Yazarlar
- Ahmet Bayraktar(2)
- Ahmet Özdemir(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Abakar Ali Issakha(1)
- Abdoul Wahidou Mahamane Seydou(1)
- Abdoulaye Coulıbaly(1)
- Abdulkadir Daştan(1)
- Abdulkadir Gök(1)
- Abdulkadir Meydan(1)
- Abdulkadir Murat Güner(1)
- Abdulkerim Özkök(1)
- Abdullah Alperen Okumuş(1)
- Abdullah Birinci(1)
- Abdullah Danişmaz(1)
- Abdullah Danışmaz(1)
- Abdullah Egi(1)
- Abdullah Kolotoğlu(1)
- Abdullah Küçükaslan(1)
- Abdullah Memiş(1)
- Abdullah Necati Doğan(1)
- Abdullah Souda(1)
- Abdullah Turan(1)
- Abdullah Yılmaz(1)
- Abdulsamet Keleş(1)
- Abdulsamet Varan(1)
- Abdurrahman Atalay(1)
- Abdurrahman Oruç(1)
- Abdurrahman Saka(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Banach uzaylarda operatörlerin Weyl tipi eşitsizlikleri
Ünal Kemal Alkan
Bu tez çalışmasında Banach uzaylardaki lineer sınırlı operatörlerin Weyl tipi eşitsizlikleri üzerine çalışılmıştır. Birinci bölümde gerekli temel kavramlar verilerek, ikinci bölümde s-sayılarının aksiyomatik yapısı aktarılmıştır. Üçüncü bölümde ise Weyl tipi eşitsizlikler hakkında genel bir araştırma yapılmıştır. Böylece bir bütün olarak s-sayılarının aksiyomatik teorisi sunulacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Torul barajının hidrolik ve hidrolojik özelliklerinin incelenmesi ve su bütçesinin tespiti
Mehmet Arif Yalçın
Günümüzde suya olan ihtiyaç hızlı bir şekilde artış gösterirken su talebinde çeşitli mekân ve zamanlarda artma veya azalma biçiminde dalgalanmalar görülebilmektedir. Bu doğrultuda bütüncül havza yönetiminde su bütçesinin belirlenmesine ve planlanmasına ilişkin ayrıntılar da önemli bir hale gelmektedir. Bu çalışmada, Gümüşhane'nin önemli su ve enerji kaynaklarından biri olan Torul Barajı'nın projelendirme sonrası işletme aşamasındaki hidrolik ve hidrolojik özellikleri incelenmiş, barajın hidrolik ve hidrolojik özelliklerinin su bütçesinin oluşumundaki etkileri araştırılmış ve bu özelliklere bağlı olarak baraj gölündeki sürdürülebilir su kullanımına (su kalitesi, su ürünleri yetiştiriciliği, enerji üretimi, turizm ve su sporları) katkı sağlamak için su bütçesi tespit edilmiştir. Torul Barajı'nın yapım süreci aşamasında ve barajın su tutmaya başlamasından sonraki süreçte yerleşim yerleri sular altında kalarak bu durumlardan etkilenip yer değiştiren nüfusun tespiti yapılmıştır. Bunlara ek olarak barajların önemli düzeyde çevreye olan etkileri ve ömürlerinin kısa olması dikkate alındığı zaman, ekonomik faydanın en üst seviyede sağlanabileceği farklı aktivitelere de ev sahipliği yapmaları zorunluluğu bağlamında çalışmada, Torul Barajı ve çevresinde ne tür faaliyetlerin (balıkçılık, turizm ve su sporları) yapıldığı, yapılabileceği ve bunların ekonomik yansımalarının nasıl olacağı da ele alınmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sağlık sektöründe marka iletişimi: Sosyal medya odaklı bir araştırma
Dursun Demirata
Türkiye'nin çok az sayıda ticari başarı elde ettiği sektör bulunmaktadır. Bu sektörlerden birisi sağlık sektörüdür. Ancak global düzeyde değerlendirildiğinde diğer alanlarda olduğu gibi sağlık sektöründe de arzu edilen değeri üretmeyi başaramamıştır. Bunun en önemli nedenlerinden biri markalaşmaya yeterince önem verilmemesidir. Türkiye'nin dünyanın en değerli 500 markası içerisinde herhangi bir markasının bulunmaması bunun en önemli göstergelerinden birisidir. Ancak Türkiye birçok alanda global marka çıkarmak potansiyeline sahiptir. Bu sektörlerden birisi sağlıktır. Diğer taraftan yeterli düzeyde ve belirli bir nitelikte iletişim faaliyeti gerçekleştirmeden marka çıkarmak da mümkün değildir. Bu gerçeklerden hareketle bu çalışmada sağlık sektöründe marka iletişimi konusu ele alınmıştır. Bu doğrultuda çalışmada, sağlık sektöründe marka iletişimi çalışmalarının nasıl gerçekleştirildiği ve bu sürecin hangi iletişim araçları ile yürütüldüğü üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda çalışmanın amacını, sağlık sektöründe marka iletişimi çalışmalarının yürütülmesinde sosyal medya araçlarının nasıl kullanıldığı ve organize edildiği, bu süreçteki önemi ve marka odaklı bir iletişim yaklaşımına katkı sağlayıp sağlayamadıklarını ortaya koymak oluşturmaktadır. Sosyal medya odaklı yürütülen bu araştırmada, sağlık sektöründe çalışan çeşitli paydaşların (hastane yöneticileri, hekimler, akademisyenler, satın alma uzmanları, distribütörler, medikal ve tıbbi cihaz üreticileri vs.) görüşleri yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat tekniğiyle alınmıştır. Sektörün markalaşma dinamikleri, marka iletişimi yaklaşımları, sosyal medya kullanım alışkanlıkları ve yeni medya iletişim teknolojilerine ilişkin görüşler, fenomolojik bir yaklaşımla bir nitel araştırma programı olan MAXQDA aracılığıyla analiz edilerek ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen verilere göre sağlık sektörünün aktörlerinin marka odaklı bir anlayıştan uzak oldukları ve markanın öneminin farkında olmadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca sağlık sektöründeki aktörlerin sosyal medyada marka yönetimi süreci hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sağlık kurumlarında maliyet analizi: Gümüşhane ili Kelkit Devlet Hastanesi örneği
Onur Yıldırım
Bu çalışmanın amacı; sadece hastalara sunulan hizmetlerin maliyetlerin bilinmesi değil aynı zamanda hastanenin denetim mekanizmasının çalışıp çalışmadığını, kontrollü bir maliyet harcaması yapılıp yapılmadığın ortaya çıkarılmasıdır. Bu çalışmada basit dağıtım yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın örneklemini Gümüşhane İli Kelkit Devlet Hastanesi oluşturmaktadır. Söz konusu hastanenin ilgili bölümlerinden iç hastalıkları, kardiyoloji, göğüs, enfeksiyon, çocuk hastalıkları ve sağlığı, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, genel cerrahi, ortopedi, üroloji, kulak-burun-boğaz, göz, kadın hastalıkları ve doğum, ağız, diş ve çene hastalıkları, nefroloji, hemodiyaliz, yoğun bakım, nöroloji, ruh sağlığı, algoloji ve acil polikliniklerine ait gelir gider kalemleri; satın alma, mutemetlik, faturalama ve ayniyat gibi birimlerden temin edilerek aylık olarak tablolar halinde sunulmuştur. Ayrıca; Ameliyathaneye ilişkin gelir gider kalemlerine bakıldığında en fazla gelirin ortopedi ve travmatoloji en az gelir ise kulak-burun-boğaz polikliniğine ait olduğu görülmüştür. Çalışma sonuçlarına bakıldığında en fazla gelir kalemin acil polikliniğinde en az gelir kaleminin ise algoloji polikliniğinde olduğu tespit edilmiştir. Gider kalemlerine bakıldığında ise en fazla memur maaşları ve en az gider ise internet olduğu anlaşılmıştır. Sağlık hizmetleri gelir gider kalemlerine bakıldığında en fazla gelir ilaç ve tıbbi sarf malzeme en az gelir ise nükleer tıp görüntüleme ve tedavi kalemine ait olduğu görülmüştür. Bu çalışmada ayrıca Kelkit Devlet Hastanesi'nin poliklinik ve klinik maliyetlerinin ilgili gider yerlerine dağıtımı ve birim maliyetler belirlenmiş olup Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda en fazla birim maliyeti göğüs polikliniğinde en az ise acil servis bölümünde görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Stereotiplerin kişilerarası iletişime etkisinin ön yargılar bağlamında incelenmesi: Gümüşhane üniversitesi örneği
Fadime Güçlü
İnsanlığın varoluşunun ilk dönemlerinden itibaren insanların bir arada yaşama çabaları birbirleriyle iletişim kurma zorunluluğunu getirmiştir. Bu zorunlu iletişim kurma şekilleri zamanla gerekliliğini farklı yönlere yöneltilmiş olsa bile aynı gereklilikle, hatta daha fazla ölçüde devamlılığını korumaktadır. Özellikle bilgi çağı olarak nitelendirilen 21. yüzyılda gerek rekabet yarışından gerekse her alanda bilgi alışverişi yapılması bakımından iletişimin gerekliliği daha çok üzerinde durulan kavram olmaktadır. Bir başka deyişle bu yüzyılın en büyük aracına "iletişim" demek yanlış olmayacaktır. İletişimin bu derece önemli ve değer gören bir kavram olması, bu kavrama yönelik çalışmaların da önemini ortaya koymaktadır. Bir anlamda iletişimin sürekli olarak iyileştirilmesine yönelik çalışmalar da gerçekleştirilmektedir. Aynı zamanda iletişim ve özellikle kişilerarası iletişim sürecinde yer aldığımız günlük hayatta da iletişime önem verilmektedir. Fakat bazı durumlarda ilişkilerimizi geliştirmek için başvurduğumuz kişilerarası iletişim süreci bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde birtakım olumsuz etkenlere maruz kalarak tahribe uğramaktadır. Kişilerarası iletişim sürecinde etkileşime giren taraflar, kendilerinden farklı olana karşı stereotiplerin ve ön yargıların etkisi altında kalmaktadırlar. Diğerlerine karşı sergilenen olumsuz tutum ve davranışlar, yanlış anlamalara neden olmakta ve etkili iletişimin önündeki engellere dönüşmektedir. Bu engeller bireylerin birbirleri ile iletişim kurmasını zorlaştırmakta ve iletişim sürecini de olumsuz etkilemektedir. Bu bağlamda çalışmanın konusu Stereotiplerin kişilerarası iletişimi engelleyen sebeplerden biri olan ön yargılar üzerinde nasıl bir etki oluşturduğu ve bu etkilerin kişilerarası iletişimi nasıl etkilediği ile ilgilidir.Bireyler iletişim halindeyken farkında olarak ya da farkında olmadan karşıdakine yönelik ön yargı ve stereotip içeren tutum sergilemektedirler. Toplumumuzda bulunan stereotiplerin neler olduğunu ve bunların kişilerarası iletişim sürecini nasıl etkilediğini bilmekte fayda vardır. Kişilerarası iletişim sürecinin olumlu anlamda değişiminin ilk adımı, bireylerin ön yargılı ve stereotip içeren tutumumların bilincinde olmasıdır. Bu bilinci bireylere kazandırmak için gerek bireysel gerekse toplumsal bağlamda kişilerarası iletişime yönelik eğitimin sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, kişilerarası iletişim engellerinden birisi olan ön yargı kavramını ele alarak bunu oluşturan veya etkileyen unsurlardan stereotip (kalıpyargı) kavramı dâhilinde inceleme yapılmasıdır. Çalışmanın yönteminde ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane Üniversitesi'nde okuyan kadın ve erkek öğrenciler arasından farklı coğrafyalardan gelen (Karadeniz, Ege, Doğu, Marmara vb.) ve rastgele seçilmiş olan 25 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada kişilerarası iletişim sürecinde daha bilinçli bir ilişki ve etkileşim sağlayacak bilgiler ortaya koymak hedeflenmektedir. Bu çalışmadan elde edilecek olan bulgular, daha sonraki yapılacak olan çalışmalara ışık tutmak açısından önem arz etmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sarı halile ( Terminalia citrina roxb. ex. fleming) türünün antioksidan kapasitesinin ve fenolik içeriklerinin belirlenmesi
Ebubekir Özler
Bu çalışma doğal ürünlerin antioksidan kapasitesinin aydınlatılmasına katkı sunmak üzere planlandı. Combretaceae familyasına ait olan sarı halilenin (Terminalia citrina roxb. ex. fleming) meyvelerinin liyofilize edilmiş su ve alkol ekstrelerinin antioksidan aktiviteleri değerlendirildi. Sarı halilenin antioksidan aktivitelerini araştırmak için 1,1-difenil-2-pikril-hidrazil serbest radikal (DPPH·) giderme aktivitesi, 2,2´-azino-bis(3-etilbenztiyoazolin-6-sülfonik asit) radikal (ABTS∙+) giderme aktivitesi, CUPRAC metodu ile kuprik iyonları (Cu+2) indirgeme kapasitesi, FRAP metoduna göre Fe+3 indirgeme kapasitesi, potasyum ferriksiyanat indirgeme metodu ile Fe+3-Fe+2 indirgeme kapasitesi, N,N-dimetil-p-fenilendiamin radikal (DMPD∙+) giderme aktivitesi, bipiridil metal şelatlama aktivitesi, total fenolik bileşik miktar tayini, total flavonoid miktarı tayini, ferrik tiyosiyanat metoduna göre total antioksidan aktivite yöntemleri kullanıldı. BHA, BHT, α-tokoferol ve Troloks referans antioksidan olarak kullanıldı. Çalışmada kullanılan yöntemlerde sarı halilenin liyofilize edilmiş su ve alkol ekstrelerinin genel olarak iyi bir antioksidan aktivitesi gösterdiği belirlendi. Radikal giderme aktivitelerinde, standart antioksidanlardan Troloks antioksidanına yakın değerler gösterdi ancak ABTS.+ metodunda Troloks standardından daha iyi sonuç verdiği belirlendi. İndirgeme kapasitesi metotlarına bakıldığı zaman BHA standardı gibi davrandığı ve diğer standartlardan daha iyi indirgeme kapasitesine sahip olduğu gözlemlendi. Ayrıca şelatlama aktivitesi değerlendirildiği zaman α-tokoferol ve Troloks standartlarından daha yüksek olduğu belirlendi. Sarı halilenin su ve alkol ekstrelerinin lipit peroksidasyonu inhibe etme yüzdeleri sırasıyla 89.93-93.76 olarak bulundu. Ayrıca sarı halilenin liyofilize edilmiş su ve etil alkol ekstrelerinin LC-HRMS (Sıvı Kromatografisi Yüksek Çözünürlüklü Kütle Spektrometresi) cihazı kullanılarak fenolik içeriğide belirlendi. Sarı halilenin su ekstresinde syringic asit, alkol ekstresinde ise ellagic asit miktarı diğer asitlere göre fazla oranda bulundu. Sarı halilenin antioksidan kapasiteli bir meyve olduğu belirlendi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yayla üvezi (Sorbus subfusca (Ledeb. Ex Nordm.) Boiss.) ekstraktlarının antioksidan kapasitelerinin belirlenmesi
Selahattin Kocabaş
Bu çalışmada Gülgiller (Rosacese) familyasına ait olan yayla üvezinin (Sorbus subfusca) liyofilize edilmiş su ve evapore edilmiş etil alkol ekstrelerinin antioksidan aktiviteleri değerlendirilmiştir. Yayla üvezi (Sorbus subfusca) ülkemizde sadece Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bulunan endemik bir bitkidir. Dünya'da ise sadece Asya Bölgesi'nde 4-5 ülkede kendine yer bulmuştur. Yayla üvezinin (Sorbus subfusca) antioksidan ve radikal giderme aktivitelerini değerlendirmek için Cu2+-Cu+ indirgeme kapasitesi (CUPRAC metodu), Fe3+-Fe2+ indirgeme kapasitesi, 1,1-Difenil 2-pikril hidrazil (DPPH) serbest radikalleri giderme aktivitesi, FRAP indirgeme kapasitesi, Bipiridil metal şelatlama aktivesi, 2,2-Azino-bis (3-etilbenzo-tiyazolin-6-sülfonik asit) (ABTS) radikali giderme aktivitesi, DMPD radikali giderme aktivesi, total antioksidan aktivitesi, total fenolik bileşik miktarı ve total flavonoit bileşik miktarı tayinleri yapılmış olup, BHA, BHT, α-tokoferol ve troloks referans antioksidan olarak kullanılıp karşılaştırma yapılmıştır. Çalışmada kullanılan yayla üvezinin liyofilize edilmiş su ve evapore edilmiş etil alkol ekstrelerinin düşük indirgeme kapasitesi içinde olduğu gözlemlenmiştir. Standart antioksidanlarla kıyaslandığında, yine düşük aktivite gözlenmiştir. Radikal giderme metotlarında da ekstrelerin standart antioksidanlardan daha düşük radikal giderme aktiviteleri gözlenmiştir. Hem indirgeme kapasitesi hem de radikal giderme aktivitelerinde evapore edilen alkol ekstrelerinin liyofilize edilmiş su ekstrelerine göre daha iyi antioksidan aktivite gösterdiği tespit edilmiştir. Diğer metotların aksine ekstrelerin bipiridil metal şelatlama aktivitesinin, standart antioksidanlarla mukayese edildiğinde daha yüksek aktivitede olduğu gözlenmiştir. Yayla üvezinin liyofilize edilmiş su ve evapore edilmiş etil alkol ekstrelerinin ve standart antioksidanların 10 µg mL-1 konsantrasyonda bipiridil reaktifi ile metal şelatlama aktivite yüzdeleri yayla üvezi-su %75.18, yayla üvezi-alkol %68.73, Troloks %12.53, α-tokoferol %20.92, BHA %45.96, BHT %66.54 ve EDTA için %90.88 olarak tespit edilmiştir. Yine yayla üvezinin liyofilize edilmiş su ve evapore edilmiş etil alkol ekstrelerinin ve standart antioksidanların 20 µg mL-1 konsantrasyonda linoleik asit emülsiyonunun peroksidasyonu inhibe etme yüzdeleri; yayla üvezi-su %70.93, yayla üvezi-alkol %82.63, α-tokoferol %91.26, troloks %98.00, BHA %98.67 ve BHT için %99.00 olarak sıralanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'de savunma sanayisinde Ar-Ge çalışmalarının tespiti
Derya Yiğit
Ülkelerin bağımsız olmasının gereksinimlerinden biri de kendi ulusal savunma sanayileridir. Ülkeler, savunma sanayinde dışa bağımlılığı minimum seviyede almak ve savunma gereksinimlerini kendi savunma sanayi firmalarından yapmak isterler. Bu amaçla, savunma sanayi diğer sanayi kollarından farklı olarak ülkelerin kendilerine has prensipleri olan bir alandır. Yüksek teknolojiyi barındıran ürünler bütün ülkeler için ekonomik anlamda gelişmeleri, kalkınmaları ve büyümelerine katkı sağladığından büyük önem taşımaktadır. Türk savunma sanayi az zamanda oldukça büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bugün, özgün ürünleri başarıyla geliştirme aşamasında olan savunma sanayimize engel olan yeni açılımlar ve sorunlar bulunmaktadır. Bunun için savunma sanayisine ar-ge perspektifinden bakılması ve savunma sanayinin bir ar-ge sistemi olarak ele alınması şarttır. İhtiyaçların belirlenmesinden başlayarak karşılanmasına kadar geçen süreçte farklı oyuncular başka roller ile savunma sanayisi için ar-ge sürecine dâhil olduğu görülmektedir. Öncü, özgün ve yenilikçi olmak, günümüzde küresel rekabetle savaşabilmek için ar-ge gereksinimlerinden biridir. Hangi sektör olursa olsun organizasyonların pazarlarında öncü, özgün ve yenilikçi olmalarını sağlayan en önemli unsur ar-ge'dir. Tehditlerin her yönden beklendiği ve savunma ihtiyaçlarının buna paralel olarak sürekli değişkenlik gösterdiği içinde bulunduğumuz ortamda savunma sanayi ar-ge gerek ticari gerek ulusal menfaatler üzerindeki yüksek etkisi açısından organizasyonların ve ülkelerin en çok önem verdikleri konulardan biridir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kişisel koruyucu donanımların kullanımında çalışan yaklaşımı; Malatya ili cam sanayi çalışanları örneği
Gülcan Aydemir
Türkiye'de ve Dünya'da sanayi ve teknoloji sürekli olarak gelişmekte ve bu durum makinaların ve yeni üretim şartlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yeni çalışma şartları ve makinalarla birlikte iş kazası ve meslek hastalıklarında da artış görülmeye başlanmıştır. Bu durum çalışma alanlarında sürekli olarak iş sağlığı ve güvenliği (İSG) konusunda yeni önlemler alma gereksinimini ortaya çıkarmıştır (Hendem, 2019). İş yerlerinde yaşanılan kaza ve meslek hastalıklarının engellenmesi ve çalışanlara sağlıklı ve güvenli bir ortam oluşturulması için yapılacak çalışmalarda kişisel koruyucu donanım(KKD) kullanımı önemlidir (Beşer, 2019).Araştırmamızda zorunlu olduğu halde İSG uygulamalarının gereklerine yeteri kadar uyulmaması sonucu ortaya çıkan iş kazası ve meslek hastalıklarını engellemekte önemli bir etken olan KKD ların kullanılmasında çalışan yaklaşımı degerlendirilmiştir. Araştırmamızda Malatya ilinde bulunan bir cam fabrikasında 123 çalışana KKD lerin kullanımına yönelik anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22, programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda iş kazası ve meslek hastalıklarının engellenmesinde KKD kullanmanın önemi ve bu koruyucuların kullanımında çalışanların yaklaşımı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Kazası ve Meslek Hastalığı, Kişisel Koruyucu Donanım
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Karayolu tünel güvenliği ve meydana gelen kazalar: Trabzon-Gümüşhane karayolu örneği
Burak Koçhan
Tüneller tüm dünyada, doğal engelleri aşmayı sağlamaları, olumsuz çevre etkilerinden (çığ, kaya düşmesi vb.) yolu korumaları, trafik hacmini ve erişilebilirliği artırarak yolculuk süresinden tasarruf edilmesini sağlamaları nedeniyle hem şehirlerarası ulaşımda hem de sınırlı araziler tarafından çevrelenmiş şehir içi ulaşımda mühendislik çözümü olarak çok sık kullanılmaya başlanmıştırlar. Gerek şehir içi gerekse şehirlerarası ulaşımda, tüneller yaygın hale geldikçe sürücüler, sürüş sürelerinin büyük bir bölümünü karayolu tünellerinde geçirmeye başlayacaktırlar. Dolayısı ile sürücülerin, tünellerde rahat ve güvenli bir şekilde araç kullanabilmelerini sağlamak giderek daha da önemli hale gelecektir. Bu çalışmada; Trans-Avrupa karayolu ağının yaklaşık 100 km' lik kısmını oluşturan ve Trabzon-Gümüşhane karayolu güzergâhında bulunan 19 adet tünel, Trans-Avrupa minimum güvenlik gereksinimleri doğrultusunda ve sürüş güvenliği açısından farklı senaryolar yardımı ile araçlar, sürücüler, tünel altyapısı ve tünel işletimi unsurlarınca ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir. Artan tünel sayı ve kilometresi ile birlikte bu tünellerde meydana gelen kazalar, trafik güvenliği açısından incelenmiştir. Bu amaçla Emniyet Genel Müdürlüğü'nden (EGM) 2005 ve 2018 yılları arasındaki, tünel kaza sayıları başta olmak üzere ilgili diğer veriler alınmış ve tünellerde meydana gelen trafik kazaları incelenmiştir. Ayrıca bu güzergâhı kullanan yol kullanıcılarının mevcut tüneller ve olası kaza durumlarındaki davranış ve hareket etme kabiliyetlerini ölçmek amacıyla, 491 kişilik katılımla bir anket çalışması yapılmıştır. Anket sonuçları üzerine Ki Kare, Bartlett testleri ve güvenilirlik analizleri uygulanarak gruplar arasında anlamlı ilişkiler olup olmadığı araştırılmıştır. Sonuç olarak güzergâh üzerindeki tehlikeli madde taşımacılığının kısıtlanmasının, yangın güvenliği açısından önemli olduğu bulunmuştur. Yangın açısından riskli görülen (uzunluğu ≥1000 m) tüneller için alternatif güzergâhlar önerilmiştir. Yapılan anket çalışması sonucunda, tünel kullanım sıklığının artması ile aşinalığın arttığı ve tünel geçişlerinde araç hızı düşürme oranının azaldığı, cinsiyet ile tünel geçişlerinde yaşanan tedirginlik hissi arasında anlamlı bir ilişki olduğu, kullanıcıların en çok açık karayolundan (aydınlıktan) tünele (karanlığa) girişlerde görüş problemi yaşadığı ve eğitim düzeyinin artmasıyla tünelde acil durum ve normal sürüş anlarında, doğru hareket etme arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu bilgiler ışığında tezin özellikle Kuzey-Güney Anadolu aksında çok sık karşılaşılan tünelli geçişler için örnek bir uygulama olacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Diderot etkisi bağlamında reklamlardaki sembolik tüketimin anlamlandırılması: Televizyon reklamları üzerine bir inceleme
Şeyma Kara
Bu tez çalışmasında çağımızın tüketim çılgınlığını ve ihtiyacımız olmayanı satın aldığımızı açıklayan Diderot etkisi, sembolik tüketim kavramıyla pekiştirilerek, amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenen Türkiye'deki televizyon reklamlarının, Diderot etkisi ve sembolik tüketim kavramlarını bireylere aktarmada ne derece önemli role sahip olduğuna yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde reklam ve reklamcılık alanında yaşanan değişim ve gelişmelere ek olarak tüketim ve ihtiyaç kavramı, tüketim anlayışının değişmesiyle ortaya çıkan tüketim toplumu ve reklamın tüketim üzerindeki etkisine odaklanılmıştır. İkinci bölümde sembolik tüketim ve reklam arasındaki ilişki beraberinde Denis Diderot, Diderot etkisi, Diderot etkisi ve sembolik tüketim arasındaki ilişki incelenirken çalışmanın son bölümünde ise gerçekleştirilen araştırmanın uygulanması ve sonuçlarına yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı sembolik tüketim ve Diderot etkisi üzerinde yapılan diğer çalışmalardan farklı olarak kavramlar üzerinde reklamın etkisini ve kavramların reklamlara nasıl yerleştirildiği anlamaya çalışmaktır. Bu amaçla 2020 Brand Finance tarafından açıklanan Türkiye'nin en değerli ve en güçlü markaları Haziran yıllık raporunda yer alan hazır giyim markalarına ait yirmi televizyon reklam örneği göstergebilimsel analiz yöntemiyle incelenmiş ve reklamların Diderot etkisi kavramını ele alış şekli üzerinde durulmuştur. İnceleme sonrası elde edilen bulgular yeni bir ürün edinme ve hissedilen mutluluk arasındaki paralel ilişkiyi gözler önüne sermiş olup tüketicinin, tüm eşyaları arasında uyum ve bütünlük sağlaması gereksinimi hissettirilerek, ihtiyacı olmayanı satın aldığı sonsuz bir tüketim sarmalına dahil edildiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda tüketicinin, reklamlarda sunulduğu gibi mutlu bir yaşam sürebilmesi için eşyalarının birbiriyle uyum ve bütünlük sağlaması gerektiği düşüncesiyle bir değil birden fazla ürün tüketimine yönlendirildiği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Yoksullukla mücadelede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının etkisi: Kelkit Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı üzerine inceleme
Seyhan Tok
Tarihsel açıdan baktığımızda yoksulluğun yeni bir sorun olmadığını görmekteyiz. Yoksulluk tarihin her döneminde olduğu gibi şimdi de var olmaktadır. Biz bu sorunu sadece ekonomik olarak güçsüz ülkelerde değil, "gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan" ülkelerde de görmekteyiz. Küresel bir sorun haline gelen yoksulluğun toplumsal bir sorun olması sebebiyle gerek hükümetlerin gerekse toplumsal organizasyonların müdahalesi bu noktada kaçınılmaz bir hal almaktadır. Yoksullukla mücadele kapsamınsa "sosyal fon" denilen ve devlet eliyle oluşturulan çeşitli faaliyetler oluşturulmuştur. Bu fonların en önemlilerden biri olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından kullanılan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonunu görmekteyiz. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün (SYDGM) yapmış olduğu tüm faaliyetleri illerde ve ilçelerde oluşturulmuş olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla yapılmaktadır. Yapılan bu araştırmada Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının (SYDV) hizmet modelleri ve bu hizmet modellerinden faydalanan vatandaşların bu hizmetlerden yararlanmadan önceki ve yararlandıktan sonraki sosyo-ekonomik durumlarının karşılaştırılması yapılmıştır. Bu hizmetlerden yararlanan vatandaşların görüşlerine yer verilerek Kelkit Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfının yoksullukla mücadele noktasında üstlenmiş olduğu görevler tespit edilmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Fıkıh tarihi açısından Haydar Rıfat'ın Malumat-ı Kanuniye adlı eseri
Ertuğrul Atmaca
Çalışmamız, Osmanlının son dönemleri ile Cumhuriyet döneminde yaşamış olan Haydar Rıfat Yorulmaz'ın Yeni ve Mükemmel Malumat-ı Kanuniye adlı eserinin fıkıh tarihi açısından değerlendirilmesini ortaya koymayı hedeflemektedir. Avukatlık kimliğiyle üstlenmiş olduğu davalarda ön plana çıkan Haydar Rıfat Yorulmaz yazmış olduğu eserler ve çevirileriyle de ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda, tezimizde Haydar Rıfat'ın hayatı, üstlendiği davalar, kişiliği ve kaleme almış olduğu eserleri incelenmiştir. Bununla birlikte incelemekte olduğumuz eserle ilgili bilgilendirmelere yer verilmiştir. Yazarın eseri oluştururken faydalanmış olduğu kaynaklar araştırılarak eserle karşılaştırılması yapılmıştır. Ayrıca Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan Malumat-ı Kanuniye adlı eser latinize edilerek çalışmamıza eklenmiştir. Bu eserle ilgili değerlendirmeler ve tespitler ise, tezin ilgili bölümlerinde ve sonuç bölümünde aktarılmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Pamuktaş (Bayburt) plütonunun petrografik ve petrolojik özelliklerinin incelenmesi
Ekrem Sarı
Doğu Pontidler (KD Türkiye), Anadolu Levhasının jeolojik olarak şekillenmesinde önemli bir rol oynayan Alp-Himalaya orojenezinin etkisi ile oluşmuş olup farklı türde magmatik kayaları içermesi bakımından önemli bir alan konumundadır. Özellikle Karbonifer yaşlı plütonlar, doğu Pontidlerin güney kesiminde, geniş mostralar halinde ve daha yaygın olarak gözlenmektedir. Bu çalışma, Bayburt'un (KD Türkiye) Pamuktaş köyü ve çevresinde yer alan granitik kayaçlar üzerinde yeni petrografik ve tüm kayaç jeokimyası verileri sunmaktadır. Ayrıca, bu granitik kayaçların oluşumunda hâkim olan kaynak bölge, petrolojik süreçler ve jeodinamik ortam tartışılmaktadır. Yaklaşık 5 km2'lik bir alanı kapsayan Karbonifer yaşlı Pamuktaş plütonu, çalışma alanında Jura öncesi temeli temsil etmekte ve uyumsuz olarak Erken-Orta Jura volkanoklastik ve volkanik kayaçlar ile Geç Jura-Erken Kretase kireçtaşları tarafından örtülmektedir. Pamuktaş plütonu esas olarak granit/granit porfir ve aplit (mikrogranit), daha az oranda ise granodiyorit ve kuvars mikrodiyorit türü kayaçlardan meydana gelmektedir. Granitik kayaçlar, özşekilli ve özşekilsiz granüler/mikrogranüler dokuya sahip olup başlıca alkali feldispat (ortoklas), plajiyoklas, kuvars, biyotit ve amfibol (hornblend) minerallerinden oluşur. Bazı örneklerde daha büyük fenokristaller porfirik doku oluşturur. Zirkon doygunluk sıcaklıkları 693-844°C arasında, apatit doygunluk sıcaklıkları ise 673-999°C arasında hesaplanmıştır. Granitik kayaçlar yüksek SiO2 içeriklerine (%65.62-75.09) ve yüksek K'lu kalk-alkaliden şoşonitiğe kadar uzanan bir afiniteye sahip olup I-tipi bir kaynaktan itibaren türemiştir. Kayaçlar peralümin karakterli olup çarpışma sonrası volkanik yay granitoyidleri ile benzerlik göstermektedir. Ana ve iz element trendleri, kayaçların oluşumunda plajiyoklas, hornblend, apatit ve Fe-Ti oksit mineral fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını göstermektedir. Pamuktaş plütonunun petrolojik özelliklerine göre, granitlerin gelişiminde fraksiyonel kristallenme, magma karışımı ve daha az oranda asimilasyon ve kısmi ergime işlemlerinin rol oynadığı ortaya konmuştur. Elde edilen tüm veriler Karbonifer yaşlı Pamuktaş plütonunun ana magmasının orta-alt kıtasal kabuk ve zenginleşmiş litosferik manto ergiyiklerinden kısmi ergime sonucu türediğini ve kıtasal magma odasında farklılaşarak yerleştiğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Karadeniz Bölgesi'nde yer alan devlet hastanelerinin 2018 yılı sağlık hizmetleri etkinliğinin Veri Zarflama Analizi yöntemi ile değerlendirilmesi
Ufuk Yazıcı
Sağlık hizmeti yüksek teknoloji barındıran ve insan kaynağının yoğun olduğu alanların başında gelmektedir. Sağlık hizmeti sunumunda hastanelerin rolü bir hayli fazladır. Bu noktada hastane kaynaklarının etkin kullanımı ve etkin olmayanların belirlenerek kaynak israfını ortadan kaldırmaya yönelik çalışmaların yapılması günümüzde son derece önemlidir. Bu çalışmada, Karadeniz Bölgesi'nde bulunan devlet hastanelerinin etkinlik analizleri yapılmıştır. Veri Zarflama Analizi yöntemi ile yapılan bu ölçümde 5 adet girdi ve 6 adet çıktıdan faydalanılmıştır. Belirlenen girdi ve çıktılar Win4Deap2 programına yüklenmiş ve çıkan sonuçlar değerlendirilerek hastanelerin etkinlikleri ölçülmüştür. 124 adet hastanenin yer aldığı hesaplamada toplamda 72 hastanenin etkin olduğu ve 52 hastanenin ise etkin olmadığı bulgusu elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İslam hukukunda nafakanın mahiyeti ve kapsamı
Fatma Çitli
İslam hukukunda nafaka anlayışı, nafakanın hukuki sebep ve çeşitleri, nafakanın kapsamına giren iaşe, giyim, mesken, tedavi, ilaç, bazı yan ihtiyaçlar, hidane ücreti, hizmetçi masrafları , nafaka alacaklısını evlendirilmesi, techiz, tekfin masrafları gibi nafakanın aynı veya nakdi olarak temin edilmesi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Türkiye'deki genç işsizlerin benlik saygısı ve sosyal destek algısının incelenmesi: Trabzon ili örneği
Büşra Özlü
Hayatın önemli bir parçası olan gençlik döneminde işsizlik problemiyle karşı karşıya kalmak gençleri psikolojik olarak da etkilemektedir. Bu çalışmada genç işsizlerin benlik saygısı ve sosyal destek algısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmaya Trabzon ilinde yaşayan 18-24 yaş (x̄=21,94 ± 2.08) aralığında 275 kişi katılmıştır. Bu araştırmada benlik saygısını ölçmek için Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve sosyal destek algısını ölçmek için Zimet ve arkadaşları (1988) tarafından geliştirilen "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Kişisel bilgilerin elde edilmesi için hazırlamış olduğumuz kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H Testi, Mann- Whitney U Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve betimsel istatistiksel yöntemler uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyal destek algısı ile benlik saygısı arasında pozitif düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcıların sosyal destek algısı ile cinsiyet ve işsizlik süresi değişkenleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Katılımcıların benlik saygısı ve sosyal destek algısı ile yaş değişkeni pozitif yönlü anlamlı bir ilişkiye sahiptir. Katılımcıların sosyal destek algısı yaş, medeni durum, işsizlik süresi ve eğitim durumu değişkeni açısından anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Katılımcıların benlik saygısı puanları ile işsizlik süresi değişkeni açısından anlamlı derecede farklıdır. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizler, Benlik Saygısı, Sosyal Destek Algısı
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İranlı kadınların gözünden Türk kadınlarının siyasi ve sosyal konumunun değerlendirilmesi
Büşra Nur Demir
Çalışmada, hem Türk kadınlarının geçmişten bugüne kazanılmış hakları saptanmakta hem de kadınların bu haklardan ne oranda faydalanabildiğine değinilmektedir. Yapılan bu çalışma ile Türkiye'de yaşayan İranlı kadınların, Türk kadınlarının siyasi ve sosyal konumlarını nasıl değerlendirdiğini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının Türk kadınlarındaki yansımasını tespit edebilmektir. Çalışmada, Türkiye'de en az 2 yıldır ikamet eden, Türkiye ve İran gündemini takip eden, en az lise mezunu 20 İranlı kadın katılımcı ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Çalışmada, Türk kadınlarının sosyal ve siyasal haklarının İran'a göre daha fazla olduğu (özellikle medeni kanun konusunda), bu hakların kullanımında yaşanan sorunların benzer olduğu (ataerkil kültür yapısı) sonucu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmadan çıkan bir diğer sonuç ise İranlı kadınların gözünde, Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Doğal koruyucular ile modifiye edilmiş bazı ahşap türlerinin üst yüzey özelliklerinin belirlenmesi
Alaattin Uzun
Doğal ortamında ağacı koruyan tanen, ülkemiz de yaygın olarak yetiştirilen ceviz ağacının meyve ve yapraklarında bol miktarda bulunmaktadır. Bu çalışmada odun korumada kullanılan ceviz taneninin, odunun üst yüzey özelliklerine etkisinin, tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmalar sonucunda elde edilen verilerle ceviz taneninin ekonomik değerinin ve yaygın kullanım alanlarının artırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla sarıçam (Pinus sylvetsris L.) ve ceviz (Juglans regia L.) ağacı deney parçalarına fırça ile ceviz taneni nüfuz ettirilmiş ve yüzeyinde su bazlı vernik ve poliüretan vernik ile koruyucu katman oluşturulmuş ve bu katmanın yüzey sertliği ve yüzey parlaklığı değerleri ölçülmüştür. Ölçümler yapılmadan evvel deney parçaları TS 2470., (1976) standartlarına göre birinci sınıf keresteler içinden rastgele seçilip, TS 2479., (1976) ve TS 6956 EN ISO 4287 (2004) standartlarına göre yüzey sertliği ve yüzey parlaklığı ölçümleri yapılmıştır. Bu ölçme işlemleri tanen öncesi ve sonrası ölçümler ile vernik öncesi ve sonrası ölçümleri kapsamaktadır. Tanenin ahşap yüzeyine tatbik edilmesi, fırça ile üç kat (liflere paralel – liflere dik ve yine liflere paralel olacak şekilde) sürülerek ve tanenin kuruması için katlar arasında ikişer saat beklenerek uygulama yapılmıştır. Bu uygulamalar sonunda elde edilen deney sonuçlarına göre en yüksek yüzey sertlik değerleri sırasıyla ceviz+kontrol+poliüretan vernikli (100,4 N/mm2), ceviz+tanen+poliüretan vernikli (98,4 N/mm2) ve sarıçam+kontrol+poliüretan vernikli (93,2 N/mm2) olmuştur. En düşük yüzey sertlik değerleri ise sırasıyla sarıçam+kontrol+su bazlı vernikli (36,2 N/mm2), sarıçam+tanen+su bazlı vernikli (38,4 N/mm2) ve ceviz+tanen+su bazlı vernikli (42,6 N/mm2) örneklerinde elde edilmiştir. Vernik uygulaması yapılan örneklerde, liflere dik en yüksek parlaklık değeri; sarıçam+kontrol+poliüretan vernikli (91,34 L), en düşük ceviz+kontrol+su bazlı vernikli (52,84 L) örneklerde rastlanmıştır. Vernikli örneklerde liflere paralel en yüksek parlaklık değeri; sarıçam+kontrol+poliüretan vernikli (100,98 L), en düşük ceviz+tanen+poliüretan vernikli (73,27 L) örneklerde görülmüştür. Yüzey sertliği ve yüzey parlaklığı değerlerinde tanen uygulaması yapılmayan kontrol parçalarında ölçüm değerleri oldukça yüksek çıkmıştır. Yüzey sertliği ve yüzey parlaklığı değerleri açısından vernik çeşidi seçiminin daha etkin olduğu görülmüştür. Deneyde kullanılan ağaç türüne göre; poliüretan vernikli sarıçamın yüzey parlaklığı değerinin cevize göre daha yüksek çıktığı görülürken, yüzey sertliği bakımından ise ceviz odununun yüzey sertlik değeri daha yüksek çıkmış olup, kontrol örneklerine göre sarıçamdaki yüzdesel (%) değişimin daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Avrupa Birliği'nin yumuşak güç kullanımı ve Ortadoğu ülkeleri üzerinde uyguladığı yumuşak güç: Suriye örneği
Miraç Yıldırım
Arap Baharı, sonrasında meydana gelen Suriye iç savaşı ve Suriye'deki DAEŞ terör örgütünün artık Suriye ile sınırlı kalmaması ve AB ülkelerine de sıçraması, göçlerin çok fazla artmasıyla birlikte Avrupa Birliği'nin Suriye'ye karşı uyguladığı politikalar değişmiştir. Bu bağlamda Avrupa Birliğinin, Ortadoğu ülkelerine uyguladığı politikalar, DAEŞ için olan tutumu, Avrupa Birliği'nin (AB'nin dört büyük ülkesi olan Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya'nın) Suriye'deki yumuşak güç faaliyetleri ve bu uygulanan politikalarda yumuşak güç uyguladığı alanlar anlatılmıştır. Bu yüksek lisans tez çalışması ile AB'nin dört büyük ülkesi olan Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya'nın yumuşak güç faaliyetleri üzerinde durulmanın yanı sıra, AB'nin yumuşak gücünün Avrupa Birliği'ne üye olan devletlerin Ortadoğu politikası ele alınarak Ortadoğu'da ortaya çıkan sorunlara AB ülkelerinin nasıl bir davranış içerisinde olduğu bu gibi durumlarda yumuşak güç kullanımı ve bu güç kullanımının Ortadoğu üzerindeki etkisi ele alınarak AB'nin Ortadoğu politikaları derinlemesine inceleyip analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır. Ayrıca uygulanan bu politikaların tam olarak anlaşılmasını sağlayarak bu politikaların Ortadoğu üzerinde bıraktığı etkilerine dikkat çekmek istenmiştir. Çalışmanın cevap aradığı sorular şunlardır; AB Ortadoğu'ya yumuşak güç uyguluyor mu? Uyguluyorsa AB'nin Ortadoğu'ya yönelik uyguladığı yumuşak güç politikaları nelerdir? Uygulanan bu yumuşak güç süreklilik arz ediyor mu ?
