Yazarlar
- Ahmet Bayraktar(2)
- Ahmet Özdemir(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Abakar Ali Issakha(1)
- Abdoul Wahidou Mahamane Seydou(1)
- Abdoulaye Coulıbaly(1)
- Abdulkadir Daştan(1)
- Abdulkadir Gök(1)
- Abdulkadir Meydan(1)
- Abdulkadir Murat Güner(1)
- Abdulkerim Özkök(1)
- Abdullah Alperen Okumuş(1)
- Abdullah Birinci(1)
- Abdullah Danişmaz(1)
- Abdullah Danışmaz(1)
- Abdullah Egi(1)
- Abdullah Kolotoğlu(1)
- Abdullah Küçükaslan(1)
- Abdullah Memiş(1)
- Abdullah Necati Doğan(1)
- Abdullah Souda(1)
- Abdullah Turan(1)
- Abdullah Yılmaz(1)
- Abdulsamet Keleş(1)
- Abdulsamet Varan(1)
- Abdurrahman Atalay(1)
- Abdurrahman Oruç(1)
- Abdurrahman Saka(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Halkın nükleer santrallerle ilgili risk, fayda belirsizlik algıları ve bilgi düzeyleri Iğdır ili örneği
Yakup Çelem
Yıllar boyunca endüstri ve sanayideki olağanüstü gelişmeleri ile artan insan popülasyonu enerjiye olan talebin yanı sıra, enerji kaynaklarını etkin kullanma ve nükleer enerji gibi verimi ile dezavantajları yüksek olan yeni enerji kaynakları bulunarak kullanması zaruriyetini arttırmıştır. Artısı ve eksisi düşünülerek kullanılması gereken nükleer enerji santrallerini ile ilgili yapılan literatür çalışmaları Türkiye Iğdır İline oldukça yakın bir bölgede konuşlandırılan Metsamor nükleer santralinin; (MNS) ilkel teknoloji ile yapılması, gerekli önleyici önlemlerin yeterince alınmaması ve atık yönetimin doğru yapılmaması gibi sebeplerle çok fazla risk teşkil ettiğini göz önüne sermektedir. Bu çalışmada Iğdır İlinde risk altında yaşayan bireylerin nükleer santrallerle ilgili risk, fayda, belirsizlik algıları ve bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlanarak 400 kişiye demografik veriler, 10 adet evet hayır sorusu ve 5'li Likert ölçeği ile hazırlanan 26 soruluk anket uygulandı. Sonuç olarak; katılımcıların nükleer enerji santralleri, olası risk ve faydaları konusunda yeterli bilgilere sahip olmadıkları, gerekli eğitimlere katılmadıkları (%79.2), kaygı düzeylerinin yüksek olduğu (%72.4), %89.4'ünün nükleer santral kazalarının kargaşaya sebebiyet vereceği düşüncesine sahip olduğu belirlendi. Bu bulgular sonucunda halka daha fazla bilgilendirme yapılması, tatbikatlara kurumların yanı sıra halkın katılımı sağlanarak bilgi ve bilincin artırılarak olası bir kazada neler yapacaklarının bilinmesi ile kaygı düzeylerinin ve kargaşanın azaltabileceği öngörülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Sous vide pişirme yönteminin kabak ve yeşil fasulyenin antioksidan kapasitesine etkisinin belirlenmesi
Sena Nur Yılmaz
Bu çalışmanın birinci bölümünde haşlama, buharda pişirme ve Sous vide yöntemleri olmak üzere üç farklı pişirme yönteminin kabak ve yeşil fasulyenin renk özellikleri, toplam fenolik madde, toplam karotenoid ve C vitamini içeriği, 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikal temizleme aktivitesi ve demir (III) iyonu indirgeme antioksidan gücü (FRAP) üzerine etkisi belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde sebzelere Sous vide yöntemi uygulanmış ve 10 gün süreyle buzdolabında muhafaza edilen örneklerde belirli aralıkla renk, toplam fenolik madde, karoten, C vitamini ve antioksidan aktivite tayinleri yapılarak depolama sürecince değişimler incelenmiştir. Pişirme yöntemlerinin sebzelerin parlaklık değerinde azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir. Pişirme yöntemlerinin toplam fenolik madde, toplam karotenoid ve C vitamini içeriği ve antioksidan aktivite üzerine etkilerinin pişirme yöntemi ve sebzeye göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Haşlama işlemi uygulanmış kabak örneklerinin toplam karotenoid miktarı ve antioksidan kapasitesi diğer örneklere göre daha yüksek bulunurken fasulye örneklerinde ise buharda pişirme yöntemi uygulanmış örneklerin daha yüksek değere sahip olduğu bulunmuştur. Sous vide yöntemi uygulanmış sebzelerin toplam fenolik madde miktarında kaybın diğer yöntemlere kıyasla daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sous vide işlemi uygulanmış sebzelerin C vitamini miktarının diğer örneklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Buzdolabında muhafaza edilen sebze örneklerinin parlaklık değerinde artış gözlendiği belirlenmiştir. Buzdolabında 10 günlük depolama sonunda kabak örneklerinde DPPH radikal temizleme aktivitesinde istatistiksel olarak önemli olmayan derecede artış gözlenirken toplam karotenoid ve toplam fenolik madde miktarı ve FRAP değerinde istatistiksel olarak önemli olmayan derecede azalma gözlenmiştir (p> 0.05). Fasulye örneklerinin C vitamini ve toplam karotenoid miktarı ve antioksidan kapasitesinde ise istatistiksel olarak önemli derecede azalma meydana geldiği tespit edilmiştir (p<0.05).
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Reel döviz kuru ve ihracat arasındaki ilişki
Merve Aktaş
Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini artırmalarının ve dış ticaret dengesini sağlamalarının en önemli yollarından biri ihracatı artırıcı politika uygulamalarıdır. İhracatın arzu edilen seviyelere ulaşmasında ülkelerin üretim kapasitesi, teknolojik altyapısı, verimlilik unsurlarının yanı sıra en etkili yöntem ülke ekonomisine uygun döviz kuru politikası uygulamaktan geçmektedir. Reel döviz kurunda meydana gelen dalgalanmalar ihracatı etkilemekte ve dolayısıyla dış ticaret dengesi de bu dalgalanmalardan etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında para biriminin değerinin düşürülmesi uygulamalarından hareketle, reel döviz kuru ve dış ticarete konu olan ihracat arasında bir ilişkinin olup olmadığı Marshall-Lerner Koşulu ve J-Eğrisi Hipotezi yaklaşımları çerçevesinde incelenecektir. Bu teorik temel çerçevesinde döviz kuru ayarlamalarının ihracat üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Çalışmada döviz kuru ayarlamalarının ihracat değişkeni üzerindeki etkisi sektörel bazda incelenmektedir. Tarım, madencilik, sanayi, savunma ve havacılık, otomotiv ve çelik sektörlerinin ihracatı ve reel döviz kuru arasındaki ilişki Türkiye'nin 2011:01-2021:03 dönemi aylık verileri kullanılarak Fourier eşbütünleşme testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre sabit model için uygulanan testte Türkiye'de reel döviz kuru ile ihracat arasında fourier fonksiyonuna bağlı bir ilişkinin varlığı saptanamamış; fakat sabit terimli ve trendli model için reel döviz kuru ve çelik sektörü arasında uzun dönemde bir eşbütünleşme ilişkisi olduğu saptanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin termoekonomik analizi ve atık ısının değerlendirilmesi
Elvin Ağtaş
Günümüzde nüfusun ve teknolojik gelişmelerin hızla artmasıyla enerji ihtiyacımızda artmaktadır. Enerji denilince akla ilk gelen elektrik enerjisidir. Son yıllarda elektrik enerjisi üretimi için Nükleer Güç Santralleri (NGS) önemli bir potansiyeldir. Bu çalışma kapsamında, ülkemizin ilk nükleer santrali olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (ANGS) için termoekonomik analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucu, NGS çalışma prensibi gereği çevreye atılan ısının faydalı ısıya dönüştürülmesi ile enerji üretim maliyetinin düşürülmesi aynı zamanda ısıl kirliliğin önlenmesi amaçlanmıştır. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'ne eşdeğer ekipman değerleri kullanılarak Engineering Equation Solver (EES) programında termodinamik analiz yapılmıştır. Termodinamiğin ikinci yasasına bağlı, maliyet analizi yöntemleri arasında en fazla kullanılan spesifik ekserji maliyetleme (SPECO) yöntemi kullanılarak maliyet analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, ANGS'nin enerji ve ekserji verimleri sırasıyla %35 ve %68 olarak bulunmuştur. Tesisten atılan ısının dolaylı olarak tesise tekrar kazandırılmasıyla bölgesel ısıtmada (tesiste bulunan lojmanların, misafirhanelerin, ısınma, sıcak su ihtiyacı), bölgenin coğrafik şartları ve geçim kaynağı göz önünde bulundurularak sera ısıtma, zirai kurutma ve ısıtmada kullanmak mümkündür. Böylelikle, %67.99 oranında atık ısı değerlendirilmiş, üretilen enerjinin birim maliyeti düşürülmüş ve aynı zamanda ısıl kirlilikte aynı oranda azaltılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Bir cevher zenginleştirme tesisinde operatörlerin çalışma optimizasyonunun üretim ve enerji verimliliğine etkisi
Ecem Bulat
Türkiye, enerji kaynaklarını verimli ve çevreye duyarlı bir şekilde kullanarak ülke refahına katkı sağlama amacı ile açıklamış olduğu Milli Enerji ve Maden Politikası ile ülke refahını en üst seviyeye çıkarma yolunda önemli bir adım atmıştır. Ülkemizin cari açığının %70 oranla en büyük kalemini oluşturan enerji ithalatının azaltılması, kuşkusuz enerjinin verimli kullanılması ve yönetilmesi ile sürdürülebilir çözümlerin hayata geçirilmesi sonucunda sağlanacaktır. Ülkemiz, Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, enerji verimliliğinin arttırılması, enerji kaynaklarının kamu, özel sektör, sanayi ve konutlarda daha verimli bir şekilde kullanılmasına yönelik stratejiler belirlemiştir. Ulusal stratejilerin esas alınmasıyla hazırlanan bu çalışmada, sanayide enerji verimliliğinin arttırılması, maden ve kaynakların daha verimli kullanılması hedefleri doğrultusunda, maden sektöründe bulunan, bir Cevher Zenginleştirme Tesisi ele alınmıştır. Tesisteki, üretim ve enerji verimliliğini olumsuz etkileyen risklerin iyileştirilmesi doğrultusunda, makinaların işletilmesi ve bakımlarından sorumlu operatörlerin proses - makine- cevher- çevre etkileşimi göz önünde bulundurularak, risk değerlendirme yöntemlerinden Hata Türü Etkileri ve Analizi (FMEA) - Proses FMEA (PFMEA) yöntemi seçilmiştir. Çalışma, Proses FMEA yönteminin daha etkili uygulanabilmesine imkân sunan güncel AIAG VDA 2019 PFMEA formu esas alınarak gerçekleştirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Türkiye'de savunma sanayi sorunlarının bütünleştirilmiş AHP-KFG yöntemiyle belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi
İrem Doğan
Çalışmada savunma sanayi sektörünün gelişim süreci açıklanarak Türk savunma sanayinin gelişmesine engel olan unsurlar tespit edilmektedir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren savunma sanayi firmalarının sorunlarının tespit edilmesidir. Bu bağlamda ilk olarak bir literatür araştırması gerçekleştirilmekte ve ardından alınan uzman görüşleri doğrultusunda savunma sanayi sektörünün sorunlarının neler olduğu konusunda kriterler belirlenmektedir. Türk savunma sanayinin gelişimi ile ilgili sorunlar, ekonomik sorunlar, politik ve sosyal sorunlar başlıkları altında detaylı bir şekilde incelenmektedir. Birinci başlık altında özellikle istihdam, tedarik ve pazar sorunları incelenmektedir. İkinci başlık adı altında ise terör, kopya, gizlilik, ar-ge konularında yaşanan sorunlar ele alınmaktadır. Savunma sanayi sektöründe yaşanan sorunlar ve bu sorunlar için oluşturulan çözüm önerileri sektörde faaliyet gösteren firmalar ile yapılan yüz yüze görüşmeler neticesinde bütünleştirilmiş Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP)- Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) yöntemleri uygulanarak açıklanmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, en yüksek ağırlığa sahip olan kriter, Ar-Ge ve inovasyon (0,26), en düşük ağırlığa sahip kriterler ise kopya-gizlilik ve terör (0,03) kriterleri olarak belirlenmektedir. En güçlü çözüm önerisi, sektörel kümelenmenin sağlanması (0,11) en düşük öneme sahip çözüm önerisi ise devlet desteğine ilişkin sistematik bir mekanizmanın kurulmasıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Postmodern dönemde reklamda aile: Televizyon reklamlarına yönelik toplumbilimsel ve göstergebilimsel bir inceleme
Dicle Kaya Yağmur
Postmodern dönemde ailenin yapısı, eşler arasındaki ilişkisi, statü ve roller, yaşam biçimleri ve değerleri bir takım değişmelere uğramıştır. Bu çalışma, postmodern reklamlarda toplumun en küçük birimi olarak aile yapısında görülen değişimlerin tespiti ve bunların ele alınmasını amaçlar. Postmodern dönemdeki reklamların aile yapılarını ele alışı şekli üzerinde durulan çalışmada yerelde başarılı ve ulusalda başarılı olan olan markaları incelemek amacıyla; 2020 Brand Finance tarafından açıklanan Türkiye'nin en değerli ve en güçlü markaları Haziran yıllık raporunda yer alan en çok değer kazanan marka sıralamasında arasında Vestel markası yer alırken, En iyi 100 marka arasında Doğtaş Kelebek Mobilya, Yataş markaları yer almaktadır. Küreselde başarılı olan markaları incelemek amacıyla; Interbrand, En İyi Küresel Markalar 2020 sıralamasında en iyi performansı gösteren Samsung, Sıemens beyaz eşya sektöründe, Ikea ise mobilya sektöründeki markalar sıralamada yer almaktadır. Amaçlı örneklem ile seçilen markalardan oluşan 15 reklam örneği göstergebilimsel analiz ve toplumbilimsel yöntemin temel kavramları ile tek tek incelenerek araştırmanın bilimsel temeli oluşturulmaya çalışılmıştır. Araştırma bulgularına göre postmodern dönemde reklamlardaki aile sunumlarında geleneksel aile modeli sürdürülmek istense de aslında günümüz koşullarında kadının sosyal hayatta ve çalışma hayatında edindiği aktif roller reklamlara yeni bir boyut kazandırmaktadır. Ailede kadın ve erkeğin rol ve statülerinde değişmeler meydana gelmiştir. Reklamlarda ailedeki yaşam biçimleri günümüz koşullarına göre şekillenmektedir. Reklamlarda özelikle erkek/babanın aile içinde rolünün ve dolayısıyla aile yapısının yeniden şekillenmesi gerekmektedir. Toplumda yaşanan değişim ve dönüşümler, ailelerdeki rol ve ilişkilerdeki değişimler reklamlardaki aile kurumlarına yansıtılmalıdır. Reklamlar bu değişimleri yaparken aile kurumunun önemini artırmış ve daha duyarlı aile profili yaratmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: Aile, Göstergebilim, Postmodernizm, Toplumbilimsel çözümleme, TV Reklamları
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Gönüllü sade yaşam tarzı ile tüketicilerin kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi üzerine bir araştırma
Seren Bulut
Tüketim yaklaşımlarına bakıldığında karşımıza çıkan gönüllü sade yaşam tarzı, insanların kendini bulmasına destek olmakta, alışkanlıkların değişmesine ve doğaya daha yararlı olmayı amaç edinmiş bir felsefedir. Gönüllü sadelik kavramı tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye, daha bilinçli ve gerekli tercihler yapmaya kendine yetecek sade bir yaşama yönelmektir. (Yurdakul, 2018: 12). Gönüllü sadelik kavramında belirli bir kısıtlama yaparak şu demografik özelliklere sahip kişilerin benimsediği bir kavramdır diyemeyiz. Farklı demografik özelliklere sahip kişilerin çevreye olan duyarlılıkları ve tüketimin sürdürülmesi veya maddi tasarruf sağlamaya yönelik istekler bireylerin gönüllü sadeliği benimsemelerine sebep olmaktadır. Gönüllü sade yaşam tarzı büyük bir toplumsal olayı kapsar. Modern dünyanın temel yaşam biçimi gereği artan tüketim miktarının, gelecek nesillerin yaşamlarını tehlikeye atmayacak bir noktaya getirilmesi gerektiği için sürdürülebilir tüketim olgusu doğrultusunda gönüllü sade yaşam tarzı gelişmiştir. Gönüllü sadelik tüketimi ve tüketime bağımlılığı en aza indirmek için günlük faaliyetlerde de doğrudan kontrolü en fazlaya çıkarmak isteyen bir yaşam biçiminin birey tarafından seçilme düzeyidir. Bu çalışmada gönüllü sade yaşam tarzının tüketicilerin kişilik özellikleri arasındaki ilişki incelenmektir. Literatürde gönüllük sadelik kavramı ve kişilik özellikleri arasındaki ilişki incelenirken, tüketim kavramı alt dallarıyla incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Cihan Aktaş'ın hikâye ve romanlarında değer kavramı
Esra Canlı Aktürk
Bu çalışmanın temel amacı Cihan Aktaş'ın kaleme aldığı hikâye ve roman türündeki eserlerinde yer alan değer kavramlarını incelemektir. Araştırmanın birinci bölümünde değerin tanımı, çeşitli açılardan(din, felsefe, psikoloji, sosyoloji) değer kavramı, özellikleri ve işlevleri, değerlerin sınıflandırılması, Cihan Aktaş'ın hayatı, eserleri ve edebi kişiliği üzerinde durulmuştur. Betimsel nitelikte genel tarama modeli kullanılan araştırmanın ikinci bölümünde Cihan Aktaş'ın 13 hikâye ve 5 roman türündeki eserleri, belirlenen 25 değer bakımından taranmış ve notlar alınmıştır. Tarama sonucunda öncelikle değerler, başlıklar dahilinde ele alınmış, tanımlamalar yapılarak açıklanmıştır. Ayrıca çalışmamıza eserlerde bulunan değerlerin yer aldığı eser ve sayfa numaralarını içeren tablolar da eklenmiştir. Roman ve hikâyelerden alıntılar yapılarak değer kavramının eserlerde ele alınış yönleri tespit edilmiş ve değerler ile ilgili sonuca varılmıştır. Çalışmamızın sonucunda ilgili eserlerde inanç, sevgi, temizlik, aileye verilen önem değerlerine çok fazla rastlanırken kanaatkârlık ve özgürlük değerleri üzerinde daha az durulmuştur. İncelenen eserlerde değer kavramına yönelik olumsuz mesajlara rastlanmamıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Mevcut bir prekast öngerme kirişli köprünün yapım aşamaları dikkate alınarak zaman tanım alanında doğrusal olmayan analiz yöntemiyle performansının belirlenmesi
Osman Sarıgün
Bu tez çalışmasında Türkiye'de kabul gören American Association of State Highway and Transportation Officials (AASHTO) yönetmeliği, Türkiye Cumhuriyeti Karayolları Yol Köprüleri Teknik Şartnamesi ve TS 3233 yönetmeliği çerçevesinde üstyapı tasarım esaslarınca model güvenirliliği belirlenen Gümüşhane İli Şiran İlçesi'nde yer alan üç açıklıklı, öngerme kirişli, betonarme yapıya sahip Çirmiş Köprüsü ele alınmıştır. Bu köprünün geometrik veri ve model güvenilirliği belirlenip SAP 2000 sonlu eleman programı ile doğrusal statik, doğrusal olmayan yapım aşamalı analizleri ve zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapım aşamalı analizi olmak üzere üç farklı analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Karayolu ve Demiryolu Köprü ve Viyadükleri Raporu'na göre yapı elemanlarında performans hedeflerine göre izin verilen dönme sınırları tespit edilerek köprünün yapısal performans düzeyi belirlenmiştir. Statik ve doğrusal olmayan yapım aşamalı analizler neticesinde köprü tabliye uzunluğu ve ayak yüksekliğince elde edilen normal kuvvet, kesme kuvveti, eğilme momenti ve yer değiştirme değerleri karşılaştırılarak zamana bağlı malzeme deformasyonlarının ve inşa süresinin önemi ele alınarak incelenmiştir. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği kapsamında belirtilen kurallar çerçevesinde gerçekleştirilen zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz ile doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz sonuçları karşılaştırılarak köprü tabliye uzunluğu ve orta ayak yüksekliğince meydana gelen yer değiştirmeler ve kesit tesirleri diyagramları incelenmiştir. Zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz sonuçları, doğrusal olmayan yapım aşamalı analiz sonuçlarına göre yapı elemanlarında daha yüksek kesit tesirleri ve yer değiştirme değerleri vermiştir. Bu suretle ülkemizin aktif fay kuşağında yer almasından dolayı köprü tasarımlarının sadece servis durumu ve yapım aşamalarını dikkate alacak şekilde değil zaman tanım alanında gerçek ivme kayıtlarının da kullanılarak dinamik çözümlenmesi gerekir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Köprüyanı (Maçka-Trabzon) Cu-Skarn cevherleşmesinin jeolojisi ve mineral kimyası özellikleri
Adem Sivrikaya
Bu çalışmada, Doğu Pontidler' in Kuzey Zonunda Trabzon ili sınırlarında Köprüyanı mevkiindeki Cu-Skarn cevherleşmesinin; jeolojisi, petrografisi, cevher mikroskobisi özellikleri ve mineral kimyası içeriklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Köprüyanı cevherleşme sahasında, aktinolit, tremolit, pirit, kalkopirit, manyetit ve malakit mineralleri ile kırık çatlak zonları boyunca gelişmiş limonitleşme, hematitleşme kloritleşme ve epidotlaşma türü alterasyonlar gözlenmektedir. Manyetit minerallerinin genellikle kalkopirit, pirit ve granat ile birlikte bulunduğu, TiO2 içeriklerinin çok düşük (%0.02-1.02) olduğu buna karşılık FeOt içeriklerinin ise %83.13-92.00 arasında değiştiği, türlerinin titonamanyetit olduğu belirlenmiştir. Manyetit ile beraber bulunan ve ekzoskarn zonunda yer alan kalkopirit minerallerinin Cu içeriğinin %33.50-43.27 ve Fe içeriği %29.84-39.11 arasında değiştiği, belirlenmiştir. Epidot minerallerinin Al içeriklerinin yüksek (2.06-2.46), Mn içeriklerinin düşük (0.01-0.03) ve Fe+3 içeriklerinin ise nispeten yüksek (0.59-0.96) olduğu belirlenmiştir. Al bakımından zengin olan epidotların türünün ise klinozoisit olduğu tespit edilmiştir. Granat türleri ağırlıklı olarak andradit ve grossular-andradittir. Pirop+Almandin+Spessartin–Grossular-Andradit üçgen diyagramına göre Köprüyanı cevherleşmesinin Cu-Skarn alanında yer aldığı tespit edilmiştir. Cevher mikroskobisi ve mineral kimyası çalışmaları kapsamında derlenen verilere bağlı olarak, Köprüyanı cevherleşmesinin Cu-skarn tipinde olduğu ve bölgede var olan skarn cevherleşmelerinin parajenez, süksesyon ve mineral kimyası verileri ile benzerlik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Madencilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi
Aydanur Güngör Gökboğa
18. yy da sanayi devrimi ile beraber madenlerde çalışma koşulları ağırlaşmış ve iş kazalarında artışlar meydana gelmiştir. Başlarda önemsenmeyen bu konu, zamanla sanayinin geliştiği ülkelerde verimliliğin düşmesine, üretimin azalmasına, maddi kayıpların artmasına sebep olmuş ve yüzlerce insanın ölümüne sebep olan bazı büyük felaketlerden sonra önem kazanmış ve gelişmiştir. Ülkemizde ise yakın geçmişte iş sağlığı ve güvenliğinde köklü değişime gidilmiş, birçok yeni kanun çıkarılmıştır. 2012 yılında kabul edilen ve yürürlüğe giren 6331 sayılı kanun iş güvenliği konusunda en kapsamlı çalışmadır. Ancak, Avrupa Birliğine uyum için hazırlanan bu kanun yürürlüğe girerek olumlu bir gelişme sağlamış olmasına rağmen uygulamada iş kazalarında beklenen ölçüde azalmayı sağlayamamıştır. Bu tez çalışmasında maden faaliyetlerini güvenli ve verimli şekilde yapan; Amerika Birleşik Devletleri'nin ve Avustralya'nın madencilik sektöründeki yasal mevzuatları ve maden iş kazalarına ilişkin istatistiksel bilgiler incelenmiştir. Bu ülkelere ait mevzuat ve istatistikler Türkiye'nin bu alandaki yasal mevzuatları ve istatistikleriyle karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Son olarak yasal mevzuatın madencilikte iş güvenliğine olan etkisi tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Kişilerarası iletişimde emoji kullanımı: Whatsapp örneğinde bir inceleme
Seval Erol
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyalleşme, kültür ve iletişim kavramı da değişmiştir. Yeni iletişim ortamları olarak sosyal medya mecraları ortaya çıkmıştır. Geçmişte yüz yüze gerçekleşen kişilerarası iletişim, teknoloji çağında sosyal medya ortamlarına taşınmıştır. Yer ve zaman sınırlaması bulunmadan kolay erişim imkânı bulunan sosyal medya platformları arasında anlık mesajlaşma uygulamaları bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Whatsapp platformudur. Whatsapp uygulaması, kullanıcılarına anlık mesajlaşma olanağı, ses, belge, fotoğraf, konum paylaşımının yanı sıra görüntülü ve sesli konuşma fırsatları tanımaktadır. Ayrıca sözsüz iletişimin bileşenleri olan yüz ve beden hareketleri, bedensel temas, mekân kullanımı ve araçları ile benzerlik gösteren emojiler ile kişilere etkili bir iletişim ortamı sunmaktadır. Bu tez çalışmasında Whatsapp üzerinde bulunan emojilerin kullanımının kişilerin günlük hayatta kurdukları yüz yüze iletişimde yararlandıkları jest ve mimikler, bedensel temas gibi unsurlar ile tutarlı bir şekilde kullanıp kullanmadıklarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Yöntem olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinin katılımcıların zihninde yer alan özel ve saklı bilgileri ortaya çıkarma gücünden yararlanılmıştır. Araştırmacıya hazırladığı sorulara bağlı kalmadan, görüşmenin gidişatına göre sorular sorma fırsatı veren söz konusu yöntem, konu hakkında daha detaylı bilgiler elde etmeyi sağlamaktadır. Bu sebeplerle konuya uygun bir yöntem olarak görülmüş ve yararlanılmaya karar verilmiştir. Çalışmanın örneklemi, Whatsapp kullanan 18 yaşından büyük olan 25 kullanıcı ile sınırlandırılmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen bilgilere göre Whatsapp uygulamasında gerçekleştirilen kişilerarası iletişimde kullanılan emojilerin etkili bir iletişime katkı sağladığı; kısaca emojilerin önemi ortaya çıkmıştır. Günlük hayatta kurulan kişilerarası iletişimde yararlanılan sözsüz iletişim unsurlarının Whatsapp üzerinde de emojiler ile desteklendiği bilgisine ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022Acil yardım ve afet yönetimi bölümü öğrencilerinin afet farkındalığı ve afetlere yönelik tutumlarının değerlendirilmesi (Gümüşhane ili örneği)
Nurdan Dizdar
Afetlerin olumsuz etkilerini azaltmak, başarılı bir afet yönetimi ve toplumların afetlere karşı farkındalığının artırılmasıyla mümkündür. Bu araştırma Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümü öğrencilerinin afet farkındalığı ve afetlere yönelik tutumlarını değerlendirilmek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel ve tanımlayıcı tipte olan araştırmanın evrenini Nisan-Haziran 2021 tarihinde araştırmanın yapıldığı bölümde öğrenim gören öğrenciler (501 kişi) oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem yöntemi seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılması planlanmış ve COVID-19 pandemisi nedeniyle google form aracılığıyla çevrimiçi uygulanarak 349 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından literatür incelenerek oluşturulan sosyodemografik özellikler, afet, afet yönetimi, afet farkındalığı, afetlere hazırlık durumları, afetlere karşı tutumlarına ilişkin öğrencilerin görüşlerini değerlendirmeye yönelik sorular ile Afet Tutum Ölçeği (ATÖ) sorularından oluşan anket çevrim içi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde frekans, t testi, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, ANOVA testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bu araştırmada Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümünde eğitim gören öğrencilerin afet tutumlarının bilişsel, duyuşsal ve genel boyutun orta düzeyin üzerinde bir ortalamaya sahip olduğu bulunurken davranışsal boyutun orta düzeyin altında bir ortalamaya sahip olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Rastgele kesir mertebeden adi ve kısmî diferansiyel denklemlerin adomian ayrıştırma yöntemi ile çözümleri
Nihal Atasoy
Lineer olmayan diferansiyel denklemlerin fizik, mühendislik, vb. alanlarda uygulaması vardır, bu tür denklemlerin çoğunlukla analitik çözümleri yoktur. Fizik ve mühendislik gibi pek çok problem matematiksel olarak modellenebilir. Bu modellerin pek çoğu lineer olmayan adi ve kısmi diferansiyel denklemler yardımıyla ifade edildiğinden bu tür denklemlerin yaklaşık analitik çözümlerini elde etmek için literatürde geliştirilmiş olan pek çok yöntem mevcuttur. Bu yöntemlerden çok sık kullanılanlardan biri olan Adomian Ayrıştırma Yöntemi'dir. Adomian Ayrıştırma Yöntemi ilk olarak 1980'lerin başında George Adomian tarafından tanıtılmıştır. Adi, kısmî, lineer ve lineer olmayan diferansiyel denklemler için bu yöntemi geliştiren Adomian Amerikalı bir matematikçidir. Adomian, bu yöntemi sınır ve başlangıç şartı olan, deterministik, stokastik, lineer ve lineer olmayan problemlerin yaklaşık çözümlerini bulmak amacıyla uygulamıştır. Yöntem, lineer olmayan terimlerin ayrıştırılmasıyla oluşturulur. Lineer olmayan terimler, Adomian Polinomlarının toplamı şeklinde tanımlanır. Her Adomian Polinomu, n>0 için y bağımsız değişkenlerine bağlıdır. Bu polinomların elde edileceği formüller Adomian tarafından geliştirilmiştir. Bu çalışmada, bazı kesir mertebeden türev tanımları ve kesir mertebeden türev hesabında kullanılan önemli fonksiyonlar, bazı sürekli olasılık dağılımları, ratsgele değişkenin beklenen değer, varyans ve moment çıkaran fonksiyon tanımları verilmiştir. Adomian Ayrıştırma Yöntemi ile ilgili literatür özeti verilmiş olup yöntemin uygulanışı açıklanmıştır. Diferansiyel denklemlerin katsayıları ve başlangıç koşulları ratsgele değişken seçilerek kesir mertebeden diferansiyel denklemler rastgele hâle getirilmiştir. Ayrıca, elde edilen rastgele diferansiyel denklemlerin çözümleri bulunarak, çözümlerin olasılık karakterleri incelenmiştir. Parametreler farklı olasılık dağılımlarından seçilerek çözümlerin beklenen değer ve varyansları hesaplanmış, çözüm davranışları grafiksel olarak Maple ve Matlab'de incelenmiştir. Adomian Ayrıştırma Yöntemi'nin yanı sıra Rezidual Kuvvet Serisi Yöntemi hakkında bilgi verilmiş, Laplace-Adomian Ayrıştırma Yöntemi açıklanmış diferansiyel denklemlere uygulaması yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sağlık çalışanlarında iş güvenliği kültürü değerlendirilmesi: Kahramanmaraş ili özel hastane örneği
Orhan Kavak
Ülkemizde ve dünyada iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili yürütülen araştırmalar ve çalışmalar sonucu elde edilen verilere bakıldığında uzuv kayıpları, sakatlıklar, ölümler, ekonomik ve manevi açıdan kayıplar oldukça fazladır. İş kazaları ve meslek hastalıklarını en aza indirebilmek adına hukuki boyutta uygulanan yaptırımlar kadar güvenlik kültürü kavramı da dikkat çeken ve önem verilmesi gereken bir konudur. Gelişmiş ülkelere bakıldığında çalışan sağlığının ve güvenliğinin sağlanması ve süreklilik içerisinde korunması büyük bir öneme sahiptir. Bir toplumda güvenlik kültürü algısının oluşturulması adına örgüt kültürü ve dayanışma kültürünün kazandırılmış olması gereklidir. Bir toplumdaki insanların eğitim-öğretim hayatlarına iş sağlığı ve güvenliği kavramının dahil edilmesi ve bu konudaki kültürlerinin oluşturulması ve geliştirilmesi, o toplumdaki meydana gelebilecek iş kazaları ya da meslek hastalıklarını en aza indirme konusunda son derece etkili bir yöntemdir. Bu anlamda, kişinin anaokulu ile başlayan eğitim ve öğretim sürecinden ta ki kendisini yükseltebildiği son eğitim seviyesine kadar, içeriklerin kademeli olarak yoğunlaştırıldığı iş sağlığı ve güvenliğine yönelik derslerin planlanması ve müfredatta zorunlu ders olarak okutulması gerekmektedir. Ülke nüfusunun çocuk ve genç yaştaki kesimine verilecek eğitimler ile belirli bir süre sonra kişiler iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun davranış biçimlerini kazanacak ve gelecekteki iş hayatlarına uygulayarak güvenli ve sağlıklı bir şekilde çalışmalarını yürüteceklerdir. Yapılan araştırmanın evrenini Kahramanmaraş'ta hizmet veren özel bir hastanede görev alan sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Hastanede başta doktor, hemşire, tıbbi sekreter, veri giriş yetkilisi, güvenlik görevlisi, laborant olmak üzere farklı birçok meslek grubundan çalışan yer almaktadır. Çalışmada toplam 171 anket değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021AZ91 alaşımı yüzeyine MAO/HiPIMS-PVD yöntemleriyle büyütülen dubleks kaplamanın yapısal karakterizasyonunun incelenmesi
Emine Boynueğri Kaplan
Bu çalışmada; sırasıyla AZ91 alaşımı üzerine Mikro Ark Oksidasyon (MAO) yöntemiyle MgO ara tabakası, Yüksek Güçlü Darbeli Magnetron Sıçratma-Fiziksel Buhar Biriktirme (HiPIMS-PVD) kaplama yöntemiyle CrAlYN/CrYN gradient kaplaması büyütülmüş ve magnezyum alaşımının yüzey özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Hem MAO hem de HiPIMS-PVD kaplama yöntemlerinde kullanılan etkin kaplama parametreleri ve seviyeleri L4 deney planı kullanılarak Taguchi Deney Tasarım Yöntemine göre optimize edilmiştir. AZ91 alaşımı yüzeyine MAO/HiPIMS-PVD yöntemleriyle büyütülen dubleks kaplamaların yapısal karakterizasyonu, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), X Işını Difraktometresi (XRD) ve Enerji Dağılım Spektrometresiyle (EDS), adezyon özellikleri Scratch Testi Cihazıyla ve yüzey profili Yüzey Pürüzlülüğü Test Cihazıyla analiz edilmiştir. Adezyon açısından optimize edilen dubleks yüzey işlemi ile AZ91 alaşımı üzerine büyütülen CrAlYN/CrYN gradient kaplamaların hem adezyonu iyileştirdiği hem de mekanik uyumsuzluğu giderdiği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar neticesinde AZ91 taban malzeme üzerine direkt büyütülen CrAlYN/CrYN gradient kaplamalara göre adezyon mukavemetinin yaklaşık 14 kat arttığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Farklı yalıtım malzemelerinin ekonomik performansının incelenmesi
Büşra Demirci Çarkacı
Enerji, üretimin zorunlu bir faktörü olup, ülkelerinn sosyal ve ekonomik düzeyinin en önemli göstergelerinden biridir. Gelişmekte olan ülkemizde ise sanayileşme ve hızlı nüfus artışı enerji talebinin hızla artmasına yol açmaktadır. 1900' lü yılların sonlarında üst üste gelen petrol krizleri, ülkeler arası siyasi çekişmeler enerji maliyetlerini arttırarak ülke bütçelerine büyük yük getirmiş enerjinin vereimli kullanımını ön plana çıkarmıştır. Binalarda ısıtma-soğutma amaçlı enerji tüketiminin toplam tüketimin 1/3'ü kadar olması enerji tasarufu için bazı standart , yönetmelik ve kanunların çıkarılmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda ülkemizde TS 825, konutlarda ısıtma ve soğutma amaçlı enerjinin verimli kullanımı konusunda en önde gelen standartttır. Standartlara uygun inşa edilen binalarda enerji tasarrufunun yanında, çevre ve gürültü kirliliğini de azaltacağı yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada tek katlı bir binanın dört iklim bölgesinde bulunan Adana, Çanakkale, Artvin ve Gümüşhane illerinde bulunması durumunda, dış duvarlarda duvar yapı malzemesi olarak tuğla, bims, gazbeton kullanılması, yalıtım malzemesi olarakta xps, eps ve taşyünü kullanılması halinde yalıtımsız ve TS 825'e uygun yalıtım kalınlıkları tespit edilerek, enerji tüketim performansları, yakıt tüketimleri ve bu yakıt tüketimlerinin yalıtım maliyetini amorti süresi incelenmiştir. Sonuç olarak, en yumuşak iklim şartlarına sahip olduğu için TS 825 standartlarına uygun en düşük yalıtım kalınlığı ve yalıtım maliyetinin 1. iklim bölgesi olan Adana ilindeki örnek binada olduğu , 4. iklim bölgesi olan Gümüşhane ilindeki örnek binanın ise yakıt tüketiminin en fazla olduğu, TS 825 standardına uygun yalıtım yapılması durumunda ise diğer iklim bölgelerindeki illere göre %76-77 oranla yakıttan en fazla tasarrufun sağlandığı il olarak tespit edilmiştir. Yapılan yalıtımın amorti süresine bakıldığında Artvin ve Gümüşhane illerinde 3.9-4.8 yıl arası amorti süresi ile yapılan yalıtım maliyetini en kısa zamanda geri ödeyeceği ve fiyat performans açısından degerlendirildiğinde dış duvarlara, 1. iklim bölgesindeki Adana ili için yalıtımsız gazbeton uygulanması, 2. iklim bölgesindeki Çanakkale ili için bims+2cm EPS, 3. iklim bölgesineki Artvin ili için bims+4cm EPS ve 4. iklim bölgesineki Gümüşhane ili için bims+8cm EPS uygulaması halinde en düşük maliyetle TS 825 standardının sağlandığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Pediatrik akciğer röntgen görüntülerinden evrişimsel sinir ağı ile pnömoni tespiti
Yasin Demir
Bu çalışmada çocuklarda ciddi tehdit oluşturan ve ölümlere neden olabilen pnömoni hastalığının tespiti üzerinde çalışılmıştır. Bu hastalığının tespitinde akciğer röntgen görüntüleri önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü bu görüntüleri elde etmek için kullanılan cihazlar diğer görüntüleme cihazlarına göre daha yaygındır ve daha düşük radyasyon yaymaktadırlar. Akciğer röntgen görüntülerinin yorumu radyologlar tarafından yapılmaktadır. Ancak kullanılan bazı görüntülerin belirsiz olması, hastalık belirtilerinin birbirlerine benzemesi ve yoğun iş temposu gibi olumsuz koşullar uzmanların röntgenleri yorumlamasını zorlaştırabilmektedir. Bu çalışmada akciğer röntgen görüntülerini sağlıklı ve pnömonili olarak sınıflandırabilecek ve uzmanlara yardımcı olabilecek evrişimsel sinir ağı modelleri geliştirilmiştir. Evrişimsel sinir ağı modellenirken iki farklı yaklaşım kullanılmıştır. Birincisi, özgün olarak en baştan tüm katmanların belirlenerek ağın modellenmesi, ikincisi ise transfer öğrenme yöntemiyle bir ağ modellenmesi şeklindedir. Evrişimsel sinir ağları genellikle ilgili veri seti boyutu arttıkça daha iyi sonuç vermektedirler. Bu çalışmada da 5 yaş altı çocuklara ait önden çekilmiş 5840 görüntüden oluşan hazır bir veriseti kullanılmıştır. Bu veriseti önerilen yöntem için kısmen küçük bir veriseti olması ağın eğitiminde modelin ezberlemesine neden olmuştur. Ezber sonucunda eğitim ve test doğruluğu arasındaki farkın açıldığı gözlemlenmiştir. Bu farkı azaltmak amacıyla veri artırma ve regülasyon yöntemleri kullanılmış, önemli ölçüde ağın eğitimini iyileştirmiştir. Özgün olarak tasarlanan ilk modelde %93.43 doğruluk oranına ulaşılırken, transfer öğrenme yaklaşımı ile geliştirilen modelde %97.12 doğruluk oranı elde edilmiştir. Çalışma sonucunda ulaşılan yüksek başarı oranları, burada önerilen yaklaşımların akciğer röntgen görüntülerinin yorumlanmasında uzmanlara yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca önerilen model salgın dönemlerinde (bir pnömoni türü olan COVID-19 gibi) hızlı ve doğru teşhislerin konulmasına da yardımcı olabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'de yerel yönetimlerde kadının siyasete katılımı: Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında 31 Mart 2019 yerel seçimleri örneği
Merve Akay
Türkiye'de ve dünyada kadınların siyasete katılımlarının erkeklere göre az olması, güncel tartışma konularından birisidir. Kadınların siyasette yeterince temsil edilmemesi, bu durumun temel nedenidir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yerel yönetimlerde kadınların siyasete katılımını toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında araştırmaktır. Çalışmada online ortamda kadın belediye başkanları ile görüşmeler yapılmış ve derinlemesine mülakat yöntemi kullanılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre ataerkil toplum yapısı ve kadınları toplumda belirli rollerle sınırlı gören bakış açısı, kadınların yerel yönetimlerde siyasete katılımının önünde engeldir. Türkiye'de kadınların siyasete katılımı konusunda geçmiş dönemlere oranla artış olsa da erkekler ile arada büyük bir farkın olması bir eksikliktir. Kadınlara eşit fırsatlar tanınmaması, kadınların siyasete katılımını sınırlandıran bir faktör olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan kadın belediye başkanları, kadınların kendilerine hak verilmesi beklemesi yerine kendilerinin hak talep etmesi yönünde önerilerde bulunmuştur.
