Yazarlar
- Ahmet Bayraktar(2)
- Ahmet Özdemir(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Abakar Ali Issakha(1)
- Abdoul Wahidou Mahamane Seydou(1)
- Abdoulaye Coulıbaly(1)
- Abdulkadir Daştan(1)
- Abdulkadir Gök(1)
- Abdulkadir Meydan(1)
- Abdulkadir Murat Güner(1)
- Abdulkerim Özkök(1)
- Abdullah Alperen Okumuş(1)
- Abdullah Birinci(1)
- Abdullah Danişmaz(1)
- Abdullah Danışmaz(1)
- Abdullah Egi(1)
- Abdullah Kolotoğlu(1)
- Abdullah Küçükaslan(1)
- Abdullah Memiş(1)
- Abdullah Necati Doğan(1)
- Abdullah Souda(1)
- Abdullah Turan(1)
- Abdullah Yılmaz(1)
- Abdulsamet Keleş(1)
- Abdulsamet Varan(1)
- Abdurrahman Atalay(1)
- Abdurrahman Oruç(1)
- Abdurrahman Saka(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Deprem sonrası hasarlı yolların yapay zekâ ile tespit edilerek en kısa yol güzergâhlarının anlık optimizasyonu
Nurcan Şimşek
Doğa kaynaklı afetlerden biri olan depremlerden sonra hasarlı yolların belirlenmesi ve hasar görmemiş uygun yolların bulunması, kurtarma işlemlerinin yürütülmesinde, insanların etkilenen bölgeden en kısa sürede tahliyesinde ya da insani yardım malzemelerinin bölgeye sevk edilmesinde hayati önem taşımaktadır. Günümüzde kullanılan geleneksel insan gözlemi ve uydu görüntüleri ile yapılan yol hasarı değerlendirmeleri zaman alıcı ve maliyetli olmalarının yanı sıra sadece yollarda bulunan hasarları inceleyerek afet bölgelerine ulaşabilmek için trafik geçişi hakkında herhangi bir bilgi içermemektedirler. Bu çalışmada; depremlerden sonra meydana gelen yol hasarlarının otomatik belirlenip afet bölgelerine yakın başka bir güzergâhın belirlenmesi için evrişimli sinir ağı ve klasik en kısa yol algoritmasının birbirine entegrasyonu ile hızlı ve verimli bir hibrit taşıma sistemi oluşturulmuştur. CNN algoritması hasarlı ve hasarsız olmak üzere toplamda 552 yol görüntülerinden oluşan veri setinde eğitilerek VGG-16 mimarisi ile gerçekleştirilen test sonrasında %97 oranında doğruluk elde etmeyi başarmıştır. CNN algoritmasının açık yol ve kapalı yol olarak yapmış olduğu tahminler ile klasik en kısa yol algoritması üzerinden hasar gören yollar, kullanılan ceza terimi ile çıkartılıp tüm kullanılabilir güzergâhlar arasından en kısa mesafeli olan güzergâh belirlenmiştir. Bu iki algoritmanın birbirine entegrasyonu ile hızlı ve verimli bir hibrit taşıma sistemi oluşturularak başarılı sonuçlar elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Endüstriyel mutfak ekipmanları üretiminde çalışanların iş güvenliğine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi
Büşra Nur İçlek
İş sağlığı ve güvenliği, işçilerin çalışma sırasında sağlığına zarar verebilecek çeşitli nedenlerle ortaya çıkan tehlike ve risklerin meydana gelmesini önlemeye yönelik planlı çalışmalardır. Teknolojinin gelişmesi ve yaygınlaşması ile beraber üretim faaliyetlerinde artış olması; çalışanların daha çok iş kazaları geçirmeleri, can kaybının artması ve üretimin azalması şeklinde birçok olumsuzluklara neden olmuştur. Bu nedenle endüstriyel kazaları ve meslek hastalıklarını minimum seviyeye indirebilmek için işyerlerinde tehlikeli durum ve tehlikeli hareketler en aza indirilmelidir. Her sektörde olduğu gibi endüstriyel mutfak ekipmanlarının üretiminin yapıldığı işletmelerde de çalışanlar tehlike ve risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi, çalışanlar için güvenlik kültürünün benimsenmesiyle başlar. Güvenlik kültürünün gelişmiş olduğu şirketlerde çalışan kişiler, iş sağlığı ve güvenliği konusunda daha yüksek düzeyde farkındalığa sahiptir. Bu araştırmanın amacı, Samsun ilinde bulunan endüstriyel mutfak ekipmanları üretimi yapan işletmede çalışanların iş güvenliğine yönelik görüşlerini belirlemek ve elde edilen sonuçların değerlendirilmesiyle daha güvenli bir çalışma ortamı için önerilerde bulunmaktır. Bu tez çalışmasında veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Çalışanlara tek boyut altında 32 maddeden oluşan "İş Güvenliği Ölçeği" uygulanmıştır. Bu ölçek, Willamson ve ark. (1997) tarafından geliştirilmiş ve Atay (2006) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Bu çalışma, araştırmanın yapıldığı dönemde işletmede görev yapan 69 çalışan üzerinden alınan verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizlerini gerçekleştirmek amacıyla SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde ANOVA ve Bağımsız Örneklem T Testi kullanılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Piperidin türevi bileşiklerin asetilkolinesteraz, bütirilkolinesteraz enzimleri üzerindeki inhibisyon etkilerinin ve antibakteriyel aktivitelerinin incelenmesi
Levent Çoşkun
Alzheimer son zamanlarda çok yaygın olarak görülen bir demans hastalığıdır ve kesin tedavisi yoktur. Beyindeki nörotransmitterlerin azalmasına neden olan bu hastalıkta en fazla azalma gösteren nörotransmitter asetilkolindir. Hastalığın tedavisi ya da engellenebilmesi için asetilkolinin yıkımı azaltılmalıdır bu ise ancak asetilkolini yıkan astilkolinesterazın (AChE) inhibisyonu ile mümkündür. Bilimsel araştırmalarla henüz bütirilkolinesterazın (BChE) farmakolojik rolü kesin olarak belirlenmiş olmasada, enzimin dejeneratif değişiklikler ile beyindeki asetilkolin hidrolizi sırasında dengeleyici bir role sahip olabileceği bildirilmiştir. Tedavi amacıyla günümüzde Takrin ve Rivastigmin gibi kolinesteraz inhibitörleri kullanılmakta olup bilinen birçok yan etkileri bulunmaktadır. Piperidin yapısında bulunan ve Alzheimer tedavisinde ilaç olarak kullanılan donepezil ise diğer ilaçlara göre daha seçicidir, yan etkileri daha az görülmektedir ve merkezi sinir sistemindeki asetilkolinesterazlara yüksek oranda özgül olması ilacın önemli bir üstünlüğüdür. Donepezil gibi birçok piperidin türevi farmakolojik olarak aktif bileşiklerin ve önemli ilaçların temel yapısını oluşturmaktadır. Çalışmamızda piperidin türevi olan (1-metil-4-hidroksi-4-fenilpiperidin-3- il)(fenil)metanon, (1-etil-4-hidroksi-4-fenilpiperidin-3-il)(fenil)metanon bileşiklerinin AChE ve BChE enzimleri üzerindeki inhibisyon etkileri in vitro olarak incelenerek, IC50 ve ki değerleri hesaplanmış ve inhibisyon türleri belirlenmiştir. Aynı zamanda bileşiklerin 7 farklı suş üzerindeki antibakteriyel aktiviteside belirlenmiştir. Pozitif kontrol olarak Ampisilin/Sulbaktam ve basitrasin kullanılmıştır. (1-metil-4-hidroksi-4-fenil piperidin-3-il)(fenil)metanon bileşiği için IC50 değerleri (AChE: 4.584 M; BChE: 51.448M) ve ki değerleri (AChE: 0.00344±0.00071; BChE: 0.05406±0.01009) olarak; (1-etil-4-hidroksi-4-fenil piperidin-3-il)(fenil)metanon bileşiği için IC50 değerleri (AChE: 4,312 M; BChE: 47.968 M) ve ki değerleri (AChE: 0.003047±0.00060; BChE: 0.04404±0.05109) olarak hesaplanmıştır. Maddelerin inhibisyon türleri yarışmasız olarak belirlenmiştir. Piperidin türevi iki bileşiğinde AChE enzimi üzerindeki inhibisyon etkilerinin çok daha yüksek olduğu, BChE enzimini ise daha düşük düzeyde inhibe ettikleri belirlenmiştir. BChE; AChE eksikliğinde ve yokluğunda kolinerjik iletimde koregülatör olarak görev yaptığından dolayı bu tip ikili inhibitörlerin, AChE seçici ajanlardan daha uzun süreli etkinlik sağlayabileceği ve dolayısıyla Alzheimer hastalığı açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Aynı zamanda bu bileşiklerin çalışılan suşların çoğu üzerinde antibiyotiklerden daha yüksek zon çapı oluşturmaları ve güçlü antibakteriyel aktiviteye sahip olmaları dolayısıylada elde edilen tüm sonuçların farmakoloji alanında etken maddelerin tespitinde ve yapılacak yeni çalışmalar için yol gösterici olabileceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yalıtım sıvalarına uçucu kül katkısının fiziksel ve mekanik özelliklere etkisinin incelenmesi
Cenk Çarkacı
Son yıllarda, atık malzemelerin gün geçtikçe arttığı dünyamızda meydana gelen çevresel kirliliğin önemli bir sorun teşkil ettiği görülmektedir. Bu nedenle çalışmalar geri kazanılabilir atıkların, hammadde yerine kullanılabilirliği üzerine yoğunlaşmıştır. Özellikle enüstriyel atık malzeme ve yan ürünlerinin değerlendirilmesi, kaynakların kullanımını azaltarak doğanın tahrip olmasını önlemekte, hem de bu atıkların depolanması sonucu çevrede oluşacak problemlerini en aza indirgemektedir. Dünya'da üretilen tüm fosil yakıt atıklarının %90'a yakın bir bölümü kömür yanma atıklarından oluşur. Bunun sonucu termik santrallerde açığa çıkan milyonlarca ton uçucu küllerin sadece %20'lik bir kısmı değerlendirilmektedir. Buda çevre açısından büyük bir sorun oluşturmaktadır. Son yıllarda endüstriyel bir atık olan uçucu kül, özellikle inşaat sektöründe, beton üretiminde kullanılmakta, böylece hem çimento üretim maliyetlerini düşürmekte hemde çevre kirliliğinin önlenmesine katkı sağlanmaktadır. Bu çalışmada endüstriyel bir atık olan uçucu kül'ün son yıllarda inşaat sektöründe sıkça kullanılmaya başlayan yalıtım sıvalarına ikame edilmesiyle özellikle yalıtım sıvasının ısı yalıtım ve mekanik özelliklerindeki değişimleri incelenmiştir. Bu kapsamda piyasadan alınan örnek bir yalıtım sıvasına %10, %20, %30 ve %40 olacak şekilde uçucu kül ikame edilerek elde edilen numuneler üzerinde ısı iletkenlik katsayısı, eğilme dayanımı, basınç dayanımı, yoğunluk ve su emme değişimleri incelenmiştir. Sonuç olarak yalıtım sıvasına, %30 uçucu kül ikamesinin ısı iletim katsayısında en iyi oranda iyileşme sağladığı, %40 uçucu kül ikamesinin eğilme, basınç dayanımı ve yoğunluk gibi parametreleri olumlu yönde artırdığı, en düşük su emme miktarının %40 uçucu kül katkılı numunelerde olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İkinci tip sınır değer ve integral koşulları ile lokal olmayan ters parabolik problem için fark şemaları
Ahmet Gönenç
Bu işte, ters parabolik diferansiyel denklemler için ikinci tip sınır değer ve integral koşulları ile lokal olmayan problem ele alınmıştır. Lokal olmayan problemin yaklaşık çözümünü bulmak için birinci ve ikinci mertebeden sonlu fark şemaları kurulmuştur. İntegral koşullu Neumann tipi sınır değer problemi için birinci ve ikinci mertebeden sonlu fark şemalarının kararlığı gösterilmiştir. Ayrıca, Neumann şartları ile verilen çok boyutlu ters parabolik kısmi diferansiyel denklem için birinci ve ikinci mertebeden doğrulukla fark şemalar ele alınmıştır. Test örneklerde Neumann şartlı integral tipindeki lokal olmayan ters parabolik sınır değer probleminin sayısal çözümünü bulmak için MATLAB kodları verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişki: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi örneği
Hatice Kübra Sarı
Ülkelerin sosyo-ekonomik ilerlemesi insan kaynağının doğru kullanımına bağlıdır. Bireylerin kişilik özelliklerinin farkında olarak kariyer planlaması yapmasına toplum olarak gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmada sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin kişilik özellikleri ile kariyer planlaması arasındaki ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın teorik kısmında detaylı bir literatür taraması yapılmıştır. Veri toplama kısmında demografik sorular, beş faktör kişilik ölçeği (nevrotiklik, dışa dönüklük, açıklık, uyumluluk, vicdanlılık) ve kariyer geleceği ölçeği (kariyer uyumluluğu, kariyer iyimserliği, iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi) kullanılarak oluşturulan anket formu Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde öğrenim gören 250 öğrenciye 2020-2021 Bahar döneminde uygulanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü ANOVA testi, Levene testi, Tukey HSD testi ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlarda kariyer uyumluluğu alt boyutu ile nevrotiklik alt boyutu arasındaki ilişki bulunamamıştır. Ancak kariyer iyimserliği ve iş piyasalarına ilişkin algılanan bilgi alt boyutları ile nevrotiklik alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Kariyer planlaması ölçeği ile kişilik özelliklerinin alt boyutları olan dışa dönüklük, uyumluluk, açıklık ve vicdanlılık boyutları arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Cessâs'ın Ahkâmü'l-Kur'ân adlı eserinin dilbilimsel tefsir açısından incelenmesi
Ubeytullah Altuntaş
Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed'in (s.a.v.), Kur'ân'ı tefsir ve tebyîn etme görevini ömrünün sonuna kadar hakkıyla yerine getirdiği bilinmektedir. Son peygamberin vefatının ardından yaşanan fetihlerle birlikte ortaya çıkan toplum yapısı sonucunda dildeki bozulmaya paralel olarak dil çalışmalarının arttığı ve Kur'ân tefsirinde dilbilimsel tefsir akımının ortaya çıktığı görülmektedir. Aynı zamanda değişen toplum yapısına uygun yeni İslâmî hükümlerin oluşturulma ihtiyacı hasıl olmuştur. Buna bağlı olarak Kur'ân'ın ahkâm âyetlerinin incelendiği Ahkâmü'l-Kur'ân tefsirlerine yönelik çalışmalarda artış yaşandığı kayıtlarda yer almaktadır. Âlimlerin tefsir kitaplarını genellikle ustalık dönemlerinde yazdığı ve bu tefsirlerde tüm ilmî birikimlerini ortaya koyduğu görülmektedir. Bu bağlamda, hicrî 4. yüzyılda yaşayan Ebû Bekir el-Cessâs'ın yazdığı son eser olan Ahkâmü'l-Kur'ân tefsirinde yaptığı dilbilimsel izahlar dikkat çekmektedir. Onun dilbilimsel tefsirde hatırı sayılır bir birikime sahip olduğu, yaptığı dilbilimsel açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bu araştırmada Cessâs'ın tefsirinde yaptığı dilbilimsel açıklamalar incelenmekte ve ahkâm eserinin dilbilimsel tefsir açısından önemi tespit edilmeye çalışılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Bakır(II), nikel(II), kobalt(II) ve çinko(II) furan-2- karboksilatların nikotinamid komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu
Merve Nar
Yapılan tez kapsamında, Bakır (II), Nikel (II), Kobalt (II) ve Çinko (II) Furan-2-karboksilatların, Nikotinamit (NA) ile dört yeni kompleksi sentezlenmiştir. Bu bileşikler; Tetraakuabis (piridin-3-karboksamid-κN) Bakır (II) furan-2-karboksilat (I), Tetraakuabis (piridin-3-karboksamid-κN) Nikel (II) furan-2-karboksilat (II), Tetraakuabis (piridin-3-karboksamid-κN) Kobalt (II) furan-2-karboksilat (III), Tetraakuabis (piridin-3-karboksamid-κN) Çinko (II) furan-2-karboksilat (IV) olarak sentezlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları spektroskopik yöntemler ile aydınlatıldı. B grubu geçiş metal komplekslerinin yapı tayinleri için tek kristal X-Işını kristalografisi, Infrared (IR) Spektroskopisi, elemental analiz, kütle spektroskopisi ve UV-VIS spektrofotometresi gibi yöntemler kullanıldı. Elde edilen sonuçlara göre koordinasyon bileşiğini oluşturan merkezinde metal atomu bulunan yapıdaki diğer atomların bağlanma şekilleri, bağ açıları ve bileşiğin yapısı karakterize edildi. Sentezlenen metal komplekslerinin yapısında bulunan nikotinamit ligantından dolayı enzim ve biyoaktivite bakımından alandaki çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İnşaat sektöründe maliyet hesabı, eksiklikler ve çözüm önerileri
Yasin Emre Çomaklı
Teknolojik gelişmelerin günden güne değişerek geliştiği bir dünya üzerinde yaşamaktayız. İnsanoğlunun bilgi birikimi ise her alanda artmaktadır. Bu birikim ise başta inşaat sektörü olmak üzere tüm sektörlerin gelişmesinde kendini göstermektedir. İnşaat sektörü hemen hemen her sektör ile bağlantılı olması ve ekonomik imkanların sınırlı olması nedeniyle oldukça profesyonel bir yaklaşım gerektiren sektörlerden biri haline gelmiştir. İnşaat yapımına karar verilmesinden başlanarak inşaatın bitirilip faaliyete girdiği ana kadar maliyet hesaplaması yapılmaktadır. Her aşaması ayrı ayrı hesaplanarak ona göre yol izlenilmektedir. Bu çalışma ile inşaat sektörünün tanımı, günümüze kadar ilerleyişi, inşaat sektörünün birbirleriyle ve diğer sektörlerle olan ilişkisi ve inşaat projelerindeki maliyetler ele alınmaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı, inşaat maliyet hesaplarının ayrıntılı bir şekilde ortaya konarak, maliyet hesabı sırasında ortaya çıkan hata ve yanlışlıkların temel sebeplerini irdelemektir. Bu amaç ile; yapılan bu yüksek lisans çalışmasında ilk olarak inşaat sektörünün finans ile bir bütün halinde olduğunun gözler önüne serilmesi için maliyet, gider ve harcama, maliyet yönetimi, maliyet tahmini, takibi ve analizi gibi kavramlar hakkında bilgiler verilmiştir. Verilen bu bilgiler örnek tablo ve şekillerle desteklenmektedir. Bu çalışma ile gözler önüne serilen bu bağlantılar dahilinde stokta bulunan malzeme miktarı, yapılan işin ne kadarının hakedilerek karşılığında alınacak miktarın, stoktaki malzemelerin kontrolü, yapılan işin ne kadara malolduğu ve ne kadarına daha ihtiyaç duyulduğu gibi konular izah edilmektedir. Bu izah ile inşaat sektörünün proje detaylandırılmasında ve hesapların takibi konusunda hangi kalemlerin ne derecede önemli olduğu konusunda daha bilgilendirici olacaktır. İnşaat projelerine ait maliyet üzerine örnek uygulamada, yaklaşık maliyet hesaplama, metraj belirleme işlemlerinin nasıl yapıldığı verilmiştir. Ayrıca, metrajın tablo haline nasıl getirildiği konusunda örnek maliyet hesabına yer verilerek izlenilecek yol hakkında ayrıntılı bilgi sunulmuştur. İnşaat sektöründe yapılan işlemlere ait dökümanlar tablo haline getirilerek, ayrı başlık altında kendi kalemlerine ait bölümler ile ayrı ayrı işlenerek detaylandırılmaktadır. Bu sayısal veriler inşaat projelerinin durumunu görmemizi sağlamaktadır. Çalışmanın sonucunda Kamu İhale Kanunundan ve bu kanuna göre hakediş dosyası içeriğinden, uygulamalarında karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözüm önerilerine yer verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Bütünleşik çok kriterli karar verme yaklaşımıyla TR90 Bölgesine yönelik Silah Organize Sanayi Bölgesi yer seçimi
Fatma Nur Tip
Çalışmanın temel amacı, bütünleşik çok kriterli karar verme yaklaşımıyla TR90 Bölgesine yönelik silah organize sanayi bölgesi yer seçimi kararı verilmesidir. Bu amaçla ilgili literatür detaylı olarak incelenmiş ve yer seçiminde kullanılan öncü kriterler belirlenmiştir. Uzman görüşü ve savunma sanayisinde öncü firmalara sahip olması ile alternatifler TR90 Bölgesi'ndeki (Trabzon, Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu ve Rize) iller olarak seçilmiştir. Kriter ağırlıklarının hesaplanmasında FUCOM, alternatiflerin sıralamasında ise VIKOR yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, en yüksek öneme sahip ana kriter maliyet, en düşük öneme sahip ana kriter ise sosyo-ekonomik faktörler olarak tespit edilmiştir. Alt kriterler arasından ise en yüksek öneme sahip arazi maliyetleri iken en düşük öneme sahip alt kriter afet lojistiğine etkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. VIKOR ile sıralanan alternatifler arasından en uygun ilin Trabzon olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yeşil liman olabilme potansiyelleri açısından limanların ANP-BOCR Yöntemi ile değerlendirilmesi
Büşra Keske
Çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren limanların yeşil liman olabilme potansiyellerinin değerlendirilmesidir. Bu bağlamda öncelikle kapsamlı bir literatür araştırması gerçekleştirilmiş ardından alınan uzman görüşleri doğrultusunda yeşil liman performansını etkileyen kriterler belirlenmiştir. Çalışmanın alternatiflerini 2020 yılı sektör raporu verilerine göre bölgesel bazda konteyner (TEU) elleçlemesi en yüksek liman başkanlıkları kapsamında yeşil liman sertifikasına sahip olmayan limanlar oluşturmuştur. Önerilen model ile bir Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yaklaşımı olan ANP-BOCR yönteminden yararlanılarak kriterlerin ağırlıkları tespit edilmiş ardından alternatiflerin sıralaması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, en yüksek ağırlığa sahip olan kriter, hava kirliliğini azaltmak (0,049), en düşük ağırlığa sahip kriterler ise liman ücretlerinde ceza fiyatlandırması yapılmaması (0,015) ile soğuk ütüleme ve gemi hızı düşürme teknolojisi kullanılması (0,015) olarak tespit edilirken Mersin International Port (0,055) en yüksek ağırlığa sahip alternatif olarak belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Piyasada satılan nar soslarının fiziksel, kimyasal ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi
Yunus Emre Kamış
Bu çalışmada piyasada satılan 17 farklı nar sosu ve laboratuvar ortamında rotary evaporatörde uygun koşullarda üretilen nar sosu ile beraber toplamda18 farklı nar sosunun fiziksel, kimyasal ve antioksidan özellikleri incelenmiştir. Yapılan çalışmada nar sosları numunelerinde briks, % asitlik (sitrik asit cinsinden), pH, hidroksimetil furfural (HMF), renk analizi, antioksidan analizleri, ve şeker analizleri gerçekleştirilmiştir. bunların yanı sıra nar sosu örneklerinin metanolik ekstraktlarının antioksidan aktivite değerleri DPPH (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil) radikal süpürme aktivitesi, demir iyonu indirgeyici antioksidan güç (FRAP), toplam antioksidan kapasitesi tayini (TAC), toplam flavonoid tayini (TFC), toplam fenolik madde tayini (TPC), demir iyonu indirgeyici antioksidan güç (ABTS●+) metodu ile belirlenmiştir. DPPH metoduna dayalı olarak nar sosu örneklerinde en düşük ve en yüksek antioksidan aktivite değerler sırasıyla 5.23±2.62-2822.69±3.01 mg AA/kg olarak tespit edilmiştir. FRAP metodu ile incelenen nar soslarının en düşük ve en yüksek değerleri sırasıyla 57.94±9.35-2380.94±46.69 mg FeSO4/kg olarak ölçülmüştür. TAC metodunun uygulanması ile en düşük değer 660.47±11.06 mg AA/kg olarak, en yüksek değer ise 3690.83±41.00 mg AA/kg olarak belirlenmiştir. TFC analizleri sonucunda en düşük değer 23.06±5.36 mg QEE/kg, en yüksek değer ise 11680.71±1042.63 mg QEE/kg olarak tespit edilmiştir. TPC metodunda ise bu değerler sırasıyla 123.54±10.83-9566.95±108.09 mg GAE/kg olarak ölçülmüştür. ABTS metodunda ise ile en düşük değer 16.95±4.19 mg AA/kg olarak bulunurken, en yüksek değer ise 719.42±0.00 mg AA/kg olarak bulunmuştur. Nar sosu örneklerinden N8, N9, N10, N11, N14, N16 ve N18'in antioksidan aktivite değerleri yüksek olarak ölçülmüşken, diğer numunelerde ise bu değerler daha düşük ölçülmüştür. Suda çözünür kuru madde analizinde (briks) en düşük briks derecesi %70.00±0.00 olarak bulunurken, en yüksek briks derecesi ise %76.70±0.00 olmuştur. Nar sosu örneklerinde yapılan pH analizi sonucu bulunan en düşük ve en yüksek değerler sırasıyla 1.66±0.02-2.88±0.03 olmuştur. %titrasyon asitliği (sitrik asit cinsinden) analizi sonucu en düşük ve en yüksek değerler sırasıyla %2.65±0.11-7.58±0.16 olarak tespit edilmiştir. İncelenen nar soslarının HMF analizi sonucu minimum ve maksimum değerleri sırasıyla 4.58±0.18-103.68±1.53mg/kg olarak tespit edilmiştir. Çalışmada kullanılan nar soslarında, HMF değerleri genellikle normal değerlerde bulunmuş olsa da, bazı numunelerin HMF miktarlarının yüksek çıktığı görülmüştür. Ticari nar soslarının üretiminde kullanılan hammadde, üretim prosesleri, ilave katkı maddeleri, uygulanan ısıl işlemler ve depolama koşulları dikkatli ve özenli bir şekilde yapıldığı takdirde, nar soslarında HMF değerlerinin zararsız düzeyde olabileceği yapılan bu çalışmada görülmüştür. Nar ve nar ürünlerinin olumlu etkileri sebebiyle tüketimi arttırılmalıdır. Fakat nar ürünlerinin özellikle nar soslarının üretimini dikkatli bir şekilde yapılması ve nar soslarının antioksidan ve HMF içeriklerinin uygun değerlerde olmasına dikkat edilmesi önem arz etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Geleneksel yöntemle üretilen nar (Punica granatum L.) ekşilerinin fizikokimyasal analizlerinin ilgili mevzuata uygunluğu ve antioksidan özelliklerinin incelenmesi
Miraç Oğuz
Meyveler hücre oksidasyonunu gerçekleşmesini önleyen, içerisinde renk pigmentleri içeren ve doğal antioksidanlarca zengin gıda maddeleridir. Fenolik madde içeriği fazla olan nar meyvesi (Punica granatum) de yüksek antioksidan aktiviteye sahip bir gıda ürünüdür ve güçlü bir antioksidan kaynağı olarak bilinirler. Son zamanlarda artış gösteren kalp, damar, diyabet ve kanser hastalıkları genellikle fazla ya da eksik beslenme ile ilgilidir. Özellikle yaş ilerledikçe vücutta antioksidan madde üretimi aksadığı için, antioksidan aktivitesi yüksek olan gıda ürünleri tüketerek vücut direncinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Nar meyvesinin antioksidan aktivitesi yanı sıra birçok biyolojik aktivite özelliği gösterdiği bilinmektedir. Ayrıca Nar meyvesi günlük alım miktarı bakımından çoğunlukla tüketilen bir gıda ürünü olup, nar ekşisi formunda da yemeklerde ve salatalarda aroma olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmada ise ülkemizde geleneksel olarak üretilmiş ticari, ev yapımı ve labovatuar ortamında rotary evaporatörde ürettiğimiz nar ekşisi olan toplam 16 tane nar ekşisi örneğinin fizikokimyasal özelliklerinin ilgili mevzuata uygunluğunun ve antioksidan özelliklerinin etkisi incelenmiştir. Çalışmamızda nar ekşilerinin metanolik ekstraklarının antioksidan kapasiteleri, DPPH radikal süpürme aktivitesi, demir iyonu indirgeyici antioksidan güç (FRAP), toplam antioksidan kapasitesi tayini (TAC), toplam flavonoid tayini (TFC), toplam fenolik madde tayini (TPC), ABTS●+ radikal süpürücü etki tayini metodu ile belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan nar ekşisi örneklerinde DPPH metodu ile aktivite değerleri en düşük 10.35 mg/kg, en yüksek 23071.66 mg/kg olarak tespit edilmiştir. FRAP metodu analiz edilen örneklerde minimum değer 513.91 mg FESO4/kg, maksimum değer 5896.32 mg FESO4/kg olarak tespit edilmiştir. Toplam fenolik madde miktarının örneklerdeki en düşük ve en yüksek değerleri ise sırasıyla 1328.01 mg GAE (Gallik asit eşdeğeri)/kg, 8029.95 mg GAE (Gallik asit eşdeğeri)/kg olarak ölçülmüştür. Toplam Flavonoid içeriğin ise en düşük ve en yüksek değerleri 367.76 mg QEE (kateşin cinsinden)/kg, m 25230.20 mg QEE(kateşin cinsinden)/kg olarak tespit edilmiştir. Toplam antioksidan kapasitesinin en düşük değeri 1266.40 mg/kg, en yüksek değeri ise 7070.30 mg /kg olarak belirlenmiştir. İncelenen nar ekşisi örneklerinin çoğu güçlü antioksidan kapasiteye sahip iken, N10 ve N15 numaralı nar ekşisi örnekleri antioksidan bakımından oldukça düşük düzeyde tespit edilmiştir. Bu örneklerin pH değer aralıkları ise 1.99-3.10 arasında tespit edilmiş olup, TSE 12720 nar ekşisi standartına göre N7, N8, N10 ve N15 numaralı nar ekşisi örneklerinin pH değerleri uygun tespit edilmemiştir. Nar ekşisi örneklerinin % titrasyon asitlik değerleri %2.87-8.88 aralığından tespit edilmiştir. İncelenen örneklerin % briks değerleri %59.10-75.90 aralığında tespit edilmiş olup, TSE 12720 nar ekşisi standartına göre bu değer en az % 68 olmalıdır. Standarta göre N12, N13 ve N14 numaralı nar ekşisi örnekleri standarta belirtilen % briks değerinin altında tespit edilmiştir. HMF değerleri incelediğimiz nar ekşisi örneklerinde en yüksek 13.25 mg/kg olarak tespit edilirken, en yüksek değeri ise 8344.32 mg/kg olarak tespit edilmiştir. TSE 12720 nar ekşisi standartına göre HMF içeriği en fazla 50 mg/kg olmalıdır. Çalışmada kullanılan örnekler arasında sadece N8, N16 ve labovatuar ortamında üretilen nar ekşisi örnekleri bu standarta uymaktadır. Diğer örnekler belirtilen sınırın üzerinde tespit edilmiştir. Sonuç olarak analizi gerçekleştirilen nar ekşisi örneklerinin yüksek fenolik içeriğe sahip olduğu ve buna bağlı olarak ta yüksek düzeyde antioksidan aktivite gösterdiği belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Öğrekotu (Heracleum platytaenium boiss.) ekstraktlarının antioksidan kapasitesinin belirlenmesi
Ayten Köksal
Bitkiler, bitkilerden elde edilen ürünler ve saflaştırılmış maddeler birçok çalışmaya konu olmakta ve olmaya devam etmektedir. Bitkilerin öncelikle kendilerini korumak için ürettikleri sekonder metabolitleri olan antioksidanlar gerek gıdayla gerek saflaştırılmış halleriyle tüketildiklerinde insanlığa birçok yönden fayda sağlamaktadırlar. Bu nedenlerle Apiaceae (Maydanozgiller) ailesinden olan öğrek otu (Heracleum platytaenium Boiss.) bitkisinin yaprak ve çiçek kısımlarının su ve etil alkol ekstraktlarının antioksidan kapasitesi araştırılmıştır. Antioksidan aktivitesini değerlendirmek amacıyla; 1,1-Difenil 2-pikril hidrazil (DPPH) serbest radikalleri giderme aktivitesi, 2,2-Azino-bis (3-etilbenzo-tiyazolin-6-sülfonik asit) (ABTS) radikali giderme aktivitesi, Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi (CUPRAC metodu), Fe3+-Fe2+ indirgeme kapasitesi tayini, total fenolik bileşik ve total flavonoid miktar tayinleri yapılmış olup, BHA, BHT, α-Tokoferol, ve Troloks referans antioksidan olarak kullanılarak karşılaştırma yapılmıştır. Çalışma kapsamında indirgeme kapasitesi metotlarında sadece CUPRAC metodunda Troloks standardına yakın değerler gözlemlendi. Fe3+-Fe2+ indirgeme kapasitesi yönteminde ise ekstraktların hepsinde standartlara göre düşük radikal giderme aktivitesi gözlemlendi. DPPH serbest radikalleri giderme aktivitesine bakıldığında sadece yaprak-su (63 μg mL-1) ekstraktının BHT (63 μg mL-1) gibi davrandığı, diğer ekstraktların yaprak-alkol (86.63 μg mL-1), çiçek-alkol (99.00 μg mL-1), çiçek-su (115.5 μg mL-1) ise düşük kapasiteye sahip olduğu belirlendi. ABTS radikallerini giderme kapasitesine ait IC50 değerleri; çiçek-su (3.73 μg mL-1) > yaprak-su (3.69 μg mL-1) > α-Tokoferol (3.32 μg mL-1) > çiçek-alkol (3.12 μg mL-1) > Troloks (2.90 μg mL-1) > BHA (2.83 μg mL-1) > yaprak-alkol (2.72 μg mL-1) > BHT (2.60 μg mL-1) sıralamasında aktivite göstermiştir. Yüksek IC50 değeri düşük antioksidan aktivite anlamına geldiğinden yaprak alkol ekstraktının bu yöntemde BHA, Troloks ve α-Tokoferol standartlarına göre daha iyi aktivite gösterdiği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'de yönetişim uygulamaları: Bağımsız idari otoriteler ve kent konseyleri örnekleri
Şafak Aydın Ezber
Yirminci yüzyıl son çeyreğine doğru başta Amerika Birleşik Devletleri ve batılı devletler olmak üzere bütün dünyada sosyal, kültürel ve politik alanlarda kimlik bunalımları yaşanmıştır. Bunun nedenleri arasında ekonomik krizler, küreselleşmenin varlığı, bilişim ve iletişimde sürekli gelişen teknolojiler sayılabilir. Bu değişimle birlikte kamu yönetimi alanında özellikle 1980'den sonra yeni bir anlayış meydana gelmiştir. Değişen süreçte artık geleneksel kamu yönetimi yerine yenilikçi bir kamu yönetimi anlayışına bırakarak literatüre paradigma değişimi olarak girmiştir. Kamu yönetimi alanında yaşanan değişim ve dönüşümler süreklilik göstererek gelişimini devam ettirmiş ve yönetim alanındaki son paradigma olarak anılan "Yönetişim" boyutunu hayatımıza katmıştır. Yönetişim reform uygulamalarıyla eskinin tek yanlı yönetim anlayışı yerine çok aktörlülüğü, merkeziyetçi bir yapının yerine yerelliği getirmesiyle birlikte demokrasi, katılımcılık ve hukukun üstünlüğü gibi ilkeleri ile hayatımızın pek çok alanında kendine yer edinmiştir. Son yıllarda küreselleşmenin ve uluslararası oluşumların katkılarıyla dünyada baş döndürücü gelişmeler yaşanmakta, ülkeler bu yeni formlara ayak uydurmaya çabalamaktadır. Nitekim ülkemiz de bu yarışta yerini almıştır. Öyle ki bir yandan kent konseyleri ile daha demokratik ve katılımcı bir yapılanma içine girmiş diğer yandan devletin ekonomiden elini çekmesiyle boşalan yerini bağımsız idari otoriteler ile doldurmaya çalışmıştır. Bu çalışmanın amacı 1980'li yıllarda paradigma değişimi ile meydana gelen kamu yönetimindeki dönüşümü yönetişim anlayışı çerçevesinde ülkemizde uygulama alanı bulan bağımsız idari otoriteler ve kent konseyleri bağlamında değerlendirmesini yapmaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinin web sitelerinin Türkçe yazı dili kullanımı açısından incelenmesi
Derya Oğur
Dil, bir milletin tüm değerlerinin ete kemiğe bürünmüş biçimidir. Dilin doğru kullanımı, bu değerlerin korunması ve kuşaklara aktarılması açısından önem taşımaktadır. İnternet teknolojisinin gelişmesi, kültürel etkileşimi beraberinde getirmiştir. Bu etkileşim dil üzerinde bazı olumsuzluklara sebep olmuştur. Özellikle web sitelerinde ve sosyal medya araçlarında kullanılan yazı dilindeki bilinçsizlik, dil sorunlarına neden olmaktadır. Bu durumdan Türkçe yazı dili de etkilenmiştir. Kültürel kimliği yansıtan Türkçeyi korumak; öncelikle devletin görevi olduğu için bu çalışmada, il düzeyinde kültürün tanıtımından, turizmin geliştirilmesinden ve pazarlamasından sorumlu olan İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinin (İKTM) web sitelerinin yazı dili yeterliliği ele alınmıştır. Web sitelerindeki tüm sayfaların yazılı içerikleri "Türkçe Yazı Dili Ölçeği" aracılığıyla incelenmiştir. İncelemelerde var-yok tekniği kullanılarak maddeye uygun bir hata varsa "1" yoksa "0" şeklinde manuel olarak kodlama yapılmıştır. Ayrıca web sitelerindeki örnek yazı dili hataları kayıt altına alınmıştır. Daha sonra verilere tanımlayıcı analizler uygulanıp hata sıklıkları değerlendirilmiş ve karşılaştırma yapılmıştır. Araştırma sonucunda; İKTM'lerin web sitelerinde en sık görülen yazım hatalarının, büyük harflerin ve kısaltmaların yazımında; en sık görülen anlatım bozukluklarının, sözcüğün yanlış yerde kullanılmasında ve ek yanlışlığı/eksikliği/fazlalığında, en sık karşılaşılan noktalama hatalarının ise kesme ve noktalı virgül işaretinin kullanımıyla ilgili olduğu tespit edilmiştir. Bölgeler bazındaki incelemeler, yazım yanlışlıkları, anlatım bozuklukları ve noktalama hataları açısından en fazla hata yapan bölgelerin, Ege ve Doğu Anadolu; en az hata yapan bölgenin ise İç Anadolu Bölgesi olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular neticesinde İKTM'lere ve bundan sonra bu konuda araştırma yapacak kişilere bazı öneriler sonuç bölünde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkçe Yazı Dili, Turizm, İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri, Web Siteleri.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Dijital ve doğrudan pazarlamanın marka değeri üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi
Özlem Yılmaz
Bu çalışmada dijital pazarlama ve doğrudan pazarlamanın marka değeri üzerindeki etkisinin belirlenmesi ve aralarındaki farkın değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gümüşhane'de çeşitli markalara ait tekstil ürünleri kullanan kişiler oluşturmaktadır. 382 katılımcıya anket uygulanmıştır. Doğrudan pazarlama etkinliğini belirlemek için Page ve Luding'in (2003) çalışması, Dijital pazarlama etkinliğini belirlemek için Kotler ve Keller'in (2016) çalışması kullanılmıştır. Marka Bilinirliği, Marka Çağrışımı, Marka Sadakati ve Algılanan Kalitealt boyutlarından oluşan Marka Değeri ölçeğinin oluşturulması amacıyla da Villarejo ve Sanchez (2005) ve Netemayer ve ark. (2004) çalışmalarından yararlanılmıştır. Sonuçlara göre; araştırmaya konu olan markaların dijital pazarlama etkinliklerinin, doğrudan pazarlama etkinliğine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenlere göre ölçekler analiz edildiğinde; 30-40 yaş grubunun, 19-29 yaş grubuna göre; lisansüstü mezunlarının, diğer mezunlarına göre doğrudan pazarlama etkinliklerinin daha yüksek oldukları belirlenmiştir.30-40 yaş aralığındaki bireylerin, 19-29 yaş aralığına göre marka bilinirliklerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Evli bireylerin, bekarlara göre; lisansüstü mezunların, diğer mezunlara göre marka sadakatlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ev hanımlarının, diğer mesleklere göre marka sadakatlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Dijital pazarlama ve doğrudan pazarlama etkinliği ile marka değeri ve alt boyutları arasında ileri düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Pazarlama etkinlikleri artırıldığında, marka değerinin de artacağı, en fazla da marka bilinirliğinin artacağı değerlendirilmektedir. Marka değeri ve alt boyutlarında genel olarak Dijital pazarlama etkinliğinin daha ileri düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sadece Marka Sadakati alt boyutunda Doğrudan Pazarlama Etkinliğinin daha ileri düzeyde olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dijital Pazarlama, Doğrudan Pazarlama, Marka Değeri
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Para sevgisi ve girişimcilik niyeti ilişkisinin analizi: Gümüşhane Üniversitesi öğrencilerine yönelik bir uygulama
Gulzada Özbek
Günümüzde ekonomik sistem kişisel çıkarlar ve rasyonalite olmak üzere iki temel varsayım üzerine kuruludur ve mübadele işlemlerinin gerçekleştirilmesinde para önemli bir araç vazifesi görmektedir. Özel sektörün hakim olduğu bir ekonomide para kazanma güdüsü, ekonomik karar birimlerinin tercihlerinde etkin rol oynamaktadır. Dolayısıyla para kazanma arzusunun yüksek olduğu bir toplumda girişimcilik arzusunun da yüksek olması beklenmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmada anket kullanılarak, para sevgisinin girişimcilik niyeti üzerindeki etkisi ve başarısızlık korkusunun düzeylerine göre, para sevgisi ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişkisinin nasıl değiştiği analiz edilmiştir. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler kapsamına giren programlarda öğrenim gören 296 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar teorik beklentilerle tutarlıdır. Para sevgisi ile girişimcilik niyeti arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Yüksek başarısızlık korkusu, para sevgisi ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişkiyi negatif etkilerken; düşük başarısızlık korkusu, para sevgisi ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişkiyi pozitif etkilemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Hidroelektrik santrallerde balık geçitleri sorunları: Gümüşhane ve Bayburt örneği
Ahmet Emir Köse
Yeryüzünde artan nüfus ve gelişen teknoloji ile birlikte enerjiye duyulan ihtiyaç da artmaktadır. Ülkeler, bu enerji ihtiyacını genellikle yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılamaktadır. Günümüzde, sucul sistemler üzerine artan taleplerin karşılanabilmesi için pek çok bent, regülatör, baraj ve hidroelektrik santral gibi yapılar kurulmaktadır. Coğrafi yapısından dolayı ülkemizde de bu yapılara sıkça rastlanmaktadır. Bu yapılar özellikle memba ve mansaba olan balık göçlerini olumsuz etkilemekte ve pek çok canlı için tehlike oluşturmaktadır. Sucul sistemler üzerindeki doğal engellerin veya regülatör, baraj, hidroelektrik santral, bent gibi insan yapımı engellerin üzerine ya da çevresine diadrom (göçmen) balıkların memba-mansap ve/veya mansap-memba doğal hareketlerine yardımcı olacak hidrolik yapıların yapılması gerekmektedir. Bu hidrolik yapıların en önemli olanları da balık geçitleridir. En çok kullanılan balık geçidi, havuzlu geçit tipidir. Balık geçitlerinin tasarımında göz önünde bulundurulması gereken iki ana husus vardır. Bunlardan ilki geçmesi hedeflenen balığın balık geçidi girişini bulabilmesi, ikincisi ise balıkların geçitten yüzmeyi başarıyla tamamlayıp engelin diğer tarafına ulaşabilmesidir. 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanununun 22. Maddesi ile akarsular üzerinde kurulmuş veya kurulacak olan baraj ve regülatör gibi su yapılarında su ürünlerinin geçmesine mahsus balık geçidi yapılması ve işler durumda bulundurulması zorunlu hale getirilmiştir. Ülkemizin coğrafik durumu, her havzanın kendine özgü morfolojik özellikleri ve ekosistem çeşitliliği nedenleriyle balık geçitlerinin yapılacağı su yapılarının belirlenmesinde, balık geçidi tipleri yanında değerlendirmelerin bir bütün olarak yapılması gereken geçişlere uyumlu türbin vb. mekanik ekipmanların seçiminin de önemli olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Gümüşhane ve Bayburt ili özelinde yapılan çalışmada, bu parametrelerin uygulamada ne gibi yararları/zararları olduğu da incelenmiştir. Literatür taraması, ilgili kurumlardan veri toplanması ve saha çalışmaları (alanda yapılan gözlemler, tesis sorumlularından temin edilen ve/veya yerinde yapılan ölçüm ve tespitler) sonrasında yapılan anket sonuçlarıyla balık geçitleri konusunda toplumsal bilincin sorgulandığı bu çalışmada, balık geçitleri olarak adlandırılan hidrolik yapıların projelendirme, inşaat ve işletme-bakım aşamaları ile ilgili bilgi vermek, bu konu üzerinde önceden yapılmış çalışmaları incelemek, balık geçitlerinin önemini vurgulamak, Gümüşhane ve Bayburt illerinde mevcut bu yapıları yerlerinde gözlemleyerek özellikle işletmede karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri getirmek amaçlanmaktadır. Bu nedenle çalışma alanında hidroelektrik santrallerde balık geçitlerinin olup olmaması, mevcut balık geçitlerinin bakımının yeterli düzeyde yapılıp yapılmaması, balık geçitlerinin balıklar tarafından kullanılıp kullanılmaması veya yapılan geçidin balığın cinsine uygun olup olmaması gibi temel balık geçitleri sorunları ele alınıp incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda, balık geçidi olmayan su yapılarına uygun tipte geçit yapılması, çalışmayan ya da kısmi çalışan mevcut balık geçitlerinin onarılması-iyileştirilmesi ve özellikle taşkınlardan sonra temizliklerinin yapılması gibi durumlarda bu geçitlerden göç ve hareket eden balık sayısında olumlu yöndeki artışlar ve sürdürülebilir ekosistem bütünlüğü vurgulanmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Otoriter sistemlerden çıkış modelleri çerçevesinde Türkiye'de demokrasiye geçiş
Bilal Şahin
Demokrasiye geçiş teorileri, otoriter sistemlerin çok partili demokratik bir sisteme dönüşüm sürecine odaklanmaktadır. Doğaları gereği baskıcı ve genellikle tek partili sistemler olan otoriter rejimler, karşılıklı etkileşim içerisindeki iç ve dış politik gelişmelerle birlikte köklü değişimlere uğrayabilmektedir. Bu noktada rejimlerin yöneticileri demokratik bir yönetime geçiş kararı verebilir veya vermek zorunda kalabilir. Siyasal bilimler alanında geçiş teorileri veya transitoloji kavramı altında incelenmeye başlayan geçiş süreci; genellikle reform, kopma ve sözleşme olmak üzere üç temel model ile açıklanmaktadır. Türkiye'de otoriter tek parti yönetimi 1945 yılına kadar sürmüştür. İkinci Dünya Savaşı sonrasında siyasal konjonktürün etkisi ve paralelinde iç politikadaki baskı sebebiyle demokrasiye geçiş kararı verilmiştir. Geçiş sürecini tek modelle açıklamak mümkün değildir. İki aşamalı bir model uygulanmıştır. Reform modeli ile başlanmıştır. Ancak 1946 yılındaki tartışmalı seçimler ve ardından gelen bir dizi antidemokratik uygulama, partiler arasında siyasi gerginliğe dönüşmüş ve bu model tıkanma noktasına gelmiştir. Siyasi gerilim, her an bir geri dönüş ihtimalini veya sert bir kopuşu gündeme getirebilirdi. Rejimin en güçlü aktörü Cumhurbaşkanı İnönü'nün partiler arasında hakem rolü üstlenmiştir. Bu bağlamda kaleme aldığı 12 Temmuz Beyannamesi ile sözleşme modeli aşamasına geçilmiştir. Beyanname, bu tıkanıklığın aşılmasında geçiş sürecinin mührü, demokratik sistemin devamlılığının senedi olmuştur. Uzlaşma, her iki taraf için de diyet ödenmesini gerekecektir. Bu ödeme, iktidar ve muhalefet içerisindeki aykırı seslerin karşılıklı olarak susturulması ve ayıklanması şeklinde gerçekleşmiştir. Tasfiyelerle birlikte geçiş süreci daha sağlıklı ilerlemiştir. Ayrıca geçişin konsolide etmek amaçlı düzenlemeler için de uygun ortam sağlanmıştır.
