Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Elajik asit ve kemoterapi ilaç (Dosetaksel ve Mitoksantron) kombinasyonlarının sinerjik antioksidan etkileşimlerinin belirlenmesi

    Sarikaya, Sevim Beyza Ozturk; Zehiroğlu, Cuma

    Kemoterapi ilaçları kanser tedavisinde yaygın olarak kullanılan ancak birçok negatif yan etkisi bulunan ilaçlardır. Günümüzde bu ilaçların yan etkilerini azaltmak ve doğal maddelerle birleştirerek faydalarını artırmak için çalışmalar bulunmaktadır. Çalışmamızda doğal bir madde olan Elajik asit (EA), yaygın olarak kullanılan kemoterapötikler olan DOC ve MIX ile bunların kombinasyonlarının (EA+DOC, EA+MIX) antioksidan ve antiradikal aktiviteleri araştırılmıştır. Bu amaçla DPPH• ve ABTS•+ giderme aktivitesi, Fe3+-Fe2+ ve Cu2+-Cu1+ indirgeme kapasitesi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma sonrasında etkileşimler CompuSyn yazılımı uygulanarak kombinasyon indeksi ile analiz edilmiştir. Kombinasyonlarda maksimum sinerjik gösteren konsantrasyonlar belirlenmiştir. Bu amaçla öncelikle antioksidan aktivite metotlarında kullanılan kombinasyon konsantrasyonları ve bulunan absorbans değerleri Compusyn programına girilmiştir. DPPH• ve ABTS•+ giderme aktivitesi sonuçları programa girildiğinde EA+DOC için sırasıyla daha düşük konsantrasyonlarda (7:7µg/mL), (0,125+1 µg/mL) daha etkin sinerjik etki gözlemlenmiştir. EA+MIX için ise DPPH giderme aktivitesi sonuçlarının programa uygulanmasıyla sinerjik etki gözlemlenmemiş, ABTS•+ giderme aktivitesi için ise uygulanan dozlar içinde daha yüksek konsantrasyonlarda daha etkin sinerjik etki gözlemlenmiştir (0.750:6 µg/ml). Fe3+-Fe2+ ve Cu2+-Cu1+ indirgeme sonuçları programa uygulandığında; hem EA+DOC hemde EA+MIX için daha yüksek konsantrasyonlarda (17:17µg/mL) sinerjik etki gözlenmiş olup hatta birçoğunda güçlü sinerjik etki gözlemlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, bu kombinasyonların antikanser ve enzim çalışmaları gibi daha ileri çalışmalarda kullanılması için yol gösterici olmuştur.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Vitis Labrusca L. Kabuk Ekstraktlarının Antibiyofilm, Antidiyabetik ve Antioksidan Potansiyelleri

    Düzgün, Azer Özad; Akar, Zeynep; Kardil, Ugur

    Bu çalışmada, Vitis labrusca L. bitkisinin kabuk kısımlarından elde edilen metanol, 50:50% metanol:su ve su ekstraktlarının antioksidan, antimikrobiyal, antibiyofilm ve α-glukozidaz inhibitör aktiviteleri ile toplam fenolik ve flavonoid içerikleri incelenmiştir. 50:50% metanol:su özütü, sırasıyla FRAP ve DPPH• radikal süpürücü analizleriyle belirlendiği üzere, 153 μM TEAC ve 0,0947 mg/mL SC50 ile en yüksek antioksidan aktiviteyi sergilemiştir. 50:50% metanol:su ekstraktı, sırasıyla 141 μg/mL GAE ve 0,103 mg/mL IC₅₀ değeri ile diğer çözücü ekstraktları arasında en yüksek toplam fenolik içeriği ve α-glukozidaz enzim inhibisyonunu sergilemiştir. Metanol, su ve 50:50% metanol:su ekstraktlarının MİK değerleri, klinik antibiyotik direnci olan Acinetobacter baumanii' ye karşı sırasıyla 6.25, 25 ve 12.5 mg/mL olarak belirlenmiştir. Metanol, su ve %50:50 metanol:su ekstraktlarının Acinetobacter baumannii izolatının biyofilm oluşturma kapasitesini sırasıyla yaklaşık 1.7, 1.6 ve 1.3 kat azalttığı bulunmuştur. Bulgular, 50:50% metanol:su ekstraktının en yüksek fenolik içerik, antioksidan aktivite ve α-glukozidaz inhibisyonu sergilediğini, metanol ekstraktının ise en belirgin antimikrobiyal ve antibiyofilm aktivitelerini gösterdiğini ortaya koymuştur. Araştırmamızın sonuçları, çeşitli çözücülerin ve bunların ilgili bileşimlerinin kullanımının biyolojik aktivitede önemli farklılıklar yaratma kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir. Bu durum, V. labrusca kabuk bileşenlerinin oksidatif stres ve bakteriyel enfeksiyonlarla ilgili rahatsızlıkların ele alınmasında değerli bir yol olarak hizmet etme potansiyeline işaret etmektedir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Characterization, Antioxidant and Antimicrobial Activities of Iron Nanoparticles Synthesized Using Firethorn Fruit (Pyracantha coccinea Roemer) Extracts

