Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Orman köylerine yapılan desteklerin sosyal hayat üzerindeki etkilerinin araştırılması Gümüşhane ili örneği

    Mevla Kubay

    Ormancılık çalışmaları orman köylüleri ile birlikte yapılmaktadır. Orman köylülerinin sosyo-kültürel ve ekonomik durumları ormanlar üzerinde oldukça fazla etkiye sahip olmaktadır. Bu etkilerin olumlu yönde dönüştürülmesi için orman köylülerinin kalkınmalarını sağlamak amacıyla kamu kurumları tarafından farklı çalışmalar yapılmaktadır. Tez çalışmasında orman köylülerine sağlanan imkânların ormanlar üzerindeki etkilerin belirlenmesi için gerçekleştirilmiştir. Orman köylerinde ekonomik faydaların sağlanması sosyal baskıları azaltarak ekosistem sürekliliğine katkı sağlamaktır. Ana hipotez, ORKÖY'ün (Orman Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü) 2012 ila 2022 yılları arasında gerçekleştirilen sosyo–ekonomik nitelikli projelerin Gümüşhane'deki orman köylülerinin yaşamları üzerindeki etkilerini araştırılmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında 16 orman köyünde 121 adet orman köy hanesindeki bireyler ile yüz yüze görüşme yoluyla anketler yapılmıştır. Anketlerdeki veriler sayısal ortama aktarılmış ve istatistiki analizler SPSS 28.0 istatistik yazılımıyla yapılmıştır. Verilerin; frekans ve yüzde dağılımları belirlenmiş ve anket soruları arasındaki ilişkiler ki-kare testi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak katılımcıların ORKÖY desteklerinden sırasıyla süt sığırcılığı, besi sığırcılığı, güneş enerjisi ile su ısıtma sistemi, süt koyunculuğu ve mikro kredi desteği aldıkları belirlenmiştir. Orman köylülerinin ORKÖY kredilerinin faydalı olduğunu ifade etmelerine rağmen, kredi miktarlarını düşük bulduklarını söylemişlerdir. Sonuçların orman köylüsü üzerindeki olumlu sonuçlarının ilgili kurumlara faydalı izlenimler vereceği kaçınılmazdır. Anahtar Kelimeler: Sosyo-Ekonomi, Orman Köylüsü, Güneş Enerjisi, Kalkınma.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Mülk Sûresi bağlamında nahiv sarf ve belağatın işlenişi

    Mursal Saadat

    Bu araştırma, Mülk Sûresi'ni morfolojik, gramer ve retorik açıdan ele almaktadır. Morfolojik çalışmadan kastedilen, yapısız kelimelerin incelenmesidir, gramer çalışmasından kastedilen, yapı halindeki kelimelerin incelenmesidir. Retorik çalışma ile kastedilen, bir ifadenin belağat gücünü bozan kusurlardan ne ölçüde arınmış olduğudur. Bu çalışma biçimbilimsel, gramersel ve retoriksel bir çalışma olup, konunun doğası bakımdan, benimsenen yaklaşımın betimsel bir yaklaşım olmasını gerektirmektedir. Araştırmanın doğası gereği tümevarım, derleme, betimleme ve analize dayalı olması nedeniyle birinci, ikinci ve üçüncü bölümler betimsel ve analitik yaklaşıma göre yürütülmüştür. Araştırmayı, metodolojik bir giriş ve ardından sonuç bölümünde genel bir çerçeve sunan üç bölüme ayırdım. Giriş bölümünde, araştırmanın amaçları, önemi ve içerdiği diğer konular hakkında kısa bir sunum yaptım. Araştırmanın birinci bölümünde Mülk Sûresi morfolojik açıdan ele alınmış, ikinci bölümde dilbilgisel açıdan Mülk Sûresi ele alınmış, üçüncü bölümde ise söz konusu Sûre retorik açıdan ele alınmıştır. Her bölümün kısımlara sahip olduğunu ve her konunun onu takip eden yönlendirmeleri olduğunu belirtmekte fayda var. Son olarak bu bölümleri, çalışma ve inceleme sonrasında ulaştığım en önemli verileri sonuç bölümüyle destekledim ve daha sonra araştırmamda yararlandığım kaynak ve referansların bir listesine yer verdim.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Francis Bacon'ın tümevarım anlayışı

    Gülan Sarılı

    Novum Organum, Denemeler ve Yeni Atlantis adlı kitaplarının Türkçeye çevrilmesiyle yaşadığımız coğrafyada sadece felsefe alanıyla ilgilenenler arasında değil, genel okuyucu kitlesi tarafından da bilinir olan Francis Bacon, felsefi ve bilimsel düşüncenin gelişmesine katkı yapan çığır açıcı düşünürlerden biridir. Onun başarısı, yerleşik kabullere tepki olarak yeni bir bilimsel yöntem kavrayışı sunmasından kaynaklanır. Bu bağlamda Bacon, tümdengelime dayalı mantığın felsefi ve bilimsel sorunların üstesinden gelemediği/gelemeyeceği iddiasıyla ilerlemeyi sağlayacak olan tek çözüm yolunun tümevarım olduğunu ileri sürmüştür. Bu durum, bilimsel yöntem meselesinin ne denli büyük bir öneme sahip olduğunu göstermiştir. Buna bağlı olarak tez çalışmasında, Bacon'ın Novum Organum adlı eseri merkeze alınarak onun tümevarım anlayışı incelemeye tabi tutulacaktır. Bunun için de düşünürün kendi dönemine kadar etkin olan Aristotelesçi yaklaşım tarzına yönelik eleştirileri, "Bilgi güçtür." şiarıyla özetlenebilecek olan bilim anlayışı ve idol kavramlaştırması irdelenecektir. Böylece bilimsel ilerlemenin olanaklı hale gelmesine etkide bulunan sağlam ve güvenilir bir bilimsel yöntemin tesisinin nasıl olduğu, bilim tarihinin dikkat çekici bir kesitinin değerlendirilmesi suretiyle ele alınacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Platon'da Daimōn ve Daımonıon ile irtibatı içerisinde epistēmē

    Seda Yalçın

    "Daimōn," Platon öncesi "epos" ve "thegonia" merkezli Grek tahayyülünde "theos" ve "anthrōpos" arasında yer alan "theios" vasfına sahip bir işaret edilen olarak karşımıza çıkar. Bu tahayyülün, Herakleitos'da "ēthos"a temas ve Parmenides'de ise "alētheia" yolculuğunu nakletme çerçevesinde, işaret edilenin "theios" vasfını muhafaza ederek sürdürüldüğü görülür. Platon fikriyatında Sokrates'e atıfla ve "daimōn"un "daimonion" dilsel türeviyle karşılaştığımız işaret edilen, Apologia metninde Sokrates'in "theoi"ya bağlı olup olmadığını belirginleştirme hattında, yoğun bir irdeleme ağının merkezinde yer alır. Tartışma, Symposion metninde ise "daimōn" zemininde, "philosophia" sürecinin "eros"a dönük cihetini tasvir etmek için sürdürülür. Metinleri dikkatli bir biçimde tetkik edildiğinde, Platon'un birbirine anlam ve işlev bakımından son derece yakın düşen iki katmanlı bu örüntüyü, "theios" vasfını reddetmeden, aynı zamanda Sophistes metninde, kuvvetli bir "eleştiri (krinein)" mekanizması olarak kullandığı saptanmaktadır. Tezimizin amacı, bahsedilen örüntü çerçevesinde Platon metinlerini çözümlemek için yeni bir yaklaşım geliştirmektir. Bu hususu adlandırmak için "epistemik duruş" deyişini kullandık. Bahsedilen yaklaşım, birbirine bağlı üç ana sav çerçevesinde ileri sürülüp gerekçelendirilmeye çalışıldı. İlk olarak, "daimōn" ve "daimonion" örüntüsü, Platon metinleri içerisinde ve bu metinlerin kayıt ve sınırlarını aşmadan, "muthos" yazımı ekseninde değil, "epistēmē" zeminde anlaşılabilir. İkinci olarak, bu anlama, "epistēmē"yi mümkün kılan faaliyete, "sınır mefhum" deyişi ile açılan bir irtibatı kullanmak suretiyle gerçekleştirilebilir. Böyle bir irtibat, muhakeme (dionaia) üzerinden değil muhakemenin sınırlarını tanıma yönünden "logos"a doğru yönelen "mesafe"li bir "duruş" ile mümkündür. Son olarak, "logos"a doğru kat edilen mesafe düzleminde "daimōn" ve "daimonion" örüntüsünü kullanmanın temel amacı, Platon düşüncesi itibariyle, "politik yapı"nın (politeia) sadece tesisine değil aynı zamanda sınanmasına götürecek bir imkân tesis etmektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Covid- 19 salgınında sosyal medya kullanıma bağlı hikikomori riskinin incelenmesi

    Aylin Kin

    Bu çalışmanın amacı, bireyin her türlü temastan uzak kalarak en az 6 ay ve daha uzun süreli çekilme semptomu olarak tanımlanan Hikikomori kavramının Covıd-19 salgın sürecinde gerçekleştirilen zorunlu izolasyon uygulaması ve artan sosyal medya kullanımı ile olan ilişkisini incelemektedir. Çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden anket ve nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak karma bir yöntem benimsenmiştir. Nicel veri toplama yöntemi ile çalışmada, 1201 öğrenciden veri toplanmış ve elde edilen veriler normallik testi, faktör analizi, t testi, korelasyon analizi, geçerlilik ve güvenirlilik analizi, regresyon analizi gibi istatiksel terimlerle analiz edilmiştir. Nitel veri toplama yöntemi ile çalışmada 4 pskikolog, 4 sosyal medya uzmanı, 4 sağlık çalışanı olmak üzere toplam 12 uzman ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, cinsiyet, yaş, Covıd-19 izolasyon durumu, Covıd-19' dan etkilenen biriyle temas nedeniyle izole olma ve Covıd-19 nedeniyle iş kaybı gibi faktörlerin Hikikomori semptomu ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Eğitim düzeyinin ise Hikikomori ile olumsuz bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir. İzolasyon ve sosyal medya kullanımın Hikikomori riskini arttırdığı ve sosyal medya bağımlılığı ile anlamlı ve olumlu bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bu bulgular, pandemi sürecindeki sosyal ve psikolojik etkilerin anlaşılmasına ve uygun müdahalelerin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.Salgın dönemimde izolasyonun artması ve sosyal medya kullanımındaki artış, Hikikomori riskini artırabilecek faktörler arasında yer almaktadır. Bu nedenle, pandemi sürecinde bireylerin psikolojik sağlığını korumak için uygun müdahaleler geliştirilmelidir. Ayrıca, sosyal medya kullanımının dengeli bir şekilde yönetilmesi ve izolasyonun etkilerinin azaltılması için destek mekanizmaları ve sosyal izolasyon etkilerini azaltacak çözümlerin geliştirilmesi gerekmektedir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Gümüşhane deleme peynirinin bazı kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerinin belirlenmesi

    Şule Özdoğan

    Deleme peyniri, Gümüşhane'de uzun yıllardır üretimi yapılan, maya katılmadan üretilen, kendine özgü aroması olan coğrafi tescilli geleneksel bir peynirdir. Bu araştırmada, Gümüşhane ilinde geleneksel yöntemlerle üretilen ve açık pazarlarda satılan 15 adet Deleme peynirinin kimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri incelenmiştir. Deleme peyniri üretiminde standart hammadde ve üretim tekniği kullanılmadığından peynir örneklerinin kimyasal değerleri geniş bir aralıkta değişmiştir. Peynir örneklerinin ortalama kimyasal değerleri; kurumadde %45.21±0.33, tuz %2.35±0.09, kurumaddede tuz %5.22±0.20, kül %5.26±0.114, yağ %8.13±0.30, kurumadde yağ %17.99±0.66, protein %28.39±0.40, pH 5.64±0.04; renk değerleri ise L* 78.06±0.33, a* -4.77±0.07, b* 20.65±0.51 olarak bulunmuştur. Peynirlerin tümü Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği'ne (TGK 2015/6) göre 'Az yağlı' peynir grubuna girmektedir. Ayrıca peynir örneklerinin tamamında nem ve tuz oranı tebliğde belirtilen değerlerden yüksek bulunmuştur. İncelenen peynirlerin mikrobiyolojik değerleri ise; toplam mezofilik aerobik bakteri sayısı 6.78±0.73 log kob/g; M17 agarda mezofilik ve termofilik laktik asit bakteri sayısı sırasıyla 6.89±0.79, 6.65±0.14; MRS agarda mezofilik ve termofilik laktik asit sayısı sırasıyla 6.70±0.12, 6.25±0.15; Staphylococcus aureus bakteri sayısı 4.80±0.14; Enterobacteriacea bakteri sayısı 2.20±0.19; koliform bakteri sayısı 2.20±0.20; maya-küf sayısı 5.14±0.25 log kob/g olarak saptanmıştır. Sonuçlar deleme peyniri üretiminin hijyenik şartlarda üretiminin yapılmadığını göstermiştir. Kültürel zenginliğimizin bir parçası olan deleme peynirinin bilinen ve tüketilen peynir çeşitlerinden olabilmesi için hijyenik koşullarda standart bir üretim tekniği geliştirilmesi, daha sık denetim ve bilimsel çalışma yapılması gerekmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Karasal ve yüzer güneş enerji santrallerinin karşılaştırmalı termoekonomik analizi

    Abdurrahman Saka

    Fosil yakıtların çevreye verdiği zararlar nedeniyle enerjiye duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum ülkeleri yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirmektedir. Güneş enerjisinin yıllık güneşlenme oranına bakıldığında Türkiye'deki potansiyeli oldukça yüksektir. Bu potansiyel dikkate alınarak sistemlerin ilk kurulum maliyetlerinin belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının yapılması, yatırımın planlanması açısından önem arz etmektedir. Karasal güneş enerji santrallerinin kurulumlarında arazinin büyük bir bölümünün kullanılması dezavantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Değerli arazi ve su kaynaklarını korumak adına yüzer güneş enerji santrallerinin kullanımı büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda Van bölgesinde olan karasal güneş enerji santrali ve yüzer güneş enerji santralleri için PVsyst programı kullanılarak enerji üretim değerlerinin karşılaştırılması ve ekonomik olarak analizi yapılmıştır ve yüzer güneş enerji santrallerinin karasal güneş enerji santrallerine göre %10 daha fazla enerji üretimi yaptığı görülmüştür. Ekonomik incelemeden elde edilen veriler ışığında, yüzer sistem için ilk yatırım maliyetinin, arazi tipi sisteme göre %7 daha fazla, yatırımın geri dönüş süresinin ise daha kısa sürede olduğı ortaya çıkmıştır. Bu tez kapsamında, güneş enerji santrallerinin verimli bir şekilde çoğalması, yenilebilir enerji alanında bilgi birikimine katkıda bulunmayı, enerji sektörünün gelecek nesillere daha temiz bir çevre bırakma hedefi ve yatırımcıların hangi santrali kurmaları konusunda doğru bir karar vermeleri için kaynak niteliği taşıması amaçlanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kötülük problemi ve Alvin Plantinga'nın özgür irade savunması

    Salih Erdem

    Kötülük problemi felsefe tarihinin en tartışmalı konularından biridir. Bu problemin temelinde mutlak anlamda güçlü ve mutlak anlamda iyilik sahibi bir Tanrı'nın varlığı ile dünyadaki kötülüklerin bir arada açıklanıp açıklanamayacağı sorusu yer alır. Ateistlere göre dünyada bir çok kötülük vardır ve bunların varlığı herşeye gücü yeten bir Tanrı anlayışıyla çelişmektedir. Bu sebeple onlar son kertede Tanrı'nın varlığının reddedilmesi gerektiğini iddia ederler. Teistler bu probleme çözüm önerisi olarak birçok teodise ve savunma geliştirmişlerdir. Çözüm önerileri arasında en çok ilgi gören Alvin Plantinga tarafından sistemleştirilen özgür irade savunmasıdır. Özgür irade savunmasına göre dünyadaki kötülükler insanların özgür iradeleriyle gerçekleştirdikleri eylemlerin sonucunda meydana gelir. Dolayısıyla dünyada kötülüklerin olması Tanrı'nın varlığını reddetmeyi gerektirmez. Bu tezin amacı Alvin Plantinga tarafından öne sürülen özgür irade savunmasının detaylı bir şekilde ele alınması ve değerlendirilmesidir. Çalışmamızın ikinci ve üçüncü bölümünde kötülük kavramı üzerinde durulmuş ve kötülük çeşitleri incelenmiştir. Bununla birlikte kötülük probleminin ne olduğu ve farklı dönemlerde yaşayan filozoflarca nasıl anlaşıldığı üzerinde de durulmuştur. Çalışmamızın dördüncü bölümünde ise özgür irade kavramı ele alınmış ve bilinç kavramından hareketle özgür iradeye sahip failler olup olmadığımız konusu tartışmaya açılmıştır. Çalışmamızın beşinci ve son bölümünde Alvin Plantinga'nın özgür irade savunması detaylı bir şekilde işlenmiştir. Bu bölümde ayrıca Plantinga'ya yöneltilen bazı eleştirilere de yer verilmiştir. Sonuç olarak ise özgür irade savunmasının kötülük problemini çözmeye yönelik makul bir çözüm önerisi olup olmadığı değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Hizmetkar liderlik ile iş tatmini arasındaki ilişki: Öğretmenler üzerine araştırma

    Nuran Güler

    Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin hizmetkâr liderlik algısı ile iş tatmini arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmada çalışanların iş tatmin düzeylerini ölçmek amacıyla "İş Tatmini Ölçeği" kullanılmıştır. Hizmetkâr liderlik algısını belirlemek amacıyla "Hizmetkâr Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma Ağrı ilinde kamu ve özel eğitim kurumlarında çalışan 351 öğretmen üzerinde gerçekleşmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket yöntemi ve SPSS 20.0 Programı uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde güvenilirlik analizi, regresyon analizi, korelasyon analizi ve faktör analizinden yararlanılmıştır. Öğretmenlerin hizmetkâr liderlik algısı ile iş tatmini arasındaki ilişkiyi inceleyen bu çalışmanın sonucunda elde edilen verilerin analizine göre, hizmetkâr liderlik ile iş tatmini arasında güçlü düzeyde pozitif (r=0.582) ve anlamlı (p<0.05) bir ilişki tespit edilmiştir. İlişkinin etkisine yönelik yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre; hizmetkâr liderliğin iş tatminini pozitif yönde ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hizmetkâr liderlik, İş tatmini, Öğretmenler

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Heyelan duraylılığının jeolojik ve jeofizik yöntemlerle değerlendirilmesi (Gümüşhane Süleymaniye örneği)

    Osman Abanoz

    Ülkemizde jeolojik, iklimsel, coğrafik özellikleri ve yanlış arazi kullanımı nedeniyle heyelan olayları sıkça yaşanmakta ve çoğu kez tekrarlanarak afete dönüşmektedir. Heyelanlar; akma, kayma, düşme ve devrilme gibi farklı hareket mekanizmalarda gerçekleşmekte olup depremler, ani-şiddetli yağışlar ve sıcaklık değişiklikleri ile tetiklenerek tehlikeli olabilecek afet olaylarına yol açmaktadır. Bu nedenle uzun süreli ve bol yağışın etkili olduğu, nemli iklime sahip Doğu Karadeniz Bölgemizde heyelanların afete dönüşerek büyük ölçüde can ve mal kaybına yol açmasını önleyici mühendislik çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Kayan kütlenin ve altındaki yapının özelliklerinin yüksek doğruluk oranıyla belirlenmesi heyelan yapısının ortaya çıkarılmasında çok önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Gümüşhane ili Süleymaniye Kayak tesis alanında jeolojik ve jeofizik yöntemler kullanılıp heyelan duraylılık analizleri yapılarak tehlike oluşturabilecek heyelan alanlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, jeofizik yöntemlerle heyelanın sınırları, kayma yüzeyinin derinliği, heyelan kütlesinin farklı kayaç kesimleri, yeraltı suyu durumu, temel kayanın derinlik, yapı ve bileşim özellikleri tespit edilerek sonlu elemanlar ve limit denge analizleri ile düşey ve yanal deformasyonlar ortaya koyulacaktır. Bu değerlendirmeler sonucunda riskli alanlar tespit edilip en uygun iyileştirme yöntemleri önerilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Mikro ve makro vergi planlaması: Türkiye vergi sistemi içerisindeki yeri ve önemi

    Görkem Takmaz

    Vergi, devlet tarafından genel hizmetlerin maliyetlerini karşılamak için gerçek ve tüzel kişilerden toplanan zorunlu bir ödemedir. Mükellefler açısından düşünüldüğünde vergi, gelir kaybı anlamındadır ve mükellefler kanunlar çerçevesinde daha az vergi ödeyerek bu kaybı en aza indirme düşüncesinde olmaktadırlar. Bu düşüncenin hayata geçirilmesi vergi planlaması ile mümkün olabilmektedir. Mükellefler daha az vergi ödemek için mikro, devlet ise vergi gelirlerini arttırmak için makro vergi planlaması yapmaktadır. Devlet, verginin ödenebilirliğini ve ülke ekonomisinin gelişimi gibi nedenlerle mükelleflerin vergi yükünü azaltma konusunda bazı kolaylıklar sağlamak, mükellefler de bu şekilde yasaların verdiği imkanlar dahilinde daha az vergi ödemektedir. Mükellefler modern yönetim yöntemlerine göre planlama yapar ve gelecekte karşılaşılabilecek risk durumlarına karşı tutarlı bir karar alma mekanizması kurmaktadırlar. Günümüzün rekabetin yoğun olduğu pazar ortamında faaliyet gösteren şirketlerin, maliyetleri mümkün olduğunca azaltmak ve karlılığı artırmak için hedef ve stratejilerine göre çeşitli alanlarda planlar geliştirmeleri gerekmektedir. Devlet ise yapılan harcamaların karşılığını vergi ile geri toplayabilmek amacıyla vergi planlaması yapmaktadırlar. Bu çalışmada mikro ve makro vergi planlaması Türkiye vergi sistemi açısından incelenmiştir. Ülkemizde yürürlükte bulunan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunundaa vergilendirmede muafiyet ve istisnalara, 213 sayılı Vergi Usul Kanununda vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında indirim müessesesi, amortisman, değersiz alacaklar uygulaması, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda ise zarar mahsubu, diğer indirimler, kanunen kabul edilen ve edilmeyen giderler, indirimli kurumlar vergisi, muafiyet ve istisnalar, sınai mülkiyet haklarında istisna uygulamaları yer almaktadır. Çalışmanın sonucunda incelenen ülkelerde mikro ve makro vergi planlaması araçlarının kullanıldığı, Türkiye vergi sisteminde de diğer ülkelerdekine benzer uygulamaların bulunduğu görülmüş, vergi planlaması uygulamalarının kullanırlığının arttırılması açısından önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Makro vergi planlaması, Mikro vergi planlaması, Vergi, Vergi planlaması.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    OECD ülkelerinin sağlık harcama ve sağlık performans göstergeleriyle değerlendirilmesi

    Dilara Tunçer

    Sağlık hizmetlerinin erişimi ve kalitesi, bir ülkenin sağlık sisteminin temel ölçütlerindendir. Farklı ülkelerde uygulanan sağlık politikaları ve sistemlerin karşılaştırması önemli yönetimsel iç görü sağlama potansiyeli taşımaktadır. Bu çalışmada sağlık sistemlerinin güçlü ve zayıf yönlerini belirleyerek politika yapıcılarına ve sağlık yöneticilerine rehberlik etme amacıyla Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üye ülkelerinin sağlık harcamalarının ve sağlığa erişilebilirliğinin belirli göstergeler ile değerlendirilmektedir. Çalışmada OECD ülkelerinin sağlık harcamaları ve sağlık hizmetlerine erişim göstergelerini değerlendirmek için nicel verilere dayalı bir analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler, OECD Stat veri tabanından alınmış ve analiz için çok kriterli karar verme yöntemlerinden COCOSO ve Promethee yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, OECD üye ülkelerinin sağlık harcamaları ve sağlık hizmetlerine erişim göstergeleri üzerinde yapılan analizler sonucunda farklı ülkeler arasında önemli farklılıklar ve benzerlikler belirlenmiştir. Bu analizler, sağlık sistemlerindeki güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymuş ve sağlık politikalarının geliştirilmesi için önemli ipuçları sunmuştur. Bu çalışma, farklı ülkelerin sağlık sistemlerini karşılaştırmak ve iyileştirme alanlarını belirlemek için bir çerçeve sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Sağlık sistemi, Erişilebilirlik, Harcama, CoCoSo, Promethee.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Türkiye'de COVID-19 salgını sürecinde sivil havacılık sektörü çalışanlarının iş-yaşam dengesinin çalışma motivasyonuna etkileri

    Fatih Şahin

    Günümüzde insanlar uzun süreler çalışmakta, bunun sonucunda günlük yaşamlarına yeterince zaman ayıramamaktadırlar. Bu durum insanın çalıştığı tüm sektörlerde iş hayatında mutluluk, verimlilik ve iş tatmini üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Havacılık sektöründe ise bu etkiler, geri dönülemez olumsuz sonuçlara sebebiyet verebileceğinden havacılık çalışanlarının iş-yaşam dengelerini sağlıklı bir şekilde kurmaları ve çalışma motivasyonlarının yüksek olması önem arz etmektedir. Hayati öneme sahip bu konuların Türk havacılık literatüründe yeterince çalışılmaması bu çalışmanın ortaya çıkmasında temel neden olmuştur. Literatürde iş-yaşam dengesi konusunun oldukça popüler olduğu görülmektedir. Makalelerde ve tezlerde iş-yaşam dengesi kavramı genellikle çalışan verimliliği, işe bağımlılık düzeyi, örgütsel bağlılık, tükenmişlik ve cinsiyet eşitsizliği konularında irdelenmiştir. Bu çalışmalar arasında havacılık sektörü ile turizm sektörünün birlikteliği bağlamında olanların sayısı oldukça azdır ve bu tezin problemini oluşturan COVID-19 salgını sürecinde iş-yaşam dengesinin çalışma motivasyonuna etkisi ile ilgili bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu nedenle çalışmanın sivil havacılık ve turizm literatürüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de faaliyet gösteren hava yolu işletmelerinde çalışan 458 kokpit ve kabin personeli oluşturmaktadır. Katılımcıların ölçümlerden elde ettikleri puanların demografik özelliklere göre farkının incelenmesinde 2'li gruplar için bağımsız örneklem t-testi, 2'den fazla gruplar için tek yönlü Anova testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların "iş-yaşam dengesi" ile "çalışma motivasyonu" arasında pozitif yönlü ve yüksek bir ilişki bulunmuştur. t-testi ve ANOVA sonuçları, havacılık çalışanlarının iş-yaşam dengesi ve çalışma motivasyonlarının farklı demografik özelliklere sahip olmalarına göre farklılaştığını göstermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    İçsel pazarlamanın örgütsel vatandaşlık aracılığında müşteri odaklılığa etkisi

    Sezgin Yalçın

    Çağrı merkezi sektörü, çeşitli sektörlerde müşteri hizmetleri ve desteğine yönelik artan talep nedeniyle son yıllarda önemli ölçüde büyüyen bir sektördür. Müşteri merkezli bir yaklaşıma sahip kuruluşların günümüzün oldukça rekabetçi iş ortamında başarılı olma olasılığı daha yüksektir. Bu, çağrı merkezi çalışanları arasında müşteri odaklılığı ve örgütsel vatandaşlık davranışını geliştirmenin bir yolu olarak içsel pazarlamaya olan ilginin artmasına yol açmıştır. Bu bağlamda, bu araştırmada çağrı merkezlerinde örgütsel vatandaşlık aracılığıyla içsel pazarlamanın müşteri odaklılık üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma büyük bir çağrı merkezi bünyesinde çalışan 433 kişinin katılımıyla sağlamıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen model için veri toplama tekniği olarak kolayda örnekleme metodundan faydalanılarak, literatürdeki çalışmalardan elde edilen anket soruları üzerinden gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SSPS ve AMOS programları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, içsel pazarlamanın müşteri odaklılık ve örgütsel vatandaşlık üzerinde olumlu bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca örgütsel vatandaşlığında müşteri odaklılığı olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte araştırmanın amacı kapsamında örgütsel vatandaşlığın, içsel pazarlama ile müşteri odaklılık arasındaki aracılık etkisi incelenmiş tam aracılık ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum, içsel pazarlama uygulamalarının çalışanların örgütsel vatandaşlık düzeyini artırarak, onların müşteri odaklılık davranışlarını gösterme olasılığını artırdığını göstermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bugünün ve yarının arama-kurtarma ekiplerinin meslek hayatlarındaki teknolojiye bakış açılarının değerlendirilmesi; Gümüşhane ili örneği

    Şevval Nihal Şahin

    Günümüz toplumlarını etkileyen başlıca dinamiklerden birisi olan teknoloji, doğa ve toplumsal çevreyi kontrol etmek ve dönüştürmek amacıyla geliştirilen teknikler, araçlar ve süreçlerden oluşmaktadır. Her alanda olduğu gibi değişen ve gelişen teknoloji arama-kurtarma alanında da dikkat çekici dönüşüme uğramıştır. Günümüzde arama ve kurtarmada kullanılan teknolojik cihazlar bilgiye ulaşma, yayma, hızlı algılama, kolay yer tespiti, iletişim, tedarik vb. durumlar için avantajlar sağlamaktadır. Bu çalışmada Gümüşhane ilinde yer alan bugünün ve yarının arama kurtarma personellerine yapılacak teknolojinin gerekliliği adlı anket çalışması doğrultusunda ekiplerin kullandıkları teknolojik cihazları kullanım düzeyleri ve teknolojik cihazlara karşı tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan literatür taramasında bu konu ile ilgili yeterince çalışma olmadığından araştırmamızın ölçeği ve anketi tarafımızca oluşturulmuştur. Ankette demografik sorulara ek olarak teknolojinin gerekliliği ölçeği ile toplam 43 soru mevcuttur. Elde ettiğimiz verileri SPSS 26 veri programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlara göre öğrencilerin çalışanlara nazaran teknolojik cihaz kullanımına daha olumlu baktıkları görülmüştür. Özellikle iletişim ve haberleşme araçlarının kullanımına ait değerler oldukça yüksektir. Bunun ek olarak araştırma da ekiplerin Teknolojik Cihazların gerekliliğine inanmalarına rağmen onlara duyulan güvenin az olduğu olduğu gözlenmektedir. Yaşam ile ölüm arasında saniyelerin çok önemli olduğu arama kurtarma çalışmalarında ekiplerin verimli ve etkili olmak için teknolojiyi ve teknolojik cihazları etkin kullanmaları gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Arama, Arama kurtarma personelleri, Kurtarma, Teknoloji, Teknolojinin gerekliliği

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Marka cinsiyet algısının reklamlara yönelik tutumlar ve satın alma niyeti üzerindeki rolü: Femvertising reklamlar üzerine bir araştırma

    Büşra Aydın Yorgun

    Medya ve reklamlar, özellikle televizyon aracılığıyla geniş kitlelere ulaşarak toplumsal hayatı etkilemektedir. Tüketim kültürünün merkezinde yer alan medya, genellikle kadın figürleri üzerinden toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreterek kadını bir tüketim nesnesi haline getirme eğilimindedir. Kadınlar, reklamlarda ya zayıf ve yetersiz bir şekilde ya da sadece cinsel bir obje olarak temsil edilirken, bu durum kadınların değersizleştirilmesine yol açmaktadır. Ancak, femvertising akımıyla birlikte bu paradigma değişmeye başlamıştır. Artık reklamlarda kadınlar, bir nesne olarak değil, özneler olarak gösterilmekte güçlü, özgür ve doğal halleriyle temsil edilmektedirler. Bu şekilde, reklamlar kadınları daha insanî bir şekilde yansıtarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadeleye katkıda bulunmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı marka cinsiyet algısının reklama yönelik tutumlar ve satın alma niyeti üzerindeki rolünün Femvertising reklamlar üzerinden nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği uygulanarak çözümlenmesidir. Türkiye literatüründe marka cinsiyetinin satın alma niyeti ve reklama yönelik tutumlar üzerindeki rolünün Femvertising reklamlar üzerinden anket tekniği ile ölçümlenmesine rastlanmadığından dolayı bu tez çalışmasının özgün bir değer taşıdığı düşünülmektedir. Demografik özellikler, Reklam Tutum ölçeği, Satın Alma Niyeti ölçeği ve Marka Cinsiyet ölçeği olarak dört bölümden oluşan bir anket tasarlanmış olup, elde edilen veriler paket istatistik programlarında analiz edilmiştir. Femvertising reklamlara yönelik tutumda marka cinsiyet algısı değişkenine göre, satın alma niyetinde marka cinsiyet algısı değişkenine göre anlamlı farklılıklar olduğu çıkan önemli sonuçlar arasında yer almaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Duygusal emek ve psikolojik iyi oluş hali arasındaki ilişki: Sağlık çalışanları üzerine bir araştırma

    Hatice Sadık

    Çalışma hayatında duygular son zamanlarda hızla ön plana çıkmış ve çalışma hayatı duygudan yoksun olarak düşünülemez hale gelmiştir. İnsanlarla etkileşim için de bulunulan mesleklerde duygu yoğunluğu daha fazla hissedilmektedir. Sağlık sektöründe değişen koşullar, insanlarla yoğun ilişki içerisinde olmak çalışanların sorumluluk alanlarını ve iş yüklerini artırmaktadır. Bu durumda çalışanların bu değişime ayak uydurmaları iletişimde oldukları insanlarla empati yapabilmeleri ve duygularını yönetebilmeleri zorunlu hale gelmiştir (Öz ve Baykal, 2017:143). Bunu da dikkate alarak, bu çalışmanın amacı, duygusal emek ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiyi sağlık çalışanları bağlamında incelemektir. Bunun dışında bu değişkenleri demografik faktörlere göre incelemektir. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane ilindeki 202 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Katılımcılardan veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği ve Warwick-Edinburg Mental İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için güvenilirlik analizi, frekans analizi, normallik testi, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Duygusal emek düzeyinin ve psikolojik iyi oluş düzeyinin yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve pozisyona bağlı bir fark göstermediği sonucuna varılmıştır. Duygusal emek ve psikolojik iyi oluş arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı ve bağımsız değişken olan duygusal emeğin bağımlı değişken olan psikolojik iyi oluş üzerinde bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler:Duygusal emek, Psikolojik iyi oluş, Sağlık çalışanı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Toplumsal cinsiyet algısı ve siber zorbalık ilişkisi: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma

    İbrahim Alkan

    Çalışmada ilk olarak toplumsal cinsiyet algısının tanımı, rolleri ve kuramları hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra siber zorbalık tanımı, siber zorbalık ile cinsiyet arasındaki ilişki, siber zorbalık türleri, araçları ve kuramları hakkında açıklamalar yapılmıştır. Çalışmanın amacı, toplumsal cinsiyet algısı ve siber zorbalık arasındaki ilişkiyi üniversite öğrencileri bağlamında incelemektir. Bunun dışında bu değişkenleri demografik faktörlere göre incelemektir. Çalışmanın örneklemini Çukurova Üniversitesi'nde eğitim gören 284 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılardan veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Toplumsal cinsiyet algısı ve Siber Zorbalık Ölçeği kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için güvenilirlik analizi, frekans analizi, normallik testi, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Toplumsal cinsiyet algısı ve siber zorbalığın cinsiyet, ikamet edilen yer, sınıf ve kullanım amacına bağlı farklılıklar gösterdiği sonucuna varılmıştır. Toplumsal cinsiyet algısı ile siber zorbalık/mağdur arasında istatiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Hatay Büyükşehir Belediyesi itfaiye çalışanlarının tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma

    İrem Buğday

    Her yıl dünyanın birçok yerinde farklı zamanlarda ve türlerde afetler meydana gelmektedir. Bu afetlerle mücadele edenler arasında yer alan itfaiye çalışanları, tükenmişlik sendromu gibi birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmaktadırlar. Tükenmişlik sendromu, çalışanın motivasyon ve istek kaybı yaşamasına, veriminin düşmesine neden olabilmektedir. Görevleri arasında hayat kurtarmak olan itfaiye çalışanlarının tükenmişlik sendromu yaşama ihtimalinin olması bu çalışmanın gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmadaki amaç, Hatay İtfaiyesinde çalışan personellerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek, ortaya çıkan sorunlara ve sonuçlara göre değerlendirmeler yaparak çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmanın verileri 1992 yılında Canan Ergin'in "Doktor ve Hemşirelerde Tükenmişlik ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğinin Uyarlanması" adlı çalışmasında geliştirdiği "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Analizlerden elde edilen bulguların neticesinde tükenmişlik düzeyi puan ortalamalarının düşük seviyede olduğu görülmüştür. İtfaiye çalışanlarının mesleklerinden ötürü tükenmişlik ile ilgili bilgi sahibi olmaları, kurumun bu yönde psikolojik destek ve uygun çalışma ortamı sağlamalarının yararlı olacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sosyal hizmet uzmanlarında bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi: Ankara ili örneği

    Serair Ferhat Bulat

    Sosyal hizmet uzmanlarında bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki yordayıcı etkisinin incelendiği bu araştırma nicel tasarıma göre dizayn edilmiştir. Bu araştırma Ankara il merkezinde kamu veya özel sektörde görev yapan toplamda 147 personel ile yürütülmüştür. Araştırmada demografik ve mesleki bilgi formu, bilişsel esneklik envanteri, mesleki doyum ölçeği ve problem çözme envanteri kullanılmış olup araştırma verileri IBM SPSS Statistics Subscription paket programında çözümlenmiştir. Demografik ve mesleki bilgi formundaki değişkenlere göre sosyal hizmet uzmanlarının, bilişsel esneklik ve problem çözme becerisinin mesleki doyum üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen veri ve sonuçlarının sosyal hizmet alan yazına, sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarına ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.