Yazarlar
- Ahmet Bayraktar(2)
- Ahmet Özdemir(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Abakar Ali Issakha(1)
- Abdoul Wahidou Mahamane Seydou(1)
- Abdoulaye Coulıbaly(1)
- Abdulkadir Daştan(1)
- Abdulkadir Gök(1)
- Abdulkadir Meydan(1)
- Abdulkadir Murat Güner(1)
- Abdulkerim Özkök(1)
- Abdullah Alperen Okumuş(1)
- Abdullah Birinci(1)
- Abdullah Danişmaz(1)
- Abdullah Danışmaz(1)
- Abdullah Egi(1)
- Abdullah Kolotoğlu(1)
- Abdullah Küçükaslan(1)
- Abdullah Memiş(1)
- Abdullah Necati Doğan(1)
- Abdullah Souda(1)
- Abdullah Turan(1)
- Abdullah Yılmaz(1)
- Abdulsamet Keleş(1)
- Abdulsamet Varan(1)
- Abdurrahman Atalay(1)
- Abdurrahman Oruç(1)
- Abdurrahman Saka(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Al2024 alaşımı üzerine MAO yöntemiyle büyütülmüş B4C ve TiO2 ilaveli kompozit kaplamalarının yapısal ve adhezyon özelliklerinin araştırılması
Seda Orhan
Saf alüminyum ve alaşımları yüksek özgül mukavemet ve düşük yoğunluk gibi özellikleri sebebi ile otomotiv, havacılık ve uzay sanayi, denizcilik uygulamaları ve spor ekipmanları gibi alanlarda kullanılan mühendislik malzemeleridir. Buna karşılık, agresif ortamlardaki zayıf korozyon ve aşınma özellikleri bu alaşımlarının spesifik alanlarda kullanımını kısıtlamaktadır. Bu çalışmada da alüminyum alaşımlarının yüzey özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmış ve yüzey iyileştirme tekniği olan MAO yöntemi kullanılmıştır. MAO yöntemi elektrokimyasal bir yüzey iyileştirme ve/veya geliştirme tekniğidir. Bu yöntem ile altlık malzemeye kıyasla aşınma ve korozyon direnci yüksek kaplamalar elde edilmektedir. Literatürde, Al 2024 alaşımı üzerine büyütülmüş kaplamalara yönelik çalışmalarda, B_4C ve TiO_2 ilavesi ile büyütülen kompozit kaplamaların yapısal ve adhezyon özellikleri üzerinde etkisine yönelik çalışmaların sınırlı olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, B_4C ve TiO_2 ilavesi ile büyütülen kompozit kaplamaların, mikro yapısı, faz yapısı ve kimyasal kompozisyonu sırasıyla, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), X Işın Difraksiyon (XRD), Enerji Dağılımı X ışını Spektroskopi (EDS) ile tespit edilecektir. Söz konusu kaplamaların altlık malzeme ile olan adhezyon özelliği de Scratch Test cihazıyla tespit edilecektir. Bu bağlamda, oluşturulan temel elektrolit içerisine katılan iki farklı katkı maddesinin kaplamanın yapısal ve adhezyon özellikleri üzerindeki etkisi incelenerek, altlık malzeme yüzeyinde oluşturulan kompozit kaplamalar arasında ilişki kurulması amaçlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024EEG sinyallerinde kablosuz bağlantı kullanılarak elektronik devre kontrolü
Ahmet Aktay
Bu çalışmada, EEG (Elektroensefalografi) sinyallerinin kablosuz bağlantı teknolojisi kullanılarak elektronik devrelerin kontrolü üzerine bir sistem geliştirilmiştir. EEG, beyindeki elektriksel aktivitenin ölçülmesi için kullanılan bir yöntemdir ve bu sinyaller, bireylerin zihin durumlarını, duygu durumlarını ve hatta motor komutlarını yansıtabilir. Bu çalışma, EEG sinyallerinin toplanması, işlenmesi ve bu verilerin kablosuz bir şekilde elektronik devrelere iletilmesi sürecini kapsamaktadır. Sistemin temel bileşenleri arasında EEG sinyallerini toplayan bir elektrot seti, sinyalleri analiz eden ve yorumlayan bir mikro kontrolcü ve bu verileri kablosuz olarak ileten bir haberleşme modülü bulunmaktadır. Toplanan EEG sinyalleri, belirli zihinsel durumlar veya komutlarla ilişkilendirilmiş, ardından bu komutlar kablosuz bağlantı üzerinden ilgili elektronik devreye iletilmiştir. Elektronik devre, gelen komutlara göre belirli işlemleri gerçekleştirmiştir. Çalışmanın amacı, fiziksel engelleri olan bireyler için yeni bir iletişim ve kontrol yöntemi sağlamaktır. Sonuçlar, EEG sinyallerinin doğru bir şekilde yakalanıp işlenebildiğini ve bu verilerin kablosuz olarak güvenilir bir şekilde iletilerek elektronik devrelerin etkin bir şekilde kontrol edilebileceğini göstermektedir. Bu teknoloji, tıbbi rehabilitasyon (iyileştirme), insan-makine arayüzleri ve akıllı ev sistemleri gibi çeşitli uygulama alanlarında potansiyel kullanımlara sahiptir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Dünyada ve Türkiye'de iktisadi kalkınma ve yenilenebilir enerji dinamikleri
Şiyar Alınbay
İnsan, toplum ve ülkelerin kalkınma çabaları her dönem var olmuştur. İktisadi kalkınma, geçmişten bu yana iktisatçıların geniş ölçüde çalışmalar yaptığı ve on yıllar boyunca kazandığı anlam ve içerik bakımından sürekli değişime uğrayan bir kavram olarak karşımıza çıkmıştır. 1950'li yıllarda ekonomik büyüme olarak sınırlandırılan kalkınma, sonraki yıllarda sosyal ve çevresel faktörleri de kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Gelişmekte olan Türkiye'nin de 1980'li yıllardan sonra hızla gelişen sanayi ile enerjiye olan ihtiyacı artmıştır. Sahip olduğu fosil enerji kaynaklarının yetersiz olduğu Türkiye'nin doğal gaz ve pertolde neredeyse %99 dışa bağımlı olduğu görülmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları kapasitesi güncel veriler kullanılarak incelendiğinde durumun çok daha pozitif olduğu, hidrolik enerjide kaynak kullanımının geliştiği ama diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından henüz daha yeterli seviyede olmadığı görülmektedir. Ayrıca ithal ettiği enerji kaynaklarının cari açık üzerinde baskısı devam etmektedir. Enerji ithalatının cari açık üzerindeki etkisinin yanı sıra üretim maliyetleri, enflasyon, faiz oranları, istihdam üzerinde de etkileri mevcuttur. Bu bilgiler ışığında Türkiye'nin enerji, fosil ve yenilenebilir enerji durumu güncel veriler kullanılarak detaylandırılmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından zengin olan Türkiye'nin bu kaynakları kullanmada henüz daha istenilen seviyede olmadığı, ayrıca enerji kaynak ithalatının dış ticaret açığında öenmli bir baskı yarattğı görülmektedir. Bu sorunların giderilmesi için devlet desteklerinin arttırılması önemlidir. Uygulanacak politikaların sürekliliği önemli olmakla birlikte kendi Emisyon Ticaret Sistemini geliştirmeli, teknolojiye ağırlık vermeli ve enerji depolama sistemlerini hızlıca geliştirmelidir. Böylece yenilenebilir enerji kaynakları kullanımında yeni istihdam alanları oluşturulup, fosil enerji kaynak ithalatı azaltılabilir, geliştirilen destekler ve teşviklerle yeni yatırımcılara güvenilir bir ekonomi sunulabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Temsili demokrasiyi demokratikleştirmek: Katılımcı demokrasi modeli üzerine bir incelenme
Muhammed Sefa Bozan
Demokrasi; uzun yıllar boyunca yönetimlerde farklı şekillerde uygulama alanı bulan, aynı zamanda tarih boyunca nasıl uygulanması gerektiği hakkında tartışılagelen ve hakkında sürekli yeni fikirler ortaya konulan bir kavramdır. En saf haliyle "halkın kendi kendini yönetmesi" anlamına gelen demokrasi, Antik Yunan'da uygulanan, doğrudan demokrasi modelinden günümüze miras kalan bir yönetim biçimi olarak kabul edilmektedir. Ancak Antik Yunan'dan miras kalan demokrasi modeli günümüz şartlarında uygulanamaz hale gelmiş ve yapısal değişiklere uğrayarak yerini temsili demokrasiye bırakmıştır. Modern toplumların demokratik karar alma süreçlerinin kaçınılmaz yeni formu olarak ortaya çıkan temsili demokrasi modeli bu işlevini uzun yıllar korumuştur. fakat modern dönemde meydana gelen gelişmeler, daha yeni ve daha karmaşık tartışma ve çatışmalar meydana getirmiştir. Bu noktada ortaya çıkan yeni tartışma ve çatışmalara temsili demokrasinin ilke ve kurumlarının yanıt vermede yetersiz kaldığı, karar alma süreçlerinde uygulanan temsil ilkesine olan güvenin azaldığı ileri sürülmeye başlanmıştır. Bu durum literatürde "temsili demokrasi krizi" olarak ifade edilmekte ve son zamanlarda sıklıkla gündeme gelerek tartışılmaktadır. İfade edilen bu krizin çözüm noktasında ise vatandaşların karar alma süreçlerinde daha aktif katılımın sağlanması gösterilmekte ve bunun için de katılımcı demokrasinin araç ve uygulamalarından yararlanılabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma; teorik, nitel ve betimleyici bir çalışma olup temsili demokrasi modelinin içinde bulunduğu çıkmazları ve çözüm önerisi olarak öne sürülen katılımcı demokrasi modelinin incelenmesini kapsamaktadır. Bu bağlamda, ortaya çıkan krizlerin neden-sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirilerek katılımcı demokrasi modelinin bu krizleri hafifletmeye yönelik uygulamaları ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Ortaya konulan çözüm önerileri, temsili demokrasi modelinin içinde bulunduğu krizlere önemli çözümler üretmekle birlikte hâlâ daha gelişmeye açık yönlerinin bulunduğu görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Erken eosen adakitik andezitler (Altınpınar, Torul) içerisindeki mafik mikrogranüler anklavların petrokimyasal karakteristikleri
Abdulkadir Murat Güner
Doğu Sakarya Zonu'ndaki (KD Türkiye) erken Senozoyik magmatizması, bölgenin bölgesel tektonomagmatik gelişimi hakkında önemli veriler sağlamaktadır. Bölgede, adakit veya adakit benzeri intrüzif/ekstrüzif kayaçlar Geç Paleosen'den Pliyo-Kuvaterner döneme kadar yaygın olarak gözlenmektedir. Çalışma alanında, Erken Eosen adakitik andezitler, genellikle 10 km2'den küçük mostralar halinde gözlenmektedir. Adakitik bileşimli bu andezitler bol miktarda mafik mkrogranüler anklav (MMA) içermekte olup bu çalışmada petrografik/petrokimyasal özellikleri ve ana kayaç ile olan petrolojik ilişkileri irdelenmiştir. Ana kayaca kıyasla daha bazik bileşimli MMA'lar, küreselden elipsoidala kadar değişen şekillerde ve birkaç cm ile 30 cm arasında değişen boyutlarda gözlenmektedir. MMA'lar mikrolitik yer yer porfirik dokulu olup başlıca hornblend, plajiyoklas, klinopiroksen ve opak minerallerden meydana gelmektedir. Gerek petrografik gerekse petrokimyasal özellikleri MMA'ların bazalt ve bazaltik andezit türünde olduğunu ve sub-alkalin bir magmadan türemiş olabileceğini göstermektedir. Ana ve iz element değişimleri, gelişimlerinde fraksiyonel kristallenmenin etkili olduğunu ve piroksen, hornblend, plajiyoklas, magnetit ve apatit ayrımlaşmasının büyük ölçüde rol oynadığını göstermiştir. MMA ve ana kayaçların iz element paternleri benzer bir dağılım sergilemekte olup benzer kaynaktan türemiş olabileceklerini düşündürmektedir. NTE dağılımları ise gelişimlerinde hornblend fraksiyonlaşmasının önemli rol oynadığını, buna karşılık plajiyoklas ayrımlaşmasının etkili olmadığını işaret etmektedir. Tektonomagmatik özellikleri MMA ve ana kayaçlarının aynı magmadan itibaren ayrımlaşarak farklılaştıklarını ve orojenik andezitlere benzerlik gösterdiğini işaret etmektedir. Petrokimyasal veriler, MMA'ların ana magmasının, kuzey Neotetis okyanusal levhasının yitimi sırasında amfibol-eklojit fasiyesi koşullarında okyanusal bazaltların kısmi erimesi ile üretildiğini göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Nıetzsche'nin Türkçedeki Zerdüşt basılarına dair akademik bir katkı arayışı
Damla Yıldırım
Friedrich Nietzsche'nin "Also sprach Zarathustra: Ein Buch für Alle und Keinen (Zerdüşt)" adlı eserinin, herhangi bir Almanca "Kritische Ausgabe" çalışmasını bütün olarak zemine yerleştirmeden dilimize çevrildiği saptanmıştır. İrdelemelerimiz göstermektedir ki metinden çevrilmiş nitelemesiyle bahsetmek mümkün görünmemektedir. Bu ise olgusal bir saptamadır, normatif değil. Saptamadan hareket edilir ve ayrıca kendi zamanının dil, sanat, felsefe, bilim ve teoloji anlayışlarına Nietzsche'nin katkısı olduğu kabul edilir ise şu sonuca varmak mümkündür: Nietzsche'nin "Zerdüşt" kısaltmasıyla işaret ettiğimiz metninin, dilimize yüz yıla yakın bir zamandır çevrilememesi, dilsel bir problem değildir. Bu, kaynak dilde beliren bir metninin hedef dilde "Kritische Ausgabe" cihetinden temsil ve tesis edilememesi problemidir. Tezimizin amacı, bahsettiğimiz olgusal saptamadan hareketle vardığımız temsil ve tesis problemini sınayışımızı tetkike açmaktır. Bu çerçevede, erişebildiğimiz tüm Türkçe "Zerdüşt" çevirilerini irdeledik. Edinilen verileri öncelikle Almanca, daha sonra ise kısmen İtalyanca, Fransızca ve İngilizce tenkidli eser neşriyatıyla karşılaştırma yoluna gittik. Elde ettiğimiz sonuç şudur: "Zerdüşt" ile ilgili Almanca bir "Kritische Ausgabe" çalışmasını merkeze alarak eseri incelemek, incelemeyi de atıf ve kaynak bakımından sabitlemeye çalışmak, "Also sprach Zarathustra: Ein Buch für Alle und Keinen" metnini çevirebilmek için en verimli yol olabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Tüketicilerin yeşil satın alma davranışını etkileyen faktörler
Beyhan Günaydın
Son yıllarda teknolojideki ilerlemeler, nüfus artışları, doğaya rağmen birçok eylemin gerçekleştirilmesi kıt kaynakların hızla tüketilmesine ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olmaktadır. İnsan sağlığı ve ekolojik dengenin sürdürülebilirliği amacıyla günümüzde ekolojik ürünler tercih edilmektedir. Doğayı koruma bilincinin gelişmesiyle de yeşil pazarlama kavramı ortaya çıkmış ve bu gelişmeler hazır giyim sektörünün de yeşil pazarlamaya yönelmesini sağlamıştır. Araştırma, günümüzde tüketicilerin hazır giyim sektöründe yeşil satın alma davranışlarını neye göre belirlediklerini ortaya koymak için yapılmaktadır. Çalışmada tüketicilerin kıyafet tercihlerinde etkili olan unsurlar araştırılıp belirlenmektedir. Sektörde doğa dostu kıyafetlerle ilgili tüketicilerin verdiği cevaplar değerlendirilerek elde edilen sonuçlarla gerek yazın hayatına gerekse işletmelere katkı sağlanması beklenmektedir. Araştırmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Google Forms aracılığı ile elektronik ortamda düzenlenen anket formu 404 hazır giyim tüketicisine ulaştırılmıştır. Bütün katılımcıların anketleri değerlendirilmiş olup anketlerin tümü araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada, ölçeklerin güvenirliliği için Cronbach Alfa Katsayısı ve geçerliliği için ise Faktör Analizi kullanılmıştır. Hipotezler Fark Testleri ve Yapısal Eşitlik Modeli Analizi ile test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda yeşil sadakat, yeşil memnuniyet, yeşil imaj, algılanan kalite, çevre duyarlılığı ve fiyat duyarlılığının yeşil satın alma davranışını etkilediği belirlenmiştir. Tüketicilerin demografik özelliklerinin yeşil satın alma davranışı üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sağlık yöneticilerinin dönüştürücü liderlik özelliklerinin değerlendirilmesi: Ankara'da faaliyet gösteren bir kamu hastanesi üzerine bir araştırma
Faruk Tunç
Dönüştürücü liderlik, bir liderin ihtiyaç duyulan değişimi belirlemek için kendi kişisel çıkarlarının ötesinde ekipler veya takipçilerle birlikte çalıştığı, etki, ilham yoluyla değişime rehberlik edecek bir vizyon yarattığı ve değişimi bir grubun kararlı üyeleri ile birlikte yürüttüğü bir liderlik teorisidir. Sağlık hizmeti sunumundaki sağlık çalışanlarının uygulamalarındaki başarı, liderlik davranışları ile ilişkilidir. Modern teorilerden olan dönüştürücü liderliğin klinik çıktılara daha olumlu etkileri bulunmaktadır. Sonuç olarak; hasta güvenliği sağlanan, kaliteli bakım verilen, sağlık çıktılarının daha olumlu olduğu sağlıklı çalışma ortamlarının oluşturulmasında, dönüştürücü liderliğin benimsendiği ve geliştirildiği liderlik becerilerinin önemi kaçınılmazdır. Bu çalışmanın temel amacı sağlık yöneticilerinin dönüştürücü liderlik özelliklerini değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda Ankara'da faaliyet gösteren bir kamu hastanesinde uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Avolio & Bass (2004) ve Podsakoff & ark. (1996)'nın geliştirdiği liderlik ölçeğinden oluşan anket kullanılmıştır. Araştırma 434 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın evreni, araştırma yapılan kamu hastanesinde görev yapan hekim, hemşire, ebe ve diğer sağlık çalışanlarından oluşmaktadır. Katılımcılardan bağlı oldukları yöneticilerin dönüştürücü liderlik özelliklerini değerlendirmeleri istenmiştir. Araştırma sonunda, kadın ve erkek çalışanlar ile yönetici ve yönetici olmayan çalışanların dönüştürücü liderlik algılarında anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte sağlık çalışanlarının eğitim düzeyi, yaşları ve çalışma sürelerindeki farklılık dönüştürücü liderlik algılarını etkilemediği tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcılar yöneticilerinin orta düzeyde dönüştürücü liderlik özelliğine sahip olduklarını belirtmişlerdir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Türk Kızılay afet personellerinin afet bilinci ve afete hazırlık düzeylerinin belirlenmesi üzerine bir çalışma
Şeyma Nur Varan
Türkiye'nin afetlerle sıkça karşılaşan bir ülke olması ve Türk Kızılay'ın afet yönetimindeki kritik rolü, kurumun afet bilinci ve hazırlık düzeyinin artırılmasını hayati hale getirmektedir. Toplumun afetlere karşı dirençli olması, Kızılay gibi öncü kuruluşların afetlere hazırlık ve müdahale süreçlerinde yüksek kapasiteye sahip olmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda, bu araştırma Türk Kızılay Afet Yönetimi personelinin afet bilinci ve afete hazırlık düzeylerini belirlemeyi ve bu düzeylerin demografik faktörlerle olan ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, afet bilinci ve hazırlık düzeylerinin değerlendirilmesi için HASPAHA ölçeği kullanılmış ve katılımcıların yaş, cinsiyet, hizmet süresi ve görev pozisyonu gibi demografik özellikleri dikkate alınarak sonuçlar analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, afet bilinci ve hazırlık düzeylerinin yaş, cinsiyet ve hizmet süresi gibi faktörlerden anlamlı bir şekilde etkilendiğini göstermektedir. Özellikle ileri yaş ve uzun hizmet süresine sahip personelin afet bilinci puanlarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, erkek personelin afet bilinci ve yarar algısının kadınlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu çalışmanın sonucu afet bilinci ve hazırlık düzeyinin geliştirilmesine yönelik eğitim programlarının demografik faktörler göz önünde bulundurularak yeniden yapılandırılmasının gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, genç ve kısa hizmet süresi olan çalışanlar için daha fazla saha eğitimi ve uygulamalı öğrenme fırsatlarının sunulmasını önermektedir. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak amacıyla kadın personel için özel farkındalık kampanyaları ve eğitim programları düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu önerilerin uygulanması, Türk Kızılay personelinin afetlere daha hazırlıklı hale gelmesine katkı sunarak, toplumun genel afet dirençliliğini artırmayı hedeflemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Nietzsche'de insan ve ahlak anlayışı
Halime Damar
Tüm zamanlarda temel olarak kabul edilen ve felsefeyle uğraşan kişilerin ilk olarak ele aldığı bazı kavramlar vardır. Bunlardan en temel olanı insan kavramıdır. İnsan hakkında hemen hemen tüm filozofların kendine has bir tanımı olduğu söylenebilir. Fakat ele alınan bu tanımlardan farklı olarak Nietzsche'nin, kendine has yorumlamada bulunduğu bilinmektedir. Onun felsefesi, insan tanımı etrafında şekillenmektedir. Nietzsche, insanları birbirinden ayırır, devamında insanların ahlakını da birbirinden ayırır. Onun felsefesinin en önemli kavramı üst insandır. İnsan, ona göre aşılması gereken bir şeydir. Kendi deyimiyle insan, üst insan ve hayvan arasında gerilmiş bir iptir. En nihayetinde gerekli olan şey bu ara durumdan kurtulup üst insana ulaşmaktır. İnsan kavramının üstüne çıkmak lazım, eğer yalnızca insan olarak kalmayı kabul edersek kirli bir nehir haline geliriz. Oysa insan, kirli nehirden ziyade bir deniz olmalıdır. Üst insan olmayı becerebilen bu kişinin ahlakı da elbette ki diğerlerinden farklı bir ahlak olacaktır. Üst insana ulaşmak zor bir yoldur ama birey bu yola girdikten sonra asla arkasına bakmamalıdır. Üst insanın karşıtı olarak sürü insanı ise Nietzsche'ye göre değersiz insandır. Çünkü hayatta ne istediğine bile kendisi değil başkaları karar verir. Görüldüğü üzere Nietzsche, felsefesini insanları ayrıştırarak kurmuştur. Bu ayrıştırma ile felsefesinin en önemli kavramı olan üst insana ulaşmıştır. Ayrıca, güç istenci kavramı insan hayatının en önemli parçasıdır. "Nietzsche'nin İnsan ve Ahlak Anlayışı" adlı bu tezde filozofun insan tanımlamaları ve felsefesindeki diğer kavramları ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Ahlak, Decadence, Güç istenci, Nihilizm, Üst insan
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Ahkamü'l Kur'an adlı eseri bağlamında Hamdi Döndüren'in tefsir metodu
Hamide Yiğit
Kur'ân, muhataplarının hayatını tanzim için indirilmiş ilahi kurallar bütünüdür. Müslümanlar ibadetlerini ve günlük hayattaki işlerini bu kurallar çerçevesinde düzenlemeye çalışır. Bu düzene yönelik kuralların daha iyi anlaşılması için özellikle ibâdet, muamelât ve ukûbât konularını içeren âyetleri açıklayan ahkâm tefsirleri vardır. Hz. Resûl'ün vefatından yaklaşık 100 yıl sonra ilk olarak Mukâtil b. Süleyman (ö. 150/767) Tefsîrü'l-ḫamsi mie âye mine'l-Ḳurʾân adlı ahkâm tefsirini kaleme almıştır. Devam eden süreçte Cessâs (ö. 370/917), İbnü'l-Arabî (ö. 543/1148) ve Kurtubî (ö. 671/1273) gibi müfessirler Ahkâmü'l-Kur'ân ismiyle tefsirler yazmıştır. Bu çalışmanın amacı, son dönemde Türkçe yazılan ahkâm tefsirlerinden biri olan Hamdi Döndüren'in Ahkamü'l-Kur'ân, Kur'ân'ı Kerîm ve Fıkhî Tefsîri isimli eserinin metodolojik olarak incelemektir. Bu doğrultuda çalışmada hem en son yazılan bu ahkâm tefsiri, hem de aynı esere kaynaklık eden ahkâm tefsirleri genel hatlarıyla ele alınmaktadır. Müfessir, yalnızca ahkâm âyetlerini ele almamış, aynı zamanda çoğu ahkâm tefsirlerinden farklı olarak Kur'ân'ı baştan sona tetkik etmiştir. Böylece çalışmasında Kur'ân'da belirtilen hükümlerin bir bütünlük içerisinde ele alınması, çalışmasının daha geniş kitlelere ulaşmasını kolaylaştırmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024İmâm-ı Rabbâni'nin Şeriat ve tarîkat anlayışı
Mustafa Konak
İmâm-ı Rabbâni İslam ahkâmı ile tasavvufu birleştirmiş önemli bir İslâm mutasavvıfı ve âlimidir. Ona göre tasavvuf, İslam dini dışında ayrı bir yol değil; bizzat İslam'ın emir ve yasaklarını kolayca ve ihlaslı bir şekilde yapılmasını sağlayan Yüce Allah'a sevgi ve yakınlık yoludur. O, "tarikat ve hakikati'' şeriatın üçüncü parçası olan "ihlas'' unsurunu tamamlamak ve ona hizmet etmek için gerekli olduğunu belirtmiş, tarikat ve hakikatten maksadın şeriatla ameli ihlaslı bir şekilde tamamlamak olduğunu söylemiştir. Tasavvuf yolunda bulunmanın amelleri yerine getirmede kolaylık sağladığını nefs-i emmâreden gelen tembellik ve isteksizliği yok etttiğini belirten İmâm-ı Rabbâni, tasavvufu sadece insanın imanının kuvvetlenmesi ve amelin ihlaslı bir şekilde yapılmasına yardımcı bir unsur olarak görmüştür. İmâm-ı Rabbâni; meşhur eseri Mektûbât'ında, insanların kıyamet gününde şeriattan sorumlu olacaklarını belirtmiş, "tarikat ve hakikat şeriatın hizmetindedir" anlayışını ortaya koyarak önce Ehl-i Sünnet anlayışı üzere itikadı düzeltmenin ve sonra fıkıh öğrenmenin gerekliliğini vurgulamıştır. Ona göre tarikat ve hakikat, şeriatın üçüncü unsuru olan ihlası tamamlamak hususunda bir hizmetçi konumundadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Tasavvufî düşüncede akıl meselesi
Sümeyye Demir
Akıl meselesi insanlığın varoluşundan bu yana her dönemde anlaşılmaya çalışılmış olup birçok bilim dalının konusu olmuştur. Felsefe, psikoloji, tarih, pozitif bilimler ve İslamî ilimlerin tamamına yakınında akıl kavramının hem kendini hem de yansımalarını görmek mümkündür. Tasavvuf ehline göre akıl yalnızca maddesel âlemi anlamak için yaratılmış bir meleke değildir. Aynı zamanda metafizik âlemi de daha açık bir ifade ile Allah'ı da anlamalı ve bilmelidir. Bunu yaparken aklın yetersiz kalacağına şüphe yoktur. Bu sebepledir ki sûfîler akılla beraber maddeden de ötesini anlayabilmek için farklı yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yöntemlerin bir nev'î insanın kendi içine yaptığı bir yolculuk olarak görebileceğimiz keşf, ilham ve sezgi olduğunu söyleyebiliriz. İlk dönem sûfîleri akla; fıkıh, hadis, kelam âlimlerinden farklı bir mana vermemişler. Aklın ne olduğunu incelemeyle meşgul olmayıp sadece ilim ve ahlak alanında sağladığı faydalarına odaklanmışlardır. Maddî doygunluktan ziyade manevî doygunluğu önemsedikleri için aklı tanımlarken bu noktalar üzerinde durmuşlardır. Tasavvuf ehli için akıl, nefsi terbiye etmenin, cenneti kazanmanın kilit noktası olduğundan onlar aklı imandan sonraki ilk nimet olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla akıl; Allah'ı tanımaya, ona şükretmeye ve Furkan sıfatına (iyiyi kötüden ayırt edebilme yetisi) sahip olmaya yarayan çok önemli bir meleke olarak görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Akıl, İlham, Keşf, Sezgi, Tasavvuf
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Gümüşhane Süleymaniye Mahallesi'nde (Eski Gümüşhane) sürdürülebilir turizm planlaması
Ayda Turhan
Dünya üzerinde yaşanan nüfus, sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin hızlı bir şekilde artması doğal kaynakların plansızca tüketilmesine tüketim değerlerinin de bu doğrultuda yükseliş göstermesine neden olmaktadır. Bu yükseliş sadece doğal kaynakları değil aynı zamanda tarihi çevreleri de etkileyerek kültürel ve ekonomik anlamda pek çok değerinde tahrip olmasına neden olmuştur. Turizm politikalarının uygulanması anlamında yaşanılan aksaklıklar ve alanında uzman olmayan kişilerin planlama çalışmalarında söz sahibi olması bölgede tahribatın artmasına neden olurken gelecek nesiller içinde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Oluşan bu tahribatla beraber sahip olunan değerlerin korunmasının gerekliliği zamanla daha iyi anlaşılmış bu yönde bilinçlenme giderek artmıştır. Bu durum sürdürülebilirlik kavramını turizmde kullanmanın önünü açmıştır. Turizmin sebep olduğu yıkımı ancak sürdürülebilir bir anlayış ile hazırlanan planlama çalışmalarıyla engellenebileceği birçok toplumda kabul görmeye başlayan bir anlayış olma yolunu açmıştır. Bu çalışmayla, Gümüşhane Süleymaniye Mahallesindeki planlama çalışmalarının paydaş bakış açısıyla irdelenerek sürdürülebilir turizm ilke ve hedefleriyle bölge turizmini olumsuz etkileyen etmenlerin belirlenip sorunların çözümü için öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Süleymaniye Mahallesinin araştırma alanı olarak seçilmesinin temel nedeni mevcut planlama çalışmalarının eksikliğidir. Araştırmada temel olarak nitel araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda yarı yapılandırılmış mülakat formu oluşturularak, bölgedeki turizm paydaşları ile görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları paydaşlar arasında fikir ayrılığı olduğunu, mülkiyet sorunlarından kaynaklı yatırımların eksik kalarak bölgenin tahribatını artırdığını, bölgede ciddi bir reklam ve tanıtım eksikliğinin olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmanın neticesinde Gümüşhane Süleymaniye Mahallesinde sürdürülebilir turizm planlamasının oldukça önemli ve gerekli olduğu tespit edilmiştir. Son olarak sürdürülebilir turizm planlamasına yönelik çalışmalara yardımcı olması amacıyla çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024SnO2/M-ZLT katalizörünün sentezi ve metilen mavisi boyarmaddesinin sulu çözeltilerden giderilmesi için sonokatalitik oksidasyon prosesleri ile incelenmesi
Hakan Önen
Bu çalışmada sonokatalitik oksidasyon prosesi kullanılarak atık sulardan boyarmadde giderimi ve proses üzerine etki eden parametreler incelenmiştir. Bu amaçla SnO2 katalizörü ve SnO2@M-ZLT hibrit nanokatalizörü sol-jel yöntemi ile sentezlenmiştir. Zeolit minerali, SnO2 ve SnO2@M-ZLT nanokatalizörleri, X-ışınları Floresansı (XRF), X-ışınları kırınımı (XRD), fourier dönüşümlü infrared spektroskopi (FT-IR), taramalı elektron mikroskopi (SEM), geçirimli elektron mikroskopi (TEM) teknikleri ile karakterize edilmiş ve katalizörün başarılı bir şekilde sentezlendiği anlaşılmıştır. Azot adsorpsiyon-desorpsiyon izotermlerinden zeolit ve sentezlenen katalizörlerin yüzey özellikleri ve BJH por-boyut dağılımları belirlenmiştir. SnO2 ve SnO2@M-ZLT nanokatalizörleri kullanılarak Metilen Mavisi (MM) boyarmaddesinin gideriminde sonokatalitik oksidasyon prosesine etki eden parametreler incelenmiştir. SnO2@M-ZLT nanokatalizörü kullanılarak boyarmaddelerin giderimi üzerine, başlangıç boyarmadde konsantrasyonu, katalizör miktarı, farklı katalizörlerin boyarmadde gideriminde pH etkisi, inorganik ve organik radikal gidericilerin etkisi, SnO2@M-ZLT nanokatalizörünün sonokatalitik olarak tekrar kullanılabilirliği gibi parametreler araştırılmıştır. SnO2@M-ZLT katalizörünün 10 g L-1 ve başlangıç boyarmadde konsantrasyonunun 10 mg L-1 olduğu deney şartlarında 120 dakika sonokatalitik oksidasyon reaksiyonu sonucu MM'nin en yüksek giderim verimi %97.40 seviyesinde gerçekleşmiştir. SnO2@M-ZLT'in 5.0 g L-1 olduğu sabit katalizör miktarında farklı MM konsansantrasyonlarında en yüsek giderim verimi 5 mg L-1'de %95.05 seviyesinde gerçekleşmiştir. SnO2@M-ZLT katalizörünün yeniden kullanılabilirliği birkaç ardışık çalışmada incelenmiş ve tekrarlanan 5 çalışmadan sonra katalizörün iyi bir performans verimi görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20246 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin üniversite öğrencileri üzerindeki psikolojik etkilerinin sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi
Ramazan Koç
Bu araştırma, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin üniversite öğrencileri üzerindeki psikolojik etkilerini sosyodemografik değişkenler açısından incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma grubu Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde eğitimine devam eden öğrenciler arasından amaçlı örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Bu kapsamda araştırma, çalışmaya katılmaya gönüllü 594 öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ve Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizi t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, kadın olma, düşük gelir grubunda olma, deprem öncesi profesyonel psikolojik destek alma, depremi doğrudan deneyimleme, depremde yakınlarını kaybetme, deprem sonrası psikolojik yardım alma ihtiyacı hissetme ve kendini güvensiz hissetme gibi durumların, psikolojik belirtiler yaşama açısından birer risk faktörü olduğu belirlenmiştir. Afetlerin ardından ruh sağlığını etkileyebilecek risk faktörlerinin belirlenmesi, psikolojik destek ve tedavi çalışmaları için büyük önem taşır. Bu doğrultuda bu çalışmanın bulgularının, bir kitlesel felaketin ardından risk etmenlerinin daha iyi anlaşılmasına ve mağdurlara yönelik etkili halk sağlığı müdahalelerinin tasarlanmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Katalaz enziminin Thymus nummularius'den saflaştırılması ve karakterizasyonu
Esma Toprak
Geçmişten günümüze hastalıkların doğal tedavisinde kullanılan bitkiler, içerdikleri biyoaktif fenolik bileşenler sayesinde geleneksel tıbbın yanı sıra ilaç endüstrisinin de odak noktası olmuştur. Katalaz enzimi, biyolojik ve biyokimyasal sistemlerde antioksidan özelliğinden dolayı zarar verici bir yapıya sahip olan yükseltgen hidrojen peroksidi (H2O2) ortamdan uzaklaştırarak hücreyi korur. Bu çalışmada; katalaz enzimi Thymus nummularius (Yayla Kekiği) bitkisinden saflaştırılarak, kinetik özellikleri (Km, Vmax), termal ve depolama kararlılıkları araştırılmış, optimum sıcaklığı, optimum pH'ı belirlenmiş ve SDS-PAGE elektroforezi ile molekül ağırlığı tespit edilmiştir. Ham katalaz ekstraktında toplam protein miktarı 6.150 mg/mL, toplam spesifik aktivite değeri 161.50 U/mg protein olduğu tespit edilmiştir. Amonyum sülfat kullanılarak oluşturulan çöktürmede en yüksek aktivite %70'lik tuz derişiminde görülmüştür. Protein tayini sonucunda bulunan toplam protein miktarı 2.350 mg/mL, toplam spesifik aktivite değeri 236.73 U/mg proteindir. PD-10 kolon kromatografisinden sonra protein tayini yapılmış ve toplam protein miktarı 0.156 mg/mL, toplam spesifik aktivite değeri 1260.96 U/mg prot. olduğu görülmüştür. Bu işlem sonunda CAT enzimi 7.81 kat saflaştırılmıştır. Enzimin optimum pH ve sıcaklık çalışmaları sonucunda; optimum pH 8.0; optimum sıcaklık 25 °C olarak tespit edilmiştir. Termal kararlılıkları mukayese edildiğinde; 40 °C'de 24 saat bitiminde enzim aktivitesinin %18.99'unu muhafaza ederken, 25 °C'de ise enzim aktivitesinin %40.51'ini muhafaza ettiği tespit edilmiştir. Depolama kararlılığı için 4 °C'de çalışılmış ve 15 gün sonunda katalaz enzim aktivitesinin %5.96'sını muhafaza ettiği belirlenmiştir. Km değerinin 38.151 mM ve Vmax değerinin 303.03 U/mg protein olduğu tespit edilmiştir. SDS-PAGE elektroforez işleminden sonra enzimin molekül ağırlığı 42 ile 52 kDa aralığında olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Yenilebilir enerji kaynakları ve sürdürülebilir kalkınma - BRICS-T ülkeleri için panel veri analizi
Beyza Nur İmaç Akdaş
Dünyanın doğal döngüsü içerisinde kendiliğinden var olan yenilenebilir enerji kaynakları kendini yenileyebilme özelliğine sahip oldukları için sınırsızdırlar. Bu açıdan yenilenebilir enerji kaynakları sürdürülebilirliği dolayısıyla kalkınmayı da sağlayacak tek alternatif kaynaktır. Bu anlamda çalışmada BRICS-T ülkelerinin 1990-2020 yılları arasında yenilenebilir enerji kaynaklarının sürdürülebilir kalkınma üzerinde ne yönde etkisi olduğu araştırılmıştır. Değişkenlerin birim kök analizleri için Pesaran (2007)'nin CIPS testi, yatay kesit bağımlılığı için Breusch-Pagan (1980)'nın LM testi, homojenlik analizi içinse Pesaran ve Yamagata (2008)'nın Delta testi kullanılmıştır. Değişkenlerin eşbütünleşik olup olmadığının araştırması ise Gergenbach, Urbain & Westerlund (2016) eşbütünleşme testi ile yapılmış ve uzun dönem katsayıları Genişletilmiş Ortalama Grup Tahmincisi (AMG) ile tahmin edilmiştir. Çalışmanın sonucuna göre, tüm ülkelerde kişi başı milli gelir artarken, bununla birlikte karbondioksit salınımı da artıyor. Ancak, yenilenebilir enerjinin payındaki artış, Rusya hariç diğer ülkelerde bir birim kişi başı milli gelir için gereken karbondioksit miktarını azaltıyor. Rusya'da ise bu ilişki istatistiksel olarak anlamsız.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024İletişim çağında iletişimsizlik: Black mirror örneği
Mehmet Emin Yücel
İletişim, günümüzde kullanılan teknoloji ve yeni iletişim araçlarının günlük yaşama dâhil olmasıyla birlikte dönüşmektedir. Modern birey iletişimini artık sanal ortama göre biçimlendirmektedir. Yeni iletişim araçları ve sosyal medya, insanların ilgisini çekerek vakitlerinin büyük bir kısmını sanal ortamda tutmaktadır. İletişimin dönüşümü yanında bazı sorunları da getirmektedir. İletişimsizlik, sosyal medya bağımlılığı, bireyin yalnızlaşması gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Günümüzde gelişen teknolojiyle iletişim araçları ev, ulaşım araçları, iş yeri, sosyal ortam, arkadaş çevresi gibi birçok yaşam alanında kullanılabilmektedir. İnsanlar internete ve sosyal medyaya küçülen mobil iletişim cihazları aracılığıyla hızlı bir şekilde ulaşabilmektedir. Bu bilimsel araştırmada, gelişen teknoloji ile iletişim olanaklarının arttığı ama kişilerarası iletişimin azaldığı düşünülerek yola çıkılmıştır. Bütün mobil iletişim cihazları, iletişimi arttırma vaadiyle günlük yaşama dâhil oldu. Dolayısıyla kişilerarası yakınlığı arttırma vaadini hem nicelik hem de nitelik olarak taşımaktadır. Bu araştırmada ele alınan Black Mirror dizisi bölümlerinde aygıtlar iletişimin kendisinin yerini alıp iletişimsizliğe sebebiyet vermektedir. Yeni iletişim teknolojilerinin faydalı yönleri olduğu kadar insanları olumsuz yönde etkilediği iletişimsizlik gibi önemli sorunları ortaya çıkardığı varsayımı yapılarak bu araştırma konusunun incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. Bir yakın gelecek öngörüsü ve iletişim teknolojileri eleştirisi yapan Black Mirror dizisi üzerinden teknoloji ve iletişim konusu ele alınmaktadır. Bu çalışmada çözümleme yöntemi olarak sosyolojik film analizi kullanılmaktadır. Black Mirror dizisinden konu ile ilgili bölümler analiz edilmesi sonucunda teknoloji ve iletişim hakkında elde edilen veriler bilimsel dayanaklar çerçevesinde yorumlanacak ve tez çalışması nihayetine ulaştırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Black Mirror, İletişim, Sosyal medya, Sosyolojik Film Analizi, Teknoloji
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Türkiye'de yerel yönetimler Ombudsmanlığının uygulanabilirliği
Mervan Efe
Tarihsel kökenleri 18. yüzyıla kadar uzanan ombudsmanlık kurumunun ilk olarak İsveç'te kurulduğu söylenebilir. Kurulduğu ilk günden itibaren dünyada birçok ülkede benzer örnekleriyle uygulanan ombudsmanlık kurumu; hukuk, demokrasi ve şeffaflık ilkesini benimseyen bazı devletler sayesinde zamanla farklı alanlarda gelişmiş ve hızla yaygınlaşmıştır. Bu anlayış çerçevesinde, ombudsmanlık kurumu zaman içinde bireylerin haklarını koruma ve kötü yönetimi önleme amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarını denetleme görevini de üstlenmiştir. Bu durum, kurumun ilerleyen zaman diliminde birçok kişi ve kurum tarafından araştırılmasına vesile olmuştur. Bu çalışma, bahsi geçen bu araştırmalar kapsamında ombudsmanlık kurumunun incelenmesi ve değerlendirilmesini yapmakla beraber Türkiye'de Yerel Yönetimler Ombudsmanlığının uygulanabilirliğini de amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Yerel Yönetimler Ombudsmanlığının uygulanabilirliği üzerine belli başlı bazı ülke örnekleri incelenmiş ve bu inceleme neticesinde kurumun iyi yönetim ilkelerini benimseyerek birey ve idare arasındaki sorunlara hızlı ve etkili kararlar aldığı gözlemlenmiştir. Bunun üzerine, yerel yönetim ombudsmanlığının Türkiye'de de uygulanabilirliği tartışılmıştır. Ayrıca, Yerel Yönetimler Ombudsmanlığının dünyadaki görünümünden hareketle Türkiye'deki durumunun ortaya konulması ve yerel yönetim özelinde etkinliğin artırılabilmesi için yapılabilecekler hakkında öngörülerde bulunulmuştur. Bu çerçevede, yerel yönetim ombudsmanlığının yapısı ve işleyişiyle ilgili bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Buna ilaveten, yerel yönetim ombudsmanlığının mevcut durumu hakkında tespitlerde bulunularak geleceğe ilişkin çıkarımlarda bulunulması amaçlanmıştır.