    Düzgün, Azer Özad; Baltaci, Cemalettin; Akar, Bülent; Karakullukçu, Volkan; Karpuz, Omer

    The main focus of this study was to explore the biological activity of metal nanoparticles that were green-synthesized from firethorn fruits. Specifically, iron nanoparticles (Fe-NP) were synthesized from extracts obtained from fruits and seeds of the firethorn plant (Pyracantha coccinea) grown on Gumushane University’s campus for landscaping purposes. The antioxidant and antimicrobial properties of both extracts and synthesized iron nanoparticles were evaluated. To characterize the Fe-NPs, FT-IR spectroscopy, scanning electron microscopy (SEM), and X-Ray Diffraction (XRD) analyses were performed. The antioxidant activity of the fruit extracts and Fe-NPs was assessed using various antioxidant activity tests, including ABTS radical scavenging activity, DPPH radical scavenging activity, ferric reducing antioxidant power (FRAP), total phenolic content (TPC), total flavonoid content (TFC), and total antioxidant content (TAC). The results of all antioxidant activity tests indicated that the iron nanoparticles exhibited higher antioxidant activity than the fruit extracts. Moreover, the minimum inhibitory concentrations (MIC) of the fruit extracts and nanoparticles against Gram-negative bacteria (Yersinia pseudotuberculosis ATCC 911, Escherichia coli ATCC 25922, Proteus vulgaris ATCC 13315, and Pseudomonas aeruginosa ATCC 43288) and Gram-positive bacteria (Streptococcus pyogenes ATCC 19615, Staphylococcus aureus ATCC 25923, and Bacillus subtilis ATCC 6633) were determined the using the medium microdilution procedure. Similar to the antioxidant activity findings, the Fe-NPs demonstrated stronger antimicrobial activity compared to the fruit extracts.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Spirulina: Özellikleri, Faydaları ve Sağlık-Besin İlişkisi

    Sarikaya, Sevim Beyza Ozturk; Budak, Burhan

    Spirulina, antioksidanlar, esansiyel amino asitler, yüksek kaliteli proteinler ve esansiyel doymamış yağlar gibi birçok faydalı içeriği nedeniyle bilimsel olarak birçok alanda kullanılan doğal bir üründür. Spirulina, A, C, E ve B vitaminleri ve kalsiyum, çinko, magnezyum ve selenyum gibi birçok mineral içeriğine sahip olduğu için besleyiciliği yoğun bir gıda olarak bilinir. Özellikle selenyum ve C vitamini antioksidan özelliklere sahip vitaminlerdir ve hücrelerimizi ve dokularımızı olası hasarlara karşı korurlar. Bu özelliklerinden dolayı Spirulina gıda, kozmetik ve tıp alanlarında kullanılmaktadır. Antioksidan özellikler içerdiğinden artrit, diyabet, anemi, kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi çeşitli hastalıklarda kullanılır. Birçok çalışmada Spirulina'nın özellikleri araştırılmış ve olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, Spirulina'nın farmakoloji, kozmetik, tıp ve gıda gibi alanlarda kullanımıyla da önemi artmıştır. Bu çalışmada, sayısız faydası bulunan bu mikroalglerin önemi günümüz yaklaşımlarıyla ve biyokimya, biyoteknoloji ve tıp alanlarında yapılan çalışmalarla vurgulanmaya çalışılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Effects of Aged Garlic Extracts On Caspase-3 Activity In Myeloid Cancer Cell Lines

    Cengiz, Sevil; Uçar, Fahri; Uçar, Meltem; Orhan, Deger; Yigit Gerigelmez, Asuman

    Garlic (Allium sativum) is a spice used for centuries for both condiment and medicinal purposes. Studies have shown that it has antibacterial, antiviral, anti-inflammatory, antifungal, antimutagenic, antioxidant, antiallergic, anti-aging, antitumoral and immunostimulatory activities. Activation of caspase3 initiates the caspase activation chain, leading to apoptosis. In this study aimed to determine the apoptotic effect of DMSO-containing aged garlic extracts (AGE) on Myoid Cancer Cell lines (HL-60). Flow cytometry method and spectrophotometric caspase-3 activity analyzes were used using human lymphocyte cells as a control group. The highest apoptotic effect on HL-60 cell lines was observed in aged garlic extracts at a concentration of 12.5 mg/mL (10.9%). It was determined that caspase-3 activity in HL-60 cell lines increased by 1.28 to 3.02 times compared to lymphocyte cells. It was concluded that aged garlic extracts triggered apoptosis by increasing the activity of caspase-3 in HL-60 cell lines. It is thought that the aging of garlic has an anticancer effect and additional studies on this subject may bring new perspectives to cancer treatment.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Investigation of Inhibition Effect of Nitro Group Containing Substances on Glutathione Reductase Enzyme

    Şentürk, Murat; Kaya, Elif Çelenk; Kaya, Afşin Ahmet

    Glutathione reductase (Glutathione: NADP+ oxidoreductase, EC 1.8.1.7; GR) catalyzes electron transfer between reduced (GSH) or high molecular weight (GSSG) disulfide substrates and reduced pyridine nucleotides (NADPH). Discovery of glutathione reductase (GR) inhibitors has become very popular recently due to antimalarial and anticancer activities. Enzymatic activity was measured by Beutler’s method with a Spectrophotometer, at 25°C. The assay system contained 100 mM Tris-HCl buffer pH 8.0, including 0.5 mM EDTA, 3.3 mM GSSG and 0.1 mM NADPH. Inhibition effects of Nitrobenzene (1), 3,5- Dinitrosalicylic acid (2), (2,4-Dinitrophenyl)((4-(prop1-en-2-yl)cyclohex-1-enyl)-methyl)sulfane (3), ((7,7- dimethylbicyclo[2.2.1]heptan-1-yl)methyl)-(2,4- dinitrophenyl)sulfane (4), and ((2-Chloro-7,7- dimethylbicyclo[2.2.1]heptan-1-yl)methyl)-(2,4- dinitrophenyl)sulfane (5) compounds on GR have been investigated in vitro. IC50 values were determined by drawing % activity- [I] graphs for compounds showing inhibition effects. IC50 values of GR for these substances were observed to be at micromolar level.

  • MakaleYalnız künye2018
    Determination of Antioxidant and Antimicrobial Properties of Lady's Mantle (Alchemilla ellenbergiana) Extracts

    Ozcan, Kadriye; Acet, Tuba

    In this study, different polarity solvent (hexane, ethyl acetate, ethanol and methanol) extracts of Alchemilla ellenbergiana (Lady's Mantle), which used in folk medicine plant in Gümüşhane region, were investigated in terms of total phenolic contents, antioxidant and antimicrobial activity. Total phenolic contents were measured by spectrophotometric metod as gallic acid equivalent and detect in the highest in ethanol and methanol extracts. Antioxidant activity of extracts were determined by ABTS [2,2′-Azino-bis(3-ethylbenzothiazoline-6-sulfonic acid) diammonium salt] and DPPH (2,2-diphenyl-1-picrylhydrazyl) methods by spectrophotometric metod and calculated as trolox equivalent. Antimicrobial activity was tested against to pathogen microorganisms by disc diffusion method. As a result, it has been found that ethanol and methanol extracts of plant have high antioxidant and antimicrobial activity (p<0.05). Similarly, it has been found that antimicrobial activity of ethanol and methanol extracts higher than others

    AtıfTR Dizin9
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Picea orientalis kozalağının antioksidan ve antiradikal özelliklerinin belirlenmesi

    Topal, Meryem

    Metabolizmada oluşan reaktif oksijen türleri engellenmediği sürece, DNA, protein, karbohidrat ve lipitlerde yapısal bozulmalar meydana getirir. Buna bağlı olarak hücre membranının hem stabilizesi ve hem de fonksiyonları bozulur ve birçok dejeneratif hastalıklar meydana gelir. Önceki çağlarda insanlar sağlık sorunlarını çözmek için de bitkisel tedavilere başvurmuştur. Günümüzde özellikle bilimsel olarak çalışmalar artmış özellikle alternatif tıp olarak da yaygınlık göstermiştir. Fenolik bileşik içeren bitkiler doğal antioksidan olarak genellikle kullanılmaktadır. Bu bileşikler serbest radikallerin yol açtığı reaksiyonları durdurarak veya engelleyerek kalp, kanser, ve akciğer hastalıkları gibi hastalıkların oluşumuna engellerler. Antioksidanlar, biyomoleküllerin oksidasyonunu engelleyen veya tamamen durduran maddeler olarak bilinir ve oldukça yaygın bir kullanım alanına sahiptirler. Doğu ladin, çamgiller familyasında bulunan bilimsel adı P. orientalis’dir. Yapılan bu çalışmada doğu ladin kozalağının etanol ekstreleri kullanılarak antioksidan kapasitesinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla demir indirgeme kapasiteleri ve bakır indirgeme kapasiteleri, ABTS radikal giderme aktiviteleri ve DPPH radikal giderme aktiviteleri, total fenolik bileşik miktarlarını ve flavonoit bileşik miktarlarını belirleme gibi in vitro şartlarda farklı biyoanalitik metotlar ile antioksidan ve antiradikal özellikleri belirlendi. P. orientalis kozalağının DPPH radikal giderme aktivitesi için IC 50 değeri 24,75 μg mL -1 , ABTS radikal giderme aktivitesi için ise 13,42 μg mL -1 olarak tespit edildi. Buna göre yapılan metotlarda yüksek antioksidan kapasitesine sahip olduğu belirlendi.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2018
    Antidiabetic Potential: Effect of Resorcinol on α-Glycosidase and α-Amylase Enzymes

    Topal, Fevzi

    The vast majority of the carbohydrates in the biomolecule class are formed by photosynthesis using sunlight. One of the important enzymes in this class is α-glycosidase. This enzyme converts complex carbohydrates to monosaccharides. On the other hand, another important enzyme species is the α-amylase enzyme. Which directly related to starch. Starch is a type of polymer formed by the oxygen binding of glucose units to each other at the C1 position with glycosidic bonds. α-Amylase is an enzyme that catalyzes the hydrolysis of glycosidic bonds in starch, and this enzyme is purified from a wide variety of animals, plants, and microorganisms. Resorcinol, a phenol derivative, is an important organic chemical substance in the production of textile, medicine, hair dye, plastic and agricultural products of many industrial materials. Resorcinol, a phenol derivative, is present as white crystals, and resorcinol consists of two hydroxyl molecules attached to the benzene ring, and also was defined as α-glycosidase and α-amylase inhibitor to detect antidiabetic properties. Resorcinol was used as 𝛼-glycosidase and 𝛼-amylase inhibitor. Accordingly, IC50 values of α-amylase and α-glycosidase were calculated as 1.34 μM and 77.00 nM, respectively. On the other hand, Ki value for α-glycosidase was found as 30.16 nM. It has been observed that α-amylase and α-glycosidase enzymes can inhibit by resorcinol compound. It has the properties of inhibiting carbohydrate absorption by inhibiting α-glycosidase enzymes in the small intestine. For both metabolic enzymes, resorcinol may be preferred as an inhibitor. In this case, resorcinol may be used as an inhibitor against to healty problems like Diabetes mellitus and antiobesity.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2017
    Nörotoksik dozun altındaki monosodyum glutamatın fare mezenkimal kök hücreler üzerinde sitotoksik etkisi yoktur

    Güran, Sefık; Altayli, Ertan; Arslan, Sümeyye; Nurol, Nejat Kaan; Göktepe, Tutku; Dal, Sinem; Çoban, Zehra Dilşad

