Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Bulgar folklorunda simgeler ve anlamları: kültürel sosyolojik bir çözümleme

    (Alieva), Vildane Özkan

    Bu çalışma, Bulgar folklorundaki temel unsurların tarihsel kökenlerini, toplumsal işlevlerini, kültürel anlamlarını ve modernleşme sürecindeki dönüşümlerini kapsamlı olarak araştırmayı amaçlamaktadır. Osmanlı dönemi, Çarlık dönemi, sosyalist rejim ve günümüzdeki post-sosyalist döneme uzanan tarihsel süreçte; halk dansları, geleneksel nakışlar, halk inançları ve festivaller gibi folklorik unsurlar ele alınmış ve bu ögelerin Bulgar kolektif kimliğinin inşası ile korunmasındaki rolleri incelenmiştir. Kültürel sosyoloji perspektifinden hareketle disiplinlerarası bir yaklaşım benimsenmiştir. Araştırmada nitel yöntem çerçevesinde, karşılaştırmalı tarihsel analiz vurgusuyla çok boyutlu simgeselliğin içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Bu teknik aracılığıyla Marteniçka bileklikleri, Kukeri maskeli ritüelleri ve geleneksel nakış motifleri gibi belli başlı unsurların çok katmanlı anlamları derinlemesine çözümlenmiştir. Araştırmanın temel bulguları, Bulgar folkloruna özgü simgelerin bir yandan tarihsel belleği canlı tuttuğunu ve toplumsal dayanışmayı pekiştirdiğini, diğer yandan modernleşme süreci ve turizmin etkisiyle biçimsel değişimlere uğradığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Bulgar folklorundaki simgelerin tarihsel sürekliliğin ve kültürel belleğin taşıyıcısı olma, etnik-dini kimliği ifade etme ve toplumsal dayanışmayı sağlama gibi temel işlevlere sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2026
    Kadın âşıkların kendilerine biçilmiş geleneksel rollere cinsiyet eşitliği bağlamında eleştirel yaklaşımları

    Yıldırmış, Fatma

    Âşıklık geleneği yüzyıllardır toplumun sesi olmuştur. Şairler; mutluluklarını, sevdalarını, dönemlerinin tarihi-sosyal-siyasi hayatını, özlemlerini, beklentilerini kısacası bütün duygu ve düşüncelerini şiirleri aracılığıyla hem bireysel hem bütünsel biçimde aktarmışlardır. Genellikle erkek egemen icracı konumunda olan gelenekte sayıları az olsa da kadın âşıkların varlığı bilinmektedir. Fakat bu kadın şairlerin şiirlerine ulaşmak ve onlar hakkında bilgi edinmek günümüz şartlarında pek de mümkün değildir. Geçmiş dönemde yaşamış kadın şairlerin hakkında bilgi olmaması varlıklarıyla ilgili değil, onların kadın kimlikleriyle ilgilidir. Geleneksel toplumlarda kadının sosyal, siyasi ve edebî alanlarda görünmesine “namus, ayıp, günah” gibi kavramların yaptırımlarından dolayı pek sıcak bakılmamıştır. Günümüze gelindiğinde bu anlayışın değişmesi, kadının ve kadın şairlerin özgür ve görünür olması, her ortamda şiirlerini icra etmesi hususunda kadın âşıkların çabaları dikkat çekicidir. Kadın âşıklar, kadının sadece aşk şiirlerinde geçmesini eleştiren, toplumsal her alanda kadının varlığını, yerini sorgulayan ve bunları kısıtlayıcı davranışların eleştirildiği şiirler yazarak ve yayımlayarak seslerini duyurmaya gayret etmişlerdir. Bu makalenin amacı âşıklık geleneği içerisinde yer alan günümüz kadın temsilcilerin kadının toplumsal cinsiyet rolünü, anneliğini, kadınlığını, sanatçı kimliklerini, var ve görünür olma mücadelelerini kendi ürettiklerinden örnekler vererek nasıl ele aldıklarını incelemektir. Makalede bahsi geçen temsilcilerin geleneği temsil biçimlerini, bulundukları konumun durumunu ve bu durumun neden-sonuç ilişkilerini sorgulayarak değerlendirilmiştir. Bu makale, bu mücadeleci duruşa hem akademik anlamda bir katkı sağlayacak hem de yapılacak çalışmalara kaynaklık edecektir.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    Geleneksel Yörük Düğünlerinin Somut Olmayan Kültürel Miras Kapsamında Değerlendirilmesi

    Akdu, Uğur; Akdu, Serap

    Zengin tarihi ve geleneklere olan bağlılıkları ile Yörükler Anadolu’da geniş bir coğrafyada yaşamaktadır. Göçebe yaşamdan yerleşik yaşam kültürüne adapte olsalar da birçoğu eski Türk geleneklerini yaşamaya ve sürdürmeye devam etmektedir. Oldukça geniş kapsamlı bir gelenek bütünlüğüne sahip geleneksel Yörük kültürü uygulamalarının modern yaşamın getirdiği yenilikler, teknolojiye bağlı ortaya çıkan kolaylıklar, mevsimsel değişiklikler, yaşam mücadelesi, toplumsal kabul ve sosyolojik gelişmeler gibi nedenlerle sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiği düşünülmektedir. Araştırmanın temel amacı Yörük kültürünün önemli bir öğesi olan evlilik ve düğün geleneklerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından somut olmayan kültürel miras olarak korunması ve farkındalık oluşturulmasına katkıda bulunmaktır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu araştırmada veri toplamak için doküman incelemesi ve gözlem tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde geleneksel Yörük düğünlerinin UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM) kriterleri açısından uygun olduğu düşünülerek, geleneklerin korunması ve sürdürülebilirliğinin nasıl sağlanabileceği hakkında önerilerde bulunulmuştur. Bu kapsamda özellikle belgelendirme ve arşiv çalışmalarının ivedilikle yapılması, derleme, ses ve görüntü kayıtlarının alınması, bilimsel araştırmalarla kaynak çeşitliliğinin arttırılması önemlidir. Kültürün ve geleneklerin nesiller arası aktarımla korunup, yaşatılacağı ve sürdürülebilirliğinin sağlanacağı düşüncesiyle yeni nesillere aktarımın sağlanabilmesi için farkındalık eğitim programlarının ve seminerlerin düzenlenmesi, tanıtım etkinliklerinin planlanması hatta farklı eğitim düzeylerindeki eğitim öğretim müfredatlarında yer alması gerektiği düşünülmektedir.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Alevi kültüründe yeme-içme ve mutfak: erzincan mollaköy örneği

    Evren, Savaş; Çoban, Ejder

    Bu çalışma, Alevi kültüründe yeme-içme ve mutfağın yerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Alevi inancının önemli merkezlerinden biri olan Erzincan'ın Mollaköy beldesinde yürütülen çalışmada yerel yemek gelenekleri ve bu geleneklerin Alevilikle bağları incelenmiştir. Çalışmada durum çalışması deseni esas alınmış olup yarı yapılandırılmış mülakatlar (n=11) yoluyla elde edilen verilere betimsel analiz uygulanmıştır. Bulgular “Mollaköy’de mutfağın önemi”, “özel günlerde yeme-içme ritüelleri” ve “yasak veya kutsal yiyecekler” şeklinde üç tema kapsamında değerlendirilmiştir. Bulgulara göre Mollaköy’de mutfak, dini yaşamın önemli bir yönünü temsil etmektedir. Özel günlerde yiyeceklerin dualarla kutsallaştırıldığı Mollaköy Alevi kültüründe çoğu Alevi yerleşiminde olduğu gibi Aşure, Babuko, Kaysefe, Niyaz gibi gastronomik ürünler öne çıkmıştır. Yasaklı yiyecek olarak tavşan eti, kutsal yiyecek olaraksa elma üzerinde durulmuştur.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2025
    Gümüşhane Düğünlerinde Yemek Kültürü ve Ritüel Uygulamalar Üzerine Bir Araştırma

    Akyürek, Suat; Kalın, Hasret; Özkartal, Muhammed Enes

    Bu çalışmanın amacı, Gümüşhane düğünlerinde yer alan yemek kültürü ve bu yemeklere eşlik eden ritüel uygulamaları kültürel miras perspektifinden incelemektir. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen çalışmada, Gümüşhane merkez köylerinde yaşayan 29 katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bulgular, düğün yemeklerinin yalnızca bir beslenme pratiği olmadığını, kültürel kimliğin aktarımı, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve ritüel sürekliliğin sağlanması açısından önemli işlevler üstlendiğini ortaya koymuştur. Düğünlerde imece usulüyle hazırlanan pilav, etli nohut, dolma, lahana sarma ve siron gibi yöresel yemeklerin paylaşım ve bereketin sembolik bir ifadesi olarak değerlendirildiği belirlenmiştir. Yemeklerin hazırlanış sürecinde keyveni olarak adlandırılan deneyimli kadınların belirleyici bir role sahip olduğu ve bu kişilerin kültürel bilgi taşıyıcıları ile toplumsal otorite figürleri olarak kabul edildiği tespit edilmiştir. Modernleşme süreciyle birlikte düğünlerin salonlara taşınması, hazır yemek uygulamalarının yaygınlaşması ve imece geleneğinin zayıflaması ritüel bilincin giderek kaybolmasına yol açmaktadır. Çalışma bulguları doğrultusunda geleneksel düğün yemeklerinin belgelenmesi, imece geleneğinin sürdürülmesine yönelik farkındalığın artırılması ve kültürel bilginin kuşaktan kuşağa aktarılmasının desteklenmesi önerilmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Görmek değişmektir: kültürel mirasın ekran aracılığı ile anlatımı

    Taşdelen, Birgül

    Her çağın bakışı, o çağın düşüncesini yansıtır. Bu yönü ile ele alındığında insanlık tarih boyunca yaptıklarıyla ve yaşadıklarıyla kendini hatırlatma noktasında sınırsız anlam ve etkilere sahip temsiller dünyası oluşturma gayreti içerisine düşmektedir. Dolayısıyla değişik amaçlar için tasarlanmış bu temsillerin, üst düzeyde etkilediği bir kültür içinde yaşadığımızı ifade etmek yanlış olmayacaktır. Sürekli kuralları ve uzlaşımları değişen farklı temsil sistemlerinin tezahür ettiği bu imgeler ve sözcükler bize hayatı anlamlandırma açısından geniş bir bakış açısı sağlamaktadır. Bugün, her şeyi her zamankinden oldukça farklı görmekteyiz. Teknolojinin yaşam biçimlerimiz üzerindeki giderek artan etkisi ve insan duyularının algılamasının düzenlenmesinde kullanılan yeni radikal sunum araçları, dünyayı keşfetme yollarımızı hem tasvir etmeyi hem de sorgulamayı amaçlar. Bu bağlamda yeni medya teknolojileri iletişim, etkileşim ve aktarım özellikleri bakımından günceli yakalamış, sadece kullanıcıya sunum araçlarını değiştirmekle kalmamış aynı zamanda deneyimlerin üretildiği sosyal, ekonomik, politik ve kültürel ortamları da etkilemiştir. Medyadaki bilimsel uygulamalar arasında yer alan belgesel sinema da sosyal ve kültürel değişimlerle her zaman birbirine bağlı estetik ve teknolojik büyümenin aşamaları üzerine kurulu ve bunu merkez alan organik bir değişim sürecinin parçasıdır. Bu çalışmanın amacı gerçekliği izleyici hafızasıyla etkileşime geçirerek anlatısallaştıran sayısallaştırmanın, çağdaş bellek üzerindeki bazı önemli sonuçlarını teorik olarak araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada post-dijital durum ve dijitalleşmenin bellekle olan ilişkisi hakkında genel bir giriş yapılacak ardından ekran aracılı deneyim açıklanarak, ekran aracılı deneyimlerin izleyici üzerindeki etkilerinin izi sürülecektir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Seyyahların gözünden türklerde kanaatkârlık

    Gökşen, Cengiz; Topalak, Halil İbrahim

    Dünya üzerinde yer alan her ulusun kendine has karakteristik özellikleri olduğu gibi çok eski ve köklü bir tarihe sahip Türklerin de vardır. Türklerin bu özelliklerinden biri kanaatkârlıktır. Uzun süre göçerevli bir yaşam sürmüş olan Türkler, yaşam tarzlarının gereği olarak tabiatın çetin şartlarına karşı mücadele etmek için hayatlarından bazı fedakârlıklarda bulunmak zorunda kalmışlardır. Haliyle bu fedakârlıklar; yaşamlarının bir parçası olmuş, yerleşik yaşama geçtiklerinde de bu özelliklerini sürdürmeye devam etmişlerdir. Türklerin bu özelliği; Türkleri faklı zamanlarda ziyaret etmiş birçok seyyahın dikkatinden kaçmamıştır. Bunun yanında dönemin bazı tarihçileri ve yazarları da bu konuya değinmişlerdir. Türklerin kanaatkârlığını esas alan bu çalışma; Türkleri ziyaret etmiş birçok seyyah başta olmak üzere dönemin tarihçileri ve önemli Türk tarihi ve kültürü üzerine önemli çalışmaları olan Türkologların eserleri esas alınarak hazırlanmıştır. Bu çalışmadaki amaç ise Türklerin önemli bir değeri olan kanaatkârlığını derli toplu ortaya koymak olmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Paranormal Turizm Kapsamında Nusaybin/Gırnavaz’ın Cinleri

    Evren, Emine Şimşek

    Paranormal turizm, dünyada son yıllarda yaygınlaşan önemli turizm akımlarından biridir. Türkiye’de ise paranormal turizme yönelik farkındalığın yeterli düzeyde olduğunu söylemek güçtür. Çalışmada Türkiye’nin önemli paranormal alanlarından biri olarak görülen Nusaybin’deki Gırnavaz Höyüğünün bir turizm destinasyonu olarak geliştirilebilme potansiyelinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanan veriler içerik analizine tabi tutulmuş ve 3 ana tema 10 alt tema tespit edilmiştir. Bulgular, Gırnavaz’ın ilk Müslüman cinlerin mekânı olarak görüldüğünü ve genel olarak paranormal şifa beklentisi ile çarşamba günleri ziyaret edildiğini göstermektedir. Tarihi açıdan da yüksek bir potansiyele sahip olan Gırnavaz'ın ziyaretçilerin tuvalet, su, temizlik, uyuma alanı (ritüel için) gibi temel ihtiyaçlarını karşılama noktasında dahi zayıf kaldığı, bunun temel nedeninin ise arkeolojik sit alanı kısıtlamaları ve bazı yönetim zayıflıkları olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bölgenin sürekli terör ile anılması da önemli bir zayıflık olarak değerlendirilmektedir. Toplumun özellikle şifa amaçlı ziyaretlere büyük ölçüde destek verdiği destinasyonda turizmin geliştirilmesi noktasında önemli bir beklentinin oluştuğu tespit edilmiştir.

  • Derleme MakaleYalnız künye2024Scopus SJRQ3
    Kültürel miras unsuru olarak yayla mutfak kültürü: gümüşhane ili örneğ

    Kaya, Fazil; Çalık, İsmail; Taş, Sedat; Zeybek, Halil İbrahim; Akyürek, Suat; Pir, Rıfat

    Türkiye’de dağlık ve engebeli alanların geniş yer kaplaması yaylacılık faaliyetleri ve yayla kültürünün gelişmesini sağlamıştır. Türkiye’de geleneksel olarak hayvancılık amaçlı kullanılan yaylalar; yaz aylarında hayvan otlatmak, küçük çaplı da olsa tarım faaliyetlerinde bulunmak veya dinlenmek amacıyla faydalanılan geçici yerleşme alanları özelliği taşır. Tarım arazilerinin dar ve parçalı olduğu Gümüşhane ili (özellikle ilin kuzeydeki arazileri) ve çevresi Türkiye’de yaylacılık faaliyetlerinin en yoğun olduğu sahalar arasında yer almaktadır. Yörede hayvancılıkla meşgul olan halk için otların uzun süre kurumadan yeşil kaldığı yaylalar, büyük önem taşımaktadır. Yaylalar, çeşitli özellikleri yanında aynı zamanda kültürel birikimin âdeta gizli birer hazinesi niteliğindedir. Önce Orta Asya, sonrasında da Anadolu’da binlerce yıldır hayvancılık amacıyla yaylak ile kışlak arasında yer değiştiren topluluklar, sürdürdükleri ekonomik faaliyetlerin ve yaşadıkları coğrafyanın etkisiyle kendilerine has bir kültür oluşturmuşlardır. Bu kültürün en önemli unsurlarından birini de yayla mutfağı oluşturmaktadır. Yayla mutfağı, Türk toplum hayatında geçmişten beri süregelen yayla hayatının vazgeçilmez olgularından birini oluşturmaktadır. Yayla mutfak kültürü, zamanla birçok yönden ayırt edici ögenin eklenmesiyle özgün bir kimlik kazanmıştır. Mutfak kültürünün oluşmasında, coğrafi bölge, sosyo-ekonomik yapı, gelenek, görenek, tarım, hayvancılık ve teknolojik gelişmeler gibi faktörler etkili olmuştur. Bu çalışmada da kültürel miras unsuru olan yayla mutfak kültürünün geldiği son nokta ele alınmış, gelişimsel açıdan yayla mutfak kültürünün olumlu ve olumsuz yönleri tartışılmıştır. Yayla mutfağına ilişkin mevcut durumun yerinde tespit edilmesi için Doğu Karadeniz bölümünde yer alan Gümüşhane yaylalarına saha çalışması düzenlenmiştir. Bu çalışmalar kapsamında yayla sakinleri, muhtarlar, işletme sahipleri ve çeşitli paydaşlarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler üzerinden içerik ve betimsel analiz yapılmıştır. Analizler sonucunda, yayla mutfak kültürü dört ana ve on alt tema üzerinden kategorize edilmiştir. Gümüşhane yayla mutfak kültürünün temel yapısını oluşturan bu dört ana temayı; hayvan ürünleri, tarım ürünleri, yöreye mahsus ürünler, yenilebilir yabani bitkiler ve mantarların oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kategorize edilen her bir tema katılımcıların ifadeleri, gözlem ve ikincil verilere dayalı olarak bulgular kısmında değerlendirilmiştir. Ayrıca yaylalarda bakılan hayvan sayısı ve ekilen alan miktarı bakımından azalmaların olduğu, eskiden yayla halkı tarafından üretilen hayvan ve tarım ürünleri miktarının fazla olduğu ancak günümüzde yaylada yaşayan hanelerin genel itibari ile kendilerine yetecek kadar üretim gerçekleştirmeye çalıştığı, yaylacıların temel ihtiyaçlarını haftalık merkez yaylalarda kurulan pazarlardan veya ilçelere yakın marketlerden temel ihtiyaçlarını satın aldıkları tespit edilmiştir. Bunun yanında yaylalarda yapılan yöresel ürünler listelenmiş ve yöresel yemek kültürünün bölgeye özgü ürünler kullanılarak devam

    AtıfTR Dizin7
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Geleneğin yeniden keşfi: gümüşhane örneği çerçevesinde ziyaret yerlerinin hastalıkların tedavisindeki işlevi

    Yıldırmış, Fatma

    Zengin bir muhtevayla günümüze kadar gelmiş tedavi yöntemlerini içeren Türk halk hekimliğinin tedavi yöntemlerinden biri ziyaret yerlerine giderek şifa aramaktır. Bütün Türk toplumlarında kutsallığına ve sağaltıcı gücüne inanılan ziyaret yerleri, geçmişte bir tedavi merkezi olarak işlev görmüştür. Oralarda dua etmek, adak adamak, kurban kesmek, mum yakmak, para atmak, bazen bir gece orada uyumak tedavi için uygulanan pratiklerdir. Bu ziyaret yerleri içinde hastalıklara iyi geldiğine inanılan türbeler, yatırlar, su gözeleri, mağaralar, ağaçlar, taşlar, kayalar, tepeler mevcuttur. Anadolu toprakları bu açıdan zengin bir birikime sahiptir. Halk hekimliği uygulamaları, onları uygulayan insanların ekonomik ve sosyal şartlarının değişmesi ve modern tıbbın gelişmesiyle ikinci plana atılmıştır. Fakat geleneksel tıbba olan ihtiyaç tekrar artınca geleneğin yeniden keşfi gündeme gelmiştir. Bu makalede örneklem olarak Gümüşhane ve ilçeleri seçilmiş, örneklem içerisindeki ziyaret yerleri tespit edilerek hangi hastalığa tedavi olarak hangilerinin tercih edildiği incelenmiştir. Makalede gözlem, görüşme, kılavuz ve kaynak kişilerden bilgi toplama yöntemleri ve literatür taraması kullanılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Stith Thompson’un Motif-Index of Folk Literature Adlı Eserine Göre Gümüşhane Masallarında İmtihan Motifi

    Yıldırmış, Fatma

    Masallar, halk kültürü ve edebiyatı içinde değerler eğitimi, ana dil öğretimi, gelenek aktarımı, eğlenme ve eğlendirme gibi birçok işlevi olan türlerden biridir. Geçmişten günümüze, yerelin evrensele taşındığı halk edebiyatı ürünlerinden olması itibariyle sözlü gelenek içinde yer alan masallar, evrensel motiflere sahip olmasına rağmen bağlamı içinde olduğu kültürün izlerini taşır. Edebi bir metin oluşmasını sağlayan önemli küçük parçalar olan motifler, bazen tek başına bazen de birkaçının bir araya gelmesiyle bir masalda çatıyı oluşturur. Masallarda çatıyı oluşturan ana motiflerden biri de imtihan motifidir. İmtihan motifine bilhassa karmaşık bir yapıdaki peş peşe olayların bulunduğu masallarda sıklıkla karşılaşılır. Motif üzerine Stith Thompson, 6 ciltlik Motif Index of Folk-Literature isimli, kapsamlı bir çalışma yapmıştır. Bu çalışmada esas alınacak imtihan motifi bu eserin H maddesinde yer alır. Yedi ana başlığı olan bu maddenin çok sayıda alt başlıkları vardır. Bu motifin, Türk halk masallarında çeşitli alt dallarıyla birlikte işlendiği görülmektedir. Bu çalışmada örneklem olarak Gümüşhane masalları seçilmiştir. İncelenen yaklaşık yüz otuz tane Gümüşhane masalında imtihan motifinin bütün alt birimlerinin örneği görülmesi bunu ispatlar niteliktedir. Yapılan bu araştırma nitel araştırma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın verileri nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılarak toplanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Atasözlerinde Halk Bilimi Unsurlarına Bağlı Hayvan Metaforunun İncelenmesi

    Yıldırmış, Fatma

    Atasözleri, geleneksel ve mecazlı ifadeler olarak toplumların deneyimlerini, bilgeliğini, inançlarını ve değerlerini kuşaktan kuşağa aktaran önemli araçlardır. Türk kültürü ve edebiyatında etkileyici bir biçimde kullanılan mecazlı anlatım, dilin zenginliğini yansıtarak insan düşüncesinin derinliğini ifade eder. Atasözleri, halkın yaşamına dair pek çok konuyu metaforlarla anlatarak geleneksel bilgileri koruma ve iletişim aracı olarak işlev görür. Bu bağlamda hayvanlar, atasözlerindeki mecazlar için sıkça kullanılan simgeler arasında yer alır. Bu mecazlı anlatım tarzı, Türk halkının doğayla olan bağını da yansıtmaktadır. Atasözlerindeki hayvanlar, genellikle sembolik kullanımıyla insan davranışlarının veya durumlarının semantik alanını genişletmeye yönelik bir amaç taşırlar. Hayvanların özellikleri veya davranışları, insanların duygusal, toplumsal ve kültürel deneyimlerini ifade etmek için kullanılır. Atasözlerindeki hayvan metaforları, Türk toplumunun yaşam biçimini ve inançlarını yansıtmak için kullanılan önemli bir araçtır. Hayvan metaforları, atasözlerinde toplumsal ilişkilendirmelere işaret etmek ve anlatıya görsel ve duyusal etki katarak daha etkili bir anlatım sağlamak amacıyla kullanılır. Bu çalışma, atasözlerinde hayvanların metaforik kullanımının incelenmesine yöneliktir. Çalışmadan hareketle hayvan simgelerinin atasözleri aracılığıyla toplumun değerlerini, inançlarını, yaşantısını ifade etme ve aktarma amacıyla kullanıldığı tespit edilmiştir. Makalede doküman incelemesi ve nitel içerik analizi yapılarak elde edilen atasözleri folklorik unsurlara göre sınıflandırılarak yorumlanmıştır.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    XVIII. Yüzyıl Sanatçılarından Kırımlı Âlî ve Eserleri

    Doğan, Hasan

    Yalnızca Osmanlı Devleti’nin değil, tüm bir Türk tarihinin en renkli ve eğlenceli asırlarından olan XVIII. yüzyıl sanatsal ve edebî anlamda da sayısızca ismin yetiştiği bir dönem olarak dikkat çekmektedir. İstanbul’un fethinden sonra başkent olarak bir çekim merkezi hâline gelen İstanbul, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda ilim, eğlence ve sanat merkezi olarak da cezbedici bir mekân konumuna yükselmiştir. Bu nedenledir ki siyaset, ilim, sanat, şiir, eğlence vb. alanlarda payesi olan Osmanlı halkından imkân bulabilenlerin yolu İstanbul’a düşmek zorundaydı. Osmanlı başkentine yolu düşen bu kişilerden bir kısmı burada hayatlarına devam ederlerken doğum yerleri olan asıl vatanlarını ise künye olarak isimlerine yaşatmaya devam etmişlerdir. Bu türden örneklerden biri de bu çalışmanın konusu olan ve aslen Kırımlı olması nedeniyle “Kırımî” künyesi ile anılan Âlî’dir. Asıl adı Ali Can olan Âlî hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmadığından şairin doğum tarihi konusunda da yeterli bilgiye sahip değiliz. Hakkında yalnızca Belîğ Tezkiresi, Tuhfe-i Nâilî ve Türk Şairleri’nde bilgi bulunan Âlî’nin vefat tarihi konusunda da bazı tutarsız nakiller mevcuttur. Bu çalışmada, Âlî’nin İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde NEKTY03531 arşiv numarasıyla kayıtlı Mecmû’atü’r-resâ’il içerisinde yer alan Ukde-güşâ isimli eseri ile Dîvân’ı tanıtılacak, mürettibi olduğu bazı şiir mecmualarına değinilecek ve bu eserlerden hareketle bahis konusu şair ve müellifin hayatının karanlık noktaları aydınlatılmaya çalışılarak kaynaklarda nakledilen kimi yanlış bilgilerin tashihi yapılacaktır. Ayrıca çalışmada XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul’da yaşadığı tespit edilen Âlî’nin manzumeleri ve eserlerinden hareketle edebî yönü de ele alınacaktır. Makalenin sonunda da Âlî Dîvânı’ndan örnek manzumeler verilecektir

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Mâtürîdî'de Büyük Günah Konusu ve İnsan Tasavvuru

    Aydın, Muhammet

    Din en genel biçimiyle Allah tarafından vaz edilen insanların dünyevi mutluluklarını ve maslahatlarını gözeten ilahi kurallar bütünü şeklinde tanımlanır. İnsanların mutluluğunu, huzurunu sağlamak adına bir takım emirler teklif etmesi ve bazı yasaklar koyması gayet tabiidir. Dinlerin bildirimleri yalnız emirler, yasaklar ve ahlaki ilkelerle sınırlı değildir. Dinler müntesiplerine bir de inanç sistemi sunarlar. Bu noktada dinin sunduğu emirler yasaklar bütünü ile inanç sistemi arasındaki ilişki önem kazanmaktadır. İslam düşüncesinin erken dönemlerinde de iman ve amel şeklinde dile getirilen bu ilişkinin niteliği farklı kanaatlerin oluşmasına yol açmıştır. Kimileri ameli imanın özüne dâhil ederken kimileri amel ve iman ayrılığını savunmuşlardır. Kimileri ise üçüncü bir yolun imkânından söz etmişlerdir. Biz bu tartışmaların tarihsel serüvenine temas etmeyip daha ziyade İslam düşüncesinin önemli kurucu isimlerinden biri olan Mâtürîdî üzerinden onun düşüncelerini insan tasavvuru açısından ve nihayetinde ulaştığı sonuçların toplumsal barışa katkıları bakımından önemini ve anlamını tespit etmeye çalışacağız. Çünkü teolojik sistemler inananların sadece itikâdi ihtiyaçlarına cevap vermekle yetinmezler. Aynı zamanda insanların anlam arayışlarına tatmin edici cevaplar vermeyi ve ürettiği bilgilerle toplumsal barışa, huzura ve istikrara katkı sağlamayı amaçlarlar. Dolayısıyla bu çalışmamızda Mâtürîdî’nin çözümlemelerinden hareketle sahip olduğu insan algısına ulaşılmaya çalışılacaktır. Zira insan algısı ve insana dair yaklaşımlar, merkezi kavramlardır ve dinlerin temel doktrinlerini ve paradigmalarını belirler. Ayrıca yazarın ulaştığı sonuçlardan hareketle bunun toplumsal barışa ne gibi katkıları olduğu ele alınacaktır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Erzincan Düğün Geleneklerinde Değişim

    Dikici, Erkan; Şener, Betül

    Toplumun en temel yapı taşı olarak aile kurumu, her toplumda karşımıza çıkan başlıca sosyal kurumlardan birisidir. Ailenin oluşumu için bir takım gereklilikler bulunmaktadır. Evlilik, söz konusu gerekliliklerin başında yer almaktadır. Evlilik aracılığıyla ailenin oluşumu sürecinde bir geçiş dönemi olarak düğünler yapılmaktadır. Birçok toplum için bu geçiş dönemi, bir takım sosyal ve kültürel özellikleri beraberinde getirmiştir. Düğün törenleri, her toplumda farklı şekillerde uygulansa da, sosyal ve kültürel yapıya özgü durumlar ortaya çıkarmıştır. Fakat sosyal ve kültürel dinamik yapısından dolayı bir takım değişimler de yaşanmıştır. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren Türk toplum yapısında düğün törenlerinin zamanla değişim gösterdiği, yeni kültürel motiflerin ortaya çıktığı gözlenmiştir. Bu çalışma düğün törenlerinde yaşanan değişime dikkat çekmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Çalışmanın konusu, Erzincan düğünlerinde yaşanan değişimdir. Çalışmada Erzincan düğünlerinin başladığı andan (kız isteme) bitişine (gerdek gecesi) kadar geçen süreçte var olan kültürel özelliklere yer verilmiştir. Daha sonra bu kültürel özelliklerin günümüzde yaşamış olduğu değişim ortaya konmuştur.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Halk anlatılarının epik kuralları ışığında bir inceleme: mercan kız masalı

    Yıldırmış, Fatma; Aktürk, Arzu Gülhan

    Milletlerin kültür hayatında çok fazla karşılaşılan anlatı türü olan masallar, genel kabul gören doğruluk, iyilik, eşitlik, özgürlük, adalet gibi birçok evrensel değere sahiptir. Bunun yanında konularının geniş olması, sunumunun zahmetsiz olması ve dinleyici kitlesinin çoğunlukla hazır olması gibi nedenler masalların yaygınlığında etkilidir. Bilim dünyasına bakıldığında masallar ile ilgili yapılan araştırmaların derleme ve inceleme çalışmalarından oluştuğu görülür. Bu araştırmalarda derlenen masallar arasında birtakım ortak özellikler dikkati çekmiş ve bu ortaklıklar halkbilimciler tarafından tespit edilmeye çalışılmıştır. Burada halkbilimcilerin üzerinde durdukları nokta farklı coğrafya ve kültürlerdeki masalların nasıl ve ne şekilde yaşatılıp aktarıldıkları ve bunlar arasındaki benzerliklerdir. Bunları belirlemek için karşılaştırmalı olarak farklı kültürlerdeki masal çalışmaları yapılmıştır. Tarihî Coğrafi Fin Okulunun temsilcisi olan halkbilimciler, halk anlatılarının bilhassa da masalların ne şekilde, nerede ve ne zaman oluştuğunu, ilk şekillerinin nasıl meydana geldiğini belirlemek amacıyla çeşitli yöntemler geliştirerek ve bu yöntemleri kullanarak masallar üzerinde motif, tip ve yapı çalışmaları yapmışlardır. Hazırlanan bu yöntemlerden biri, Danimarkalı halkbilimci Axel Olrik’in düzenleyip geliştirdiği ve halk anlatı metinlerinin yapı çözümlemesine yönelik ilk örneği olarak bilinen “Halk Anlatılarının Epik Kuralları” dır. Axel Olrik, “Halk Anlatılarının Epik Kuralları” adlı çalışmasında milletlerin sahip olduğu kültürel değerlerini edebi ürünlerinde bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde muhafaza ettiğini göstermek maksadıyla on beş maddelik kurallar oluşturmuş ve bu kuralları birçok eser üzerinde tatbik ederek kuralların geçerliliğini kanıtlamaya çalışmıştır. Dünyada ve Türkiye’de bu konuda birçok çalışma yapılmış, destandan, halk hikâyesine, masallara kadar faklı türlerde eserlere söz konusu epik yasalar uygulanmıştır. Bu çalışmada Mercan Kız masalı, Axel Olrik’in epik yasalarına göre gözden geçirilmiş ve çalışmanın sonunda incelenen masalın “Halk Anlatılarının Epik Kuralları”na uygunluk gösterip göstermediği değerlendirilmiştir. Mercan Kız masalı sözlü anlatı geleneği içinde önemli bir yeri olan “Billur Köşk Masalları” içinde yer almaktadır. Bu eser, içindeki motiflerle Türk kültürünün ve düşüncesinin geleneksel yapısını yansıtan masal kitaplarından birisidir. En eski yazılı nüshası XIX. yüzyıla dayanan “Billur Köşk Masalları” adlı eser, derleyicisi belli olmayan ve içinde on dört adet masal barındıran bir eserdir. Çalışma sonunda Mercan Kız masalının Axel Olrik’in on beş maddeden oluşan “Halk Anlatılarının Epik Kuralları”na tamamına uygun olduğu tespit edilmiştir. Olrik’in ortaya koyduğu yasaların Türk edebi ürünleriyle de uygunluk gösterebilmesi farklı toplumlara ait ürünlerde içerik, icra şekli ve yapısal düzen açısından benzerliklerin olabileceğini göstermektedir.

    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Siyasi kültür ve folklor bağlamında zeybek kültürünü yeniden düşünmek

    Ahmet Atalay

    Siyasi kültür kavramı, köklü bir kavram olmakla beraber, onu konu edinen yaklaşımlar temelinde bir anlam ve tanım çeşitliliği göstermektedir. En temelde toplumsal değerler alanına atıf yapan ve bu değerlerin siyasal sistemi etkilediğini varsayan siyasi kültür yaklaşımı, tarihsel gelişim sürecinde antropolojik bir kavram olarak açıklayıcı kapasitesini artırmıştır. Mitlerin ve sembollerin açıklayıcı gücünün keşfedilmesi siyasi kültür kavramını, "siyasal olana yönelim" gibi kısıtlayıcı ve indirgemeci bir yaklaşımdan uzaklaştırmıştır. Çalışmada zeybek kültürünün hikâyesi ve sembolik anlatım tarzları, siyasi kültürün sembolik anlamlara eğilen bakış açısıyla ele alınmıştır. Toplumun zeybekler ile olan sembolik etkileşiminin folklorik ögelerde bulunan siyasal imgelem yolu ile gerçekleştiği görülmüştür. Toplum, Osmanlı siyasal kültürünün üretmiş olduğu yapıyı "adaletsiz" olarak imlerken ona alternatif oluşturabilecek kendi bilincine tanıdık hâkimiyet imgeleri ile süslü olan zeybek kurumuna yönelmiştir. Osmanlı devlet söyleminde yok edilmesi gereken eşkıyalar olarak değerlendirilen zeybekler, Cumhuriyet ile birlikte kahraman ilan edilmişlerdir. Cumhuriyet döneminde Zeybek direnişi, zeybek imgesi kullanılarak, yüklenmiş olduğu iktidar sembollerinin anlam dünyası ile birlikte, hâkim siyasal kültür tarafından dönüştürülerek bir tür manipülasyona uğratılmıştır. Zeybek miti veya imgesi siyasal elit söyleminde, hikâyesinden uzaklaştırılarak yeniden tanımlanmış ve siyasal inşa sürecinde kullanılan bir metaa dönüştürülmüştür. Bu yok oluş süreci, zeybek imgesinin devlet lideri tarafından kullanılması yolu ile zeybeklerin halk kahramanı hüviyetini silikleştirirken, milli kahraman olan zeybek figürünü ön plana çıkarmış ve zeybeklerde bulunan isyan kültürünü bir tür söylemsel entegrasyon ile ortadan kaldırılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Dert sözünün kökeni

    Kızılözen, Cihangir

    Araştırmacılar Dedem Korkut Kitabı’nın Dresden nüshasında geçen bir sözcüğü firāḳbiçiminde okumuşlardır. Oysa söz konusu sözcüğün ilk harfi f değil de t okunacak biçimdeyazılmıştır. Dolayısıyla firaḳ değil de taraḳ olarak okunması gerekiyor. Söz konusu sözcüğünanlamlandırılmasıyla ilgili de sorun vardır. Araştırmacılar, firak biçiminde okuduklarısözcüğe ayrılık acısı anlamı vermişlerdir. Oysa firak, hiçbir kaynakta ayrılık acısı anlamındageçmez. Arapça bir sözcük olan firāḳ (<ferāḳ), bütün kaynaklarda ayrılık anlamındakullanılmıştır. Bu inceleme söz konusu sözcüğün firaḳ değil de taraḳ biçiminde okunmasıgerektiğini savunmaktadır. Ancak Dedem Korkut Kitabı’nda t ile başlayan kalın ünlülü Türkçesözcükler, kalın ṭa ط ile yazılır. Oysa bu sözcük kalın ünlülü olduğu halde ince te ت ileyazılmıştır. Bu incelemede kalın ünlülü olan taraḳ sözcüğünün neden ince te ت ile yazıldığısorununa da açıklık getirilmektedir. Bu açıklamaya göre kalın ünlülü olduğu halde ince te تile yazılan örnekler, Farsça kaynaklarda geçen Türkçe kökenli sözcüklerdir. Öyleyse ت ileyazılan taraḳ sözcüğünün de bir kökteşinin Farsça kaynaklarda bulunması gerekiyor. Buinceleme Türkçe taraḳ ile Farsça derd “dert” sözlerinin kökteş olduğu, her ikisinin de Türkçetar “dar” kökünden çıktığı olasılığı üzerinde duruyor. Özellikle taraḳ ile kökteş olduğudüşünülen Eski Türkçe tark “sıkıntı” ve Pehlevice dert“sıkıntı” arasındaki ses ve anlam ilişkisibunların kökteş olduğunu kanıtlayacak niteliktedir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    Color Words in Fevâyidü'l-Kiber, Ali Sir Nevâyî's Aging Board

    Budak, Nihan; Efendıoglu, Süleyman

    There are many works written by Ali Şir Nevâyî, one of the important poets of Turkish language. These works have a certain classification. His Divans were gathered under the name of Hazâ'inü'1- Me‘ânî and divided into four different categories. These are childhood poems, youth poems, maturity poems, and old age poems. This study is about the work named Fevâyidü'lKiber, which includes old age poems. The color words in Fevâyidü'l-Kiber were determined and examined in terms of lexicology, etymology and semantics. The examples from the couplets within this literary work were transferred to Turkish. The word categories of the words in terms of lexicology, the development stages of the words in terms of etymology, and the meanings of the words in terms of semantics were tried to be indicated.

  • MakaleYalnız künye2021
    The analysıs of faıry tales compıled by yücel feyzioglu wıth respect to desıred behavıours ın chıldren

    Toprak, Mesut; Kibris, Ibrahim

    The aim of the present research was to identify to what extent fairy tales incorporate the desired behaviors which are crucial for children’s development in various fields. For this purpose, 11 fairy tale books, written by Yücel Feyzioğlu, were examined, namely Dimitraş ile Pıtıraş, Aldar Köse, Alp ile Asamat Köprüsü, Yartı Kulak, Keloğlan ile Kahkaha Hanım, Cırttan ile Çilbik, Murkumama ile Çomotay, Pürüş Batur ile Aksıla, Er Tapıldı, Serçe Koyun Avlarkene, and İristu ile Akkağan. Since present study addresses the importance of fairy tales in children’s education of values, the population of the study is fairy tales books, and the research method employed is content analysis. The ethical, psychological, sociological, economy-related and other messages in the fairy tales in terms of desired behaviors were analysed. The findings revealed that the fairy tales penned by Yücel Feyzioğlu were of appropriate educational value, particularly with respect to psychological and ethical massages.