Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Evaluation of Health System Performance in the Member States of the European Union and the Organization of Economic Development and Cooperation

    Köse, Aslı

    The aim of this research is to evaluate the health system performance of the European Union (EU) and OECD member countries using the Organization of Economic Cooperation and Development (OECD) performance measurement approach. The data are taken from the OECD and Eurostat databases. According to the efficiency scores obtained through Data Envelopment Analysis, the relationship between the variables in the health system performance model was evaluated with Tobit Regression analysis. Furthermore efficiency ordering of health systems determined in help of super efficiency model. EMS and EViews programs were used to analyze the data. In 2011-2019, the health systems of OECD and EU member countries Greece, Ireland, Norway, Poland, Slovenia, Spain, Sweden, and Estonia were determined to be effective at the performance level according to Data Envelopment Analysis. It has been determined that the Czech Republic, Denmark, Germany, and Austria health systems are not effective at the performance level in three scale types. According to Tobit Regression analysis, it was determined that only life expectancy at birth was effective on health system performance among the variables in the OECD health system performance measurement approach.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Almanya’ya Göç Eden ve Türkiye’de Yaşayan 60 Yaş Üstü Bireylerin Sağlık Durumları, Öznel Yaş Algısı, Yaşamın Anlamı, Yaşam Doyumları ve Sosyodemografik Özelliklerinin İncelenmesi

    Kütük, Bahtım

    Amaç: öç, yalnızca coğrafi bir hareket değil, aynı zamanda kültürel değişim ve psikolojik etkiler barındırır. Bu araştırmada, Almanya’ya göç etmiş ve Türkiye’de yaşayan 60 yaş üzeri bireylerin fiziksel ve mental sağlık durumları, öznel yaş algıları, yaşamın anlamı, yaşam doyumu ve bazı sosyoekonomik düzeyleri karşılaştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırma, Almanya’da (n = 24) ve Türkiye’de (n = 25) yaşayan 60 yaş üzeri 49 katılımcı ile yürütülmüştür. Veriler, demografik bilgi formu, SF-12 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Yaşamın Anlamı ve Yaşam Doyumu Ölçekleri ile öznel yaş algısı sorusu ve sosyoekonomik durum değerlendirmesiyle toplanmıştır. Bulgular: İki ülke arasında fiziksel sağlık, öznel yaş algısı ve eğitim düzeyi bakımından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Almanya’daki katılımcılar daha iyi fiziksel sağlığa, daha genç bir yaş algısına ve daha düşük eğitim düzeyine sahiptir. Ayrıca yaşamın aranan anlamı açısından daha yüksek puan almışlardır. Korelasyon analizleri, Almanya’da öznel yaş ile yaşam doyumu ve eğitim düzeyi arasında negatif bir ilişki olduğunu; Türkiye’de ise fiziksel sağlık, öznel yaş ve yaşam doyumu arasında negatif, mental sağlıkla ise pozitif ilişkiler olduğunu göstermiştir. Her iki ülkede de gelir durumu ile sosyoekonomik düzey arasında güçlü bir pozitif ilişki saptanmıştır. Sonuç: Araştırma, göçün fiziksel ve mental sağlık, yaşam doyumu ve eğitim düzeyi gibi çeşitli alanlarda etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, akademik çalışmaların yanı sıra politika yapıcılar ve uygulayıcılar için de yol gösterici olabilir ve bu yaş grubuna yönelik müdahale programlarının geliştirilmesine temel oluşturabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    “Chasing a Ghost” in Young Adult Literature: Mental Illness in Am I Normal Yet?

    Uysal, Mehmet Başak; Demir, Nalan

    The relative lack of attention given to mental health issues compared to physical health problems in society poses a significant barrier to the development of adequate literacy surrounding mental health concerns. Furthermore, the pervasive stigmatization of individuals suffering from these disorders exacerbates the burden they face. In light of the increasing prevalence of mental illnesses and the imperative for timely interventions, the potential of Young Adult Literature depicting mental illnesses to enhance literacy in this realm appears promising. Consequently, it is aimed to examine the representation of obsessive-compulsive disorder in Am I Normal Yet? by the British author Holly Bourne. Initially, the disorders are contextualized within a broader framework, followed by an exploration of their representation within the novel. Subsequently, a thorough analysis is carried out on these representations, with a specific emphasis on how symptoms and treatment alternatives are presented in the narrative. Furthermore, due to the impact of environmental factors on mental health problems, the reactions elicited by these disorders within the storyline are investigated and discussed.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2024
    Sporcu Öğrencilerin Spora Bağlılık ve Sportif Yaşam Doyumlarının Belirlenmesi

    Yazici, Omer Faruk; Somoğlu, Mustafa Barış; Taşkın, Serdar

    Bu araştırmanın amacı, sporcu öğrencilerin spora bağlılık ve sportif yaşam doyum düzeylerini belirlemek ve aralarındaki ilişkileri bazı değişkenlere göre incelemektir. Bu araştırmada kesitsel-tarama yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen, 2022-2023 yılları arasında lise ve üniversite düzeyinde öğrenim gören ve aktif olarak spor yapan 93’ü (%26) kadın ve 265’i (%74) erkek olmak üzere gönüllü toplam 358 sporcu öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak ‘Spora Bağlılık Ölçeği’ ve ‘Sportif Yaşam Doyumu Ölçeği’ kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel istatistik, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve regresyon testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre kadın sporcuların sportif yaşam doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Spor yapma yılı 10 yıl ve üzeri olan sporcuların spora bağlılık puanlarının diğer gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan takım sporcularının bireysel sporculara göre spora bağlılıkları daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, spora bağlılık ve sportif yaşam doyumu arasında pozitif yönde orta düzeyde (r = .655) anlamlı ilişki olup, öğrencilerin spora bağlılıkları %43 oranında sportif yaşam doyumundan kaynaklanmaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Laboratuvar birimindeki sağlık personelinin vardiya çizelgelemesinde 0-1 tamsayılı hedef programlama uygulaması

    Bolayır, Banu

    Vardiya, bir kurumda veya bir işletmede verilen hizmetin veya yapılan üretimin aksamaması için personelin eşit veya farklı sürelerdeki belirli zaman aralıklarında, belirli bir sıraya göre görevlerini yürütmeleridir. Nüfustaki artış ile birlikte en yoğun vardiyalı çalışan kurumlar hastanelerdir. Hastanelerde vardiya çizelgelemeleri yapılırken; hastanenin çalışma şartları, hastanın, personelin ve hastanenin memnuniyetleri, personelin izin, tatil vb. tercihleri gibi kısıtların yanı sıra farklı hedeflerin dikkate alınarak her personel için dengeli bir vardiya çizelgesinin yapılması zor olmaktadır. Üstelik bu çizelgelemenin döngüsel olarak tekrar hazırlanması zaman kaybına yol açarken çizelgeleri hazırlayan personeli de zihinsel olarak yormaktadır. Tüm kısıtlar ve hedefler göz önünde bulundurularak matematiksel modeller yardımıyla optimal vardiya çizelgeleri daha kısa zamanda ve kolay bir şekilde hazırlanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, laboratuvar birimindeki sağlık personelinin vardiya çizelgesinin optimal planlanmasıdır. Çalışmada; Gümüşhane ilindeki bir devlet hastanesinin laboratuvar biriminin Kasım 2022 vardiya çizelgesi kullanılmıştır. Hastanenin çalışma şartlarına ve vardiya çizelgesine göre 0-1 tamsayılı hedef programlama modeli kurulmuştur. Modelin GAMS 42.5.0 programında kodlanarak çözümlenmesi sonucunda optimal vardiya çizelgesi elde edilmiştir

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Effect of Perceived Preoperative Nursing Care and Surgical Anxiety on Postoperative Recovery

    Aydin Sayilan, Aylin; Kulakaç, Nurşen

    Objective: This study was conducted as a cross-sectional and correlational study to determine the effects of preoperative perceived nursing care and surgical anxiety on postoperative recovery. Materials and Methods: The population of the study consisted of 405 patients who were treated in the general surgery and urology clinics of two hospitals in Turkey between January and December 2023. Personal information form, Care Behavior Scale-24 (CBS-24), Surgical Anxiety Questionnaire (SAQ), and Postoperative Recovery Index (PoRI) were used to collect data. Results: The total mean score of the participants included in the study was 3.19±1.07 in the PoRI, 3.29±2.02 in the CBS-24, and 46.56±7.90 in the SAQ. According to the results of multiple linear regression analysis, the postoperative recovery status of patients undergoing surgical intervention is affected by care behaviors, income status and surgical anxiety levels. Conclusion: It was determined that the patients included in this study had great difficulty in recovery and experienced anxiety despite their perception of care being adequate. It was concluded that as the patients' perception of care increased, the difficulty in recovery decreased, and as their anxiety increased, the difficulty in recovery increased.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Assessment of Occupational Hazards Faded by Healthcare Workers Using Multi-Criteria Decision-Making Methods

    Doğan, Onur

    Objective: This study aims to assess the impact of risk factors that healthcare workers are exposed to in their workplaces on occupational health and safety. Materials and Methods: Considering the importance of healthcare workers for society and humanity, the risks they face at work have been evaluated using Multi-Criteria Decision-Making (MCDM) methods, specifically the Entropy and AHP methods. The Entropy method is an objective evaluation method used to determine the importance levels of each criterion in MCDM methods. The AHP method involves both objective and subjective decisions to select the best option among multiple alternatives. The criteria and sub-criteria used in the study were prepared based on the opinions and suggestions of field experts and a literature review. Microsoft Excel was used for the analysis. Results: According to the analysis results of the AHP method, the criterion with the highest weight was psychological risks (C-5) with a value of 0.351542. The criterion with the lowest weight was physical risks (C-3) with a value of 0.1121. In contrast, the analysis results of the Entropy method indicated that the criterion with the highest wj value was physical risks (C-3) with a value of 0.273, while the criterion with the lowest weight was biological risks (C-1) with a value of 0.152. Conclusion: The most significant risk factors for healthcare workers in workplaces, as identified by the AHP method, were psychological risks, while the Entropy method identified physical risks as the most significant.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2024
    Sağlık Bölümlerinde Okuyan Üniversite Öğrencilerinde Sağlık Okuryazarlığı, Kardiyovasküler Hastalıklar Riski Bilgi Düzeyi ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının İncelenmesi: Kesitsel Bir Çalışma

    Aydın, Emine Büşra

    Amaç: Çalışmanın amacı, üniversitede sağlık bölümünde okuyan öğrencilerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri, sağlıklı yaşam davranışları ve kardiyovasküler hastalıkların risk faktörlerine yönelik bilgi düzeylerinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma bir devlet üniversitesine ait sağlık hizmetleri meslek yüksekokulunda öğrenimine devam eden 374 öğrencinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırma verileri, demografik bilgi formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ-II), Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 (TSOY-32), Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi (KARRİF-BD) Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler, NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software paket program ile analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırma tek yönlü varyans analizi ile yapılmış, alt grup karşılaştırması ise Tukey testi ile yapılmıştır. İki grup karşılaştırmasında bağımsız t-testi, değişkenlerin birbiri ile ilişkisinin tespit edilmesinde Pearson korelasyon analizi tercih edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalamaları 20,83±1,61 yıldır. Kadınların TSOY-32 ortalamaları erkeklerden daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). İkinci sınıf öğrencilerinin KARRİF-BD puan ortalamaları 1. sınıflardan daha yüksektir (p<0,05). Katılımcıların TSOY-32 ortalamaları ile SYBDÖ-II’nin kişilerarası ilişkiler, beslenme, sağlık sorumluluğu, stres yönetimi, manevi gelişim alt boyutları ve toplam puan arasında pozitif yönde zayıf korelasyonlar bulunmuştur (p<0,05). Öğrencilerin TSOY-32 ile KARRİF-BD ortalamaları arasında pozitif yönde zayıf korelasyon bulunduğu görülmektedir (p<0,05). Katılımcıların KARRİF-BD ortalamaları ile SYBDÖ-II kişilerarası ilişkiler, beslenme, manevi gelişim alt boyut puanları ve bu ölçeğin toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde zayıf korelasyonlar bulunmaktadır (p<0,05). Sonuç: Daha yüksek sağlık okuryazarlığı, daha yüksek sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve kardiyovasküler hastalıklara yönelik farkındalık ile ilişkilidir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Deprem Risk Algısı ve Klostrofobi Düzeyi Arasındaki İlişki ve Etkileyen Faktörler

    Akgül, Fatma; Doğan, Melike Demir

    Amaç: Bu araştırma deprem risk algısı ile klostrofobi arasındaki ilişki ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla ilişkisel ve kesitsel olarak planlanmıştır. Yöntem: Bu ilişkisel kesitsel çalışma, 24 Ocak 2020’de Elâzığ depremini yaşayan depremzedelerde oluşan deprem risk algısı ile klostrofobi düzeyi arasındaki ilişki ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni Elâzığ ilinde depremi yaşamış bireylerdir. Araştırmaya katılmayı kabul eden, 18 yaşını doldurmuş 400 kişi araştırmanın örneklem grubunu oluşturmuştur. Bu çalışmada veriler 01.07.2023 ile 01.09.2023 tarihleri arasında çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, sosyo-demografik özelliklere ilişkin bilgi formu ve araştırmacılar tarafından ilgili literatür taranarak hazırlanan anket kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılanların yaş ortalamasının 35,08±12,51 olduğu, yarısının kadın olduğu (%54,8) ve %55’inin çocuk sahibi olduğu belirlendi. Araştırmada uygulanan T-Testi analizlerine göre, deprem risk algısının kadınlar ve erkekler arasında anlamlı düzeyde farklılıklar gösterdiği yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Anova Testi analizlerine göre ise depremzedelerin eğitim düzeyleri arttıkça klostrofobi davranışlarının azaldığı; evlerindeki hasar düzeyi arttıkça ise klostrobi davranışlarının da arttığı gözlemlenmiştir. Klostrofobi davranışı ile deprem risk algısı ve duyuşsal ve bilişsel alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptandı. Yani klostrofobi davranışı yüksek olan bireylerin deprem risk algısı da yüksektir. Sonuç: Elde edilen bulgular neticesinde, eğitim durumu ve cinsiyetin deprem riski algısı üzerinde anlamlı farklılıklara sahip olduğu, duyuşsal ve bilişsel deprem riski algısı ile klostrofobi arasında ise anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Effectiveness of Occupational Health and Safety Practices for Employees in Workplaces: A Meta-Analysis Study

    Doğan, Onur

    The use of new machines in production lines due to technological developments makes business ecosystems more complex every day. In parallel with the changes experienced, the diversity and impact level of risks pose serious threats to employees, businesses, and the environment. Ensuring the sustainability of production can be achieved through effective and comprehensive occupational health and safety practices. Risk assessments, checklists and emergency plans are some of these practices. This study is a study conducted to reveal the impact levels of practices aimed at improving occupational health and safety. Meta-analysis method was used in the study. The data used in the analysis were obtained by searching Web of Science, Google Scholar, YÖK (The Council of Higher Education), PubMed, EBSCOhost databases without any time limitation until 31.01.2024. As a result of the comprehensive search, it was determined that 20 studies were suitable for the analysis. These studies were then included in the analysis and synthesized by meta-analysis. As a result of this meta-analysis, it was determined that occupational health and safety practices for employees were effective (SMD: 0.924, 95% CI:-0.494-1.354, Z=4.214, p=0.000, I2= 98.670%, Q=1428.054). The analysis results revealed that the variance between the studies was statistically significant (p&lt;0.05). Additionally, occupational health and safety practices were found to enhance employees' sense of security and productivity, reduce workplace accidents and occupational diseases, and make a significant contribution to the development of a safety culture.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalıklarının Psikososyal Boyutu ve Manevi Başa Çıkma Stratejileri: Hasta Deneyimleri Üzerine Fenomenolojik Bir Çalışma

    Uzun, Sevda; Toker, Sema; Ramazanoğlu, Seda

    Amaç: Bu çalışmanın amacı; kronik obstrüktif akci ğer hastalığı (KOAH) hastalarının yaşantılarını psikososyal boyutu ile ele alarak, manevi başa çıkma stratejilerini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu araş- tırmada, nitel araştırma deseni olan fenomenolojik araştırma tasarımı kulla- nılmıştır. Otuz üç KOAH hastası ile yürütülen nitel araştırmada görüşmeler, bireysel biçimde ve yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Çalışma verileri, Colaiz- zi’nin fenomenolojik analiz yöntemi ile analiz edilmi ştir. Bulgular: Veri- lerin analizinde 4 kategori (yaşanan zorluklar, hastalıkta semptom yönetimi ve baş etme, maneviyata yönelik dü şünceler ve sağlıklı yaşam biçimi için yapılanlar) 12 ana tema (bilgi, uygulama, semptomlar, destek kaynaklar ı, manevi ba şa ç ıkma yöntemleri, fiziksel ba şa ç ıkma yöntemleri, günlük yaşam ve baş etmede dinî unsurlar, yaşamın amacı, geleceğe dair beklenti- ler, öz kabullenme, fiziki uygulamalar ve psikolojik uygulamalar) saptan- mıştır. Sonuç: Bu çalışma sonucunda, KOAH hastalarında hastalık yükünün çok fazla olduğu ve bu durumun bireylerin ruh sağlığını olumsuz yönde et- kilediği belirlenmiştir. Bireyler KOAH’ın getirdiği bu yük nedeniyle fizik- sel, ruhsal ve sosyal sorunlar ya şamakta ve bu durum bireylerin ya şam kalitelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bireylerin KOAH’ın zorluğu ile baş etmede dinî unsurlardan yararland ığı özellikle yaşamın amacını dü- şünme, umudu destekleme, öz kabul gibi durumların bireylerin maneviyat- ları üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, KOAH hastalarının manevi ihtiyaçlarının değerlendirilerek giderilmeye çalışılmasının bireyle- rin iyilik hâlleri üzerine etkili olabileceği düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Pediatri Kliniklerinde Afgan Göçmeni Hastaların Ebeveynlerinin Yaşadıkları Güçlükler: Fenomenolojik Bir Çalışma

    Top, Fadime Ustuner; Uzun, Sevda; Alver, Nazmiye Yıldız

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, pediatri kliniklerinde Afgan göç- meni hastaların ebeveynlerinin ya şadıkları güçlükleri fenomenolojik bir yaklaşımla değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Fenomeno- lojik araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, Türkiye’nin ku- zeyinde bulunan bir ildeki hastanenin pediatri klini ğinde çocu ğu tedavi gören 12 Afgan göçmeni ebeveyn ile yar ı yapılandırılmış de- rinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Örneklem grubuna ulaş- mak için amaçlama örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri tematik analiz kullan ı- larak değerlendirilmiştir. Çalışma, Niteliksel Ara ştırmayı Raporla- mak İçin Birleştirilmiş Kriterleri kontrol listesine göre yap ılmış ve raporlanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan ebeveynlerin yaş ortala- ması 31,66±8,27’dir. Katılımcıların 11’i kadın, tamamı Afganistanlıdır, ortalama çocuk say ısı 3,1±1,1 ve Türkiye’de kalma ortalama y ılı 3,3±1,7’dir. Verilerin analizinde 4 kategori (çocuğun hastalığının ebe- veyne olan etkileri, hastane ortamında yaşanan güçlükler, farklı bir ül- kede olmaktan kaynaklanan sorunlar ve sa ğlık hizmetleri konusunda beklentiler ve öneriler), 10 alt tema (ruhsal, fiziksel, sosyal etkiler ve durumlar, sosyokültürel sorunlar, dil ve ileti şim sorunları, sosyal des- tek algısı ve sağlık personelinden beklentiler) saptanmıştır. Sonuç: Dil ve iletişim probleminin ebeveynlerin ya şadığı en önemli sorunlardan biri olduğu saptanmıştır. Çocukların hastane sürecinde ebeveynlerin baş etmede zorlandıkları, aynı zamanda ruhsal, fiziksel ve sosyal aç ı- dan etkilendiği belirlendi. Benzer şekilde, göçmen nüfuslara yönelik bilgi boşluklarını doldurmaya yönelik stratejiler konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    65 Yaş ve Üzeri Bireylerin Başarılı Yaşlanmalarını Etkileyen Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının İncelenmesi: Tanımlayıcı Çalışma

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur; Daştan, Buket

    Amaç: Bu çalışma, 65 ya ş ve üzeri bireylerin sa ğlıklı yaşam biçimi davranışları ile başarılı yaşlanmaları arasındaki ilişkinin ince- lenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılan bu çal ışma Şubat-Mayıs 2021 tarihleri aras ında dahiliye polikliniğine başvuran 65 ya ş ve üzeri 430 hasta ile gerçek- leştirildi. Veriler, “Hasta Bilgi Formu”, “Sa ğlıklı Yaşam Biçimi Dav- ranışları (SYBD)-II Ölçeği” ve “Ba şarılı Yaşlanma Ölçeği (BYÖ)” kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlen- dirilmesinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız t-testi, tek yönlü varyans analizi testi ile korelasyon testleri kullan ıldı. İstatistiksel an- lamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların yaş orta- laması 71,01±6,66 olarak tespit edildi. 65 yaş üzeri bireylerin SYBD-II Ölçek puan ortalamalar ı ile BYÖ puan ortalamalar ı arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde ilişki olduğu belirlendi (p<0,001). Geliri gide- rine eşit/fazla olan ve sigara içmeyen bireylerin SYBD Ölçek-II top- lam ve alt boyutları puan ortalamaları ile BYÖ toplam ve alt boyutları puan ortalamalarında anlamlı derecede farklılık olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, 65 yaş ve üzeri bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları arttıkça başarılı yaşlanmalarının da arttığı bulundu. Dünya genelinde başarılı yaşlanmanın sürdürülebilmesi için bireylere sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazandırılması, des- tekleyici ortamların oluşturulması, sağlık profesyonellerinin rehberli- ğinin sağlanması ve daha büyük örneklem gruplar ında çalışmaların yapılması önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Assessment of Traditional and Commercial Rosehip Marmalade Samples: Physicochemical, Antioxidant, and Antibacterial Properties in Gümüşhane Province

    Yilmaz, Firat

    In this study, the specific physicochemical, antioxidant, and antibacterial properties of 20 different rosehip marmalade samples, produced using traditional and commercial methods in the Gümüşhane province and its districts, were comprehensively analyzed. To detect the chemical composition of the rosehip marmalade samples, analyses were conducted for total dry matter, pH, ash, titratable acidity (malic acid %), soluble solids, water activity, and color (L*, a*, b*). Additionally, alongside the physicochemical analyses, the contents of hydroxymethylfurfural (HMF) and sugars (fructose, glucose, sucrose, and total sugar) were also determined. To assess the antioxidant properties, analyses for total flavonoid content, total phenolic content, DPPH (% inhibition), and ABTS (% inhibition) were performed. Furthermore, the antibacterial activities of the rosehip marmalade samples against pathogenic bacterial strains such as Proteus vulgaris ATCC 29212, Enterococcus faecalis ATCC 29212, Klebsiella pneumoniae ATCC 13883, Staphylococcus aureus ATCC 25923, Pseudomonas aeruginosa ATCC 27853, Salmonella typhimurium ATCC 23566, and Escherichia coli O157:H7 35150 were investigated.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2024
    University students' knowledge level about risk factors for cardiovascular diseases, their healthy life awareness, and the influencing factors

    Demir Dogan, Melike; Elik, Burak

    AimsThe aim of this study was to determine university students' level of knowledge about risk factors for cardiovascular diseases, their healthy life awareness, and other influencing factors.MethodsThe study sample consisted of 991 students who were studying at the central campus of Gumushane University between April 1, 2021 and June 30, 2021 and agreed to participate in the study. Data were collected with a personal information form and utilized the Cardiovascular Disease Risk Factors Knowledge Level (CARRF-KL) scale and Healthy Life Awareness scale.ResultsThe mean age of the participants was 21.75 +/- 0.71 years. It was observed that women's knowledge level about risk factors for cardiovascular disease was significantly higher than that of their male counterparts. This knowledge level was significantly higher in those who did not have harmful habits than those who did. As their age increased, the students' healthy life awareness related to socialization also increased. The more students advanced in university, the more their awareness about healthy life increased. The presence of unhealthy habits, the score of the healthy life awareness scale, and the presence of chronic diseases had a significant effect on the students' assessment of their health in general.ConclusionConsequently, it was determined that income status had a very significant effect on the Healthy Life Awareness Scale score. Gender had a very significant effect on the knowledge level about risk factors for cardiovascular diseases.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfWoS2OpenAlex6
    Web of Scienceİncele
  • EditoryalYalnız künye2024Scopus SJRQ3
    A rare form of enterovesical fistula: Appendicovesical fistula

    Tonkaz, Duygu Erkal; Tonkaz, Mehmet

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • EditoryalYalnız künye2024Scopus SJRQ3
    An uncommon cause of macrodactyly: Lipomatous macrodystrophy

    Tonkaz, Duygu Erkal; Tonkaz, Mehmet

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Examination of the Mediating Role of Attachment Dimensions in the Link between Suicide Probability and Cognitive Distortions about Relationships in University Students

    Yazici-Celebi, Gulin; Yilmaz, Muge; Karacoskun, Muhammed Enes; Sahin, Aybuke Irem

    Suicide, which is defined as an individual's intentionally attempting to end his or her life, is considered an important public health problem. In this study, it was aimed to examine the relationship between cognitive distortions and suicide probability in university students who are in age groups at risk for suicide, and to examine the mediating roles of the attachment dimensions of anxiety and avoidance, in this relationship. The study group consisted of 441 university students. In the study, Suicide Probability Scale, Experiences in Close Relationships Inventory, Cognitive Distortions in Relationships Scale and a personal information form were used as data collection tools. In accordance with the purpose of the study, a correlation analysis between variables and regression analyses were applied to examine the mediating roles of avoidance and anxiety in the relationship between cognitive distortions and suicide probability. The findings showed that there was a moderate positive correlational relationship between suicide probability scores and avoidance scores and there was a moderate positive correlational relationship between suicide probability scores and cognitive distortion scores. It was shown that there were low and moderate positive correlations between cognitive distortion scores, and avoidance and anxiety scores. The results of the mediation analyses showed that anxiety and avoidance had a partial mediating role in the relationship between cognitive distortion and suicide probability. The results were discussed in light of the literature.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfWoS3OpenAlex3
    Web of Scienceİncele
  • EditoryalYalnız künye2024Scopus SJRQ3
    Xanthogranulomatous pyelonephritis: Bear's paw sign

    Tonkaz, Gokhan; Tonkaz, Mehmet; Tonkaz, Duygu Erkal; Ay, Mutlu; Pirimoglu, Rustem Berhan

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfWoS1OpenAlex1
    Web of SciencePubMedİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Effect of Conjunctiva-Müller Muscle Resection on Tear Oxidative Stress Levels in Patients with Blepharoptosis

    Sert, Seda; Araca, Ceyhun; Mergen, Burak; Ekmekçi, Ozlem Balca

    Objectives: To examine changes in tear oxidative stress levels and tear film functions in patients with blepharoptosis and dermatochalasis following conjunctiva-M & uuml;ller muscle resection (CMMR) and blepharoplasty surgeries. Materials and Methods: This prospective study included 32 healthy controls and 62 patients with blepharoptosis or dermatochalasis. CMMR surgery was performed in 20 eyes and upper blepharoplasty was performed in 42 eyes. Tear oxidative stress markers (8-hydroxy-2'-deoxyguanosine [8-OHdG3 and 4-hydroxy-2-nonenal [4-HNE3) were quantified by enzyme -linked immunosorbent assay and tear film functions were evaluated preoperatively and at 1 and 6 months postoperatively. The same assessments were performed in the control group at the same time points. Results: Preoperative tear 8-OHdG and 4-HNE levels were lower in healthy controls (52.8 +/- 13.5 ng/mL and 27.8 +/- 6.4 ng/mL, respectively) compared to patients with dermatochalasis (86.1 +/- 37.2 ng/mL and 29.8 +/- 11.1 ng/mL, respectively) and blepharoptosis (90.4 +/- 39.3 ng/mL and 43.1 +/- 4.2 ng/mL, respectively) (p<0.001). 8-OHdG levels were increased at 1 month after CMMR, while both markers were decreased 1 month postoperatively in the blepharoplasty group (p=0.034). Schirmer 1 and OSDI scores did not change throughout the visits in both patient groups, but a temporary decrease in tear break-up time (TBUT) was observed after CMMR (p=0.017). Conclusion: Dermatochalasis and blepharoptosis were associated with higher tear oxidative stress levels. CMMR surgery caused a temporary decrease in TBUT scores and an increase in oxidative stress in the first postoperative month.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    Web of SciencePubMedİncele