency coefficient of control sample was lower according to kiwi added ice cream samples. All ice cream samples had pseudoplastic behaviour. The color, gumming, texture, flavour, melting in mouth, resistance to melting and general acceptability score of the sample 4% kiwi added ice cream were higher compared with other samples. Consequently, the research shown that kiwi usage at ice cream production has positive effect on vitamin C content and consistency of ice cream.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2018
    Geochemical Properties of Pleistocene-aged Terrace Deposit of the Ankara Stream

    Eker Saydam, Çiğdem; Gümüş, Mustafa Kemal

    The study aims to investigate geochemical properties, chemical weathering, sedimentary-cycle history and sediment provenance of the Ankara Stream Pleistoceneaged terrace deposit. The CIA, PIA and ICV values of the examined samples have been determined as 58.6, 58.7 and 1.58, respectively. The terrace deposits are exposed to the simple sedimentary cycling history, which indicates that geochemical compositions of sediments were controlled by the composition of source materials. The Al2O3/TiO2, La/Sc, Co/Th and Th/Sc ratios of the investigated samples range from 8-21, 2.52-4.4, 1.50-2.19 and 0.70-1.03, respectively. Thus, the deposits have negative Eu anomaly and high LREE/HREE ratios. Finally, likely low-to-moderate degrees of chemical weathering of these deposits show an increase tectonic activity and erosion in the studied area. Terrace deposits are derived from particle to intermediate or felsic–mafic sources and the deposits are chemically immature.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Turizm Eğitimi Alan Orta öğretim Düzeyindeki Öğrencilerin Mutfak Departmanına Yönelik Tutumlarını Belirlemeye Yönelik Bir Araştırma

    Kutukiz, Dogan; Akyürek, Suat; Özdemir, Özcan

    Yiyecek içecek sektörü günümüzde büyük bir istihdam kaynağı oluşturmaktadır. Özellikle turizmde gelir yönünden, istihdam yönünden ve müşteri memnuniyeti yönünden yeme –içmenin payı düşünüldüğünde bu alanda eğitimli iş gücüne ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Otel işletmelerinin kalbi olarak görülen mutfağın rolü düşünüldüğünde, bu alanda çalışacak personelin eğitimli ve bu alana yatkın olması oldukça önemlidir. Bu bağlamda, turizm alanında eğitim alan orta öğretim düzeyindeki öğrencilerin mutfak departmanına yönelik tutumlarının ölçülmesi bu çalışmanın ana amacını oluşturmuştur. Diğer yandan öğrencilerin birtakım demografik özelliklerine göre mutfak departmanına yönelik tutumlarında farklılık olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada veri toplamak için anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Muğla ilindeki orta öğretim düzeyinde turizm eğitimi veren Fethiye Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi, Muğla Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi ve Köyceğiz Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, yukarıda sayılan orta öğretim düzeyinde turizm eğitimi veren liselerin 2016-2017 eğitim-öğretim yılındaki 250 öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, orta öğretim düzeyinde turizm eğitimi alan öğrencilerin mutfak departmanına yönelik tutumlarının olumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleYalnız künye2018
    The effect of values, risk perception and nuclear awareness on the public acceptability of nuclear plants

    Topal, Mehmet Hanefi; Gülsoy, Ahmet

    Nuclear energy that is a crucial problem in development process for energy security is substantially considered important. In addition to this, to what extent the public supports this approaches in order to provide sustainability of the nuclear energy politics in Turkey is also significant. Previous studies have not sufficiently focused on the question of which factors are effective on acceptability of nuclear politics in the sense of Turkish public opinion. The aim of this paper is to investigate whether or not individual and environmental values of public, nuclear risk perception and nuclear awareness are influential on the level of social acceptance. In this context, a questionnaire is conducted with 650 people in Sinop and Mersin where nuclear power plants have been constructed. Analysis of the gathered data are made through the structural equation modelling. In the result of this analysis, it is determined that altruism, environmental sensitiveness and perceived nuclear risks decrease the level of nuclear acceptability, while hedonism and more nuclear awareness increase it. Moreover, these findings show that anti-nuclear view is obviously derived from the low nuclear awareness and high nuclear risk perception. Related to this, in this research, apart from the necessity of increasing nuclear awareness, it is suggested that persuasive mechanisms regarding environmental sensitivity and risk concerns should be formed for the public opinion on the purpose of generating sustainable nuclear politics.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Mavi Renklenme Zararının Tomrukların Endüstriyel İşlenme Özellikleri Üzerine Etkileri

    Öztürk, Atakan; Komut, Osman

    Mavi renklenme tomruk, kereste ve kullanım yerlerindeki malzemede estetik karakteristikler ve mekanik şok direncinde neden olduğudeğişimler dolayısıyla önemli ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Diğer yandan, zarara maruz kalmış malzemede emprenye ve üstyüzey işlemlerindeki başarı oranının düşük olmasının tomruğun endüstriyel kullanım alanlarını önemli ölçüde sınırlandırdığıbilinmektedir. Bu çalışma mavi renklenme zararının, tomruk işleyen orman endüstri işletmeleri üretim süreci üzerindeki etkilerini veneden olduğu kayıpları belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırma, Gümüşhane ilinde Sarıçam tomruğu işleyen toplam 9 küçük ve orta ölçeklikereste üretim işletmesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, mavi renklenme zararının boyutu tomruk toplam hacmine oranlanarakdeğerlendirilmiştir. Diğer yandan, inşaat ve doğrama sektörlerine yönelik üretim gerçekleştiren işletmeler arasında, mavileşmesonucu oluşan tahribat yönünden karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışma sonucunda, mavi renklenme tahribatında hacmen zarara maruzkalma oranının diri odun genişliği, tomruk boy ve çap değişkenlerine bağlı olmak üzere %32-84 arasında değiştiği belirlenmiştir.Ayrıca, inşaat ve doğrama sektörlerine yönelik kereste üretimi yapan işletmeler arasında tomruk enine kesit yüzeyindeki mavileşmişalan genişliği ve bozuk hacim oranı değişkenlerine göre istatistiksel düzeyde anlamlı farklılıklar bulunduğu (p<0,05) tespit edilmiştir.Diğer yandan, inşaat sektörüne yönelik üretim yapan kereste işletmelerinde mavi renklenme zararının göz ardı edildiği görülmüştür.Doğrama sektörüne yönelik üretim yapan işletmelerde ise malzemenin görsel niteliklerinin iyileştirilmesi amacıyla mavileşmiş kısmınuzaklaştırıldığı, ancak bu işlem dolayısıyla ilave enerji ve işgücü maliyetlerinin oluştuğu tespit edilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim