Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Gönan, Yavuz(5)
- Yesilelebi, Gl(4)
- Yilmaz, Fetullah(4)
- Yeşilçayır, Celal(3)
- Altunel, Mehtap(2)
- Bilgin, Özkan(2)
- Canözü, Salih(2)
- Dinç, Artum(2)
- Doğan, Kadir Caner(2)
- Doğan, Onur(2)
- Dülger, Duygu Şimşek(2)
- Fidan, Yılmaz(2)
- Gök, İlhan(2)
- Kesen, N.Feyzal(2)
- (Alieva), Vildane Özkan(1)
- Akkanat, Salih(1)
- Aytekin, Ayşe(1)
- Behnesî, Ahmed Fethî(1)
- Bingöl, Zeynep Şimşek(1)
- Can, Osman(1)
- Dağcı, Abdullah(1)
- Denizli, Umut(1)
- Değermenci, Ahmet Salih(1)
- Ellek, Hasan(1)
- Er, Bünyamin(1)
- Ertaş, Fatih Coşkun(1)
- Guler, Alptug(1)
- Güngör, Aydanur(1)
- Gürdal, Elif(1)
- Kahraman, M Mustafa(1)
- Karaer, Merve(1)
- Kaya, Ali(1)
- Komut, Osman(1)
- Kılıç, Ahmet Mahmut(1)
- Limon, Onur(1)
- Maghaminiya, Muhammed(1)
- Marabaoğlu, Seda Nur(1)
- Nıyazı, Farıdeh Nıyazı(1)
- Oflaz, Musa(1)
- Polat, Eray(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Navigating Ethnic Issues on Clubhouse: Digital Experiences of Autochthon Turks in Iran
Dinç, Artum
This research investigates how issues related to ethnic politics in Iran are articulated by Turkish civil activists on the digital platform Clubhouse. It specifically examines: (1) The thematic categories under which these issues are raised; (2) The discursive dynamics shaping their discussion; (2) The organization and moderation of the chatrooms; and (4) The profiles of the participants. Employing a cultural sociology approach, the study analyzes how Clubhouse chat rooms –characterized by real-time verbal interaction– operate as emerging virtual public spaces for articulating ethnic grievances. It further explores whether these spaces facilitate the sharing of collective memory, the production of counter-hegemonic identity discourses, and the enactment of digital solidarity practices. The research ultimately aims to offer a descriptive analysis of the thematic content, discursive dynamics, organizational modalities, and participant profiles within this context of digital activism. A qualitative research method was employed in this study. Data were collected through participant observation by directly engaging in relevant Clubhouse chat rooms between 28 March and 1 May 2025. The data were subsequently categorized using conversation analysis. In accordance with the study’s objectives and research questions, the findings were organized and interpreted under four thematic headings: (1) Topics raised; (2) Discursive dynamics; (3) Organization and moderation of the chatrooms; and (4) Participant profiles. In the conclusion, the findings were evaluated through the conceptual lens of network power, networking power, networked power, and network-making power, as developed by Manuel Castells in his Network Theory of Power. The analysis also considered whether interactions on Clubhouse contribute to addressing issues stemming from ethnic politics in Iran. Furthermore, recommendations were proposed to enhance the effectiveness, inclusivity, sustainability, and solution-oriented nature of these virtual engagements. Overall, the study offers an original sociological framework for understanding the ethno-cultural activism of autochthon Turks in Iran within the virtual public space.
- MakaleAçık Erişim2026Filistin-İsrail Savaşı Esnasında Hastaneye Yapılan Saldırının Savaş Suçu Bağlamında Değerlendirilmesi
Karaer, Merve
Günümüzde din, dil, ırk ayırımı yapılmaksızın insanlara sağlık hizmeti sunulmalı ve sağlık hizmetlerinin güvenliği korunmalıdır. Bu bağlamda, savaş veya silahlı çatışmalar sırasında hastanelere yönelik saldırılar uluslararası ceza yargısının konusu hâline gelmiştir. Bu çalışmada, Filistin-İsrail Savaşı bağlamında hastane saldırılarının bir savaş suçu olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmakta, sağlık hizmetlerinin savaş ortamında nasıl ihlal edildiğine dikkat çekilmektedir. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler sosyal medya platformu X üzerinden toplanmıştır. Hastane saldırısının ardından geçen 24 saatlik süreçte “hastane saldırısı” anahtar kelimesiyle yapılan taramalarda ulaşılan 361 kullanıcı yorumu MAXQDA 2020 programına aktarılmış ve tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Kodlama ve tema oluşturma süreci, araştırma sorularına bağlı olarak sistematik biçimde yürütülmüştür. Analiz sonucunda iki temel tema belirlenmiştir: (1) Hastane saldırısının yorumlanması – savaş suçu, uluslararası hukukun ihlali, insanlık suçu gibi kavramsallaştırmalar; (2) Saldırıya gösterilen tepkiler – lanetleme, protesto, diplomatik tepkiler ve yas ilanları. Katılımcı yorumları saldırıların yalnızca hukuki değil aynı zamanda etik ve insani bir kriz olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Sonuç olarak, uluslararası toplumun bu tür saldırılara karşı daha etkin yaptırımlar uygulaması gerektiği, mevcut hukuki mekanizmaların yetersiz kaldığı ve sağlık tesislerine yönelik ihlallerin sistematik savaş stratejilerinin bir parçası hâline geldiği görülmüştür. Çalışma hem literatüre katkı sağlamayı hem de savaş koşullarında sağlık hizmetlerinin korunmasına yönelik farkındalık geliştirmeyi amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Islamic Family Law in Liquid Publicity: Production of Rights Discourse via the Press within the Ottoman Law of Family Rights
Gönan, Yavuz
This study interrogates the transformations within Ottoman Islamic family law in the post-Tanzimat era, specifically focusing on the intersection of the Second Constitutional Period’s accelerated public sphere, the proliferation of print culture, and the normative contestations surrounding the 1917 Ottoman Law of Family Rights (Hukûk-ı Âile Kararnâmesi). Rather than conceptualizing family law reform as a purely technical exercise in codification, this article foregrounds the socio-legal dynamics that established family law as a critical site for negotiating legitimacy, methodology, and the public circulation or norms. The primary objectives is to shift the analytical focus away from discrete institutional outcomes -such as marriage, divorce, and poligyny- toward the more foundational question of how normative authority was produced, articulated, and stabilized amidst shifting administrative and discursive landscapes. Beginnin with the Tanzimat reforms, administrative modernization consolidated practices of registration, documentation, and surveillance, effectively rendering domestic relations legible to state institutions. This process of legibility did more than streamline governance; it repositioned family law as a domain inextricably linked to public order and state capacity. By the Second Constitutional Period, the instutituonalization of the press and the rise of women’s periodicals catalyzed the circulation of a rights- based vocabulary. Within this context, “rights” functioned not merely as a formal legal category but as a pervasive public idiom for claim-making, exerting unprecedented pressure on the legitimacy of inherited normative frameworks. The study contends that these pressure crystallized into two competing “thesis- antithesis” clusters: The Reformist Thesis: Mobilized concepts of justice, reform, and independent reasoning to advocate for interpretive adaptation and state-led regulatory intervention. The Traditional Antithesis: Emphasized order, continuity, and the preservation of juristic stability, rooted in an uṣūl - based discipline and evidentiary hierarchy. Crucially, the central conflict was often less about sprecific legal rulings and more about the meta-question of authority: who possessed the legitimate power to delimit the sphere of permissibility, and through which methodological framework could this authority be exercised? Zygmunt Bauman’s concept of liquid modernity is utilized here as an analytical lens -rather than a chronological label- to illuminate how accelerated norm-circulation and the pluralization of authority claims generated a climate of heightened uncertainty.
- MakaleAçık Erişim2026Hint Alt Kıtasında Hibrit Hukuk Denemesi: Anglo-Muhammadan Law
Gönan, Yavuz
Bu çalışma İngiliz sömürge idaresi altında Hint Alt Kıtası’nda ortaya çıkan Anglo-Muhammadan Hukuku’nun (AML) tarihsel oluşumunu, kavramsal temellerini, kurumsal etkilerini ve toplumsal yansımalarını -kısmen- ele almaktadır. AML, Hanefî fıkıh geleneğinden seçilen hükümlerin İngiliz common law teknikleri ve kolonyal yargılama usulleriyle harmanlanarak inşa edilen asimetrik bir hibrit hukuk sistemidir. Bu sentezde fıkhın örf, içtihat ve maslahat gibi dinamik unsurları devre dışı bırakılmış; çeviri ve digest faaliyetleri aracılığıyla daraltılmış ve standartlaştırılmış bir Hanefîlik inşa edilmiştir. Mevcut çalışma, öncelikle Bâbür İmparatorluğu’nun çoğulcu hukuki düzeninden İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin bölgeye girişi ve ardından Britanya’nın doğrudan hâkimiyet kurmasına uzanan tarihsel arka planı sunmaktadır. AML’un normatif temellerini oluşturan çeviri ve digest faaliyetleri çalışmanın merkezi odaklarından birini teşkil etmektedir. Hamilton’un el-Hidâye çevirisi ile Baillie, Sircar ve Wilson tarafından kaleme alınan üç farklı tipteki digest, AML’un fiili kanununu oluşturan kurucu metinler olarak incelenmektedir. Bu digestler hangi fıkhî görüşlerin Müslüman hukuku olarak kabul edileceğine karar veren normatif filtreler işlevi görmüş, Hanefî fıkıh içindeki çoğulculuğu daraltarak tek bir standart Hanefî hukuku inşa etmiştir. Kurumsal dönüşüm açısından üç farklı yaklaşım ele alınmaktadır. Kalküta Medresesi devlet için fakih modeli üreterek ulemayı kolonyal yargıya entegre etmeyi amaçlamış ancak dil rejimi değişikliğiyle bu mezunlar marjinalleştirilmiştir. Diyûbend ekolü sömürge idaresinden bağımsız bir ulema tipi üreterek fetva-vaaz-medrese ağı üzerinden alternatif bir normatif alan inşa etmiştir. Aligarh ise İslâmî kimlik ile İngiliz hukuki modernliğini uzlaştıran hibrit bir elit yetiştirme projesi olarak AML’u içeriden dönüştürmeyi hedeflemiştir. Toplumsal dönüşüm boyutunda ise AML’un Müslüman kimliğini yargısal düzleme elverişli bir hukuki statü kategorisine dönüştürmesi ve nikâh, talâk, miras gibi alanlarda aile hukukunu merkezileştirmesi analiz edilmektedir. Sonuç olarak çalışma AML’u salt teknik bir hibrit hukuk meselesi olarak değil kolonyal iktidarın Müslüman toplumu tanımlama, sınıflandırma ve yönetme biçimlerinin merkezi bir aracı, bir yönetim teknolojisi olarak değerlendirmektedir. Çeviri-digest-kodifikasyon süreci fıkhın dinamik mekanizmalarını devre dışı bırakarak metne bağlı ve kolonyal yargısal denetime elverişli bir sistem inşa etmiş, bu sürecin kurumsal ve toplumsal sonuçları Güney Asya’da Müslüman hukuk bilincinin şekillenmesinde kalıcı izler bırakmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Faizsiz Finansta Standartlaşma: Önemi, Zorluklar ve Gelecek Perspektifi
Er, Bünyamin; Bingöl, Zeynep Şimşek
Standardizasyon, belirli bir alanda ortak kurallar, ölçütler ve yöntemler belirleyerek uyumu, kaliteyi ve verimliliği artırmayı amaçlayan bir süreçtir. Üretimden hizmet sektörüne, teknolojiden sağlığa kadar pek çok sahada uygulanan bu süreç, güvenilirliği sağlamak, hataları en aza indirmek ve uluslararası rekabeti güçlendirmek açısından hayati öneme sahiptir. Aynı zamanda, küresel iş birliğini kolaylaştırarak yalnızca ekonomik ve teknolojik gelişimi değil, sosyal, çevresel ve kültürel alanlarda da ilerlemeyi teşvik etmekte; böylece sürdürülebilir, kapsayıcı ve düzenli bir küresel sistemin inşasına önemli katkılar sunmaktadır. Faizsiz finans, şeriat prensiplerine uygun olarak yapılandırılmış finansal işlemleri kapsayan bir sistemdir ve bu sistem, farklı ülkelerdeki yasal çerçeveler ve kurumsal yapılar doğrultusunda çeşitli uygulama biçimleriyle hayata geçirilebilmektedir. Bu çeşitlilik, muhasebe ve denetim mekanizmalarında standart bir çerçevenin oluşturulmasını zorlaştırarak şeffaflık ve uyumluluk açısından çeşitli belirsizlikler doğurmaktadır. Bu çalışmanın amacı, faizsiz finans sisteminde standartlaşmanın gerekliliğini ve etkilerini değerlendirmektir. Bu bağlamda, AAOIFI, IFSB ve IIFM gibi uluslararası kuruluşların standartlaşma çabaları incelenmiş, Türkiye örneği üzerinden karşılaştırmalı analiz yapılmıştır. Çalışma, nitel bir yöntemle literatür taraması ve kurumsal karşılaştırmalar temelinde gerçekleştirilmiştir.
- MakaleYalnız künye2025Çekte Rehin Cirosu ve Meşru Hamil Sorunu: Yargıtay’ın Yaklaşımı Üzerine Eleştirel Bir İnceleme
Canözü, Salih
Bu çalışma, çekte rehin cirosunun hukuken geçerliliğini, teminat fonksiyonunu ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2022/6746 sayılı kararını eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmektedir. Çekte rehin cirosunun Türk Ticaret Kanunu’nda açıkça düzenlenmemiş olması ve Yargıtay’ın bu tür ciroları geçersiz sayan içtihatları, özellikle çeki teminat aracı olarak kullanan banka ve tacirler açısından önemli sorunlar doğurmaktadır. Çeklerin fiilen kredi aracı olarak kullanıldığı dikkate alındığında, rehin cirosunu mutlak olarak geçersiz kabul eden yaklaşımların ticari hayatın ihtiyaçlarıyla uyumsuz olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, gizli rehin cirosu ile çeki devralanın meşru hamil sıfatı bakımından doğurduğu hukuki sonuçlar, cirantanın sorumluluğu ve inançlı temlik cirosu ile kıyaslamalar ele alınarak, rehin cirosuna imkân veren açık yasal düzenlemelerin gerekliliği vurgulanmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Ombudsmanlık Kurumu Bağlamında Karşılaştırmalı Ülke İncelemeleri: Bahreyn, Bangladeş, Macaristan ve Ürdün Örnekleri
Doğan, Kadir Caner
Ombudsman, kamusal şikayet kurumu olarak bir devlette halktan kamu yönetimi sorunlarına dair başvuru alan ve çözen yapıdır. Ombudsman, dünyada ilk defa 18. Yüzyılda İsveç’te ortaya çıkmıştır. Temel özellikleri arasında; demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını güçlendirmesi bulunmaktadır. Günümüzde neredeyse dünyadaki tüm devletlerde uygulanmaktadır. Ombudsman dünyanın farklı kıtalarında ve devletlerinde demokrasi kültürü ve kalitesine göre çeşitli düzeylerde icra edilmektedir. Liberal demokrasinin küresel arenada baskın olduğu bir çağda ombudsman da bu değerlerle bütünleşmektedir. Demokrasinin ve siyasal liberalizmin en büyük sembollerinden biri de ombudsman olarak görülmektedir. Hak arama kurumu olarak ombudsman, bulunduğu devlette adaleti de tesis eden mekanizmalardan biridir. Bu çalışmada, Avrupa ve Asya kıtalarından Bahreyn, Bangladeş, Macaristan ve Ürdün devletlerinin ombudsman teşkilatları incelenmiştir. Bu devletlerin seçilmesinin nedeni ise uzun yüzyıllar boyunca demokrasi tecrübesinden uzak ya da engellenmiş bölgelerde ve toplumlarda ombudsmanın uygulanabilirliğine dair bazı çıkarımlarda bulunmaktır. Bu şekilde değişik coğrafi bölge ve çeşitli kültürlere sahip devletlerde ombudsman tecrübesi analiz edilmiştir. Çalışmanın yöntemi nitel analiz bağlamında literatür taramadır. Çalışmanın sonuçlarına göre dört devlet ombudsmanı arasında Macaristan, Bangladeş, Bahreyn ve Ürdün, kalkınma ortamı bağlamında etkinlik ve performans açısından sıralanabilir. Macaristan, Avrupa demokrasisinin kalbinde yer alan bir devlet olarak daha güçlü adalet ve hakkaniyet geleneklerine sahiptir. Bangladeş, Hindistan coğrafyasında uzun yıllardır merkezi bir krallığın bulunmaması nedeniyle özerklik açısından diğer iki devlete göre daha avantajlıdır. Bahreyn ve Ürdün, Orta Doğu Arap devletleri olarak uzun yıllar İngiliz kontrolü ve yönetimi altında kalmışlardır. Ürdün yüzölçümü ve nüfus bakımından daha büyüktür ve daha fazla etnik gruba sahiptir. Bu nedenle Bahreyn'de adaleti tesis etmek daha kolay olabilir.
- MakaleAçık Erişim2025Kültürel sosyoloji perspektifinde aile kurumu ve ombudsmanlık ile ilişkisi
Dinç, Artum
Aile kurumu, tarihsel süreç içinde farklı toplumsal ve kültürel bağlamlarda değişim göstermiş, modern dönemde ise yeni yönetişim mekanizmalarının etkisi altına girmiştir. Bu makalede aile, kültürel sosyoloji yaklaşımıyla kuramsal olarak incelenmekte; felsefi temelleri ve sosyolojik yaklaşımlar (Bourdieu, Giddens, Elias) çerçevesinde tarihsel ve güncel boyutlarıyla ele alınmaktadır. Araştırmanın temel sorunsalı, modern devlet mekanizmalarından biri olan ombudsmanlık kurumunun aile kurumu üzerindeki rolünü ve etkisini anlamaktır. Yöntem olarak belge analizi, kuramsal yorumlama ve karşılaştırmalı analiz tekniklerine dayalı nitel model kullanıldı. Aile kurumunun kısa tarihçesi sunularak, geleneksel geniş aile yapılarından modern çekirdek ailelere geçiş küresel perspektifle tartışıldı. Modern yönetişim mekanizmaları bağlamında, özellikle ombudsmanlık kurumu ile aile arasındaki ilişki incelendi. Ombudsmanlığın aile ile ilgili sorumluluğunun anlamı ve işlevleri tartışılarak farklı ülkelerde ombudsmanlığın aile ilişkilerine etkisi karşılaştırmalı örneklerle açıklandı. Özellikle ombudsmanın aile içi hak ihlallerini önlemedeki rolü, çocuk ve kadın haklarının korunmasına katkısı ve aile yapısını şekillendirmesi değerlendirildi. Aile, kültürel olarak sürekli dönüşen bir yapıdır ve ombudsmanlık gibi modern mekanizmalar bu dönüşümün bir parçası olarak aileye hem normatif hem pratik düzeyde etki etmektedir; bu da aile içi hak arama kültürünü geliştirir. Sonuç olarak, kültürel sosyolojik kuramsal çerçeveyle desteklenen analiz, aile kurumunun kültürel olarak inşa edilmiş dinamik bir yapı olduğunu ve modern devlet mekanizmalarıyla (ör. ombudsmanlık) etkileşim halinde sürekli dönüşüm geçirdiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, aile politikalarının geliştirilmesinde ombudsmanlık mekanizmasının önemli bir denge unsuru olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Bulgaristan’da ombudsmanlık kurumu ve türk azınlık hakları
(Alieva), Vildane Özkan
Bu makale, Bulgaristan’da Ombudsmanlık kurumunun ulusal Türk azınlığın haklarını koruma konusundaki rolünü sosyolojik bir bakış açısıyla incelemektedir. Bu bağlamda araştırmanın temel sorunsalı, 1989 sonrası demokratikleşme sürecinde kurulan Ombudsmanlık kurumunun kültürel ve yapısal engeller karşısında azınlık haklarını ne ölçüde savunabildiğidir. Kuramsal çerçeve, kültürel ve tarihsel sosyoloji yaklaşımlarına dayanmakta olup Bourdieu (habitus, simgesel güç), Swidler (kültür kuramı), Alexander (kültürel sosyoloji), Habermas (iletişimsel eylem, kamusal alan), Fraser (karşı-kamusal alan), Taylor’ın (tanınma siyaseti) vb. görüşlerinden yararlanılmaktadır. Yöntemsel olarak nitel bir araştırmadır. Süreç analizi tekniğiyle Ombudsmanlık kurumunun Türk azınlık haklarını koruma konusundaki etkisinin tarihsel gelişimi izlendi, ayrıca eleştirel söylem analiziyle ilgili yasal belgeler, raporlar ve medyadaki söylemler incelendi. Bulgular, Ombudsmanlık kurumunun bireysel başvurular aracılığıyla azınlık haklarını evrensel insan hakları temelinde savunduğunu, ancak siyasi baskılar, kurumsal yetersizlikler ve kültürel önyargılar nedeniyle bu savununun etkisinin sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Ombudsmanlık kurumu Türk azınlık için hak arama yollarını kurumsallaştırarak önemli bir mekanizma sunsa da kapsamlı yapısal dönüşümler olmadıkça etkisinin kısıtlı kalmaya devam edeceği söylenebilir.
- MakaleYalnız künye2024Yüksek voltajlı iletim hattı kamulaştırmalarında irtifak bedelinin hesaplanması için yeni bir yöntem önerisi
Uzun, Bayram; Marabaoğlu, Seda Nur
Taşınmazlar üzerinden geçen yüksek voltajlı iletim hatları (YVİH) için irtifak kamulaştırması yapılmaktadır. Bu uygulama, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun yetersiz olması sebebiyle Yargıtay kararlarıyla yürütülmektedir. Her bir uygulama için yeni bir karar çıkarılmaktadır. Bu kararlar içinden, karşılaşılan yeni bir durumun çözümüne yönelik uygun hükmü aramak iş gücü ve zaman kaybı oluşturmaktadır. Taşınmaz değerini olumsuz etkileyen YVİH faktörleri ve bu faktörlerin değeri etkileme dereceleri de açık ve kesin değildir. Bu belirsizlik, irtifak bedelinin eksik veya fazla hesaplanmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada; yerli ve yabancı gayrimenkul değerleme uzmanlarıyla yapılan görüşmeler, ulusal ve uluslararası anket çalışmaları (20 farklı ülkeden katılımcı), Yargıtay kararları ve bilirkişi raporlarının incelemesi ile hâkim ve avukatlarla yapılan değerlendirmeler sonucunda YVİH’nin taşınmaz değerini etkileyen faktörler belirlenmiştir. Bu faktörler Analitik Hiyerarşi Yöntemi kullanılarak ağırlıklandırılmıştır. Böylelikle, irtifak bedelini otomatik olarak hesaplayan bir YVİH etki-değer modeli geliştirilmiştir. Node.js, Electron, TypeScript, React, Ant Design ve Webpack kullanılarak bu otomasyon modelinin arayüz yazılımı yapılmıştır. Model, Türkiye’deki çeşitli illerden toplanan 60 bilirkişi raporuyla test edilmiştir. Bu raporların 10 tanesi çalışmada örnek olarak gösterilmiştir. Otomasyon modeline göre, bilirkişi raporlarındaki yanılma oranı en az %17.21 ve en fazla %84.56 olarak bulunmuştur. Bu model, irtifak bedeli hesaplanmasında bir standart sağlayarak bu bedelin eksik veya fazla tespit edilmesi sorununu önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır. İrtifak bedelinin tespitinde, kullanıcıların adım adım takip edebileceği tanımlı bir iş akış şeması mevcut olmadığı için hukuki süreçte karışıklık ve zaman kaybı meydana gelmektedir. Bu eksikliği gidermek içim, hâkim ve avukatlarla değerlendirmeler yapılarak irtifak kamulaştırma uygulamalarındaki hukuki prosedürü hızlandıracak bir iş akış şeması oluşturulmuş ve çalışmada sunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2024İslâm Hukukuna Göre Canlı Kalkan ile İlgili Hükümler
Gönan, Yavuz
İnsanlık tarihinde çeşitli gerekçelerle pek çok savaş meydana gelmiş ve bundan en çok etkilenenler de siviller olmuştur. Her ne kadar savaş, olgusal olarak istenilen bir şey değilse de gerçekleşmesi durumunda sivillerin, savaşın olumsuzluklarından asgari düzeyde etkilenmeleri arzu edilir. Bu bağlamda çatışmaların veya saldırıların hangi düzeyde yapılması gerektiği yönünde yasal düzenlemelerin varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yasal düzenlemeleri ihlal edenlerin karşılaşacakları cezai müeyyidenin niteliği ve kapsamının tespiti de önem arz etmektedir. Böylece özellikle sivillerin can ve mal emniyeti mümkün mertebe temin edilebilsin. Tarihsel kayıtların da gösterdiği üzere sivillerin karşılaştığı en büyük problemlerden biri savaşlarda "canlı kalkan" olarak kullanılmalarıdır. İslâm hukuku canlı kalkan yapılan sivillere yönelik gerçekleştirilecek operasyonların niteliği ve düzeyi bakımından diğer hukuklardan farklı yasal düzenlemeler ortaya koymuştur. Bu noktada mezhepler Hz. Muhammed’in (s.a.s.) savaşlardaki uygulamalarını dikkate alarak kendi usulleri çerçevesinde hükümler tespit etmeye çalışmışlardır. Mezhepler veya fakihler arasında konuyla ilgili hüküm ve yaklaşım farklılıkları bulunmaktadır ki, bu da doğaldır. Çünkü fakihlerin yaşadıkları dönem veya coğrafyada, gelişen teknolojiye bağlı olarak savaş veya çatışmalarda da farklılaşmalar olmuştur. Bu çalışmada canlı kalkana yönelik operasyonların meşru sınırlarına dair dört mezhebin görüşleri ele alınacaktır.
- MakaleAçık Erişim2024Güven ve vergi uyumu ilişkisinde gücün düzenleyicilik etkisi: gümüşhane vergi mükellefleri üzerine bir araştırma
Uğur, Candan Yılmaz
Vergi mükellefleri ile vergi idaresi arasındaki etkileşimin vergi uyumu üzerindeki etkisi Kirchler, Hoelzl ve Wahl (2008) tarafından geliştirilen Kaygan Zemin Yaklaşımı (Slippery Slope Framework) çerçevesinde tartışılmaktadır. Kaygan Zemin Yaklaşımı’nın temel varsayımı, idarenin gücü ve idareye duyulan güven arasındaki dengenin vergi uyum düzeyinin temel belirleyicisi olduğudur. Bu araştırmada Kaygan Zemin Yaklaşımı çerçevesinde güven duygusunun vergi uyumu üzerindeki etkisinin güç tarafından düzenlenip düzenlenmediği incelenmiştir. Veriler anket yöntemi aracılığıyla Gümüşhane’de faaliyet gösteren 148 gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden elde edilmiştir. PROCESS Makro Model 1 aracılığıyla ulaşılan analiz sonuçları, güvenin vergi uyumu üzerindeki etkisinde gücün düzenleyicilik etkisinin olmadığını göstermiştir. Ancak güç algısının düşük olduğu bireylerde; düşük düzey güven algısı ile yüksek düzey güven algısı arasındaki farkın vergi uyumu üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır. Bu bağlamda vergi uyumluluğunu artırmak isteyen vergi otoritelerinin güç ile ilgili yaptırımlarından ziyade, diğer faktörlere odaklanması gerekmektedir. Nitekim Kaygan Zemin Yaklaşımı’nda vergi kayıp ve kaçaklarının en aza indirilmesi ve kamusal ihtiyaçlarının karşılanması için vergi gelirlerinin artırılması, mükelleflerin güven ve adalet algılarının yükseltilmesine de bağlıdır.
- MakaleYalnız künye2024Orman Köylülerinin Orman Kadastrosu Çalışmalarına İlişkin Görüşleri Üzerine Bir Değerlendirme
Komut, Osman; Özdemir, Faruk
Bu çalışmada, orman kadastro uygulamalarının devam ettiği alanlarda, orman köylülerinin bu çalışmalara ilişkin farkındalık düzeyi, algı ve görüşlerinin analizi amaçlanmıştır. Çalışma Gümüşhane ili kapsamında 3 farklı ilçe ve bunlara bağlı 29 farklı orman köyünde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yüz yüze uygulama esasına dayalı anket kullanılmıştır. Araştırma ölçeği; orman kadastrosunun faydaları, bilgilendirme ve yöntem kabul edilirliği, belge ve itirazların dikkate alınması, orman kadastrosu gerekliliği ve kararların kabul edilirliği ile uygulama sonuçları ve sorun çözüm yeterliliği olmak üzere 5 alt grup esasında ele alınmıştır. Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H testlerinin kullanıldığı istatistik analizlerde, katılımcıların yerleşik bulunduğu ilçe, eğitim durumu, arazisinin tescil durumu ve ormandan gelir elde etme değişkenleri için farklı ölçek alt grupları için anlamlı (p<0,05) görüş farklılıkları tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları, orman köylülerinin orman kadastrosu hakkındaki kaygılarının orman kadastro komisyonunun alacağı kararların kabul edilirliği ve bu uygulamanın orman köylülerinin arazi mülkiyeti sorunlarını çözme yeterliliği üzerinde yoğunlaştığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler:
- MakaleYalnız künye2024Türkiye’de adli muhasebe eğitiminin güçlü ve zayıf yönleriyle değerlendirilmesi
Ertaş, Fatih Coşkun; Tosunoğlu, Büşra; Nıyazı, Farıdeh Nıyazı
Bu çalışmanın amacı Türkiye’de adli muhasebe eğitiminin güçlü ve za- yıf yönleriyle değerlendirilmesidir. Alt amacı ise adli muhasebe müfredatında hangi derslerin ve öğretim tekniklerinin yer alması gerektiğidir. Bu doğrultu- da Türkiye’de Muhasebe-Finansman anabilim dalında görev yapan 332 aka- demik personele, adli muhasebe eğitiminin güçlü ve zayıf yönleri, müfredatta yer alması gereken dersler ve öğretim tekniklerinin neler olması gerektiğine ilişkin oluşturulan bir anket uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, adli muhasebe eğitiminin en güçlü yönünün öğrencilere sağlamış olduğu fayda, en zayıf yönünün ise müfredatta mesleki standartların yeteri kadar yer almaması söylenebilmektedir. Ayrıca mesleğin değeri, kariyer olanakları ve gerçeğe uy- gun veriye erişim imkânı gibi güçlü yönlerinin yanı sıra müfredattaki tutarsız- lıklar, kaynak eksikliği ve tanınma ve itibar eksikliği de diğer zayıf yönlerini oluşturmaktadır. Çalışmada ayrıca hile unsurları ve türleri, veri analitiği, psi- koloji, iç kontrol ve iç denetim, iş etiği, etkili raporlama yöntemleri ve ekono- mik suçların kriminolojisi gibi derslerin müfredatta yer alması gerektiği tespit edilmiştir. Son olarak adli muhasebe eğitiminde öğretim teknikleri de ince- lenmiş olup ilk sırayı vaka analizi almakta olup bu tekniği modelleme, proje ve sunum, eğitici filmler, eğitim kampları ve laboratuvarlar takip etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Maden sektörü iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi
Kahraman, M Mustafa; Güngör, Aydanur
Çalışma koşullarının ağır, iş kazalarının fazla olduğu aynı zamanda da beden gücünün fazlasıyla kullanıldığı maden ocaklarında 18. yüzyılda sanayi devrimiyle beraber makineleşme artmıştır. Artan dünya nüfusu ve sanayileşme sebebiyle maden ve metallere olan talepler artmış ve ilk etapta üzerinde çok durulmayan iş sağlığı ve güvenliği konusu sanayinin geliştiği ülkelerde maddi kayıpların artışına neden olmuştur. Birçok insanın maden kazalarında öldüğü büyük felaketler sonrasında daha fazla gündeme gelmiştir. Yaşanan bu sorunlar üretimin ve verimin düşmesini de getirmiştir. Verimliliği arttırmak amacıyla iş güvenliğiyle ilgili kanunların çıkması ve iyileştirilmelerin yapılması gündeme alınmıştır. Türkiye’ye baktığımızda ise yakın geçmişte iş sağlığı ve güvenliği konusunda Avrupa Birliğine uyum amacıyla 2012 yılında kabul edilen ve yürürlüğe giren 6331 sayılı kanun iş güvenliği konusunda en kapsamlı çalışmadır. Ancak bu değişiklikler beklendiği gibi iş kazalarında istenen azalmayı sağlamamıştır. Bu çalışmada, madencilik faaliyetlerini güvenli ve verimli şekilde yapan ülkelerden bazıları olan; Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Avustralya’nın madencilik sektöründeki yasal mevzuatlar ve maden iş kazalarına ilişkin istatistiksel bilgiler incelenmiştir. Bu ülkelere ait olan madencilikle alakalı mevzuat ve istatistikler Türkiye’nin bu alandaki yasal mevzuatları ve istatistikleriyle karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Son olarak ise yasal mevzuatın madencilikte iş güvenliğine olan etkisi tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2023Ön-Alıcı ve Önleyici Müdahalede Simülasyonlar
Gürdal, Elif; Limon, Onur
Simülasyonlar gerçek ortamların taklit edilmesi ve birebir benzerlerinin matematiksel modellerle yaratılması ile oluşturulan dijital ortamlardır. Bu dijital ortamlara gerçek dünyanın verileri yüklenerek yaşanabilecek tüm olasılıkların hesaplanabilmesi mümkün olabilmektedir. Ortaya çıkan bilginin ise gerçek dünyadaki politikaları etkileyebilmesi tartışılması gereken bir konu olmaktadır. Simülasyonlar sayesinde devletlerin önemli güvenlik meselelerine dair olasılık hesaplarının yapılması artık sık sık başvurulan yöntemler haline gelmiştir. Ancak dijital alan üzerinden sağlanmaya çalışılan bu güvenlik yönteminin savunma dayanağı olarak yönlendirici olup olmayacağı ya da simülasyon verilerine dayanarak bir eylemde bulunmanın saldırı olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı tartışılmalıdır. Bu çalışma bu sorulara yanıt aramak için ele alınmıştır. Kavramsal çerçeve ön-alıcı ve önleyici müdahale kavramlarıdır. Bu çerçevede simülasyon verilerinin müdahale ederken bir savunma dayanağı olarak kullanılmasının ön-alıcı mı yoksa önleyici mi olduğu tartışılmaktadır. Simülasyon verileri ve yapay zekâ analizlerinin düşman tanımlaması ve saldırganlık göstergelerinin hesaplamalarında meşru bir hukuksal dayanak olup olamaması uluslararası iş birliğinin şekli ve uluslararası aktörlerin kabul edilir seçenekleri meşrulaştırma süreçlerine göre değişmektedir.
- Derleme MakaleYalnız künye2023Adli Sistem İçerisinde Sosyal Çalışmacıların Bilirkişilik Uygulamaları
Kesen, N.Feyzal; Bilgin, Özkan
Adli çalışma, sosyal çalışma mesleğinin hukuk sistemi içerisinde uygulamalarını yürüttüğü bir alandır. Bu uygulamalar yargılamanın aşamasına göre değişiklik göstermektedir. Suç işleyen bireylerle rehabilite edici çalışmalar yapmanın yanı sıra; soruşturma ve kovuşturma aşamalarından oluşan yargı süreçlerinde bilirkişi rolü yerine getirilmektedir. Mesleki bilgileri ile sosyal hizmet alanındaki davalara ilişkin yargılamalarda yer alan sosyal çalışmacılar, hukuk sisteminde sosyal çalışmanın hukuki rolünü temsil etmektedir. Adli sosyal çalışmacılar bilirkişi rolü ile adli süreçlere dâhil olur ve alınan kararları etkiler. Bu rol, adli sosyal çalışmacıların bilirkişi rolünün önemini ortaya koymaktadır. Türkiye'de hukuk sisteminde bilirkişinin rolü ve statüsünde son dönemde bir değişiklik olmazken, bilirkişilik sisteminde yeni gelişmelerin olduğu görülmektedir. Yeni bilirkişilik sistemi ile adli sosyal çalışmacıların bilirkişilik sistemindeki rol ve görevlerini ortaya koyan çalışmalara ilişkin bir literatür boşluğu olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada 2018 yılı itibari ile Türkiye'de uygulanmaya başlayan yeni bilirkişilik sistemi anlatılacak ve adli sosyal çalışmacıların bilirkişi olarak rolleri ve görevleri hakkında açıklamalar yapılacaktır.
- MakaleYalnız künye2023Emlak Vergisi Kapsamında Değerli Konutların Vergilendirilmesi: Portekiz, Güney Kore ve Türkiye Uygulamalarına Genel Bir Bakış
Uğurlu, Hümeyra
Mali güce göre vergilendirme anlayışının sonucu olarak, bir ülkede yaşayan vatandaşların hangilerinin vergi mükellefi olabileceği ve nasıl vergilendirilebileceği belirlenmeye çalışılmaktadır. Vergilemede adil olabilmek için ödeme gücüne sahip herkesin kamu hizmetlerinin finansmanına katılması önemlidir. Esas olarak; gelir, servet ve harcama, ödeme gücünün göstergeleri olarak kullanılmaktadır. Servetin vergilendirilmesi üzerindeki tartışmalar, Türkiye’de, Değerli Konut Vergisi (DKV) adında yeni bir vergi türünü gündeme getirmiştir. Değerli Konut Vergisi, 2019 yılında kabul edilmiş, 2020 yılında tahsil edilmesi planlanmış ancak 2021 yılında uygulamaya konulabilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de Değerli Konut Vergisini değerlendirerek, benzer uygulamalar olduğu düşünülen; Portekiz’de İlave Emlak Vergisi ve Güney Kore’de Kapsamlı Emlak Bulundurma Vergisi uygulamaları ile karşılaştırmaktır. Bu amaçla çalışmada öncelikle, Emlak Vergisi hakkında genel bilgilere yer verilecek, sonrasında İlave Emlak Vergisi ve Kapsamlı Emlak Bulundurma Vergisi değerlendirilmeye çalışılacaktır. Son olarak, Türkiye’de uygulanan DKV hakkında bilgilere yer verilerek ülkelerin karşılaştırılması yapılacaktır. Bu değerlendirmeler sonucunda; Türkiye’de uygulanan DKV’nin özellikle ödeme gücü ilkesi, eşitlik ve vergi adaletine özgü bir takım eksiklikleri barındırdığı söylenebilir.
- MakaleYalnız künye2023Çek hukukunda sebepsiz zenginleşme
Canözü, Salih
Kambiyo senetlerinin sıkı şekil şartlarına tabi olması sebebiyle başvuru hakkının kısa ibraz süreleri içerisinde kaybedilmesi söz konusu olabilmektedir. Bu durumda, koşulları varsa tarafların temel ilişkiye dayanması veya hamilin kambiyo senetlerine özgü düzenlenmiş ve genel hükümlerden tamamen farklı şartlara sahip olan ve özellikle ispat yükü bakımından davacıya genel hükümlere göre önemli avantajlar içeren TTK m.732 hükmü çerçevesinde sebepsiz zenginleşme davası açması gerekir. TTK m.732 poliçeler için düzenlenmiş bir hüküm olup, TTK m.818/1-m atfı gereği çekler bakımından da uygulanama alanı bulmaktadır. Çeke dayalı başvuru hakkının ibraz veya karşılıksızdır işlemlerinin yapılmaması sebepleriyle düşmesi veya bu işlemler yapılmış olmasına rağmen çekin zamanaşımına uğraması halinde TTK m.732 hükmü çerçevesinde sebepsiz zenginleşme davası hamil tarafından açılabilmektedir. Çalışmamızda Yargıtay ve doktrindeki görüşler çerçevesinde çekte sebepsiz zenginleşme talebine ilişkin tartışmalı noktalar ele alınacaktır.
- MakaleAçık Erişim2023İşyeri Zorbalığı ve İş Tatmininin İş Stresi Üzerindeki Etkisi: Otel İşletmelerinde Bir Araştırma
Polat, Eray; Oflaz, Musa
Günümüz iş yerleri, iş stresine ve iş yerinde zorba davranışlara sıklıkla konu olmaktadır. Nitekim insani ilişkilerin yoğun olduğu otel işletmelerinde de bu tür sorunlar görülmektedir. Dolayısıyla bu sorunların giderilmesi için gerçekleştirilen çalışmalar önem arz etmektedir. Bu araştırmada, iş yeri zorbalığının iş stresi üzerindeki etkisi ve iş tatminin bu etkideki aracılık rolü belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırma, İstanbul’daki otel işletmelerinde yürütülmüş ve anket tekniği ile veri toplanmıştır. Araştırma modeli Process makro yazılımı ile test edilerek aracı değişkenin etkisi ön yükleme metodu ile ölçülmüştür. Sonuçlar, iş yeri zorbalığının iş stresini artırdığını ve iş tatminin buna aracılık ettiğini göstermektedir. İş tatmini iş yeri zorbalığının, iş stresi üzerindeki olumsuz etkisini azaltmaktadır. Araştırma, iş yerindeki zorba davranışların olumsuz etkisini çalışanlar açısından vurgulamaktadır ve çalışanların tatmin ve stres düzeylerinin olumsuz bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Yönetsel açıdan bakıldığında, bu makalenin sonuçları işletmeleri ve yöneticilerini zorba davranışları en aza indirmeye, hatta durdurmaya teşvik etmektedir. Bu araştırma, bu konu ile ilgili literatürün oldukça kısıtlı olması nedeniyle literatüre de katkı sağlamaktadır.






