Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Ashyralyev, A(8)
- Malkowsky, E(8)
- Ashyralyyev, Charyyar(7)
- Yilmaz, Ozgur(7)
- Ozdes, Duygu(6)
- Cakir, Zafer(5)
- Doğru, Bülent(5)
- Duran, Celal(5)
- Kahraman, Yakup(5)
- Arslan, Mehmet(4)
- Ashyralyev, Allaberen(4)
- Ayaydin, Hasan(4)
- Karaman, Safa(4)
- Kayacier, Ahmed(4)
- Yildirim, Mustafa(4)
- Yildiz, Salih(4)
- Yüksel, Ferhat(4)
- Aksoy, Metin(3)
- Bertan, Münevver(3)
- Cengiz, Ekrem(3)
- Doğan, Kadir Caner(3)
- Kartopu, Saffet(3)
- Kurt, Kemal(3)
- Recepoğlu, Mürşit(3)
- Sipahi, Ferkan(3)
- Temizel, Irfan(3)
- Yildiz, Emel(3)
- Yildiz, Hilal(3)
- Adanur, Hakan(2)
- Akar, Bülent(2)
- Akaryali, Enver(2)
- Akpinar, A. Sefa(2)
- Akpinar, Adem(2)
- Akyüz, Ahmet Mutlu(2)
- Ar, Ilker Murat(2)
- Arslantunali, D.(2)
- Artan, Seyfettin(2)
- Aslan, Zafer(2)
- Aydin, Faruk(2)
- Baki, Birdoğan(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Polimerle iyileştirilmiş harçların farklı kür koşulları ve yüksek sıcaklık etkisi altında mekanik davranışlarının incelenmesi
Yusuf Kaya
Polimer teknolojisindeki gelişmelerle ucuzlayan ve yaygınlaşan polimerler, günümüzde çeşitli yapısal uygulamalarda da oldukça sık kullanım alanı bulmaya başlamıştır. Polimer katkılar, betonun fiziksel ve mekanik özelliklerini iyileştirmektedirler. Ayrıca polimer katkılar harçların donma-çözülme direnci, asit direnci, sülfat direnci gibi dayanıklılık özelliklerini de attırarak daha uzun ömürlü bir beton elde edilmesini sağlamaktadır. Bununla birlikte yüksek ısı etkisinde ergiyerek betona kavlanma gibi zararlı etkilere karşı katkı sağlaması beklenir. Öte yandan, polimer malzemenin polimerleşebilmesi için kuru ortama, betonun ise hidratasyonu için suya ihtiyaç duyması bu kompozitler için önemli bir sorunu teşkil etmektedir. Bu bağlamda oluşan bu çalışma iki ana kısımdan oluşur. Birinci kısmında farklı koşullarda kür edilen polimerle iyileştirilmiş harçların mekanik ve fiziksel özellikleri incelenerek en uygun kür şartı belirlenmiştir. Bunun için 3 farklı polimer (MAD (Modifiyeli Akrilik Dispersiyon), PÜ (Poliüretan), SBR (Stiren Butadiyen Kauçuk)) çimento harçlarına 5 farklı oranda (%0, %5, %10, %15, %20) katılarak numuneler hazırlanmıştır. Daha sonra hazırlanan numuneler, 3 farklı kür (1. Kür: Günde iki kez dışarıda sulama, 2. Kür: 16 saat suda 8 saat dışarıda, 3. Kür: 1 gün suda bir gün dışarıda) koşulunda 28 gün boyunca kür edildikten sonra mekanik özelliklerinin değişimi gözlemlenmiştir. İkinci kısmında ise birinci kısımda belirlenen kür koşulu ile kür edilen numunelerin yüksek ısı dirençleri gözlemlenmiştir. Yüksek ısı deneyleri kapsamında mevcut 3 farklı polimer (MAD, PÜ, SBR) malzeme çimento hamurlarına 5 farklı katkı oranında (%0, %5, %10, %15, %20) katılarak numuneler hazırlanmıştır. Daha sonra bu numuneler 28 gün boyunca birinci kısımda belirlenen kür koşulu ile kür edildikten sonra 4 farklı sıcaklığa (21 °C, 100 °C, 200 °C ve 250 °C) tabi tutulmuştur. Belirtilen sıcaklıklara bir saat maruz kalan numunelerin mekanik özelliklerinin değişimi gözlemlenmiştir. Ayrıca polimerle iyileştirilmiş harçların fiziksel özelliklerinin değişimini incelemek için petrografik özellikleri, su emme, su işleme derinliği ve birim kütleleri de belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen en önemli bulgular özetlenecek olunursa; öncelikle fiziksel özellikler dikkate alındığında, polimer katkıların numunelerin su emme oranını ve su işleme derinliğini önemli ölçüde düşürdüğü tespit edilmiştir. Çalışmanın birinci kısmından elde edilen sonuçlar doğrultusunda polimer katkılı taze harç numunelerinin su ile teması arttıkça mekanik özelliklerinin düştüğü gözlemlenmiştir. Bu sonuç doğrultusunda en uygun kür koşulu su ile temasın en az olduğu 1. Kür Koşulu olarak belirlenmiştir. Genel olarak polimerle iyileştirilme harcın basınç dayanımını azaltırken eğilme dayanımı ve yüksek sıcaklık direncini olumlu yönde etkilemiştir. Sonuç olarak, kullanılan polimer türlerinden SBR ve MAD harçların özellikleri üzerinde olumlu bir etki gösterirken, PÜ ise tüm şartlar altında olumsuz sonuçlar göstermiştir. En yüksek sıcaklık (250 °C) için en iyi performansı SBR polimeri göstermiştir. 250 °C sıcaklığa maruz kalması sonucunda katkısız numunelerle kıyaslandığında %15 SBR katkılı harçların, eğilme dayanımı %42, sehimi %15, basınç dayanımı %21 daha yüksek çıkarak oldukça olumlu sonuçlar vermiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Polimerle iyileştirilmiş harçların en uygun kür koşullarının belirlenmesi ve donma-çözülme etkisi altında mekanik davranışlarının incelenmesi
Sedat Sevin
Son yıllarda polimer teknolojisinde meydana gelen gelişmeler ile polimerlerin çimento harçlarında katkı malzemesi olarak kullanımı yaygın hale gelmiştir. Polimer katkılar, betonun fiziksel ve mekanik özelliklerini iyileştirmektedirler. Ayrıca polimer katkılar harçların donma-çözülme direnci, asit direnci, sülfat direnci gibi dayanıklılık özelliklerini de attırarak daha uzun ömürlü bir beton elde edilmesini sağlamaktadır. Ancak polimer malzemenin polimerleşebilmesi için kuru ortama, betonun ise hidratasyonu için suya ihtiyaç duyması bu kompozitler için önemli bir sorunu teşkil etmektedir. Bu bağlamda; çalışma temel olarak iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısmında farklı koşullarda kür edilen polimerle iyileştirilmiş harçların mekanik ve fiziksel özellikleri incelenerek en uygun kür ortamı belirlenmiştir. Bunun için 3 farklı polimer (SBR (Stiren Butadien Rubber), PSBR (Polycarboxylate-Stiren Butadien Rubber), SAC (Stiren Acrylik Co-Polymer)) çimento harçlarına 5 farklı oranda (%0, %5, %10, %15, %20) katılarak numuneler hazırlanmıştır. Daha sonra hazırlanan numuneler, 3 farklı kür (1. Kür: dışarıda sulama, 2. Kür: 16 saat suda 8 saat dışarıda, 3. Kür: 1 gün suda bir gün dışarıda) koşulunda 28 gün boyunca kür edildikten sonra mekanik özelliklerinin değişimi gözlemlenmiştir. İkinci kısmında ise birinci kısımda belirlenen kür koşulu ile kür edilen numunelerin donma-çözülmeye karşı dirençleri gözlemlenmiştir. Buna yönelik olarak donma-çözülme deneyleri, mevcut 3 farklı polimer malzeme, çimento hamurlarına 5 farklı oranda (%0, %5, %10, %15, %20) katılarak gerçekleştirilmiştir. Daha sonra bu numuneler 28 gün boyunca birinci kısımda belirlenen kür koşulu ile kür edildikten sonra 3 farklı donma-çözülme döngüsüne (0, 100, 200) tabi tutulmuştur. Donma-çözülme döngülerinin sonunda numunelerin mekanik özelliklerinin değişimi gözlemlenmiştir. Ayrıca polimerle iyileştirilmiş harçların fiziksel özelliklerinin değişimini gözlemlemek için petrografik özellikleri, su emme, su işleme derinliği ve birim kütleleri de incelenmiştir Çalışmadan elde edilen en önemli bulgular özetlenecek olunursa; öncelikle fiziksel özellikler dikkate alındığında, yapılan su emme ve su işleme derinliği deneylerinde, polimer katkıların numunelerin su emme oranını önemli oranda düşürdüğü ve su işleme derinliğini de yüksek oranda azalttığı tespit edilmiştir. Kür özelliklerinin incelendiği birinci aşamada elde edilen sonuçlar doğrultusunda polimerle iyileştirilmiş harçların taze halde su ile teması arttıkça mekanik özelliklerinin düştüğü belirlenmiştir. Bu sonuç doğrultusunda en uygun kür koşulu su ile temasın en az olduğu 1. Kür Koşulu olarak belirlenmiştir. Genel olarak, kullanılan polimer türlerinden SBR ve PSBR, harçların özellikleri üzerinde olumlu bir etki gösterirken, SAC ise tüm şartlar altında olumsuz sonuçlar göstermiştir. Polimerle iyileştirmenin harçların basınç dayanımını bir miktar düşürdüğü, ancak özellikle eğilme ve donma-çözülme direncine olumlu katkılar sağladığı görülmüştür. 200 donma-çözülme döngüsü sonunda %15 SBR ve %20 PSBR katkılı numunelerin eğilme dayanımları katkısız numunelere göre %45-50 oranında daha yüksek çıkarak oldukça olumlu sonuçlar elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Statik tusaga-aktif ölçüleri yardımı ile heyelanların izlenmesi - Gümüşhane İmam Hatip Lisesi heyelan örneği.
Erdem Kazancı
Günümüzde hassas konum belirleme uygulamaları gerçek zamanlı olarak yapılmaktadır. Bu uygulamalar; mühendislik amaçlı ölçmeler, jeodezik çalışmalar, kadastral amaçlı çalışmalar, meteorolojik ölçmeler, yer kabuğu hareketleri ve deformasyondur. Ülkemizde hassas konum belirleme TUSAGA – Aktif sistemi ve TUTGA noktaları dikkate alınarak yapılır. Böylece GNSS ölçümleri ile deformasyon belirleme işlemi yapılır. Bu çalışmada uygulama alanı Gümüşhane İmam Hatip Lisesi ve çevresi olarak seçilmiştir. Eski bir heyelan bölgesi olan bu alan, çevredeki patlatmalar, kazılarla ve meteorolojik olarak ani değişimler tarafından tetiklenmiştir. Periyodik olarak toplanan veriler yardımı ile seçilen uygulama alanındaki deformasyon belirlenmeye çalışılmıştır. Gümüşhane İmam Hatip Lisesi çevresinde deformasyonun belirlenmesi için, heyelanı temsil edebilecek 3 adet nokta araziye aplike edilmiştir. Bu noktalarda GNSS alıcıları ile 2012 Nisan ve 2014 Ocak aylarında olmak üzere 2 periyot ölçü gerçekleştirilmiştir. Ölçüler statik yönteme göre dengelenmiş ve deformasyon analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarının uyumlulukları irdelenmiş ve aplike edilen noktalarda deformasyon gözlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Kılıçkaya (Bayburt) granitoyidi'nin petrografik, jeokimyasal ve petrolojik özeliklerinin incelenmesi
Mürşid Öztürk
Bu çalışmada, Bayburt yöresinde yer alan Kılıçkaya Granitoyidi'nin mineralojik-petrografik bileşimi, mineral kimyası ve tüm kayaç jeokimyası ortaya konularak, kayaçların oluşum mekanizmaları ve kökenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Doğu Pontid Kuzey Zonu'nda yer alan inceleme alanının tabanında Eosen yaşlı andezit ve piroklastları bulunmaktadır. Bu birim Eosen yaşlı Kılıçkaya Granitoyidi tarafından kesilmiş olup, Kuvaterner yaşlı alüvyonlar ile uyumsuz olarak örtülürler. Granitoyidi oluşturan kayaçlar orta-iri taneli olup, plajiyoklas, ortoklas, kuvars, hornblend, biyotit, apatit, zirkon ve opak mineralleri içerirler. Kılıçkaya Granitoyidi elips şekilli olup, yaklaşık 18 km2'lik bir alanda yüzeylenmiştir. Diyorit, granodiyorit ve tonalit bileşimli kayaçlardan oluşmuş olup, yan kayaç ksenolitleri ve diyorit bileşiminde mafik magmatik anklavlar (MMA) içerirler. Granitoyidi oluşturan kayaçlarda magma karışımını gösteren dengesizlik dokuları gözlenmiştir. Kılıçkaya Granitoyidi'ni oluşturan kayaçlar genel olarak I-tipi, yüksek-K'lu kalk-alkalen karakterli olup, yüksek SiO2 içeriklerine (58-67, wt%) sahiptirler. Örnekler metalümin karakterli olup, büyük iyon yarıçaplı litofil elementlerce zenginleşmişlerdir. Kondirite gore normalleştirilmiş nadir toprak element dağılımları yukarıya doğru konkav şekilli (LaN/YbN= 17.14–8.72) olup, çok hafif negatif Eu anomalisi (EuN/Eu*=0.64–0.91) gösterirler.Ana ve izelement değişimleri, granitoyidin gelişiminde plajiyoklas, hornblend ve Fe-Ti oksit fraksiyonlaşmasının etkili olduğunu göstermektedir. Tüm bu özellikler, düşük (Al2O3)/(MgO+FeOT), K2O/Na2O, ASI, (Na2O+K2O)/(FeOT+MgO+TiO2), (Al2O3)/(FeOT+MgO+TiO2) ve yüksek (CaO+FeOT+MgO+TiO2), (Na2O+K2O)/(FeOT+MgO+TiO2), (Al2O3+FeOT+MgO+TiO2) içerikleri, Kılıçkaya Granitoyidi'ne ait kayaçların oluşumunda, amfibolitik alt kıtasal kabuk kaynak kayaçlarının kısmı ergimesine ilaveten, litosferik manto katkısının da önemli bir rol oynadığına işaret eder.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Yöneticilerin dönüşümcü liderlik davranışı ile çalışanların empati davranışlarının çalışanların yöneticilerine olan sadakatleri üzerindeki etkilerini incelemeye yönelik bir araştırma
Yeliz Akçay
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ YÖNETİCİLERİN DÖNÜŞÜMCÜ LİDERLİK DAVRANIŞLARI İLE ÇALIŞANLARIN EMPATİ DAVRANIŞLARININ ÇALIŞANLARIN YÖNETİCİLERİNE OLAN SADAKATLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ İNCELEMEYE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA Yeliz AKÇAY 2014, XIII + 106 sayfa Bu araştırmanın amacı yöneticilerin, çalışanlar tarafından algılanan dönüşümcü liderlik davranışı ile çalışanların yöneticilerine yönelik empatilerinin yöneticilerine yönelik sadakatleri üzerindeki etkisinin olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmada kullanılan veriler, Trabzon ili sınırları içerisinde faaliyet sürdüren Hekimoğlu Döküm Sanayi İşletmesi'ndeki 205 adet çalışandan elde edilmiştir. Araştırmanın modelini test etmek amacıyla yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, çalışanların yöneticileriyle empati kurmaları, yöneticilerin dönüşümcü liderlik davranışları, çalışanların yöneticilerine olan sadakatlerini doğrudan olumlu yönde etkilemektedir. Anahtar Sözcükler: Liderlik, Dönüşümcü Liderlik, Sadakat, Çalışanların Yöneticilerine Olan Sadakati, Empati.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Arazi kullanımlarındaki değişimin sosyo-ekonomik koşullarla değerlendirilmesi: Şebinkarahisar örneği
Mustafa Aybar
Bu çalışmada, Şebinkarahisar Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı Şebinkarahisar Orman İşletme Şefliğinin 1987 ve 2013 yıllarına ait orman amenajman planlarından yararlanılarak ormanların arazi kullanım sınıfları, gelişim çağları ve kapalılık sınıfları bazında zamansal ve konumsal olarak meydana gelen değişimler incelenmiştir. Bu değişimlerin incelenebilmesi için amenajman planlarındaki sayısallaşmış meşcere haritalarını kullanarak türettiğimiz arazi kullanım sınıfları, çağ sınıfları ve kapalılık sınıfları haritalarından yararlanılmıştır. Diğer taraftan yerleşim yerlerinin etrafına atılan zonlarla bu alanların etrafındaki arazi kullanım sınıflarının zamanla değişimi incelenmiş ve nüfusun son yıllardaki hızlı azalışı ile ilişkilendirilmiştir. Şebinkarahisar Orman İşletme Şefliğinin toplam alanı 84044,3 hektardır. 1987 Amenajman Planı verilerine göre şeflik alanının % 10.9'u bozuk orman, % 5.68'i verimli orman, % 16.2'si mera alanı, % 9.38'i orman toprağı, % 1.27'si iskan alanı, % 2'si heyelan alanı, % 4.25'i taşlık alan, % 50.3'lük kısmı ziraat alanı ve geriye kalan % 0.002'si sulak alandır. 2013 yılı Amenajman Planın verilerine göre arazi kullanım sınıflarının dağılımına bakıldığında ise 84044.3 hektarlık alanın % 10.7'si bozuk orman, % 10.9'sı verimli orman, % 0.04'ü özel orman, % 1.13'ü iskan alanı, % 51.7'si orman toprağı, % 0.1'i sulak alan, % 1.06'sı taşlık alan, % 0.02'si tesis alanı ve geriye kalan % 24.4'lük alan ziraat alanlarını oluşturmaktadır. Aynı şeflik sınırındaki Amenajman Plan verilerine bakılacak olursa; 2013 yılında verimli ormanlarda % 91.2 gibi büyük bir oranda artış meydana gelmiştir. Ormanlık alanlar 1987 yılında 4775.2 ha iken 2013 yılında 9131.1 ha olarak neredeyse iki katına çıkmıştır. Bu devasa artışın nedenleri, son yıllarda yapılan başarılı ağaçlandırma ve gençleştirme çalışmalarının yanı sıra halkın ormanlar üzerinde sosyal baskının azalmasıdır. Genel olarak yörenin nüfus verilerine bakılacak olursa 1990 yılında 22158 iken 2013 yılında 9811'e gerilemiştir. İskân alanlarının etrafına belirli aralıklarla atılan zonlar ile nüfusun azalmasının ormanlar üzerindeki etkisini araştırılmıştır. Sonuç olarak, çalışma alanında, konumsal veri tabanı sayesinde Şebinkarahisar Orman İşletme Şefliği orman kaynakları ve diğer arazi kullanımlarının zamansal değişimleri 1987-2013 yılları arasında belirlenmiş düzenli ormancılık faaliyetleri ve sosyal baskıya bağlı olarak orman kaynaklarının yapısı ve alan kullanım sınıflarının zaman içerisinde önemli derecede değiştiği görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014İnsan kaynakları yönetimi uygulamalarının işletmelerin içsel pazarlama stratejilerine etkisi üzerine bir araştırma
Sinem Kaya
İşletmelerin günümüzün rekabet koşullarında sürekliliği sağlayabilmeleri için öncelikle sahip oldukları insan kaynağını en etkili ve verimli şekilde kullanmaları gereklidir. Günümüzün değişen şartlarında işletmelerin, iç müşteriler olarak gerek çalışanların gerekse dış müşterilerin düşüncelerinde olumlu bir imaj yaratmaları önem kazanmaktadır. Bu imajın oluşturulması ise hem çalışanların hem de müşterilerin işletme ile iletişim kurdukları her alanda ve her deneyimde olumlu bir sonuçla karşılaşmaları, beklentilerinin karşılanması hatta beklentilerin üzerinde performansların ortaya çıkması ile mümkündür. Bu süreç ise dış ve iç müşteriler yönünden memnuniyetin yaratılması olarak kendini göstermektedir. Bu çalışmada, insanın rekabet üstünlüğünün temel kaynağı olarak görülmesi anlayışına dayalı olan insan kaynakları uygulamalarının işletmelerde iç müşteri memnuniyetini, memnun olan iç müşterilerin ise dış müşteri memnuniyetini sağlayacağı savunulmaktadır. Araştırmada, çalışan (iç müşteri) memnuniyeti yaratan insan kaynakları uygulamalarının dış müşterilerin memnuniyetlerinde doğrudan ve olumlu yönde etki yarattığı sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler: İçsel Pazarlama, İç Müşteri Memnuniyeti, Dış Müşteri Memnuniyeti, İnsan Kaynakları Uygulamaları, Yapısal Eşitlik Modeli.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Alucra Orman İşletme Şefliğinin sosyo – ekonomik koşullara göre zamansal değişiminin belirlenmesi
Sıtkı Bayram
Teknoloji çağımızın en büyük gücü haline gelmiştir. Bilim dünyası da bu gücün farkındadır. Bu gücün farkında olan bilim dünyası yapmış olduğu çalışmaların hemen hemen hepsinde bu gücü kullanmaktadır. Teknoloji sayesinde bilim adamları yaptıkları çalışmalarda çok daha gerçeğe yakın ve hata oranı daha az sonuçlar elde ediyor. Bilgi üretmek daha kolay ve hızlı hale gelmiştir. Teknoloji sayesinde ormanların planlaması da kısa sürede daha kolay hale gelmiştir. Orman birçok canlı ve cansız varlıktan oluşmaktadır. Ormanların planlamasının temelini orman amenajman planları oluşturmaktadır. Amenajman planlarında en fazla coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve uzaktan algılama tekniklerinden faydalanmaktadır. Bu çalışmada, Alucra Orman İşletme Şefliği orman amenajman planlarından yararlanarak 1987 ve 2013 yılları arasında orman yapısında ve diğer arazi kullanım sınıflarında meydana gelen değişimler zamansal ve konumsal olarak incelenmiştir. Bunun için amenajman planlarındaki meşcere haritalarından yararlanılarak konumsal veri tabanı oluşturulmuştur. Bu değişimler arazi kullanım sınıfları, çağ sınıfları ve kapalılık sınıfları parametreleriyle ortaya koyulmuştur. Bir de yerleşim yerlerinin etrafına atılan zonlarla nüfus değişiminin ormanlara etkisine bakılmıştır. Buna göre toplam orman alanı 135590.5 ha'dır. Alucra Orman İşletme Şefliği genelinde 1987 yılında orman alnın %38.5'i ziraat, %30.9'u orman toprağı (OT), %20.7'si bozuk orman, %8.3'ü verimli orman, %0.9'u iskân ve %0.4'ü diğer alanlardan oluşmaktadır. 2013 yılında ise şeflik alanın %45.9'u OT, %18.3'ü verimli orman, %17.5'i ziraat, %17'si bozuk orman, %0.9'u iskân ve %0.4'ü de diğer alanlardan oluşmaktadır. Bu bağlamda Alucra Orman İşletme Şefliği genelinde 1987- 2013 yılları arasında verimli ormanlarda %9.9 artış, bozuk ormanlarda %3.9 azalma, orman toprağı alanında %15 artış, ziraat alanlarında %21 azalma ve iskân alanlarında da %0.1'lik bir azalma görülmüştür. En fazla artış OT alanlarında olmuştur. Verimli orman alanları da artmıştır. İskân, ziraat ve bozuk orman alanları azalmıştır. Bir de nüfus genel olarak azalmıştır. Alucra Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde bulunan yerleşim yerleri nüfusu 1990 yılında 22158 iken 2013 yılında nüfus 9811'e gerilemiştir. Bu azalmada orman alanlarının artmasında etkili olmuştur. Yerleşim yerleri etrafına belli aralıklarla atmış olduğumuz zonlar sonucunda nüfusun azalmasının ormanlara etkisi ortaya koyulmuştur. Bunun sonucunda özellikle ziraat alanlarının azaldığı ve orman alanlarının arttığı görülmektedir. Sonuç olarak, çalışma alanında, konumsal veri tabanı sayesinde Alucra Orman İşletme Şefliği orman kaynakları ve diğer arazi kullanımlarının zamansal değişimleri 1987- 2013 yılları arasında belirlenmiş ve düzenli ormancılık faaliyetleri, sosyal baskı ve demografik etmenlere bağlı olarak orman kaynaklarının yapısı ve alan kullanım deseninin zaman içerisinde önemli derecede değiştiği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Yersel lazer tarama ve yersel fotogrametri ile elde edilen yüksek çözünürlüklü verilerden üretilmiş üç boyutlu modellerin karşılaştırılması
Samed Özdemir
Günümüzde kültürel varlıkların, mühendislik projelerinin 3B dokümantasyonu büyük önem arz etmektedir. Yapılan dokümantasyon çalışmalarında dokümantasyona konu olan nesnenin mümkün olan en yüksek detay ve doğruluk ile elde edilmesi hedeflenmektedir. Bugüne kadar 3B dokümantasyon çalışmalarında gelişen bilgisayar teknolojisinin de yardımı ile yersel fotogrametrik yöntemler kullanılmış ve kullanılmaya devam etmektedir. Son 10 yıllık zaman diliminde gittikçe yaygınlaşan lazer tarama teknolojisi sunduğu yüksek kapasite nedeniyle revaç bulmuş ve günümüzde pek çok projede yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Yapılan uygulamamalarda yersel lazer tarama aleti olarak uçuş zamanı yöntemi ile çalışan Leica C10 Lazer tarayıcı ve yersel fotogrametrik amaçla da Canon Eos 550d kamera kullanılmıştır. Bu çalışmada yersel lazer tarayıcılar ile yersel fotogrametrik yöntemlerin farklı senaryolarda birbirlerine göre konumsal ve model doğrulukları incelenmiştir. Bu senaryolar, farklı alet nesne arası mesafelerdeki hedeflerin ölçülerek bu mesafelerdeki hata miktarlarının araştırılması, düzensiz geometriye sahip olan bir yüzeyin modellenerek hacim ve yüzey alanlarının karşılaştırılması ve son olarak da geometrisi bilinen küçük nesnelerin boyutlarının karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmada kullanılan donanımların hangi tür çalışmalar için uygun olacağı maliyet, zaman, taşınabilirlik ve doğruluk açılarından değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmalarda yersel lazer tarayıcıların ve yersel fotogrametrik yöntemlerin en uygun olduğu durumlar araştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda yersel lazer tarayıcılar cm altı doğruluğa sahip doğrudan 3B veri elde edebilen ağır, hassas ve pahalı aletler olarak karşımıza çıkmıştır. Yersel fotogrametrik yöntem ise cm seviyesinde doğruluğa sahip, hızlı, ekonomik, ancak fotoğrafların çekim geometrisinden ve nesne yüzeyindeki dokudan ve çevre aydınlatmasından etkilenen bir yöntem olarak karşımıza çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğruluk, Hacim, Karşılaştırma, Model, Yersel Fotogrametri, Yersel Lazer Tarama, Yüzey.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Uydu görüntüleri ile kentsel gelişimin zamansal ve mekansal olarak incelenmesi: Artvin şehir merkezi örneği
Emre Everan
Uzaktan Algılama teknolojileri ile geniş alanlara ait zamansal değişim bilgilerini elde etmek mümkün olabilmektedir. Günümüzde, elde edilen uydu görüntüleri değişimlerin zamansal ve mekânsal olarak izlenilmesinde ve sorunların çözülmesinde önemli birer kaynaktır. Bu çalışmada farklı zamanlara ait uydu görüntülerinin değerlendirilmesi ile Artvin şehir merkezini kapsayan çalışma alanında zamansal ve mekânsal olarak kentsel gelişim değerlendirilmiştir. Çalışma alanını kapsayan 2004 yılı IKONOS, 2011 yılı WORLDVIEW-2 uydu görüntüleri elde edilmiş olup, mevcut harita ve yer kontrol noktaları (YKN) verilerinden de yararlanılmıştır. Görsel değerlendirme yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada Coğrafi Bilgi Sistemleri ile oluşturulan veri tabanına amaca uygun verilerinin kayıt edilmesi sağlanarak değişim analizleri ve sonuçlara ulaşılmıştır. 2004 – 2011 yılları arasında alansal olarak ev alanlarında yaklaşık %25,5, yol alanlarında ise %7,3 artış gerçekleşmiştir. Ayrıca, kamu bina alanlarının yaklaşık %0,3, yeşil alanların ise % 3,5 azaldığı tespit edilmiştir. Bu değişimin en büyük nedenlerinden birinin yapılan değerlendirmeler sonucu şehir merkezindeki nüfus hareketliliği olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda Artvin şehir merkezi ile ilgili yapılacak çalışmalara ve planlamalara ışık tutacak önemli istatistiksel bilgiler elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Kurşun madeni atıklarının radyasyon zırhlama etkilerinin araştırılması
Haydar Ertaş
Bu çalışmanın amacı; kurşun cevherinin çıkarıldığı madenlerde, içerisindeki kurşun miktarının işlenmesinin ekonomik olmadığı kurşun madeni atıklarından üretilen betonların radyasyon soğurma etkilerinin araştırılmasıdır. Maden atıklarının, barit ve kireç taşı agregaları ile %25, %50 ve %75 oranında yer değiştirilerek C16, C25 ve C35 beton sınıflarında örnekler hazırlanmıştır. Hazırlanan beton örnekler üzerinde taze beton deneyleri, beton basınç dayanımı deneyi ve radyasyon geçirgenlik deneyi yapılmıştır. Taze haldeki beton örnekleri üzerinde yapılan deneylerde karışımda planlanan çökme değerlerinin sağlandığı görülmüş. Maden atıklarının gevşek ve sıkışık birim hacim ağırlıklarının kireç taşı agregalı betonlara oranla daha yüksek olduğu, bütün beton türlerinde ise gevşek ve sıkışık birim hacim ağırlığın 100B türü betonlarda en büyük olduğu görülmüştür. C16, C25 ve C35 beton sınıflarında hazırlanan örneklerin üzerinde 3, 7 ve 28 günlük basınç dayanımı deneyi gerçekleştirilmiştir. Bütün beton sınıfları ve türlerinde 28 günlük basınç dayanımlarında hedeflenen dayanımlar elde edilmiştir. Maden atığı agregasının barit ve kireç taşı ile yer değiştirmelerinde bütün beton sınıfı ve türlerinde basınç dayanımının arttığı görülmüştür. 20x20x5 cm ebatlarında hazırlanan plaklar üzerinde Cs-137 kaynağı kullanılarak radyasyon geçirgenlik deneyi yapılmıştır. Üretilen beton örnekler üzerinde yapılan deneylerde en iyi soğurmanın 100B içerikli beton örneklerde olduğu görülmüştür. Barit agregası ile kireç taşı ve maden atığı agregalarının karışımından hazırlanan beton örneklerde ise barit miktarının azalmasına bağlı olarak radyasyon soğurma katsayısının da azaldığı görülmüştür. Kireç taşı ve maden atığı agregalarının karışımından hazırlanan beton örneklerde maden atığı agregalarının beton içeresindeki miktarının artışına bağlı olarak radyasyon soğurma katsayılarının da arttığı görülmüştür. Sonuç olarak; maden atığının beton karışımına giren agrega içeresindeki oranının artışına bağlı olarak basınç dayanımına olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Radyasyon soğurma özelliği değerlendirmesinde kurşun maden atığının barit agregaları kadar yüksek oranda radyasyon soğurmamasına rağmen kireç taşı agregalarına göre daha yüksek radyasyon soğurma özelliği göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Ağır beton, Endüstriyel atık, Kurşun madeni atıkları (Pasa), Radyasyon zırhlama
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Tüketicilerin elektronik hizmet kalitesi algılamaları: Bireysel internet bankacılığı müşterileri üzerine bir uygulama
Gökhan Karadirek
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ TÜKETİCİLERİN ELEKTRONİK HİZMET KALİTESİ ALGILAMALARI: BİREYSEL İNTERNET BANKACILIĞI MÜŞTERİLERİ ÜZERİNE BİR UYGULAMA Gökhan KARADİREK 2014, XV + 143 sayfa. İnternet bankacılığı, bankalara ve bankaların müşterilerine sunduğu imkanlar nedeniyle tüm dünyada ilgi gören bir hizmet olmuştur. İnternet bankacılığının ilgi görmesi, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'deki bankaları da sanal ortamda hizmetlerini kaliteli şekilde vermeye zorlamıştır. Banka müşterileri internet bağlantısının olduğu her yerden, para çekebilme hariç tüm bankacılık işlemlerini bu kanal aracılığıyla yapabilmektedir. İnternet bankacılığı, gün içerisinde banka şubesine gidecek fırsatı olmayan ya da fırsatı olup da vaktini başka şeylerde değerlendirmek isteyenler için büyük zaman tasarrufu sağlamaktadır. İnternet bankacılığı bankalara da bazı avantajlar sağlamaktadır. İnternet bankacılığı hizmet kalitesini teknolojiye bağlı olarak sürekli güncelleyen bankalar, maliyet tasarrufu ve rekabet avantajı elde ederken, mevcut ve potansiyel müşterilerinin de tatmin olmasını ve bankaya bağlı kalmasını sağlayabilmektedir. Araştırmanın amacı, banka müşterilerinin internet bankacılığını kullanmalarını ve benimsemelerini etkileyen faktörleri incelemek ve elde edilen sonuçlara bağlı olarak genel değerlendirmelerde bulunmaktır. Bu amaçla, bireysel internet bankacılığı kullanıcılarına anket uygulanmıştır. Toplam 519 anket değerlendirmeye alınmış olup, SPSS 15.0 programında analiz edilmiştir. Anahtar Sözcükler: İnternet Bankacılığı, Elektronik Bankacılık, Elektronik Ticaret, Elektronik Hizmet, Hizmet Pazarlaması.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Acil yardım, kurtarma ve müdahale çalışanlarının liderlik stilleri ile çatışma yönetim stratejilerinin ilişkisi üzerine bir çalışma: Erzurum ili örneği
Melikşah Turan
Yönetim, yönetici, lider ve çatışma kavramları bireysel farklılıklardan doğan kavramlardır. Yönetim; mevcut kaynakları amacına uygun, verimli bir şekilde kullanmak için yapılan çalışmalar bütünüdür. Yönetici; yönetim gücünü elinde bulunduran, çekip çeviren, idare eden kişidir. Bir grubun bir amacı gerçekleştirmek için belirli bir kişinin arkasından gitmesine liderlik denir. Modern anlayışlara göre çatışma bireyler veya örgütler arası kırgınlık, düşmanlıklarla beraber kullanılan olumsuz, kaçınılmaz bir kavramdır. Örgüt içerisinde oluşan çatışmayı; bastırmak, kaldırmak ya da oluşmasını engellemek işletmenin başarısını olumsuz yönde etkileyeceğinden çatışmanın amaçlar doğrultusunda yönetilmesi önerilmektedir. Bu çalışmada; sürekli stresli çatışma ortamında çalışan acil çalışanlarının liderlik ve çatışma yönetim stratejileri belirlenmesi amaçlanmıştır. Erzurum ili acil yardım, kurtarma ve müdahale çalışanlarına liderlik stilleri ile çatışma yönetim stratejileri araştırıldı. Sonuç olarak çalışanların; etkileşimci liderlik tarzını (3,21), dönüşümcü liderlik tarzından (3,08) daha fazla kullandıkları gözlendi. Çatışma yönetim stratejisi olarak hükmetmeyi (3,34) tercih etmelerine rağmen; bütünleştirme (3,08), uzlaşma (2,98), kaçınma (2,97), uyma (2,93) stratejilerini de kullandıkları tespit edilmiştir. Liderlik tarzları ile çatışma yönetim stratejileri arasında ilişki incelendiğinde; her iki liderlik tarzındaki yöneticilerin (standardize edilmiş regresyon katsayıları 0,799- 0,745) çatışma yöntemi olarak bütünleştirme stratejisi kullandıkları görüldü. Acil, yardım ve müdahale yöneticilerinin mesleklerinden ve çalışma ortamlarından dolayı dönüşümcü liderlik tarzını ve bütünleştirme çatışma yönetimini benimsemeleri ve uygulamaları gerektiği kanaatine varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Acil yardım, kurtarma ve müdahale çalışanlarının ruhsal zeka ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma: Gümüşhane ili örneği
Sedat Çat
Ruhsal zeka, yaşamın hem fiziksel tarafı ile hem de manevi yönüyle ilgilenen, bilginin eksiksiz ve doğru anlaşılmasını sağlamayan bir zeka türüdür. Bireyin iç dinamiklerinin azalması olarak ifade eden tükenmişlik, insanlarla birebir çalışan, iş stresinin, yükünün ve sorumlulukların fazla olduğu meslek mensuplarında sık ortaya çıkan bir sendromdur. Tükenmişlik duygusal tükenme, duyarsızlaşma, bireysel başarı duygusunun azalması olmak üzere üç evreden oluşur. Bu çalışmada, Gümüşhane ilinde acil yardım, kurtarma ve müdahale çalışanlarının ruhsal zeka ve tükenmişlik düzeyleri ve bu iki kavram arasındaki ilişki saptanmaya çalışılmıştır. Acil yardım, kurtarma ve müdahale çalışanlarının ruhsal zeka düzeyleri ile ilgili sorulara daha çok katılıyorum (3,16) diye cevapladıkları tespit edilmiştir. Tükenmişlik; duygusal tükenme (2,39), duyarsızlaşma (2,13), bireysel başarı duygusunun azalması (2,33) olarak üç boyutta incelenmiş ve her boyutta düşük bulunmuştur. Ruhsal zeka ile tükenmişlik boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde; standardize edilmiş regresyon katsayıları duygusal tükenmişlik için (0,566), duyarsızlaşma için (0,500), bireysel başarı duygusunun azalması için (0,570) olarak tespit edilmiştir. Çalışanlarının ruhsal zekaları ile tükenmişliğin her üç boyutu arasında (standardize edilmiş regresyon katsayıları 0,566- 0,500, 0,570) orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Acil, yardım ve müdahale yöneticilerinin mesleklerinden ve çalışma ortamlarından dolayı tükenmişlikle mücadele yöntemlerini bilmeleri ve uygulamaları ve gerekli çalışma koşullarının idari birimler tarafından sağlanması gerektiği kanaatine varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Acil Yardım, Kurtarma Ve Müdahale Çalışanları, Ruhsal Zeka (SQ), Tükenmişlik Sendromu.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Trabzon-Galyan Atasu Barajı havzasında Kaçkar granitoyidi üzerindeki farklı arazi kullanımlarının zamansal değişiminin ve erozyon eğilimlerinin belirlenmesi
Seda Nur İnce Kahveci
Bu çalışmada, Trabzon-Galyan Atasu Barajı yağış havzasında kaçkar granitoyidi üzerindeki farklı arazi kullanımının zamansal değişimi ve erozyon eğilimleri araştırıldı. Farklı arazi kullanım şekillerinin havza topraklarının çeşitli özelliklerine, özellikle de erozyon eğilimlerine etkilerinin bilinmesi yağış havzasının yönetimine önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu amaçla, yağış havzasında farklı arazi kullanım şeklinden (mera, tarım ve orman) havzayı temsil edecek şekilde toplam 137 örnek alan alındı. Örnek alanlar her arazi kullanım şeklinde aynı anakaya (kaçkar granitoyidi) üzerinde seçildi. Toprak profilleri açılarak, tarım alanlarında derinlik kademelerine göre, mera ve ormanlık alanlarda ise horizonlara göre toprak örnekleri alındı. Laboratuarda çalışmalarında toprak örnekleri üzerinde çeşitli fiziksel (tekstür, dipersiyon oranı, kil dipersiyon oranı, toz dipersiyon oranı, strüktürel stabilite indeksi, kolloid-nem ekivelanı oranı, erozyon oranı, tarla kapasitesi, solma noktası, faydalı su kapasitesi, hacim ağırlığı, tane yoğunluğu, gözenek hacmi) ve kimyasal (organik madde, EC ve pH) özellikleri belirlendi. Arazi kullanım şekline göre toprak özellikleri arasında önemli farklılıklar bulundu. Erozyon eğilim indeksleri (dispersiyon oranı, erozyon oranı, kolloid-nem ekivalanı oranı) araştırma havzası topraklarında sınır değerlerin üzerinde gerçekleşti. Bu sonuç baraj havzasında toprakların erozyona duyarlı olduğunu göstermektedir. Tüm arazi kullanım şekillerinde dispersiyon oranları 15'ten büyüktür. Bununla birlikte dispersiyon oranı en düşük tarım alanında, en yüksek yapraklı orman alanında belirlendi. Arazi kullanım şekli ve anakayanın havza topraklarının çeşitli özelliklerine önemli etkileri bulunduğundan yapılacak çalışmalarda bu özelliklerin dikkate alınması faydalı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Arazi kullanım şekli, Erozyon eğilim indeksleri, Geçirgenlik, Toprak özellikleri
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Gümüşhane – Trabzon hattı boyunca yerkabuğu hareketlerinin GNSS verileri ile izlenmesi
Fırat Altıntaş
Türkiye'nin ana tektonik birimlerinden birisi olan ve yaklaşık olarak Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Doğu Pontid Orojenik Kuşağı, jeolojik evrimine ilişkin tartışmaların halen devam ettiği en karmaşık jeodinamik oluşumlardan birisidir. Alpin dağ oluşumunun bir parçası olan bu orojenik birim için geçmişten günümüze birçok araştırma yapılmış olmasına rağmen yetersiz jeolojik, jeofiziksel ve jeokimyasal verilerden dolayı bölgenin yitim yönü halen tam olarak tespit edilememiştir. Milyonlarca yıl önce meydana geldiği ve günümüzdeki Doğu Karadeniz Dağlarının oluşumundan sorumlu olduğu öne sürülen bu ters fay hareketinin etkisinin günümüzde halen devam ettiği düşünüldüğünde, bölgenin güncel tektonik hareketinin bilinmesi ile tartışmalı olan yitim polaritesinin netlik kazanmasına katkı sağlanabilir. Bu amaçla bu çalışmada Trabzon ve Gümüşhane şehirleri arasındaki alanda belirlenen 4 noktada periyodik olarak 3 kampanya GNSS ölçümü yapılmış ve bu noktalardaki deformasyon miktarları ve yönleri belirlenmiştir. En büyük deformasyon miktarları 1. ve 3. periyot ölçüleri arasında kuzey ekseni üzerinde 4.9 mm ve 6.2 mm lik farklar ile BOZT ve TORU noktalarında kuzey yönünde gözlemlenirken, doğu ekseni üzerinde ise 8.2 mm ve 17.4 mm lik farklar ile ZIGA ve MACK noktalarında doğu yönünde gözlenmiştir. Bu noktalarda elde edilen deformasyonlar ile Doğu Pontidlerin tümünü saran TUSAGA-Aktif ve TUTGA noktalarının yıllık hız değerleri birlikte dikkate alınarak tüm noktalardaki hareket yönünün tutarlı olup olmadığı incelenmiştir. Elde edilen jeodezik sonuçların tutarlı oldukları ve bölgenin yükselerek kuzey yönünde gitmekte olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar bölgenin yitim polaritesi ile ilgili öne sürülmüş olan jeolojik teoriler ile bölgedeki bazı jeofiziksel bulgulara göre değerlendirildiğinde, tüm sonuçların güney yönlü yitim modelini desteklediği görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Sürücü davranışı ve sürücü kişiliği arasındaki ilişki analizi
İbrahim Halil Çelik
Afetler çağımızda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de üstesinden gelmekte zorluk çekilen doğal ya da insan kaynaklı olaylardır. Afet sınıflamasında insan kaynaklı afetlerden biri de karayolunda meydana gelen kazalardır. Trafik kazaları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli can ve mal kayıplarına, yaralanma ve kalıcı sakatlıklara, ekonomik ve psikolojik kayıplara yol açmaktadır. Afetlere en çok maruz kalan ülkelerden biri olan Türkiye'de trafik kazalarında meydana gelen can ve mal kayıpları depremlerden daha çok görülmektedir. Çalışmamız insan kaynaklı afetlerden olan trafik kazalarına sebep olan unsurların en başında gelen insan unsuru bazında ele alınmıştır. Kişilik yapıları, kişiliğin katmanları, kişiliği oluşturan unsurlar, A ve B tipi kişilik yapıları, beş faktör kişilik özellikleri ile trafik kavramı, trafik güvenliği, trafik kazaları, trafik kazalarına sebep olan unsurlar, sapkın sürücü davranışlarına yer verilmiştir. Çalışmamızda Trabzon ilinde trafikte araç kullanan rastgele seçilmiş 68' i bayan, 182' si bay olmak üzere toplam 250 kişiye uygulanan anket aracılığıyla kişilik yapıları ile sürücü davranışları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amaçlanmış, hangi tür kişilik yapılarına sahip kişilerin kurallara uymadığı, hangilerinin kurallara uyduğu yapılan beş faktör kişilik analizi ile ölçmek ve trafik unsuruna dikkat çekmektir. Verilerin analizinde SPSS 15 paket programı kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, Kişilik, Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Trafik, Sürücü Davranışı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014Müşteri sadakati ile ağızdan ağıza iletişimin tüketici satın alma davranışlarına etkisi: Elektronik eşya sektörü üzerine bir uygulama
Erdem Özkan
Bu çalışma; müşteri sadakati ile ağızdan ağıza iletişimin satın alma davranışlarına etkisi birçok faktör ele alınarak incelenmiştir. Araştırma, işletmelerin etkinliğini artırarak finansal güce olumlu katkı sağlaması ve araştırmacılara yol göstermesi amacını hedeflemektedir. Araştırma verileri, 13.04.2013-10.05.2013 tarihleri arasında Trabzon il merkezinde 400 kişiye yüz yüze anket yöntemi uygulanarak elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirlilikleri Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi ile test edilmiştir. Ölçeklerin geçerliliklerinde ise, Faktör Analizi yöntemi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenirlilik ve geçerlilikleri belirlendikten sonra, araştırma hipotezleri çoklu regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma verileri SPSS 15.0 programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, müşteri sadakati ile ağızdan ağıza iletişimin tüketici satın alma davranışları üzerinde etkisi saptanmıştır.
- MakaleYalnız künye2014Yaşamın kendisinden varlığın gerçekliğine
Kahraman, Yakup
Felsefe tarihinde özellikle antikçağ yunan felsefesi sonrası ile 19. yy. arasında varlığın ele alınış tarzının genel olarak soyut kabullenmelerin ötesine geçemediğini, kavramsal çerçevelerin içerisine sıkıştığını söyleyebiliriz. Bu makalede varlığı anlama çabasında bu kurgusal yapının ötesine nasıl çıkılabileceği, pozitivist teorinin ortaya koyduğu metafizik karşıtı söylemin gerçekte sağlam bir ontolojik yapı sağlayıp sağlamadığı sorgulanmıştır. Bu yaklaşımın doğa bilimsel yöntemi varlığı anlamak için kullanma çabasının ortaya çıkardığı zeminin de ontolojik yapı için yetersiz olduğu gösterilmiş bu refleksin metafizik, kurgusal yaklaşımları eleştirirken kendisinin de bu duruma düştüğü ortaya konularak, yaşam merkezli varlık yorumlamalarının ontoloji için geçerli olacağı savunulmuştur. Varlık ve yaşamın birbiri ile olan ilişkisinin her ikisini serimleme imkânını ortaya çıkardığı gösterilmeye çalışılmıştır.
- MakaleYalnız künye2014The customer loyalty and satisfaction with store image dimensions in word of mouth communication: In province of Ordu
Yildiz, Salih; Tehci, Ali
The aim of the study is to investigate the effects of store image dimensions to customer loyalty and satisfaction and also the effects of customer loyalty and satisfaction to word of mouth communication. Besides the other objective is to determine whether there is significant difference of demographic characteristics of consumers on the word of mouth communication or not. In the study the data was obtained from 507 person with face to face survey who are customers of a store in Ordu and the research data was tested with using Cronbach alpha coefficient method, factor analysis, one way analysis of variance, independent sample t-test, multiple regression analysis. As a result, staff factor did not effect the customer satisfaction and customer loyalty, suitability factor did not effect the customer loyalty and also according to results, the age and educational status which belong to demographic features of customer did not cause a significant difference in word mouth communication.













