Yazarlar
- Ahmet Özdemir(3)
- Ahmet Bayraktar(2)
- Bahadır Tercan(2)
- Bilal Gürsoy(2)
- Burcu Aksoy(2)
- Burcu Sayın Okatan(2)
- Cenk Çarkacı(2)
- Emrah Öztürk(2)
- Emre Tosun(2)
- Emre Turan(2)
- Erdal Demir(2)
- Ertan Aktürk(2)
- Fatma Bostan(2)
- Fevziye Bekar(2)
- Furkan Şahin(2)
- Galip Usta(2)
- Gulzıpa Akyüz(2)
- Gökhan Kaymak(2)
- Gökhan Çaybaşı(2)
- Gülşah Ayvazoğlu(2)
- Hasan Yücel(2)
- Havva Nur Kobya(2)
- Hikmet Akyol(2)
- Kadir Çavuş(2)
- Kaşif Furkan Öztürk(2)
- Kemal Torpuş(2)
- Kübra Akyüz(2)
- Lokman Odabaş(2)
- Mazhar Oyanık(2)
- Melikşah Turan(2)
- Meryem Akbulut(2)
- Muhammet Kılıç(2)
- Nurcan Şimşek(2)
- Nurdan Dizdar(2)
- Pınar Açıkgöz(2)
- Ramazan Aslan(2)
- Rıza Akbaş(2)
- Selim Yalçın(2)
- Sinan Kurt(2)
- Uğur Demirel(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Pilot ölçekli biyoreaktörden elde edilen biyokütlenin tuz stresi altında yetiştirilen Phaseolus vulgaris L. var. ellipticus mart üzerine etkisinin araştırılması
Fida Çiftci
Dünyadaki küresel ısınma, hızlı nüfus artışı, teknolojik gelişimler, vahşi sulama ve sentetik gübre kullanımı gibi etmenler toprağı kirleterek tuz miktarını artırmaktadır. Tuz miktarının kabul edilebilir sınırların üzerinde olması bitkiler için tuz stresi olarak adlandırılmaktadır. Birçok bitki türü strese karşı geliştirdikleri çeşitli tolerans mekanizmalarıyla hayatta kalmayı başarırken, Phaseolus vulgaris L. var. ellipticus Mart gibi bitki türleri strese karşı hassasiyetlerinden dolayı gelişimlerini sürdürememektedirler. Bu sebeple, küresel ısınmaya bağlı oluşan problemler göz önüne alındığında; bitkilerin strese karşı geliştirdikleri tolerans mekanizmalarını çözümlemek ve doğal yöntemler kullanarak aktive etmek, bitki gelişimi ve verim kaybının önlenmesi için oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmada, kuşburnu atığı organik hammadde olarak kullanılmış pilot ölçekli biyoreaktörden biyogaz üretim prosesi sonucu oluşan biyokütlelerin tuz stresine maruz bırakılan Phaseolus vulgaris L. var. ellipticus Mart model bitkisinin morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal özelliklerinin değişimi üzerine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tuz stresine maruz kalan bitkilerde büyümenin yavaşladığı görülmüştür. Atık kuşburnundan üretilmiş biyokütle uygulamalarının klorofil, fenolik, flavonoid, antosiyanin, toplam karbon, hümik asit, fülvik asit, iletkenlik, prolin miktarları, katalaz (CAT), süperoksit dismutaz (SOD), askorbat peroksidaz (APX) enzim aktivitelerini arttırdığı ve hidrojen peroksit ile lipit peroksidasyonu miktarını ise azalttığı gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, organik atıklar kullanılarak biyokütle üretilip, bitkilere uygulanmasının bitkilerde tuz stresine karşı oluşturulan mekanizmayı aktive edebileceği ve tuz stresine karşı tolerans oluşturabileceği gözlemlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sosyal gerçekliğin dijital inşası: Marka iletişimi üzerine veri madenciliği odaklı bir araştırma
Nail Akgül
Gerçeklik kavramı birçok alanın temel tartışma konusu durumundadır. Felsefe alanında gerçekleşen tartışmaların büyük çoğunluğu gerçekliğin var olup olamadığı üzerinde devam ederken Sosyoloji gibi toplumu odak noktasına alan disiplinlerde gerçekliğin nasıl inşa edildiği tartışılmaktadır. Nitekim sosyoloji ve felsefe gibi iki temel alanın bu konuyu irdelemesi onlardan beslenen diğer alanları da etkilemektedir. Özellikle sosyolojinin gerçekliğin inşa edilebilirliği üzerine tezleri iletişim bilimini bu alana çekmektedir. Temel varsayım olarak gerçekliğin inşa edilebilir olması iletişim bilimi açısından marka iletişim çalışmalarıyla bir gerçekliğin inşa edilebilir olup olmadığını, eğer inşa edilen bir gerçeklik varsa bunun hangi dinamikler üzerinde ve nasıl gerçekleştiğini sorgulamaktadır. İletişim bilimi bu açıdan değerlendirmeleri yaparken değişen iletişim teknolojilerini de dikkate almak zorundadır. Bu nedenle araştırma marka gerçekliğinin dijital ortamdaki inşası TOGG markası örneklemi üzerinden konu edinmektedir. Araştırmada içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma için gerekli olan veriler de çalışmaya uyumlu olarak veri madenciliği ile TOGG markasının tanıtım lansmanın Twitter'daki yansımasından elde edilmiştir. Verileri incelemek için makine öğrenim algoritmalarına başvurulmuştur. Algoritmalarda karar ağaçları ve konu modelleme algoritmalarıyla beraber kelime sıklık araçları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda marka söylemiyle kullanıcıların söylemi karşılaştırılmış, karar ağaçları test edilmiş ve konu modelleme algoritmasının sonuçları değerlendirilmiştir. Buna ek olarak marka söyleminin zamanıyla kullanıcıların aynı zaman dilimindeki tepkileri incelenmiştir. Sonuç olarak marka söylemin kullanıcılarda doğrudan etki oluşturduğu gözlemlenmiştir. Daha açık bir ifadeyle markalar dijital ortamda kendi gerçekliklerini inşa edebilmektedir. Gerçekliğin nasıl inşa edildiği ve hangi dinamikler üzerine kurgulandığına araştırma kısmında detaylı olarak yer verilmektedir. Anahtar Kelimeler: Veri madenciliği, Marka, Sosyal Gerçeklik, Sosyal İnşa, TOGG
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Gümüşhane ilinde üretilen inek sütlerinde bazı toksik madde düzeylerinin belirlenmesi
Merve Okur
Bu tez çalışmasında, Gümüşhane ilinde faaliyet gösteren maden işletmelerinin, ilde üretilen inek sütlerinin besin ve mineral madde içeriği ile ağır metal düzeylerine etkisi araştırılmıştır. Süt örnekleri, 2021 yılı haziran ayında ikişer kez ilde faaliyet gösteren maden işletmelerine en yakın süt sığırı işletmelerinden ve maden işletmesi bulunmayan Köse, Kelkit ve Şiran ilçelerindeki sığırcılık işletmelerinden alınmıştır. Alınan örneklerin besin madde içerikleri Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Süt Analiz Laboratuvarında Laktoscan süt analiz cihazı ile mineral ve ağır metal düzeyleri ise, Gümüşhane Üniversitesi Merkezi Araştırma ve Uygulama Laboratuvarında bulunan ICP-MS cihazı ile belirlenmiştir.Kuru madde, yağsız kuru madde, yağ, protein ve laktoz içerikleri Gümüşhane merkezden alınan süt örneklerinde sırasıyla; %12.83, %9.28, %3.59, %3.12 ve %4.43 olarak belirlenmiştir. Aynı değerlerin ilçelerden alınan örneklerde sırasıyla; %12.81, %9.38, %3.43, %3.6 ve % 4.49 tespit edilmiştir. Ayrıca Gümüşhane il merkezinde alınan süt örneklerinde Na, Mg, K, Ca ve Fe seviyeleri sırasıyla; 370.9 mg/L, 107.6 mg/L, 1552.0 mg/L, 321.0 mg/L ve 1806.0 µg/L olduğu, aynı parametrelerin ilçelerden alınan örneklerde sırasıyla; 411.6 mg/L, 106.2 mg/L, 1555.5 mg/L, 323.4 mg/L ve 1006.6 µg/L olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlarda, maden işletmelerinin ilde üretilen sütlerin besin madde içeriğine etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Şehir merkezinden alınan süt örneklerinde, Na ve K seviyelerinin ilçelerden alınan örneklere göre daha düşük, Fe seviyesi ise daha yüksek belirlenmiştir. Gümüşhane ilinde üretilen sütlerin besin madde içerikleri, mineral ve ağır metal düzeylerine etkileri ile ilgili kesin bir sonuca ulaşmak için süt örneklerinin yıl boyunca aylık olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca bölgenin toprak ve bitki örtüsünün mineral ve ağır metal içerikleri düzenli aralıklarla değerlendirilmelidir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Bilgi ve iletişim teknolojileri göstergelerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Gelişmekte olan ülkeler örneği
Nurhayat Altıkulaç
Enformasyon ve telekomünikasyon teknolojileri, yirminci yüzyılın sonlarını şekillendiren en etkili güçlerden biridir. Globalleşme ve serbest piyasa ekonomisine geçiş süreci ile ülkeler kendi aralarında çoğu yönden entegrasyon hareketlerine dahil olmuşlardır. Özellikle internet kullanımının yaygınlaşması, ülkeler arasındaki fiziki sınırları ortadan kaldırmış ve insanlar arasındaki etkileşimin daha da artmasına yol açmıştır. Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT), bilginin hızla yayılması ile birlikte tüm dünyada gelişmektedir. BİT sektöründeki gelişmeler; dış ticaret, büyüme, istihdam gibi pek çok makroekonomik göstergeyi de önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmada seçilen BİT göstergelerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. 41 gelişmekte olan ülke üzerine yapılan bu çalışma 2004-2019 dönemini kapsamaktadır. Analizde BİT göstergesi olarak; sabit telefon kullanıcı sayısı (100 kişi başına), mobil hücresel abonelik kullanıcı sayısı (100 kişi başına) ve internet kullanıcı sayısı (nüfusun %'si) değişkenleri kullanılmıştır. İki aşamalı sistem genelleştirilmiş momentler metodu (GMM) kullanılarak yapılan analiz sonucuna göre BİT göstergelerinin kullanımı 41 gelişmekte olan ülkede ekonomik büyümeyi istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Lignoselülozik gıda atıklarından HMF üretimi
Ayşe Muslu
Bu çalışmada, ülkemizde daha çok yakacak ve/veya hayvan yemi olarak kullanılan lignoselülozik gıda atıkları olan fındık kabuğu ve çay atıklarından Hidroksimetil Furfural(HMF) elde edilmesi amaçlanmıştır. Ham selüloz, fındık kabuğu ve çay atıklarından TS ISO 15598'e göre elde edilmiştir. Elde edilen selüloz, basınç reaktörü, ohmik ısıtma sistemi ve mikrodalga destekli ısıtma olmak üzere üç farklı ısıtma sisteminin kullanıldığı asit hidroliz yöntemi ile şekere indirgenmiştir. HMF'yi üretmek için önce asit hidroliz yöntemi ve ardından katalizörlü organik çözücü sistemleri kullanıldı. Yöntemde en yüksek verim, selüloz esaslı materyalin otoklavda %4 H2SO4 çözeltisi içinde şekere indirgenmesi ve şekerce zengin karışımın NaCl ile doyurulduktan sonra CrCl3.6H2O katalizörü kullanılarak 131°C'de 1 saat süre sonunda elde edilmiştir. En yüksek HMF verimi sırasıyla %8.6 ve %6.7 oranında asit hidroliz yöntemi ile çay atığından ve fındık kabuğundan elde edilen selülozdan elde edilmiştir. HMF üretimi için ikinci yöntemde DMA-LiCl ve DMA-NaCl kullanılarak iki farklı organik çözücü sistemi uygulandı. En etkili sonuç, selülozun DMA-NaCl/[EMIM]Cl solvent sisteminde 50 °C'de 24 saat tutulması ve ardından bunun HCl ve CrCl3.6H2O katalizörü ile 131°C'de 2 saat katalize edilmesiyle elde edilmiştir. Çay atığı ve fındık kabuğundan elde edilen selülozdan organik çözücü sistemi yöntemiyle sentezlenen HMF verimleri sırasıyla %5.7 ve %3.1'dir. Bu yöntemlerden elde edilen HMF, kolon kromatografisiyle saflaştırıldı ve yapısı FT-IR ve NMR ile aydınlatıldı. HPLC-UV ile saflık kontrolünde ≥ %98.0 saflıkta HMF elde edildiği belirlendi. Ülkemiz fındık ve çay üretiminde dünya çapında önemli bir üretim potansiyeline sahiptir. Tez, bu ürünlerden arta kalan fındık kabuğu ve çay atıklarından HMF üretimi ve saflaştırma yöntemini sunmaktadır. Ayrıca, farklı gıda atıklarının değerli kimyasalların oluşumu için alternatif kaynak olarak kullanılabileceğini de göstermektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kamu harcamaları ve dış ticaret açıkları arasındaki ilişki
Zarife Taş
Türkiye'de dış ticaret açıkları ekonominin bütünü için önemli bir sorun olarak görülmektedir. Dış ticaret açıklarının büyük boyutlara ulaşmasında çeşitli değişkenlerin farklı etkilerinin olduğu iddia edilmektedir. Çalışmalarda, dış ticaret açıklarının büyük boyutlara ulaşmasına neden olan değişkenlerden birinin kamu harcamaları olduğu savunulmaktadır. Bu çalışma kapsamında kamu harcamalarının dış ticaret açıklarının nedeni olup olmadığı ile ilgili Keynesyen Yaklaşım ve Ricardocu Denklik Hipotezi yaklaşımları çalışmanın teorik temelini oluşturacaktır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Türkiye ekonomisinde kamu harcamaları ile dış ticaret arasındaki ilişkiyi BEC sınıflamasına göre sermaye malları, ara mallar ve tüketim malları özelinde değerlendirerek aralarında herhangi bir ilişki olup olmadığını ortaya çıkarmaya çalışmaktır. Zaman serisi analizi yönteminin kullanıldığı çalışmada, 1994-2021 dönemi çeyreklik verileri kullanılmış olup, ele alınan değişkenler arasındaki ilişkiler, Hatemi-J ve Irandoust (2012) tarafından geliştirilen saklı eşbütünleşme yöntemi ve asimetrik nedensellik testleri kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular, değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi ve asimetrik nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kur'an'da keyd kelimesi ve Hz. Yûsuf kıssası
Hatice Güneş
Tarih boyunca insanlar faaliyetlerinden dolayı farklı nitelemeler almışlardır. Bu nitelemeler genel mahiyette; dini kimlikle, sosyal yaşamla ve etnik kökenle ilişkilidir. İnsanlığa kılavuz olarak indirilen Kurʾan'da ise bu nitelemelere dair örnekler mevcuttur. Kur'an özellikle dini kimlikle şekillenenlere vurgu yapmaktadır. Bu dini kimliklerin kategorize olmasında bir takım unsurlar bulunur. Allah'a ve O'nun emirlerine inanan müʾmin, bu emirleri yalnızca dili ile tasdikleyenler münafık, Allah'ı ve emirlerini reddedenler ise kâfir olarak anılmaktadır. Allah, dinin kılavuzu olan Kurʾan'ın ve emirlerinin tebliğ edilmesi için insanlara peygamberler göndermiştir. Peygamberler görevlerini yerine getirirken birçok keyd/tuzak ile karşılaşmıştır. Bu keyd uygulayıcısı, bazen acımasız bir hükümdar bazen putperest bir müşrik bazen şeytanın kendisi bazen de hased ve nefretle dolu bir kadın olmuştur. Bunun misallerini Hz.Yûsuf kıssasında ve daha birçok âyette görmek mümkündür. Bahsi geçen kimselere ve keydlerine karşı, peygamberlerin ve müʾminlerin destekçisi Allahu Teâlâ olmuştur. İnananları keyde maruz bırakmak isteyenlerin hileli planları büyük ölçüde ifşa olmaya mahkûmdur. Kurʾan'da kimsenin Allah'ın gazabından kurtulamayacağı vurgulanmakta olup Kurʾan muhataplarına da uyarı yapılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kur'ân'da mal kavramı ve Kârûn Kıssası
Atiye Dönmez
Kur'ân'ın mal konusundaki yaklaşımını incelediğimiz zaman onun, malı reddetmediğini, hoş karşıladığını, malın hayat için gerekli olduğunu görürüz. Bu noktada eleştirilen husus malın kendisi değil, insanın ona karşı sergilediği tavrıdır. Başka bir ifadeyle insanın mala hakîm olup, malın insana hakîm olmamasıdır. Nitekim insanın mal ile olan ilişkisi denizle gemi ilişkisi gibidir. Gemi denizden su almadıkça deniz sayesinde yüzer ve hedefine ulaşır. Su almaya başlarsa batar. İnsan da malı araç olarak değil de amaç olarak görürse geminin içinde dolan su gibi insanın gönlünü doldurur ve insanın helâk olmasına sebep olur. İnsan sahip olduğu malın mutlak mâliki değildir. Kur'ân'da mülkiyet çift boyutlu olarak ele alınır: mutlak mülkiyet hakkının Allah'a ait olması, mülkiyetin izafî olarak insana ait olması. Bu ikili anlayışla Kur'ân, insanın nefis ve şeytan gibi faktörlerden etkilenerek mal ile kibirlenmemesi, gururlanması, enâniyet sahibi olmaması, kendini kendine yeterli görmemesi gerektiği düşüncesini yerleştirerek bir denge kurmaya çalışmıştır. Bunun en dikkat çeken örneği de Kasas sûresi 76-82 âyetleri arasında yer alan Kârûn örneğidir. Kur'ân'da Kârûn'un dillere destan malına vurgu yapılmış fakat mala sahip olması tenkit edilmemiştir. Sadece malın kişisel olarak olumsuz tutum ve davranışlara, değer yitimine gerekçe oluşu tenkit edilmiştir. Buradan hareketle Kur'ân malın sadece zenginler arasında dönüp dolaşan bir güç, mevki olmaması; bunlardan her kesimin dengeli ve adaletli bir şekilde yararlanması gerektiği şeklin de özetlenecek bir ahlâk prensibi ortaya koymuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2021Ülkelerin afetlere karşı dirençliliğine etki eden faktörlerin coğrafi ağırlıklı regresyon ile belirlenmesi
Sefa Mızrak
Doğal ve teknolojik afetlerin insan, çevre, ekonomi ve sosyal hayat üzerindeki etkileri bilim ve teknolojik gelişmeler yardımıyla önlenebilir. Özellikle uluslararası yapılan bilimsel çalışmalar afetlerin yapısının, özelliklerinin ve etkilerinin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Böylece ulusal ve uluslararası düzeyde afetlerin zararları azaltılarak afet sonrası daha dirençli bir toplum inşa edilebilir. Bu çalışmanın amacı ülkelerin afetlere karşı dirençliliğine etki eden faktörleri araştırmaktır. Çalışmada 181 ülkenin 2018 ve 2019 yılındaki verileri analiz edilerek afetlerden toplam etkilenen kişi oranı bağımlı değişken olarak ve ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren faktörler bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Veriler genel ilişkileri ortaya çıkaran En Küçük Kareler Regresyon Analizi ve bölgesel ilişkileri gösteren Coğrafi Ağırlıklı Regresyon Analizi kullanılarak ArcGIS 10.7 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Sonuç olarak, genel modelde 2018 yılında zorunlu eğitim süresi afetlerden toplam etkilenen kişi oranını pozitif ve anlamlı olarak yordayan tek değişkendir. Afetlerden etkilenen kişi oranını 2019 yılında yeni doğan ölüm oranı ve işsizlik pozitif ve anlamlı olarak yorduyorken, kent nüfus oranı negatif ve anlamlı olarak yordamıştır. Bütün bağımsız değişkenlerin afetlerden etkilenen toplam kişi oranı üzerindeki etkisi zamana ve bölgeye bağlı olarak değişmektedir. Bu çalışmanın sonucunun afet risk azaltma çalışmalarında sorumlu olan ulusal ve uluslararası kuruluşların daha etkili ve verimli afet planları yapmalarına katkı sağlaması beklenilmektedir. Ayrıca, çalışmanın yöntemi ve yaklaşımı afetlerle ilgili çalışan bilim insanlarına fikir verecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Gümüşhane ili altın madeni çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği algısının değerlendirilmesi
Ahmet Gökcan
Ülkemizde ve Dünyada, çalışma ortamlarında meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarından dolayı birçok çalışan, yaralanmakta, iş göremez hale gelmekte ve hatta ölmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıklarının en fazla görüldüğü sektörlerden birisi de madencilik sektörüdür. Madenler hem yapısal özelliği hem de çalışma koşullarından dolayı, birçok tehlike ve riski bünyesinde bulundurmaktadır. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de maden sektörü en tehlikeli çalışma grupları içerisinde yer almaktadır. Son yıllarda gerek madencilik sektörü gerekse de diğer sektörlerde iş sağlığı ve güvenliğine verilen önem ve değer giderek artmaktadır. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik birçok önlem alınırken, vaka sayılarında artışlar devam etmektedir. Literatürde yer alan birçok çalışmada, iş kazalarına sebep olan en önemli etkenin, insan faktörü olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda, daha sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı oluşabilmesi için insan faktörü irdelenmeli, çalışanlarda güvenlik iklimi ve güvenlik kültürünün oluşturulması sağlanmalıdır. Güvenlik iklimi ve güvenlik kültürünün oluşturulabilmesi için çalışanların, İSG algısının değerlendirilmesi gereklidir. Yapılan bu çalışmada, Gümüşhane ilinde bulunan Altın madeni çalışanlarının iş sağılığı ve güvenliği algılarının değerlendirilmesi ele alınmıştır. Anket yöntemi ile madende bulunan 217 çalışanın iş sağlığı ve güvenliği algılarını ölçmeye yönelik sorular sorulmuştur. Elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik programında analiz edilmiştir. Analiz sonucunda çalışanların İSG algısı 5 puan üzerinden ortalama 4.16 puan olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca analiz sonucunda, çalışanların demografik özellikleri ile anket de yer alan güvenlik iklim ölçeği boyutları arasında istatiksel anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Güvenlik Kültürü, Güvenlik İklimi, İş güvenliği Algısı, Maden
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Bireylerin sağlık okuryazarlığı ve finansal okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi: Rize ilinde bir uygulama
Buşra Köse
Sağlık okuryazarlığı ve finansal okuryazarlık bireylerin yaşamlarına etki eden önemli okuryazarlık çeşitlerindendir. Bu araştırmanın amacı bireylerin sağlık okuryazarlığı ve finansal okuryazarlılık düzeylerini incelemek, sağlık okuryazarlığı ve finansal okuryazarlılığı etkileyen faktörleri belirlemek, bireylerin sağlık okuryazarlığı ve finansal okuryazarlık düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığını saptamaktır. Araştırmanın evrenini Rize ilinde ikamet eden 18 yaş üzeri gelir sahibi bireyler oluşturmaktadır. Çalışma 384 bireylin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri demografik anket formu, Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (TSOY-32) ve OECD/İNFE Finansal Okuryazarlık Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde doğrulayıcı faktör analizi, tanımlayıcı istatistiksel analizi, ki-kare analizi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Rize ilinde ikamet eden 18 yaş üstü gelir sahibi bireylerin sağlık okuryazarlığı puan ortalaması 100 puan üzerinden 73,03, finansal okuryazarlık puanı ise 68,22 olarak tespit edilmiştir. Cinsiyet, eğitim durumu, yaş, meslek ve gelir seviyesi demografik faktörleri ile sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Cinsiyet, eğitim durumu, yaş, meslek ve gelir seviyesi demografik faktörleri ile finansal okuryazarlığı düzeyleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Bireylerin sağlık okuryazarlıkları ve finansal okuryazarlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okuryazarlık, Sağlığın Korunması, Finansal Davranış, Finansal Tutum, Finansal Bilgi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-Müctehid adlı eserinin oruç kitabında yer alan hadislerin muhtelifü'l-hadîs açısından değerlendirilmesi
Ali Rıza Öztürk
Bu çalışmada, İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-müctehid ve nihâyetü'l-müktesid adlı eserinin oruç kitabında yer alan hadisler Muhtelifü'l-hadîs açısından inceleme konusu yapılmıştır. Bu çerçevede on yedi farklı mesele ele alınmıştır. İbn Rüşd'ün söz konusu meselelerle ilgili birbirine zıt manada getirmiş olduğu rivayetler ve bu rivayetlerle ilgili vermiş olduğu bilgiler değerlendirilmiştir. Rivayetler incelenirken, temel hadis kaynakları, hadis şerh eserleri ve müdellel (delillendirilmiş) fıkıh eserleri kaynak olarak kullanılmıştır. Tez çalışmamızda nitel araştırma yöntemleri kullanılmış olup muhtelifü'l-hadîs kapsamına giren hadisler tespit edilmiştir. Sonrasında ilgili hadisler, dökümantasyon yöntemiyle kayıt altına alınmıştır. Elde edilen veriler analiz yöntemiyle incelenerek bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hadis, Bidâyetü'l-müctehid, İbn Rüşd, Muhtelifü'l-hadîs, Oruç, Teâruz
- Doktora TeziAçık Erişim2021Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelin afetlere hazırlık algılarını belirlemeye yönelik ölçek geliştirme: Metodolojik bir çalışma
Bahadır Tercan
Bu çalışmada hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelin afetlere hazırlık algılarını geçerli ve güvenilir bir şekilde değerlendirebilecek Yapısal Eşitlik Modellemesi doğrultusunda bir ölçek geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmacı tarafından, afet ve acil durumlara hazırlıkla ilgili literatür doğrultusunda 71 maddeden oluşan bir madde havuzu oluşturulmuştur. Bu madde havuzu, ilgili uzman görüşüne sunulmuş ve yapılan değerlendirmeler sonrası 55 maddeden oluşan taslak ölçek formu oluşturulmuştur. Taslak ölçek formu Nisan 2021-Mayıs 2021 tarihleri arasında Erzincan ve Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan 312 personele uygulanmıştır. Veri analizi SPSS 23.0 ve AMOS 24.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Katılımcıların ölçek ifadelerine verdikleri birinci ve ikinci cevaplar arasında kuvvetli ve pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur (r=0,768, p<0,001). Madde-toplam korelasyonu sonucunda madde sayısı 52'ye düşmüştür. Taslak ölçeğin yapı geçerliliğini belirlemek amacıyla Açıklayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri yapılmıştır. Taslak ölçeğin Kaiser Meyer Olkin değeri >0,6 ve Bartlett's test değeri p<0,05 olduğundan açıklayıcı faktör analizinin yapılmasına uygun olduğu belirlenmiş ve analiz sonucunda beş faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Faktörler "İstek", "Önem", "Öz-Yeterlilik", "Müdahale Becerisi" ve "Yarar" olarak isimlendirilmiştir. Bu beş faktörlü yapı, doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanmaya çalışılmış ve analiz sonucunda 28 maddeden oluşan 'Hastane Öncesi Acil Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Personelin Afetlere Hazırlık Algısı Ölçeği' elde edilmiştir. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,925 ile oldukça yüksektir ve alt boyutlar arasında ise bu değer 0,834 ile 0,926 arasında değişmektedir. Ölçekten elde edilen puanın artması daha iyi afetlere hazırlık algısının olduğunu göstermektedir. Ölçek, hastane öncesinde acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelin afetlere hazırlık düzeylerini değerlendirebilen bir ölçek olarak kullanılabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Gelişmekte olan ülkelerde inovasyonun sürdürülebilir büyüme ve kalkınmaya etkisi
Gülçin Adıyaman
İnovasyon hem mikro hem de makro iktisatta tarihsel olarak oldukça önem arz eden bir kavramdır. Bu kavramın pek çok tanımı yapılmakla birlikte ortak bir payda olarak yeni ve/veya farklılaştırılmış anlamına gelmektedir. İnovasyonun en önemli göstergelerinden biri araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleridir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, daha yüksek bir gelir seviyesine ulaşabilmek ve küresel piyasalarda gelişmiş ülkelerle daha fazla rekabet edebilmek amacıyla Ar-Ge'ye önem vermektedir. Ancak gelişmekte olan ülkeler Ar-Ge faaliyetleri açısından yetersiz oldukları için gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmaktadır. Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin en önemli amaçlarından biri sürdürülebilir büyüme performansı yakalayabilmektir. Ülkeler bu amaçla gelişmiş ülkeleri takip ederek inovasyon yapmaktadır. Ancak gelişmekte olan ülkelerin inovasyon performanslarının ekonomik büyüme düzeylerini etkileyip etkilemediği sorusu halen tartışılmaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, inovasyonun sürdürülebilir büyüme ve kalkınma üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışma, üst orta ve alt orta gelir grubundaki 30 ülkeyi kapsamaktadır. Panel veri analizin yönteminin kullanıldığı çalışmada, 1995-2018 dönemi verileri kullanılmış olup veriler Dünya Bankasından elde edilmiştir. Ampirik analizde ekonomik büyümenin göstergesi olarak kişi başına GSYH, inovasyonun göstergesi olarak Ar-Ge harcamaları verisi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, Ar-Ge harcamaları ekonomik büyümeyi olumlu etkilemektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sivil havacılık öğrencilerinin mesleğe bakış açıları: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nde bir alan araştırması
Tuncay Şahin
Bireysel taşımacılık işlemleri açısından önemli bir yeri bulunan sivil havacılık sektörü, her geçen gün gelişmekte ve büyümektedir. Dolayısıyla her zamankinden daha çok, bu alanda nitelikli eğitimlere ve personellere ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak bu alanda eğitim gören bireylerin mesleğe bakış açılarının ne yönde olduğu, mesleklerinden ne derece memnun oldukları ve geleceklerine dair ne düşündükleri bilinmemektedir. Bu sektöre yönelik daha kaliteli bir eğitim verilmesi ve alanın daha ileriye götürülmesi için bu konu, kritik önem arz etmektedir. İlgili konuya yönelik bilimsel araştırmaların literatürde sınırlı sayıda bulunması sebebiyle, bu araştırmada; Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Meslek Yüksekokulu' nun sivil havacılık programlarında eğitim gören öğrencilerin mesleğe bakış açıları ele alınmıştır. Yapılan literatür taramasıyla belirlenen bir ölçek kullanılarak, bir anket formu hazırlanmıştır. Düzenlenen anket formu kullanılarak, ilgili üniversitenin Kabin Hizmetleri, Uçak Teknolojisi ve Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği programlarında eğitim gören 241 öğrenciden veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, bir istatistiksel paket programda analiz edilerek, çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Katılımcıların cinsiyetleri, sınıfları ve eğitim gördükleri programa göre mesleğe bakış açılarında anlamlı bir farklılık olup olmadığına dair önemli sonuçların ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu bağlamda literatürde yer alan diğer çalışmalarla karşılaştırma yapılarak, sonuçlar tartışılmış ve yorumlanmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2021Tüketiciden tüketiciye elektronik ticarette (C2C) çevrimiçi ikinci el ürün satın alma motivasyonlarının sürdürülebilir tüketim davranışı ve çevrimiçi tekrar satın alma niyeti üzerindeki etkileri ve elektronik ağızdan ağıza pazarlamanın aracılık rolü
İbrahim Avcı
Uzun bir geçmişe sahip olan ikinci el ürünler, son yıllarda daha popüler hale gelmiş ve tüketiciler tarafından daha çok satın alınmaya başlanmıştır. İlk başlarda fiziki olarak bit pazarları, spotçu çarşıları, açık arttırma dükkanları gibi fiziki mekanlardan satın alınan ikinci el ürünlerin özellikle internet teknolojisi alanında yaşanan gelişmelerle beraber, elektronik platformlarda da satın alınmaya başlamıştır. Tüketiciden tüketiciye elektronik ticaret (C2C) şeklinde gerçekleşen ikinci el ürün alışverişin temelinde ekonomik, uygunluk ve fikirsel gibi birçok motivasyonlar yer almakta ve tüketiciler sürdürülebilir tüketim kapsamında da ikinci el ürünlere yönelmektedirler. Bu kapsamda araştırmanın amacı çevrimiçi ikinci el ürün satın alma motivasyonlarının sürdürülebilir tüketim davranışı ve çevrimiçi tekrar satın alma niyeti üzerindeki etkilerini belirlemek ve bu etkilerde ağızdan ağıza pazarlama davranışının aracılık rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla araştırmada örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırma kapsamında Google Forms üzerinden hazırlanan çevrimiçi anket formu ile 551 çevrimiçi ikinci el müşterisinden veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 21 ve AMOS 24 programları kullanılmış ve araştırma hipotezleri yapısal eşitlik modeli analizleri ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda çevrimiçi ikinci el ürün satın alma motivasyonlarından sadece ekonomik ve fikirsel motivasyonların sürdürülebilir tüketim davranışı ve elektronik ağızdan ağıza pazarlama davranışı üzerinde pozitif etkisinin olduğu; çevrimiçi ikinci el ürün satın alma motivasyonlarının tamamının çevrimiçi tekrar satın alma niyeti üzerinde pozitif etkilerinin olduğu, elektronik ağızdan ağıza pazarlama davranışının ise hem sürdürülebilir tüketim davranışı hem de çevrimiçi tekrar satın alma niyeti üzerinde pozitif etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırmadaki aracılık sonuçları incelendiğinde ise, elektronik ağızdan ağıza pazarlama davranışının çevrimiçi ikinci el ürün satın alma motivasyonlarından ekonomik ve fikirsel motivasyonların çevrimiçi tekrar satın alma niyeti ve sürdürülebilir tüketim davranışı üzerindeki etkilerde kısmi aracılık rollerine sahip olduğu belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Sürdürülebilir kırsal turizm bağlamında ev pansiyonculuğunun değerlendirilmesi: Artvin örneği
Jalenur Zurnacı
Sürdürülebilir kırsal turizm, kırsal alanlardaki doğal kaynakların tahrip olmadan sürdürülebilirliğinin sağlanmasına uzun vadede yerel halkın ekonomik gelir elde etmesine yardımcı olmaktadır. Sürdürülebilir kırsal turizmin desteklediği konaklama Ģekli ise ev pansiyonculuğu modelidir. Bu model sürdürülebilir kırsal turizm ile beraber planlandığında, kırsal alanlarda istihdam yaratma, yerel kültürü tanıma, kırsal halkın yaĢam kalitesi ve yaĢam standardını artırmasına olanak sağlar. Sürdürülebilir kırsal turizm bağlamında ele alınan ev pansiyonculuğunun sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel etkilerini değerlendirmek bu çalıĢmanın temel amacıdır. ÇalıĢmada nitel araĢtırma yöntemi kullanılmıĢ olup, elde edilen veriler yarı yapılandırılmıĢ mülakat formu aracılığıyla toplanmıĢtır. AraĢtırmadan elde edilen sonuçlara göre ev pansiyonculuğunun Artvin ilinde çok yaygın biçimde ilerleme kaydedemediği, teĢvik ve desteklerden pansiyoncuların tam anlamıyla yararlanamadığı belirlenmiĢtir. Diğer taraftan bazı bölgelerdeki çok hisseli konut mülkiyetleri ileriye dönük ev pansiyonculuğu planlaması yapılmasının önüne geçmektedir. Aynı zamanda ev pansiyonculuğunun yerel halkın yaĢam kalitesini artırdığı, ekonomik gelirin tüm köy halkına yayıldığı ve köyde herhangi bir çevresel tahribata neden olmadığı araĢtırmanın diğer bir sonucudur. Ev pansiyonculuğu ile kırsal alanlardaki yerel halk ile ziyaretçiler arasında samimi iliĢkiler kurulduğu ve aile ortamı yaratıldığı için kültürel aktarımın da sağlandığı araĢtırma bağlamında ön plana çıkan diğer bir husustur. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir turizm, Kırsal turizm, Sürdürülebilir kırsal turizm, Ev pansiyonculuğu, Artvin.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kentleşme sürecinin Türk sinemasına yansıması
Münevver Demir
İnsanları kendilerine çeken kentler en genel tanımıyla tarımsal faaliyetin olmadığı tarım dışı etkinliğin fazla olduğu mekânlar olarak tanımlanmaktadır. Bu mekânlar tarih boyunca pek çok değişim ve dönüşüm yaşamıştır. Ancak hiç biri kentleri sanayi devrimi kadar etkilememiştir. Sanayi devrimi kentleri ekonomik, sosyal, siyasi ve hatta kültürel açıdan bir değişim ve dönüşüme zorlamıştır. Bu değişim ve dönüşümün kent için en büyük etkisi ise kentleşme süreci olmuştur. Türkiye'de kentleşeme süreci 1950'li yıllarda tarımsal alanda yapılan modernleşme hareketiyle başlamıştır. Bu modernleşme hareketi kırsal alanda iş imkânı bulamayan aileleri büyük kentlere göç etmeye zorlayarak kentleşeme sürecinin yaşanmasına neden olmuştur. Bu tarihten itibaren hızlı bir kentleşme süreci yaşayan Türkiye, kentleşmenin etkisiyle pek çok sorunla karşı karşıya kalmıştır. Bu sorunların tespiti ve çözümlenmesinde yazılı kaynaklar kadar görsel kaynaklarda büyük önem taşımaktadır. Bu önem göz önüne alınarak Türkiye'de yaşanan kentleşme süreci sinema eşliğinde dönemlere ayrılarak Türkiye'nin kentleşme haritası çıkarılmaya çalışılacaktır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Kadim Çin'de bürokrasi ve Weber'de Doğu algısı
Sadi Arslan
Yönetsel bir örgütlenme biçimi olarak bürokrasiyi ilk kuramsallaştıran Weber bürokrasiyi, "iş bölümü, uzmanlaşma, örgütlenme, otoriter hiyerarşik yapı, gayri şahsilik, yazışmaların ve faaliyetlerin dosyalanması, yazılı kurallara bağlılık ve planlama çerçevesinde geniş grupların disiplinli bir şekilde yönetilmesini gerektiren toplumsal örgütlenme biçimi" olarak tanımlamaktadır. Tarihi oldukça eskilere dayanan bürokrasi Antik Çağ, Batı ve Doğu toplumlarında da görülmüştür. Çin'in M.Ö. 5500 yıllık mitolojik tarihi geçmişe sahip olduğu düşünülmektedir. Tarih boyunca birbiriyle mücadele içerisindeki Hanedanlıklar Çin'de yönetimi ele geçirerek kendi bürokratik yapılarını oluşturmuşlardır. Weber'in geleneksel otoriteye dayandırdığı Patrimonyal bürokrasi, yönetimi ele geçiren hanedanlıklarda görülen bürokrasi yapılanmasıdır. Çin köklü bir devlet tedavülü olmasına karşın yeknesak bir bürokrasi oluşturamamıştır. Bürokrasinin gelişmesini para ekonomisinin gelişmesine bağlayan Weber, Çin'de rasyonel bürokrasinin gelişememesinin önündeki en büyük engelin, Çin'de kapitalizmin de gelişmesini olumsuz etkileyen Konfuçyüsçülüğe bağlamıştır. Bu çalışmada; Kadim Çin siyasi tarihinde ne tür bürokratik yapılanmaların rol oynadığı, Weber'in perspektifinden Çin nezdinde Doğu'ya bakışı ve Doğu'ya hakim olan otorite tipolojileri bağlamında Çin bürokratik yapılanması işlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Artmakta olan dünya nüfusu, biyosferin yakın geleceği ve dünyayı bekleyen büyük afetlere bilim dünyasının bakışı
Mustafa Berent
Dünya nüfusu, özellikle gelişmemiş ülkelerde kontrolsüz bir biçimde artmaktadır. Sanayileşme, plansız kentleşmeler, ekonomik sorunlar eğitimsizliğe ve doğal çevrenin tahribatına yol açmaktadır. Bundan da öte gerçek bir eğitime tabi tutulamayan bu büyük nüfus kitlesi, açlık ve yoksullukla mücadele etmektedir. Bu kitle savaşlara, terörizme ve bunlardan doğacak zararlara da açık haldedir. Aç veya yoksul toplumlar öncelikle temel ihtiyaçlarını karşılama eğilimindedirler. Afet algıları ve bilinçleri gelişmemiştir. Böylelikle bu toplumlarda zarar görebilirlik had safhadadır. Bütün bu problemlerden yola çıkarak bu araştırmanın amacı, farklı dallarda çalışan bilim insanlarının gözünden ve çok disiplinli bir bakışla en derindeki problemleri ortaya çıkarmak; "Grounded Theory (Yerleşik Kuram)" deseninden yeni kuramlar üretmek ve problemlere çözümler sunmaktır. Bu bağlamda "Nüfus", "Biyosferin Geleceği", "Afetler" fenomenlerini temel alan, "yarı yapılandırılmış" bir soru seti kılavuz olarak hazırlanmıştır. Tutarlılığı ve inandırıcılığı test edilip, ardından nitel veri ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Bir dizi röportajlarla içinde Ekologların, Yapı ve Çevre Mühendislerinin, Kalkınma Uzmanlarının, Sosyologların ve Eğitim Bilimcilerin olduğu bir grup tamamı doktora mezunu bilim insanının, derinlemesine görüşme metoduyla bilgi birikimlerine başvurulmuştur. Elde edilen ses kayıtlarından oluşturulan veri yığını, tematik ve betimsel analiz yöntemleri birlikte kullanılarak, analiz edilmiştir. Çalışmalar neticesinde, sürdürülebilir bir dünyada yaşamadığımız, dengesiz gelir dağılımından kaynaklı olarak da eğitimsizliğe ve nüfus artışına, dolayısıyla iklim değişikliğine ve afetlere sebep olan en temel unsurun, yine insan ve eylemleri olduğu ortaya konmuştur. Afetlerin altında yatan en büyük problemin, nüfusa ve zarar görebilirlik kavramına çok az odaklanılması olduğu anlaşılmıştır. Araştırmacıların çalışmaları üzere çok sayıda problem ve kuram ortaya atılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Biyosfer, Nüfus Artışı, İklim Değişikliği
