Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bazı kesirli mertebeden kısmi diferansiyel denklemlerin yeni metotlarla nümerik çözümleri

    Umut Bektaş

    Bu tez, beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kesirli türevin oluşumu ve gelişimi hakkında bilgi verilmektedir. İkinci bölümde gerekli tanım ve teoremler yazılmıştır. Üçüncü bölümde kullanılan yöntemlerden bahsedilmektedir. Dördüncü bölümde ise Kesirli mertebeden Zakharov-Kuznetsov (KMZK) denklemleri, kesirli mertebeden Newell-Whitehead-Segel (KMNWS) denklemleri, kesirli mertebeden bağlı Burgers (KMBB) denklemleri için q-homotopi Shehu analiz dönüşüm yöntemi (q-HSADY), kesirli Shehu dönüşümü ayrıştırma yöntemi (KSDAY) olarak adlandırılan iki yeni yöntem kullanılarak yeni sayısal çözümler araştırılmaktadır. Bu yöntemlerin etkili ve güvenilir olduğunu doğrulamak için sayısal simülasyonlar yapılmaktadır. Elde edilen çözümler ile analitik çözümler arasında karşılaştırmalar yapılmaktadır. Son bölümde ise yeni önerilen her iki yeni tekniğin de doğrusal olmayan uyumlu kesirli problemleri çözmek için oldukça etkili olduğu görülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    BSCCO yüksek sıcaklık süperiletkenine erbiyum (Er) katkılamasının kritik akım yoğunluğu üzerine etkisi

    Selami Açıkel

    Bu tez çalışmasında, BSCCO süperiletken sisteminde Kalsiyum (Ca) alkali metalinin yerine belirli stokiyometrik oranlarda Erbiyum (Er) nadir toprak elementi katkılaması yapılarak kritik akım yoğunluğu üzerindeki değişimi incelendi. Burada vurgulamak gerekirse, Er katkısı BSCCO yüksek sıcaklık süperiletken sistem için, Er ve Ca atomlarının efektif iyonik yarıçap değerlerinin birbirine çok yakın olması, stokiyometrik açıdan bu çalışmayı mümkün kıldığı söylenebilir. Ancak yapısal olarak Er elementinin iyi bir seçim olmadığı ve katkı oranı arttıkça süperiletken fazdan yarıiletken faza kaydığı görüldü. Saf BSCCO sisteminin aynı sıcaklık değerinde katkılı süperiletken numuneden %14 daha iyi kritik akım yoğunluğu değerine sahip olduğu hesaplandı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ateş dikeni (Pyracantha coccinea Roemer) meyvelerinden demir nanopartiküllerinin sentezi, antioksidan ve antimikrobiyal etkilerinin incelenmesi

    Volkan Karakullukçu

    Bitkisel ekstraktlardan yeşil sentezle üretilen metal ve metal oksit nanopartiküller biyolojik aktivite gösterme yönünden önemli bir potansiyele sahiptir. Bu çalışmada Gümüşhane Üniversitesi kampüsünde peyzaj amaçlı olarak yetiştirilmiş Ateş dikeni (Pyracantha coccinea) bitkisi meyvelerinin (tohumları ile birlikte) ekstraktlarından demir nanopartikülü sentezlenerek hem ekstraktların hem de sentezlenen demir nanopartiküllerinin antioksidan aktivite ve antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiştir. Sentezlenen Fe-NP'ler, Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), ve X-Işını Kırınımı (XRD) kullanılarak karakterize edilmiştir. Meyve ekstraktı ve Fe-NP'lerin antioksidan aktivite etkinlikleri ABTS●+ süpürücü etki tayini, DPPH serbest radikal temizleme aktivitesi tayini, demir indirgeyici antioksidan güç (FRAP), toplam fenolik madde içeriği (TPC), toplam flavonoid içerik (TFC) ve toplam antioksidan içerik (TAC), gibi antioksidan aktivite testleri kullanılarak belirlenmiştir. Demir nanopartikülleri antioksidan aktivite değerleri tüm aktivite belirleme yöntemlerinde ekstraktların aktivite değerlerinden daha yüksek ölçülmüştür. Meyve ekstraktı ve nanopartiküllerin antibakteriyel aktiviteleri gram negatif (Yersinia pseudotuberculosis ATCC 911, Escherichia coli ATCC 25922, Proteus vulgaris ATCC 13315 ve Pseudomonas aeruginosa ATCC43288,) ve gram pozitif (Streptococcus pyogenes ATCC 19615, Staphylococcus aureus ATCC 25923 ve Bacillus subtilis ATCC 6633) bakterilere karşı minimum inhibitör konsantrasyonu (MIK), sıvı mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Antioksidan aktivite de olduğu gibi Fe-NP'ler meyve ekstraktlarına göre daha yüksek antimikrobiyal aktivite göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bir atıksu arıtma tesisinin havuzlarında oluşan algal biyofilmden demir nanopartiküllerinin sentezi ve sudan bazı organik kirleticilerin uzaklaştırılmasında kullanımı

    İlyas Taner Demirel

    Çevre kirliliği günümüzün en önemli sorunlarından birisi olmakla birlikte özellikle toksik karakterdeki maddelerin bulundukları ortamlardan uzaklaştırılmasında veya dönüştürülmesinde biyoremediasyon uygulamaları önemli bir yere sahiptir. Biyoremediasyon olaylarında bakteriler, mayalar, küfler, algler ve bitkiler yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Son zamanlarda biyoremediasyon uygulamalarında biyolojik yöntemlerle üretilen nanopartiküllerin kullanımı da yer almaktadır Sucul ekosistemlerin primer üreticileri olan algler biyoaktif bileşikler bakımından oldukça zengin olmaları onları nanopartikül üretiminde ön plana çıkarmaktadır. Mevcut çalışmada Gümüşhane Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisi'ndeki arıtımı yapılmış suyun bulunduğu çökeltme havuzlarında doğal ve sürekli olarak oluşan ve herhangi bir kullanım amacı olmayan algal biyofilmler toplanıp kurutulduktan sonra toz haline getirilerek, ekstrakte edilecektir. Sonrasında bu ekstraklarda demir nanopartiküller uygun yöntemler kullanılarak elde edilecektir. Sentezlenen nanopartiküllerin yapısal, fonksiyonel ve optik özellikleri, taramalı elektron mikroskobu (SEM), Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) kullanılarak karakterize edilecektir. Ardından, ekstrakte edilen numunelerin ve demir nanopartiküllerinin, sulu çözeltilerden metilen mavisi, fenol kırmızısı ve malaşit yeşili gibi organik boyar kirleticilerin uzaklaştırması yönünde uygulamalar yapılacak. Bu nanopartiküllerin organik kirleticileri ne derecede uzaklaştırdığı yapılan ölçümler ile ortaya konacaktır. Böylelikle atık olan bir biyolojik maddenin biyoteknolojik olarak kullanılabilirliğinin hangi derecede olduğu belirlenecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Farklı iklim bölgeleri için sıfır enerjili binaların uygulanabilirliği ve ekonomik analizi

    Ceyhun Akpınar

    Fosil yakıtlar, günümüzde enerji ihtiyacının karşılanmasında büyük bir rol oynamaktadır. Fosil yakıtların ömrü ise artan enerji ihtiyacı ile orantılı olarak kısalmaktadır. Fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak, büyük bir önem arz etmektedir. Bundan ötürü alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeler enerji alanında yapılan çalışmalar neticesinde artmıştır. Binalarda tüketilen enerjinin azaltılması Dünya'da tüketilen fosil yakıtların %35-40'ının binalarda kullanıldığı düşünüldüğünde enerji tasarrufu ve enerji verimliliği açısından önem arz etmektedir. Tüm bu sebeplerden ötürü, binalarda yenilenebilir enerji kullanımını artırmak, bu kaynaklara yönelmek ve sıfır enerjili bina uygulamaları üzerine çalışmak zorunlu hale gelmektedir. Bu tez kapsamında Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımında farklı bölgeleri araştırılarak sıfır enerjili bina uygulamalarının bu bölgelerde ilk yatırım maliyetini amorti ettiği zaman aralıkları ve ekonomik analizleri ile yaygınlaştırılabileceğinin gerçekliği araştırılmıştır. Tez çalışmasında İzmir, Ankara ve İstanbul illerinde inşası tasarlanan aynı yapısal özelliklere sahip bina, enerji simülasyon programı DesignBuilder programında çizilerek enerji simülasyonları EnergyPlus programında yapılmıştır. İhtiyaç olan enerjiyi karşılamak üzere yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak sıfır enerjili binaların uygulanabilirliği araştırılmış ve ekonomik analizi yapılmıştır. Farklı iklim bölgelerinde sıfır enerjili bina ya da yaklaşık sıfır enerjili binaların uygulanabileceğinin mümkün olduğu sonucuna varılmış ve ilk yatırım maliyetleri, bakım giderleri gibi giderlerin de amorti edileceği zaman aralığı ekonomik analiz yöntemi ile farklı iklim tipleri için belirlenmiştir. Tez çalışmasında elde edilen sonuçlara göre farklı çözüm paketleri ile İzmir, Ankara ve İstanbul illerinin tümünde net sıfır enerjili bina sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan ekonomik analizlerde İzmir, Ankara ve İstanbul illerinin tümünde geri ödeme süresinin yatırımın ekonomik ömrü içerisinde kısa ve orta vadede kendini amorti ettiği ve uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Evrişimsel sinir ağı kullanılarak göğüs radyografilerinde yüksek başarımlı bölütleme yapılması ve pnömoni tespitine etkisinin incelenmesi

    İlhan Aydın

    Zatürre diğer adıyla pnömoni bakteriyel veya viral enfeksiyonun neden olduğu yaşamı tehdit eden akciğer hastalığıdır. Bu nedenle, hastalığın erken teşhisi ölüm oranını önemli derecede azaltmaktadır. Göğüs röntgenleri (radyografi) hastalığın teşhisinde büyük öneme sahiptir. Pnömoni teşhisinde sağlık alanındaki çalışmalar dışında, mühendislik alanında da birçok çalışma yapılmakta ve teşhis sürecini hızlandırma konusunda kolaylıklar sağlamaktadır. Bu uygulamalardan biri de derin öğrenme yöntemleri ile hastalığı teşhis etmektir. Çalışmada, Python programlama dilinde Tensorflow Kütüphanesi ve erişime açık veri setlerinden yararlanılmıştır. Veri seti olarak içinde 1-5 yaş arası çocukların göğüs röntgenlerinin bulunduğu Veriseti-1 ve bu veri setinden bir kısım görüntülerin işaretli verilerinin de bulunduğu Veriseti-2 kullanılmıştır. İki aşamalı evrişimsel sinir ağı modeli oluşturulmuştur. İlk aşamada, akciğer bölgesi işaretlenmiş Veriseti-2 üzerinde değiştirilmiş U-Net mimarisi kullanılarak bölütlemesi yapılacak Veriseti-1 görüntüleri için model oluşturulmuştur. Ayrıca çalışmanın son kısmında göğüs kafesi bölgesini tespit edebilecek bir yaklaşım önerilmiştir. Oluşturulan model Veriseti-1'de kullanılarak bölütleme yapılmıştır. Bölütleme doğruluğu (accuracy) % 98.98 olarak hesaplanmıştır. Tasarlanan evrişimsel sinir ağı modeli Veriseti-2'ye uygulanmış ve pnömoni tespitinde test doğruluk (accuracy) değeri %98.55 olarak elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Evaluation of the National Medical Rescue Team (UMKE) personnel's perspectives on criminal relationship during and after natural disasters: The case of Marmara Region

    İrem Sezen

    In addition to the effect of increasing social, cultural and economic inequalities, natural disasters also have a damaging effect on administrative functioning. For this reason, it is an inevitable fact that illegal crimes increase with the confusion that occurs as a result of having a great effect on the existing order in societies. Disaster response teams going to the scene are also exposed and/or witness to these crimes. With this work; It is aimed to reveal the concept of crime in disasters and their perspectives to the personnel of the National Medical Rescue Team within the Provincial Health Directorates of Balikesir, Bilecik, Bursa, Canakkale, Edirne, Istanbul, Kirklareli, Kocaeli, Sakarya, Tekirdag, and Yalova. After reviewing the relevant literature, the questionnaire and scale of our research were created by us as there was not enough study on this subject. In addition to demographic questions, we have 43 questions about natural disasters and crime. As a result of the data we obtained, the analysis was carried out using the SPSS 22 data program. As a result of the research, when the therapeutic community hypothesis, social disorder hypothesis, routine activity hypothesis in the literature were evaluated from the point of view, it was seen that the social disorder hypothesis and routine activity hypothesis were effective on the participants.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    İkinci Dünya Savaşı'nda Türk dış politikasının realizm çerçevesinde değerlendirilmesi

    Uğur Kaya

    İkinci Dünya Savaşı tüm ülkelerin dış politikasına etki etmiştir. Savaşa fiilen katılmamayı başaran Türkiye, bunu dış politikasında izlediği realizm ile başarmıştır. Bu dönemde İsmet İnönü tüm yetkileri kendisinde toplayarak dış politikayı tek elden yönetmiştir. Savaş süresince Türk dış politikası taraflar arasında denge kurmak üzerine inşa edilmiştir. Savaşın sonunun belli olmasıyla Türkiye, kazanan tarafta yer almak için Mihver Devletler'e savaş ilan etmiştir. Savaşın son bulmasıyla birlikte realizm, denge politikasına baskın gelmiştir. Bunun sonucunda Türkiye denge politikasını terk ederek yeni iki kutuplu dünyada Batı Bloğu'nda yer almıştır. "İkinci Dünya Savaşı'nda Türk Dış Politikasının Realizm Çerçevesinde Değerlendirmesi" adlı tez çalışmasında Türkiye'nin savaş süresince izlediği dış politikasındaki kararlar realist bir bakışla açıklanmaya çalışılmıştır. Yöntem olarak daha önce benzer konularda yapılmış farklı bölümlere ait çalışmalar incelenmiştir. Literatür taraması yapıldıktan sonra okuma kısmına geçilmiştir. Çalışma konusunun kapsadığı alan çok geniş olduğu için ağırlıklı olarak İkinci Dünya Savaşı yılları ile sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın ilk kısmında dış politika ve realizm kavramlarıyla ilişkili uluslararası ilişkiler kavramları açıklanacaktır. Ardından Türkiye'nin dış politikasını etkileyen iç gelişmeler, savaş yıllarındaki Türk ekonomisi ve kamuoyu incelenecektir. Son olarak dördüncü ve sonraki kısımlarda İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türk dış politikasına etki eden dış gelişmeler, uluslararası görüşmelerde Türkiye'nin realist tutumu ve Türkiye'nin savaşın sonunda batıya yakınlaşmasının realist gerekçeleri değerlendirilmeye çalışılacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet öğrencilerinin benlik saygıları ve işsizlik kaygısı arasındaki ilişkide genel yetkinlik inancının aracılık rolü: Gümüşhane Üniversitesi örneği

    Serap Şahin

    Bu çalışmada genel yetkinlik inancının, benlik saygısı ve işsizlik kaygısı arasındaki ilişkide aracılık etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümünde öğrenim gören 209 (kadın= 160; erkek=49) lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; işsizlik kaygısı ölçeği, Rosenberg benlik saygısı ölçeği, genel yetkinlik inancı ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından hem basılı formlar hem de online olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde t testi, korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Levene F testi, Scheffe Post-hoc testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda benlik saygısı ile işsizlik kaygısı arasındaki ilişki negatif yönde ve düşük düzeyde çıkmıştır. Benlik saygısı ve genel yetkinlik inancı arasındaki ilişki orta düzeyde ve pozitif yönlüdür. İşsizlik kaygısı ve genel yetkinlik inancı arasındaki ilişki ise negatif yönlü ve düşük düzeyde çıkmıştır. Genel yetkinlik inancının işsizlik kaygısı ve benlik saygısı arasındaki ilişkide tam aracılık rolü çıkmıştır. Araştırmada ayrıca demografik değişkenler açısından da anlamlı farklılıklar belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Doğu Karadeniz Bölgesi'nde üretilen Kürtün-Araköy ve Gümüşhane ekmeklerinin mikrobiyolojik, kimyasal ve bazı kalite parametreleri bakımından karşılaştırılması

    Büşra Çimen

    Bu çalışmada Gümüşhane iline özgü Gümüşhane ekmeği ile Kürtün-Araköy ekmeği mikrobiyolojik ve kimyasal analizlere tabi tutulmuş ayrıca ekmeklerin renk analizleri de yapılmıştır. Ekmek hamurlarında yapılan mikrobiyolojik analizlerin sonucu önemli farklılıklar göstermiştir. MRS agarda gelişen LAB sayısı, Araköy ekmeği hamurunda 6.98±0.03 log kob/g, Gümüşhane ekmeği hamurunda ise 8.19±0.07 log kob/g bulunmuştur. Ekmek örneklerinin TAMB sayısı, M17 agarda gelişen LAB sayısı ve koliform grubu bakteri sayısında farklılıklar tespit edilmemiştir. MRS agarda gelişen LAB sayısı, Araköy ekmeğinde 2.45±0.11 log kob/g, Gümüşhane ekmeğinde <2 log kob/g olarak bulunmuştur. Maya-küf sayısı Araköy ekmeğinde 2.27±0.07 log kob/g, Gümüşhane ekmeğinde 2.01±0.01 log kob/g değerinde tespit edilmiştir Ekmeklerin kimyasal analizleri sonucunda Araköy ekmeğinin kül, protein ve titrasyon asitlik miktarları Gümüşhane ekmeğine göre yüksek tespit edilmiş, diğer kimyasal sonuçları (kuru madde, pH) ise daha düşük bulunmuştur. Araköy ekmeğinin titrasyon asitlik miktarı %7.81±0.84 bulunurken Gümüşhane ekmeğinin titrasyon asitlik miktarı %3.88±0.11 bulunmuştur. Protein ve kül miktarları sırasıyla Araköy ekmeğinde %10.95±0.12 ve %1.921±0.021 değerlerinde, Gümüşhane ekmeğinde ise %9.84±0.18 ve %1.734±0.043 değerlerinde bulunmuştur. Ekmek kabuklarının renk analizlerinde Araköy ekmeğinin L ve b değerleri Gümüşhane ekmeğine göre daha düşük tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Çölyak hastalarının tüketimine uygun kurabiye formülasyonu geliştirilmesi

    Batuhan Bursa

    Bu çalışmanın amacı çölyak hastalarının tüketimine uygun mısır unu bazlı kurabiye formülasyonu geliştirilmesidir. Yanıt yüzey metodu uygulanarak kurabiye formülasyona mercimek unu ikamesinin ve limon kabuğu tozu ilavesinin kurabiyelerin fiziksel özellikleri ve genel beğeni düzeyine etkisini incelenmiş ve kurabiye formülasyonu optimize edilmiştir. Kurabiye formülasyonu için optimum değerler mercimek unu ikamesi (16 g/100g un) ve limon kabuğu tozu ilavesi (1 g/100 g un) olarak belirlenmiş ve kurabiye üretimi gerçekleştirilmiştir. Mısır unu (MU) ve buğday unundan (BU) kontrol kurabiyeleri hazırlanmıştır. Kurabiye örneklerinde fiziksel, fizikokimyasal, kimyasal ve duyusal analizler yapılmıştır. Kurabiye formülasyonuna mercimek unu ikamesi ve limon kabuğu tozu ilavesiyle kurabiyelerin besin değerinde artış gözlenmiştir. Mısır unu-yeşil mercimek unu ve limon kabuğu tozu (MYL) içeren kurabiyenin MU içeren kurabiyeden daha yüksek miktarda protein (% 36.7), ham lif (> % 100.0) ve kül (%14.5) içerdiği tespit edilmiştir. MU kurabiye C vitamini içermezken MYL kurabiyenin C vitamini içerdiği tespit edilmiştir. MYL kurabiyenin BU kurabiyeyle kıyaslandığında daha yüksek miktarda ham lif (> % 100.0), kül (% 31.8) ve C vitamini (> % 100.0) içerdiği belirlenmiştir. Kurabiye formülasyonuna mercimek unu ikamesi ve limon kabuğu tozu ilavesiyle kurabiyelerin duyusal özelliklerinde istatistiksel olarak önemli olmayan değişimler meydana gelmiştir. MYL kurabiye MU kurabiyeye kıyasla renk, görünüş, tat ve genel beğeni açısından daha düşük puanlar alırken koku, sertlik, kırılganlık ve gevreklik açısından daha yüksek puan almıştır. MYL kurabiye BU kurabiye kıyasla duyusal özellikler açısından daha yüksek puanlar almıştır. Çalışma sonuçları mısır unuyla birlikte yeşil mercimek unu ve limon kabuğu tozunun glutensiz kurabiye üretiminde kullanılabileceğini göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Şehir ve bölge planlamada jeofizik uygulamalar ve depremselliğin planlamaya etkileri

    Rezzan Erdoğan

    Şehir ve Bölge Planlama, kamu yararı esas alınarak sürdürülebilir ve risk faktörlerinden arındırılmış yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen, sosyal, ekonomik ve fiziksel çalışmaların bütünü olarak tanımlanabilir. Aşamalı olarak yürütülen planlama sürecine farklı disiplinlerden birçok meslek grubunun bir araya gelerek katkı sağlaması, şehrin veya bölgenin gelecek imajının tasarımında önemli bir faktördür. Yalnızca günün ihtiyaçlarını karşılamak adına, doğal çevre ile denge kurmadan, alanın jeolojik, jeofizik ve jeoteknik özellikleri incelenmeden yürütülen çalışmalar günümüz kentlerinin bugünkü sorunlarını ortaya çıkarmıştır. Bu tez çalışmanın ilk aşamasında, Şehir ve Bölge Planlamada jeofizik uygulamaların yeri ve Türkiye'deki kullanım alanları incelenmiştir. İkinci aşamada, jeofizik biliminin çalışma alanlarından biri olan depremselliğin planlamaya etkisi değerlendirilmiş olup Adıyaman ili deprem tehlike analizi yapılmıştır. Bu çalışma kapsamında, olasılıksal sismik tehlike analizinde uygulanan modellerden biri olan Gumbel uç değerler yöntemi kullanılmıştır. Adıyaman il merkezinden 200 km yarıçaplı bir alanı kapsayan bölge için 1900-2023 yılları arası kaydedilen depremlerin magnitüd değerleriyle, farklı zaman periyotlarında (orta ve uzun vadede) oluşabilecek depremlerin tekrarlanma süreleri ve oluşma olasılıkları tahmin edilmiştir. Sonuç olarak, istatistiksel değerlendirmelerle Adıyaman ili sınırları içerisindeki güncel deprem aktivitesi analiz edilmiş ve deprem tehlikesi açısından irdelenerek deprem riski ortaya konulmaya çalışılmıştır. Gumbel uç değerler dağılımına göre Mw=6.0, Mw=6.5, Mw=7.0 büyüklüklerinde depremlerin tekrarlanma periyodları 14 yıl, 36.6 yıl ve 95 yıldır. 5, 10, 30 ve 50 yıl içinde oluşma olasılıkları ise sırasıyla; Mw=6.0 için %30, %51, %88, %97, Mw=6.5 için %13, %24, %56, %74 ve Mw=7.0 için %5, %10, %27, %41 olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    276 numaralı Ruus Defteri (1105-1109/1694-1697) (Metin ve değerlendirme)

    Sema Polat

    Osmanlı devletinin teşkilat ve bürokrasisinde gerçekleştirilen tayin ve atamalar, Divan-ı Hümayun'da çıkan kararlar doğrultusunda verilen hükümlerle faaliyete geçmekteydi. Vezir, beylerbeyi ve timar sahipleri dışında, devlet hizmetinde bulunan orta ve alt düzey çeşitli devlet memurlarının tayin beratları ve azil ve ibka tevcihleri Ruus defterlerine kaydedilirdi. Günümüzde Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Arşivi'nde bulunan Ruus Defterleri, 16'ıncı yüzyıl itibariyle Osmanlı Devleti'nin merkezi ve taşra teşkilatına dair pek çok bilgi elde edebileceğimiz kaynaklardır. Tez çalışmasının konusu 276 Numaralı Ruus Defteri (1105-1109/1694-1697) Tahlil ve Metin'dir. Çalışmada 276 Numaralı Ruus Defterinin diplomatik özellikleri ve dili detaylı bir biçimde incelenmiş olup defterin transkripsiyonu yapılmıştır. Ardından kimin hangi vazifeye, nereye tevcihinin yapıldığına dair elde edilen bilgiler tablo şeklinde gösterilmiştir. İncelediğimiz defterde ahibaba, bazarbaşı, cabi, dellalbaşı, hatib, imam, kapancı, kethüda, salavat-han gibi görevlilerin tevcih, azil, ibka tevcihleri yapılmış ve görev yapmış oldukları kurumlar, yapılan tevcihlerin gerekçeleri, varsa görevlilerin aldıkları ücretler veya hangi şartlarla tevcih yapıldığı ve bulundukları kaza, nahiye, karye ve mahallelere ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    1517 numaralı İkindi Ruûs Defteri (1055-1056/1645-1647) tahlil ve metin

    Adem Karadeniz

    Osmanlı Arşiviꞌnde bulunan önemli defter serilerinin başında ruus defterleri gelir. Farklı fon kodları altında tasnif edilmiş olan bu defterler Osmanlı Devleti'nde görev almış devlet görevlilerinin tayin ve azilleriyle ilgili kayıtları ihtiva etmektedir. Osmanlı Arşivi'nde tasnif edilen ruus defterleri incelendiğinde Kamil Kepeci (KK.d) ve Bab-ı Asafi A.RSK.d fonlarında Divan, Sefer ve İkindi ruus adı altında defterler tasnif edilmiştir. Divan'dan yapılan atamalar Divan ruus defterlerine kaydedilirken sefer ruuslarıo ise sadrazamın seferde iken yapmış olduğu atama ve azillerle ilgili kayıtları içermektedir. İkindi ruusu ise sadrazamların İkindi Divanıꞌnda ele aldıkları atama ve azil kayıtlarını ihtiva etmektedir. Çalışmamızın konusu ise A.RSK.d fonunda bulunan 1517 Numaralı İkindi Ruus Defteriꞌdir. Defter, Sultan I. İbrahimꞌin padişahlığı, Mehmed Paşa ve Salih Paşaꞌnın sadrazamlık dönemine tekabül eden 1645-1647 yılları arasını kapsamaktadır. Defterde toplam 1790 hüküm kaydı mevcuttur. Çalışmamız bu hüküm kayıtlarının tahlil ve metnini ihtiva etmektedir. Defterde ataması yapılan, "vezir-i azam, serdar, vezir, kazasker, nişancı, defterdar, kapudan paşa, şeyhülislam, beylerbeyi, sancakbeyi, mutasarrıf, kâdı, müderris, saray ve vakıf görevlileri" gibi birçok büyük ve küçük devlet görevlilerinin tayin ve azil sebepleri, hangi mahal ve kuruma atandıkları, kimin arzı ile gerçekleştiği, önceki görevleri gibi kayıtlara ulaşmak mümkündür. Ayrıca defterde, "eyalet, sancak, kaza" gibi taşra teşkilatına ait birçok tevcihat kaydı bulunmaktadır. Bu kayıtlar, "Osmanlı Devletiꞌnin idari, siyasi, adli ve sosyo-kültürel yapısının ortaya çıkartılmasını sağlayarak bu alanlarda çalışma yapacak olan kişilere katkı sağlayacaktır. Defterdeki bu bilgiler konularına göre tasnif edilerek tahlil ve değerlendirmesi yapılmıştır. Aynı zamanda defterin muhtevasını daha anlaşılır kılmak için bazı konular tablo ile gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Berat, Görevden azil, İkindi ruûs defteri, Merkez ve taşra teşkilatı, Tevcihat

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Sosyal hizmet uzmanı adaylarının etik sorumluluklarına yönelik nicel bir araştırma

    Gönül Mete

    Etik, insanların yaşamında büyük yer kaplayan, onların davranış ve eylemlerini etkileyen, toplumun düzenini sağlamaya çalışan, işleyişin daha sağlıklı olmasını amaç edinen kurallar ve ilkeler bütünüdür. Sosyal hizmet insanların ve toplumun refahı için oluşmuş, insan hakları, adalet ve insan onuru için savaşan, bireylere kaliteli hizmet vermek hedefinde olan, gelişme ve ilerleme taraftarı olan bir meslek dalıdır. Etik ve Sosyal Hizmet kavramları düzen, eşitlik, daha kaliteli bir hayat gibi birçok noktada ortak payda içindedirler. Ama genel olarak etik sosyal hizmeti kapsar. Çünkü etik yaşamın hemen hemen her dalına hitap eder, sosyal hizmet de bu dallardan biridir. Sosyal hizmetin de her bir parçası etikle ilişkilidir ve etik olmadan düşünülmesi mümkün değildir. Verilen hizmetlerden, yapılan uygulamalara, müracaatçılara sorumluluklardan, kurumu ve meslektaşlarıyla olan ilişkilerine kadar etikle birlikte harmanlanmaktadır. Etik ilkeler, sosyal hizmetin vazgeçilmez bir parçası ve temel taşıdır. Araştırmada, yapılan nicel çalışma sonucunda sosyal hizmet öğrencilerinin gözünden etik kavramının ne ifade ettiği, müracaatçılara yönelik etik sorumlulukları hakkındaki bilgi ve düşünceleri alınarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, etiğin katılımcılar açısından farklı anlamlar ifade ettiği, herkesin kendi değerlerinin olduğu ve bu değerlere göre cevaplar verdiği gözlemlenmektedir. Etik sorumluluklar hakkında ortak cevaplar verilmiş olsa da ayrıştıkları noktaların da olduğu gözlenmiştir. Etiği ve etik sorumlulukları hem mesleki hem kişisel olarak önemsedikleri ve etik duyarlılıklarının yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Kant'ın ahlak felsefesinde özgürlük ve nedensellik sorunsalı

    Ayşe Tutal

    Kant'ın ahlak felsefesi bağlamında özgürlük ve nedensellik kavramlarının önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede iki farklı nedensellik türü ile iki farklı özgürlük türü karşımıza çıkmaktadır. Bu anlayışlardan hangisinin ahlak yasasının oluşumunda başat rol oynadığının incelenmesi gerekmektedir. Söz konusu sorunsalın araştırılması bağlamında öncelikle Kant'ın ahlak felsefesi ana hatlarıyla ele alınacaktır. Onun ahlak felsefesi çerçevesinde şu temel konular tahlil edilmektedir: mutluluk, ödev ilkesi, koşulsuz buyruk, özerklik, yaderklik. İkinci adımda ise onun özgürlük ve nedensellik kavramlarını hangi ölçüte göre tasnif ettiği aydınlatılmaya çalışılacaktır. Aynı zamanda Kant'ın özgürlük ve nedensellik kavramları ile ödev ahlakı arasında nasıl bir bağ kurduğu irdelenecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Baudrillard felsefesinde modern dünyanın gerçeklik inşâsı

    Eda Topar

    Modern dünya ile başlayan süreçten günümüze kadar olan serüveni Baudrillard cihetinden incelemiş bulunduğum bu çalışmada, yaşam biçimleri üzerinden birtakım tespitler ortaya koymak ve bu tespitlerin kökenine inmek gaye edinilmistir. Bununla birlikte, modern faaliyetlerin gerek toplumlar gerekse bireyler için nasıl bir dünya tasarımı sunduğu irdelenmiş ve sunulan yeni dünya tasarımının şehirler, medeniyetler, kültürler, değerler bakımından ne gibi sonuçlar getirebileceği üzerinde mülahazalar yapılmıştır. Yine ek olarak, modern dünya tasavvurunun argümanlarını eleştiren post-modern düşünceye yer verilmiş ve post-modern düşüncenin ortaya koyduğu yeni önerilerin ne yazık ki yetersiz kaldığı vurgulanmıştır. En önemlisi de Baudrillard'ın bahsettiği yeni dünyanın artık son sınıra ulaştığına deginilmekle beraber, ulaşmış olduğumuz bu son evrenin Baudrillard açısından dönüşü olmayan bir ütopya dünyasına karşılık geldiği saptanmıştır. Son olarak ise, mevcut problemlerin çözümü noktasındaki yetersizliklerden bahsedilmiş ve bu doğrultuda muhtemel görülen birtakım görüşler değerlendirilmeye tâbi tutulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ülkelerin tıbbi görüntüleme cihazlarına erişiminin çok kriterli karar verme teknikleriyle değerlendirilmesi

    Arzu Aydın

    Tıbbi görüntüleme cihazları, sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanmasında ve yüksek riskli hastalıkların yönetiminde kilit unsurlardan biridir. Bu araştırma OECD ve AB üyesi/aday ülkelerin tıbbi görüntüleme cihazlarına erişim performansının çok kriterli karar verme teknikleriyle değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Yüksek maliyetli üç tıbbi görüntüleme cihazına ilişkin (BT, MR ve PET) 2018-2020 yılları arasındaki veriler doğrultusunda ve dokuz kriter bağlamında 26 ülke değerlendirilmiştir. Ülkeler üç aşamalı analizle performans sıraları (CoCoSo), sınıfları (FlowSort) ve benzerlikleri (K Ortalamalar) saptanmıştır. Çalışma sonucunda, 26 ülkenin performansında en belirleyici kriterin bin kişiye düşen PET görüntüleme sayısı olduğu; tıbbi görüntüleme cihazlarına erişim performansı en yüksek iki ülkenin ABD ve Güney Kore, en düşük iki ülkenin Sırbistan ve Macaristan olduğu; performans sırası en düşük beş ülke içerisinde ve düşük performans grubunda yer alan İsrail, Macaristan ve Türkiye'nin benzer yapıda ülkeler olduğu ve ortalamaya göre 15 ülkenin yüksek performans grubunda yer aldığı tespit edilmiştir. Ülkelerin en çok eşitsizlikler yaşadığı PET görüntüleme cihazına erişiminin, planlama veya strateji geliştirilmesi gereken politika alanlarından biri olarak görülmektedir. Ülkelerin tıbbi teknoloji kaynaklarını nüfus, hastalık yükleri ve cihazın kullanım sıklığı göz önünde bulundurarak dağılımını gerçekleştirmesinin erişimde yaşanan eşitsizlikleri iyileştireceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bir yükseköğretim kurumunda sağlıklı menü planlama

    Gökhan Altın

    Toplu beslenme okul, hastane, işyerleri gibi ortak yaşam alanlarındaki bireylerin dengeli beslenme süreçlerini desteklemektedir. Aynı zamanda toplumun sağlığını düzenlemeyi amaçlayan kamu politikaları için etkin bir araçtır. Bu aracı işlevsel hale getiren kamu kaynaklı rehberde toplu beslenme süreci detaylı olarak planlanmaktadır. Bu çalışmanın ana motivasyonu ilgili rehberde toplu beslenme sürecinin ana paydaşları olan kurum, hizmet sağlayıcı ve yararlanıcıları tatmin eden toplu beslenme menü planının nasıl hazırlanacağına yönelik sistematik bir yaklaşım sunulmamasıdır. Bu çalışmada bir üniversite yemekhanesinde kurum, hizmet sağlayıcı ve yararlanıcının çıkarlarını gözeten menü planlama problemi ele alınmaktadır. Üniversitenin ihale şartnamesi çerçevesinde tanımlanan menü planlama problemi maliyet odaklı, beğeni odaklı veya dengeli menüler hazırlayabilen, hafıza özelliğine sahip ve mevsim etkilerini dikkate alabilen matematiksel model ile çözülmüştür. Önerilen model karar vericinin farklı zaman dilimlerinde farklı politikalar benimseyerek menü planları hazırlamasına izin vererek paydaşların tatminini en üst düzeye çıkarabilecek bir yapı sunmaktadır. Çalışmada modelin özellikleri ve temel beklentiler test edilmiş ve uygulanabilirliği doğrulanmıştır. Ayrıca beğeni ve maliyet odaklı menüler hazırlamasına olanak tanıyan politika parametresinin menü planı performans parametreleri olan ortalama beğeni ve maliyet puanları üzerindeki etkileri incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Tedarik zinciri yönetimi ve tedarikçi seçim kriterlerinin değerlendirilmesi: Medikal ürünlere yönelik bir uygulama

    Emine Satır

    Tedarik Zinciri Yönetimi, bir ürünün hammadde halinden son müşteriye ulaştırılmasında yer alan kaynak temini, üretim ve montaj, depolama ve stok takibi, sipariş takibi, dağıtım ve teslimat gibi aktivitelerin yürütülmesine yönelik bir süreçtir. Hastaneler, faaliyetlerini yerine getirebilmek amacıyla ihtiyaç duydukları malzemeleri ve hizmetleri istenilen zamanda, istenilen yerde, belli bir kalitede ve fiyatta temin etmek durumundadırlar. Bu bağlamda, sağlık sektörü için tedarik zinciri yönetimi maliyetleri düşürmek, israfı azaltmak, tıbbi hataları önlemek ve hizmet kalitesini artırmak amacı ile oldukça önemlidir. Bu çalışmada, hastanelerde medikal ürünlerin ve tedarikçilerin seçimi açısından etkili olan kriterler ile medikal firmalar açısından ürün tedariğinde tercih edilen kriterler belirlenerek, benzerlik ve farklılıklar değerlendirilmiştir. Kriterlerin seçimi, malzemenin alınmasında etkili olan sağlık personeli ile medikal firmalar tarafından yapılmıştır. Sağlık çalışanlarının kriterleri tedarikçi firmalar temel alınarak; medikal firmaların kriterleri ise tedariğini yaptıkları ürünler temel alınarak, Dickson'un tanımladığı 23 kriterin uyarlanması ile belirlenmiştir. Belirlenen kriterler önem derecelerine göre sıralanmıştır. Kriterlerin karşılaştırılması ve önem derecelerinin tespit edilmesinde, "Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden" biri olan, "Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP)" kullanılmıştır. Medikal firmalar açısından Sağlık Bakanlığı ve prosedürler kriteri; sağlık çalışanları açısından tedarikçinin teknik servis hizmeti kriteri en önemli kriter olarak tespit edilmiştir.