    Objective: Monosodium glutamate appear as a food additive that listed in the group of flavor enhancers is continuously used in various types of foods. Monosodium glutamate is the sodium salt of glutamic acid, one of the most abundant naturally-occurring non-essential amino acids. U.S. Food and Drug Administration reported that monosodium glutamate is safe for use in food. However, the excessive use of monosodium glutamate causes dizziness, nausea and vomiting. Due to reports, it causes obesity. In this study it was aimed to find out the cytotoxicity of monosodium glutamate and the role on the selected genes, which have role on obesity. Method: In our study, mice were used which are known to be the most sensitive in terms of toxicity. The cytotoxic effects of monosodium glutamate on mouse mesenchymal stem cells at monosodium glutamate doses below the blood dose (100130 &micro;mol/dl) that reported as the neuronal damage threshold in mice were studied. Furthermore leptin-lep and ghrelin / obestatin in prepropeptide-GHRL gene expressions in order to find out the role of monosodium glutamate in obesity were analyzed. Results: Monosodium glutamate below the toxic dose does not have a cytotoxic effect on mouse mesenchymal stem cells. Also no expression change in applied monosodium glutamate doses was observed in genes which are known to be associated with obesity. Conclusions: Our results support that monosodium glutamate has no toxic effect on stem cells in uses in certain doses.

  • MakaleYalnız künye2015Scopus SJRQ3
    On- pump koroner arter baypas greftlemede miyokarde nfarktüsü ile iskemi modifiye albüminin ilişkisi

    Usta, Sefer; Doğan, Orhan Veli; Doğan, Süheyla; Demirbaş, Mine; Karahan, Süleyman Caner; Kılıç, Aşkın; Menteşe, Ümit; Aykan, Ahmet Çağrı; Turan, İbrahim; Demir, Selim

    Background:&shy; This study aims to evaluate the potential ofischemia-modified albumin (IMA) to predict the myocardialinfarction in on pump coronary artery bypass grafting(ONCABG) patients.Methods: Fifty elective isolated ONCABG patients (41 males,9 females; mean age 66 years; range 56 to 75 years) were includedin the study. Patients were divided into perioperative myocardialinfarction (PMI; n=8) and non-infarction (NPMI; n=42) groupsaccording to perioperative cardiac troponin I (cTnI) values andECG findings. Serum IMA levels were measured preoperatively,20 minutes after aortic cross clamping, 30 minutes, at 3, 6,12 and 24 hours after declamping.Results:&shy; Compared to the NPMI group, the declamping 30minutes, 3, 6 and 12 hours IMA levels were higher in the PMIgroup (p=0.002, p=0.048, p=0.023, p=0.007, respectively). Inboth NPMI and PMI groups, the 20 minutes after aortic crossclamping IMA levels were higher compared to the preoperativeIMA levels (p=0.0001, p=0.038, respectively).Conclusion:&shy; Our study results show that IMA may be anearly marker of myocardial infarction in the ONCABGpatients.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015Scopus SJRQ3
    Evaluation of oxidative stress balance in acute deep vein thrombosis

    Doğan, Orhan Veli; Doğan, Süheyla; Coşkun, Ceyhun; Menteşe, Seda Öztaş; Menteşe, Ümit; Mentese, Ahmet; Alver, Ahmet; Turan, İbrahim; Sumer, Aysegul

    Bu çalışmanın amacı akut derin ven trombozlu (DVT) hastalarda toplam oksidan durum (TOS), toplam antioksidan durum (TAS) ve oksidatif stres indeksi (OSI) düzeylerini ölçerek oksidatif stres ve DVT arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve klinisyenlerin bu hastalarda oksidatif stresi dengelemek üzere koruyucu önlemler almasına yardımcı olmaktır.Metod: Bu çalışmada 52 DVT'li ve 45 DVT olmayan bireylerden alınan serum örneklerinde TOS, TAS ve OSI seviyeleri belirlenerek karşılaştırıldı.Bulgular: TOS ve OSI seviyeleri DVT hastalarında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulunurken (p<0.0001) TAS seviyelerinde fark görülmedi, p=0.118. Hasta grubu idiopatik ve sekonder DVT olarak iki gruba ayrıldı. TOS ve OSI seviyeleri hem idiyopatik DVT hem de sekonder DVT hastalarında kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p<0.0001). İdiyopatik DVT hastalarında TAS seviyeleri kontrol grubundan anlamlı yüksek iken sekonder DVT hastalarında fark gözlenmedi. Sonuç: Sonuç olarak ROC eğrisine göre elde edilen spesifite ve sensitivite değerleri TOS ve OSI parametrelerinin DVT'nin tanısında kullanılabilecek birer belirteç olabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda oksidatif stres belirteçlerinin belirlenmesi hastalarda oksidatif stresin düzeltilmesi için klinisyenlere gerekli önlemleri alabilmeleri için yol gösterici olabilir

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele